25. bölüm / 36
Vurgun25. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 25. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime · Okuduğun bölüm
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Keyifli okumalar...
İki üç...tam altı el ateş etmişti. İkinciden sonra Saffet bey üstüme kapanıp onunla beraber yere düşmemi sağladı ama ben vurulmuştum.
Vücudumdan akan kanı hissedebiliyordum.
Bir el daha silah sesinden sonra anlamıştım arkamızdaki adamın etkisiz hale getirildiğini.
"Hayır yapmadın...YAPMADIN DENİZ.!" Saffet bey bağırdığında gözlerimi sıkıca kapattım.
Vurulmuştum.
****************
"Cihangiri arayın lan hemen.!"
"Orospu dölleri...siktiğimin orospu dölleri.!"
Elleri yüzümdeki saçları çektiğinde gözlerimi açtım.
"Bir şey yok hastaneye gideceğiz...Ah Deniz, ah Deniz ben sana ne diyeyim Deniz ne diyeyim sana.!"
Bağırarak serzenişte bulunuyordu.
Yutkundum.
"İyiyim."
"HAVLU GETİR ÖMER.!" Üstündeki takım elbisesinin ceketini çıkartıp karnıma bastırdığında acıyla inledim.
Gözlerimi kapattığımda iki yana göz yaşlarım aktı.
"Saffet bey." Bana baktığında onu ilk defa böyle telaşlı görmüştüm.
Yüzü ter içindeydi.
"Konuşma Deniz...konuşma sakın niye atlıyorsun...Niye kurşunun önüne atlıyorsun Deniz.!"
Hala bağırıyordu.
"Saffet bey ben Cihangir'den hoşlanıyorum." Cümlem bittikten sonra gözlerini kapatıp açtı.
"O da senden hoşlanıyor Deniz." Konuşurken etrafına bakınıyordu.
"Siktim sizin sülalenizi Ömer.!" Korumalara bağırıp tekrar bana döndü.
Başım onun dizindeydi.
"O hoşlanmıyor, söyledi sizde duydunuz." Yüz ifadesi yumuşadığında Saffet bey beni şaşırtacak bir şey yaparak alnımdan öptü.
"Cihangir senden çok hoşlanıyor Deniz kaç yıllık torunum o benim biliyorum çok hoşlanıyor senden." Gözümden bir damla yaş aktığında tekrar yutkundum.
Gözlerim kararıyordu.
"Aradınız mı ambulansı.!" Korumaların cevaplarını kulaklarım uğuldadığı için duymamıştım.
"Hadi Cihangir." Ağzının içinden konuşurken nefes alışlarım sıklaştığında anında bana döndü.
"Ona söylemeyin sadece size söyledim sır." Gergince gülümseyip başını salladığında sanırım söylemenin tam sırasıydı.
"Saffet bey."
"Konuşma Deniz nefes nefese kalıyorsun konuşma kızım."
Bunu söylemem lazımdı.
"Sol omzum."
"Ne sol omzum, noldu omz.." Elini oraya attığında aynı anda attığım ufak çığlıkla Saffet bey bana döndü.
Şaşkınlıkla baktıktan sonra elini tekrar sol omzuma atıp biraz alta indiğinde dişlerimi sıkarak inledim.
Omzumdan da vurulmuştum.
Saffet bey eline bulaşan kana bakarken artık başım döndüğü için gözlerimi kapattım.
"Cihangire iyi olduğumu söyleyin korkmasın sizi ittiğimi söylemeyin." Artık halim kalmayınca hala elindeki kana bakan adama son kez gözlerimi değdirdikten sonra etraf karanlıklaşmıştı.
"Havluyu ver.!" Saffet beyin yüksek sesini algılayabiliyordum ama sesler artık boğuk geliyordu.
Bedenim yan çevrildiğinde kolum betona değmişti. Saffet bey eliyle alnımdaki terleri sildi.
"DEDE.! Neredeler? Konuşsana Ömer.!" Cihangir'in sesini duymamla parmağımı oynattım ama bundan fazlasını yapamadım.
"Cihangir koş.! Deniz vuruldu çabuk gidiyoruz.!" Adım sesleri yan tarafımızda durduğunda Saffet bey bağırmıştı.
"Cihangir. Kendine gel hastaneye gitmemiz lazım hadi.!"
Artık ezbere bildiğim kokuyu aldığımda gözlerimi açıp ona bakmak istemiştim.
Son kez yüzünü görmem lazımdı ama yapmıyordum.
"Dede.! Sana emanet ettim on dakika önce sana emanet ettim dede.!" Elleri yüzümün her yerinde gezerken kokusunu daha ner alıyordum. Üzerime eğilmişti.
Başımın altından geçen iri ellerle Saffet beyden ayrıldığımı hissediyordum.
Havalandığımda Saffet beyde arkadan olanları anlatıyordu.
Acıyan yarayla inlediğimde Cihangir'in adımları durdu.
"Durma.! Çabuk arabaya." Saffet bey bağırınca tekrar hareketlenmişti.
"Hangi it vurduysa ölüsünü dirisini depoya getirin Ömer.!" Cihangirin sesi araba kapısının açılma sesine karışmıştı benim için.
"Furkan vurdu Cihangir bey arkaya aldık piçi." Tanımadığım bir sesti.
"Furkan hainmiş." Saffet beyin sesi uzaktan gelmeye başladığında bilincim artık tamamen beni terk ediyordu.
Arabanın hareket etmesiyle sarsılan bedenimdeki acıdan dolayı çığlık atmak istedim. Yüzümdeki eller ve yumuşak dudaklarla beraber kendimi beni çağıran karanlığın içine bıraktım.
