32. bölüm / 47
Sahte ve Gerçek31. BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: 31. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime · Okuduğun bölüm
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
oy sınırı 1k yorum sınırı 600
Yorum olarak lütfen noktalama işaretleri ya da emoji atmayın ben öylesine yorum istemiyorum hikaye hakkındaki düşüncelerinizi merak ediyorum ve ona göre yön vermeye çalışıyorum ♥️
Alıntıyı birazdan Whatsapp kanalına atarım sonra da instagrama atarım ♥️
Hesabım: minabuse_
Yıldıza dokunmayı unutmayın lütfen.
Bölüm şarkısı: Süleyman Çapar - İz
İYİ OKUMALAR
2 yıl 5 ay önce (olaylardan 3 ay sonra)
Emir'in bakış açısından
"Abi." Gözümü kırpmadan bahçede oturan kadını izliyordum.
"Abi." Serhat tekrar seslendiğinde göz ucuyla bakıp tekrar karıma döndüm.
"Söyle Serhat."
"Abi, yenge kötü yanına git...o sana kıyamaz bak bebeğiniz de var yazık günah. Konuşun halledin."
Öyle yapacaktım zaten.
Sadece biraz zaman vermiştim ama dayanamıyordum artık. Onun kokusu olmadan, Rüya'nın kokusu olmadan yapamıyordum.
Bebeğimiz için Duru'nun karşısına çıkıp konuşacaktım.
97 gün onsuz kalmıştım ve daha fazla kalmaya niyetim yoktu.
Kırgındım ama ona olan sevgim kırgınlığımın önüne geçmiş, beni buraya getirmişti.
"Hadi abi, çok sevinir yengem." Serhat'ın da desteğiyle demir kapıyı açıp bahçeye girmiştim.
Hava buz gibiydi ve o bir saattir koltuğa oturmuş öylece boş havuza bakıyordu.
Üstünde hiçbir şey olmadığını görüp uzun paltomu çıkarttığımda gömleğimle kalmıştım.
Aramızda beş metre kaldığında adımlarım durdu.
Beni hala görmemişti. Hipnoz olmuş gibi karşısına bakıyordu.
"Bir tanem." Sesimi duyduğu an bana dönen gözlerden sonra ellerini sardığı bacağından çekip hızla ayağa kalktı.
"Sen..Senin ne işin var burada.!" Kısılan sesini duyduğum an ölmek istedim.
Adım atmamla çığlık atıp kolunu bana uzattığında olduğum yerde durdum.
"Defol git..DEFOL GİT KATİLSİN SEN." Çığlık atar gibi konuştuğunda Serhat biraz gerimizde duruyordu.
"Katilsin kardeşimi öldürdün.! KARDEŞİMİ ÖLDÜRDÜN.!" Gözlerim acıyla kapandığında başıma aldığım darbeyle elim hızla alnıma gitti.
Elime gelen kanla bir süre ne olduğunu anlayamadım. Kafama bardak atmıştı ve kırılmıştı.
"Abi." Serhat yanıma gelip yüzümde kalan camları temizlemeye çalıştığında Duru bir tane daha bardak atıp onun başına gelmesini sağladığında ona bakmaya çalıştım.
Camlar her yere dağıldığında Serhat kafasını tutarak önüne döndü.
"Yenge sakinleş konuşun...abim çok kötü."
Duru'nun gözleri daha sinirli bakmaya başlayınca üç ayın ona yetmediğini anlamıştım.
Biraz daha zamana ihtiyacımız vardı.
"Defolun...DEFOL GİT EVİMDEN KATİL.!" Bana doğru haykırdığında Serhat'a elimdeki montu verip onun üstüne örtsün istedim ama Duru yanına yaklaştırmadı.
"Bana yaklaşırsan seni öldürürüm."
Ben zaten öldüm güzelim...siz yanımda olmadığınız için zaten ölüyorum.
"Yenge lütfen dinle biraz sakinl.."
"KES SESİNİ SUS.! Sus defolun." Hıçkırığı bahçede yankılandığında gözüme doğru düşen kanları elimle kabaca sildim.
"Senin için geldim." Dediğimde başını kaldırıp tekrar bana baktı.
Senin için geldim...beni siktir edip ihanet etmene rağmen sana geldim Duru.
"Sen katilsin."
"Yenge." Serhat beni savunmak ister gibi konuştuğunda elimi kaldırıp susmasını sağladım.
İçindekileri kusup rahatlayacaksa kabulümdü. İstediğini söyleyebilir.
"Bari bebeği görsün beş dak."
"Eğer o katil kızıma bir metre bile yaklaşırsa öldürürüm." Elini hala bana doğru tutup gelmemden korkuyor gibi bakıyordu.
İçim parçalandı.
Benden korkuyordu.
"Yenge izin ver tanışsınlar."
"Serhat.! O katili bizden uzak tut.!"
Çığlığıyla nefes alamadım.
Söylediği cümle beynimde bir kaç kere tekrarlandı.
"Yenge Allah aşkına otur konuşalım Allahın adını verdim." Serhat ona doğru yürüyüp yanına gittiğinde koluna dokunup oturmasını sağlamıştı ama o hala öfkeli gözlerle bana bakıyordu.
"Çocuğuyla tanışsın beş dakika görsün gitsin." Serhat konuştuğunda Duru onun kolunu itti.
"Benim kızımın katil babaya ihtiyacı yok."
Yapma Duru...öldürme daha fazla.
Ben ona hala ölüyorken hiç mi değerim yoktu.? Hiç mi sevmemişti.?
Bu kadar kolay mı çıkartıyordu hayatından...yaptığına rağmen ben onu bir saniye unutamamışken bu kadar kolay mı silmişti.
"Bizde üzüldük, bizde kahrolduk ama abimin suçu ne .?"
Ellerini saçlarının arasına aldığında Serhat dizlerini kırarak oturup sırtına dokunduğu an Duru ağlamaya başlamıştı.
"O adam kızımı bir saniye bile görmeyecek Serhat...tanışmayacak kızımla.!"
Dizlerim titredi.
Başka hayallerle gelmiştim ama kesinlikle bunu beklemiyordum.
Suçum olmadığını biraz olsun düşünüp anlamıştır dedim ama onun öfkesi azalmak yerine çoğalmıştı.
Gözlerindeki nefretten sonra konuşamadım.
Kelimeler boğazıma düğümlendi. Sesim çıkmadı.
"Yengem lütfen diyorum bak Allah aşkına sakinleş mantıklı düş.."
Ayağa kalkıp Serhat'a vurduğunda karşısındaki adam bunu beklemediği için geriye doğru düşmüştü.
"Defol git...bana o katili acındırma.!"
"DEFOL GİT HAYATIMDAN..mahvettin beni daha ne istiyorsun!." Bana doğru haykırdığında yutkunup güzel yüzüne baktım.
Öfkesi geçmeyecekti.
Bir yılda geçse on yılda geçse benden nefret edecekti.
Burukça gülümsedim.
Uğruna dünyaları yakacağım kadın, suçum olmamasına rağmen beni hayatından çıkartmıştı.
"O adam bebeğime yaklaştığı an polisi ararım." Bana döndü öfkeyle .
" bir daha gelirsen seni öldür." Aklına bir şey gelmiş gibi susup tekrar devam etti.
"Eğer seni yakınımızda görürsem kendimi öldürürüm." Nefesim kesildi.
Onu nasıl bırakıp gidecektim. Nasıl bu halde bırakacaktım onu.
Serhat'a attığı tekmeyle bahçede acı dolu bir inleme duyuldu.
"Duru."
"SUS.!" Çıldırmış gibiydi.
"Bir kere göreyim." Dedim yalvarır gibi çıkan sesimle.
Bebeğimiz bir kere öpmek için şu an canımı verirdim. Bir kere görmek için ölebilirdim.
"Katile gösterecek bebek yok ben de."
Mahvetmişti beni. Tek cümlesiyle yakıp yıkmıştı.
Hiç sevmemiş olması yüzüme duvar gibi çarptığında irkilip geriye doğru bir adım attım.
"Yenge."
Burun kemerimi sıkıp arkamı döndüğümde ağır ağır yürümeye başlamıştım.
"Bir daha karşıma çıkarsan öldürürüm kendimi!"
Sesi kısık olmasına rağmen bağırıyordu.
