Vurgun kitap kapağı

3. bölüm / 36

Vurgun

3. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 36Şu an: 3. BÖLÜM

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın lütfen..

İyi okumalar.

~ Deniz Bolat

Çok geçmeden yarın şirkette nelerle ve kimlerler karşılacağımı bilmeden uykuya daldım.

___________

Sabah gözlerimi alarmın sesiyle açtığımda kendimi tuhaf hissetmiştim. Uzun zamandır ilk defa alarmla uyanıyordum.

Saatin yedi olduğunu görünce hemen yataktan kalkıp banyoya geçtim. Kısa bir duşun ardından hemen saçlarımı kurutup maşa yaptım.

Üzerime beyaz uzun bir tulum giyinip dolaptan yeşil çantamı çıkarttım. Çantayla uyumlu spor ayakkabılarımı da giyindiğimde geriye sadece takılarım kaldı.

Makyaj masama oturmuş takılarımı takarken kapım tıklatıldı.

"Efendim." Dedim.

"Deniz uyandın mı üzerine şirket için düzgün şeyler seç spor olmasın şık bir şeyler giy." Annem gerçekten bunun için kapıma kadar gelmişti.

"Tamam." Dediğimde rimel sürüyordum.
Dudaklarımın renginde bir tane de ruj sürdüğümde tamamdım. Çantama yine ıvır zıvır şeyleri doldururken parfümü sıkıp onu da çantama koydum.

Kapının kilidini açıp aşağıya indiğimde direkt yemek odasına gittim. Çok acıkmıştım dün de eve gelince bir şey yemeden uyumuştum.

"Günaydın." Dediğimde hepsi bir ağızdan samimiyetsiz bir şekilde günaydın dediler.

"Sana şık bir şeyler giyin diyorum Deniz şık!." Annemin yüksek sesiyle yüzümü buruşturup yerime oturdum.

Masaya baktığımda hiç güzel şeyler yoktu. Ekmek yoktu bir kere. Tabağıma iki üç tane zeytin aldım diğer yemekler annemin sosyete işleri olduğu için yiyemiyordum hem çok pahalılardı hem de tatları çok kötüydü.

Yine aç kalmıştım.

"Git üzerini değiştir elbise ve topluklu ayakkabı giy." Annem hala bana bir şeyler söylüyordu. Derin'e döndüğümde kısa bir elbise ve yüksek topuklu ayakkabı giyindiğini gördüm.

"Niye ikisini giymeden şirkete almıyorlar mı." Dediğimde sinirle bir şey söyleyecekti ki babam konuştu.

"Tamam Selma bugünlük böyle olsun zaten şirkettekileri görünce kendiside farkına varıp ona göre giyinir." Dedi.

Gözlerimi devirmek istedim ama olay çıkmaması için kendimi tuttum.

Elmas teyze elinde kahve fincanlarıyla gelirken yüzüm asıldı. Aç karnımla acı kahve içersem kusardım sanırım. Benim önüme de kahveyi bıraktığında yüzüme bakıyordu. Dudaklarını oynatarak çay dediğinde gülümsedim.

"Seni yerim." Dedim kısık sesimle.

Bu evde sadece Elmas teyzeyi seviyordum.

Kahvaltı bittiğinde içimden aç kaldım diye hayıflanıyordum. Herkesle beraber evden çıktığımda kendi arabama bindim. Oyalana oyalana şirkete sürerken bir tane pastaneden kendime poğaça ve kruvasan alıp hemen yola koyuldum.

İkisini de şirkette yemek için çantama koymuştum. Yani herhalde bir tane oda verirlerdi.

Aynadan kendime baktığımda gayette güzel görünüyordum. Beyaz yakışmıştı. Ayrıca maşalı saçlarımda çok gür durduğu için çok güzel duruyordu.

Şirketin önüne geldiğimde kapım anında açılmıştı. Vale arabayı alıp gittiğinde hala olayın şokundaydım. Çok çabuk olmuştu bu.

İçeriye doğru yürümeye başladığımda güvenlik selam verdi. Ben de gülümsedim.

Sonunda turnikelerin olduğu alana geldiğimde sağ tarafta resepsiyon gibi olan yerde duran iki kızın bakışlarını üzerimde hissettim.

"Kartınız var mı." Dedi içlerinden birisi.

"Yok." Dediğimde üstten üstten beni süzmeye başladı.

"Ne için gelmiştin canım." Dediğinde kaşlarımı kaldırdım.

"Ben iş görüşmesi için geldim." Dediğimde gülümsedi. Biraz eğlenebilirdim sanırım.

"İş görüşmesi için geldin hangi alan için peki." Dediğinde aklıma bir şey gelmedi.

"Deniz." Arkamdan Ahmet amcanın sesini duyduğumda gülümsedim. Kollarını uzatıp sarıldığında ben de ona sarıldım.

