17. bölüm / 36
Vurgun17. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 17. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime · Okuduğun bölüm
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Keyifli okumalar...
~ Deniz Bolat
Kolumu Cihangir'den ayırmaya çalıştım ama izin vermedi. Tutuşu sıkılaştı ve bana döndü.
Şaşırmıştı.
Tek o değil.
Üçüde şaşırmıştı.
Abim arkasını dönmüş sağa sola yürürken zihnimde sadece yanan arabada kriz geçirerek kurtarılmayı beklediğim anlar dönüp duruyordu.
Travmam.
Travmamdı bu olay. Hem de öz abim tarafından bile isteye bana bırakılan bir travma..
*********
"Gözüm görmesin seni Cesur.!" Cihangir yüksek sesle bağırdığında hala başımı eğmiş ayaklarıma bakıyordum.
"Deniz, tamam ileri gittim gel konuşalım bebeğim özür dilerim ile.." Koluma dokuncağı eline tüm gücümle vurduğumda bir iki adım geriye gitmişti.
"İçeri geçelim Deniz." Sıla'da Cihangirin yanında durmuş konuşuyordu.
Kimseye bir şey demeden yere düşen bebeği alarak Saffet beyin yanından hızlıca geçip içeriye girdim.
Merdivenlerden nasıl çıktığımı bilmeden odama girip kapının arkasına yavaş yavaş çöktüm.
Bacaklarımı kırıp sırtımı kapıya yasladığımda başımı da hemen dizimin üstüne koydum.
Ellerim titriyordu.
Araba
Kriz
Patlama.
Yağız beni ölüme terk etmişti ve abim gelmeseydi patlayan arabanın içinde olacaktım. Kemerim sıkışmıştı. Yağız yardım çağırmak yerine yanan arabadan uzağa gitmişti. Beni içinde bırakarak.
Kollarımı bedenime sardığında kapım sertçe tıklatıldı ama ses vermedim.
"Deniz." Cihangirin sesiyle gözlerimden akmak için bekleyen yaşlar yavaş yavaş yüzüme yayılmaya başlamıştı bile.
Kapı açıldığında arkasında olduğumu anlayan Cihangir yavaş yavaş ittiriyordu.
Bende ileriye doğru kayıyordum.
Kendine geçecek kadar yer açıp bir kaç saniye sonra o da benim gibi dizlerini kırarak yanıma oturmuştu.
Koluma dokunup bir elimi bacaklarımdan koparttığında elimi avucunun içine almasıyla şaşırsam da başımı dizlerimden kaldırmadım.
"Bana bakar mısın Deniz." Bakmadım.
Onun yerine akan burnumu çektiğimde elimi okşayan baş parmağı bir kaç saniye durdu.
"Deniz...saçmalıyor herkes bunun farkında." Tekrar burnumu çektiğimde bu sefer çeneme elini atıp başımı kaldırmaya çalıştığında zorlamadım. İzin verdim.
Göz göze geldiğimizde yüzümün halini görüp öylece baktı. Cihangir ne yapacağını bilemiyor gibi duruyordu.
Elini yüzüme doğru yavaşça uzattığında sol gözümün altına elini atınca sıcaklığıyla irkilsemde belli etmedim. Gözlerimi kapatıp gözyaşlarımı silmesini bekledim.
"Gözlerin...şu gözlere ağlamak yakışmıyor." Çenem titrediğinde hala gözlerimi açmamıştım. Cihangir sert bir nefes verdiğinde saçlarımın bir kaç tutamı uçuşmuştu.
Elini biraz daha uzanıp sağ tarafıma attığında yine gözyaşlarımı silmişti.
"Ağlama Deniz sikik sikik konuşuyor pezevenk." Küfür etmesiyle gözlerimi açıp onunla göz göze geldiğimde kendimi tutamadan hafifçe gülümsedim.
Küfür etmesi komikti. Hemde abime.
Cihangirin de dudağının kenarı kıvrıldığında yüzümü okşayıp parmaklarını çeneme indirdi.
"Gözlerin kızarmış." Ağlayınca içi ve dışı hemen kıpkırmızı oluyordu zaten.
Yine bir şey demedim.
Sağ elimi yere attığımda elime gelen bebekle başımı o tarafa çevirdim.
Güneş'in bebeklerini verememiştim.
Odanın kapısı tekrar tıklatıldığında bu sefer içeriye Sıla girdi.
"Deniz...iyi misin, üzme kendini bizde hep böyle kavgalar ediyoruz sonra hemen barışıyoruz." O da destek olmak ister gibi omzuma dokunuyordu ama bunun onların ettiği kavgalar gibi olmadığını biliyordum.
"Çık dışarı Sıla." Cihangir sinirle söyleyince ona baktım. Kızgın mıydı Sıla'ya.
Sıla şaşkınlıkla abisine bakarken bende Cihangirin yapılı omuzlarına baktım.
