Vurgun kitap kapağı

10. bölüm / 36

Vurgun

10. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 10. BÖLÜM

Oylarınızı unutmayın lütfen aşklarım çok önemli..

Keyifli okumalar.

"Deniz sen ve.." abime söylemesi için bakıyordum.

"Of ne çok uzattın ya." Ayliz konuştuktan sonra bana döndü.

"Sen ve Cihangir evleneceksiniz." Dediğinde sesleri artık sadece uğultulu geliyordu.

Cihangir ve ben mi.?

________________

~ Güneş Arslanoğlu

"Abi saçmalama." Diyebildim sadece.

Konuşacakken ayağa kalktım.

"Saçmalama." Dedim tekrardan.

"Kız delirdi tepki verebiliyormuş." Ayliz'in konuşmasıyla ona döndüm.

"Neden bana bulaşıyorsun." Dememle şaşırdı. Sanırım bunu sormamı beklemiyordu. Ama sonra kendini toparlayıp eski haline döndü.

Kahvesinden bir yudum daha aldı.

"Sevmiyorum, gıcık oluyorum artı olarak sen bir Bolat'sın." Dedi.

Derin bir nefes alarak arkamı döndüm. Cihangir ile benim evlenmem ne alakaydı bunu anlamıyordum. Daha dün babamın şirketini batıran adam bugün benimle evlenmeyi nasıl kabul eder.

"Bir şey söylesene Cihangir, istemiyorum hayır desene ne bu saçmalık desene hadi konuşsana Cihangir." Yanına doğru yürüyüp önünde durduğumda oturduğu yerden bana bakmaya başladı. Derin derin bakması sanırım alışabileceğim bir şey değildi.

Abime döndüm.

"Abi." Dediğimde hemen konuştu.

"Otur şuraya sakinleş güzelim konuşalım." Dedi.

Ayliz alayla tekrardan güldü.

"Sen güzelim deme Cesur ya ağzına sıçasım geliyor." Yine başlıyorlar.

"Biraz kavganıza son verir misiniz.!" Sesim yüksekti.

"Bağırmak zorunda kalıyorum sizin yüzünüzden." Dediğimde Ayliz elini bana doğru salladı.

"Sen bir karışma bize zaten sinirliyim senden çıkartmayayım." Dedi.

Sinirle gözlerimi kapatıp başımı tavana çevirdim.

Sabır.

"Cesur sen karşımdan bir siktir olup kalksana midem bulanıyor." Dedi Ayliz bu sefer de abime bulaşarak.

Ayakta durmayarak Ayliz'in yanına tekrar oturdum. Abim Aylizden ayırdığı gözlerini bana çevirdi.

"Deniz, Cihangir ile evleneceksiniz bebeğim ama korkma formaliteden sabah sana anlattım babamın düşmanlarını, artı olarak Saffet Arslanoğlu var onun dostları babamın ve sizin peşinizi bırakmayacak bu açık bir şey." Dedi.

"Hala Cihangir ile olan bağlantıyı çözemiyorum." Dedim.

Ayliz yine alayla gülüyordu yanımda.

"Ayliz yeter abartma.!" Dedi Cihangir. Bir şey demedi Ayliz.

"Cihangir eski dostluğumuzun hatırına seni koruyacak herkes seni Cihangirin eşi olarak bilecek ve sana bulaşamayacaklar diğerleri zaten umrumda değil can içim."

Cihangire baktım. Sessizce ablasına bakıyordu.

"Bunu yapmana gerek yok Cihangir düşmanının kızıyla evlenmene gerek yok siz ne konuştunuz bilmiyorum ama ben seninle evlenmem." Dediğimde Ayliz hırsla bana döndü.

"Ne bu tavrın senin hayırdır, Cihangir seni kabul etmişken sana ne oluyor da evlenmem diyorsun Deniz.!" Bu kadın küfür etmeden ya da bağırmadan konuşamıyor muydu.

Sakince ben de ona karşılık verdim. Gözlerimin dolmaması için büyük çaba harcıyordum.

"Ayliz..ben kendim için evlenmem demiyorum Cihangir ya da sizin, beni gördüğünüzde anneannenizin katilinin kızını, düşmanınızın kızını görmemeniz için istemiyorum." Dediğimde suratındaki afallamayı gördüm.

Abime döndü.

"Senin gibi çok aptal." Dediğinde sinirle yanında kalktım.

"Abi sen bu kadına ne yaptın da sürekli sana hakaret ediyor." Dediğimde abim gözlerini dikmiş Ayliz'e bakıyordu.

"Sevdim." Dediğinde gözlerim kocaman açılmıştı.

"Sikerler sevgini." Dedi Ayliz hemen.

Şu an şok yaşıyordum. Abim ve Ayliz sevgililer miydi.?

"Siz..siz eskiden sevg.."

"Abinin bana siktiri çekmeden öncesinden mi bahsediyorsun ah evet sevgiliydik." Ayliz sözümü böldüğünde bir saniye bile gözlerini abimden ayırmadan konuşmuştu.

Abim de ayağa kalktığında Cihangir sessizliğini bozdu.

"Kesin sesinizi Bolat otur şuraya sinirleniyorum." Dedi abime karşı.

"Ayliz sen de susmayacaksan arabaya geç." Dedi.

Ayliz kollarını göğüsünde bağlayıp yüzündeki tiksinir gibi olan ifadeyle abime bakmaya devam etti.

"Oyarım gözlerini bakma." Dedi Ayliz abime karşı.