~Cihangirdennn
"Vurulmuş dede.!" Koltuğa vurduğumda kucağımdaki bedenden gelen cılız sesle hareketlerim durdu.
Gözlerimi kucağımda yatan bedenden çekmeden tekrar konuştum.
"Vurulmuş...Çok narin o, vurulmuş dede.!."
Kırılgandı. Narindi Deniz.
Teni çok hassastı.
"Konuştun mu vurulduktan sonra sakinleştirdin mi yoksa hemen bay.."
"Konuştum..konuştu sana iyi olduğunu söyledi korkmasın dedi o halde bile sana bunları söylememi söyledi." Ellerim yüzünde gezindiğinde hala Deniz'in varlığını sorguluyordum.
Böyle bir insan olabilir miydi.?
Böyle bir kalbe sahip insan var mıydı.?
Denizi görene kadar inanmazdım ama onu tanıdıktan sonra eşsiz bir kalbe sahip olduğunu onu izleyerek anlamıştım.
O ve kalbi fazla güzeldi.
Beni delirtecek kadar güzel bir kalbi vardı.
"Nasıl izin verirsin dede." Deniz'e bakarak sürekli aynı şeyi söylüyordum.
"Beni bekliyordu."
Araba iyice hızlandığında hayatımın şansı olan kadını kimseden çekinmeden sarmaladım.
Başımı saçlarının arasına gömdüğümde sonunda her yanıma geldiğinde koklamak için delirdiğim çiçek kokusunun kaynağını bulmuştum.
Delirtiyordu kokusu beni.
Sert bir frenle duran arabayla beraber kimseyi beklemeden kucağımda tuttuğum kadınla koşarak Murat abinin bizi beklediği sedyeye bıraktım.
"Ameliyata alıyoruz." Giden sedyeyle onları takip ediyorduk.
"Hadi Cihangir bırak kolunu ameliyata giriyoruz."
Denizin saçlarını son kez okşadıktan sonra yapmak için delirdiğim şeyi yaparak alnından bir kaç kere öptüm.
"Murat...sol omzu..sol omzundanda vuruldu." Dedemin söyledikleriyle beraber tekrar kalbim sıkıştı.
Benim bakmaya kıyamadığım bedene iki kurşun mu girmişti. Kalbimi ilk defa deli gibi attıran kadın iki kere mi vurulmuştu.
Dedeme döndüğümde Deniz'i götürmüşlerdi.
Bekleme koltuklarına tekme atmaya başladığımda hırsımı alamıyordum.
Duvara yumruklarımı dayayıp sakinleşmeye çalıştım ama olmuyordu.
Deniz vurulmuştu.
İki kere vurmuşlardı.
Dedeme bağırıp çağıracaktım ama onun kanlı ellerine dikkatli bir şekilde baktığını görünce gözlerimi kapatıp açtım.
Dedem, bizim dışımızda başkası için endişelenmeyen bir adamdı. Bende öyle.
Ama bu kızıl saçlı kadın hepimizin dengesini bozmuştu. Kırılsa da karşısındakini kırmamasıyla, bize kızgın olsa bile birbirimize küseceğimizi anladığı an ortamı yatıştırmaya çalışmasıyla kalbinin ne kadar güzel olduğunu yüzümüze çarpıp durmuştu.
İstemsizce yapıyordu bunları. Hiçbir boktan haberi yoktu. Beni bu hareketleriyle delirttiğinden haberi yoktu.
Ben Cihangir Arslanoğlu bir kadının kokusu için deliriyordum.
Sadece kokusu için değil ben Deniz'i görmek için deliriyordum.
Günlerce. Asansörde yalnız kaldığımız zaman burnuma gelen kokusuyla beni delirtmişti.
Sinirleniyordum ona.
Beni yavaş yavaş etkisi altına aldığını fark ettiğim için kızgındım ve bunu çoğu zaman ona yansıtıyordum.
Bir şey demiyordu. Kırılıyordu ama sesini çıkartmıyordu.
Kalbimi hızlı attıran, aklımı sürekli meşgul eden kadından uzak durmaya çalışıp sürekli ona çekilebilir miydim.? Çekliyordum.
Delilikti onu görünce kalbimin bu kadar hızlı atması.
Tek bir hareketi, tek bir gülüşüyle öldürüyordu beni.
"Koruyamadım...tek işim onu korumaktı yapamadım.!" Duvara vurmaya başladığımda dedem yanıma gelip kollarını tutmaya çalışmıştı.
"Cihangir.!"
"Sana emanet ettim dede.!" Sesim tüm koridorda yankılandı.
Sessiz kaldı dedem.
"Seni bekliyorum dedi." Çaresizlikle duvara yaslanarak yere oturdum.
"Beni beklerken vuruldu." Elini omzuma koyup sıktı.
"Koruyamadım emanetini Cihangir."
Burun kemerimi sıktım.
"Kendini benim önüme attı. Furkan silahı arkadan bana doğrulturken görüp beni kenara itti." Duyduklarımla gözlerimi sıkıca kapattım.
Yapmıştı yine Deniz'liğini.
Daha haftalar önce tanıdığı adam için vurulmuştu.
"Bu kadın beni öldürecek...öldürecek bu kadın beni.!"
"Aptal.!"
"Mahvediyor beni dede... niye böyle oluyorum. Levent piçinin kızı neden beni böyle hissettiriyor dede .!"
Omzumu daha çok sıktı.
"Kabul et artık evlat."
Dedeme çıkarttım bakışlarımı.
