Vurgun kitap kapağı

2. bölüm / 36

Vurgun

2. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 2. BÖLÜM

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen..

İyi okumalar.

"Evet onunlaydım tüm gün biraz kaçırmışız bir daha olmaz." Dediğimde Cihangir güldü. Alaycı bir şekilde.

Muhtemelen ailemle dalga geçiyordu.

Onların bilmedikleri şey ise gece beni Selin'lere Cihangir'in bıraktığıydı...

"İşte Deniz böyle Cihangir bey neden şirket işlerine bulaştırmadığımızı anlamışsınızdır." Abimin konuşmasıyla koltuklara oturdum.

"Kahvaltı yaptınız mı Deniz Hanım." Elmas teyzenin konuşmasıyla ona baktım.

Başımı salladığımda bir daha baktı. Emin misin der gibi. Gülümsedim.

"Çok güzel bir kahvaltı yaptım Elmas hanım merak etmeyin." Dediğimde başını sallayıp içeriye geçti.

"Şirketin finans departmanının komple değişmesini istiyorum." Cihangirin sözleriyle babama baktım.

Asla kabul etmezdi. O iş yaş Cihangir.

"Müsait olduğunuz bir zamanda yeni departmanı seçelim." Ne!

Babam kabul etmişti. Herkesi işten çıkartıp yeni ekip mi kuracaklardı yani.

"Herkesi işten mi çıkartacaksınız yani." Dedim kendimi tutamayarak.

Cihangir Bey'in tuhaf bakışları bendeydi.

"Sen karışma Deniz." Dedi abim.

"Asıl sen karışma." Babama baktım. "Herkesi işten çıkartıp aralarında arkadaşında olan, yola çıktığın adamları öylece bırakacaksın yani." Dediğimde sinirlendiğini anlayabiliyordum.

"İşe o yönden baksaydık bu kadar başarılı olamazdık kızım." Dediğinde dişlerimi sıktım.

Başımı iki yana salladım. Bunlar iyice delirmiş.

"Ayrıca halkla ilişkiler müdürü içinde kendi güvendiğim bir adamımı getireceğim." Dedi Cihangir bey.Bu adamın amacı neydi.

Güldüm sesli bir şekilde. Cihangirin bakışları bana döndü.

"Ahmet amcayı asla çıkartmaz." Dedim babamı göstererek.

Babama baktı.

"Onu da hallederiz Ahmet anlayışla karşılayacaktır." Bu adam babam olamazdı.

Bu sefer annemde karşı çıktı.

"Ahmet bizim sevdiğimiz bir aile dostumuz Levent bunu bir düşünelim öyle karar ver." İlk defa aynı fikirdeydik.

"Cihangir bey biz en iyisi baş başa konuşalım bu konuları buyurun çalışma odama çıkalım." Cihangir başını sallayıp babamla beraber aşağı kata doğru indiler. Babamın çalışma odası ve atölyesi vardı aşağıda.

Resim atölyem.

"Selinlerde mi kaldın." Dedi annem.

Cıkladım.

"Çağrıyla beraber içtik anne sen yaşlandın mı daha demin söyledin ya." Dediğimde işaret parmağını salladı yüzüme karşı.

"Boş boş konuşup benim sinirlerimi bozma Deniz bir daha Selinlerin evine gitmiyorsun." Dedi ve salondan çıktı.

Ablam yüzünde keyifli bir ifadeyle yanıma geldi.

"Gerçekten öyle bir evde kalacak kadar aptalsın Deniz yatağın yayları belini batmıştır umarım ." Diyip o da çıktı.

Abim zaten babamların arkasından gitmişti. Kuyruk.

Salonda tek başıma ellerimi yüzümün arasına alıp bekledim. Sıkılmıştım. Gerçekten artık sabrım taşıyordu.

Telefonum çaldığında Selin'i görünce hemen açtım.

"Bir şey söylediler mi." Dedi hemen kızacaklarına emindi çünkü.

"Yok bir şey olmadı ama Cihangir buradaydı. Ona gece içkili olduğum için eve gelmediğimi söylemişler Selin." Dedim üzüntülü sesimle.

"Ne diyorsun sen ya şaka mı bunlar. Canın sıkılmıştır şimdi senin. Restauranta geçicem birazdan mesaim başlayacak öğlene doğru gel fazla dolu olmuyor." Dediğinde onayladım.

Vedalaştıktan sonra kapattık.

Duş almak için odama doğru çıkacağım zaman aşağı merdivenlerden çıkan Cihangiri gördüm. Arkasında babam ve abim.

"Deniz hanım." Dedi Cihangir soru sormak ister gibi.

"Dün babanızı arayıp arabanızın bozulduğunu söylemiştiniz onu soracaktım yapıldı mı arabanız." Dediğinde babam kasıldı. Dün konuştuğumuz şeyleri tekrar konuşuyorduk resmen.

Gülerek babama baktım.

"Evet, babam gelip aldı beni teşekkür ederim siz beraberdiniz sanırım." Dedim Cihangire bakarken.

"Evet toplantıdaydık." Dedi ve babama baktı.

"Deniz yeni arabayı nasıl bozmayı başardın şaşkınım hep o mahalleden oluyor." Dedi abim. Habeş maymunu.

Cihangir kaşlarını çattı.

"Ben gideyim artık hoşça kalın." Dedi ve önce abimle sonra babamla el sıkıştı.

Sıra bana geldiğinde yanıma yaklaştı.

Elini sıkmam için uzattığında tekrardan elim eliyle buluşmuş oldu.

"Yalan söylemek size hiç yakışmıyor Deniz hanım." Dediğinde put gibi kalmıştım. Gerçekten de adama sürekli yalanlar söyleyip durmuştum. Bakışlarımı ona çıkartmadım. Çıkartamadım.

"Hoşça kalın Deniz hanım." Dedi ve kapıdan çıkıp gitti. Abim ve babam hesap sorar gibi tepemde dikildiklerinde hızla merdivenlere yöneldim.

Hiç sizinle uğraşamam.

Duştan sonra günlük kıyafetlerimden seçip giyinmeye başladım.

Makyajımı yaptıktan sonra hazırdım. Kimseye görünmeden çıkmak istedim ama annemlerin odasında gelen sesle merakıma yenik düştüm.

Sesler arttıkça işkillendim.

