18. bölüm / 36
Vurgun18. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 18. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime · Okuduğun bölüm
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Keyifli okumalar..
"Güzel, hatta çok güzel bir kız herkesi etkileyebilecek bir güzelliği var ama sen etkilenmezsin...etkilenmezdin. Kaç tane kadın oldu böyle hayatında..biriyle çıkıp karşımıza gelmeyi bırak hiçbirini doğru dürüst yemeğe çıkartmadın."
Ayliz susmamaya yemin etmiş gibi tekrar konuştu.
"Deniz'den daha güzel kızlarla takıldın sen Cih.."
"Sus diyorum sana Ayliz başlatma daha güzeline lan.!"
Elini sanırım masaya vurmuştu Cihangir.
"Cihangir sen Deniz'e karşı bir şeyler mi hissediyorsun.?"
****************
İkisinden de ses çıkmayınca bir adım atıp kapıya biraz daha yaklaştım.
Konuşmuyorlardı.
Cihangir bir cevap vermediğinde kalbimin sesini neredeyse duymak üzereydim.
Hayır demedi.
Evet de demedi ama.
"Dedem söylemişti..söylemişti ama inanmamıştım. Cihangir konu Deniz olunca yumuşuyor nedenini öğren demişti ilk baştan anlamıştı adam.!" Ayliz'in sesi yükseldiğinde kaşlarım çatıldı.
Ayliz sanırım beni hiçbir zaman sevmeyecekti.
"Fazla iyi bir insan...saf, iyi niyetli olamaz kimse bir şey vardır belki kaptırma kendini lüt.."
"Kimseye bir şey kaptırdığım yok Ayliz.! Delirtme beni bir anlaşma yaptık ve o artık bana emanet uzatma daha fazla aklındaki sikik şeyleri de sil...yok hoşlanma falan."
Kalbimin kırılma sesi umarım tüm evde duyulmamıştır.
Aptal gibi benden hoşlanma ihtimaline heyecanlanmıştım.
Gerçekten çok aptal bir insandım.
Ayliz ona bir şeyler daha söylerken geldiğim gibi yavaşça kapının önünden ayrılmak istedim ama merdivenlerin oradan bana bakan adamla göz göze geldiğimde yerin dibine girmiştim.
Arkamda kalan kapıya bakıp hemen yanına yürüdüğümde yüzüne bakamıyordum.
"Ben Sıla'nın yanına gidiyordum...ağlayarak odasına çıktı diye arkasından gittim...sonra odasına giderken bir kaç ses duydum.." Cümleyi bölük börçük tamamlamaya çalışıyordum ama olmuyordu.
Sonra da onları gizlice dinledim mi diyeceğim.
"Sonra..adımı duyunca durdum...biraz dinledim." Utançtan ölmek üzereyim.
Dudaklarımı birbirine bastırıp hala yere bakmaya devam ederken Saffet beyden ses çıkmamasıyla kızaran yüzümle beraber ona baktım.
Dudaklarındaki tebessümle bana bakıyordu.
Şaşırsam da bakışlarımı tekrar kaçırdım.
Ayliz ve Cihangir'in söylediklerini duymuş muydu acaba.
Benim duyduğumu onlara söyler miydi.?
Ben bu düşüncelerle boğuşurken arkamızda ki kapının sertçe açılmasıyla sıkıca gözlerimi kapatıp açtım. Cihangir'den başkası kapıyı böyle açamazdı.
Rezil olacaktım.
Sert adım sesleri durduğunda Saffet bey arkamdaki adama doğru bakmaya başlamıştı.
"Dede.?" Sesi soru sorar gibi çıkınca Saffet beye baktım.
"Yemek için sizi çağırmaya geldik." Saffet beye şaşkınlıkla baktım.
"İkiniz mi.?" Cihangir hala sorguluyordu.
"Ben aşağıda bekleyeyim sizi." Konuştuktan sonra beklemeden merdivenlerden inmeye başladığımda kalbin neredeyse yerinden çıkacaktı.
"Yavaş in noluyor." Son üç basamak kala yan taraftan çıkan abimle karşılaşınca gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum.
Bir şey demeden yanından geçtiğimde arkamdan bir şeyler söylüyordu.
Abimi takmadan salona geçtiğimde gördüğüm masayla beraber iyice gerilmiştim. Herkes yavaş yavaş gelmeye başlayacaktı ki başlamıştı bile.
Cihangir önde, Saffet bey ve Ayliz arkasındaydı.
Cihangir bana baksada ben ona bakmadan Saffet beyin yönlendirmesiyle masaya geçtim.
Herkes masaya eksiksiz oturduğunda çatalımı hemen önüme almış tabağımdaki eti ağzıma atmıştım.
Açlıktan gözüm kararıyordu o derece kötü olmuştum.
"Ayliz." Aklıma gelenlerle dalgınca yemeğini yiyen Ayliz'e seslendim.
Abime bakıp tekrar Ayliz'e dönüp konuştum.
"Irmak vardı bir tane sen onu tanıyor musun.?" Gözlerini kıstığında cevap vermemişti. Ama sinirlenmişti.
