21. bölüm / 47
Sahte ve Gerçek20. BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: 20. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime · Okuduğun bölüm
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alıntı ve duyurular için instagramdan ve buradan takip edebilirsiniz (hesabımı bir süre gizliye alacağım)
Oy sınırı 600
Yorum sınırı 250
İyi okumalar.
Dolabın alt tarafındaki valizi çıkartıp yatağın üstüne koyduğumda ağlayarak eşyalarımı içine atıyordum.
Gidecektim bu evden...
Serpil annenin yanına gidecektim zaten Rüya'da oradaydı.
Bavulun dışından sarkan kıyafetler olmasına rağmen fermuarı yarıya kadar kapatıp hızlı adımlarla odadan çıktım ve merdivenlerden inmeye başladım.
Merdivenlere oturmuş telefonla konuşan Serhat beni gördüğü gibi ayağa kalktığında bavuluma bakarak durumu anlamaya çalışıyordu.
"Eski kıyafetler mi.?" Dediğinde ona sinirle bakıp açık olan dış kapıdan çıktım.
"Duru, Emir beni öldürür onu bekle oturup konuşun."
"Duru." Kolumu tuttuğunda arkamı dönüp onu itekledim.
"Defol git başımdan." Dediğimde diğer korumaların bakışları bize dönmüştü.
Serhat elimdeki bavulu almaya çalıştığında ikimizin arasında bir arbede yaşanıyordu.
"Bırak.!"
"Sen bu bavulla beraber gidersen ben yarın sabah ölü bir adam olacağım."
"Filiz'e git yardım etsin sana seversin eski yengeni."
Bavulumu bir Serhat bir ben çekiştirirken kolumdaki çantamı elime alıp Serhat'ın kafasına vurduğumda inledi.
Sanırım parfüm canını acıtmıştı.
"Sana bırak demiştim." Bir yandan iyi olup olmadığını kontrol ederken diğer yandan bavulu almaya çalışıyordum.
Sonra bavulu bıraktım.
"Al hepsi senin olsun Serhat." Arkamı dönüp yürümeye başladığımda bahçenin kapısından giren dört araçla olduğum yerde kaldım.
Emir gelmişti.
"Abi.!" Serhat başını tutarak arabaya doğru koştuğunda bıraktığı valizi yerden kaldırdım.
Emir'in ağzından..
"Ceketi üstüne ört Şevval." Şevval kucağımda olan Duru'nun üzerine ceketimi koyduğunda yürümeye başlamıştım.
Bedeni bana yaslandığında ona daha sıkı sarılıp alnında öptüm.
"Araba hazır abi, istersen ben yengeyi arabaya götüreyim sen yorulma." Faruk konuştuğunda dişlerimi sıkmıştım.
"Sülaleni siktirtme bana Faruk."
"Tamam abi." Giderken sinirle arkasından bakıyordum.
Duru'ya başkasının dokunma düşüncesi aklımı sikip atıyordu.
"Abi, Filiz hanım karşıda seninle konuşmak istiyormuş." Adımlarım durduğunda karşıda arabasının önünde duran kadına baktım.
Onun da icabına bakacaktım ama şu an değil. Kaan istediğimi verene kadar Filiz'e izin verecektim. Hala eskisi gibi olduğumu sanmaya devam etmesine izin verecektim.
"Kapıyı aç ve direksiyona geç. Belanızı da Filiz hanımınızı da siktirmeyin."
"Buyur abi." Dedi Serhat kapıyı açarak.
Kucağımda yoğun hisler beslediğim kadına dikkat ederek koltuğa oturduğumda yakınımda tutmak ve çiçek bahçesini daha yakından koklamak için kucağımdan indirmedim.
Telefonum çaldığında Duru'yu kontrol ederek hemen açtım. Uyanmamıştı.
"Söyle."
"Abi Kaan piçi bizim depoyu gözetliyor. Geçen günde kardeşi Filiz'le geldiler söylemiştim sana, izin verin demiştin o yüzden gördüğümüzü onlara fark ettirmiyoruz haberin olsun diye aradım istersen Kaan piçini paket edelim."
Sırma konuşurken uyanan Duru'yla birlikte duyduklarımı da unutmuştum.
"Halledin ben gelene kadar." Dedim konuyu tam dinlemeden.
