18. bölüm · Sahte ve Gerçek
17. BÖLÜM
İyi okumalar...
Yemeklerimizi yerken Rüya ve annemin bakışları yüzünden sohbetlerine fazla katılamamıştım.
"Duru'da gelsin o zaman birlikte gidelim hatta sen bugün burada kal." Annemin sesiyle başımı tabağımdan kaldırmıştım ama bacağıma konan elle hemen Emir'e döndüm.
"Yemek ye." Diyince Rüya cümlesini yarıda bırakıp bize bakmıştı.
"Beğenmedin mi güzel kızım...hemen istediğin yemeği yapsınlar." Annem masadan kalkarken eline uzanarak durdurdum.
"Çok güzel olmuş yavaş yavaş yiyorum biliyorsun beni." İkna olmuş olacak ki yerine oturdu.
"Zaten şu kadar kalmışsın bitir tabağını annem."
Çatalıma köfte batırıp bana uzattığında gülümseyerek ısırdım.
"Abla bugün burada, Serpil teyzenin yanında kalalım mı.?"
Cevap vermek için lokmamın bitmesini bekliyordum ki Emir benden önce konuştu.
"Ablan bugün benimle eve geliyor."
Rüya hızla Serpil annenin bacağına vururken sanırım görünmediğini zannediyordu.
"Bir gün kalın kız kıza sohbet ederiz...karından bir gün ayrı durabilirsin herhalde anneciğim."
"Rüya kalsın anne Duru'yla işimiz var." Ne işimiz vardı.
"Onlar aşağıdaki işi tamamlayamamışl.."
"Rüya." Diyerek onu susturduğumda masada bir sessizlik olmuştu.
Annem başını eğmiş alttan alttan gülerken Rüya gözlerini kısmış bize bakıyordu.
Boğazımı temizleyip konuştum.
"Emir bana spor salonunu gezdirdi."
"Orayı anladık kucağında ve öperek iyi gezdi.."
Emir uyarı niyetinde öksürdüğünde yüzümün kıpkırmızı olduğuna emindim.
"Kapatalım konuyu ufaklık."
"Biz kapatırız da siz pek kapatacak gibi durmuyorsunuz enişte." Rüya'yı gözlerimle uyarmaya çalışıyordum ama keyifli arkasını yaslanmıştı.
Ayağımla Emir'in ayağına vurduğumda şaşkın şaşkın bana baktı.
"Bir şey söyle gülmesinler." Dediğimde elimle yüzümü kapattığım an karşımdaki ikilinin kahkaha sesi yankılanmıştı.
"Anne tamam diyorum.." Emir sert bir şekilde konuştuğunda sesleri biraz kesilmişti ama hala kendi tutma seslerini duyuyordum.
"Hadi biz bahçeye çıkalım Rüya." Annem konuştuğunda ellerimi hala yüzümden çekmemiştim.
Rezil olmuştuk.
Emir'in suçuydu hepsi.
Sandalye çekilme sesinden sonra yüzümdeki parmaklarla ellerimi yüzüme daha sıkı bastırdım.
"Duru...çeker misin elini güzelim."
"Senin yüzünden rezil olduk." Dediğimde bir süre sessiz kalınca parmaklarımın arasından ona bakmaya çalıştım. Yüzündeki gülümsemeyle bana baktığını görünce ellerimi yüzümden hızla çekip koluna ve göğüsüne vurdum.
"Git şuradan." Dediğimde sesli bir şekilde gülüp bedenimi kolları arasına aldığında biraz çırpındıktan sonra durmuştum.
"Biz evliyiz ve herkes bunu biliyor farkındasın değil mi.?"
"Evliyiz diye herkesin önünde öpüşecek değiliz."
"Lan herkesin yanında mı öpüştük." Diyerek çıkıştığında benden ayrılıp gözlerime baktı.
Ağzımı açıp bir şey diyeceğim sırada kapıdan giren kişilerle hemen Emir'i kendimden uzaklaştırmaya çalışarak ittim.
Emir ağzının içinden küfürler ederek ayağa kalktığında annem konuşmuştu.
"Biz biraz kızlarla konuşalım olur mu.? Sende çalışma odasındaki dosyalara bakarsın hepsi istediğin gibi hazırlandı.?" Emir bana baktıktan sonra başını sallayınca annem koluma girmişti.
Rüya'nın yanına gidip onunda koluna girdiğinde beraber bahçeye çıktık.
"Gel anneciğim." Serpil anne yürümeye başladığında gözlerim bir kaç saniye arkamızda kalan Emir takıldı.
Öylece annesine ve bana bakıyordu.
Görüş açısından çıkmıştık.
Mutfağa geldiğimizde kapıdan bahçeye çıkıp büyük salıncağa oturmuştuk.
Yani Serpil anne oturmuştu Rüya'yla ben de ona sarılarak koynuna yatmıştık.
Başımın üstünden öptüğünde gözlerim dolduğu için kapattım.
O da biliyordu abimi.
Sedat şerefsizini.
Ona her şeyi anlattığımda Emir'le konuşacaktı ama abim bizi engellemişti. Serpil anne tehlikenin farkına varıp Emir ve benim evlenmem için bir çözüm üretmişti.
Biz konuştuktan sonra..
Anlaşmalı olsun bir kaç yıl sonra da boşanır hayatına bakarsın demişti.
Emir'e konuyu açtığında annesinin kimseyle yakın olmadığını ve böyle bir teklif yapmayacağını bildiği için benim Serpil anneyi nasıl ikna ettiğimi sormuştu.
Aksini söylemedim hiçbir zaman.
Ben ona sadece yardımcı olmasını söylemiştim.
