Sahte ve Gerçek kitap kapağı

37. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

36. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 36. BÖLÜM

Duyurular ve alıntılar için beni instagramdan takip edebilirsiniz hesabım: minabuse_

Oy sınırı 1.3k
Yorum sınırı 700
(Sınır geçtiğinde bölüm gelecek)

Yeni bölüm alıntısı birazdan instagram hesabımda.

KEYİFLİ OKUMALAR

"Babaannem sen niye böyle yapıp bizi üzüyorsun."

"Annemle babam beni almadan gitmişler babaanne." Arka taraftan dolanıp bahçeye girdiğimizde Rüya ve annemin sesiyle gülümseyip elimi tutan adamın koluna girmiştim.

Mezarlıkta bir kaç saat daha kalıp yola çıkmıştık ama kahvaltı saatini biraz geçirmiş olmalıyız ki Rüya'nın huysuzlanmalarını duyuyorduk.

"Ama sende kaynana gibi onları mı gözlüyorsun yavrum." Annemin söylediğine gülerken Emir'e baktım.

O bir kolunu omzuma atıp beni iyice kendine çektiğinde kolundan çıkıp elimi beline doladım.

"O ne demek ki.?" Dedi minik kızımız.

"Benim görevimi diyorum, sen mi üstlendin."

Rüya oflamıştı.

"Görev ne babaanne."

"Amcam hadi kahvaltını yap sonra seni lunaparka götüreyim hem Kaan'ı da alırız." Serhat'ta buradaydı.

Bir kaç adım daha atıp hepsinin görüş açısına girdiğimizde bizi ilk gören annem olmuştu.

Tedirgin bir şekilde bana bakarken gülümsediğimde yüzünde şaşkın bir ifade oluşmuştu.

"Hoş geldiniz çocuklar." Diyip ayağa kalktığında Emir saçlarımı öpüp kolunu benden çekti ve ona küs bakan kızımıza doğru yürümeye başlamıştı.

Serhat ve Yusuf'da bana tedirgin bir şekilde bakarken onlara da hafifçe gülümseyip annemin yanındaki sandalyeye oturdum.

"Nereye gittiniz.? Rüya'nın yanından mı geliyorsunuz.?" Başımı salladığımda hemen elimi tutmuştu.

"Bize niye söylemediniz beraber giderdik."

"Biz Emir'le barıştık." Dedim içimde tutamayarak.

Gözleri dolduğunda gülümsemişti.

Elimdeki elini çekip dolan gözlerini yan dönerek silmeye çalıştığında koluna dokundum.

"Baş başa konuşabilir miyiz müsait bir zamanda." Bana bakmadan başını salladığında onun yaptığı gibi elini sıktım.

Sadece Emir'e değil ona da yanlış yapmıştım.

Rüya'yı ilk bir yıl ona da göstermemiştim. Her gün gelmesine rağmen kızımla kendimi odaya kilitleyip çıkmadım.

Söylediğim şeyleri hatırlamak bile istemiyordum.

"Katilin annesisin git evimden!"

Derin bir nefes verip önüme döndüğümde karşımdaki manzaraya döndüm.

Emir kızımızı boynundan öperek gıdıklanmasına sebep olduğu için kahkahalarla güldürüyordu.

"Baba!" Çığlık çığlığa gülerken ben de gülümsedim.

Rüya'nın ölüm yıldönümünde ilk defa ağlamıyordum. Gülüyordum. Yemek yiyordum.

Normalde şu an mezarlıkta içim dışıma çıkana kadar ağlamam lazımdı ama karşımdaki adam buna izin vermemişti.

Rüya'nın öldüğü gün Emir beni tekrar hayata döndürmüştü.

İkisinin kıymetini artık daha çok biliyordum.

Sadece ikisinin değil. Annemin, Serhat'ın, Yusuf'un...ailemin kıymetini anlamamı sağlamışlardı.

Yanımda öz ablam bile yokken onlar vardı.

Kaza yapmama rağmen iyi miyim değil miyim diye arayıp sormayan bir ablam vardı. Onun aksine bir saniye bile beni yalnız bırakmayan yedi kat yabancı arkadaşım vardı. Gaye.

Annemleri saymama gerek bile yoktu.

Bana her saniye laf sokan Serhat ve Yusuf bile bir an yanımdan ayrılmamıştı.

Önüme bırakılan tabakla sol tarafıma döndüm.

Annem tabağıma her çeşit kahvaltılık koymuştu.

"Sağ ol." Dedim gözlerine minnetle bakarken.

Ona konuşmadan sesli bir şekilde anne demeyecektim. Eğer beni affederse eskisi gibi çekinmeden söyleyecektim.

"Bunu da atalım...aferin benim güzelime."

Emir minik cadıya yemeğini yedirip önündeki portakal suyunu içirirken ben de tabağımdakilerden yiyordum.

"Annem sana dinozor dedi." Rüya'nın söylediğiyle birlikte gözlerim kocaman açıldığında elimle ağzımı kapattım.

Yusuf kahkaha attığı an Emir'in başı ona dönünce susmuştu.

"Dinozorlar artık yoklarmış baba...sen hariç!" Eliyle onu gösterip sevinçle ve sesli bir şekilde konuştuğunda Yusuf sandalyesinden kalkıp koşarak görüş açımızdan çıkmıştı.

Serhat kıpkırmızı olurken ben hala elimle ağzımı kapatıyordum.

"Annenin dili çok açılmış bir tanem." Onu saçlarından öptüğünde başımı eğip dudaklarımı birbirine bastırdım.

Rüya her gün beni ispiyonlamazsa rahat uyuyamıyordu sanırım.

"Çok çok." Dedi annemde oğluna katılarak.

Rüya'ya baktığımda gülen suratı hemen yerini telaşa bıraktı ve eliyle ağzını kapatıp gözlerini kocaman açtı.

"Bu annemle benim aramdaydı." Ona gözlerimi kısarak ve kaşlarımı çatarak baktığımda başını Emir'in göğüsüne gömmüştü.

Deve kuşu.