"Abimin eski sevgilisi manken gibi olan kızdan bahsediyorum uzun boylu hatırlıyorsundur bence çünkü baya dikkat çekici bir kadındı." Çatalımla karşımdaki abimi göstermiştim.
Ayliz hala cevap vermeden bana bakmaya devam edince gülümsedim.
"Bir tane de kıvırcık saçlı çok güzel bir kadın vardı abi neydi ismi...Öykü..Öykü'de çok güzeldi bayılıyordum onun saçlarına." Elindeki çatalı sıkıyordu ama yüzünde tek bir mimik dahi oynamıyordu.
"Deniz, ne saçmalıyorsun sen. şimdi geçmiş gitmiş kişiler için konuşmaya değer mi.?" Konuşunca abime döndüm hemen.
"Doğru söylüyorsun geçmiş gitmiş kızlar için konuyu açmamam lazım Ayliz'e saygısızlık olmasın çocuğunun annesi sonuçta." Ayliz bakışlarını hemen Cihangir'e çevirip şokla gözlerini açtı.
Üzerimdeki kehribar bakışlarla önüme döndüm.
"Deniz." Ayliz ismimi söyleyince ona baktım.
"Sadece işine yaradığımda mı iyi oluyorsun eğer öyleyse söyle bundan sonra ben de sana aynı şekilde davranacağım." Tüm herkes yemeğini bırakmış bizim konuşmamızı dinliyordu.
Yani benim.
Abim boğazını temizlediğinde ona baktım.
"Deniz." Ayliz mahçup bir şekilde konuştuğunda yorgunluk ve halsizlikle gülümsedim.
"Saffet bey dışında bu evde kimseyle muhattap olmamam gerektiğini gösterdiğin için teşekkür ederim...afiyet olsun Saffet bey bugün yorucu bir gündür ben odaya çıkayım."
Saffet bey ağır ağır anlayışla başını sallayınca sandalyemden kalktım.
Cihangir'de benimle kalkınca hemen elimle onu durdurdum.
"Gelme sakın." Hareketleri durduğunda hızlı bir şekilde merdivenlere yürüyüp odama çıktım.
Dolan gözlerime lanet ederek kapıyı arkamdan kilitleyip sabahki gibi arkasına oturdum.
Senden hoşlanmıyor diye Cihangir'e kızıyorsun.
Ne zaman aktığını bilmediğim gözyaşlarımı silerek akan burnumu çektim.
Sinirlenmiştim. Cihangir'in benden hoşlanma ihtimaline sevindiğim için sinirlenmiştim.
Aptal Deniz.
Aptal.
Tekrar burnumu çekip saçlarımı yan tarafa attım.
İki avucumu saçlarımın üstüne koyup öylece parkeye bakmaya başlamıştım.
Cihangir'e sinirlisin.
Hayır.
Ona sinirli değilim, kendime sinirliyim.
Heyecanla çarpan ve sonrasında vazo gibi kırılan kalbime sinirliyim.
Ayağa kalkıp odada bir kaç tur attıktan sonra hala akan gözyaşlarımı siliyordum.
Aynaya gözüm kaydığından kendime baktım.
Yüzüm ve boynum kıpkırmızı olmuştu.
Ona sinirlisin.
Kabul etmek istemesem de Cihangir'e de sinirliydim. Söylediklerine üzülmüştüm. Aptal gibi üzülmüştüm.
Cihangir gibi birisi zaten benimle ilgilenecek değildi. Sadece ben öyle olmasını içten içe istemiştim.
Benim gibi zayıf, ezilen, her fırsatta ona rezil olan ve yeğenini terk adamın kardeşine karşı tabii ki bir şey hissetmez.
Babam babaannesini öldürmüştü.
Camı açıp dizlerimin üzerine çöktüm, başımı pencerenin kenarına koyduğumda sessizce çığlık attım.
Hoşlanma falan yok.
Bu cümleye neden kırıldığımı anlayamıyordum.
Ayliz'in söyledikleri.
İyi miydi kötü müydü anlayamıyordum. Ben iyiysem iyi, ben kötüysem kötü.
Gerçi iyiysem de kötüydü.
Ben de onlara artık iyi davranmayacağım. Kararımı verdim.
Yaklaşık bir buçuk iki saat boyunca odada kendimi yedikten sonra yatağa uzandım ve günün yorgunluğuyla uyuyakaldım.
Sabah Sıla'nın odama gelip bana sıcak çikolata getirmesiyle uyanmıştım.
"Teşekkür ederim tekrardan." Uyanır uyanmaz sıcak çikolatayı içmiştim.
Tabi o da benimle beraber içiyordu.
"İyi misin biraz daha." Dedi.
Öylesine başımı salladım.
"Kimse benimle konuşmuyor." Bunu demesi bir an komik geldiği için güldüm.
"Allah Allah niye konuşmuyorlar ki halbuki suçlu falan da değilsin Sıla." Benim alayla söylediğime o da gülünce yorganı bacaklarımdan çekip ayağa kalktım.
