Vurgun kitap kapağı

15. bölüm / 36

Vurgun

15. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 15. BÖLÜM

Oylarınızı unutmayın lütfen aşklarım çok önemli..

Oy sınırı 250
Yorum sınırı 150

Keyifli okumalar...

- Deniz Bolat

"Bardak diyor dede bardak kırıldı basmayın diyor.!" Cihangir sinirli miydi bu duruma anlamamıştım.

"Bir şeyim yok diyor korkutmamak için." Diye devam etti..

"Tamam Cihangir bağırma..başı ağrıyor bağırma." Ayliz ilk defa doğru bir şey söylemişti.

Saçlarımın üstünden öpüldüm ama Cihangir değildi.

O öndeydi.

Yan tarafımda sanırım abim vardı.

"Kalbine ölürüm senin." Son duyduğum abimin sesiydi.

Sonrasında kendimi karanlığa bıraktım.

******************

Gözlerimi zorlukla açmaya çalıştım ama başıma saplanan ağırlıkla geri kapattım. Kollarımı bir el tuttu anında.

"Deniz." Abime cevap vermek istemedim.

"Deniz ağrın var mı.?" Selin'in sesiyle hemen gözlerimi açtım.

Korkuyla bana bakıyordu.

"İyiyim...Aylizler nerede.?" Sesli bir nefes sesiyle sol tarafıma baktım.

Cihangirdi bu tepkiyi veren.

Yanında da Ayliz oturuyordu.

"İyiyim Deniz sorun yok." Dedi Ayliz.

Cihangir'in keskin bakışlarıyla karşılaşmamak için önüme döndüm. Uzandığım yerden oturma pozisyonuna geçerken abim gelmiş ve sırtımdan tutuyordu.

"Hadi odaya çıkalım Murat bey gelecek birazdan." O kimdi hiçbir fikrim yok.

"Doktor çağırdı Cihangir arkadaşıymış sanırım." Selin sessizce söylemişti.

Gözlerimi açıp kapattım.

Saffet beye söz vermiştim son şans diye gidemezdim.

Cihangire döndüm.

"Doktora gerek yok Cihangir iyiyim şu an yemek yersem geçer." Ayaklandı ve cam kenarına geçti.

Abime döndüğümde hızla Ayliz'deki kızgın bakışlarını bana çevirdi.

"Sen ne zaman gideceksin." Bunu söylememle Selin gülmemek için eliyle ağzını kapatıp yan döndü.

Abim şaşırmış gibi bana bakıyordu.

"Delirtme beni yine Deniz yeni uyandın sus." O da cebinden çakmağını çıkartıp Cihangirin yanına geçti.

Selin kolumu sıkınca ona çevirdim bakışlarımı.

"Büyük kavga ettiler bulaşma Deniz, sen olmasaydın Cesur abi gidiyordu...Yurtdışına." Hem şaşırmış hem de gülmüştüm.

Korkak.

Çocuğunu öğrendikten sonra nasıl tekrar gidebilirsin.

Derin bir nefes alıp başımı okşamaya başladım.

Gözlerim sürekli tek bir kişiye kayıp duruyordu.

Abime sertçe bakıp sigarasını içiyordu o kişi.

Ayliz yanıma gelip oturduğunda önce saçlarımı okşadı sonra da kolumu tuttu.

"Özür dilerim." Sesi fazla kötüydü.

"Çok özür dilerim senden başka şüpheleneceğim kimse yoktu anla beni lütfen Deniz kardeşlerinden şüphelenir mi hiç insan ilk harcadığım sen oldun." Onu hem anladım hem de üzüldüm.

İnsan kardeşlerinden şüphe eder mi.?

Komik bir cümleydi benim için.

Ederdi.

Ben etmiştim. Ediyordum. Ve hep edecektim.

"Haklısın Ayliz." Dediğimde gözlerini acıyla kapatıp gözyaşlarını sildi.

"Deme şunu işte. Bağır çağır kız bir şey söyle Deniz böyle yapma.!" Ağladığı için sesi yükselmişti.

"Söylenecek bir şey yok doğru söylüyorsun tek yabancı bendim şüphelenmen normal." Dizlerine vurup ayağa kalktı.

"Ayliz sesini kes ve çık şuradan." Başımı kaldırıp konuşan Cihangire baktım.

Niye ablasına böyle söyledi şimdi.

Ayliz hızla odadan çıkınca abimde bana son kez bakıp arkasından gitti.

Selin koluma dokunup bizi yalnız bıraktığında baş başa kalmıştık.

Bana bakarak sigarasını içmeye devam ediyordu.

"Korkuttun beni." Kaşlarım şaşkınlıkla yukarıya kalktı. Ondan duymayı beklemeyeceğim bir şey söylemişti.

Sessiz kaldım.

"Ayliz'in söyledikleri ve yaptıkları için özür dilerim Deniz." Beni şaşırtıyorsun Cihangir.

"Seni üzmesine izin verdim."

Yavaşça yanıma yürümeye başladı.

"Konuşacak mıyız.?" Onunla şu an konuşmak istemediğim için başımı iki yana salladım.

Ben olumsuz anlamda sallarken o da ağır ağır olumlu anlamda salladı başını.

"Tamam sen ne zaman istersen o zaman konuşalım Deniz sorun yok benim için ne dersen o olacak sadece bunu bil." Bakışlarımı ellerime çevirdim.

Onun bana bakmaya devam ettiğini iliklerime kadar hissedebiliyordum.

Gözleri koyulaşmaya başladığımda boğazını temizleyip tekrar konuştu.

"Bir iki saat sonra şirkete gitmemiz gerekiyor benimle gelmek ister misin.?" Bizim şirkete mi gidecektik yani.