"Sende defol git.! Bir daha gelirseniz mahvederim sizi.!"
Serhat'a bağırıyordu.
Ben o gün on metrelik bahçe kapısına yürüyemedim.
"Abi, sakinleşsin kon." Onu susturduğumda derin bir nefes alıp verdim.
Yaptığı şey benim iki buçuk yıl acı çekmeme sebep olmuştu.
Ben karımın kendisini öldürmesinden korktuğum için onu uzaktan izlemek zorunda kalmıştım.
Kızım bir yaşına girdiğinde annem yanlarına gitmeye başladığı için kızımın fotoğraflarına bakıp özlem gidermeye çalıştım ama olmadı.
Kokusunu merak ettim.
Sesini merak ettim.
İki yıl sonra Duru'nun beni sorduğunu ve Rüya'yı yanıma getirmek istediğini söylediklerinde korktum.
Kabul etmedim.
O gün orada söyledikleriyle beni canlı canlı öldürüp yüzüstü bırakmıştı.
Hapishaneye geri döndüm ve sevdiğim kadar sevilmediğimi anlamak iki buçuk yıl canımı yakmaya devam etti.
(Günümüz- Duru'dan devam.)
Rüya yatakta bebeğinin saçlarıyla oynarken tek gözümü açarak ona baktım.
"Bebeğim." Başı anında bana dönerken yüzünde kocaman bir gülümseme oluştu.
"Günaydın." Dediğimde yanıma gelerek kollarımın arasına girdi.
"Günaydın anne...uyanmanı bekledim bir türlü uyanmadın."
Saçlarını öptüm.
"Niye erken uyandın."
Konuşmadan omuzlarını indirip kaldırdı.
"Bir tanem bir şey mi oldu.?"
"Babamı gördüm uyandığımda eve gelmişti."
Kaşlarımı çattım.
"Buraya mı.?" Başını hayır anlamında salladı.
"Kendi evine." Dedi eliyle pencereyi gösterirken.
"Yeni mi geldi." Bu soruma da başını salladı.
Yanağını öpüp oturur pozisyona geldim ve onu bacaklarımın arasına alarak sarıldım.
"Babanın dün çok işi vardı o yüzden sabah geldi." Gözlerini merakla açmış beni dinliyordu.
"Uyumamış mı.?"
Başımı olumsuz anlamda salladım.
"Çalışmış."
"Yine telefonun çekmediği yere gitmeyecek değil mi.?" İç çekerek sıkıca sarıldım.
"Yok bir tanem baban oradaki iş yerini kapattı yani artık istese de gidemez." Yüzü aydınlandığında elleri çenemdeydi.
"Babamın yanına gidelim mi uyumuş mudur.?" Sorduğu soruyu onaylamakta çekindim. Dün gece koltukta uyumuştum ama sabah kendi yatağımdaydım.
Emir'den başkası getirmeyeceğine göre yanına gitmekte çekinmiştim.
"Bilmiyorum ki." Yataktan kalktığımda pencereye doğru yürüyordum.
"Öğrenirim şimdi." Perdeyi hafifçe araladığımda Rüya banyoya girmişti.
Bahçede kahvaltı yapılan kişileri gördüğümde gözlerimi kısarak hızla Emir ve avukata baktım.
Deniz onun elinin üstüne elini koymuş bir şeyler anlatırken karşısındaki Serhat ve Yusuf bir Emir'e bir de Deniz'e bakıyorlardı.
Masa donatılmış kahvaltı yapıyordu hepsi.
Avukat kadın Emir'in yüzüne doğru yaklaştığı an refleksle cama iki kere vurup perdeyi hızla ittim ve pencereyi açtım.
Yüzü iyice yaklaştığında ne yaptığımı bilmeden bağırarak seslendim.
"Emir.!"
Tamam sesim belki beş altı evin bahçesinden daha duyulmuştur. Yüksek çıkmıştı.
Hepsinin başı korkuyla bana döndüğünde Serhat elini damağına koymuş çatalını sofraya bırakmıştı.
Gözlerimi Emir'de sabitledim.
Ayağa kalkmış bahçenin pencereye yakın tarafına doğru yürüyordu.
Elimle ona yapıyorsun gibi işaret yaptığımda o da bana aynısı yapıp sinirle bakmaya başlamıştı.
N'oldu.?"
"N'apıyosun sen." Dedim daha kısık sesimle.
Masadaki herkes bize bakıyordu.
"Rüya'ya bir şey mi oldu.?"
"Ateşi var geceden beri." Dediğim an banyo kapısının sesini duymuştum.
Perdeyi çekip içeriyi görmesini engellemek istedim ama perde yerinden çıkmış yarısı sarkıyordu.
Emir'e döndüğümde bizim bahçeye doğru koştuğunu görüp ne bok yiyeceğimi düşündüm.
"Rüya." Diyip onun elini tuttuğumda yatağa götürüp oturmasını sağladım.
"Baban birazdan buraya gelecek sakın gözlerini açma...uyumuş gibi yap tamam mı.?" Yorganı kaldırıp uzanmasını sağladığımda kaşlarını çatmış anlamak ister gibi bana bakıyordu.
"Niye.? Anne babama sarılmayayım mı.?"
Kaşlarımı telaşla indirip kaldırdım.
"Gitsin sonra sarılacaksın şaka yapacağız aşkım hadi kapat hemen gözlerini ben diyene kadar açma." Rüya beni onaylayıp gözlerini kapattığı an odanın kapısı kırılacak gibi sert bir şekilde açılmıştı.
Ucuz yırttık kızım.
"Noldu.?" Yatağın kenarına oturup elini Rüya'nın alnına koyduktan sonra bana döndü.
"Gece ateşi vardı sabahta öyle."
Rüya'yı alnından öpüp eliyle yanaklarına dokunurken ateşi olduğunu anlayamamış olacak ki boynuna dokundu.
Gözlerimi kapatıp sıçtığımı düşündüğüm an Rüya'nın kahkahası odada yankılandı.
Boynundan gıdıklanıyordu.
İkisine arkamı dönüp bakışlarımı odada gezdirirken perdenin yarısının kornişten çıkmış olmasına bakıyordum.
Nasıl bir hırsla açtıysan camı.
"Ya baba biz sana şaka yaptık ki."
"Annem sana şa.."
"Rüya sana şaka yapmak isteyince kıramadım." Diyerek araya girdiğimde Emir sessiz bir şekilde soluklanmıştı.
"Korkuttun beni her şeyim." Dediğinde Rüya'ynın parmaklarını öpüyordu.
"Annem, baban hiç uyumadı dedi beraber uyuyalım mı.?" Babasının yüzünü okşuyordu.
Rüya.
Tam emin olamıyorum ama ilk defa anne terliği yemek istiyor galiba.
"Sabah seni eve girerken görmüş ben de akşam uyumayıp çalıştığını söyledim."
Konuştuğumda bana bakmadan Rüya'yı öperek sadece dinliyordu.
"Akşam uyudum bir tanem uyanıp eve geldim."
Kızımız kafası karışmış gibi saçlarına dokundu.
"İnsanlar evinde uyumuyor mu.? Sen niye başka yerden uyudun ki hem başka yerde uyumak yasakmış annem söyledi."
Rüya, Kaan'larda kalmak istediği için böyle bir yalan söylemiştim.
Emir karşısında bilmiş bilmiş konuşan meleği kucağına çekip boynundan sertçe öptü.
"Annen doğru söylemiş bebeğim, ama işlerim için orada uyumam gerekti."
"Ne işi.?" Dedim dilimi tutamayarak.
Cevap vermedi.
O avukatla beraber mi kalmıştı.
Hem de hala evliyken.
Masada neredeyse öpecekti benim kocamı.
Hapse gönderdiğin kocanı.?
Evet, tam olarak o kocam.
Rüya'nın kahkahasıyla düşüncelerimden sıyrılıp yataktaki ikiliye baktım. Emir Rüya'yı omzuna atarak ayağa kalktığında onlar önden ben de arkalarından odadan çıkmıştık.
"Beraber kahvaltı yapalım sıkılırsa getiririm." Emir görmesede başımı sallıyordum.
Kapının önüne geldiğimizde Rüya bana el salladığında onu tembihlemek istedim ama Emir varken yapamazdım.