"Anne." Dedim kapıya vururken. Bir kaç saniye ses vermedi. Kapıyı açacağım zaman kilitli olduğunu anladım.

"Anne.!" Dedim tekrardan.

"Efendim Deniz." Dedi uzaktan gelen sesiyle.

"Ben çıkıyorum!." Dedim yüksek sesle.

"Tamam!" Dediğinde şaşırdım.

Bu kadın kıyafetimi kontrol etmeden bırakmazdı beni hayret. Cihangir gideli bir kaç saat oluyordu. Babamlarda ondan çıkmıştı sanırım.

Annemlerin odasından yine boğuk seslerin gelmesiyle bu sefer takmadan evden çıktım.

Arabama bindiğimde dün olanlar aklıma geliyordu. Sabah nasılda hiçbir şey olmamış gibi bildiğimiz konuyu konuşmuştuk.

Tuhaf bir adamdı. Çok tuhaf.

Ayrıca dün uzun zaman sonra ilk defa başkasının kullandığı arabaya binmiştim. Aslında kendim sürmeyi teklif edecektim ama gerildim. Sert bir yapısı vardı çekindim de diyebilirdim.

Restaurantın önüne geldiğimde karşıdaki oyuncak dükkanını görünce önce oraya yöneldim. Çiçek için bir kaç parça oyuncak ve kitap alıp kasaya geçtim.

Uzun zamandır ablasından akülü araba istiyordu. Bir ara onu da alacaktım ama bir türlü vakit bulamamıştım. Şu an alsa mıydım acaba.

"Kız çocukları için akülü arabalar ne tarafta." Dedim çalışan bir kıza.

"Göstereyim efendim." Diyip önüme geçti.

Pembe, mor , beyaz her renkten vardı. Ama zaten istediği rengi biliyordum. Beyaz. Benim arabam gibi beyaz olsun istiyordu.

"Şu beyaz olanı çıkartır mısınız." Dediğimde kısa zamanda çıkartıp paketlemişti.

Ben şimdi bunu arabaya nasıl götüreceğim.

"Aracınız var mı nasıl taşıyacaksınız." Aklımı okudu kasadaki kız.

"Arabam var ama caddenin karşısında oraya kadar yardım edecek birisi var mı yoksa kendimde taşıyabilirim." Dediğimde kız itiraz edip içeriden bir tane genç çocuk çağırdı.

Çocuk arabayı aldığında ben de parayı ödeyip diğer aldıklarımı taşıdım.

Arabanın önüne geldiğimizde hemen bagajı açıp çantamda para çıkarttım.

"Çok teşekkür ederim." Diyip çocuğa uzattığımda gülümseyerek aldı.

"Rica ederim ne demek, iyi günler." Diyip gitti.

Arabaya baktığımda deli gibi gülümsüyordum. Yaz tatilinde bol bol vakit geçirirdi Çiçeğim.

Diğerler aldıklarımı da akülü arabanın içine koyup bagajı kapattım.

Restauranta doğru döndüğümde sonunda inceleme fırsatı buldum. Çok şık ve zengin bir restauranttı. İnşallah bahşişleri de fazla fazla bırakıyorlardır diye geçirdim içimden.

Kapıya geldiğimde bir tane genç çocuk kapıyı benim için açıp hoş geldiniz dedi.

"Hoş bulduk, kolay gelsin çalışanınız Selin için gelmiştim nerede kendisi." Dediğimde baştan aşağıya beni süzüp tekrardan gözlerime baktı.

"Selin içeride servis tarafındaydı." Dediğinde başımı sallayıp içeriye geçtim. Burası buram buram zenginlik kokuyordu. Etrafa şöyle bir göz attığımda sosyeteden bir kaç kişininde burada olduklarını gördüm. Gösteriş meraklıları hepsi.

Bar tarzı bir yer vardı ve Selin oranın önünden tepsileri alıp masalara dağıtıyordu. Yoğun olmaz demişti ama bugün oldukça yoğundu sanırım.

İçeriye yürürken bir kaç gözün bana döndüğünü hissediyordum ama benim gözlerim Selin'in yorulmuş yüzündeydi.

Canım aşkım benim.

"Kolay gelsin aşk tanem." Diyip yanına ilerledim. Sarılacağım zaman geri çekildi.

"Terliyim bebişim hoş geldin." Dediğinde takmadan kollarımı boynuna doladım.

"Çok yoğunmuş tek misin." Dedim etrafa bakarken. Ayrılıp yüzüne baktım. Parmaklarımla yüzünü okşadım gerçekten çok yorulmuştu.

"Senide çağırdım Deniz ama burası bugün fena imanım gevredi kızım ölüyorum." Dediğinde işletmeciye içimden küfürler etmiştim.

"Siz yetişemiyorsanız neden bir kaç kişi daha almıyor ki işleten kişi." Dedim.

"Ya vardı aslında birazı işten çıktı birazı gelmedi böyle 5-6 kişi kaldık işte." Dediğinde dudağımı büzdüm.

"Selin masa 84." Dedi arkadan bir ses. Beni gördüğünde hemen ellerini birleştirip konuştu.

"Hoş geldiniz Deniz hanım." Dediğinde başımı salladım.

"Bir sorun mu var masanızla ya da yemeğinizle alakalı." Dedi aynı adam.

"Hayır, arkadaşımı görmeye gelmiştim." Dediğimde şaşırarak Seline baktı.

"Anladım efendim bir şeye ihtiyacınız olursa söylemeniz yeterli." Hepsi ailemin ünüydü işte.

Tanınan bir aile olduğumuz için çoğu kişi tanıyordu benide.

"Teşekkür ederim Selin hanım ilgilenir aklınız kalmasın." Dediğimde yaka kartına bakmıştım.

Şefmiş adam.

Gülümseyerek içeriye girdi.

"Ay Kaya bey bizim canımıza okudu bugün ya gaddar adam seni görünce nasıl titredi." Diyip güldü. Ben de güldüm.

Selinin telefonu çaldığında bana baktı.

"Annem." Dediğinde açamayacağını anladım.

Çantamı tezgaha bırakıp üzerindeki önlüğü alıp kendi üzerime geçirdim.

"Saçma saçma iş yapma Deniz." Dediğinde ben tepsiyi elime almıştım bile.