"Anlat Rüya, söylediğim her şeyi anlat." Sesim kısıktı.

"Günaydın." Duyduğum sesle beraber hızla arkamı döndüm. Tek ben değil Serhat'ta arkasını dönmüştü.

Gelen kişiler baya ilgisini çekiyordu. Gaye ve Kaan.

"Günaydın." Dediğimde yan tarafta ayakta durmuşlardı. Kalkıp Gaye'ye sarıldım.

"Kaan." Rüya babasının kucağından arkadaşına seslendiğinde Kaan ona elini sallamıştı.

"Çocukları götürmeye gelmiştim ama.." Tedirgin bir şekilde bana baktı.

Bugün normalde ben mezarlıkta olduğum için Gaye Rüya'yla Kaan'ı alıp ikisini akşama kadar gezdiriyordu.

Geçen sene annem Rüya'yı götürmek istemişti ama ben istememiştim.

Dediğim gibi onun da hakkını az yemedim.

"Gelin kahvaltı yapalım." Yanımdaki boş olan sandalyeyi çektiğimde Kaan'ı oturtmuştum.

"Biz yaptık kahvaltımızı ben Rüya'yı almaya gelmiştim ama anlaşılan artık gerek yok." Diyip omzumu okşadığında gülümsedim.

Başımı iki yana salladığımda gözlerimde dolmuştu.

"Gerek yok artık Gaye." Kocama gülümsemişti arkadaşım.

"Bugün seni yemek yerken gördüm ya ölsem gözüm açık gitmez." Bizi Kaan dışında kimse duymuyordu.

Kolumu tutan elinin üstüne elimi koydum.

"Biz barıştık." Dedim heyecanla.

Gaye eliyle ağzını kapattığında sevinçle birbirimize bakıyorduk.

"Kaan portakal suyu ister misin.?" Serhat'ın sesiyle Gaye göz ucuyla ona baktı. Kaan zaten ona seslenen adamınnyanına doğru gidiyordu.

Yerime oturduğumda o da Kaan'ın kalktığı yere oturup bana döndü.

"Çok sevindim...gerçekten çok sevindim." Emir'e baktıktan sonra bana döndü.

"Sen iyisin ama kocan da adam çıktı." Kahkaham bahçede yankılandığında hemen Emir'e baktım.

O zaten beni izliyordu.

Dudağının kenarı kıvrılarak.

Minik kızımla konuşmalarımız dışında üç yıldır ilk defa içten bir kahkaha atmıştım.

Zaten orada anlamıştım asıl aşamadığım olayın kardeşimin değil Emir'in olduğunu.

Ben bunca yıl Emir'e yaptığım şeyden dolayı bu kadar çok acı çekiyormuşum...yanımda olmadığı için, onu göremediğim için.Kardeşim için de tabi ki acılıydım ama bunu üç yılda atlatmıştım.

Atlatamadığım şey Emir'di.

Ona haksız yere ettiğim ihanetti.

Bedenim kuş gibi hafiflediğinde bunun farkına yeni yeni varıyordum.

Rüya benim canımdı, meleğimdi ve her zaman öyle kalacaktı. Ama o gitmişti ve ben artık bunu kabullenmiştim.

Emir ve kızıma haksızlık edemezdim. Kendime gelmem lazımdı.

Ailem için yaşamam lazımdı.

Hep beraber kahvaltımızı yaparken Oğuz Kaan'ı görmek için geldiğinde Gaye kalkmak zorunda kalmıştı. Serhat onlarla beraber gittiğinde şimdi masada annem ben ve Emir kalmıştık.

Yusuf hala ortalarda yoktu.

"Duru." Emir'e baktım.

"Ne zaman çıkalım." Diye sordu.

Beraber tekneyle açılacaktık.

Üçümüz.

"Rüya'nın eşyalarını hazırlayayım çıkalım hemen." Ayaklandığımda annemde arkamdan geliyordu.

"Nasıl barıştınız." Dedikodu mod on.

"Ayaklarıma kapandı dayanamadım." İkimizde güldüğümüzde koluma vurmuştu.

"Nereye gidiyorsunuz.?"

"Tekneyle açılacağız...belki bir kaç gün gelmeyiz. İstersen sende bizimle gel." Hemen başını salladı.

"Siz gidin benim zaten işlerim var sürekli sizinle uğraşıyorum..ah ahh nerede o eski Serpil Doğan, resmen genç yaşımda babaanne oldum torun bakıyorum...sizin yüzünüzden flört yeteneklerimi unuttum."

Gülerek Rüya'nın eşyalarını çantaya koyuyordum.

"Çocuklarla Rüya'nın yanına gideceğiz siz çıktıktan sonra." Hareketlerim durmuştu.

Ona döndüğümde elimdekileri bırakıp kollarımı hızla boynuna doladım.

"Teşekkür ederim." Dedim sessizce.

Onun da kolları bana sarılmıştı.

"Rüya benim de kızım sayılır niye teşekkür edip insanı sinir ediyorsun...o hepimizin meleği bunu anla artık."

Başımı sallayıp burukça gülümsedim.

"Biliyorum."

"Kırgın olsanda yaptığın şeyler için teşekkür ettim Rüya için değil."

Sırtımı okşayarak omzumdan öptü.

" Sen hep böyle mutlu ol ben başka bir şey istemiyorum."

Gülümsedim.

Beraber eşyaları çantaya koyduktan sonra hızlıca duş alıp üzerimi giyindim. Hava geceleri artık eskisi kadar sıcak olmadığı için Rüya'ya cekette almıştım.

Aşağıya indiğimde annemin kızıma güneş kremi sürdüğünü görünce gülümseyip Emir'e bakındım.

Ortalıkta görünmüyordu.

"Bitti papatyam."

"Teşekkür ederim babaanne..öpeyim seni bir kere."

Cadı.

"Oy ben sana kurban olurum güzel papatyam benim oh." Sertçe öpmüştü miniğimi.

"Ben de öpeyim." Dedi kollarını babaannesine uzatarak.

"Tamam ben de öpeyim çıkalım artık." Diye araya girdiğimde annem kollarını bana dolamıştı.