Emir'in yaşadığı hayattan rahatsız olduğu için formaliteden evlensek bile durulmasını istediğini söylemişti.
Yani Emir'e sormadan biz planı yapmıştık Serpil annede ikna etmişti.
Ya abimin tacizlerine uğrayacaktım ya da Emir Aksoy'la evlenecektim.
Serpil Doğan.
Benim meleğimdi.
Annemdi.
Cemiyette soğukluğuyla bilinen Serpil Doğan beni ilk görüşte kızı yerine koyarak yardım eli uzatmıştı.
Rüya çalan telefonuyla beraber yanımızdan ayrıldığında şimdi sadece ikimiz kalmıştık.
"İyi misin .?" Parmakları bu sefer yüzümdeydi.
Okşuyordu.
"İyiyim." Başımın üzerinden öptü.
"Beni Sedat'tan Bilal kurtardı." Dedim bilerek. Emir'in arkadaşlarını çok sevmiyordu.
"Aferin bir işe yaramışlar sonunda." Başımı olumsuz anlamda sallarken onun memnuniyetsizliğine gülüyordum.
Kollarımı okşayarak hafifçe salıncağı sallıyordu.
"Babanın evini yakmış Emir."
Bir şey demediğimde imayla beni dürttü.
"Sinirlendi, kim olsa aynısını yapardı."
"Aynen hayatım."
"Anne." Dedim uyarır ses tonumla.
"Sana Londra'dan neler getirdim bir görsen...bir de Emir'e hediye getirdim."
"Ne hediyesi." Dedim başımı hafif kaldırıp yüzüne bakarak.
"Ona cici baba getirdim." Dediği şeyi idrak ettikten sonra bozulan sinirlerimle beraber kahkaha patlatmıştım.
"Ander'e bayılacak." Ben hala gülerken o konuşup telefondan fotoğraflar gösteriyordu.
Adamın fotoğrafını gördüğüm an hemen anneme baktım.
"Kaç yaşında." Dedim biraz küçük durduğu için.
"48." Aralarında 7 yaş vardı.
"Ne zamandır hayatında...mutlu musun.?"
Gülümsedi.
"Gittiğim gün tesadüfen tanıştık işler buraya kadar geldi işte...şu an burada." Hemen doğrulup yüzüne baktım.
"Nasıl burada." Dedim telaşla.
Güldü.
"Türkiye'de diyorum Duru evde değil."
Emir duyunca pek iyi bir tepki vereceğini sanmıyordum.
O fazla yabani birisiydi.
Medeni değildi.
Anne ve babasının dört yıl önce ayrılmasına rağmen Serpil annenin yanına erkek sinek yaklaştırmıyordu.
Bilmedikleri hariç.
"Tanıştıracak mısın.?" Dedim merakla.
Omzuma vurdu.
"Niye getirdim sanıyorsun." Şaşkın şaşkın ona bakarken dudaklarımı sıkmasıyla güldüm.
Ağzımı balık gibi yapmıştı.
"Sen bile donduysan Emir'i düşünemiyorum."
Ben de anne, ben de.
Ellerimi tutup konuştuğunda hala şaşkınlıkla bakıyordum.
Deliydi bu kadın.
"Beraber mi yaşıyorsunuz."
Bana ciddi misin der gibi baktığında koluma vurdu.
"Emir'in cici babası diyorum ciddi olmasak adamı buraya getirir miyim.? Sizinle tanıştırır mıyım.?"
Doğru diyordu ama yine de şaşırmıştım.
Serpil anne, Ahmet beyden boşandıktan sonra üzülüp ağlamak yerine hayatını yaşamayı seçmişti.
Bir çok sevgilisi olurdu ama bu seferki bizimle tanıştırılacak kadar ciddiydi demek ki.
"Sil şu şaşkın ifadeni akşam Ander'le tanıştıracağım sizi."
Başımı sallarken hala gülüyordum.
Emir için zor saatler olacaktı.
Onunla biraz daha sohbet ettiğimizde geçen iki saati fark edememiştik.
Kolundaki saatine bakıp ayağa kalktığında ona baktım.
"Emir'in şu tuhaf arkadaşlarını da çağır onlar varken çok tepki veremez."
"Tamam söylerim Emir'e." Dediğimde bende ayaklanmıştım. O sevgilisini aramaya giderken ben de Emir'i bulmak için içeriye geçtim.
Salonda Emir'i göremeyince çalışma odasına çıktım.
Kapıyı tıklatmama rağmen ses vermeyince hafifçe aralamıştım.
Kafamı boşluktan uzatıp içeriye baktığımda burada olduğunu görmemle içeriye girdim. Karşısındaki bilgisayardan bir şeylere bakıyordu.
"Akşam çocuklar da buraya gelsin mi.? Yemek yeriz." Laptopun kapağını kapatıp ayağa kalktığında yanıma doğru yürümesiyle başımı hafifçe kaldırıp yüzüne bakmıştım.
"Ne oldu.?" Dediğinde dibime kadar girmişti.
"Ne ne oldu.?" Dedim saçmalayarak.
"Yemek ne iş, ne karıştırıyorsunuz siz." Dudaklarım kıpırdayınca kendimi tutamadan gülümsedim.
O ellerini yüzüme koyarak beni kendine bastırdığında dudağımından öpmüştü.
"Yemeğe kalamayız hatta şu an çıkmamız lazım acil bir işim çıktı eve gideceğiz."
Omuzlarım düştüğünde o benden ayrılıp masadaki telefonunu aldı ve elimi tutarak odadan çıkmamızı sağlamıştı.
Annemle Rüya'ya eve gideceğimizi söyledikten sonra hızlı bir şekilde yola çıkmıştık.
Eve geldiğimizde biraz annemle mesajlaştım.
