Vurgun kitap kapağı

13. bölüm / 36

Vurgun

13. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 13. BÖLÜM

Oylarınızı unutmayın lütfen aşklarım çok önemli..

Oy sınırı 200
Yorum sınırı 50

Keyifli okumalar...

"İkisi içinde konuşmayacağım...hem benim bir önemim yok siz aile olmuşsunuz çok güzel." Bir şey demedi.

Artık konunun kapandığını düşündüğüm de konuştu.

"Biz seni tanıyorduk Deniz, abin seninle beni zaten tanıştırmıştı biraz düşünürsen hatırlarsın."

Ne.!

Seninle tanışsam unutmazdım Cihangir demek istiyordum.

Cihangir ve ben tanışmış mıydık yani.

*************

Evden eşyalarımı topladıktan sonra Cihangir'le beraber hızlıca yalıya geçmiştik.

Arslanoğlu yalısına.

Arabadaki konuşmadan sonra Cihangir bir daha konuyu açmadı. Açtığımda konuşmadı.

Onunla tanışmadığıma emindim.

Kafam çok karışık ve dolu olduğu için bu olayı sonraya atmıştım.

Selin ve Yıldız teyze geleceği için fazla heyecanlıydım.

Herkesle beraber bahçede otururken abim denilen şahsın neden hala bu evde olduğunu sorguluyordum.

Düşman değil miydi bunlar bu adama. Niye şimdi içlerine alıyorlardı. Üstelik abim ve Sıla güzelce sohbet ediyorlardı.

Geri zekalı.

Cihangir ve Ayliz arada bir konuşmaya katılsalar da ikisinin de aklı burada değil gibiydi.

"Bak şu çok güzel durur Deniz'de Cesur abi." Adımın geçmesiyle Sıla'ya döndüm.

Soru sorar gibi ona bakınca gülümseyerek açıklama yapmaya çalıştı.

"Gelinlik gösteriyordum." Alayla güldüm.

"Ona da sen karar verme Sıla olur mu Cesur ve senin fikirleriniz şu an benim için önemsiz."

Sıla'nın gözleri dolunca üzüldüm ama abim konuşunca kinlendim.

"Rahat dur Deniz kız bir şey demedi, senin için bana bir şeyler gösteriyor iki saattir." Abim konuşunca Cihangir de peşine konuştu.

"Karışma Cesur ikisinin arasında." Elin adamı bunu diyor ama abim aptal aptal konuşmaya devam ediyordu.

Gülümseyerek ikisine bakıyordum.

"Abi...sen hep böyle aptal mıydın yoksa sonradan m.."

Masaya vurarak ayağa kalktığında Ayliz ve Cihangir'de ayağa kalktı.

"Cesur şu hareketlerinden bir vazgeç sürekli masaya vuruyorsun.!" Ayliz bağırdı ama abim hala bana bakmaya devam ediyordu.

İşaret parmağını bana uzatınca alayla ona bakmaya devam ettim.

"Beni delirtme gel adam gibi konuşalım." Yapmacık bir şekilde aynı Derin gibi gülümsedim.

"Adam falan sana ağır gelmesin böyle lafl.."

"DENİZ.!" Gülümseyerek ayağa kalktım.

"Deniz lütfen sen de susar mısın biraz insanı kudurtuyorsun." Ayliz'e döndü bakışlarım.

"Kudurmuş zaten benim bir şey yapmama gerek yok." Abimin alnında çıkan damarlarla doğru yolda olduğumu anladım.

"Cihangir kendimi zor tutuyorum şuna söyle çalışma odasına geçsin konuşalım." Takıldığım tek şey bana şu demesiydi.

Derin bir nefes alıp arkamı döndüm. Saffet beyi kapının orada göreceğimi düşünmemiştim.

"Noluyor ne bu bağırışlar.!" Sinirliydi.

Bana değil bunu abime bakarak sormuştu.

"Cesur sen bu kıza niye sürekli bağırıyorsun hayırdır.?" Şokla Saffet beye baktım.

Beni savunuyordu.

Abim konuştu.

"Aptal aptal konuşuyor Saffet amcam halledeceğim ben." Saffet bey burada diye bir şey demedim ama ağzına sıçacaktım.

Saffet bey bana göz ucuyla bakıp tekrar abime döndü.

"Aptal aptal konuşan sen misin yoksa Deniz mi.? Bunu bir düşün sonra kardeşine hakaret et...artı olarak bir daha Deniz'e biriniz sesinizi yükseltirseniz benimle muhattap olmak durumunda kalacaksınız." Ağzım açık Saffet beye bakmıştım.

