6. bölüm / 36
Vurgun6.BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 6.BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Yarın sabah neler olacağını merak ediyordum.
Cihangir sabah bizi almaya gelecekti.
Şaka gibi.
_____________________
~ Deniz Bolat
Gece Selin'e her şeyi anlattıktan sonra biraz rahatlamıştım. Ama Selin, Serkan'ın geldiğini nasıl söylemezsin diyerek bir güzel kollarımı sıkmıştı.
Sabah Sıla, Selin'i arayınca yüzümü yıkayıp burada olan kot şortumu ve siyah bluzumu giyinip üzerine Selin'in beyaz bir tane gömleğini atmıştım.
Spor ayakkabılarım zaten kapının önünde olduğu için hazırdım.
Makyaj yapmayacaktım. Makyaj aynasının önüne geçip saçlarımı tararken Çiçek uyanmıştı. Bıcır bıcır konuşarak sorular sorunca gıdıklaya gıdıklaya güldürmüştüm.
Selin'in telefonu çalınca Sıla olduğunu söyleyip ayakkabısını giyinmeye başladı.
O önden inerken ben de Yıldız teyze ve Çiçekle vedalaşıyordum.
"Bugün de bize gel annecim eğer rahatsız oluyorsan kal burada burası senin evin." Yıldız teyze böyle söyleyip sarılınca gözlerim doldu.
"Ağlama sakın bekletme çocukları kahvaltıya çağırtmadınız zaten sinirliyim size." Dediğinde güldüm.
"Bir şey olmaz hem yol biraz uzun biliyorsun Yıldızım hadi tutma beni ya geç kalıyorum senin yüzünden." Diyip yanaklarından öptüm.
Çiçekte benimle beraber aşağıya inmek isteyince kapının önündeki çöpüde alıp indim.
Yıldız teyze arkamdan çöpü aldığım için söylense de hızlıca çiçekle beraber aşağıya inmiştim.
Apartmanın kapısını açtığımda önden Çiçek çıkmıştı ama sadece kapının önünden beni geçirecekti dışarıya çıkmayacaktı.
Arabaya baktığımda camlar filmli olduğu için içini görememiştim ama koşarak sağdaki çöp kutusuna çöpü fırlatıp Çiçek'in yanına yürüdüm.
Dizlerimi yere koyup onunla sarıldık.
"El sallasam görürler mi." Dediğinde gülerek başımı salladım ve ayağa kalktım. O arabaya doğru el salladığında çalan kornayla kıkırdadı.
"Görüşürüz aşkım dikkatli ol tamam mı." Diyip başından öptüm.
"Tamam Deniz abla seni seviyorum görüşürüz." Dediğinde el sallayarak arabaya doğru yürümeye başladım.
Arabanın yanına gelince hemen boş olduğunu bildiğim ön kapıyı açıp içine bindim.
"Deniz gelmeseydin bir tanem biz beklerdik seni." Selin'in sitemli sesiyle Cihangir'e döndüm.
O zaten bana bakıyordu.
"Özür dilerim beklettim herkesi Yıldız teyzeyle kapıda konuştuk önemliydi." Dedim ve kapıyı çektim.
"Günaydın Deniz sorun değil beş dakika bekledik ne olacak." Dedi Sıla.
Dün ilk tanıştığımızda tavırları bu kadar samimi değildi ama geceden sonra tatlı birine dönüşmüştü.
"Günaydın herkese." Dediğimde Serkan'da elini yumruk yapıp uzattı.
Gülerek elimi yumruk yapıp eline vurduğumda Cihangir'e baktım.
O burnumun üstündeki ve yüzümdeki belli olan çillere bakıyordu. Hem yüzüme bir şey sürmemiştim hem de güneş vurduğu için belli oluyorlardı.
"Kemerinizi takın Deniz Hanım." Dedi Cihangir.
Bana Deniz desen ne olur yani ölür müsün diye içimden konuşarak kemerimi taktım.
"Cimcime niye indi." Dedi Serkan gülerek.
"Deniz ablasını geçirmeye inmiş onların klasik hareketleri ikisi de deli." Dedi Selin.
Güldüğümde apartmanın girişinde duran Çiçeğe baktım. El sallıyordu. Yerim o ellerini çocuk.Ben de camı yarıya kadar açıp el salladım. Araba hareket etmeye başlamıştı.
Başımı biraz çıkartıp seslendim.
"İçeri geç Çiçek." Dediğimde kafasını sallayarak apartmandan içeriye girdi.
"Maşallah çok tatlı Selin." Dedi Sıla.
"Çok." Dedi Serkan'da.
"Cihangir Bey tami.."
"Cihangir diyin lütfen." Dediğinde saniyelik gözlerim kocaman açılmıştı.
"Tamam o zaman sizde sadece Deniz diyin." Dediğimde dudakları kıvrıldı.
"Sen yani sen de Deniz de." Dediğimde bana döndü.
Gözleri gözlerimdeyken başını salladı. Arkadakilerden şu an çok utanmıştım.
Boğazımı temizleyip konuştum.
"Araba yani bugün halledebilir miyiz eğer sen müsait değilsen ben ilgilenirim hatta sen hiç uğraşma direkt ben ilgileneyim." Dediğimde dümdüz yola bakıyordu.
"Araban şirketin otoparkında Deniz." Dediğinde gözlerim yine kocaman açıldı ve bu sefer ona baka kaldım.
"Nasıl yani yaptırdın mı." Sesim şaşkınlık doluydu.
Bizden başka kimsenin konuşmaması beni geriyordu.
"Araban yapıldı teşekkür etme lütfen sürekli teşekkür ediyorsun zaten." Dediğinde arkadakiler güldü.
"O zaman sağ ol." Dediğimde Sıla ve Selin kahkaha attı.
Cihangir'in de dudaklarında tebessüm oluştuğunda utanmıştım. Açık olan camı klima çalıştığı için komple kapattım.
"Deniz bugün de mi Selin'lerde kalacaksın." Dedi Sıla.
"Bilmiyorum ki duruma göre bakacağım." Dedim.
Bir de bu mesele vardı.
Şirkette bana nasıl davranacaklardı kim bilir.
Yol arkadaki üçlünün konuşmasıyla geçmişti. Şirketin özel otoparkına girdiğimizde Cihangir arabasını adının yazdığı yere park etmişti.
İndiğimde dün taktığım çantanın Sıla'da olduğunu gördüm. Bana uzattı.
"Dün Çiçek'i görünce çantanı unutmuşsun." Dedi Sıla.
Gülerek kafamı iki yana salladım.
"Teşekkürler." Dedim ve yürümeye başladık.
Şirketin içine girdiğimizde asansöre doğru yürüyorduk ama asıl sıkıntı asansörü bekleyen ablam ve annemdi.
Güzel bir günaydın oluyor.
Annem bizi fark ettiğinde düz bir şekilde bana bakıp önüne döndü ama sonra gözleri kocaman açılarak bana baktı.
"Deniz." Dedi hemen.
Herkes annem ve bana odaklanmıştı.
"Spor salonuna mı geliyorsun Deniz kaç kere uyarmam lazım." Dedi uyarı dolu sesiyle.
Güldüm.
"Bu şirkettekilerin derdi de benim kıyafetlerim olmuş." Dedim asansör geldiğinde herkes içeriye geçmişti ama annem hala kınayarak bana bakıyordu.
"Konuşalım odama gel hemen." Dediğinde asansöre geçti sabır çekerek ben de arkasından bindim.
"Denizcim birazdan fotoğraflarla gösteririm ama ufak bir spoiler vereyim." Ablam konuşmaya başlayınca nefesimi tutmuştum.
Baştan aşağı beni süzdükten sonra gözleri kinle kısıldı.
"Dedim ki madem Deniz kıyafetlerini önemsemiyor o zaman neden dolabında duruyor yak gitsin." Sıla'dan şaşkınlık nidası gelince ablam onların burada olduğunu sanki unutmuş gibi toparlanıp kendine geldi.
Boğazını temizledi.
"Artık sen zevkine göre dolap kurarsın kendine." Dediğinde ona baktım.
Tüm kıyafetlerimi yakmıştı.
