8. bölüm / 36
Vurgun8. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 8. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime · Okuduğun bölüm
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oyları unutmayın
Keyifli okumalar..
"Koluna ve bacağına dikiş attılar Deniz." Demesiyle gözlerimi kapatıp elimi kalbimin üstüne koydum. Gözlerimi açtığımda karşıdaki Selin ve Serkan'ı kahve içerken gördüğümde panikledim.
Selin'e söylemeden önce gidip durumuna bakacaktım. Selin bu konularda çok fazla telaş yapıyordu ama sorun yanıma doğru gelen Selin'e nasıl yalan söyleyeceğimdeydi.
_________________
~ Deniz Bolat
"Selin'e söyleme ben geliyorum yanınıza evin oradaki hastanede misin bir tanem." Dedim.
"Evet annem." Dedi.
"Hemen geliyorum sen ağlama yarım saate oradayım." Dedikten sonra bir kaç şey daha söyleyip kapattım.
Topuklu ayakkabılarla şirkette telaşla asansöre doğru koşuyordum ama Selin görmüştü.
"Deniz!" O da hızlıca yanıma gelip elleriyle yüzümü tuttu.
"Ne bu halin bembeyaz olmuşsun noluyor gel otur su getireyim hemen." Dedi.
Arkasından Serkan'ında geldiğini görünce başımı iki yana salladım.
"Selin ben gidiyorum acil bir işim var." Dedim ama yüzümü bırakmadı.
"Bu halde nereye gidiyorsun Deniz delirtme beni gel otur anlat ne olduğunu." Dedi.
"Deniz iyi misin." Dedi Serkan'da.
"İyiyim iyiyim bir şey yok. Selin bir şeyim yok aşkım acelem var yorulduğum için böyleyim ararım seni tamam mı hadi görüşürüz." Bir şey demesine izin vermeden ellerini yüzümden çekip hızla asansöre doğru yürüdüm.
Asansörde beni yavaşlatan ve ayaklarımı acıtan topukluları çıkartıp elime aldım. Asansörün durmasıyla hemen çıkış kapısına doğru yürüdüm. Herkes çıplak ayaklarıma ve elimdeki ayakkabılara bakıyordu.Turnikelerin yanında konuşan Cihangir ve Sıla'yı gördüğümde hala hızlı bir şekilde yürüyordum.
Sıla beni gördüğünde gülümseyerek elini kaldırdığında Cihangir'de omzunun üzerinden bana baktı. Gözleri çıplak ayaklarımda dolanınca bir şeyleri anlamak istermiş gibi gözlerini kısarak gözlerime baktı.
Sıla'ya gergin bir tebessüm yollayarak el salladım ama bunu yaparken neredeyse koşarak şirketten çıkıyordum.
Turnikelerden geçtiğimde valeye uzaktan seslenmiştim. Hemen başını sallayarak arabamı getirmeye gittiğinde elbisemin kısalan eteğini çekiştirip indirdim.
Arabam geldiğinde teşekkür ederek hızlı bir şekilde yola çıktığımda sadece Çiçek'i düşünüyordum. Nereden düşmüştü de dikiş atılmıştı.
Stresle geçen yirmi beş dakikadan sonra hastanenin önüne gelmiştim. Ayakkabılarımı giyinip hemen acil kısmına geçip Yıldız teyzeyi aramaya başladığımda beni gördüğü gibi koşarak yanıma gelmişti.
"Yıldız teyze." Dememle sarılmamız bir oldu.
Ağlıyordu.
"Deniz, nasıl korktum annecim." Sırtını okşuyordum.
"Nerede Çiçek bir göreyim Yıldız teyze." Dediğimde hemen burnunu çekip benden ayrıldı.
Elimden tutup kabinlerin önünden geçirdiğinde durduğu kabine baktığımla Çiçek ile göz göze gelmem bir oldu.
Çenesi de soyulmuştu. Gözlerimden akan yaşlarla Çiçek'in yanına eğildim.
"Bal böceğim." Dediğimde tebessüm etti. Boynunda boyunluk vardı. Kötü bir haldeydi.
"Deniz abla ben düştüm ama üzülme iyiyim sadece dikiş atılırken biraz ağladım." Tebessüm edip saçlarının üstünden öptüğümde kollarını bana sardı.
Kollarında da sargı bezleri vardı.
Burnumu çekip Çiçek'in gözlerine baktığımda dudaklarını büzmüş bir şekilde bana bakıyordu.
"Deniz abla ağlama ben iyiyim." Başımı salladım ama ona baktıkça göz yaşlarım istemsizce akıyordu. Çok korkmuştum.
Telefonum çaldığında Selin'in aradığını gördüm ama açamadım. Ona Çiçeğin durumunu görmeden söyleyip üzmek istememiştim. Bu konularda çok hassastı.
Burnumu çekip Çiçeğe döndüğümde gülümsediğini görüp fotoğrafını çektim.
"Deniz'im ben doktoru çağırıp geliyorum burada dur annem." Dedi Yıldız teyze hemen başımı salladım ve o gittikten sonra Selin'i aradım.
"Ablanı arıyorum aşkım." Dedim Çiçeğe bakarak.
"Deniz, niye açmıyorsun sen aptal mısın kızım öyle birden çıktın Sıla ayağında ayakkabılarının olmadığını söyledi koşarak çıkmışsın." Dedi bağırarak.
"Yanında kim var." Dedim sadece.
"Serkanlar işte Cihangir bey ve Sıla'da geldiler şimdi oturuyoruz." Dediğinde Çiçeğe bakarak başımı salladım.
"Selin." Diyip sustuğumda hışırtı seslerinden ayağa kalktığını anladım.
"Bir şey oldu değil mi?" Dediğinde burnumu çektim.
"Kötü bir şey yok sakın endişelenme." Nefes seslerini ve Serkan'ın ne oldu dediğini duyuyordum.
"Selin hastanedeyim." Dediğimde Selin'in sesi çıkmadı.
