34. bölüm / 36
Vurgun34. BÖLÜM
Bölümler 36Şu an: 34. BÖLÜM
- 1 1. BÖLÜM4.831 kelime
- 2 2. BÖLÜM4.913 kelime
- 3 3. BÖLÜM3.878 kelime
- 4 4.BÖLÜM4.523 kelime
- 5 5.BÖLÜM6.404 kelime
- 6 6.BÖLÜM6.465 kelime
- 7 7.BÖLÜM4.549 kelime
- 8 8. BÖLÜM4.597 kelime
- 9 9. BÖLÜM4.572 kelime
- 10 10. BÖLÜM4.181 kelime
- 11 11. BÖLÜM3.061 kelime
- 12 12. BÖLÜM3.317 kelime
- 13 13. BÖLÜM2.580 kelime
- 14 14. BÖLÜM2.298 kelime
- 15 15. BÖLÜM4.273 kelime
- 16 16.BÖLÜM2.544 kelime
- 17 17. BÖLÜM3.708 kelime
- 18 18. BÖLÜM3.822 kelime
- 19 19. BÖLÜM3.504 kelime
- 20 20. BÖLÜM4.151 kelime
- 21 21. BÖLÜM3.611 kelime
- 22 22. BÖLÜM3.810 kelime
- 23 23.BÖLÜM4.085 kelime
- 24 24. BÖLÜM4.668 kelime
- 25 25. BÖLÜM4.129 kelime
- 26 26. BÖLÜM3.261 kelime
- 27 27. BÖLÜM3.771 kelime
- 28 28. BÖLÜM3.284 kelime
- 29 29. BÖLÜM3.222 kelime
- 30 30. BÖLÜM3.532 kelime
- 31 31. BÖLÜM3.746 kelime
- 32 32. BÖLÜM2.682 kelime
- 33 33. BÖLÜM2.858 kelime
- 34 34. BÖLÜM3.181 kelime · Okuduğun bölüm
- 35 35. BÖLÜM2.486 kelime
- 36 FİNAL ✨2.830 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
Kapıyı sonuna kadar açıp gülümsediğimde karşımdaki kişiyle sarsılmıştım.
Hayır.
Beynimden vurulmuşa dönmüştüm.
O, önce gözlerime sonra karnıma baktıktan sonra dik duran omzuları çökmüştü...ayakta duramıyor gibi kapının kenarına tutunduğunda kapıyı kapatmak için bir hamle yapacağım sırada karşıdan gelen Serkan'la göz göze gelmiştik.
Cihangir gibi şaşkınlıkla bana bakarken adımları olduğu yerde durmuştu.
Ağzı şaşkınlıkla aralandığında tekrar karşımdaki adama baktım.
Karnıma bakıyordu.
Cihangir karşımda duruyordu ve ondan sakladığım bebeğimi öğrenmişti.
\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\\
5 ay sonra karşımdaydı.
Kapıyı sertçe kapatacağım sırada üzerime yürüyerek elini kapıya koydu.
"Sakın.! Sakın böyle bir aptallık yapma." Dedi bağırarak.
"Sen hangi yüzle bana sesini yükseltiyorsun.!"
Cihangir konuşmamla karnımdaki bakışlarını gözlerime çıkartmıştı ama sustuktan sonra tekrar karnıma bakmaya devam etti.
"Cihangir, sakin olun ikinizde."
Serkana döndüm.
"Al bu arkadaşını evimden götür...Defol.!"
Kapıyı tekrar suratına çarpacağım sırada elini kapıya vurdu.
"Biliyor muydun...BİLİYOR MUYDUN SERKAN.!"
Bağırdığında irkilerek iki adım geriye gittim.
"Saçmalama amına koyayım bilsem senden saklar mıyım çocuğunu."
Cihangir öfkeyle gözlerime bakarken ben de aynı şekilde ona bakıyordum.
"Polis çağırırım defol git evimden de hayatımdan da defol.!"
Yüzüme öfkeyle bakmaya devam ediyordu.
"İçeriye geç konuşacağız."
"Abimin katiliyle konuşacak bir şeyim yok benim."
"Sen.bana ne yaptığının.farkında mısın.?" O kadar sert konuşmuştu ki keşke bağırsa dedirtecek türdendi.
"Peki sen bana ne yaptığının farkında mısın.!"
"Cihangir, bağırma kıza..bilmiyor hiçbir şey." Serkan yanımıza gelip onu kolundan tuttuğunda Serkanı sertçe itmişti.
"İçeriye geç." Dedi sertçe.
"Evime giremezsin." Kapıda dikilip ona bakmaya devam ederken o gözlerini karnımdan ve benden çekemiyordu.