"Bir şey olursa arayın..eğer tek kalmak isterseniz haber ver Rüya'yı eve getirelim." Başımı salladım son kez sarılıp. Rüya'sız kalmak istemezdik ikimizde.

"Emir bahçede bekliyor sizi." Başımı salladığımda Rüya'nın elini tutup sonunda dışarı çıkmıştık.

Araba bizim bahçedeydi.

Yusuf ve Serhat'la sigara içerek konuşan adamın gözleri bize takıldığında sigarayı yere atıp söndürdü.

"Amcasının prensesi." Serhat koşarak buraya doğru gelirken Rüya gülüyordu.

"Ben sensiz ne yapacağım iki gün." Demek ki teknede kalacaktık. Kesinleştirmediğimiz için az önce emin değildim.

Emir'e baktım.

Dudağının kenarı kıvrılmış bize bakıyordu.

Serhat Rüya'yı kucağına aldığında ben de Emir'e doğru yürümeye başladım.

"Yenge iki gün yokmuşsunuz iyi tatiller şimdiden."

"Sağ ol Yusuf." Dediğimde Emir kolumdan tutup beni kendine doğru çekmişti.

Sırtım onun göğüsüne yaslıyken kolları arkadan karnıma dolanmıştı ve birlikte kızımıza bakıyorduk.

Serhat'a hararetli hararetli bir şeyler anlatıyordu.

Eliyle dizini gösterip gözlerini kocaman açtığında Serhat kahkaha atıp onu yanağından kocaman öpmüştü.

"Ne anlatıyor yine böyle heyecanlı heyecanlı."

Yusuf'a döndü gözlerim.

"O her şeyi böyle anlatıyor Yusuf." Gülmüştük.

Annem kapıdan bize bakarken Serhat Rüya'yı arka koltuğa yerleştirip kemerini taktı.

"Gel güzelim." Emir kapımı açıp arabaya binmemi sağladığında hemen kendi tarafına geçmişti. Diğer arabalar bizden önce yola çıktığında telefonumu arabaya bağlayıp Rüya'nın sevdiği şarkılardan birini seçmeye çalışıyordum.

"Hazır mısınız.?" Emir'in keyifli sesiyle Rüya ellerini çırparken ben de heyecanla ona baktım.

"Çok hazırız." Dedim bahçeden çıkarken.

Telefonumdan Rüya için çocuk şarkısı açtığında hem şarkıyı söyleyip hem bize bakıyordu.

Emir arabayı biraz hızlandırıp kucağımda duran elime uzandığında parmaklarımızı iç içe geçirdi. Elimi kaldırıp dudaklarına götürdüğünde eğilip omzundan öptüm.

"Ben de babamı öpeceğim." Kemerini açmaya çalışan cadıyla hemen arkaya döndüm.

"Kemerini araba giderken sakın çıkartma Rüya." Elini çekmişti hemen.

"İnince seni de öpeceğim bir tanem." Rüya küskün bir ifadeyle kollarını birbirine bağlayıp başını eğdiğinde Emir dikiz aynasından kızımızı görüp arabayı kenara çekmişti.

Kemerini çözüp hemen indi ve Rüya'nın kapısını açarak onu kocaman öptü.

"Ben de seni öpeceğim."

Emir ona yanağını uzattığında Rüya sesli bir şekilde babasının iki yanağından öptü.

"Tamam mı bir tanem küsmedin değil mi.?" Rüya gülerek başını iki yana salladığında Emir onu son kez alnından öpüp kemerini de kontrol ettikten sonra kapısını kapatıp geri arabaya bindi.

"Sen mükemmel bir babasın Emir Aksoy." Emir benim elimi tekrar öptüğünde yola çıkmıştık.

İç çekip şükür ettim.

Çok şükür ki Emir'le yollarımız kesişmişti.

Çok şükür ki ondan bir çocuğum vardı.

Onun babalığını gördükçe kendime kızıyorum.

Düşünmeyeceğiz diye söz verdik sus.

Söz vermiştik.

Eski defterleri açmamak üzere tamamen kapatmıştık. Kapatmadan önce Emir bana her şeyi anlatmıştı. Avukatla neden sürekli yan yana olduğunu, üç yıl boyunca tek başına ne yaptığını hepsini anlatmıştı.

Ben de ona ne yaşadığımı, Rüya'yla neler yaşadığımı her şeyi anlatmıştım.

Ve kapatmıştık.

Bitmişti.

Bugün yeni hayatımızın ilk günüydü ve biz üçümüz vakit geçirmeye gidiyorduk.

Marinaya girdiğimizde Emir çantaları taşıdığı için Rüya benim kıcağımdaydı.

"Babaannem de sonra Serhat amcama kızdı." Başımı sallayıp yüzümdeki elini öptüm.

"Hani sen dün çorba içtin ama beğenmedin ya." Yine başımı salladım.

"Onu babaannem yapmıştı." Kahkaha attığında beni de güldürmüştü.

"Beğenmediğimi ona söyleme tamam mı.?" Hala gülüyordu.

Tekneyi görmüş olacak ki hemen eliyle gösterip kucağımda zıpladı.

"Bak bizim gemimiz bak anne." Gemi dediği için gülerek alnından öptüm.

Tekne'ye baktığımda gördüğüm isimle yutkundum.

Rüya.

Hayır.

Rüya Altın.

Kardeşimin ismi yazıyordu.

Bu adam beni kendine her gün aşık etmek istiyorsa başarıyordu. Gözlerim dolu dolu olduğunda hemen başka şeyler düşünmeye çalıştım.

"Biz babamla geldik buraya sonra eve gideceğimiz zaman Deniz abla geldi." Kaşları çatılmıştı.

"O gün sadece babanla mı beraberdin.?" Başını salladı hızlıca.

"Deniz ablan yok muydu.?" Bu sefer olumsuz anlamda salladı.

"O biz gemiden inince geldi."

"Anladım bir tanem."