Beni korumuştu.

Koruma altına almıştı beni resmen.

Yanıma gelip koluma dokunduğunda dolu gözlerimle ona baktım. Kolumu okşuyordu.

"Bulaşma şu mahlukata." Söylediğini sadece ben duydum. Ağzımdan çıkan kıkırtıyla arkamdakilerin şaşırdığını tahmin edebiliyordum.

Sanırım bu evde sevdiğim tek kişi Saffet beydi.

Dudaklarım titreyince başımı yukarıya kaldırdım.

"Teşekkür ederim." Dedim kısık sesimle.

Gülümsedi sadece.

"Misafirlerin gelecekmiş." Hemen başımı salladım.

O da başını salladı.

"Kızlara söyledim güzel bir sofra hazırlayacaklar en iyi şekilde ağırlayacağız kuşkun olmasın." İşte bu gözümden bir damla yaşın akmasını sağladı.

Saffet bey sağ kolunu havaya kaldırınca beklemeden kolunun altına girip ona sarıldım.

Arkadan bir kaç ses duyuyordum ama şu an ağlamakla meşguldüm.

"Ağladığını görmeyeyim bir daha Deniz." Başımı sallarken bile ağlıyordum. Burnumu çektim.

"Teşekkür ederim Saffet bey." Beni onlardan uzaklaştırmak için tersi yöne bahçeye doğru yürümeye başlamıştık.

Yarı yolda kolunun altından çıktım ama o bu seferde koluna girmem için kolunu kaldırınca gülümseyerek koluna girdim.

Arka bahçeye doğru merdivenlerden iniyorduk.

"Ben teşekkür ederim Deniz..Beni görünce sinirli olsan da susmandan ve saygını bozmamandan dolayı asıl ben teşekkür ederim." Burnumu çektim.

"Bana karşı tek bir yanlış hareketinin olmamasına inan şaşırıyorum." Tebessüm ettim.

"Size neden yanlış hareketim olsun Saffet bey bana burada en iyi davranan kişi sizsiniz." Dediğimde denize bakan korkulukların orada durduk.

Yüz yüze bakıyorduk şimdi.

"Ablan ve abini unutuyorsun galiba." Başımı eğince hemen çenemden tutup kaldırdı.

"Kimse için başını eğme Deniz sen çok terbiyeli bir insansın nasıl oluyor bilmiyorum ama öylesin." Bir şey demedim.

"Cihangir şirkette ablanın davranışlarına amaç uğruna ses etmedi." Gözlerimi kaçırıp denize bakmaya başladım.

Bana ne canım bu konudan.

"Güneş'e bağırdığında kendini nasıl zor tuttuğunu ben biliyorum ta ki...Sen Güneş'i alıp götürene kadar." Anlayamıyordum.

"Biz canımızdan olanı kimseye emanet etmeyiz Deniz, hele de bir Bolata asla."

Devam etti.

"Sen o toplantıda Güneş'i alıp gittiğinde Cihangir şüphesiz bir şekilde sizi baş başa bıraktı...Çünkü senin nasıl bir insan olduğunu çoktan görmüştü."

Yüzümde kalan gözyaşlarımı sildim.

Saffet bey omzuma dokundu.

"Torunlarıma bu konuda kızgın olduğunu biliyorum ama onlar senden asla bilgi almaya çalışmadılar. Cihangir bir akşam gelip plan değişti diyince şaşırmıştım ama sebebini şimdi daha iyi anlıyorum. Daha ilk günden planı değiştirmişti Cihangir."

"Sıla da planın neden değiştiğini öğrenmek için şirkete gelip gitmeye başladı." Her şeyi biraz daha iyi anlıyordum.

"Sıla abimle ilgili ağzımdan bilgi almaya çalıştı." Gülümsedi bu söylediğime.

"Ablasını çocukla terk eden biriyle görüşüp görüşmediğini merak etmiş." Kaşlarımı çatıp arkamızdaki gruba baktım.

Hepsi aynı yerlerinde oturmuş buraya bakıyordu. Elimle onları gösterip konuştum.

"Ayliz'i çocukla bırakıp giden adamla çok samimi ama yanından ayrılmıyor." O da o tarafa bakıp onları inceledi.

Bastonunu iki kere yere bastırdı.

"O konuda haklısın sanırım." Sonunda benimle aynı düşünen biri.

"Cihangir yapmasa da Sıla ağzımdan laf almaya çalışıyordu." Dedim.