Başımı olumsuz anlamda salladığımda yanıma gelmeye başladı.

"Benim şirketime gideceğiz imzalamamız gereken bir kaç belge var." Kaşlarımı çattım.

"Ne belgesi." Ağzını açıp konuşacağı zaman içeriye saffet bey girmişti.

Ayaklarımı toplayıp hemen ayağa kalktım ama Saffet bey oturmam için hemen işaret yapmıştı.

"Otursana kızım daha yeni uyanmışsın niye ayağa kalkıyorsun." Kızmıştı bunu söylerken.

"Geldiniz diye." Dedim sessizce.

Cihangir'den çıkan sesle ona baktım.

Bana inanmazmış gibi bakarak arkasını döndü. Ellerini saçlarımdan geçirip çenesini sıkmıştı.

Saffet beyin omzuma değen eliyle ona baktım.

"Otur lütfen Deniz tansiyonun düşmüş zaten kalkmana gerek yok." Beraber oturmuştuk.

Cihangire göz ucuyla bakıp tekrar bana döndü.

"Avukatımız aradı eğer iyiysen Cihangir ile şirkete gitmen gerekiyor ama iyi değilsen yarın sabah Haldun eve gelebilir."

"Neden yani ne imzalamamız gerekiyor...evlilik sözleşmesi falan mı eğer öyleyse ben zaten bir şey istemiyorum imzalarım hemen sorun yok." Hızlı hızlı konuşmuştum ama aslımda böyle bir şeyi yapmamalarını diliyordum.

Ben zaten kimsenin malına ortak olmazdım.

Bir şey talepte etmezdim.

Saffet bey tebessüm ederek önce bana sonra Cihangirin olduğu tarafa baktı.

"Eğer istersen sen evlilik sözleşmesi yapabilirsin Cihangir'in öyle bir talebi yok bu imza senin şirketimizdeki hissen için." Gözlerim sonuna kadar açıldı.

"Ne hissesi." Şaşırmıştım şu an.

"Evleneceğiniz için Cihangirin şirketinde seninde söz hakkın olacak %25 hissesini sana devredecek." Hemen itiraz ettim.

"Formalite bir evlilik için Cihangirin şirketinde neden hissem olsun ki çok saçma istemiyorum ben hisse falan teşekkür ederim ama olmaz." Saffet bey hala tebessüm ediyordu.

"Cihangir, istemiyorum ben hisse, söz hakkı gerek yok böyle şeylere siz evlilik sözleşmesi de yapın içiniz rahat etsin imzalarım ben gerek yok bunlara gerçekt.."

"Deniz." Cihangir konuşunca ellerimdeki bakışlarımı ona çıkarttım. Fazla anlamlı bakışlar atıyordu bu adam.

Gözlerimi bir kaç kere kaçırıp tekrar ona baktım.

"Sözleşme falan yok unut bunu." Öylece ona baktım.

"Şirketimde %25 hissen olacak ve söz sahibi olacaksın." Başımı iki yana salladığımda o da aynısını yaptı.

"Kendini iyi hissediyorsan hazırlan çıkalım."

O hızla odadan çıkarken Saffet beye döndüm.

"Buna gerek yok gerçekten Cihangirin şirketinde benim niye hissem olsun Saffet bey emeğim yok bir şeyim yok çok saçma." Saçlarımı yana attığımda Saffet beyde ayaklandı.

"Formaliteden de olsa Arslanoğlu olacaksın Deniz ayrıca Cihangir'in kendi isteğine biz bir şey diyemeyiz sende lütfen itiraz etme her şey bittikten sonra eğer istersen Cihangire satabilirsin."

"Yok artık.!" Sesim yükseldiğinde ellerimle ağzımı kapattım.

"Özür dilerim...adamın hissesini niye ona geri satayım Saffet bey." Gözlerini kısmış hafif gülerek bana bakıyordu.

Ağzının içinden bir şeyler diyerek yürümeye başladı.

Kapıdan çıkmadan önce tekrar konuştu.

"İyiysen gel beraber geçelim sende hazırlan hemen imzaları atıp gelin." Ne desem bu iki adamın beni dinlemeyeceğini anlamıştım.

Ayağa kalkıp Saffet beyin yanına gittim ve beraber herkesin olduğu salona geçtik.

Cihangir cam kenarında telefonla konuşurken abim ve Sıla sinirli bir şekilde bir şeyler konuşuyorlardı.

Cihangir göz ucuyla bize bakıp salondan terasa açılan kapıyı açtı ve dışarıya çıkıp sigarasını yakmıştı.

Ayliz ve Selin şaşırdığım bir şekilde normal normal konuşuyorlardı Serkan'da onları dinliyordu.

"Ayliz...Cihangir ve Deniz şirkete geçecekler sende bana söylediğim dosyaları getir." Ayliz hemen başını sallayıp bana baktı.

"Ne zaman çıkarsınız."

"Ben hazırlandıktan sonra çıkarız sanırım." Ayliz başını tekrar sallayıp salondan çıktı.

"Ben de hazırlanmaya gideyim." Dedim Saffet beye. Başını sallayıp beni onayladıktan sonra Ayliz'in arkasından çıkmış oldum.

Hızla odaya geçerken aklıma Yıldız teyze ve Çiçeği göremediğim geldi. Merdivenlerden ineceğim sırada Cihangirin geldiğini görüp tekrar çıkmaya başladım.

Odaya girdiğimde Selin'e mesaj attım.

İkisinin eve gittiğini söylemişti.

Vedalaşmamıştık ama yarın zaten görüşeceğimiz için üzülmedim.

