27. bölüm / 47
Sahte ve GerçekSEZON FİNALİ PART 2
Bölümler 47Şu an: SEZON FİNALİ PART 2
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime · Okuduğun bölüm
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
SEZON FİNALİ
Duyurular için beni buradan ve instagram hesabımdan takip edebilirsiniz. Sezon finalinden sonraki bölümlerin ne zaman geleceğiyle ilgili duyuruları instagram hesabımdan ya da Whatsapp kanalımdan takip edebilirsiniz.
Yıldıza dokunmayı unutmayalım lütfen.
Oy ve yorumlarınızı bekliyorum 🤍
İyi okumalar.
Bahçeye giren araba sesiyle şaşkın bir şekilde hızla ayağa kalktım ve neredeyse 8 aylık göbeğimle kapıya koştum.
Bahçeye altı araba girmişti ve en öndeki Emir'in arabasıydı.
Kapıdan geçip arabaların önüne yürümeye başladığımda Emir kapısı sertçe açıp kırılacak bir şekilde kapattığında yerimde sıçradım.
"Emir."
"Emir sonra konuşursunuz iyi değil."
Arkadan gelen seslere aldırış etmeyen Emir hızla gelip çenemi elleri arasına aldığında onu ilk defa böyle görüyordum.
Emir...
Delirmiş gibiydi. Sinirli bile diyemiyordum bu haline. Gözlerindeki öfke bedenimi titretti.
~~~~~~~~~~~~~~
"Şiddet uyguladı dedin." Sesi beklediğimin aksine normal çıktığında ağzımı açacağım an çenemi tekrar sıktı.
"ŞİDDET UYGULUYOR DEDİN.!"
Gözlerimi kapattığımda kulaklarımı da kapatmak istemiştim.
"Emir kız hamile sakinleş.!" Çağan koluna dokunduğu an boşta olan eliyle onu tutmaya çalışan adamı kapıya doğru ittirdiğinde Çağan sürüklenerek yere düştü.
İlk defa böyle görüyordum..keşke görmeseydim onun bu halini.
"SANA DOKUNMAYA ÇALIŞMIŞ. BENİM KARIMA DOKUNMAYA ÇALIŞMIŞ.!"
Gözlerim kapalı elleri arasında titrerken çenemi artık sadece tutuyordu. Sıkmıyordu.
"Duru...DURU NE YAPAYIM BEN SANA LAN.! NE YAPAYIM LAN SANA.!" Benden ayrılıp yan tarafımızda duran uzun ışıklandırmaya tekme attığında büyük bir gürültüyle kırılmış ve camları etrafa saçılmıştı.
Biraz daha uzaklaşıp bağırarak Zeus'un kulübesine tekme attığında oğlumuzun burada olmadığına şükür ettim.
Koca kulübeyi bir dakikadan az bir sürede paramparça ettiğinde Çağan ve Bilal onu tutmaya çalışıyordu ama başarılı olamıyorlardı.
Emir hem bağırıp hem ne yapacağını bilemezmiş gibi etraftaki şeyleri mahvederken Çağan ve Bilal'e yumruk atarak yere düşmelerini sağlamıştı.
Ellerim dudaklarımda öylece Emir'e bakarken bir elim karnımı buldu.
Her zaman tanıdığım adam gibi değildi.
Gözü dönmüştü.
Çenemi sıkacak kadar gözü dönmüştü.
"BUNU BANA SÖYLEMEMİŞ LAN.! KENDİ ELLERİMLE ONU O EVE GÖTÜRDÜM.!"
"OROSPU ÇOCUĞUNUN OLDUĞU EVE GÖTÜRDÜM LAN KARIMI...BIRAK PİÇ.!" Çağan'ı tekrar yere ittiğinde bu sefer benim yanıma doğru gelen Yusuf'a takıldı gözleri.
Bilal ve Çağan'ın üzerine basarak bize doğru gelirken Yusuf doğrudan ona bakarak gelecek hamleyi bekledi ve öyle de oldu.
Emir Yusuf'a kafa atıp yakalarından tuttuğunda yumruk atmaya başlamıştı.
Gözyaşlarım yanaklarımdan akarken bedenim hareket edemiyordu.
Emir'in bu halini görünce şoka girmiş gibi sadece onu izlemiştim.
"Bitti lan.! Bitti hepinizle işim.! Siktir olup gidiyorsunuz hepiniz.!"
Hepsinin bilip söylemediğini de öğrenmişti.
"Emir." Dedim kendimi zor duyarken.
O Yusuf'a tekrar kafa attığında beni duymamıştı.
Koluna dokunduğum an hareketleri durduğunda ve elimi hızla ittirdiğinde bir iki adım geriye gittim.
"DOKUNMA LAN.! Dokunma bana.!"
Hıçkırıklarım bahçede yankılandığında Betül destek olmak ister gibi kolumu tutuyordu.
"NE YAPAYIM BEN SANA LAN.!" Bana diyordu.
"Kendinde değil, ciddiye alma. Biraz sakinleşsin konuşursunuz." Betül sessizce kulağıma doğru konuştuğunda hala sesli bir şekilde ağlıyordum.
"Orospunun çocuğu karımı yıllarca taciz etmiş...karım bunu bana söylemek yerine susmuş.! "
Bağırışları biraz durulduğunda içimden sakinleşsin diye dua etmeye başlamıştım. Boynundaki ve yüzündeki damarları ilk defa bu kadar net görürken kırmızılaşan yüzünde gezinde gözlerim.
Boynu dahil yüzü kıpkırmızıydı.
Yusuf'un üstünden kalkıp tekrar bana doğru geldiğinde Betül önüme geçmişti ama Emir onu kaba bir hareketle önümden çektiğinde Betül sertçe duvara çarptı.
Gözü kimseyi görmüyordu.
Kollarımı sıkarak tuttuğunda gözlerimi kapatıp konuşmasını bekledim ama konuşmadı.
Sustu.
Gözlerimi açtığımda ellerimi ona uzatmaya çalıştım ama izin vermeden kollarımı sıkıca sabit tutmaya devam etmişti.
Gözyaşlarım akarken çaresizce ona bakıyordum.
Anla beni Emir.
Lütfen her zaman ki gibi gözlerimden anla.
Gözleri dolu bir şekilde bana bakarken orada gördüğüm hayalkırıklığıyla ağlamam daha da arttı.
Bana eskisi gibi bakmıyordu.
"Konuşalım anlatayım hepsini."
Tek kaşını kaldırıp inanmaz bir şekilde suratıma bakarken birden bağırmasıyla gözlerimi tekrar kapatmıştım.
"ŞİMDİ Mİ LAN.! ŞİMDİ Mİ KONUŞACAKSIN. BEN HER ŞEYİ ÖĞRENDİKTEN SONRA NE ANLATIYORSUN SEN DURU.!"
Bağırmamıştı. Kükreyerek konuşmuştu.
O kadar sıkı tutuyordu ki ağlarken bedenim hareket etmiyordu.
"Bebeğime dua et Duru.! Bebeğime dua et."
Şimdi bende ona tüm kırgınlığımla bakarken Emir bana yine nefretle ve sinirle bakarak tuttuğu kollarımı bırakıp yine bir iki adım geri gitmemi sağladığında daha fazla ayakta duracak gücüm olmadığı için dizlerimin üzerine çöktüğümde, beni gören Emir tıpkı benim gibi dizlerinin üzerine çökerek karşıma geçti ve kolumu tutarak tekrar bağırdı.
"KALK AYAĞA...O piç bana, sana dokunmalarını anlattırken ben düşmedim sen niye düşüyorsun.! BEN DUYDUKLARIMLA HALA BURADAYIM SANA NOLUYOR LAN KALK AYAĞA."
