Sahte ve Gerçek kitap kapağı

30. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

29. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 29. BÖLÜM

Oy sınırı 800
Yorum sınırı 600

Yorumlarda harf, emoji noktalama işaretleri kullanmayın lütfen düşüncelerinizi öğrenmek için yorum istiyorum.

KEYİFLİ OKUMALAR

Annem iç çekerek yanımızdan gittiğinde şimdi sadece üçümüz kalmıştık ve Rüya'nın ağlama sesi dışında ikimizden de çıt çıkmadı.

"Çınar'la konuşuyordu benimle konuşmuyor.!" Ağzımı açıp konuşacağım zaman yine konuştu.

"Sevmiyor."

Söyledikleri karşısında yutkunamadım.

Emir ilk başta dizlerini kırarak yere değmeden önümüzde dururken şimdi dizlerini yere koyarak düşen omuzlarıyla bahçeye bakıyordu.

"Öyle bir şey olamaz Rüya böyle şeyler söyleyip babanı üzme." Dedim sonunda konuşarak.

"O beni üzüyor."

Her akşam gelip babasıyla yaptıklarını anlatırken bunlardan hiç bahsetmemişti.

Gözlerimden yaşlar akarken başımı ağlayan kızımızın ensesine doğru eğdim.

"Baban senin ona alışmanı bekliyor, hem zaten sana söylemiştim çok konuşkan birisi değil diye."

"Çınar'a güldü.!" Bağırdığında Emir'in bakışları hemen bize döndü.

Çınar'la ilgili sorun olduğunu kimse ona söylememiş miydi.?

Bilseydi konuşmazdı ki.

Her olayın Emir'e patlaması.

"Baban gülmüyordu Rüya, Çınar babana gülüyordu."

Rüya söylediğimden sonra başını biraz kaldırıp bana bakarken hızla başımı salladım.

"Çınar senin geldiğini görünce hemen babana bakarak güldü sende ikisi gülüyor sandın ama baban gülmüyordu."

Yüzünü gömdüğü boynumdan kaldırıp göz ucuyla Emir'e baktıktan sonra tekrar yüzünü boynuma koydu.

Artık ağlamıyordu.

Çok nazlı bir çocuk olduğunu söylemeyi unutmuş olabilirdim.

"Babanla konuşmayacak mısın.?" Emir bana bakarken fazla yakınımda olduğunu fark edip derin bir nefes aldım.

"Rüya." Emir kucağımdaki kızın kolunu tuttuğunda bu sefer olumsuz bir karşılık almayınca hemen yanıma oturup Rüya'nın yüzüne dokunmaya çalıştığında Rüya burnunu çekerek başını kaldırmıştı.

Emir kızının yaşlı gözlerine baktığı an gözbebekleri titredi.

"Özür dilerim güzelim, çok özür dilerim ben o veledin seni üzdüğünü bilmiyordum...kimse söylemedi bana." Sön cümleyi bana bakarak sertçe söylediğinde olayın bana patladığını anlamıştım.

Sanki her gün ziyarete giden bendim.

Annem ya da Serhat söylemiştir diye düşünmüştüm ama onlarda söylememiş. Ben ne yapabilirim yani.

"Özür dilerim konuşmayıp seni üzdüğüm için."

Rüya eliyle burnunu silip uykulu gözleriyle babasına bakarken bir eliyle tshirtümü sıkı sıkı tutuyordu.

"Baban sizin aranızdaki şeyi bilmiyordu yani Rüya."

"Bana söylediği şeyleri babam bilmiyor mu.?"

Başımı olumsuz anlamda sallarken Emir konuştu.

"Hiçbirini bilmiyorum Rüya, kimse bana bir şey söylemedi. O çocuğun sana ne yaptığını annen onun yanına gidince öğrendim...hala sana ne söylediğini bilmiyorum."

"Beni bilerek görmeye gelmediğini söyledi." Hızla konuştuğunda bu sefer bende şaşırmıştım.

Bunu bilmiyordum.

Kafasını kıracaktım o çocuğun.

"Irzını si.."

Öksürdüğümde Emir anında sustu.

"Ben seni niye bilerek görmeye gelmeyeyim meleğim..işlerim vardı gelemedim. Her gün sana mektup yazıp her akşam seni düşünüyordum...sabah akşam her an aklımda sen vardın her şeyim."

Rüya burnunu çekerek gözlerini kaçırdığında küslüğü bitirdiğini ama adım atamadığını anlamıştım.

Emir'le göz göze geldiğimizde hemen Rüya'yı alması için işaret ettim ama o da az önce duyduğu sözlerden sonra çekiniyor olacak ki kucağına almak için adım atmadı.

"Biz Rüya'ya her şeyi söylemediğimiz için kafası karışmış babası."

Rüya yine kaçamak bir şekilde Emir'e bakınca bunu gören adam onu hemen kucağımdan alıp dudaklarını boynuna bastırdığında sarı papatya babasına sıkıca sarılmıştı.

"Özür dilerim bir tanem çok özür dilerim ben bilmiyordum senin onu sevmediğini."

"Bana senin beni sevmediğini söyledi." Gözlerimi sinirle kapatıp açtığımda ayağa kalktığım an Emir kolumdan yakalamıştı.

Elimi kurtarmaya çalıştığımda izin vermeden sertçe tuttu.

Ben biliyordum ona yapacağımı.

Yanlarına oturduğumda Emir kolumu bırakıp tekrar Duru'nun saçlarını okşadı.

"Boş boş konuşmuş, benim şu hayatta sevdiğim tek kişi sensin meleğim."

Yani unutulduğum yüzüme bir kez daha çarpmıştı.

Deniz'i de seversin sen yakında Emir.

Kim avukatıyla böyle içli dışlı olurdu ki. Hele ki söz konusu Emir ve çalışanlarıysa imkansızdı.

Vardı bir şey ikisinde. Neyse.

Hayır hapiste nasıl yapabildin.

Bari çıkınca yapsaydın.

Bekleyemedin mi.?

Boyun kadar çocuğun var bari ondan utan.

Boyu kadar mı.? Bir metre bile olmayan Rüya'dan mı bahsediyorsun.