"Tamam." Dediğimde herkesin şaşırdığını hissedebiliyordum.
Asansör bir katta durunca içeriye Ceyda bindi. Beni görünce hemen gülümseyip selam verdi.
"Günaydın Deniz hanım." Dedi.
"Günaydın Ceyda." Dedim ben de gülümseyerek.
"Bugün bir kaç dosya için sizi rahatsız edeceğim ne zaman gelmemi istersiniz." Dedi.
"Sen ne zaman istersen o zaman gel Ceyda bugün odamdan çıkmayacağım." Dedim.
Annem beni uyarır gibi boğazını temizledi.
Gerçekten de odamdan çıkmayacaktım. Sinirden ellerim titriyordu ama kendimi sıkıyordum.
"Tamamdır Deniz hanım birazdan gelirim aradan çıksın." Dedi.
"Senin için de uygunsa bekliyorum." Dedim normal sesimle.
Herkes şu an normalim sanıyordu ama Selin sinirlendiğimi biliyordu eminim.
Asansör sonunda durduğunda hemen kendimi dışarıya attım.
Arkamda kalanlara baktığımda Cihangir ile göz göze geldik.
"Teşekkürler kolay gelsin." Dedim sonra Sıla ile Serkan'a da gülümseyip odama doğru hızlı hızlı yürümeye başladım.
Selin'le de bakıştığımızda yalnız kalmak istediğimi anlamıştı aşkım. O da Sıla ile beraber odasına gitmişti yansımadan görüyordum.
Odama geçip kapıyı kapattığımda arkamdan annem gelmişti. Sert bir şekilde kapıyı kapattığında tüm ofisin duyduğuna emindim.
"Deniz sabrımı taşırıyorsun farkında mısın şu huylarından artık vazgeç diyorum VAZGEÇ." Koltuğuma oturup öyle dinledim.
"Çalışanlarla muhattap olma diyorum sana olma olma olma anlıyor musun onlar senin sınıfında insanlar değil bırak asistanların onlarla muhattap olsun sen içli dışlı olma."
Takmıyordum söylediklerini.
"Kıyafetlerini de düzelt şort ve bluz ne demek bir de spor ayakkabı giyinmişsin." Beni inceleyerek konuşuyordu.
"Eğer yakışmış olmasaydı üstünde parçalardım bunları Deniz dua et yakışmış."
Başımı salladım.
"Bitti mi başımı ağrıttınız sabah sabah." Dedim.
"Kahvaltı yaptın mı." Dedi.
"Yapmadım."
"Yıldız teyzen hazırlamadı mı sana hayret." Dedi alayla.
"Hazırladı ama ben yemedim bitti mi sorgun çıkar mısın." Dedim.
"Elması ara sevdiğin yemekleri söyle Lütfü'yü eve göndereceğim birazdan alıp gelsin." Dedi.
Çıkması için başımı salladım. Elmas teyzeye bazı istediklerimi yazdıktan sonra telefonu bıraktım.
Dirseklerimi masaya yaslayıp ellerimi saçlarımın arasından geçirdim. Asansörde söylenenlere tepki vermeyip içime atmıştım ama bu bana zarar veriyordu. Hala titriyordum.
Kapım tıklatıldığında Ceyda olduğunu bildiğim için pozisyonumu bozmadan seslendim.
"Gel Ceyda istersen kendine kahve al ben imzaları atana kadar takıl sıkılma." Dedim ellerimle başıma masaj yaparak.
"Bir de ağrı kesici var mı sende başım birazdan çatlayacak gibi." Dediğimde yine ses gelmedi.
"Niye konuşm.." Başımı kaldırdığım an gördüğüm koyu gözlerle sustum.
Cihangir gelmişti.
"Cihangir." Dedim kısık sesle. Hızla ayağa kalkmıştım.
Bana ve saçlarımdaki ellerime baktı bir kaç saniye. Dağınık duruyordu saçlarım.
Elimi hemen saçlarımdan çekip kulağımın arkasına attım.
"Deniz birazdan gireceğim toplantı için dosyaları sen hazırlamışsın." Dedi kapıyı kapatıp içeriye girerken.
Başımı sallayıp alt çekmecelere eğildim. İhale dosyasını elime alıp geri doğruldum.
"Burada." Ayağa kalkıp dosyayı ona götürdüm.
"Tamam ben hallederim." Diyip o da yürüdü ve orta yolda benimle buluştu.
"Sağ ol." Dediğinde gülesim geldi sabah ki olaydan sonra.
Tebessüm edip başımı salladım. Ama bakışmaya devam ediyordum. Birden kapı çalınca irkildim.
Ceyda içeriye girince şaşkınlıkla bize baktı ama sonra toparlanıp gözlerini bana odakladı.
Elindeki dosyaları salladığında yanaklarımı şişirdim.
"Gel Ceyda gel." Diyip Cihangir'den biraz uzaklaştım.
"Ben çıkıyorum." Cihangir sadece iki kelime söyleyip hızla odadan çıktı.
"Deniz hanım." Ceydanın sesiyle onun arkasından fazla uzun baktığımı anladım.
"Hadi imzalayayım şunları avukat okudu mu hepsini sorun yok değil mi." Dedim başını salladı.
"Sorun yok Deniz hanım hepsi onaylı." Hepsini ben de kısaca gözden geçirip imzaları attım.
Ceyda odadan çıktığımda bu sefer Lütfü abi elindeki poşetlerle girdiğin de sevinçle ayağa kalktım.
"Çok teşekkür ederim Lütfü abi yorduk seni de." Diyip poşetlere uzandım.
"Ne yorması Deniz Hanım afiyet olsun Elmas'ın size selamı var." Gülümseyip başımı salladım.
Lütfü abi çıktığında bu sefer odaya tanımadığım bir kız elinde su ve peçete ile girdi.
"Deniz hanım ben Ece, Cihangir beyin asistanı bunları size vermemi söyledi." Elindekileri masaya koyduğunda ağrı kesici olduğunu anladım. Bu adam beni çok şaşırtıyordu. Toparlanıp konuştum.
"Çok teşekkür ettiğimi iletir misin Ece."
Gülümsedi.
"Tabii ki iyi çalışmalar." Dedi ve kapıyı kapattı.
Bu adam şaka mı şimdi çığlık atacaktım.
Bana ağrı kesici göndermişti. İnanmıyorum.
Hemen ilacı içip odaya Selin'i çağırdım. O da kahvaltı yapmamıştı Elmas teyzeden hazırlamasını istemiştim.
Kapı çalınıp açıldığında Selin kafasını uzatıp bana baktı. Masayı kuruyordum.
"Bakma öyle koş." Dedim.
"Ya sen deli misin Deniz Allahım odaya kahvaltı sofrası kuruyor annen görse öldürür, öldürür." Dediklerine güldüm.
"Gel hadi bir şey yemedin sen de kahvaltımızı yapalım." Dedim kolundan tutup oturma alanına götürürken.
"Bu Elmas teyze işini biliyor ha." Dedi ve ağzına salatalık attı.
Yemekleri yerken Selin'e Cihangir ile olanları anlattım ağrı kesiciyi duyunca ağzından sesler çıkartmaya çalışmasına kahkaha attım.
"Sus ağzında yemek var Selin iğrençsin." Koluna vurmuştum.
Hala gülüyordu.
"Cihangir beyden korkuyorum o nasıl bir surat o nasıl bir bakış ya kimse gözlerine bakamıyor adamın çok sert." Haklıydı.
"Sabah yok bana Cihangir de yok bana Deniz de demeleriniz peki...arkada şok geçirdik üçümüz de." Dedi.
Elimle yüzüme hava yapıyordum.
"Sıcak'tan bayılacağım." Dediğimde yüksek sesle kahkaha attı.
Camın oraya gidip hepsini açtım.
"Yanıyorsun Fuat abi ama o camlar sana yetmez bir tanem senin ateş içerden geliyor." Selin hala konuşuyordu.
"Sus Selin sus utanıyorum." Dedim ama o dizine vurup gülmeye devam etti.
"Seni yerim Deniz ya." Dedi.
Biz böyle böyle kahvaltımızı yaptıktan sonra Selin işleri olduğu için gideceğini söyledi.
