Vurgun kitap kapağı

16. bölüm / 36

Vurgun

16.BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 16.BÖLÜM

Keyifli okumalar aşklarım.

Duyurular için buradan ve instadan takip edebilirsiniz.

Emre buradaydı.

Gözleri bana anlık takılıp tekrar Cihangir'e döndü ama sonra hızla yine bana baktı.

"Deniz."

Cihangir'in başıda anında bana çevrilmişti.

Nasıl açıklayacaktım şimdi Cihangir'e Emre'yi.

***********

Cihangire tebessüm edip Emre'ye döndüm.

"Deniz şaşırdım biraz kusura bakma nasılsın." Dedi.

Cihangirden dolayı yanıma gelmek istiyor ama gelemiyordu.

"İyiyim sen nasılsın Emre." Emre dememle Cihangir tekrardan bana bakmaya başladı.

"Görüşemedik yani sen görüşmemi.." Cihangire bakıp cümlesini tamamlamadı.

"Deniz." Cihangir konuştuğunda dudaklarımı birbirine bastırıp ona döndüm.

Nereden tanışıyorsunuz söyle der gibiydi ama hiç söylemek istemiyordum.

Yine de elimi uzatıp Emre'yi gösterdim.

Emre benim üniversiteden çok yakın arkadaşımdı ama bana karşı yaptığı yanlış bir hareketten dolayı görüşmeyi bitirmiştik.

Selin uzaklaştırma kararı almamı bile söylemişti.

"Emre eski bir arkadaşım üniversiteden." Öylesine geçiştirerek söylediğimin farkında olduğu için sanırım sinirlenmişti.

Tek kaşını kaldırıp eline kalemini aldığında arkasına yaslanıp Emre'ye baktı.

"Çıkabilirsin Emre." Resmen kovmuştu.

"Tamamdır Cihangir bey...Deniz bir kaç dakikan var mı.?"

Bana sormuştu ama Cihangir cevap vermişti.

"Deniz hanımın benimle işi var Emre çıkabilirsin."

Emre'nin bana baktığını hissedebiliyordum ama bakışlarımı Cihangir'den çekmedim.

Emre odadan çıktığında rahatlayarak nefesimi dışarıya verdim.

"Deniz." Yavaş yavaş Cihangire baktım.

"Evet." Dedim hemen.

"Eski bir arkadaş derken...eski sevgilin miydi.?" Normal bir şekilde sormuştu bu soruyu.

Başımı olumsuz anlamda salladığımda çatık kaşları düzelmişti.

"Ne ayak bu lavuk." Şaşırma sırası bendeydi.

Lavuk mu.

"Söyledim ya eski bir arkadaş görüşmüyoruz şu an."

"Eski bir arkadaş." Diyerek tekrarladı beni.

Başımı salladım.

Kalemi hızlı hızlı elinde döndürüp ağzının içinden bir şeyler söyledi.

Bugün bunu çok fazla yapmıştı.

"Niye içinden konuşuyorsun bana da söyle ne diyorsan." Kısık gözleriyle baktı.

Bir şey söylemedi.

Odaya bu seferde Ayliz ve Tunç girdiğinde elbisemi biraz düzelttim.

"Peri kızı." Tunç'un konuşmasıyla Cihangir ağır ağır bakışlarını Tunç'a çıkarttı.

İkinci bir şok geliyor.

Tunç Cihangirin bakışından sonra boğazını temizledi.

"Deniz, naber." Diye düzeltti.

Cihangir başını pencereden tarafa çevirip ayağa kalktı.

Tunç Ayliz'e dönüp Cihangiri gösterdi ne oldu gibisinden.

Ayliz'de omuzlarını indirip kaldırmıştı.

"İşimiz bitti eve geçiyoruz biz..Deniz." Cihangir Soru sorar gibi adımı söyleyince başımı sallayıp çantamı da alarak ayağa kalkmıştım.