Planı başka bir güne kaydırmıştık.
Emir geldiğimiz gibi Yusuf ve Serhat'la çalışma odasına geçtiğinden dolayı tek başıma odada dizi izleyip bir kaç maile cevap veriyordum.
Odamın kapısı tıklatıldığında hemen açılmıştı.
Emir gelmişti.
Gülümsediğimde hızla yatağa gelip beni kucağına oturttu.
Boynumu öptüğünde elim yüzündeydi.
"Çıkmam lazım...sabaha doğru geleceğim." Yüzüm düşmüştü.
"Beni buraya getirip gidiyorsun." Dediğimde boynumdan tekrar öptü.
"Özür dilerim güzelim, önemli olmasaydı gitmezdim. Bizimle ilgili planlarım vardı, bahçeyi hazırlatmıştım ama gitmem lazım."
Bahçeyi mi hazırlatmıştı.
Bir şey demediğimde bu sefer yüzümün her köşesini öpüyordu.
"Telafi edeceğim söz veriyorum."
"Tamam." Dedim kısık sesimle.
Dudaklarımız birleştiğinde kısa bir süre öpüşmüştük. Ama diğerleri gibi tutkulu değildi.
Uzun tutmamıştı bu sefer.
"Sabah görüşürüz güzelim."
"Dikkatli ol." Dediğimde son kez alnımdan öperek odamdan çıktığımda duyduğum araba sesleriyle gittiğini anlamıştım.
O gittikten sonra duşa girip bir kaç habere baktım.
@MAGAZİNEKİBİ
EMİR AKSOY VE DURU AKSOY ÇİFTİMİZİN BEBEK BEKLEDİĞİ ÖĞRENİLDİ. İDDİALARA GÖRE DURU AKSOY 2.5 AYLIK HAMİLEYMİŞ. SİZCE BU BEBEK EVLİLİKLERİNİ TOPARLAMAYA YETECEK Mİ.? BİLİYORSUNUZ AKSOY ÇİFTİNİN ARASI PEK İYİ DEĞİL DEMİŞTİK...DURU AKSOYUN BEBEK HAMLESİ EMİR AKSOY'U KENDİSİNE BAĞLAMAYA YETECEK Mİ.?
316.836 beğenme. 23.628 yorum
@instagramkullanıcısı: OHAA
@instagramkullanıcısı: lan hamile miymiş.
@instagramkullanıcısı: klasik kadınların bağlama yöntemi.
@instagramkullanıcısı: Emir boşan.
@instagramkullanıcısı: şaka mı haber
@instagramkullanıcısı: Oha inanmıyorum.
@instagramkullanıcısı: arkadaşlar yalan haber.
@instagramkullanıcısı: Emir baba mı oluyor ve annesi ben değilim.
@instagramkullanıcısı: Emir bundan çocuk yapmaz yalandır haberler.
@instagramkullanıcısı: Lan en sevdiğim çift anne baba mı oluyor şimdi oha.
@instagramkullanıcısı: Bu sayfa hiç güven vermedi aq.
@instagramkullanıcısı: Ben şok.
@instagramkullanıcısı: EMİR BENİ NEDEN ALDATTIN.
Saçma sapan haber başlıkları ve yorumları görmemle fazla okumadan siteden çıkıp kendimi uykunun kollarına atmıştım.
Gelen gürültülü seslerle sıçrayarak uyandığımda gözlerimi kapatıp açtım.
Aşağıdan gelen kırılma sesleriyle hemen koridora çıktım.
N'oluyordu.
"Yukarıya bakın hemen getirin kadını." Gözlerim kocaman açılmış bir şekilde tekrar odama geçip şarja taktığım telefonu elime aldığımda ekranda gördüğüm aramaya tıklayıp koşarak odadan çıktım ve koridorun sonundaki çalışma odasına girdim.
Her zaman kilitli olan oda açıktı.
Emir açık bırakmıştı.
"Duru! DURU EVDEN ÇIK HEMEN."
"Emir evde birileri var." Dediğimde gelen bağırma sesleriyle çalışma odasının banyosuna girdim. Kapısı duvar gibi olduğu için ilk görüldüğünde belli olmuyordu.
"Duru." İnleyerek ismimi söylediğinde arkadan ona bağırıyorlardı.
"Üst kata çık çabuk."
"Çatı katına mı.?" Dediğimde banyodan çıkmıştım.
"Duru çabuk ol güzelim çabuk ol." Artık bağırmıyordu.
"Emir." Dediğimde koridoru kontrol ederek yürümeye başlamıştım. Elimdeki telefon titremeye başladığında kapandığını anlamıştım.
Korkarak merdivenlerden çıkarken önüme gelen ilk odaya girdim ve titreyen ellerimle iki dakikadır çalan telefonumu açtım.
"Emir." Dedim korkulu sesimle.
"Geliyorum güzelim. Geliyorum...çok uzağım Duru. Orospu evlatları her şeyi ayarlamışlar çok uzağım!." Bir yere vurulma sesleri gelirken alt kattan da aynı şekilde kapı kırılma sesleri geliyordu.
"Yukarı çıkıyorlar." Dediğimde Emir'in nefes sesini duymuştum.
"Banyo dolabının içindeyim burada bulamazlar."
Bir kaç saniye sadece derin bir nefes sesi geldiğinde onun beni sakinleştirmemesiyle boku yediğimi anlamıştım.
"Seni alacaklar Duru." Dudaklarım titrediğinde konuşmadım.
Bacaklarımı kendime daha çok çektim.
"Korkma Yusuf eve yakın, sizi takip edecek...Seni aldıklarında adamlara bak ve bağırarak bana onları tarif et."
Konuşmadım.