"Tamam dur şu poşette meyve kuruyemiş falan var bir de termosta sadece sıcak su var kahveleri de içine koydum kupan var mı.?" Dediğimde tebessüm ederek bana baktığını gördüm.
"Sen gerçekten aptalın önde gidenisin ağlatacaksın şu hareketlerini kes." Diyip sarıldı.
Güldüm.
"Odan da sıkılma diye söyledim ne var bunda ağlanacak sensin aptal." Dediğimde kolumu okşuyordu.
Ağzını açıp duygusal bir şekilde konuşacağında parmağımı Selin'in dudağımın üstüne koyup konuştum.
"Duygusal konuşma yok hadi al paketini odamı terk et." Dedim ve kahkaha attım.
O da gülüp bir kere daha sarıldı.
"Şirketi gün yerine çevirdik farkında mısın." Söylediklerine başımı salladım.
"Biz en azından gün yerine çevirdik ablam fuhuş yerine çevirmiş." Der demez kahkaha attık. Bir süre birbirimize tutunarak güldük.
"Off makyajım akacak ben gidiyorum hadi tutma beni yeter ya." Sinirle söylenip odadan çıktı.
Hala gülüyordum.
Masama geçip öğlene kadar hiç kafamı kaldırmadan tüm işleri bitirdiğimde vücudumu esnettim.
Birazdan herkes öğlen yemeğine çıkacaktı. Ben yemeyecektim. Elmas teyze zaten Selin için börek koymuştu o yüzden sorun yoktu.
Aklım ablamın yaktığı kıyafetlerimdeydi sorun kıyafetlerin gitmesi değil ablamın benim odama rahatça girip eşyalarıma zarar vermesiydi.
İlla ki elime düşersin sen Derin.
Öğlen arasında şirkette kimse kalmayınca Selin'in odasına gitmek için odamdan çıktım.
Kapısını tıklattığımda ses gelmedi. İçeriye girdiğimde yoktu. Neredeydi bu.
Tuvaletten çıkan bir kıza seslenip sorduğumda toplantı odasında olduğunu söyledi. Ne alaka şu an toplantı odası.
Hızlıca toplantı odasına doğru geldiğimde kapıyı tıklatıp içeriye girdim.
Tüm ekip buradaydı.
Selin'i bilerek toplantıda tutuyorlardı biliyorum.
Cihangir yine baş köşesinde elinde kahvesiyle dinliyor, Babam da yalakalık yapıyordu. Derin ve abim sinsice Selin'e bakıyordu.
Serkan da buradaydı.
"Hayırdır." Dedi abim.
Ona döndüm ama gözlerim Selin'in üzerindeydi.
"Size hayırdır öğlen arası saatinde Selin'in burada ne işi var." Dedim sinirle. Ablam alayla güldü.
"Seni şirkete avukat olarak mı alsak yanlış pozisyondasın." Dedi.
"Olur ama ben de seni başka pozisyon için düşünüyorum şimdi ortaklarımız var adını söylemiyorum ayıp olur bir ara odama gel söyleyeyim hangi pozisyon olduğunu." Masaya vurup ayağa kalktığında Selin'de hemen kalktı.
"Bana bak.." Ablam üstüme yürümeye başladığında kollarımı önümde birleştirdim.
"Başlamayın yine Deniz ne zaman gelsen tartışma çıkıyor toplantıdayız dışarı." Babam eliyle kapıyı gösterdiğinde takmadım.
"Mesai saati dışı olduğu için Selin'i yani mimarımızı alıyorum siz devam edebilirsiniz sıkıntı yok." Dediğimde Ahmet amca devreye girdi.
"Deniz kızım önemli bir toplantı öğlen arasında çalıştığımız için zaten erken çıkacağız." Dedi.
Selin'e baktığımda gözlerini açıp kapattı.
"İyi o zaman benim de katılmamda bir sakınca yok diye düşünüyorum." Selin'in yanına oturduğumda en sonda artık Selin değil ben vardım.
"Katılma desek sanki gidecek." Abimin sesiyle sandalyeyi ona çevirdim. İşaret parmağımı ona uzatıp şıklattım.
"İlk defa doğru bir tespit yaptın aferin." Dedim alayla. Sinir oluyorlardı bu tavrıma o yüzden böyle davranıyordum.
Ağzının içinden bir şeyler söylemesiyle Cihangir boğazını temizledi.
"Siz devam edin lütfen Levent bey dinliyorum." Dedi Cihangir susun der gibi.
Onlar tekrardan konuşmaya başladığında Selin'in dizine vurdum.
"Aç mısın." Dedim fısıltılı sesimle.
"Yok aşkım merak etme sen." Dedi elimi tutup.
"Yalan söyleme ne zamandır buradasın." Kolundaki saate baktı.
"Bir buçuk ya da iki." Dudaklarımı büzdüm.
"Börek koymuştu Elmas teyze." Dediğimde gülmemek için dudaklarını birbirine bastırdı ama bu hareketi benim gülmemi sağladı.
Ağzımdan kıkırtı çıkınca hepsi susmuş bana bakıyordu.
Selin bacağıma vurup boğazını temizledi.
"Pardon." Dedim onlara bakmadan ama hala konuşmuyorlardı.
Başımı eğip masanın başına yani Cihangir'e baktığımda doğrudan göz göze gelmiştik.
Bir an ne yapacağımı bilemedim.
"Şaka gibi ya bu kız gerçekten şaka gibi baba, toplantı yapıyoruz o arkadaşının yemek yiyip yemediğini soruyor." Ne! Onları duymuşlar mıydı.
Serkan'dan gülme sesi duymamla başımı eğip dudaklarımı birbirine bastırdım. Gülmemeliyim.
"Tamam çocuklar uzatmayın hadi devam edelim sorun yok Deniz sen de biraz konuşma kızım toplantı birazdan bitecek." Ahmet amca konuşunca başımı kaldırıp salladım.
Cihangir'e tekrar baktığımda dudaklarının kıvrıldığını gördüm.
Babamın sinirli bakışlarını hissetsemde bakmadım.
Toplantı kaldığı yerden devam ettiğinde bir şey yapmamıştım sorunsuz bir şekilde devam ediyorlardı.
Ayıp olmasa başımı masanın üzerine koyup uyuyacaktım çok sıkılmıştım. Selin sürekli not alıyordu.
"Ver biraz da ben yazayım." Dediğimde elinden kalemi almıştım.
Söyledikleri şeyler bu sefer ben not almaya başlamıştım.
Neredeyse bir saate yakın her denilen önemli şeyi not aldığımda bu sefer Selin kalemi almıştı.
Karşımızdaki Serkan bizim bu halimize bıyık altından gülüyordu.
Sonunda toplantı bittiğinde içimden şükür duaları okuyordum. Saate baktığımda iki saattir burada olduğumu anladım.
Selin dört saattir buradaydı.
Ablam ve abim yanımızdan geçtiğinde abim bilerek sandalyemi masaya itip göğüs kafesimi masanın ucuna çarpmamı sağlamıştı. Masanın arasına sıkıştırmıştı beni.
"Ya bak öldürtme kendini.!" Sesimi duyan Cihangir bir anda ayağa kalkınca ben de Sinirle ayağa kalktım.
Olayı gören Serkan dışında kimse bir şey anlamadığı için bağırdığıma da şaşırmışlardı.
"Deniz ne oluyor.!" Dedi babam.
Abim kapıdan çıkmadan önce var gücümle alt bacağına tekme atınca bağırdı.
"DENİZ.!"
"Deniz ne yapıyorsun sen geç odama çabuk konuşacağız.!" Babam her zamanki gibi suçlu benim sanıyordu.
"Levent bey, ilk önce Yağız bey Deniz'in sandalyesini öne ittirip onu masaya çarptırdı." Serkan'ın beni savunmasıyla ona döndüm.
Göz kırpıp Cihangir'e baktı.
"İkinizde odama gidiyorsunuz hemen." Babam sakin olmaya çalışıyordu ama odada beni haşlayacağını anlamıştım.
Selin'e döndüğümde üzüntüyle bana bakıyordu. Gülümseyip sorun olmadığını söyledim ama hala aynı şekilde bakıyordu.