Askıdan hemen pembe çiçekli bir elbise seçip üzerime geçirdim.

Altına pembe spor ayakkabılarımı giyindim.

Pembe bir çanta aradım ama sanırım açmadığım bavullarımda kalmıştı.

Elime beyaz bir çanta alıp gideceğim zaman gözüme takılan pembe çantamla gülümsedim.

Aynadan kendime baktığımda fazla ciddiyetsiz bir kombin olduğuna karar vermiştim.

Şirkete gidip gelecektik şık olmama gerek var mıydı bilememiştim.

Bacağımın birisini kaldırıp ayakkabılarıma baktım. İyiydi işte her zamanki gibi olmuştum.

Cihangir beğenir mi.?

Aklımdaki saçma düşünceleri boşverip odadan çıktım.

Hazırlanmam 10 dakika sürmüştü şaka gibi. Merdivenlerden ineceğim sırada yüzüme bakmadığımı fark edip tekrar odaya geçtim.

Saçlarımı ve yüzümü de kontrol edip odadan tekrar çıktım.

Merdivenlerden indiğim sırada yükselen seslerle adımlarımı hızlandırdım ama az kalsın düşecekken kendimi toparlayıp tekrar hızlı yürümeye başladım.

"Ben senden faydalanmadım Selin yapar mıyım öyle bir şey." Serkan ve Selin tartışıyorlardı.

Salona girmeden kapıdan onlara baktım. Sadece ikisi vardı.

"Plan yapmışsınız işte ne anlatıyorsun hala Serkan beni de kullanacaktınız Denizi kullandığınız gibi." Selin ellerini kaldırıp tekrar sıkarak indirdi.

"Ya Deniz'i nasıl kullanırsınız siz...aptallar...o varya...yanlış insanı kullanmışsınız siz söyle o Cihangire'de bu dünyadaki en iyi insanı kullandı." Dudaklarımı büzdüm söylediklerine.

"Ağzından laf aldım mı hiç Selin seni görünce kapıldım diyorum planı sadece Derin ve Yağız'a uyguladık ve bitti. Siz yoktunuz." Selin fazla sinirliydi.

"Defol git yanımdan Serkan görmek istemiyorum seni." Serkan gitmek yerine ona yaklaşmaya başladığında arkamda hissettiğim bir bedenle omzumun üstünden geriye doğru baktım.

Cihangir tam arkamda elleri cebinde doğrudan bana bakıyordu.

Ona doğru tamamen döndüğümde beni baştan aşağıya süzdü.

Bir süre kısa elbisemde oyalanan gözleri sonunda yüzüme çıktığımda gözlerini kıstı. Ağzının içinden bir şeyler söyledi ama duymadım.

"Bir şey mi söyledin." Diye sordum.

"Hazır mısın.?" Tekrar baştan aşağıya bakıp sormuştu.

Başımı salladığımda eliyle dış kapının yönünü gösterince yanından geçip yürümeye başladım.

O da arkamdaydı.

Kapıyı açacağım zaman benden önce davranıp açtı ve geçmemi bekledi.

Dışarıya çıktığımızda kapının önünde arabasının yanında telefonuna bakan bir Ayliz görmeyi beklemiyordum.

Üstünü değiştirmemişti.

"Geldiniz mi.? Ben kendi arabamla geçeceğim Cihangir şirkette görüşüz...Deniz çay içer miyiz orada kızlara söyledim şimdi çay makinası koydular standa." İstemsizce gülümsedim.

"İçeriz belki." Dedim ciddileşirken. Arkamdaki Cihangire bakıp gülümseyerek bana baktı.

"Görüşürüz o zaman orada." Başımı salladığımda tekrar Cihangire bakıp arabasına bindi.

Bizde Cihangirin arabasına geçmiştik.

Kemerimi takarken çalışan arabayla yola bakmak yerine Selin'e mesaj attım.

Arabam kapının önündeydi yine onunla eve geçmesini söyledim.

Şu anlık Cihangirle idare ediyordum.

"Kızgın mısın." Birden sorduğu soruyla telefonu bırakıp ona baktım.

"Sana mı.?" Dedim anında.

Kafasını bir kaç saniye bana çevirip tekrar yola döndü.

"Bana, Ayliz'e, Cesur'a."

Yandan yüzüne baktım ama fazla yakışıklı olduğu için bende onun gibi yola bakmaya başladım.

"Evet." Tekrar bana döndü ama bu sefer ışıklarda durduğu için bakışlarını çekmedi.

"Abime kızgınım size değil." Size kırgınım diyemedim.

Bir şey demeden bakmaya devam etti.

Çillerime bakmaya çalışmasına gülmek istedim. Hatta kahkaha atmak istemiştim.

Fazla dikkatli bakıyordu.

Arkamızdan korna çaldıklarında Cihangir kendini toparlayıp arabayı süratle sürmeye başlayınca camdan dışarıya baktım.

Şirkete gelene kadar aramızda başka konuşma geçmemişti.

Şirketlerinin önüne geldiğimizde hayretle camdan bakıyordum.

Daha önce böyle lüks bir yer gördüğümü sanmıyorum. Büyük bir gökdelendeydi şirketleri. Hepsi onların mıydı.? Sanırım evet.

Cihangir sağ tarafımızda kalan otopark yerine sol tarafa dönünce şaşkınlıkla bu lüks yere bakıyordum.

Ayliz'in arabasını gördüğümde kendilerine özel otoparklarının olduğunu idrak edebilmiştim.

Fazla zenginlerdi.

Arabasını giriş yapacağımız kapıya yakın park ettiğinde kemerimi açıp kapımı açtım.

Yüksek bir araç olduğu için eteğimi tutarak tabiri caizse arabadan atlamıştım.