Karşımda bana bu gözlerle bakan birisi varken nasıl odaklanabilirdim.
"Eve gidiyoruz uykunu bölme." Dedim uykulu gözlerine bakarken...çok güzeldi.
Duru Aksoy tüm aklımı sikip atacak kadar güzeldi.
Gözleri kapanarak esnediğinde onu öpmek istemiştim.
Gözlerini açtığında çekingen bir tavırla konuştuğunda gülmemi sağladı.
"Günaydın."
Siktir.
"Günaydın güzelim." Günaydın meleğim, günaydın gözbebeğim.
"Ablamlar çıktı mı.?" Dedi ben onu güzel yüzünü izlerken.
"Çıktılar, Sinan'la eve gidiyorlar."
Başını göğüsüme yasladığında daha sıkı tuttum onu.
"Uykunu aldın mı.?" Dört saat uyumuştu.
"Aldım."
Dayanamıyordum konuşmasına. Sıkıca sarıldım mis kokan kadına.
Yanlış yapıyorsun yapma. O olmaz.
Gözlerine baktım.
Bana bu durumlarla ilgili bir şeyler söylememi ister gibi bakıyordu ama yapamazdım.
Şimdi değil çiçek bahçem.
Şimdi değil.
"Eğer yeni uyandığında her zaman bu kadar güzelsen bu kadar geç kaldığım için kendime küfür edeceğim."
Ciddi ciddi söylediğim şey onu güldürmüştü.
Gülüşlerini solduracaksın yapma. Bağlanma.
Hayatımda ilk defa bir kadın için kalbimin bu denli attığını hissediyordum.
Duru'yu gördükten sonra ilk defa yaşadığımı hissetmiştim ben.
Duru çok farklıydı.
Kimsenin yapamadığını yapmıştı ve beni çok fena etkilemişti. Etkilemeye hala devam ediyordu.
"Güzel miyim gerçekten.?"
Güzel senin yanında hiçbir şey.
"Çok, çok fazla güzelsin."
Söylediğim cümleyle gülüşü donuklaştı.
Daha fazla uzatmaya gerek yoktu. Ona Şevval ve Filiz meselesini anlatıp hepsini siktir etmek istiyordum.
"Eve gidelim konuşalım olur mu.? Her şeyi anlatayım sana."
Yüzünü yüzüme doğru yakınlaştırdım.
Dudaklarımız buluştuğu an araba sert bir şekilde durmuştu. Serhat küfür ederken dışarıya baktım.
Gördüğüm kişiyle sinirlenmiştim ama kollarımdaki bedeni korkutmamak için sakin durdum.
"Arabada dur." Onu koltuğa bıraktıktan sonra hızla karşımdaki aptal kadına doğru yürümeye başlamıştım.
"Derdin ne lan senin.!" Bağırdığımda gülümsedi.
"Siktirtme belanı Filiz.!"
Kapı sesi duymamla karşımdaki psikopat kadının silahı çekmesi bir olmuştu.
"Sik." Dedi gözlerimin içine bakarak.
"Belamı." Diyerek devam etti.
Gözleri arkamda kalan arabaya takıldığında kime baktığını çok iyi biliyordum.
"Onun farkı ne.?" Diyerek silahı canımdan kıymetli olan kadına çevirdiğinde hızla önüne geçip elini tutacakken o silahı havaya ateşledi.
"Filiz.!" Bağırdığımda gözleri bu sefer bana döndü.
Ağlıyordu.
Anında Duru'ya bakıp kontrol ettim.
Arkamda duran Serhat'a arabayı işaret ettiğimde hemen arabaya geçmişti.
Çiçek bahçesinin yanına.
Araba çalıştığında Filiz bağırarak konuşmaya başlamıştı.
"Beni böyle mi sevdin.! Beni ne zaman böyle sevdin Emir.! Sevdiğini söyledin ama benim için böyle şeyler yaptın mı ? Onun farkı ne.!" Çığlık atarak konuşurken ben arabayı kontrol ediyordum.
Hala gitmiyordu.
Duru yüzünden gitmediklerine ve Serhat'a kalmasını söylediğine emindim.
Serhat'a tekrar işaret verdim.
Filiz elindeki silahı bana doğru tutarken ben sinirle Serhat'a bakıyordum.