"Evleniyorsunuz bugün." Dediğinde iç çektim.
Evleniyorduk.
Benim hoşlandığım ama benden hoşlanmayan bir adamla evlenecektim.
Böyle hayal etmemiştim.
Aşık olduğum kişiyle evleneceğim diyordum hep.
Dün gece uyumadan önce dolaba astığım beyaz kısa elbisemi askıdan çıkartıp Sıla'ya döndüm.
Beni ve elimdeki elbiseyi görünce hemen elindeki kupayı bırakıp ayağa kalktı.
"Bunu mu giyeceksin, çok güzel." Başımı sallayıp ben de elbiseme baktım.
Beğenmiştim ve sade bir nikah için idealdi.
Sıla elbiseyi incelerken telefonumun çalmasıyla hemen açtım.
"Bebişko." Selin'in enerjik sesiyle gülümsedim.
"Günaydın Selin hanım nasılsınız.?" Güldü.
"İyiyim bir tanem sen nasılsın...kahvaltı yaptınız mı geleyim mi.?" Dedi.
"Yapmadık ama yine de gel beraber burada yaparız öğlene doğruda nikah olur zaten, Yıldız teyze ve Çiçek geliyor değil mi.?"
"Evet evet üçümüzde geliyoruz merak etme seni tek bırakır mıyız kızım biz." Sanırım hazırlanıyordu çünkü arkadan fazla hışırtı sesleri geliyordu.
"O zaman siz kahvaltınızı yapın bizde hazırlanalım çıkarken haber veririm sana. İstediğin bir şey var mı.?" Dediğinde başımı iki yana sallayarak konuştum.
"Sizi istiyorum sadece." Güldüğünde ben de güldüm.
"Emrinize amadeyiz hanımefendi bir saate oradayız aşkım kapatıyorum şimdi hadi tutma beni." Vedalaştıktan sonra kapatmıştık.
Sılaya döndüğümde hala elbiseme baktığını görünce yanına gittim.
"Biraz sade ama zaten senin tarzın böyle sakın yanlış anlama çok yakışıyor her şey şirkette giydiklerini ablama anlatıyordum inanmıyordu." Tebessüm etmişti ama ben bu anlattığına tepki vermedim.
"Tamam şirketi katmıyorum özür dilerim." Başımı sakladığımda odamın kapısı tıklatılmıştı.
"Deniz." Cihangir'in sesiyle hemen Sıla'nın koluna tutundum.
"Banyoda der misin ama odaya girmesin müsait değilim de." Sıla'ya bunları söylediğimde şaşırsada kapının oraya gidip konuştu.
"Abi, Deniz banyoda birazdan çıkar...girme müsait değilim üzerimi değiştiriyorum."
"Burada mı değiştiriyorsun üstüne Sıla." İnanmamıştı sanırım.
"Sabahın 7 sinde banyoya mı girdi Deniz." Sıla bana baktığında başımı evet anlamında salladım.
"Evet." Dedi.
Cihangir'den bir süre ses gelmeyince gitti sandık ama tekrar konuşmuştu.
"Deniz nikahtan önce biraz konuşabilir miyiz.?" Anlamıştı banyoda olmadığımı.
Nasıl.?
Sılaya dalgınlıkla başımı iki yana salladığımda o konuştu.
"Hayır diyor." Eliyle ağzını kapattığında kocaman açtığı gözleriyle bana bakıp tekrar konuştu.
"Hayır der." İyice sıvamıştı.
Odanın kapısı açıldığında dünden beri kaçtığım kehribarlarla göz göze gelmiştim.
"Dışarı." Sılaya söyledi ama gözleri hala bendeydi.
Sıla abisini ikiletmeden çıktığında baş başa kalmıştık.
"Günaydın." Diyerek konuşmaya başladığında bir şey demeden ona bakmaya devam ettim.
Derin bir nefes verip konuştu.
"Dün duydukların hakkın açıklama yapmak için geldim...Deniz yanl.."
"Ben bir şey duymadım Cihangir açıklama yapma bana lütfen...benim hazırlanmam lazım müsade eder misin." Arkamı dönüp Sıla'nın yatağın üzerine bıraktığı elbiseme baktım.
Cihangir'in bana yaklaşmasıyla kasılmıştım.
Hoşlanmadığını duyduğumu, bildiğimi biliyordu.
"Çıkar mısın Cihangir." Ona bakmadan konuşmuştum ama o omzumdan tutarak beni nazikçe çevirdi.
"Deniz." O döndürdü ama ben tekrar ona arkamı dönmüştüm.
Sıkıntıyla bir nefes daha verdiğinde fazla çocuklaştığımı biliyordum.
Belki de bu yüzden hoşlanmıyordu benden. Çocuksuydum.
Ayliz söylemişti zaten senin takıldığın kadınlar gibi değil diye yani kısaca onun tipi değildim.
O da bizim tipimiz değil.
Öyle.
Öyle.
Kendimi kandırıyordum sadece.
"Ne kadarını duydun bilmiyorum ama yanlış anlamışsın Deniz."