Kapıyı dikkatle kapatıp yanına geçtiğimde beni yine baştan aşağıya süzüp yürümeye başladı.

Bu adam neden sürekli üzerime bakıp duruyordu.

Sapık.

Saçmalama böyle yakışıklı sapık mı ol..!

İç sesime küfürler ederek Cihangirin yanında yürümeye başlamıştım.

Otomatik kapı açıldığında merak ettiğim gösterişli şirkete girmiştik.

Sağ taraftaki koridordan geçtiğimizde Cihangir benim ona yetişmem için adımlarını yavaşlatmıştı.

Şimdi yan yanaydık.

Şirketin lobisine giriş yaptığımızda bir kaç kişinin değil herkesin bakışı bize dönmüştü.

Cihangire hayranlıkla bakanlar ve beni baştan aşağıya süzen bakışlar çok fazlaydı.

"Asansörlere gideceğiz." Cihangir bana bakarak konuşunca ben de stresle ona bakıp başımı salladım.

Elini belime attığında beni yönlendiriyordu. Yine de elinin bana temas etmesi tüylerimi diken diken yapmıştı.

Bu ne saçma bir histi böyle adam sadece belimi tutuyor.

Asansörün kapıları açılıp geçtiğimizde ardımızda kalanların hala bize baktığını görebiliyordum.

"Bize bakıyorlar hala." Dudaklarımı kıpırdatmadan Selin'le dedikodu yapar bir tarzda söylediğimde dudaklarının kenarı kıvrıldı.

Kapılar kapandığında rahatlayacağımı sanmıştım ama asansör komple camdı.

"Normal." Dedi erkeksi sesiyle.

Kaşlarımı kaldırıp indirdim.

Normalmiş.

Salak.

Herkesin odağı olmasına normal diyor.

Asansörün kapıları açıldığında bizi yine aynı manzara karşıladı.

Kaçamakta olsa herkesin bize bakan bakışlarından rahatsız olmuştum.

Asansörden çıkmadan yerimde kıpırdandığımda Cihangir tekrar elini belime atıp beni yönlendirdi.

Yürümeye başladığımda herkesin beni tepeden tırnağa süzdüğünü çok iyi biliyordum.

"Kötü mü olmuşum." Dediğimde anında cevap vermesiyle şaşırdım. Hatta cümlemi bile bitirmeden cevap vermişti.

"Asla.!"

Ona baktığımda onunda bakışları beni buldu.

"Şirkete uyumlu değilim her zamanki gi."

"Şu an dünyadaki en güzel kadın sen olabilirsin...elbisen, tokan.. "

Tamam bunu duymayı asla beklemiyordum.

Yutkunduğumda Cihangir'de kendini toparladı ve tekrar yürümeye başladı. Elleri hala belimdeydi.

Kattakilerin yoğun bakışmaları ve aralarında fısıldaşmaları altında Cihangir'in odasına gelmiştik.

Girişi kadar içide çok lüks ve gösterişliydi.

Odası çok güzeldi ve deniz manzaralıydı.

Hemen pencerenin kenarına geçip denize baktım. Manzarası gerçekten çok güzeldi.

"Odaya gel." Cihangirin sert sesiyle ona döndüm.

Şirkete geldiğimizden beri bedeni de dahil fazla sert ve çatık kaşlı birisi gibi durmaya başlamıştı.

Konuşması da sertti.

"Bir şey içer misin çay söyleyeyim mi.?" Başımla reddettim.

Ayliz'le içecektik zaten.

"Meyve...meyve seviyorsun sanırım getirteyim mi.?" Bizim şirketteyken bunlara fazlasıyla dikkat etmişti sanırım.

"Gerek yok Cihangir teşekkür ederim." Gözlerini üzerimden bir saniye bile ayırmadığında odanın çalan kapısıyla irkilerek oraya baktım.

"Gel.!" Yine o sert tavrına dönmüştü.

"Cihangir bey getirdim efendim." Adam ceketinin önünü kapatarak masaya yaklaşıp elindeki dosyayı bırakıp ellerini önünde birleştirerek Cihangir'e baktı.

"Haldun bey kendisi hazırladı efendim." Cihangir bir kere başını eğerek tek kaşıyla çıkması gerektiğini konuşmadan söylediğinde onu gerçekten de tanımadığımı anlamış oldum.

"Otur istersen Deniz başın dön.." Başın dönmesin.

Cümlesini yarıda kesip koltuğuna oturdu ve az önce gelen dosyaya bakmaya başladı.

Ben de onun karşısındaki misafir koltuklarından birine yürümeye başladığımda elinde çevirdiği kalemi bir kaç saniye durdu.

Oturduğumda kalemi tekrar çevirmeye başladı.

"Böyle bir şeye gerek yok Cihangir ben hisse istemiyorum." Tabi ki beni dinlemedi hatta cevap bile vermedi.

Odanın kapısı tıklatılıp açıldığında kafamı oraya çevirmiştim.

Ayliz tüm güler yüzüyle bana bakarak göz kırptıktan sonra Cihangir'in yanına yürümeye başladı.

"Seni burada görmek tuhaf." Dedi bana ithafen.

Hafifçe gülümsedim söylediğine.

"Cihangir, okumana gerek var mı.? Haldun amca hazırlamış işte."

Cihangir ona da cevap vermedi.

"Gel Deniz biz seninle çay içelim." Bunu demesiyle Cihangir kafasını kağıtlardan kaldırıp önce Ayliz'e sonra bana baktı.

Çantamı koltukta bırakıp ayağa kalktığımda yine beni süzüp başını çevirdi.