Git lan artık. Götür onu buradan.
Elimi sinirle kaldırdığımda araba sonunda hareket etti.
"Gönderiyor musun karını." Gözlerimi onlardan ayırıp karşımdaki kadına baktığımda silahını arabaya doğru tuttuğunu görünce elimi önüne koydum.
"Saçına zarar gelsin abini de seni de siker atarım."
Bakışları şimdi bana dönmüştü.
Omuzları düştüğünde üzüntüyle güldü.
Serhat son hız yanımızdan geçtiğinde nereden bulduğunu bilmediğim cesaretle dalgınlığımdan yararlanıp arabaya doğru silahını sıkmıştı.
"Filiz.! Kendine gel lan kendine gel.! Bitti.!"
Silahı Filiz'den aldığımda bir araba yan tarafta dururken ben cebimden telefonu çıkartıyordum.
"Abi.!" Yusuf arabadan inmiş koşarak buraya doğru gelirken Serhat'ı aradım.
"İyi mi.?" Dedim telefon açılır açılmaz.
Filiz öylece bana bakarken yüzündeki şaşkınlık ifadesini de görebiliyordum.
"Emir Aksoy'a bak sen Yusuf, bana birini düşünmek yapımda yok diyen adamı görüyor musun.?."
Onlardan uzaklaştığımda Serhat'ı dinliyordum.
"Bir şey olmadı abi. Duru iyi merak etme."
Filiz, Yusuf'a saldırmaya çalıştığında telefonu hemen kapattım.
"Öldürtme kendi rahat dur."
"Sadece bir kere konuşmak istiyorum..bir kere benim evimde"
Kafayı yemişti.
"Bir daha karıma yaklaştığını, ona zarar verecek en ufak bir şey yaptığını görürsem seni gebertirim Filiz kendine gel."
Hayal kırıklığıyla bana bakarken Yusuf'a takıldı gözlerim. Şaşkın bakışları üstümdeyken tedirgin bir şekilde elindeki silahı Filiz'e doğrultmuştu.
"Aşık mı oldun.? Sen aşık falan olmazsın Emir. Olabilseydin bana olurdun o kıza aşık değilsin."
Duru'yu gördüğüm ilk an aşık olmuştum.
Ne Filiz ne başkası hiç kimse kalbimi bu şekilde çarptıramamıştı. Hayatım boyunca kimseyi önemsemeyen ben iki buçuk yıldır çiçek bahçesi için geberiyordum.
Yaklaşamıyordum korkudan. O benim bu dünyaya çekemeyeceğim kadar güzel ve narindi.
Masadakiler evliliğimizin sahte olduğunu biliyordu ve bu yüzden Duru'yla beni tehdit edecek adam yoktu ama eğer ki onun zayıf noktam olduğunu öğrenirlerse okları üstüne çekerdim.
Çiçek bahçesiydi Duru benim için.
Bana özel bir çiçek bahçesi.
Dudağımın kenarı kıvrıldığında omzuma vurulması bir olmuştu. Yusuf Silahı Filiz'in omzuna yakın tutuyordu.
"Bana bunu yapma Emir...başka kadınlarla takılmana izin verdim ama bu olmaz.!"
Anlamıştı Duru'nun farklı olduğunu.
Saçlarını karıştırıp Yusuf'a döndükten sonra tekrar bana baktı.
"Seni taşıyamaz." Yakınlaştığında bir adım geri gitmiştim.
"Senin isteklerini yerine getiremez." Sesi tahrik edici çıktığında neyden bahsettiğini çok iyi biliyordum.
Ama onun bilmediği Duru'dan sonra her şeyi siktir ettiğimdi.
Yüzüme uzanan kolunu sertçe tuttuğumda şaşkınlıkla suratıma baktı.
"Duru'nun yakınında görmeyeyim seni...ne benim ne de karımın peşinde dolanma Filiz." Sesim sert çıkmıştı.
"Sadece nedenini söyle...onun farkı ne.? Yapman için yalvardığım şeyleri ona yapmandaki sebep ne.? Ne vaad ediyor sana.?"
"Bana öyle bak diye iki yılımı harcadım ben Emir... Aşık değilsin, bana bile değildin ona da değilsin. İlgi duyuyor olabilirsin ama geçe.."