"Seni merak ediyorlardı."

"Cihangir'in planı iptal etmesini sağlayan bir kızı merak ediyordu sadece Deniz." Tekrar burnumu çektim.

Kollarımı kendime sarıp denize bakmaya devam ettim.

"Merak ettiği için diyorsunuz yani." Dedim saf saf. Gülerek başını salladı.

Aslında Sıla bana abimi saymazsak kötü davranmamıştı.

Ama abimle bu şekilde içli dışlı olmasına sinir oluyordum. Resmen ben onun ablası için aramı bozmuştum.

"Abim Aylizi terk etti diye ben kavga ettim ki bunu Aylizi tanımadan yaptım Saffet bey...Sıla şu an abimle resmen abi kardeş gibi."

Bir şey demedi Saffet bey. Biliyordu haklı olduğumu.

"Ben sadece Ayliz'den duyduklarımla abimle bu hale geldim." Diğer konuyu atlasam da olurdu.

Elini omzuma koydu.

"Torunum adına teşekkür ederim sorgusuz sualsiz Ayliz'i savundun."

Yine olsa yine yapardım.

Saffet beyin gözleri arkamda bir yere takılınca ben de oraya döndüm.

Cihangir gelmişti.

"Daha sonra seninle tekrar konuşmak istiyorum Deniz." Başımı salladığımda son kez omzuma iki kere dokunup uzaklaşmaya başladı.

"İyi misin.?" Cevap vermeden denize döndüm.

Çok umrunda sanki.

"Telefonun çaldı Yıldız abla aradı yarım saate burada olurlarmış." İşte bu ona dönmemi sağladı.

Hala dünkü kıyafetlerimle durmak beni biraz rahatsız ettiği için hızla odama çıkacaktım.

"Ben gidip hazırlanayım o zaman." Bana baştan aşağıya bakıp başını salladı.

"Cesur itiyle uğraşma Deniz canını sıkma."

Başımı salladım bu dediğine.

Bu sefer soğuk savaş taktiğine geçip yüzüne bakıp muhattap dahi olmayacaktım.

Önce Çiçeği kontrol edip hızla odaya çıktım ve kendimi ılık duşa attım.

Bornozumu giyinip odaya geçtiğim de Çiçeğin yatakta uzandığını gördüm.

"Aşkım." Dedim yanına giderken.

"Deniz abla sıkıldım biraz." Dedi durgun sesiyle.

"Güneş'le oyun oynuyordunuz en son."

"Evet ama biraz sıkıldım benim bilmediğim oyunları söylüyor hep." Gülümseyip onu kucağıma alıp sarıldım.

"İlgilenemedim seninle bal böceğim özür dilerim." O da hemen kollarını bana doladı.

"Söz telafi edeceğim." Burnundan öptüğümde huylanıp uzaklaştı.

"Annemler gelecekmiş." Dedi heyecanla. Özlemişti onları belliydi gözlerinden.

Hızla başımı salladım.

Daha sıkı sarıldı.

Çiçek seni yerim ben Çiçek.

"Ben üzerimi değiştireyim zaten gelirler birazdan senin ağrın yok değil mi.?" Dedim bacağını okşarken.

"İyiyim hadi sen üstünü değiştir hemen aşağıya inelim." Yanaklarını öptüm.

"Bensiz de inebilirsin Cihangir abin aşağıda zaten yanında durursun." Olumsuz anlamda başını sallayınca gözlerimi kıstım.

"Seviyordun ama Cihangir abini." Saçlarıyla oynayıp ağzından laf almaya çalışıyordum.

"Güneş hep onun yanında ben Cihangir abiye adım attığım an kucağına gidiyor." Kaşlarımı çattım.

Bak sen şu küçük velede.

Evet yeğenim de olsa Çiçek benim için her zaman önde gelecek olan ilk insandı.

"Cihangire mi kaldık senin Deniz ablan var ben de Güneş'i kucağıma almam hiç." Güldü.

Hala gülüyordu.

"Herkes ona ilgi gösteriyor." Bunu söylemesi canımı sıkmıştı.

Çiçek kendini yalnız hissetmişti.

Derin bir nefes alıp ne yapabileceğimi düşündüm.

Doğru söylüyordu Güneş bu evde fazla ilgi görüyordu. Herkes onun ağzının içine bakıyordu.

Çiçekte ilgiyi fark edip kendini yalnız hissetmişti.

Sıkıca sardım onu.