Cihangir önce Tunç'a sonra da elbiseme tekrar bakmıştı.

O bakınca bende Tunç'a baktım ama bana bakmıyordu.

"Hadi Deniz." O böyle acele edince Ayliz'e baktım.

Gözlerini kısmış Cihangir'e bakıyordu.

"Nasıl işin bitti Cihangir japonyadan adamlar gelecek bugün."

"İptal edin otellerimizden birine yerleştirip yarın için tekrar bir randevu oluşturun." Telefonu cüzdanını ve arabasının anahtarını masasının üzerinden alıp kapıya doğru adım atmaya başladı.

"Tamam Deniz benimle kalsın ben getiririm onu eve."

"Ayliz.! Canımı sıkma." Ayliz tek kaşını kaldırmış imayla ona bakınca konuya yabancı kaldığımı fark ettim.

"Konuşalım akşam." Dedi Ayliz.

Cihangir bir şey söylemeden bakışlarını bana çıkartınca yürümeye başladım.

Yanına geçtiğimde o öne geçerek kapıyı açtı.

Önden ben arkamdan Cihangir çıkınca yine bir kaç bakış hemen bize dönmüştü.

"Eve gitmeden önce bir yere uğrasak olur mu.?" Diye sordum asansöre doğru yürürken.

Başını ağır ağır sallayınca gülümsedim.

Telefonumdan Furkan'a mesaj atıp çantama bıraktım.

Cihangir asansörün düğmesine basıp ellerini cebine attığında ona doğru dönünce üstten bana baktı.

Gülümsediğimde gözleri gülüşüme takılır gibi oldu ama hemen geri gözlerime baktı.

"Senden bir şey isteyebilir miyim.?"

"Her zaman." Diyerek yanıtladı beni.

Kafamı önüme eğip ayağımla yere daire çizdim.

"Torpil gibi algılama sakın tamam mı.?" Dediğimde yavaş yavaş başımı kaldırıp ona bakınca dikkatli bir şekilde hareketlerimi incelediğini görmüştüm.

"Selin'in cv'sini buraya göndersek olur mu...herkes nasıl alınıyorsa o da öyleli alınsın diyorum asla ayrıcalık yap demiyorum Cihangir yanlış anlama sadece cv'sine baka..."

"Tamam." Ellerimle oynamayı bırakıp tekrar ona baktım.

"Tamam." Dedim soru sorar gibi.

"Cv'sini mail adresimize gönderebilir."

"Herkes öyle mi yapıyor." Bunu söylememle dudağının kenarı yine kıvrılmış.

Sağ tarafa dönüp ofise baktıktan sonra bana dönerek başını salladı.

"Tamam..yani daha onunla konuşmadım. Belki istemeyebilir ilk sana söyledim." Selin'in böyle bir şirkette çalışmasını çok isterdim.

Bir şey demeden bana bakınca bende onun gibi etrafı süzdüm.

Buradakilerin işi gücü yok muydu Allah aşkına hepsi bu tarafa bakıyordu.

"Niye böyle bakıyorlar." Onlara tamamen arkamı döndüğümde Cihangir şu an sadece sol profilimi görebiliyordu tüm yüzümü değil.

"Sana bakıyorlar." Kaşlarımı çatıp gelmeyen asansöre bakmaya devam ettim.

"Niye bana baksınlar Cihangir." Dedim şaşkınlıkla.

"Bakılmayacak gibi değilsin." Ağzının içinden bir şeyler söyledi bugün çok sayıda yaptığı gibi ama yine anlamamıştım.

Gelen asansörle sıktığım çantamı gevşetip hemen içeriye geçtim.

Ayndan kendimi gördüğümde ağzımdan şaşkınlık nidaları çıktı.

"Halime bak." Çantamı dalgınlıkla Cihangir'e uzatırken aynaya bakıyordum.

Elimden alınan çantayla hemen birbirine girmiş saçlarımı düzeltmeye başladım.