"Şimdi sana fotoğraf atacağım hiçbir şey yok her şey iyi ben görmeden seni telaşlandırmak istemedim."
"DENİZ! SÖYLE." Bağırdığında artık arkadan sesler gelmiyordu.
"Çiçek düşmüş ama bir şeyi yok şu an karşımda gülerek bana bakıyor bir şeyi yok iyi tamam mı telaş yapma şimdi fotoğraf atacağım." Dediğimde hıçkırık sesini duyduğumda benim de gözümden yaşlar akmaya başladı.
Telefonu hoparlöre alıp Çiçekle konuştum.
"Ablan telefonda ona iyi olduğunu söyler misin bir tanem." Dediğimde gülerek konuştu.
"Abla ben düştüm." Dedi bana bakarak. Tebessüm ettim.
"Ama iyiyim ağlamadım hiç Deniz abla benden daha çok ağladı." Burnuna işaret parmağımla dokunduğumda kıkırdadı.
"Ablacığım." Diyip sustu Selin.
"Abla iyiyim sadece bacağım acıdı ama şimdi geçti." Yanağından öptüğümde eliyle saçlarımın bukleleriyle oynadı.
"Selin." Dediğimde ses tonundan hala ağladığını biliyordum. Hemen Çiçeğin fotoğrafını attım.
"Fotoğraf attım Çiçek iyi endişelenme tamam mı telefonu Serkan'a verir misin." Dedim.
"Duyuyor seni." Dedi.
"Serkan eğer müsaitsen Selin'i buraya getirir misin."
"Olur getiririm tabii ki hangi hastanedesiniz." Dedi Serkan.
"Selin biliyor eve yakın olan hastanedeyiz." Dediğimde onaylama cümleleri söyledi.
"Selin ben şimdi kapatıyorum geldiğinizde arayın." Burnumu çektim.
"Deniz bir şeyi yok değil mi yalan söylemiyorsun." Dedi Selin.
"Selin yemin ederim iyi dikiş atılmış bacağına ve koluna birazdan doktor gelecek Yıldız teyze çağırmaya gitti bir şey olsaydı seni kendim gelip alırdım kötü bir şey yok diyorum güvenmiyor musun bana." Burnunu çekip konuştu.
"Güveniyorum, güveniyorum tamam geliyorum hemen aşkım, bir şey olursa ara hemen." Dedi ve kapattı.
Çiçeğe döndüm.
Çenesine baktığımda yüzümü buruşturdum.
"Nereden düştün böyle bal böceğim."
Dudaklarını büzüp etrafa bakmaya başladı. Çitlere çıkmıştı.
"Çitlere çıktın değil mi Çiçek." Dediğimde sesim üzüntülü çıkmıştı.
"Özür dilerim Deniz abla gerçekten azra'nın topu kaçtığı için çıktım kızdın mı bana." Dedi.
"Kızdım Çiçek eğer bir daha çitlere çıkarsan senin yanına gelmem." Dememle kollarını uzattı. Gözleri dolmuştu.
"Özür dilerim Deniz abla."
Yataktan sırtını kaldırıp sarıldığımda ağlamaya başladı.
"Geleceksin değil mi küsmedin." Korkuyla konuştu.
"Bir daha oraya çıkarsan gelmeyeceğim Çiçek son uyarım." Dedim sert sesimle. Bir kere daha düşmüştü ama kuma geldiği için bir şey olmamıştı.
"Söz." Sıkı sıkı sarıldığında ben de dikkatle sarıldım.
Yıldız teyze ve doktor geldiğinde Çiçeği geri yatırdım.
"Merhabalar." Diyerek yatağın yanındaki dosyayı aldı.
"Geçmiş olsun küçük hanım." Diyip bize baktı.
"Çiçek'e toplamda 26 tane dikiş atıldı bacağına 16 tane koluna 10 tane." Gözlerimi kapatıp derin bir nefes aldım.
"Sağ ve sol kolunda ezilme var sol kolu için krem yazdım ama sağ kolundaki ezilme bir tık daha fazla o yüzden sağ kolu için ilaç vereceğim çünkü serumdaki ağrı kesiciyi kesince hissetmeye başlayacak." Devam etti doktor.
"Bacaklarında morluk dışında bir sıkıntı görünmüyor sadece düşmeden kaynaklı ezilmiş bir de ağız içindeki patlak var." Dediğinde gözümden yaşlar akmamak için büyük çaba sarf ediyordum.
Yıldız teyze ile el ele tutuşup doktoru dinliyorduk.
"Bir hafta ya da duruma göre on gün sıcak ve katı yemekler yok sıvı ile beslenecek." İç çektim.
"Çenesi için de ayrı bir krem yazdım." Tekrar kafasını kaldırıp bize baktı.
"Bir kaç saat serumun bitmesini bekleyip çıkabilirsiniz ha bir de dikiş olan yerlere su değmemesi ve mikrop kapmaması gerekiyor banyo yaptırırken mutlaka dikişli bölgeler korunsun." İkimizde başımızı salladık.
"Eğer soracağınız başka bir şey varsa sorabilirsiniz." Dedi.
"Teşekkür ederiz." Dedi Yıldız teyze.
Doktor başını sallayarak Çiçek'e döndü. Gülümseyerek boynundaki boyunluğu çıkarttığında Çiçek rahatlamış gibi sesler çıkarttı.
"Çiçek'in kayıt işlemlerini de tamamlamanız gerekiyor geçmiş olsun." Diyerek yanımızdan ayrıldı.
Adam pek ilgilenmemişti.
Yıldız teyze bana döndüğünde hemen elimle yüzümü silerek konuştum.
"Kimlik ben de hemen kayıt yaptırıp geliyorum sen yorulma bak iyiymiş korkma artık." Dedim sarılarak.
"Çok şükür Deniz nasıl korktum annecim ağzındaki kanları görünce aklım çıktı." Gözlerimi kapattım hemen.