"Deniz'i seviyorsun Cihangir..basit bir hoşlantı değil bu." Kendime söylemekten kaçtığım cümleleri duymuştum.
Hoşlantı değildi ona hissettiklerim.
Hoşlantıyı ilk gün geçmiştim ben. Yolda kaldıklarında hırkasını çıkartıp Çiçeğin üzerine örttüğü an artık ona Levent'in kızı gözüyle bakamamıştım.
Arabada mırıl mırıl konuşmasıyla sınırı aşmıştı Deniz.
Her hareketiyle her cümlesiyle günden güne kalbime girmişti. Ne kadar kabul etmek istemesem de 7/24 aklımda olan kadınla daha fazla inkara gerek yoktu.
Seviyordum onu. Her şeye rağmen seviyordum Deniz'i.
Kocaman açtığı mavi gözleriyle her gün bana diklenmesini seviyordum.
Onu benden başkasının görmesini istemeyecek kadar seviyordum.
Giydiği her kısa kıyafette aklımı oynatacak kadar çekilmiştim içeride yatan kadına.
Büyülüydü Deniz.
Yanıma geldiğinde sakinleşmem, baş ağrılarımın gitmesi burnuma gelen eşsiz kokusuyla büyülüyordu.
Ne olursa olsun gülmesi...benimde onca işimin arasında gülmemi sağlıyordu.
Bir insan herkesle iyi anlaşabilir miydi.? O anlaşıyordu. Statüsüne bakmadan insanlarla arkadaş oluyordu.
Şaka gibiydi.
Birisi bana Deniz'i tarif etse uyan uykudan diyeceğim türden bir kişiliği vardı.
Haksızlık yaşanan yerde hemen mavi gözleri doluyordu. Sinirden yanakları kızarıyordu.
O çilleri...çilleri ben dışımda kimse görmesin istiyordum.
İlk gün bahçede bana bakarken gördüğüm çillerle gün boyu dikkatim dağılmıştı. Kızıl saçlı bir kadın yüzünden aklım sürekli meşgul olmuştu.
"Dede.!" Ayliz'in sesini duyduğumda başımı koyduğum duvardan kaldırmadım.
"Noldu.! Cihangir noldu iyi mi.?" Koluma dokunan elleriyle gözlerimi kapattım.
"Ne zaman ameliyata alındı...Cesur arayıp duruyor bir şey söyleyin dede.!"
"İyi değil ameliyatta." Dedem konuşmuştu.
Ayliz benden ayrılıp karşı tarafa doğru yürümeye başladığında duvara sert bir yumruk daha attım.
"Dede ara Cesur'u söyle...bir şey olduğunu anladı durmuyor Deniz'e de ulaşamadı."
Titreyen telefonumu cebimden çıkartıp açtım.
"Söyle ırzını siktiğimin piçi söyle."
"Abi, yemin ederim görmedim yenge birden Saffet amcamın önüne attı kendini bizim dışımızda gelişti her şey."
"Hastanenin otoparkına geç..diğerlerini de topla." Kapattım.
Ayliz hala dedemle konuşuyordu.
"Nereye Cihangir." Dedem yanıma geldiğinde kolumu tutan elini ittirdim.
Bir şey söylemeden yürümeye başladığımda bu seferde Ayliz peşime takılmıştı.
"Cihangir."
"Ara Cesur'u hastaneye gelsin hemen." Dedikten sonra cevabını beklemeden yürümeye başladım.
"Ayliz buradan ayrılma." Dedemde benimle geliyordu.
Belalarını sikmeye gidiyordum.
Kapıyı sertçe ittirip depodan çıkış yaptığımda dedem arabanın orada beni bekliyordu.
"Rahatladın mı.?" Bir şey demeden kapıyı açıp arabaya bindim.
O da yandaki koltuğa yerleşmişti.
"Haber var mı.?" Dedim arabayı yola çıkarttığımda.
"Yoğun bakıma almışlar herkes hastanede...Yıldız hanım bayılmış." Sıkıntıyla nefesimi dışarıya verdim.
Yaklaşık 2 saattir Furkan piçinin belasını sikiyordum. En son bacaklarından ve karnından vurup Deniz'in yanına gitmeye karar vermiştim.
Artık ona geç kalmak istemiyordum.
"Cihangir, Deniz uyanır uyanmaz konuşun hislerini söyle kızda bilsin." Bilecekti.
O küçük kızın ilk günden beri beni kendine aşık ettiğini öğrenecekti.
Deniz...Güzel kalpli Deniz.
Kalbinin güzelliği yüzüne yansıyan Deniz.
İlk gördüğüm andan itibaren aklımı kaybetmeme sebep olan Deniz.
"Öğrenecek." Dediğimde dedem elini omzuma koymuştu.
"Sizi duydu...Ayliz'e dediklerini duydu." Biliyordum.
Hoşlanmıyorum dediğimi duymuştu. Sofrada açık bir şekilde belli etmişti zaten.
"Dede...çok seviyorum. Aklımı kaybedecek kadar çok seviyorum onu." Hırsla direksiyona vurup biraz daha hızlandım.
"Biliyorum evlat."
"Kaç yıllık torunumu gülerken gördüm ben, gece evde uyuduğunu gördüm torunumun." Deniz o evde diye oraya gidiyordum.
Kendi evime Deniz'le tanıştım tanışalı gitmemiştim.
"Sürekli iş düşünüp sinirli olan torunumun onu görünce yüzünde güller açıyor...söylemene gerek yok Deniz'i sevdiğini biliyorum Cihangir."
Arabayı park edip indiğimde dedem de peşimden geliyordu.