"Ayliz diyorum yeter lan.!" Cihangir masaya vurup bağırınca yerimden sıçradım.

O da bunu fark ettikten sonra ağzının içinden bir şeyler mırıldandı.

"Bağırma lan sende." Abim geri yerine otururken ben de yanlarındaki tekli koltuğa oturdum.

Cihangir boğazını temizlediğinde mavilerimi onun kehribarlarına sabitledim.

"Deniz, abinden ve ailenden nefret ediyorum." Söze süper başlamıştı. Senden dememişti.

"Abin olacak şerefsizle konuştuk anlaştık bilmediğin mevzular var o yüzden en mantıklısının ikimizin evlenmesi olduğuna karar verdik. Sende biraz düşün taşın abinle konuş ama bu işin sonu yok bunu bilerek kararını ver ya diğerleri gibi her an korku ve kaçarak yaşarsın ya da düzenin bozulmadan aynen bu şekilde hayatına devam edersin. Tek bir değişiklikle evli ve Arslanoğlu soyadıyla, Arslanoğlu yalısına geçeceksin." Cihangir ilk defa böyle uzun konuşmuştu.

"Deniz daha fazla detayları anlatmıyoruz ama sen anla güzelliğim her zamanki gibi beni yormadan anla. Benim senin kötülüğünü istemediğimi biliyorsun bu piçle evlenmeni istemesemde mecburum işleri yoluna koyana kadar sabret zaten formaliteden bir evlilik olacak yavrum." Dedi abim de.

"Ama kabul etmeyebilirsin de hiç sıkıntı değil biz çok mutlu oluruz kabul etmezsen." Diyerek lafa atlamıştı Ayliz. Konuşurken yanan telefon ekranı dikkatimi çekmişti. Güneş vardı kilit ekranında.

"Saffet bey." Dediğimde ortam gerildi.

"Orası biraz karışık onun haberi olmadan evleneceksiniz, Cihangir seni koruyacak." Abimin konuşmasıyla Cihangire döndüm.

"Yani dedenle aran bozulacak." Dedim.

"Hala Cihangir ve dedemin arasını düşünüyor. Kızım canın tehlikede diyoruz sana anlamıyor musun.?" Ayliz yine sesini yükseltti.

"Orası seni ilgilendiren kısım değil dedemi ben halledeceğim." Dedi.

Bir kaç dakika kimse konuşmadı. Sadece Aylizin abime ağzının içinden küfür etmelerini duyuyordum.

"Formaliteden olacak." Dedim soru sorar gibi.

Cihangir ve abim ağır ağır başlarını salladılar.

"Ben yine burada yaşasam kim anlar ki." Dedim ama Cihangir'in sinirlendiğini boynundaki damarları görünce anlayıp sustum.

"Tamam..peki ne zaman bitecek bu oyun." Dedim çatallı sesimle. Şu an düştüğüm duruma ağlamak istedim.

Hoşlandığım adamla evlenecektim ama formaliteden. Bu üzüntümü de içime attım. Şu an belli edemezdim.

"Çok değil." Dedi Cihangir sertçe.

Ayliz birden ayağa kalktığında ona baktım.

"Kalk hadi Cihangir yeter bu kadar yarın gidin nikahı kıyın uzatmayın daha fazla daraldım şunun yüzünü görmek istemiyorum." Abime bakarak konuşuyordu.

"Ayliz sinirleniyorum.!" Diyerek sesini yükseltti abim.

"Sinirlensene bir." Dedi bir adım atıp abime yaklaşırken.

Ben de ayağa kalkıp aralarına geçtim.

"Tamam abi tamam kavga etmeyin ne diyorsanız tamam." Ayliz'e döndüm. "Lütfen sen de kavga çıkartmaya çalışma zaten herkes için zor bir gün." Dedim ama beni takmadı.

Ağzını açıp bir şey diyecekken telefonu çaldı. Abim ekrana bakmaya çalıştı ama Ayliz hızlı davranıp telefonu açtı ve bahçeye doğru yürümeye başladı.

"Efendim bir tanem." Sesi giderek uzaklaşıyordu.

Abim Cihangir'e döndü.

"Sevgilisi mi var.?" Dedi birden.

Sevgilisi değil abi kızı var evli kadın evli.

"Sana ne lan sikerim belanı uzak dur.!" Cihangir'in konuşmasıyla yüzümü buruşturdum.

Bana baktığında derin bir nefes verdi. Arkamı dönüp abimin gözünü ayırmadığı Ayliz'e baktığımda görüntülü bir şekilde birisiyle gülerek konuştuğunu gördüm.

Sanırım kızıyla konuşuyordu.

"Yarın sabahtan seni almaya geleceğim." Dedi Cihangir.

Bakışlarımı ona çıkartmadan başımı salladım.

"Nikah gerçek ama evlilik formalite olacak.!" Abim formalitenin üstüne basarak söylediğinde Cihangir sinirle ona döndü.

"Cesur beni delirtme.!" Dedi dişlerinin arasından.

"Sen zaten delisin amına koyayım."

Güzel anlaşıyorlar.

Ayliz içeri girdiğinde hiç birimize bakmadan dış kapıya doğru yürümeye başladı.

"Bununla da bir konuşmak lazım." Abimin sözleriyle Cihangir'de ayağa kalkıp işaret parmağını abime salladı.

"Yaklaşma." Son kez bana baktıktan sonra o da sinirle evden çıktı. Bizde abimle arkalarından dış kapıya doğru yürüyorduk.