"Olur." Konuşmamla yürümeye başlamam bir olmuştu.

Ayliz'de Cihangir'in yanından ayrılıp koluma dokunmuştu.

"Daha olmamış ama bekleriz değil mi.?" Ayliz biz yürürken konuşmaya başlamıştı.

Başımı salladığımda Cihangir hafifçe öksürmüştü.

"Kattan ayrılmayın Ayliz." Sesi yine sertleşmişti.

"Kaçırmıyoruz kızı Cihangir çay içeceğiz karşıda." Odadan çıktığımızda yine aynı bakışlarla karşılaşmak gerilmemi sağlıyordu.

Bakışların üstümde olduğunu unutmak için şirketi inceliyordum. Gerçekten çok güzeldi.

Fazla güzel, fazla konforlu bir şirketti.

"Ayliz hanım." Karşıdan koşarak gelen bir kızla adımlarımız durmuştu.

"Efendim Emel." Esmer güzel bir kızdı.

Ayağındaki 20 cm topuklularla nasıl böyle koştuğunu merak etmiştim doğrusu.

Buradakilerin giyimlerinin de bizim şirkettekinden bir farkı olmadığını anlamıştım.

Demek ki her yerde böyleydi. Şık.

"Ayliz hanım hoş geldiniz bir kaç imza işi var daha sonra yanınıza uğrasam olur mu.?" Ayliz başını sallayarak onu onayladı.

Kız kaçamak bakışlarla beni süzmeye çalışıyordu.

"Deniz'le tanıştırayım seni...Deniz, Cihangirin nişanlısı çok yakında eşi olacak. Emel de halkla ilişkiler müdürümüz Deniz." Kızın düşen yüzüyle gözlerim kısılsa da elimi uzattım.

O da bir iki saniye elime bakıp tutunca el sıkışmıştık.

"Memnun oldum Deniz hanım." Sadece başımı salladım çünkü ben hiç memnun olmamıştım.

"Sonra yanıma uğrarsın o zaman sen Emel." Emel başıyla onu onayladıktan sonra iyi günler diyerek yanımızdan ayrılmıştı.

Tuhaftı.

Kahve bölümüne geldiğimizde buranında her yer gibi çok şık olduğunu gördüm.

Sağ tarafıma baktığımda Cihangir'in odasının kapısı görünüyordu.

Fazla uzaklaşmamıştık.

Çay makinasına baktığımda gülümsedim.

Jelatini üstündeyi. Dokunmatik ekrandaki jelatini söküp tezgaha koydum.

Ayliz'de gülmüştü.

"Bir saat önce alındı." Yine güldüm.

"Teşekkür ederim aldırdığın için." Koluma dokundu.

"Özür dilerim gerçekten çok özür dilerim konu Güneş olunca fazla aptal oluyorum. Abin...Cesur benim dengemi bozdu."

Bir şey söylemedim.

Ayliz benim için kupa alıp çay doldururken bir kaç metre ötemizde bize merakla bakan bir kız grubu vardı.

Çayımı alıp arkamı döndüğümde bakışlarını kaçırmışlardı.

Ayliz'in telefonu çaldığında söylenerek meşgule attı.

"Kahve bitmiş." Omzumun üstünden baktığımda bardağına çok az döküldüğünü gördüm.

"Suyu koyalım bekleyelim." Makinaya nasıl koyacağını bilmiyormuş gibi baktığında elimdeki kupayı bırakıp kahve makinasının aparatını açtım.

"Şuradan konuluyor." Dedim suyu eklerken.

"Kızlar ilgileniyor genelde daha önce hiç yapmadım. " Şaşırmamıştım. Suyu ekleyip düğmeye bastığımda gülümsedi.

"Sağ ol." Dediğinde yanımıza iki tane kız gelmişti.

"Ayliz hanım, nasılsınız." İçlerinden birisi konuşarak kahve makinasına uzandı.

"Teşekkür ederim, suyu bitmiş birazdan olur kızlar." Sesi Cihangir'inki gibi mesafeliydi.

Kızlar Emel'in yaptığı gibi bana kaçamak bakışlar atıp yanımızdan ayrılmıştı.

Ayliz'le koltuklara geçtiğimizde ikimizde elimizdeki kupalardan çayımızı ve kahvemizi içiyorduk.

"Eve gidince sana Güneş'in fotoğraf arşivini göstermemi ister misin yani..doğumumundan bu zamana kadar."

Güneş yeğenimde tabi ki isterdim.

"Çok sevinirim." Dedim samimiyetle.

"Deniz bize kızma olur mu.? Bizim kendimizden başka kimsemiz yok hele senin gibi birisi daha önce...yani nasıl desem yanlış anlama senin gibi birisi olmadı daha önce...bu ortamları biliyorsun değil mi.?" Söylemek istediğini az da olsa anlıyordum aslında.

Başımı salladım.

"Biz Cesurla beraberken seni bizimle tanıştıracaktı. Birisinde gelmek istemedin diğerinde biz seni beklerken iptal ettin." Abimin sıkıcı arkadaşlarıyla buluşacağımı düşünüyordum bunları yaparken.

"Seni ukala birisi sanıyorduk Cesur öyle olmadığını söylüyordu ama üç kez bizimle buluşmadığında...abinin hayatındaki birisiyle buluşmadığında senin hakkında yanlış düşüncelerimiz oldu." Başımı hemen olumsuz anlamda salladım.

"Ben sizinle yani abimin sevgilisiyle buluşacağımı bilmiyordum her zamanki gibi sıkıcı arkadaş ortamına beni götüreceğini düşünmüştüm." O da anlayışla başını sallıyordu.