Koridora yaklaştığımızda uzaktan gördüğüm Cesur'la beraber dişlerimi sıktım. Mahvolmuş bir halde duvarı izliyordu.
Sıla beni gördüğü an ağlayarak sarıldığında kollarımı ona doladım.
"Abi, vurulmuş." Saçlarını okşadığımda gözlerim Selin'e takıldı.
O da Cesur gibi donmuş bir şekilde kapıya bakıyordu. Deniz'in yattığı odanın kapısına.
Sıla'dan ayrılıp camın önüne yürüdüğümde gördüğüm kızıl saçlı kadınla gözlerimi yumdum.
Yakışmıyordu buraya.
Beyaz teni iyice solmuş bir şekilde yatıyordu.
Zorla yutkunup sakin kalmak için gözlerimi kapatıp açtım.
Selin'in yanına geçip omzuna elimi koydum ama öylece kapıya bakıyordu.
"İyi olacak toparla kendini." Gözleri beni bulduğunda gözünden yaşlar akmaya başlamıştı.
"İyi olacak." Dedi benim gibi.
Cesur'un yanına oturduğumda başını ellerinin arasına alıp eğildi.
Bir şey söylemedi. Bağırıp çağırıp beni suçlaması lazımken hiçbir şey demeden durdu.
"Kurşun karın boşluğuna gelmiş...omzundaki kurşun kemiğe değdiği için kolunu alçıya almışlar...bir süre alçılı gezecek onun dışında bir sorun yok ameliyat güzel geçmiş." Ayliz'in konuşmasıyla tekrardan derin bir nefes vermiştim.
İyiydi. İyi olacaktı.
"Hallettin mi.?" Sol tarafımdaki adam konuştuğunda ona bakmadan başımı salladım.
"Siktim belasını." Tahmin etmişti bunu yapan piçi öldüreceğimi.
"Biraz hava alalım mı Cesur." Ayliz önüne eğilip konuşmuştu ama ona bile cevap vermemişti.
Ayliz'le göz göze geldiğimizde Sıla'da Selin'in yanına geçmiş ona sarılıyordu.
"Yıldız abla nerede." Dediğimde yandaki odayı gösterdi.
Cesur'a destek olmak için elimi omzuna koyduğumda Deniz'le aynı renk olan gözleriyle bana baktı.
"Yanında mıydın vurulduğunda." Bir kaç saniye bakıştık.
"Dedem." Diyebildim.
"Dedem yanındaydı." Ayağa kalkıp tekrar camın önüne gidip kısa sürede beni etkisi altına alan kadına baktım.
Dikkat çeken kızıl saçları delirtiyordu beni.
Sadece saçları değil dikkat çeken Deniz'di. Her şeyi dikkat çekiyordu.
Ve bunun farkında bile değildi.
İnsanlara olan davranışları, konuşması.
İç çektim.
Başıma çok büyük bir bela almıştım. Kızıl saçlı mavi gözlü bir bela.
Gözleri.
Okyanus gözleri. Beni okyanusun derinliklerine doğru çeken o gözleri.
Her şeyiyle delirtiyordu beni.
Yanıma gelen gölgeyle benim gibi kardeşini izleyen adamla omuz omuza durduk.
Cesur iyi değildi.
Şu an araları olmasa da Deniz'den her bahsedişince gözlerinin içi gülen adamı biliyordum. Biliyorduk.
Birbirlerine kızgın oldukları ve konuşamadıkları için anlaşamıyorlardı.
Deniz, Ayliz'e yapılanı öğrendiği an fırtına gibi esip gürlediği için Cesur onunla konuşamıyordu.
Dudaklarım yana kıvrıldı.
Deniz. Beni öldüreceksin sen Deniz.
Haksızlığı gördüğü an içinden başkası çıkıyordu. Kimse tutamıyordu onu.
"Vurmuşlar kardeşimi Cihangir."
İkimizde hala Deniz'e bakıyorduk.
"Güzel meleğimi vurmuşlar, koruyamadım. Nefret ediyor zaten benden." Cesur'a dönüp onun kimseden nefret edemeyeceğini söyleyeceğimde bana sarıldı...sırtına bir kaç kere vurdum.
"Uyanacak bir kaç saate böyle görmesin seni." Ağlıyordu.
"Söyleyemedim ona konuşamadım bir türlü her şey üst üste geldi...babam, Güneş, siktiğimin pezevengi...bir türlü ona zaman ayıramadım. Konuşsam anlardı beni." Başımı salladım.
Anlardı.
"Konuşursun." Dedim zorlukla.
"Deniz'den hoşlanıyorsun." Soru sormuyordu.
"Seviyorum." Dediğimde bir şey demedi.
"Pezevenk." Sonunda konuştuğunda hafifçe gülmüştük.
Birbirimizden ayrılıp tekrar odada yatan Deniz'e döndük.
"Görürsen aşık olursun derken ciddi değildim piç."
Dudaklarımız tekrar kıvrıldı.
Cesur ve Ayliz sevgiliyken bize sürekli anlattığı Deniz'i merak ediyordum ama o şımarıklık yapıp bir türlü tanışmaya gelmiyordu.
O zamanlar öyle sanıyorduk.
Ama şu an Deniz'in şımarıklıktan gelmediğini bilecek kadar tanıyordum onu. Mutlaka başka bir sebebi vardır.
Şımarıklık yapacak son insan bile değildi o.
"Aklım çıktı hastaneye gelene kadar...yaptığım haksızlıklar, bağırmalarım, kavga etmelerimiz hepsi gözümün önünden geçti."
Yoğun bakımın kapısı açıldığında ikimizde o tarafa döndük.
Murat abi seruma bir şeyler ekliyordu.