Kendisi söylemişti nasıl yanlış anlayabilirdim ki. Resmen beni teselli ediyordu.
"Sen aslında sana karş.."
"Cihangir." Ona bakarak konuştum.
"Bana bir açıklama yapmak zorunda değilsin hele ki bu konuda açıklama yapma ben sadece Ayliz'e sinirlendim ve artık ona göre davranacağım ortada senlik bir durum yok o yüzden açıklama yapmana da gerek yok."
Yüzüme bakmaya devam ederken birden bakışları yumuşadığında gözlerimi kaçırarak tekrardan konuştum.
"Ayliz'in beni başkalarıyla kıyaslamasına sinirlendim." Başımı aşağıya eğdiğimde çenemden tutarak ona bakmamı sağlamıştı.
"Değil Ayliz, hiçkimse seni başkasıyla kıyaslayamaz Deniz, sen kimseyle kıyaslanamazsın."
"Algılarımı alt üst eden bir kadın kimseyle kıyaslanamaz."
Gözlerine bakmaya devam ettim ama çok utanıyordum. Daha fazla dayanamayarak bakışlarımı kaçırdım.
İyi bir şey mi söylüyordu kötü bir şey mi çok anlayamamıştım ama sanırım iyi bir şeydi.
"Dün söylediklerimde cid.."
Odanın kapısı tıklatıldığında gözlerini kapatarak başını tavana kaldırınca adem elmasına baktım.
Öp gitsin.
Sanki Cihangir düşüncelerimi duymuş gibi kızarmaya başladığımda odamın kapısı tekrar açıldı.
"Cihangir, sende mi buradaydın." Ayliz biraz daha içeriye girerek bana bakınca ben de ona baktım.
"Biraz konuşabilir miyiz dün yanlış anlaşıldım sanırım." Gülümsedim.
"Ben seni yeterince net anladım Ayliz merak etme bundan sonra ona göre davranacağım zaten iyi oluncada arkamdan konuşuluyor bari hakkını vererek kötü olayım bir de öyle konuş...başkalarıyla kıyasla."
"Ama bundan sonra benim de aynılarını yapacağımı unutma olur mu.? Siz sanıyorsunuz ki benim hiç ağzım, dilim yok ya da sizin arkanızdan konuşacak sizin kalbinizi kıracak bir üslubum yok...var ama ben olaylar büyümesin diye uğraştım. Zaten yeterince sıkıntılı durumlar yaşanıyordu destek olmak istemiştim. Oldum da." Alayla gülümsedim.
"Ama senin beni Cihangir'e kötülemeni durduramamış bu desteğim."
Hemen konuştu.
"Kötülemedim Deniz neden kötüleyeyim sen sadece...Deniz bak bu durum sana anormal gelebilir ama hiçbir insan bu kadar iyi olamaz. Tüm samimiyetimle söylüyorum sana bunları...İyisin, safsın, güzelsin, akıllısın ve bunların hepsi bir arada olamaz tamam mı.? Bu yüzden kafam karışık sadece."
"Bu yüzden mi Cihangir'in daha önce takıldığı kızlarla kıyaslıyorsun beni." Şaşırarak önce bana sonra da Cihangire baktı.
Hemen ban döndü ama ne diyeceğini bilemiyormuş gibiydi.
"Bu yüzden mi kızdın." Dedi şaşkınca.
"Evet...Hayır sadece bu yüzden değil diğer söylediklerine de kırıldım." Ayliz kaşlarını şaşkınlıkla kaldırmış bir bana bir Cihangire bakıyordu.
"Ben...özür dilerim yani buna alındığını anlamadım sandım ki diğer söylediklerim için kızdın." Cihangir'e yaptığını bana da yapıyordu. Bir şeyleri anlamak istermiş gibi dikkatle hareketlerimi inceleyerek konuşuyordu.
"Onu lafın gelişi söyledim sadece ona değil beni kötülemene daha çok kızdım ve kırıldım...her neyse Ayliz bitti mi konuşmamız eğer bitmeseydi ben çıkayım siz devam edin seversiniz arkamdan konuşmayı." Cihangir'e de taş atmıştım ama olsun.
Beni kıyaslatmasaydı.
Ne alaka.
Çok alaka. Ayliz'e beni kıyaslatmıştı.
Tövbeler olsun.
"Arkandan falan konuşmadım Deniz." Cihangir sertçe konuştuktan sonra Ayliz'e döndü.
"Çık dışarı Ayliz bizim konuşmamız daha bitmedi." Dedi.
"Bitti bizim konuşmamız, zaten konuşacak bir şeyimiz yok siz konuştunuz ben de istemeden kulak misafiri oldum ve konu kapandı." Ayliz, Cihangir'in sinirle bana bakan suratına baktıktan sonra bir kaç adım geriye doğru gitti.
Kolumdaki yumuşak tutuşlu parmaklarla Cihangir'e baktım.
"Yanlış anladın diyorum dinleyecek misin beni." Sinirlenmişti ama sesine yansıtmamaya öze gösteriyordu.
"Dinlemeyeceğim." Dedim.
