Vurgun kitap kapağı

33. bölüm / 36

Vurgun

33. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 33. BÖLÜM

Keyifli okumalar..

"Dede bebek...düştü mü.?"

Sıla'da bacaklarıma bakarak konuştuğunda hissetmeme rağmen bakmadığım bacağıma baktım.

Kırmızı çizgi ayaklarıma kadar uzanıyor ve giydiğim açık pembe elbisemle tezatlık yaratıyordu.

"Abimi öldürmüş." Diyordum ağlayarak.

"ABİMİ ÖLDÜRMÜŞ." Beni tutan kişilerden uzaklaşmak için geri geri giderken gözlerimin kararması ve Cihangir'in Kemal denilen adama kafa atması bir olmuştu.

Ben de o gün iki kayıp vermiştim.

~~~~~~~~~~~~~~~~~~
5 ay sonra

İyice belirgin olan karnımı okşarken bir yandan da telefonumdan haberlere bakıyordum.

Her yerde aynı şey konuşuluyordu.

Cihangir Arslanoğlunun çıktığı.

Bu kadar çabuk mu çekmişti cezasını.

Bu kadar erken mi bitecekti bana yaşattıkları.

Zorlanarak sandalyemden kalktığımda yarıda bıraktığım şeftalimi de almayı unutmadım.

Ben yemiyordum.

Kızım yiyordu.

5 ay önce

Gözlerimi açtığımda aklıma gelenlerle tekrar ağlamaya başlamıştım.

Abimi öldürmüştü.

Abim ölmüştü.

Uyandığım hastane odasını ağlayarak terk edecekken kapı bana doğru açılmıştı.

"Deniz hanım, ne yapıyorsunuz daha yeni operasyon geçirdiniz...yatağa geçin lütfen." Bana yardımcı olan doktordu.

"İyi mi.?" Titriyordu sesim.

"Çok iyi kalp atışlarını dinletmemi ister misiniz.?" Başımı olumsuz anlamda salladığımda gözümden tekrar yaşlar akıyordu.

"Söylediğimi yaptınız mı.?" Üzgünce bana baktı.

"Hepsi çok üzüldü Deniz hanım...bebeği kaybettiğinizi söylediğimde Saffet bey fenalaştı."

Gözlerimi kapatıp açtım.

"Durumunuzun ciddi olduğunu ve sizi de yoğun bakımda uyutacağımızı söyledim."

"Teşekkür ederim." Dedim sessizce.

"Selin hanım geldi...buraya çıkacaktı ama dikkat çekmemesi için sizi ona ben götüreceğim."

Az önce onun yardımıyla oturduğum yataktan tekrar kalkmaya çalıştığımda hemen omzumdan tuttu.

"Deniz hanım lütfen...ani hareketlerden bir süre kaçınmanız gerekiyor." Yanımdan bir kaç adım giderek karşımdaki tekerlekli sandalyeyi yanıma getirdiğinde tekrar onun yardımıyla binmiştim.

"Şunu başınıza..şu maskeyi de yüzünüze takalım."

Saçıma yeşil bir bone geçirmişti.

Maskeyi taktığımda odadan çıkmıştık.

Etrafı kontrol ede ede alt kata geldiğimizde bir ayağını sallayarak endişeyle beni bekleyen Selin'i gördüğümde burnumu çektim.

Sesimi duyduğunda oturduğu yerden kalkarak bana doğru koştuğunda dizlerini kırarak önümde eğilmişti

Sarılışına karşılık verirken ağlamalarım sesli bir hal almıştı.

"Abimi öldürmüş Selin." Selin saçlarımı okşuyordu.

"Ağlama bir tanem...ağlama." Daha çok ağladım.

"Sağ ol Selma." Arkamızdaki kadına doğru konuştuğunda ona daha çok sarıldım.

"Ne demek Selin hanım." Selin'in bir arkadaşının akrabasıydı Selma.