"Deniz bak hamilesin doğrudan söyleyemiyorum sana oturup konuşalım her şeyi anlatalım sana...bunun için geldik." Serkan orta yolu bulmak ister gibi konuşuyordu.
Cihangir'e baktım nefretle.
"Onu sana göstereceğimi aklının ucundan bile geçirme." Beni baştan aşağıya süzdükten sonra yine gözlerime baktı.
O kadar sinirliydi ki bu sinirini anlayamamıştım.
"Ne bakıyorsun.! Beni mahvettikten sonra bu öfken kime.!"
Gözlerini açıp kapattıktan sonra sakinleşmeye çalışırmış gibi ellerini saçlarından geçirip Serkan'a döndü.
"Cihangir sakin." Diyordu Serkan.
"Hamile." Dedi Cihangir.
Serkan gülümseyerek başını salladı.
"Ölmemiş bebeğiniz...öldürmemişsin bebeğini gördün mü.? Çocuğunun katili değilsin Cihangir. Deniz hamile bebek iyi."
Serkan'ın onu teselli etmesine daha fazla dayanamayacağım için kapıyı şaşkınlıklarından yararlanarak suratlarına sertçe kapattım.
Kapının arkasına yaslanıp yavaş yavaş yere oturduğumda elimi kalbime koydum.
Aylar sonra karşımda görmüştüm.
Sevdiğim adam ve abimin katiliydi.
Elimi ağzıma koyarak hıçkırığımı engellediğimde kapının arkasından sesler gelmiyordu.
Bir elim karnımda diğer elim yüzümde gözyaşlarımı silerken salondan gelen sesle kalbim hızla çarpmaya başladı.
Bahçe kapısı açıktı.
"Cihangir bir dur.!" Diyordu Serkan.
İçeri girmişti.
Görüş açıma bir çift ayakkabı girdiğinde başımı kaldırmadan yerde oturmaya devam ettim.
Dizlerini kırarak benim hizama eğildiğinde gözlerimi kapattım.
"Git evimden." Dedim ağlak bir sesle.
Elleri koltuklarımdan tutarak beni kaldırdığında hızla ondan uzaklaştım.
"DOKUNMA."
"Dokunma bana...abimi öldürüp yüzüme bakamazsın.! Bana dokunamazsın sen.!"
Gözleri hariç her yere bakıyordum.
Geri geri giderek merdiven basamağına geldiğimde arkamı dönerek hızla merdivenleri çıkmaya başladım.
Arkamdan gelmiyordu.
Odama geçip kapımı kilitlediğimde yatağa oturmuştum.
Bulmuştu beni.
Öğrendi.
Hiçbir zaman on göstermeyi düşünmediğim bebeğimi öğrendi.
"Deniz." Serkan gelmişti.
"Burada mısın.?"
Kapıyı açmaya çalıştığında açılmamasından anlamıştı burada olduğumu.
"Deniz ikinizde biraz sakinleşin oturup konuşalım. Sonra bağırıyor musunuz çağırıyor musunuz ne yaparsanız yapın tamam mı.? O buraya seninle konuşmaya geldi hamile olduğunu görünce sinirlendi."
Hakkı var mıydı sinirlenmeye.
Asla.
"Deniz."
"Gidin Serkan." Dedim.
"Konuşalım her şeyi dinle gideceğiz...Cesur'la ilgili anlatacaklarımız var sadece beş dakika dinle bizi."
Konuşmadım.
"Deniz, abin yaşıyor." Soluklarım durduğunda öylece kapıya bakakaldım.
"Serkan ırzını sikerim senin kapı kilitliyken ne diyorsun lan sen.!"
Abim.
Ayağa kalktığımda nefes nefese kapıya doğru yürüdüm.
Gözyaşlarım şimdiden akmaya başlamıştı.
Kilidi çevirip kapıyı açtığımda karşımda ilk onu görmüştüm.
Dudaklarım titrerken konuşamadım.
"Konuşalım." Dedi koluma dokunduğunda.
Eli kolumdan hafifçe karnıma değerken Cihangir serçe parmağını bilerek karnıma sürtmüştü.
Kollarını tuttum.
"Abim yaşıyor mu.?"
"Otur konuşalım Deniz." Dedi yine sert sesiyle.
"SÖYLE."
"Yaşıyor pezevenk, birazdan buraya gelecek."
Ellerim iki yanıma düştüğünde yutkundum.
Geriye doğru bilinçsizce gittiğimde Cihangir kollarımdan tuttu.
"Sakinleş anlatacağım her şeyi." Dedi ama sesi hala mesafeliydi.
Abimi öldürmemiş miydi.?
"Yaşıyor mu.?"