Abim ve ablamın arasından onları iterek sertçe çıktığımda arkamdan bir şeyler dediklerini biliyordum.
Toplantı odasının kapısını fazla sert açtığım için herkes birden buraya dönmüştü.
Arkamdan da sert bir şekilde tekrar kapatıp sinirle babamın odasına yürümeye başladım.
"Yeter artık ya ben sizinle mi uğraşacağım her gün bir şey her gün olay." Söylene söylene babamın odasına gelmiştim ama orada beni daha da sürpriz bir isim karşıladı. Annem.
Süper.
"Ne oluyor Deniz yavaş aç şu kapıları yavaş efendi ol." Dedi.
"Anne şu an seninle hiç uğraşamam." Diyip karşısındaki koltuğa geçtim.
"Ne oluyor." Dedi meraklı sesiyle.
"Oğlun sandalyemi itip göğüs kafesimin masaya çarpmasını sağladı ben de onun bacağına tekme atınca babam odasına gönderdi birazdan oğluşunda gelecek konuşacağız." Dediğimde beni şaşırtarak sustu.
"Bir şey var mı gel bir bakayım." Ayağa kalkıp üzerime doğru gelince baya şaşırmıştım.
Kapıyı kilitleyip bluzumu göğüsüme kadar kaldırıp baktığında yüzünü buruşturdu.
"Kızarmış gel odama geçelim krem süreriz zaten tenin hassas bir şey mi dedin de böyle yaptı abin.." Bluzumu kapatıp konuşmuştu.
"Eve gitmek istiyorum." Dediğimde sesim titremişti.
Ellerini saçımda gezdirip başını salladı.
Odanın kapısı açılmaya çalışıldığında kırılacak sandım. Kilitli olduğu için açılmamıştı ama resmen yerinden sökülecekti.
"Aç kapıyı Deniz.!" Babamın sesiyle annem hemen kapıya gitti.
Açtığında babam annemi görünce afallasada tekrar sinirle bana bakmaya devam etti.
"Deniz şu hareketlerine bir son ver.!" Bağırıyordu ama sesi kısıktı.
"Tamam Levent sakince konuşalım." Dedi annem.
"Yağızın dizine herkesin içinde tekme attı kızın haberin var mı." Annemle normal konuşmuştu.
"Yağız da onu itmiş ikisiyle de konuş." Dedi annem.
"Deniz bak seninle iyi geçinmeye çalışıyorum artık şu havalı hallerinden vazgeç çocuk değilsin Cihangir beyin önünde yaptıkların sadece beni ve kendini rezil etmeni sağlıyor eğer o adam şirket ortaklığından çekilirse seni bu sefer kimse elimden alamaz.!" Babam öyle bir konuşuyordu ki sanki karşısında düşmanı vardı.
"Levent biraz sakin konuş Deniz senin kızın." Dedi annem ama ona da bağırdı.
"Karışma Deniz'i düzgün büyütemedin sürekli kendinle ilgilenmekten bu çocuk başı boş büyüdü ablası ve abisi gibi olamadı.!" İyice saçmalıyordu.
İyi ki olmamışım dedim içimden.
"Ben gidiyorum." Diyip ayağa kalktığımda sert bir şekilde tekrardan koltuğa beni ittiğinde annem de ayağa kalktı.
"LEVENT DİYORUM.!" Dedi annem şu an dışarıdan seslerimizin duyulduğuna emindim.
"Abin ve ablanın yaptığı şeyleri bir daha ortalık yerde söylediğini duyarsam neler olacağını tahmin edebilirsin umarım Deniz son uyarım bir daha ev dışında başka bir yerde kalırsan gittiğin yeri yakarım." Gözümden bir damla yaş aktığında hemen sildim ama arkasından diğerleri de geliyordu.
"Ben burada çalışmak istemiyorum." Dedim.
Babam gülüp anneme baktı.
"Duydun mu kızımız burada çalışmak istemiyormuş Deniz sen artık burada çalışacaksın ve sorun çıkartmayacaksın DUYDUN MU.?" Babam sonlara doğru iyice bağırmıştı.
"Tamam Levent hadi çık hava al sen gerilmişsin sinirini Deniz'den çıkartıyorsun." Dedi annem.
Onu dinleyip kravatını çekiştirerek sert bir şekilde odadan dışarıya çıktı. Kapıyı var gücüyle kapatmıştı.
"Tamam sen de toparlan her zaman ki baban işte." Teselli cümlesi buydu işte.
Bir şey demedim.
"Hadi diyorum Deniz bak eğer mutlu olacaksan şu üstündekileri bugün için görmezden gelebilirim." Dedi.
Burnumu çektim. Anneme baktığımda parmaklarıyla ağzını kapattı.
"Gözlerin kıpkırmızı olmuş gel elini yüzünü bir yıkayalım." Dedi.
Gözlerimin kıpkırmızı olduğuna zaten emindim.
Ayağa kalkıp hızla ben de odadan çıkınca herkesin buraya baktığını görüdüm. Karşı tarafta duran Cihangir, Serkan ve Sıla'yı da gördüm ama bir iki saniye bakıp hızla odama doğru yürümeye başladım yürürken üstümdeki gömleği hırsla çıkartıp kapıyı sertçe kapattım.
Odaya girince elimdeki gömleği hırsla masanın üzerine attım bir kaç şey yere düşüp kırıldı.
"Nefret ediyorum ya nefret ediyorum ben ailemden nefret ediyorum." Kendi kendime ellerim titreyerek konuşuyordum sonunda beni ağlatmışlardı.
"Allah hepinizin belasını versin."
Hıncımı bir türlü alamıyordum.
Gömleği masadan alıp tekrar top haline getirip attığımda yine bir kaç şey düştü. Onlar düşerken odamın kapısı çaldı.
"Gelme.!" Dedim hemen.
Yüzüm gözüm kıpkırmızıydı. Kimsenin beni böyle görmesini istemiyordum.
"Benim aşkım." Selin'in sesini duymamla hıçkırdım ellerimle ağzımı kapattım sesimin gitmemesi içim ama Selin içeri girdiği için beni görüyordu.
Ellerimle yüzümü kapatıp ağlıyordum.
"Hiiii Deniz." Sıla'nın sesini duyduğumda gözyaşlarımı silmeye çalıştım. Kapıyı arkalarından kapattıklarında Selin hemen gelip bana sarıldı.
Elleriyle yüzüme gelen saçlarımı çektiğinde ağlamam durmuş. Selin gözyaşlarımı silip saçımı okşuyordu ben de öylece camdan dışarıya bakıyordum.
Gözümün hizasına uzatılan suyu görünce bakışlarımı Sıla'ya çıkarttım.
O da samimi bir ifadeyle bana bakıyordu.
"Sağ ol." Diyip elindeki suyu aldım.
Selin konuşmak istemediğimi bildiği için susuyordu ve sadece saçlarımı okşuyordu.
Başımdan öptüğünde gözlerimi kapattım. Diyorum ya benim kardeşim annem ablam hepsi Selin'di.
Gözlerimi kapatınca tekrar gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı. Sıla karşımda olduğu için her şeyi görüyordu biliyorum.
Rezil oluyordum.
Zaten çoktan rezil olmuştum ama ekstra şeyler çıkıyordu hep.
"Hadi sevdiğin mekana gidelim." Selin'in konuşmasıyla omzumu silktim.
Sessiz sessiz ağlıyordum.
"Seyir tepesine gidelim." Selin'e yine omuz silktim.
"Ne yapalım ııııı tatlı tatlı söyleyelim o zaman burada yeriz ha ne dersin bir tanem." Bu sefer başımı olumsuz anlamda salladım.
Derin nefes verip saçlarımı öptü.
"Ne istiyor canın ne yapalım şöyle durma lütfen Deniz üzüyorsun beni." Dediğinde gözyaşlarımı sildim.
"Konuş babanla ikimizde gidelim çalışmayalım başka bir iş bulurum ben sen de kurtulmuş olursun." İç çektiğimde bedeni kasıldı.
Ağlamamdan dolayı sarsılarak iç çekmiştim.