Beni kontrol odasına aldıklarında karnımdaki sancıya rağmen Selin'i arayıp her şeyi anlattım.

Cihangir ya da ailesi bebeğimin yaşadığını öğrenmeyeceklerdi.

Planımdan bahsettiğimde Selin arkadaşını arayıp yardım istemişti ve Selma'yı yanıma göndermişlerdi.

Selma'ya her şeyi anlattıktan sonra da zaten kanamamın durdurulması için operasyona alınmıştım.

Tabi diğerleri bebeğin kalbinin durduğunu benimde yoğun bakıma alındığımı sanacaktı.

"Hadi Deniz yavaşça kalk."

Selin ve Selma'nın yardımıyla arabaya bindiğimde hızla oradan ayrılmıştık.

"Deniz abla.!" Çiçeğin sesiyle oturduğum yerden hızla kalkıp bahçeye doğru koştuğumda yerde olan meleğimi görünce hemen yanına eğildim.

Zor olsa da yapmıştım.

"Yine mi düştün Çiçek...bakayım dizine." Kanayan diziyle yüzümü buruşturduğumda kolundan tutarak ağlayan Çiçeği yerden kaldırdım.

"Koltuğa otur ben bir şeyler getireyim yarana sürelim hemen."

"Deniz abla kolum acıyor." Kolunu bana doğru uzattığında ellerini avcuma aldım.

"Kapat aç." Yapamadı.

Endişeyle nefeslerim sıklaştığında parmaklarını oynatmaya çalıştım ama çığlık attı.

"Telefonumu alıp geliyorum kalkma sakın.!" Yanından kalkıp mutfağa gittiğimde telefonu bularak hemen Selin'i aradım.

Yıldız teyze kimseye benim yerimi bildiklerini belli etmesinler diye kendi evinde kalıyordu.

Bazen de yanıma geliyordu.

İki gün önce Çiçeği bana bırakıp eve geçmişlerdi.

Selin telefonu meşgule attığında tekrar aradım.

"Efendim anne." Sesi tedirgindi.

"Selin benim."

"Anne ben seni sonra arasam olur mu müsait değilim." Kaşlarımı çattım.

"Yanında onlardan birisi mi var."

"Evet anne..tamam gelirken alırım hepsini."

"Selin, Çiçek düştü kolunu kırmış olabilir beni hemen ara."

"Sen Ayten teyzeyi arar mısın anne."

Yıldız teyzeden bahsediyordu sanırım.

"Kapatıyorum." Dediğimde beklemeden Yıldız teyzeyi aradım.

Telaşla geleceğini söyleyip kapattığında Çiçekle beraber onu bekliyorduk.

Telefonuma gelen mesajla ekranı açtım.

Sel: Bugün gelmeyeceğim burada işler karışık akşam arayıp hepsini anlatırım.

Kalp atışlarım hızlanmıştı.

Mesajın hemen üstüne bir arama gelince telefonu kendimden uzaklaştırdım.

Sıla arıyordu.

Hepsiyle telefonda konuşuyordum ama yerimi söylemiyordum.

İyi olduğumu biliyorlardı.

Hepsine bebeğimi kaybettikten sonra iyi olmadığımı ve kafamı toplamam gerektiğini söylemiştim.

Saffet bey çok fazla yanıma gelmek istemişti ama yapamamıştım.

Cihangirin benim gibi kaybetme acısını yaşamasını istediğim için hiçkimsenin bebeğime bir şey olmadığını öğrenmemesi gerekiyordu.

"Efendim Sıla." Dedim Çiçeği kontrol ederken.

Koluna buz tutuyordum.

"Deniz nasılsın."

"İyiyim sen."

"Ben iyi değilim...abim çıkmış." Derin bir nefes verdim.

"Onun hakkında konuşmak istemiyorum."