"Telefonuna bak yıldızımı bekletme merak etmesin bir tane siparişi götüreceğim zaten işin aksamıyor rahat rahat konuş." Dediğimde itiraz edecekti ki hemen tepsiyi alıp sipariş numarasına baktım.

Masa 84.

Siparişleri masaya bırakıp geri bar tezgahının önüne döndüm.

Başka bir garson arkadaş beni görünce konuştu.

"Selin masa 48 in siparişleri alınmamış." Dediğinde yaka kartımda Selin yazdığı sonradan aklıma geldi.

"Gidiyorum hemen." Diyip masa 48 e doğru hızlıca yürüdüm. Ayağımda topuklu ayakkabılar üzerimde son sezon bir pantolonla ve onun üzerinde de önlükle nasıl duruyordum acaba. Gülümsedim.

Masa 48 in önüne geldiğimde elimdeki kağıda bakıyordum. Ne soracağım yazıyordu.

"Hoş geldiniz siparişleriniz için geldim. Ne alırdınız." Dedim kağıtta yazılanı okurken. Ses gelmeyince başımı kaldırdım. Mavi ve yeşil karışımı gözlerim açılabildiği kadar açıldı.

Karşımda Cihangir Arslanoğlu vardı.

Ve o da epey şaşırmış gibi bana ve önlüğüme bakıp duruyordu. Boğazımı temizleyip karşısındaki kadına baktım.
Esmer güzeli bir kadın vardı.

Bana bakıp üzerimdekileri süzdü.

"Deniz hanım." Dedi Cihangir.

Karşısındaki kadın bana daha dikkatli bakarken Cihangir'e elimdeki kalemle yaka kartımı gösterdim.

"Selin ben, ne alırdınız efendim." Dedim uzatmamak için.

"Canım sizde fransız ya da italyan şarabı var mı.?" Kadının sorusuyla bir elimle başımı kaşıdım. Ben ne bileyim var mı yok mu. Ayrıca Cihangirin şaşkın ve dikkatli bakışlarını üzerimde hissediyordum.

"Zor bir soru muydu?" Kadın tekrardan sorunca ona baktım.

"Var, yani vardır diye düşünüyorum siz hangisini istiyorsunuz Fransız, İtalyan hangisi olsun." Dediğimde kadın küçümser gibi güldü.

"Şaka gibi ya böyle bir restaurantta böyle cahil bir çalışan koymuşlar, gerçi garson yani ben de ne bekliyorum ki." Kadının konuşmasıyla Cihangire baktım.

O da benim tepkime bakıyordu. Yandaki garson çocuğa baktığımda elimi salladım.

"İtalyan ya da fransız şarabı var mı." Dediğimde başını salladı.

Tekrar masaya döndüm.

"Varmış hangisini istiyorsunuz" dedim tekrardan ama kadının tavırları hiç hoşuma gitmedi.

"Senden daha bilgili birini istiyorum tatlım." Ya sabır.

"Esra uzatma siparişini ver." Cihangirin sert sesini duyduğunda alaylı ifadesi kayboldu.

Cihangire bakmıyordum. Sadece elimdeki kağıda bakıyordum verdiği siparişleri işaretlemek için.

"Ben bir tane lunch diyet salata istiyorum ama içersinde somon olsun, yanına italyan şarabı istiyorum o da açılmamış şişe olsun." Kadının söylediklerini işaretlemeye çalışıyordum ama yerlerini bilmediğim için bir tık zor oluyordu.

"Tekrar etmeme gerek var mı yoksa aklında tuttun mu." Dediğinde gözlerimi kapatıp açtım. Sabır.

"Not aldım, siz ne istiyorsunuz beyefendi." Dedim Cihangire karşı yüzüne bakmadan.

"Orta ateşte pişmiş biftek." Dediğinde bulup işaretledim. İçecek yok muydu.

"Yanında." Diye sorduğumda kadın güldü.

"İtalyan şarabı şişe istedim ya canım gerçi sen bilmezsin şişe falan pardon." Diyip yine güldü.

Evde şarap mahzenimizin olması dışında bir sorun yoktu.

"Yanında beyaz şampanya." Cihangirin sesini duyduğumda gülmek istemiştim.
Kağıda işaretlemekle uğraşmayıp direkt beyaz şampanya yazdım.

"İtalyan şarabı şişe olacak not aldın değil mi sonra duymadık diyip bardak getiriyorsunuz onunda parasını alıyorsunuz dolandırıcı gibi." Gözlerimi kadına çevirdiğimde o da gözlerini kısıp bana baktı.

"Ne bakıyorsun öyle." Cihangire döndü.
"Çattık ya." Dediğinde ben de Cihangire baktım. Bakışları bendeydi. Galiba kavga edeceğimi düşünüyordu. Bu varoşlar için ağzımı yoramazdım.

"Siparişleriniz en kısa sürede gelecek." Diyerek yanlarından ayrıldım.

Cihangirin sevgilisi mi vardı şimdi. O kadın kimdi. Buraya getirdiğine göre sevgilisiydi.

Peki restauranttaki ortamın aşırı samimiyetsiz olması. Sanki yemek yemeye değilde birbirlerine hava atmaya gelmiş gibiydi herkes.

Bar tezgahına ulaşıp siparişi masada bir yere bıraktım alırlardı sanırım. Selin ortalarda yoktu.

"Deniz aşkım." Selin.

Hemen arkamı dönüp ona baktım.

"Selin konuştun mu Yıldız teyzeyle ne diyor bir sorun var mı." Dedim hemen.

Güldü.

Arkama geçip belimdeki önlüğün iplerini çözdü. Boynumdan önlüğünü alıp kendi boynuna geçirdi.

"Bir şey yok bebişim Çiçek beni sormuş aramak istemiş seninle miyim diye sordu yok dedim." Güldüm.

Çiçeğim..

"Hıh iyi bir şey olmasında ben bu siparişi aldım nereye veriyoruz." Dediğimde masanın üzerinden alıp arka tarafa gitti. Sanırım yanlış bir yere koymuştum. Ve almalarını bekliyordum.

Selin yanıma geldiğinde yanağımdan öptü.

"Sen aşkımsın şu üstüne başına bakmadan sipariş aldın ya ben sana ne diyeyim." Dediğinde sesli bir şekilde güldüm.

"Siparişleri inşallah doğru işaretlemişimdir Selin bi baksaydın." Dediğimde elini salladı.