"O zamanlar daha gençtin tabi ki ama seni de Cesur'un anlattığı Derin gibi sandım." Abim ailemizi baya anlatmıştı anladığım kadarıyla.

"Anladım." Dedim bozulan moralimle.

"Ben sizi tanımıyordum beraber olduğunuzu da bilmiyordum Ayliz eğer sevgilisiyle hatta sevgilisinin ailesiyle tanışacağımı bilseydim gelirdim."

Başını salladı düşünceli bir şekilde.

Ağzını açıp konuşacağı zaman bir adam ona seslendi.

"Ayliz, gelmişsin." Ayliz ayağa kalkıp adamla sarıldığında yakın olduklarını anlamıştım.

"Tunç, seni Deniz'le tanıştırayım." Adamın gözleri bana değdiğinde kaşları şaşkınlıkla yukarıya kalktı.

"Ofise bir peri kızı gelmiş. Adın Peri mi acaba peri kızı gibisin." Gülümsedim gülerek söylediklerine.

"Deniz." Diyerek elimi uzattığımda hemen Ayliz'den ayrılıp yanıma geldi.

"Tunç, çok memnun oldum peri kızı." Elimi çektiğimde Tunç hala bana bakıyordu.

"Tunç finans müdürümüz ayrıca benim yakın arkadaşım."

"Deniz yeni mi başladı." Diye merakla sordu.

"Deniz, Cihangir'in nişanlısı Tunç." Tunç sanki inanmıyormuş gibi bir bana bir Ayliz'e baktı.

"Şaka." Dedi bana bakarak.

"Bizim Cihangir'in." Ayliz gülerek başını salladı.

"İnanmam o adam asla nişanlanmaz buna inanamam onun takıldığı kızl.."

Cümlesini tamamlamasa da kaşlarım çatılmıştı.

Ayliz boğazını temizlediğinde Tunç eliyle ağzına vurdu.

"Pardon Deniz şaşırdım ben o yüzden patavatsızca konuşuyorum." Bir şey demedim.

Ortam bir anda buz kestiğinde Tunç'ta boğazını temizleyerek konuştu.

"Ayliz beş dakika odama gelir misin son onay imzasını atman lazım." Ayliz banada onlarla gitmemi söyledi ama kabul etmedim.

"Beş dakikaya gelirim tamam mı Deniz." Başımı sallayıp elimle tamam işareti yapmıştım.

"Memnun oldum Deniz yine karşılaşırız umarım." Dedi Tunç.

"Memnun oldum, umarım." Diyerek tekrar uzattığı elini sıktım.

İkisi gözden kaybolduğunda dediği şeyi düşünmemeye çalıştım.

Cihangir çok yakışıklı bir adamdı tabi ki eski sevgilileri olacaktı.

İnanıyor musun bu dediğine.

Hayır.

Saçma sapan düşüncelerimle ayağa kalkıp tekrar standa geçtim.

Bu sefer etrafı kalabalıktı.

Herkes kahve alıyordu.

"Cihangir bey bugün yine ters Özge'yi odadan kovmuş." İçlerinden birinin konuşmasıyla çaktırmadan dinlemeye başladım.

"Birisiyle geldi diyorlar görmedim emin misiniz.?"

"Yanında birisi varmış bende görmedim Özge dedi banada." Üç kız konuşuyordu.

"Cihangir beyin yanında birisini görecek miydi bu gözler Tanrım." Üçüde güldüğünde hala onları dinliyordum.

"Odada mı kız hala." İlk konuşan yine konuşmuştu.

"Çıkmamışlar odadan ne yapıyorlarsa artık şirket fantezisi." Bu sefer üçü daha yüksek sesle güldüğünde ne düşüneceğimi bilemiyordum.

"Cihangir bey sever zaten." Fazla alayla konuşuyorlardı.

"Sever de yanında gezdirmez birini canım benim, şaşırdım yanında birisi var dediklerinde." Şu an gerçekten Cihangir'in seks hayatını mı konuşuyordu bu kızlar.

Şaka gibi.

Kızlardan birisi göz ucuyla onları dinleyen birisi var mı diye baktığında benimle göz göze gelince önce şaşırsa da sonra tatlı bir şekilde gülümsedi.

"Sen yeni kız mısın." Baştan aşağıya süzdü kombinimi. "Hoş geldin Eliz'di sanırım adın."

Çaktırmadan uzattığı eline uzandım.

"Siz." Diyip üçüne de baktım.

Diğerleride beni süzmekle meşgullerdi.

"Tuğçe ben." Başımı sallayıp diğerlerine baktım.

"Beren." Diğeri de memnuniyetsizce adını söyleyip elini uzattı.

"Esma." Onunla da el sıkıştıktan sonra kupamı tezgaha koyup çay doldurmaya başladım.

"Ne yapıyorsun sen. O Cihangir beyin misafiri için." Şaşkınlıkla kıza baktım.

Beren'e.

"Sadece bir bardak anlayacaklarını sanmıyorum." Dediğimi mantıklı bulmuş gibi başını salladı.

Şekeri de attıktan sonra Esma konuştu.

"Hem zaten hanımefendi kendisi gelip almaz bizden birisi götürür çayını bizde söylemeyiz olur biter." Diğerleri de onu onayladı.

"Cihangir bey'e dosya götürülecek ama korkuyorum bugün daha da sinirliymiş." Tuğçe'ydi bunu söyleyen.

"Neden." Dedim merakla.

"Hep böyle sinirli midir.?" Diyerek devam ettim.

Hepsi başını sallayınca gülümsedim.

"İki yıldır burada çalışıyorum şirkette Cihangir beyle göz teması kurmaktan korktuğum kadar başka bir şey yok." Bu kadar sert miydi gerçekten.