Başını salladığında sesli bir şekilde ağlamaya başladım.
Yaşıyordu.
Ölmemişti.
Derin nefesler alırken bir elimi karnıma koymuştum.
"Söyle gelsin...inanmıyorum size ara." Serkan cebinden telefonu çıkartırken Cihangir hala öfkeyle bana ve karnıma bakıyordu.
"Geç içeriye otur." Dedi aynı sertlikle.
"Karışma bana." Dedim onun kadar olmasada sert bir sesle.
Kolumu tutarak odama girdiğinde beni zorla yatağa oturtmuştu.
"Bir daha bana dokunursan seni öldürürüm.!"
"Öldür lan.! Öldür sen beni zaten öldürdün.!" Kükrediğinde nefretle ona baktım.
"Yalan söylüyorsun değil mi abim öl.."
"Geliyorum Serkan on on beş dakikaya konumdayım." Abimin sesini duymam ve şaşkınlıkla Serkan'ın elindeki telefona bakmam bir kaç saniyemi almamıştı.
Ellerimi yüzüme kapattığımda sarsılarak sessizce ağlıyordum.
"Hızlı ol burada durumlar karışık." Dedi ve telefonu kapattı Serkan.
"Bunun hesabını vereceksin." Cihangir bağırmasa da sesi çok sertti.
"Sana verecek hesap yok bende...sen hala konuşuyor musun.!"
Boynunu kütletti.
"Bebeğin öldüğünü söyleyen doktorları yaşatıyor muyum iyi izle."
"Cihangir sus ve benimle konuşma odamdan çık senin yüzünü görmek istemiyorum."
"Hamilesin lan.! Bebeğimi öldürdüm diye orada geberirken sen ırzını siktiğimin yerinde herkesi kandırmışsın.!"
"Sen abimi öldürmüşken hala bana hesap mı soruyorsun...abini öldürdüm beni affet dedin.! Abimin katiline çocuğumu göstereceğime ölürüm daha iyi.!"
"Gençler sakin."
"Karışma Serkan.!"
"Karışma Serkan."
İkimizde aynı anda Serkana bağırdığımızda hırsla birbirimize bakıyorduk.
"Dua et hamileyim şu an seni dövmemek için kendimi zor tutuyorum."
"Ediyorum lan ediyorum." Dedi anında.
"Aklımı oynatacağım şimdi Serkan...düşük yapmamış." Benden uzaklaşıp koridora çıktığında sinirle etrafında dönüyordu.
Çok sinirliydi.
Hakkı yoktu sinirli olmaya ama öyleydi.
"Cihangir biraz sakin olur musun.? Hiçbir şey bilmiyor. Cesur gelsin konuşsun anlayacak seni."
Abim ve ikisi mi planlamıştı bunu.
Niye bana söylememişlerdi.
Ben ondan ayrı kalmamak için her şeyi ona söylerken o neden benden gizleyip nefret etmemi sağlamıştı.
Bebeğimi saklamak zorunda kalmıştım.
Cihangir tekrar odaya girdiğinde bu sefer beni izlemeye başlamıştı.
"Çık odamdan."
Çıkmadı.
Cebinden sigara çıkartıp çakmağıyla yakacağı sırada bakışları tekrar karnımı bulunca sigarayı elinde buruşturup Serkana verdi.
Derin nefes alıp verdiğimde olanlara hala inanamıyorduk.
Abim yaşıyordu. Cihangir bebeği öğrenmişti.
Yataktan destek alarak kalkmaya çalıştığımda bana doğru yürümeye başlamıştı bile.
Ben söylemeden tekrar beni kaldırdığında sertçe ona baktım.
"Dokunma bana."
"Delirtme beni kendimi zor tutuyorum."
"Bu tutmuş halin mi.?" Elimle onu gösterdiğimde burun kemerini sıktı.
Yanından geçip odadan çıktığımda Serkan arkamdan geliyordu.
"Sana her şeyi anlatacakken bebeği kaybettiğinizi öğrendi yetmedi iki üç saat sonra ortadan kaybolduğunu öğrendi hepsi Cesur'u kurtarmak için bir oyundu Deniz. Abinin Cihangir içerideyken senin yanına gelip sana anlatacağı bir oyundu ama Cesur seni bulamadı."
"Sonra Ayliz ve Güneş'in yanına yurtdışına gitti Cihangir bunları sana söylemez belki ama biz Cesur her şeyi anlatmak için seni arıyor sanarken o Ayliz'lerleymiş...bunu da yeni öğrendik."
Adımlarım durdu.
