Vurgun kitap kapağı

5. bölüm / 36

Vurgun

5.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 5.BÖLÜM

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen..

İyi okumalar..

"Deniz sen beni delir.!" Arda yüksek sesiyle konuşarak içeri dalınca herkes sustu.

Bu niye gelmişti şimdi.?

~ Deniz Bolat.

_________________

Hemen ayağa kalktım.

"Deniz müsait değil miydin." Dediğinde elimdeki kupayı sertçe masamın üzerine bırakınca yüksek bir ses çıktı.

"Çık dışarı." Dediğimde gözlerime baktı.

"Konuşacağız gel." Dediğinde odadakilere döndüm.

"Geliyorum hemen siz devam edin." Diyip Cihangirin keskin bakışları altında odadan çıktım. Arda'da arkamdan gelmişti.

Asansörlerin oraya doğru yürüyüp durdum.

"Deniz annen anneme görüşmek istemediğini söylemiş ne oldu bir sıkıntı mı var neden böyle yapıyorsun." Dedi.

"Arda sen aptal mısın bir kahve içtik diye ne oluyor sana yakama yapıştın istemiyorum seni istemiyorum annem söylüyor anlamıyorsun ben söylüyorum anlamıyorsun megafon alıp bağırayım mı Arda.!" Dediğimde sesim yüksekti.

"Tamam sakin ben sadece naz yaptığını düşündüm." Dediğinde güldüm.

"Seni istemiyorum kaba olduğumun farkındayım ama başka çare bırakmıyorsun Arda sıkıldım naz yapmıyorum sadece istemiyorum." Sesim artık bıkmış bir tondaydı.

"Tamam sen bilirsin Deniz hayatında benim gibi sahip olabileceğin tek adamı kaybettin eğer fikrin deği.."

"Değişmez." Dedim sözünü keserek.

"Hoşça kal." Diyip odama doğru ilerledim.

Stresten kaşıntı tutmuştu.

Odamın kapısını tıklatıp açtığımda derin bir sohbette olduklarını anladım.

"Öyle yani Selin sende zamanla tanırsın bizi." Serkandı konuşan.

Ben odaya girince Cihangir ve Sıla'nın bakışları bana dönmüştü.

"Deniz Hanım bugün yoğun görünüyor biz gidelim Sıla hadi." Cihangir ayağa kalktığında Serkan ve Sıla'da kalktı.

"Kahveler için teşekkür ederiz Deniz çok naziksin." Serkan'a tebessüm edip yanıma gelen Sıla'ya döndüm.

"Ben de teşekkür ederim tanıştığıma memnun oldum." Sıla'nın elini sıkıp ona gülümsedim.

"Afiyet olsun bir sürü var biraz alın isterseniz." Serkana döndüm.

"Serkan." Dediğimde Cihangir'e baktı.

"Teşekkür ederiz Deniz bir kaç tane alayım buranın kahveleri acı oluyor." Dediğinde güldük.

Bu durumdan memnun olmayan sadece Cihangir'di sanırım.

Onlar çıkacakken odanın kapısı tekrar açıldı. Gamzeydi.

"Deniz hanım, Ahmet bey sözleşmeyi size getirmemi istedi her şey tamammış efendim." Dediğinde gülümseyip yanına gittim.

"Süper gel seni arkadaşımla tanıştırayım sözüm vardı kahve içecektik." Dediğimde Gamze itiraz edecek gibi olduğunda elimi kaldırdım.

"Hadi Gamze sen geç sıcak su doldurayım." Dediğimde içeriye geçti.

Onlar Selin'le tokalaşırken ben de bana bakan üç kişiye döndüm.

Hepsi şaşkınlıkla bakıyordu. Neden.

"Niye öyle bakıyorsunuz." Dediğimde Cihangir son kez bana bakıp odadan çıktı.

"Konuşmanın bitmesini bekliyorduk dalmışız görüşürüz Deniz." Sıla'nın şaşkın şekilde söyledikleriyle odadan çıktılar.

Biraz Gamzeyle sohbet ettikten sonra o gitmişti ben de sözleşmeyi okuyup Selin'e imzalatmıştım.

"Ay ben şu an çalışıyorum yani doğru mu." Selin konuşunca sesli bir şekilde güldüm.

"Hayırlı olsun Selin hanım lütfen şirket çatısı altında olduğumuzu unutmayın çalışıyorsunuz dedik bitti delirtmeyin beni." Benim babamı taklit eden sesimle Selin'de kahkaha attı.

"Sus Deniz çenem ağrıdı." Dedi.

Selin'in yanına geçip sarıldım.

"Hayırlı olsun bir tanem en başarılı mimar sen olacaksın eminim." Dedim.

O da sıkıca sarıldığında ayrıldık.

"Deniz sözleşmede bir sorun mu vardı odaya geldiğinde iyi değildin yalan söyleme sakın." Gözlerimi kapattım.

"Önemli bir şey yoktu babamların dırdırı işte her zamanki olaylar boşver sen gel odana gidelim." Dediğimde gözleri büyüdü.

"Odam mı.? Deniz saçmalama herkes masada çalı..."

"Sen saçmalama ben seni toplu alana bırakır mıyım odan biraz küçük ama sadece sana ait gel bakalım rahat eder misin.?" Der demez boynuma sarıldı.

"Aptalın tekisin." Derken ağladığını anladım.

"Ağlayıp durma şimdi ben de ağlayacağım susturamazsın." Dediğimde hemen gözyaşlarını sildi.

"Tamam ağlamıyorum odamı bile düşünmüşsün Deniz." Diyip yavaş yavaş gözaltlarını sildi.

"Düşünücem tabii Selin sus hadi gidelim bakalım odana." Dediğimde koluma girip yine sarıldı.

Odadan çıktığımızda bir kaç kişi bize bakmıştı ama onları takmadan benim odamın karşısına Selin için ayarladığım odaya girdik.

"Deniz." Selin odayı incelerken konuşmuştu.

"Beğendin mi.?" Dedim.

"Sen çok aptalsın bu oda mı küçük beyinsiz." Selin'in sözlerine gülüp odaya baktım.

Büyük değildi ama küçükte değildi. Normal orta büyüklükte bir odaydı.

Masasının üzerinde onun için aldığım bilgisayarı görüp bana döndü.

"Bunu sen mi aldın." Dediğinde başımı olumsuz anlamda salladım.

"Her çalışan için varmış zaten Selin banada verdiler aynısından." Dedim ikna edici sesimle.

"Emin misin." Dedi.

"Of valla sıkıldım eminim diyorum geç otur hadi fotoğrafını çekicem." Hemen geçip masasına oturunca fotoğrafını Yıldız teyzeye attım.

Öğlene kadar boş boş Selin'in odasında takıldığımızda herkes yavaş yavaş öğlen molasına çıkıyordu.

"Şu şirketin karşısındaki cafeye gidelim mi tatlı yeriz." Dedim.

"Hadi gidelim zaten herkes çıkıyor." Selin'in de kabul etmesiyle çantalarımızı benim odamdan alıp asansöre doğru yürümeye başladık.

Şirkette bizim olduğumuz katta neredeyse kimse kalmamıştı. Etrafı incelerken cam olan toplantı odasından keskin gözleriyle bana bakan Cihangir'i görünce irkildim.

Hemen gözlerimi kaçırıp asansöre doğru hızlıca yürüdüm. Sabah öğlen neden toplantı yapıyor bunlar kafayı yemişler.

Cafe de tatlılarımızı yerken biraz Çiçek ve Yıldız teyzeyle konuştuk biraz da şirket hakkında konuşmuştuk.

"Arda ne istiyormuş." Selin'in sorusuna gözlerimi devirdim.

"Geri zekalı naz yaptığımı düşünüyormuş o yüzden peşimdeymiş." Selin söylediklerimle kahkaha attı.

"Naz yapıyor." Dediğinde ben de kendimi tutamadım güldüm.

Selin kolundaki saate bakıp ayaklanınca ben de kalktım. İlk günlerden şirkete geç kalmak istemiyordu sanırım.

"Gidelim geç kalmayalım Deniz." Başımı salladım.

Hesabı ödeyip hemen yolun karşısına geçtik.