"Ne yapıyorsun sen burada hoş geldin." Dediğinde ayrılmıştık.

"Hoş bulduk Ahmet amca babam çağırdı dün artık buradasın dedi anlamadım ben de kendimi bir anda burada buldum." Diyince yüz ifadelerime güldü.

"Niye burada bekliyorsun o zaman kızım geçsene içeriye." Dedi.

"Kartım yok giremedim." Dediğimde kızlara baktı.

Kızlarda yüzlerindeki meraklı ifadeyle ikimize bakıyorlardı.

"Deniz Hanım, Levent Bolat'ın kızı." Dediği an kızların gözleri büyüdü.

Gülümsedim onlara.

"Özür dilerim Deniz Hanım ben bilmiyordum kusura bakmayın lütfen." Diyince başımı salladım.

"Sorun yok, kolay gelsin." Dediğimde Ahmet amcayla beraber içeriye girmiştik.

Etrafa göz attığımda sabah babamın söylediği gibi herkes kısa elbise ya da etekliydi. Tabi ayaklarındaki yirmi santim topuklu ayakkabıları da unutmamak lazım.

Babam şirkete gidince anlar ona göre giyinir demişti ama anladığım tek şey buradaki kadınlar gibi giyinmeyeceğimdi.

"Babanlar toplantı odasındalar seni yanlarına mı çağırmışlardı." Dediğinde başımı salladım.

"Beni de toplantıya çağırdılar beraber gidelim kızım." Dedi babacan bir tavırla. Ahmet amca, geçen gün Cihangirin halkla ilişkiler bölümünden çıkartmak istediği kişiydi.

Ahmet amca bu şirketin demirbaşlarından bir tanesiydi. Şirket dışında artık aile dostumuzdu.

Cihangir kolaysa çıkartsın bakalım.

Asansöre gelene kadar beni görenler şaşkınlıkla ve uzun uzun bakıyorlardı. Hadi ama bu kadar şaşıracak ne var.

Gelen asansörle Ahmet amca on sekizinci kata basmıştı. On sekiz mi. Kapalı alan fobim yoktu ama daralıyordum. Hele ki asansörlerden baya korkardım.

Eğer Ahmet amca yanımda olmasaydı binmezdim sanırım.

"Ee Deniz nasılsın iyi misin." Dedi.

"İyiyim Ahmet amca sen nasılsın gelmiyorsun bayadır." Dediğimde güldü.

"İş güç koşturuyorum bu aralar yeni gelen ortaktan dolayı yoğunum gözümü açamıyorum." Dediğinde Cihangir olduğunu anlamıştım.

"Neden." Dedim saf çıkan sesimle.

"Fazla katı birisi beni departmandan çıkartmak istedi."

"Seni kimse çıkartamaz Ahmet amca merak etme sen." Dediğimde elini omuzuma koyup sıktı.

"Yanıma kendi adamını yerleştirdi yani artık iki kişiyiz, tek değilim." Şaşırmıştım bu dediğine.

Dediğini yapmış güvendiği adamı yerleştirmişti.

"Bu bir sorun mu." Dediğimde sıkıntılı bir nefes aldı.

"Yaptığım işler kontrol ediliyor pek hoş bir durum olduğu söylenemez Deniz." Dedi.

"İstersen babamla konuşurum hatta Cihangir Bey'le de konuşurum ha ne dersin Ahmet amca." Dediğimde güldü.

"Yok kızım uğraşma kimseyle şu anlık bir sıkıntı yok beni merak etme sen."

Omuz silkip hangi katta olduğumuza baktım. On iki.

Akşama doğru toplantıya yetişirdik sanırım.

"Hangi departmana alacakmış baban seni." Ahmet amcanın sorusuyla ona döndüm tekrar.

"Getir götür işlerine alır sanırım Ahmet amca." Dediğimde güldük.

"Bilmiyorum sadece şirkete geleceksin dedi başka da bir şey söylemedi." Dedim.

"Anlarız birazdan geldik zaten." Dediği an asansörden tık sesi geldi ve kapılar açıldı.

Oh rahatladım. Kasılmıştım yemin ederim bu ne ya.

Asansörden indiğimizde baya geniş bir çalışma ortamlarının olduğunu gördüm. Şirket gerçekten güzel ve şıktı. Ayrıca konforluydu da.

Ahmet amca kolumdan tutup sol tarafa doğru döndüğünde bana bakan bir kaç gözü umursamadan şirkete göz gezdiriyordum. Ayrıca etraftakilere baktığımda aşağıda ki durumla aynı olduğunu gördüm.

Bir sürü bacak ve topuklu ayakkabı.

Şirkete alımlarda kısa elbise giyineceksiniz şartı mı koydular acaba diye düşünmeden edemedim. Kendi kendime düşündüğüme gülümsedim. Demekki Derin bu yüzden abartılı açık kıyafetler giyip gidiyordu şirkete.Şimdi anlamıştım.