"Bir daha ağzını açma şunlara tamam çok zorluyorlar ama onlar dört kişiler Deniz sen hepsiyle baş edemezsin belki Cesur abi ols..." Selin beni sakinleştirmek için bu sefer konuşmaya başlamıştı. Ama abimin adını söylediğini fark edince hemen sustu.
Tanıyordu beni.
Sıla sessiz bir şekilde bizi izliyor ve dinliyordu.
"Dünden dolayı sinirlendiler bugün de intikam aldılar işte uğraşma şunlarla annem ne diyor sana hatırla Deniz." Dedi.
Yıldız teyze her zaman onların yanında rol yapmamı söylüyordu ama yapamıyordum.
"Onlar gibi davran rol yap biz senin özünü biliyoruz demiyor mu öyle davran biraz sosyetik zengin kız gibi davran." Bir şey demeden burnumu çektim.
Selin'in omzunda öylece camdan dışarıya bakıyordum.
O da derin bir iç çekti.
"Bugün de bizde kal demiyorum çünkü eve gitmezsen daha çok bilenecekler biliyorsun değil mi bir tanem." Başımı salladım söylediğine.
"Pikniğe gidelim mi annemleri de alalım ha söyleyelim annem hemen bir şeyler hazırlasın gidelim hemen." Dediğinde başımı salladım.
Gülerek telefondan Yıldız teyzeyi aradı.
Benim moralim sadece dördümüzün bir arada düzeltebilirdi.
"Alo..anne sana bir şey diyeceğim ama telaşlanma..Deniz'in biraz morali bozuk bir şeyler hazırla da piknik yapalım dördümüz." Dedi ve Yıldız teyzeyi dinledi.
Telefonu bana uzattığında benimle konuşmak istediğini anladım.
"Annem iyi misin." Dedi Yıldız teyze.
"İyiyim Yıldız teyze." Dedim ama sesim bok gibi çıkmıştı.
"Hiii ağlatmışlar benim kızıl yavrumu kurban olurum sana. özel olarak istediğin bir şey var mı yapayım." Dediğinde gülmek istedim ama gülmedim.
"Sen ne yaparsan ben seviyorum Yıldızım." Dediğimde güldü.
"Yıldızın seni yesin ağlama yavrucuğum çay yapıyorum hemen sana tamam mı." Dediğinde gülümsedim.
Selin'de arkamdan kalkıp önüme geçtiği için güldüğünü görüyordum.
"Çay kırmızı çizgimiz." Dediğimde Yıldız teyze kahkaha atınca benim de dudaklarım kıvrıldı.
"Hadi kapat bebeğim tutma beni bir sürü işim var bir de sizinle uğraşıyorum." Diyip suratıma kapattığında tebessümüm büyüdü.
"Ne dedi." Dedi Selin.
"Bir sürü işim var bir de sizinle uğraşıyorum kapat dedi sonra kapattı." Dediğimde ikisi de sesli bir şekilde güldü.
Masanın üstündeki gömleğimi alıp gözyaşlarımı sildiğimde Sıla kıkırdadı.
"Sıla sen de gelsene bizimle." Dedi Selin.
"Çok isterim ama bugün siz dördünüz takılın belki yarın odada üçümüz çay içebiliriz." Dediğinde ona bakarak güldüm.
"Çay sevmiyorsunuz siz." Dediğimde ikisi de güldü.
"İçeriz işte ne olacak Deniz." Dedi Sıla.
"O zaman yarın çay içiyoruz sabah hemen buluşup aradan çıkartalım bunu tüm gün dolu olacağım." Dedi Selin.
Sıla'yla biraz daha konuştuktan sonra o odadan çıkmıştı.
Bizde çıkmak için hazırlanıyorduk. Elimdeki gömleği iyice büzüştürüp elimde tutmaya devam ettim.
Çantamı da koluma astığımda kırmızı ve şiş gözlerimi saymazsak hazırdım.
Selin'le beraber asansör beklerken herkesin gözü benim üzerimdeydi. Zaten bu kattakilerin babamın bağırmalarını duymaması imkansızdı.
Asansör durduğunda içindekilerin inmesini beklediğimde adımın seslenilmesiyle hemen başımı kaldırdım.
"Deniz." Cihangir'le göz göze geldiğimizde yüzünde bir afallama yakalasam da üzgün olduğum için üstüne düşmedim.
Kolumdan tutup kenara çektiğinde etrafa bakıyordum.
"İyi misin.?" Dedi sert bir şekilde.
Gözlerine baktığımda göz göze gelmiştik koyu gözleri yüzümün her yerini taradıktan sonra kırmızı ve şiş gözlerimde durunca iyice koyulaştığını fark etmiştim.
"Değilsin tabii ki." Diyip Serkana baktı.
Serkan'a ben de baktığımda o da bana baktı. Üzgün bir şekilde baktığında gülümsedim.
"İyiyim gerçekten teşekkür ederim sorun yok siz çıkmıyor musunuz." Diyerek konuyu değiştirmeye çalıştım.
"Çıkmıştık ama dosyaları unuttuğum için geri döndük Sıla'da arabada bekliyor isterseniz dosyaları alıp beraber inelim aşağıya." Dedi Serkan.
Selin gözlerime baktığında başımı salladım.
"Olur hadi biz alalım dosyaları Denizler insin bence aşağıda buluşuruz." Dedi Selin.
Cihangir başını sallayınca eliyle asansörü işaret etti ve benim içeriye geçmemi bekledi.
Cihangir tuşa bastığında sadece öylece önüme bakıyordum.
"Seni görünce neden vazgeçiyorum Deniz." Cihangir ağzının içinden bir şeyler mırıldandı ama anlamadım.
"Anlamadım." Dediğimde öylece bana bakmaya başladı.
"Ben de anlamıyorum ben de." Dedi ve iç çekti.
"Bugün için kusura bakma lütfen sürekli sizin yanınızda böyle olaylar yaşanıyor özü.."
"Olaylar senin yüzünden yaşanmıyor Deniz o yüzden özür dilemek gibi bir saçmalık yapma." Dedi erkeksi sesiyle.
Başımı sallayıp asansörün kapısına bakmaya başladım.
"Gerçekten makyaj yapmadan geldin şirkete." Dedi birden.
"Selin'lerde kalınca yani yapa.."
Güldüğünde sustum. Gerçekten böyle mi gülüyordu Allahım ölecektim şimdi.
Bu nasıl bir ses düşmemek için bir elimi duvara dayadım.
Gülüşü çok..çoktan daha fazla güzeldi.
Öylece gülüşünü izliyordum.
Bana baktığında hemen gözlerimi kaçırıp sağ tarafıma döndüm.
Dikizlerken yakalanmıştım.
"Neden güldün." Dediğimde asansör durmuştu.
Kapılar açıldığında nefret ettiğim ablamın yüzünü görünce kasıldım. Cihangir son kez bana bakıp ablama odaklandı.
"Ah Cihangir bey." Diyerek içeriye geçtiğinde önümüzde durdu.
Kapıya arkasını dönüp bize bakıyordu.
"Derin hanım." Diyerek başını salladı Cihangir.
Derin Cihangirin koluna dokunup güldü.
"Sizinle tanışmak için fazla vaktimiz olmadı yani eğer sizde isterseniz akşam night bar'da olacağım." Dedi ve sustu.
Gözlerimin önünde Cihangir'e yavşıyordu.
Cihangir kollarındaki ele bakıp gülümsedi.
"Muhakkak uğrayacağım." Cihangir'in sesiyle içten içe sarsıldım.
Bugün bu kadar kötü olamazdı ya.
Ablam güldüğünde elini bu sefer de Cihangir'in göğüsüne koydu.
"Sizi bekliyor olacağım Cihangir Bey teşekkür ederim." Dedi ve bana döndü.
"Gerçekten kızıllardan nefret etmemi sağlıyorsun Deniz saçlarının haline bak sen patron kızısın inanamıyorum ya." Dedi.
Bir şey söylemedim çünkü telefonum çalmıştı.
Arayanı görünce önce şaşırsamda açtım.
Dün karşılaştığım Eda'nın abisi Fırat'tı.
"Efendim." Dediğimde sesim düz çıkmıştı.
"Deniz selam nasılsın." Dedi Fırat.