Zeus'tan bahsediyorum.

İkisinden de.

"Barıştık mı.?"

Rüya alıngan bir şekilde başını salladığında ikisi de çekingen olduğu için araya girdim.

"Bugün baban uyutsun mu seni.? Ya da ona gidin bugün birlikte uyursunuz ister misin.?"

Söylediğimden sonra hemen Emir'e baktım.

"İşin yoksa eğer...varsa yarın birlikte uyursunuz."

Telefonu çaldığında o sanki ben konuşmamışım gibi ekrana bakarken ben de göz ucuyla baktım.

Deniz.

Sadece Deniz arıyordu.

Avukat yoktu yanında.

Sade bir isimle Deniz olarak kaydedilmişti.

"Rüya'dan başka işim yok benim...yemek yedin mi güzelim."

Rüya başını olumlu anlamda salladığında Emir tekrar konuştu.

"Ama sen hiç benim yaptığım etten yemedin gidelim karnını güzelce doyuralım olur mu.?"

Rüya çekingen bir şekilde bana döndüğünde gülümsedim.

"Çaki gitmiştir bir tanem." Dediğim an Emir boğazını temizlemişti.

Gözlerim onu bulduğunda gülümsememde yavaş yavaş soldu.

"Annemde gelsin."

İkimizde cevap vermediğimizde tam ağzımı açıp gelemeyeceğimi söyleyecekken Emir benden önce davranarak konuştu.

"Annende gelsin meleğim."

Bizim içinde avukatı göndersin.

Emir'in artık benim için bir şeyler yapacağını sanmıyordum. Hatta yapmayacağına emindim. Bitmişti o günler.

Gözlerindeki ifadeden çok net bir şekilde anlayabiliyordum.

"Anne gidelim mi.?"

Rüya'ya başımı sallayınca ikisinden önce ayaklanarak yürümeye başladığımda niyetim onları baş başa bırakmaktı.

Emir'in evine girip bahçeye doğru yürüdüğümde gördüğüm iki kadınla gözlerim kısıldı.

Annem ve avukat kadın masada bir şeyler konuşurken beni gören kadın hızla ayağa kalkıp yanıma doğru gelmişti.

"Barıştılar mı.?" Gözlerim arkasında kalan kadındayken başımı salladım.

O beni baştan aşağıya süzerken üzerimde bol bir eşofman, bedenime yapışan ve eşofmanın içine attığım dar body vardı.

O açık pembe takım gömlek ve pantolon giyinmişti.

"İyi şükürler olsun...o çocuğa da iyi bir dayak atacaksın ki akıllansın."

Bir şey demediğimde bana bakarak tekrar o kadının yanına geçip oturdu.

"Siz tanışmadınız...Deniz, Emir'in avukatı ve arkadaşı."

"Duru, Emir'in eşi..yakında ayrılacaklar eski e."

Eski eşi mi.?

"Allah Allah." Dedim anneme bakıp karşısına otururken.

Yanındaki kadına döndüm.

"Haberim olmayan...pardon, aslında hiç var olmayan bir boşanma davasıyla insanlar boşanmış oluyor mu ? Avukatsın diye soruyorum."

Karşımdaki kadın sanırım yaşadıklarımızı bildiği için bana küçümseyici bakışlarını atıyordu.

"Hayır." Dedi ellerini birleştirerek.

"Ama karşı taraf evliliği aklında ve kalbinde tamamen bitirmişse resmiyete gerek yok."

Başımı salladım anladım der gibi.

"Yani Emir ve benim için öyle bir durum söz konusu değil ama Serpil teyzede biraz unutkanlık başladı sanırım." Anneme bakıp Serpil teyzeyi bastırarak söylediğimde bana meydan okuyan bakışlarını gönderiyordu.

Bahçeye giren ikiliyle Deniz gülümseyerek ayağa kalkınca kaşlarımı çatarak arkasından bakıyordum.

"Boşuna laf atmaya çalışma en geç bir haftaya boşanacaksınız."

Onu takmadan karşımdaki görüntüye bakıyordum.

Deniz elini Emir'in koluna koyarak kızıma bir şeyler diyip onu güldürdüğünde Emir'inde dudağının kenarı kıvrılmıştı.

Aile gibi duruyorlar biraz

Öyle bir şey yok.

"Emir'i benden korumak için gelin adayın olarak avukat mı buldun ona."

Annemin yüzünde keyifli bir ifade oluştuğunda tekrar karşıda duran üçlüye döndüm.

Bilerek yapıyor olabilir karışma.

Emir kucağındaki Rüya'yla beraber ızgaranın oraya gittiğinde ateşi yakıp sol taraftaki çiğ etlere sos eklerken Deniz'de iki tane tabağı ızgaranın kenarına koymuştu.

Bu görüntüye içimin acıması normal miydi.?

Sevgililer miydi.?

"Sevgililer mi.?" Dedim gözümü onlardan ayırmadan.

"Olacaklar."

Annem sinirimi bozmaya başlamıştı.

Onuda mı havuza sokacaksın.? Kendine gel hak ettin bunları.

Hak etmiştim.

Deniz Rüya'yı kucağına aldığı an Emir kızımıza doğru eğilip burnundan öptüğünde o kadının yüzüne fazla yaklaşmıştı.

La havle vela kuvvet.

Derin bir nefes alıp sandalyemde kıpırdanınca başımı anneme çevirdiğimde sinsi sinsi karşımdaki görüntüye bakıp güldüğünü görünce ondan neden herkesin çekindiğini yeni yeni anlamaya başlamıştım.

Serpil Doğan ben dışında herkese kök söktürürken eğlenceliydi ama sıra bana geldiğinde eğlenceli bir yanı kalmamıştı.

Rüya kucağında olduğu kadınla beraber güldüğünde Emir etleri yerleştiriyordu.

Gözlerimi kısarak ona baktım.

Uzağı çok göremiyordum ama o dudaklarının kıvrıldığını görmüştüm.

Saçlarımı kaşıyıp iki elimle sandalyenin kenarlarından tuttum.

"Kuduruyorsun değil mi.?"