"Çok şükür iyi bizim yaramaz bebeğimiz." Sitemle konuşmasına güldüm.
Çiçek'i iyi bir fırça bekliyordu. Yıldız teyzeden ayrılıp Çiçek'in elini tuttum.
"Duydun değil mi doktoru." Dediğimde başını salladı. Alnından öptüm bir kaç kere.
"Çok korkuttun bizi aşkım bir daha sakın diyorum Çiçek bak bu sondu." Başını salladı hemen.
"Ben şimdi kayıt yaptırmaya gidiyorum geleceğim on dakikaya tamam mı."
"Tamam hem ben iyiyim gidelim hemen." Dedi.
Ellerinin üstünden öptüm.
"Gideceğiz bir tanem serumun bitsin hemen gidiyoruz." Yanağıma dudaklarını bastırınca ben de hafifçe kolunun her yerini öpmüştüm.
"Oh yerim seni." Diyerek ayağa kalktığımda Yıldız teyze gülerek bizi izliyordu.
"Gel hadi Yıldızım bu yaramaz kızın başında bekle de başka bir şey olmasın." Dememle güldük.
Onları arkamda bırakarak kayıt yaptırmak için üst kata yani giriş katına çıktım. Sırayı beklerken babamı aradım.
"Efendim Deniz." Dedi.
"Baba ben şirkette değilim Çiçek düşmüş hastanedeyiz Selin'de yarım saat önce çıktı haber vermek için aradım." Dediğimde sertçe nefes verdi.
"Kafanıza göre gidemezsiniz Deniz bu son olsun Çiçek iyi mi." Şaşırmıştım sorusuyla.
"Pek iyi değil dikiş atıldı koluna ve bacağına kötü düşmüş ezilmeleri var." Sesim üzgün çıkmıştı.
Biraz ses gelmedi babamdan.
"Tamam Selin'e söyle yarın gelmesin sen de yanlarında kalmak istersen kalabilirsin izinlisiniz yarın." Tebessüm ettim duyduklarımla.
"Teşekkür ederiz baba." Dediğimde geçmiş olsun diyerek kapattı.
Kapattıktan sonra anında tekrar telefonum çaldı. Selin di.
"Deniz biz girişteyiz." Nefes nefeseydi.
"İçeri girin sola dönün oradayım." Dediğimde görüş açıma girmişlerdi. Sıradan çıkıp onun göreceği şekilde yana kayınca beni görmesiyle ağlayarak hızlı hızlı yanıma gelip boynuma atladı.
"Deniz." Ağlıyordu.
"Bir şeyi yok Selin gerçekten yok aşağıda yatıyor iyi bir iki saate çıkabilirsiniz dedi doktor ağlama." Ona ağlama diyordum ama ben de ağlıyordum.
"Asıl sen ağlama aptal." Dedi koluma vurarak.
Aynı anda burunlarımızı çektiğimizde gülmeye başladık. Selin ve benim deli olduğumdan daha önce bahsetmiş miydim.
Selin, Serkanla göz göze gelince hemen gözyaşlarını silip kendini toparladı.
"Kayıt yaptırıyorum siz aşağıya inin yirmi metre kadar düz gidin Yıldız teyzeyi zaten görürsünüz." Hemen başını salladı.
Ayaklarıma baktığında dudaklarını büzdü.
"Bakma öyle ayakkabılarım aşağıda telaştan giyinmeyi unuttum hadi inin aşağıya geliyorum beş dakikaya." Dememle tekrar sarıldı.
Serkan Selin'in kolundan tutup yürümesine yardım ettikten sonra ben de hemen gelen sıramla beraber adama kimliği uzattım.
İki dakikada kayıt yaptırıp bir kağıt verince alıp aşağıya inmeye başladım. Ayakkabımın olmadığını görenler şaşırarak bakıyorlardı.
Telefonun kamerasını açıp yüzüme baktığımda sağ yüzümün rimel ile kaplandığını görünce güldüm.
Merdivenden inerken alttan Serkan'ın sesini duydum.
"Geldik geldik Cihangir iyi çok şükür bir şeyi yok dikiş atılmış." Cihangir'le konuşuyordu.
Bir kaç adım üste çıkıp dinlemeye başladım.
"Geldiğimizde o kayıt yaptırıyordu görsen ayağında ayakkabısı yok kırmızı gözlerle duruyordu." Benden mi bahsediyordu.
"Çok kötüydü ama Selin'i görünce rahatladı şimdi biz aşağıya Çiçek'in yanına indik o üstte kayıt yaptırıyor."
Bir süre ses gelmedi.
"Bilmiyorum ayakkabılarım aşağıda dedi ayarlayayım mı yine de." Cihangir bana ayakkabı bulmasını mı söylüyordu.
"Tamam ben hallederim sen merak etme haber veririm gelişme olursa."
Bir süre konuşmadı sadece dinledi.
"Çiçek iyi abi merak etme korktum Deniz öyle arayınca ama çok şükür sıyrıkları ezilmeleri ve dikişleri dışında önemli bir şeyi yok küçük hanımın." Cihangir Çiçek'i merak etmişti.
"Tamam diyorum lan on kere söyleme ararım çocukları isterim terlik hadi kapat ben bir bakayım Deniz'e için rahat etsin." Demesiyle hemen yukarıya çıktım.
Bir kaç saniye bekledikten sonra bir şey çaktırmadan inmeye başladım.
Serkan hala telefonla konuşuyordu. Görüş açısına girdiğimde bana bakarak konuştu.
"Deniz'de geldi ben kapatıyorum ararım seni sonra hadi görüşürüz."
Kapattıktan sonra beraber Çiçek'in yanına doğru yürümeye başladık.
"Cihangir miydi." Dedim bilerek.
Başını salladı.
Sedyenin oraya geldiğimizde Çiçek hemen konuştu.
"Deniz abla." Kollarını bana uzatmaya çalışıyordu.