Ahmet amca gayet şık bir kapının önünde durunca kravatını düzeltti. Sonrada kapıyı tıklattı.

Kapıyı açtığında önden o arkadan da ben girmiştim. Ahmet amcanın sırtından dolayı içeriyi göremiyordum. Tabi onlarda beni.

"Deniz." Babamın sesini duyduğumda yana kayarak Ahmet amcanın arkasından çıktım.

"Gel otur ablanın yanına." Dediğinde odadakilere baktım.

Uzun bir masa vardı ve etrafında oturanlar baya kalabalıktı. Babamın yanına yani baş köşeye baktığımda koyulaşmış kehribar gözleriyle bana bakan Cihangir ile göz göze gelmeyi beklemediğim için afalladım.

O da buradaydı. Toplantıda.

Gözleri vücuduma kaydığında baştan aşağıya beni süzmüştü. Hem de gözlerimin önünde. Sapık mı bu adam.

Gözleri tekrardan gözlerime çıktığında boynundaki damarları buradan bile net bir şekilde gördüm. İki elini masaya koymuş ve arkasına yaslanmıştı. Gözleri saçlarımda dolanırken Ahmet amcanın sesini duydum.

"Gel Deniz." Dediğinde beni Cihangir'in üç sandalye gerisinde oturan ablamın yanına getirdi.

"Teşekkür ederim Ahmet amca." Dediğimde sandalyemi çekmişti.

"Deniz ve Ahmet'te geldiğine göre başlayalım." Dedi babam.

"Şu haline bak tulum giymiş gelmişsin şaka gibisin." Ablamın fısıltılı sesini duyduğumda takmadım.

"Ben böyle bile güzelim karışma bana." Dediğimde öfkeyle önüne döndü.

"Geri zekalı." Demeyi de unutmamıştı.

Gözlerimi kapatıp nefes alıp verdim. Açtığımda bana bakan gözleri hissedebiliyordum.

Bakmadım.

"Bildiğiniz üzere en küçük kızım Deniz iyi bir üniversitede yüzde yüz burslu bir şekilde işletme okudu ve mezun oldu." Gerilmiştim.

Bu kadar detaya gerek var mıydı.

"Artık o da şirket bünyemizde bizimle beraber çalışacak." Dediğinde gözlerim büyüdü.

Hep mi.Her gün yani.

Şaka mı bu adam.

"Baba." Dediğimde bana baktı ama bu sus deme bakışıydı.

"Deniz'de artık şirkette çalışacak herkese duyurmak için toplantı düzenledim diğer çocuklarım sizin için neyse Deniz de öyle olacak saygısızlık yapılmasın." Dediğinde kıpkırmızı olduğuma emindim.

"Hoş geldiniz Deniz hanım." Konuşan kişiye bakmak için başımı kaldırdığımda sağ tarafta Ahmet amcanın bir koltuk yanında oturan genç adamla göz göze geldim.

"Teşekkür ederim." Dediğimde gülümsedi.

Bir kaç kişi daha hoş geldiniz derken artık gerçekten sıkılmıştım ve açtım.

"Deniz'in odası da bizim katta olacak ulaşmak isteyenler orada bulabilirler." Babam konuştuğunda geriliyordum.

Cihangir iki elini birbirine vurup konuştu.

"Toplantı bitmiştir." Dediğinde herkes ayağa kalkarken bekledim.

Babam nasıl bana söylemeden böyle bir şey yapıyor. Oda da sadece Ablam, Cihangir, Cihangir'in yanında dün gördüğüm adam ve Ahmet amca kalınca konuştum.

"Baba, konuşalım." Dediğimde Ahmet amca ile konuşmasını bölüp bana baktı.

"Konuşacak bir şey yok Deniz dün sınırlarını fazla zorladın." Dediğinde başımdan aşağıya kaynar sular döküldü.

"Nasıl yani se.."

"Madem anlaşmamızı iptal edip patronluk taslamışsın birazda burada tasla diye şirkete çağırdım seni." Alaylı konuşması gözlerimi doldurdu.

"Levent kızın üstüne gitme." Ahmet amca konuştuğunda onunda bildiğini anlamıştım.

Beni bilerek konuşturmuştu.

"Odam nerede." Dedim sert sesimle.

"Benim odamın sağ tarafındaki ikinci oda." Dedi.

"Senin odan nerede baba.!" Sesim yüksek çıkınca kaşlarını çatıp bana baktı.

"Derin kardeşini odasına götür ve sesini bir daha bana karşı yükseltmemesini iyice anlat." Derin'e söylemişti ama hala bana bakıyordu.

"Bu yaptığından sonra sinirlerime hakim olamadım baba kusura bakma artık." Dediğimde ellerimi saçımdan geçirdim. Gözlerim Cihangir'e takıldığında aynı şekilde yerinde durmuş dikkatlice bize bakıyordu.