"Üzerimi giyinip geliyorum yanına bal böceği tamam mı.?" Bir şey demeden sıkıca sarılıp kollarını benden ayırdı.

Bavuldan bir elbise seçip banyoya geçtim.

Saçlarımı kurutmadan çıkıp Çiçeğe baktım.

"Üstünü değiştirelim mi aşkım." Dedim.

"Elbise giyebilir miyim." Gülerek yanına gittim.

Çiçek'in eşyaları olan çantayı açıp ona da elbise çıkarttım.

Banyo yaptırırdım çünkü dikişlerinden korkmuştum. Yıldız teyze daha iyi bilirdi çocuğun canını acıtmayayım durduk yere.

Zil sesini duyduğumuzda ikimizde heyecanlanmıştık.

"Hadi Deniz abla annemle ablam geldi hızlı giydir." Sesi yükselmişti böceğin.

Omzuna vurdum.

"Sanki benden kurtulmak için heveslisin Çiçek." Dediğimde güldü.

"Hayır ama annemi özledim." Alnından öptüm.

"O zaman gidelim hemen annemizin yanına." Elini tutup dikkatlice kaldırdım onu.

Merdivenlerde Çiçeği kucağıma aldım.

"İyidir Saffet dedem senden naber." Serkan'ın sesini duyunca Yıldız teyzelerin gelmediğini anladım.

Ayak seslerimden dolayı bakışları merdiveni bulduğunda Serkan ile göz göze geldim.

Selin'i fazlasıyla yıkmıştı Serkan.

Ona fazla bakmadan inmeye devam ettim.

"Çiçek ne kadar güzel olmuşsun gel." Cihangir Çiçek'e uzandığında hemen kucağımdan aldı.

Serkan'da ben gözlerimi devirince bakışlarını benden çekip Çiçeğe bakmaya başladı.

"Çiçek iyi misin güzellik." Çiçek Serkana gülümsedi.

"İyiyim Serkan abi." Dedi saçlarıyla oynarken.

Allahım delirtecek bu kız beni.

Hep beraber salona doğru yürümeye başladığımızda ben en arkadaydım.

"Cesur." Serkan abimin yanına gidip erkekçe tokalaştıktan sonra sarıldı.

İkisi de birbirinin sırtına vuruyordu.

"Konuşalım bir ara üçümüz." Geri zekalı bunlar ya.

Serkan'da hain çıktı.

Abim Çiçeği öptüğünde Çiçek tepki vermedi.

"Küs müyüz meleğim." Dediğinde Çiçek yine konuşmadı. Cihangir'in sakallarına bakıyordu sadece.

Ben hiçbir şekilde müdahale etmemiştim ama Çiçek olanları anlıyordu.

Cihangir bir kaç adım atıp koltuğa oturduğunda Çiçek hala kucağındaydı.

Salona Ayliz ve Güneş girince onları izlemeye başladım.

Güneş dayısının kucağındaki Çiçeği görünce öylece baktı. Sonra da Çiçeğin yanına gidip bir şeyler söyledi.

Çiçek gülümseyip Cihangir'in kucağından indi.

Güneş'le beraber yürürlerken Güneş birden kahkaha atarak dayısının kucağına koşup Çiçeği ortada bıraktı.

Oyun oynamıştı Çiçeğe.

Kandırmıştı.

Ve henüz üç yaşındaydı bu kız.

Kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktı. Cihangir de Güneş'e aynı şaşkınlıkla bakıyordu.

"Yaptığın ne kadar ayıp farkında mısın Güneş." Dedi Cihangir.

Ben hızla Çiçeğin yanına giderken beni şaşırtacak kişi Çiçeği kucağına aldı. Ayliz.

"İndir Güneş'i kucağından Cihangir." Dedi sert sesiyle.

Sevindiğim tek şey taraf tutmamalarıydı.

"Çiçek benimle oturursun değil mi.?" Çiçek bir şey demeden bana baktı.

Bu sırada Sıla, Güneş ile ciddi ciddi konuşuyordu.

Ben hala Güneş'in yaptığının şokundaydım.

Hızlıca Ayliz ve Çiçeğin oturduğu koltuğun yanına gidip Çiçeğin elini tuttum.

Mavişleriyle bana baktı.

Gülümsedim.

Ne söyleyeceğimi şu an bilemiyordum.

Konuşamadım.

Sadece yalandan bir şekilde kendimi gülümsemeye zorladım.

"Kızlar takımı olarak oturalım hadi Deniz sende ayakta kalma otur." Ayliz konuşmuştu.