"Cesur, Polislerin geldiği için Cihangir'den böyle bir şey istedi. Onu öldürmüş gibi gösterip tutuklanacaktı. Saffet dedeye anlattığımızda fenalaştı sonra da polisler geldi sen hastaneye gittin derken ortalık karıştı...sana her şeyi anlatacaktık. Cihangir bebeğin öldüğünü duyunca hiçbirimizle konuşmadı. Normalde bir iki haftaya çıkacağı hapishanede 5 ay boyunca durdu çıkmadı."
Serkan'a döndüm.
"Hepimiz suçluyuz ama sana söyleyecektik sadece bebeğin öldüğünü duyduğumuzda senin yanına gelip konuşamadık. Cihangir seninle karşılaşmamak için çıkmadı o delikten."
"Cesur yanına gelecekti o da vicdan azabı çekti bebekten dolayı gelemedi sanırım...bilmiyorum. Yurtdışına çıkmış biz sana her şeyi anlatacak diye beklerken adama daha yeni ulaşabildik."
Serkan'ın konuşmasından anlayacağım tek şey abimin yine yapacağını yapmış olmasıydı.
Ayliz ve Güneş'e tercih edilmiştim yani.
Yine.
Yine ilk gözden çıkarılmıştım.
"Deniz bebeğini kaybetti, üzülüyorum bir şey anlatmayayım o acısını yaşamaya devam etsin dedi yani." Konuşmamla Serkan başını yere eğmişti.
"Ara onu sakın yanıma gelmek gibi bir aptallık yapmasın."
Aşağıya inmeye devam ederken karnıma giren sancı ve tekmeyle hafifçe eğildim.
"Serkan." Serkan hızla yanıma indiğinde koluna tuttundum.
"Kolumdan tutar mısın.?"
Çaresiz bir şekilde önce yukarıya sonra bana baktı.
"Cihangir.!" Seslendi ama biz inmeye başlamıştık bile.
Ufak bir kasılmaydı sadece.
Adım sesleri geldiğinde son basamakta Serkan'dan uzaklaşmıştım.
"Bir bak Deniz'e ağrısı var galiba."
"Deniz." Bana seslenerek koşar adım basamakları inerken Serkan'a döndüm.
"Bir şey yok..ispiyonla diye yardım istemedim senden Serkan."
Kolumu tutan parmaklarla yanımdaki adama bakmadım.
"Odaya çıkıyoruz ve uzanıyorsun." Beni kucağına alacağı sırada ondan uzaklaştım.
Onun beni bu şekilde görmesini istemiyordum. Bu kiloda taşımasını da istemiyordum.
"Dokunma diyorum sana." Serkan'a döndüm.
"Ara gelmemesini söyle...sizde gidin buradan."
Cihangir sinirli ve tehlikeli bir şekilde gülerken birden gülmesini keserek öfkeli gözlerini bana dikti.
"Çocuğumu bırakacağımı sana düşündüren nedir.?"
"Bir kere bırakan bir daha bırakır."
"Bilmiyordum.!" Bağırmıştı.
"Öldü dedin lan bana.! Öldü gösterdin.!"
"Sen de abimi öyle göstermedin mi.?"
"Aynı şey değil.! San anlatacaktı Cesur.!"
Boğazı yırtılırcasına bağırıyordu.
"Orospu çocuğu yanına gelip sana anlatacaktı anlatmamış.!"
"Siktiğimin yerinde düşük yaptığını öğrendim lan ben.! Bir gün sonra çıkacağım yerden, beş aydır yüzüne nasıl bakarım diye düşünmekten kafayı yedim ben Deniz.!"
Kolumu tuttuğunda çekiştirdim ama bırakmadı.
"Cesur'u bulamadım Ayliz'in yanına gitmiş tahmin edemedim Ayliz'e anlatacağını."
Kalbim kırılmıştı.
Abim yaşıyordu. Ben onun için burada kendimi yerken o Ayliz'e her şeyi anlatmıştı.
Ayliz beni aradığında da anlatmamışlardı.
Arayıp abin yaşıyor yanımda deseydi ben burada her gün mahvolmazdım.
Aynı bencilliklerine devam ediyorlardı.
Önceliği her zaman Ayliz'di.
"Eğer o, bu eve adımını atarsa seni mahvederim Cihangir."
Gözlerime dikkatle bakıp cebinden telefonunu çıkarttığında bir şeyler yazmıştı.
Karnıma tekrar tekme yemiştim ama belli etmeden salona doğru yürümeye başladım.
Cihangir'in telefonu çaldığında bekletmeden açmıştı.
"Dede, atacağım konuma gel ve bir şey sorma."
"Sıla'yı da al."
Kapatmıştı.
Elimle yüzümü sıvazlayıp yavaşça koltuğa oturdum.
Üzerimde bol çizgili bir pijama altı ve göbeğimi açıkta bırakan tshirt vardı.