"Emir Deniz'le evlenip tekrar bir yuva kurduğunda surat ifadeni çok merak ediyorum."

Sesindeki eğlenceli tınıyla derin bir nefes almak istedim ama olmadı.

Hayır.

Burada olmaz.

"Ben eve gideyim Rüya'ya önemli bir işim çıktığını söyler misin.?" Cevabını beklemeden yürümeye başladığımda görüş açılarından çıktığıma emin olduktan sonra elimi boğazıma atıp nefes almaya çalıştım ama olmadı.

Bir kaç kere daha denedim.

Açılan kapıyla Sema teyzeye tutunmaya çalıştım ama yere yığılmıştım.

"Kızım." Sema teyze yüzüme hava yaparak elimi boğazımdan çektiğinde kollarımı tuttu.

"Duru, nefes al kızım...nefes alıyorsun bana bak..gözlerini aç kuzum hadi."

Hissedemiyordum.

Yüzüme gelen havayla sanki yarım saattir nefes alamıyormuşum gibi derin bir nefes alıp verdiğimde aynı anda iç çekiyordum.

"Bir şey yok kızım."

Bir şey yok.

Sema teyze uzanarak dış kapıyı kapattığında başım dizlerindeydi. Saçlarımı yüzümden çekip hala hava yaparken bedenim biraz olsun gevşemişti.

Mahvettin beni Rüya..

Nefes alamıyorum ben.

İyileşemiyorum.

Sema teyzeye yükümü vererek zar zor salona geldiğimde hemen koltuğa uzanıp bacaklarımı kendime çektim.

Öylece boşluğa bakıyordum.

Gözümden tek bir damla akıp çenemden aşağıya doğru gittiğinde Sema teyze baş ucumda dua okuyordu.

Mahvolmuştum.

Rüya için yaşıyordum.

Yaşananlardan ve yaptıklarımdan sonra nefes alamıyordum. En sevdiğim kişiye ihanet etmiştim. Bana en değer veren kişinin üç yılını çalmıştım.

Kızını çalmıştım.

Nefesim tekrar kesildiğinde gözlerimi kapattım.

Rüya gelene kadar toparlanmam lazımdı.

Babasını ondan çaldığımı bilse yüzüme bakar mıydı.? Benim yüzümden Çınar'ın onunla dalga geçtiğini bilse..

"Yavrucuğum. Gaye kızımı çağırayım mı.?"

Gaye..

Tek arkadaşımdı.

Bir buçuk sene onunla seans yapmıştım. Daha sonra arkadaş olunca olaylara taraflı bakacağını söyleyip başka bir doktora yönlendirmişti beni.

Gaye ve etik kuralları.

Onu tanıyan kimse bu duruma şaşırmazdı.

Bir haftadır yurt dışında olduğu için çok konuşmasakta mesajlaşıyorduk.

Kaan adında beş yaşında bir oğlu vardı.

Rüya'yla çok yakın olduklarını söylememe gerek yoktu sanırım.

"Gerek yok Sema teyze iyiyim şu an."

Bir şey olduğu için telaşlanıp Gaye'yi arayayım mı demişti.

Annemi, kocamı ya da ablamı değil.

İki buçuk yıl önce tanıştığım kadını söylemişti.

Hak etmiştim bunu.

Sevdiğim adamın canını yaktığım için başıma gelen her şeyi hak ediyordum. Sema teyze saçlarımı okşayarak baş ucumdan kalktığında yapayalnız kalmıştım.

Sarsak adımlarla kapıdan çıkıp arabama bindiğimde telefonumu yan koltuğa bıraktım.

Rüya dışında kimsem yoktu.

Burada ölüp gitsem kimsenin umrunda olmaz, hatta bilmezlerdi bile. Ailemden, kanımdan canımdan olan tek dertleşebileceğim kişi o soğuk toprağın altında yatıyordu.

Ben de her canım yandığında onun yanına gidiyordum. Tıpkı şu an olduğu gibi. Yolların boş olmasıyla kısa sürede mezarlığa gelmiştim.

İlk defa ellerim boş geldiğim için ağladım.

"Rüya." Hıçkırıklarım arasında toprağını okşadığımda başımı mezar taşına yasladım.

"Niye yaptın Rüya..niye yaptın."

Hıçkırıklarım bomboş mezarlıkta yankılandığında sıkıca mezar taşına tutunuyordum.

"Aklımdan çıkmıyor o halin...delirmek üzereyim Rüya."

"Delirmek üzereyim.!"

Bacaklarımı kendime çekip mezarın kenarına oturduğumda çalan telefonumla arayan kişiye baktım.

Annem.

Bomboş bakan gözlerimle ekrandaki yazıyı okuyup telefonu kulağıma götürdüğümde hala çok sevdiğim kadının sesini duyduğum an gözlerimi kapattım.

"Duru, Neredesin.?"

Sesindeki merakla derin bir nefes aldım.

"Geç geleceğim. Rüya uyusun."

"Neredesin diyorum geç geleceğim diyorsun...neredesin.?"

"Sahile geldim." Dedim yalan söyleyerek.

Karşıdan gelen sinirli nefes sesleriyle Rüya'nın mezar taşına bakıyordum.

"Rüya durmuyor seni istiyor."

"Onu odamda uyutur musun.? Ben bir kaç saate geleceğim."

"Söylediklerimde ciddi değildim." Dediği an gözlerim kapandı.

"Doğru hepsi." Dediğimde bir süre ses gelmedi.

"Sinirlen diye söyledim...Emir, Deniz'in ona ilgisi olduğunun farkında bile değil."

Bir şey demedim.

"Duru, Rüya'nın yanında mısın.?" Sesi titrediğinde gözlerimden bir kaç damla yaş aktı.

"Evet." Dediğimde şimdi ağlama seslerini duyuyordum.

Her başım sıkıştığında, işlerin içinden çıkamadığımda buraya geliyordum.

Başka kimsem yoktu çünkü.

"Geleyim mi.?" Başımı iki yana salladım sanki beni görecekmiş gibi.

"Yok." Dedikten sonra dudaklarımı birbirine bastırdım.