Kollarımdan tutarak ayağa kaldırdığında tüm yükümü ona vermiş ağlıyordum.
Bir elimi istemsizce karnıma attığımda hareketleri durdu. Sesli nefes alışverişlerini bile duymadım elimi karnıma attıktan sonra.
Betül arkamızda dururken ona bakıp beni bıraktığında geri geri yürüdü.
Biraz uzaklaşıp kendine geliyormuş gibi bana baktığında elini ensesine atıp arkasını dönmüştü.
"İçeriye götür Betül..sonrada hepiniz siktirin gidin evimden.!"
Yanına gelen Bilal'i göğüsünden tekrar iterken hiçbirinin sesi çıkmıyordu.
Serhat arabasına doğru giden adamın peşinden koşarken Emir arkasını döndüğü an yumruğundan Serhat'ta nasiplenmişti.
Az önce yumruk yiyen adam eliyle işaret yaparak karşısındaki adama bir şeyler derken sesi biraz geliyordu.
Olayı bilmediğinden ve yeni öğrendiğinden bahsediyordu.
Emir, o konuşurken tekrar arabaya yürümeye başladığında Serhat onay almış olacak ki arkasından gitmişti.
Az önceki arabalar geldiği gibi hızla evden çıkarken daha fazla dayanamayarak bacaklarımın üstüne düştüm.
Herkes bir şeyler diyordu ama ben ağlamaktan kimseyi duyamıyordum.
Emir'in bakışlarından korkmuştum. Benden nefret ederek bakmasından korkmuştum.
Artık istemiyor muydu beni.?
Bitmiş miydi.?
Ağzı yüzü kan olan adamlar karşımda durduklarında daha çok ağladım.
Emir tüm öfkesini kusup gitmişti.
Arkadaşlarını da silmişti.
Ne zaman odama çıkartmışlardı, ne zamandır yatakta ağlıyordum hiçbir fikrim yoktu ama Betül ve Şevval'in bir kaç saattir yanımda durduklarını biliyordum.
Saat sabahın dördüne gelirken hiç uyumamıştım. Kimse uyumamıştı.
Bilal ve Çağan'da aşağıdaydı.
Sinan abi ve ablam yoktu ortalıkta. Bebekten dolayı Sinem de gelmemişti.
Betül'le olan konuşmalarını hayal meyal hatırlıyordum.
Ağlamaktan şişen gözlerimle boş boş karşı duvara bakarken dizlerimi kendime çekmek istedim ama karnımdan dolayı olmadı.
Elimi atıp okşarken Rüya'yı düşündüm.
Hala ilaçlardan dolayı uyanmamıştı.
"Özge gelmiş siteden içeriye almamışlar." Şevval telefonuna bakarak konuşurken aklımda sadece Emir vardı.
"Delirmiş, Emir delirmişti Duru..söylediklerini ciddiye alma. Biz onu ilk defa böyle gördük..gözleri kıpkırmızıydı, kendinde değildi çok sinirli...kendini üzme siniri geçsin bir kaç güne yanına gelir."
Başımı hayır anlamında iki yana salladım.
Gözlerindeki hayalkırıklığını çok net bir şekilde görmüştüm ve onu tanıyorsam doğuma kadar benimle görüşmek bile istemeyecekti.
Her şey bitmişti.
Sedat'a bir şey olursa ipin ağzında kardeşim vardı ve o hapse girerse ben nefes alamazdım.
Çok küçüktü.
Yapamazdı orada.
Kaçar gibi lanse edilen görüntülerle herkes onu konuşurdu. Suç almamasını sağlasak bile eğer video sosyal medyaya düşerse Türkiyede yaşayamazdı.
Yutkunup gözyaşlarımı silerken odanın kapısı sertçe açılmıştı. Bakmamıştım ama aldığım kokudan sonra hızla başımı çevirdim.
Emir gelmişti.
Kalbim heyecan ve korkuyla atmaya başladığında kafamda bin tane senaryo üretmeye başlamıştım bile.
Eşyalarını almaya mı gelmişti.?
Ya da son kez beni görüp gidecek miydi.?
"Dışarı çıkın."
Betül ve Şevval hiçbir şey demeden ayaklandığında Emir kapının önünden çekilip odanın içine girdi.
"Salonda beklemeyin evimizden gidin.!"
"Emir bak dinlemed.." Şevval konuştuğunda Emir onların suratına kapıyı sertçe çarpmıştı.
Başımı eğerek karnıma bakmaya başladığımda dudaklarım şimdiden titremeye başlamıştı bile. Bir kaç dakika ayakta durduktan sonra yatağın kenarına oturdu. Bacaklarımın tam yanına.
"İleriye gitti mi.?" Sesini duyduğum an başımı kaldırıp kan çanağına dönen gözlerine bakınca yutkundum.
Başımı olumsuz anlamda iki yana salladığımda sinirle alt dudağını yalayıp elini bacağıma atarak tekrar konuştu.
"Sesli bir şekilde cevap ver Duru...Eğer yalan söylüyorsan ve o orospu çocuğu sana bir şey yapt.."
"Dokunmadı." Dedim titrek sesimle.
"Sadece bir kere ciddi bir şekilde dokunmaya çalıştı ama yapamadı...ondan sonra da biz evlendik." Dişlerini sıkıp bana bakarken gözlerimi kaçırdım sert bakışlarından.
Gelmez sanıyordum ama gelmişti.
Altı yedi saat önce beni bırakıp gitti diye ağlarken şimdi yanımdaydı, gelmişti.
"Sana sadece şiddet mi uyguluyor diye sorduğumda neden yalan söyledin."
Burnumu çektim.
"Onu öldürdün mü.?" Dedim sessizce.
Gözlerindeki sinir bir anda tekrar ortaya çıktığında ayağa kalkıp ellerini saçlarının arasından geçirdi.
"Tek merak ettiğin o piçin yaşayıp yaşamaması mı.? Bunu mu merak ediyorsun.!" Makyaj masamın üstündeki eşyalara doğru kolunu kaldırdığında bir anda elini yumruk yaparak durmuştu.
Sakinleşmeye çalışıyordu.
Kendine hakim olmaya çalışıyordu.
Tekrar yanıma gelip bu sefer bacaklarını kırarak dizleri üzerinde durduğunda neredeyse yüz yüzeydik.
"Öldürdüm." Dediği an kalbim sıkıştı.
Zaten dolu olan gözlerimden yaşlar akmaya başladığında Emir yanlış anlayarak sinirlenmişti.
"Karıma dokunan adamı sikip atmadan bırakmadığım için mi ağlıyorsun.? O orospu çocuğu için mi ağlıyorsun Duru.!" Bağırıp kolumu tuttuğunda gözlerine baktım.
Nasıl baktım bilmiyorum ama hareketleri durdu.
"Emir." Diyerek kalbimi tuttuğumda nefes alamıyordum.
Yanıma oturup yüzümü elleri arasına aldığında saçlarımı kenara çekerek suratıma üflüyordu.
"Derin nefes al...hadi.!" Elini kalbimin üstündeki elimin üstüne atıp ne olduğunu anlamaya çalışır gibi telaşla bana bakarken kolunu sıktım.
"Emir."
"Nefes al...özür dilerim. Özür dilerim bağırdığım için özür dilerim." Yüzümü ve saçlarımı okşayarak tek eliyle beni kucağına aldığında balkona gelmiştik.
Bedenimi kenarda duran ve bazen ikimizin sarılarak uyuyakaldığımız koltuğa bıraktığında yüzüme su çarpıyordu.
Giren sancıyla elim hızla karnıma gitti.
Derin nefesler alıp vermeye başladığımda Emir gözlerini kapatıp açmıştı.
"Emir, Rüya.."
Hıçkırıklarımın arasından konuşurken tekrar yüzümü tuttu.