Esma konuştuktan sonra Beren'de onu onaylayıp konuştu.

"Ben üç yıldır buradayım adamı bir kere gülerken görmedim." Yok artık.

"Abartmayın." Dedim sessizce.

"Sen bir gör anlarsın ne demek istediğimizi hem sadece biz değil şirkette çalışan herkes aynısını düşünüyor Cihangir bey fazla sert yani kızdığından değilde işte bakışları duruşu yanına yaklaşılmıyor kaç kişi cilve yapmayı denedi de bana mısın demiyor." Konu yine başka yerlere kayıyordu.

"Kızlar susun Cihangir bey odasından çıktı." Esma konuşunca arkamı dönüp odasına doğru baktım.

"Tuğçe, Cihangir bey neden doğrudan buraya bakıyor ses cihazı falan mı var bu şirkette." Konuştukları şeylerin duyulmasından korkup ısrarla konuşuyorlardı.

"Saçmalamayın bir şeye gözü takılmıştır bakmayın sakın." Hepsi önlerindeki kahve bardaklarıyla ilgilenirken ben doğrudan ona bakıyordum.

O da ellerini pantolonunun cebine koymuş bana bakıyordu.

"Şu duruşa bak Allahım bu erkekse bizim evdekiler ne." Esma'nın söyledikleriyle ona bakıp istemsizce güldüğümde onlarda gülmemek için kendilerini zor tutuyorlardı.

"Cihangir bey hala buraya bakıyor tövbeler olsun." Esma komik bir kızdı.

Bu sefer daha geniş gülümseyip tekrar Cihangire baktım.

Gülüşüme bakıyordu.

"Eliz bakmasana şu adama başımıza bela etme bak kovar seni daha ilk gününden kimler bu şekilde etkilemeye çalıştı da hepsi kapıya kondu anlatırım sana eğer kovulmazsan."

Cihangir gözüme girmişti şimdi.

Elini kaldırıp işaret ve orta parmağıyla beni çağırdığında gülümsemeyi kesip başımı salladım.

"Eliz, gördüklerim şaka mı.?" Tuğçe şaşkınlıkla sormuştu.

"Deniz ben, konuştuklarımız aramızda merak etmeyin ve...tanıştığıma memnun oldum kızlar." Elimdeki kupayı tezgaha bırakıp Cihangir'e doğru yürümeye başladım.

Yaklaştığımda tek elini cebinden çıkartıp belime attı.

"Kızlarla biraz dedikodu yaptık." Gülerek söylediğimde gözlerini kıstı.

"Ayliz nerede niye tek bıraktı seni."

"Tunç'un odasına gittiler gelecekti hemen." Az önce konuştuğum kızlara bakıp tekrar bana döndü.

"Şirketin çok güzel." Dedim başımı yukarıya kaldırıp etrafımda dönerken.

Belimdeki eli de düşmüştü.

"Çok lüks." Diye de ekledim.

Dudağının kenarı kıvrılmıştı.

Elimle az önce oturduğum kahve standını gösterdim.

"O koltuklar benim yatağımdan daha rahattı." Bunu söyleyip biraz sesli güldüğümde o da tebessüm etmişti.

"Sevindim beğenmene." Dedi gözlerini gözlerimden ayırmadan.

Arkamızda kalan herkesin bize baktığını tahmin edebiliyordum. Yani benim arkamda kalıyorlardı. Cihangir onlara dönük olduğu için herkesi görebiliyordu.

"Geçelim mi içeriye dosya hazır." Başımı sallayıp odanın açık kapısından içeriye girdim.

Aynı yerime oturduğumda Cihangir masasından bir dosya alıp karşıma oturdu.

Dosyayı bana uzattığında göz atıyordum.

Bir sorun vardı.

"Bu ne." Dedim şaşkınlıkla.

"Sorun ne.?"

"Sorun mu ne.?" Sinirle ayağa kalktım.

"%25 demiştiniz." Öylece bana bakıyordu.

"Fikir değiştirdim." Dedi rahatça.

"Biz daha evlenmedik farkında mısın evlenmeden şirketin %35 hissesini bana vermezsin Cihangir.!" Sesim yüksek çıkıyordu.

"Yarın evleniyoruz Deniz."

Dudaklarının kenarı kıvrıldığında ellerimi saçlarımdan geçirip arkamı döndüm.

"Şaka mı yapıyorsun Cihangir. %25 i kabul etmiştim." Etrafıma baktım.

"Bu şirketin %35 ini neden bana veriyorsun sen delirdin mi.?" Tekrar ona baktığımda yüzündeki tebessümle beni izliyordu.

Sen delirmişsin.

Başımı iki yana salladım.

"Saffet beyi arar mısın.?" İtiraz etmeden cebinden telefonu çıkartıp aradı ve sesi dışarıya alıp bana verdi.

"Cihangir."

"Saffet bey benim Deniz."

"Deniz, bir sorun mu var.!" Telaşla sormasına şaşırmıştım.

"Evet..bir sorun var Saffet bey torununuz %25 hisse vereceğini söylemişti değil mi sizde duydunuz."

"Evet..az mı anlamıyorum."

Gözlerimi kapatıp hızlıca açtım.

"Saffet bey ne azı Allah aşkına." Sinirden ellerim titriyordu.

Tamam o kadar çok sinirlenecek bir şey yoktu ama hoşlanmıyordum böyle şeylerden.

"Sorun ne Deniz." Dedi telefondaki ses.

"Dosyada %35 hak sahipliğim olduğu yazıyor eğer imzalarsam olacak yani." Sinirliydi sesim.

Saffet bey şaşırmış olacak ki bir süre konuşmadı.