"Rüya'yı uyuttu Emir, eve gelmeni bekliyorum...geç kalırsan ben gelmek zorunda kalırım bilgin olsun." Az önce eve gitmem için Rüya seni istiyor demişti.

Ona varla yok arası bir tamam diyip telefonu kapattığımda kocamın yeni numarasının telefonumda kayıtlı olmayışına ağladım.

Eğer o kadınla evlenirse kızımda gidecekti ve ben yapayalnız kalacaktım.

Üçünün görüntüsü aklıma gelirken silmek ister gibi başımı salladım.

Emir hak ettiği gibi aile kurarken ben de hak ettiğim gibi yalnız kalacaktım. Gözlerim kapanırken zorda olsa başımı mezar taşından çekip ayaklanmıştım.

"Görüşürüz ablacım." Arabaya doğru yürürken telefonumu unuttuğumu hatırlayıp dönüp aldım ve zar zor arabanın yanına geldim.

Arabanın tüm camlarını açarak yola çıktığımda hala az az nefes aldığımı hissediyordum.

Saat gece üç olmuştu.

Eşofmanım çamur içindeydi ve ben onları nasıl çıkartıp değiştireceğimi düşünüyordum.

Halim kalmamıştı.

Sabahta yemek yemediğim için iyice kötü oldum.

Arabayı döndürüp bahçeye girdiğim an kapının önünde oturan kadın görüş açıma girmişti.

Kemerimi çıkartıp çamurlu ayaklarımla arabadan indiğimde annem karşıma geçip bedenimi baştan aşağıya süzdü.

Sağ gözümden bir damla yaş akarken sesli bir şekilde hıçkırdığımda beni hemen kolları arasına alıp sarmaladı.

"Anne." Diyerek ağlarken daha fazla ayakta tutamadığım bedenimi bıraktım ve ikimizde yere oturmuştuk.

Annem beni kollarıyla sımsıkı sararken ben kollarım iki yanda sadece ağlıyordum.

"Ölmek istiyorum." Ağlamalarımın arasından ağzımdan çıkanla annemin bedeni kasıldı.

"Sus." Dedi sertçe.

"Yapamıyorum olmuyor...olmuyor anne." Hıçkırdığımda tüm bedenim titriyordu.

Bahçede yankılanan hıçkırık sesim yavaş yavaş azalırken Rüya'nın ve Emir'in duyma ihtimaline karşı ellerimi dudaklarıma bastırıyordum.

"Bu yüzden mi her gün Rüya'nın yanına gidiyorsun...konuşmak için mi.?" Bu sefer onun hıçkırığı yankılanmıştı.

"Anne nefes alamıyorum."

Yüzümü onun omzuna koyduğumda ellerimi kaldırarak üç yılın sonunda ona sarıldım.

"Özür dilerim...özür dilerim sinirlen diye uğraştım..gıcıklık yapmak istedim sadece." Diyordu kulağıma doğru.

Kendimi tutamadan sesli bir şekilde ağlarken bu sefer ona sıkıca sarılıyordum.

Ağlamam sayıklamaya döndüğünde gözlerimi kapattım. Annem saçlarımı okşarken bunun yarın olmayacağını bilerek tadını çıkartmaya çalıştım.

Ne kadar orada durduk bilmiyorum ama kendimi iyice kötü hissederken kolları arasından çıktım ve ağlayan kadını orada bırakıp odama doğru yürümeye başladım.

Odamıza.

Kızım ve benim odam.

Yatakta melekler gibi uyuyan kızıma bakıp üzerimdekileri çıkarttığımda duşa girmeden şortlu pijamalarımı giyerek yatağa uzanıp Rüya'ya sarıldım.

Üç yıla yakın bir süredir hiçbir şey yapmıyordum.

Ne çalışıyordum, ne doğru dürüst dışarıya çıkıyordum. Hiçbir şey yapmıyordum.

Evden mezarlığa ya da Gaye'nin yanına gitmek için çıkıyordum. Bir kere bile haberim yapılmamıştı çünkü hiçbir yere çıkmıyordum. Kendimi buraya hapsetmiştim.

Emir'i hapsettiğim gibi kendimi de hapsetmiştim.

Ben kızımın yanındayken o uzaktaydı. Ayrıydı.

Görememişti büyürken.

İç çekerken sallanan bedenimle Rüya uyanır gibi olunca sabit durmaya çalıştım.

Saçlarını koklayarak kendimi uykunun kollarına bıraktığımda kızım için her akşam yatmadan önce her ne kadar istemesem de yarın sabah uyanabilmeyi diliyordum.

O olmasa yaşayamazdım.

Kimsemin kalmadığı bu yerde yaşayamazdım.

Uyandığımda yanım boştu. Saate baktığımda öğlen bir buçuk olduğunu görünce gözlerimi sonuna kadar açıp banyodan çıktıktan Rüya belki babasındadır diye Emir'lerin bahçesine baktım ama boştu.

Üstümü değiştirmeden aşağıya indiğimde gelen seslerle rahatlamıştım.

Annem kızıma bir şeyler anlatıyordu.

"Baban senin için almış onu niye hâlâ açmıyorsun babaannem."

"Annem uyanmadı ki babaanne, onunla açmam lazım yoksa üzülebilir."

Annem gülerek onu öptüğünde salona girip masanın kenarında resim yapan ikiliye baktım.

"Günaydın."

Sesimi duyan Rüya başını kaldırıp sandalyesinden zıplayarak bacaklarıma sarıldığında dizlerimi kırıp onu kollarımın arasına aldım.

"Günaydın bir tanem." Diyip saçlarını bir kaç kere öptüğümde hafif nemli olmasıyla anneme baktım.

"Banyo mu yaptırdın." Başını salladığında şaşırmıştım.

"Mis gibi kokuyorsun Rüya...oh."

Kokusunu içime çekmem onu utançla güldürmüştü ve eli her zaman olduğu gibi dudaklarının üstüne kapanmıştı.

"Kaç saattir seni bekliyorum biliyor musun.? Babam kahvaltıdan sonra gitti sen uyanmışsındır diye babaannem beni buraya getirdi ama sen uyanmadın hiç."