"Tamam tamam özür dilerim dedem onu içeriye almadı çok sinirliydi biz bulamadık ama o seni bulup yanına gelebilir Deniz haber vermek istedim...bağıra çağıra seni sordu."

Bir şey demedim.

"Ayliz nasıl.?" Ayliz yurtdışına çıkmıştı.

Yaklaşık 2 hafta öncede tekrar dönmüştü.

"İyi gibi bilmiyorum..evde çok durmuyor sürekli dışarıya çıkıyor...Güneş'i bize bırakıp sabaha karşı eve geliyor."

Yine sustum.

Ayliz abimden sonra delirmiş gibiydi.

Selin ve Sıla'dan duyduğum kadarıyla Ayliz'in iyi olmadığını biliyordum.

Beni beş ayda sadece bir iki kere aramıştı çok kısa konuşup kapatmıştık.

Yediğim tekmeyle beraber bir elim karnıma gitti.

"Sıla ben kapatsam olur mu bir kaç işim var akşam ararım seni."

"Tamam kendine iyi bak görüşürüz."

"Sende."

Telefonu kapatıp Çiçeğe döndüm.

"Geçti mi biraz acısı."

"Geçti bak parmaklarımı da oynatıyorum şimdi." Az önce ben dokunduğumda acıyan parmakları şimdi hareket ediyordu.

Kırık değildi sanırım.

Başının üstünden öptüm.

"Annen gelir şimdi hastaneye gidilecek kaçışın yok Çiçek." Suratını astı.

"Ama bak iyi kolum." Başımı iki yana salladığımda suratı iyice asıldı.

Zil çalınca ilk kalkma girişimim karnımdan dolayı başarısız olmuştu.

Çiçek hızla yanımdan kalkıp gittiğinde arkama yaslanıp elimi karnıma koydum.

Büyüdükçe yorulmaya başlamıştım.

Neredeyse 7 aylık hamileydim.

Yıldız teyze ve Çiçeğin konuşmalarını biraz biraz duyarken sesleri yakınlaşmaya başlamıştı.

"Deniz iyi misin kuzucuğum." Yıldız teyze yanıma oturduğunda bir elini hemen karnıma koymuştu.

"İyiyim gece uyuyamadım, biraz yorgunum."

"Çiçeği hastaneye götüreceğim sende gel bize geçersin bugün evde kal."

Başımı olumsuz anlamda salladım.

"O çıkmış." Yıldız teyzenin bildiğini yüz ifadelerinden anlamıştım.

"Bakacağı ilk yer orası." Söylediğimi mantıklı bulmuş olacak ki bana dikkat etmem gereken bir sürü öğüt verip Çiçeğide alıp gitmişti.

Kızımla baş başa kalmıştım.

Odaya çıkmaya halim olmadığı için koltuğa uzanıp televizyondaki çizgi filme bakarken gözlerim yavaş yavaş kapanıyordu.

Kapının sertçe vurulma sesiyle uyandığımda gözlerimi etrafta gezdirdim.

Akşam olmuştu.

Belki gece.

Salonu aydınlatan tek şey televizyondan gelen ışıktı.

"Deniz.!" Selin'in sesiyle hızla koltuktan kalkarken kapıya doğru koşar adım yürüyordum.

"Anne anahtarı al gel perdeler de kapalı bahçeden dolandım hiçbir şey göremedim...anne düşmüş falan olmasın." Selin'in endişeli sesi kapının kilidini çevirdiğimde kesilmişti.

Kapıyı hızla sonuna kadar açıp ona baktığımda rahatlamayla omuzları çöktü.

"Tamam açtı kapıyı, kapatıyorum anne...iyi bir şeyi yok hala karnı şişman." Hafifçe gülümsediğimde Selin telefonu kapatıp içeriye girmişti.

"Git o telefonuna bak kaç kere aradım seni..Deniz şu telefonu sessizde kullanma diyorum sana yüreğim ağzıma geldi."

