14. bölüm / 36
Vurgun14. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 14. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime · Okuduğun bölüm
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Oylarınızı unutmayın lütfen aşklarım çok önemli..
Oy sınırı 200
Yorum sınırı 50
Keyifli okumalar...
"Anne, babam yakın zamanda gelecekmiş Cesur abi söyledi." Abim öğrenmiş miydi kendi kızı olduğunu.
Şu an herkes tedirgin bir şekilde abime bakıyordu.
Ayliz bana bakıp başını hayal kırıklığı ile iki yana salladığında kaşlarımı çatmıştım.
Benim abime söylediğimi sanıyordu.
Cihangir de bana bakınca artık hepsinin beni suçladığını anlıyordum..
"Siz kafayı yediniz galiba." Dedim Ayliz ve Cihangir'e bakarak.
Çiçek ve Güneş olduğu için bağırmadım ama sesim sinirli çıkmıştı.
Sandalyemi arkaya iterek masadan kalktım.
Cihangir'de arkamdan geliyordu.
Biraz ilerideki kapıyı açıp terasa çıktığımda Cihangir kolumdan tuttu.
"Sakinleş bir şey demedim." Güldüm bu dediğine.
"Demene gerek var mı Cihangir...Nasıl baktığının farkında mısın sen.!" Şimdi bağırmıştım işte.
"Deniz tamam diyorum otur şuraya kızarıyorsun." Sinirden yüzüm kıpkırmızı olmuştur.
"Gerçekten yettiniz artık Cihangir...Sen abim kardeşin ablan yettiniz...Ya küçük Güneş bile.." devamını getirmedim sustum.
"Güneş bile ne.!" Dedi sesini yükselterek.
"Yok bir şey hepiniz en iyisisiniz tamam mı Cihangir ben kötüyüm Çiçek kötü siz süpersiniz.!" Bağırıp elimle de alkışlıyordum.
"Deniz...niye böyle bir şey yaptın, niye ikili oynadın." Ayliz'e döndü bakışlarım.
"Ben söylemedim.!" Sesim fazla yüksek çıkmıştı.
Ayliz alayla gülerek Cihangir'e döndü.
"Bu mu Deniz farklı hissediyorum dediğin kız." Ellerini saçlarından geçirip arkasını döndü.
"Eğer kızımı benden alırsa seni mahvederim Deniz." Dişlerimi sıktım.
Ben gerçekten bunlara daha fazla dayanamayacaktım.
Annemlerin onca lafına rağmen ağlamayan ben bu insanların bana inanamamasına neden ağlıyorum.
Sandalyeye oturup elimle yüzümü kapattım.
Saçlarım önüme doğru sallanıyordu.
"Ben biliyordum...o kadının kızına güven olur mu.? Biliyordum ama lanet olsun ben de farklı sandım bu kızı.!" Ayliz çıldırmış gibi bağırınca gözyaşlarımı silip ellerimi yüzümden çektim.
Terasa sıra sıra abim ve Selin'in girmesiyle Ayliz sustu.
Selin hızla yanıma gelmek yerine Ayliz'in önüne geçip bağırmaya başladı.
"Bana bak Ayliz misin Aylin misin her ne haltsan başlatma şimdi zırlamana yemin ederim ben Deniz'e benzemem yapışırım saçına kes o sesini.!" Abim Selin'in kolundan çekip uzaklaştırmaya çalışıyordu.
Selin ellerini savurup Ayliz'e vurmaya çalışırken araya Cihangir'de girdi.
"Sen gerçekten mahalleden çıkmışsın kızım.!" Ayliz'in bunu söylemesiyle gözüm döndü.
Selin bu laftan nefret ediyordu.
"AYLİZ KES SESİNİ SUS.!" O kadar yüksek bağırmıştım ki içeridekiler bile duymuştur.
Cihangir ve abim şokla bana dönerken Selin hızla abimden ayrılıp yanıma geldi.
"Tamam alınmadım bile Deniz sakin ol." Çenemin kenarından tutup ona bakmamı sağladı.