"Keşke uyandırsaydın bal böceğim."

Başını hemen iki yana salladı.

"Babaannem senin dün çok yorulduğunu söyledi hatta babamda seni sordu ama uyuduğunu duyunca gittiler."

Gittiler.?

"Amcanlarla mı.?" Dedim çaktırmamaya çalışarak.

Annem boğazını temizleyerek yanımıza gelirken kızım tekrar konuşmuştu.

"Deniz ablayla."

Deniz ablayla demek.

Deniz bizim kıza üvey anne olma yolunda ilerliyor.

Rüya'ya zorlanarak gülümsememi gönderdiğimde anneme döndüm.

İstediğini yapıyordu.

Oğlu mutlu olsun diye her şeyi yapıyordu.

Bir annenin yapması gerekeni yapıyordu ama ben yirmi iki yıl annelik görmeden büyüdüğüm için böyle şeyleri anlayamıyordum.

"Yemek yedin değil mi.?" Dedim bildiğim soruyu sorarken.

"Babam bana haşlanmış yumurta yedirdi hem de.." Son cümleyi uzatarak kıkırdadığında devam etti. "Hem de senin yaptığın gibi üstüne kırmızı şeylerden döktü."

Pul biber.

Gülümseyip yanağını öptüğümde salona Sema teyze girmişti.

"İyi misin kızım." Ona gülümseyip başımı salladığımda tedirgin bir şekilde bana bakmaya devam ediyordu.

"N'oldu.? Ben gittikten sonra uyumadı mı.?" Dedi annem Sema teyzeye doğru yürürken.

"Halsizdim biraz." Diyip Sema teyzenin konuşmasını engellediğimde o da bana uyarak başını sallamıştı.

"Sema." Dedi annem tek kaşını kaldırarak.

"Dün gece eve halsiz geldi hemen odasına çıkınca bir şey oldu sandım." Sema teyzeyi seviyordum.

"Anne sen yoksa hasta mı oldun...babama söyleyelim seni hastaneye götürsün." Ellerini öptüm.

"İyiyim meleğim dinlendim geçti şimdi hatta bugün seni bir yerlere götüreyim diyorum ne dersin."

Elleriyle alkış yapıp boynuma atladığında ayağa kalkıp annemin karşısında durdum.

"Bugün benimle dursun akşam getiririm size olur mu.?" Anlayışla başını salladığında gözlerini de kaçırmıştı.

"O zaman ben bu güzelliği hazırlayayım ve çıkalım."

"Anne Kaan hala gelmedi mi tatilden." Merdivenlerden çıkıyorduk.

"Diğer hafta gelecekler aşkım."

Başını sallayıp dudaklarını büzdüğünde önce onu giydirdim sonrada üstümde pantolon crop giyinip aşağıya indim.

Rüya'yı çocuk koltuğuna yerleştiren annem kemerini takıp kızımı öptüğünde kapısını kapattı ve benim kapımın önüne geldi.

"Gelince haber verirsin değil mi.?" Başımı salladığımda o da buruk bir şekilde başını salladı.

"Dikkatli olun bir şey olursa ararsın." Gözlerimi kapatıp açtığımda geri çekildi ve arabayı bahçeden çıkarttım.

Rüya yol boyu kırmızı balık şarkısını söylerken telefondan şarkıyı açıp ona eşlik ediyordum.

"Anne şunada binelim hadi." Rüya elimden tutarak beni büyük tırtılın önüne çekiştirdiğinde hemen gözlerimi kocaman açarak başımı olumsuz anlamda salladım.

"Hayatta olmaz, sen buna binersen düşersin."

"Ama kemer varmış bak takıyorlar."

Hep büyükler biniyordu.

"Ama bu bize uygun değil Rüya gel atlı karıncaya tekrar binelim."

Küskün bir şekilde kaşlarını çattığında kucağıma alıp tekrar atlı karıncaların oraya gittim.

Dediği tırtıla binerse kalp krizi geçirmeme sebep olurdu.

"Eğer küsersen ben de sana küserim." Dediğimde göz ucuyla gözlerime bakıp tekrar önüne dönmüştü.

"O zaman dönme dolaba binelim birlikte." Önümüzdeki kocaman ve yüksek alete baktım.

Tamam sanırım bunu yapabilirdik.

Beraber küçük bir odaya geçtiğimizde yükselmeye başlamıştık.

Rüya gülerek aşağıda kalan insanlara bakarken heyecanla zıplayınca hemen tuttum.

"Zıplama bir şey olur Rüya."

Güldü benim bu panik halime.

"Ya anne sen biraz korkak olabilir misin acabası."

Acabası.

Yiyeceğim şimdi o ağzını.

"Olamam annecim, sallanırsa sen korkacaksın diye uyarıyorum."

Söylediklerim onu güldürdüğünde öylece aşağıya bakmaya başlamıştı.

"Anne babam beni seviyor değil mi.?"

Nefesim daraldı.

"O nasıl soru Rüya sen babanın bir tanesisin."

"Siz küs müsünüz.? Neden hiç babamın elini tutmuyorsun...Deniz abla babamın elini tuttu bugün." Dışarıya tedirgin bakışlar atan gözlerim hemen kızımı bulmuştu.

"Arkadaşlar mı birbirlerinin elini tutar? Sen babamın arkadaşı değilsin diye mi tutmuyorsun.."

Bir yalan bulamadım.

"Deniz abla benimle vakit geçirmek istediğini söyledi...yarın babam ben ve o tekneye gidecekmişiz."

"Kabul mü ettin." Dedim şaşırarak.

Başını sallayıp dizlerime çıkmaya çalıştığında onu hemen kucağıma aldım.

"Etmese miydim...yanlış mı yapmışım anne."

Saçlarını öptüm.

"Doğru yapmışsın bebeğim."

"Babanla Deniz ablan ne kadar el ele tutuştu." Dedim önemsiz bir şey soruyormuş gibi.

Gözleriyle düşünüyormuş gibi yukarıya baktı.

"Bak böyle yaptı."