Ayliz abime son kez sinirle bakıp arabanın kapısını açıp ön koltuğa oturdu.

"Sabah gelmeden önce mesaj atarım." Ağzımı açıp numarımın olmadığını söyleyecekken konuştu. "Numaran var." Dedi ve bir şey demeden sinirle abime bakıp o da ablası gibi sertçe arabaya bindi.

Bir kaç dakika araba hareket etmeyince abim yanlarına gidecekti ama adım attığı an arabanın farları yandı ve elimle yüzümü kapattım. Sonra da araba hızla bahçeden çıktı zaten.

İçeriye geçtik.

Gerilen vücudumla beraber kendimi koltuğa attım.

"Abim ben yukarıdayım bir kaç görüşme yapmam lazım sen odana geç uyu." Alnımdan öpüp yukarıya çıkmıştı.

Salonda ki koltuk çok rahat olduğu için yine buraya uzandım. Başımı koyduğum gibi düşüncelerimle boğuşurken uyumuştum zaten.

"Bu kız nasıl zengin ve evin en küçük kızı şaşırıyorum gerçekten burada uyumuş." Ayliz'in sesini duymam gerçek miydi.

"Sessiz ol Ayliz.!" Abim ondan daha yüksek sesle konuşmasına rağmen sessiz ol diyordu.

"Bu kızın odası yok mu." Dedi Ayliz tekrardan.

"Yok oda vermedim cezalısın burada uyuyacaksın dedim." Dedi abim.

Ayliz küfür eder gibi bir şeyler söyledi.

"Kesin sesinizi." Cihangir.

O da mı buradaydı.

Beni almaya o gelecekti. Zihnim yavaş yavaş açılıyordu.

"Uyandır hadi kardeşini işimiz gücümüz var." Ayliz her zamanki gibi konuşuyordu.

"Ayliz de mi gelecek sizinle." Soruyu soran abimdi.

Sanırım Cihangir'e sormuştu ve o da onaylamıştı.

"Deniz'e laf sokup durma Ayliz, bana kızgınsın diye kıza saçma saçma davranma." Dedi.

Ayliz bir şey demeden hemen gözlerimi açıp doğruldum. Kavganın başlamasını önlemiştim.

Etrafa baktığımda ayak ucumda Ayliz'i, karşımda da Cihangir'in oturduğunu gördüm.

"Abim günaydın burada uyumuşsun, uyanırsın diye taşımadım odana." Dedi.

Başımı sallayıp ayağa kalktım.

"Ben hazırlanıp geliyorum." Dedim Cihangir'e bakmadan. Onun sert ve sinirli gözlerini üzerimde hissediyordum ama bakmadan hemen merdivenlere doğru yürümeye başladım.

"İyi bari senin gibi kıt değil hazırlanmaya gitti." Ayliz'in arkamdan bir şeyler dediğini duyuyordum.

Bu kadın hiç susmaz mıydı.

Odama geçtiğimde hemen banyoya girip aynadan yüzüme baktım. Yeni uyanmıştım ve gözlerim şiş duruyordu.

Saçlarımda kabarmıştı.

Hemen hızlıca bir duş alıp çıktım. Dolaptan kot pantolon ve crop aldığımda ayakkabıları da yatağın yanına koydum.

Saçlarımı kuruttuktan sonra hemen şekil verdim.

Makyaj masamın önüne geçip küpelerimi taktıktan sonra çantamı alarak odadan çıktım.

Topuklu ayakkabı giydiğim için merdivenlerden yavaş yavaş iniyordum.

Salon görüş açıma girdiğinde topuk seslerim evde yankılanıyordu. Kafasını ilk çeviren Ayliz'le beraber göz göze geldik.

Baştan aşağı beni süzdü.

"E bu kızın tarzı güzelmiş." Dediğinde sabır dileyerek son kalan iki basamağıda indim.

Başımı kaldırdığım an Cihangir ile göz göze gelmek beklediğim bir şey değildi. O da ablası gibi beni baştan aşağı süzdü.

Ayliz'e baktığımda anlam veremediğim bir şekilde Cihangir'e baktığını gördüm. Bizim bakışmamıza sinirlenmişti sanırım.

Ayliz Ellerini çırparak yerinden kalktı.

"Hadi çıkalım." Dedi bana doğru gelirken.

"Biraz bekle Ayliz, Deniz kahvaltı yapsın başı dönüyor sonra." Abim mutfağa gittiğinde ben de arkasından gittim.

Tezgahta duran iki tane sandviçi önceden hazırlamış olmalıydı.

"Otur hemen ye bebeğim." Dedi abim ama mutfağa giren Ayliz ile yiyemeyeceğimi anladım.

"Arabada yer geç kaldık diyorum Cesur." Abim sıkıntılı bir nefes vererek bana baktı.

"Araba yersin güzelim al tabağı bitince de yolda bir yere koyarsın sonra tamam mı." Dedi.

Başımı sallayıp elindeki sandviçlerin olduğu tabağı aldım.

Ben çıktığımda Ayliz hala mutfaktaydı.

Cihangir ortalıkta yoktu sanırım arabaya geçmişti.

Dış kapıyı açıp elimde tabakla beraber dışarıya çıktım. Arabası zaten direkt karşımda duruyordu.

Arabayı göremediğim için etrafa baktım ama yoktu. Onu aradığımı anlamış gibi arabadan korna çaldığında oraya doğru yürümeye başladım.