Kolunu hafifçe ittirip arkadaki arabaya doğru yürümeye başladığımda burun kemerimi sıktım.
Özlemem normal miydi yoksa deliriyor muydum.
Bana bakmasını, onunla uyumayı, sarılışını ve o eşsiz kokusunu sadece yarım saatte özlemem normal miydi.?
Siktir, tabi ki değildi.
"Abi eve mi gidiyoruz.?"
Arabaya binerken başımı salladığımda hızla yola çıkmıştık.
Çiçek bahçesine gidiyordum.
Emir arabadan hala inmemişti ve açık olan camdan konuşan Serhat'ı dinliyordu.
Farlar gözümü acıttığı için elimle yüzümü kapatıp geriye doğru bir adım attığımda ayağıma dolanan valizle birlikte gürültülü bir şekilde yere düşmüştüm.
Araba kapısının sertçe açılıp kapanma sesini duyduğum an ben de gözlerimi kapatıp açtım.
Yanıma koşarak yaklaşan adım sesleriyle ellerimi kendime çekmeye çalışıyordum.
Belime dolanan kolları algılayamadan havalandığımda Emir'e baktım.
Bana bakmıyordu.
"Gideceğim bırak." Bırakmasını bekleyerek konuşmamıştım zaten o da bırakmamıştı.
İstifini bozmadan eve girdiğinde merdivenlere yöneldi.
Ellerimi istemsizce omuzlarına koyduğumda ikimizde konuşmuyorduk.
Bana açıklama yapması gerekmiyor muydu.?
Olanları anlatması gerekmiyor muydu.?
Küçük bir açıklama bekledim ama o konuşmamıştı bile. Açılan kapıyla etrafıma bakındım. Onun odasına gelmiştik.
Bedenimi yatağa bıraktıktan sonra az önce açtığı kapıyı kapatıp kilitledi ve anahtarla beraber banyoya girdi.
Yaptığı hareket gözlerimin dolmasına sebep olduğunda kendime hava yaptım. Ağlamayacaktım.
Yorgun bedenimi yatağa bıraktığımda buraya gelince uyuduğum tarafa geçip uzandım ve pikenin altına girdim.
Klima açık olduğu için üşümüştüm.
Başıma kadar çektiğim örtüyle uykuya dalacağım sırada banyonun açılan kapısıyla gözlerimi açtım.
Yeni uyanmama rağmen yorgundum.
Yatağın diğer tarafı çöktüğünde uzaklaşmak için kenara kaymıştım ama belime dolanan eller beni yatağın ortasına çekmişti.
Kıpırdadığımda sırtımı göğüsüne yapıştırdı.
"Eski nişanlın olduğum arabaya ateş etti ve sen hiçbir şey yapmadın." Aslında yapmıştı.
En son onu Filiz'in elindeki silaha atlarken görmüştüm ama cam kırılınca korkuyla gözlerimi kapattığım için kalanını görememiştim.
"Bana ne yaşattığından haberin var mı.?" Sesim ve dudaklarım titrediğinde sustum.
"Boşanmak istiyorum." Dedim devam ederek.
Bedeni kasıldığında belimdeki elleri gevşemişti.
"Yarın konuşalım yorgunsun uyu."
Başımı ona doğru çevirdiğimde hafifçe yerimde doğruldum.
"Saçmalık." Diyip yataktan çıkmaya çalıştığımda kolumdan tuttu.
"Senin odandan olmam saçmalık.! Senin yaptıkların daha da saçmalık.!"
Bedeni kendine çektiğinde ona vurdum.
"Bana ne yaşattığ..."
"Asıl senin bana ne yaşattığından haberin var mı.! Bana ne yaşattığından zerre kadar haberin yok Duru...Hiçbir boktan haberin yok.!" Sertçe konuştuğunda hareketlerim durmuştu.
Bu ne demekti.
"Eski nişanlım sana ateş mi etti.!" Bağırdığımda ensemden tutarak beni kendine çekmişti.
"Nişanlısını siktirtme bana."
"Meraklısın zaten." Sinirle bana baktığında ben de ona aynı şekilde bakıyordum.
"Sus ve uyu sabah kon.." Sözünü kestim.
"Paralı korumalarına mı benziyorum.! Bir daha bana emir vererek konuşursan seni balkondan aşağıya atarım." Tek kaşını kaldırdığında yüzündeki şaşkın ifadeyle ciddiyetim bozulmak üzereydi.
