Sahte ve Gerçek kitap kapağı

34. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

33. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 33. BÖLÜM

Alıntılar için beni instagramdan takip edebilirsiniz.
(minabuse_)

KEYİFLİ OKUMALAR.

2 hafta sonra.

Geçen 16 günde hiçbir şey yapamamıştım.

Emir benimle muhatap bile olmadığı için ben de yüzsüzlük yapıp yaklaşamadım.

"Hadi Duru." Elimdeki suyu bırakıp tekrar arkadaşımın yanına giderek yerde olan matıma oturdum.

"Karadeniz'de gemilerin mi battı noluyor.?"

Gaye'ye döndüm.

"Emir benimle konuşmamak için bin takla atıyor görmüyor musun.?"

O da benim gibi oturur pozisyona geldi.

Pilatese gelmiştik.

"Allah Allah bu adam senden niye kaçıyor acaba Duru, hapse falan da attırmadın kırgın olması imkansız."

Ağzımdan ağlama sesleri çıkartıp yere sırt üstü uzandığımda Gaye yarım ağız gülüyordu.

"O kadın kaç gündür eve gelip gitmiyor acaba diyorum...artık Emir mi onun yanına gidiyor." Beni dinleyen arkadaşım gözlerini devirdikten sonra uzanıp yanağımı sıktı.

"Sen bu adamın peşine Yusuf'u takmadın mı.?"

Takmıştım.

Yusuf'a yalvararak Emir hakkında bilgi alıyordum.

"Belki yalan söylüyor." Dedim ama söylemesi imkansızdı.

Yusuf'a güveniyordum.

"Kalk şuradan hadi...burada ağlaması gereken kişi benim gelmiş tatava yapıyorsun."

Gaye geçen hafta Oğuz'dan boşanmıştı.

İki yıldır aldatıldığını öğrenince anında onu boşamıştı.

"Bulaşıyor mu hala." Dedim ona bakarak.

Kaşlarını hayır anlamında yukarı kaldırıp indirdi.

"Sence o bana bulaşabilir mi.?" Bulaşamazdı.

Gaye tanıdığım kimseye benzemiyordu. Ona bulaşan herkese hapı yutturuyordu.

"Bendeki de soru adamın kafasında tava kırdın bir daha eve girmeye cesaret edemez." O kendini tutamayarak güldüğünde ben de ona katılmıştım.

"Tava kırıldı lan." Diyerek kahkaha attığında yan dönerek güldüm.

Oğuz'u acillik yapmıştı.

"Kaan'a dua etsin daha fazlasını yapmadım."

Oğuz'un yaptığı şeye çok şaşırmıştım. Böyle bir şeyi yapacak son insan bile değil gibi sanıyordum ama iki yıldır karısını kandırıyordu.

Böyle bir olay yaşayınca iki haftadır doğru düzgün yüzüme bakmayan adamdan şüphelenmeye başlamıştım.

Ya başka birisini severse.

Ya da şu an bile seviyor olabilir miydi.?

Düşünceler beynimi istila ederken Gaye çalan telefonunu açtı.

"Ne var Yılmaz.! Bir bitmediniz oğlum..şikayet ederim sizi hapse tıktırırım akıllı olun." Son cümleyle başım hızla ona dönmüştü.

Kendimi asla affetmeyecektim.

Ben kendimden çok sevdiğim adama neler yaşatmıştım. Neler yapmıştım ona.

Kızından ayırmıştım.

İç çekip ayağa kalktığımda üstümdeki braleti çekiştirdim. Her düşündüğümde nefesim kesiliyordu.

Bunu o adama yaşatmıştım.

"Siktir git abinin yanına yok size Kaan falan hadi yallah...it sürüleri."

Telefonu kapatıp az önce bıraktığım suyu içtiğinde sinirden kıpkırmızı olmuştu.

"Ne diyor." Dedim elim boynumdayken.

"Kaan'ı görmek istiyormuş...sen hem benden metresimi sakla hem de yeğenini görmek iste...yok öyle bir dünya. Benim oğlum büyüsün bak ben size neler yapıyorum."

"Şerefsizler." Diyerek yanına geldiğimde titreyen ellerini tuttum.

"Hava alalım mı.? Ya da bize gidelim çocuklarla takılırız kafamız dağılır." Dediğimde başını sallayarak suyu tekrar kafasına dikti.

"Senin gibi bir kadını kaybettiği için bu kadar zoruna gidiyor."

Bir şey demedi.

"Bak çık bana düzgünce de ki ben seni artık sevmiyorum ve ayrılmak istiyorum...insancan yok mu kardeşim çık söyle. Bunların anasını bacıs.."

"Gaye tamam düşünüp düşünüp kendini sinirlendirme, kıpkırmızı oldun. Kaan seninle velayeti de sende bu kadar kolay kurtulup boşandığın için dua etmen lazım sen hala ikisinin oyununa düşüp kendini üzüyorsun."

Hak verir gibi başını salladığında az önceki neşeli kadını bir dakika içinde bu hale getirdiği için içinden Mert'e küfürler ediyordum.

Oğuz'a zaten şu bir haftada ettiğim küfürlerin haddi hesabı yoktu.

Üzerimizi değiştirip Gaye'nin arabasına bindiğimizde yola çıkmıştık. Güliz'i aramak için telefonumun ekranını açınca gördüğüm bildirimlerle kaşlarım çatıldı.

"Noldu..?"