Turnikelerin oraya geldiğimizde ikimizde aldığımız kartlarımızı okutmuştuk. Giriş ve çıkış saatlerimiz takip ediliyordu çok güzel.

Kendi katımıza çıktığımızda ilk önce Selinle kahve standına geçip sıcak su aldık.

"Çay bitti mi." Dediğinde kaşlarımı yukarı kaldırdım.

"E niye sıcak su içiyorsun deli misin sen." İçtiğim suyu püskürtmemek için elimle ağzımı kapatıp gülerek eğildim.

"Düzgün iç babanlar kapı tarafında." Bunu diyince daha da gülesim geldi.

Gülmekten suyu içemiyordum.

Selin de gülerek yanıma geldi. Güldürmemek için başını eğiyordu. Sonunda suyu içtiğimde sesli bir şekilde güldüm.

"Gülme Deniz vallahi senin yüzünden atılıcam ilk iş günümden gülme." Yüzümdeki gülümsemeyle bir tane daha sıcak su doldurdum.

"Baban." Diyip sustu Selin.

Önüme baktığımda babamın bize doğru geldiğini gördüm.

"Deniz, yemeğini yedin mi.?" Diyince başımı salladım.

"Yanında yedek kıyafetin varsa üzerini değiştir yakanda çikolata lekeleri var." Ben de eğilip yakama baktığımda gerçekten de çikolata lekelerinin olduğunu gördüm.

"Değiştiririm şimdi." Dediğimde başını salladı.

Seline döndü.

"Hayırlı olsun Selin." Dedi.

Şaşırtıyordu beni.

"Teşekkür ederim Levent Bey." Dedi Selin.

Babam tekrar bana döndü.

"Akşam ki yemeği unutma Ahmet amcan da bizimle olacak aile yakınımız olarak kendini ona göre ayarla Deniz." Başımı salladım.

"Sorun olduğunda bana gel ablan ya da abine gitme." Buna da başımı salladım.

"Kolay gelsin ikinize de." Dedi ve arkasında onu bekleyen sağ kolu Ekrem amcanın yanına döndü.

"Deniz, babanın içine birisi mi girmiş noluyor." Ben de oldukça şaşkındım.

"Şaşkınım." Diyebildim sadece.

Yan tarafımızda oluşan hareketle sabah asansörde hakkımda konuşan kızlardan ikisi olduğunu gördüm.

"Deniz hanım merhaba tebrik edemedik sizi hoş geldiniz." Kızlara dönüp gülümsedim.

"Çok naziksiniz teşekkür ederim." Dediğimde birbirlerine baktılar.

"Eğer yardımcı olmamızı isterseniz biz asansörün karşısındaki masalardayız." Dedi diğer kızda.

Başımı salladım.

"Teşekkürler aklımda tutuyorum sizi." Gülümsediğim için onlarda tebessüm ediyordu.

"Memnun oldum kızlar kolay gelsin size." Dedim.

"Biz de çok memnun olduk Deniz hanım hayırlı olsun tekrardan iyi günler." Gülümseyip Selin'le beraber odasına geçtik. Şirket yavaş yavaş dolmaya başlıyordu.

"Onlar asansördeki kızlardı biliyorsun değil mi." Başımı salladım Selin'e.

"Bu huyun beni öldürecek biraz Derin gibi cazgır olur musun kızlara niye iyi davranıyorsun." Söylediklerine güldüm.

"Kavga etmeye gidiyorum şimdi." Dedim o da güldü.

"Gel hadi üzerini değiştir." Başımı salladım.

Odama geldiğimizde annemin yedek olarak getirdiği kıyafetimi alıp lavaboya girdim.

Sarı kısa bir elbiseydi altına elbise ile uyumlu beyaz topuklu ayakkabılarıda giyince çıktım.

"Üf üf üf her gün böyle giyinmezsem ölecekmişim." Selin'in ıslık çalarak söylediklerine güldüm.

Üzerimi süzdüğümde sanki özel bir yere gidiyormuşum gibi hissetmiştim kendimi.

"Çok şık." Dedim.

Topuklu ayakkabı giymeyi tabii ki seviyorum ama rahatıma düşkün olduğum için eğer bir buluşmaya gitmeyeceksem topuklu ayakkabı tercih etmiyordum.

Hele de tüm gün koşturduğum şirkette topuklu ayakkabı giymek asla benlik değildi.

"Çok güzelsin sen Deniz Bolatsın biraz da şık olsun aşkım boşver görmüyor musun sanki moda haftasındayız herkes nasıl giyiniyor." Başımı sallıyorduk söylediklerine.

Termostan ikimize de su doldurup yine kahve ve çay yaptım ama muhabbetimiz fazla uzun sürmedi. Kapım çalmıştı.

"Deniz hanım, Levent beyler toplantı odasındalar sizi de bekliyorlar." Koridorda karşılaştığım Ceyda'ydı gelen.

"Tamam Ceyda geliyorum." Dediğimde gülümseyip çıktı.

"Ben de odama geçeyim." Selin'le beraber ayaklanmıştık.

"Şu termos ve kahveleri de al ben sıcak suyu ortak alandan alırım aşkım." Poşeti alıp Selin'e uzattım.

"Of Deniz bir kere de kendini düşün yeter." Söylene söylene odadan çıkıyordu.

Ben de arkasından gülüyordum.

"Hadi bir şey olursa ara hemen gelirim yanına tamam mı.?" Diye sordu.

"Tamam tamam merak etme sen hadi öpüyorum." Dedim ve toplantı odasına doğru yürümeye başladım.

Babam niye beni toplantı odasına çağırıyor ki.

Kapının önüne geldiğimde telefonum sesli bir şekilde birden çalınca irkildim.

Dışarı çıktığımızda sesini açmıştım.

Yıldız teyze arıyordu.

"Deniz abla.." Çiçeğin sesini duymamla elimi kapı kolundan çekip konuştum daha demin de konuşmuştuk bir şey mi olmuştu.

"Bal böceğim ne yapıyorsun." Dedim hemen.

"İyiyim dışarıya çıkıcam birazdan sen ne yapıyorsun ablam ve seni merak ettim." Yerim ben bu çocuğu.

"Ben de şimdi sıkıcı bir toplantıya gireceğim yeni konuştuk ya bir tanem merak etme...Çiçeğim seni çıktığımda arasam olur mu." Sesim yumuşacıktı.

"Tamam tamam öpüyorum kocaman Deniz abla çok sarıldım." Güldüm.

"Ben de seni bir tanem bir sürü öpücük." Diyip telefon hala kulağımdayken ve hala gülümsüyorken odanın kapısını açtım ama odadakilerle gülümsemem anında kesildi.

Sadece babam olacak sanıyordum ama odada 10-15 kişi vardı.

"Kusura bakmayın çalmadan girdim sadece babam var sanıyordum." Sesim normaldi.

"Geç Deniz.!" Babam konuşunca baş köşede oturan Cihangir'in yanındaki koltuğa baktım. Babam orada oturuyordu.

Karşısında da ablam ve abim vardı ablamın yanı bana ayrılmıştı.

Yerime geçerken bir kaç bakışı üzerimde hissediyordum.

Cihangir'e istemsiz bir şekilde bakınca onunda gözlerinin ben de olduğunu gördüm. Hatta gözleri çekinmeden vücudumdaydı.

Sapık mı bu adam.

Hafifçe boğazımı temizleyip bana ayrılan sandalyeye oturdum.

"Demek sıkıcı bir toplantı." Yanımdaki ablamın fısıltı şeklinde konuşmasıyla gözlerim sonuna kadar açıldı.

Konuştuklarım duyulmuş muydu.

"Evet devam edin lütfen Ekin hanım." Cihangir'in konuşmasıyla ona baktım.

Gözleri hala üzerimdeydi hatta dikkatli ve şaşırmış bir şekilde kıyafetimi inceliyordu. Sanırım beni ilk defa böyle şık ve topuklularla gördüğü için şaşırmıştı.

Bacak bacak üstüne atıp dikkatimi konuşulanlara vermeye çalıştım.

Konuşan kadın gözlerini bir saniye bile Cihangir'den ayırmıyordu. Süper. Cihangir kadını dinlerken elinde tuttuğu kalemi bir kaç kere çevirmişti.