"Görüşürüz meleğim, tabağındakiler bitirmeyi unutma...akşamüstü gel teyzenin yanına gidelim."
Rüya çığlık atarak kollarını kaldırdığında Emir bana döndü.
"Annem Kuzey'le arası iyi değil dedi niye gidiyors.."
"Rüya'nın yanına gideceğiz." Diyerek sözünü kestim.
Bakışları derinleştiğinde avuç içlerimi bacaklarıma silerek gözlerimi kaçırdım. Onun hala bana baktığını hissetsemde başım eğikti.
"Beraber gidelim." Dediği an bakışlarım tekrar onu buldu.
Yutkunduğumda dudaklarım titredi.
Ona burukça gülümseyip başımı salladığımda gözlerim dolmuştu. Onlara arkamı dönüp gözlerimi sildiğimde Rüya konuşmaya başlamıştı.
"Baba sende mi teyzemle tanışacaksın."
"Ben teyzeni zaten tanıyorum bir tanem." Diyerek karşılık verdiğinde gözyaşlarım istemsizce akıyordu.
Beraber ilk defa kardeşime gidecektik. Ailecek.
"Tamam siz gidin şey yaparız sonra." Hala arkam dönüktü.
Yüzümü yukarıya kaldırıp ağlamamaya çalıştım ama olmadı gözyaşlarım şiddetle akıyordu.
Adım sesleri duyduğumda Rüya'da aynı anda konuşmuştu."Baba annemi öpeyim."
Kaba bir şekilde yüzümü silip burnumu çektiğimde gülümseyerek arkamı döndüm. Emir'e bakmadan kızıma bakarken karşımdaki adam iç çekti.
"Görüşürüz bir tanem karnını iyice doyur baban ekmeğine bol bol kaymak sürsün." Başını sallarken bacağını öptüm.
Üstünde hâlâ pijamaları vardı ve çok tatlıydı.
"Güle güle anniş."
Son kez öpüp boğazımı temizlediğimde gitmişlerdi.
Bir kaç dakika sonra nefes alamadığımı hissedince salona doğru hızla yürümeye başlamıştım. Elimi kalbime koyup gözyaşlarımı serbest bıraktığımda kardeşimi düşündüm. Artık yoktu. Ölmüştü Rüya.
Bu gerçeği hala kabullenemediğim için ağlıyordum.
Koltuk yerine yere oturduğumda sırtımı da duvara yaslamıştım. Ellerimi saçlarımdan geçirip dizlerimi kendime çektiğimde vücudumun titrediğini hissediyordum.
Onca yıl...onun için her şeye katlandığım onca yıl boşa gitmişti.
Ölmüştü.
Hıçkırık sesimi duyduğumda elimle dudaklarımı kapattım.
Koluma dokunan ellerle gözlerimi açtığımda karşımda gördüğüm Sema teyzeyle dudaklarımı büzdüm.
"Sema teyze." Diyerek hıçkırdığımda yanıma geçerek beni kolları arasına almıştı.
"Ağla kızım, ağla rahatla." Hıçkırdım.
Çok özlüyordum onu.
Çok özlüyordum.
Tek sorun Rüya değildi.
Emir'e yaptıklarım için vicdanım beni yiyip bitiriyordu. Sevdiğim, herkesten çok sevdiğim adamı bebeğimizden ayırmıştım.
Bebeği ne kadar çok istediğini bilmeme rağmen onu mahrum bırakmıştım. Görmeye geldiğinde göstermemiştim.
Hıçkırıklarımı kontrol edemediğimde Sema teyzeye sıkıca sarıldım.
"Sema teyze." Diyerek tekrar sesli bir şekilde ağladığımda saçlarımı okşuyordu.
"Duru.!" Duyduğum sesle gözlerimi açmadan yanımdaki kadına sarılmaya devam ettim.
Yapayalnızdım.
"N'oldu.! Niye ağlıyor Sema bir şey mi oldu.?" Annem telaşla konuşup karşıma geçtiğinde yanaklarımdan tuttu ama tepki vermedim.
"Duru."
"Konuşsana Sema.!" Annemin sesi yüksek ve sinirli çıkınca gözlerimi açtım.
"Ben geldiğimde buraya çökmüş ağlıyordu Serpil hanım. Neden ağladığını bilmiyorum."
"N'oldu Duru..konuş hadi söyle." Annem saçlarımı okşadığında gözlerimi tekrar kapatıp derin bir nefes aldım.
"Tamam Sema sen git ben ilgilenirim."
Sema teyze beni bırakmadığında annem bu sefer daha sert bir şekilde konuşmuştu.
"Ben ilgileneceğim gelinimle Sema."
Sema teyze kollarını benden ayıracağı sırada bırakmadım.
Titreyerek bana sardığı kolunu tutarken annem elimi tutarak gevşettikten sonra ayırmıştı.
Kollarımı hemen bacaklarıma sararken yüzümü de dizlerimi gömdüm.
"Duru." Kollarımı sardığım elime dokunduğunda kendime daha sıkı sarıldım.
"Konuşalım mı biraz."
Başımı iki yana salladığımda eli sırtımdaydı.
Az önce Sema teyzenin kalktığı yere geçerek iki koluyla beni sarmaladığında tekrar ağlamaya başlamıştım.
"Rüya seni böyle görse çok üzülür biliyorsun değil mi.?"
"O babasıyla." Dedim.
"Meleğimizden bahsediyorum." Dediği an başımı kaldırıp yüzüne baktım.
"Üzülür mü.?" Dedim sessizce. Hızla başını salladı.
"Çok üzülüyordur ablasını böyle gördüğü için."
"Ben onu çok özlüyorum." Dediğimde sağ gözünden bir damla yaş aktı.
"Ben de özlüyorum, çok özlüyorum ama elimizden bir şey gelmez Duru. Keşke bir şey yapıp getirebilsek ama hiçbir şey yapamayız...kabul etmemiz lazım."
"Ettim." Dediğimde gözyaşlarını tekrar akıttı.
"Etmedin, edemiyorsun." Dedi.
Konuşmadan sadece ağlıyordum.
"Onu'da Emir'i de çok özledim." Gözyaşlarım hızla akıyordu.
Söylediğim cümleden sonra annem derin bir nefes verip elimi sıktı.
"Emir'e yaptığın şeyin ihanet olduğunu biliyorsun değil mi.? Sen benim çocuğuma ihanet ettin. O adamları senin kardeşin için öldürmüşken görüntüleri polise gösterdin...Emir'in o videoyla hapse gitmediğini de bil."
"Emir o videoyla içeri atılacak birisi değil ikimizde biliyoruz." Öylece karşıya baktım.
"Senin için soğusun nefretin azalsın diye gitti...geldi, her şeye rağmen sana geldi ama sen onu kovup çocuğunu göstermedin. Emir senin için çocuğundan vazgeçti Duru. Sen ona kendini suçlu hissettirdiğin için benim oğlum kızından vazgeçti..kendinden vazgeçti."
Yüzümde hiçbir mimik oynamazken gözyaşlarım akıyordu.
"Emir senin için kendinden vazgeçti."
Öyleydi.
"Kardeşinin ölümüne sebep olan adamları öldürdü diye ihbar eden sana bir şey olmasın diye kaç koruma dikti başınıza biliyor musun.?" Yan gözlerle ona baktım.
"Ben sana bulaşmayayım, bir şey yapmayayım diye Emir hapisteyken bile seni korudu. Sizi üç yıl boyunca görmediğini mi sanıyorsun.? Kapında yattı oğlum."
Gözlerimi kapattığımda dudaklarım titredi.
"Serhat ve Yusuf'u yanına yaklaştırmadı."
Ağzımdan bir hıçkırık sesi çıktı.
"Neyse bunlar geçti bitti artık ortada çocuğunuz var ve Emir ona göre davranacak."
Burnumu çektim.
"Avukatla sevgili mi.?" Dedim alakasız bir şey sorarak.
"Neden soruyorsun...olabilirler." Gıcık ses tonuna geçmişti Serpil Doğan.
"Benimle evliyken sevgilisi mi olacak.? Ve sende bunu destekliyor musun.?"
"Sen kocanı seninle evliyken hapse gönderdin. Ne yapacaktı, seni affedip ilişkiye devam mı edecekti...önüne bakacak artık geriye değil."
Biz önüne de geçeriz.