"Yanlış olursa değiştiririz ne olacak." Dediğinde yine güldüm.

"Kimin siparişini aldım haberin yok." Dediğimde heyecanla bana baktı.Tam ağzımı açıp konuşacağım zaman Seline seslendiler.

"Gelince söyle." Diyip gitti.

Bar tezgahına yaslanıp etrafa baktım. Cihangirlerin masasına bakmaya çalıştığımda onunla göz göze geldim. Bir de adama ben Selin demiştim değil mi.

Rezilliklere doymuyordum. Gözlerimi kaçırıp başka yerlere bakmaya çalıştım.
Selin, Cihangirlere uzak bir masanın siparişleri bırakırken kadının elinin çarpmasıyla içki bardağı çantasına döküldü.

Kadının bağırışlarını duyduğum an hemen oraya gittim.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun, bu çanta kaç yüz dolar haberin var mı senin varoş!." Kadının sesini daha net duyunca hemen karşısında durdum.

"O ağzınızdan çıkana mukayyet olun yoksa ben de ağzıma sahip çıkmam." Dediğimde kadın banada bağırmaya başladı.

"Sen kimsin kızım, siz benim kim olduğumu biliyor musunuz gebertirim sizi ayağınızı denk alın." Diyip sustu. Ağzım açık kalmıştı çok çirkin bir şekilde konuşuyordu.

"Böyle ağzın açık kalır işte bu çanta kaç dolar sen biliyor musun gelmiş buraya konuşuyor varoş gülü." Bana dedi. Varoş gülü dedi.

Seline baktığımda başını eğmişti.

"Eğme başını Selin kaldır.!" Dediğimde sesim sinirli çıkmıştı.

"Utanmaz sen kimsin ha sen kimsin benim karşımda böyle konuşuyorsun.!" Ya sen ne cırtlak bir sese sahipsin kadın.

"Çantanızın masrafını ödeyeceğim hesap numaranızı verin lütfen." Dediğimde Selin kolumdan tuttu.

Ona baktım bir şey olmaz der gibisinden.

"Ya bırak senin garson maaşım yeter mi bir de artistik yapıyor kezban." Kadının üzerine atılacağım zaman Selin tuttu.

"Deniz." Cihangirin sesini duydum ama bakışlarımı kadından ayırmadım.

"Hemen git bana müdürünü çağır seni mahkemeye vereceğim sen bittin bir de artistlik yapıyor ödeyeyim diye, çantanın 10 katı kadar tazminat davası açayım da aklın başına gelsin. Ömrün boyunca garsonluk yaparak ödersin paramı." Dediğinde güldüm. Sinirden.

"Deniz lütfen hadi uzamasın iş ne olur gel gidelim." Selin kolumdan çekiştirdi ama ben kadının kolunu tuttum.

"Bağırmadan konuş." Dediğimde kolumda bir el daha hissettim.

"Deniz bırak." Dediğinde Cihangire baktım.

"Varoşlara bak sen müdürünüzü çağırın bana HEMEN! Rezil olmaktan korkup bağırma diyor sana mı soracağım şırfıntı." Güldüm.

Kadın kolumu tutan Cihangir'i gördüğünde eliyle saçlarını düzeltip konuştu.

"Cihangir bey, tanıyor musunuz bayanı." Dedi tiksinerek bana bakarken.

Bayan anandır.

"Tanıyorum sorun nedir Derya hanım." Ne! Cihangir de mi bu kadını tanıyordu.

"Şu beceriksiz çantama şarap döktü diğer kezban ise parasını ödeyeceğini söyledi. Yani Allah aşkına kaç yüz dolar diyorum hala öderim diyor Cihangir bey." Kadın konuştuğunda bu sefer kıkırdadım.

"Bunlar böyle yüzsüz oluyor şekerim baksana gülüyor arsız bulaşma boşver." Onun karşısındaki kadın konuştuğunda artık sinirden titriyordum.

"Hayır döken kişi konuşmuyor dilsiz gibi sustu sana ne oluyor." Dedi tekrar aynı kadın. İkimizde konuşmuyorduk bunlar ne saçmalıyor.

Kadın kollarımdaki bvlgari bilekliklerime bakıp baştan aşağı beni süzdü.

"Takmış çakma takıları giyinmiş orijinal gibi duran pradaları pazardan zevksiz." Dediğinde tek kaşımı kaldırdım.

Seline baktığımda endişeli bir şekilde bana bakıyordu.

Cihangir araya girerek konuştu. "Derya hanım masrafınızı ben ödeyeceğim lütfen konuyu uzatmayalım." Dediğinde itiraz ettim.

"Sana ne oluyor ben ödeyeceğim dediysem öderim nokta." Dedim sinirle.

Cihangir şaşkın ve anlayamadığım bir ifadeyle bana bakıyordu.

"Ne oluyor Selin." Orta yaşlarda bir adam geldiğinde önce Seline sonra Cihangire baktı.

"Cihangir..ne oldu." Dediğinde herkesin Cihangiri tanıdığına şaşırmıştım. Ama bu şu an düşüneceğim son şeydi.

"Ne oldu hanımefendi sorun nedir." Dediğinde ben konuşmadım. Bana bakmamıştı zaten.

"Bu iki varoş bize saldırdı." Hadi ben neyse de Selin size ne yaptı pislik yalancılar.

Ağzımı açacağım zaman müdür diye tahmin ettiğim kişi Seline kötü kötü bakmaya başladı.

"Selin kovuldun önlüğü çıkart." Dediğinde gözüm döndü.

"Çalışanını dinlemeyecek misin." Dediğimde herkes bana baktı.

Bu iş fazla uzamıştı.

"Sen nasıl çalışanını bu iğrenç insanların içerisinde rezil edersin önce bir olayı karşı taraftanda dinle, öğren. Paranın köpeği olmuşsunuz gerçekten yazık." Dediğimde bu sefer adam kolumu tuttu.

"Bana bak!." Dediğinde Cihangirin gür sesi yankılandı.

"Turgay! Çek o elini.!" Sesi o kadar sert çıkmıştı ki korktum.

Turgay elini çektiğinde koluma baktım. Sıkmıştı pislik. Tenim hassas olduğu için en ufak bir şeye hemen kızarır ya da morarıyordu.