"Gerçekten takmadım bu şeytanı mı takacağım kızım." Kriz geçireceğimi anlamış gibi gülümseyerek konuşuyordu.
"Ayliz asıl ben seni mahvederim.!" Dediğimde abim de yanıma gelmişti.
"DOKUNMA SENDE." Ona da bağırdım.
"Tamam sakinleş bir şey yok." Ayliz'e döndü.
"Deniz kimse seni suçlamıyor biliyorum senin demediğini.." Cihangir devam edecekken Ayliz yine konuştu ama sesi kısıktı.
"O yaptı."
"Sen gerçekten aptalın tekisin Ayliz. Deniz bana ölse bile söylemezdi." Abim konuşunca neredeyse üstümden bir yük kalkmıştı.
Ellerim titrerken ben de derin nefesler almaya çalışıyordum.
Terasa bu sefer de Sıla ve Serkan girince Selin titreyen dizlerimi tuttu.
Evet Selin yere eğilmiş dizlerimi tutuyordu.
"Sakinleşir misin Cesur abi senin demediğini söyledi bak,hadi aşkım." Saçlarımı okşayarak konuşuyordu çünkü böyle sakinleşeceğimi biliyordu.
"Cihangir.." Serkan'da konuşmuştu.
Cihangir cevap vermemişti ama beni şaşırtan diğer şey ise abimin de aynı Selin gibi dizlerinin üstüne çöküp bacağıma dokunmasıydı.
"Sakin ol güzelim bir şey yok suçlanmıyorsun şu an Deniz." Kolumu okşamaya başladığında gözlerimi kapattım.
Hayatta en korktuğum şeyin hatta neredeyse travmam sayılacak olayın bu olduğunu ikisi de biliyordu.
Birinin bana inanmaması ya da üzerime iftira atılması en korktuğum şeylerden birisiydi.
Küçüklükten kalma bir travma.
Abim gitmeden önce her zaman beni bu konuda sakinleştirmişti ama o gittiğinde yanımda hep Selin vardı.
Kriz anlarımda o devreye giriyordu.
"Ben söylemedim." Dedim abime bakarak.
Hızlı hızlı başını salladı ve yüzümü kavradı.
"Ben öğrendim bir tanem sakinleş ve ağlama." Gözlerimden istemsizce yaşlar akıyordu..
Gözlerimi tekrar kapattım.
"Deniz bana bak hadi bir şey yok ben öğrendim, Sıla söyledi."
"Ben söylemedim Ayliz." Dedim fısıltılı sesimle.
"Özür dilerim...özür dilerim Deniz." Ayliz'de diğer tarafa geçmiş dizime dokunuyordu.
"Selin gidelim lütfen." Gözlerimi açıp sadece Selin'e bakmıştım.
"Hemen, hemen gidelim aşkım annemlere haber verip geliyorum tamam mı...gelicem Deniz burdayım." Elini bırakmadığım için son cümleyi söylemişti.
"Deniz." Abim çenemden tutup kendine bakmamı sağladığında Selin son kez bana bakıp gitmişti.
"Ayliz seni suçlamıyor biraz sakinleş hadi ver elini abim." Sağ elimi avcunun içine alıp daireler çizmeye başladı.
İç çektiğimde Ayliz'den bir hıçkırma sesi geliyordu.
"Cihangir o sandım ben nerden bileyim." Cihangir'e sarılıyordu.
"Abla özür dilerim yemin ederim dayanamadığım için söyledim, Güneş onun da kızı."
"SILA DEFOL GİT.!" Ayliz öyle bir bağırmıştı ki.
"Abl.."
"Çıkar şunu Serkan siktirsin gitsin.!" Ayliz fazla sinirliydi ama şu an onu düşünmek istemiyordum.
"Cihangir...Ayliz, noluyor...Deniz.?" Saffet bey de geldiğinde hızla gözyaşlarımı silip başımı eğdim.
"Noldu Deniz...Ayliz.!" Saffet bey bağırınca irkildim.
"Dede, Sıla söylemiş...Cesur'a Sıla söylemiş Deniz sandım, yabancı olan oydu bilemedim gerçekten özür dilerim ben böyl.."