Eğilip karnımı öptüğünde bana sarılmadan salona yürümeye başlamıştı.

Sinirlenmişti.

"Uyumuşum gece uyuyamadım." Arkasından yavaş yavaş yürürken konuşuyordum.

"Cihangir geldi bugün ofisime." Adımlarım durdu.

"Yanında Serkan'da vardı. Seni arıyor her yerde." Tekrar yürümeye başlamıştım.

"Beni tehdit etti...çok değişmiş Deniz."

Konuşamadım. Sadece yutkundum.

"Sadece telefonda arada bir konuştuğumuzu söyledim o da; her yere birlikte gittiğin kadının nerede olduğunu bilmiyor musun Selin diye bağırdı."

Yanına oturduğumda elime uzanıp tuttu.

"Korkma bulamaz seni." Umarım Selin.

Umarım bulamaz.

"Bulursa karşısında eski Deniz'in olmadığını anlar...abimin..." konuşamadım.

Ellerimi yüzüme kapatıp gelen ağlama hissini bastırmaya çalıştım ama olmadı.

Hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamıştım.

Selin bir şey demeden gözyaşlarını sildiğinde elini belime koymuştu.

"Hadi üzme bebeği...bunları meleğimiz doğduktan sonra konuşuruz."

Durduramıyordum ağlamamı.

"Abim öldü Selin." Sırtımı okşayan eli durdu.

Bense ağlamaya bir süre daha devam ettim.

Ağlamalarım yavaş yavaş iç çekişlere döndüğünde Selin bana son kez sarılıp mutfağa geçti.

"Karnıyarık ısıtıyorum yersiniz değil mi aşklarım." Diye seslenmişti mutfaktan.

Yerdik.

Bebekte ben de seviyorduk.

Koltuktan kalkıp ben de arkasından mutfağa geçip sandalyeye oturdum.

Ayaklarım bir kaç gündür çok fazla şiştiği için ayakta çok duramıyordum.

Burnumu çekip Selin'e baktım.

Mikrodalgayı çalıştırıyordu.

"Başka bir şey dedi mi.?" Elim karnımı okşuyordu.

"Bir sürü şey söyledi Deniz hangi tehditini söyleyeyim...en fazla 24 saat içerisinde bulacakmış beni de sakladığım için çok fena yapacakmış.."

"Beş aydır senin bir kere görüşe gitmeni beklemiş nasıl olduğunu sordu...bebeği kaybettikten sonra yanında mıydım diye sordu."

Arkasını dönüp beni kontrol ettikten sonra devam etti.

"Her şeyini aldın rahat bırak ve boşanma kağıtlarını imzala dediğimde üzerime yürüdü...Serkan sakinleştirdi."

"Eskisinden daha sinirli Deniz ilk defa ondan korktum."

Burnumu tekrar çektim.

"Anlamadı değil mi.?" Dedim.

"Asla...bebek dedikçe başını yere eğdi. Kaybettiğini zannediyor." Tekrar karnımı okşadım.

Daha beterini yaşasın istiyordum.

O benden abimi almıştı ben de ondan kızını.

"Yanında Ayliz'de vardı." İşte buna şaşırmıştım.

Yüzüne dahi bakmayacağını söylemişti bana.

"Barışmışlar mı.?"

Cıkladı.

"Sanmam çok uzaklardı...Ayliz bana yerini bilmediğime emin olup olmadığımı sordu sanırım sana bir şey söyleyecekmiş."

"Ama Cihangir'in yakınına yaklaşmadı bile hep dört beş metre gerisinde duruyordu."

Gerçekten şaşırmıştım.

Bir iki kere de konuşsak Cihangir hakkında ağır şeyler söylemişti.

"Abim gittikten sonra bunların bir önemi yok artık...bir iki aya hepsi önceki hayatlarına devam ederler olan yine bana oldu."

Selin konuşmadı.