"Demek kombin değişikliği." Derin bir nefes verdim ablamın söylediklerine. Gerçekten sıkılmıştım.

"Uğraşma benimle." Ben de onun gibi fısıltıyla konuştum.

Güldü.

"Hiç yakışmamış Selin'le takıla takıla varoşluk sana da sinmiş." Beni sinirlendirmeye çalışıyordu.

Birden ayağa kalkınca yine herkesin dikkati bana çevrilmişti.

"Deniz, ne oluyor otur yerine." Hala sinirle ablama bakıyordum.

Masanın başındaki koltuklar yönetici kişiler içindi sonlara doğru oturanlar da rütbesi düşük kişilerdi.

Ablamın yanına oturacağıma kapının orada otururdum.

Kapının oraya doğru yürümeye başladığımda babam da ayağa kalktı.

"Deniz.!" Sesi biraz yükselmişti. Herkes ne yapacağıma bakıyordu. Odada sadece topuklu ayakkabımın sesi yankılanıyordu.

Kapının orada oturan kadının yanındaki sandalyeyi çekip oturduğumda babamda oturdu.

"Devam edin lütfen." Dediğimde herkes şaşırdı. Buraya oturacağımı beklemiyorlardı sanırım.

Toplantı gerginde olsa devam etmişti. Babamların olduğu tarafa hiç bakmadan sadece önümdeki kağıtları kontrol ediyordum.

"Deniz." Birden abimin ismimi söylemesiyle başımı öne eğip soluma yani masanın başına doğru baktım.

"Evet." Dedim.

"Ne anladın toplantıdan." Diyip küstahça güldü.

Ortamdaki herkes yine kıpır kıpır olmuştu. Bu sefer ben de güldüm.

"Ne anladığımı sana anlatacağım konuma geldiğinde mutlaka söylerim." Benim bu kadar kişiden çekinip konuşamayacağımı düşünüyorlardı ama beni asla tanımadıkları için normal karşılıyordum.

"Dağılabilirsiniz arkadaşlar." Cihangir benden hemen sonra konuşunca yerimden kalkmadım.

Yavaş yavaş herkes çıktığında yine Cihangir, Ahmet amca abimler babam ve ben kalmıştık.

"Şirkete sadece kendini ve kombinlerini göstermeye mi geliyorsun." Ablam birden konuşunca sandalyeden sertçe kalktım.

"Evet başka soru." Dediğimde babamda ayağa kalktı.

"Bir daha bana karşı herkesin içinde saygısızlık yapars." Abimin sözünü kesmiştim ikisini birden püskürtmeye çalışıyordum resmen.

"Eğer siz." Elimle ablam ve ikisini gösterdim.

"Bir daha herkesin içerisinde bana saygısızlık yaparsanız sadece fragmanla kalmam." Dediğimde ablamın dibine gelmiştim.

"Kendinize gelin Deniz.!" Suç yine bana patladı.

"Çocuk bir şey demedi Levent." Ahmet amca beni savunduğunda gözlerim dolacak gibi oldu.

"Bırak Ahmet amca ya." Dediğimde abimde sertçe sandalyesinden kalkıp yanıma geldi.

"Yağız otur lan yerine.!" Babam bağırınca hırsla arkasını döndü.

"Baba." Diyip sustu.

"Baba." Dediğimde bana baktı. Tabi tek bakan babam değildi. Cihangir de pür dikkat bizi dinliyordu.

"Ben çıkıp insanlara kombinimle hava atayım." Ablama döndüm.

"Çünkü işim sadece marka kıyafetler giyip millete hava atıp onları küçümsemek." Diyip güldüğümde ablam hemen ayağa kalktı.

"Bana bak Deniz seni fena yaparım benim hakkımda düzgün konuşacaksın." Dedi iyi bari lafları ona söylediğimi anlayabiliyordu.

Cıkladım.

"Sen ne zaman benim hakkımda düzgün konuşursun ben de bu konuyu bir düşünürüm." Sıkılmıştım.

"Derin kendine gel otur yerine." Babamdan korktukları için oturdu.

"Denizin üzerine bir şey dökülmüştü ben değiştirmesini söyledim karışmayın." Hayret beni de savunuyor.

"Giydikleri bir şeye benzese." Odadaki herkes duymuştu Derin'in bu söylediğini.

Tırnaklarıma baktım.

"Başka bir şey yoksa defolup gidiyorum." Der demez babam masaya vurdu.

"Deniz.! Yeter bırak şu tavırları ablan ve abinle iyi geçin aynı yerde çalışıyorsun artık." Dedi babam.

Cihangir'e gözlerim kaydığında kaşlarını çatmış babama baktığını gördüm. Benim bakışlarımı hissetmiş gibi bana döndüğünde bir kaç saniye bakıştık.

"Şirket içinde biraz daha etik davran kurallara uy saygısızlık yapma." Babamın bu söylediğine güldüm.

Sesli bir şekilde kıkırdayınca babam iyice sinirlendi.

"Etik kurallarınızda personellerle odada yiyişmek var mı." Der demez ablam ayağa kalktı.

Cihangir'in kaşları yukarıya kalkmıştı ama sonra hemen eski haline döndü adam neye uğradığını şaşırmıştı.

"Çık dışarı.!" Ablamın telaşlı sesiyle babama döndüm. Ama o hemen elimden tutup beni sürüklemeye çalıştı.

"Taha bey'e ve kızına dikkat et baba ya da Derin'in odasına kapıyı çalmadan girme." Diyip gülümsediğimde babam sinirle Derin'e bakıyordu.

"Neyse beni ilgilendirmez." Dediğimde Ahmet amca bıyık altından güldü.

"Kim kiminle yiyiş.."

"DENİZ.!" Babamın kükremesiyle sustum.

Bu sefer abime döndüğümde susmamı söyleyen gözlerle bana bakıyordu.

"Oğlunun etik kurallara nasıl uyduğunu da diğer toplantıda söylerim artık." Dedim.

Yine ortalığı birbirine katmıştım.

İyi oluyordu bunlara.

Cihangir'e son kez baktığımda kıvrılan dudaklarıyla ablama baktığını gördüm.

Derin ne alaka.

Yoksa.

Kaşlarımı çatmıştım ister istemez. Derin sonuçta herkesle flört eden bir insan Cihangir'i de etkisi altına almış olabilirdi.

Ben bunları düşünürken omzuma çarpan bedenle masanın üstüne savruldum.

"YAĞIZ.!" Babam bağırmıştı.

Kollarımla masanın üstüne düştüğüm için yüksek bir çarpma sesi çıkmıştı.

Kollarım yanıyordu.

"İyi misin." Kolumdan tutan Cihangir'in soğuk elleriyle ona baktım.

"Deniz bir şey oldu mu.?" Dedi babam da.

Boğazımı temizleyip kollarıma baktım. Kızarmıştı.

Cihangir'in gözlerinin içine baktım. İlk defa bu kadar yakından uzun süreli bakışıyorduk.

"İyiyim." Diyip kolları arasından çıktım.

"Eve geç sen Deniz kolun morarır birazdan annen bir baksın." Dedi babam.

Hala Cihangir ile bakışıyordum.

Gözlerini sıkıca kapatıp açınca bakışmamızı bozdu.

Ben de zaten bir şey demeden hızlıca ağrıyan kollarımla odadan çıktım.

Orospu çocuğu Yağız ben seni gebertmez miyim şimdi.

Bugün sabahtan beri gözlerim dolu dolu gezmiştim resmen.

İleri de kahve bölümünün orada konuşan Sıla ve Serkan'ı görünce hızlandım ama beni gördüler.

"Deniz.!" Serkan seslenince mecbur o tarafa doğru yürüdüm.

Selin'in odasına baktım ama ses soluk yoktu.

"Nereye gidiyorsun sinirli sinirli." Dedi Serkan samimiyetle.

"Toplantıda biraz tartıştık." Diyip elimle dolan gözlerimi sildim.

"İyi misin." Dedi Sıla düz sesiyle. Merak etmiyorum ama sorayım tarzında sormuştu.

Başımı salladım.

"İyiyim sorun yok." Diyip sıcak su koydum.

İki tane şeker atıp içmeye başladım.