Cihangire kötü kötü baktığımda hala rahat bir tavırla beni izlediğini gördüm.

"%35 hisse verdiği için mi sinirlisin."

"Evet.!" Dedim anında sesimi yükselterek.

"Bana niye hisse veriyor bu adam %25 e tamam dedik şimdi %35 diyor...Bu şirkette %35 hisse kaç trilyon eder biliyorsunuz değil mi Saffet bey."

"Cihangir'in şirketi kararı o vermiş Deniz 25 ve 35 yakın rakamlar." Telefonu camdan dışarıya atmak istemiştim.

"Bende bir sözleşme hazırlamak istiyorum." Cihangir ayağa kalktığında ona döndüm.

"Halduna hemen hazırlatırım ne sözleşmesi."

"Bu hisse bende sadece evliyken duracak boşandıktan sonra benim bir söz hakkım hissem olmayacak hepsi tekrar Cihangir'in üzerine geçecek ayrıca satma gibi bir ihtimalimde olmayacak." Konuşmadı Saffet bey.

"Unut bunu.!" Cihangirden gelen sesle iyice sinirlendim.

"Saffet bey bir şey söyleyin Cihangir'e." Dediğimde Saffet beyden bir gülme sesi gelince şaşkınlıkla durdum.

"Evlenmem yoksa seninle Cihangir kabul edeceksin avukatınız hazırlasın sözleşmeyi." Cihangir'de gülümsüyordu.

"Gülme." Dedim dudaklarımı oynatarak. Saffet bey ona dediğimi sanmasın diye böyle yapmıştım ama onun gözleri dudaklarımda fazla takılı kalınca pişman olmuştum.

Üst dudağımı dilimle ıslattığımda Cihangir anında gözlerime baktı.

Gülümsemesi kesilmişti.

"%35 i kabul et Deniz. Bana güven."

Kaşlarımı çatarak Cihangir'e bakmaya devam ettim.

"Ya sizi dolandırırsam hissemi satarsam...şirketinizi ele geçirirs.." Saffet beyin kısık sesli gülmesiyle sustum.

"Kapatıyorum Deniz imzayı at öyle gel kızım." Ve kapatmıştı.

"İmzalayalım mı artık."

Telefonunu ona sinirle geri uzattım.

"Bana emrivaki yapıyorsun 25 demiştin."

Dosyayı uzattığında sinirle imzayı attım.

"Şuraya da." Diğer tarafıda sinirle imzaladım.

"Teşekkür ederim." Dediğinde bir şey söylemedim.

Dosyayı sinirle alıp ona verdim.

"Beni bir daha kandırma Cihangir.!" Dosyayı alıp çekmecesine koyduktan sonra sigarasını eline aldı ama yakmadı.

"Tamam."

Bugün beni sinir etmek için uyanmıştı sanırım.

Hisseleri abine sat görsün gününü..

Gülümsedim.

Cihangir'de benim neden birden güldüğümü anlamaya çalışır gibi bakıyordu.

"Bir şey düşündüm özür dilerim." Dediğimde hala bakışlarını çekmemişti.

Telefonum çaldığında çantamın içinden çıkarttım.

Furkan arıyordu.

Unuttuğum şeyle alnıma vurdum.

"Furkan." Dedim açar açmaz.

"Deniz arayacağım dedin aramadın bir sorun mu var." Cama doğru yürümeye başladım.

"Kusura bakma Furkan aklımdan çıkmış... ben bu ay gelemeyeceğim...hem gelemeyeceğim hem de hediye getiremeyeceğim." Bunu söylerken biraz utanmıştım.

"O yüzden mi aradım Deniz saçmalama." Göz ucuyla beni dikkatli bir şekilde dinleyen Cihangire bakıp hemen önüme döndüm.

"Sen iyi misin peki bir sorun mu var. Aslında haberlerde gördüm bir kaç şey seninl.."

"Haberler doğru, babamlar iflas etti ama onlarla alakası yok gelmememin." Derin bir nefes almıştı.

"Ben kapatayım artık Furkan fazla müsait değilim uygun olduğum bir zamanda geleceğim hediyelerimle." Furkan yetiştirme yurdunun müdürüydü.

Selin'in eski sevgilisiydi.

Selinle hatta yanımızda Çiçek'te oluyordu bazen her ay yurda gidip hediyeler dağıtıyorduk.

"Tamamdır canını sıkma hiçbir şey için kendine iyi bak Selin'e selam söyle." Başımı sallıyordum.

"Sende öyle söylerim görüşürüz." Telefonu kapatıp tekrar arkamı döndüm.

Sigarasını parmaklarında çeviriyordu Cihangir.

Kaşlarını çatmış bana bakarak yapıyordu bunu.

"Bir arkadaşım." Diyerek telefonu havaya kaldırıp tekrar indirdim.

Tek kaşı kalkmıştı.

Tekrar yerime oturduğum zaman kapı çalmıştı.

Telefonumu çantama geri koymakla meşguldüm.

"Cihangir bey müsait misiniz.?" Duyduğum sesle kaşlarım istemsizce hayretle yukarıya kalktı.

Başımı kaldırıp baktığımda gördüğüm yüz gerilmeme sebep oldu.

Emre buradaydı.

Gözleri bana anlık takılıp tekrar Cihangir'e döndü ama sonra hızla yine bana baktı.

"Deniz."

Cihangir'in başıda anında bana çevrilmişti.

Nasıl açıklayacaktım şimdi Cihangir'e Emre'yi.

BÖLÜM SONU

Sınırlar 250 oy
Yorum 150

Bölüm hakkında düşündüklerinizi buraya yazabilirsiniz.

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.785okunma 78beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.