12. bölüm / 36
Vurgun12. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 12. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime · Okuduğun bölüm
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oylarınızı unutmayın lütfen aşklarım çok önemli..
Keyifli okumalar...
Bana bir şey demek için ağzını açacağında salona ağlayarak giren Güneş'le beraber abime baktım.
"Anne.!" Kollarını Ayliz'e uzatarak bağırmıştı.
Abim yerinden kıpırdamadan Ayliz ve Güneş'e bakıyordu.
"Noldu Güneş ağlama konuş bir tanem." Ayliz yere eğilip Güneş'i kucağına almıştı.
"Anne.." Elini kaldırıp gösterdi.
"Düştüm." Ağlayarak yüzünü annesinin omzuna gömdü.
Bir onlara bir de abime bakıyordum.
Dudakları açılıp açılıp kapanıyordu.
Ağlamak istedim.
Abim kızını ilk defa görmüştü. Kendi çocuğu olduğunu bilmeden kızıyla ilk karşılaşmasını yaşadı.
Cihangir'de abime bakıyordu.
"Kaldır annecim öpeyim hemen." Güneş ağlarken kolunu yine kaldırıp avucunu gösterdi.
"Acıyor." Dedi nazlı nazlı.
Ayliz avucunu öptüğünde ağlaması biraz durmuştu.
"Hala geçmedi anne bir daha." Gülümsemek istedim bu söylediğine.
Ayliz'e avucunu tekrar uzattı öpmesi için. Ayliz dolu gözleriyle tekrar öptü.
Bir süre sessizlik oluştuğunda abim bu sessizliği bozdu.
"Sen..evlendin mi.?"
*******************
Kimse bir şey demedi abime. Cihangir onun mahvolmuş surat ifadesine bakıp yanına gitmişti.
"Dışarıya çıkalım Cesur." Cihangir abime söylemişti ama o sadece gözleri dolu dolu Ayliz ve Güneş'e bakıyordu.
Bakışlarımı abimden alıp Ayliz'lere çevirdim.
Bir kaç adım atıp abime doğru yürüdüm.
Abim bana bakmaya başladı.
"Hepinizden nefret ediyorum." Dediğimde gözlerini açıp kapattı.
"Sizin gibi bir ailem olduğu için kendimden de nefret ediyorum uzun bir süre benimle görüşme." Arkamı döndüm.
Sıla ile göz göze geldim.
Gülümsedim.
"Hepiniz çok iyi anlaşıyormuşsunuz bana niye söylemediniz defolup giderdim Cesur gelmeden." Abim kolumdan tutup sertçe kendine çevirdiğinde gözlerinden sinirlendiğini anlayabiliyordum.
"Kendimi zor tutuyorum..duyuyor musun beni Deniz..KENDİMİ ZOR TUTUYORUM SUS." Abim bağırınca Ayliz, Güneş'i odadan çıkartmıştı.
Başımı iki yana salladım.
"Hepiniz aynısınız iğreni.."
"DENİZ YETER LAN YETER KES SESİNİ DÜZGÜN KONUŞ.!"
Cihangir abimi benden uzaklaştırmaya çalıştı ama abim kolumu bırakmadığı için ben de bir iki adım öne gittim.
"Keşke Sıla'ya yaptığın abiliği bana da yapsaydın...keşke bir kişi de beni düşünseydi." Diğer elimle işaret parmağımı kaldırdım.
"Eski sevgilinin ailesiyle bu kadar yakınken, Ayliz seni sevdiği ailesiyle tanıştırıp içlerine almışken sen neden beni kimseyle tanıştırmadın." Afallamıştı.
Salonda kimseden ses çıkmıyordu.
Gözlerim dolunca burnumu da otomatik olarak çekmiştim.
"Bir kişi..sadece bir kişi beni önems.." Cümlemi tamamlamak istemedim.
Bir kişi beni sevsin istemiştim.
Bir kişi beni seviyor sanmıştım.
Liste böyle uzayıp giderdi.
"Deniz tanıştıracaktım Saffet amcaya sor herkes seni tanıyor." Güldüm.
Bu sırada salona Ayliz tekrar girmişti.
"Herkes beni tanıyor." Dedim etrafıma bakarak. Hepsi şaşkındı.
"Tamam o zaman Cesur." Dedim alaylı sesimle.
Elimi sertçe ondan çektiğimde arkamı döndüm ama sonra yine hızla ona döndüm.