"Hareket ettirme kollarını bal böceğim." Sarıldığımda başını boynuma gömmüştü.
Selin arkadan sırtımı okşuyordu.
Çiçek serumdaki ilaçlardan dolayı bir süre sonra uyuduğunda bizde yanda sedyeye oturup serumun bitmesini beklemeye başladık.
Sonunda çıkışımızı yaptırmıştık ve şu an Serkan Çiçeği kucağına alarak önden önden arabama doğru yürüyordu.
Selin hemen arka koltuğu açarak Serkan'ın Çiçek'i yatırmasına yardımcı olduktan sonra konuştular bizde Yıldız teyzeyle kol kola girmiş onları izliyorduk.
Yanlarına gittiğimizde konuşmalarını bölüp bize baktılar.
"Serkan çok teşekkür ederiz her şey için." Dedim ve ardımdan Yıldız teyze de konuştu.
"Teşekkür ederiz evladım." Dedi.
"Ne demek Yıldız teyze vazifemiz." Serkan'ın eğlenceli ses tonuyla gülmüştük.
"O zaman yarın görüşürüz bırakmama müsade etmiyor Selin hanım." Sitemle Selin'e bakarak konuştu.
"Serkan biz yarın şirkette olmayacağız." Dediğimde Selin bana döndü.
"Babam gelmeyin dedi." Dedim açıklama yaparak.
"Tamam o zaman bizde bizim şirkete geçeriz yarın." Dedi Serkan.
Onlar Selin ile konuşurken ben ön kapıyı açtım Yıldız teyze için.
"Sağ ol annem." Diyerek bindiğinde yanağından öperek sarıldım. Geriye çekildiğimde Yıldız teyze kapısını kapatmıştı.
"Serkan çok teşekkür ederiz tekrardan." Dediğimde gideceğimizi anlayıp vedalaştılar.
"Ne demek geçmiş olsun hepimize görüşürüz." El sallayıp ben de kendi kapımı açıp bindim.
Dikiz aynasından Çiçeğe baktığımda gözleri kapandı kapanacak gibi duruyordu.
"Çiçeğim iyi misin." Dedim ama halsizce başını salladı.
Yıldız teyzede arkasını dönüp Çiçeğe baktığında kollarını uzatıp Çiçeğin bacaklarını sevdi.
"Yaramaz çocuğum benim." Söyledikleriyle güldüm.
Arka kapı açılıp kapandığında Selin'de binmişti.
"Tamam mıyız gençler gidiyoruz." Dedim yüksek sesimle.
"Tamamız tamamız hadi." Dedi Selin.
Arabayı çalıştırdığımda Serkan'a korna çalmayı ihmal etmedim ama o telefonla konuşmaya başlamıştı bile.
Selin'le son kez bakıştıklarında hastanenin önünden arabayı geri geri çıkartıp ana yola geçmiştim.
Yolda daha çok Yıldız teyzeyle ben konuşmuştuk Selin ve Çiçek'in moralleri bozuk gibi duruyordu.
Evin önüne geldiğimizde park ettim ve Yıldız teyzenin Çiçeği kucağına almasına yardımcı oldum. Selin'de apartman kapısını tutuyordu.
Yıldız teyze önden kucağında Çiçek ile beraber çıkarken Selin'in koluna girdim.
"Ne oldu sana." Dedim.
Surat astı.
"Serkan'dan hoşlanıyorum." Güldüm.
"O da senden hoşlanıyor." Dediğimde daha da çok suratını astı.
"Deniz yani o ve ben hiç olacak iş mi kendimi kaptırdım ama olmaz yani bu iş bi bana bak bir de koskoca Serkan Üstündağ'a."
"Selin sen ne saçmalıyorsun Allah aşkına aptal aptal konuşma bir bana bak ne demek." Koluna vurdum.
"Yürü evde konuşacağız salak." Sinirle önden önden çıktım.
"Deniz sizi bekliyorum biraz daha oyalanın kızım kollarım kopmadı biraz daha oyalanın annecim." Yıldız teyzenin sitemiyle hemen elimdeki anahtarla kapıyı açtım.
İlk işim ayaklarımı yıkamak oldu. Elimi yüzümü de yıkadıktan sonra salona geçtim.
Selin ortalıkta yoktu.
Çiçekte uyuyordu.
Koltuğa oturup elime telefonumu aldım. Hiçbir bildirim yoktu. Yıldız teyze elinde meyvelerle salona girdiğinde gülümsedim.
"Ye hemen şunları sonra başın dönüyor." Başımı sallayıp elime elmayı aldığımda Selin'de gelmişti. Üzerini değiştirmişti.
"Yatağın üstüne pijama koydum." Başımı sallayıp ayağa kalktım.
"Önce meyveni ye Deniz sonra değiştirirsin." Yıldız teyze kolumdan tutup geri oturttuğunda elmayı yemeye devam ettim.
Selin'le göz göze geldiğimizde sinirli sinirli bakmaya başladım.
"Ne bakıyorsun öyle dön önüne." Dedi.
"Sana ne bakarım." Dedim ben de.
"Allahım yarabbim bir de bunlar başladı." Yıldız teyze yanımızdan kalkıp gittiğinde Selin'in karşısına oturdum.
"Selin sen kendinin farkında mısın güzelliğinin aklının kalbinin farkında mısın benim aptal arkadaşım." Başını eğip bir tane şeftali aldı.
"Asıl Serkan kim de sen ona bakacaksın." Söylediklerim onu güldürmüştü.
"Deniz, Serkan çok donanımlı hani nasıl diyeyim her açıdan maddi manevi bana bir bak." Eliyle salonu gösterdi.
Gözlerimi kıstım.
"Selin artık çalışıyorsun iyi bir maaşın var yani geçen gün konuştuğumuz gibi buradan taşınırız kendimize uygun güzel bir ev tutarız tek sorun bu mu? Evi beğenmiyorsun diye mi olmaz diyorsun." Elini tutup konuşuyordum.