Gerisi zaten fazla karışık oraları kurcalamamak lazımdı.
"Destekliyorsun yani." Dedim tekrardan.
"Oğlum eğer Deniz'le mutlu olacaksa desteklerim."
Eski annem.
"Benimle evliyken yapması ne kadar doğru."
"Senin sorunun evli olması değil Duru. Yarın gidip boşansanız ve Emir Deniz'e bir şans verse bu seferde kızımız bu kadar küçükken sevgili yapması yanlış diyeceksin."
Bizi tanıyordu.
Canımı sıkmaya başlamıştı annem. Söylediği şeylerin ciddi olmadığını yüz ifadesinden ve ses tonundan anlayacak kadar tanıyordum onu.
Beni sinir edip kıskandırmak için yaptığı belliydi. Ve bunu anlamam için zaten kendisi belli ediyordu.
"Destekle." Dedim burnumu tekrar çekerken.
"Avukatlardan hayır gelmez bunu da bil öyle destekle." Kendimi tutamadan tekrar konuşmuştum.
"Senden çok hayır geldiği için oğlum üç yıldır hapiste."
"O bizim aramızda." Alayla güldü söylediğime.
"Sen sus artık bence." Dedi.
Hala sırtımı okşuyordu.
"Eğer ikisi sevgili olursa Rüya'yı bu kadar sık göstermem ona...sana da."
"Aynen yaparsın." Gıcık ses tonuyla konuşmuştu.
"Sen girdin o kızın aklına değil mi.?"
"Kızın zaten aklındaydı...ayrıca Emir'den bahsediyoruz her kadını etkileyecek kadar yakışıklı benim çocuğum, yani benim kimsenin aklına girmeme gerek kalmadan Emir onların aklına zaten düşüyor."
"Rüya'ya da böyle söylersin ileride...sana kendi ellerimle üvey anne buldum annenle babanı ayırdım dersin."
Sanki ayrılmamızı o sağlamış gibi konuşmam onu güldürmüştü.
"Annen babanı hapse gönderip senden ayrı kalmasını sağlayınca ben de oğlum daha fazla aşk konusunda üzülmesin dedim derim, sen merak etme."
Her şeye bir cevabı vardı.
"O kızı sevmedim."
"Sen sevgili olmayacaksın zaten Emir sevse yeter."
Sinirle nefesimi verdim.
"Kızımla aynı yerde bulunmasını istemiyorum."
"Hadi kalk masa hazırmış gidelim." Diyerek kolumdan tuttuğunda ayağa kalkmıştık.
"Dinliyor musun beni." Dedim kol kola yürürken.
"Hayır." Cevabı karşısında yan gözlerle ona bakıyordum.
Gerçekten Serpil Doğan sevmediği kişilere karşı dünyanın en gıcık insanı oluyordu.
Kıymetini bilemedin.
Deniz bilir.
"Geç otur şuraya biraz yemek ye kemiklerin batıyor." Tabağımı doldurmaya başladığında ona hem minnet dolu hem de sinirle bakıyordum.
"Söylediklerinde ciddi değilsin değil mi.? Bilerek yapıyorsun sinir etmek için." Cevap vermedi.
"Hani kendine dokunulmasından rahatsız oluyordu.?" Dediğimde annem tabağımı önüme koyup yan tarafıma oturmuştu.
"Bitir şu tabağı." Çatalı elime tutuşturdu.
"Dinlemiyor musun bir şey soruyorum."
"Dinlemiyorum, oğlumu ihbar edip çocuğunu göstermeyen birisini dinlemekte istemiyorum." Portakal suyunu da önüme koydu.
"Az önce dinliyordun..ayrıca sonradan göstermek istedim ama o istemedi.." Diyerek bir yudum portakal suyundan içtiğimde tabağımın kenarına ekmekte bıraktı.
"Sus biraz." Dedi.
"Ahmet beyle barıştın mı.?"
Yine cevap vermedi.
"İyi cevap verme." Diyip ağzıma bir şeyler attığımda hızlı hızlı çiğniyordum.
"Salatalık ye diye doldurmadım tabağını...ye şunları." Çatalımı elimden alıp tabaktaki krepten alıp tekrar vermişti.
"Rüya o kadını sevmiyor yanında rahatsızmış...belli ki kötü davranıyor çocuğa."
"İkisini hiç yalnız bırakmadım nasıl kötü davranmış olabilir ben yanındayken." Dedi ağzına zeytin attığında.
"Bak kötü davranır diye yalnız bırakmamışsın işte."
"Sus Duru." Çayına uzandığında ben de portakal suyumdan içtim.
Tabaktaki her şeyi onun zoruyla bitirdiğimde son lokmamı çiğnerken yine gıcık bir ses tonuyla konuşmuştu.
"Emir'le anlaşsınlar önce başlasınlar ilişkiye sonra yavaş yavaş Rüya'ya da kendini sevdirir."
Beni delirtmeye gelmişti sanırım.
Gözlerim ona dönerken o da beni dikkatle izleyip süzüyordu.
"Aynen." Dediğimde bu seferde Rüya'yı kıskanmıştım.
O kadını sevemezdi benim kızım.
Annemin gülme sesini duyduğumda sinirle ona bakıyordum.
"Noldu.?"
"Yok bir şey." Dedi yine gıcık gıcık.
Emir tekrar evlenir miydi acaba.?
Ya da bu sefer büyüdüğünü görmek isteyeceği bir bebek yapar mıydı.? Niye olmasın. Hakkıydı. Hepsine hakkı vardı ama yapmasın istedim.
Yapmasın.
Hem başkasından çocuğu olursa Rüya üzülürdü ki.
"Şşt." Annemin sesiyle ona döndüm.
"Moralin mi bozuldu.?" Dedi yine bana dikkatle bakarak.
Cevap vermedim.
"Bencede bozulsun yani haklısın benim eski kocam tekrar ilişki yapsa benimde moralim bozulurdu."
Bu kadın niye kız hamileymiş gibi konuşuyordu.
"Ortada ilişki yok." Dedim.
"Şu anlık." Göz kırpıp ayağa kalktığında bir şey demeden ön bahçeye doğru yürümeye başlamıştı.
"Ağzıma sıçtı sonra da moralin bozuldu mu diye soruyor." Diyerek ağzıma salatalık attığımda arkasından sinirle bakıp gidişini izliyordum.
Serpil Doğan üzerimden tır gibi geçmişti.
Kriz geçirirken aklımı karıştırıp beni sakinleştirdikten sonra kahvaltı yapmamı sağlayıp sonrada gitmişti.
"Millet çocuğuna evde kalınca kız bulur sen daha oğlun boşanmadan yangından mal kaçırır gibi evlendirmeye çalışıyorsun."
Kendi kendime söylenirken yarım saate yakın masadan kalkmayıp annemi eleştirdim.
Gaye'yle konuşuyordum.
"Bak bu ikinci okuduğun güzeldi sanki Duru." Ona maile gelen iş tekliflerini okumuştum.
"Bilmiyorum ki...içimden gelmiyor Gaye. Kardeşim ölmüş ben bir şey olmamış gibi modellik mi yapacağım."
Gaye derin bir nefes aldı.
"Güzel arkadaşım, biliyorum hala hassas bir konu ama bir kaç ay sonra üç yıl olacak...Rüya için çok çok üzgünüm ama bu durumu kabul etmezsek önümüze bakamayacağız."
Bir şey demeden masaya kilitlendi bakışlarım.
"İşine geri döndüğünde ya da günlük hayatında güzel şeyler yaşayıp eğlendiğinde kardeşine ihanet etmiyorsun aksine Rüya seni görüyorsa mutlu oluyordur...sen böyle yaparak hem kendini hem kardeşini üzüyorsun. İleride kızını da üzeceksin."
Onunla konuştuğumda haklı diyordum ama yalnız kalınca yine aynı düşüncelerle boğuşuyordum ve kazanan ben olmuyordum.
"Ben geleceğim iki güne seni kendine getiririm yine fabrika ayarlarına dönmüşsün bekle sen.." Gülümsedim ve ekrandaki arkadaşıma baktım.
"Kaan'ı da seni de çok özledik."
Başını sallayarak güldü.
"Bizde sizi çok özledik aşkım...Kaan her gün Rüya kuşu soruyor." İkimizde gülmüştük.