"Rüya." Dedim sayıklar gibi.
"Rüya aşağıda uyuyor." Başımı iki yana sallayarak ayağa kalktığımda peşimden geliyordu.
"Rüya'yı alacaklar onu götürelim buradan." Odadan çıkacağım sırada kolumdan tutup beni tekrar yatağa bıraktığında kendine çekerek sırtımın göğüsüne değmesini sağlamıştı.
"Rüya...Emir, Rüya birisine çarptı." Bedeni kasıldığında ağlayarak devam ettim.
"Çarpmış, hemen babamı aramış ama onlar Sedat'la plan yapıp sadece Rüya'nın çarptığı ve gittiği görüntüleri saklamışlar...çarpıp kaçıyor gibi görünüyor....video...video var Emir." Ağlayarak ve anlamsız şekilde anlatıyordum ama o anlıyordu.
"Ne zaman.?" Dedi hızla beni kendine çevirirken.
"Emir." Diyip ellerimi göğüsüne koyduğumda kısık sesimle tekrar konuşmuştum.
"Öldü...çarptığı çocuk öldü Emir." Hıçkırarak kollarımı boynuna sardıktan sonra başımı omzuna koyarak ağlamaya devam ettim.
Hala anlamıyordu.
Anlatamıyordum.
"Ne zaman.!"
"Öldü çocuk..ölmüş." Dedim sorusuna cevap vermezken.
"Eğer onlardan birisine bir zarar gelirse görüntüleri herkese atacaklar...herkes öğrenecek. Hapse girecek kardeşim...yapamaz çok küçük."
Emir'in bedeni kaskatı kesilmişti.
Beni kendinden zorla ayırıp yüz yüze gelmemizi sağladığında yüzümü tutan ellerinin üstüne ellerimi koydum.
"Ağlamadan anlat ki bir şey yapayım. Ne zaman oldu.?"
"Dört, dört buçuk yıl önce." Gözlerimi kaçırdım.
Arkadaşının kardeşini öldürdü.
Ne yapacağını bilmez bir şekilde bakarken tekrar konuştum.
"Tehdit ettiler yemin ederim sana söyleyecektim...Rüya'yı hapse göndeririz dediler. Görüntüleri her gün bana attılar Emir." Ensemden tutarak başımı tekrar omzuna koymamı sağladığında sıkıca sarılmıştım.
Nereden bilebiliridim ki son sarılmalarımız olduğunu.
"Emir." Diyerek devam ettim.
"Ölen kişi...Kerem."
Sesi çıkmadığında tekrar konuştum. Bedeni kaskatıydı ve hala kasılmaya devam ediyordu.
"Eren'in kardeşi.."
Eren Öztürk.
Emir'in yakın arkadaşlarından birisiydi.
Biz evlendikten sonra kardeşinin acısına daha fazla dayanamayıp iki yılın sonunda yurtdışına gitmişti. İki buçuk yıldır yurt dışında yaşıyordu.
Sımsıkı sarıldığım adam konuşmadığında odadaki tek ses benim ağlama sesimdi.
"Bir şey söyle." Dedim fısıltıyla.
Söylemedi.
Sarılışı gevşediğinde benimki sıkılaştı.
Gidecekti.
"Yardım istemiş, yemin ederim yardım istemek için aramış babamı...o ikisi sadece videodaki açıları ayarlayıp gitmişler."
Omzundan ayrılıp gözlerimi yüzüne çıkarttığımda öylece aydınlanmaya başlayan havaya baktığını görünce yanağından tutup suratıma bakmasını sağladım.
"Bana bir kaç dakika izin ver." Yataktan çıkıp banyoya girdiğinde öylece arkasından bakmıştım.
Karnımı tutarak zar zor banyo kapısının önüne gittiğimde aklıma gelenle vücudum ürperdi.
Görüntüler yayılabilirdi.
Ağlayarak onun çıkmasını beklerken geçen yarım saatin ardından kapı açılmıştı.
Benim burada olduğumu biliyor gibi gözlerime bakmadan kapıya doğru giderken arkasından gidiyordum.
Bakışları tekrar soğuklaşmıştı.
Haklıydı.
Çok haklıydı.
Odadan çıktığımızda onu takip ederek merdivenlerden ineceğim sırada kolumdan tutarak benimle beraber inmeye başladı.
Karnımdan dolayı basamakları göremediğim için tutmuştu.
"Görüntüleri izlet." Diyerek salona gittiğinde koltukta uyuyan kardeşime baktı.
Öyle bir ifadeyle baktı ki kızgın mıydı anlayamamıştım.
Kerem ve Rüya arasında bir seçim yaptığını ve kardeşimi kurtarmayı seçtiğini sonraki saatlerde anlayacaktım.
Emir'le bahçeye çıkıp tüm detayları tek tek anlattıktan sonra videoyu ve bana attıkları mesajları gösterdim.
Hiçbir tepki vermeden beni dinliyordu.
"Kimde var video."
"Bilmiyorum....eğer sen benim yüzümden ona bir şey yaparsan adamlarında olan videonun yayılacağını söylüyordu. Yani sana söyleseydim kardeşimden vazgeçecektim Emir."
Göz ucuyla tekrar salona baktı. Rüya'ya.
Elindeki çakmağı döndürürken bugün yaşadığımız şeyleri düşünüyordum.
Akşam gelip herkese saldırması...sabah karşı yanıma gelip beni dinlemesi...her şeyi öğrenmesi ve burada oturmamız.
Meğer ondan nefret etmeden önceki son günlerimizmiş.
Sandalyemi kendine doğru çekip kollarını bedenime doladığında ona sıkıca sarıldım. Saçlarımdan öpüyordu.
"Özür dilerim çok özür dilerim...ben arkadaşının kardeşi olduğunu evlendikten sonra öğrendim özür dilerim."
"Kerem'in öldüğü gerçeğini değiştirir mi.?" Buz gibi sesiyle konuştuğunda bu sefer kaskatı kesilen taraf bendim.
Doğru.
Değiştirmezdi.
Kerem benim kardeşim yüzünden ölmüştü.
"Rüya...Çok küçüktü." Dediğimde derin bir nefes verdi.
"Kerem'de öyleydi Duru. Kendini rahatlatmaya çalışma...Rüya küçükse Kerem'de ondan iki yaş büyüktü."
Kollarımı ondan çekeceğim sırada izin vermedi.
Düşünüyordu çünkü gözleri sürekli salona kayıp duruyordu. Rüya'ya.
Yardım etmezse onu suçlayamazdım ama Rüya hapse girerse mahvolurdum.
İç çektiğimde vücudum titrerken sarılışı daha da sıkılaştı.
"Son kez soruyorum."
"Eğer başka bir şey yaptıysa şu an söyle."
"Hepsi anlattığım gibi." Az önce sözlü tacizle başlayıp yavaş yavaş fizikselleştirmeye çalıştığını ve o gün saldırdığında yaptıklarımı yaşadıklarımı her şeyi anlatmıştım.
Ablamın gelmesiyle dikkatinin dağıldığını ve kafasına vurup kaçtığımı da anlattım.
Her şeyi yalansız ve eksiksiz biliyordu artık.
Emir sürekli derin nefesler alıp verirken beni de bırakmıyordu.
"Eğer.." Yutkunup tekrar konuştu.
"Eğer görüntüler sızarsa halledeceğim. Rüya'ya bir şey olmayacak."
Az önce duran gözyaşlarım tekrar akmaya başladı.
Seçim yapmıştı.
Ve kardeşimi seçti.
Seçmeseydi de hiçbir şey diyemezdim.
Yaptığı şey aklanacak ya da hafife alınacak bir şey değildi. Hatalıydı.
"Teşekkür ederim." Dediğimde sesim çok kısıktı.