Yanlarına oturup Ayliz'in kucağında oturan Çiçeğin saçlarından öptüm.

"Deniz." Serkan'ın sesini duydum ama ona bakmadım. Şu an çok garip bir an yaşanıyordu.

Çiçek'te benim gibi şaşırmıştı.

"Deniz abla lavaboya gidelim mi.?" Gözleri dolu dolu bana bakınca yutkunup kollarımı uzattım.

Hemen kollarımın arasına geçip kafasını boynuma gömdü.

Gözlerimi bir kaç saniye kapatıp tekrar açtım.

Ayliz koluma dokunduğunda bir şey demeden hızlıca kucağımda Çiçekle salondan çıktım. Sağ taraftaki lavaboya doğru yürümeye başladığımda Ayliz'in Güneş'e bağıran sesini duyuyordum.

Kapıyı açıp Çiçeği lavabonun mermerine oturttuğumda başını kaldırdım ama gözlerini kapatmıştı.

İki elimle yüzünü tutuyordum.

"Bal böceği." Dediğimde gözlerini açtı.

Gülümsedim.

"Biraz kıskanç birisi sanırım." Dedim konuyu açarak.

"Sende beni bazen arkadaşlarından kıskanıyorsun ya hani Berenle konuşma diyorsun." Başını salladı.

"Galiba o da dayısını kıskandı." Gözleri dolu dolu bana bakmaya çalıştı.

"Ben Beren'in bu kadar üzüldüğünü bilmiyordum ki." İşte şimdi benim de gözlerim doluyordu.

Tekrar yutkundum.

"Biz de bir daha Beren'in kalbini kırmayız bak anlamış olduk kötü mü.?"

Başını salladı.

Onu lavaboya doğru döndürüp biraz yüzüne su değdirdim.

Ağlamasını istemiyordum. Ensesine de su değdirdiğimde gıdıklanıp hafifçe gülümsedi.

Bu sırada zil tekrar çaldığında hemen bana baktı.

"Annemler." Bilmiyorum gibi dudaklarımı büzdüm.

Eve giren çıkan belli değildi emin olamıyordum.

Çiçeğin yakasını düzeltip ben de elimi yüzümü yıkadım.

Havluyla yüzümü silip Çiçeği mermerden indirdim.

Lavabodan çıktığımızda kapının orada kimseyi göremedik. Sanırım yine Yıldız teyzeler gelmemişti.

Salona geçtiğimiz de Çiçek hemen elimden çıkıp annesine doğru koşmaya başladı.

Yıldız teyzeler gelmişti. Salonda Saffet bey de dahil oturuyorlardı.

Selin ayağa kalkınca hemen onun yanına yürüyüp sıkıca sarıldım.

"Aşkım iyi misin." Dedi sessizce.

"İyiyim çok özledim sizi." Dediğimde güldü.

"İki gün ayrı kalamıyorsun aşıksın kızım bize." Gülümseyerek başımı salladım.

Tek ailem sizsiniz çünkü.

"Bırak çocuğuma bir sarılayım Selin." Selin'den ayrılıp Yıldız teyzeye baktım.

Kollarını açtığında hemen kollarının arasına girdim. Saçlarımı okşamasıyla gözlerim kapanmıştı bile.

"İyi misin kuzum." Cevap veremedim.

"Birazdan müsait bir yere geçelim anlat her şeyi bana da tamam mı annem." Başımı salladım.

Herkesin içinde ağlamak istemiyordum.

"En çok annemi sonra seni özledim." Selin ve Çiçek'in konuşması bir kaç kişiyi güldürmüştü.

Yıldız teyzeyle ayrıldıktan sonra Çiçek hemen annesinin kucağına çıktı.

Bizde Selinle beraber bir kaç bakışın altında yerimize oturduk.

Saffet bey, Yıldız teyzeye konu açmak için bir kaç şey soruyordu Yıldız teyze de seve seve cevaplıyordu.

Serkan'ın bir an bile Selin'den ayrılmayan gözleri, karşılıksız kalınca Cihangire çevrilmişti.

Selin birden ayağa kalkıp elinde tuttuğu kâğıdı abime verince şaşkınlıkla onlara baktım. Sadece ben değil herkes Selin ve abime bakıyordu.

"Bu şirketteki payım Cesur abi...İstemiyorum avukatla her şeyi konuştum sana devrediyorum." Kaşlarım şaşkınlıkla havalandı.

İnanmıyorum.

"Selin saçmalama." Dedim ayağa kalkarak.