"Anlamıyorsun Deniz anlamıyorsun ben statümüzden bahsediyorum adamın holdingi var." Koluna vurdum.
"Seninde holdingin var salak." Aslında söylediğim doğruydu. Abimin Dence şirketinin %25'i Selin'in üstüneydi. Abim Selin'i benden ayırmadığı için ikimize de hisse vermişti. İkimize de abimin şirketinden her ay para geliyordu ama Selin o paraya dokunmuyordu.
Ağzını açacakken susturdum.
"O benim değil gibi şeylere başlama hissen var Serkan'da Cihangir'le ortak ne olmuş yani sende abimle ortaksın sorun bu mu gerçekten Selin." Dedim anlamak istermiş gibi.
"Deniz, ben biraz korkuyorum." Güldüm söylediğine.
"Sen biraz saçmalıyorsun Serkan hoşlanıyor sen hoşlanıyorsun eee kime ne.?" Dediğimde gözlerini kaçırmasıyla kaşlarım çatıldı.
"Selin, bana gerçek sebebini söyler misin."
"Şirkette kızlar konuşurken duydum." İşte şimdi asıl mevzuyu söylüyordu.
"Serkan'ı sadece mimar olarak nasıl kafaladığımı konuşuyorlardı." Omzundan tutup sarıldım.
"Selin şirkettekilerin bana neler dediğine birlikte şahit olmadık mı onlar sırf dedikodu yapmak için gözlem yapıyorlar seni kıskandıkları için de böyle bir şey söylemişler." İçini rahatlatmak için konuşuyordum ve sanırım başarıyordum.
"Emin misin." Hemen başımı salladım.
"Ya bana bile neler dediler Selin bana senin şu saçlarına şu duruşuna neler demezler sarışınım benim." Güldüğünde ben de güldüm.
"Çok güzel olduğun için kudurmuşlar sende onlara cevabını verirsin mimar halimle kafaladım diye." Biraz daha güldüğünde sarıldı.
"Seni çok seviyorum." Ben de hemen ona sarıldım.
"Ben daha çok." Biz böyle sarılırken Yıldız teyze elinde çaylarla gelmişti.
"Oy oy Yıldızım bana çay yapmış Allahım nasıl iyi geldi." Hemen elinden alıp içtiğimde kendime geldim.
İkisi de bu halime gülüyordu. Üçümüz konuşa konuşa saatin nasıl geçtiğini anlamamıştık. Çiçeği kontrol edip odaya getim. Selin'in benim için ayırdığı pembe ve çilek desenli şortlu pijama takımını hemen üzerime geçirip yatağa girdim
Selin'de yatağa geçtiğimde gece lambasını kapatmıştı.
"İyi geceler beybito." Dedi Selin arkasını döndüğünde.
"İyi geceler aşkım." Diyip günün yorgunluğuyla yattığım gibi uyudum.
Sabah uyandığımda Selin yanımda değildi. Saçlarımı tepeden toplayarak Selin'in odasındaki lavaboya geçip işlerimi hallettim. Elimi yıkarken aynaya baktığımda gözlerimin çok uyuduğum için şiştiğini görünce güldüm.
Bugün şirkete gitmediğimiz için alarmla uyanmamıştım. Pijamama baktığımda gülesim geliyordu.
Göbeğimi biraz açıkta bırakıyordu ama çok tatlıydı. Dişlerimi fırçalarken önüme düşen saçlarımı geriye ittim.
Yüzümü de yıkayarak odadan çıktım. Hemen Çiçeğin odasına geçtim ama yatağı toplanmış ve boştu.
"Yıldız teyze, Çiçek yok nerede benim bal böceğim." Çiçeğin salondan kıkırdama seslerini duyunca güldüm.
"Nerede bu Çiçek ya ben de ona hediye almıştım sonra veririm artık." Dediğimde şaşırtıcı bir şekilde yanıma gelmeyip gülmüştü.
Salona geçmeden önce mutfağa gidip çayın olup olmadığına baktım. Kahve yapılmıştı sanırım Selin kendine yapmıştı.
"Sabah sabah kahve içmiş midesiz ya bu kız." İçeriye doğru yüksek sesle Selin duysun diye konuşuyordum.
Çay bardağı çıkartırken bardak altı tezgaha düşerek kırılınca Yıldız teyze seslendi.
"Deniz.!"
"Bir şey yok Çiçek bardak altını kırdı." Dediğimde Selin'in kahkahasını duydum.
"Nasıl güzel uyandım anlatamam Yıldızım sabah 7 de kalkıyordum ya bir insan neden saat 7 de kalkar." Çayı doldururken konuşuyordum.
"Bir de gittiğim yer yılanlar adası." Kendi kendime kahkaha atarken Selin'in de sesini duyuyordum.
"Deme öyle annem." Dedi Yıldız teyze.
"Yılanın başı da ablam can güvenliğim sıfır." Çayımı elime alıp salona doğru yürümeye başladım.
"Bir de abim mesaj atmış bir sürü tehdit mesajları ben bunları savcılığa versem yakın koruma verirl.." Salona girmemle gördüğüm yüzlerle çayı ağzıma götürdüğüm elim havada dondu kaldı.
"Deniz, Serkanlar geçmiş olsuna gelmişler." Ne yani benim sabahtan beri konuştuklarımı Cihangir, Serkan ve Sıla duymuş muydu.
Boğazımı temizleyip elimi yakan çay bardağını yemek masasına bıraktım. Korkak bakışlarımı Cihangir'e çıkarttığımda yüzüme dikkatli bir şekilde bakıyordu.
Allahım saçlarım pijamam. Ben neden bu kadar bahtsız bir insanım rabbim. Yıldız teyzenin alttan alttan güldüğünü görüp masaya koyduğum çayı elime geri aldım.
"Hoş geldiniz benim haberim yoktu kusura bakmayın." Yıldız teyzenin yanına onların karşısına oturduğumda Çiçek Cihangir'in yanından kalkıp yanıma geldi.