Ağlayacağımı biliyordu o yüzden onaylamadı beni.

"Tuzu biraz az." Dedi konuyu değiştirmek için.

"Bilerek öyle yapıyor...tuz yasak." Anladım der gibi başını sallıyordu.

"Esra gelecek mi yarın."

"Evet." Esra doktorumdu ve dün Cihangirin çıktığını öğrendiğimde onu kontrol için eve çağırmıştım.

Bir kaç hafta dışarı çıkmayı düşünmüyordum. Gerçi karnım büyüdüğünden beri dışarıya çok çıkmamıştım.

Selin geldiğinde akşamları bir iki saat hava alıp geri eve dönüyordum.

"Dışarı çıkalım mı akşam."

"Bir kaç gün çıkmasam daha iyi...yarın bana Saffet beyin çiçeklerinden getirir misin...söylemiştim ya sana mor olanlar." Başını salladı.

Alacağı yeri tarif etmiştim.

"Başka bir şey istiyor musun.?"

"Eğer bulabilirsen karpuz." Geçen gün gece arabayla çıkıp aramıştım ama bulamamıştım.

Havalar yeni yeni ısınmaya başladığı için yoktu.

"Bulurum aşkıma sen yeter ki istediğini söyle."

Gülümsedim hafifçe.

Sinirlerim alt üst olmuştu.

Hamilelik hormonlarını duymuştum ama bu kadar dengesiz olabileceğini düşünmemiştim.

Bir saniye önce gülerken bir saniye sonra ağlayabiliyordum artık.

Ortada hiçbir sebep yokken böyle oluyordum.

Abim aklıma geldiğinde düşünmemeye çalışıyordum. Bebeğimi etkilememek için kendimi üzmemeye çalışıyordum ama sanırım yaşaması bile bir mucizeydi.

Abime, Cihangir'e, bebeğime...hangisine üzülmem gerektiğini bilmiyordum.

Bebeğim babasız büyüyecekti.

Yurtdışına gidecektim bir ay sonra.

Bu ay gidecektim ama çok yorgun oluyordum. İki adım atsam da nefes nefese kaldığım için ertelemiştim.

Ya da gitmek istemiyordum ve bahane üretiyordum bilmiyorum.

"Seni böyle görürse bizi mahveder biliyorsun değil mi.? Beni zaten kesin öldürür ben bugün emin oldum." Selin'in boğazını gösterip kesme işareti yapmasına hafifçe gülümsedim.

"Görmeyecek burayı bulamaz...sen artık haftada bir gelirsin sık sık gelme ortalık durulsun."

"Saçmalama doğuma ne kaldı şurada aşeriyorsun her gün nasıl gelmeyeyim Deniz."

Bakışlarım karnımı buldu.

Çok kilo almıştım.

Karnım çok büyüktü.

Bir ara ikiz bebeklerimin olduğundan şüphelenip Esra'ya sormuştum ama tek bebekti.

Bir bebeğim olacaktı sadece.

Oturup buna da ağlamıştım.

Selin'e neden ikiz bebeğim olmuyor diye sabahtan akşama kadar ağlamıştım.

Konunun ikiz bebek olmadığını geçte olsa anlamıştım.

İçimdekileri saçma sebeplere vurarak döküyordum.

Ağlayarak.

"Serkan'la konuşmadınız mı.?"

Cevap vermedi.

Cihangir tutuklandıktan sonra Serkan, Selin'le konuşmamıştı. Hatta hayalet gibi ortadan kaybolmuş ve Selin'i bırakmıştı.

"Anma şunun adını habeş maymunu."

Serkan yakışıklı bir adamdı ama Selin hırsını alabilmek için her gün ona saydırıyordu.

Türlü türlü hakaretler ederek yapıyordu bunu.

Sülalesine kadar küfür ediyordu.

"Yüzüne bile bakmadım bir görseydin benimle gurur duyardın Deniz."