Ofis fantezisi yaptığın kişiler dinlesin seni.
Bu aklıma gelmeseydi iyiydi. Bir arkadaş üzülüyor da bunu sonra düşünsem olur mu.?
Cihangir'in kolumdan kurtulup ben de Ayliz gibi kapıya gitmeye başlayınca ondan önce odadan çıktım ve ikisini arkamda bırakıp merdivenlerden inmeye başladım.
Onların odamdan çıktıklarını Cihangir'in Ayliz'e kızgın bir şekilde konuşmasıyla anlamıştım.
Salona bakındım ama kimse yoktu. Bahçeye kurulan masanın yanına gidip duvara yaslandım.
Çalışanlar masayı hazırlıyorlardı.
Biraz masaya yanaşıp ağzıma gizlice salatalık atıp tekrar eski yerime geçecektim ama sol taraftaki kapıdan giren Ayliz ve Cihangir ile beraber hızlı hızlı çiğnemeye çalıştım.
"Otur öyle ye Deniz." Cihangir onun oturduğu yerin yanındaki sandalyeyi benim için geriye çekip konuştuğunda başımı iki yana salladım.
"Saffet bey gelsin otururum." Dediğimde Ayliz çoktan yerine oturmuştu.
"Dedem bir iki dakikaya gelir otur lütfen." Diye tekrar konuştuğunda elimde kalan salatalıkla çektiği sandalyeye oturduğumda öne doğru itekledi.
Teşekkür etmedim ilk defa.
O da sağ tarafımdaki yerine geçtiğinde kollarını masaya koyarak önüne doğru bakmaya başlamıştı.
Elimde kalan salatalığı da ağzıma attığımda bahçeye giren arabayla arkama baktım. Abim gelmişti.
Abim demişken aklıma diğerleri geliyordu. Ne yapıyorlardı acaba.
"Irzını siktiğimin piçi." Yanımdaki adamın ağzının içinden ettiği küfürle Ayliz boğazını temizledi.
"Deniz." Abimin sesiyle yutkunup ona baktım.
"İyi misin." Hiçbir şey olmamış gibi başımın üzerinden öptüğünde biraz Cihangir'e doğru eğilince o hemen kolumu tutmuştu.
Cihangir'den kolumu kurtarmadan önce bir kaç saniye bakışmıştık.
Göz kontağımızı ve temasımızı kesen taraf bendim.
"Dinleyecek misin beni." Dedi abim.
Cihangir'de bunu sormuştu bir kaç dakika önce.
Cevap vermediğimde abim Cihangir'e baktı ama o bana bakıyordu.
"Kavga mı ettiniz siz noluyor." Yine kimseden ses çıkmadı.
"Otur şuraya Cesur.!" Cihangir sert bir şekilde tepemizde dikilen abime doğru konuşunca abim başka yer yokmuş gibi yanıma oturdu.
Cihangir yine söylenirken Saffet beyde gelmişti.
"Hadi çocuklar niye ayaktasınız kahvaltınızı yapın nikah memuru gelecek." Konuştuktan sonra bana baktı Saffet bey.
"Deniz, nikahı bahçede istediğine emin misin hemen güzel bir yer ayarlayabiliriz." Elimdeki çatallar beraber hemen konuştum.
"Eminim Saffet bey hem baksanıza ne kadar güzel oldu bahçe." Bahçeyi sabah erkenden hazırlamaya başlamışlardı. Sıla gelince terastan beraber izlemiştik.
Her yerde beyaz tüller ve çiçekler vardı.
Tam sevdiğim gibi.
Saffet bey kararsız kalmış gibi bana son kez bakıp yerine geçtiğinde bu sefer de Cihangir konuştu.
"Deniz beğeneceğin güzel mekanlar ayarlamam bir saat sürmez evet dersen hemen gidelim ve beğen." Ona da başımı olumsuz anlamda salladım.
"Ben bahçeyi beğendim merak etmeyin hem zaten...zaten formaliteden bir nikah olacak bu kadar hazırlığa gerek var mı.?" Söylenirken zorlanmıştım.
Cihangirle bu şekilde evlenmek istemezdim.
Onunla farklı zamanlarda tanışıp aşık olarak evlenmeyi isterdim.
Sabah uyandığımdan beri bunu düşünüyordum.
Keşke severek evlenseydik.
Ama dünden sonra bunun olmayacağını zaten çok net anlamıştım. Sadece hayal kuruyordum.
Olmayacağını bile bile düşünüyordum işte.
Herkes kahvaltıya başladığında kaçan iştahımla beraber ağzıma bir kaç lokma bir şey atmış ve çatalımı bırakmıştım.
"Konuşalım mı artık." Abimin sessizce söylediğini hepimiz duymuştuk.
Ayliz'e söylüyordu.
Ayliz cevap vermeden ağzına reçel sürdüğü ekmeği atınca gözlerini kapatıp açtı.
"Yemekten sonra konuşacağız." Bu sefer soru sormayan bir ses tonuyla konuşunca Saffet bey boğazını temizledi.