"Ablam ve annemin dediği kadar varım sanırım saçlarıma bak." Söylene söylene saçlarımı düzelttim.

Kirpiklerimi parmağımla kıvırıp yüzümü inceledim.

Makyaj yapmamıştım gelirken dudaklarım solgun duruyordu.

"Allahım yarabbim." Hala söylenerek Sağ kaşımın kenarını düzelttiğimde bir iki adım uzaklaşıp kendime baktım.

Biraz toparlanmıştım.

Saçlarımı omzumdan geriye atıp Cihangir'e döndüm.

Bir eli cebinde diğer elinde tuttuğu pembe çantamla bana bakıyordu. Hem de tebessüm eder bir şekilde.

"Saçlarım kabarmış...ay çantamı da sana verdim dalgınlıkla." Elimi uzatıp çantayı bana vermesini bekledim.

Hala bir şey demeden bana bakıyordu.

"Deniz."

"Efendim." Diyerek yanıtladım onu hemen.

Başını iki yana sallayarak çantamı uzattığında bekletmeden aldım.

"Teşekkür ederim."

Bir şey demeden yüzümü inceledi.

Asansör durduğunda Cihangir hızlı bir şekilde asansörden çıkmıştı.

Ben de kendime gelip arkasından adımlamaya başladım.

"Cihangir bey çıkıyor musunuz.?"

Adama başıyla cevabını vermişti.

"Japonla.."

"Ayliz'e detayları söyledim halledersiniz Cüneyt." Sesi...çalışanlarına karşı fazla sertti.

Omzunun üstünden bana bakıp yürümeye devam etti.

Bir iki adım önden yürümesine sinir olarak durdum.

Ne zaman fark edecek diye beklerken benim durmamla o da durup bana baktı.

Çabuk fark etmişti.

"Ne oldu.?"

"Neden önden önden yürüyorsun ben kuyruğun muyum.?" İçimdekini söylemiştim.

"Rahatsız olacağını düşünmedim." Bir iki adımla yanıma gelince elini belime koyarak tekrar yürümeye başlamasıyla ben de ona uydum.

Arabaya geçene kadar aramızda başka konuşma olmamıştı.

Hatta navigasyona adresi girdikten sonra da gideceğimiz yere gidene kadar konuşmadık.

"Şurası." Elimle karşıyı gösterdiğimde yolu kontrol edip döndü.

Oyuncakçıya gelmiştik.

Her zaman Selin'le gelip hediyeleri buradan alıyorduk. Furkan arayınca aklım kalmıştı. Akşam uyuyamayacağımı bildiğimden gelmek istemiştim.

"Oyuncak mı alacaksın." Başımı salladığımda bir şey demeden arabadan indi.

Beraber içeriye geçtiğimizde ortalıkta kimseyi göremedim.

"Beraber seçelim mi.?" Ne için olduğunu sormamıştı sanırım Çiçek ya da Güneş'e alacağımı sanıyordu.

"Ne alacaksın." Dedi tek eli cebinde raflara karizmatik bakışlar atarken.

Oyuncaklar şok.

"Bilmem hepsinden." Başı hızla bana dönünce gülümsedim.

"Ben bir araba alayım." Arkamı dönüp kasanın oraya geçtiğimde dükkanın kapısı da açılmıştı.

"Deniz, hoş geldin." Rıza amca gelmişti.

"Hoş bulduk Rıza amca, nasılsın."

Arabayı çıkartırken konuşmuştum.

"İyi diyelim iyi olsun sen nasılsın. Selin yok mu.?" Kaşlarımı kaldırıp indirdim.

"Bugün başka bir arkadaşımla geldim." Bunu nedense sessiz söylemiştim.

"Bir tane daha vereyim mi.?" Arabayı kast ettiğinde başımı salladım.

"Olur bunu dolduralım sonra alırız." Başımı sallayıp kasanın arkasına geçmişti.