Onunla zaten gurur duyuyordum.

Her şeyimdi onlar benim.

Artı birimle beraber sadece dört kişilik bir ailem vardı benim.

Cihangir'le evlenmem aptallıktı. Ona aşık olmam tamamen aptallıktan ibaretti.

Suç onda değildi, suç ona koşulsuz inanıp güvenen bendeydi.

Aşık olmam bir hafta sürmemişti. Büyüsüne kapılıp kendimi kaybetmiştim.

Sonumun böyle olacağını tahmin etmem lazımdı. Sanırım hiçbir zaman sevilmeyecektim ve her zaman gözden ilk çıkarılan kişi olmaya devam edecektim.

O da seviyor sanmıştım. Rolünü güzel oynamıştı.

"Deniz." Koluma dokunan arkadaşımla bakışlarımı karnımdan çekip ona çıkarttım.

"Yemek hazır bahçede yiyelim mi hava alırsın biraz." Onun yardımıyla sandalyeden kalktığımda belimi tuttum.

Bir haftadır hem bel ağrılarıma hem ayaklarımın şişmesine hala alışamamıştım.

Bulantım hiç olmamıştı.

Tabağımı masaya bıraktıktan sonra hemen yemeğimi yemeye başladım.

Acıkmıştım.

"Çiçeğin kolu burkulmuş annem mesaj attı şimdi...sana da yazmış."

"Başka bir şey var mı.?" Mesajı okurken başını iki yana salladı.

"Turp gibi bizim deli fişek merak etme." Güldüm.

"Çok ilgilenemedim onunla halsizdim erkenden odaya çıkarttım çocuğu."

"O senin bebekten dolayı böyle olduğunu biliyor çok akıllı benim aşkım ablası merak etme."

Öyleydi.

Çiçek sabah suyumu limonatamı ben söylemeden getirmiş ve bebek için olduğunu söyleyip çizgi filmine devam etmişti.

Bana mısır patlatmak istediğini söylediğinde ocağın başında tek başına bırakmayacağım için ikimiz yapmıştık.

Karnımda bebeğin olduğunu bildiği için sürekli ona bir şeyler hazırlamak istiyordu.

Bahçenin diğer tarafındaki çiçekleri toplayıp bebek için diyordu.

"Krem sürelim mi yemekten sonra...bacaklarını da biraz havuza sokarız soğuk su iyi gelir." Başımı salladım ikisine de.

"Al şunu da iç annem gönderdi." Vişne suyuydu.

"Cihangir başka bir şey söyledi mi...bilmiyor değil mi hamile olduğumu."

"Bilmiyor eminim merak etme bir kaç gün yanında kalayım mı.? Peşime adam falan takar şimdi bu kocan."

"Eski kocam."

"Aman daha boşanmadınız kocan diyorum işte."

Hapisteyken göndermiştim kağıtları ama imzalamamıştı.

Tuttuğu avukatlardan dolayı boşanmıyorduk. Anlaşmalı olmadığı için mahkemeye gitmemiz gerekiyordu ve ben karnımdan dolayı gidemiyordum.

Vekâletimi de kabul etmiyorlardı.

Ettirilmiyordu desem daha doğru.

Hapisteyken bile bunları yapıyordu.

Yemeğimi düşüncelerimle beraber yerken sessizdim.

Selin konuşuyordu ama ona çok fazla katılmıyordum.

Ofise gitmezse dikkat çekeceği için her zamanki gibi gelip gidecekti.

İki üç günde bir gelmesini söylesem de dinlemiyordu.

En son Yıldız teyze aradığında ne yapacağımızı konuşurken burada kalacağını söylediğinde Selin rahatlamıştı.

"Annem dikkat çekmez ama benim her gün gelip gitmem dikkat çeker iyi oldu hem içimde rahat eder tek kalmazsın canın bir şey çekerse annem annem gidip alır." Konuşması bittikten sonra kollarımı Selin'e uzatıp sarıldım.