"Girerken fotoğraflarımı çekmişler...Rüya'yla konuşurken çekmişler."

@MAGAZİNPLUS
DURU AKSOY PİLATES SALONUNA GİRERKEN KAMERALARIMIZA YAKALANDI. MUHABİRLERİMİZ DURU AKSOY'UN GÜLEÇ BİR TAVIRLA TELEFONDA KONUŞTUĞUNU VE HIZLI BİR ŞEKİLDE İÇERİYE GEÇTİĞİNİ SÖYLEDİLER.
YALNIZ KADININ FİTLİĞİNE BAKAR MISINIZ.? BİR DE TELEFONU TUTUŞU DİKKATİMİ ÇEKTİ VE BENİ GÜLDÜRDÜ....KONUYU DEĞİŞTİRMEDEN AKSOY ÇİFTİ İÇİN GELEN BİR İDDİAYI SİZİNLE PAYLAŞAYIM. İKİLİ ŞU AN BOŞANMA AŞAMASINDAYMIŞ VE ÇİFTİMİZ EVLERİ AYIRMIŞ. YANİ DURU AKSOY ÇOK YAKINDA DURU ALTIN OLACAK GİBİ GÖRÜNÜYOR. BEN ŞAŞIRMADIM ÇÜNKÜ EMİR AKSOY EVLİLİK YA DA AŞK ADAMI DEĞİL TEK BİR KİŞİYE BAĞLI KALACAĞINI SANMIYORDUM DEDİĞİM GİBİ DE OLDU. İLGİLİ BİR BABA OLDUĞUNU DA DÜŞÜNMÜYORUM ÇÜNKÜ ADAM SADECE KADINLAR İÇİN YAŞIYORMUŞ GİBİ GELİYOR.

570.739 beğenme 21.470 yorum

@instagramkullanıcısı: Emir'e söylediklerin hiç hoş değil.
@instagramkullanıcısı: İnsanlardan size ne abi cidden anlamıyorum
@instagramkullanıcısı: Duru'nun hala taş olması hakkında.
@instagramkullanıcısı: Oha kadının fiziği çok güzel
@instagramkullanıcısı: Ya kızları o kadar tatlı ki asla ikisine de benzemiyor.
@instagramkullanıcısı: Emir eminim ki çok iyi bir babadır boş yapmayın.
@instagramkullanıcısı: her ay çıkan boşanma haberleri artık sıktı.
@instagramkullanıcısı: Aynen öyledir kanka
@instagramkullanıcısı: Magazin niye her boka burnunu sokmaya başladı.
@instagramkullanıcısı: Bu kadın Emir'i boşamaz.
@instagramkullanıcısı: Yoksa geçen günkü sarışın kadın mı aralarına girdi.
@instagramkullanıcısı: Kardeşi ölmüş birisi için fazla mutlu.
@instagramkullanıcısı: Ya emir Aksoy aşırı iyi bir baba bu arada (içeriden bilgi)
@instagramkullanıcısı: Emir evlendiğinden beri tek kişiyle görülmedi ne saçmalıyorsun.
@instagramkullanıcısı: Ah be Emir ne çektin.
@instagramkullanıcısı: kızları o kadar güzel ki barbie bebek gibi.
@instagramkullanıcısı: Duru çok güzelleşmiş ya.
@instagramkullanıcısı: kızlarını merak ediyorum.

Yorumların bazıları Rüya'yla ilgili olunca hızla instagramdan çıkmıştım. Kendi hesabımdan bakmıyordum bu haberlere.

Orijinal hesabımdan bildirim gelince fan hesabımdan bakıyordum.

Rüya'nın bana bıraktığı fan hesabım.

Üç yıldır hiçbir post paylaşılmayan fan hesabım.

Dudaklarım titrediğinde camı açıp kendimi sıktım. Ağlamak istemiyordum ama olmuyordu. Kalbimde öyle derin bir yara vardı ki hiç iyileşmeyecekmiş gibiydi.

Kardeşim.

"Duru...Güliz'i arayacaktın aşkım hadi ara." Gaye halimi fark edip kafamı dağıtmak ister gibi konuştuğunda telefonu tekrar elime aldım.

"Duru hanım." Diyen kadınla elimi ağrıyan başıma bastırdım.

"Güliz n'apıyorsunuz."

"Emir bey geldi şimdi çocuklar onun yanındalar."

Çocuklar..

Bir an Emir ve benim iki çocuğumuz var gibi düşündüm. Rüya'dan bir tane daha olma fikri beni gülümsetti.

Kızımın kardeşi olmasını çok isterdim ama sanırım artık imkansızdı. Babasını elinden aldığım gibi kardeşinin olmasını da elinden almıştım.

Ya da Emir başkasıyla evlenip çocuk yapabilir.

"Seni yormadılar değil mi.? Kusura bakma lütfen ikisini de sana bıraktık."

"Duru hanım olur mu öyle şey ne kusuru Kaan zaten ağzı var dili yok bilmiyor musunuz.?" Gülümsedim.

Öyleydi.

Çok efendi bir çocuktu Kaan.

Çok seviyordum onu.

"Rüya'da bildiğiniz gibi cadılığa devam." Sesli bir şekilde gülmüştüm.

"Kaan ve ikisini karşılaştırınca benim kızım biraz cadı görünebilir tabi." Dediğimde Güliz'de gülmüştü.

"Kaan'a mı uslu diyorsunuz siz, tövbe haşa ama lafınızı geri almazsanız çarpılabilirsiniz." Gaye konuştuğunda telefonu hoparlöre alıp gülmeye devam ettim.