Bakışları bana döndüğünde alaylı bir şekilde gülüp sert bir şekilde kapıyı açıp odadan çıktım.

Aptallar sürüsü.

Derin'i beklemeden hemen bir tane kızı durdurup babamın odasının nerede olduğunu sordum.

"Ben size eşlik edeyim isterseniz Deniz hanım." Dediğinde başımı salladım.

"Hoş geldiniz bu arada."

"Teşekkür ederim hoş bulduk." Diyip devam ettim. "Şirkette bir şeyler içmek için yer var mı çay kahve." Dedim.

"Şurada makinalar var çay sallama olarak var kahve olarak her çeşit var."

Dudaklarımı büzdüm.

"Önce oraya gitsek sonra odaya gitsek olur mu." Dediğimde başını salladı.

"Tabi ki Deniz hanım."

Çay kahve alanına gelince hemen bir tane bardak almak için elimi atmıştım ki adının Gamze olduğunu öğrendiğim kız beni durdurdu.

"Ben yaparım siz durun Deniz hanım."

"Ellerim var Gamze halledebilirim." Dediğimde şaşkın şaşkın bana baktı. Gülüp başımı sağa sola salladım.

Komik kızdı.

"Buradan sorumlu olan birisi var mı." Dediğimde başını salladı.

"Tuna var o bakıyor."

"Ona söyler misin çay makinası bulup demleme çay yapabilir miymiş."

"Tabii ki yapar ben hemen iletirim Deniz hanım." Dediğinde gülümsedim.

Sallama çayı paketinden açmadan elime aldım. Sıcak suyu karton bardağa koyup Gamzeye baktım.

"Hadi sende ne içiyorsan al gidelim." Dedim.

Şaşkınlıkla bana baktı.

"Deniz hanım ben yani ben içmeyeyim efendim." Dediğinde gözlerimi devirdim.

"Hadi Gamze al da gidelim sıkıldım buradan." Diyince çekinerek kendine kahve doldurdu.

"Şu taraftan gideceğiz Deniz hanım."

Gamzeyi takip ederek babamın odasının önüne gelmiştik.

"Teşekkür ederim Gamze tanıştığımıza sevindim." Dedim gülerek.

"Ne demek Deniz hanım ben de aynı şekilde iyi çalışmalar size." Diyince yanımdan ayrıldı.

Kendi odamın kapısından girecekken gözüm dün biz çıkarken restauranta giren adamla beraber bu tarafa gelen Cihangir'e takıldı.

Bana baktığında hemen odanın kapısını açıp kendimi içeri attım.

Açlıktan mı yoksa sinirden mi bilmiyorum ama ellerim titriyordu. Aldığım sallama çayı açıp suya koydum. Bunun da tadı hiç olmazdı ki.

Elmas teyzeye eve gitmeden mesaj atarım o bana güzel bir çay yapar.

Çantamdaki poğaça ve kruvasan paketini çıkartıp masaya koyduğumda gülesim geldi. İçeri birisi gelmese bari.

Poğaçayı bitirdiğimde çayımdan da bir kaç yudum aldım. İdare ederdi.

Kruvasandan bir parça ağzıma atacağım sırada olmamasını dilediğim şey oldu. Kapım çaldı ve açıldı. Ama daha gir demedim ki.

Gelen bana gözlerini kısarak bakan Cihangir'di.

"Evet ne vardı." Dedim ağzım doluyken.

"Afiyet olsun Deniz hanım." Dedi.

Başımı salladım çayımı içerken.

"Tebrik etmek için geldim.Şirket işleriyle aram yok demiştiniz ama birden sizi burada görünce şaşırdım." Sanırım bana kurduğu en uzun cümle buydu.

"Dün yaşanan olaydan dolayı buraya sürgün edildim." Dedim dudaklarımı büzerek.

Onun da gözleri dudaklarıma kaydığında hemen düz hale getirdim.

"Dün yaşanan olay.." düşünürmüş gibi konuştu.

"Her arkadaşınızı böyle korur musunuz yoksa halk içinde olduğunuz için mi kendinizi böyle gösterdiniz." Dedi.

Kaşlarımı kaldırdım şaşkınlıkla. Demekki beni herkes gibi tanımak istiyor. Okey.

Gülümsedim.

"Tabii ki öyle Cihangir Bey. Gösteriş olsun diye öyle yaptım yoksa bana ne kim kime bağırmış umrumda değil." Dedim tekrar çayımdan bir yudum alırken.

Elleri cebinde beni izliyordu. Ben de ona bakıyordum.

"Arkadaşınıza hakkı olmayan bir maaşı zorla verdirdiniz." Dedi.

Güldüm.

"Hep başkası mı hak yiyecek birazda biz yiyelim hem ne demişler büyük işletmeye bir şey olmaz." Dediğimde dudakları kıvrılır gibi oldu.

"Ayrıca aldıysam aldım Cihangir Bey ne bu sorgu sual." Dedim sinirle. Çayım bitmişti.