Ön kapıyı açtım ama öne oturdum diye Ayliz yine laf sokacaktı.

Cihangir'e baktığımda bana bakmayıp evin kapısına baktığını gördüm. Tabağı koltuğa koyduğumda Cihangir bana dönmüştü.

"Geçsene Deniz." Dedi sert sesiyle.

"Ablana arkaya oturamadığımı söyleyelim önce, sonra oturacağım." Dediğimde alnındaki damarları şişti.

"Sen geç Deniz, o bir şey demez." Dedi bu sefer biraz yumuşak olan sesiyle.

Yine de binmedim.

"Gelir şimdi bekleyeceğim." Dediğimde torpidoya uzanıp sigara paketini çıkarttı.

O sırada da evden Ayliz çıkmıştı. Yüzü düşmüştü. Sanırım abimle tartışmışlardı.

Ayliz benim binmediğimi görünce hızlıca yanıma geldi.

"Ben öne otursam olur mu.?" Dediğimde düz ifadeyle Cihangir'e baktı.

Sonra tekrar bana bakarak bir şey demeden arka kapıyı açtı.

Ben de tabağı kucağıma alarak oturdum. Kemerimi hemen bağladım.

Araba hareket ettiğinde elimdeki tabağı Cihangir ile benim koltuğumun arasındaki boşluktan Ayliz'e uzattım.

"Yemezsen ben de yemeyeceğim ve başım dönmeye başladı bile açlıktan." Dedim.

Bakışları dikiz aynasından Cihangir'i bulduğunda şaşırtıcı derecede laf sokmadan bir tane sandviçi tabaktan almıştı. Abimin yaptığı detayını atlamak istemiyorum.

Üstünde ki peçeteyi açıyordu.

Kendiminkinden bir parça böldüm.

"Yer misin." Dedim Cihangir'e bakarak.

Cevap vermeden başını yana oynatarak arabayı sürmeye devam etti.

"Biz yerken bakacak mısın yani rahat edemem sadece bir parça alır mısın.?" Dediğimde Ayliz arkadan ağzından anlamadığım sesler çıkartıyordu.

Elimdeki lokmayı Cihangir'e yaklaştırdığımda ağzını açmıştı. Hemen dudaklarının arasına koyup yemesini sağladım.

Bir kaç saniye bana bakarak sertçe çiğnedi. Sonra yola dönmüştü zaten. Arkaya baktığımda Ayliz'in de yediğini gördüm.

Sonunda ben de yemeye başlamıştım.

"Bir tane daha ister misin." Dedim Cihangir'e elimle ağzımı kapatırken.

"Zorlama Deniz." Dedi sadece.

Bir şey demeden yemeye devam ettim. Bittiğinde ellerimi de çantamdaki peçeteyle silmiştim. Ayliz'e de uzattığımda sertçe elimden almıştı.

Telefonum çaldığında tabağı ön camın önündeki boşluğa bırakıp çantamdan telefonu çıkarttım.

Selin arıyordu.

"Deniz, ne yaptınız aşkım konuştunuz mu.?" Dedi Selin.

"Selin ben bir kaç saate gelirim yanınıza anlatırım her şeyi tamam mı."

"Tamam müsait değilsin anladım kızılım gelince konuşuruz ben de sana bir şey söyleyecektim.." Dedikten sonra kapatacakken konuştum.

"Tamam söyle sen şimdi müsaitim." Dedim

"Annemle beraber halamın yanına gitmem lazım biliyorsun o gudubetleri Çiçek'i götürmek istemiyoruz senin yanında dursa olur mu bugün." Dedi.

"Bu muydu Selin tamam ben bir kaç saate sana haber vericem almaya gelirim sen çantasını falan hazırla gelip alıcam mutlaka." Dedikten sonra onaylayan şeyler söyledi.

"Çiçek ne yapıyor ağrısı var mı.?" Dedim hemen.

"Yok yok ilaçlarını alıyor sen merak etme görürsün zaten turp gibi." Dedi.

"Tamam aşkım kapatıyorum gelirken haber veririm." Dedim ve vedalaşıp kapattık.

Selin'in morali bozuktu bir kaç gündür.

Cihangir'e döndüm.

"Nereye gidiyoruz." Dediğimde bir şey demedi. Arkaya döndüm.

"Nereye gidiyoruz." Yine sordum.

"Nikah günü alacaksınız." Ayliz'in ilk defa normal bir şekilde cevap vermesine daha sonra şaşıracaktım.

"Günü aldıktan sonra Çiçek'i alıp öyle eve bırakır mısın beni." Dediğimde başını salladı bir kere.

"Çiçek kim." Dedi Ayliz.

Gülümsedim.

"Arkadaşımın kardeşi ama kardeşim gibidir 7 yaşında." Dediğimde yüzüme dikkatle bakıp başını salladı.

"Sıla söylüyordu bir tane çocuk var diye Çiçek o sanırım." Dedi.

Sıla resmen beni sırtımdan bıçaklamıştı. Bana yakın davranıp abimi tanımasına rağmen onun hakkında benden bilgi almaya çalışmıştı. Halbuki ablası ve abim önceden sevgiliymiş bunu bilmemesi imkansız.

"Sıla çok güzel oynamış gerçekten arkadaş olduk sanıyordum." Dediğimde Cihangir bana döndü bir iki saniyeliğine.