"Gaye hanım Rüya bugün Zeus'u havuza atmaya çalıştı Kaan'da koca köpeği kurtarmaya çalıştı diye Rüya ona küstü sonra Kaan gelip 'Zeus'u kurtardığım için özür dilerim' dedi."

Gaye'yle beraber kahkaha atmıştık.

Rüya'nın cadılığına da içten içe kızdım.Eve gidince onunla konuşacaktım.

Fazla şımarıktı ve bu şekilde gitmesini istemiyordum.

Çok havalı ve şımarık sanırsın babası Emir Aksoy.

"Tamam Güliz biz geliyoruz konuşuruz gelince." Gaye konuştuğunda daldığım düşüncelerden çıkıp elimdeki telefona baktım.

"Tamamdır Gaye hanım görüşmek üzere."

Güliz biz onunla ne kadar samimi olsakta bize karşı çizgisini her zaman koruyan birisiydi ve onun bu huyunu çok seviyordum.

Tatlı bir kızdı.

"İyi misin.?" Başımı salladığımda gülümseyip ona döndüm.

"Sen iyi misin asıl biraz sakinleştin mi.?"

Sinirle gözlerini devirdi.

"Bak aklıma geldikçe delirecek gibi oluyorum."

"Tamam açmayalım konuyu sus." Diyerek müzik açtığımda zaten yakın olan siteye kısa sürede gelmiştik.

Gaye Emir'in evinin karşısında, bizim evinde çaprazında yaşıyordu.

Arkaya uzanıp çantamı alırken duyduğum sesle hemen önüme döndüm.

"Ne işi var bunun burada." Araba onların evinin önünde durduğunda kapıdaki Oğuz, Yılmaz ve Mert'e bakıyordum.

Yılmaz Oğuz'un kardeşiydi.

Mert'te Gaye'nin kardeşiydi ve benimle yaşıttı.

Gaye hızla arabadan indiğinde arkasından inmiştim.

"Defol git.! Bağırtma beni rezil adam."

Oğuz sinirle Gaye'ye bakarken şaşırmadan edememiştim. Tatile gitmeden önce karısına sanki dünyadaki tek varlık oymuş gibi bakan şerefsiz şu an tam tersi gibi bakıyordu.

En nefret ettiği şeye bakarmış gibiydi.

"Naber.?" Yan tarafımdan gelen sesle Yılmaz'a döndüm.

"Kes sesini." Diyerek Gaye'nin yanına yürüdüğümde kolundan tuttuğum an Oğuz gülerek bana bakmıştı.

"Vay vay vay ben de diyordum ki kambersiz düğün olmaz...sen mi girdin lan bunun aklına."

"Oğuz kes sesini yoksa seni öldürürüm." Gaye sinirle öne atıldığında tekrar kolunu tuttum.

"Bana bak Gaye sen çok kaşınıyorsun siktirme belanı." Duyduğum cümleyle gözlerim sonuna kadar açılmıştı.

"Ne diyorsun sen şerefsiz piç." Konuşmamla beraber bana dönen Oğuz'un gözlerindeki öfkeyle korkmuştum.

Gaye'yi tutmadığım koluma bir anda yapışık sıktığında yüzümü buruşturup gömleğinden tuttum. Mert beni tutan kolunu tuttu ama Yılmaz onu engelliyordu.

Beni Gaye'den uzaklaştırmak için neredeyse sürüklerken Gaye belimden tutup bağırdı.

Yılmaz'da Mert'i kollarından tutmuş uzaklaştırmaya çalışıyordu.

"Karışma Gaye.!" Yılmaz bağırdığında bugüne kadar bu iki ruh hastasıyla nasıl normal bir şekilde sohbet ettiğimi düşündüm.

Şu an resmen şok yaşıyordum.

"Eğer bırakmazsan polis çağırırım...Oğuz bırak.!"

Oğuz beni kolumdan tutup bahçeden yola doğru çıkarttığında şimdi herkesin görebileceği bir alandaydık ve rezil olacaktık.

Yılmaz Mert'e yumruk atıp yere düşmesini sağladıktan sonra yanımıza geldi ve Gaye'yi benden ayırıp kapının girişinde tutarken kolumun acısıyla inlemiştim.

"Oğuz seni mahvederim kendine gel.!" Dedim.

"Siktir git evine delirtme beni." Beni yola doğru savurduğu an çığlığım fren sesine karışmıştı. Yoldan geçen araba sert bir fren yaparak yüzüme bir santim kala çarpmadan durduğunda kalbim korkudan duracak sandım.

Arabanın fren sesi hala kulaklarımda yankılanırken Gaye'nin çığlığını da duymuştum.

"Duru.!"

"İyi misiniz.?" Arabanın sahibi yanıma gelirken Gaye hala kapının orada Oğuz'un kollarında çırpınıyordu.

Koluma dokunan adamla ellerimi kendime çektim.

Siktir, ölüyorduk.

Ellerim ve dizim yere düşmenin etkisiyle kanarken yırtılan taytıma ve kanayan avuçlarıma korku ve şokla bakıyordum.

Karşı evin büyük demir kapısı açıldığında beni gören koruma hızla içeriye doğru koşarken çenemden tutulmamla elin sahibine baktım.

Gaye'ydi.

"İyi misin.? Duru iyi misin.?" Ağlıyordu.