Göbeğimin bir kısmı görünüyordu.
Cihangir salona girdiğinde bakışları bir süre karnımda oyalandı. Sonra da yüzüme baktı.
Saçlarımı elimle karıştırıp diğer tarafa attığımda tekrar derin bir nefes aldım.
"Su getireyim mi Deniz.?" Serkan cevabımı beklemeden mutfağa gitmişti.
Baş başa kaldığımızda ne o konuştu ne de ben.
Sadece öfkeyle bana bakıyordu.
"Karnında çocuğumu taşırken boşanma kağıtlarını ne sikime gönderdin." Dedi sessizliği bozarak.
Bir şey demedim.
"Delirmek üzereyim Deniz...delirmek üzereyim kendimi çok zor tutuyorum."
"Bana abini öldürdüm derken boynuna atlamamı mı bekliyordun.!"
"Bunu yapmanı beklemiyordum lan.! Bebeğimizi öldürdüğümü düşünmemi sağlamazsın sandım Deniz."
Gözlerimi kapatıp açtığımda artık karnıma bakıyordum.
"Ben de abimi öldüreceğini düşünmezdim."
"Ölmedi pezevenk.!"
"Ben bilmiyordum ama.!"
Karşılıklı olarak birbirimize bağırırken Serkan gelmişti.
"Biraz sakin olur musunuz.? Her iki tarafta hatalı birbirinize bağırıp durmayın."
Ağzımdan hah gibi bir ses çıktı.
Telefonum çaldığında Serkan sehpaya yakın olduğu için uzatmıştı.
Selin arıyordu.
"Kuşum annemler biraz geç gelecek sen vitaminlerini aldın değil mi.?"
"Buraya gelir misin.?"
"Noldu.!"
"Selin soru sorma sadece eve gel Yıldız teyzeler gelmesin, sen gel."
"Tamam çıkıyorum hemen bebek iyi mi.?" Dedi telaşla.
"İyi..o iyi sen gel sadece."
Selin biraz koşturduktan sonra telefonu kapatmıştı.
"Selin'i takip ettirdik öyle bulduk seni." Serkan'a baktıktan sonra bana doğru uzattığı suyu aldım.
Cihangir bir o yana bir bu yana yürürken başım dönmüştü.
"İyi misin, ağrın yok değil mi.? Bebek iyi mi.?" Serkan'a sadece başımı sallamıştım.
Cihangir, Serkan'ın sorularına vereceğim cevapları dinlemek için durup bize bakmıştı ama konuşmamıştım.
Suyu yavaşça içip tekrar sehpaya koyduğumda Cihangir'in telefonu çalmıştı.
"Gelirsen senin ecdadını sikerim geri dön."
Bağırmıştı.
Sanırım abimle konuşuyordu.
"Ebenin amı oluyor lan ebenin amı oluyor amına koyayım.! Deniz hamile.!"
Kükreyerek bahçeye doğru yürüdüğünde Serkan onun arkasından üzgün bir ifadeyle bakıyordu.
"Bebeğinize çok üzüldü." Dedi hala bakışları ondayken.
"Çok kötü oldu Deniz onu ilk defa öyle gördüm."
"Ben kötü olmadım mı Serkan...kocam abimi öldürüyor ve karnımdaki bebekle ben üzülmedim mi.?"
"Hep siz kötüsünüz hep siz üzgünsünüz...ben neler yaşadım haberiniz var mı.! Yok.!"
"Hiçbir şeyden haberi yok o arkadaşının.!"
Cihangir bağırmamla bize doğru gelmişti.
"Daha erken çıkıp seni bulmayan Cihangir'i siksinler.!" O da bağırmıştı. Hem de çok fazla.
"Söyle dağ ayısına bağırıp durmasın." Serkan'a bakarak konuştuğumda Cihangir bir şeye tekme atarak uzaklaşmıştı.
Serkan'ın beni konuşturmaya çalışması benim konuşmamam ve Cihangir'in bahçede sessiz sessiz ve ard arda sigara içmesiyle bir saatimiz geçmişti.
Kapı çaldığında Serkan hemen açmıştı.
"Sen ne arıyorsun burada...Defol.!"
Selin'in sesiyle ayağa kalktım. Cihangir'de içeriye girmişti.
Yavaş yürüdüğüm için arkamdan geliyordu.
"Selin her şeyi anlatacağım içeriye gel...başım çatlamak üzere bağırma lütfen." Konuşmamla beraber tekrar arkamı döndüğümde Cihangir'in göğüsüyle bakıştık.
Kaşlarımı çatarak onun yanından salona geçtiğimde telefonumu alarak Esra'yı aradım.