"Teşekkür ederim." Sürekli aynı şeyi söylüyordum.
Saçlarımın üstünden öptüğünde dudakları bir süre orada kaldı.
"Çok kızgınım sana." Başımı salladım biliyorum der gibi.
"Çok kırgınım Duru." Hareketlerim durmuştu.
"Tüm bunları saklaman, hiçbir şey anlatmaman bana güvenmediğini gösterir." Konuşacağım sırada işaret parmağını dudaklarımın üstüne koydu.
"Dinle." Dedi sert sesiyle.
"Kırgınlığım hemen geçmeyecek." Elleri karnıma indi ve okşadı.
"Seni üzüp bebeğimizide etkilemek istemiyorum." Tekrar derin bir nefes aldı.
"Her zaman yanında olacağım ama kırgınlığım bir süre geçmeyecek.."
Her zaman olmayacaksın Emir yalan söylüyorsun.
"Hiç mi affetmeyeceksin.?"
"Saçma saçma konuşma güzelim." Dediğinde alnımın kenarından da öpmüştü.
Affedecekti.
Ama hemen değil.
Ama affedecekti.
Burukça gülümsediğimde ona sıkıca sarıldım.
Yine yapıyordu. Beni yine alttan alıyordu. Tüm bu yaşananlara rağmen beni yine alttan almıştı.
Kerem'i öğrendiğinden beri durgundu.
Sinirinin yerine hüzün gelmişti gözlerine.
Saat kaçtı bilmiyorum ama biz hala bahçede oturuyorduk. Emir üzerime battaniye getirmiş beni sarmalarken sırtım göğüsünde onun elleri de karnımdaydı.
Bebeğimiz için kendini tutmuştu.
Eğer hamile olmasaydım beni bu kadar kolay affedip yanıma asla gelmezdi.
Kıyamamıştı.
Emir senin gibi yapmadı Duru.
O günün üstünden bir hafta geçmişti ve biz artık son kontrollerimiz için hastaneye gelmiştik.
Emir hem belimden hemde elimden tuttuğunda sedyeden kalktım.
"35. Haftaya girdik Duru hanım ultrasonda hiçbir sıkıntı görünmüyor küçük.."
"Cinsiyetini doğumda öğreneceğiz." Dedim hızla sözünü keserken.
"Ah, afedersiniz aklımdan çıkmış kusura bakmayın lütfen."
Gülümseyip sorun olmadığını söylediğimde o oturduğu yerden kalktı.
"Sizi artık her gelişinizde nst'ye alacağız." Başımı salladığımda Emir dikkatle Arzu hanımı dinliyordu.
Karnıma bantlar yapıştırılırken elimi tutan adamın elini tutuyordum.
Oturduğu sandalyede meraklı gözlerle takılan kablolara bakıyordu.
Bir saat sonra kontrol bittiğinde hiçbir sorunun olmamasıyla eve doğru yola çıkmıştık.
Emir'in kırgınlığını çok net hissediyordum. Eskiden yatmadan önce her gün sohbet ederken şimdi ben uyuduktan sonra odaya gelip bebeğimizle konuşuyordu.
Bana kırgın olduğunu ona da anlatmıştı, neden eskisi gibi onunla sürekli konuşmadığını, öpüp karnıma dokunmadığını..hepsini anlatıyordu.
Kırgın olmasına rağmen sürekli yanımda olmaya çalışması ve bana değer vermesi şükür etme sebebimdi.
Benimle aynı yatakta bile uyumaz diye düşünürken o daha fazlasını yapıyordu.
Arkadaşlarıyla küsmüştü. Hepsiyle.
Bilal, Çağan, kızlarla, ablamla.
Sinan abiyle konuşuyordu.
O Kuzey'i öğrendiği için evlenmek zorunda olduklarını, ve öğrendiği an ablamı terk ettiğini hatta kendisine de söyleyeceğini ama bebeği öğrendiğini söylemişti.
Banada ablam anlatmıştı.
Emir'in telefonu çaldığında Sedat'ın ölmesine rağmen nasıl hiçbir şey olmadığını düşüyordum. Beni kandırıp blöf yapıyormuş bunca sene.
Fazla erken konuşmuştum.
"Söyle Alev." Sesi düz çıkmıştı.
Arabaya bindiğimizden beri hiç konuşmamıştık.
"Emir bey rahatsız ediyorum ama haberler...Duru hanımın kardeşi.."
Yolda olan bakışlarım telefonu bulduğunda karnımdaki ellerimi hızla Emir'in koluna attım.
"Efendim Rüya hanımla ilgili bir video emniyete gitmiş ve az önce kendisi gözaltına alınmış."
Göğüsüm hızla inip kalkarken Emir telefonu kapattığı an ard arda aramalar gelmeye başlamıştı.
"Sakin ol halledeceğim korkma." Diyip ekrana dokundu.
"Mehmet." Dedi telefonu açtığı gibi.
"Emir bey, Rüya Altın gözaltına alınmış...cinayetten."
"Yolda mısın.?" Dediğinde ben dolu gözlerimle telefona bakıyordum.
"Beş dakikaya karakoldayım efendim. Detayları Rüya hanımla konuştuktan sonra size aktarırım."
Emir onaylayıp kapattığında ben ellerimle yüzümü kapatarak ağlıyordum.
"Duru bir şey olmayacak diyorum bana güvenmiyor musun.?" Hızlanmıştı.
Aklıma gelenle hızla sosyal medyaya girdim. Her yerde Rüya'nın fotoğrafları vardı.
@GAZETEMAGAZİN
ALTIN AİLESİNE ŞOK GÖZALTI KARARI.! MUSTAFA ALTIN'IN EN KÜÇÜK KIZI RÜYA ALTIN GÖZALTINA ALINDI. ASIL MERAK EDİLEN NEDEN GÖZALTINA ALINDIĞI..BANA GELEN BİLGİ ADAM YARALAMA HATTA CİNAYET YÖNÜNDE AMA KESİN OLMADIĞI İÇİN EMİN DEĞİLİM. ARACIYLA ÇARPTIĞI ADAM SANIRIM VEFAT ETMİŞ. EĞER OLAY BÖYLEYSE RÜYA'YA GEÇMİŞ OLSUN EN AZ YİRMİ YIL.. ABLALARI DURU AKSOY VE ÖZGE ALTIN KAYA'DAN HENÜZ BİR AÇIKLAMA YA DA HABER YOK...DETAYLAR GELDİKÇE SİZİ BİLGİLENDİRECEĞİM.
322.702 beğenme. 19.728 yorum
@instagramkullanıcısı: Tüm haber kanallarının bunu konuşması.
@instagramkullanıcısı: Şaka mı bu nasıl yani.
@instagramkullanıcısı: Cinayet mi.?
@instagramkullanıcısı: Abi bir şey olacağını mı sanıyorsunuz cidden. Onun eniştesi kim hepimiz biliyoruz.
@instagramkullanıcısı: Resmen gündemde bu konu var.
@instagramkullanıcısı: Ben bayılanzi.
@instagramkullanıcısı: Birini mi öldürmüş şimdi bu kız.
@instagramkullanıcısı: Ay olaylar karışık.
@instagramkullanıcısı: Gündem sıkıcı boş diyorduk nasıl büyük bir olay oldu ama.
@instagramkullanıcısı: birini öldürdüyse cezasını çekmeli.
@instagramkullanıcısı: Ay şimdi bildiğiniz tutuklanmış mı.?
@instagramkullanıcısı: Üzüldüm ama cezasını çekmeli.
@instagramkullanıcısı: Çok genç yazık olacak ciddi bir suçlama cinayet.
@instagramkullanıcısı: Ay inanmıyorum Rüya.
@instagramkullanıcısı: Aileden kimseden ses çıkmaması.