"İy.." Gaye sertçe arkaya çekilip birden havalandığında tüm acıma rağmen ayağa kalkıp onu tutan adamdan kurtarmak için arkadaşımın kolunu tuttum.

"Çek lan elini.!" Diyerek bağırdı.

Beni tekrar geriye doğru iteklediğinde bu sefer belimden tutulmamla boğazım yırtılırcasına çığlık attım.

Yılmaz belimden tutarak karnıma dokunuyordu.

"Bırak lan kadınları şerefsiz." Arabadan inen adam konuştuğunda başka bir ses daha duymuştum.

"Duru.!" Duyduğum sesle kendimi sertçe Yılmaz'dan çekip Serhat'a doğru koştum.

"Noluyo.! Noldu.?!" Serhat bağırarak ve telaşla omzumu tuttuğunda bir bana bir arkama bakıyordu.

"Hanımefendiye çarptım sanırım bilmiyorum." Arabanın sahibi konuştuğunda Serhat gözlerini kocaman açmış omuzlarımdan daha sıkı tutmuştu.

"Hastaneye gidelim heme.."

"Yenge!...Serhat noluyor.!" Yusuf'ta bahçeden koşarak buraya doğru geliyordu.

"Bunlar bize saldırdı." Elimle arkayı gösterdiğimde onlara bakıyordum.

Yusuf beni duyduğu an küfür ederek Oğuz ve Yılmaz'a doğru koştuğunda Serhat hala korkuyla bana bakıyordu.

"Araba çarptı mı? Çarptın mı lan.!" Adamın yakasına yapıştığında arkadan gelen vurma sesleriyle oraya döndüm.

Yusuf Oğuz'u dövüyordu.

Yılmaz abisini korumak için Yusuf'un arkasından tutup ayırmaya çalışırken Serhat'ın kolunu tuttum.

"Araba çarpmadı, sen de döv şunları." Dediğimde ikiletmeden arkadaki kargaşaya dalmıştı.

Gaye yanıma gelip vücudumu kontrol ederken elimi hızla atan kalbimin üstüne koydum.

"Çarptı mı.?" Hala ağlıyordu.

"Çarpmadı ağlama." Dediğimde adımın yankılanmasıyla hızla yan döndüm.

"Duru." Emir'in sesi öyle bir çıkmıştı ki beklemediğim için sıçramıştım.

Bizim bahçeden arkasındaki korumayla koşar adım buraya doğru gelirken az önce canım acımasına rağmen dolmayan gözlerim doldu.

Emir'i gördüğüm an gözyaşlarım akmaya başlamıştı.

"Emir." O koşarak yanıma gelirken ben de hıçkırarak ona doğru kollarımı uzatıyordum.

Bir kaç saniye sonra beni kolları arasına alan adamla hıçkırığım sokakta yankılandı. Eğer o araba bana çarpsaydı büyük ihtimalle altında kalacaktım ve belki çıkamayacaktım.

Rüya ve Emir'i bir daha göremeyecektim.

"Ağlama...ağlama noldu anlat." Ellerim ensesinden saçlarına çıkarken ona sıkıca sarılıyordum.

"Ölüyordum, ölüyordum Emir." Hıçkırıklarımın arasından konuştuğumda beni duyduğu an ondan ayrılmamı sağlayıp sertçe yüzümü tuttu.

"Düzgünce anlat." Yüzümü iki elinin arasına almış sinirle bana ve etrafa bakıyordu.

"Araba çarpıyordu...Oğuz, Oğuz onu yola itti o an araba geldi çarpıyordu." Gaye nefes nefese ve şaşkınlıkla konuştuğunda tekrar hıçkırdım.

Emir'in gözleri şimdi Gaye'nin arkasındaki adamdaydı.

"Çarptın mı.!" Adama bağırdığında gözlerim korkuyla kapandı.

"Çarpmadım hemen durdum hanımefendi de çarpmadığımı söyledi."

Emir çenemden tuttuğunda gözlerimi tekrar açtım.

"Araba sana çarptı mı.?" Başımı iki yana salladığımda dışarıya verdiği nefes saçlarımı uçuşturdu.

"Karımı kim yola attı." Beni bırakıp kemerinin arasına sıkıştırdığı silahı çıkarttığında göğüsüne elimi bastırdım.

Gelen sızlamayla yüzüm buruşmuştu.

"Korkudan ağlıyorum durur musun.?"

"Eğer hangisi olduğunu söylemezsen hepsini vuracağım."

Bana değil Gaye'ye bakıyordu.

Yürümeye başladığında kolunu sıkıca tuttum ama gömlek soyulan avuç içime battığı an inleyerek geri çekildim.

Emir ellerimi tutarak ters çevirdiğinde bir kaç saniye öylece durmuştu...gözlerime baktıktan sonra hızla vücudumu tararken diz kapaklarımda oyalandı ve anında dizlerinin üzerine çöküp elini bacağıma koydu.

Yusuf ve Serhat küfür ede ede iki adamı döverken Gaye koluma dokunduktan sonra yerde kanayan burnunu tutarak acı çeken Mert'in yanına gitti.

"Çarpmadı değil mi doğru söylüyorsun."

"Çarpmadı sadece düştüm." Düştüm ve arabanın çarpmasından kıl payı kurtuldum.

Arabanın plakası burnuma değmişti.

Emir silahını tekrar aynı yere koyup ayağa kalktığında ensemden tutarak beni kendine çekip dudaklarını alnımın kenarına yasladı.