Cesur yanımdan kapıya gittiğinde hala içeriye bakıyordum.
Murat abiyle göz göze geldiğimizde gülümseyince başımla selam verdim.
"Selin." Yıldız ablanın sesiyle arkamı döndüm perişan haliyle buraya doğru yürüyordu.
Göz göze geldiğimizde hızlanıp kolumu tuttu.
"Cihangir, vurulmuş kızım." Yıldız abla bana sarıldığında bende bana sarılan kadını sarmaladım.
Deniz'in annesiydi o.
Öz olmasa da Deniz için Yıldız abla onun annesiydi.
"Bize gelecekti akşam, Çiçeği özledim dedi daha bir kaç saat önce konuştuk... şimdi.." Ağlıyordu.
Yıldız ablayla beraber koltuklara geçtiğimizde o hala halsizce bir kaç saattir başını omzuma koymuş ağlıyordu.
Ben de öylece yoğun bakım kapısına bakıyordum.
Cesur ve Ayliz hava alıp tekrar gelmişlerdi.
Deniz'in yüzü gözümün önüne gelip duruyordu. Güneş'in dün soyguna uğradık dediğindeki yüz ifadesi aklıma geldikçe sırıtıyordum.
Çok farklıydı.
Öyle bir ailede büyümesine rağmen her şeyi biliyordu. İnsanların ve paranın kıymetini biliyordu.
Hayatımda ilk defa bir kadına karşı böyle bir duygu hissediyordum. Yabancıydı bunlar bana. Nasıl davranmam gerektiğini bazen bilemiyordum sadece Deniz'i sarıp sarmalamak istiyordum.
Öpmek.
O güzel kırmızı dudaklarını öpmek istiyordum.
Deniz bana neler yapıyor hiçbir fikrim yoktu.
Tek bir şey biliyordum bundan sonra ondan ve duygularımdan kaçmayacaktım.
Yavaş yavaş yakınlaşacaktım ona.
"İlacı kestim uyanmasını bekleyeceğiz bir kaç saate uyanır diye düşünüyorum çok zorlamadık küçük hanımı ameliyat güzel geçti biliyorsunuz zaten, sadece sol kolunu bir süre zorlamayacak uyanınca ona da söyleyeceğim zaten."
"İyi değil mi Murat bey başka bir sıkıntı yok." Murat abi gülümseyerek başını salladı.
"Sıkıntı yok Cesur birazdan uyanır kardeşin rahatlayın biraz küçük hanım iyi diyorum..Saffet durmayın şöyle Deniz'i odaya alacağım birazdan toparlanın sizi böyle görmesin." Yıldız abla benden ayrılıp Selin'le sarıldığında Sıla'da bana kollarını sarmıştı.
"Çok şükür Allahım." Yan tarafımızdaki Yıldız ablanın sesini hepimiz duyuyorduk.
"Sıla bir çekilsene." Ayliz yanımıza geldiğinde Sıla çekilince o da sarılmıştı.
"İyi misin.?" Bir şey demeden sadece başımı salladım.
"Şu gözlerindeki korkuyu sil artık uyanacak bir kaç saate." Yüz yüze bakarken konuştuğunda gözlerimi kapatıp açtım.
İlk günden anlamıştı Ayliz. Deniz'de kaybolduğumu anlamıştı.
Dedem ve Cesur'u sarılırken gördüğümde tekrar camın önüne geçtim.
Uyanacaktı Kızıl.
"Hadi Deniz." Dedim ona bakarken.
Uyan artık.
Omzuma konan elle gözlerimi ondan çekip Cesur'a baktım.
Kollarını açtığında bu sefer ona sıkıca sarılan bendim.
"İyi misin.?" Dedi beni şaşırtarak.
"Sen iyi misin.?" Dedim.
"Uyanırsa daha iyi olacağım."
"Ben de." Diyebildim.
Uyanırsa çok iyi olacağım.
Ayliz herkese kahve getirmişti ve biz bir kaç saattir Deniz'in uyanmasını bekliyorduk.
Murat abi bir saat demişti ama neredeyse üç buçuk saattir bekliyorduk.
İleriden gelen Murat abi ve hemşirelerle ayağa kalktım.
Arkamdan dedem ve Cesur'da kalktı.
"Murat abi." Dedim soru sorar bir şekilde.
"Kontrole geldim...uyanır diye bekliyorduk ama uyanmadı bakacağım şimdi..sorun yok." Kartıyla yoğun bakım kapısını açıp içeriye girdiğinde direkt olarak yatakta yatan Deniz'e doğru yürüdü.
Hemşireler iki tarafına geçtiğinde Murat abi serumu ve ilaçlarını kontrol ediyordu.
Elini çenesine koyup sıktığında ben de dişlerimi sıktım.
Murat abinin sırtı bize dönük olduğu için sadece elini ve Deniz'in çenesini sıktığını görebiliyorduk.
Gözlerine ışık tuttuğunda tekrardan çenesini sıktı.
Murat abi eliyle bizi gösterdiğinde kaşlarımı çatmış ona bakıyordum.
Bir kaç dakika sonra hafifçe yana çekildiğinde beni ele geçiren kadının okyanuslarını gördüğüm an zaman durmuştu.
Deniz uyanmıştı.
Uyanmıştı okyanus gözlü.
Gözleri herkeste gezdiğinde dedem ve Yıldız ablaya uzunca bakmıştı.
Dedem cama yapışmış olan elini salladığında Deniz gülümseyerek gözlerini kapatıp açtı.
Gözleri tek tek herkeste gezdikten sonra benim kehribarlarıma tutundu.