Emir birisiyle konuşup bize döndüğünde fazla arkada olduğumuzu anlamış olacak ki çantaları verip hemen bize doğru geldi ve Rüya'yı kucağımdan aldı.

"Niye kucağına alıyorsun bana söylesene."

"Ağır değil ki." Dedim ama hala kızgın bir şekilde bakıyordu.

"Dikişlerin hala yeni ağır kaldırmaman lazım." Kolunu omzuma attığında beni de kendine yaslayıp yürümeye başlamıştı.

Ben de kolumu onun beline attığımda elim Rüya'nın bacaklarına değiyordu.

"Bir süre annenin kucağına gitme olur mu meleğim." Rüya uslu uslu başını sallayıp kollarını onun boynuna doladı.

Emir tekne basamağından atlayıp çıktığında elini uzatıp beni de yanlarına almıştı.

"Geç bir tanem." Alnımın kenarından öpüp Rüya'yı yanıma bıraktığında tekrar inmişti.

"Gel bakalım Rüya kuş." Elimi tuttuğunda içeriye girdik.

Üçümüz için geniş bir tekneydi.

Emir'in tekrar tekneye çıkmasıyla aşağıdaki adam ipleri çözmeye başlamıştı.

Kaptan yerine geçip motoru çalıştırdığında Rüya'yla koltuklara oturmuştum. Meleğim başını göğüsüme koyup ellerini de dizlerime doğru uzattığında saçlarını okşuyordum.

Kıyıdan uzaklaşırken gülümsedim.

Üçümüz baş başa olacaktık.

Emir ben ve kızımız.

Bu anları hayal ettiğim zamanları hatırlıyordum. Ailemin olmasını istediğim zamanlar.

Hayallerim gerçekleşmişti.

Ailem vardı.

"Çınar'ın annesiyle babası ayrılıyormuş anne." Şaşkınlıkla gözleri kapalı olan kızıma baktım.

"Kim söyledi aşkım."

"Babaannemle babam konuşuyordu...Çağan'la Sinem boşanıyor dedi babam." Kaşlarım şaşkınlıkla havadaydı.

"Beni hep üzüyordu iyi olmuş ona değil mi anne."

"Öyle deme Rüya...ben babanla ayrılsam birisi sana iyi olmuş dese üzülmez misin.?"

Gözleri hemen açılmıştı.

"Ben kimsenin babasıyla dalga geçip onu üzmüyorum ama." Eğilip yanağını öptüm.

"Biliyorum bir tanem ama yine de kimseye bir daha öyle söyleme." Başını sallayıp onaylamıştı.

Çağan ve Sinem'e gerçekten şaşırmıştım.

Belki sinirle öyle bir şey demişlerlerdir...hatta şu an barışmış bile olabilirler.

Etrafıma bakındığımda artık kıyıyı göremiyordum. Denizin ortasında üçümüzden başka hiç kimse yoktu.

"Güzelliklerim.!" Emir'in sesini duyan Rüya kucağımdan o kadar hızlı kalkıp koltuktan inmişti ki takip edememiştim.

Hızla arkasından koşturdum.

Emir'in sesini duyunca içinden başka birisi çıkıyordu bu kızın.

Daha şımarık, daha nazlı bir çocuk oluyordu.

"Baba!"

Emir geniş alandan Rüya'ya doğru yürürken eğilip ona koşan kızımızı kucağına alıp havaya kaldırmıştı.

Motorların durduğunu fark etmiştim.

Tekrar etrafımıza bakındım.

Belime dolanan ellerle ben de kollarımı Emir'in beline doğru sıkıca sardım.

Başımın üstünden öpüyordu.

"Yüzecek miyiz baba.!" Sesi heyecandan yüksek çıkarken bacağını tuttum.

Emir'in bakışları bana dönmüştü.

"Yüzme biliyor mu?"

Başımı hayır anlamında iki yana salladım.

Bilmiyordu. İçten içe Emir'in öğretmesini o kadar çok istemiştim ki. Dualarım kabul olmuştu.

Emir kızımıza yüzme öğretirdi.

Konuşmamla gözleri parlayan adam kızımızı öptü.

"Ben öğretirim meleğime." Bir yandan da benim karnımı okşuyordu.

"Annen giremez ama beraber gireriz olur mu bir tanem." Rüya hızla babasını onaylamıştı.

"O zaman annen seni hazırlasın ben de üzerimi değiştireyim."

"Pembeli mayomu giyebilir miyim anne babamda görsün." Emir onu yere bıraktığında elini tutup yürümeye başlamıştım.

"Giyebilirsin aşkım...görsün baban." Arkamı dönüp bizi izleyen adama bakarak konuştuğumda gülümseyerek bize baktığını görünce ben de gülümsemiştim.

Emir vücudumu süzüp göz kırptığında hızla önüme döndüm.

Sapık.

Gülerek odaya girdiğimde yatağın kenarındaki çantadan hemen Rüya'nın eşyalarının hepsini çıkarttım.

Mayosunu bulup giydirdiğimde birazdan bunları dolaba yerleştirmeyi planlıyordum.

İkinci çantada oyuncakları vardı. Gece oldukça lazım olacaktı.

Onlarsız uyuyamıyorduk.

Rüya pembe mayosunu giydiğinde yine koşarak odadan çıkmıştı.

"Sakın biz olmadan kenarlara yaklaşma Rüya.!" Arkasından bağırdım ama hızlı adımlarla peşinden de gidiyordum.

Korkuyordum bir şey olur diye.

Emir varken bir şey olmaz.

Doğru. Olmazdı.

Emir bizi korurdu.

Rüya'nın çığlığıyla babasını bulduğunu anlamıştım. Üst kata çıkıp ikisinin seslerine doğru ilerlerken karşıma çıkan adamla adımlarım durdu.

Çıplak göğüsüne ve karın kaslarına bakıyordum.

Hay maşallah.

Gerçekten de hay maşallahımsı bir adamdı.

Etrafta kimsenin olmaması işime gelmişti. Onu başka bir kadının böyle görmesini istemezdim.

İnternetteki fotoğrafları..

Onların Allah belasını versin.