Ona sarılıp omuzlarında ağlamak istemem normal miydi.
Bu düşüncelere anında son vererek gözlerimi kapatıp başımı öne eğdiğimde Sıla odadan çıkmıştı.
"Dedem seni çalışma odasına çağırdı." Ben iki elimi parkeye koyup kalkmaya çalıştığımda beni durdurdu.
"Ne zaman iyi olursan o zaman çağırdı Deniz şu an gitme." Omuzlarım düştüğünde tekrar kalkmaya çalıştığım yerdeydim ama Cihangir ayaklanıp şaşıracağım bir şekilde beni karnımdan tutup yerden kaldırdığında reflekse karnımdaki koluna elimi atmıştım.
"Yerde oturma yatağa geç." Hala ellerini çekmeden destek olmak ister gibi adım atmamı beklediğinde yatağa doğru beraber yürüdük.
"Teşekkür ederim." Dedim kısık sesimle.
Bir şey demedi.
Benim yatağa oturmamı sağladıktan sonra kolunu karnımdan çekmesiyle boşluğa düşmüş gibi hissetmem normal değildi.
Beni sarıp sarmalamasını istemem de normal değildi.
Ailem tarafından ilgisiz büyüdüğüm için mi Cihangirin en ufak ilgisine kapılmıştım.
Diğerleri sana Cihangirden daha ilgili davranmaya çalıştılar hangisinde böyle hissettin.
Hiçbirinde.
Hiçbirinde Cihangirin şu teması gibi bir şey hissetmemiştim.
Bana yaklaşmalarına bile izin vermemiştim ama şimdi..
Cihangire belli etmeden yumruk yaptığım elimi çözdüm.
Ben yatağın kenarında otururken Cihangir tekrar dizlerinin üzerine çöktüğünde gözlerine bakıyordum.
Kehribarlarına.
Koyu kehribarlarına.
"Cesur ve Ayliz akşam Güneş'le konuşacaklar o yüzden Cesur hala aşağıda Güneş'le konuştuktan sonra gidecek tamam mı.?" Başımı salladım söylediklerine.
Aşağıdan gelen Ayliz'in bağırış sesleriyle Cihangir yüzünü sıvazlayıp tekrar ayağa kalktı.
"Kendini iyi hissettiğinde aşağıya gelirsin konuşuruz." Ona da başımı salladıktan sonra hızla odadan çıkmıştı.
Neden bana böyle davranıyordu.
Neden bu kadar iyi davranıyordu.
Ayağa kalkıp banyoya geçtiğimde aynada gördüğüm yüzümle gözlerimi kapatıp açtım.
Yüzüm kıpkırmızıydı. Gözlerimi söylemek istemiyorum bile.
Elimle Cihangirin yüzümde dokunduğu yerlerde bir kaç kere turladıktan sonra saçlarımı düzelttim.
Dolaptan kendime siyah dizleri yırtık bol bir jean, üstüne de pembe bir crop bulup hızlıca üzerimi değiştirdim.
Ayakkabılarımı da giydikten sonra saçlarımı sıkı bir at kuyruğu yapıp telefonumla beraber odadan çıktım.
Abim ya da Ayliz'in sesleri gelmiyordu.
Saffet beyin çalışma odasının önüne geldiğimde kapısını tıklattım ama sanırım odasında değildi.
Bu seferde bahçeden gelen seslerle merdivenlerden hemen inip bahçe kapısına doğru yürüdüm.
Saffet bey ve Cihangiri karşılıklı sigara içerken gördüğümde şaşırsam da abim ve Ayliz'e takıldı gözlerim.
"Sen o adamla nasıl görüşürsün lan bunu söyle önce...bana bak Ayliz bitir şu saçmalığı elimden bir kaza çıkmasın." Ayliz birisiyle mi görüşüyordu.
Cevap vermedi.
"Deniz." Hemen ellerimi kapının kenarından çekip Saffet beye döndüm.
"Saffet bey." Diyerek bir kaç adım atıp yanına ulaşmıştım.
Dikkatle beni inceledikten sonra konuştu.
"İyi misin." Başımı salladım.
"Gel otur." Eliyle yan tarafındaki koltuğa vurduğunda şaşırsam da yanına oturdum. Saffet bey dışında beni dikkatle izleyen bir çift göz daha vardı.
Cihangir'in kehribarları.
Sigarasının dumanını sağa dönerek bahçeye doğru üflediğinde tekrar bana dönünce Saffet bey bir süre Cihangire bakıp sonra boğazını temizlemişti.
Cihangir'de dedesine bakıp tekrar bana döndü.
Bende hızla ellerime bakmaya başladım.
"Deniz." Ayliz'in sesiyle alttan alttan ona baktım.
"İyi misin." Ona da başımı sallayıp abime bakmadan tekrardan önüme döndüm.