"Günaydın." Dedim kucağıma alıp dikişli bacağını Yıldız teyzeye uzatırken.
Yanaklarımı öptüğünde boynundan sesli bir şekilde öptüm.
"Deniz masada kurabiyeler var bir tanem onları alıp gelelim." Yıldız teyzeye başımı sallayarak Çiçek'i yavaşça koltuğa oturttum.
Cihangir'e gözüm kaydığımda dikkatli bir şekilde baştan aşağı bana baktığını görmemle gözlerimi kaçırmam bir oldu.
"Deniz abla bana limonata yapar mısın." Çiçeğin konuşmasıyla diğerleri de susmuştu.
"Yaparım hemen." Diyerek Yıldız teyzenin arkasından mutfağa geçtim.
Yıldız teyze beni görünce hemen karnımın kenarını sıktı.
"Deniz bu çocuklar sizin sevgiliniz mi." Söyledikleriyle öksürmeye başlamam bir oldu.
Keşke..
"Yok artık Yıldızım saçmalama Cihangir yani kumral olan hıh işte o babamın ortağı bizde şirkette çalıştığımız için böyle böyle yakın olduk ama arkadaş olarak sevgilimiz değil ama Serkan senin damadın olacak gibi haberin olsun." Konuşmam bittiğinde yine etimi sıktığında başını tuttu.
"Kızım bu adamlar şirket sahibi diyorsun yani Deniz nasıl ola.."
"Of Yıldızım başlama Selin gibi niye olmasın Allah aşkına siz ana kız beni delirteceksiniz senin kızının da şirketi var bildin mi." Dediklerimle gülüp kolumu tuttu.
"Tamam Deniz tamam bir laf ediyorum on laf işitiyorum annem senin dediğin doğrudur." Sesli bir şekilde güldüğüm içim ağzımı kapattı.
"Sen yorulma ben limonları sıkarım." Dediğinde hemen başımı iki yana salladım.
"Asıl sen yorulma ben yapacağım hadi sen kurabiyeleri al git." Bana laf anlatamayacağını anlayınca çıktı mutfaktan.
Meyve sıkacağını alıp limonları yıkayıp kestim ve tek tek sıkmaya başladım. Yemek yemediğim için biraz başım dönüyordu.
"Deniz..Selin kalk hemen Deniz'e yemek yedir çabuk başı dönüyordur şimdi." Yıldız teyzenin sözleriyle sandalyeye oturup başımı masaya yasladım.
Beni iyi tanıyordu.
"Deniz.!" Selin yanıma gelip sesli bir şekilde konuşunca başımı kaldırdım.
"Sessiz ol Selin ya yeni oturdum bir şey yok." Dediğimde arkasından Sıla da geldi.
"İyi misin Deniz." Dediğinde gülümseyip başımı salladım.
"İyiyim iyiyim işim bitti ama başım döndü bir şey yemediğim için." Sıla hemen yanıma oturup ellerimi tuttu.
"Deniz dün sen öyle çıplak ayak hızlıca şirketten çıkınca çok korktuk yanına da gelemedim vale hızlı bir şekilde çıkış yaptığını söyledi." Dedi.
"Ben de telaştan ne yaptığımı bilmiyordum Sıla size de ayıp oldu." Dediğimde koluma vurdu.
"Saçmalama." Bu kız ilk günlere göre şu an baya alışmıştı.
Selin mutfağa gidip Cihangir ve Serkan'ı da çağırınca onlarda gelip masaya oturmuşlardı. Cihangir'i bu evde göreceğimi tahmin etmezdim.
"Size de hazırlayayım mı kahvaltı aç olan var mı." Selin'in sorusuyla ben elimi kaldırınca hepsi güldü.
"Aşkım zaten kahvaltıyı sana hazırlıyorum sen hariç diyorum." Söyledikleriyle tırnaklarıma bakmaya başladım. Yine rezil olmuştum Cihangir'e.
Ona baktığımda yüzünde ki gülümsemeyle bana baktığını gördüm.
Ben de tebessüm edince bu sefer burnumun üstüne yani çillerime bakmaya başladı. Şu an camdan dolayı yüzüme güneş vurduğu için belirgin olmaları lazımdı.
Gözleri topladığım saçlarıma baktığında keyifle arkasına yaslandı. Selin sıktığım limonları, buzları ve cam sürahiyi masaya koydu.
"Deniz sen oturarak hazırla limonatayı ben yapayım diyeceğim ama Çiçek anlıyor içmiyor." Dedi.
Sıla ve Serkan gülmüştü.
"Çiçek çok tatlı ya maşallah maviş maviş gerçek kardeş gibi duruyorsunuz." Sıla'nın söylediklerine tebessüm ettim.
"Deniz bizim evlatlık çocuğumuz." Dedi Selin.
Ben de elimle Selin'i gösterdim.
"Üvey kardeşlerim ve ben kocaman bir aileyiz." Cihangir hariç hepimiz gülmüştük o sadece tebessüm ediyordu.
Limonatanın son olarak buzlarını da ekledikten sonra Çiçek içeriden çağırdı.
"Deniz abla." Nazlı nazlı konuşuyordu ya yiyesim geliyor bu kızı.
"Ben bir bakayım limonata hazır Selin bardakları getirsin üzerimi değiştirip geliyorum." Diyip hızla sandalyeden kalktım.
"Böceğim." Diyerek salona girdim.
"Deniz abla beni de sizin yanınıza götürür müsün." Dediğinde başımı sallayarak dikkatli bir şekilde kucağıma aldım.
Yıldız teyze ortalarda yoktu.
Mutfak kapısı kapalı olduğu için tıklatmıştım. Serkan kapıyı açtığında elinde sigarası vardı.
Çiçeği görünce kapıyı açıp sigarasını söndürmüştü. Aynı şekilde Cihangir'de.
"Biz geldik Çiçek biraz sıkılmış burada kalsın." Cihangir yanındaki sandalyeyi bir adım ileri ittiğinde Çiçekle oraya ilerledim.