Arabayı sürerek Cihangir'in yanına geldim.

Raflardaki oyuncakları inceliyordu.

"Gözüne çarpan bir şeyler oldu mu.?" Bana ve arabaya bakmıştı.

"Çiçek için mi.?" Başımı olumsuz anlamda salladım.

"Güneş.?" Yine olumsuz anlamda salladım.

"Biz alalım sonra söylerim kime olduğunu." Söylemek istememiştim nedense.

"Kız için mi erkek için mi alacağız."

"İkisi içinde." Kafası karışmış gibiydi.

Ben geçtiğim yerlerdeki hediyelerden birer birer arabaya attığımda o şaşkınlıkla beni izlemekle meşguldü.

"Rıza amca Melisa'nın söylediği oyuncak geldi mi.?" Sesimi hafifçe yükseltmiştim.

"Konuşan bulaşık makinası mıydı.?"

"Evet.!" Diyerek konuştum tekrar.

"Geldi raftan alayım." Cihangir'de elindeki bir kaç parça oyuncağı sepete atmıştı.

Ben her raftan oyuncakları arabaya atıp doldurduğumda diğer arabaya geçmiştim.

Kitapta alınacaktı aslında ama yolumuza tersti Cihangir'e de söylemeye çekiniyordum.

Her yere onunla gitmeye başlamıştım özel şoförüm gibi olmuştu adam.

Cihangirin şaşkın bakışları altında ikinci arabayıda doldurduğumda köşede gördüğüm barbie bebeklere takıldı gözüm.

Çiçek'in bunlara zaafı vardı.

Arabayı Cihangirin yanında bırakıp bebeklerin yanına gelmiştim.

İki tane farklı farklı Çiçek'e aldığımda Güneş'e de almam gerekiyordu.

İki tane de Güneş için aldım.

Bunları arabaya koymamıştım.

"Deniz." Cihangire döndüm hemen.

"İki araba oyuncak seçtin." Yanına yürümeye başladım.

"Yeter bu kadar." Diğer arabayı sürmeye başladığımda Cihangir'de az önce doldurduğumuz arabayla peşimden geliyordu.

"Seçtin mi Deniz." Rıza amcaya başımı sallarken onun bakışları arkamdaki uzun boylu adama takıldı.

Uzun boylu, kaslı, yakışıklı..

Biraz.

Tamam biraz değil öyleydi işte Cihangir.

"Hoş geldin oğlum."

"Hoş bulduk." Dedi sert sesiyle.

"Rıza amca bugün ben götürmeyeceğim kargolayacağız." Rıza amca hemen aldıklarımı kasadan geçirmeye başlamıştı bile.

Elimdeki bebekleri en sona bırakmıştım.

"Melisa'nın oyuncağını koydun mu.?"

"Ayrı paketledim onu merak etme." Gülümseyerek başımı salladım.

Cihangire döndüğümde onun zaten bana baktığını görünce konuştum.

"Yetimhaneye gidecek hepsi." Gözlerini çok kısa bir an kapatıp açınca bakışları bir süre üzerimden ayrılmadı.

"Selin kızım nasıl Deniz." Cihangir'le bakışmamızı Rıza amcanın sesi böldü.

"İyi Rıza amca selamı vardı." Yoktu aslında.

Rıza amca güldü.

"Sende ona selam söyle."

"Sen tam adresi yaz birazdan kargolarım hepsini." Cihangir'e dönerek elimdeki bebekleri uzattım.

"İki dakika tutar mısın.?" Bekletmeden elimden aldı.

Kasaya yaklaşıp kağıda adresi ve Furkan'ın numarasını yazdım.

"Furkan'a teslim edilsin diye belirtir misin Rıza amca." Başını salladı.

Rıza amca onu da tanıyordu.

"17.782."

Çantamdan kartımı çıkartacağım zaman Cihangir elindeki bebekleri kasaya koyarak anında kartını uzatmıştı bile.