"Sofra hazırlanıyor birazdan masaya geçeriz." Ayliz bana söylemişti bunu. Acıktığımı belli etmeden başımı salladığımda abim oturduğu yerden kalkıp yanıma doğru gelmeye başlayınca Cihangir sertçe ayağa kalktı.
"Kardeşime bir şey mi yapacağım Cihangir noluyor sana.?" O bunları söylerken bende Ayliz'in Cihangire imalı imalı bakışına bakıyordum.
Cihangir ona değil abime gözlerini dikmişti.
"Beş dakika aşağıda yalnız konuşalım." Saffet beyle sabah konuştuğumuz yeri gösterdiğinde ayağa kalktım. Saffet bey kolumu tuttuğunda göz göze gelmiştik.
"Rahatsız olduğun an seslen." Başımı salladım tebessüm ederek. Yürümeye başladığımda başka bir sesi duymuştum.
"Bakıyorum buradan akıllı ol.!" Cihangir arkamdan abime söylemişti bunu.
Abim söylene söylene beni takip ederken ben korkuluklara gelmiştim bile.
Ona bakmadan kollarımı birbirine sarmış denize bakıyordum.
"Özür dilerim." Alayla gülümsedim.
"Özür dilerim Deniz her şey için söylediklerim için, ima ettiklerim için...Seni tanıştıracaktım. Yemin ederim tanıştıracaktım."
Demek ilk buradan başlıyoruz.
"Neden Ayliz'i bana söylemedin. Neden sevgilim var demedin Sıla seni bu kadar iyi tanırken ben neden onları tanımıyorum." Konuşmamı beklemiyormuş gibi şaşırdı.
Cevap vermedi uzunca bir süre.
"Söyleyecektim."
"SÖYLESEYDİN.!" Tüm sinirimle bağırıp göğüsüne vurduğumda bir kaç adım geri gitti.
"Söyleseydin abi.! Söyleyecektim diye bir şey yok.!" Gözümden bir damla yaş akınca hırsla sildim.
"Buluşma ayarladım sürekli ektin Deniz."
Yine ona döndüm.
"Bana sevgilinle buluşacağımızı mı söyledin?"
"Evleneceğin kızla buluşacağımızı mı söyledin Cesur."
Başımı olumsuz anlamda iki yana sallarken tekrar konuştum.
"Tek ailem sen kalmıştın abi." Sesim titreyince dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Sadece sen kalmıştın. Sende aynısını yaptın artık gözümde Yağız ve Derin'den bir farkın yok." Hızla kolumu tutup gözlerindeki acıyla konuştu.
"Sus.! Söyleme şunların adını." Acıyla gülümsedim ama odama çıkıp bir kaç saat ağlamak istiyordum.
"Denk getiremedim Deniz. Batırdım her şeyi denk getiremedim sizi anlatamadım sürekli bir şeyler çıktı. Ayliz'i eve getireceğim zaman sen Selin'le kampa gideceğini söyleyip çıktın gittin."
Her zamanki takıldığı kızlardan sanıp sıkılmıştım.
Sevmiyordum takıldığı kızları.
"O Ayliz miydi.?" Dedim.
Başını sallayıp beni kendine doğru çekti.
"Sürekli bahaneler uydurdun Deniz, sevgililerimle tanışmamak için bahaneler uydurdun onlara saçma sapan şeyler söyleyip durdun."
"Çocuktum." Dedim ağlak bir sesle.
Kız arladaşlarına abimin gay olduğunu ve ortaya çıkmaması için sevgili yaptığını söylüyordum.
Ayrılıyorlardı.
Derin gibi egolu olanlara yapıyordum bunu. Zaten hepsi öyleydi.
"Onu Kaybetmekten çekindim." Çenesini başımın üstüne koyduğunda ondan ayrılmak istedim ama izin vermedi.
"Seni affetmeyeceğim." Diyebildim.
"Benim bir kızım varmış Deniz." Sesini duyduğum an kıpırdanmayı kestim.
Sesi kötüydü. Tanıyordum onu bu ses tonunu çok kullanmazdı.
Acı çektiğini iliklerime kadar hissettirmişti ses tonu.
"Güneş benim kızımmış, baba olmuşum ben." Konuşamadım.
"Kızım beni bilmeden eksik büyümüş eksik büyütmüşüm kızımı Deniz."
Yutkundum.
"Senin hatan." Dediğimde benden ayrılıp uzaklaştı.
Kızarmış gözleriyle bana bakınca gerildim.
"Ben hatam." Dedi bir şey söylemek istiyor ama söyleyemiyor gibi.
"Ben ecdadını siktiğimin yerine neden gittim Deniz. Sevdiğim kadını, canımı vereceğim kardeşimi neden pezevenk ailemizle bıraktım ben Deniz." Bir şey itiraf edecekmiş gibi pür dikkat ona bakıyordum.
"Hiçbir sikim bildiğin yok." Diyip arkasını dönünce omzumdan sertçe çekip bana bakmasını sağladım. Rüzgardan saçlarım uçuşuyordu.