Acaba odama bir tane çay makinası mı koysam. Mantıklı.

"Kolunuz nasıl oldu." Dediğinde bakışlarım koluma değdi. Hafif sarı gibiydi.

"İyi." Dedim sadece. Gıcık olmuştum bu adama.

"Eğer yardıma ihtiyacınız olursa odam yan tarafta." Dedi kapıya doğru geri giderken.

"Yardıma ihtiyacım olursa." Dediğimde geri bana döndü.

"Size gelmem Cihangir Bey." Dediğimde gözleri kısıldı ve gözleri koyulaştı.

"Nedenini öğrenebilir miyim." Dedi düz sesiyle.

"Dün arkadaşım için yaptığım şeyi show olarak algılayan birisiyle fazla muhattap olma düşüncesinde değilim. Yine de kibar! Teklifiniz için teşekkür ederim." Dediğimde tek kaşı havalandı.

Dudakları kıvrıldı ama bir şey söylemeden odadan çıktı. Bu adama da gıcık olmaya başlıyordum.

O çıktıktan sonra ben de katta olan çay kahve bölümüne gittim. Bir kaç tane demleme çay alırken telefonum çaldı. Hıh Selin arıyordu.

"Beybisi." Dedim hemen.

"Naber bebiş." Dediğinde sesi mutsuz geliyordu.

"Asıl senden naber ne bu ses olmadı değil mi olumsuz geçti." Dediğimde ağlama sesini duydum.

"Selin ağlayıp benimde moralimi bozma bi dur buluruz bir şeyler." Benim de gözlerim dolmuştu.

"Nasıl buluruz Deniz kaç yere gittim ya hayır deneyim var mı diyor lan daha yeniyim ne deneyimi izin vermiyorlar ki deneyimim olsun." Doğru söylüyordu.

"Tamam sen ağlama ben bir çaresine bakıcam hatta Selin ben şirkette işe başladım." Dediğimde konuşamadı. Sanırım dili tutulmuştu.

"Selin."

"Neee.!" Dediğinde güldüm.

"Dün yaptığım patronluktan dolayı birazda şirkette yapmamı söylediler sabah bi uyandım buradayım kızım neler oldu neler." Derken aklıma bir sürü fikirler geliyordu.

Selin'i şirkette işe aldıracaktım. Bizzat babam tarafından aranacaktı.

"Selin, ben sana bir şey söyleyeceğim sen şoktan çıkana kadar." Dediğimde yine konuşmadı.

"Yarın gelip burada kendi departmanında işe başlasan yemin ederim zorla aldırma gibi bi durum yok torpil de yok sen sadece cv'ni getireceksin duyuyor musun beni." Hızlı hızlı konuşurken bir yandan da karton bardağa sıcak su koyuyordum.

"Deniz, baban yani bilmiyorum sizinkiler benim adımı bile duysun yırtarlar kızım dosyayı." Haklıydı ama onu ben halledecektim.

"Sen orasını bana bırak ufak bir desteği olsun bu gariban arkadaşının sana." Kahkaha atmıştık söylediğimle.

"Tamam yarın getiririm o zaman ama olmazsa üzülme ben olmayacak diyerek getiricem." Dedi.

"Her şey kontrolüm altında sen merak etme şirketi ele geçirmeye hazır mısın." Selinle konuşmak iyi gelmişti.

Arkamı döndüğüm an Cihangir ve o arkadaşını görmüştüm.

"Ben sonra ararım o zaman seni bir tanem." Dediğimde Cihangir yüzümün her tarafını taradı.

"Tamam aşkım hadi seni çok seviyorum dikkatli ol kurda kuşa yem olma oralarda." Sesli bir şekilde güldüm.

"Ben de seni hadi öptüm." Kapattığımda yan taraftan 5-6 tane açılmamış çay aldım. Fazla mıydı.

Babamın şirketi değil mi istediğim kadar alırım canım ne olacak.

Bakışlarım Cihangir'e çıktığında takmadan bir adım attım.

"Deniz hanım." Dedi arkadaşı. Her yerde görüyordum bu adamıda.

"Ben Serkan, dün de görmüştüm sizi tanışma fırsatımız olmadı. Cihangir'in ortağıyım." Dedi elini uzatarak.

"Memnun oldum Serkan Bey sizde mi burada çalışıyorsunuz yoksa ziyarete mi geldiniz." Toplantıda da görmüştüm ama emin olmak istedim.

"Cihangir haftanın 4 günü burada olacağı için ben de buralardayım." Gülümsedim.

"Ben gideyim o zaman tekrardan memnun oldum." Dedim ama iki elimde doluydu.

Cihangir'e baktığımda sinirli görünüyordu. Yine ne yaptık.

"Cihangir Bey." Dedim baş selamı vererek ve ilerledim.

"Deniz Hanım." Yanıma gelen Gamzeyle durdum.