Koluna dokundum.

"Cihangir." Dedim şaşkınlıkla.

Bakışıyla sustum.

Hem ben getirmiştim hem de ona ödetmiştim.

"Bebeklerde olacak." Kısık sesimle konuştuğumda Cihangir bana bakmadan başını salladı.

"Bebekler Çiçek'e mi.?" Rıza amcanın sorusuyla başımı salladım.

"O zaman Rıza amcasının hediye ettiğini söylersin." Gülümseyerek başımı salladıktan sonra Cihangirin yanından uzanıp bıraktığı bebekleri aldım.

"Hemen gönderirsin değil mi Rıza amca." Posttan kafasını kaldırıp cevapladı.

"Şimdi paketleyip göndereceğim merak etme." Tekrar başımı salladım.

"Tamamdır." Dediğinde Cihangir bana dönüp elimdeki bebekleri aldı.

"Teşekkürler Rıza amca kolay gelsin sana Sena teyzeye çok selamlar." Eşiydi Sena teyze.

"Kendine iyi bak kızım...hoşça kal oğlum."

"Kolay gelsin." Demişti Cihangir'de.

"Hadi görüşürüz kargoya verdiğinde bana mesaj atar mısın."

Başını salladığında son kez el sallayıp dükkandan çıkmıştık.

"Cihangir, hem ben getirdim hem de sana ödettim olmad.."

"Ne zamandır buradan oyuncak alıp çocuklara veriyorsun."

"İki buçuk üç yıl oluyordur..neden." Derin bir nefes alıp önüne döndü.

Bir şey demeden elindeki bebeklerle yürümeye başlayınca kaşlarımı çatıp arkasına takıldım.

Arabasının arka koltuğuna bebekleri bıraktıktan sonra benim kapımı açmasıyla şaşırsam da bozuntuya vermeden hemen bindim.

"Teşekkür ederim." Dediğimde yine bir şey demeden kapıyı kapatıp kendi tarafına geçip hızla arabayı çalıştırmıştı.

"Yıldız ablalara mı gidiyoruz."

"Hayır ben sonra veririm Çiçek'e."

"Gidebiliriz Deniz sorun yok müsaitim nereye istersen götürebilirim." Biliyordum.

"Gerçekten gerek yok yarın zaten gelecekler yolu uzatmayalım." Yandan bir kaç saniye bana bakıp evin yoluna dönmüştü.

Çiçek'e hediyesini hemen vermek isterdim ama Cihangir'i kullanıyormuşum gibi görünmek istemiyordum.

Aklıma gelenle hemen telefonumu çıkartıp Furkan'ı aradım.

"Deniz."

"Furkan, Rıza amca birazdan kargoya verecek aldıklarımızı. Melisa'nın paketi ayrı unutma olur mu.?" Dedim.

"Sen gelmiyorsun değil mi kesin Selin'de mi gelmez."

"Yok bu sefer gelemiyorum ama bir dahakine geleceğim söylersin hepsine..Ayrıca Selin bugün müsait değildi yani o da gelemeyecek."

Onaylayan bir kaç mırıltı çıkarttı.

"Furkan kapatmam lazım şimdi sen fotoğraf atarsın zaten değil mi.?"

"Tabi ki atarım teşekkür ederiz Deniz." Görmese de tebessüm ettim.

"Güle güle kullansınlar geleceğim diğer ay." O da beni onayladıktan sonra kapatmıştık.

"Furkan, yetimhanenin müdürü ayrıca Selin ve benim arkadaşımız ayda bir kere mutlaka uğruyoruz giderken de her zaman Rıza amcadan hediye aldığımız için artık rutin haline geldi...Bazen geç kaldığımızda hediyeleri Rıza amca seçip hazırlıyor hemen alıp direkt oraya gidiyoruz." Çok uzun konuştuğumu fark edince utançla önüme döndüm.