@instagramkullanıcısı: Emir Aksoyun baldızını nasıl tutuklarlar acaba.?
@instagramkullanıcısı: Çok üzüldüm.
Telefon elimden çekildiğinde yüzümü tekrar ellerimle kapatıp öne doğru eğildim ve ağlama başladım.
"Halledeceğim sakin ol." Dedi soğuk sesiyle.
Ağlamalarım daha da arttı.
Emir'in avukatlarla konuştuğu benimse ağlayarak onları dinlediğim bir yolculuktan sonra karakolun önünde durmuştuk ama anında etrafımız kuşatılmıştı.
"Arabada kal." İndiğinde onu çeken magazincileri takmadan benim kapımı açıp kolumdan tuttu.
"Emir bey, Rüya Altın'ın cinayet davasından tutuklandığı doğru mu.?"
Karnımdan dolayı tüm yükümü ona vererek dışarı çıktığımda Emir beni kolları arasına alarak fotoğrafımı çekmelerini engelliyordu.
"Emir bey bir açıklama yapacak mısınız.?"
"Arkadaşlar şu an Aksoy çifti karakola giriş yaptı ve sanırım iddialar doğru çünkü Duru Aksoy ağlıyordu."
Polisler eşliğinde içeriye girdiğimizde gördüğüm ilk kişi ablam ve Sinan abi olmuştu.
"Duru." Diyerek bize doğru gelirken Emir onun koluma dokunmasına izin vermeden ilerlemeye devam etti.
"Emir bey, buyurun odaya geçelim." Karşımıza çıkan orta yaşlı bir adam konuştuğunda neresi olduğunu bilmediğim beyaz bir odaya girmiştik.
"Durum ne Mehmet."
Avukat önce bana baktı sonra da boğazını temizleyerek konuştu.
"Emir bey Rüya hanımın birisine çarpıp kaçtığı bir video ihbar üzerine emniyete verilmiş...görüntülerde her şey açık. Çarpıp kaçıyor."
Göz ucuyla tekrar bana baktığında ağlıyordum.
"Tamam ayarla her şeyi Rüya yarım saate çıksın." Dedi belimden tutan adam.
"Emir bey..Rüya hanım itirafçı oldu ve sürekli ben öldürdüm diyor." Hıçkırarak yüzümü Emir'in omzuna gömdüğümde kimseden ses çıkmadı.
"Duydun Mehmet.! Çıkartın yarım saatiniz var."
"Duru yanına girsin konuşsunlar." Diye devam ettiğinde Mehmet bey onaylayarak odadan çıktı.
"Çıkartacağım en fazla iki üç saat sürecek...bana bak." Başımı kaldırmaya çalıştı ama izin vermedim.
"Bu yüzden söylemedim sana.! Beni dinlemeden gidip o pisliği öldürdün.!" Ondan ayrılıp ayağa kalktığımda hızla odadan çıkmıştım.
Koridora çıktığımda bir kaç polis memurunun bakışı altında ne yapacağımı bilemediğimde az önce çıktığım odanın kapısı açıldı ve bir el tekrar belimi kavrayarak beni yürütmeye başladı.
"Eğer ona bir şey olursa seni asla affetmem." Dedim gözlerine bakarak.
"Olmayacak diyorum delirtme beni Duru." Rahattı.
Ona güveniyordum.
Gözyaşlarımı silerek Mehmet beyin önünde durduğu bir odaya geldiğimizde eliyle içeriyi gösterince Rüya'nın burada olduğunu anlamıştım.
Emir kapıyı açtığı an içeriye girdiğimde gördüğüm sarı saçlarla adını söyleyip bana dönmesini sağladım. Beni duyduğu an sandalyesini geriye düşürerek kalktı ve kollarını boynuma sardı.
"Abla." Ağlıyordu.
"Bir şey yok bir tanem...çıkacaksın birazdan."
Başını iki yana sallayarak hıçkırdığında yüz yüze gelmemizi sağladım.
"Çıkacaksın Rüya...Emir hallediyor her şeyi çıkacaksın yemin ederim."
Gözlerinde gördüğüm acı dolu ama tuhaf ifadeye anlam veremeyip yanağını öptüm.
Elleri anında karnımı bulmuştu.
"Özür dilerim abla."
Kaşlarımı çattım.
"Başına bela oluyorum özür dilerim."
"Saçma saçma konuşma." Yüzünü okşayıp alnından öptüm.
"Her şeyimsin sen benim...her şeyi yaparım senin için Rüya."
Dudakları titredikten sonra tekrar ağlamaya başladığında karnıma baktı.
"Onu daha doğmadan Kuzey'den daha çok seviyorum." Ağlayarak güldüğümde kollarımı boynuna sardım.
"O da en çok seni seviyor...geceleri gelip konuştuğunda sadece sana tekme atıyor. Teyzesini tanıyor ve çok seviyor."
Acı dolu bir gülümseme oluştu yüzünde.
"Çıkacaksın Rüya. Emir sana bir şey olmasına izin verir mi.? Vermez. Dışarıda on tane avukat var. Emir seni çıkartacak en fazla üç saat ver ona tamam mı.? Ağlama ablacım."
Başını salladı ama yüzündeki boşvermişlik ifadesi canımı sıkmış, göğüsümü ağrıtmıştı.
"Beni üzüyorsun." Dedim ifadesini kast ederek.
Gülümsedi burukça.
"Sen benim hep en sevdiğim kişiydin biliyorsun değil mi.?..ailemizde değil hayatım boyunca sevdiğim tek kişi sensin...senin dışında kimseyi bu kadar sevmiyorum...çok seviyorum seni abla."
Saçlarını ardı ardına öptüm.
"Bir tanemsin sen benim Rüya, her şeyimsin ben daha çok seviyorum seni ablacım.."
Burnumu çektim.
"Şöyle konuşma birazdan çıkacaksın...niye drama yapıp üzüyorsun beni." Güldü ve o da benim gibi gözyaşlarını sildi.
"Emir abiyi de çok seviyorum ama senin yerin hep ayrı. Özge ablam, annem babam hepsi ayrı sen ap ayrı bir yerdesin." Yüzümü okşadığında gözlerimi kapatmıştım.
"Sende öylesin bir tanem...beni daha fazla ağlatacak mısın yoksa susacak mısın.?"
Yine o buruk bakışını attı.
"Abla...ben masum birisini öldürmüşüm. Aslında sana çok kızgınım."
Saçlarımı okşadı bu seferde.
"Beni bunca yıl yalanla yaşattın. Yalanla yaşamama izin verdin...ben birisini öldürüp Amerikaya hayatımı yaşamaya gitmişim. Gencecik çocuğu öldürmüşüm abla."
Hıçkırığımı tutamadığımda elimle dudaklarımı kapattım.
"Çok seviyorum seni." Dedi tekrardan.
"Emir birazdan çıkartacak seni." İkimizde hep aynı şeyleri sayıklıyorduk.
Başını salladı hafifçe gülümseyerek.
Karnıma kaydı bakışları.
"Benim gibi sarışın alma ihtimali var mı.?" Diyerek güldüğünde ben hala ağlıyordum.
"Bunu mu merak ediyorsun şu durumda." Dedim ellerini tutarak.
Omuzlarını kaldırıp indirdiğinde içten bir şekilde gülüyordu.
"Merak ediyorum en sevdiğim yeğenimi."
"Doğduğunda yanında olacaksın ve o zaman göreceksin anlarsın sarışın mı esmer mi olduğunu." Yine başını salladı.
"Bence sarışın ve teyzesinin kopyası olacak."
"Senden bir tane daha mı.?" Dedim gülümseyerek.
"Emir abiye çok yakışacak baba olmak."
"Sana da teyze olmak çok yakışacak Rüya."