Karnımdan dolayı çok sarılamasakta idare ederdi.

Telefonumun sesiyle ondan ayrıldım.

Selin geldiğinde ilk işi telefonumu sesliye almak olduğu için şimdi duyuyordum.

Ekrana bakıp bana uzattığında konuştu.

"Ayliz."

Meşgule attım.

"Bir açsaydın ne diyecek merak ederim ben." Selin konuştuktan sonra Ayliz tekrar aramıştı.

Açtım.

"Deniz."

"Efendim." Dediğimde bir süre konuşmadı.

"Ayliz.?" Dedim soru sorar tarzda.

"Nasılsın."

"Umrunda mı gerçekten yoksa Cihangir yanında diye mi beni arıyorsun." Yine ses gelmedi.

Cihangir yanındaydı.

"Cihangir yanımda ve seninle konuşmak istiyor. Eğer yanına gelmemize izin verirsen sana bir şeyler anlatacağım."

Selin'e baktım.

"Ayliz, abime bu kadar kolay ihanet etmiş olamazsın değil mi.? Söylediği her ne olursa olsun abim geri gelmediği sürece yanındaki şahısı affetmeyeceğim öyle birisi yok artık benim hayatımda...tarafını seçtiğine göre artık seninle de konuşmak istemiyorum." Nefes nefese kaldığım için derin bir nefes alıp verdim.

"Taraf seçmek değil sadece 10 dakika dinlemeni istiyorum söz veriyorum sonra affetmezsen affetme. Söz veriyorum sadece 10 dakika konuşacaksınız."

"Asla.!"

"Onun yüzünü görmek değil, sesini bile duymak istemiyorum hepsini söyle ona...gerçi o zaten beni duyuyordur."

"Cihangir." Sessizlik.

"Senden nefret ediyorum...keşke hiç karşılaşmasaydık. Keşke Derin gibi bir insan olsaydım da yollarımız kesişmeseydi." Derin nefesler alıyordum konuşurken.

"Deniz...niye böyle konuşuyorsun sen iyi misin.? Yaralı mısın Deniz.!" Ayliz takılmaması gereken en son şeye takıldığında dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Yaralı değilim Ayliz, o yanındaki adam beni öldürdü."

"Sakın...benim telefonlarımı da açmaz sakın diyorum." Sanırım Ayliz bunu Cihangir'e söylemişti.

Hiçbir şey söylemeden telefonu kapattığımda gözyaşlarım akıyordu.

"Tamam ağlama bir daha muhattap olmayacaksın ağlama aşkım."

"Beni sevseydi kan bağımın olduğu tek kişiyi benden alır mıydı Selin...sevdi sandım. Çocuk yaptım ben bu adamdan Selin.!" Ağlamalarım sesli bir hal aldığında masanın üzerindeki telefonu duvara fırlatıp çığlık attım.

"Deniz bebek için...lütfen bir tanem..lütfen sakinleş." Beni kendine çektiğinde artık omzunda ağlıyordum ve yerdeydik.

"Çok yoruldum görmezden gelmekten Selin.! Abim öldü benim.!" Ellerimi saçlarıma atıp çekiştirdiğimde Sıla ellerimi tuttu.

"Deniz.! Yapma şunu.!"

"Ya abimi öldürmüş bana beni affet diyor."

"AFFET DİYOR ALLAHIN CEZASI.!"

Boğazım yırtılırcasına çığlık attığımda krizin eşiğindeydim.

"Bebeğe bir şey olacak sakinleşmen lazım şimdi değil Deniz lütfen çok az kaldı şimdi değil 2 ay sonra istediğin kadar ağla bir tanem...kır dök ama şimdi değil Deniz."

Ev ağlamamla yankılanıyordu.

"Daha ne kadar görmezden geleceğim...abim öldü benim...abimi aldı benden...ben onun çocuğunu taşırken o benden abimi aldı Selin."