"Abim hakkında mutfakta benden bilgi almaya çalışması bu yüzdendi ya da diğer konuşmalarımız ve ben de salak gibi inandım." Derin bir nefes aldım.

"Suç Sıla'da değil ama ben biraz fazla aptalım." Dedim ve sustum.

Bir şey dememeleri beni daha da sinir ediyordu.

Ayliz arabaya bindiğinden beri suskundu.

Sonunda araba durduğunda hemen inip işlemleri hallettik. Cihangir'in acelesi neydi bilmiyorum ama iki gün sonraya nikah günü almıştı.

Dolu olan günler Cihangir'in adı ve soyadıyla birden boş olmuştu ve iki gün sonrası için imzaları atmıştık.

Ayliz bizi arabada bekliyordu.

Çıkarken kapıdaki güvenlik görevlisinin beni baştan aşağı süzmesine kaşlarımı çatarak Cihangir'e yaklaşmıştım.

Şerefsiz sapık.

Cihangir biraz yavaşladı ve omzunun üstünden bana baktı.

Çatık kaşlarımı düzeltip hemen yanına geçtim.

"Arabaya geç.!" Dedi sert ve yüksek sesiyle.

"Sen." Dedim ama cevap vermeden daha demin beni süzen görevlinin yanına gitti. Bir kaç saniye adama bir şeyler dedikten sonra kafa atmasıyla parmaklarımı dudaklarımın üstüne kapattım.

Adama bir tane yumruk attıktan sonra bana bakıp yanıma geldi ve kolumdan tutarak hızlı adımlarla arabanın yanına gelmemizi sağladı.

Ön kapıyı kıracak gibi açarak üzerime baktı. Baştan aşağı.

Ağzının içinden bir şeyler söyledi ama anlamadım.

"Bin şu arabaya." Dedi yine sertçe.

"Hayvan hayvan hareketler yapma Cihangir canım isterse binerim." Dedim sert konuşmasına dayanamayarak.

"Noluyor." Dedi Ayliz'de dahil olarak.

"Karışma Ayliz, sen de beni delirtme bin şuraya." Dedi ve belimden tutup kaldırdı.

Koltuğa oturtturduğunda bacaklarımı da içeriye çekip kapıyı üzerime sert bir şekilde kapattı.

"Ne oldu." Dedi Ayliz bana hitaben.

"Güvenliğe yumruk attı." Dedim onun arabanın etrafında dolanmasını izlerken.

Kapısını açıp yerleştiğinde bu sefer de kemerime uzanıp sertçe taktı.

Arabayı hızla çıkarttığında Ayliz ona anlamadığım bir şeyler söylüyordu.

Selin'lerin evinin yoluna girdiğimizde hemen mesaj attım. Yolda olduğumuzu söyledim.

"Çiçeği aldıktan sonra direkt bize geçeceğiz." Dedi Cihangir.

Gözlerimi kocaman açtım.

"Nasıl size geçeceğiz Saffet beyin olduğu evden mi bahsediyorsun." Dediğimde yandan bakarak başını salladı.

"Hayatta gelmem korkuyorum." Dediğimde Ayliz güldü.

"Korkmakta haklısın Bolat'sın sonuçta." Dedi bana bulaşarak. İstediğini vermeyecektim.

"İki gün sonra hem Bolat hem Arslanoğlu olmuş oluyorum Ayliz." Dediğimde sertçe bana baktı.

"Cihangir, korumak zorunda değilsin herkes kendi başının çaresine baksın ciddiyim." Anladığım kadarıyla Cihangiri vazgeçirmeye çalışıyordu.

"Ayliz biraz sus evde konuşuruz." Dedi Cihangir.

"Ben çok mu meraklıyım size yok vazgeç yok evde konuşuruz beni Selinlere bırakıp siz ikiniz defolup gidebilirsiniz gelmiyorum evinize de köyünüze de." Eve yaklaştığımız için çantamın kulplarını düzeltip elime aldım.

"Deniz, sinirleniyorum." Ellerine baktım Cihangir'in bembeyazdı sıkıyordu. "Ve ben sinirlenince iyi şeyler olmaz bir şey demiyorum diye böyleyim sanma ve o sesini bir daha yükseltme." Dedi.

Arkama yaslanıp camdan dışarıya bakmaya başladım.

"Söyle ablana bana bulaşmasın Cihangir, sizde benim sinirli yanıma denk gelmek istemezsiniz." İkisi de evin önünde durana kadar bir şey demedi.

Arabanın kapısını açıp apartmana doğru yürüdüm ama Selin kucağında Çiçekle beraber apartman kapısından çıkmıştı bile.

"Oh bebeğim gelmiş mis kokulu aşkım gelmiş ya benimle kalacakmış bugün." Çiçek hemen kollarını boynuma doladığında dikkatli bir şekilde kucağıma almıştım.

"Aşkım seni getiren Cihangir mi ben mi yanlış görüyorum." Selin'in sesi şaşkındı.

"Selin neler oldu anlatsam inanmazsın akşam müsait olduğunda ara ya da yarın buluşalım." Dediğimde Çiçeğin izin verdiği kadar sarıldık.

"Tamam bir tanem hadi kucağında çok tutma ağır bu minnoş." Dedi Çiçeğin burnuna vurarak.

Selin, Çiçeğin çantasını da Çiçeği tutan elime astığında Çiçeği kucağımda zıplatarak yukarıya çıkmasını sağladım.

Selin apartmana girdiğinde ben de arabaya doğru yürümeye başladım. Çiçeğin yanağını öpmeyi de ihmal etmiyordum.