"Efendim canım."
"Esra ağrı kesici içebilir miyim.? Bir sorun olur mu.?" Herkes içeriye gelmişti.
"Düşük etkili bir şeyler içmen gerekiyor..parol var mı.?"
Selin'e döndüm.
"Parol var mı.?"
Başını iki yana sallarken sanırım bakmak için mutfağa gitmişti.
"Tamam hallediyorum şimdi." Cihangir konuştuğunda bir şeyler yazıp telefonu koltuğa atmıştı.
"Tamam Esra teşekkür ederim." Vedalaşıp kapatmıştım.
Bir kaç dakika sonra zil çaldığında Serkan açmaya gidip elinde ilaçlarla gelmişti.
Poşeti bana uzattığında gördüğüm ilaçlarla Cihangire baktım.
Tüm parolları toplatmış mıydı bu adam.
İçinden birisini alıp hemen içtiğimde Selin yanıma gelmişti.
"Acıyor mu ayakların." Biraz acıyordu. Şişmişti yine.
"Biraz." Dediğimde Selin zorla koltuğa uzanmanı sağlayıp ayak ucuma oturduğunda ayak bileklerimi ovuyordu.
Gözlerimi kapatıp kolumuda yüzüme attığımda yüzüm kapanmıştı. Göbeğim bu şekilde biraz daha açılmıştı.
"Niye acıyor bir şey mi var.?" Cihangir bize doğru yaklaşmıştı.
"Ayakları şişiyor on gündür...ayakta çok duramıyor."
Cihangir başımın hizasında yere dizlerini kırarak oturmuştu.
Parmaklarını karnımda hissettiğimde tüylerim diken diken olmuştu.
Eli çıplak karnımda gezerken diğer eliyle de kolumu tutuyordu.
"Sana o kadar sinirliyim ki." Dedi bana ithafen.
"Sana o kadar sinirliyim ki." Dedim altta kalmayarak.
"Doğru senden çocuğunu aldım değil mi.?" Sinirlendiğini ses tonundan anlayabiliyordum.
"Abimi aldın.!"
Kolumu yüzümden çekmeden bağırdığımda bir şey söylemedi.
Selin ayaklarımı ovduğu için biraz ağrısı geçmişti.
"Tamam Selin, teşekkür ederim yapma daha fazla." Dedim ama dinlemeden ovmaya devam etti.
"Sadece arayarak haberleşiyorsunuz demek." Cihangir bunu Selin'e söylemişti.
"Arkadaşımı satacak halim yoktu."
Bir şey demeden karnıma dokunmaya devam etti.
Gözlerim yorgunlukla ve yaşadıklarımın ağırlığıyla yavaş yavaş kapanırken karnıma dokunan ellerle uyuyakalmıştım.
Boynumdaki dudaklarla kıpırdandığımda saçlarımdaki eller harekete geçmişti.
Saçlarımından öpüldüğümde gözlerimi hafifçe açtım.
Karşımda Cihangirin yüzünü gördüğümde gözlerimi tekrar kapattım.
Sonra hızla tekrar gözlerimi açtım ondan uzaklaşmaya çalıştığımda kolum koltuğun kenarına çarptı.
"Tamam hareket etme çekiliyorum." Dedi sinirle.
O ayağa kalktığında bende uzandığım koltukta oturur hale gelmiştim.
Gözlerim Selin'i aradı ama salonda yoktu.
Sadece ikimiz vardık. Üçümüz.
Koltuğun kenarına tutunarak ayağa kalktığımda mutfağa doğru giderken beni takip ediyordu.
Dolaptan su çıkartıp içmeye başladığımda arkamdaydı.
Suyumu içmeye devam ederken yan bir şekilde dönerek ona baktığımda onun vücuduma baktığını görünce kaşlarımı çattım.
Hala beni süzüyordu.
Boğazımı temizlediğimde yüzüme baktı.
"Sapık mısın sen."
"Karımın vücuduna bakıyorum diye sapık mı oluyorum...evet o zaman en büyük sapığım."
"Bir insana her şey mi yakışır amına koyayım." Ağzının içinden bir şeyler söyleyip kapıya doğru yürümeye başladığında evin zili çalmıştı.
Cihangir salona gidecekken yönünü dış kapıya çevirip yürümeye başladı.
Kapı açıldıktan sonra duyduğum seslerle suyu tezgaha bıraktım.
Saffet bey ve Sıla gelmişti.
Saffet beyin sinirli sesi Cihangir'e ydi.
Onlara doğru yürümeye başladığımda beni ilk gören Sıla olmuştu.
Karnım görünmediği için gülümseyerek bana bakmış ve ismimi bağırmıştı.