Rüya ve Kaan iki yakın arkadaştı.
Umarım hep böyle kalırlardı.
Gaye'yle biraz daha derleşip kapattığımda odaya geçip üzerime uzun siyah tayt ve beyaz tshirt geçirdiğimde saçlarımı kurutmadan aşağıya indim.
Bahçeden çıkıp Emir'lerin bahçesine girdiğimde aklımda iki bahçe arasındaki çiti sökmek vardı. Hem Rüya yola çıkmadan babasına tek başına gidebilirdi.
Hem de bir şey olursa Emir bize daha hızlı gelirdi.
Kapının önündeki Serhat bana tip tip bakıp yanıma doğru yürümeye başladığında ben de ona tip tip baktım.
"Sen yine mi geldin.?"
"Geldim kör müsün.?" Dediğimde aklıma gelen replikle gülmek istemiştim.
"Rüya abimle oyun oynuyor almaya geldiysen boşuna gelmişsin."
"Yok ben ikisini de almaya geldim hem kocamı hem kızımı alıp gideceğim."
Gülüşü kahkahaya döndüğünde gözlerimi kısarak ona bakıyordum.
"Hazır mesleğini de bırakmışken yazar mı olsan ya da senarist...güzel kurgu yazarsın sen."
Bacağına tekme atmak istedim ama kendimi tuttum.
"Çık şuradan." Diyerek onu kapının önünden iteklediğimde o da aynı şekilde gıcık bir ifadeyle bana bakıyordu.
"Gözüme çok batma yoksa s.."
"Yoksa beni de mi abim gibi hapse attırırsın. Gerçi kocasına bunu yapan bana daha kötü şeyler yapar. Ama benim göstermeyeceğin küçük bebeğim yok be Duru."
Sustum. Haklıydı.
Emir'e yaptığım şey iki günde unutulup bir özürle affedilecek mevzu değildi. Serhat her anımıza şahit olduğu için kinlenmesi normaldi.
Emir'i mahvettiğimde Serhat toparlamaya çalışmıştı.
İçeriye doğru adım attığımda arkamdaki adam hala konuşuyordu.
"Neyse en azından haksız olduğunu bilip susuyorsun bu da iyi bir şey."
Uzun koridoru geçtikten sonra salona baktım ama orada değillerdi.
Bahçede de yoklardı.
"Duru hanım." Adımı duymamla korkuyla arkamı döndüm.
"Hoş geldiniz."
"Hoş buldum, Emir evde mi.?"
Başını sallayıp üst katı gösterdi.
"Emir bey kızıyla odasında."
Başımı sallayarak merdivenlere yöneldiğimde o geri mutfağa girmişti.
Annem ortalıkta yoktu.
Merdivenin ortasına geldiğimde konuşarak aşağıya inen kadınları duyduğum an hemen geri inmeye başladım.
"Şu an kızı dışında hiçbir şeye odaklanmıyor yapamıyorum Serpil teyze...Rüya annesine gittiğinde zaten o da şirkete ya da depoya gidiyor. Arada konuşuyoruz yakınlaşmaya çalışıyorum ama şu an zor sanırım."
Avukat kadının sesiydi.
Annem bir şey dememişti.
"Başka ne yapmam lazım."
"Emir biraz Rüya'ya kendini alıştırsın, şirketteki olayları da düzeltsin o zaman çaresine bakarız Deniz." Sesi başından atmak ister gibi çıkmıştı annemin.
"Buraya taşınması iyi olmadı...engel olmaya çalıştım ama Yusuf halletti."
Aferin Yusuf.
Merdivenin kenarındaki boşluğa girdiğimde ayaklarımı hemen kenara çektim.
"Akşamları mezarlığa gidiyor." Dediği an gözlerim titredi.
"Her akşam gitmesi normal mi Serpil teyze...aramız hapisten çıkmadan önce daha iyi gibiydi ama çıktıktan sonra değişti bilmiyorum belki de Duru aklını karıştırıyor."
"Yok yok sen merak etme Emir yakında boşanıyor Duru'dan." Az öncekinin aksine birden neşeli çıkan sesiyle anneme sövmeye başlamıştım.
"Seni annelikten reddetmeme çok az kaldı Serpil Doğan." Sesim fısıltı gibi çıkmıştı.
"Ben olaya el atacağım sen bana güven...Duru'ya karşı bir şey hissetmiyor işimiz kolay." Eski annemdi artık. Az önce başından atar gibi umursamaz konuşan kadına bir anda bir haller olmuştu.
Onlar önümden geçip gittiklerinde hızla ayağa kalkıp merdivenlerden çıkmaya başladım.
Hala buradaydı.
Her gün bu evdeydi.
Resmen sevgilisi gibi yaşıyordu.
Emir istemese onu bu eve sokmazdı ama demek ki istiyordu.
"Boşan diyorum onu da kabul etmiyor...evliyken bir insanın sevgilisi olabilir mi.? Olamaz. Duru aklını karıştırıyor diyor...hayır karısıyım ya hani geri zekalı."
Söylene söylene merdivenleri çıktığımda odasının nerede olduğunu bilmediğim için odaları yarım yarım açıp bakıyordum.
"Ama annem bana böyle söylemedi ki baba..."
"Ne söyledi annen." Dedi meraklı ses tonuyla.
"Söylersem bana küser." Rüya yine neyden bahsediyorsun.
"Küsmez hem ikimizin arasında kalır."
"Seninle Deniz abla çok yakın olu.."
"Ben geldim." Odanın kapı kenarına tutunup içeriye sarktığımda Duru elindeki bebekleri atarak bana doğru gelmişti.
Eğilerek onu kollarımın arasına aldığımda yanağından öpüyordum.
"Bal bal." Dediğimde kıkırdayıp yüzüme dokundu.
Göz ucuyla Emir'e baktığımda ayağa kalkmış bize baktığını görünce ben de kucağımda Rüya'yla birlikte kalkıp ona baktım.
"Rüya'yı almaya geldim." Dediğimde öylece yüzüme bakıyordu.
"Teyzeme mi gidiyoruz." Başımı sallayıp saçlarından öptüğümde Emir yanımdan geçerek odadan çıkmıştı.
"Anlattıklarım aramızda kalıyor sanıyordum." Ona sanki yetişkin birisiymiş gibi tripli bir şekilde konuştuğumda gözleri korkuyla açıldı.
Ellerini dudaklarına koyarak gözlerini kaçırdığında burnuna dokundum.
"Babanın anlattıklarını bana anlatabilirsin ama benim anlattıklarımı ona söyleme aşkım." Kafası karışmış gibi yukarıya baktığında bu tatlılığına dayanamayarak onu sertçe öptüm.
"Anlaştık mı.?" Başını sallayıp kollarını bana doladığında sıkıca sarıldım.
"Ne yaptınız bakalım." Diyerek arkamı döndüğümde çarptığım bedenle gözlerim kocaman açıldı.
O gitmemiş miydi.?
Ne zamandır oradaydı.
"Emir." Şaşkınlıkla konuştuğumda o kucağıma uzanıp Rüya'yı almıştı.
"Tembihlemen bittiyse çıkalım."
Dalgınlıkla başımı salladığımda ağzının içinden bir şeyler diyerek merdivenlere doğru gitmeye başladı.
Ne yaptığımı fark edip arkalarına takıldığımda konuştum.
"Tembihlemiyordum."
O merdivenlerden inerken Rüya hemen bana baktı.
"Anne elimi tut." Gözlerindeki korkuyla elini tuttuğumda Emir bir şey anlamadığı için sadece biraz yavaşladı.
"Baba yavaş inelim annem düşmesin."
Kalbimi eritiyordu bu çocuk.
"Tamam aşkım dikkatli iniyorum." Dediğimde Rüya'nın gözleri bendeydi.
Onun gözü önünde merdivenlerden yuvarlandığım için korkuyordu. Üç ay önce merdivenden düşmüştüm ve el bileğim çıkmıştı.
Bir ay ağrısını çekip bandajla gezmiştim.
"İndin mi anne." Son basamaktan inmişti onlar.
"İndim annem." Parmaklarını öptüğümde tekrar önüne döndü.
"Annem merdivenlerden düştü baba hemde başı kanadı. Gaye abla onu hastaneye götürdü."