"Size şirket hakkında bir kaç şeyden bahsetmem istendi efendim." Dedi.

"Tamamdır hadi kendine kahve al odama geçelim." Dediğimde yine duraksadı.

"Hadi Gamze hep böyle duracak mıyız." Gülümseyip bir kaç adım gerimizde olan standa geçip kendine kahve doldurdu.

Cihangir ve arkadaşının bakışlarını üzerimde hissediyordum ama telefonuma bakıyordum.

"Bir kaç dakika bekler misiniz Deniz hanım suyu ısıtayım hemen ya da ben almayayım kahve ayıp olmasın." Gamze konuşunca ona baktım.

"Beklerim Gamze ben içerken sen bakacak mısın." diyip elimdeki bardağı kahvelerin olduğu tezgaha koydum. Telefonumu da aynı şekilde yanına bıraktım.Sallama çayı paketinden çıkartıp suyun içine koyduğumda telefonum çaldı.

Yıldız abla arıyordu.

Açıp hoparlöre aldım. Bir elimle çayı bir elimle bardağı tutuyordum.

"Efendim Yıldızım." Dedim.

"Deniz abla.." Çiçeğin sesini duyunca hemen gülümsedim.

Cihangirler hala buradalardı sanırım onlarda kahveyi bekliyordu.

"Çiçeğim." Dediğimde hemen konuşmaya başladı.

"Hani kahvaltıya gidecektik ablamda sende evde yoksunuz." Dudaklarımı büzdüm.

"Kahvaltıyı iptal etmek zorunda kaldık böceğim ama seni çok güzel bir yere götürebilirim akşam ne dersin." Dediğimde gülerek çığlık attı.

Telefonu hoparlörden alıp kulağıma götürdüm.

"Nereye nereye." Güldüm.

"Sürpriz diyorum Çiçeğim, ama çok seveceksin akşam işim bitince gelicem yanına tamam mı aşkım."

"Tamam ben elbise seçeyim o zaman." Dedi.

"Seç sen elbiseni ben de artık işlerime döneyim Çiçeğim." Dedim.

"Tamam Deniz abla çok seviyorum seni bir sürü öpücük." Güldüm.

"Ben seni daha çok dikkatli ol dışarıya çıkarken öpüyorum kocaman." Öpücük sesi yaptığımda kıkırdadı.

"Hadi kapat." Dediğimde gülüp kapattı.

Tekrardan çayı batırıp çıkarttım. Derin bir nefes aldım.

Yan baktığımda Cihangir ve Serkan birbirlerine bakıyordu.

"Deniz hanım, siz başka bir şey ister misiniz latte var sütlü." Gamzeye yüzümü buruşturdum.

Kaşlarımı kaldırdım istemediğimi belirterek.

"Cihangir Bey, iyi günler efendim." Onların yanından geçip benim olduğum yere geldi. Yürümeye başladık.

"Kardeşiniz mi var efendim." Dedi Gamze. Gülümsedim.

"Arkadaşımın kardeşi ama kardeşim gibi." Dedim.

Başını salladı.

Odama geçtiğimizde şirketin neresinde ne var kim hangi departmanda onları anlattı.

"Gamze başım beynim şişti gerçekten bugünlük bu kadar yetsin bünyem kaldırmıyor." Dedim isyan eder gibi çıkan sesimle.

"Tabii ki Deniz hanım o zaman yarın yine gelirim yanınıza olur mu." Dedi.

"Olur, olur öyle yapalım çok fenayım." Dediğimde gülümsedi.

"Ben çıkayım o zaman iki buçuk saattir sizinleyim." Dediğinde başımı salladım.

"Çok teşekkür ederim yarın devam ederiz."

Gülümseyip odadan çıktı.

Yorulmuştum. Aşırı yorulmuş ve acıkmıştım. Boydan boya cam olan pencerelerin oraya geçtiğimde manzaraya baktım.

Baya iyiydi. Bir kaç fotoğraf çektim.

Odamın kapısı açıldığında bu sefer abim gelmişti.

"Ah abi ben de seninle konuşacaktım." Dediğimde sinirliydi.

"Deniz sen ne yaptığını sanıyorsun, buraya gelip şirkette işe başlamak ne demek.!" Deliye bak sanki ben başladım.

"İyi misin sen ben isteyerek mi başladım aptal.!" Dediğimde üzerime yürümeye başladı.

"NİYE KABUL ETTİN." Bağırdığında korkmuştum. Yüksek seslerden hoşlanmazdım.

"Defol git şurdan sabrımı zorlama." Dedim.

Ama o hala yanıma geliyordu.

"Deniz babama yarın şirketten gideceğini söyleyeceksin burası benim. Kendi çöplüğüne git." Güldüm.

İki elimi göğüsümde birleştirdim.