"Yakışacak." Dedi gözlerime güzel güzel bakarken.
"Aklındaki düşünceleri at beni delirtme. Bir kaç saate eve gideceğiz. Gitmeyecekmiş gibi bakma."
Bir şey demeden karnımı okşamaya devam etti. Her zaman gelip karnımı okşuyordu. Yeğenini seviyordu ve tekme attırıp gidiyordu.
"Cinsiyetini merak ediyor musun.?"
Başımı salladığımda kıkırdadı.
"Çok sevineceksin." Dedi.
Cinsiyetini biliyordu. Doktorumuz sadece ona söylemişti.
"Ben ikisine de sevinirim Rüya böyle diyerek beni daha da meraklandırıyorsun." Kız bebekte erkek bebekte çok istiyordum.
Yani zaten ikisine de çok sevinecektim ve kardeşim şu an heyecanımı daha da arttırıyordu.
"O kadar güzel bir anne olacaksın ki...görmek için sabırsızlanıyorum." Sesi titrediğinde duran ağlamam tekrar başlamıştı.
"Bir şey olmayacak diyorum duyuyor musun beni." Kafasına işaret parmağımla bastırdığımda güldü ama ben ağlıyordum.
"Bırak çekeyim cezamı."
Başımı iki yana sallarken neredeyse ağlama krizine girmiştim.
"Ayrılamam senden."
Şimdi o da ağlamaya başlamıştı.
"Abla cezamı çekmem lazım...bir haftadır nefes alamıyorum görmüyor musun.?" Görüyorum.
Görüyorum bir tanem.
Babamlar yüzünden onca yıl hapis yatamazsın.
Kollarını boynuma doladığında karnımın izin verdiği kadar sarılıyorduk.
"Çok seviyorum ikinizi de." Bebek ve benden bahsediyordu. "Emir abiyi de çok seviyorum."
"Biz seni daha çok seviyoruz." Boynundan öptüm. Mis kokuyordu.
"Fan hesabım sana emanet." Diyip güldüğünde omzuna vurdum.
Konuşacağım sırada kapı tıklatılıp açıldığı için ikimizinde bakışları oraya dönmüştü.
"İfade alınacak Duru hanım çıkar mısınız.?" Mehmet bey ve iki polis memuru içeriye girdiklerinde Rüya benimle birlikte ayağa kalkıp sıkıca boynuma sarıldı.
"Seni çok seviyorum...çok güzel bir anne olacaksın abla. Her zaman kurmak istediğin güzel aileni görmek için sabırsızlanıyorum."
Yanağından öptüm.
"Bir iki saat sonra evimizde olacağız." Başını salladı gülümseyerek.
"Seni çok seviyorum."
Gözlerini kapatıp iç çektiğinde gelen uyarıyla beraber son kez meleğime baktım...gülümseyerek bakarken bende son kez gülümseyerek dışarıya çıktım.
Emir kapının önünde bekliyordu.
Gördüğüm gibi kollarımı ona sardığımda hıçkırarak ağlamaya başlamıştım.
"Sorun yok Yavuz'la konuştum dediğim gibi çıkartacaklar...ağlama bir tanem." Burnumu çekerek ona döndüm.
"Çıkacak mı.?" Başını salladığında daha sıkı sarıldım.
"Çıkacak güzelim ifadesi alınsın bir saat sonra çıkacağız."
Ablamlar Emir'in yanına gelemiyorlardı.
Geçen yarım saatin ardından odadan çıkan polisler ve Mehmet beyle hızla ayağa kalkmıştık.
"Rüya hanım sizinle görüşmek istedi."
Emir'e bakarak konuştuğunda ben de Emir'e baktım.
Mehmet bey polislerin peşinden giderken Emir'de benim oturmamı sağladıktan sonra karşımızdaki odaya girdi.
Ablamlar Emir gider gitmez yanıma geldiklerinde onlara çıkacağını söyleyip, sancı giren karnıma dokundum ve minik hareketlerle baskı uyguladım.
Bir şey yok anneciğim, teyzeni alıp gideceğiz.
Derin bir nefes alıp arkama yaslandığımda ikisinin ne konuştuğunu merak ediyordum.
Zaten gidecektik niye burada konuşuyorlardı ki.
Geçen dakikaların ardından Emir dolu ve kızarmış gözleriyle içeriden çıktığında kaşlarımı çatarak kalkmaya çalıştım ama ilk denemem başarısız olmuştu.
"Noldu.? Ne dedi." Kolumu ona doğru uzattığımda beni bekletmeden kolumdan tutarak kalkmamı sağladı ve anında sarıldı.
"Bir iki saat daha buradayız Mehmet ve Yavuz halledecekler merak etme." Bunu biliyordum.
İçeride ne olduğunu sormuştum ama söylememişti.
Dimdik bakışlarla karşıdaki duvara bakarken başımı omzuna yasladım.
Göğüsüm tekrar sıkıştığında yüzümü buruşturup kaşlarımı çatmıştım.
"Bahçeye çıkalım biraz hava alırsın...gel güzelim."
Rüya'nın olduğu odanın kapısına bakıp ayaklandığımda az sonra olacakları bilsem o odadan hiç çıkmazdım.
Bahçeye çıktığımızda Emir beni kolları arası alıp sakinleşmem için bir şeyler söylüyordu ama ben nefesim kesilir gibi olduğu için derin nefesler almakla meşguldüm.
"Duru, Yavuz ne zaman hangi davayı kaybetmiş...bir şey olmayacak bir tanem." Karnıma dokundu.
"Birazdan çıkacak belki de." Evet doğru söylüyorsun, birazdan çıkacaktı kardeşim ama keşke çıkmasaydı Emir.
Keşke öyle çıkmasaydı da biz bu hale gelmeseydik.
Bankta oturmuş Rüya hakkında konuşurken yarım saat kırk dakika geçmişti ki duyduğumuz yüksek siren sesleri karakolun önünde dururken gelen ambulansla bakışlarımız orayı buldu.
Tekrar Emir'e dönüp başımı omzuna yasladığımda kollarıyla beni ve bebeğimizi sarmalayıp alnımdan öptü.
Son dakikalarımız bir tanem.
"Kızgın mısın bana." Dedim boğuk sesimle.
"Kırgınım."
Gözlerimi kapattım hemen.
Biliyordum. Bilmekten çok hissediyordum.
Bir haftadır neredeyse yüzüme bile bakmamıştı.
Sedat'ı söylemediğim içindi bu kırgınlığı. Elimden bir şey gelmiyordu ve ben kardeşimi korumak zorundaydım. O iki manyağın ona da bulaşmaması için kardeşimi korumak zorundaydım.
Giren şiddetli sancıyla kalbimi tuttum.
"Emir." Dedim neredeyse inleyerek.
Emir az önce içtiğim sıcak suyu yan tarafa fırlatıp telaşla bana bakarken benim gözüm karakolun girişindeki ambulansa takıldığı an yumruk yemiş gibi oldum.
Rüya.
Ambulans.
"Emir." Diyerek koşmaya başladığımda karakola yaklaştıkça duyulan çığlıklarla adımlarım durdu.
Ablam yere yatmış çığlık atarak karakolu inletiyordu.
"Bir şey yok." Dediğim an Emir yanımdan koşarak geçti...polislerin ve hemşirelerin önünde olduğu odaya doğru gitti.
O gitti bense orada yere yığıldım.
Rüya.
Bir tanem.
Yapmamış ol Rüya, bana bunu yapmamış ol ablacım.
Sinan abi odanın içine bakıp anında yüzünü buruşturduğunda titreyerek olanları izliyordum.
Bir şey yok.
Bir şey olmadı.
Hissetmiş gibi kalkamadım oradan. Kıpırdayamadım da.