"Burada bekle." Yan tarafımızda duran adama baktı.

"Sen de siktir git şuradan dua et ona bir şey olmadı." Arabanın sahibine bunları söyleyip adamın gitmesini bekledikten sonra Serhat ve Yusuf'un yanına gitmişti.

Emir Serhat'ın kolundan sertçe çekip dövdüğü adamın üstünden kaldırdığında dizlerini kırarak Oğuz'un önüne eğilip sertçe saçlarından tutmuştu.

"Onu öldürür mü.?." Dedi Gaye korkuyla. Onlara doğru döndüm.

"Hayır öld."

"Az kalsın seni öldürecekti, Emir onu asla yaşatmaz Duru." Korkuyla bana bakıyordu.

"Lütfen bir şey yap kendim için değil Kaan için.." Mert ve ikisi biraz ileride olduğu için bağırarak konuşuyordu.

"Bir şey yapmayacak diyorum Gaye saki.."

Duyulan yüksek çığlıkla gözlerim sonuna kadar açıldı ve hemen Emir'e baktım.

Oğuz'un kolunu kırmıştı.

Kocanı böyle iyi tanıyacaksın.

Gaye korkuyla ayağa kalktığında ağlıyordu.

Emir Yılmaz'ı da aynı şekilde saçlarından tutup bir şey dedikten sonra bir çığlıkta ondan yükselmişti.

İkisinin de kolunu kırmıştı.

"Öldürecek." Diyordu yan taraftaki arkadaşım.

"Gaye öldürmeyecek diyorum...halledeceğim korkma."

"Abla gel." Mert onun omuzlarından tutup kendine yasladığında bana baktı.

"İyi misin.?" Başımı salladığımda ayağa kalkan adamla bakışlarım tekrar onu bulmuştu.

Biz ne yaşıyorduk bugün.

O bir bana bir de elini omzuma koyan adama bakarak yanımıza doğru yürürken Mert'in eline birden yumruk atması beklenmedikti.

Elini omzumdan çekmek için adama yumruk atmıştı.

"Emir."

"N'oluyor." Diyen Mert'le havalanmam bir oldu. Emir'in kucağındaydım.

"Karıma bir daha dokunursan arkamdakiler gibi senin de kolunu kırarım."

Mahçup bir şekilde Gaye'ye bakıyordum. O anlayışla kafasını sallarken Mert'i bizden uzaklaştırmaya çalıştı.

"Bırak abla." Diyordu Mert sinirle.

"Irzını siktiğimin yavşağı." Emir ağzının içinden söylenip yürümeye başladığında kolumu boynundan geçirmiştim.

Göz ucuyla bana bakıp iyi olup olmadığımı kontrol ederken ikimizde konuşmuyorduk.

Eve girdiğimizde bedenimi koltuğa bırakıp gittiğinde dizime yapışan taytımı yüzümü buruşturarak çekmeye çalıştığımda iyice yırtmaya çalıştım ama olmadı.

Soyulan dizime değdiği için acıtıyordu.

Adım sesleriyle kapıya baktığımda Emir'in elindeki ecza çantasını gördüğümde dikleştim.

"Ben hallederim bir şey olmamış zaten."

"Uzat dizini." Beni takmadan bacağımı tutup koltuğa koyduğunda sadece onu izliyordum.

Gelen yırtılma sesiyle dizime baktım. Az önce uğraşıp yırtamadığım taytı yırtmış ve bacağımı açığa çıkartmıştı.

Diğerini de yırttığında arkama yaslanıp kendimi ona bıraktım.

"Ölsem üzülür müydün.?" Hareketleri durduğunda başını hızla bana çevirmişti.

"Aptal aptal konuşup delirtme adamı.!" Bağırır gibi sinirle konuştuğunda derin bir nefes alıp elindeki gazlı bezi dizime bastırdı.

"Bende ki de soru cevabı zaten bel."

"Duru sus diyorum kalbini kırdırtma." Bacağımı sıktığında susmuştum.

Yeterince sinirli duruyordu.

"Avukat nerelerde göremedim hiç yok mu.?"

Cevap vermedi.

"Ah.! acıdı." Bacağımı sanki gerçekten acımış gibi kendime çektiğimde telaşla bana bakmıştı.

Biraz ilgisini çekmek için yapmış olabilirim.

"Bırak ben yaparım acıtıyorsun zaten." Eline uzandığımda beni takmadan dizime doğru üfleyince kalakaldım.

Emir'den böyle şeyler görünce dibim biraz düşüyordu.

"Avukat diyordum." Dediğimde ağzının içinden ettiği küfürle kaşlarım çatıldı.

"Yoksa sevgilin mi demeliyim."

"Susacak mısın artık."

"Sadece merak ediyorum." Dediğimde sinirle gözlerime baktı.

"Neyi.?"

"Bana bir şey olursa üzülür müsün.?" Kaşları çatıldığında sağ gözü de seğirmişti.

"Bir daha aptal aptal sorular sorarsan Rüya'yı yanıma alırım."

Bacağımda hissettiğim acıyla yüzümü buruşturup ona bakmaya devam ettim. Emir sıktığı bacağıma bakıp sanki farkında değilmiş gibi hızla bırakıp ayağa kalktığında Yusuf salona girmişti.

"Abi ikisini de aldık Sırma'ya teslim edilecek." Ayağa kalktım.

"Oğuz Kaan'ın babası bir şey yapmayın biz onu şikayet edip uzaklaştırma kararı çıkart.."