Elimi ters çevirip üstüne elini koyduğunda canlandırmasına gülmek istedim.

"Üstte olan el hangisi." Dedim merakla.

"Bu Deniz ablanın." Dedi kendi elini göstererek.

Yani avukat kadın Emir'in elinin üstüne elini koymuştu.

"Hımm." Dedim elini öpüp.

"Hep mi orada tuttu."

Yine düşünüyormuş gibi yaptı.

"Hayır."

Hayır ne Rüya.

"Kaç dakika."

"Dakika değil."

Anlamaması için sustum.

Detay vermiyordu asla.

Çocuk canlandırma yaptı daha ne yapsın.

"Babam Deniz ablaya böyle bakıp elini hemen çekti zaten." Kaşlarını çatarak Emir'in taklidini yapmaya çalışmıştı.

Ben o babanında Deniz ablanında icabına bir bakayım. Tamam haksızım ama bu kadar da olmazdı.

Adamı hapse gönderdin.

Karı koca arasında böyle şeyler olabilir.

Sonunda yere indiğimizde Rüya'yı bir kaç oyuncağa daha bindirip yorulan kızımı kucağıma aldım.

Gördüğü oyuncak mağazasında kendine kostüm aldığında yemek yedikten sonra geç olduğu için eve gidiyorduk.

Trafik ilerlemezken sosyal medyaya bakındım.

Aradığım adam karşıma çıkarken hemen haberlere baktım.

@MAGAZİNMAG:

EMİR AKSOY SAHALARA GERİ DÖNDÜ.! ŞİRKETİNE GİRERKEN GÖRÜNTÜLENEN AKSOY SORULAN HİÇBİR SORUYA CEVAP VERMEDEN ŞİRKETE GİRİŞ YAPARKEN YANINDAKİ HANIMEFENDİ DİKKATİMİZİ ÇEKTİ. BİR KAÇ GÜNDÜR EMİR AKSOY İLE BİRLİKTE GÖRÜNTÜLENEN GİZEMLİ KADININ HENÜZ YÜZÜNÜ GÖREMEDİK. DURU AKSOY HAKKINDA KOCASINI İHBAR ETTİ GİBİ HABERLER DOLANIRKEN ÇİFTİMİZİN ASLA ETKİLEŞİM VERMEMESİ AKILLARA AYRILDILAR MI SORUSUNU GETİRDİ.? AKSOY ÇİFTİNİN ÜÇ YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUKLARI VAR.

573.929 beğenme. 29.628 yorum

@instagramkullanıcısı: Lan tek ben fark ettim sanıyordum.
@instagramkullanıcısı: Gerçekten arkasından sarışın kadın gidiyor.
@instagramkullanıcısı: yeni bir çift mi.?
@instagramkullanıcısı: Kadın sosyetedendir.
@instagramkullanıcısı: Serpil Doğan bu ilişkiyi kesinlikle onaylamaz o Duru aşığı.
@instagramkullanıcısı: Sonunda ayrılmışlar.
@instagramkullanıcısı: Çocuklarının cinsiyeti kız.
@instagramkullanıcısı: Ay yeniden yandı tüm ışıklar.
@instagramkullanıcısı: Hala bu kadar yakışıklı olması şaka mıdır.?
@instagramkullanıcısı: kızları o kadar güzel ki Duru'nun ablasının hesabında kuzeniyle fotoğrafları var.
@instagramkullanıcısı: Bence Duru Rüyanın ölümünden sonra toparlanamadı ve ayrıldılar
@instagramkullanıcısı: Ayrılmış ol o kadından Emir.
@instagramkullanıcısı: Offf kim bu kadın.
@instagramkullanıcısı: Adam asla boşta kalmıyor yalnız.
@instagramkullanıcısı: Duru'yu neden hiç görmüyoruz üç yıl oldu bir de elinde çiçek tutuyor kime verdi o çiçeği ?
@instagramkullanıcısı: @gayedogan ı takip edin Emir ve Duru'nun kızını arada paylaşıyor.

Bu kadar yakışıklı olması şart mıydı.?

Dikiz aynasından Rüya'yı kontrol edip uyuduğunu görünce titreyen telefonuma baktım.

"Efendim." Dedim trafik biraz ilerlerken.

"Duru, n'apıyorsunuz bitti mi işiniz.?"

"Eve geliyoruz yoldayız." Dedim saate bakarken.

20.56

"Emir geldi Rüya'yı sorunca bir arayayım dedim."

"Rüya uyudu an..uyuyor şu an."

Alnıma vurdum.

Deme işte şu kelimeyi.

"Kaç dakikaya gelirsiniz belki uyanır."

"Yarım saat kırk dakika sürer trafik çok fazla."

"Söyle orman yoluna girsin Serpil teyze yoksa çıkamaz o trafikten." Serhat'ın sesini duyduğumda telefonun hoparlörde olduğunu anlamıştım.

Emir'de orada mıydı.?

"Orman yolunu geçtim." Dedim arkadan korna çalan araca bakarken.

"Nereye gidebilirim ne basıyorsun." Sessizce dikiz aynasından arkadaki adama bakarak söylendim.

"Duru."

"Efendim."

"Eve yaklaşınca haber verir misin ya da konum at." Dedi annem.

"Haber veririm." Diyip cevabını bekledim ama sessizlik oluştu.

"Kapatayım o zaman ben." Dediğimde yine cevap gelmedi.

"Kapatıyorum." Diyip kapatmıştım.

Getiriyoruz kızını Emir. Sanki Deniz'den kızına vakit kalıyor.

Düşündüklerimle ofladım.

Saçmalıyordum.

Rüya için kaç gündür evden çıkmamıştı.

Trafik tekrar durduğunda anneme fotoğraf attım.

Bugün çekmiştim.

Annem gördükten on dakika sonra kalp attığında Emir'e gösterdiğini düşündüm.

Trafik açıldığında sonunda eve gelebilmiştim.

Bahçeye girip hala uyuyan kızımın kapısını açtığımda annemde yanımıza gelmişti.

Bizi mi bekliyordu bu kadın.

"Hoş geldiniz...oy benim kuzum, meleğim."