Ablamı tutan Şevval ayağa kalkıp odaya girdiğinde acı dolu bir çığlık atarak tekrar çıktı.
Bir şey olmadı.
Olamaz ona bir şey.
"Rüya.! Rüya hayır hayır hayır.!" Ablamla Şevval çığlık atarak ağlarken yüzümde mimik dahi oynamadan gözyaşlarım akıyordu.
Ben de odaya gitmek istedim ama olmadı. Kalkamadım düştüğüm yerden. Tutmadı dizlerim.
Sinan abi az önce Emir'le birlikte oturduğumuz koltuğa kendini bırakıp eliyle yüzünü kapattığında nefes alamadım.
Bir şey olmamıştır niye ağlıyorlar.
Rüya öyle bir şey yapamaz.
Zarar veremez kendine.
Açlıktan bayılmıştır belki.
Bir kaç polis daha odaya girerken sesler uğultu şeklinde geliyordu. Elimi tekrar sıkışan kalbime koydum.
Yapmamış ol Rüya.
Sakın Rüya, sakın.
Odadan ağlayarak çıkan adamı gördüğüm an çığlığım koridorda yankılandı. Bana doğru koşarak gelen adamla ayağa kalkmayı bir kere daha denedim ama olmadı.
"Emir.! Bir şey yok...olmadı bir şey.!" Ablam kriz geçirir gibi ağlayıp bağırırken yanımda susan adama bakıyordum.
"Bir şey yok değil mi.?" Diyordum gözyaşlarını silerken.
Gözleri kıpkırmızı olmuştu.
"Bir şey yok." Dedim yine sessizce.
Gözyaşları akarken kendini tutmuyordu. Her zaman güçlü ve dik duran adam ağlıyordu.
"Rüya'yı getir eve gideceğiz."
Beni kolları arasına alıp sesli bir şekilde ağlarken öylece boynunda durdum.
"Kardeşimi getir diyorum.!"
Bedeni sarsılarak ağlarken düşündüğüm gerçeği kabul etmek istemedim.
Öyle bir şey olamazdı.
"Ağlama.! Kardeşimi getir.!"
Tekrar bir çığlık koptuğunda bu sefer odadan siyah torbada çıkartılan bedenle aklımı kaybettim.
"HAYIR.! yok yok yok değil o değil hayır. Emir nerede kardeşim."
"EMİR.!" Dediğimde buraya doğru gelen adamlarla gözlerimi siyah torbadan ayıramadım.
Beni sıkıca saran kollardan kurtulamadığım için tekrar çığlık attım.
"Rüya yapmaz böyle bir şey o değil. O değil.! DEĞİL O.!"
Beni tutan adamın her yerine vurarak yanımızdan geçen siyah torbanın kenarından tuttuğum an kenarda gördüğüm sarı parlak saçlarla delirmiş gibi bağırıyordum.
"BIRAK BIRAK.! BIRAKIN KARDEŞİMİ.!"
Neredeyse sürüklenerek torbaya yaklaştığımda Emir hala bir şeyler söyleyip beni tutmaya çalışırken çığlıklarım karakolu inletti.
Torbanın kenarını açarak daha bir kaç saat önce sarılıp öptüğüm bedeni gördüğüm an sonrasında neler olduğunu hatırlamıyordum.
Rüya bardağın camıyla şah damarını kesmişti.
Bir kaç dakika içinde de orada tek başına can vermişti.
Rüya gitmişti.
Kardeşim yoktu artık.
Beni bırakıp gitmişti.
Baygın gözlerle Rüya'nın mezarına toprak atan kişileri izlerken ruhum şu an burada değil gibiydi.
Sakinleştirici ilaçlarla buraya gelmiştim.
Emir ve annem bir saniye bile yanımdan ayrılmazken boş gözlerle kardeşimin mezarını izliyordum.
Rüya ölmüştü.
Göremeyecektim onu bir daha.
Gitmişti.
İki gündür beni ilaçlarla uyuttukları için yaşadıklarımı da hatırlamıyordum. Sadece Rüya'nın öldüğünü biliyordum.
Meleğim melek olmuştu.
Dualar okunup helallikler alındıktan sonra kalabalık yavaş yavaş dağılırken ben öylece çıkıntılı duran toprağa bakıyordum.
"Rüya." Dedim sayıklarcasına.
Kaç tane sakinleştirici yaptılar bilmiyorum ama aptal gibiydim.
Hiçbir şey hissedemiyordum.
Ağzımdan inleme ve sayıklama gibi sesler çıkarken gözlerim yarı açıktı.
"Başınız sağ olsun Serpil."
"Başınız sağ olsun canım."
"Niye getirdiniz bebeğe bir şey olmasın Allah korusun."
Kadınlar annemle konuştukça ben sadece yarı açık olan gözlerimi açıp kapatıyordum.
Kendi öz annemiz kızının cenazesine bile gelmemişti. Babam ve Sedat zaten gelemezdi ama annem kendi çocuğunun cenazesine nasıl gelmezdi.
"Annem...eve gidelim kızım." Annem kızarık ve şiş gözleriyle bana bakarken bakışlarım biraz ilerimizde mahvolmuş bir yüz ifadesiyle kardeşimin mezarına bakan adama takıldı.
Onun yüzünden olmuştu hepsi.
Hepsi onun ve Açelya'nın yüzündendi.
Ayağa kalkıp onun yüzüne karşı içimdeki her şeyi haykırmaknistedim ama parmağımı dahi oynatamadım.
Ablam bir kaç metre ötemizde ayakta durup baş sağlığı dileklerini kabul ederken ben kolumda açık olan damar yoluyla sandalyede oturuyordum.
"Rüya." Dedim fısıltıyla.
Bir şey hissetmiyordum. Ağlayamıyordum.
Buraya gelmiştim ama ruhum yok gibiydi.
Ölü gibi hissediyordum kendimi.
"Annem, biliyorum çok zor ama bebeğini düşün lütfen anneciğim."
Duymamazlıktan geldim.
"Kardeşim gitti." Dedim ama ağzım oynamamıştı bile.
Bedenim uyuşuktu.
Gözlerim kararmaya başladığında annemin Emir'e seslenmesi ve başımın yana doğru gitmesi hatırladığım son şeylerdi.
Bir hafta..
Bir hafta geçmişti cenaze gününün üstünden.
Odamdan çıkmamıştım.
Emir'in yüzünü görmek istemediğim için odaya girmesine izin vermiyordum.
Annem yanımda durup ona rapor veriyordu ama ben bir haftadır onu görmemiştim.
Kimseyi.
"Duru, biraz ye annem...karnındaki can için."
Karnımdaki can.
Cenazeden sonra Emir beni görmek için kapıya gelince onu ve onun çocuğunu istemiyorum diye bağırmıştım.
Duymuştu.
Ağzımdan çıkan cümleden sonra bebeğime nasıl böyle bir şey derim diye sabaha kadar ağlamıştım.
Onun suçu yoktu.
Can'ımdı o benim.
Annemin sızlanmaları dışında tek bir ses bile çıkmazken uzanmış gibi şekilde doğrudan karşıya bakıyordum.
Son bir haftadır olduğu gibi.
Hala inanamıyordum ki gittiğine.
O toprağın altına girdiğine hala inanamıyordum.
Sabahtan beri başlayan kasılmalarımla bir şey belli etmemeye çalışıyordum ama çok zordu.
"Yemek hazır alıp geliyorum ve yiyorsun...konuş benimle Duru..doğuma az kaldı anneciğim,tehlikeli zamanlardayız."
Yine tepki vermedim.
Odadan çıkmıştı.
Aklıma gelenle yataktan zar zor kalkmaya çalıştım ve bir kaç denemeden sonra amacına ulaşarak odadan çıktım.
Meleğimin odasına doğru yürüyordum.