"Bundan sonra bana sakın benim tek ailem sensin deme olur mu ben biraz geri zekalı olduğum için inanabilirim, senin ailen buradaki herkes ama ben değilim, değilmişim."
"Deniz gerçekten Cesur abi hep senden bahsediyordu." Sıla'ya döndüm.
"Tanımadığın Cesur abin mi.?" Dedim yine burnumu çektim.
Saçlarımı kulağımın arkasına attığımda akmak için bekleyen gözyaşlarımı sildim.
Tekrar sinirle abime baktım.
Yanındaki Cihangir de afallamış bir şekilde bana bakıyordu.
"Biliyor musun ne ben senin ailenim ne de sen benim...ben tek ailem Yıldız teyzeler..benim ailem yan odada beni bekliyor." Gözlerim dolup dudaklarım titreyince dudaklarımı birbirine bastırdım ama gözyaşlarımı akmaya başlamıştı bile.
"Senden nefret ediyorum." Dedim fısıltı gibi.
Şu an bana şaşkınlıkla bakıyordu.
Derin bir nefes alıp Saffet beye döndüm. Gözyaşlarımı siliyordum konuşurken.
"Özür dilerim Saffet bey böyle iğrenç ailem olduğu için kendimi tutamadım karşısınız da kavga ediyoruz..huzursuzluk çıkarttık akşam akşam yan.."
"Deniz lütfen biraz sakin olup oturur musun..?" Saffet bey benim konuşmanın bitmeyeceğini anlayınca ayağa kalkıp yanıma gelmişti.
Hala istemsizce gözlerimden yaşlar akıyordu.
Saffet bey koluma girdiğinde üzüntümden bu olaya şaşıramıyordum bile.
Çenem sürekli titriyordu.
Saffet bey beni yemek masasının karşısındaki koltuğa oturtturduğunda ellerimi yüzüme kapattım ama o yine şaşıracağım bir şey yaparak ellerimi yüzümden çekerek bana sarıldı.
Ben de kollarımı ona sardığımda sesli bir şekilde ağlamaya başlamam bir oldu.
O sırtımı okşarken ben de ağlıyordum.
"Bıktım hepsinden." Dedim sessizce.
"Rezil oluyoruz size hep." Söylediklerimi ondan başka kimse duymuyordu.
Odada bir hareketlilik vardı ama gözlerimi kapatmış ağlamakla meşguldüm.
"Rezil olmuyorsunuz bunları düşünme." Dedi o da benim gibi sessizce. Şu an Saffet bana bunca yıllık babamın yapmadığını yapıp beni sarmalamış ağlamamam için sakinleştirmeye çalışıyordu.
Omzunda sessiz sessiz ağlıyordum. Sadece bedenim arada sarsılıyordu.
"Ağlama Deniz yakışmıyor o mavilere ağlamak." Tebessüm ettim Saffet beyin dediklerine.
"Deniz abla.!" Çiçek yüksek sesle adımı söyleyince hemen Saffet beyden ayrılıp odanın girişine baktım.
Çiçekle göz göze geldiğim de onun da gözleri yavaş yavaş dolmaya başladı.
Yanıma gelecekken abim onu tutacaktı ama o sadece bana bakarak abimin hamlesinden kurtuldu.
"Deniz abla." Dedi sesi titreyerek.
Hızlıca gözyaşlarımı silip ayağa kalktım.
Üç beş adım sonra dizlerimin üstüne çöktüm.
"Bal böceğim." Dedim kollarını tutarken.
Elleri yüzüme gidince gözlerimi kapattım. Gözyaşlarımı sildi.
"Niye ağlıyorsun, bir yerin mi acıyor yoksa." Dediğinde yanaklarından öptüm.
"Duygusal bir şey söyledi Saffet bey o yüzden ağladım." Dediğimde kollarını hemen boynuma sardı.
"Birisi bir şey mi dedi Deniz abla." İnanmamıştı yalanıma.
Boynundan öptüm.
"Uyuyalım mı.?" Dedim çatallı sesimle.
"Niye ağlattınız ablamı." Çiçek bana sarılırken sesli bir şekilde konuştu.
Kucağımda Onunla beraber ayağa kalktığımda Ayliz'e baktım.
"Bize kalacağımız odayı gösterir misin.?" Dediğimde hızlıca başını salladı.