Derin nefes alıp verişini göğüsünün inip şişmesinden anlamıştım.
Bir elim istemsizce cama tutunmuştu.
Gülümsediğimde anında karşılık vermişti. Yorgun bir şekilde gülümsedi. Yorgun ve halsiz.
Murat abi bir şey sormuş olacak ki bana bakarken konuşmuştu.
Gözleri bir iki saniye Murat abiye kaysa da geri hemen bana bakıyordu.
"Çok şükür Allahım." Diyordu Yıldız abla.
Elini kalbine koymuş dua ediyordu.
Hemşireler de konuşmaya başlayınca Deniz göz temasımızı keserek onlara baktı.
"Sıla, evi ara Deniz'e bir kaç kıyafet ayarlasınlar şoförle göndersinler." Sıla Ayliz'i onaylamış olacak ki hemen uzaklaştı.
Deniz hala bir Murat abiye bir de hemşirelere bakıyordu.
Gözleri tekrar beni bulduğunda yarıya kadar kalkan elini gördüğüm an ciddi ifadem yerini gülümsemeye bıraktı.
Murat abi ona yardımcı olmak için havadaki elini tutarak biraz daha kaldırdığında Deniz anında elini sallamıştı.
Selin ona öpücük atarken ben sadece gülümsüyordum.
Kıyamıyordum Deniz'e.
O ve kalbi bu Dünya için Çok hassastı. Narindi Deniz.
Gözleri Cesur'a tutunduğunda uzaktan da olsa dolduğunu görmüştüm.
Cesur iki elini cama sertçe vurduğunda Deniz tekrar gülümsedi. Elini tekrar kaldırıp Cesur'a doğru salladı.
Seviyordu abisini.
Ne kadar kırılsa da seviyordu.
Onun gibi birisi küs kalamazdı zaten.
Gözleri tekrardan bana değdiğinde şaşırsam da bakmaya devam ettim. Gözleri ağır ağır kapanmaya başladığında Murat abi bize dönüp hemşireye baktı.
Deniz'in gözleri ağır ağır kapanırken dudakları kıpırdıyordu. Bir şeyler söylüyordu.
"Girebiliyor muyum yanına...niye uyudu tekrar." Cesur tedirgin bir şekilde konuştuğunda benim de kaşlarım çatıldı.
Hemşireler serumu bıraktığında Deniz artık tamamen uyumuştu.
Murat abi elindeki dosyaya bir şeyler yazarak kenara bırakıp kapıya doğru gelince camdan ayrılıp o tarafa geçtik.
"Niye uyudu...bir şey söyledi mi iyi miydi.?" Cesur sorularına başlamıştı.
"Durumu iyi merak etmeyin. Ağrıları vardı hala tam toparlanabilmiş değil. Yaralarının durumunu anlattım sol kolunu bir süre kullanamayacağını ona da söyledim. Sizi sordu, Saffet'i sordu özellikle." Dedem başını yere eğmişti.
"İyi olduğunu size söylememi istedi." Hala bizi düşünemezsin.
"Cihangir'in gelip gelmediğini sordu..camı gösterdim." Dudağımın kenarı kıvrılmıştı.
Bu kadın beni delirtiyordu.
Beni sorması gidip ona sarılma isteğimi arttırmaktan başka bir şey yapmıyordu.
Gidip dudaklarına kapanmak istiyordum ama bir yandan ürkütmek de istemiyordum.
Değer veriyordum ona. Çok fazla değer veriyordum.
Deniz benim bunca zaman aradığım nadide bir elmas gibiydi. Bir yanım hep eksikti bunun farkındaydım ama Deniz...o benim eksik parçamdı.
Onunla tamamlanmıştım. Tamamlanacaktım.
Deniz'den.
Kulağıma gelen uğultularla parmaklarımı kıpırdattım.
Parmağıma değen sertlikle gözlerimi açmaya çalıştım. Birisi elimi tutuyordu.
"Selin." Dedim odada olduğunu tahmin ettiğim için.
Sesim.
Sesim çok kötüydü.
"Deniz...abim bana bak bir tanem." Alnımdaki eller saçlarımı geriye çekiyordu.
"Deniz." Abim sürekli konuşuyordu ama gözlerimi açamıyordum.
"Abi."
"Burdayım abim...burdayım her şeyim." Ellerimi öpüyordu.
"Cihangir burada mı.?" Kimseden ses çıkmayınca gözlerimi açmak istemiştim.
Sadece aklımda sürekli o olduğu için yanımda olup olmadığını merak etmiştim.
"Cihangir Ayliz'le beraber koridorda." Selindi konuşan.
"Ben de buradayım Deniz." Sıla'ya gülümsemek istemiştim.
"Abi." Dedim halsiz sesimle.
"Söyle abim." Abim alnımdan üst üste öpüyordu.
"Yıldız teyze ner.."
"Burdayım annem...mavişim kurban olurum sana." Bu sefer tebessüm ettiğime emindim.
Hepsi odada mıydı yani.
Cihangir hariç.
Yavaş yavaş gözlerimi açtığımda abim ve Yıldız teyzeyi gördüm.
Gülümseyerek bakıyorlardı.
Onlara gülümseyip tekrar açık tutamadığım gözlerimi kapattım.
"Saffet bey iyi mi.?"
Abim ellerimi öpmeyi bırakıp konuşmuştu.
"İyi, herkes çok iyi bir tanem merak etme." Abimin cümlesini bitirmesiyle kapının sesini duymam bir olmuştu.
"Bak geldi Saffet amca." Gözlerimi tekrar açtığımda gördüğüm adamla gülümsedim.