"Hallet Yusuf." Duyduğum sesle adımlarım durdu.
Boğuktu sesi.
"Abi...tüm görüntüler burada yengeye gösterecek misin.? Bilsin hepsini öldürdüğünü."
"Sonra." Dedi yine boğuk ve kötü çıkan bir ses tonuyla.
"Yengeyle konuşsan anlatsan."
Cevap vermedi.
"İkinizde mahvoldunuz birbirinize destek olsanız bö.."
"Çık Yusuf."
Konuşması bölünen Yusuf odadan çıktığında duvarın kenarından çıkıp Rüya'nın odasına girdim.
Hangi görüntülerden bahsetmişti.
Odaya girer girmez gelen kokuyla gözlerim kapandı. Gidecekti bu koku bir kaç haftaya.
Unutacaktım kokusunu.
"Ablacım." Dedim yastığına başımı koyup sarıldığımda.
"Mahvettin beni Rüya. Mahvettin beni bir tanem."
"Ne yapacağım ben."
Gözyaşlarım yastığa akarken kokladım.
Mis kokulum.
"Göremedin onu...sana benzeyip benzemediğini göremedin Rüya...göremeyeceksin."
Hıçkırdığımda bir elimi karnıma atmıştım.
Ne yapacağım ben Rüya.
Öldürdün beni.
Mahvettin, mahvoldum.
O gün sabaha kadar odasında kalıp ağladım.
Geçen iki günün ardından Yusuf'un bahsettiği görüntüleri Emir evde yokken izlemiştim.
Şifreler her yerde aynı olduğu için zor olmamıştı.
Emir videoyu emniyete veren iki kişiyi alınlarının ortasından vuruyordu ve deponun kamerasından alınan bir video kaydıydı.
Adamlar öldükten sonra kaç el ateş ettiğini sayamamıştım.
Görüntüleri aldım.
Eğer Sedat'ı öldürmeseydi kardeşim yanımda olacaktı. Yaşayacaktı kardeşim.
İki gündür aklımda olan şeylerle kendimi tutamadan ağlıyordum.
Pişman olacak mıydım.?
Çok.
Yaptım.
Pişman olacağımı bilmeme rağmen yapmıştım.
Odamda her zamanki gibi uzanıp boş boş duvara bakarken kapı yavaşça açılmıştı.
Aynı şekilde yavaşça kapandığında gözlerimi kapattım. Sırtım kapıya dönük olduğu için o beni göremiyordu.
Emir gelmişti.
Bir kaç dakika durduğu yerden kıpırdamadığında aldığı sıkıntılı soluğu duymuştum. Dudaklarım titredi.
Özür dilerim anneciğim.
Özür dilerim.
Adım sesleri bana doğru gelmeye başladığında on gündür görmediğim adama bakmak istemiştim.
Görmek istedim son kez.
"Özür dilerim." Dedi yanıma çok yaklaşmadan.
"Benim yüzümden...benim yüzümden."
Gözlerimi açmamıştım ama uyanık olduğumu anlamıştı.
"Seni seviyorum." Dedi sanki veda edermiş gibi.
Anlamış mıydı.?
Gözlerimi açtığım an bir kaç metre ötede bacaklarını kırarak benim hizamda duran adamla göz göze gelmiştim.
Emir..
Kötü görünüyordu.
Kırmızı gözleri ve çöken göz altı kendini hemen belli ederken uzayan sakal ve saçlarına baktım.
Aldığım ilaçlardan dolayı hala ruh gibiydim.
Tepki veremedim.
Her gün sakinleştirici veriyorlardı.
Gözleri yüzümün her yerini ezberlemek ister gibi taradıktan sonra karnımda durmuştu.
"Çok istediğimi ve çok sevdiğimi söyle ona." Gözlerimden yaşlar akmaya başladığında duyduğumuz siren sesleriyle bakışlarımız tekrar buluştu.
Biliyordu.
Haberi vardı yaptığım şeyden.
"İkinizi de çok seviyorum." Diyerek ayağa kalktığında ben de ağlayarak onu takip etmeye başladım.
Gidiyor. Göremeyeceksin bir daha.
Merdivenlerden inerken benim arkasında olduğumu görüp koluma dokunduğunda yaşlı gözlerimle ona baktım ama o bana bakmamıştı bile.
Merdivenlerden inip son basamağa yaklaştığımızda sesleri de duyuyorduk.
"Son kez sesini duyayım."
Konuşmadım.
"Son kez." Dedi yalvarır gibi.
Başını sallayıp önüne döndüğünde konuşmayacağımı anlamıştı.
"Emir bey hakkınızda cinayet ihbarı var bizimle karakola geliyorsunuz."
Polisler onunla ilk defa böyle konuşurken olanları anlamaya çalışıyordum.
O izin vermişti ihbarı doğrulamalarına.
Önce ona haber verip söylemişlerdi. O da kabul etmişti.
"Hayır saçmalamayın.! Emir.!" Serpil anne oğluna sarılıp bağırırken merdivenin kenarını sıkıca tutunmuş olanları izliyordum.
"Sana emanetler." Diyerek annesinin alnından öptüğünde kalbim dışarıya çıkacakmış gibi atıyordu.
"Hayır annem, akşama eve gelirsin alamazlar seni...öyle demiştin.!"
Almalarını istemişti.
Bir şey olmaz zaten diye düşünerek yapmıştım her şeyi. Olmuştu.
Polisler Emir'e çekingen bakışlar atıp bir şeyler diyorlardı ve ben ağlamak dışında bir şey yapmıyordum.
"Abi.!" Yusuf ve Serhat bağırarak geldiklerinde ikisi de önce Emir'e sonrada kinle bana baktılar.
"Yenge ne yaptın sen.!" Yusuf polislerden çekinmeden bana bağırdığında Emir bir bakışıyla onu susturmuştu.
"Ne diyorsun sen Yusuf..Duru bir şey yapmad.."
Annem gözlerime baktığında sözleri yarım kalmıştı.
"Duru." Dedi şaşkınca.
Emir kapıdan çıktığında annem bana bakarak bağırdı.
"Niye yaptın Duru.!"
"Anne.! Bağırma." Emir konuştuğunda bakışlarım bu sefer ona döndü.
"Kimse tek kelime etmeyecek." Dedikten sonra yüzüme son defa bile bakmadan bahçedeki polis arabalarına doğru ilerlemeye başlamıştı.
Emir gitmişti.
Emir benim yüzümden gitmişti.
Serpil anne yere çöküp ağlarken merdiven basamağına oturdum.
Serhat ve Yusuf onun arkasından evden çıktığında annemde hıçkıra hıçkıra ağlayarak arkalarından bakıyordu.
Rüya için yapmıştım neden bu kadar üzülüyordum.
Kardeşim için yapmıştım.
Üst kata çıkıp odama girdiğimde iki gündür topladığım eşyalarımın olduğu bavulları çıkarttım.
Bebeğimi de alıp gidiyordum buradan.
2 yıl 8 ay sonra..
BÖLÜM SONU
Bölüm yorumlarını buraya bırakabilirsiniz.?
Sizce Duru haklı mıydı.?
Geçen sürede neler oldu dersiniz.?
Rüya'ya o kadar üzüldüm ki 🥹 ama kurgunun başından itibaren aklımda olan senaryo buydu.
Emir ve Duru bir daha düzelir mi dersiniz.?
Oy ve yorumları size bırakıyorum ama yeni sezonun ilk bölümü için ne kadar çok oy ve yorum gelirse o kadar hızlı gelecek bilginiz olsun.
1.5k oy yaparız bence yeni sezona kadar.
Duyurular ve kesitler için beni buradan veya instagram hesabımdan takibe alabilirsiniz. (Minabuse_)
Sizi seviyorum .
Bölüm etkileşimi