Emir'in adımları durduğunda yavaş yavaş omzunun üstünden bana baktı.
"Ben şaka yapmak için merdivene su dökmüştüm ama annem düştü."
Emir beni ayaklarımdan başlayarak süzdüğünde en son yüzümde oyalandı.
"Bir daha böyle bir şey olduğunda her zaman bana haber ver bir tanem tamam mı.?" O babasına başını sallarken sesimiz salona gitmiş olacak ki annem yanımıza doğru geliyordu.
Bana göz ucuyla bakıp Rüya'nın ellerini öptü.
"Eve mi gidiyorsun papatyam."
"Hayır teyzeme gideceğiz babaanne."
Annem kaşlarını çatarak ve şaşırarak bana baktı.
"Özge'ye niye gidiyorsunuz."
"Rüya'ya gidiyoruz anne." Benim yerime konuşan adamla bakışlarımı ayaklarıma indirdim.
"Tamam ben de sizinle geleyim."
Onlar benden nefret etsede ikisini de çok seviyordum.
Her şeyimdi onlar benim. Ailemdi.
Onlara yanlış yapan kişi bendim.
"Geliyorum hemen siz geçin arabaya."
Yanımızdan gittiğinde Emir'le beraber kapıya yürüyüp dışarıya çıkmıştık.
"Abi." Serhat yan taraftan silahını arkaya koyarak gelirken adımlarımız durdu.
"Rüya'ya gidiyoruz arabaları hazırlayın."
Serhat duyduğu cümleyle bana baktığında gördüğüm hüzün dolu bakışla gözlerimi kaçırdım.
Herkes böyle bakmak zorunda mıydı.?
O kadar mı kötü duruyordum.
"Sabah hazırlanan çiçekleri arabaya koyun." Diyerek yürümeye başladığında ben yine arkasındaydım.
Bahçeden çıkan araçların hepsi sokakta beklerken Emir'in arabası da garajdan çıkartılmıştı.
"Geç." Emir eliyle arabayı gösterip önden yürümemi sağladığında şimdi onlar arkamdaydı.
Yüksek aracın arka kapısını açıp onlara bakmak için arkamı döndüğümde hemen dibimde olan adamla yüzlerimiz birbirine değdi. Emir'de Rüya'yı bırakmak için eğilince nefeslerimiz birbirine karışmıştı.
Boğazımı temizleyip gözlerine baktığımda boynuma dolanan kollarla hızla içeriye geçip oturdum.
Rüya'nın kemerini bağlarken ellerimin titrediğini fark ettim. Ona bu kadar yakın olmayı çok özlediğimi fark ettiğimde iç çektim.
Annem kapıdan çıkarken Emir'de bizim kapımızı kapatıp Serhat ve Yusuf'la bir şeyler konuşmaya başlamıştı.
Serpil Doğan, beni arkada görmesine rağmen az önce Emir'in kapattığı kapıyı açtığında ona baktım.
"Sen öne geç."
"Yok sen ge.."
"Torunumla oturmak istiyorum buna da karşı çıkmazsın umarım." Diyerek kolumdan tuttuğunda beni arabadan indirmişti.
Gözlerime bakarak kapıyı tekrar kapattığında Emir'e baktım.
Hala çocuklara bir şeyler anlatıyordu onlarda başlarını sallayarak karşılarındaki adamı onaylıyorlardı.
Ön kapıyı açarak tekrar arabaya bindiğimde bu sefer evden avukat kadın çıkmıştı.
"La havle vela kuvv." Dışımdan söylediğimi fark edince gerisini içimden tamamladım.
"Sen küstün mü bana babaannem." Annem konuştuğunda camı biraz aralayıp karşıdaki ikilinin ne konuştuğunu duymaya çalıştım ama olmadı.
Gözlerim çaprazımda kalan ikiliye Yusuf ve Serhat'a takıldığında bana sinsi sinsi gülerek baktıklarını görünce onlara siz görürsünüz der gibi başımı salladım.
"Küsmedim ki."
Annemin onu öptüğünü çıkan seslerden anlıyordum ama gözlerimi Emir'den ayırmıyordum.
Avukat kadın elini onun kaslı koluna attığı an ortada duyulan yüksek sesle kızım dahil hepsi korkuyla arabaya bakmıştı.
Kornaya basmıştım.
"Hadi!." Camı açıp bağırdığımda Emir hala bana bakıyordu.
"Manyadı iyice oğlum şaşırmıyorum artık." Demişti Serhat.
"Korkma sarı papatyam annen yaptı bir şey yok." Annemin sesiyle hızla arkamı döndüm.
Rüya korkmuştu.
"Aşkım özür dilerim baban yüzünden yaptım." Annem boğazını sertçe temizlediğinde kızımın ellerini tutuyordum.
"Baban geç kaldı duysun diye kornaya bastım sana haber vermeyi unuttum özür dilerim."
Bir anda yaptığım için çok ses çıkmıştı.
"Aklım şaştı anne." Gülümseyerek bacağını öptüğümde annemde onu kendine çekmiş öpüyordu.
Yan tarafımdaki kapı sert bir şekilde açıldığında Serhat ve Yusuf'ta yandaki araca binmiş bahçeden çıkıyorlardı.
Emir sinirle bana bakarak kapısını kapattığında kemerimi taktım.
Yola çıktığımızda yaklaştıkça avuç içlerim terledi.
Ailecek ilk kez kardeşimin yanına gidiyorduk.
Rüya hepimizi bir arada görecekti.
Farkında olmadan iç çektiğimde bıcır bıcır konuşan kızımı dinlemeye başlamıştım.
"Bak teyzeme ne götürüyorum." O anneme söylemişti ama ben arkamı döndüm.
Cebindeki şekeri ve elindeki bebeği kaldırmış anneme doğru tuttuğunu görünce hızla önüme dönüp ellerimi birbirine kenetledim.
"İyi yapmışsın papatyam." Annemin sesi boğuk geldiğinde gözümden akmaya başlayan yaşlarla yutkunup cama doğru döndüm.
Emir'le kardeşime gitme düşüncesi bile beni ağlatırken şu an yaşıyordum. Emir benimle kardeşimin yanına gidiyordu.
Benim tarafımdaki cam açılmaya başladığında elimle dudaklarımı kapattım ama ağzımdan boğuk bir ağlama sesi çıkmıştı.
"Sen anlat bakalım ne oynadınız babanla odasında."
Annem onun dikkatini dağıtmaya çalışırken kendimi toparlamaya çalıştım ama yapamadım.
Konu Rüya olunca kendimi toparlayamıyordum.
Gözyaşlarımı silerek sesli bir şekilde nefes aldığımda tshirtümün yakasını çekiştirdim.
Annem hafif yüksek sesiyle konuşup sesimin arkaya gitmesini engellerken Emir camı sonuna kadar açıp arabayı biraz yavaşlattı.
Sırtımı ona iyice dönerek beni görmesini engellemiştim.
Burnumu çektiğimde çıkan sesle Rüya bana seslendi.
"Anne."
Cevap veremedim.
"Annen arkadaşına mesaj atıyor babaannem kafası karışmasın...hem sen ne güzel olmuşsun bugün bunu ben mi almıştım sana."
"Hayır annem aldı söyledim ya babaanne."
Sessiz sessiz nefeslenirken gözyaşlarım biraz durmuştu.
Temiz hava iyi gelirken camı kapattım. Rüzgar direkt Rüya'ya geldiği için hasta olurdu. Düz hale geldiğim an duyduğum sesle hemen yanımdaki adama baktım.
"İyi misin.?"
Başımı salladığımda gözleri hem yolda hem benim üzerimdeydi.
Dolu gözlerimi yine kaba bir şekilde silip titreyen dudaklarımı birbirine bastırdığımda annem hala Rüya'yı oyalıyordu.
"Torpido da su var." Emir tekrar konuştuğunda suyu alıp bir kaç yudum içtim.
Hala beni düşünüyordu.
"Anne ben de su istiyorum.."
Hemen aradaki boşluktan kızıma bakıp suyu tekrar açtım. İçirmek için arkaya eğilirken annem koluma dokunup suyu elimden almıştı.
"Ben hallederim."
Ona başımı sallayıp tekrar önüme döndüğümde Emir'in bakışları bendeydi.