Annem konuşurken bahçeye giren diğer kişiyle kemeri açan ellerim durdu.

Emir'in geldiğini arabanın arka camından görmüştüm.

Kemerini çözüp geriye çekildiğimde Emir beni baştan aşağıya süzdükten sonra az önce yaptığım gibi arabanın içine eğilip kızımızı kucağına alınca yumuşak bir şekilde yanağını öptü.

Öpüşü yumuşaktı ama Rüya'nın gözleri biraz açılmıştı.

"Ben yapmadım ki." Diyip gözlerini kapattığında hafifçe gülümsedim.

Emir şaşkınlıkla bir Rüya'ya bir de bana baktı.

Ben de böyleydim.

Arada sayıklayıp geri uykuya dalıyordum.

"Babam gelmiş mi anne."

"Babanın kucağındasın Rüya." Dedim sarı saçlarını yüzünden çekerek.

Göz kapakları kıpırdadı ama açılmadı.

"Anne." Elini tuttum.

"Seninle mi kalacak bugün." Dedim kızına bakan adama. Emir Rüya'yla ne zaman konuşsa yüzünde aynı şu anki gibi şaşkın ifadesi vardı.

Kızımıza hala alışamamıştı, onun böyle konuşkan ve akıllı olmasına şaşırıyor olmalıydı.

"Odasına götüreyim." Dediğinde tekrar yanağından öptü.

Önden yürüyüp kapıyı çaldığımda Güliz tarafından açılmıştı.

"Duru hanım, hoş geldiniz."

"Hoş bulduk Güliz."

Merdivenlerden çıkmaya başladığımda Emir beni takip ediyordu.

Odamızın kapısını açıp elimle Emir'e geç işareti yaptığımda adım attığı an kapının girişinde durdu.

Fotoğraflarımıza takıldı gözleri.

Her yerde olan kendi fotoğrafları.

İkimizin fotoğrafları, bazen de sadece onun olan fotoğraflar duvarda asılıydı. Kucağında Rüya'yla beraber fotoğrafların olduğu duvara doğru yürürken adımları sarsaktı.

Rüya her gün onu görüyordu. Ben de öyle.

Uyurken ve uyanırken onun fotoğraflarına bakıp özlem gideriyordum.

Bizim fotoğraflarımızın altında Rüya ve Zeus'un fotoğrafları vardı. Bazılarında Rüya Zeus ve ben vardım.

Aralarda hep Emir'in ve benim sarılıp, öpüştüğümüz fotoğraflar vardı. Ya da Zeus Emir ve benim fotoğraflarım vardı.

Ama hiç üçümüzün fotoğrafı yoktu.

Rüya Emir ve benim beraber çektirdiğimiz fotoğrafımız hiç yoktu.

Muhtemelen olmayacaktı da.

Ama Emir ve ikisini yakın zamanda eklerdim diye düşünüyordum.

Emir tek tek tüm fotoğraflara baktıktan sonra arkasını dönüp odamızı incelemeye başladığında yatağın kenarındaki gece lambasına ve onun hemen önünde duran kendi fotoğrafına baktı.

Rüya ve ben her gece ona bakarak uyuyorduk.

Emir'in gözlerindeki şaşkınlığı gördüğümde hala kapının önünde dikilmeye devam ediyordum.

Göz ucuyla bana bakıp geri hemen fotoğrafların olduğu duvara döndüğünde bir süre kucağında Rüya'yla beraber öylece durdu. Tek tek inceliyordu ama kucağındaki kızımızı hatırlamış gibi anılardan sıyrılıp yatağa doğru geldiğinde örtüyü onun için açmıştım.

Emir yanlarına geldiğimde bir süre doğrulmadı.

İkimizde Rüya'nın üzerine eğilmiş duruyorduk.

Rahatsız olmasın diye örtünün ucunu bırakıp doğrulduğumda bir kaç adım uzaklaştım.

O da gözlerini açıp kapattıktan sonra Rüya'nın boynundan öpüp hemen doğrulduğunda yanımdan geçerken nefesimi tuttum.

Gözlerim kapanmamak için zor dururken yanımdan geçip bir adım atmıştı ki aklına bir şey gelmiş gibi omzunun üstünden bana baktı.

Yerimde dikleşmiştim.

"Yarın sabah dokuz gibi Rüya'yı marinaya götüreceğim hazırlar mısın.?" Başımı salladığımda kızımın bahsettiği tekne gezisi doğrulanmış oldu.

Emir yüzüme dikkatle bakıp tekrar önüne döndüğünde hızlı adımlarla odamızdan çıkmıştı.

Avukata karşı bir şeyler mi hissediyordu.

Annem Emir'in kadını görmediğini söylemişti ama o an kötüyüm diye öyle söylemiş olabilme ihtimali vardı.

Madem kadını gözü görmüyor neden her yere onunla gidiyordu.

Emir gibi bir adam asla yanında bir kadının gezmesine ya da ona dokunmasına izin vermezdi ama avukata izin veriyordu.

Kesin aralarında bir şey var.

Yoksa niye kızımla vakit geçirmesine izin versin ki.

Aile gibi.

Aile gibi.

Düşünmemeye çalışarak kendimi Duru'nun yanına bıraktığımda sabah erkenden kalkıp olacakları bilmeden onu güzelce hazırladım.

"Tokanı takayım mı.?" Dediğimde başını iki yana salladı.

"Saçımı yana atar mısın anne."

Hemen sarı saçlarını yan tarafa attım.

Bugün ayrı bir güzel olmuştu ve ben o kadının yanına gideceği için kıskançlıktan deliriyordum.

"Çok güzel oldun ama sen." Diyerek onun gibi aynadan baktığımda saçlarından öptüm.

"Oldum değil mi.?" Dedi masumca.

"Güzel demek az kalır." Kıkırdamıştı söylediğime. Tabi ki elleri yine dudaklarına gitmişti.

Odanın kapısı tıklatıldığında Güliz olduğunu bildiğim için üzerimdeki kısa ve şortlu pijama takımını önemsemeden gel demiştim ama gelen kişi Güliz değildi.