O kapıya doğru yürürken Saffet beye döndüm.
"İyi akşamlar Saffet bey kusura bakmayın." Dedim hemen arkamı döndüm ama Çiçek Saffet beye el salladı.
"İyi geceler Saffet amca." Dediğinde ben de abim ve Cihangirin yanından hızlıca geçtim.
"Sana pijama vereyim." Sıla'nın sesiyle yürürken konuştum.
"Sen verme Sıla." Salondan çıkmadan önce son cümlelerim bunlardı.
Ayliz'in hemen arkasından merdivenlerden çıkıyorduk.
"Onlarla bir daha konuşmayacağım seni üzmüşler." Çiçek görmese de tebessüm ettim.
"Ne kadar ayıp Çiçek, onlar ağlatmadı ki ben bir şeye üzülüp ağladım." Yanağından öptüm.
"Sen ağlarken sana sarılmıyorlardı." Bu kız fazla mı detaycıydı.
"Çünkü Saffet beye sarılıyordum onlar da sen gelmeden önce sarılacaklardı."
Eliyle kafasını kaşıdı.
Sonra hemen başını tekrardan boynuma gömdü.
"Bacağın ağrıyor mu aşk bahçem." Dedim durgunlaştığı için.
Başını iki yana salladı.
"Canın bir şey istiyor mu.?" Ona da başını iki yana salladı.
"Uyuyalım o zaman biz." Dediğimde başını bu sefer aşağı yukarı salladı.
Ayliz koridorun sonundaki bir odanın önünde durduğunda kapıyı açtı ama içeriye girmedi.
"Çiçek yan odada kalsın istersen." Dediğinde başımı iki yana salladım.
"Benimle kalsın..teşekkür ederiz Ayliz ablası." Dedim Çiçeğin kafası dağılsın diye ama hala durgundu.
Ayliz elini Çiçek'in saçlarına attı.
"Çiçek iyi uykular güzelim." Çiçek Ayliz'e zoraki bir tebessüm yaptı.
Birazdan ağlayacaktı.
"İyi geceler Ayliz teşekkür ederiz biz uyuyalım." İçeriye girmiştim.
Koluma dokundu.
"İyi geceler ben Cesur adına özür dilerim." Dediğinde içim daha çok burkuldu.
Ben de Çiçek gibi zoraki bir şekilde tebessüm ettim ve kapıyı kapattım.
Yatağa ilerlerken Çiçek kıpırdandı. Onu yatağa koyduğum an gözleri dolu dolu bana baktı.
"Cesur abi sana bağırdı." Dediğinde gözlerinden yaşlar akıyordu.
Hemen yatağa oturup onu kendime çektim ve sarıldım.
"Tartıştık biraz." Dedim yalan söylemeyerek.
"Bir daha onunla konuşmayacağım." Dedi bana sıkıca sarılırken.
"Bir kaç gün sonra barışırız aşkım sen niye küsüyorsun o seni ne kadar çok seviyor."
Omzunu silkti.
"Sana bağırdı artık onu sevmiyorum." Burukça gülümseyip sarıldım.
Benim ailem üç kişiydi.
Saçlarından bir kaç kere öptüğümde ağladığı için karnını gıdıklamaya başladım.
Gülerek benden kurtulmaya çalıştığında bu sefer boynunu gıdıkladım.
Kahkaha atıyordu.
"Seni yerim Çiçek, yerim yerim yerim bal böceğim." Gülmesi bitince kolundan tutup tekrardan kendime çektiğimde kapı tıklatıldı.
Gir dediğimde Ayliz elinde bir kaç parça kıyafeti bana uzattı.
Aldım.
"Bunları vermeyi unutmuşum başka bir ihtiyacın olursa odam koridorun diğer sonundaki oda...üst katta Cihangir var bilgin olsun." Başımı salladım söylediklerine.
Çıkacağı zaman Çiçeğin başından öpüp gitti.
Çiçeğin üzerini çıkartıp bir tane bol tshirt giydirdiğimde elbise gibi olmuştu.
Ben de diğerlerini alıp banyoda giyindim.
Ayliz benden uzun olduğu için pijamanın paçaları da normal olarak bana uzun gelmişti.
Odaya tekrar girdiğimde Çiçeği yatağın üstünden mayışmış bir şekilde gördüm.
Uyuyacaktı ama beni bekliyordu.