"Sırma'ya söyle ne yapacaksa iki katını yapsın beni uğraştırmasın." Diyen adamla gözlerim kocaman açılmıştı.

"Sen de otur şuraya delirtme beni daha fazla." Tekrar yanıma geldiğinde omzumdan tutup oturmamı sağladığında Yusuf çıkmıştı.

Eline aldığı sargı beziyle dizimi sarmaya başladığında kokusunu içime çekmeye çalıştım. Saçları çok güzel kokuyordu.

Hayır sadece saçları değil Emir çok güzel kokuyordu.

"Emir." Ne var der gibi baktı. "Bir gün beni affedecek misin.?"

Konuşmadı.

Sadece yüzüme baktı.

Sanki hala onun için önemliymişim gibi bakıyordu ama öyle davranmıyordu.

"Yaptığım şeyin affedilecek bir tarafı yok biliyorum ama ben....ben seni çok özledim Emir." Cümlelerimin kesik kesik çıkmasının sebebi yutkunmaktan konuşamamamdı.

"Rüya benim yüzümden ölmedi." Dediği an gözyaşlarım akmaya başlamıştı.

"Senin yüzünden değildi." Diyip başımı sallarken o başını ellerinin arasına aldı.

"Ben her Allahın günü senin gözündeki katil sıfatımdan nefret ettim...bana katil demen hâlâ aklımdan çıkmıyor...Rüya benim yüzümden ölmedi."

"Özür dilerim." Hıçkırdığımda yaralı ellerimle koluna dokundum ama o kolunu çekti.

"Ben iğrenç adamın tekiyim ama kardeşim benim yüzümden ölmedi Duru...o orospu çocuğunu kim öldürdü biliyor musun.?" Yaşlı gözlerimle ona bakıyordum.

Emir'in sinirden boynundaki ve alnındaki damarlar belirginleşmişti.

"Karıma nasıl dokunduğunu, onu nasıl istediğini anlatan orospu evladını ben öldürdüm.!"

Kalbim tekledi.

Ayağa kalktığında gömleğinin üstteki düğmelerini açıyordu.

"Hiçbir şey bilmiyordum.! Rüya'nın birisine çarptığını, Kerem'e çarptığını bilmiyordum. Karımın tehdit edildiğini de bilmiyordum.!"

"Çünkü karım bana güvenmeyen aptalın teki.!"

Haykırışı salonda yankılandığında ben sadece ağlayarak onu dinliyordum.

"Benim karım, o istese tek lafıyla tüm dünyayı yakabilecek adamı bitirdi. Sadece sen bitmedin beni de kendinle beraber yakarak bitirdin...sen beni yaşarken öldürdün lan."

Omuzlarım sarsılarak ağlarken yanıma gelip dizlerini kırarak oturdu.

"Bana bak."

"BANA BAK DURU.!" Gözlerimi korkuyla kapattığımda çenemden tutulmuştum.

"Ben özlemiyor muyum lan seni...BEN ÇOK MU MUTLUYUM."

"Seninle uyumayı seninle uyanmayı ben istemiyor muyum." Çenemi bıraktı.

"Sen hala beni suçluyorsun." Dediği an gözlerim açıldı.

"Hayır." Diyebildim hızlı bir şekilde.

Gözlerime o kadar emin bir şekilde bakıyordu ki.

"Suçlamıyorum."

Başını iki yana salladı.

"Evine git." Diyip yanımdan kalktığında hızla arkasından gittim.

"Beni de dinle...sen konuştun beni de dinle o zaman.!" Kolundan tüm gücümle tuttuğumda durmuştu.

"Rüya benim için ne demekti en iyi sen biliyordun...ben onun için yaşıyordum Emir, o zarar görmesin diye yaşamadığım şey kalmadı.!"

Sinirle bana döndü.

"Onu gencecik yaşında kaybetmem, hamileliğim..hepsi üst üste geldi aklımı oynattım...öldüğü günü hatırlamıyorum ben Emir...kardeşimin öldüğü günü hatırlayamıyorum.!"

Kolunu hala sıkıca tutuyordum.

"Ne yaşadım ne hissettim hiçbiri yok hafızamda. Ne yaşadım bilmiyorum aklım gitmişti."

"Rüya'nın doğumunu bile kesik kesik hatırlıyorum o zamanlar ne yaşadım hiçbiri yok burada." İşaret parmağımla başıma vurduğumda elimi tuttu.

"Yemin ederim hala öyle düşünmüyorum yemin ederim Emir." Ellerini tuttuğumda bir şey demedi.

"Küçücük bebeğimi bırakıp kardeşimin yanına gitmek istedim ben...bunu düşünen birisinin psikolojisi ne kadar iyi olabilirdi. O psikolojiyle yaptım her şeyi."

"Rüya öldü Emir, benim kardeşim en değerlim öldü."

Emir tekrar başını iki yana salladığında merakla ona bakıyordum.

"Eğer benim için değerli birisi ölseydi ben sana sığınırdım Duru aramızdaki fark bu...sen beni şu kadar sevseydin böyle kolay gözden çıkartıp siktir etmezdin. Benim için herkes bir yana sen bir yanaydın ama ben senin için hiçbir zaman öyle değildim." Alayla gülümsedi.

"Sana bir şey olacak düşüncesiyle her gece kalbim ağrıyordu lan."

Hıçkırığım yankılandı.

"Bu kadar kolay siktir edip gözden çıkartman sendeki değerimi anlamamı sağladı.."