"Söyle o zaman neden gittiğini söyle ki bileyim.!" Başını iki yana sallayarak hırsla korkuluğa tekme attı.
"Aptal hareketlerinden vazgeç beni korkutuyorsun." Dedim çekinmeden.
Arkasını dönmedi.
İki elini başının arasına alıp hafifçe eğildiğinde çıkan sesle bedenim buz kesti.
Abim ağlıyordu.
Hayatımda ilk defa onu böyle görüyordum.
Dizlerinin üzerine çöküp sırtını korkuluklara yaslayıp bir dizini kırdığında ben de hızla önüne eğilip ona baktım.
"Söyle." Dedim elimi dizinin üzerine koyduğu koluna atarken.
"Neden gittin söyle.!" Yaşlı gözleriyle bana bakıp tekrar başını eğmişti.
"Hayatını sikip atar. Kapat konuyu.!" Sertçe konuşmuştu.
"Kim abi kim kafayı yiyeceğim kim söyle." Onun aksine sesim kısıktı.
"Uzatma Deniz." Yine kaba haline dönmüştü.
"Biliyor musun." Ayağa kalkıp ona üstten baktım.
"Ne bok yersen ye tamam mı seninle bir daha muhattap dahi olmayacağım." Bir şey söylemesi için bekliyordum ama konuşmamıştı.
Öylece kafasını eğmiş karşıya bakıyordu.
Ayağımla dizine vurdum yavaşça.
"Sana diyorum." Bulaşıyordum bir şey söylemesi için ama o susuyordu.
Ben tekrar konuşacağım zaman Güneş'in acıyla bağırışını duyduğumuzda hızla karşıya baktık.
Güneş merdivenlerin başından düşmüş Ayliz'de hızla merdivenlerden iniyordu. Cihangir ve Saffet bey ortalıkta görünmüyorlardı.
"Siktir.!" Abim yerinden neredeyse uçarak kalktığında bende arkasından telaşla koşmaya başlamıştım.
"Cesur, kanıyor Cesur bir şey yap." Ayliz'in ağlayarak söylediği şeyleri yanlarına yaklaştığımda daha net duydum.
Bahçede ya da terasta kimse yoktu.
Tekrar koşarak merdivenlerden çıkacağım zaman Güneş'in çığlık atarak ağlamasından dolayı yüzüne bakmak gibi bir hata yaptım.
Alnı kanamış tüm yüzü kan olmuştu.
"Güneş." Dedim ağzımın içinden.
"Tamam bir şey yok Güneş bir şey yok ağlama güzelim bir şey yok.." Abim Güneşi kucaklayıp koşmaya başladığında Ayliz'de onları hem koşup hem de ağlayarak takip ediyordu.
"DENİZ CİHANGİRİ ÇAĞIR ÇABUK." Abim konuştuğunda transtan çıkıp hızla merdivenlerden tökezleye tökezleye çıktım.
Klima açık olduğu için kapıyı kapatmış dedesiyle beraber kahve içiyorlardı.
Cama omzumu hızlı bir şekilde çarptığımda ikisi de bana bakıp ayağa kalktılar. Yan taraftan kapıyı açıp içeriye adım atacağım zaman ayağım camın basamağına gelip takılınca öne doğru nefes nefese atıldım.
"Cihangir.!" Elimle kapıyı gösteriyordum o da kollarımı tutup bana bakıyordu.
"Noluyor Deniz.!"
"Güneş, bir şey yap düştü...alnı kanıyor Cihangir arabanın yanındalar." Kolumu tuttuğu iki eli hızla benden ayrıldığında abimler gibi telaşla koşmaya başlayınca Saffet bey'de gitmişti.
Dizlerimde panikten derman kalmamışken son gücümle arkalarından koştum.
Çok kötüydü durumu alnı yarılmıştı görmüştüm.
Arabaların yanında Cihangir bağırarak telefonla konuşurken abim ve Saffet bey annesinin kucağında hala ağlayan Güneş'in durumunu anlamaya çalışıyorlardı.
Abim tshirtünü çıkartmış kızının alnına tutuyordu.
Hepsi birden arabalara binecekleri zaman Cihangir etrafa baktıktan sonra bağırarak bana seslenince olduğum yerden beni görmediğini anlamıştım.
"Cihangir hızlı ol hadi.!"
Ayliz seslenmişti.
Cihangir arabanın anahtarını abime attığında hepsi şaşırarak ona baktı.
"Denizin arabası burada değil gelemez, siz gidin onu alıp geliyorum." Gür sesini duymuş ama algılayamamıştım.
Ben mi aklına gelmiştim bu durumda.
Abim beni görmüş olacak ki sinirle bağırdığında Cihangir'de bana baktı.
Yanlarına koşarken abim anahtarı tekrar Cihangire atıp arka koltuğa, sevdiği kadın ve yeni bulduğu kızını yerleştirip yanlarına geçti.