Saffet bey bastonunu yere vurunca Ayliz sustu.
"Deniz iyi misin özür dilerim torunum adına." Sesi o kadar yumuşaktı ki.
Hızla başımı kaldırıp ona baktım.
"Sorun yok siz özür dilemeyin Saffet bey." Dedim ama sesim çatallıydı.
Selin tekrar gelmişti.
"Biz gidelim artık hadi Deniz evimize gidelim." Evimiz.
Ayağa kalkmaya çalıştım ama Saffet bey izin vermedi.
"Bekle biraz küçük hanım Deniz'le ben bir konuşayım...korkulukların oraya gelir misin lütfen Deniz." O önden yürümeye başladığında arkasından gideceğimi zaten biliyordu.
Kalktığımda abimin kolları arasındaydım.
Sarılmıştı bana.
"Ağlama kimse seni suçlamıyor." Sakinleşmem için hala çabalıyordu.
Tepki vermedim ona.
Ayliz'e gözüm kaydığında Cihangir'in yanında bana baktığını gördüm.
"Dediğin gibi ben çok salağım Ayliz herkese hemen inanıyorum, herkesi kendim gibi sanıp güveniyorum." Cihangir'e döndüğümde keskin gözleri ve tedirgin bakışları üstümdeydi.
"Beni korumak için bir plan yaptınız ama ben kendimi koruyabilirim...yarın nikah olmayacak, istemiyorum." Derin bir nefes alıp devam ettim.
"Ben sizin gibi insanlarla yapamam." Kibirli, kendini bilmez, üstten bakışlar atan insanlar.
Yalancı insanlar.
"Konuşalım." Cihangir sadece bunu söylemişti.
Başımı iki yana salladım.
"Konuşacak bir şey yok bir gün denedik ve olmadı ben...ben her günümü bu şekilde geçirmek istemiyorum, her olayda üstüme gelip beni suçlayacak insanlarla yapamam ben istemiyorum. Olmaz." Diğerlerinden yeni kurtulmuşken olmaz.
Yenilerini başıma musallat etmek istemiyorum.
"Ben ne diyorsam onun dışına çıkmam Ayliz, seni satmayacağım dediysem satmam bunu unutma...ya da unutabilirsin bir daha yüzünüzü görmek istemiyorum." Sesim çok sakindi.
Hatta onları bile şaşırtmıştı ses tonum.
Selin'e döndüm.
"Saffet beyle konuşup geliyorum." Dedim ama bir çift kehribarın üstümden bir saniye ayrılmamasıyla geriliyordum.
Beni sakinleştirmeye çalışmıştı ama ablasına bir şey dememişti.
Demişti ama tatmin olmamıştım. Bana güvenmiyorlardı.
Arkamı dönüp merdivenlerden inmeye başladığımda hepsi birbirine bağırmaya başlamıştı bile.
Sıla.
Abimi gerçekten ablasına ihanet edecek kadar çok mu seviyordu.
Öyleydi.
Saffet bey arkası dönük bir şekilde denize bakıyorken ben de arkamdaki kaosa baktım.
Tek bir kişi hariç hepsi tartışıyordu.
Cihangir.
Ellerini pantolonunun cebine koymuş beni izliyordu.
Saçlarım uçuştuğunda hızla önüme dönüp Saffet beyin yanındaki yerimi aldım.
"Senin söylemediğini de söylemeyeceğini de biliyorum Deniz." O Sıla'nın söylediğini daha bilmiyordu.
"Eminim ki Cesur'a Sıla söylemiştir ya da kendisi anlamıştır ikisinden birisi."
İkisi de doğruydu.
Bu adam fazla mı zeki.
Torunlarından daha zeki olduğu belli.
"Torunumun aptallığı ve saygısızlığı için ne kadar özür dilesem de az olacağı için sana bir söylemek istiyorum."
Pür dikkat onu dinliyordum.
"Cihangir ve Ayliz seni önceden tanıyorlardı Deniz." Kaşlarım havaya kalkmıştı.