"Balkondan atarsın.?" Dediğinde cevap vermeden kollarından kurtulmaya çalıştım ama izin vermedi.
Kollarını tamamen karnımdan çektiğinde hızla yatağın diğer tarafına gittim ama o beni tekrar belimden tutarak kendi tarafına çektiğinde güldüğüne emindim.
Oyun oynuyordu benimle.
"Bırakır mısın.? Ciddiyim."
"Bırakamam...ve ben de ciddiyim." Gözlerimi devirdiğimde o bir hamleyle beni altına alıp şınav çeker bir pozisyonda üstüme çıktığında şaşkınlıkla ona bakıyordum.
"Emir." Dediğimde bakışları gözlerimden dudaklarıma kaymıştı.
"Söyle." Dedi kısık sesiyle.
Söyleyeceğim şeyi unutturmuştu bana.
"Kalk üstümden." Derken sesim cılızdı.
Beni şaşırtarak üzerimden çekildiğinde kendini yan tarafa atmıştı.
Yataktan çıkacağım sırada yaralı olmayan kolumdan çekiştirip kendine çektiğinde şimdi ben onun üzerinde ata biner bir şekilde oturuyordum.
Gözlerim kocaman açıldığında Emir'in suratına baktım. Ellerini kalçamın iki yanına koyarak o da oturur pozisyona geldiğinde nefeslerim sıklaştı.
Tehlikeli bir yerde duruyordum.
"Beni yine mi öpeceksin." Sesim kısık çıktığında elimi saçlarında gezdirdim.
"Öpeyim mi.?" Dedi benim gibi kısık bir sesle.
Gözlerimi kıstım.
"Bana bunları yaşatırken mi.? Asla."
Asla, asla deme.
"Filiz mevzusu benim için bitti..orada kaldım çünkü Kaan'la bir meselem var..Filiz umrumda değil Duru. Bundan sonra etrafında olmaması için elimden geleni yapacağım."
"Beni üzüyorsun. Bir iyisin üç kötüsün ne yapmaya çalıştığını anlayamıyorum." Alnını alnıma dayamıştı.
"Biliyorum, kendi içimde savaş veriyorum güzelim."
Ne savaşı.
"Sen savaş vermeye devam et seni boşadığımda da verirsin savaşını." Ensemden tutup beni kendine daha çok bastırdı.
"Öyle bir şey olmayacak biliyorsun değil mi.?"
"Anlaşmamız var sende bunu biliyorsun değil mi.?" Dedim.
"Anlaşmayı sikeyim, o sana bu kadar aşık olmadan önceydi." Söyledikleri hareketlerimi durdurup nefesimi tutmamı sağlamıştı.
Ne diyordu bu adam.
"Eski nişanlın arabayı vurdu." Saçlarımı okşayıp boynumdan öptüğünde resmen Filiz'i ona şikayet ettiğimi fark ettim.
"Bir daha böyle bir şey olmayacak söz veriyorum.. söz veriyorum sana zarar vermeyecek."
Kollarımı boynuna doladığımda o daha fazla dayanamıyormuş gibi elini başımın arkasına koyarak dudaklarıma uzandığında üst dudağımı talan etmeye başlamıştı.
Dudağımı ısırdığında inleme sesim odada yankılanınca anın büyüsüyle utanmamıştım ama bu ses Emir'in hareketlerini hoyratlaştırmıştı.
Ensemden tutup dudaklarını daha çok bastırırken kısa bir an ayrılıp konuştu.
"Karşılık ver."
Aldığım komutla beraber dudaklarım kıpırdadığında iki elide kalçalarıma inmişti.
Benim ellerim onun yüzündeyken alt dudağını dudaklarımla birleştirdiğimde hızla karşılık vermeye başlamıştı.
Elleri kalçalarımı okşarken dudakları beni öldürmek ister gibi dudaklarımı talan ediyordu.
Altımda sertliğini hissederken inlemiştim.
Öyle bir öpüyordu ki kendimi gökdelenin en yüksek katından aşağıya bırakmışım gibi hissediyordum.
Ayaklarımı yerden kesmişti.
Dudağını ısırdığımda bu sefer inleyen taraf o olmuştu.