Yusuf'a söylesem kaldırtabilir miydi acaba.

Emir teknenin basamağından inerek denize girdiğinde kollarını onu bekleyen kızımıza uzatıp almıştı. Rüya'nın sevinç çığlıkları etrafta yayılırken onları izliyordum.

İyi ki benimler.

Rüya babasının boynuna sıkıca tutunmuş denize bakarken bana seslenmişti.

"Anne bak yüzüyorum." Onlara biraz daha yaklaşıp Emir'in indiği basamağa oturdum.

Emir tekneden uzaklaştıkça Rüya'nın sesleri daha da yükseliyordu.

"Yüzüyorum baba."

"Saçlarını ıslatalım mı.?" Rüya onu onayladığında Emir kızımızın burnunu tutup haber verdikten sonra kafasını suya batırmıştı.

Hemen geri çıkarttığında Rüya kahkaha atmıştı.

"Bir daha.!"

Suyu sevmeyen kızım şu an deli gibi eğleniyordu.

Emir gülerek onun kafasını tekrar suya batırdığında yine hemen çıkartmıştı.

Rüya gözlerini açmadan o hemen siliyordu.

Emir gördüğüm en iyi babaydı.

Tuzlu su gözlerini yakmasın diye hızlıca siliyordu ve bu dikkatimi çekmişti.

"Bir daha baba nolur."

Emir onun kafasını bir kaç kere daha batırıp çıkarttıktan sonra bedenini suda tutmayı öğrettiğinde Rüya sevinçten bayılmak üzereydi.

Rüya sırt sütü suda dururken Emir onu sadece sırtından tutarak hareket ettirdiğinde bir yandan da bir şeyler konuşuyorlardı ama bu mesafeden duyamıyordum.

Biraz uzaklaşmışlardı.

İkisini izlemeyi kesip mutfağa gittiğimde etrafı inceledim.

Orta büyüklükte bir mutfaktı.

Dolabı açtığımda ne yapacağımı bilemediğim için kapatıp tekrar mutfaktan çıktım.

Bizim mutfak becerileri.

Bir şeyler yapmak istemiştim ama hazır hiçbir şey yoktu.

Emir'le beraber yapardık.

Koltuklara uzanıp her şeyim olan iki kişiyi izlerken bir kaç fotoğraflarını da çekmeden duramıyordum.

Geçen bir saatin ardından Emir kızımızı tekneye doğru getirirken hemen kenardaki havluları alıp basamağın oraya gittim.

Rüya'nın mızmızlanmalarıyla şaşırmıştım.

Sudan nefret eden üç yıllık kızım şu an sudan çıktığı için ağlıyordu.

"Çıkmak istemiyorum biraz daha."

"Kıpkırmızı oldun bir tanem yarın tekrar girersiniz tamam mı.?"

İtiraz ediyordu.

Hava gündüzleri gerçekten sıcaktı ve Rüya'nın sıcakta başı dönüyordu.

Emir onu tekneye bıraktığında hemen havluyla bedenini sarıp kucağıma aldım.

"Duru bırak ben alacağım." Ona havlu uzattığımda almadan kucağımdaki kızımıza uzanmıştı.

"Tamam sen kurulan hatta duşa gir biz oturuyoruz şimdi." Onun direkt duşa gireceğini bildiğim için Rüya'yı kenardaki yataklı yere bıraktım.

"Kucağına alma." Göğüsünü kurularken konuşuyordu.

Başımı salladığımda ilerleyip alt kata girdi.

Alt katta üç tane yatak odası bir tane de ortak banyo vardı.

Büyük oda yani bizim kalacağımız odanın içinde banyo vardı ama diğerlerinde yoktu.

"Yarın tekrar girersiniz annecim hem daha uzun kalırsınız küsme." Saçlarının karışıklığını gördüğümde nasıl açacağımı düşünüyordum.

Emir'den sonra ona da duş aldırmam lazımdı.

Ellemedim saçlarına.

"Bir buçuk iki saattir sudasın bir tanem bak ellerin hep buruş buruş olmuş daha fazla kalırsan hasta olursun bu kadar yeterli." Hala küskün bir ifadeyle alttan alttan bana bakıyordu.

"Baban çıksın bizde banyoya girelim tamam mı.?" Ve beklenilen itiraz.

Hızla başını iki yana sallayıp geriye doğru gitti.

"Ama deniz suyu saçlarını sertleştirirse bir daha açamayız bak baban hemen saçları kötü olmasın diye duş almaya gitti."

"Kötü mü olur saçlarım." Başımı salladığımda ikna olmuşa benziyordu.

Emir çıkana kadar onu oyaladığımda sonunda banyo sırası meleğime gelmişti ve ben bilerek Emir'i beklemiştim.

Kızımızı beraber yıkayabilirdik sanırım.

"Emir.!" İçeriye doğru seslendiğimde Rüya'yı kucağıma alıp yürümeye başladım.

"N'oldu.?" O ıslak saçlarıyla bize gelirken gözlerimle kucağımdaki miniği gösterdim.

"Beraber banyo yaptıralım mı kızımıza." Emir bir kaç saniye ikimize bakıp hızla onayladı ve elindeki havluyu kenara attı.

"O zaman ben küveti hazırlayayım sen al bu cadıyı." Rüya minik kollarını ona doladığında banyoya girmiştim.

Küveti doldurup ikisini çağırdığımda gelmişlerdi.

Rüya'nın suratı asıktı çünkü banyo yapacaktı.

Güldüm içimden.

"Bak ben seni denizde nasıl kaldırıyordum uzan suya yine öyle yapalım." Heyecanla kafasını salladığında Emir onu öpüp küvete girmesini sağladı.

Ben dizlerimin üstünde oturup küvetin kenarına tutunmuş bekliyordum.

"Hadi baba."

Emir yanıma gelip benim gibi dizlerinin üstüne çöktüğünde Rüya'nın sırtından tek eliyle tutup suyun üstünde kalmasını sağladığında kızımız kahkaha atıyordu.

Bu kadar kolay mıydı onu banyoda güldürmek.