Bende hemen öne oturduğumda Saffet beyin kapıdan aceleyle çıkıp kendi arabasının arka koltuğuna bindiğini gördüm.
Şoförüyle gidiyordu.
Araba bahçeden hızlı bir çıkış yaptığında elimi öne doğru attım ama hemen geri çektim.
Güneş çığlıklarla ağlarken benim korkumun zamanı değildi.
Biraz dayanacağım.
Hızlı gitmiyoruz.
Hızlı gitmiyoruz. Yavaşız.
Hayır çok hızlı gidiyorduk sadece aklımı kandırmaya çalışıyordum.
Gözlerimi kapatıp istemsizce elimi öne doğru attığımda Cihangir konuştu.
"Hızlı gitmem lazım Deniz." Gözlerimi açmadan başımı salladım ama görmediğini düşünüp konuştum.
"Sorun yok."
Biraz daha hızlandığımızı hissettiğimde odağımı arkada telaştan ölmek üzere olan çifte verdim.
"Tamam aşkım yok bir şey, hiçbir şey olmamış sadece sert çarpmışsın korkma. Ağlama Güneş lütfen annem." Ayliz'de bunları söylerken ağlıyordu.
Güneş abimin kucağında duruyordu.
Arkamı dönüp onlara bakacağım zaman Cihangir iyice hızlandığında içim geçmiş gibi olunca korkuyla önüme dönüp yola baktım.
Güneş konuşmadan sadece ağlamaya devam ettiği için panik olmuştum.
Biraz hızımız düştüğünde arkamı döndüm ama tam abimin Güneş'in alnından tshirtünü kaldırıp kontrol etme anına denk gelmiştim.
Morarmıştı. Ve hala kanıyordu.
"Cesur çok kötü." Ayliz sessizce söylemişti bunu.
Söyleyip ağlamaya başlaması bir olmuştu zaten.
"Bir şey yok Ayliz, Deniz kaç kere bunu yaşadı biliyor musun bak turp gibi sakinleş." Doğru söylüyordu abim.
Ben küçükken çok düştüğüm için neredeyse her gün hastaneye giderdik.
"Evet..evet kaç kere alnım yarıldı biliyor musun bak iz bile yok." Bir yandan yola bakıp bir yandan da konuşuyordum.
Arabanın hızından dolayı kalbim çok hızlı attığından için bir şeye odaklanamıyordum.
Güneş ağlarken anne babasını sakinleştiremiyordum çünkü bayılmak üzereydim.
Hızlı hızlı nefes alıp verdiğimi fark eden Cihangir birden camı açtığında başımı biraz uzattım. Elimin kalbimde olduğunu yeni fark ediyordum.
Hastanenin girişine geldiğimizde rahatlayan bedenimle hemen arkamı döndüm.
Güneş biraz sakinleşmişti.
Ayliz hala kötüydü.
Araba sert bir frenle durduğunda hızla kapımı açıp abimin kapısını da açtım.
Kucağında Güneş'le beraber inip koşarak hastaneye girdi.
Bizde arkasından telaşla koşuyorduk.
Güneş'i odaya aldıklarında Ayliz koltuklara çökmüştü. Önüne eğilip ellerini tuttum.
"Ayliz bir şey olmayacak hem çocuk o düşer. Çiçek'te sürekli düşüyor en kötü dikiş atarlar ve artık çok dikkat ederiz ağlama." Elimi sıktığında hala ağlıyordu.
Abim ve Cihangir Güneşin yanındaydı ama Ayliz bakamadığı için içeriye girmemişti. Bende onunla kalmıştım.
Saffet bey sinirle ve tedirginlikle tek ayağını sallayarak karşı koltuklarda oturuyordu.
Ayliz'den bir hıçkırık sesi çıktığında ne yapacağımı bilmiyordum.
"Ayliz, lütfen çıkarlar birazdan Güneş bir de annesine üzülmesin."
Elleriyle yüzünü kapattığında yanına oturup ona döndüm.
"Çok kötüydü Deniz gördüm...çok kötüydü." Ellerini yüzünden çekip sesli bir şekilde konuşmasıyla gözlerim dolu dolu olmuştu.
"İyi olacak ama Ayliz bak doktorlar ilgileniyor bir haftaya yarası komple geçer unuturuz." Koluna elimi atıp destek vermek için sıkarak konuşmam işe yaramış olacak ki ağlaması biraz durmuştu.
Ayliz birden kollarını bana sardığında anında karşılık vererek sarıldım.
Omzumda ağlıyordu.
"Aptalın tekiyim ben gerçekten." Kendini suçluyordu ve Güneş'in iyi olduğunu görene kadar da devam edecekti.
Ayliz bir süre bana sarılarak ağladığında sadece sırtını okşuyordum.
Geçen yarım saat kırk dakikanın sonunda acilin kapısı açıldığında üçümüzde ayağa kalkıp babasının kucağında başındaki bandajla bize bakan Güneş'e bakıyorduk.