"Hayal ettiğim gibi değilsin bazen kendime kızmama sebep oluyorsun." Dediğinde tekrar ona döndüm.

"Bu ne demek." Sesim kısıktı.

"Emre eski sevgilin mi.?" Gözlerimi kısarak ona baktım. İkinci soruşuydu sanırım aklına takılmıştı.

"Hayır." Dedim net bir şekilde.

"Eski flörtün mü.?"

"Ne olsun istiyorsun Cihangir anlamıyorum şu an söylediğin şeyleri, sorduğun soruları. Sevgilim ya da flörtüm değil arkadaşımdı normal bir arkadaşımdı." Detayları söylememe gerek yoktu şimdilik.

Tek kaşını kaldırıp indirdiğinde sağ elinin baş parmağını direksiyona değdirip geri çekiyordu.

"Hayal ettiğim gibi değilsin derken ne.." Telefonunun çalmasıyla sustum.

Cihangir telefonu açıp konuşmadan karşı tarafı dinliyordu.

"Halledin siz." Ses tonuyla geriliyordum.

Araba biraz hızlandığında pür dikkat yola bakmaya başlamıştım.

Cihangir biraz daha hızlandığında gerilerek elimi torpidonun üstündeki yere attım.

Cihangir bunu görerek hızını düşürdüğünde çaktırmadan derin bir nefes alıp verdim.

"Kapatıyorum halledin siz beni uğraştırmayın Ali." Kapatmıştı.

"Farkında değildim Deniz...özür dilerim."

Son cümlesiyle hemen ona döndüm.

"Sorun yok iyiyim." Bunu söylerken bile ses tonum tedirgindi.

Cihangir konuşmak istiyor ama konuşamıyor gibi durduğunda içimden bu konuyu açmaması için dualar ediyordum.

Eve geldiğimizde kapıda telefonla konuşam Sıla karşılamıştı bizi.

Selin bizden sonra evden çıktığını söylemişti ama abimin burada olup olmadığını bilmiyordum.

Cihangir arabayı uzaktan kilitlediğinde hemen arkamı döndüm.

"Bebeği almadım. İkisi Güneş'in." Kafasını sallayıp kapıyı tekrar açtığında ondan önce davranarak arka kapıyı açtım ve Güneş'in bebeğini aldım.

Tekrar kapatıp Cihangir'in yanına döndüğümde elimdeki bebeği ona uzattım.

"Sen aldın, sen ver." Almadı.

"Ben almadım sen aldın Deniz." Yürümeye başladığında bu huyuna sinir olmaya başlıyordum.

Sıla sağ taraftan yanıma doğru yürümeye başladığında bugün kötü olduğu için onu bekledim.

"Hoş geldin...Sana ne kadar samimi gelir bilmiyorum ama özür dilerim, şirketle ilgili asla ağzından laf almaya çalışmadım yemin ederim abim Deniz'e bulaşmayın diyince ben sadece seni merak edip tanımaya çalıştım." Kolumu tutan eline baktığımda hemen çekti.

"Cesur abi konusunda haklısın ikinizin arasının nasıl olduğunu merak ettim sadece."

Doğru söylüyordu ama yine de abimle fazla yakın oldukları için Sıla'ya sinirim geçmeyecekti.

"O ablanı karnındaki bebekle terk edip giden birisi Sıla farkındasın değil mi. Cesur, ablanı terk etti hem de karnında Güneş varken. Bence sen önce bu olayları idrak et sonra ablana bunları yapan birisiyle nasıl böyle yakınım diye kendini sorgula." Yanından geçip bir kaç adım attıktan sonra tekrar arkamı döndüm.

"Ablana kazık attığının farkında mısın.!" Bunu istemsizce yüksek sesle söylemiştim.

"Neden Güneş'i ona söyledin Sıla.! Ayliz kendisi zaten söyleyecekti. Senin gözünün önünde kadın benden zaman istedi sen ablanı nasıl böyle zor bir duruma düşürürsün Sıla.!"