Yarın Elma şekerimden limonda isteyeyim.

İyice manav gibi oldu şirket.

"Abimde çıkıyor ben yanına geçeyim çıkacağız zaten akşam yemek varmış gelecek misin." Dedi Sıla.

Başımı salladım.

"Sen." Dedim kaşımla kendisini gösterirken.

"Gelirim sanırım." Dedi şımarık bir edayla.

Başımı salladım.

"Hadi biz gidelim görüşürüz akşam Deniz." Dedi Serkan.

Gülümseyip elimi kaldırdım.

"Görüşürüz." Dediğimde önce elime sonra birbirlerine bakıp tebessüm ettiler.

Sonra da yanımdan geçip odasına doğru sert adımlarla giden Cihangir'e yetiştiler.

Bir kahve bölümünde durup derin nefesler almaya çalıştım. Elimdeki karton bardağı bırakıp kollarıma baktım. Kıpkırmızıydı.

Hayvan.

Sırtımı tezgaha dayayıp başımı yukarıya kaldırdım. Bunlar beni bu şirkette çiğ çiğ yiyecekler belli oldu. Onlarla beraber Çalışmayı hiç istemiyorum içimden gelmiyordu.

Derin bir nefes alıp bakışlarımı üzerimde hissettiğim bakışlara çevirdim.

Cihangir.

Sanırım çıkıyorlardı.

Başıyla selam verince şaşırdım ama sonra ben de ufaktan başımı salladım.

Sıla da bana bakınca ona el salladım. İlk başta şaşırsa da sonra o da karşılık olarak el salladı. Gülümsedim. Tekrardan Cihangire baktığımda başını sallayarak yürüdüğünü gördüm.

Cihangirlerden sonra ben de çıkacaktım ama Selin'in işinin bitmesini bekliyordum.

Nihayet o da çıkınca önce zorla onu eve bıraktım. Üzerimi değiştirmek için eve uğramaya vaktim olmadığını babam arayıp beni beklediklerini söylediğinde fark ettim. Trafikte zaman çabuk geçmişti.

Yine geç kalmıştım.

Arabayı park edip hemen indiğimde vale arabayı götürmüştü bile.

Kapıyı benim yerime birisi açınca nefes nefese biraz durdum. Etrafa baktığımda annemin bana bakan kızgın gözlerini gördüm.

Yürürken çıkan topuklu ayakkabımın sesinden başka ses duymuyordum.

"Deniz.!" Arkamdan Eda'nın sesini duyunca durdum masadaki babamlarda geldiğimi fark etmişti.

"Deniz Bolat yine yakıyorsun bu ne güzellik." Dediğine güldüm.

"Sen kendine bak asıl, nasılsın." Dedim sarılırken.

Babamların gözünün burada olduğunu hissediyordum.

"İyiyim sen nasılsın görüşemiyoruz şirketinizde işe başlamışsın." Dediğinde gözlerimi devirdim.

Sesli bir şekilde gülüp ellerimi tuttu.

"Annenleri gördüm ama senin geleceğini düşünmedim." Dediğinde ben de arkama baktım.

Sıla ile göz göze gelince tebessüm edip tekrar önüme döndüm.

"Evet yakınlarımızla bir yemek yiyelim dediler ben de kırmadım." Dedim gülerek.

"Eda seninle daha sonra uzun uzun konuşsak olur mu şimdi annemler huysuzlanmasınlar." Kolunu okşuyordum.

"Olur tabi manyak mısın hem abim de burada seni gördüğü iyi oldu bir gün plan yapalım." Eliyle gösterdiği masalarına bakınca Fırat'ı gördüm. Doğrudan bana bakıyordu.

Ona da tebessüm ederek selam verdim.

Eda ile sarılıp ayrıldıktan sonra hemen masaya yürüdüm.

"Deniz biz kalkacaktık birazdan gelmene gerek yoktu." Dedi Derin. Dakika bir gol bir bu kız benim ablam mı emin miyiz.? Onu takmadan Cihangirlere döndüm.

"İyi akşamlar herkese kusura bakmayın trafikte vakit çabuk geçmiş." Diyip yerime oturdum.

Cihangir'in tam çaprazında annem ve Derin'in ortasındaydım.

Sıla ve Serkana başımla selam verip masadaki suya uzandım. Herkesin önünde yemekleri vardı başlamışlardı.

"Ne yiyeceksin Deniz çağıralım garsonu." Dedi annem.

"Aç değilim fazla." Dediğimde boğazını temizledi.

"Denizcim olmaz öyle yemeğe geldik sende bir şeyler söyle." Dedi Ahmet amca.

Başımı salladım.

Bir tane garson kız gördüğümde elimi tebessüm ederek nazikçe kaldırdım. O da tebessüm ederek masaya geldi.

"Hoş geldiniz karar verdiniz mi.?" Dedi.

"Merhaba iyi akşamlar. El yapımı köfte oluyordu burada hala yapılıyor mu.?" Dediğimde gülerek başını salladı.

"Evet efendim." Dediğinde başımı salladım gülümseyerek.

"O zaman ben ondan alayım ama tabakta az oluyor bir buçuk porsiyon olabilir mi." Dedim.

"Tabii ki içecek olarak ne alırsınız." Dedi.

"Ayran." Dediğimde başını kağıttan kaldırıp bana baktı.

Masadaki herkes gibi.

"Ayran..tabii yazıyorum." Dedi ve son kez gülümseyerek uzaklaştı.

Önümdeki çatal bıçağı düzeltip masadakilere baktım. Bunlar neden böyle şaşırıyor zenginler ayran içemez mi.

"Çay olsa çay alırdım aslında." Dediğimde Serkan kahkaha attı. Onunla beraber ben de güldüm.

Sıla da hafiften gülüyordu.

Serkan eliyle çak işareti yaptığında Cihangir boğazını temizledi ama elimi uzatıp ellerimizi birbirine vurduk.

Yemek baya eğlenceli geçiyordu.

"Deniz.!" Dedi annem.

Ona döndüm.

"Biraz semt çocuğu hareketlerini kes." Sadece benim duyacağım şekilde konuşuyordu.

Gülümsemem yavaş yavaş silindi.

Masada gülen diğer kişi Ahmet amcada konuştu.

"Deniz geldiğin nasıl belli oluyor masaya renk geldi." Dedi.

"Masaya fazla renk gelmesin ama Ahmet, değil mi Deniz." Babam resmen herkesin içinde bana sus diyordu. KİBARCA.

İki dakikada moralimi bozmuşlardı.

"Böyle bir mekanda köfte ayran istemek zaten tam senlik." Dedi ablamda.

Neden bu kadar takmışlardı.

Sesimi çıkartmadım. Sürekli beni Cihangir'in yanında rezil ediyorlardı.

Normalde de ediyorlardı ama bu kadar takılmıyordum onun yanında neden böyle oluyordu.

Onlar yemeklerini iş konuşarak yerken sonunda köftem gelmişti.

Harika görünüyordu tabak. Aynı kız getirdiğinde hemen çatal ve bıçağı çekip köfteye yer açtım.

"Afiyet olsun başka bir arzunuz var mı.?" Dedi genç kız.

"Çok teşekkür ederim kolay gelsin." Dedim ama annem hemen boğazını temizledi.

Kız uzaklaştığında annem normal şekilde konuştu.

"Kusura bakmayın lütfen Deniz garsonlarla fazla içli dışlı oluyor." Bir kaşımı kaldırdım.

Onu takmadan ayranımı çalkalayınca Sıla'dan kıkırdama sesi geldi.

Hemen ona baktığımda abisine baktığını gördüm.

"Deniz öyle çalkalayınca gülesim geldi." Dedi Sıla açıklama yapar gibi.

Bu söylediğine güldüm.

Ayranı yarıya kadar açıp köfteleri yemeye başladım. Harikaydı.

"Deniz bir tane alabilir miyim." Sıla'nın sesiyle hemen tabağımı onun tabağına yaklaştırıp 3 tane köfte koydum.

"Ya çok fazla verdin sana az kaldı." Dedi.

"Ben doyarım sen tadına bak hemen çok güzel." Dedim.

Cihangir uyarı niyetinde boğazını temizleyince gerilmiştim.