Cihangir'de arkalarında yürüyerek doktorla konuşuyordu.
"Anne." Ayliz Güneş'in sesiyle gözlerini kapatıp açtıktan sonra hızla abimin kıcağından kızına sarılmıştı.
"Dikiş mi attılar Cesur." Diye sordu hemen Saffet bey.
"4 dikiş atıldı." Yüzümü buruşturmuştum.
Cihangir'e gözlerim takıldığında onun dedesinde olan gözleri benimle buluştu.
Gözlerimi kaçırıp hemen Güneş'e baktım. Bu adam fazla yakışıklıydı sanırım.
Bir ara instagramına bakalım.
"Güzelim." Saffet bey'de Güneş'in yanına geçip sarıldığında arkamızdaki kapı açılmıştı.
Güneş'in doktorunun çıkmasıyla herkes ona bakarken bu sefer ben Güneş'in yanına geçip yanağını okşadım.
"Ağrın yok değil mi.?" Dedim yanağını öptükten sonra.
Başını iki yana sallayıp gülümseyince Cihangir'in boğaz temizleme sesiyle ona baktım.
Kaşlarını çatarak bana bakmasıyla etrafıma baktım. Ayliz bir şeyleri anlamak istiyormuş gibi Cihangir'e bakıyordu.
Tekrar Cihangir'e baktığımda Güneş'in doktoruna bakıp başını yana doğru sinirle kütletince ben de hemen doktora baktım.
Abime bilgi verirken gözleri benim üzerimde gidip geliyordu.
Saffet bey'de gözünün ucuyla bana bakıp tekrar doktora döndüğünde Cihangir bir kaç adımda yanıma geldi.
"Dışarı çıkalım mı.?" Alnındaki şişen damarlarla bu soruyu sorduğun ben hala şaşkınlıkla ona bakıyordum.
Benden cevap alamayınca Ayliz'e döndü.
"Ayliz biz dışarıdayız sizde hızlı olun." Sert sesiyle konuştuktan sonra kolumu tutarak beni yürütmeye başladı.
Arkamızda kalanlara baktığımda hepsinin bana ve Cihangir'in kolumu tutan elime baktığını görünce hemen önüme dönerek ona ayak uydurdum. Hızlı hızlı yürüyorduk.
Asansörü bile beklemeden merdivenlerden aşağıya inmiştik.
"Cihangir noldu." Diye sordum merakla.
Üzerimdekileri süzüp etrafına baktıktan sonra cebinden sigarasını çıkartıp hemen içine bir nefes çekti.
"Kapalı yerlerde duramıyorsun diye yaptım." Kaşlarımı çattım.
Asansör gibi dar yerler hariç öyle bir korkum yoktu ayrıca kapalı alanda bile değildik.
"Kapalı alan." Dedim iğneleyici bir şekilde o da başını salladı.
Kaşlarımı kaldırıp indirdim.
"Koskoca koridora dar alan mı diyorsun yani."
Bakışları benimle buluşunca hemen konuştu.
"Basık bir yerdi senin için söyledim Deniz eğer rahatsız olduysan gidebiliriz tekrar."
Başımı iki yana salladım. Sigarasını içmeye devam ederken yanımıza gelen korumaları benden biraz uzaklaştırıp onlara hararetle bir şeyler anlatmaya başladı. Onu ilk defa böyle görüyordum ve bazı hareketlerini anlayamıyordum.
Kısa süre sonra abimlerinde bize katılmasıyla Güneş'in abimin kollarında uyuduğunu görmüştüm.
Saffet bey Cihangir'e eliyle işaret yapıp arabasına doğru yürümeye başlayınca şoförü hemen arka kapıyı onun için açmıştı.
Abim ve Ayliz'de Güneş'i arkaya yatırmışlardı.
Güneş'i arkaya uzandırdıkları için abime yer kalmamıştı.
"Cesur.!" Saffet beyin abimi çağırmasıyla abim son kez Güneş ve Ayliz'e bakarak diğer araca doğru yürümeye başladı.
"Hadi." Ayliz'in koluna dokunup konuşmuştum çünkü hala abimin arkasından bakıyordu.
Cihangir arabayı çalıştırdığında Ayliz'in bolca iç çekmeli ve sessiz yolculuğumuz başlamıştı.
Araba bu sefer daha yavaş gittiği için başımı cama yaslayıp gözlerimi kapatmıştım.
Evin önüne geldiğimiz de Sıla bizi kapıda karşılamıştı.
Hemen ablasının kapısını açıp ona sarıldı ama Ayliz ona kollarını sarmadı.
Üç kardeşi arkamda bırakıp bahçeye doğru yürümeye başladığımda Saffet beyin arabası da bahçeye giriş yapmıştı.
Abim hızla inip kızını dikkatlice kucağına aldığında Ayliz'de ona yardım ediyordu.
Kapıya yakın bir duvara yaslanıp onlara bakıyordum.