"İkisi de Cesur ve Ayliz sevgiliyken seni yakından tanıyorlardı...İki kere seninle buluşma ayarladılar ama sen hiçbirine gitmeyince istemediğini düşünüp seni Derin gibi bir şey sandılar...Hoş senin abinin sevgilisiyle buluşacağından haberin yokmuş sadece arkadaşları sanıyormuşsun." Daha ne kadar şaşıracaktım bilmiyorum.
"Abim hiçbir zaman bana seni sevgilimle tanıştıracağım demedi Saffet bey."
Bana döndü.
"Biliyorum." Dedi yüzümü incelerken.
"Ben evlenmek istemiyorum...evlenme olmayacak." Şaşırmamıştı.
"Haklısın, çok haklısın ama sadece bu olay içinse bir daha düşünmeni istiyorum senden, bu evlilikte benim ya da Cihangir'in bir çıkarı yok Deniz bu tamamiyle seni korumak için yapılmış bir plan...O da Cihangir istiyor diye." Son cümleyi sessiz bir şekilde söyledi.
Bakışlarımı kıyıya vurup duran dalgalara çıkarttım.
"Olmuyor, yapamıyoruz alışamayız biz birbirimize. Biliyorum her konuda beni suçlayacaklar ve ben kendimi anlatmak istemiyorum." Elini omzuma koydu.
"Bir daha böyle bir sorun yaşanmayacak Deniz sana söz veriyorum bana inanmıyor musun koskoca adamım." Alayla gülümsedi.
"İnanıyorum." Sessizce konuşmuştum.
Bir kaç bağırış sesiyle abim ve Ayliz'in kavga ettiğini arkamı dönmeden bile anlamıştım.
Saffet bey göz ucuyla arkaya baktı.
"Senden burada kalıp biraz gözlem yapmanı istesem...Cihangir'i dinle Deniz seninle konuşmak istediğini gözlerinden anlayabiliyorum ki o bunları yapacak bir adam değil inan bana."
Saffet bey aklımı karıştırıyordu.
Kalmak istemiyordum ama ayıp olacağı için bir şey diyemedim.
"Son kez...Saffet bey son kez torunlarınıza şans veriyorum bir daha böyle bir şey olursa size ayıp olsa bile anında giderim." Sesim biraz sert sert çıkınca gülümsedi.
"Merak etme Deniz tekrarı olmayacak kızım." Kızım..
Burukça gülümsedim.
Abim ve Ayliz iyice bağırmaya başladıklarında seslerine Cihangir'in sesi de eklenmişti.
Arkamızı döndüğümüz de hepsinin birbirini öldürecek bir pozisyonda olduğunu gördüm.
Saffet bey bana bakıp hızlı hızlı yürümeye başladı.
"Şunlar birbirini öldürmeden ayırayım." Giderken de konuşmuştu.
Ben de arkasından pıt pıt yürüyordum.
"Sen bittin Ayliz bunu yapmayacaktın lan bunu yapmayacaktın.!" Cihangir abimi tutuyordu.
Merdivenleri çıkıyorduk.
Ayliz ağlıyordu.
"Siktirme belanı lan dur yerinde.!" Cihangir öyle bir konuşmuştu ki. Ses tonuyla korkmuştum.
Gözleri merdivendeki bana kaydığında kaşları düzeldi.
Abimi tutan eli gevşedi.
"Abi.!" Sıla'nın bağırtısıyla bakışlarımız ayrıldı.
Abim masaya tekme atıp yan devirmişti. Masa mermer olduğu için kırılmış ve parçaları her yere dağılmıştı.
Birisi ayağımın yanından geçip aşağıya düştüğünde Cihangir abimi bırakıp bana elini uzattı.
Kalan son üç basamağı onun yardımıyla çıkmıştım.
Eli, kolumu bırakmamıştı.
"İyi misin." Dedi merakla. Başımı salladım.
"Biraz daha iyiyim."
Sağ eli, kolumda boylu boyunca gezdi ama bunu istemsizce yapmıştı.
Saffet bey abimin yanına gitmiş konuşuyordu.
"Konuşacak mıyız.?" Cihangir göz ucuyla abimlere bakıyordu.