O da tereddütle abisine bakıp köfteden yedi. Cihangir sinirli sinirli Sıla'ya bakıyordu. Sanırım Sıla salata söylediği için doymamıştı.

"Nasıl." Dedim heyecanla.

"Felaket iyi." Diyince güldüm.

"Biraz daha verebilirim." Dediğimde başını iki yana salladı.

"Ben de bir tadına bakayım övdünüz o kadar." Dedi Serkan da. Sılanın tabağından alacağı zaman Sıla eliyle tabağını kapattı.

Ben de gülüp tabağımı yine uzatıp Serkan'ın tabağına da iki tane koydum.

"Bırakın Deniz hanım yemeğini yesin ne yapıyorsunuz siz Serkan, Sıla .!" Cihangir sertçe konuşunca hemen söze girdim.

"Sorun yok ben doyarım zaten fazla söyledim." Dediğimde koyulaşmış gözlerini bu seferde bana çıkarttı.

"Deniz teşekkür ederim ben Sıla'dan alacaktım ama mahçup oldum şimdi." Serkan'ın söyledikleriyle gözlerimi Cihangirden çekip Serkana baktım.

"Afiyet olsun niye mahçup oluyorsun iki tane köfte Serkan sanki altın verdim." Diyip güldüm.

O da gülüp önüne döndü.

Diğerleri kendi aralarında iş konuşuyordu.

"Derin peçete uzatır mısın." Dedi Sıla, ablama.

Ablam Sıla'ya bakıp peçeteyi benim önüme bıraktı.

"O kadar uzanamam Deniz uzatsın." Dediğinde Sıla kaşlarını çattı. O sılaya benden daha yakındı.

Yerimden hafifçe kalkıp Sıla'ya peçete uzatınca tebessüm edip aldı.

Serkan da tuhaf tuhaf ablama bakıyordu.

Aptal pick me.

"On santim uzanamıyor musun yani." Dedi Serkan şaşkınlıkla.

Güldüm.

"Uzanamam elbisem hareket ettikçe kırışıyor hem Deniz uzattı zaten." Dedi kibar kibar.

Serkan ablamdan sonra bana baktı.

Dudaklarımı büzdüm.

Sonra Cihangir'e baktı. Ama hemen geri önüne döndü.

Son köftemi de ağzıma attıktan sonra herkes yemeklerini bitirmişti. Cihangir et ve yanında meze gibi bir şeyler yemişti.

Et yemeklerini seviyordu sanırım. Bir de şarap.

Yemekleri getiren kız ve yanında bir çocuk masaya doğru geldiklerinde geriye yaslandım. Ama tam o an benim yemeğimi getiren kız ablamın içkisini masaya dökünce kıyamet koptu.

"Ya ne yapıyorsun sen beceriksiz.!" Derin birden ayaklanıp bağırmaya başladı.

Ben de peçeteleri alıp yere akmaması için masaya atıyordum. Çoğu benim üzerime dökülmüştü ama Derin bağırıyordu.

"Ya Allahım şuna bak baba.!" Babama dönüp şımarık bir küçük kız gibi ayaklarını yere vurdu.

"Çok özür dilerim görmedim yemin ederim gör.."

"SUS HALA KONUŞUYOR.!" Derin kızı bağırtısıyla susturunca ben de konuştum.

"Kendine gel kaza oldu .!" Dediğimde hala masaya peçete atıyordum.

Garson kıza baktım ama ağlayarak masaya bakıyordu. Koluna dokunduğumda bana baktı.

"Sorun yok kimseye bir şey olmadı ağlama lütfen." Dediğimde annem kızın kolunu tuttuğum elimi çekti. Sıla'nın başının abisine döndüğünü hissediyordum.

Her zaman rezil olmak zorunda mıydık.

"Tamam Derin üstüne gelmemiş zaten bir şey yok sakin." Demişti Sıla.

"Böyle beceriksizler bugün masaya yarın üstümüze dökerler ben çok iyi bilirim." Dedi annem de.

Ben hala ağlayan kıza bakıyordum benim de gözlerim dolmuştu ve elbisemin yarısı neredeyse ıslaktı.

"Abartmayın anne kızın eli çarptı baba bir şey söyle karın ve kızına." Dedim sertçe.

"Annene ve ablana karışma Deniz.!" Yine olay bana patladı.

Babamın konuşmasından sonra Sıla alaylı bir şekilde gülüp yine abisine baktı.

Sinirden ellerim titriyordu. İşin komik tarafı hala masaya peçete koymamdı.

"Ağlayacağına şuraları temizle.!" Diye bağırdı Derin.

Elimle masaya vurup ayağa kalktım.

Kalkmamla herkes elbisemin önündeki ıslaklığa baktı. Dediğim gibi tüm bardak benim üzerime dökülmüştü.

"Deniz elbisen batmış.! Beceriksiz garsonlardan nefret ediyorum." Annem de konuşunca öfkeyle onlara baktım.

Bir şey demeden ağlayan kızın yanına geçtim elimi omzuna koydum.

"Ağlama gel lavaboya geçelim elini yüzü yıka." Sadece onun duyacağı şekilde konuşunca annem masada bağırmaya başlamıştı.

Annem koluma uzandığında sertçe çekip kızı masadan uzaklaştırmaya çalıştım. Lavaboya giderken kız sadece ağlıyordu hiç konuşmamıştım. İçeriye geçtiğimizde hemen musluğu açıp kızı da önüne getirdim. Titreyen elleriyle yüzüne su çarptı.

O yüzünü yıkarken kapı hızlıca açıldığında gelene baktım.

Sıla'ydı.

"Deniz." Diyip yanımıza geldi.

Ellerim kızın sırtını okşadığı için Sıla sanırım şaşırmıştı. Bir süre ellerime baktı.

"İyi misin ensene de sür rahatlarsın." Dediğimde hıçkırdı.

Benim de gözlerim dolmuştu.

"Ağlama lütfen beni de üzüyorsun çok özür dilerim onlar adına gerçekten çok utanıyorum şu an çok üzgünüm ağlama." Kız benim konuşmamdan sonra yüzüme baktı.

"Ben özür dilerim elbiseniz mahvoldu." Diyip eteklerimi gösterdi.

"Saçmalama elbise senden önemli mi sen sadece ağlama yeter gel otur şöyle." Diyip lavabonun karşısındaki oturma yerine geçtik.

Sıla da yanımıza geldi.

"Çok özür dilerim müdürümü çağırayım ben izninizle." Kalkmaya çalıştığında durdurdum.

"Adın ne." Dediğimde şaşırdı ama sonra konuştu.

"Gülcan." Dedi.

"Gülcan öncelikle annem ve ablamın tavrı için onlar adına tekrardan çok özür dilerim sakın kendini kötü hissetme insanlık hali elin çarptı ve döküldü bitti uzatılacak bir durum yok." Dediğimde kolunu okşuyordum.

"Olur mu estağfurullah demeyin öyle." Dediğinde Sıla'ya baktım.

O hala kaşları havada kolunu okşayan ellerime bakıyordu.

"Abartılacak bir şey yok Gülcan suçlu senmişsin gibi konuşma lütfen tek suçlu biziz ve çok özür dilerim gerekirse müdürünle de konuşurum hallederiz tamam mı." Dediğimde bana sarıldı.

Ben de tebessüm ederek ona sarıldım.

"Elbiseniz battı." Dediğinde güldüm.

"Batsın temizlenir hiç sorun değil." Dedim gülerek.

"Teşekkür ederim çok kibarsınız." Dedi.

"Teşekkür etme." Diyip elimden bir tane yüzüğümü çıkarttım.

Sıla'nın şaşkın bakışları hala bizdeydi.

"Bunu özürüm için alır mısın itiraz kabul etmiyorum Gülcan." Dediğimde ağzını açacaktı ki ben eline sıkıştırınca sustu.

Gülcan tekrar ağlayarak sarıldı.

"Çok iyisiniz bu yüzük çok değerli bir şey teşekkür ederim çok teşekkür ederim." Belini okşayarak sakinleşmesini sağlıyordum.

Gülcan biraz sakinleşince o mutfağa geçti bizde yemek yediğimiz yere doğru Sılayla ilerliyorduk.