Mezarlığın girişine geldiğimizde derin bir nefes alıp arabadan indim. Önümüzdeki arabalardan inen Serhat ve Yusuf'la onlara bakmadan Rüya'nın elini tutarak yürümeye başladım.
Hiçbiri arkamızdan gelmiyordu.
"Anne teyzem pembe rengini seviyor değil mi.? Yoksa saçları mor olan bebeğimi mi alsaydım."
"Sever bir tanem." Diyerek mezarın yanına geldiğimizde gülümsedim.
"Ablacım."
Rüya elimi bırakıp teyzesinin mezar taşına oturduğunda ekilen çiçeklere bakıp gülüyordu.
"Emir burada Rüya." Dedim sessizce.
"Benimle birlikte seni ziyarete geldi.." Akan gözyaşlarımı silerek burnumu çektikten sonra tekrar konuştum.
"Annemde geldi." Mezar taşına dokunup kenarındaki çamurları tırnağımla kazıdığımda arkamızdaki hareketlerden Emir ve anneminde geldiğini anlamıştım.
"Oy çiçeklere bak nasıl can bulmuş...geçen hafta açmamıştı bunlar şimdi kocaman olmuşlar." Annemin sesiyle gözyaşlarımı silip çiçeklere baktım.
"Biz geldik deli kız." Annem konuştukça titreyen dudaklarımı daha fazla tutamadım.
Omzumun üstünden Emir'e baktığımda onunda mezar taşına dokunduktan sonra dua ettiğini görünce hızla önüme dönüp gözyaşlarımı akıttım.
Annem koluma dokunarak yanımdan geçtiğinde mezar taşının alttaki mermerine oturdum.
"En sevdiğim teyzoşuma en sevdiğim bebeğimi getirdim...bak babaanne bunu annemle biz ekmiştik."
Bir kolumu toprağa uzatıp elimle okşadığımda ona sarılmak istedim. Eskisi gibi sıkıca sarılmak.
"Çok güzelmiş papatyam." Annemin sesi titrek ve boğuk geldiğinde çiçeklere baktım.
Konuşursam ağlayacağım için ağzımı açmadım.
Görüyorsun değil mi Rüya. Bizi görüyorsun değil mi ablacım. Emir burada. Emir abin yanında.
Ağzımdan çıkan hıçkırıkla elimi topraktan çekerek hızla dudaklarımı kapattım ama kendimi tutamadan bir kaç sesli hıçkırık ağzımdan kaçtı.
"Annen kardeşini özlemiş bir tanem o yüzden ağlıyor."
Annemde ağlıyordu.
Ellerimle yüzümü kapatıp kendimi tutamadan ağlamaya başladığımda bedenim titredi.
"Annem çok mu özlemiş babaanne."
"Çok özlemiş."
Annemin söylediğiyle kendimi tutmam daha da zorlaştı.
"O zaman teyzem gelsin annem üzülüyor."
Hıçkırıklarım sessiz mezarlıkta yankı yaptığında kendimi tutamayacağımı anlayıp ayağa kalktım ve hiçbirine bakmadan arabaların oraya doğru yürümeye başladım.
Hıçkıra hıçkıra ağlayarak yürürken arabalar görüş açıma girdiğinde kendimi tutamadan dizlerimin üzerine çökerek ağladım.
"Duru." Yusuf'un sesiyle ellerimi toprağa yaslayıp başımı eğdim.
Ağlama sesim hala yankılanıyordu.
"Gel arabaya gidelim biraz sakinleşirsin." Omzuma dokunarak konuşan Serhat'tı.
"Gel hadi." Yusuf kolumu tuttuğunda beni ayağa kaldırmalarına izin verdim.
Bir adım atmıştım ki belime dokunan ve beni kendine yaslayan bedene kollarımı dolayıp daha sesli bir şekilde ağladım.
"Emir." Diyordum hıçkırıklarımın arasından.
Saçlarımı okşayan ellerle ona daha sıkı sarıldım.
"Emir... kardeşim."
"Emir Rüya öldü." Dediğimde göğüsüne iyice sinmiştim.
Kollarımı beni sımsıkı sardığında kendimden geçerek ağlıyordum.
"Yanındayım Duru sakinleş güzelim."
"Emir." Dedim sadece.
"Rüya öldü Emir." Hıçkırıklarımdan nefes alamaz bir hale geldiğimde beni göğüsünden ayırmaya çalıştı ama izin vermedim.
"Su getir Serhat.!"
"Kardeşim gitti."
Benim sesim onun sesine karıştığında daha sıkı sarıldım. Kokusunu aldığım an dizlerimin bağı çözülmüştü.
Beni kucağına alarak dizlerinin üstünde oturduğunda yüzüme dökülen suyla onun gömleği ve göğüsü de ıslanmıştı.
"Şunu da dök abi." Yusuf ve Serhat yanımızdaydı.
Hıçkırıklarım kesildiğinde başımı tekrar onun göğüsüme gömüp nefeslendim.
Çok özlemiştim. İkisini de çok özlemiştim.
İç çekmemle bedenim titreyince kolları bana sımsıkı sarılmıştı.
"İyisin bir şey yok." Dedi bir eli saçlarıma çıkarken.
"Özür dilerim." Dediğimde üçüde susmuştu.
"Özür dilerim Emir." Tekrar ağlamaya başladığımda bu seferki acıdan değildi.
Suçluluktandı.
Bedenim titreye titreye onun kollarında ağlarken o beni sakinleştirmek için saçlarımı okşayıp bir şeyler diyordu.
"Özür dilerim." Bir kaç dakika sessizlik oldu.
"Rüya seni böyle görürse ağlamaya başlar."
Beni affetmeyecekti.
Bitmiştim onun için. Bitirmişti. Sevmiyordu artık.
"Abi biz Rüya'nın yanına gidelim siz yalnız kalın." Ve gitmişlerdi.
Baş başaydık.
Ne o konuştu ne ben.
İkimizde on on beş dakika boyunca sustuk.
Bazen onun bazen de benim iç çekişlerimden başka ses çıkmadı.
"İyiyim." Diyerek kucağından kalkmaya çalıştığımda bırakmadı.
"Psikoloğa gidiyor musun.?"
Sorusuyla başımı kaldırıp ona baktım.
"Gidiyorum."
"Ne zamandan beri." Sorunun cevabını biliyormuş gibi konuşmuştu.
Burnumu çektim.
"İki buçuk yıldan beri." Seni kovduktan sonra..
Karşıya bakan bakışları gözlerime değdiğinde gördüğüm yıkımla gözlerimi kapattım.
Tek kötü olan ben değildim.
O da kötüydü.
"İki buçuk yıl." Dedi nefesi yüzümü okşarken.
"Hala bu kadar mı yaralısın...ilk günkü gibi."
Bakışları tekrar karşıyı bulmuştu.
"İyiyim, buraya gelince kötü oluyorum." Burukça gülümseyip başını olumsuz anlamda iki yana salladı.
"Rüya konusu açıldığı her an böylesin...her an böyle kriz geçirecek gibisin."
Başımı yüzsüzce tekrar göğüsüne koyduğumda parmaklarıyla belimi okşamıştı.
"Atlatamıyorum."
Bir şey demedi.
Görmüştü zaten.
Gözlerimi kapatmış kokusunu içine çekerken ağlamam durmuş yerini iç çekişlere bırakmıştı.
Emir hiç kıpırdamadan benim sakinleşmemi beklerken destek olmak ister gibi ellerini saçlarımda ve belimde gezdiriyordu.
Ona yaptıklarımdan sonra beni kolları arasına almıştı.
Daha fazla rahatsız etmemek için kıpırdandığımda ilk başta kollarını gevşetmedi. Onun hayranı olduğum yüzüne baktığımda başını bana çevirip göz göze gelmemizi sağlayınca elimi omzuna atarak kalkacağım sırada o benimle beraber ayağa kalkıp sonra da beni indirmişti.
Boğazını temizleyip gömleğinin yakalarını düzeltirken bir şey yapmadan onu izliyordum.
Üstü ıslanmıştı.
"Teşekkür ederim." Dediğimde yüzüme bile bakmadan sadece başını sallayarak Rüya'nın mezarına doğru yürümeye başlamıştı.
Yaptığı hareket az önce duran göz yaşlarımı tekrar getirdiğinde kendime hava yaparak peşinden yürüdüm.