"Geldim bir tanem hadi uyuyalım." Hemen yatağa geçip onu kollarımın arasına aldım.
Gözleri kapalıydı.
"İyi geceler Deniz abla." Kolunu belimden arkaya atmıştı.
Başının üstünden öptüm.
"İyi geceler aşkım." Yan taraftan telefonu elime alıp Selin'in aramalarına ve mesajlarına baktım.
Aramalara dönemedim ama mesajlara hemen cevap vermiştim. Yarın da burada olmayacaklardı. Yine Çiçekleydim.
Selin'e mesajı atıp telefonu bıraktım.
Tüm gece fazla uyuyamasam da bir kaç saat uyumuştum.
Sabah kapımızın tıklanmasıyla uyandım.
Çiçeğe dikkat ederek yataktan çıktım ve kapıyı açtım.
Ama açmam ve kapatmam bir oldu.
Cihangir kapıdaydı. Ve suratına kapıyı çarpmıştım.
Yeni uyandığım için nasıl göründüğümü bilmiyordum ve şu an çok utanmıştım.
Bir kere daha kapı tıklandığında seslendim.
"Efendim."
"Deniz kahvaltı yapacağız beş dakika içinde, seni bekliyoruz." Sesi..Şerefsizin sesi keyifli geliyordu.
"Tamam geliyorum birazdan." Dediğimde o da uzaklaşmıştı. Adım seslerinden anlayabiliyordum.
Çiçeğe gece içirdiğim ilaçtan dolayı hala uyuyordu. Ağrısı olmuştu gece.
O da pek uyuyamamıştı. Beraber film izlemiştik telefonumdan.
Hızlıca dün ki kıyafetlerimi üzerime geçirip aynadan kendime baktım.
İyiydim.
Burada hiçbir malzemem olmadığı için makyaj yapmamıştım. Ki zaten olsa da yapmazdım.
Özel bir yere gitmiyordum sonuçta.
Çiçeğin alnından öpüp odadan çıktım.
Yemek odasından seslerini duyunca direkt oraya geçtim ama abimi görmemle adımlarım bir kaç saniye durdu.
Sanırım gece o da burada kalmıştı.
"Günaydın Saffet bey." Dedim sadece baş köşede oturan adama hitaben.
"Günaydın." Dedi ellerini çenesinde birleştirirken.
"Günaydın Deniz, Çiçek yok mu.?" Aylize baktım.
"Uyuyor, gece ilaç verdim ağrısı vardı pek uyuyamadı." Dedim.
"İyi mi şu an." Abim lafa atıldığında hala Aylize bakıyordum.
"Bir şeyi yok değil mi.?" Dedi o da telaşla.
"İyi sorun yok." Sesim düz çıkıyordu hepsine karşı.
Gözlerim Güneş'i aradı ama masada değildi. Sanırım o da daha uyanmamıştı.
Elime çatalımı alıp tabağıma bir kaç şey koydum.
Zeytini tabağımdan elimle alıp ağzıma attığımda abim boğazını temizledi.
Ona baktığımda elimi gösterip tek kaşını kaldırdı.
"Karışma bana istediğim şekilde yerim dön önüne bakma." Benim sesimle boynunu kütlettikten sonra işaret parmağını bana doğru salladı ama bu sefer de Saffet bey uyardı.
"Karışma Cesur, nasıl istiyorsa öyle yer." Sanırım onlarda ben yerken görmüşlerdi.
İçimden abime küfür ede ede ağzıma ekmek ve salam attım.
Salamın tadı çok güzeldi.
"Yarın nikah kıyılacak." Saffet beye döndü tüm bakışlar.
"Ayarlandı her şey dede." Dedi Cihangir.
"Buna mecbur olmadığınızı biliyorsunuz değil mi.? Evlenmemize gerek yok beni korumanıza gerek yok...Abim size kazık atıp gitmiş adam onun için değmez." Çatalımla abimi gösterdiğimde sinirle ayağa kalktı.
"Bana bak Deniz beni delirtme..Sınırımdayım delirtme beni abicim." Gülümsedim.
"Abicim.? Deniz ben karıştırdın sanırım.." Çatalımla bu sefer Sıla'yı gösterdim.
"Senin kardeşin orada ona abicim de yaratık suratl.." Yanıma gelmeye başlayınca susup ben de sandalyemden kalktım ve Saffet beyin yanına geçtim.