Kenara doğru yürüyüp sehpanın üstündekileri devirdiğinde ağlayarak ona bakıyordum.

"Yanlış kişiyle savaştın...ben senin düşmanın değildim Duru."

Elini saçlarından geçirip tekrar bana döndü.

"Sana her gece bebeğimiz için ne kadar heyecanlı olduğumu anlattım. Her gece çocuğumuzla kurduğum hayalleri anlattım...." derin bir nefes aldı. "Çok sinirliyim git şu evden."

"Hepsinde haklısın ama beni de anla...yalvarmam gerekiyorsa yalvarırım...lütfen beni de anla nolur.!"

Öfkeli gözleri bana döndüğünde bir iki adım geri yürümüştüm.

"Kaç kere geldim senin yanına.?"

Ağlayarak gözlerimi kapattım.

"Rüya için her ay kapına geldim...bir kere göreyim koklayayım dedim. Duru ben ilk defa baba oldum ve sen bunu sikip attın. Kızımın bebekliğini göremedim ben."

Hıçkırdığımda elimle ağzımı kapattım.

"Özür dilerim." Kısık çıkan sesimin aksine Emir sesli bir şekilde güldü.

"Özrünü sikerler.! Sikerler senin özrünü.!"

Emir öfkeden delirmiş gibi bağırdığında nasıl bu duruma geldiğimizi düşünüyordum.

Bana yardım ederken nasıl bu konuma gelmiştik.

"Ben o çocuğu senden alamaz mıydım.? Gece eve gelip Rüya'yı alıp gidemez miydim ben Duru...Kıyamadım lan.! Benim hayatımı sikip atan kadına kıyamadım.!"

"Bana üç yıl cehennemi yaşatan kadına kıyamadım...kıyamıyorum lan.!"

"Allah benim de belamı versin." Diyerek yanımdan geçtiğinde tekrar kolunu tuttum.

"Sakinleş her şeyi konuşalım lütfen...bir yere gidelim konuşalım dök içindeki her şeyi."

Kolunu sertçe çekti.

"Bu siktiğimin içinde senden başka bir şey mi var ki dökeyim."

Konuşmama izin vermeden omzuma çarpıp gittiğinde yaşlı gözlerle arkasından bakıyordum.

Ağlayarak bahçeye çıktıktan sonra yan taraftan ön kapıya doğru yürümeye başladığımda neredeyse koşar adım eve gelmiştim.

Bizim evden çıkan annemle adımlarım durdu.

"Noldu.! Niye ağlıyorsun noldu.?" Telaşla yanıma gelip elimi tuttuğunda hala sesli bir şekilde ağlıyordum.

"Emir'le tartıştık." Yüzünü buruşturup kolumu tutarak beni kendine çektiğinde sarılmıştı.

"Tartışmanız normal...ikinizde içinizdekileri dökeceksiniz gerekirse birbirinizi kıracaksınız sonra da toplayıp önünüze bakacaksınız."

Başımı iki yana sallayıp ondan ayrıldım.

"Affetmez bir daha beni...ben şurada ölsem umrunda o.."

"Salak salak konuşma delirtme beni." Elime vurmuştu.

"Ben Rüya'nın yanına gideceğim."

"Kaan'la bahçedeler gel elini yüzünü yıkayalım sonr.."

"Kardeşimin yanına gideceğim." Diyerek sözünü kesmiştim.

Burnumu çekerek gözyaşlarımı sildim ama yenileri akıyordu.

"Tamam ben de geleyim mi.?" Başımı olumsuz anlamda salladım.

"Ben de geleyim." Diye ısrar etti ama tek gitmek istediğim için kabul etmedim.

"Anne." Dediğimde göz bebekleri titredi.

"Beni affetmeyeceksiniz değil mi.?"

Tekrar elimi tuttu. Sıkıca.

"Ben sana çok kırgınım, benim senden başka kızım yoktu...benim ondan başka oğlum da yoktu Duru. Oğluma yaptıklarından dolayı ayrı bana yaşattığın acıdan dolayı ayrı kırgınım."

"Emir hapiste değildi ama sen bunu bilmeyerek, bizi düşünmeden gözünün yaşına bakmadan suçsuz olmasına rağmen onu oraya gönderdin."

Başımı salladım.

"Biliyorum." Diyip yanından geçtiğimde peşimden geliyordu.

"Bu halde gitme Yusuf bizi götürsün biz ikimiz arabada durur bekleriz seni."

"Tek gitmek istiyorum."

Merdivenlerden çıkıp odaya girdiğimde altıma pantolon giyerek tekrar merdivenlerden indiğimde telefonumu da almıştım.

Rüya'yı görmek istemedim çünkü görürsem mezarlığa gidemez onun yanında kalırdım.

Kapıdan çıktığım an karşıma çıkan adamla adımlarım durdu.

Yusuf.

"Yenge mezarlığa gidecekmişsin ben götüreyim seni." Arkasındaki anneme kaydı bakışlarım.

"Ben giderim Yusuf sağ ol."

Yanlarından geçip arabaya bindiğimde ikisine de bakmadan yola çıktım. Yoğun trafiğin ardından ruh gibi sadece yolu izleyerek sonunda gelmiştim.

Rüya'nın mezarını hava karanlık olmasına rağmen görmüştüm ve gördüğüm gibi ağlamaya başlamam bir oldu.

"Rüya...meleğim."

Mezar taşına oturup toprağını sevdim.