"Bana güveniyor musun.?"
"Evet." Dedim anında.
"Sana bir şey olmasına izin vermeyeceğimi de biliyorsun değil mi.?"
Konuşacağım sırada yatak odasının kapısı açılmıştı.
"Emir geldiler." Sesim fısıltı gibiydi.
"Telefonu cebine koy ve geldiklerinde bağırarak konuş...sakin ol benim karıma zarar vermeye cesaret edecek bir piç yok bu ülkede."
"Emir." Dedim ama banyonun kapısı sertçe açıldığında elimle ağzımı kapattım.
Telefonu pantolonum ve karnımın arasına koyup tshirtle kapattım.
Duşa kabinin camı kırılıp büyük bir gürültü oluşturduğunda nefesimi tutmuş korkuyla bekliyordum.
Bir şeylerle yere vuruyorlardı ve ben korkudan bayılmak üzereydim.
Adım sesleri uzaklaştığında elimi ağzımdan çektim.
"Gittiler Emir." Telefonu elime aldığımda Emir bağırmıştı.
"Telefonu eline alma.!"
Telefonu aynı yere koyacağım an içinde olduğum dolabın kapısı kırılırcasına açıldığında benim evi inletecek kadar sesli çığlık atmam bir olmuştu.
Önümde dikenli bir şekilde duran sopanın ucuna baktıktan sonra omzumdan tutulup dolaptan çıkartıldım.
Telefon yere düşmüştü.
Adamlar siyah maske takmışlardı.
"Maskeleri var.! Yüzleri kapalı.!" Adam çenemi sıkıp ağzımı kapattığında beni banyonun duvarına doğru fırlatmıştı.
Yere düştüğüm gibi tenime batan camlar her yerimi kesince inlemem banyoda yankılanmıştı. Kolumdan akan kanlar yeri ıslatmaya başladığında başımı kaldırıp adama baktım.
Telefona doğru eğildiğinde içeriye birisi daha girdi.
"Sarışın takım elbiseli yanağı yanık birisi var.! gözü yeşil.!" Adam ne olduğunu anlamamış gibi hızla yanıma gelip ağzımı kapattığında telefonumda duvarla buluşmuştu.
"Ne oluyor Alp." Dedi takım elbiseli adam.
"Emir Aksoy telefondaydı kızda bizi ona tarif etti patron."
"Siktir.! SİKTİR AMINA KOYAYIM.!" Takım elbiseli adam belindeki silahı çıkartıp az önce beni bulan adamı bacağından vurduğunda kulaklarımı kapatarak çığlık attım.
"Yapacağınız işi sikeyim lan sizin orospu evlatları."
Silahı bu sefer bana çevirdiğinde gözlerimi kapattım. Beni de vuracaktı.
Omzuma dokunan ellerle çığlık attım.
"Gel bakalım Aksoy'un karısı." Havalandığımda tekmelerimi bu kalıplı adama geçiriyordum ama fayda etmiyordu.
Merdivenlerden hızla inerken adamlarına bağırıyordu.
"Emir bizim olduğumuzu biliyor gidiyoruz...mekanı kapatın çabuk.!"
Dışarı çıktığımızda kapının önünde ölü gibi yatan korumalarla gözlerimden yaşlar aktı. Adama var gücümle tekme attığımda bağırarak inlemişti.
Arabanın yanına geldiğimizde bu tarafa bakan kameralara baktım.
Çok korkuyordum.
Öldürecekti bunlar beni.
Emir'de gelmemişti ve ölecektim.
Yaşadığım korkuyla arabaya binmeden adamın elinden kurtulduğumda garaja doğru koşmaya başlamıştım.
Tüm korumalar silahlarını çıkartarak arkamdan gelirken ben ölüm korkusuyla konuşuyordum.
Silah sesiyle kalbim duracak gibiydi.
"Öldürteceksin kendini kadın.!" Adam arkamdan gür sesiyle bağırdığında kameradan haberleri olmadığını anlamıştım.
Emir her yere gizli kamera yerleştirmişti ama bu adamların onları bulup bulmadığına emin olduğu için tarif etmemi istemişti.
Gizli kameralar çalışıyordu.
Tekrar gelen silah sesiyle adımlarım durdu.
Bana doğru sıkmışlardı.
Havaya değil. Doğrudan bana sıkılmıştı.
Korkutmuyorlardı. Öldüreceklerdi beni.
Korkudan çığlık bile atamıyordum.
Arkamı dönüp baktığımda hepsinin durup bana silah tuttuğunu görünce onlara bakarak geri geri adım attım.
Sarışın adam gülerek bana doğru gelmeye başladığında korkuyla tekrar arkamı dönerek koşmaya başlamıştım ki kolumun kenarından bana değerek geçen kurşunla yere yapışmam bir olmuştu.
Ölü gibi yüz üstü yerde yatarken gözlerimi kapattım.
Yanıma bir adam geldi.
"Abi, kız bayılmış." Kolumu kontrol etmek için sert bir şekilde çektiğinde gülmüştü.
"Vurulmuş." Kolumun acısını hissetmemem normal miydi bilmiyorum ama çok korkuyordum.
Kanın aktığını hissediyordum ama acı yoktu. Havalandığımda beni taşıyan adam yürümeye başlamıştı.
"Atın orospuyu içeriye." Araba kapı sesi duyunca gözlerimi açarak beni tutan adamın yüzüne dirseğimi geçirip bacağına tekme attığımda acıyla bağırıp beni bırakmıştı.
Ayağa kalktığımda bu sefer çıkışa doğru koşuyordum.
Arkamı dönüp kontrol ettiğimde sarışın adamın durup rahatça bana baktığını görünce adımlarım durdu.