Bebeği kolumun altına alıp saçlarımı karıştırdım.

"Ablan, abin seni ne kadar çok seviyor bunun farkında mısın. Onlar seni, ablanı terk edip giden adamdan hatta herkesten daha çok seviyorlar Sıla. Ablana bunu yapan sana acır mı sanıyorsun.!" Kolunu tuttuğumda onu biraz sarstım.

"Derin ve Yağız'ın hatta abimin..ailemin bana yaptığını ablana yapma Sıla. Abim için değmez emin olabilirsin." Gözünden bir kaç damla yaş düştüğünde kolundaki elimi çektim.

"Ayliz'le arandaki bağı bozmak için elinden geleni yapıyorsun ama yapma aileni birisine değişme Sıla, hele de ablana ihanet eden birisine asla."

Gülerek kendimi gösterdim.

"Ya abim beni harcamış seni mi harcamayacak biraz mantıklı düşün kimse onun umrunda değ.."

"DENİZ.!" Abimin bağırmasıyla neredeyse yerimden sıçramıştım.

Kolumun sert bir şekilde kavranmasıyla sıkılması bir oldu.

"Cesur abi tamam sadece konuş.."

"DENİZ SABRIM TAŞIYOR.!" Abimin kolumdaki baskısı bir kaç saniye sonra azaldığında yanımdan da uzaklaşmıştı.

"Evveliyatını siktirme bana Cesur.!" Cihangir onu sertçe itip aramıza geçmişti.

Bir eli benim kolumu nazikçe kavrarken diğer kolunu abime sallayıp göğüsüne vurup itiyordu.

Abim onun söylediklerini takmadan bana bakmaya devam ediyordu.

"Yağız'la bir mi tutuyorsun sen beni.! BİR Mİ TUTUYORSUN O PİÇLE BENİ DENİZ.!"

Bağırdığında Cihangir kolumdan biraz daha sıkı tutmuştu.

Baş parmağıyla da kolumu okşuyordu.

"Cesur.!" Saffet beyde gelmişti.

"Babamla bir mi tutuyorsun lan sen beni.!"

Hala yüksek sesle bağırıyordu.

"Cesur abi bağırma." Sıla'nında arada sesini duyuyordum ama şu an odağım abimdi.

"Cesur kendine gel vurdurma kendini.!" Saffet bey konuşmuştu ama onu dinlemiyordu.

Fazla sinirlendirmiştim onu.

Gözü hiçbir şey görmüyordu şu an.

"Beni Yağız'la bir tutuyormuş lan duydun mu Cihangir.!"

"Uzaklaş lan piç.!"

Cihangir'i itmeye çalışıyordu ama karşısındaki adam fazla güçlüydü yerinden bile kıpırdamıyordu.

"Sen beni, yanan arabada seni bırakıp giden orospu evladıyla bir tutamazsın Deniz.!"

Bunu demesiyle ortam bir anda buz olmuştu.

Yanan araba.

Yanan araba bırakıp giden.

Abim hala bir şeyler söylüyordu ama hiçbir şey duymuyordum.

Kolumu Cihangir'den ayırmaya çalıştım ama izin vermedi. Tutuşu sıkılaştı ve bana döndü.

Şaşırmıştı.

Tek o değil.

Üçüde şaşırmıştı.

Abim arkasını dönmüş sağa sola yürürken zihnimde sadece yanan arabada kriz geçirerek kurtarılmayı beklediğim anlar dönüp duruyordu.

Travmam.

Travmamdı bu olay. Hem de öz abim tarafından bile isteye bana bırakılan bir travma..

BÖLÜM SONU

Oy Sınırı 250
Yorum sınırı 150

Bölüm hakkındaki düşüncelerinizi buraya bırakabilirsiniz.

Duyurular için buradan ve instadan takip edin.!

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.766okunma 59beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.