"Seni şikayet edeceğim pislik defol git yerine." Dediğimde Cihangir'de ayağa kalkıp abimi göğüsünden tuttu.
"Bunlar hep böyle ama ben alışığım Yağızı biter Cesuru başlar hepsi bittiğinde babam başlar alışmış Bolat erkekleri üzerime yürümeye." Saffet beye bakarak konuşuyordum.
Bir anda masaya vurunca ona biraz daha yaklaştım.
"Otur diyorum Cesur.!" Saffet bey Bağırdığında abim Cihangire sessizce bir şeyler söyleyerek yerine oturdu.
"Ben bu şahısla aynı masaya oturmak istemiyorum ayrıca senin burada ne işin var yüzsüz müsün sen." Aylize bakıp konuşacağım zaman onun şaşkın yüzüyle ileri gittiğimi anladım.
Abim sinirle gülüp konuştu.
"Senin ne işin var peki.." Bu sefer Cihangir bağırdı.
"Benim müstakbel karım olarak burada Cesur.!" İç çektim.
"Deniz neden burada olduğunu biliyor." Dediğinde kaşlarımı çattım. Cihangir de bana baktı.
"Benden başka gidecek bir yeri yok...Şu anda bana sinirli mecbur seninle evlenmeye." Dediği an kulaklarım çınladı.
Sesler uğuldamaya başlamıştı.
Gülümsedim.
Abim ne dediğini idrak etmiş olacak ki adımı söyledi.
"Tamam, tamam saçmalıyorum Deniz." Yanıma kadar gelmişti.
"Sinirlen diye söyledim bana bak." Eli çenemdeydi ve yerde olan bakışlarımı kendisine çevirmemi istiyordu.
Gözlerimi yemek masasından çekemedim.
"Siktir git Cesur.!" Ayliz de sesini yükseltmişti. Abim yüzümü okşayarak saçlarımı yana attı. Sessizce özür dilerim diyordu.
Doğru söylüyordu. Benim ailem ya da kalacak bir yerim yoktu.
Ama Yıldız teyze vardı. Evim vardı benim. Onlara mecbur değildim.
Saffet bey koluma dokununca ona baktım.
Tebessüm etmeye çalıştım ayıp olmasın diye.
"Ben bir Çiçeğe bakayım." Diyerek arkamı döndüm ama Cihangir'in sert göğüsüne çarpmam bir oldu.
O da kolumdan tuttu. Ne ara buraya gelmişti.
"Uyanmamıştır daha kahvaltını yap." Başımı iki yana salladım.
"Bakayım." Dediğimde sesim ağlayacak gibi çıkınca Cihangir kolumu okşayarak önümden çekildi.
Hızlıca salondan çıktım ve çıktığım gibi gözyaşlarım dökülmeye başladı.
Ağlaya ağlaya merdivenleri nasıl çıktığımı bilmiyordum.
Kata gelince burnumu çekip gözyaşlarımı sildim.
Odaya giremeyeceğimi fark edip merdivenin son basamağına oturdum.
Düşünmemeye çalıştım ama imkansızdı.
Beni ben iyiysem seviyormuş abim. Bunca zaman ona iyiydim sevdi. Şimdi sadece bir gün ona kötü olunca içinden geçenleri dökmüştü.
Tekrar burnumu çektim ve başımı dizlerime yasladım.
Selin'e sarılmaya ihtiyacım vardı. Selin'le kardeştim ben.
Mecbur kaldı.
Bana kendisi evleneceğimizi söyleyen kişiydi. Planı yapan kişi oydu.
"Saçmaladı." Yanıma kadar gelen Ayliz'e döndü bakışlarım. Yukarıya Çıktığını fark etmemiştim bile.
Gözlerime bakıp dudaklarını büzdü.
Ben de gözyaşlarımı sildim.
"Ben mecbur değilim, kalacak bir yerim var benim." Dediğimde kolunu sırtıma attı.
"Bunu herkes biliyor Deniz, saçmaladı gece uyumadılar Cihangir ve ikisi terastaydılar uykusuzluk başına vurmuş o aptalın." Dedi.
Bir şey demedim.
"Anne." Güneş sağ taraftaki koridordan yavaş adımlarla bize doğru geliyordu. Sanırım ikisi aynı odada kalıyordu.
Ayliz ayaklanıp onu kucağına aldı.