"Yemeğini ye Cesur, ne yapacaksanız bugün yapmayacaksınız...kardeşinin gününü mahvetme." Saffet bey konuşmasını bitirdikten sonra ona bakan benimle göz göze gelip göz kırpınca istemsizce gülümsedim.
Saffet beyi gerçekten seviyordum.
Bu eve sırf o var diye gelmek istemezken şimdi tam tersiydi.
Ben böyle düşünceler içerisindeyken bahçeye gelen Sıla'yla bakışlarım ona çıktı.
Saffet bey ve diğerleri ona bakmadan kahvaltılarına devam ederlerken Sıla'nın titreyen gözleriyle konuştum.
"Gelsene Sıla." Abisinde ve ablasında olan gözleri beni bulunca minnetle gülümseyip bir adım attı ama Saffet beyin konuşmasıyla adımları durdu.
"Odana çık." Kaşlarım istemsizce kalktığında Cihangir'e baktım.
Arkasına yaslanmış keyifle bana bakıyordu. Bakışlarında benim bu durumda ne yapacağımı merak eden bir ifade vardı.
Ona kaşlarımı çatarak Saffet beye döndüm.
"Saffet bey...Bu karşımdaki şahıs bitiyor başka bir sorun başlıyor, hep beraber kahvaltımızı yapıp kalkalım lütfen. Hem siz dediniz bugün benim günüm mahvetmeyelim." Saffet bey beni dinledikten sonra derin bir nefes vererek Cihangir'e baktı.
O bakınca bende Cihangir'e döndüm.
Bana bakıyordu.
Hem de dudağının kenarı kıvrılmış bir şekilde.
Sapık bu adam.
Farkında olmadan gözlerimi ondan çekemediğimde kendimi büyüsüne kapılmış gibi hissettim.
Ayliz'in öksürmesiyle neredeyse yerimden sıçrayarak bakışlarımı Cihangir'den çektim.
Onun hala bana baktığını hissederken onay almak ister gibi tekrar Saffet beye döndüm.
Tek kaşını kaldırıp başını iki yana salladığında yanımda boş duran tabağı aldım.
Masadaki yemeklerden azar azar doldurup elimi Cihangirin tarafındaki ekmek sepetine uzattığımda o yardımcı olarak sepeti verdi.
"Ben doydum izninizle gidip hazırlanayım birazdan Yıldız teyzelerde gelir zaten." Elimdeki tabakla beraber masadan kalktığımda Sıla'nın yanına yürüdüm.
"Bana yardım eder misin.?" Elimdeki tabaktan çektiği bakışları bana çıktığında kolumu okşayıp elimdeki tabağı aldı.
"Teşekkür ederim beni düşündüğün için." Ne dediğini sadece benim duyduğumu sanıyordum ama Ayliz konuşunca onlarında duyduğunu anladım.
"Sende biraz onu düşünüp mal mal şeyler yapmasaydın keşke ablacım." Öyle kinayeli söylemişti ki.
İki kardeş resmen gözümün önünde düşman olmuşlardı.
"Sende keşke beni düşünüp arkamdan konuşmasan Ayliz." Benden gelen karşılıkla gözlerini kısarak bana baktı.
"Bana onu mu savunuyorsun...dün seni o hale getiren kişi şu an kahvaltı tabağı hazırladığın kişinin ta kendisi bil istedim." Alayla konuşuyordu.
Ben de onun gibi alayla gözlerimi kıstım.
"Tanıştığımız günden beri destek verip yanında olmaya çalıştığım kişinin beni başka kadınlarla kıyaslamasına daha çok alındığıma emin olabilirsin."
Ayliz ağzını açıp kapattı ama bir şey diyemeden Cihangir'e baktı.
"Saffet bey var diye uzatmayacağım ama beni bir daha Cihangirin takıldığı diğer kadınlarla kıyaslama Ayliz aynısının yüz katını sana yapabilirim sor yanındaki geri zekalıya." Abim son cümlemle hızlı bir şekilde ayağa kalktığında söylendi.
"Elimde kalacaksın Deniz, Saffet amca var diye uzatmamış halin bu mu ağzımıza sıç bir de."
Saffet bey bastonuyla abimin yanıma gelmesini engelliyordu.
"Tamam Deniz hadi gidelim biz saçını makyajını yapalım hadi." Sıla kolumdan tutup beni yürütmeye çalıştığında Cihangir'in sabahtan beri bana bakan ifadesiyle iyice sinirlendim.
"Niye gülüyorsun Cihangir." Cevap vermeden kollarını birbirine dolayıp gözlerini kısarak tekrar keyifle bakınca başımı hızlı hızlı sallayarak elimle abimi gösterdim.
"Şirket hisselerini Cesur'a satayım da gör sen." Bunu dememle Cihangir başını arkaya atarak güldüğünde ben dahil herkes ona baktı.
Saffet beyde güldüğünde kaşlarım iyice çatıldı. Ayliz gülen Cihangir'e bakıp ağzının içinden bir şeyler söylüyordu.
"Gülmeye devam et hisselerin elinden gidince de gülersin." Dediklerimi ciddiye almadığını hala gülerek bana bakmasıyla anladığımda Saffet beye baktım.