"Alın bu restaurantı..!" Seline döndüm. "Çıkar şunların leş önlüğünü Selin gidiyoruz." Dediğimde kadın konuştu tekrardan.

"Bir de parayı öderim diyordu." Dediğinde kadının yanına giderken Cihangir tutmuştu.

"Bırak.!" Dediğimde bırakmadı.

"Hesap numaranı yaz ya da at ne yapıyorsan yap atacağım paranı." Dediğimde güldü.

"DENİZ.!" Cihangirin sesine aldırış etmedim.

"VER ŞU HESAP NUMARASINI." Dediğimde çantasından kağıt çıkartıp yazdı. Seviyesiz beni tanımamıştı ve garson sandığı kızdan gerçekten de çantasına bir şey olmamasına rağmen parasını alıyordu.

Başımı olumsuz anlamda sallayıp telefonuma hesap numarasını girdim. 50 bin attığımda anında kadının telefonuna bildirim gitmişti. Telefonunun ekranına bakıp bana döndü.

"Sen..atmış." Dedi müdüre dönerken.

"Kalanı da sadakam olsun 675 dolarlık çanta için rezillik çıkarttın değer miydi gerçekten." Arkamı dönüp Selinin yanına gidecekken tekrardan kadına baktım. Hala sinirle bana bakıyordu.

"Ayrıca eşine söyle Bolat şirketi ile olan tüm anlaşmalarını şu andan itibaren iptal ediyorum." Dediğimde ağzı açık kalmıştı.

"Siz..sen." Konuşamıyordu.

"Deniz hanım." Arkamdan gelen Kaya şefin sesiyle ona baktım.

Cihangir köşede durmuş koyu gözleriyle bana bakıyordu.

"Deniz hanım..Turgay bey, efendim Deniz hanım Levent Bolatın kızı değerli müşterilerimizdendir kendileri." Alaycı bir şekilde güldüm.

Gözlerimi kolumu sıkan Turgay müdüre diktim.

"Selin yürü gidiyoruz ve bu iş yerine dava açıyoruz eğer bir tane bile kamera kaydı silinmiş olursa piyasada iş bulamamanız için elimden geleni yaparım.." dedim sert çıkan sesimle.

"Deniz hanım kusu.."

"İğrenç sesinizi duymak istemiyorum lütfen susun." Dedim Turgay müdüre.

Seline baktığımda rahat bir ifadeyle beni izliyordu. Arkadaşının mahalle kavgasına yatkın olduğunu biliyordu. Çıkışa doğru yürümeye başladık.
Tüm restauranttakilerin bakışları buradaydı.

Selini yanıma çektikten sonra Cihangirin yanından geçerken ona da bakmadım. Hepsi pislikti.

Selin'i Cihangirin arkasına bırakıp geriye döndüm.

Tekrar kadının olduğu masaya ilerlerken çıt çıkmıyordu.

"Deniz hanım ben bilmiyordum gerçekten kusuruma bakmayın elli bin atmışsınız hiç gerek y.." Kadının masasının üstündekileri hepsini elimle yere devirdiğimde yanındaki kadın çığlık attı.

"Seninle de görüşeceğiz." Dediğimde gözlerim Cihangire takıldı. Epey şaşkın duruyordu. İlk geldiğim bar tezgahında durmuştuk.

"Deniz hanım." Kaya şefin sesini duyduğumda ona baktım.

"Evet ." Dedim kaba bir şekilde.

Yalnız restaurantın ağzına sıçmıştık.

"Deniz hanım çok çok özür dileriz ben içerideydim sonradan haberim oldu. Kolunuz.." dediğinde koluma baktım.

Morarmıştı. Turgay denen adam yüzünden morarmıştı.

"Sorun yok kalsın Selin'in parasını versinler söyler misiniz Kaya bey." Dediğimde Selin bana baktı.

Kaya şef müdüre söylemeye gitmişti bile.Arkamız kıyamet yeri gibiydi.

"Boş ver Deniz gidelim şurdan durmak istemiyorum başını da belaya soktun kızım baban öldürecek seni." Dediğinde omuz silktim.

"Bunu mu düşünüyorsun Selin siktir et." Dediğimde gülümser gibi oldu. Benden küfür duyuyordu.

"Gülme, gülerim." Dediğimde daha çok güldü.

Bu sefer ben de sesli bir şekilde güldüm.

"Kadına elli bin attın geri zekalı." Dediğinde telefonuma baktım. Kadın parayı geri atmıştı.

"Geri atmış." Dediğimde hala gülüyordu.

Bizim olaylara karşı tepkimiz böyleydi işte. Kriz anında bile gülme tutarsa durduramıyorduk.

"Şırfıntı dedi bana." Dediğimde Selin daha sesli güldü.

Kapıdan içeriye iki tane takım elbiseli adam girdiğinde kenara çekildik.

Telefonun kamerasını açıp topluluğu çektim.

İnstagramda anlık hikaye atma kısmına girdim. Buranın konumunu girip yazdım.

"Yerde gezen farelerden ve yemeklerden çıkan saçlardan tiksinmezseniz öneriyorum ha bir de müşteri kalitesi rezil."

Yazıyla beraber hikayeyi atmıştım. Üç milyon takipçim boşuna yoktu.

Kaya şef ve Turgay müdür yanımıza gelirken telefondan bakışlarımızı kaldırdık.

"Deniz hanım çok çok üzgünüm ben bir anl.."

"Sen mi susarsın ben mi susturayım." Dediğimde Cihangir de yanımıza geliyordu. Bir sen eksiktin zaten. Biz gittikten sonra kadınla konuştuğunu görmüştüm.

"Deniz hanım bakı.."

"Selinin maaşını tam olarak ver bekliyoruz." Dediğimde Cihangire baktı.

"Ona değil bana bakacaksın.!" Dedim araya girerek.

"Gün içerisinde yatmış olur efendim." Dediğinde güldüm.

"Biz nakit alalım maaşı malum teknolojiden pek anlamıyoruz kezbanız biz varoşuz." Dediğimde yüzü kızarıyordu.

"Getiriyorum efendim." Dedi.

"Efendiler kovalasın seni çabuk getir." Dediğimde Kaya şefin sesli bir şekilde gülmesiyle Selinde güldü.

Cihangir'e bakmak istemiyordum.
Ayakkabıları görüş açıma girdiğinde başımı kaldırıp gözlerine baktım.