"200 bin tl lik yüzüğünü verdin." Dedi Sıla. Sesi şaşkınlıktan yüksek çıkıyordu.

Omuz silktim.

"Annem ve ablam kızı rezil ettiler." Dediğimde bana döndü.

"Yüzük 200 bin tl Deniz, düşünmeden verdin şaka mısın sen." Dedi.

"Sıla bunu ailem bilmese olur mu." Dedim hemen.

Başını bir şeyleri anlamak istermiş gibi iki yana sallayıp bana baktı.

"Deniz sen..yani elbisen mahvoldu." Dediğinde elbiseme baktım.

Gerçekten de içkinin izi kurudukça çıkmaya başlamıştı.

"Böyle daha güzel oldu serinledim valla." Diyip gülümsedim.

O hala şaşkınlıkla bana bakıyordu. Masaya yaklaştığımızda ortalığın durulduğunu ve bir yanımızdaki masaya transfer olduğumuzu gördüm.

"Deniz.!" Annemin sesi sinirliydi.

"İçin rahat etti mi ablanın gecesini mahveden garsonu avuttun rahatladın mı Deniz." Dedi abim.

Gülüp başımı salladım.

"Aşırı." Diyip masaya oturduğumda Serkan kıkırdadı.

"Baba misafirlerimizin yanında bir şey demiyorum ama eve gidince büyük bir kavga çıkacak hazırlıklı olun." Abime ne oluyordu onu anlamadım.

Sıla hızla bana bakınca ben de ona baktım. Sanırım büyük kavga diyince endişelendi.

Omuz silktiğim de abisine döndü.

"Yağız abartma oğlum sadece bardaktan içki döküldü ayrıca Derin'in değil Deniz'in üzerine döküldü yani gecesi mahvolan Deniz." Ahmet amca beni savunuyordu.

Ama bu evde çıkacak olan kavgaya engel değildi. Tek düşüncem Cihangirlere bu kadar rezil olmamızdı.

"Levent bey." Cihangir'in konuşmasıyla herkes sustu.

"Cihangir bey." Dedi babam hemen.

"Oğlunuzun bir kadını tehdit etmesi ne kadar doğru." Dediğinde Sıla şaşkınlıkla abisine bakıyordu.

Serkan ve ben de öyle.

Cihangir beni mi savunuyordu şu an.

"Siz yanlış anladınız Cihangir bey öy.."

"Levent bey, oğlunuz kızınızı tehdit etti yanlış anlayacağım bir şey yok ve bu ilk defa olmuyor koridorda Deniz hanımı sıkıştırıp kollarını sıktığına da şahit olmuştum." Cihangir konuştukça Sıla ve Serkan şok geçirmiş gibi oluyordu.

Ben de.

Abim'e baktığımda sesi soluğu çıkmıyordu.

Araya ben girdim.

"Lütfen kendinizi yormayın Cihangir bey, abim ve ablam toplum içinde dikkat çekmeyi sevdikleri için şov yapıyorlar eve geçince hepsi odasına çekiliyor." Gülerek konuştuğum için ablam dişlerini sıkıyordu.

Ama şu an Cihangir ile göz göze olduğum için onlar umrumda değildi. Gözlerime bakarken gözlerinin koyulaştığına şahit olmuştum.

"Deniz tamam diyorum herkes sussun kusura bakmayın lütfen garsonun beceriksizliği yüzünden çocuklar gerildi." Annem konuşunca sesli bir şekilde güldüm.

"Ben gidiyorum." Diyip ayağa kalkınca annem de hemen kalkıp yanıma geldi.

Onu takmadan Sıla'ya döndüm.

"Ablamın rezilliği için herkesten özür dilerim siz devam edin lütfen iyi akşamlar." Diyip babama döndüm.

"Selin'lerde kalacağım oğlunun bir şeyler çekip bana saldırmasını istemiyorum." Dedikten sonra babam hızla abime döndü.

Son bombamı da atmıştım.

"Evet uyuşturucu kullanıyor." Dedim ve çantamı alıp mekanın çıkışına doğru yürümeye başladım.

Kasa tarafında olan Gülcan'ı görünce gülümsedim.

"Kolay gelsin Gülcan, eğer şefinizle ya da müdürünüzle bir sorun olursa bana ulaş." Dedim ve peçeteye numaramı yazdım.

"Çok teşekkür ederim beni çok mahçup ettiniz Allah razı olsun sizden Deniz hanım." Dediğinde eline uzandım.

"Saçmalama tekrardan kusura bakma iyi akşamlar kendine iyi bak." Dedim ve dışarıya çıktım.

Vale'ye plakamı söylemek için ağzımı açtığımda hemen getiriyorum Deniz hanım diyip gitti.

Belli etmesem de sinirden ellerim titriyordu. Temiz havaya çıkınca içimdeki sinir dışarıya çıkıyordu.

Gözümden bir iki damla yaş akınca elimle yüzüme hava yaptım.

Sanırım kendime bir tane ev almalıyım böyle olaylar yaşadıkça Yıldız teyzeleri rahatsız etmek istemiyordum.

"Deniz." Arkamdan Sıla'nın sesini duyunca hemen gözyaşlarımı silip gülümsedim.

Arkama baktığımda Üçününde çıktığını gördüm.

Cihangir ve Serkan arkada Sıla önde yürüyorlardı.

Sıla hızlıca yanıma geldi.

"İyi misin." Dedi Sıla ilk defa duyduğum samimi sesiyle ağlamak istedim ama gülümsedim.

"İyiyim iyiyim sorun yok her zamanki olaylar takılmıyorum." Dediğimde Cihangir'lerde yanımızda durdu.

"Deniz sorun yok değil mi." Dedi Serkan.

"Yok merak etmeyin her şey kontrolüm altında." Dediğimde gülümsedi.

Vale yan taraftan yürüyerek geldiğinde kaşlarımı çattım.

"Deniz hanım arabanızın ön lastikleri patlamış." Sıkıntılı bir nefes verdim gerçekten şuraya çöküp hüngür hüngür ağlayacaktım.

"Lastikleri patlamış." Diye tekrar ettim.

Çocuk Cihangir'e bakıp tekrar arka otoparka doğru gitti.

Omuzlarımı düşürüp ne yapacağımı düşünmeye başladım kimse konuşmuyordu.

"Biz bırakalım seni abi sorun olur mu Deniz'i bıraksak hemen." Sıla abisine dönüp hızlıca konuşunca ben de Cihangir'e baktım. Ağır ağır başını sallıyordu.

Boğazımı temizledim.

"Yok size zahmet olmasın yol size çok ters kalır saat geç oldu." Dediğimde bu sefer de Serkan itiraz etti.

"Nereye gideceksin bırakırız biz de gezmiş oluruz." Dedi.

"Selin'lere mi gideceksiniz." Dedi Cihangir başımı salladım.

"Tamam sorun yok ben bırakırım eğer sorun olmayacaksa." Dedi sert sesiyle.

Sıla'ya baktığımda başını salladı.

"Öne oturabilir miyim yine yani ayıp oluyor böyle ama bil.." Cihangir sözümü kesti.

"Oturabilirsiniz Deniz hanım." Dediğinde Serkan gülerek başını salladı.

"Şoför.." dediğimde yine konuştu.

"Ben süreceğim." Dedi hemen. Bu adam içimi mi okuyor.

"Teşekkür ederim." Sesim çok kısık çıkmıştı.

Araba geldiğinde Serkan ve Sıla konuşmayı duydukları için arkaya yerleşmişlerdi bile.

Cihangir'de bana kapıyı açtıktan sonra oturmamı bekleyip kapıyı kapattı.

Arkamı dönüp Sıla'ya baktığımda mutlu görünüyordu. Gülümseyince ben de gülümsedim. Sürücü koltuğunun kapısı açılınca Cihangir'de kemerini takıp arabayı çalıştırdı.

Hemen hızlıca kemerimi takıp yolu izlemeye başladım.

Otobana çıkınca Cihangir biraz hızlanmıştı. Torpido gözünün üstüne ellerimi koyup konuştum.

"Biraz yavaş gidebilir miyiz." Dedim kısık sesimle. Başını sallayıp vitesi küçültmüştü.