Hala gülen torununu yüzündeki tebessümle izliyordu.
Ayliz'e hitaben tekrar konuştum.
"Aynı ablana çekmişsin Cihangir. Uyuzun tekisin."
"Cihangir'e sinir olup Ayliz'e niye laf atıyorsun şimdi." Konuşan abime bir şey demeden arkamı döndüğümde gülen Sıla'nın yanından geçip içeriye doğru yürümeye başladım.
"Geçmiş olsun Cihangir.." Ayliz'in şaşkın sesiyle adımlarım yavaşladı ama durmadım.
Cihangir konuşmamıştı.
Ya da ben duymamıştım.
Odaya geçip saçlarımı düzelttiğimde doğal şeklini bozmamaya karar verdim.
Dün gece zaten duş almıştım ve kendi halinde kurumuşlardı. Kendi halinde kullanacaktım.
Dudağıma yüzüme renk vermesi için ruj sürdükten sonra tamamdım.
Elbisemi üzerime geçirdim.
Aynada kendime bakarken kapımın tıklatılıp açılmasıyla gördüğüm kişilerle gülümseyip etrafımda döndüm.
"Nasıl olmuşum."
Yıldız teyzenin gözleri dolu dolu yanıma gelip bana sarılmasıyla ben de ona sıkıca sarıldım.
"Çok güzel olmuşsun annem." Annem. Annem sayılırdı Yıldız teyze.
Anneliği onda görmüş öğrenmiştim.
Kardeşliği Selin ve Çiçekten öğrenmiştim.
Düşündüklerimle benimde gözlerimin dolmaya başlamasıyla Yıldız teyzeden ayrıldım.
"Duygusallaşmayın hemen ya bu makyaj bozulursa sizi mahvederim." Gülümseyip bu sefer ona sarıldım.
Bize diyordu ama kendisi ağladı ağlayacak gibi duruyordu.
"Tamam kimse ağlamasın hem bu gerçek bir nikah bile değil, anlaşma gibi bir şey."
İkisi de tüm olayları biliyordu.
Yıldız teyze gözyaşlarını silerken konuştu.
"Olur olur gerçekte olur adam sana çok güzel bakıyor." Burukça gülümsedim.
Dün hoşlanmadığını söyleyen adamdan bahsediyordu.
Onlarla biraz olanları konuşup dertleştikten sonra dün şirkette yaşadığımız şeyleri de laf arasında söylemiştim.
Selin'e iş konusunu açtığımda katı bir şekilde reddedince düşen moralimi görünce biraz ikna olarak cv sini göndereceğini söyleyince içten içe alınacağını biliyordum.
Cv si çok başarılıydı çünkü.
Aradan geçen iki üç saatle beraber aşağıdaki hazırlıklarda neredeyse tamamlanmış gibiydi.
Yarım saat önce gelen Sıla'da biz katılıp sohbetimize dahil olurken benim aklım Cihangir'deydi.
Evleneceğiz diye kendini rahatsız hissediyor muydu acaba.?
"Nikah memuru gelmiş." Sıla okuduğu mesajla ayaklandığında Selin'de onunla beraber yerinden kalktı.
Yıldız teyze, Sıla geldikten sonra bizi tek bırakmak için aşağıya Çiçek'in yanına inmişti.
"Abim gelsin mi yani beraber ine.."
Odamın kapısının açılmasıyla bahsettiği kişi zaten gelmişti.
Cihangir tüm ihtişamıyla karşımda dururken bir kere daha üzüldüm.
Gerçek bir evlilik olmamasına ya da gerçekten birbirimizi sevmememize tekrar ve tekrar üzüldüm ama dışarıya belli etmedim.
Ya da öyle sanıyordum.
Cihangirin duran adımlarıyla birbirimize göz temasımızı kesmeden baktık.
O bir kaç saniye beni çekinmeden baştan aşağıya süzdükten sonra tekrar gözlerime baktı.
Gözlerime öyle bir bakıyordu ki..en içine.
Sanki ne düşündüğümü gözlerimden anlayabilecekmiş gibi dikkatli bakıyordu.
"Bize biraz müsade eder misiniz.?" Konuştuktan sonra boğazını temizleyip kapının önünden çekildi ve bana biraz daha yaklaştı.
"Aşağıdayız bir tanem." Selin'e tamam dedim ama bunu yaparken gözlerimi bir saniye bile karşımdaki adamdan ayırmamıştım.
Ayıramamıştım.
Cihangir çok yakışıklıydı.
Giydiği siyah takım beni bayıltacak kadar çok yakışmıştı.
Kapının sesiyle Cihangir başını yan tarafa çevirip kafasını salladı ve baş ve işaret parmaklarıyla burun kemerini sıkıp bana baktı.
Beni tekrar süzdüğünde dudakları oynadı. Ağzının içinden bir şeyler söylemişti.
"Fazla güzelsin Deniz." Kaşlarım istemsizce yukarıya kalkınca bir adım attı.
"Çok güzel olmuşsun...çok fazla güzelsin."