Görüş açıma dua eden kişiler girdiğinde burukça gülümsedim.
Her ne kadar gıcık olsam da Serhat ve Yusuf'u da seviyordum. Rüya gibi onlarda benim kardeşim, abilerimdi.
"Sonra annem bana dedi ki uyuma numarası yap babana şaka yapacağız...hemen numara yaptım teyze, babamda inandı." Rüya'nın sesini duyan Serhat dua ederken güldüğünde Yusuf ona ayağıyla vurmuştu.
Rüya ne diyorsun sen annecim.
Ne diyorsun güzel kızım benim.
"Rüya." Diyip koşar adım yanlarına gittiğimde hepsinin bakışı bana döndü.
Annem gözlerini kısıp başını sallarken Rüya'nın omzuna elimi koydum.
"Sen istediğin için babana şaka yaptık Rüya...unutmuşsun annecim. " Burnumu çektiğimde gözlerim Serhat ve Yusuf'a kaydı.
Dikkatli bir şekilde bana bakıyorlardı. Rüya'nın söylediklerinden sonra dalga geçmek için değil de daha çok nasıl olduğumu anlamak için bakıyor gibilerdi.
"Anne sen de.."
"Rüya mermerden kalk papatyam kucağıma alayım seni gel." Annem beni kurtarmak ister gibi cümlesini kestiğinde Rüya kollarını ona uzatmıştı ama kucağına alan kişi başkaydı.
Babasıydı.
Bakışlarımı onlardan kaçırıp kenarda gördüğüm çiçeklerle az önce Rüya'nın kalktığı yere oturup elimle toprağı kazmaya başladığımda Serhat dolanıp yanıma gelmişti.
"Ben yapayım sen dikersin."
"Yok ben yapayım." Dediğimde anlayışla başını sallayıp bir iki adım geri çekildi ve Emir'in yanında durdu.
Toprağı yeterince açtığımda yan taraftan uzatılan çiçekle şaşkınlıkla Emir'e baktım.
Rüya'yı Serhat'a vermiş yanıma gelmişti.
Titreyen ellerimle uzattığı fideyi alıp tekrar önüme döndüğümde hemen yanı başımda olan adamla kalp atışlarım düzensiz hale geldi.
Fideyi tutup ortasını toprakla dolduracağım sırada o benden önce davranıp toprağı ortaya doğru toplamıştı bile.
"Al abi." Yusuf'un uzattığı suyu alıp bana verdiğinde ona bakıyordum ama o sadece diktiğimiz çiçek fidesine bakıyordu.
Suyu alıp yavaşça döktüğümde toprağı okşadım.
"Seni çok seviyoruz ablacım." Dedim fısıltıyla.
Emir duymuştu.
"Ya amca yapma."
Elimi mezar taşına attığımda gözlerim üzerindeki isimde takılı kaldı.
Rüya Altın.
Bakışlarımı isimden ve yazılan tarihten çekmedim.
Yanağımı mezar taşına yaslayıp elimle neredeyse sarıldığımda gözlerimi kapattım.
Rüya'nın anneme bir şeyler söylemesi dışında kimseden ses çıkmıyordu.
Mezar taşına sarılı bir halde duruyordum.
Emir abin burada Rüya.
Senin görmek için çıktığından beri yanına geliyormuş.
Lütfen görüyor ol.
Onların arasındaki bağ farklıydı. Emir onu çok seviyordu ve her fırsatta bunu ona belli ediyordu. Etmişti.
Omzuma dokunan el beni nazikçe sarstığında anneme baktım.
"Gidelim mi.?" Bayadır böyle duruyor olacağım ki bedenim buz kesmişti.
Başımı sallayıp ayağa kalktığımda Emir'in dizlerini kırarak diğer başta olduğunu görünce kendimi ağlamamak için tuttum.
Daha fazla ağlamayacaktım.
Akşam odada istediğim kadar ağlayacaktım ama şu an değil.
"Görüşürüz bir tanem ben bir iki güne tekrar gelirim." Mezar taşını öpmek için eğilmiştim.
Emir hala aynı pozisyonda dalgın bakışlarla ektiğimiz çiçeklere bakıyordu.
"Anne kucağına al." Serhat'ın kollarından bana atılan meleğimi kucağıma aldığımda Emir'de derin bir nefes verip ayağa kalkmıştı.
"Ben arabaya kadar götüreyim seni prensesim." Rüya amcasına başını olumsuz anlamda salladı. Bir kaç dakika kızım kucağımdayken mezara baktım.
Emir'de benim gibi sadece toprağa bakıyordu. Rüya'nın altında yattığı toprağa.
Son kez dua okudum ve boynuma başını gömen kızımı saçlarından öpüp yürümeye başladım.
Annem yanımızda yürüyordu.
"Uyuyor." Dediğinde başımı biraz eğip kızımı görmeye çalıştım ama göremedim.
"Sabah erken uyanmış." Dediğimde annemin kolu koluma değiyordu.
"Çocuğu oyunlarına alet etmek için erken uyandırmadın inşallah."
"Benden önce uyanmış nasıl alet edebilirim uyurken." Dedim.
Sustuğunda devam ettim.
"Sen gelmeseydin keşke, müstakbel gelinine taktik verirdin rahatça." Başı bana döndüğünde ona bakmadım.
"Sen bu boyunla ve benim bu keskin gözlerimle merdivenin altından görünmeyeceğini mi düşündün.?" Bu sefer ona bakma sırası bendeyken bana bakmama sırası ondaydı.
"Bilerek mi öyle söyledin." Dediğimde dudaklarının kenarı kıvrılmıştı.
Serpil Doğan, gerçekten tehlikeli ve fena bir kadındı.
Yakında tekrar Serpil Aksoy olacak gibi.
Ahmet bey'le sürekli magazinde haberleri çıkıyordu. Dün yine birlikte görüntülenmişlerdi. Ahmet beyi henüz görmemiştim ve görmekte istemiyordum. Dili annemden daha keskindi.
İkisinin bir olup beni çiğ çiğ yeme ihtimali fazla yüksekti.
Arabaların yanına geldiğimizde Emir'in arabasının önünde gördüğüm bedenle adımlarım durdu.
"Gelsene Duru." Annem bakışlarımı takip edip benim gibi arabanın önündeki bedeni görünce tekrar bana döndü.
Avukat kadın buradaydı.
"Bunun burada ne işi var." Sesim kucağımda uyuyan Rüya için kısık çıktı.
"Tamam ben halledeceğim bekle."
Annem hızlı adımlarla avukatın yanına gidip konuşurken Deniz dikkatle bana bakıyordu.
Arkadan gelen seslerle Emir'lere doğru yürüdüm.
"Sana sevgilini kardeşimin yanına getirebileceğini kim söyledi." Emir ve iki yaveri şaşkın ifadeleriyle yüzüme bakarlarken seslenen kadını duydukları an hepsinin başı arkama doğru kaymıştı.
"O kadın buraya gelemez. Sevgilin benim kardeşimin yanına gelemez." Sevgilim dediğim an gözleri Rüya'ya dönüp kontrol etti.
Israrla sevgilim değil demesi için sevgilin diyordum ama susuyordu.
"Tamam ben hallediyorum gerilmeyin." Yusuf yanımızdan gittiğinde Serhat tedirgin bir şekilde Emir'e bakıyordu.
Emir arkamda kalan kadına bakarken ben onun yüzünü incelemekle meşguldüm.
"Emir bir gelir misin."
Bizim kocamızı mı çağırdı o.
Emir göz ucuyla bana bakıp omzuma çarparak yanımdan geçtiğinde kucağımdaki kızımı daha sıkı tuttum.
O kadına doğru gidiyordu.
Bizi arkada bırakıp o kadına gidiyordu.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldı.?
Emir'in davranışları hakkında ne düşünüyorsunuz.
Oy sınırı 1k
Yorum sınırı 600
Lütfen yorumlarda emoji ya da noktalama işareti kullanmayın. Düşüncelerinizi öğrenmek için yorumlarınızı istiyorum.
Alıntıyı birazdan Whatsapp kanalına atarım sonra da instagrama atarım ♥️
Hesabım: minabuse_
Kanalı çoğunuz soruyorsunuz linkini instagram hikayeme atacağım haberiniz olsun aşklarım. Takip edebilirsiniz beni.
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