"Vay vay vay Yağız Bey'e bakın siz ya kendinden 9 yaş küçük birinden mi korkuyorsun yoksa bana mı öyle geliyor." Dediğimde gözlerinin içi kızardı.

Gözlerinin içi mi kızardı. Gözlerine daha dikkatli bakmaya başladım. Bu geri zekalı hap falan içiyor olabilir miydi.

"Gözlerin niye böyle senin bir şey mi içiyorsun sen." Dediğimde uzaklaştı. Şüpheyle baktım.

İçiyordu.

"Babama söylersem seni anında teste götüreceğini biliyorsun değil mi." Diyince bana döndü.

"Böyle bir şey yaparsan seni gebertirim Deniz kimse alamaz elimden." Güldüm.

"Babama Selin'i şirkete almasını söylediğimde desteklemezsen belki ağzımdan kaçırabilirim." Diyince küfür edip odadan çıktı.

Bu tamamdı. Hiç hesapta yokken kendime yancı bulmuştum. Keyfile gülümsedim.

Sırada ablam vardı. Onun odasıda diğer taraftaydı. Odamdan çıkınca bir kaç kişi bakmıştı ama geri önlerine dönmüşlerdi.

Ablamın kapısını çalmadan açtığımda hemen arkamı döndüm. Bu şirket çok eğlenceli olacaktı.

"Denizz.!" Gülümsememi kesip şaşkın halime geçtim.

"İnanmıyorum sana şirkette." Dedim kınar gibi.

"Taha sen çık." Diyince adam yüzüme bakmadan pantolonunu çekip odadan çıktı.

"Demek Taha bey." Diyince üzerini düzeltip karşıma geçti.

"Ağzını sıkı tut yoksa acımam." Abim ve ablam aynı kişiydi ya.

"Eğer sen babama Selin'i işe almasını söylediğimde beni desteklemezsen ben de sana acımam." Dediğimde sustu kaldı.

"Allahın belası çık şu odadan!." Gülerek çıktım.

Selini arayıp bu olanları anlatmak istiyordum. Ama şu an önemli bir işim vardı.

Babamın odasına geçmeden önce abim ve ablama mesaj attım.

Ben: Babamın yanına gidiyorum gelmezsen karışmam.

İkisine de aynı mesajı gönderdim. Geleceklerine emindim.

Odama geçip çantamı aldıktan sonra parfümümü tazeledim. Dudaklarımdaki ruju silip yerine parlatıcı sürdüm.

Babamın kapısının önüne geldiğimde tıklatıp beklemeden girdim.

"Gelebilirsin Deniz." Dedi babam.

İçeride Cihangir, Serkan ve Ahmet amca vardı.

"Ne oldu Deniz gidiyor musun saat daha erken çıkamazsın." Babam konuşunca misafir koltuklarına doğru yürüdüm.

"Yok ben sana bir şey söyleyip odama geçecektim." Dediğimde yalan söyledim. Çantamı gitmek için almıştım ama göze batmamak için kıvırmak durumunda kaldım.

Cihangir bana bakmıyordu. Hissediyordum.

"Evet ne söyleyeceksin gitmekle alakalı olmasın." Dedi sert tavrıyla.

"Yok beş dakika soluklanayım söyleyeceğim." Dediğimde Ahmet amca güldü.

"Sanki başka semtten geliyorsun Deniz yan odadan geldin kızım." Dedi gülerken.

Ben gülmedim.

"Yorulmuş olamaz mıyım Ahmet amca." Benim de sesim sert çıkınca bu sefer Cihangir başını kaldırdı.

"Bir sorun mu var Deniz." Ahmet amcanın konuşmasıyla ona baktım.

"Yok mu.?" Dediğimde yüzü asıldı.

Konuşacağı zaman odanın kapısı çaldı ve babam gir demeden açılmadı. Gelenleri biliyordum.

"Çocuklar bir sorun mu var ne oldu hepiniz birden." Babam abime bakarak konuştu.

"Baba." Dediğimde bana baktı.

"Mimarlık stajı için Selin'in burada işe başlamasını istiyorum." Dediğim an elini masaya vurdu.

"Kendine gel.!" Bağırınca ayağa kalktım.

"Senden sadece tek bir şey is.." Sözümü kesti.

"Deniz diyorum sus." Dediğinde ablam ve abime baktım.

"Baba aslında sadece staj içinse gelebilir ne olacak ki." Dedi abim.

"Konu tartışmaya kapalı." Bana döndü. "Her istediğimiz maalesef olamaz Deniz şimdi odana geç ve sana vereceğim dosyaları düzenle." Güldüm sinirle.

Abimden sonra ablama da baktım.

"Baba sakinleşin biraz alt tarafı bir staj niye köpürdün bu kadar babacım ne olacak." Ablam konuşunca ona bakıp düşündü.

Ben söyleyince bağırıyor.

Babam bana bakıp işaret parmağını salladı.

"Eğer abin ve ablan olmasaydı kabul etmezdim onlara teşekkür et." Dediğinde sadece ona baktım.