"Ne yapacağım ben Rüya...Emir beni asla affetmeyecek." Gözyaşlarımı sildim.

"Ben onu çok seviyorum yemin ederim çok seviyorum..ne yaptığımı bilmiyordum. Sen gitmiştin hıncımı ondan çıkarttım." Aklıma gelenle hıçkırığım boş mezarlıkta yankılandı.

"Onu kızımızdan ayırdım Rüya...kızımızı göstermedim." Sanki her şeyi yeni idrak ediyormuşum gibi başım ağrımaya başlamıştı.

Ne yapmıştım ben.

Ne bok yemiştim.

O beni o kadar severken ben ona ihanet etmiştim.

"Dayanamıyorum Rüya...dayanamıyorum. Seni çok seviyorum ama artık yanına gelmek istemiyorum bir tanem."

"Ben onları bırakamam ki Rüya. Artık ölmek istemiyorum...ben kocamı geri kazanmak istiyorum."

Hıçkırığım tekrar yankılandı.

"Artık yaşamak istiyorum...Emir beni tekrar sevsin istiyorum." Sarsıla sarsıla ağlarken kaç saat geçti bilmiyordum.

"Allahım bana yardım et nolur yardım et."

Artık mutlu olmak istiyorum. Sadece Emir ve kızımla mutlu olmak istiyorum.

Geçen bir buçuk saatin ardından mezar taşını öperek arabaya doğru yürüdüm.

(Emir'in anlatımıyla)

"Emir hadi yanına git lütfen annem."

Yüzümü sıvazladım.

Bir yanım deli gibi onun yanında olmak isterken diğer yanım çok kırgındı.

Ona o kadar kırgındım ki.

Ben ona kıyamazken o bana acımıyordu.

Değer vermiyordu.

"Arasana bir anne." Annem telefonuna uzanıp aradığında hoparlöre aldı.

Telefon açılmamıştı.

"Bir daha ara duymamıştır." Bir kere daha açmazsa gideceğim için ayaklandım.

Kapalıydı telefonu.

Telefonumu alıp bir şey demeden evden çıktığımda Serhat arabayı kapıya getirmişti.

"Siz burada durun ben tek gidiy.."

"EMİR.! Emir...Duru." Annem çığlığıyla Serhat'la beraber içeriye koştuğumuzda koltuğa yığılan kadınla yerdeki telefona bakıp yanına geçtim.

Konuşacağım sırada yapamadım.

Düşen telefona bakmamak için kendimi zor tutarken kötü bir şey olmadığını düşünerek annemin kolunu tutan adama baktım.

"Kızım.."

Her şey ağır çekimdeymiş gibi gelmeye başladığında düşen telefonu elime alıp ekrana baktım ve kalbimi durduracak olan haberi okudum.

@GAZETEMAGAZİN
EMİR AKSOY'UN EŞİ DURU AKSOY'UN DA ARALARINDA BULUNDUĞU BÜYÜK BİR TRAFİK KAZASI MEYDANA GELDİ. OLAY YERİNDE ÇOK FAZLA YARALI VE MAALESEF ÖLÜ OLDUĞU SÖYLENİYOR. KAZAYA BİR TIR ŞOFÖRÜNÜN SEBEP OLDUĞU BİLİNİRKEN AKSOY İLE İLGİLİ HİÇBİR BİLGİYE ULAŞAMIYORUZ.

753.955 beğenme 58.859 yorum

@instagramkullanıcısı: OHA
@instagramkullanıcısı: evet büyük bir kaza oldu ve neredeyse hepsinin durumu ciddiymiş.
@instagramkullanıcısı: Duru'ya bir şey olmuş mu haberi olan var mı.?
@instagramkullanıcısı:lan çok kötü
@instagramkullanıcısı: arkadaşlar neredeyse tüm araçlar pert olmuş.
@instagramkullanıcısı: Duru hakkında bilgi var mı çok üzüldüm ya
@instagramkullanıcısı: İnanmıyorum çok geçmiş olsun.
@instagramkullanıcısı: Bizim hastaneye getiriliyor hepsi durumlar fena.
@instagramkullanıcısı: Of umarım bir şey olmaz.
@instagramkullanıcısı: Duru ya bir şey olmasın lütfen
@instagramkullanıcısı: Ben şokum şu an Duru iyi mi bilgi yok mu?
@instagramkullanıcısı: Of inşallah herkes iyidir.
@instagramkullanıcısı: Ölü sayısı 5 yaralı sayısı 28
@instagramkullanıcısı: Çok üzüldüm Duru'ya umarım bir şey olmaz kimseye.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı.?

Sizce Duru mu yoksa Emir mi haklı.

Oy sınırı 1.2k
Yorum sınırı 700
(Lütfen çok demeyin, 1k bir günde geçiyor ve inanın ben her gün günde 4-5 saatimi ayırıp bölüm yazamıyorum. Zorlanmaya başladım. Kendime ayıracak vaktim kalmıyor. Biliyorum kitabı çok seviyorsunuz ama böyle olursa bölümlerde aceleyle yazıldığı için saçma olur. Sınır 5-6 günde geçer ben de yavaş yavaş kendimi sıkmadan bölümü yazmış olurum) ♥️♥️♥️♥️

İnstagram hesabımdan alıntı ve duyuruları takip edebilirsiniz.
İnstagram ve kanalımda aktif olup alıntıları atıyorum gelebilirsiniz.
İnsta hesabım: minabuse_

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.750okunma 55beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18