"Deniz." Yıldız teyzenin sesiyle başımı çevirip balkona baktım.

"Yıldızım napıyorsun." Dedim sanki dün ayrılmamışız gibi.

"İyiyim annecim, Çiçeği sana bıraktım ama zor olmaz değil mi.?" Dediğinde başımı iki yana salladım.

"Sanki hiç bakmadım Yıldızım ya sende. Aklın kalmasın biz aşkımla çok güzel vakit geçireceğiz değil mi sarı ördek." Dedim Çiçeğin boynunu öpüp gülmesini sağlarken.

"Tamam kuzucum hadi geç çabuk kolun koptu araşırız akşam öpüyorum kızım." Ben de ona öpücük atıp tekrar arabaya doğru dönüp yürümeye başladım.

Sürücü kapısı açıldığında Cihangir dışarı çıkmıştı.

Benim tarafımdaki kapıya yürüdüğümde ağzının içinden bir şeyler söyledi ama ona bakmamı kesen şey az kalsın düşüyor olmamızdı.

"Deniz.!"

Çanta bacağıma takılmıştı tökezlemiştim.

"Bir şey yok." Dedim ama yanıma gelmişti.

"Küçük hanım." Çiçeğin saçlarını okşayarak konuştu.

"Cihangir abi sen mi bırakacaksın bizi." Dedi hemen.

Cihangir başını salladı.

"Evet güzellik hadi geçelim hemen arabaya." Kapıyı açtığında Ayliz'de kenara çekilmiş bize bakıyordu.

Çiçeğin sırtını kapıya yaslayıp bacaklarını uzatmasını sağladık.

Başının üstünden öpüp öne geçtim.

Kemeri takarken Çiçek ve Ayliz'in konuşmalarını dinledim.

"Ben de Ayliz çok memnun oldum bebeğim." Diyordu Ayliz. Gözlerimi devirdim.

Aslında kibarmış.

Yola çıktıktan kısa süre sonra telefonum tekrar çaldı. Selin arıyordu.

"Efendim." Dedim.

"Aşkım sana anahtarı vermeyi unuttum kaldı araba bende." Dedi.

"Zaten sende kalsın arabayla gidin nereye gidecekseniz bir tanem akşam Cihangir bırakır beni eve sonra da bir yere çıkmayacağım zaten gerek yok." Dedim.

"Tamam yarın haber ver evde olup olmadığını ona göre geleyim." Dedi.

Başımı salladım.

"Tamam akşam konuşuruz zaten." Dediğimde o da onayladı ve kapattık.

"Deniz abla." Hemen başımı boşluktan arkaya uzattım.

"Söyle böceğim." Dedim.

"Bacağım ağrıdı." Dediğinde telaşlandım.

"Nasıl ağrıdı evde böyle durmuyor muydu bir yere mi çarptık yoksa." Dedim telaşla. Sonra aklıma geldi.

Bacağının altına bir şey koyup öyle uzattırıyorduk.

Aylize baktım.

O da telaşlı bir şekilde bana bakıyordu.

"Ayağını bacağına uzatsa olur mu altına bir şey koyarak uzatıyordu normalde." Dediğimde Ayliz hemen dikkatli bir şekilde Çiçeğe doğru kaydı ve ayağını kendi bacağına koydu.

"Sağ ol." Dedim.

"İyi mi böyle Çiçeğim." Dedim yanağını okşarken.

"İyi." Dedi utangaç sesiyle.

"Yerim seni." Dedim ve biraz daha uzanarak yanağından öptüm.

"Oh bal bal." Dediğimde kıkırdadı.

Son kez burnuna dokunup önüme döndüm. Sessiz bir şekilde yolculuk devam etti.

Araba lüks bir yerde durduğunda burasının Arslanoğlu yalısı olduğunu anladım.

Çok büyüktü.

Ben bu evde kaybolup giderdim.

İlk Cihangir indiğinde ardından ben de indim.

Yanımdan geçip Çiçeğin kapısını açtığında bana bırakmadan kucağına almıştı.

Çantasını da ben almıştım.

"Çok yüksek." Çiçeğin dediğiyle gülüp arabanın kapısını kapattım.

Ayliz de inmiş Cihangir'in yanına geçmişti. Yürürken Çiçeğin elini tutuyordu.

Ben de arkalarından onları takip ediyordum.

"Deniz abla." Çiçek elini uzatıp seslendiğinde gülümsedim.

"Arkanızdayım aşkım merak etme." Dedim hemen.

Etrafa göz gezdirdim. Çok güzel ve büyük bir yerde yaşıyorlardı. Bahçesi o kadar ferah duruyordu ki yemyeşil.

Kapının sesiyle hemen Cihangir'lere yaklaştım.

"Anne." Güneş'in sesiyle Ayliz hemen yere eğilip onu kucağına almıştı. Her yerini öpüyordu.

"Aşk bahçem." Dedi kızını öperken.

Bir an bu anın içinde abimi de hayal ettim ama sonra hemen düşüncelerimden vazgeçtim çok ayıptı.

Evli bir kadındı Ayliz.

"Anne gel çabuk yaptığımız eve bak teyzem yardım etti ama çoğunu ben yaptım." Bıcır bıcır konuşuyordu annesinin kucağında.

Sonra gözleri benimle kesişince annesinin omzuna dokundu.

"Deniz abla gelmiş." Ayliz'in kucağından inip bana doğru koştu. Ben de onun hizasına eğilip kollarımı açtım.