"Kolunuz morarıyor." Dedi sadece.

"Sorun yok." Dedim sesim soğuk çıkmıştı.
Buradan gitmek istiyordum.

"Deniz annenler benim yüzümden sana kızacak niye karışıyorsun kızım ya." Selin'in konuşmasıyla iyice sinirlenmiştim .

"Tamam Selin bir daha birisi sana aşağılayıcı bir şekilde konuştuğunda oturup çayımı içerek seyrederim." Dediğimde ellerimi saçlarımın arasından geçirip arkamı döndüm. Ellerim titriyordu.

Kolumda Selinin elini hissedince omzumu silktim.

"Tamam özür dilerim saçmaladım sadece baban sana haksız yere kızacak o yüzden üzüldüm." Dediğinde arkamdan sarılmıştı.

Cihangir ve Kaya bizi dinliyorlardı. Hatta Cihangir arkasındaki duvara yaslanıp ellerini takımın pantolonuna koymuş çekinmeden dinliyordu.

"Bugün gerçekten yap.."

"Çiçeğe çok güzel bir hediye aldım." Dedim farklı bir konu açarken.

"Offf Deniz şımartma şu kızı diyorum sana ne aldın." Dediğinde Cihangir ve Kaya'nın yanında söylemek istemedim.

"Aldım bir şeyler arabada bakarız." Dediğimde başını salladı.

"Deniz hanım gerçekten çok çok özür dileriz efendim." Kaya beyin sesini duyunca ona baktım. Cihangir'in hemen yanında ellerini önünde birleştirmiş bana bakıyordu

"Siz neden özür diliyorsunuz." Dediğimde elleri koluma kaydı

"Bileğiniz.." dediğinde herkesin bakışı bileğime indi.

"Sizlik bir durum yok Kaya bey özür dilemeyin lütfen." Dediğimde şaşırmıştı.

"Ama Deniz Hanım yani be.." arkadan gelen adım sesleriyle sustu.

Bileğimi sıkan adam görüş alanıma girdiğinde bedenimi dikleştirdim.

"Deniz hanım buyrun." Diyip zarfı bana uzattı. Geri zekalı mı.

"Pardon." Diyip yana döndüm.

"Ben mi maaş alacağım Turgay mısın nesin bana niye veriyorsun önce Selinden özür dile sonra da maaşını ver." Dedim çirkef bir şekilde.

Yani bazen böyle huylarım ortaya çıkıyordu.

Turgay hala bana bakarken arkama bakıp sonra Selin'e döndü. Cihangir'e mi bakıp kabul etmişti bu.

"Özür dilerim Selin." Dediğinde güldüm.

"Deniz lütfen uzamasın." Selin konuşuyordu ama takmadım.

"Ne için özür diliyorsun Selinden açıkladıktan sonra tekrar özür dile." Dediğimde adam iyice kızarıyordu.

"Dinlemeden direkt seni kovduğum için özür dilerim bu da tam maaşın Selin." Dediğinde gözlerimi devirdim.

"Hiç tatmin olmadım neyse senin gibi birinden zaten böyle bir özür beklenirdi." Dedim.

Selin zarfı aldığında yanıma geldi.

"Ayrıca Selini sen kovmuyorsun kendisi istifa ediyor hıyar herif." Diyip Cihangir'e döndüm.

"Sizde kusura bakmayın böyle bir olaya şahit oldunuz." Diyip Kaya şef'e döndüm.

"Kolay gelsin size de Kaya bey." Dedim.

"Kolay geldin Kaya bey." Dedi Selin'de.

"İyi günler efendim." Dediğinde Cihangir hala konuşmamıştı. Sadece durmuş hareketlerimi izliyordu.

Çıkış kapısına geldiğimizde içeriye Cihangir gibi yapılı birisi giriyordu. Bizi gördüğünde şaşırdı ama sonra hemen kendini topladı. Bu kimdi.

"Deniz baban bu sefer bizi asla görüştürmez kızım biz bittik elveda." Dediğinde güldüm.

Vale çıktığımızı görünce hemen arabayı getirmek için gitti.

"Babam şu anda bizi görüştürmüyor Selin ama biz hala beraberiz değil mi." Dediğimde koluna girerek konuştum.

"Ayrıca eğer içeride seni kıracak bir şey yaptıysam çok özür dilerim kendimi tutamadım." Dediğimde sinirden gözlerim doluyordu.

Selin hemen beni kendine çekip sarıldı. Ben de kollarımı ona doladım.

"Saçmalama Deniz bir panter gibi beni savunduğun için sana kızacak değilim." Dediğinde güldüm.

Selin aslında hakkını savunan sesi çıkan bir insandı ama söz konusu işi olunca bugün pek sesi çıkmamıştı. Çalıştığı insanlara saygısızlık yapmaz, yapamazdı.

Neyse ki ben vardım.

Araba geldiğinde hemen bindik ama sonra Selin'e arabayı göstermek için heyecanla tekrardan bagajı açıp indik.

Bagajı açtığımda Selin şaşırmıştı.

"Ya Deniz yapma diyorum şunu ağlayacağım valla." Dediğinde gözleri dolmuştu.

"Sakın ağlama Selin hem Çiçek şimdi akşama kadar sana sıkıldığını anlatmaz gezsin dursun Çiçeğim." Dediğimde gözünden akan bir iki damla yaşla bana sarıldı. Ben de gözlerimi kapatıp sarıldım.

Hala restaurantın önünde duruyorduk.

"Teşekkür ederim Deniz ben artık sana ne diyeceğimi bilmiyorum." Dediğinde omzuna vurdum. Kıkırdadı.

"Hadi gel hemen Çiçeğimize hediyesini verelim." Diyip ayrıldık.

Arabaya binmeden önce izlendiğimi hissettiğim için etrafa baktım. Kimse yoktu. Restaurantın girişine baktığımda tüm heybetiyle Cihangir duruyordu. Hatta yanında da daha demin biz çıkarken içeriye giren adam vardı. Arkadaşı mıydı yani.

O da gözlerini dikmiş bana bakıyordu. Fazla bakıştığımızı fark edip gözlerimi kaçırdım. Selinin kapısının önünden kendi kapıma yürüdüm.

Sonunda arabayı çalıştırdığımda yola çıkmıştık.