"Selin yarın burada işe başlayacak kabul edildi mi." Emin olmak için sormuştum.

"Girişini yapmasına yardımcı olursun." Dediğinde bir şey söylemeden ayağa kalktım.

"Ben eve geçebilir miyim ilk günümdü zaten yarın daha iyi bir şekilde gelirim kendimi hazırlamamıştım zorlanıyorum." Dediğimde sınırlarını zorladığımı biliyordum.

"Sen daha ilk günden böyleysen Deniz." Ahmet amcanın konuşmasıyla ona döndüm.

"Şirket sahibi ile konuşuyorum Ahmet amca araya girme lütfen." Dediğimde tek kaşını kaldırdı.

"Bir sorun mu var Deniz ne oldu." Dediğinde bu ortamda konuşmak istemedim.

"Deniz'in her zamanki şımarıklıkları Ahmet amca kusura bakma özür dilerim onun adına." Ablam konuşunca bir şey demedim.

Düşünceli insan seni.

"Deniz yapmaz öyle, bir şey olmuş belli." Dedi Ahmet amca direterek.

"Onu da sen bul Ahmet amca." Dediğim an babam konuştu.

"Tamam Deniz geldin şirketi karıştırdın Cihangir beye ayıp oluyor git eve ne istiyorsan yap yarın daha saygılı bir üslupla gel." Cihangir'e baktığımda zaten bana bakıyordu. Niye bakıyor bu adam.

"Öyle yaparım." Dedim ve arkamı dönüp kapıyı açtım. Ama geri kapatmadım.

"Saygısız." Ablamın söylenmelerini duyuyordum ama takmadan yürümeye başladım.

Arabanın yanına yürürken Selin'i aradım.

"Beybi ne yaptın nasıl geçiyor şirket."

"Selin yarın beraber iş başı yapıyoruz." Sesim heyecanlı çıkmıştı.

"Şaka yapıyorsun.. Deniz beni o şirkette yerler." Kahkaha attım.

"Ben de onları yerim merak etme sen her şeyi ayarlayacağım zaten aynı katta olacağız." Selinin sevinç çığlıklarıyla ben de gülümsüyordum.

"Çiçeğe söz verdim akşam seni bir yere götüreceğim diye Yıldız teyzeye sormadım ama gelir mi." Dedim.

"Bugün arkadaşına yemeğe davetli Çiçeği alıp çıkarız bir saat gezdirip getiririz bir daha da söz verme vallahi şımarıyor diyorum sana Deniz." Onun sitemleri beni daha da güldürüyordu.

"Yerim ben onu şımarsın boşver." Derken çantamdan anahtarlarımı bulmaya çalışıyordum.

Asansörü çağırdığımda içinde birilerinin olması için dua ediyordum.

"Selin asansöre binicem o zaman ben 40-45 dakikaya gelirim hazırlanın siz olur mu."

"Tamam dikkatli ol öpüyorum aşkım." Dedi.

"Ben de öptüm çok."

Kapatmıştık.

Asansör açıldığında içinde kimse yoktu. İçimden küfürler ederek bindiğimde kapı kapanmadan önce bir el girdi arasına.

Elin sahibi Cihangir'in ortağı Serkan'dı. Arkasında da Cihangir vardı.

Derin bir nefes verdim. Tek inmeyecektim.

"Deniz hanım." Serkan bey selam verdiğinde tebessüm edip başımı salladım.

Cihangir yine sert ifadesiyle bana bakmadan asansörün kapanan kapısına bakıyordu.

Telefonum tekrar çaldığında Arda yazısını görünce meşgule attım. Annemin numaramı verdiği zengin arkadaşlarının çocuklarından birisiydi.

Resmen taciz ediliyordum.

Asansör sonunda durduğunda Cihangir'e çaktırmadan baktım ama aynı şekilde sert bakışlarıyla kapının açılmasını bekliyordu.

"İyi günler Deniz hanım." Serkan beyin konuşmasıyla hemen ona döndüm. Bakarken görmüş müydü.

"Size de..size de iyi günler Serkan bey." Dediğimde başını salladı.

Kapılar açıldığında Cihangir önden önden yürüyordu. Ben arkalarında kalmıştım. Sanırım yemek yemeye gidiyorlardı.

Çantamı açıp içinden araba anahtarını zorda olsa çıkartmıştım. Çantayı kapatıp önüme döndüğümde gözlerim sonuna kadar açıldı, adımlarım durdu.

Bir kadın Cihangir'in koluna parmaklarını sürterek konuşuyordu ve Cihangir de gülerek onu dinliyordu.

Açılan ağzımı kapattım.

Cihangir'in sevgilisi mi vardı.?

~ Cihangir Arslanoğlu

BÖLÜM SONU

Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayın ballarımmm..

Sizi seviyorumm

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.754okunma 71beğeni 8yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.