"İyiyim Fırat sen nasılsın." Dedim.
Fırat'ın benden hoşlandığını fark ediyordum ama görmezden geliyordum.
"Teşekkür ederim dün seni gördüm ailenleydin yanına gelemedim diyorum ki acaba akşam buluşsak mı." Dediğinde dalgınlıkla konuştum.
"Bu akşam mı.?" Dediğimde ablam hırsla bana bakıyordu.
Cihangir'de öylece kapıya bakıyordu.
"Evet olur mu.?" Dedi heyecanla.
"Fırat kusura bakma ama ben hiç müsait değilim yani sürekli reddediyormuşum gibi oluyor ama gerçekten müsait değilim." Dedim hızlıca.
Güldü.
"Sorun yok Deniz nasılsa seni bir yerde yakalarım konuşuruz mutlaka." Dediğinde gerildim.
"Bakalım..Fırat ben kapatayım o zaman kendine iyi bak görüşürüz." Dedim.
"Görüşürüz Deniz sende kendine iyi bak." Dediğinde kapattım.
Kapatmamla asansörün durması bir oldu. Kapılar açıldığında ablam ve Cihangir önden çıktılar ben de hızlanıp onlarla aynı hizada yürümeye başladım.
Cihangir solda ablam ortada ben de sağ taraftaydım.
"Cihangir Bey dediğiniz gibi geliyorsunuz değil mi." Dedi Derin.
Cihangir bir şey demeden başını salladığında yine koluna dokundu.
"Sizi bekliyor olacağım o zaman hoşça kalın." Dedi ve neredeyse yirmi santim olan ince topuklarıyla önden önden yürümeye başladı.
Cihangir'e şu an aşırı gıcık olmuştum. Yavşak piç bunların hepsi aynı.
Ona bir şey demeden omzuna çarpıp spor ayakkabılarımla hızlı hızlı turnikelerin oraya yürüdüğümde artık arkamda kalmıştı.
Elimdeki gömleği tüm gücümle sıktığımı fark edince gevşettim.
Ellerim bembeyaz olmuştu.
"İyi akşamlar Deniz hanım." Resepsiyondaki kıza gülümseyip el salladım.
"Kolay gelsin iyi akşamlar." Diyerek turnikeden geçtim.
Otoparka doğru yürümeye başladığımda telefonum tekrar çalmıştı.
"Alo Deniz." Dedi Selin.
"Otoparktayım." Dedim direkt.
"Ya Deniz sen bize geçsen ben Serkan'la gelsem bırakacağım diye tutturdu tamam dedim ama sen istemezs.."
"Tamam orada buluşalım siz baş başa gelin aşkım." Dediğimde kıkırdadı hoşuna gidiyordu.
"Tamam hadi öptüm dikkatli git bir tanem Çiçek zaten aşağıdadır seni karşılar." Dedi.
"Hadi sen de dikkat et öptüm Selin." Diyip kapattım.
Anahtarın düğmesine basıp arabayı açtığımda arkamdan gelen ayak seslerinin sahibini biliyordum.
"Deniz." Diye seslendi Cihangir.
Çantamı yolcu koltuğuna atıp arkamı döndüm.
"Selin ve Serkan beraber geleceklermiş ben gidiyorum iyi akşamlar." Diyip bir şey demesine müsade etmeden arabaya geçtim.
Kapıyı da sert bir şekilde kapatıp hızlı bir şekilde otoparktan çıkmıştım.
Yavşak Cihangir.
Derin'in nasıl birisi olduğunu gerçekten görmeyip ona asılmasına izin verdi hem de benim önümde!
Yolun devamı Cihangir'e sövmekle geçmişti. Arabayı park edince arkadaşlarıyla oyun oynayan Çiçek hemen koşarak yanıma gelmişti.
"Böceğim." Eğilip hemen kucağıma aldım. Maviş maviş gözleriyle bana bakıyordu.
"Tek mi geldin abla." Dediğinde başımı salladım.
"Yüzün niye asık." Dedi.
Boynunu öpüp üflediğimde kıkırdadı.
"Asık değil bir kere niye öyle dedin ki şimdi Çiçeğim." Dediğimde boynuma sarılıp orada kaldı.
Başını omzuma yaslamıştı.
Apartmanın girişindeki mermere kucağımdaki Çiçekle beraber oturdum.
Yüzümü onun başına yaslamıştım o da başını omzuma koymuştu.
"Yoruldun mu.?" Dediğimde başını salladı.
"Hımmm modumuz yok galiba bugün." Dedim ama omuz silkti.
"Kavga mı ettiniz yine bir tanem Beril nerede gel gidip konuşalım."
Hemen başını kaldırıp konuşmaya başladı.
"Onu sevmiyorum sen onunla konuşma benim ablamsın konuşma onunla." Geri başını omzuma gömünce sıkıntılı bir nefes verdim.
"Senin ablanım zaten aşkım Beril'le sadece kavga ettiğiniz için konuşacağım." Dedim ama ikna olmuşa benzemiyordu.
Başından öpüp öyle durmasına izin verdim.
Yirmi yirmiş beş dakikanın sonunda Çiçeğin düzenli nefes alışverişlerinden uyuduğunu anladım.
Morali de bozuk olduğu için kendini uykuya vermişti bal böceği. Bugün ikimiz içinde iyi geçmemişti anlaşılan.
Karşıdan gördüğüm Cihangir'in arabasıyla yerimden kıpırdamadım.
Sanırım Serkan ve Selin'i, Cihangir getirmişti.
Araba durduğunda yüzüm hala Çiçeğin başında öylece duruyordum. Bir kaç dakika kapısı açılmadığında konuştuklarını anladım.
Sonunda Arka kapıdan Selin indiğinde direkt olarak Çiçek ve bana bakmıştı. Yani Çiçeğin sadece sırtına ve saçlarına bakıyordu.
Koala gibi bana sarılıp uyumuştu.
Ön yolcu kapısı açılınca da Serkan'ı görmüştüm. Bana bakıp başıyla selam verince ben de bir elimi Çiçeğin sırtından çekip el salladım.
Serkan gel işareti yapınca Çiçeği gösterdim.
"Uyuyor." Dediğimde sesim onlara ulaşmıştı.
İkisi de söylediğime güldüğünde bakışlarım, Cihangir'in gözlerine baktığımı sanarak arabanın içine sürücü tarafına kaydı.
Selin ve Serkan'ın konuşmasının bitmeyeceğini anladığımda Çiçek'in başını tutarak ayağa kalktım.
Zile bastığımda Yıldız teyze balkona çıkacağı için bir kaç adım geriye atıp beni görmesini sağladım.
"Annem sen misin açıyorum hemen." Diyip Selin'lerin tarafına baktı.
"Bu kim kız hemen gel Selin gelmeden anlat Deniz hadi." Yıldız teyzenin söyledikleriyle başımı salladım ama o Çiçeğe baktı.
"Kız uyumuş ya cimcimem." Dudaklarımı büzüp başımı salladım.
"Hadi açıyorum tutma beni annecim." Diyerek içeriye geçti. Bir kaç saniye sonra apartman kapısı açılınca sessiz bir şekilde açmaya çalıştım.
"Deniz dikkat et merdivenlere aşkım ağırlaştı." Selin'in sesini duyduğumda elimle arkamı dönmeden okey işareti yaptım.
Son merdiveni de çıkınca Yıldız teyze bizi kapıda karşıladı. Ayakkabımı çıkartamadığım için eğilip sıkı olan bağcıklarını çözdü.
"Geç bir tanem." Sırtımı okşadı.
"Naber Yıldızım." Sesim kısıktı.
"Senden naber asıl götür odasına gel hemen."
Çiçeği odasına götürüp yatağına yatırınca sorguya hazırdım. Yıldız teyze çayı hazırlamış önüme koymuştu.
"Bu aşağıda ki çocuk ne ayak anlat bakayım iki gündür kapıma damat getiriyorsunuz." Kahkaha attım.
"Güleceğim yoktu Yıldız teyze." Dediğimde yanıma gelip beni kolları arasına aldı.
"Söyle şuna laf getirecek ayrılsın artık yeter." Başımı sallayıp çayımla beraber balkona çıktım.