"Güneş." Dediğimde sarılmıştık bile.

"Deniz abla ben tam üç yaşına giriyorum hem de 10 gün sonra teyzem bana oyuncak ev almış." Anlattıklarıyla başımı sallayıp yanağından öptüm. Yeşilin en güzel tonuydu gözleri.

"Kocaman olmuşsun Güneş inanmıyorum." Dediğimde utanıp kafasını boynuma koydu.

Güldüm.

"Güneş gel buraya." Ayliz Güneş'i yanına çağırınca Güneş hemen benden ayrılmıştı.

Şimdi de merakla Çiçeğe bakıyordu.

"Arkadaş mı.?" Dedi annesine. Ben de onların yanına geçtim.

Cihangir Güneş'e başını sallayarak Çiçekle beraber içeriye yürüdü. Aylizde tuhaf bir şekilde bana bakıp Güneş'in elinden tutarak hızla içeriye girdi.

Ben de kaybolmamak için hemen arkalarından yürümeye başladım.

"Hoş geldiniz Ayliz hanım." Yardımcılarından bir kız birden konuşunca ödüm kopmuştu. Ayliz arkasını dönüp bana baktıktan sonra konuştu.

"Geç Deniz sağ tarafta salon." Başımı sallayarak hemen salona doğru yürüdüm.

Cihangir ve Çiçek'in oturduğunu görünce ben de Çiçeğin yanına geçtim. Ayağını bacağıma koydum.

Ayliz ve Güneş'te geldiğinde salonda sadece Çiçek ve Güneş'in konuşma sesleri duyuluyordu.

"Cihangir.!" Duyduğum sesle gerilmiştim. Saffet bey.

Olan olaylardan sonra hiç karşılaşmamıştık ve en son bana annem ve Ahmet amcayı söylemişti.

Bir de bu konu vardı.

Derin bir iç çektim.

Saffet bey görüş açıma girdiğinde gözleri direkt olarak benimle buluşmuştu.

"Deniz neden burada.!" Sesi sertti. Bana bakıyordu ama soruyu Cihangir'e sormuştu.

"Dede çalışma odama çıkalım." Cihangir ayaklandığında Saffet bey benim yanıma doğru gelmeye başlamıştı ama Cihangir onu tuttu.

Gözleri Çiçeğe kayınca bir şey demedi.

"Abi geldiniz mi." Sıla'da geldiğinde tamamdık. Süper.

"Deniz." Sıla şaşkınlıkla ismimi söylemişti ama ona bakmamıştım.

"Abla..Güneş." Sıla telaşla konuştuğunda başımı kaldırdım. Ayliz'e baktığımda tek kaşını kaldırmış Sıla'ya işaret veriyordu. Sıla boğazını temizleyip bana baktığında Ayliz'de baktı.

Bok kokusu alıyorum.

Başımı salladım ne bakıyorsunuz gibisinden ama Ayliz gözünü devirip Güneş'i saçlarından öptü.

Ben de Güneş'e baktığımda onun bana bakıyor olduğunu gördüm ve hemen gülümsedim. O da gülümsemişti.

Saffet bey ağzının içinden bir şeyler söyleyip hırsla salondan çıkmıştı.

Cihangir'de ablasına beni göstererek gitmişti. Sanki çocuğum geri zekalı beni gösteriyor bak diye.

Çiçeğin sesinin çıkmamasıyla ona döndüm. Uyumuştu bebeğim.

Elimi yüzüne uzatıp yanaklarını okşadım.

Seni yerim Çiçek.

"Ben yastık ve şal getireyim." Sıla'nın konuşmasıyla ona baktım. Gerçekten iyi arkadaş oluyoruz sanmıştım ama o sırf ağzımdan laf almak için yaklaşıyormuş.

"Güneş gel teyzecim seni de odana bırakayım hadi." İkisi salondan çıktığında Ayliz'e döndüm.

"Eşin de mi burada yaşıyor." Dediğimde şaşırmıştı. Sanırım yanlış bir soruydu çünkü gözlerinden kasıldığını anlayabiliyordum.

"Özür dilerim yanlış bir soru mu sordum yani eşin yan.."

"Ayrıldık..ayrıyız biz yani eşim yok vardı şu an birlikte değiliz." Kaşlarımı çattığımda yerinde doğrulup öyle konuştu.

"Güneş'e bu konuyu açmazsan sevinirim hassas bir konu bizim için." Dedi.

Başımı salladım. Üzülmüştüm Güneş için.

"Açmam." Dediğimde nefesini verdi.

Sıla'da geldiğinde Çiçek'in üstünü örtüp salondan çıktık.

Bahçeye geçmiştik. Ayliz ben ve Sıla masada oturuyorduk bir şey istemesem de limonata getirmişti yardımcıları.

Ayliz telefonuyla ilgileniyordu. Sıla'da benimle konuşmaya çalışıyordu.

"Deniz ben yani biz ilk başta senden bilgi almak için yakınlaştık ama sonra.."

Güldüm.

"Sonra da devam ettiniz bu kadar basit Sıla." Dedim sinirle.

"Hayır gerçekten şirket ile ilgili hiçbir bilgi aldım mı senden ya da konusunu açtım mı.?" Dedi.

"Abimi tanıyormuşsun." Dediğimde ablasına baktı.

"Abimi sormadın mı konuşuyor musunuz görüşüyor musunuz diye." Ayliz hızla kafasını çevirip Sıla'ya baktı.