Ceketinin cebinden çıkarttığı yüzük kutusuna baktım.
Tam önümde durup elimi tuttuğunda kutudan çıkarttığı yüzüğe bakakaldım.
O kadar güzel bir yüzüktü ki..
"Gözlerinden daha güzel bir mavi bulmak imkansız olduğu için bununla idare edebiliriz diye düşündüm."
Bu adam ne yapmaya çalışıyor. Bu sözler.
Ben hala şaşkınlıkla ona bakarken o parmağıma yüzüğü nazikçe takmıştı bile.
Tam olmuştu.
Cihangir'e bakmayı bırakıp bakışlarımı elime çevirdim.
Çok güzeldi.
"Çok güzel." Dedim büyülenmiş gibi.
"Öyle...çok güzel." Hızla başımı kaldırıp ona baktığımda onun da bana bakan değişik bakışlarına şaşırdım.
"İnelim mi.?" Dedi başını tekrar iki yana sallayarak.
Hala ellerim tutuyor olmasıyla hızlı atan kalbimin sesini duymaması için kabul ben de ona başımı salladım.
Belimi kavradığında unuttuğum çiçeğimle hemen konuştum.
"Çiçeğim." Etrafa baktıktan sonra yatağın üstünde gördüğü çiçeği hemen alıp bana uzattı ve tekrar eliyle belimi kavradı.
Aşağıda tanımadığım kimse olmadığı içn gergin değildim.
Biz bize olacaktık zaten.
Sadece fotoğraf çekimleri için bahçe büyük hazırlanmıştı.
Masalar sandalyeler fazlaydı.
Fotoğraf çekimine gerek yok desekte Saffet bey ısrarla çekimin olmasını isteyince kuramamıştım.
Yaklaştıkça gelen müzik sesiyle bahçeye baktım.
Çok güzel hazırlanmıştı.
Tam istediğim gibi her yer samimi bir şekildeydi.
Abartısız ve sade.
Benlikti.
Nikahımız için hazırlanan yere yürürken alkışların yükselmesiyle gülümsedim.
Her şey gerçek gibiydi.
Sanki gerçekten mutluymuşuz da evleniyormuşuz gibiydi her şey.
Cihangirin koluna girdiğimde baş parmağıyla kolumu okşuyordu.
Kalbime iyi gelmeyen bu temasla beraber bozuntuya vermeden yürümeye devam ettim.
Lord Huron'dan The Night We Met çalmaya başlayınca Cihangir'e bakarak yürümeye başladım.
O doğrudan önüne bakarken benim bakışlarımla bana baktı.
Gülümsediğimde yine aynı şeyi yaparak parmağıyla kolumu okşadı ve göz kırptı.
Alkışlar eşliğinde denizin yanında nikah için hazırlanan alana geldiğimizde alkışlar durdu.
Gözlerim Saffet beyi bulduğunda dolan gözleriyle bizi izlemesiyle şaşırsam da diğerlerine baktım.
Abim burukça bakıyordu.
Ayliz kabullenmiş bir samimiyetle kucağındaki Güneş'le gülümseyerek izliyordu.
Yıldız teyze ve Selin'i söylememe gerek yok sanırım. Selin'in hala alkışlamasıyla hepimiz gülmüştük.
Çiçek'in el sallamasıyla ben de ona el sallayarak öpücük gönderdim.
Sıla'da gözleri dolu dolu abisine bakıyordu.
"Siz Fi.."
"Uzatmayalım." Nikah memuru daha cümlesine başlamadan Cihangirin sözleriyle her şey çok hızlı gelişti.
"Siz Cihangir Arslanoğlunu kocanız olarak kabul ediyor musunuz.?"
Cihangir'le bakışırken konuştum.
"Evet." Selin ve Serkan'ın aynı anda ıslık çalarak alkışlamalarına kıkırdadım.
"Siz Deniz Bolat'ı karınız olarak kabul ediyor mus..."
"Evet.!" Adam daha sözlerini bitirmeden Cihangir konuşunca önce şaşırsam da sonra yan tarafa bakıyormuş gibi yaparak gülümsüyordum.
O an bizi gülerek izleyen Saffet beyle göz göze gelince tekrar nikah memuruna kulak verdim.
"Belediyemizin verdiği yetkiye dayanarak sizi karı koca ilan ediyorum." Bir alkış tufanı daha başladığında ben de bana uzatılan evlilik cüzdanını almak için uzandım.
Az önce attığımız imzalarla karı koca olmuştuk.
Kocam vardı artık.
Cihangir Arslanoğlu ile evlenmiştim.
Deniz Arslanoğlu oldum.
Cihangir bana döndüğünde nikah memurunun gitmesine resmen biz orada durmuş birbirimize bakıyordum.
Kollarımdan tutup konuştuğunda nefesim sıkıştı.
"Hoş geldin Deniz Arslanoğlu."
"Hoş buldum Cihangir."
BÖLÜM SONU
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.
Sizi seviyorum.
Oy sınırı 300
Yorum sınırı 150
Bölüm etkileşimi