Nefessiz kaldığımda dudaklarımı geri çektim ama o tekrar öptü. Nefes nefese burnumu burnuna yasladığımda o da benden farksız değildi.
Yerimde kıpırdandığımda kalçalarımdan tuttu.
"Kıpırdama."
Nedenini anlayınca olduğum yerde durdum.
Utanmıştım.
Hayır çok utanmıştım.
Emir göz göze gelmemizi sağladığında anında kapattığım gözlerimle beraber gülme sesini duymuştum.
Sesli bir gülmeydi.
Elleri yanaklarıma çıktığında yüzümün iki tarafından tutup ona bakmamı sağlamıştı ama ben başımı eğiyordum.
"Duru." Bakmadım.
"Bakar mısın bana."
Bakamam.
Uzun bir süre bakamam.
Kaçıncı oluyor hala mı alışamadın kızım.
Yüzümdeki saçları arkaya doğru çekerken ben başımı olabildiğince eğiyordum.
"Tamam bakma sadece iki yıldır seninle bunları yaşamak istediğimi, seni beklediğimi bil." Şaşkınlıkla başımı kaldırıp gözlerine baktığımda her şeyi unutmuştum.
İki yıl.
Bizim evlendiğimiz iki yıl mı.?
Siz evleneli bir buçuk yıl oluyor.
Evlenmeden öncede mi.?
Alnımdan öptüğünde dudaklarını bir süre oradan çekmedi. Gözlerimi sıkıca kapatmış utancımı yaşarken odamızın kapısı tıklatılmıştı.
Kaşlarımı çattım.
Üst kata çalışanlar hariç kimse çıkmazdı ama şu an evde yoklardı. Emir benden ayrılıp yan taraftaki silahını aldığında anında kapının önündeydi.
"Abi." Yusuf'un sesiyle tuttuğum nefesimi dışarıya verdim.
Korkmuştum.
"Çenenizin de elinizin de yayını sikeyim sizin." Emir banyoya gidip kapının anahtarını aldığında küfür ede ede açmıştı.
"Müsait değil miydin abi." Emir kapının önünü kapattığı için Yusuf beni göremiyordu.
"Söyle Yusuf." Dedi elindeki silahı çevirirken.
"Söylemeyi unuttum abi. Serpil teyzeyi evine bıraktım ama, abi evde birisi vardı..bir adam." Dudaklarımı birbirine bastırdığımda Emir göz ucuyla bana bakmıştı.
Başımı hızla başka tarafa çevirdiğimde o tekrar Yusuf'a döndü.
"Kimmiş."
Cici baban olduğunu şimdilik bilmesen de olur Emir.
"Abi...yurtdışından beraber gelmişler."
"Başka." Dedi sinirle.
"Başka bir şey şimdilik yok ama araştır dersen on dakikaya tüm hayatını masana bırakayım.."
Gözlerimi devirdim.
Özel hayata saygı sıfırdı.
Bacaklarımı kendime çekip başlığa yaslandığımda Yusuf'un açtığı konu dikkatimi çekmişti.
"Duru'nun aradığını bana neden söylemedin demiştin geçen gün abi."
"Söylemeye fırsatım olmadı ama o akşam yenge sen Filiz'le konuştuğun için ağlıyordu." Gözlerimi sonuna kadar açıp yatakta ayağa kalktım.
Öldürecektim Yusufu.
"Başka bir şey dedi mi.?" Yataktan zıplayıp Emir'e vurmak için yanına giderken silah olmayan koluyla beni tutup ağzımı kapatmış yanına gitmemi engelliyordu.
"Filiz'e yenge diyordun bana demiyorsun biz anlaşmalı evlendik diye gerçekten yenge demiyorsunuz gibi şeyler söyledi...bana vurdu." Kendimi tutamadan güldüğümde ağzımdaki ellerden dolayı sesim çıkmamıştı ama Emir'in gülmesini duymuştum.
Ümüğümü sıktı baba.!
"Yemin ederim bana vurdu...abisi beni kaçırdı Emir hala o adamın kardeşiyle konuşuyor diyerek bana vurdu." Yusuf her vurdu dediğinde ciddiyetimi kaybediyordum.
"Abi birde bir kaç korumada sıkıntı var aşağıya gelmen lazım."