Güneş'in üstüne çok fazla düşüyorlardı.
Şanslı bir çocuktu.
Burukça gülümseyerek seyretmeye devam ederken üzerimde olan gözlerle hemen Cihangir'e baktım.
Beni izliyordu.
Hayır.
Dudaklarındaki gülümsemeyle beni izliyordu.
Göz göze gelince anında yüzünü normal ifadesine getirerek sert adımlarla eve girmişti.
Kaşlarımı çatarak onun arkasından bakarken bu sefer yanımdan abim ve Ayliz geçti.
Ayliz bir bana bir de giden Cihangir'e kafası karışmış gibi bakıp bir şey söylemeden abimin arkasından yürümeye devam etti.
Sıla ablasına sarıldığı ama karşılık alamadığı yerde omuzları düşmüş bir şekilde durup yere bakıyordu.
Derin bir nefes verip sırtımı yasladığım duvardan ayırdım.
Aptalsın kızım sen.
Sıla'ya doğru yürümeye başlamamla hızla gözlerini silip başını dikleştirdi.
"Hadi bahçeye gidelim." Koluna girdiğimde ilk başta şaşırsa da sonradan dudaklarını titreterek ağlamaya başlamasının ardından bana sarıldı.
Ben de ona sarıldım.
"Siniri geçsin aranız düzelecek merak etme, daha çok yeni her şey. Üstünden bir kaç gün geçsin halledersiniz gel hadi ağlama." Benden ayırıp gözyaşlarını silmek istedim ama izin vermeden sarılıp sesli bir şekilde ağlamaya devam etti.
"Hastaneye gelme dedi bana." İçli içli konuştuğunda bir şey diyemedim.
Ayliz haklıydı.
Kardeşi onu resmen abime karşı satmış ve en büyük sırrını ifşa etmişti.
"Ayliz'in hayattaki en önemli sırrını abime anlattın. Çok haklı." Ağlamayı kesip yüz yüze gelmemizi sağlayınca hemen ona baktım.
"O zaman neden bana sarılıyorsun." Şaşırmış bir şekilde sormuştu bunu.
"Ağlıyorsun. Haklı ya da haksız olman ağladığını ve sana destek olmam gerektiğini değiştirmiyor."
Gözlerini kapatıp açtı.
"Sen gerçekten abimin dediği kadar vars.."
"Ne dediki abin." Dedim hemen.
Cümlesini bitirmemişti ama bitirmesini hatta detay vermesini deli gibi istemiştim.
"Abin...abin dedim Cesur abinin dediği kadar varsın çok iyisin yani." Duraksayarak konuşmasıyla konuyu çevirdiğini anlamıştım.
Cihangir benim hakkımda bir şey mi söylemişti.
İnanmış gibi yapıp başımı salladığımda koluna tekrar girdim.
"Kapıda durmayalım hadi." Sıla eliyle kolumu sıkıca sıktığında yan bir şekilde bana sarılıyordu.
"Teşekkür ederim Deniz." Başımı sallarken anlık olarak evin penceresinde gördüğüm karartıya başımı kaldırıp dikkatle bir kez daha baktığımda kimsenin olmadığını görmüştüm.
Yorgunluktan kafayı yiyordum sanırım.
İzlendiğim hissiyle beraber Sıla'yla birlikte eve girmeden bahçeye doğru geçtik.
Kocaman verandada kimseyi görmemiştik ama bahçedeki yemek masası hazırlanıyordu.
Çok acıkmıştım.
Biz Sıla'yla konuşmadan sessiz sessiz otururken kapıdan içeriye giren Saffet beyle beraber yerimde dikleştim.
Bana başıyla selam verip göz ucuyla Sıla'ya bakmıştı.
Sıla kafasını eğmiş masaya bakıyordu.
"Ablandan özür diledin mi.?" Saffet bey karşımıza oturup Sıla'ya hitaben konuştuğunda Sıla yine kafasını kaldırmadı.
Başını olumlu anlamda sallayınca Saffet beye baktım.
Tek kaşını kaldırmış Sıla'ya bakıyordu.
"Yemekten sonra çalışma odasına gel konuşacağız." Sesi sert çıkmıştı.
Sıla tekrar başını salladı.
İkisi arasında gerilmiştim.
"Yemeğini odana götürecekler bugün." Gözlerimi kocaman açıp kafamı hemen Saffet beye çevirdim.
"Saffet bey." Dedim istemsizce.
Bakışları bana döndü. Bana da sertçe baktığında gerçekten sinirli olduğunu iyice anlamıştım.
Boğazımı temizleyip konuştum.
"İşinize karışmak istem.."
"Karışma o zaman Deniz." Kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktığında bakışlarımı ondan çektim ve Sıla gibi masaya bakmaya başladım.
Durduk yere bende sinirinden nasibimi almıştım.
Saffet bey derin ve sıkıntılı bir nefes verdi.