"Deniz yemekte olanlar yani gerçekten kıza yüzüğünü ve.."

"Ne yüzüğü." Dedi Serkan hemen.

"Önemli bir şey değil." Dedim tedirgin gözlerim yoldayken.

"Deniz parmağındaki yüzüğü ağlayan kıza verdi." Dedi Sıla.

Sıla'nın konuşmasıyla Cihangir'in bakışları bir kaç saniye bana döndü ama ben hala yola bakıyordum.

"Yüzük iki yüz bin ve özel seri." Diye devam etti Sıla.

Kimseden ses çıkmadı sanırım şaşırmışlardı.

"Özür dilemek için." Dedim sadece.

"Deniz bana da özür hediyesi vermelisin." Dedi Serkan gergin olmama rağmen gülümsedim.

Trafik gece olmasına rağmen çok fazlaydı.

Selin'lere haber vermediğimi fark edip hemen çantamdan telefonumu çıkartıp aradım.

"Aşkım." Dediğinde telefonun sesi yüksek olduğu için biraz duyuluyordu.

"Selin bugün sizde kalabilir miyim." Dediğimde sesim titremişti.

"Deniz! Noldu söyle çabuk sesin niye böyle bir şey mi yaptılar." Selin'in sesini duyunca tüm stresimi boşaltıp ağlamak istemiştim.

Kendimi tuttuğum için bir süre konuşmadım.

"Korkma bir şey olmadı öylesine geliyorum evde canım sıkıldı hem Çiçeği özledim." Dedim ama inanmadı.

"Karşında aptal mı var Deniz bir de yalan söylüyorsun.!" Selin bağırdığı için sanırım herkes onu duyabiliyordu.

"Gelince konuşalım bir şey lazım m.." Sözümü kesti.

"Seni öldürmeden çabuk gel çay koyuyorum." Dedi ve kapattı.

"Dikkatli bakarsanız Selin'in sinirlendiğini anlarsınız." Serkan'ın konuşmasıyla Sıla ve ikisi kahkaha attı. Ben de gülümsemiştim ama moralim bok gibiydi.

"Deniz abinlerle ya da annenlerle bir sorun mu var." Sıla'nın sorusuyla gerildim.

"Yok..yani pek anlaşamayız." Diyip yola bakmaya devam ettim.

"Onu anladık." Dedi Serkan'da.

Gülümsedim.

Cihangir'e baktığımda dudaklarının kıvrıldığını gördüm.

"Selin'le ne zamandır tanışıyorsunuz yani sizi bilmesem öz kardeş olduğunuzu sanırım." Arkamı döndüm.

"Çocukluk arkadaşıyız zaten Selin benim kardeşim bir de Çiçek var." Sesim heyecanlı çıkmıştı. Cihangir de bana dönünce bir kaç saniye bakıştık.

"Bir de Yıldız teyze var Selin'in annesi genelde onlarla takılıyorum." Dedim.

Sıla, Serkan ile bakışıyordu.

"Arkadaşlığınız çok kıymetli." Dedi Sıla.

"Öyle." Dediğimde bir kaç saniye gözlerimi kapattım.

Cihangir hızını baya düşürmüştü.

"Böyle öne geçtim yavaş gitmenizi istiyorum kusura bakmayın elimde olan bir şey değil yanlış anlamayın lütfen." Dedim Cihangire karşı.

"Sorun yok Deniz hanım ben alıştım." Dediğinde Sıla öksürdü.

"Elbisen de mahvoldu Deniz." Dedi Serkan konuyu değiştirmek için.

"Neden herkes elbiseye taktı." Diyip güldüm.

"Ne bileyim böyle şeyler önemlidir baksana Derin'in üzerine gelmediği halde mekan karıştı." Dedi Serkan.

Aptal ablam benim.

"Benim için önemli değil kıyafetlere fazla dikkat etmiyorum fark etmişsinizdir belki." Dedim tebessüm ederek.

"Fark ettik." Dedi Cihangir.

Şaşırtıyordu beni.

Serkan ve Sıla yine sus pus olmuştu.

Mahalleye yaklaştıkça yollar bozulmuştu.
Telefonum çaldığında hemen açtım Selin arıyordu.

"Yaklaştın mı." Dedi.

"Beş dakika kaldı." Dediğimde bir şey demeden kapattı.

Bu da deli.

"Bugün de herkes gergin." Dediğimde Serkan güldü.

"Sana bir şey olduğunu sandı." Dedi Serkan başımı salladım.

Apartman görüş alanıma girdiğinde önünde olan iki kişiyle gülmeye başladım.

"Çiçek." Dediğimde araba durmuştu.

Hemen arabadan indiğimde diğer kapılar da açılmıştı. Çiçek'in yüksek sesini duyduğumda öne doğru yürüdüm.

"Deniz abla.!" Koşarak arabanın yanına geldiği için onun boyuna eğildim ve boynuma atladı çiçekle beraber ayağa kalktım.

"Aşkım." Diyip boynundan öptüm.

"Ablam sen geliyorsun diye beni uyandırdı." Tatlı tatlı konuşunca yanağını ısırdım. Çığlık attığında ben de kahkaha attım.

Gülerken Cihangir'i gördü.

"Cihangir abi." Diyip kucağımdan ona bakmaya başladı.

Cihangir'e baktığımda bize şaşkın bir şekilde bakıyordu. Sadece Cihangir değil hepsi öyle bakıyordu.

Cihangir'in yanına yürüdüm.

"Selam küçük hanım." Dedi Cihangir düz sesiyle.

"Bize mi geldiniz.?" Dediğinde Cihangir tebessüm etti.

"Deniz ablanı getirdik küçük." Dedi Cihangir.

Çiçek bana dönünce dudaklarımı büzüp ona baktım.

"Araban nerede Deniz abla." Dedi meraklı sesiyle.

"Arabam hasta olmuş Çiçek o yüzden Cihangir abin getirdi boş ver arabamı Sıla ablan ve Serkan abinle tanışmadın." Hemen kucağımda Deniz ile beraber arkamı dönüp Sıla ve Serkana baktım.

Serkan ve Selin bakışıyordu.

Sıla da şaşkınlıkla bize bakıyordu.

"Cihangir abinin kardeşi Sıla." Dediğimde Çiçek tokalaşmak için elini uzattı.

"Ben Çiçek memnun oldum Sıla abla." Dediğinde saçlarından öptüm.

"Seni yerim Çiçek çok tatlısın memnun oldum." Sıla da Çiçek'in saçlarını okşayarak konuştu.

"Deniz ablam gibi mi yiyeceksin ama ikinize yetemem." Çiçek'in konuşmasıyla Sıla kahkaha attı.

"Sen gerçek misin ya abi saçlarına bak bir de iki yandan toplamış Allahım." Sıla yanaklarını sıkınca Çiçek omzuma gömüldü.

Sıla bana döndüğünde gülüşü tebessüme dönüştü.

"Bu da Serkan abin Çiçeğim." Diyip Serkan'ın bakışlarını bize çektim.

Serkan Çiçeği görünce hemen kucağımdan aldı.

"Ya burada bir prenses varmış tanışmaya geldik Deniz ablan bahaneydi." Çiçek kıkırdayıp cilveli cilveli saçına dokununca Sılayla beraber gülmüştük.

"Abini görünce de böyle yapmıştı." Dediğimde daha çok güldü.

"Fazla flörtöz bir çocuk." Dediğinde gülerek başımı salladım.

"Çiçek ben Serkancım." Çiçek konuştukça Serkan inanmaz gözlerle ona bakıyordu.

Sonra Serkan bir anda uzunca Cihangir'e bakıp bana döndü. Gülümsüyordum.

Bana iyi geliyorlardı.

"Çiçek biz seni götürsek Deniz'i bıraksak olur mu." Dedi Serkan.

Çiçek gülerek bana baktı.

"Deniz ablam nereye ben oraya." Dediğinde uzanıp Serkan'dan aldım.

"Seni yerim sus." Boynundan bir kaç kere öpüp kahkaha atmasını sağladım.

"Selin, rahatsız etmedik umarım." Dedi Sıla oraya doğru yürürken.

Selin'e baktığımda o da mutluydu, gülüyordu ama tek sorun şortlu gecelikleriyle olmasıydı.