"Otur Çiçek ben ayağın için bir sandalye getireyim." Başını salladığında doğrulmuştum. Ama Cihangir Sıla'ya işaret verdiğinde benim yerime Sıla mutfaktan çıkmıştı.
"Otur sen Sıla getirir." Dedi Cihangir.
Tebessüm ederek ona baktığımda bir süre bakışları dudaklarımda kaldı.
"Üzerimi değiştirip geliyorum." Diyip mutfaktan hemen çıktım.
Selin'in odasına girdiğimde dolaptan bir tane krem tulum bulup üzerime geçirdim.
Mutfak kapısını yine kapatmışlardı. Açmadan önce Yıldız teyzeye baktım ama ortalıklarda yoktu. Sanırım bir yere gitmişti.
Mutfağa girdiğimde Çiçek'le konuşan Cihangir'i görmeyi beklemiyordum.
"Deniz abla, Cihangir abinin de evinde barbie evi varmış hani sen bana alıyorsun çok güzel değil mi.?" Başımı sallayarak Cihangir ve Çiçeğin arasındaki sandalyeye oturdum.
"Çok güzel bal böceğim. Ağrın var mı ilaçların alınacak." Dedim.
Cevap vermedi.
Bacağına dokunup yüzüne doğru eğildim.
"Çiçeğim noldu." Diye sordum.
"İlaçlar çok acı Deniz abla." Gözleri dolu dolu konuştuğunda başını koluma yaslamıştı bile.
Saçlarını okşamaya başlamıştım.
"İlaçlardan sonra limonata içeriz hemen hiç acı olmaz." Hemen başını kaldırıp ellerini boynuma sardı.
"O zaman olur." Saçlarının üstünden öpüp geri kalktım ve dolaptan ilaçları aldım.
Selin'de masaya benim için hazırladığı kahvaltı tepsisini bıraktı.
"Ye hemen kuşum." Dedi ve Serkan'ın yanına geçti.
Sıla etrafı inceliyordu. Serkan Selin'e bakıyordu. Cihangir'de Çiçek ve bana dikkatini vermişti.
"Yemeyeceğinize emin misiniz." Dedim hepsine hitaben.
"Sağ ol Deniz biz kahvaltı yaptık sen uyanmadan önce." Serkan'ın konuşmasıyla baya erken geldiklerini anladım.
Çiçeğin ilaçlarından sonra limonatasını verdiğimde ben de kahvaltı yapmaya başladım.
"Deniz bir şey sorabilir miyim." Dedi Sıla.
Ağzımda zeytin varken başımı salladım.
"Cesur...Cesur Bolat sanırım abin." Dediğinde ortam sessizleşti.
Başımı salladığımda Sıla yine konuştu.
"Türkiye'ye geliyormuş görüşmüyorsunuz sanırım."
İşte buna şaşırmıştım. Abim mi geliyordu.
Konuşmamak için ağzıma bir kaç şey attım.
"Cesur abi ve Deniz uzun süredir konuşmuyorlar." Dedi Selin.
"Niye." Serkan'ın sorusuyla Cihangir uyarı niyetinde boğazını temizledi.
"Yani merak ettim kusura bakma Deniz." Dedi Serkan.
"Sorun yok sadece konuşmuyoruz bir nedeni yok." Dedim ve Çiçeğe baktım.
Pipetle limonatasını içiyordu.
Bir çatala bak alıp ağzına doğru yaklaştırdığımda itiraz etmeden ağzını açıp yedi.
"Dence holding abinin mi." Dedi Sıla.
Başımı salladım.
"Babandan ayrı olarak yönetiyor sanırım baban ile araları pek iyi değil." Dedi tekrardan.
"Abim ve ben diğerleriyle pek anlaşamayız." Dedim sadece.
Bir şey demediler.
Aksine bu sefer ben konuştum.
"Ama abim ve Selin ortak yani onlar benden daha çok konuşuyorlar." İşte bu söylediğime şaşırmışlardı.
"Nasıl yani." Dedi Serkan şaşkınlıkla.
"Bildiğin ortaklar Serkan, Dence holdinge Selin ortak arada imzalar için gidiyor hatta." Dediğimde hepsi iyice şaşırmışlardı.
"Abin gelince orada mı çalışacaksınız." Dedi Sıla.
Bu sefer Selin konuştu.
"Cesur abi ve Deniz küs oldukları için Bolat şirketiyle yolumuza devam edeceğiz." Hafif şakayla söylediği için gülümsedik.
"Vay be Selin hanıma bak her gün şaşırtıyorsun beni." Serkan elini Selin'in bacağına atıp okşadığında konuşmuştu.
Selin'in pancar gibi olan suratı kahkaha atma isteğimi getiriyordu ama bakışlarımı ondan çektim.
"Cesur Bolat'ın yurtdışında yaptığı işlere hayran olmamak elde değil ama ben senin abin olduğunu daha yeni öğrendim şaşırdım doğrusu." Dedi Sıla.
Bir şey demedim. Çok üstelemişlerdi konuyu biraz rahatsız olmuştum.
"Deniz abla bal." Çiçeğin sesiyle çatala yine bal alıp ona uzattım.
"Bir tane daha vereyim mi." Dedim ağzını silerken.
Başını olumsuz anlamda salladı.
"Cesur Bolat senin gibi mi yoksa...yani nasıl desem yanlış anlama sakın. Senin gibi mi yoksa Yağız ve Derin gibi mi." Sıla konuyu kapatmamakta ısrarcıydı.
"Cesur abi diğerlerinden çok farklı Sıla sen sanırım Yağız ve Derin'in Deniz ile ilişkisi gibi mi soruyorsun." Selin söylemişti bunları. Sıla başını salladığında Selin devam etti.
"Deniz ve Cesur abi diğer ikisi gibi değiller yani iyi anlaşırlar hatta baya iyi anlaşırlar...dı." Dedi.