Dışarıda adamları vardı.
Çıktığım an yakalanacaktım.
Etrafıma ve gizli kameralara korkuyla bakarken ensemden aldığım güçlü bir darbeyle gözlerimin önü kararmıştı.
Bedenimi daha fazla taşıyamadığım için yere düşmüştüm. Kolumun acısını sonuna kadar hissederken gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile. Bilincim hızla kapanırken son hatırladığım beni arabaya bindirdikleriydi.
Çenemdeki baskıyla gözlerimi açmaya çalıştım.
Birisi çenemden tutarak beni sarsıyordu.
"Hadi ama güzel kız seninle işimiz var." Duyduklarımla gözlerimi açmak istemedim ama yüzüme dokunan yabancı ellerle gözlerim korkuyla açılmıştı.
Kel ve iri yarı bir adam hemen dibimde dururken ondan uzaklaşmaya çalıştığımda güldü.
Ayağa kalkıp duvar dibine gittiğimde az önce oturduğum sandalyeye bakarak acıyan kolumu tuttum.
Adam sandalyeyi ters çevirip oturduğunda korkuyla ona bakıyordum.
"Selam."
Dalga geçiyordu benimle.
"Hım...pek konuşkan değiliz sanırım."
Sandalyeden kalktığında kendimi duvara biraz daha bastırdım.
"Sakin ol bir şey yapmayacağım...sadece anlamaya çalışıyorum...Emir Aksoy seninle neden evlendi.?"
Kaşlarımı çattım.
Ne demekti bu.
Güldüğünde tekrar adama baktım.
"Diyorum ki benim kardeşimden sonra hayata küsmesi lazımken o kalkıp evlenmiş."
Ne diyordu bu adam.
Ne kardeşi.
Filiz.
Kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktığında düşündüğüm şeyin olup olmadığını anlamaya çalışıyordum.
"Evet güzel kız Filiz'in abisiyim." Baştan sona beni süzdükten sonra dudağının kenarı kıvrılmıştı ama başını hızla yere eğdi.
"Piçe bak sen." Demişti ağzının içinden.
Emir'e söylüyordu.
"Hadi aşağıya gel biraz konuşalım seninle." Kapıya doğru yürümeye başladığında gözlerim korkuyla onu takip ediyordu.
Kapıyı açıp bana baktığında iki elimle de duvara tutunuyordum.
"Aşağıya in." Sertçe konuştuğunda adımlarımı korkuyla atmıştım.
"Geç." Dediğinde hareket etmediğim için beni kolumdan sertçe tutup yürütmeye başlamıştı.
Konuşamıyordum.
Şaşkınlıktan ve korkudan dilim tutulmuştu.
Sağ elimle ağrıyan başımı tuttuğumda elime gelen kanla yüzümü buruşturdum.
Başıma vurmuşlardı.
"Otur ve sakın hareket edeyim deme." Salona geldiğimizde beni sertçe koltuğa doğru iteklemişti.
Kapıdan çıktığında ayağa kalkıp yan taraftaki balkon kapısını açmaya çalıştım.
Kilitliydi.
Siyah fon perdeleri açıp dışarıya baktığımda yenilmişlikle omuzlarım çöktü. Çok yüksek bir binadaydık ve çevrede yok denilecek kadar az ev vardı.
Çok uzaktaydı diğer binalar.
Issız bir yerde olmanın verdiği korkuyla hızla arkamı kontrol ettim.
Kapının orada durmuş bana bakıyordu.
"Aptal mısın kadın sen.!"
Yanıma doğru gelmeye başladığında koltuğun arkasına geçtim.
"Benim elime düşen kaçar mı sandın lan." Az önceye göre daha sinirli olan adamla korkmaya başlamıştım.
"Otur yoksa nefesini keserim." Konuştuğu an kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı.
Gözlerim dolduğunda dişlerimi sıktım.
Ağlamayacaktım.
Emir'in eski nişanlısının abisi tarafından kaçırılmıştım.
"OTUR.!" Sıçradığımda dediğini yaparak koltuğun kenarına yerleştim.
"Abi." Kapıya döndüğümde Emir'e tarif ettiğim sarışın ve yanağında iz olan adamı gördüm.
Göz ucuyla bana baktıktan sonra hemen kel adama döndü.
"Çık dışarıya." Dedi sarışın adama.
"Abi Emir kadını bizim kaçırdığımızı biliyor...Filiz hanımın yanına gitmiş." Kel adam bana sinirle bakmaya başladığında onunla göz göze gelmemek için başımı eğdim.
"Filiz'in haberi var mı.?"
"Var abi." Dedi yanağında iz olan adam.
"Ara sor Aksoy neden yanına gitmiş."
"Eve saldırı yapmış abi...Filiz hanım bacağından yaralanmış." Filiz'in abisi diğer adamı dinlerken sakinliğini kaybedip önümüzdeki sehpaya tekme attıktan sonra yan taraftaki tabloları da deviriyordu.
"Filiz'in yanına git bir şeyi var mı bak hemen." Dedi sert sesiyle.
"Emir Aksoy az önce evden ayrılmış, Filiz hanımın durumu iyi bacağına pansuman yapılmış ama Emir buraya geliyormuş." Kel adam derin bir nefes alıp sinirle bana doğru geldiğinde kolumdan tuttuğu gibi sertçe kaldırınca kolum kopacak sanmıştım.
Acıyla yüzümü buruşturduğumda dış kapıyı açmıştı.
"Senin bizi tarif eden ağzını sikerim lan.!" Çenemden tutup yüzüme doğru bağırdığında gözlerimi kapattım.
Konuşmuyordum ve konuşmayacaktım da.