"Şimdi başını batıracağım." Rüya onu hemen onaylamıştı.

Emir kızımızın burnunu tutup başını suya soktuğunda hemen çıkarttı. Ben Rüya'nın huysuzlanmasını beklerken o kahkaha atıyordu.

Ağzım açık yanımdaki adama tutundum.

"Bir daha.!"

Emir ona istediğini verdi.

Şampuanı elime sıkıp çaktırmadan saçlarına sürdüğümde gözleri hemen açılmıştı.

"Sen babanla oynarken ben de saçına masaj yapayım." Kaşlarını çatmış Emir'e bakıyordu.

Emir ona göz kırpıp başını salladığında Rüya tekrar gözlerini kapattı. Sanırım bu izin veriyorum demekti.

Hızla saçını köpükleyip yıkadığımda oturur pozisyona gelmişti.

Zaten yarın tüm gün denizde olacağı için yeterli olacağını düşünüp bıraktım.

Saçları sertleşmesin yeterdi.

"Tamam mı.?"

Başımı salladığımda Emir onu alnından öptü.

"Hadi baba küveti tekrar doldurup oynayalım."

Ne!

Gözlerimi kısıp Emir'e baktım.

Bu kulaklar bunları duyacak mıydı.?

"Ne yaptın çocuğa duş aşığı oldu." Güldüğünde boşta olan kolunu tuttum.

Küveti tekrar doldurup yarım saat daha durduktan sonra çıkmıştık.

Rüya mayışmış bir şekilde yatakta yatarken başında ben vardım. Emir de ne yemek yapabiliriz diye bakıyordu.

Aslında tam tersi olması lazımdı ama ben mutfakta pek becerikli değildim. Emir'de değildi. Sadece benim yanımda kötünün iyisiydi.

"Duru.!" Yattığım yerden kalkıp Rüya'ya baktım. Uyuduğunu görünce kolumu yavaşça başından çekip bana seslenen adamın yanına gittim.

Gelen balık kokusuyla gözlerim kapandı.

Çok acıkmıştım.

Normal acıkma mı yoksa Emir'e olan acıkma mı.?

Şüpheli.

Merdivenlerden çıktığımda geniş alandaki masayı görünce elimle ağzımı kapattım.

Emir çok güzel bir sofra kurmuştu ve benim en sevdiğim balığı yapmıştı.

"Emir." Diye seslendim çünkü ortalıkta yoktu.

Elinde salata tabağıyla mutfaktan çıktığında bu sofrayı onun kurmuş olabileceğine hala inanamıyordum.

"Bu sofra ne böyle...mükemmel görünüyor eline sağlık." Elindeki tabağı alıp masaya koyduğumda belime dolanan ellerle ayaklarım yerden kesilmişti.

Güldüm.

Başımı yana atıp onu öpmeye çalıştım ama o da diğer taraftan beni öpmek için eğildiği için yapamadım.

Gülüşlerim yankılanırken beni kendine döndürdü.

"Beğendin mi.?" Hızla başımı salladım.

"Çok güzel."

"Çok güzel." Dedi yüzümü incelerken.

"Sofra." Dedim teyit etmek ister gibi.

"Sofradan bahseden kim, karımdan bahsediyorum." Dudağımı öpüp geri çekildi.

"Meyvemiz nerede.?"

"Meyve.?" Dedim kaşlarımı çatarken.

"Aşkımızın meyvesi diyorum, nerede.?" Anladığım an kahkaha atıp başımı boynuna gömdüğümde o da güldü.

"Meyvemiz uyuyor." Alnımdan öptü.

"Uyandırıp geleyim." Beni yere indirip gideceği sırada engel oldum.

"Sen banyodayken sandviç yaptım ona karnı tok."

"O zaman bugün baş başayız." Dediğinde başımı salladım.

"Baş başayız." Sandalyemi çekip oturmama yardımcı olduktan sonra karşıma geçti.

Balığı hızlı hızlı yerken beğenimi de dile getiriyordum.

"Çok güzel çok güzel çok güzel."

Gülüyordu halime.

Hava kızıldı.

Güneş battığı için her yer kızıl ve turuncu renginin arasındaydı.

Ve biz denizin ortasında baş başa yemek yiyorduk.

"Afiyet olsun güzelim."

"Bir kere de ben sana yemek yapacağım." Yüz ifadesi değiştiğinde vurmak için koluna uzanmaya çalıştım.

"Seni varya.." Kolumu tutup beni masanın üstünden kendine çektiğinde bir saniye sonra kucağındaydım.

"Beni varya." Dedi nefesi dudaklarıma karışırken.

"Seni öperim." Gülmüştü.

"O zaten serbest." Diyerek yüzümü okşadı ve elini ensemden tuttu.

"Sana da." Dediğim an dudaklarıma yapışan dudaklarla ben de elimin birisini ensesine atıp onu kendime bastırdım.

O da aynısını bana yapıyordu.

Bacaklarım iki yanından sarkarken kendimi ona bastırdığım an inlemişti.

"Yapma." Diyip çenemi yavaş yavaş öperken çenesinden tutup tekrar dudaklarımı öpmesini sağladım.

Üst dudağımı ısırdığında bu sefer inleyen taraf bendim.

"Emir."

Dudaklarımız tekrar birleşti.

"Acıktım." Dediğim an ayağa kalkması bir olmuştu.

Merdivenlerden inerken hala öpüşüyorduk.

Sırtım bir yere çarptığında hemen elini koyup okşadı ve dudaklarını benden ayırıp yürümeye başladı.

"Rüya nerede.?" Elimle büyük odayı gösterdiğimde merdivenlere çıkan kapıyı kilitledi.

Rüya uyanırsa çıkmasın diyeydi.

Küçük odaya girdiğimizde kapıyı tekrar kilitleyip beni öpmeye başladı. Sırtım yatağa değdiğinde onu da hemen üzerime çekip dudaklarını sömürmeye devam ettim.

Tshirtünün altından tutup çıkarttığımda bir kaç saniye dudaklarımız ayrılmıştı.