"Konuyu kapatın Sıla." Cihangir sert bir şekilde konuşmuştu.
Sanırım rahatsız olduğumu anlamıştı. Ona dönüp yüzüne baktığında bakışlarının her zamanki gibi ben de olduğunu gördüm.
"Ablam hakkında böyle konuştuk ama kızmadın umarım." Denemle çenesini sıktı.
Sıla ve Serkan'da yerlerinde hafif kıpırdamışlardı.
"Neden kızayım." Dedi Cihangir.
Omuz silktim.
"Bilmem geçen geceyi beraber geçirdiğin biri hakkında konuşuyoruz rahatsız olursun diye düşündüm." Dişlerini sıktığını görebiliyordum.
"Abimin birisiyle gece çıkmasını geçtim kalması bile imkansız Deniz. Güneş hastaydı üç gündür onunla uğraştık." Sılanın sesiyle ellerime bakmaya başladım.
"Deniz bir şeye inanmış devam etsin Sıla açıklama yapma." Dedi sert sesiyle.
Bakışlarımı gözlerine çıkarttığımda bu sefer bana değil telefonuna baktığını gördüm.
Birine mesaj attığında geri takımının cebine koydu telefonu.
Serkan'a kaşıyla işaret verdiğinde Serkan konuştu.
"Biz gidelim artık çok teşekkür ederiz Selin." Dedi.
Selin de onunla beraber ayağa kalktı.
"Biz teşekkür ederiz Çiçek çok mutlu oldu iyi ki geldiniz." Dedi.
Herkes ayaklandığında ben de ayağa kalktım.
Sıla yanıma gelip sarıldığında ben de ona sarılıp ayrıldım.
"Görüşürüz Serkan." Dedim Serkan'a doğru da.
Gülümseyip göz kırptı.
Cihangir, Çiçeğin saçlarından öpüp son kez yanağını sıkıp kapıya doğru yürümeye başladı.
Trip mi atıyor bu adam.
Ben de onun arkasından gittiğimde dış kapıyı çoktan açtığını gördüm.
"Yıldız hanımı göremedim teşekkür ettiğimizi söyler misin." Dediğinde başımı salladım.
"Cihangir." Dedim bana bakmasını sağlayarak.
"Geçen gün ablamla karşılaştım ve bana boynundaki morlukları gösterdi. Yani onları..onları senin yaptığını söyleyince ben de ikiniz yani sen ve.." Çok utanıyordum şu an.
"Derin benim takılacağım tek gecelik bir kız bile değil Deniz." Dediğinde başımı kaldırdım.
Tek gecelik kız.
Takılmak.
Yani böyle şeyler yapıyordu doğru mu anladım.
Of neye takılıyorsun.
"Anladım." Dedim kıpkırmızı olmuş yüzümle.
"Asansörde de sizi duyunca..Neyse yanlış anlamışım kusura bakma." Dedim hızlıca.
Boynunda sinirden çıkan damarlarıyla bana bakıyordu.
"Güneş'i ona karşı savunmadın." Dedim konuyu uzatarak. İçime dert olmuştu.
"Onu ezdirdin hem de Derin'e karşı."
Bir şey demedi.
"Seni anlamakta güçlük çekiyorum Deniz.."
Ben de. Ben de seni anlamakta güçlük çekiyorum Cihangir.
"Gayet net olduğumu düşünüyorum." Dedim.
"Umarım böyle değilsindir. Umarım rol yapıyorsundur Deniz. Böyle birisi çıkma ve rol yapıyor ol yoksa.."
Söylediklerinden hiçbir şey anlamıyordum.
"Ne rolü Cihangir ne diyorsun açık konuş." Dedim sinirle.
"Yarın olacaklardan sonra sen de ben de anlayacağız her şeyi. Tek istediğim bu halinin rol olması." Kaşlarımı çattım.
"Beni sinirlendiriyorsun şu an." Dediğimde gözlerini kapattı.
"Derin gibi birisi çıkmanı bekliyorum bu." Elleriyle etrafı gösterdi.
"Böyle birisi değilsin...Bolat'sın sen böyle olamazsın." Ellerimle göğüsüne vurdum.
"Defol git şuradan bir daha da karşıma çıkma ha çıktın madem benimle konuşmamaya çalış ben öyle yapacağım!." Dedim sesim yükselirken.
"Deniz noluyor." Serkanlarda yanımıza gelmişlerdi.
"Bir daha bu arkadaşınızla muhattap olmayacağız Serkan olan bu saçma saçma konuşuyor." Dedim hırsla.
Sıla ve Serkan hemen Cihangir'e baktılar. Ama o bir şey söylemeden arkasını dönüp gitti.
Sinirden ellerim titriyordu.
Bu üçünde bir şey vardı. Artık emindim. Yarın olacaklardan sonra dedi..
Serkanlara döndüm.
"Bize bir şey yapacaksınız değil mi." Dediğimde sustular.
"Deniz saçmalama, Serkan." Dedi Selin. Serkan bir şey demedi.
"Bize zarar vermek için yaklaştınız gibi hissediyorum." Dedim lafları dolandırmadan.
Yine bir şey demediler.
"Bir daha bizimle karşılaşmamak için elinizden geleni yapın biz öyle yapacağız." Dedim.
Selin şaşkınlıkla Serkan'a bakıyordu.
"Selin.." dedi sadece.
"Doğru mu.?" Dedi Selin.
Biliyordu. İçten içe biliyordu bir şeyler olduğunu. Benim gibi.
Serkan bir şey demeden Sıla'nın kolundan tutup Cihangir gibi hızla merdivenlerden inmeye başladı.
Arkalarında şaşkınlıkla bakan beni ve Selin'i bırakıp gittiler.
BÖLÜM SONU
Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın aşklarım
Sınırlar 200 oy 200 yorum.
Gelecek bölüm için kitap daha yeni başlıyor diyebilirim.
Bölüm etkileşimi