"Celal.! Arabaları kapıya getirin gidiyoruz hemen."
"Tamam Kaan bey."
Beni tutan adamın yani Filiz'in abisinin adı Kaan'dı.
Yanağında iz olan adamın adı da sanırım Celal'di.
Kolumdan akan kanı hissettiğimde ağlamak istemiştim.
Kaçarken kolumdan vurulduğum yeni yeni aklıma geliyordu.
Kanım attığımız her adımda yere damlarken Kaan şerefsizi bunu fark etmiş olmalı ki durup bana ve her yere damlayan kanıma baktı.
"Geç." Dedi bağırarak asansör açılınca.
Asansöre bindiğimizde 38.katta olduğumuzu gördüm.
Yaramın üstünü sıkmasıyla acıyla inledim.
"Akıllı ol yoksa gözünü de aynı bu şekilde oyarım." Parmaklarını yaranın üstünden çektiğinde acıdan dolayı gözlerimden yaşlar akıyordu.
Geçen bir kaç dakikadan sonra asansörün kapıları açıldığında yine beni çekiştirerek dışarıya çıkartmıştı.
Korumaların arabanın kapısını açmaları ve içine atılmam saniyeler içinde olmuştu. Arabaya binmemizden bir kaç dakika geçtiğinde Kaan denilen adamın sesini duymuştum.
"Filiz." Kolumu tutarken duyduğum isimle arabayı süren kaan'ın konuşmasını dinlemeye başladım.
"Bir şey yaptı mı.?"
Dikiz aynasından bana baktığında hızla gözlerimi kaçırdım.
"Burada...biraz sorguya çekecektim ama Emir buraya geliyormuş." Biraz daha hızlanmıştı.
"Tamam Filiz onu da öğrenirim tamam abim."
Bu iki psikopatın konuşmaları önümüzdeki aracın bize doğru kırmasıyla sonlanmıştı.
"Siktir." Dediğinde arabayı sert bir frenle durdurup geldiğimiz yöne dönmesiyle tekrar hızlandı.
Torpidodaki silahını çıkarttığında arkaya sıkacağı sırada bu sefer önümüzdeki beş araçla durmak zorunda kalmıştı.
Yanımdaki adam sıkıştığını anlamış gibi hiçbir şey yapmıyordu.
Ortadaki arabanın önünde elleri pantolonunun cebinde öylece araca bakan Emir'le kapımı yavaşça açıp kendimi dışarıya attım.
Yan tarafta olduğum için Emir benim indiğimi görmemişti ama indiğim arabanın önüne geldiğimde beni bulan gözlerle ellerini cebinden çıkartıp yanıma yürümeye başlayınca gözümden akan yaşlarla beraber ona doğru koşmaya başlamıştım.
Emir'de hızla koşmaya başlayınca elimi yaralı kolumdan çekip boynuna doladığımda beni sıkıca kolları arasına almıştı.
"Ağlama geldim...ağlama buldum seni." Saçlarımı okşarken kendimi tutamadığım için daha sesli ağlamaya başlamıştım.
Emir'in adamları arkamızdaki araca silahlarını çekerek dururken biz kaosun ortasında sarılıyorduk.
"Bir şey yaptılar mı.? İyi misin.?" Yüzümü görmeye çalıştı ama izin vermeden sadece ona sarıldım.
O da nefes nefeseydi.
Başıma onun eski nişanlısı yüzünden bunlar gelmiş olsa da sığındığım ilk kişi Emir'di.
"Duru." Dedi sertçe ama diyeceği şeyden vazgeçmiş olacak ki susarak alnımdan öptü.
"Kurşunlayın şunun arabasını." Emir konuştuğu an talimatı alan adamlar indiğim arabayı kurşun yağmuruna tutarken Emir beni kucağına alarak yürümeye başlamıştı.
Bacaklarım iki yandan sarkarken başımı göğüsüne gömmüştüm.
"Kapıyı aç." Demişti birine.
Bir yere oturtulduğumda sonunda göz göze gelebilmiştik.
Arkadaki arabaların birinin ön koltuğunda oturuyordum.
Emir sanki beni vurduklarını biliyormuş gibi gözlerime bakarak kolumu yavaşça kendine çektiğinde acıyla yüzümü buruşturdum.
Gözleri anında koluma kayarken dişlerini sıkarak tshirtümün önünü biraz yırtarak yaralı kolumun üstünü bağlamıştı.
"Yiğit temiz bir şey getir hemen.!" Yanımızdaki adama bağırdığında gitmişti.
Parmaklarını yanağımda hissedince az önce acıyla kapattığım gözlerimi açtım.
"Başka bir şey yaptı mı.?" Başımı iki yana salladığımda sanki rahatlamış gibi beni kendine çekip başımın göğüsüne değmesini sağlamıştı.
Ben otururken o hala ayakta olduğu için başım anca karnının biraz üstüne geliyordu.
Saçlarımı okşayan elleri sırtımı da okşarken dediği şeyleri duyamıyordum.
"Yaranı saralım hemen hastaneye gideceğiz." Tepki vermediğimde derin bir nefes aldı.
"Sesini duyabilir miyim.?"
Cevap vermedim.
Beni tekrar kendine çekip sarıldığında silah sesleri durmuş şimdi de kulağımıza bağırışma sesleri geliyordu.
"Bırak lan.!"
Kaan'ın sesini duyduğumda farkında olmadan Emir'e daha sıkı sarılmış olmalıyım ki beni kendinden uzaklaştırıp sertçe yüzüme baktı.
"Bir şey mi yaptı. Konuş artık delirmek üzereyim.! Konuş Duru." Sert çıkan sesiyle başımı iki yana salladım.