"Günaydın annem...oh mis kokulu bebeğim." Boynundan öpüyordu.
Güneş beni görünce tüm odağını yine saçlarıma vermişti.
"Ben de kırmızı saç istiyorum anne."
Ayliz gülümsedi.
"Olmaz annecim Deniz ablanın saçları doğuştan böyle, hem senin saçların da çok güzel aşkım niye beğenmiyorsun." Güneş omuz silkti.
"Ben kırmızı istiyorum." Kafasını Ayliz'in omzuna koydu.
"Kahvaltı yapalım hadi dayın bugün evde." Konuyu dağıtmaya çalışıyordu.
Başarılı olmuştu çünkü Güneş hızlıca başını salladı. Ya yemeği seviyordu ya da dayısını.
Dayı da dayı.
Başımı iki yana salladım.
"Deniz abla da gelsin mi anne." Elinin birini bana uzatıyordu.
"Gelsin tabii ki, gelir misin Deniz ablası."
Başımı iki yana salladım.
"Çiçeğin uyanmasını bekleyeceğim sonra gelirim ama." Dediğimde Güneş suratını astı.
Ayliz de beni onaylayarak kucağında Güneşle alt kata tekrar indi.
Biraz daha merdivenlerde oturduktan sonra bu kattaki terasa çıkıp Selin'i aradım ve olanları anlattım.
Yarın Cihangir'le evleneceğimizi duyunca delirdi ama yapacak bir şey yoktu.
Evlenecektik.
"Tamam Deniz ben akşam geleceğim tamam mı.?" Burnumu çektim.
"Tamam ben dana konumu atarım birazdan zaten büyük ihtimalle bugün de burada kalırım o eve bir daha gitmem."
"Gelince konuşacağız hepsini sen canını sıkma aşk böceğim benim akşam hepsini detaylıca konuşuruz 5-6 gibi çıkmaya çalışırım ben." Onu onayladıktan sonra fazla uzatmadan kapatmıştık.
Çiçeği uyandırmak için odaya girdim ama o zaten uyanmıştı ve odada değildi.
Önce banyoya baktım. Yoktu.
Sanırım aşağıya inmişti. Hızlıca merdivenlerden inip yemek odasına baktım ama kimse yoktu. Salona baktım orası da boştu.
Bahçeden gelen seslerle adımlarım otomatik olarak oraya yöneldi.
"Saffet amca, hani gelmedi Deniz ablam." Çiçeğin sesini duyunca gülümsemiştim.
"Gelecek Çiçekcim seni bekledi ama uyanmadın bir türlü." Saffet beyi bir Güneş bir de Çiçekle böyle konuşurken görmüştüm. Normalde çok sert bir adamdı.
"Çiçek küs müyüz." Abimin sesiyle Çiçeğin cevap vermesini beklemeden görüş açılarına girdim.
Hepsi buradaydı.
Çiçek beni gördüğü gibi Saffet beyin kucağından kalkıp bana doğru koştu. Ve bu ayağına dikiş atılmış haliydi.
Hemen onun hizasına eğilerek kollarımı açtım.
Sarıldığımızda onunla beraber ayağa kalkıp arkamı döndüm ve kimseyle konuşmadan geldiğim kapıdan geri içeriye girdim.
Çiçekle abimin evine gitmem gerekiyordu eşyalarımı toplayıp buraya getirecektim.
"Aşkım günaydın ağrın var mı.?" Dediğim onu koltuğa bırakarak.
Saçlarımdan tutup başını iki yana salladı.
"Seninle bugün benim eşyalarımı toplamaya gidelim mi ya da istiyorsan sen burada kalıp Güneş'le oynayabilirsin." İkilimde kalmış gibiydi.
Dün Güneş'le biraz tanışmışlardı.
Sanırım gelmek istemiyordu.
"Bence sen burada kalıp beni bekle ben de iki saat içerisinde hemen gidip geleyim." Başını sallayarak sarıldı.
"Ayliz abla bizimle kurabiye yapacakmış." Gülümsedim.
"Sen Ayliz ablanla kurabiye yaparken ben de eşyalarımı toplayayım o zaman." Saçlarını yüzünden çektim.
"Gel o zaman ben söyleyeyim gideceğimi sen de Güneş'le biraz oyun oynarsın." Hızlı hızlı başını salladı.
Mavişim benim.
Dışarıya tekrar çıktığımızda bu sefer Çiçeğin elinden tutuyordum.