"İçerideki kadının yüzünü hala unutamıyorum Deniz beni öldüreceksin ya aptal." Selin'in söyledikleriyle ben de güldüm.

"Ben ne dediğimi ne yaptığımı bilmiyorum ki Selin. Görgüsüz ya aşırı görgüsüzler nefret ediyorum hepsinden benim ablam da bu kadının ikinci versiyonu işte." Dediğimde kahkaha attık.

"Derin'de böyle bir şey yapacak tip var zaten." Dedi gülerken.

"Birazdan tüm magazine haberler yayılacak." Dediğimde yüzüm düşmüştü.

"O zaman sıçış yaşayacağız işte yapacak bir şey yok." Diyip devam etti. "Ya Deniz acaba babanla ben konuşsam olmaz değil mi." Dediğinde gülerek kaşlarımı kaldırıp indirdim.

"Neyse bir şey olmaz sen merak etme beni unutma ki bana hiçbir şey olmaz." Dediğimde arabada kahkahalarımız yankılanıyordu.

Hareketli bir şarkı açtık. yolun kalanı sesli bir şekilde şarkıları söyleyerek geçti.

Apartmanın önüne geldiğimizde dışarı çıkıp bagajı açtık.

"Anneee." Selin aşağıdan Yıldız teyzeye sesleniyordu.

"Yıldızımmm." Dedim ben de yüksek sesle. Zaten camlar açıktı ve birinci kattı duyardı hemen.

"Kız ne bağırıyorsunuz yine siz gelinsenize yukarıya." Yıldız teyzenin sitemli sesine güldük.

"Yıldızım Çiçek evde mi." Dediğimde gözüme geçen gün gördüğüm araba takıldı. Yine köşedeydi bu sefer park edilmiş bir şekilde duruyordu.

"Evde evde nerede olacak yanınıza mı göndereyim." Dediğinde başımızı salladık.

"Sen gelsene yukarı Deniz'im yemek yaptım yiyin güzelce." Dediğinde ona öpücük attım.

"Aç değilim Çiçek'e bir şey verip gideceğim çok sağ ol Yıldız teyze." Dediğimde başını iki yana sallayıp içeri girdi.

Yıldız teyze içeri geçtiğinde Selinde koluma girdi.

"Bayılacak." Dediğinde arabayı bagajdan indirdik.

"Bencede." Dediğimde heyecanlıydım. Ama sanki izleniyormuş gibi hissediyordum kendimi.

"Ablaaa, Deniz ablaa.!" Çiçek'in bağırarak geldiğini görünce Selin'i arabayla bırakıp hemen Çiçeğime doğru yürüdüm.

"Oy benim aşk bahçem gelmiş benim Çiçeğim gelmiş oh." Dedim boynundan öperken.

"Kız sen ne güzel olmuşsun böyle yiyeyim mi seni Çiçek ha söyle yiyeyim mi." Hafif yüksek çıkmıştı sesim. Ama Çiçeğin kahkahaları bastırıyordu.

"Ya Deniz abla yapma." Diyordu ama karnından öpüyordum.

"Sana ablanın bir sürprizi var." Dediğimde hemen kollarımdan çıkıp dikleşti.

"Abla ne aldın bana ne aldın göster." Dediğinde Selin kızgın bir şekilde bana baktı.

"Bayılacaksın." Diyip arabanın arkasını işaret ettiğimde oraya doğru koştu. Ayağa kalkıp peşinden gittim.

Telefonumu çıkartıp videoyu başlattım.

"ABLA.!" Çiçek arabayı görünce yerinde zıplamaya başladı.

"Hiii çok güzel çok güzel abla teşekkür ederim." Diyip Selin'in kucağına zıpladı. Sıpa.

Selin hala bana bakıyordu. Kızmıştı sanırım.

Dikkatli bakarsanız sinirlendiğini görürsünüz.

"Ablan ne zamandır istediğini hatırlayınca dayanamadı aldı." Dedim çiçeğe hitaben.

"Çok seviyorum seni abla teşekkür ederim çok güzel." Çiçeğin ağlayan sesi hoşuma gitmemişti.

"Ağlama Çiçek, ağlama ablacım." Dedi Selin dizlerinin üzerine eğilirken.

"Ama çok güzel duygulandım sanırım." Dediğinde bu kızı ısırmak istedim.

"Şuna bak Selin şu laflara bir bak." Diyip videoyu kapattım.

"Kız ben seni yerim nereden çıkıyor bu laf ha Çiçeğim yeni bir güncelleme mi geldi sana niye ağlıyorsun ne güzel seninde artık araban oldu nasıl gezersin sen şimdi üfff." Diyip moralini düzeltmeye çalıştım.

Bana döndü.

"Yarışta yaparız artık." Dediğinde Selinle beraber kahkaha attık.

"Yaparız tabi hadi binmeyecek misin arabana bi denesene merak ediyorum." Dediğimde kollarını bana sardıktan sonra yanağımdan öpüp arabasına bindi.

"Böyle mi abla." Çalıştırmasını soruyordu.

"Evet aşkım bas oraya diğeriyle de dur." Selin'in dediklerinden sonra araba hareket edince yine videoyu başlattım. Aşkımın ilk araba sürmesini kaydetmezsem olmazdı.

"Deniz abla gidiyorum." Dediğinde kahkaha atıyordu.

"Nasıl yakıştı benim Çiçeğimi yicem kızım seni in arabadan." Dediğimde benim etrafımda tur atmaya başladı.

Üçümüzde gülüyorduk.

"Deniz! Gel kız yukarıya sen güzel bir sopayı bu sefer hak ettin." Yıldız teyzenin balkondan söylediklerini duyunca sesli bir şekilde güldüm.

"Dayağı ertelesek olur mu Yıldızım eve geçmem lazım." Dediğimde yüzü asıldı.

"Yemeğe kalsaydın öyle geçseydin annem." Dediğinde güldüm.

"Sözüm olsun aşkım." Diyince fazla ısrar etmedi.

Selin'e döndüm.

"Ben artık gideyim Selin trafik zaten kilit olmuştur hemen çıkayım yola." Dediğimde gelip sarıldı.

"Deniz bugün yaptığın her şey için teşekkür ederim." Omzuna vurdum tekrardan.

"Sus Selin sus." Diyip sarıldım.

Çiçeği yanıma çağırınca gideceğimi söyledim.