Selin'ler anında görüş açıma girdiğinde bu sefer Cihangir'in de arabadan indiğini fark ettim benim gitmemi mi bekledin adam.
Çayımı içerken birden Cihangir'in keskin bakışları beni bulunca ben de aynı şekilde ona bakıp çayımı içmeye devam ettim.
Selin'de beni fark edince ona çayımı kaldırıp gel işareti yaptım.
Bir dakika işareti yapıp Serkan'la vedalaştı. En sonunda Cihangir'e de bir şeyler söylediğinde balkonun altına doğru yürümeye başladı.
İkisi de daha arabaya binmemişlerdi.
"Selin hanım on saat sohbetiniz bitmedi açmıyoruz kapıyı kal dışarıda aklım başına gelsin." Dedim.
"Ay Deniz dikildin balkonun köşesine konuşmamız yarım kaldı eniştenle." Küçük bir kahkaha atıp Cihangir'lere baktım.
Sanırım Selin'in neden içeri girmeyip benimle buradan konuştuğunu anlamaya çalışıyordu.
"Demek eniştemiz ha." Dediğim de gülerek başını salladı.
Zile bastığında Yıldız teyzeye açma diye seslendim.
"DENİZ AÇ.!" Bağırdığında gülüp çayımı içtim.
Arkasını dönüp Serkan'a el salladığında daha da çok gülesim geldi.
Cam önündeki su dolu bardağı alıp birazıyla Selin'i ıslattığımda hemen bağırarak kaçtı.
"Deniz sen artık ölüsün.!" Diye bağırınca Yıldız teyze yanıma geldi.
"Selin bağırıp durma." Dediğinde elimde kalan son suyuda Selin'e püskürttüm.
Yıldız teyze'de bana katılıp hortumu çıkartınca Serkan'ın kahkahasını buradan duymuştum.
Hemen Yıldız teyzeye dönüp "O kadar da değ.." diyeceğim sırada hortumu birden başımdan aşağı tutunca bu sefer Selinler kahkaha atmaya başlamıştı.
Yıldız teyze yüzüme yüzüme suyu tutunca duvarın önüne eğilip kaderime boyun eğdim.
"Annem bir tane kuru yeri kalmasın." Selin konuşurken ellerimle yüzümü kapatıyordum. Yıldız teyze benden hortumu çekip bu sefer Selin'e tutmaya başladı.
Selin bağıra bağıra balkonun altına girince uzanıp orayada suyu ulaştırdım.
"Kız bunlar yine delirmiş Deniz!..Selin!" Yukarıdan Ayten teyzenin sesini duymamla bir an Yıldız teyze hortumu ona da çevirdiğinde o da çığlık attı.
"YILDIZ AL ŞU KIZLARINI İÇERİYE.!" Ayten teyze bağırınca ben de Selin'e döndüm.
"Açıyorum kapıyı gel sen yukarıya." Diyip hızla içeriye girdim. Gözüm Cihangir ve Serkana kayınca Cihangir'in sigarasını eline alıp arabaya bindiğini görmüştüm.
Serkan'da gülerek Selin'in ıslamış haline bakıyordu.
Otomatiğe basıp aynadan ıslanmış halime baktım. Ve bu tipimle beni Cihangirin gördüğünü düşündüm.
Yaktın beni Yıldızım.
Merdivenlerden konuşa konuşa çıkan Selin'le güldüm.
Selin içeriye girdiğinde hem ıslandığımız için hem de Çiçek uyuduğu için piknikten vazgeçmiştik.
Yıldız teyzenin hazırladığı yemekleri gülmekten yiyememiştik. Birazını saklama kaplarına koyup şirkette yememiz için ayırmıştı.
Ben de saat daha fazla geç olmadan ikisiyle vedalaşıp hala uyuyan Çiçeği öpüp yola çıktığımda hızlı bir şekilde eve gelmiştim.
Elmas teyze kapıyı açtığında onunla hızlıca sarılıp bilgi almıştım. Herkes yemek odasında yemek yiyordu hızlı bir şekilde kimseye görünmeden odama çıktığımda kapımı kilitleyip kendimi duşa atmıştım.
Sıcak su bugün kasılan vücuduma çok iyi gelmişti oyalanmadan hemen çıkmıştım.
Gardrobuma baktığımda elbiselerimin büyük bir çoğunluğunun olmadığını görünce derin bir nefes aldım.
Giyinme odama girip yarın giyeceğim siyah kısa etek ve beyaz tatlı bir crop çıkartıp aynalı takı dolabımın üzerine koydum.
Yatağa uzandığımda günün yorgunluğundan anında uyuyakalmıştım.
Sabah Selin'in mesaj atmasıyla evden biraz geç çıkacaktım.
Onu Serkan alacakmış.
Yolum kısa olduğu için odamda oyalanabildiğim kadar oyalandım. Kahvaltımı mecburen onlarla yaptığım için aç değildim.
Odama çıkıp üzerimi giyinip takılarımı taktım. Ayakkabılarımı da giydiğim de tamamdım sadece etek biraz fazla kısaydı.
Saçlarımı kendi doğal halinde dalgalı bırakıp biraz kabartmıştım yani her zamanki gibiydi.
Hafif makyajımı da yapıp hızlı bir şekilde odamdan çıktım.
Herkes evden çıkmıştı sanırım onlarla bir daha karşılaşmamak için fazla oyalanmıştım.
"Deniz yavrum termos ve sıcak sular." Elmas teyzenin elindekileri alıp yanaklarından öptüm.
"Teşekkür ederiz Elma şekerim." Dedim.
"Kuruyemişlerinizi de koydum bol bol yiyin kuzucuğum hadi Allahım nazarlardan koru Rabbim." Ellerini açıp dua etmeye başladığında omzundan öpüp hızlıca arabama doğru koştum.
"Kolay gelsin Samet abi.!" Diye bağırıp poşetleri ön koltuğa yerleştirdim.
Şu an da bir saat geç kalmıştım çünkü trafik asla ilerlemiyordu sıkıntıyla oflayarak başımı direksiyona yasladım.
Selin şirkete geçtiğinde aramıştı ama geç kalacağımı söyleyince şaşırdı. Normalde geç kalma gibi huylarım yoktu ama bugün dalgınlıktan saati fark etmemiştim.
Geçen bir saatin ardından şirketin önüne geldiğimde koltukta ne olduğu anlaşılmayan poşetleri alıp hızlıca indim.
Vale hemen arabayı otoparka götürürken ben de koşarak kapıdan içeriye girmiştim.
Kızlarla bugün çay sözümüz vardı ama ben iki saat geç kalmıştım.
Turnikeye kartımı okutup hızlıca asansöre geçtiğimde benimle beraber yaşlı olsa da dinç olan bir adam bindi.
Aynı kata aynı anda bastığımızda tebessüm ettim.
O da bana gülümseyip bastonuna baktı.
Beni tanıyanlar günaydın derken herkese karşılık veriyordum sonunda bizim kata gelmiştim.
Geçmesi içim amcaya izin verdiğimde iyi günler dileyip sağ tarafa döndü.
Ben de hızlı bir şekilde dümdüz ilerleyerek kimseye görünmeden odama gitmeye çalışıyordum.
Babamın bu saatte geldiğimden haberi yoktu o yüzden şer takımından kimseye görünmeden gitmem lazımdı.
Cihangir ve Sıla'yı gördüğümde bir şey anlamamaları için adımları yavaşlatmıştım ama arkalarındaki abimi görünce hemen çantamı ve poşetleri birinin masasına bırakıp elime telefonumu aldım.
Sıla yaptığıma küçük bir kahkaha atınca onlara arkamı döndüm. Abimin geç geldiğimi görmesi isteyeceğim son şeydi.
Bu saate kadar Selin oyalamıştı herkesi.
"Deniz.!" Abimin sesiyle gözlerimi sıkıca kapatıp açtım.
Eşyalarımı attığım masanın sahibide gelince gözlerim kocaman açıldı.
"Eşyalarımı çaktırmadan yere koyar mısın lütfen." Çocuk bana anlamaz gözlerle bakınca arkama dönüp bana yaklaşan abimi görüp hemen önüme geri döndüm.