Tetikte bekliyordu ama hala konuşacak mıyız diye de soruyordu.
Biraz daha yalvarsın.
"Bilmiyorum."
Verdiğim cevap hoşuna gitmemişti.
"Ortalık karışık sen ne diyorsun Cihangir Ayliz'e su getireceğim çekilir misin.?" Bunu söylememle gözlerinden geçen ışıltıya şahit oldum.
Şaşırmıştı.
Evet az önce beni suçlayarak krize sokan birisine su götürmek istedim.
Kötü duruyordu ve yanında kimse yoktu.
Aptalsın derken yalan söylemiyorlardı.
Gerçekten aptaldım.
Cihangir koluma sürtüne sürtüne elini çekip önümdeki keskin mermerleri ayağıyla bahçeye atıp yol açtı.
"Geç bakalım." Dedi ve ben hızla mutfağa doğru neredeyse koştum.
İçeriye de sesleri geliyordu.
Acaba Yıldız teyze ve çocuklar neredeydi.
Mutfakta bardak arayıp su doldurmam bir kaç dakikamı aldı.
Tekrardan hızlıca geldiğim yolu döndüğümde ortalıkta kimse görünmüyordu.
Teras kapısını açtığımda Ayliz'i ağlamaktan nefes alamaz bir halde görünce koşarak Saffet bey ve ikisinin yanına geçtim.
Yanına çöktüğümde ellerini yüzünden çekip bana ve elimdeki suya baktı.
"İç hadi." Elleri titreye titreye benden aldı ama dedesine bakmaya başladı.
Saffet bey de kızgınlıkla ona bakıyordu.
Ayliz tekrar bana bakarak suyu içti.
Elimi dizinin üstüne koyup okşadım. Destek vermeye çalışıyordum.
Az önce bu halde olan benken şimdi ona destek veriyordum.
"Özür dilerim çok özür dilerim Deniz kendimde değilim yemin ederim korkuyorum." Bir şey demeden içtiği suyu aldım.
"Bir tane daha istiyor musun." Arkamızda kıyamet koparken bizim sohbetimize gülmek istedim.
Selin ve Cihangir abimle konuşuyorlardı.
Serkan'da ağlayan Sıla'yı sakinleştirmeye çalışıyordu.
Ayliz başını iki yana sallayınca tekrar mutfağa gittim.
Sanırım bir sürahi götürsem iyi olacaktı.
Bir tane daha bardak çıkartıp hemen doldurdum.
Sıla'ya götürüyordum.
Şu an ikisi de kötüydü ve ben onlara bir şey yapmazsam için rahat etmezdi.
Cihangir Sıla'ya bağırırken yanlarına gittim.
"Tamam Cihangir bağırma iyi değiller şu an." Cihangir'de elimdeki suya bakıp sinirle arkasını döndü.
"Otur hadi Sıla iç suyu." Yandan bir sandalye alıp kaldırdım. Abim hepsini devirmişti. Kaldırdım dedim ama Cihangir benim eğileceğimi anlayıp anında kaldırmıştı bile. Ağırdı çünkü.
"Gel." Dedim sandalyeyi Sıla'ya sürüklerken.
Oturduğunda kolunu tutup suyu uzattım.
İçli içli ağlıyordu.
Titreyen elleriyle suyu alamayınca ben içirmeye çalıştım. Biraz çenesinden dökülse de içmişti.
Yüzündeki saçları çekip biraz yüzüne doğru üfledim.
Kıpkırmızı olmuştu.
Boynundaki damarlar patlayacak gibi duruyordu.
"Deniz." Dedi ağlamaya devam ederken.
"Sakinleşince konuşuruz." Dediğimde başını yere eğdi.
"Çok aptalım."
Bir şey demedim.
Öyleydi.
Ablasını satmıştı.
Arkamı dönüp abime bakacağım zaman Cihangir ve ikisinin ellerinde sigarayla bana baktığını gördüm.
Sıla'nın ellerini tutan ellerime bakıyordu Cihangir.
Selin'de Ayliz'in yanındaydı.