Dudakları dudaklarımı bulduğunda elimi ensesine atarak öpüşüne karşılık vermiştim.
"Söyle...sesini duymam lazım bir şey söyle." Saçlarımı okşayarak alnımdan çekiyordu.
Tam o anda karşı taraftan gelen bir araba sertçe fren yapınca Emir'in gözü saniyelik oraya kaydıktan sonra bana bakmıştı ama araba tanıdık gelmiş olacak ki tekrar yan tarafa baktı.
Ben onu izlerken o karşı arabadan çıkan kişiyle bakıyordu.
Filiz'e.
Kısa boylu esmer kadın topallarak arabadan indiğinde gözleriyle etrafı biraz tarayıp aradığını bulmuştu.
Emir'i.
Emir ona bakarken yüzünden hiçbir şey anlayamamıştım.
Öylece karşımızdaki kadına bakıyordu.
Benim yanımda.
Filiz bize doğru gelmeye başladığında Emir bana doğru eğilip son kez alnımdan öptükten sonra kapımı kapatıp ona doğru sinirle yürümeye başladığında hayalkırıklığına uğradım.
İçimde bir şeyler kırılmıştı.
Gözlerim dolu dolu yanımdan giden adamın arkasından bakarken bakışlarım onun yanına gelip hararetle bir şeyler anlatan kadına kaydı.
Emir elini saçlarından geçirip yan tarafa döndüğünde sinirlendiğini anlayabiliyordum.
Filiz her ne anlatıyorsa onu sinirlendirmişti.
İşin tuhaf yanı Emir'i kimse kolay kolay sinirlendiremezdi.
Onu çok iyi tanıyan birisi hariç. Yani Filiz.
Ellerimle yüzümü kapatıp bir kaç saniye başım eğik durduktan sonra aktığını yeni fark ettiğim gözyaşlarımı sildim.
Emir büyük aşkı Filiz'le karşı karşıya konuşurken ben onları izliyordum.
Yavaşça arabanın kapısını açıp indim.
Emir karşısındaki kadını dinlerken çıkan ayak seslerini duymamıştı bile.
Filiz'in gözleri saniyelik bana takıldığında tek kaşını kaldırıp beni baştan aşağıya süzmüştü.
Emir omzunun üstünden buraya doğru bakacağı sırada Filiz onun yanağına elini koyarak kendisine bakmasını sağlayınca ayaklarım geri geri gitti.
Arabadan Emir'in telefonunu alarak yürümeye başladığımda olay yerinden uzaklaşmıştım.
Fark etmemişti bile.
Kendimi tutamadan sesli bir şekilde ağlamaya başladığımda elimde çalan telefonu açtım.
"Abi noldu.? Kaan piçini paket ettiniz mi.? Duru iyi mi.?" Yusuf'un sesiyle boğazımı temizledim.
"Duru.? Sen misin.?"
"Yusuf hiçkimseye haber vermeden atacağım konuma gelir misin.?"
"Duru abime söy.."
"Lütfen." Sesim o kadar çaresiz çıkmıştı ki Yusuf cümlesini bitiremedi.
"İyi misin.?" Hıçkırdığımda bir elimi ağzıma bastırdım.
"Hemen gelir misin Yusuf konumu attım." Ağlayarak kurduğum cümleden sonra Yusuf beni oyalamak için bir şeyler söylerken ben ağlayarak yürümeye devam ediyordum.
Filiz'le karşımda konuşmalarına üzülmüştüm.
Çok üzülmüştüm.
Kalbimin kırıldığını iliklerime kadar hissettiğim bir an yaşamıştım. Bana bakmadan kapımı kapatarak büyük aşkının yanına gitmişti.
Tekrar hıçkırdım.
Emir fark etmese de beni çok üzmüştü.
Bu kadar üzüleceğimi tahmin dahi etmezdim ama benim yanımdan Filiz'e gitmesi kalbimi ağrıtmıştı.
Arkamdan gelen ışıklarla yol kenarındaki ağaçların arkasına geçtim.
"Arkadan arıyorlar. Abim her yerde seni arıyormuş." Yusuf'u dinlerken önümden son hız geçip giden arabanın arkasından bakıyordum.
Emir'in arabasıydı.
On dakika sonra fark etmişti yokluğumu.
Burukça dudaklarımı büzdüm.
Aptalın tekiydim.
Çok aptalım.
Gözyaşlarımı silip elimdeki telefona baktım.
"Yusuf." Dediğimde gelen ışıklarla tekrar sol tarafa baktım.
Korumalar Emir'in arkasından gidiyorlardı.
Emir kadar hızlı olmasalarda onlarda hızlıydı.
"Yenge.!" Yusuf'un sesiyle telefonu tekrar kulağıma tuttum.
"Buradayım." Dedim sessizce.
"Serhat aradı evdeki korumaların hepsini abim çağırmış seni arıyor...tekrar kaçırıldığını düşünüyor."
"Aptal." Dediğimde ıssız yolda artık korkarak yürüyordum.
Az önce Emir'in arkamda olduğunu bilerek yürürken şimdi korkmaya başlamıştım.
"Yusuf neredesin."
"Konuma beş dakikalık mesafem kaldı sen bir yerde dur ve görünme." Burnumu çektim.
"Emir'e söylersen bir daha asla konuşmam seninle."
"Tamam diyorum Duru.!" Bağırdığında onun da gergin olduğunu anlamıştım.
Emir'den gizli bir iş yaptığı için sinirliydi.
"Bağırma bana.!" Ben de ona bağırdığımda bir daha konuşmadı.