O şaşkınlıkla adımlarını hızlandırıp diğer tarafıma geçip alçıda olan koluma dokundu.
"Korkuttun bizi... iyi misin Deniz." Başımı salladım ona.
"Siz iyi misiniz." Çenesini büktü sıkıntıyla.
"Ben iyiyim kızım biraz kendini düşün hala beni soruyorsun...yaptığın şey.." Cümlesini yarıda kesen kişi bendim.
"Sizi vuracaktı."
"Bu konuyu seninle daha sonra konuşacağım ve bu sert bir konuşma olacak Deniz." Kızgındı.
Bir şey demedim.
İyi olması yeterliydi benim için.
Gözlerim tekrar odada gezindi.
Selin kapının orada telefonla konuşurken Sıla'da telefonundan bir şeyler yazıyordu.
Derin bir nefes aldığımda abim tekrar saçlarımla oynamaya başladı. Gözleri kızarıktı.
Elimi yüzüne uzattım. Parmaklarım göz altlarında dolaştı.
"İyi misin." İyi değildi ama yine de sormuştum.
Elimin kenarını öptüğünde konuştu.
"İyiyim abim uyandın ya çok iyiyim." Eline uzanıp tuttum.
Hepsi korkmuş görünüyordu.
Gözlerimi tekrar kapattım.
Cihangir'i hemen görmek istemem kötü bir şey miydi.?
Uyanır uyanmaz ilk onu görmek istemem bencillik miydi.?
Sızlanarak başımı yastığa çarptığımda ne yaptığımı sonradan anlamıştım.
"Noldu.?"
"Deniz, bir yerin mi ağrıyor noluyor."
"Deniz."
Herkes yatağın yanına gelerek bana bakıyordu.
"İyiyim merak etmeyin." Gözlerimi Saffet beye çıkarttım.
Ona torunundan hoşlandığımı söylemiştim.
Anlar mıydı gözlerimden.
Cihangir'i görmek istediğimi anlar mıydı.?
"Deniz.?" Yıldız teyzenin elini tuttum.
"İyi misin kızım, çağırayım mı Murat beyi." Ona başımı olumsuz anlamda salladığımda kaşlarını çatarak Selin'e baktı.
Gelmemişti.
Ameliyattan çıkmıştım ama o yoktu.
Hoşlanmadığını daha ne kadar belli edebilir ki adam. Yüzsüz olan bendim.
Dudaklarım istemsizce titremeye başladığında gözlerim de doluyordu. Ağladığım şeyi sonradan idrak ettiğimde kendime kızdım.
Gelmediyse gelmedi Deniz. Ağlama.
"Abim." Gözlerimi kapatıp damar yolu açılmış kolumu kaldırıp gözyaşlarımı silerken kimseye cevap vermiyordum.
"Deniz konuşalım mı aşkım."
Gözlerim tekrar kapıya gitti. Gelmeyecekti.
Uyandığımdan haberi yok mu.?
Kapı açılmıştı ama gelen yoktu, odadan Sıla ve Selin çıkmıştı.
"Geleceğim birazdan annem." Yıldız teyze de gitmişti.
Abim ve Saffet bey kalmıştı.
Abimin eli yüzümde dolaşmaya başlayınca gözlerimi kapattım ve hala titreyen dudaklarımı birbirine bastırdım.
Burnumu çekip gözlerimi açtığımda direkt olarak Saffet beye baktım ağzımı açıp Cihangir'i soracağım zaman kapı açıldığında umutla baktım ama heyecanım fazla uzun sürmedi.
Doktor gelmişti.
"Gel Murat." Dedi Saffet bey.
"Deniz'i kontrol'e geldim." Bana bakınca göz göze gelmiştik.
"İyi misin, ağrın var mı.?" Şu an yoktu.
Murat beye hayır diyerek mırıldandım.
"İlaçları kesmiştim bu yüzden ağrıların bir kaç dakikaya kendini belli etmeye başlar...tekrardan ekliyorum." Seruma bir şeyler yapıyordu.
"Genel durumuna sabah uyandığında bakacağım...şimdi seni mecburen tekrar dinlendirmemiz gerekiyor."
Sanırım tekrar uyuyacaktım.
Bir şey demedim. Aklım başka yerdeydi.
Hadi Cihangir gelmedi, Ayliz neden gelmiyor. Belki ona sorabilirdim ama o da gelmemişti.
Saffet bey ve Murat bey kapıyı yavaşça açıp çıktıklarında abimle baş başa kalmıştık.
Gözleri kıpkırmızıydı.
"Korkuttun beni." Elini sıkıca tuttum.
"Çok korktum Deniz, sana bir şey olursa ben nasıl yaşarım." Gözünden akan bir damla yaş elimin üzerine düşmüştü.
"Beni yanlış anlıyorsun. Tamam şerefsiz gibi davrandım sana ama çok üzerime geldin. Sen, Ayliz...Güneş. Hepsi üst üste geldi abim aptal gibi sana patladım özür dilerim." Derin bir iç çekti.
"Her şeyi anlatacağım sana tamam mı.? Konuşacağız...sen kendini toparladığında konuşacağız anlayacaksın beni." Gözlerimi kapatıp açtığımda yorgun yüzüyle hafifçe gülümseyip alnımdan öptü.
"Ayliz'i ya da seni isteyerek bırakmadım, bırakmam. Seni bırakır mıyım isteyerek Deniz." 3 buçuk dört sene önce tanıdığım abim bırakmazdı.
Göz kapaklarım ağırlaşmaya başladığında dayanamayarak kapattım.
"Abi." Dedim ama dilimin ucundakileri bir türlü söyleyemedim.