Elini bırakıp ayağa kalktığımda hafiften bir başım dönüyordu.
Yemek yiyememiştim sofrada.
Elimdeki bardağı koyacak bir yer bulamayınca elimde tutmaya devam ettim.
Ayliz'e doğru giderken önce gözlerim karardı sonra da elimdeki bardak düştü.
Ben elimi ileriye uzatıp düşmeyi beklerken birisi hemen bedenimi tutmuştu.
"Deniz.!" Abimin dedi uzaktan geliyordu.
Cihangir'di beni tutan.
"Deniz noldu Cihangir.!" Saffet bey.
"Deniz tansiyonun mu düştü." Selin sakin olmaya çalışıyor gibiydi.
"Yemek yemedi tansiyonu düşüyor tansiyon aleti var mı.?" Selin bunu Ayliz'e sormuştu.
Yüzümdeki ellerle gözlerimi açtım.
Bardak kırılmıştı şimdi birisi ona basacaktı.
"Cihangir, bardak kırıldı basmasınlar." Beni hepsi duyduğu için bir kaç saniye kimse konuşmadı.
Tüm gücüm çekilmiş gibi Cihangir'in kollarına yığılmıştım.
"Tamam dikkat ederler Deniz sorun yok." Diyordu telaşla.
"Bardak diyor dede." Ayliz'di konuşan.
"Cihangir içeriye götür kızı hadi.!" Saffet beyin sesiyle havalanmam bir oldu.
Ellerim dışarıya doğru sarkarken birisi karnıma bıraktı.
"Selin hep oluyor mu, böyle olmuyordu yemek yemeyince." Abim Selin'i sıkıştırıyordu.
"Bir kaç aydır böyle tansiyonu düşüyor açken." Kısaca açıkladı Selin.
Açken, stres altındayken ve üzüldüğümde böyle oluyordum. Yani tek bir sebebi yoktu.
"Deniz.!" Yıldız teyzenin sesiyle gözlerimi açtım.
"Bir şey yok." Dedim ama sesim o kadar kötüydü ki.
Herkes ağlamayı ve kavgayı bırakmış arkamızdan geliyordu.
Yıldız teyze ellerimi tutarak Cihangir'le beraber yürüyordu.
"Doktora gitmemize gerek var mı.?" Ayliz sanırım bunu Selin'e soruyordu.
"Çok stres yaptı artı olarak aç tansiyonu düştü biliyorum merak etmeyin sadece bir ölçüm aleti varsa alabilir miyim ona göre gidelim." Cihangir hızla Sıla'ya talimat verdi.
Sıla koşarak gitmişti bile.
"Başın mı döndü aşkım." Selin'e başımı salladım.
"İki günde hasta ettiniz kızı." Saffet beyin sesi de yakından geliyordu.
Bugün yaşadıklarım sanırım ağır gelmişti.
Birden yığılıp kalmıştım.
Gözlerimi açamayacak kadar ağırlaştıklarında komple kapattım.
"Deniz." Cihangir'in nefesi saçlarımı uçuşturdu.
Eli yüzümde geziyordu.
"Bir şey yok." Dedim konuşabildiğim kadar.
"Bu kadar iyi olma Deniz, bu kadar iyi olma lan delireceğim aklıma oynayacağım.!" Cihangir herkesin içinde fazla sesli konuşunca tüm sesler kesildi.
Saffet bey boğazını temizlediğinde Cihangir derin bir nefes alıp verdi.
"Bardak diyor dede bardak kırıldı basmayın diyor.!" Cihangir sinirli miydi bu duruma anlamamıştım.
"Bir şeyim yok diyor korkutmamak için." Diye devam etti..
"Tamam Cihangir bağırma..başı ağrıyor bağırma." Ayliz ilk defa doğru bir şey söylemişti.
Saçlarımın üstünden öpüldüm ama Cihangir değildi.
O öndeydi.
Yan tarafımda sanırım abim vardı.
"Kalbine ölürüm senin." Son duyduğum abimin sesiydi.
Sonrasında kendimi karanlığa bıraktım.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldı.?
Oy sınırı 200
Yorum 50
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