"Tamam koçum sen in topla hepsini geliyorum." Emir
"Yengeye dikkat et abi." Bu sefer ben gülerken Emir sinirle Yusuf'a bakıyordu.
"Yengenin eli ağır o yüzden...yani vuruyor...ben gideyim abi iyi geceler." Yusuf'un gitmesiyle Emir'in kapıyı sertçe kapatıp bana bakması bir olunca hemen ondan uzaklaştım.
"Yalan söylüyor." Dediğimde geri geri gidiyordum.
"Ne konuda."
"Hepsi." Tek kaşını kaldırdı.
İnanmamıştı.
"Benim söylediklerimi sana rapor mu veriyor.! Yarın ona tekrar vuracağım." Sinirlendiğimde dudağının kenarı kıvrılmış bir şekilde beni tutup kendine çektiğinde kollarımı ona doladım.
"Filiz konusu geçti gitti...ne onun benimle ne de benim onunla işim yok. Bitti."
Onun seninle var dememek için kendimi zor tutmuştum. Aklımı yiyip bitiren soruyu dolandırmadan sordum.
"Onu seviyor muydun.?"
Boynumun kenarını öptüğünde daha sıkı sarıldım.
"Seviyorum sanıyordum....sen karşıma çıkana kadar."
Gözlerim önüme düşecek kadar açıldığında devam etmesini bekledim.
Bir süre konuşmayınca araya girdim.
"Bu ne demek."
Hafifçe güldü.
"Tüm aklımı sikip attın demek."
Kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktı.
"Anlamıyorum."
"Anlamıyor musun yoksa sana aşk itirafı yapmam hoşuna mı gidiyor...ilk görüşte tutuldum Duru...davette ilk göz göze geldiğimiz andan itibaren seni düşünmediğim tek bir an olmadı. Kendimi işe verdim olmadı hep aklımda sen vardın, spora verdim yine sen. Bir an olsun aklımdan çıkmadı şu gözlerin."
Derin bir nefes aldı.
"Sonra sen geldin bana...evlenelim dedin."
Utanıyordum.
Ona daha Sedat'ı anlatamadığım için hala bunu neden yaptığımı bilmiyordu.
Biliyordu ama yanlış biliyordu.
Şiddet gördüğümü sanıyordu.
Keşke şiddet görseydim.
"İstemedim, hiç istemedim Duru."
Başımı hafifçe kaldırıp ona baktım.
"Sen, benim seni bu dünyaya çekemeyeceğim kadar güzeldin."
Dudakları tekrar alnımdaydı.
"Eğer o gün şirketime gelip onları söylemeseydin şu an seni uzaktan izliyor olurdum."
Evlenmemizi söylememden bahsediyordu.
"İyi ki geldin iyi ki beni bu kokundan mahrum bırakmamışsın güzelim.."
Ondan ilk defa böyle sözler duyduğum için şaşkınlıktan küçük dilimi yutmak üzereydim. Bir şey söyleyemediğimde kendimi rahatsız hissetmiştim.
Emir'den hoşlanıyordum.
Seviyordum onu ama şu an onun söyledikleri yüzünden dilim tutulduğu için konuşamadım.
"Bir şey söylemen için konuşmadım. Gerçekleri bil ve Filiz'le ilgili yanlış şeyler düşünme. Ne yapıyorsam seni düşünerek yapıyorum...eğer sen arabadan inseydin sana zarar verebilirdi ya da saçma sapan konuşup canını sıkardı.."
Ağzımı açıp konuşacağım sırada beni kendine çekip sarmalayınca kollarımı ona dolayıp bir süre sessizce durdum.
Kokusu insanı mahveden cinstendi.
Büyülüydü bu adamın kokusu.
"Ben aşağıya iniyorum sende uyuyorsun bu konuyu yarın güzel bir akşam yemeğinde konuşacağız." Başımı salladığımda ayrıldık.
Emir alnımı öptükten ve son kez saçlarımı okşadıktan sonra odadan çıkmıştı.
Kendimi yatağa bırakıp tavana bakarken aptal gibi gülümsüyordum.
Seviyorum demişti değil mi.?
Yanlış duymamıştım.
Kıkırdadığımda yüzümü yastığa bastırıp daha sesli güldüm.