O da aynı şekilde benim üzerimdekileri çıkarttığında üç yılın sonunda birbirimize kavuşmuştuk.

Son hatırladığım sabaha karşı güneşin doğuşunu izleyerek uyuduğumuzdu.

"Anne.!" Duyduğum sesle kaşlarım çatıldı ama gözlerimi açamadım.

Yanımda bir hareketlenme olduğunda uyumaya devam etmek istedim ama ağlayarak bana seslenen kızımı duyduğumda gözlerim hızla açılmıştı.

İlk gördüğüm telaşla pantolonunu giyen adam olurken pikeyi üstüme çektim.

Çıplaktım.

Emir kapıyı aceleyle açtığında ben de üstümdeki pikeyle kendimi kapatarak kapıya bakıyordum.

"Meleğim...ağlama bir tanem buradayız." Emir konuşmuştu.

Rüya'nın hıçkırık sesiyle yanlarına gitmek istedim ama kıpırdayamadım.

"Baba." Diyerek ağlamasıyla gözlerimi ovuşturup etrafıma bakındım.

Kıyafetlerim her yere dağılmış ortada duruyordu.

"Annen banyodan yeni çıktı üzerini giyinsin gelir yanımıza olur mu.?"

Rüya itiraz ettiğinde Emir omzunun üstünden bana baktı.

"Biz ona sürpriz kahvaltı hazırlayalım olmaz mı.?"

Rüya burnunu çekip başını babasının omzuna koyduğunda Emir onunla beraber ayağa kalkıp kapıyı kapatmıştı.

Derin bir nefes verip kendimi arkaya attığımda dün yaşadığımız anları düşünüp güldüm. Ellerimle yüzümüz kapatıp kahkaha attığımda yan dönüp başımı yastığa gömdüm.

Aklım başımdan gitmişti. Üstümden tır geçmiş gibiydi.

Emir tırı.

Tam olarak öyle olmuştu.

Başımı yastığa daha çok bastırıp ufak bir çığlık attığımda yine güldüm.

Dün beni affettiğini her fırsatta söyleyip durmuştu.

Affetmişti.

Gerçekten affetmişti ve beni seviyordu.

Her şeye rağmen.

Kocamız gerçekten adam çıktı.

Yataktan kalkıp kıyafetlerimizi topladıktan sonra etrafı kontrol edip Rüya'nın kaldığı odaya girdim.

Dolaba yerleştirdiğim kıyafetlerden şort ve tshirt çıkartıp banyoya girdiğimde hızlı bir duş alıp çıktım.

Üzerimi giyinip ıslak saçlarımla her şeyim olan iki kişinin yanına gittiğimde gelen kokularla karnımı okşadım.

Acıkmıştım.

Bu seferki normal acıkmaydı.

Diğeri zaten Emir'e özeldi ve kendimden önce ona söylüyordum.

Mutfak kapısında baba kızı izlerken gülümsedim. Çok güzellerdi.

"Sakın kıpırdama tamam mı bir tanem." Rüya'yı tezgaha oturtmuştu.

"Böyle mumya gibi mi durayım baba."

"Evet." Emir'in cevabıyla kıkırdadım.

Omlet yapıyordu.

"İçine birazda pul biber atayım mı.?"

"O ne.? Kırmızı şeyler mi.?"

Emir başını sallayınca Rüya onu onayladı.

"O zaman biraz kırmızı şeylerden atabilirsin baba...yemekleri babalar mı yapar.?"

"Anneyle baba birlikte yapar ama bizim annemiz uykucu ve beceriksiz olduğu için ben yapıyorum." Kaşlarım çatıldığında bana bakarak gülen adamı gördüğüm an bilerek söylediğini anlamıştım.

Beni görmüş ve bilerek söylemişti.

"Annem beceriksiz ama söyleme sakın...değilim diyor." Rüya gerçekten arkamdan konuşmayı seviyordu.

"Değilim çünkü." Sesimi duyduğu an elindeki pul biberi düşürdüğünde gözlerimi kısarak ona bakıyordum.

"Anneye beceriksiz denilir mi Rüya."

Rüya'nın korktuğunu gördüğümde güldüm.

"Şaka yapıyorum annecim gel bakayım." Kalkan kollarından tutup hızla kucağıma aldığımda boynunu öptüm.

"Anne ne kadar korktum biliyor musun.?" Hala konuşuyordu.

Onun sırtını okşarken bizi izleyen adamın da boynundan öptüm.

"Günaydın."

"Günaydın güzelliğim." Bana çapkınca bakıp göz kırptığında gözlerimi kaçırıp kızıma baktım.

Terbiyesiz adam.

Dünü hatırlatmalı mıyım.?

Gerek yok.

"Biz sana kahvaltı hazırlıyoruz...babam hazırlıyor ben de kıpırdamadan oturarak ona yardım ediyorum."

Dayanamayıp sertçe öptüm.

"Seni ısırırım Rüya."

Elimle karnına dokunduğumda gıdıklandığı için başını kaldırdı ve hızla açığa çıkan boynunu öptüm.

Gıdıklandığı için kahkahası yankılanmıştı.

"Birazdan nereye gideceğiz biliyor musun.?" Eliyle ağzını kapattığında sesindeki heyecanla Emir'e döndüm.

O hala bize bakıyordu.

Emir omlet yanıyor.

Yansın.

"Bizim diğer evimize gidecekmişiz...sen ben babam." Eliyle üçümüzü de göstermişti.

"Teknede durmayacak mıyız.?" Diye sordum.

"Evde daha rahat ederiz istersen gündüzleri yine açılırız."

Yanımıza gelip bizi kolları arasına aldığında Rüya benim kucağımda ben de onun kucağında gibi olmuştum.

Denizin hemen yanındaki yazlığından bahsediyorsa Rüya oraya bayılırdı ve görmesini ben de çok isterdim.

Çok güzel bir evdi.

"Gittiğimiz ev mi.?" Hemen başını sallayıp omzumu öptü.

"Gidelim mi.?" Dedi kulağımın hemen yanından öperken.

"Gidelim." Sesim Rüya gibi heyecanlı çıkmıştı.