"Eşyaları hemen yere at sessiz bir şekilde.!" Bu sefer biraz sert bir şekilde söyleyip hemen abime doğru yürümeye başladım.
Tabi onun yanında Cihangir ve Sıla'da vardı.
"Hayırdır ne bu telaşın." Dedi abim.
Nefes nefeseydim gerçekten.
"Biraz şirketi turladım yoruldum." Dediğimde Sıla bir şeyler söyledi.
Abim güldü.
"Zaten bir iş yapmıyorsun gez tabi." Dedi.
Söylediklerini takmıyordum onun yerine gözlerimi etrafta gezdirince babamında odasından çıkıp buraya geldiğini gördüm.
Arkamı dönüp çocuğa baktığımda eşyalarımı masanın üstünden almış olduğunu gördüm.
"Küstün mü yoksa Deniz cevapta vermiyorsun." Ay bunların ilkokul muhabbetleri ne zaman bitecekti acaba.
"Deniz." Babamın sesiyle yine gerildim.
"Yeni mi geldin sen." Dediğinde hemen cevapladım.
"Hayır sadece Selin'in yanındaydım sonra da sıkılıp şirketi gezdim." Gözlerim söylediklerimden sonra Cihangir'i bulduğunda dudakları kıvrılmış bir şekilde bana baktığını gördüm.
"Ortalarda görmedim seni birazdan Ahmet, ezgi, Diyar bey, sen ve ben toplantı yapacağız ve iki üç saat sürecek şimdiden hazırlan mola olmayacak." Babamın söylediklerine başımı salladım ama Diyar beyi duyunca gerilmiştim.
Sağ tarafımdan gelen Selin'i görünce gülümsedim. Çok güzel olmuştu bugün.
Babamlar duvar kenarında kaldığı için Selin onları göremiyordu.
"Deniz geldin mi sonunda.!" Biraz sesli bir şekilde konuşunca ben de birden gülmeye başlayıp babama baktım.
Selin babamları ve Cihangirleri görünce yeşil gözlerini sonuna kadar açıp bana baktı.
"Geldim şirketi gezdim geldim. Aşağıya indim geldim Selin sen de bensiz yapamıyorsun." Elimle aşağı yukarı hareketleri yaparak konuşmama daha sonra gülecektik.
"Ha yani sonunda Deniz bu kadar uzun şirket mi gezilir alt kata inip çıkacaktın yarım saat oldu." Selin de konuşunca babam boğazını temizledi.
"Şirkete yeni mi geldin Deniz." Babam bu sefer biraz sert konuşunca yine başımı iki yana salladım.
Öğrenene kadar inkar.
"Deniz hanımla sabah otoparkta karşılaştım Levent Bey." Cihangir konuşmasını bekleyeceğim son kişiydi ama yine beni kurtarmıştı.
Cihangir'in de desteğiyle söze girdim.
"Cihangir Bey söylemese neden inanmıyorsun baba yeni gelsem geldim derim bir kere de inanın ya." Role girdiğimde Selin koluma vurdu.
"Tamamdır Cihangir Bey sorun yok o zaman." Dedi ve bana döndü.
"Sen on dakika içerisinde toplantı odasında oluyorsun." Dedi ve gitti.
Abim pis pis bir eli cebinde bana sırıtarak bakınca sabır çekiyordum.
"Şu habeş maymunu görüntünü bir sil midem bulandı." Dediğimde ortam birden buz kesmişti.
Abim elindeki kahveyi sol tarafına doğru fırlattığında Selin beni arkasına çekti.
Abim Selin'in yaptığına güldü.
"Selin hanıma bak sen sabah sabah yürek yemiş." Piç.
"Yağız Bey, sanırım öfke kontrol sorununuz var sizi ne zaman görsem kız kardeşinizin üzerine yürüyorsunuz." Cihangir rahat bir şekilde konuşunca abim hemen normal duruşuna geçti.
"Kusura bakmayın Cihangir Bey, Deniz sınırlarımı zorlayınca kendime engel olamıyorum hep size denk geliyor." Birden ses tonu değişmişti adamın.
"Siz bir de denk gelmeyen kısımları görün." Dediğimde gidecektim ama eşyalarım arkamdaydı.
"Yağız Bey, Selin'in üzerine yürüdüğünüzü bir daha görmek istemiyorum." Abim Serkan'ın yan taraftan gelen sert sesiyle irkildi.
Serkan yeni gelmişti ama sanırım abimin Selin'in üzerine yürüdüğünü görmüştü.
Serkan, Selin'i yanına çektiğinde abim ikisine baktı. Delirirsin inşallah.
"Deniz hanım eşyala.." Arkamdaki çocuk konuşmaya başlayınca Selin'le beraber birden öksürmeye başlamıştık.
Ben birden öksürmeye başlayınca Selin de anlayıp bana katılmıştı.
"Deniz Hanım." Zıkkımın kökü.
Bizimkilere gülümseyerek arkamı döndüğümde çocukla göz göze gelince hemen gözlerimi büyültüp susmasını söyledim.
"Eşyalar." Dediğinde önüme döndüm.
Abim bir açık arıyormuş gibi bakıyordu.
Yine birden gülmeye başladım. Cihangirler deli olduğumu düşünüyor olabilirlerdi.
Ellerimi birbirine vurup Selin'le bakıştık. O da gülmeye başlayınca abim siz delirmişsiniz gibi bir şeyler söyledi. Selin hemen konuştu.
"Eşyaları kayboluyor Deniz hanım, bir şey oluyor Deniz Hanım yani Deniz senin yerinde olmak hiç istemezdim." Dedi Selin.
"Zor Selin çok zor." Dediğimde birbirimize kafamızı sallayarak bakıyorduk.
"Deniz ha.." Selin arkasını dönüp çocuğun yanına yürümeye başlayınca ben de abime döndüm.
"Odamda sana vereceğim dosyalar var hadi bir gidelim alalım." Abime doğru konuştum ama o Selin'e bakıyordu.
Serkan'a döndüğümde onun da sinirle abime baktığını gördüm.
"Yağız bey odama gidelim ve dosyaları vereyim işim gücüm var hadi." Abim bana döndüğünde önden önden yürümeye başlamıştı.
"Kusura bakmayın lütfen size de hep yalan söylerken yakalanıyorum. Geç kalınca anlamasınlar diye böyle şeyler yaşandı Selin'e eşyalarımı kendi odasına götürmesini söyler misiniz." Dediğimde Sıla güldü. Serkan, Selin ile ilgileniyordu.
"Deniz sizin bu aksiyonlarınız asla bitmiyor çok heyecanlı ya." Sıla konuşunca Cihangir boğazını temizledi.
"Deniz Hanım.!" Abimin uyarı dolu sesiyle irkildim.
"Gideyim ben tekrardan kusura bakmayın normalde yalan söy.." Sıla kahkaha atınca ben de hızlıca yanlarından ayrılıp abimin yanına geçtim.
Ama büyük bir sorun vardı ben de abime verilecek dosya mosya yoktu.
Birden durduğumda yanıma geldi.
"Yürüsüne Deniz bugün aptal aptal hareketler yapıyorsun." Kolumdan tutup yürüttü.
"Ya abi senin dosyan ben de değil ki." Dediğimde sinirle yüzüme baktı.
"Lan sen dalga mı geçiyorsun, Deniz bana bak sabrım kalmadı sana karşı sonun kötü olacak." Dedi ve hızlı bir şekilde yine geldiğimiz yere doğru yürümeye başladı.
Selin'lere baktığımda hiçbirinin orada olmadığını gördüm.
Odama geçeceğim sırada ablamın odasının kapısı açılmıştı.
"Ah Deniz yanında kapatıcı var mı?." Dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım.
Boynundaki fuları açtığında gördüğüm morluklarla gözlerim kocaman açıldı. Yoksa..Hayır.
"Dün gece Cihangir'le biraz sert geçti anlarsın ya." Dedi ve dudaklarını büzerek odasına girdi.
~ Çiçek
BÖLÜM SONU
Oy vermeyi unutmayın aşklarımm
En sevdiğiniz sahne hangisiydiii...
Oy sınırı 200
Yorum sınırı 200
Bölüm etkileşimi