"Deniz abla lütfen bugün burada kal oyun oynarız yukarı hı ne dersin." Dediğinde yüzünün her yerini öpüyordum.

"Bugün olmaz maalesef Çiçek daha sonra oynarız ama olur mu." Dediğimde göğüsüme başını koyup sarılıyordu.

"Hep bizde kalsan keşke." Diyince başının üstünü öptüm.

Keşke Çiçek keşke.

Çiçek ve Selin'le zorda olsa vedalaşmıştık.

"Yarın kahvaltıya gidelim mi dördümüz." Dediğimde bu fikir Çiçeğin hoşuna gitmişti.

Selinde kararsızdı.

"Hadi Selin, Yıldızıma sor akşam haber verirsin bana olur mu." Dediğimde başını sallayıp beni tekrar öptü.

"Dikkatli git Deniz abla seni seviyorum." Eğilip Çiçeğe tekrar sarılıp öptüm.

"O ağzını burnunu yerim senin Çiçek gidemiyorum senin yüzünden." Dediğimde boynuma sarıldı.

Sonunda arabaya bindiğimde mahalleden çıkıyordum.

Yorulmuştum bugün. Saate baktığımda akşam altı olduğunu gördüm.

İyi fazla geç kalmamıştım. Arabayı biraz hızlı kullanıyordum çünkü trafik açıktı. Ama asıl dikkatimi çeken arkamda sanki beni takip eden başka bir lüks araba görmemdi. Ben mi paranoyaklaşıyorum yoksa gerçekten takip mi ediliyordum bilmiyorum.

Hızlanıp başka bir yola döndüğümde araba da yol ayrımında düz devam etmişti. Benim paranoyamdı hepsi. İyi.

Eve geldiğimde içimde sıkıntılar oluşmaya başlamıştı bile.

Çelik kapı korumalar tarafından her zamanki gibi açıldığında dikkatimi yeni olan korumalar çekmişti. Sayıları da çoğalmıştı.

Yine ne oluyor bu aşağılık evde.

Anahtarı arabanın üstünde bırakıp indim.
Kapıyı çaldığımda bugün olanların babamın kulağına hemen gitmemiş olması için dualar ediyordum.

Elmas teyze kapıyı açtığında normal görünüyordu.

"Hoş geldiniz Deniz hanım." Dediğinde arkasında evden birilerinin olduğunu anladım.

"Hoş bulduk Elmas hanım." Diyip gözümü kırptım ne var ne yok gibisinden.

Ellerini okey işareti yaptığında gülmek istedim. Her şey yolunda diyordu.

Şaşırmıştım.

"Emin miyiz elma şekerim." Dedim kısık sesimle. Başını salladı.

Nasıl ya.

İçeri geçtiğimde kapının orada duran Derin'i görmüştüm.

Demekki Elmas teyze o yüzden bana Deniz hanım demişti.

"Ooo sonunda varoş mahallenden kopup gelmişsin Deniz." Dediğinde sarhoş gibi görünüyordu.

"Uğraşamam seninle kaybol." Dediğimde içeriye doğru yürümeye başladım. Gerilim filminde gibiydim şu an.

Annem babam ve abim salonda oturmuş kahve içiyorlardı.

"Hoş geldin Deniz." Anneme baktığımda normal duruyordu.

"Hoş buldum." Dedim kısık sesimle.

"Saatin kaç olduğunun farkında mısın." Dedi babam.

Kolumdaki saate baktım.

"Yediyi on iki geçiyor." Dediğimde alnındaki damarları çıkmıştı. Sinirleniyordu.

Kahvesinden bir kaç yudum alıp konuştu.

"Yarın şirkete geleceksin sabah erken uyan." Abimin söyledikleriyle babama döndüm.

"Bakma öyle yarın seni şirkette göreceğim yerini biliyorsun değil mi adres atmama gerek yok." Abim dalga geçer gibi konuşunca yumruklarımı sıktım.

"Niye geliyorum anlamadım." Dediğimde bu sefer babam konuştu.

"Yarın şirkette sana uygun bir pozisyon bulacağım ve artık şirkette çalışacaksın ha eğer itiraz edersen o her gün görüştüğün arkadaşınla bir daha görüştürmem seni yurtdışını yollarım yapacağımı biliyorsun Deniz o yüzden boşuna itiraz etme." Dediğinde sinirden gözüm seğiriyordu.

Gözlerimi kapatıp açtım.

"İyice saçmaladınız ben ne anlarım şirket işlerinden iyi misiniz siz." Dediğimde abim güldü.

"Cidden baba emin misin hala vazgeçme şansın var." Dediğinde ayağa kalktım.

"Neyse abim gibi bir geri zekalı bu işlerden anlıyorsa ben de çabuk kaparım." Diyip odama doğru gitmeye başladım.

"Duydun mu baba iyice tepemize çıkıyor çok yüz verdin bu kıza arsızlaştı." Abimin sesi gittikçe uzaktan gelmeye başlıyordu.

Sonunda kendimi odama attığımda kapımı kilitleyip üzerimdekileri çıkartmaya başladım. İç çamaşırlarımla kalınca sırt üstü yatağa attım kendimi.

Bugün yaşananlardan nasıl olurda babamın haberi olmazdı. O Derya dedikleri kadının kocasıyla anlaşmayı resmen bitirmiştim bundan da mı şüphelenmediler anlamıyorum. Ya da birisi bunu engellemişti.

Ellerimi saçlarıma geçirip derin bir nefes verdim.

Yarın şirkette yaşayacaklarımı düşündükçe ürperiyordum. Çok zor olacaktı. Telefonuma mesaj geldiğinde yan taraftan uzandım.

♥️: Deniz kahvaltıya başka bir gün gitsek olur mu bebeğim erkenden bir iş görüşmesine gideceğim şu an haber aldım.

Selin'in mesajını okuduğumda hemen cevap yazdım.

Ben: Olur bir tanem haber ver bana mutlaka nasıl geçtiğini öpüyorum hepinizi 💋.

Çok geçmeden yarın şirkette nelerle ve kimlerler karşılacağımı bilmeden uykuya daldım.

BÖLÜM SONU

OY VERMEYİ VE YORUM YAPMAYI UNUTMAYIN AŞKLARIM.

KİTABI NASIL BULUYORSUNUZ.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.815okunma 82beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.