Elleri kalçama geldiğinde öksürüp iki adım ileriye gittim.

Arsız.

"Hadi baban sofrayı kursun biz gidelim." Hızla mutfaktan çıkarken Emir'in kahkahasını duymuştuk.

Emir Aksoy'a da yemek yaptırmazsın.

Gülümsedim.

Rüya'yı bırakıp masayı kurmaya yardım ettiğimde kahvaltımızı yapıp biraz daha teknede takıldıktan sonra eve geçmiştik.

Evden sonra Rüya denize girmek isteyince tekrar sahile gittik..sonra evdeki havuza girmek isteyince geri eve girmiştik.

Emir tüm gün fotoğraflarımı çektiğinde üç yılın sonunda ilk defa gülerek poz vermiştim.

Evin terasından teknemiz görünüyordu çünkü iskele hemen evin önüydü.

Akşam olduğunda sonunda Rüya'yı ikna edip eve geçmiştik. Emir oturarak televizyondaki çizgi filme bakarken bir dizinde ben diğer dizinde Rüya yatıyordu.

Rüya'nın gözleri kapanırken ben de ondan farksız değildim.

Bir iki saatlik uykuyla duruyordum.

Oyalanmak için elime telefonu aldığımda instagrama girdim ve karşıma ilk çıkan Emir ve Rüya'nın fotoğrafları oldu.

"Fotoğraf mı attın.?" İkisinin fotoğrafını yakınlaştırıp gülümsedim.

Onun gibi oturur pozisyona geçtiğimde kaydırmalı post olduğunu görüp heyecanla diğer fotoğraflara geçtim.

Ben de vardım.

"Ben." Diyip kaydırmaya devam ederken o beni göğüsüne çekmişti.

@emiraksoy: Meleklerim 🤍

14.847.943 beğenme 103.744 yorum

@instagramkullanıcısı: Fotoğraflar halis mi.?
@instagramkullanıcısı: kızlarının güzelliği der susarım
@instagramkullanıcısı: Adam dump atmış lan.
@instagramkullanıcısı: Ailesini paylaşmış gözyaşım pıt
@instagramkullanıcısı: Sondan üçüncü fotoya kalbimi bıraktım.
@instagramkullanıcısı: NEEEE
@instagramkullanıcısı: ilk defa kızlarının yüzünü gösterdiler.
@instagramkullanıcısı: boşanınnn
@instagramkullanıcısı: Oha adam boşanma iddiasına noktayı koymuş.
@instagramkullanıcısı: ben şoklardayım bu fotolar nee
@instagramkullanıcısı: Duru gerçekten çok güzel bir kadın ya Emir çok şanslı.
@instagramkullanıcısı: İkinci fotoğraf çok güzel.
@instagramkullanıcısı: peki sadece karısı ve kızını atması.
@instagramkullanıcısı: Bunların hayatını çok merak ediyorum Emir daha çok dump atsın aq
@instagramkullanıcısı: bu zenginlik şaka olmalı.
@instagramkullanıcısı: ya çocukları çok tatlı lannn
@instagramkullanıcısı: şokum şaştı.
@instagramkullanıcısı: kalbime indi bir saniye.
@instagramkullanıcısı: hani boşuyordun bu kadını niye bu kadar mutlusunuz.
@instagramkullanıcısı: inanmıyorum kızları şaka mı çok güzel
@instagramkullanıcısı: Duru'nun fotoğrafları ne kadar güzel lan.
@instagramkullanıcısı: çocuklarının yüzünü ilk defa emir paylaştı.
@instagramkullanıcısı: tekne turu mu yapıyor bunlar
@instagramkullanıcısı: kızlarının aynı Rüya Altına benzemesi ve adının Rüya olması detayı.
@instagramkullanıcısı: Duru ne kadar mutlu lan kadını hep asık suratlı sanıyordum.

Beni kucağına aldığı fotoğrafa gülümseyerek baktım.

Rüya çekmişti.

Kızımız bizim fotoğrafımızı çekmişti.

Onun ayaklarını yıkayıp kum olmasın diye duvarın üstüne bıraktığımızda Emir'le terliğini bulamıyoruz diye kavga etmiştik ve tartışmanın sonunda benide sırtına atıp kızımızın yanına bırakmıştı.

Her fotoğraf o kadar güzeldi ki.

Yarım saattir tekrar tekrar bakıyordum.

"Yeter Duru." Elimdeki telefon alındığında gülümseyerek ona baktım.

Rüya'yı odaya götürmüştü.

"Bana da at hepsini." Kucağına ata biner gibi oturduğumda elleri hızla kaçlarıma tutunmuştu.

"Atarım...bir şartla." Mayışmış gibi ona bakıyordum.

"Kabul ediyorum." Kafasını geriye atarak güldüğünde adem elmasından öptüm.

"Gidiyoruz." Diyip ayaklandığında anlamayarak kaşlarımı çattım.

"Nereye."

"Az önce kabul ettiğin şartımı gerçekleştirmeye."

"Şart neydi." Dedim omuzlarına tutunarak.

"Birazdan uygulamalı olarak göstereceğim bir tanem." Boynumdan öptü.

Bu adamın şartları neden böyleydi.

İşimize gelir.

"Sen biraz terbiyesiz misin.?" Güldü.

"Biraz derken.?" Bu sefer gülen taraf bendim.

"Çok terbiyesizsin."

"Çok terbiyesizim." Dedi dudaklarımı öperken.

Yatak odamıza girip kapıyı kilitlediğimizde üstümdekilerin ne ara çıktığını, havanın ne ara aydınlandığını bilmiyordum.

Birbirimize doyamıyorduk.

Uzun bir süre doyamazdık da.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı.?

Emir ve Duru sahnelerini seviyor musunuz.?

Gelecek bölüm yine ailecek olacaklar.

Oy sınırı 1.2k
Yorum sınırı 700
(Sınırlar dolduğunda bölüm gelecek)
Bölüm alıntısını birazdan instagrama atacağım.

Sizi seviyorum

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.694okunma 47beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18