"Cihangir, benim eşyalarımı almam lazım nasıl yapalım yani araba bil.."
"Beraber gideriz." Ayaklanmıştı hemen.
Abim de ayağa kalktı.
"Beraber gidelim gel, konuşalım biraz." Ona bakmadım.
Cihangire döndüm.
"Tüm eşyalarımı buraya getireceğim olur mu.?" Anında baş hareketiyle onayladı. Ayliz ve Güneş'in yanında duran Çiçeğe göz kırptım.
Cihangir elini belime atıp beni yürütmeye başladığında abimin arkamızdan baktığını biliyordum.
Dış kapıya geldiğimizde elini çekti ve geçmem için biraz arkamda kaldı.
Bahçede olan korumalar Cihangir ve beni gördüklerinde hemen başlarını eğmişlerdi.
Arabaya bindiğimizde bir şey fark etmiştim. Ben Cihangiri sadece kahvaltıda gördüğüm günün akşamı hiç yapmayacağım bir şey yapıp onun kullandığı arabaya binmiştim.
Abim kullanırken bile tedirginlikle yola bakıyordum ama Cihangir arabayı sürerken sadece dışarıyı izliyordum.
Bu adama neden güveniyordum ki.
İlk günden beri amacı bilgi kopartmakken ben neden bu adama güveniyordum.
Araba çalıştığında derin bir nefes alıp hızlıca kemerimi bağladım.
Cihangir bir eliyle direksiyonu tutup diğeriyle sigarasını yaktı.
Benim onu izlediğimi hissetmiş gibi göz ucuyla bana bakıp geri önüne döndü.
"Cesur'u ciddiye alma sikik sikik konuşuyor." Ellerimi kucağımda birleştirdim.
Ciddiye alıyordum.
Artı olarak Sıla ve Ayliz'i bana neden anlatmadığını da kafama takıyordum.
Ben sadece bir kişinin benim onu önemsediğim kadar beni önemsemesini istiyordum.
Abim beni hayalkırıklığına uğratmıştı.
Kan bağımın olduğu tek ailem oydu benim. Beni bırakıp gitmesine rağmen ona tutunmuştum ben.
Ona sığınmıştım.
Bolatlardan kimseyle görüşmeyi düşünmüyordum.
Araba durduğunda düşüncelerimin arasında fazla vakit geçirdiğimi fark ettim. Etrafa baktım ana eve gelmemiştik.
Restauranta gelmiştik.
Şaşkınlıkla Cihangire döndüm.
"Yemek yiyemedin aç olunca da başın dönüyor, önce seni doyuralım sonra eşyalarını almaya gideriz." Kaşlarım şaşkınlıkla havalandı.
Bunları nerden biliyordu bu adam. Ya da bunları aklında tutacak kadar beni önemsiyor muydu.
Benim inmeyeceğimi anlamış gibi kendisi inip kapımı açtı.
"Hadi Deniz." Şaşkın şaşkın arabadan indim. Çantamı yanıma almayacaktım.
Ben önden Cihangir arkamda yürüyorduk.
İçeriye girdiğim de kapım bir kız tarafından hızlıca açıldı.
"Hoş geldiniz efendim, hoş geldiniz Cihangir bey." Önce bana sonra arkama bakarak konuşmuştu.
Gülümseyerek hoş bulduk diyip bizi yönlendirmesini izledim.
Lüks bir yer olduğu için biraz kalabalıktı.
Hiç sevmem.
Köşede bir masaya geçtiğimizde yanımdaki menüye bakmaya başlamıştım bile. Madem getirdi mecbur yiyecektim naz yapmanın bile alemi yoktu.
"Kahvelerinizi önden getireyim mi efendim." Bizimle ilgilenen kız tekrar konuştuğunda Cihangir onu aniden yanıtladı.
"Bir sade filtre kahve bir tane de çay alalım, çay kupada olsun." Bu adam bugün beni şoklardan şoklara sokacaktı.
Kız hızlıca not aldı ve yemekleri seçmemiz için bizi yalnız bıraktı.
"Şirketini batırdığın adamın kızı için fazla detay biliyorsun." Dayanamayıp konuşmuştum.
Cihangir yerinde dikleşir hale gelip sanki toplantıdaymış geli ellerini birleştirdi.
"Son kez söylüyorum sen plan dışıydın seni her zaman ayrı tuttum..tuttuk."