Saffet beyinde bakışları beni bulduğunda durduğum duvarın arkasından çıkmam ve Sıla'nın bana doğru gelen adımlarının durması bir oldu.
Saffet bey karnıma bakıp kalbini tuttuktan sonra Cihangir'e bakmıştı.
Cihangir ona başını salladığında Saffet bey bu sefer dolu gözleriyle bana bakmaya başlamıştı.
"Şaka." Dedi Sıla hayalkırıklığıyla.
"Şaka yapıyorsunuz değil mi hamile değil." Diyerek devam etti.
"Onun öğrenmesini istemedim özür dilerim Sıla." Konuşmamla bakışlarını karnımdan çekerek yüzümde dolaştırdı.
"Bebek ölmedi...hamilesin." Arkasındaki duvara tutunduğunda gözyaşları akıyordu.
Karnımı tuttum.
"Ölmedi." Dedi Cihangir sertçe.
Saffet bey bana bir şey demeden yanımdan geçip gittiğinde arkasından baktım.
Derin bir nefes verdim.
Sıla dudakları titreyerek karşıma geldiğinde benimde gözlerim dolu doluydu.
"Arkadaşız sanıyordum."
Kolunu tutacağım zaman elimi ittirdi.
"O öğrenmesin diye söylemedim kimseye." Başını olumsuz anlamda iki yana salladı.
"Ben zaten ona söylemezdim Deniz...öldü sandık.!" Bağırdığında Cihangir yanımıza gelip kolundan tutmuştu.
"Öldü sandık.! Düşük yaptın abim yüzünden diye vicdan azabından öldük biz.!"
"Bağırma.!" Dedi Cihangir onu benden uzaklaştırırken.
Gözyaşlarımı sildim.
"Birisi Cesur abiyi saklar birisi yeğenimi saklar.! Bu ne böyle şaka mısınız siz.!"
Karnıma sancı girmeye başladığında Sıla'dan uzaklaşıp bende salona doğru yürümeye başladım.
Saffet bey cam kenarındaki koltuğa oturmuş yüzünü ellerinin arasına almıştı.
"Saffet bey." Dedim titreyen sesimle.
Ağladığımı anlayınca hemen başını kaldırmıştı.
"Sonra konuşacağız." Dediğinde kibarca sus diyordu yani.
Gözleri karnımda oyalanınca tekrar kalbini tutmuştu.
"Su getireyim mi size." Cihangir ve Sıla'da salona girmişti.
"Getir Deniz getir soğuk bir su getir bana yaşadıklarıma iyi gelir."
Gözlerim istemsizce Cihangir'e takıldığında onun bana baktığını görünce bakışlarımı çektim.
Saffet beye yakın bir yere oturduğumda ellerimi birleştirip başımı eğdim.
Karnıma bakıyordum.
"Delireceğim ya hamile." Dedi Sıla sinirle.
Başımı kaldırıp ona baktım.
"Abimi öldüren adamdan intikam almak istedim Sıla biraz beni anlamaya çalış."
"Bizim ne suçumuz vardı...dedem kalp spazmı geçirdi düşük yaptığını duyunca.!"
"Siz onun ailesisiniz, abine acıyıp bir zaman sonra ona söyleyecektin Sıla."
Bir şey demedi çünkü haklıydım.
Ellerini saçına atıp karıştırdı.
Saffet beye baktım.
O zaten bana bakıyordu.
"Özür dilerim." Bir şey demedi.
"Sizde benden abimi sakladınız...haberiniz varmış." Gözlerini kapattı.
"Özür diliyorsam size olan saygımdan dolayı Saffet bey...abimin ölmediğini bana söyleyebilirdiniz, her hafta telefonda konuşuyorduk."
Konuşmadı.
Sıla'ya döndüm.
"Tek suçlu ben değilim...siz bana söylemediniz ben de size söylemedim. Siz bana yapınca bir şey yok ama ben size karşılık verince mi sorun oluyor." Onlara ilk defa bu kadar sert konuşuyordum.
Tekme atıyordu bebeğim.
Karnımın yan tarafını tuttum.
Tekrar tekme attı.
"Tamam bana küsüp konuşmayın ama benimde size aynısını yapacağımı unutmayın yalan söyleyen tek ben değilim Saffet bey sizde benden abimi gizlediniz...Eğer yaşadığını ve benim yerime Ayliz'i seçtiğini söyleseydiniz ben zaten onu gerçekten ölü olarak sayardım...en azından o, hamileliğimde yanımda olurdu." Son cümlemde elimle Cihangir'i göstermiştim.
Sıla söylediklerimi haklı bulmuş olacak ki yanıma oturdu.
Elini uzatıp karnıma koyduğunda diğer eliyle de kolumu tutmuştu.