Avuç içimi tekrar öptü ve sanki aklımı okur gibi konuştu.
"Cihangir geldiğimizden beri kapıdan ayrılmıyor, dışarıda sen uyanmadan önce buradaydı ama çıktı...kendini suçladığı için uyandığından beri odaya gelmiyor." Gözlerimi tekrar açtım.
"Cihangir'den.."
"Biliyorum bir tanem. Biliyorum." Abim ondan hoşlandığımı biliyordu.
Utanmıştım. Kocamdan hoşlandığım için utanmıştım.
"Bir kere gelseydi." Duydu mu bilmiyorum ama ben artık tamamen bilincimi kaybediyordum.
"Uyandığında burada olacak söz veriyorum. Uyandığında ilk onu göreceksin." Öylesine başımı salladım ve kendimi derin bir uykuya bıraktım.
******
"Git bak Ayliz." Cihangir, Ayliz'in kolundan tutup kapının önüne getirdiğinde Ayliz şaşkınlıkla kardeşine bakıyordu.
"Sakinleşir misin Sıla'ya mesaj attım gelecek birazdan."
Kalbi hızla atan adam odanın etrafında tur atmaya başlamıştı. Yetmedi koridorda da tur attı.
Giremiyordu sevdiği kadının yanına.
Utancından kapıya bile yaklaşmıyordu.
"Ayliz söyle Sıla'ya çıksın hadi uyanık mı şu an onu söylesin." Ayliz tekrar kardeşine mesaj attı.
Kendisi de giremiyordu genç kızın yanına.
Kısa sürede sevgisini kazanan kızın yanına giremiyordu. Ona yaptığı haksızlıklardan sonra merak etmesini belki de gerçekçi algılamazdı Deniz. Sahte bulabilirdi.
Bu yüzden içeri girmiyordu.
Kapı sonunda açıldığında Sıla ve Selin çıkmıştı.
Serkan, Selin'i görür görmez oturduğu yerden kalkıp onun yanına geçerken Selin onun tersi yönünde yürümeye başlamıştı.
"Konuşsana Sıla.!" Cihangir'in sabırsız sesi koridorda yükselmişti.
"Tamam abi bir dur niye bağırıyors.."
"Sıla.!" Diyerek sözünü kesti genç adam.
"Uyandı...konuştu hepimizle ama gözleri sürekli seni aradı. Seni sordu direkt." Cihangir farkında olmadan tebessüm etmişti.
"Kapının önünde dedik ama üzüldü..abi uyumadan bir git yanına." Sıla abisini ikna etmeye çalışırken odadan bu sefer de Yıldız çıkmıştı.
Cihangir'in yanına gelerek koluna tutundu.
"Seni sordu ve görmeyince çok üzüldü istersen bir bak." Dedikten sonra Çiçek'e ablasının uyandığını haber vermek için uzaklaşmıştı.
Cihangir hala kapının önünde beklerken çıkan dedesi ile etrafına bakındı.
"Noluyor sana." Demişti Saffet bey sertçe.
"Gitsene kızın yanına niye üzüyorsun daha yeni uyandı." Cihangir, doktor çıktıktan sonra odaya geçmişti ama Deniz çoktan verilen ilaçlardan dolayı uyumuştu.
O sırada Cesur'da kardeşinin solgun yüzüne bakıyordu.
******
"Gelemedim yanına." Odadaki sesler boğukça kulağıma geliyordu.
"Seni sordu." Abimden sonra bir süre ses çıkmadı.
"Üzüldü mü.?" Soruyu Cihangir sormuştu ama abim cevap vermemişti. Ya da vermişti ama ben duymamıştım.
Aklım yeni yeni başıma gelirken gözlerimi kocaman açmak istedim.
Cihangir gelmişti.
Ellerime dokunun ellerle kirpiklerim titredi.
Üzerindeki dudakların baskısıyla önce abim sansam da bu Cihangir'di.
Cihangir elimin üstünden öpmüştü.
Elleri hala üzerimden çekilmemişti.
"Her şeyi konuşacağım dedim ama daha yüzüne bakmaya cesaretim yok, ben yetişseydim vurulmayacaktı." Saçmalıyordu.
Gerçekten saçmalıyordu.
"Mal mal konuşma lan seninle ne alakası var."
Abime cevap vermedi.
Onun yerine kolumu öpmüştü.
"Benim şirketimde benim karımı vurdular lan ne konuşuyorsun sen Cesur."
"Cihangir siktir git şuradan benim sinirlerimi bozma."
İkisinden de ses gelmeyince kolumdaki dudakların sahibini görmek için gözlerimi açtım.
Gördüğüm kahverengi saçlarla gülümsedim.
Abim benim uyandığımı görüp sadece gülümsediğinde aynı şekilde karşılık verdim.
Cihangir alnını koluma yasladığı için göremiyordu beni.
Diğer elimi kaldırıp saçlarını okşamak istedim ama kolum alçıdaydı.
"Siz konuşun." Abim odadan çıktığında Cihangir'in bana dönmesi saniye olmamıştı.
Göz göze geldiğimizde sonunda rahat bir nefes alabilmiştim.
Kısa sürede beni bu denli etkisi altına alan gözlerle sonunda tamamen uyandığımı hissedebilmiştim.
****************
BÖLÜM SONU
Bölümü nasıl buldunuz.?
Bölüm çok gecikti farkındayım ama kızmayın bu ay çok fazla şeyle uğraşmak zorunda kaldım. Bundan sonra bölümleri düzenli atmaya çalışacağım. (Şüpheli)
Oy sınırı 350
Yorum sınırı 200
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