"Neden." Diye sordum.
Derin derin gözlerime baktı.
"Neden.?" Dedi soru sorar gibi.
Başımı salladım.
Göz temasımızı asla kesmeden bakmaya devam etti. Gözlerimi kısıp baktığımda başını iki yana sallayarak gözlerini kaçırdı.
Kız yanımıza tekrar geldiğinde siparişlerimizi vermiştik.
Yemekler gelene kadar Cihangirle konuşmadık. Ara sıra telefonda olan bakışları bana kaysa da ona hiç bakmadım.
Yemeklerimiz geldiğinde hızlı hızlı yemeye başladım. Acıkmıştım.
Cihangir'in bakışları yemek yerken üstümde olsa da ben o yokmuş gibi yemek yiyordum.
Yemek bittikten sonra başımı kaldırıp karşımdaki adama baktığımda beni izlediğini gördüm.
"Biraz acıkmışım dün de ev basılınca yiyemed.." Sustum ve bu onu gülümsetti.
Tabağına pek dokunmamıştı.
"Niye yemedin." Dedim o konuşmayınca.
"Pek aç değilim senin aksine ama sen doyduysan kalkalım." Gözüm tabağındaki reçeldeydi.
Dokunmamıştı ve boşa gidecekti.
"Reçelini yemeyecek misin yani." Dediğimde şaşırıp tabağına baktı.
"Hayır." Dedi saf saf.
"O zaman boşa gitmesin ben yerim uzatır mısın tabağını." Hızla kafasını tabaktan kaldırıp bana baktığında şaşkın duruyordu.
"Ciddi misin oyun mu oynuyorsun anlamıyorum Deniz." Dedi.
"Niye oyun oynayayım iyi misin sen tabağa dokunmamışsın bile boşa gidecek." Bir kaç saniye değişik bir şekilde bana bakıp tabağı bakışlarını çekmeden elime uzattı.
"Teşekkürler." Kendi biten tabağımın üstüne koyup reçeli çatalımla ekmeğe sürdüm.
Cihangir'e gözüm kaydığında öylece bana baktığını gördüm.
"Ben bunu yürürken de yiyebilirim istersen kalkalım." Başını yavaşça iki yana sallayıp kollarını masaya koydu.
"Gerçekten senin gibisini ilk defa görüyorum." Sesi kısıktı ama benim duyacağım şekilde bir kısıklıktı.
Sen o etrafındaki Derin gibilerden tabii ilk defa görürsün.
Bunları içimden söylemiştim tabii ki.
Bir şey demedim.
Hala ekmeği elimde tutuyordum.
"Hadi kalkalım o zaman." Dediğim de başını iki yana sallayarak ayaklandı.
O önden hesabı ödemeye gidince ben de arabanın yanına geçtim. Elimde kalan bir lokma ekmeği ağzıma attığımda arabanın kilidi açılmıştı.
Cihangir karşıdan tüm karizmasıyla buraya doğru geliyordu.
Ağzım dolu olduğu için hızlı hızlı elimi dudaklarımın üstüne koyup çiğnemeye başladım.
"Hadi geç Deniz...hala yiyor musun.?" Sesinden şaşırdığını anlayabiliyordum.
"Bitti şu an." Dedim ve kapımı açtım.
Ön koltuğa yerleştiğim de hala arkamdan bakıyordu.
O da arabaya geçtiğinde hızlı bir şekilde tekrar eve doğru yola çıktık.
"Abinle konuşmayacak mısın."
"Düşünmüyorum." Dedim anında.
"Aylin için mi yoksa onun sana yaptığı için mi konuşmayacaksın peki."
Kaşlarımı çatarak ona döndüm.
"İkisi içinde konuşmayacağım...hem benim bir önemim yok siz aile olmuşsunuz çok güzel." Bir şey demedi.
Artık konunun kapandığını düşündüğüm de konuştu.
"Biz seni tanıyorduk Deniz, abin seninle beni zaten tanıştırmıştı biraz düşünürsen hatırlarsın."
Ne.!
Seninle tanışsam unutmazdım Cihangir demek istiyordum.
Cihangir ve ben tanışmış mıydık yani.
BÖLÜM SONU
YORUM VE OYLARI UNUTMAYIN AŞKLARIM.
Oy sınırı: 250
Yorum sınırı: 150
Bölüm etkileşimi