"Söyle lütfen Deniz lafını böldüm kızım." Saffet beyin sesiyle yine ona baktım.
"Siz daha iyi bilirsiniz ama birbirlerini görmemeleri onları barıştırmak yerine biraz daha uzaklaştırmaz mı.?" Tek kaşını kaldırdıktan sonra bana gözlerini kısarak bakmaya başladı.
"Yani zaten barışacaklar ama böyle yaparak süreyi uzatırsınız. Sıla'da sofrada olsun lütfen. Ben bile burada otururken Sıla'nın olmaması saçma."
"Sen bile.?" Soru sorar gibi beni konuşturmak ister gibi sormuştu bunu.
"Düşmanınızın kızıyım. Size büyük acılar yaşatan kişinin kızı bile sofrada otururken torununuz neden odasında yemek yesin." Ondan tepki ya da ses gelmeyince tekrar önüme döndüm.
"Ailen ayrı sen ayrısın Deniz. Bana ya da aileme olan davranışlarında bir yanlışlık görmediğim birisi masama her zaman oturabilir." Sıla'ya döndü bakışları.
"Ablasına ve ailesine ihanet edenler oturamaz." Sıla ihanet kısmında başını kaldırıp aynı hızda tekrar indirdi.
Dudakları titrediğinde elimi bacağına koydum.
Burnunu çektiğinde bu sefer bacağını destek olmak ister gibi sıktım.
Ağlıyordu.
Saffet bey oturduğu yerden sıkıntılı bir nefesle kalktığında Sıla dolu dolu gözleriyle bana baktı.
"Her şeyi mahvettim değil mi.?" Bir şey söylemedim.
Ablasını çok üzmüştü.
"Ayliz'i üzdün." Dedim.
Ayağa kalktığında hızla eve doğru yürüdüğünde ağzından bir hıçkırık çıkmasıyla üzülmüştüm.
Ağlayarak eve girmişti.
Bu olaylar ne zaman bitecek gerçekten çok merak ediyorum.
Sıla odasında ağlarken burada oturamayacağım için kalkıp arkasından eve girdim.
Merdivenlerden çıktığımda Sıla'nın odasına doğru yürürken yanından geçtiğim bir odanın arkasından duyduğum ismimle adımlarım durdu.
"Nedir bu Deniz olayı." Ayliz'di bunu söyleyen.
Etrafıma bakıp beni izleyen birisi olup olmadığını kontrol ettim.
"Cihangir söylesene." Ayliz biraz daha sesli konuşunca resmen duvara sinmiş onları dinliyordum.
"Sessiz ol canımı sıkma Ayliz. Yok olay uzatma." Cihangir konuşunca tüylerim diken diken olmuştu.
Şu an ikisini dinlemem yanlıştı biliyorum ama merakım daha ağır basıyordu.
"Sen benim ya da Sıla'nın giyimine karışmayan kişisin Cihangir ne bu tavırların. İki yıllık sevgilinin giyimine bile karışmadın sen yanlış mıyım.?..şirkette söylediğin şey."
Ne söylemişti şirketti.
"Güneş'i götüreceğimiz zaman ilk Deniz'i düşünmen...kızın elbisesi kısa diye sinirlendin sen bugün Cihangir." Ayliz bu olayın baya bir üstüne gidiyordu ama ben şoktan ağzımı bile kapatamamıştım.
Benden mi bahsediyorlardı.
"Doktor ona baktı diye kızı resmen dışarıya sürükledin...Hande karşında başkasıyla flörtleşirken tepki vermeyen sen adam sadece göz ucuyla Deniz'e baktı diye sinirlendin."
Bir kaç saniye ses gelmemişti.
Tekrar etrafıma bakındım. Kimse yoktu.
"Düşündüğüm şey mi.?" Dedi Ayliz tekrar konuşarak.
"Saçmalama.!" Cihangirin sesi sertti.
Ayliz'in alayla gülüşünü duymuştum.
"Güzel, hatta çok güzel bir kız herkesi etkileyebilecek bir güzelliği var ama sen etkilenmezsin...etkilenmezdin. Kaç tane kadın oldu böyle hayatında..biriyle çıkıp karşımıza gelmeyi bırak hiçbirini doğru dürüst yemeğe çıkartmadın."
Ayliz susmamaya yemin etmiş gibi tekrar konuştu.
"Deniz'den daha güzel kızlarla takıldın sen Cih.."
"Sus diyorum sana Ayliz başlatma daha güzeline lan.!"
Elini sanırım masaya vurmuştu Cihangir.
"Cihangir sen Deniz'e karşı bir şeyler mi hissediyorsun.?"
BÖLÜM SONU
Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya yazabilirsiniz.
Diğer kitaplardan dolayı çok aktif olamadım kusura bakmayın aşklarım.
Oy sınırı 260
Yorum sınırı 150
Sizi seviyorum.
~Cihangir Arslanoğlu
Bölüm etkileşimi