Emir odadan çıktığında yataktan koşarak çıktım ve peşinden gittim. Kapı sesini duyduğu an arkasını döndü ama ben o ne olduğunu anlamadan kucağına atlayıp dudaklarına kapandığımda kalçalarımda olan bir elini başıma atıp beni kendine bastırdı.
Alt dudağım acımaya başladığında ayrılmak istedim ama beni nefessiz kalmamıza rağmen öpüyordu.
Karşılık verdiğimde merdiven basamağından çıkıp tekrar çıktığımız odaya girdi. Dudaklarını son kez öpüp çekildiğimde nefes nefese ona bakıyordum.
"Bu neydi.?" Dedi nefes nefese.
"Bu da benim sevgi dilim." Dudakları yana kıvrıldıktan kısa süre sonra tekrar dudaklarıma yapışmıştı. Kendimi ona bastırdığımda inleyerek beni yatağa bıraktı ve üstüme çıkarak öpüşmeye devam etti.
Ellerim boynunu bulduğunda biraz kendime çekip tenlerimizin temas etmesini sağlıyordum.
Emir'i iyice kendime çekip dengesini kaybetmesini sağladığımda bu sefer ben onun üstüne çıktım.
Göğüsündeydim...Emir kendini toparlayıp tekrar dudaklarını dudaklarıma bastırdı.
Odada yankılanan öpüşme seslerine artık benim inleme seslerimde eklenmişti. Dudaklarını benden ayırıp ani bir hareketle beni tekrar altına aldığında nefes nefes ona bakıyordum.
Hareketleri sertti.
"Altta olmayı sevmem." Gözlerimi sonuna kadar açıp ona bakarken o şaşırdığım ve utandığım için benimle eğleniyordu.
"Ama senin için tolerans gösterebilirim."
Koluna vurup altından kalkmaya çalıştığımda kahkahası odada yayılmıştı.
Belimden tutup beni tekrar aynı yere çektiğinde gözlerim tekrar gözlerini buldu.
Elleri saçlarımı okşarken dudakları alnımdaydı. Saçlarımı koklayarak öptüğünde gözlerim kapandı.
Etkilenmekten daha fazlasıydım sanırım.
Sadece etkilensem dokunduğunda böyle titrer miydim.?
"Yarın tüm gün seninleyim ama şu an gitmem lazım...tamam mı.?" Başımı salladığımda yine alnımdan öptü.
Dudaklarını dudaklarıma bastırdığında üstümden kalkmıştı.
"Sabah yanındayım, şimdi ben gelene kadar uyuyup dinleniyorsun.İyi geceler güzelim."
Benim konuşmayacağımı anlayınca gülümseyerek odadan çıktı. O gittikten sonra ayağa kalkıp az önce yaşadıklarımızı düşünmeye başlamıştım. Öpüşmüştük.
Tekrar.
Öyle tutkuyla öpüşmüştük ki...
Parmaklarım dudaklarımda kahkaha attığımda midemde gezinen kelebekleri tam anlamıyla hissediyordum.
Beni seviyordu.
Geçende söyledi ya.
Ama bu sefer inanmıştım.
Kahkaha atmaya devam ederek kendimi sırt üstü yatağa bıraktığımda yastığı yüzüme çekip çığlık attım.
"Gerçekten seviyor." Dedim kendi kendime.
Kafamı utançla tekrar yastığa bastırdığımda aynı zamanda otuz iki diş sırıtıyordum.
Yatakta ayağa kalkıp üstten üstten etrafa baktığımda yere atlayarak odadan çıkıp kendi odama geçtim. O olmadan burada yatmak istemedim.
Odama geldiğimde kendimi hemen sırt üstü yatağıma attım.
Bir kaç saat etkisinden çıkamadığım öpüşmeden sonra yarın konuşacaklarımızı düşünüp kendimi uykunun kollarına bıraktım.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldı.?
Rüya nerede dediğinizi duyar gibiyim. Diğer bölümlerde geliyor merak etmeyin. Serpil'in yanındaydı. Bölümlere magazini daha sık eklemeye çalışacağım sonraki bölümlerde. ♥️
Oy sınırı 600
Yorum sınır 250
Bölüm alıntıları ve duyurular için instagrama gelebilirsiniz. Hesabı gizliye alacağım bir süre takip edebilirsiniz.
Hesabım: minabuse_
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