Başımı tekrar omzuna koyduğumda hıçkıra hıçkıra ağlamaya devam ediyordum.

Halsizce kollarına yığıldığımda karnıma tekme yemiştim.

Derin derin nefesler alıyordum.

Selin sakinleşmem için bir şeyler söylüyordu ama sadece ağlıyordum.

Bir kaç dakika bu şekilde durduktan sonra Selin'in yardımıyla odama geçmiştik.

Başımdan ayrılmayıp ben uyuyana kadar saçlarımı okşamıştı.

Ertesi gün kahvaltımı yaptıktan sonra Esra tüm aletleriyle gelip bebeği kontrol ettiğinde dünün halsizliği üstümdeydi.

"Şu an her şey yolunda...Diğer ay artık nts'ye almaya başlayacağız miniği." Başımı salladım ona.

Kalp atışlarını dinlettiğinde her zamanki gibi gözlerim dolu dolu olmuştu.

"Kalp atışlarımız daha da güçlenmiş." Buraya ilk geldiğim zamanlarda kalp atışları zayıf demişti.

"Miniğimiz iyi annesi herhangi bir sorun görünmüyor dediğim gibi diğer ay nts'ye alırız daha detaylı bakarız her şeye...iyisin değil mi durgun gibi geldin."

Hafifçe gülümsedim.

"İyiyim gece çok uyuyamadım." Klasik yalanım haline gelmişti artık bu cümle.

"Deniz stres üzüntü yok bu dönemde biliyorsun değil mi...uykusuzlukta aynı şekilde." Dün gece uyumamıştım.

Uykum olmasına rağmen düşüncelerim uyumama izin vermemişti.

Abimin ölümüne bile doğru düzgün üzülememiştim. Bunları düşüne düşüne sabah olmuştu zaten.

"Dikkat edeceğiz biz sen merak etme Esra." Dedi Selin.

Esra karnımı silmem için peçete verdiğinde silip koltuktan kalkmıştım.

"Randevunu hastaneye gidince sana mesaj atacağım." Ona başımı sallayıp gülümsediğimde vedalaşıp geçirmiştik.

"Birazdan annem gelecek ben de ofise geçiyorum bir toplantım var yarın ya da cumartesi tekrar gelirim tamam mı bir tanem...biliyorum çok zor ama düşünmemeye çalış sadece iki ay sonra istediğini yapmakta özgürsün...onu tehlikeye atma tamam mı dünyanın en güzel annesi." Kollarını bana sardığında sarılışına karşılık vermiştim.

Selin'i de geçirdikten sonra yine bebekle baş başa kalmıştım.

Evde ses olması için televizyondan herhangi bir kanal açıp mutfağa geçtiğimde meyve yıkayıp içeriye geçtim.

Sehpaya tabağı koyar koymaz çalan kapıyla yürümeye başladım.

Yıldız teyze ve Çiçek gelmişti.

Kapıyı sonuna kadar açıp gülümsediğimde karşımdaki kişiyle sarsılmıştım.

Hayır.

Beynimden vurulmuşa dönmüştüm.

O, önce gözlerime sonra karnıma baktıktan sonra dik duran omzuları çökmüştü...ayakta duramıyor gibi kapının kenarına tutunduğunda kapıyı kapatmak için bir hamle yapacağım sırada karşıdan gelen Serkan'la göz göze gelmiştik.

Cihangir gibi şaşkınlıkla bana bakarken adımları olduğu yerde durmuştu.

Ağzı şaşkınlıkla aralandığında tekrar karşımdaki adama baktım.

Karnıma bakıyordu.

Cihangir karşımda duruyordu ve ondan sakladığım bebeğimi öğrenmişti.

BÖLÜM SONU

Oy ve yorumlara göre diğer bölümü de atacağım yorumları unutmayın lütfen...

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.699okunma 40beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.