Kimse bir şey anlamıyordu şu an çünkü Selin'in abimle ortak bir şirketi olduğunu bilmiyorlardı.

"Abicim saçmalama gerçekten bu senin hakkın Deniz'le şu an kötüyüz diye böyle bir şey yapmana gerek y.."

"Avukatlarla her şeyi hallettim ve imza attığında sana devredeceğim istemiyorum." Abim sinirle bana baktı.

Sonra Çiçek ve Güneş'e bakıp sustu.

Selin'in elindeki kağıdı abim almadan ben aldım.

"Önce biz bir konuşalım sonra devrederiz tamam mı.?" Selin önce bir şey demedi sadece kötü kötü abime baktı.

"Deniz istemiyorum diyorum anlamıyor musunuz. Sana bu şekilde davranan birinin şirketinde hisse sahibi olmak istemiyorum nokta.!" Sesi bir tık yükselince kolunu bıraktım.

"Tamam...tamam sadece konuşalım sonra diyorum lütfen."

Bir şey demedi yine.

Koluna girdiğimde arkamı döndüm ve herkesin bize baktığını gördüm.

"Deniz, konuşmalarınızı sonra yapın yemeğe geçeceğiz birazdan." Saffet bey konuşmuştu.

Cihangir'e tekrar göz ucuyla baktığımda gözlerini hala üstümden çekmediğini gördüm.

Yarın bu adamla evlenecektik.

Saffet beye kısaca başımı sallayıp Selin'in kolundan çektim.

"Yemekten sonra her şeyi konuşalım." Başını salladığında tekrar yerimize oturduk.

Sanırım herkes şaşırmıştı. En çokta abim.

Hepimiz yemek masasına geçerken Selin'le beraber en arkadan yürüyorduk.

"Selin önce bir düşünelim tamam mı.? Hemen karar verme benim için." O çoktan kararını vermişti.

"On yılda düşünsem seni bu konuma düşünen birinin şirket hissesini kabul etmem Deniz konuyu kapatalım senin arkanda biz varız kızım yoldurmasınlar kendilerini." Kollarımı hemen Selin'in boynuna doladım.

"Çok seviyorum seni." Dedim boğuk sesimle.

"Ben seni asıl aşkımsın sen benim...kızım sen Serkan'ın burada olduğunu niye söylemiyorsun şu halime bir bak." Güldüm.

"Aman ben zaten ona fazlayım köpek kurban olsun benim bu halime yalancı hain." Konudan konuya atlamasına ayrı güldüm.

"Deniz." Cihangirin seslenmesiyle susup yerlerimize geçtik.

Çiçek annesinin yanından ayrılmıyordu.

Hatta Yıldız teyzeler gelince gözlerindeki rahatlamayı görmüştüm.

Güneş şımarıklığıyla üzmüştü benim Çiçeğimi.

"Buyrun afiyet olsun." Saffet beyin konuşmasıyla ilk önce kendi tabağımı Çiçek için alıp doldurmaya başladım.

Cihangir şaşırmış bir şekilde birden her yemekten tabağıma koymama bakıyordu.

Yıldız teyze Çiçeğe yemek koymadan onun önündeki tabağı alıp doldurduğumu önüne bıraktım.

Yıldız teyze elimi okşayıp gülümsüyordu.

"Hadi ye Deniz ben hallederim Çiçeği." Başımı sallayıp boş tabağımı önüme bıraktım.

Pek aç değildim.

Bu masada Serkan ve abimle neden oturduğumu da bilmiyordum.

Kendimi biraz akışa bırakacaktım.

Ne olacak merak ediyordum.

Mesela yarın sağ tarafımdaki adamla evlenecektim.

Kocam olacak. Cihangir Arslanoğlu.

Deniz Arslanoğlu olacaktım.

Ben böyle düşüncelere dalmışken Güneş'in konuşmasıyla gözlerimi kocaman açıp abime baktım.

"Anne, babam yakın zamanda gelecekmiş Cesur abi söyledi." Abim öğrenmiş miydi kendi kızı olduğunu.

Şu an herkes tedirgin bir şekilde abime bakıyordu.

Ayliz bana bakıp başını hayal kırıklığı ile iki yana salladığında kaşlarımı çatmıştım.

Benim abime söylediğimi sanıyordu.

Cihangir de bana bakınca artık hepsinin beni suçladığını anlıyordum..

BÖLÜM SONU.

Sizi seviyorum.

Oy ve yorumları unutmayın lütfen.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.763okunma 57beğeni 4yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.