Beni öldürecekti.

"Saçmalama ne sorunu Allah aşkına Deniz'in sesini öyle duyunca aşağıda beklemek istedim böyle indim ama sizin geleceğinizi bilmiyordum." Derken Serkan'a bakıyordu.

Çakal.

"Her halinle güzel olduğunu görmüş olduk." Serkan'ın konuşmasıyla Çiçek bana baktı.

Başımı sallayıp alnından öptüm.

"Cihangir bey Deniz'i getirmişsiniz yine teşekkür ederiz buyurun çay yapmıştım yukarıya çıkın kahve de var ne içerseniz." Selin seni yerim.

Serkan Sıla'ya bakıp güldü aralarında bir şey geçiyordu ama anlamıyordum.

"Rica ederim Selin teşekkür ederiz teklifin için biz gidelim." Dedi Cihangir ve benim yanıma yürümeye başladı.

"Çiçek iyi geceler abicim." Diyip Çiçeğin saçlarını okşayınca içimde bir şeyler uçtu.

Çiçek konuşacakken Yıldız teyzenin sesini duydum.

"Deniz.!" Herkes başını kaldırıp Yıldız teyzeye baktı.

"Yıldızım." Dedim hemen.

"Hoş geldiniz çocuklar yukarıya gelin çayımızı kahvemizi için." Dedi Yıldız teyze Cihangire bakarken.

"Teşekkürler Yıldız Hanım biz Deniz Hanımı bıraktık geri dönüyoruz geç oldu çok kibarsınız." Dedi Cihangir.

Sert sesi yerine kibar konuşmuştu.

"Sağ olun çocuğum Yıldız Teyze de lütfen hanım manım olmuyor." Güldüğümde Cihangir bana baktı.

"Deniz sen iyi misin annem." Yıldız teyzenin söyleriyle gözlerim dolu dolu gülümsedim.

"İyiyim Yıldızım merak etme." Dediğimde elini kalbine koyup bir şeyler söyledi.

"Ne yapıyor." Dedi Sıla.

"Dua okuyor." Dediğimde abisine bakıp iç çekti.

"Korktum Selin sesi kötüydü diyince." Dedi ve herkese iyi geceler diyip balkondan içeriye geçti.

Çiçek kucağımdan biraz kayınca zıplatıp geri yukarıya çektim.

Cihangir önce kollarıma baktı sonra ileriye Serkan'ın olduğu yere bakıp kaşıyla arabayı işaret etti.

"Biz gidelim Deniz hanım iyi geceler size." Dedi Cihangir.

"Çok teşekkür ederim Cihangir bey...sizden utanarak bir şey istesem." Dediğimde başını sallayarak bana bakmaya devam etti.

"Eğer tanıdığınız bir tamirci varsa numarasını verir misiniz yani ben taksi kullanmıyorum..yani..başkasının kullandığı arabaya binemiyorum." Diyip yutkundum.

Kaşları çatık bir şekilde beni dinliyordu.

"Sabah arabam olmazsa şirkete gidemem." Dedim stresle.

Çiçek yanağımdan öpünce Cihangir'in gözleri de yanağıma kaydı. Oradan saliselik büzdüğüm dudaklarıma kayınca hemen gözlerime baktı.

"Deniz sabah sizi biz alsak yani abi sorun olur mu senin için hem sabah abim kendi ustalarını çağırıp arabanı teslim eder." Sıla'ya başımı iki yana salladım.

"Yok olmaz sadece numarayı alsam ço.."

"Deniz hanım sabah sizi alıp öyle şirkete geçeriz bu saatte arasam bile arabanız sabaha yapılmaz ancak öğlene doğru teslim edilir." Dediğinde başımı eğdim.

"Deniz bizim için sorun olmaz merak etme abimin sürmesinden mi rahatsız oluyorsun yoksa." Dedi Sıla yanıma gelerek.

Çiçeği yine kaldırıp eski yerine getirdim. Gülüyordu bal böceğim. Cihangir de Çiçeğe bakıp tebessüm etmişti.

"Çok teşekkür ederim size zahmet çıkartıyorum durduk yere." Dediğimde Cihangir sert sesiyle konuştu.

"Sıla numaranızı alsın sabah haberleşirsiniz ona göre geliriz Deniz hanım uygun mudur sizin için." Dediğinde başımı salladım.

"Süper sorun halledildi yarın da arabanızla ilgileniriz." Gözlerinin içine bakıp gülümsedim.

"Teşekkürler." Sesim kısık çıkmıştı.

Başını salladı sadece.

Serkan'ın olduğu tarafa bakıp başıyla işaret verdi.

"Çiçek çok memnun oldum güzelim." Dedi Serkan.

"Ben de memnun oldum Serkan abi artık ikinci favorim sensin." Diyip elini ona uzattığında güldüm.

"Bak sen birinci kim." Dedi Serkan da gülerek.

Çiçek hemen solumdaki Cihangir'e bakarak konuştu.

"Birinci favorim Cihangir abi." Dediğinde Cihangir'in de kaşları havalandı ama anında eski haline döndü.

Güldüm.

"Aynı ablası ya çok tatlı." Serkan'ın söyledikleriyle Sıla gülerek boğazını temizledi.

"Ama Deniz ablamda benim ablam Serkan abi." Serkan Çiçeğin konuşmasına dayanamayıp saçlarından ve alnından öptü.

"Görüşmek üzere Çiçek kendine iyi bak prenses." Çiçek Serkan'a el sallayınca Serkan bizimle de vedalaşıp arabaya benim indiğim ön koltuğa geçti.

Sıla, Selinden telefon numarasını alırken Cihangir ve Çiçek konuşmaya başladı.

"İyi geceler ufaklık." Dedi Cihangir.

Çiçek omzuma başını koymuş uyumamak için direniyordu.

"İyi geceler Cihangir abi dikkatli kullan arabayı." Yanağından kocaman öptüm düşünceli bebeğim.

Cihangir Çiçek böyle söyleyince bana baktı. Dudakları kıvrıldığında elini çiçeğin yüzüne atıp okşadı.

"İyi geceler Deniz hanım." Dediğinde ben de başımı salladım.

"Teşekkür ederim her şey için iyi geceler Cihangir Bey." Dediğimde arkasını dönüp sürücü koltuğuna doğru gidiyordu.

"Bugün birlikte uyuyacağız değil mi." Çiçek'in konuşmasıyla Cihangir adım atmayı bıraktı.

"Bilmiyorum eğer arkadaşlarınla kavga etmeden oynadıysan uyuruz bal böceğim." Dediğimde Cihangir tekrardan yürümeye başladı.

Bende kucağımda çiçekle arabadan uzaklaşıp apartmanın önüne doğru yürümeye başladım.

"Deniz sabah görüşürüz." Sıla'nın sesiyle tekrar arkamı dönüp arabanın ışıklarına maruz kaldım.

"Görüşürüz teşekkür ederim her şey için." Dediğimde el salladı.

Ben de Çiçeği tek elimle tutup el salladığımda Çiçekte el sallamaya başlayınca Sıla kahkaha atarak Çiçeğe öpücük yolladı.

Sürücü camının hizasına baktığımda ışıktan bir şey göremiyordum ama Cihangir'in bize baktığını hissedebiliyordum.

Araba geri geri gitmeye başlayınca Çiçek Cihangir'e de el sallamaya başlayınca ben de yine onlara Çiçekle beraber el salladığımda araba bir kaç saniye durdu.

Kaşlarımı çatıp ne olduğunu anlamaya çalışırken hızlı bir şekilde düz dönüp mahalleden uzaklaşmalarını izledim.

Selin kolumu okşadığında beraber apartmandan içeriye girdik.

Yarın sabah neler olacağını merak ediyordum.

Cihangir sabah bizi almaya gelecekti.

Şaka gibi.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayalım lütfen aşklarım..

Cihangir hakkındaki düşünceleriniz..

Deniz hakkındaki düşünceleriniz.

Buradan ve instagramdan takip edebilirsiz alıntı ve duyuruları instagramdan paylaşıyorum.

Oy sınırı 300 yorum sınırı 300

Sizi seviyorummm...

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.801okunma 82beğeni 7yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.