Gördüğüm adamla hemen ayağa kalkıp arkamı döndüğümde Emir beni baştan aşağıya süzüyordu.

Takım elbise giymişti.

Tekneye giderken niye takım elbise giymişti.

"Baba.!" Rüya oturduğu yerden çıksın diye eğilip pufunu çektiğimde arkamdan gelen boğaz temizle sesiyle hemen Emir'e döndüm.

Arkasını dönmüş çenesini kaşıyordu.

"Baba gidiyor muyuz.?" Rüya ona yürürken Emir hızla onu kucağına alıp boynunu koklayarak öptüğünde başını sallıyordu.

"Gidiyoruz her şeyim." Dediğinde yürümeye başladığında arkalarından giderken Emir merdiven basamağına bir adım atmıştı ki durup bana döndü.

"Annenle vedalaş gidelim Rüya."

"Aşağıya geliyorum." Dediğimde çenesini sıkıp Rüya'yı bana doğru uzattı.

"Ben hemen geleceğim merak etme anniş." Yüzümü elleri arasına alan kızımla hızla parmaklarını öptüm.

"Baban bana fotoğraf atsın söyle tamam mı.?" Emir zaten duymuştu beni.

Başını sallayıp babasına baktı.

"Anneme fotoğraf atmayı unutmayalım baba." Emir ona bakıp başını salladıktan sonra Rüya yanaklarımdan öptüğünde bende onun boynundan sertçe öpüp kıkırdamasını sağlamıştım.

"Seni çok seviyorum bir tanem."

"Ben seni bir sürü seviyorum."

Onu kucağımdan indirmeden Emir'e götürdüğümde Rüya kollarını babasına uzatıp babasının kucağına geçmişti.

Emir'in parmakları Rüya'yı alırken karnıma değdiğinde elektrik çarpmış gibi irkildim.

Minik cadı bana öpücük atıp el sallarken Emir merdivenlerden inmeye başlamıştı bile. Arkalarından gideceğim sırada bana bakıp hızlanan adamla gözlerimi devirip odaya geçtim.

Saat öğlene gelirken sabahtan spora gidip eve gelmiştim.

Telefonumu kontrol edip mesajlara baktım ama hiçbir şey yoktu.

Eğleniyorlar mıydı acaba.

Umarım o kadına çok gülmüyorsundur Rüya.

Saat akşamüstüne yaklaştığında annemden mesaj gelince hemen baktım.

O da mı oradaydı.

Annem: Emir göndermiş.

Ben: Dövme mi yapıştırmışlar koluna.

Annem: Deniz heveslenince yapıştırmış.

Ben: Deniz kızımın vücuduna zararlı bir şey yapıştırırken zahmet edip annesinden izin alsın.!

Bir şey yazmamıştı.

Neredeydi bunlar.

Teknede değiller miydi.?

Rüya'nın güzel yüzüne bakıp gülümsediğimde sinirle laptoptaki işlerime geri döndüm.

Güliz'e Rüya'nın yeni yemek listesini anlatırken saat akşam sekize geliyordu.

"Tamam Deniz hanım ben halledeceğim merak etmeyin siz...şunları sabah mı yoksa akşam mı yapacağım anlamadım."

Söylediği yere bakıp okurken duyduğum ağlama sesiyle elimdeki tableti sertçe bırakıp dışarıya doğru koşarken hızla kapıyı açmıştım.

Rüya babasının omzuna kafasını gömmüş çığlık atarak ağlarken dizlerim titredi.

"Noldu.!" Dedim bağırarak.

Rüya sesimi duyduğu an kafasını kaldırıp aramızda daha on metre varken kollarını bana uzattığında çıplak ayaklarımla taşlı yola geçip ona doğru koşmuştum.

"Noldu.! Düştün mü noldu.!" Sesim hala yüksek ve korku dolu çıkarken arkadan gelen kadınla Emir'e döndüm.

Yüzünden ve düşen suratından Rüya'nın düştüğü için ağlamadığını anlamıştım. Bir şey olmuştu.

Bir şey mi görmüştü.

"Rüya." Diyip yüzüne bakmaya çalıştığımda o çığlık atarak dokunmama izin vermedi ama bana sıkıca sarılmaya devam etti.

"Gitsinler." Sesi ağlamalarının arasında yüksek çıktığında Emir ve onun yanında duran kadına baktım.

Emir kolunu sertçe ondan çekerek yan tarafıma geçtiğinde kalbim deli gibi atıyordu.

"Noldu.?" Dedim kahrolmuş surat ifadesiyle bize bakan adama doğru ama o gözlerini kapattı.

"Rüya babalara küsülmez." Dediğim an Rüya sırtıma vurmuştu.

"Gitsin.!"

Emir sırtıma ve Rüya'ya şokla bakmaya başladığında gözlerim avukat kadını buldu.

Meleğim hıçkıra hıçkıra ağlarken az önce vurduğu yeri öptükten sonra başını kaldırdı.

"Anne." Diyerek alnını alnıma yasladığında sıkıca sarılıyordum.

"Neden ağladığını söylemediğin için beni korkutuyorsun." Dedim sakince.

Daha sesli ağladı.

"Senden ayrılacakmış...babam senden ayrılacakmış anne.!" Bağırarak söylediklerinden sonra gözlerim Emir'i bulmuştu.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı.?

Diğer bölüm Emir ve Duru yüzleşmesini biraz olsun okuyacaksınız..artı olarak gelecek bölüm Emir'in ağzından da okuyacağız.

Duru şu an suçluluk psikolojisinde olduğu için susuyor ama açılmaya başlayacak sabredin ve lütfen varsayımlarınıza göre karakterlere ön yargılı olmayın ♥️

Oy sınırı 800
Yorum sınırı 600
(Sınır dolmadan bölüm gelmeyecek)

Yorumlarda harf, emoji noktalama işaretleri kullanmayın lütfen düşüncelerinizi öğrenmek için yorum istiyorum.

Alıntıyı birazdan atarım beni instagram hesabımdan veya buradan takip edebilirsiniz.

Hesabım: minabuse_

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.640okunma 41beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 139

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile sırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18