"Filiz'e de böyle bağırıyor muydun yoksa bana mı özel...ben anlaşmalı yengen olduğum için bağırırsın tabi ki ama Filiz öyle miydi o senin gerçek yengendi ona bağırır mısın hiç." Ağlamaya başladığımda Filiz ve Emir'i yan görmenin beni bu kadar etkilemesine şaşırmıştım.
Kabullenemiyordum.
Beni bırakıp ona gitmesini düşünüp kafayı yiyordum.
"Filiz'i mi gördün sen."
"Sana ne.! Ne yapacaksın gördüysem....Emir o kadını görünce benim yanımdan onun yanına gitti." Burnumu çektiğimde ağlıyordum da.
"Kadının abisi beni kaçırıyor ama Emir o kadını gördüğü an yanına gitti Yusuf. Beni arabada bırakıp büyük aşkının yanına gitti." Elimi dudaklarımın üstüne koysam da ağlama sesim ona gidiyordu.
Beni sevdiğini söylemeleri yalandı.
Filiz gelince bana planını hisleride bitti.
"Defolsun gitsin." Kısık sesle söylediğimde ağlamam artmıştı.
"Ağlama bir açıklaması vardır."
"Olamaz." Dediğimde önümdeki ışıklarla tekrar konuştum.
"Gelen araba sen misin.?"
"Benim." Dedikten bir kaç saniye sonra önümde durup indiğinde yanıma gelmişti.
Beni kırmızı gözlerle görmeyi beklemiyor olacak ki şaşkınlıkla baktı. Emir'in telefonunu ona doğru fırlatıp arabaya bindiğimde o hala dışarıdaydı.
Attığım telefonu yerden aldıktan sonra yanıma geçmişti.
"Duru bak yanl.."
"Susar mısın Yusuf."
Yusuf bıkkın bir nefes alıp arabayı çalıştırdığında ağrıyan başımla beraber gözlerimi acıyla yumup cama koydum.
Telefonu çaldığında anında açmıştı.
"NERDESİN LAN SEN.!" Duyduğum sesle beraber başımı camdan çektim ve dikleşip telefonun ekranına baktım.
"Abi geliyorum depoya doğru."
"Sikerim lan yollarını yarım saat oldu.! Duru yok.!"
Başımı tekrar cama koydum.
"Abi...Duru be.." Yusuf'un omzuna vurduğumda sinirle ona bakıyordum.
"Seninle mi.?" Emir konuşurken ben Yusuf'a vurmakla meşguldüm.
"Özür dilerim abi haber vermemi istemedi...iyi değil." Yusuf'a hayal kırıklığıyla bakıp önüme döndükten sonra bugün yediğim diğer kazıkla beraber az önce duran yaşlar tekrar aktı.
"Yanında mı şu an.!" Emir'in sesi hem sakin hem de sinirliydi.
Omzularım sarsıldığında elimi hızla dudaklarıma bastırdım.
"YUSUF."
"Benimle abi."
Yusuf'la bir daha asla konuşmayacaktım.
"Seni mi aradı.? Nerdeydi.?."
"Filiz hanımla konuştuğunuz yerin biraz ilerisinde beni bekliyordu abi." Yusuf'un sesindeki imayla kaşlarımı daha da çattım.
Filiz hanım mı diyordu.
"İyi mi.? Telefonu ona ver."
O tarafa dönmedim.
"Abi, yenge seninle konuşmak istemiyor." Dayanamayıp Yusuf'un omzuna bir kere daha vurduğumda başımı tekrar cama yaslamıştım.
Emir bir kaç saniye nedenini düşünmüş olacak ki konuşmadı.
"Hastaneye götür ben de oraya geçiy.." Emir konuşurken uzanıp kırmızıya bastığımda Yusuf telaşla bana döndü.
"Ne yapıyorsun yenge abim öldürür beni." Telefona uzanırken elini itekledim.
Telefon tekrar çalmaya başladığında kendime doğru tuttum.
"Abinle benim yanımda konuşma. Açelyalara bırak beni."
Arabayı durdurup elimdeki telefona uzandığında pencereyi açıp telefonu dışarıya fırlattım.
"Duru.!"
"Sana sesini duymak istemiyorum diyorum.!"
İkimizde birbirimize bağırırken bu sefer onun cebindeki telefon çaldı.
Emir'in telefonu.
"Açarsan kendimi arabadan atarım Yusuf." Yusuf ciddiyetimi anlamış olacak ki arabayı tekrar yola çıkarttı.
Uyuşan kolumu ovup başımı yine cama yasladım.
O kadar ağrıyordu ki tutamıyordum artık.
Başım dönmeye başladığında arabanın koltuğuna damlayan kana baktım.
Kolumdan geliyordu.
Kan kaybettiğim için etrafı artık bulanık görmeye başlamıştım.
"Yusuf."
"He yenge."
"Açelyalara götür beni."
"Sonra abimde benim ırzımı siksin." Dediğinde yüzümü buruşturup üşüyen bedenimi kolumla sarmaya çalıştım ama gücüm yetmedi.
"Arkada ceket var üstüne al."
Gözümü açmaya halim olmadığı için pozisyonumu bozmadım.
Klimadan gelen soğuk havayla daha çok üşümeye başladım.
"Yusuf." Sesim nasıl çıktı bilmiyorum ama Yusuf arabayı durdurup alnıma dokunduğunda telaşla bana seslenmeye başlamıştı.
Onu bazen duyuyordum.
"Abi, Duru kötüleşti bizim hastaneye götürüyorum...ev yolundaydım on dakika sürer...telefonumu arabadan attı." O konuşurken bilincim artık komple gitmişti.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldı.?
Duyurular için buradan ve instagram hesabımdan beni takip edebilirsiniz.
Oy sınırı 400
Yorum sınırı 200
Sizi seviyorum ve kocaman öpüyorum.