"Abla ben kö.."

"Sonra konuşacağız sus.!" Dedi Ayliz.

Yanlış bir şey demiştim sanırım. Ablasının eski sevgilisini sorduğundan Ayliz'in haberi yoktu.

"Sadece görüşüp görüşmediğimizi sordu Ayliz, ben abartıyorum biraz kızacak bir durum yok." Dememle bu sefer sinirle bana döndü.

"Bizene senin abinden ya bizene.!" Deli bu kadın ya eminim.

"Sen delirmişsin." Dedim ve limonatama uzanıp içtim.

"Sen asıl delinin önde gidenisin salak hala Sıla'ya kızmayayım diye açıklama yapıyor aptal bu kız." Onu takmadan limonatamı içtim.

"Aynen dediğinden." Dediğimde işaret parmağını salladı ama ben pipetimle oynuyordum.

Bir şey demeden tekrardan telefonuna döndüğünde benim de telefonum aynı anda çalmıştı.

"Efendim abi." Diyerek açtığımda Ayliz'in telefondaki dikkatinin burada olduğunu biliyordum.

"Neredesin yavrum." Dedi.

"Cihangirlerin yalısına geldik görümcelerimle oturuyorduk sen aradın." Abim homurdanmıştı ama ben gülüyordum.

"Ayliz orada mı." Dedi.

"Doğrudur." Dedim belli etmemek için.

Sıkıntıyla bir nefes verdi.

"Tamam abicim ben şirketteyim başım kalabalık babamın iflasını duyan arıyor onlarla uğraşıyorum akşam eve geçtiğinde evde olmam anahtar saksının altında." Dedi.

"Tamam abi selam söyle Azra'ya." Dememle Ayliz'le göz göze gelmemiz bir oldu.

"Ne Azra'sı Deniz baş..Ayliz'i delirtme Deniz cazgırdır o abicim yapma." Güldüğümde hala Ayliz'e bakıyordum.

"Tamam abi sana iyi eğlenceler sen takıl ben gece tek kalabilirim merak etme." Abim bir şey demeden sinirle kapattığında kulağımdan çekmedim telefonu.

"Öptüm abicim hadi görüşürüz, görüşürüz selamımı unutma." Telefonu Kulağımdan çekip kapatıyormuş gibi yapıp masaya bıraktım.

Ayliz Sıla'ya baktıktan sonra tekrar telefonuyla ilgilenmeye başlamıştı.

"Azra ile sen tanışıyor muydun." Dedi Sıla.

Tanışmıyordum sadece adını duymuştum ama bunu onların bilmesine gerek yoktu.

Başımı salladım.

"Cesur abi ile görüşüyorlar mı hala ya şaşırdım." Dedi.

"Öyleymiş." Dedim düz sesimle.

Sıla ablasına baktı ama Ayliz, içeriden koşarak gelen Güneş'e bakıyordu.

"Koşma bir tanem." Dedi onu kucaklarken.

"Anne, teyzem beni odada bıraktı gelme dedi." Sıla'ya baktım hemen.

"Teyzen şaka yapmış aşkım gelme der mi hiç sana küsme gel limonata içireyim sana." Bardağa uzanıp pipeti Güneş'e uzattı.

Güneş içerken Ayliz'de onun alnındaki saçları arkaya atıyordu.

Güneş'e dikkatli bir şekilde bakmaya başladım. Üç yaşına gireceğim demişti.

Ayliz'e eşini sorduğumda panikleyip ayrıldık demişti.

Siktir.

Abim neredeyse üç buçuk yıldır buralarda değildi.

Ayliz'le gitmeden önce ayrılmışlarsa. Güneş bahçedeki köpeğin yanına koştuğunda konuştum.

"Ayliz." Dedim şüpheli ses tonumla.

"Güneş tam olarak kaç yaşında." Dediğimde gözleri büyüdü.

"Neden." Dedi şaşkın sesiyle.

Omuzlarımı silktim.

"Öylesine, cevap verecek misin."

"İki buçuk." Dedi ama başımı iki yana salladım.

"Üç demişti." Dedim.

"O bilmiyor Deniz küçücük çocuk." Tek kaşımı kaldırdım.

Kalbim hızlı hızlı çarpmaya başlamıştı.

Emindim yalan söylediğine.

Güneş pipeti ağzından çıkarttığında Sıla telaşla tekrar pipeti ağzına götürdü ama Güneş başını bana çevirdi.

Güneş'e bakınca anladığım gerçekle gözlerim dolmuştu.

Güneş o kadar çok abime benziyordu ki.

Sadece göz rengi annesinin aynısıydı.

"Üç yaşına giriyorum anne." Dedi Güneş tatlı tatlı eliyle üç yaparak.

Ayliz'e baktım tekrar.

Gülümsedim.

"Abime bunu yapmamışsındır değil mi Ayliz." Sesim titremişti. Gözlerim hala Güneş'teydi.

Gözümden bir damla yaş aktığında ayağa kalktım.

Ayliz sessiz kalmıştı.

Güneş abimin kızıydı.

Benim yeğenimdi.

BÖLÜM SONU

Oylarınızı ve GERÇEK yorumlarınızı lütfen eksik etmeyin aşklarım.

Bölüm nasıldı.

Güneş ve Cesur hakkında ne düşünüyorsunuz.?

Oy sınırı 200 yorum sınırı 200 (gerçek yorum lütfen.)

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.769okunma 66beğeni 5yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.