"Düşük yapmadın...bebek iyi."
Sıla kendi kendine konuşurken Cihangir karşımdaki koltuğa oturmuştu.
"Cinsiyetini öğrendin mi.?" Sıla'ya başımı salladığımda Cihangir yerinde dikleşmişti.
"Ona söylemeyeceğim." Dediğimde sinirle ayağa kalktı.
"Sabrımı sınıyorsun.!"
"Sen benim sabrımı sanıyorsun...yalancı.!"
"Yanına geleceğimde ortadan kaybolduğunu öğreniyorum...bebeğimizin benim yüzümden kalbinin durduğunu öğrendikten sonra senin karşına çıkamadım diyorum Deniz." Sesi sertti.
Dudaklarım titrediğinde ellini bacağıma koymuştu.
"Haklı çıkmaya çalışma." Dedim gözlerimden yaşlar akarken.
Bir eli yüzümü bulmuştu.
"Ağlama, haklı çıkmaya çalışmıyorum sadece sinirliyim ağlama."
"Ben de sinirliyim Cihangir.!" Elini yüzümden ittirdiğimde ellerimle yüzümü kapatarak ağlamaya başlamıştım.
"Çık şuradan." Saffet beyin sesiyle kendimi biraz toparlamaya çalıştım ama ağlamamı durduramıyordum.
Yüzümdeki elleri çeken adama baktım.
Saffet beydi.
"Çok sevindim...yaşamasına çok sevindim kızım."
Gözümden yaşlar akmaya devam ediyordu.
"Bana söylememene kırıldım...sende bana abini söylemedim diye kırılmışsın. İkimizde suçluyuz." Gözleri yan tarafımızdaki adamı buldu.
"Cihangir zaten suç makinesi." İstemsizce güldüğümde onun da dudağının kenarı kıvrılmıştı.
"Boşanacağım ondan." Dediğimde Cihangir hemen konuşmuştu.
"Sen boşanabilirsin ben senden sikseler boşanmam."
Ağlak ifadeyle Saffet beye baktım.
"Tamam ağlama ben avukat tutacağım sana boşarsın bu akılsızı."
"Dede.!"
Saffet bey elimi tuttuğunda ben de elini tutarak sıkmıştım.
"Cinsiyeti ne." Dedi Saffet bey karnıma bakarak.
Göz ucuyla dibimizdeki adama baktıktan sonra Saffet beyin kulağına eğilerek söyledim.
Duyduğu an gözleri dolduğunda bir kaç damla yaş akınca hemen silmişti.
"Sağlıkla gelsin çok sevindim." Saffet bey ayağa kalktığında Cihangir ağlayan dedesine bakıyordu.
"Kız mı.?" Dedi Cihangir.
"Sana ne." Dedim çocuk gibi karşı çıkarak.
"Deniz beni iyice delirtme."
Bir şey demedim.
Sıla dedesinin yanına gitmiş ondan cinsiyeti öğrenmeye çalışırken bu hallerine gülmek istemiştim.
Cihangir yanıma oturup elini karnıma koyduğunda o tarafa doğru tekme atan kızımızı hissetmiş olacak ki şaşkınlıkla bana baktı.
Elini bu sefer başka bir tarafa koyup yine tekmeyle karşılaşınca ellini hemen çekmişti.
"Canın acıyor mu böyle yapınca." Tekme atmasından bahsediyordu.
Bir şey söylemediğimde çenemde tuttu.
"Acıyor mu.?"
"Acımıyor.!" Dedim sinirle.
Elini tekrardan karnıma koymuştu.
Tekme atmasını sevmişti ama benim canımın acıdığını düşünüp ellerini çekmişti. Acımadığını söylediğimde de tekrar koymuştu.
"Tekme atıyor." Dedi büyülenmiş gibi.
Saffet bey ve Sıla'nın da dikkati artık bizdeydi.
"Çok güçlü vuruyor...erkek mi.?"
Bir şey söylemedim.
"Deniz."
"Benimle konuşma, mümkünse muhattap olma."
"Yok, mümkün değil." Dedi anında.
Beni sinir etmeyi başarıyordu.
Biz çocuk gibi didişirken evin zili tekrar çalmıştı.
Bu sefer Sıla açmaya gitmişti.
"Bırak." Dedim karnıma dokunmaya çalışan adama.
Derin bir nefes verip elini çektiğinde ona sinirle baktım bacağımdaki elini ittirmek için kolumu kaldırdığımda duyduğum sesle elim havada kaldı.
"Deniz."
Abim gelmişti.
5 aydır ölü olarak bildiğim ve bana yaşadığını söylemeyen abim buradaydı.
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
