Sahte ve Gerçek kitap kapağı

14. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

13. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 13. BÖLÜM

Tüm bölümleri onun için yazacak kadar çok sevdiğim bir bebek aşkım var 🩷🩷🩷 veee bu bölüm onun için..♥️

kleopatrazihniyeti

İyi okumalar...

Emir'e sarılmak istemem doğru değildi.

Onu özlemem de doğru değildi.

Emir'i düşünmek aptallıktı.

O olmaz.

Emir olmaz.

Nefret ediyordu benden o olmaz.

O olmaz Duru.

Elimdeki telefondan onun haberlerini bakarken yanan boğazımla beraber artık daha fazla dayanamayıp uykuya yenik düşmüştüm.

Sıçrayarak uyandığımda korkuyla yatağımdan kalkıp hızla kapıya doğru gittim. Bardaktan boşalırcasına yağmur yağarken şimşek çakıyordu.

Uyku sersemiyle kapının dibine çöktüğümde bozulan sinirlerimle beraber uyandığım gibi ağlamaya başlamıştım.

Sedat yüzünden bugün psikolojik olarak hiç iyi değildim ve bu dışa vuruyordu.

Yatağın kenarında ışığı yanan telefondan birinin aradığını görebiliyordum ama cam açık olduğu için korkuyordum.

Oda birden aydınlandığında çığlık atarak ağlamaya devam ettim. Esen rüzgar kapının dibindeki bana kadar ulaştığında ürperdim. Yağmur çok şiddetliydi.

Pencere sertçe kapanıp açıldığında camlar titremişti.

Yatağın yanına gideceğim sırada oda gürültülü sesle aydınlandığında kapının dibine tekrar yaklaştım.

İçeride sadece gece lambasının ışığı kaldığında telefonumu almak için dizlerimin üzerinde emekleyerek girdim, hızla yatağın kenarındaki telefonumu aldım ve odadan çıkıp sırtımı kapıya dayadım.

Koridora çıkmıştım ve burada cam yoktu.

Etraf karanlık olduğu için telefonun flaşını açtım.

Işığı etrafıma tutarken elimdeki telefonun titremesiyle hızla ekrana baktım ve gördüğüm isimle ağlamam tekrar başlamıştı.

"Emir.!" Dedim yüksek çıkan ve ağlayan sesimle.

"Sikt...Ağlama Duru, Açelya birazdan geliyor tamam mı yolda." Sesi telaşlı çıktığında beni uyandığımdan beri arayanın o olup olmadığına bakmak için arama kaydına baktım.

19 kere aramıştı.

Yağmur yağdığını nereden biliyordu.

"Duru...Benim odama geç ve giyinme odasında bekle."

Ağladığımı duyuyordu.

"Emir ışıklar yanmıyor." Dedim ağlayarak.

Küfür ederek birisine sesleniyordu.

"Ara lan.!" Bağırıyordu ama kime olduğunu bilmiyordum.

"Açelya'yı aradım 15 dakikaya eve gelmiş olur telefonun ışığını aç."

"Açık." Dedim göz yaşlarımı silerek. Sesiyle biraz sakinleşiyordum ama bugün eve gelen Sedat aklıma geldikçe titriyordum.

Gök gürültüsü sesi geldiğinde bacaklarımı kendime çektim.

"Emir, elektrikler mi gitmiş."

"Bilmiyorum Duru.! Bilmiyorum.! Yusuf telefona bakmıyor.!" Bağırarak konuşuyordu.

Bugün olanlar tekrar tekrar aklıma geldiğinde daha çok ağladım.

"Emir." Dediğimde hıçkırık sesimin ona gitmemesi için elimle ağzımı kapatmıştım.

"Sadece on dakika sabret tamam mı.? O pezevenklerden birisine ulaşacağım...Ulan piçin evladı bir saattir arıyorum lan ırzını siktiğim.!" Emir birden birisine bağırmaya başladığında etrafıma bakınıyordum.

Odamın kapısını biraz aralayıp ışığın gelmesini sağladım.

Gece lambası elektriğe bağlı değildi.

"Duru...Çağan'la konuşuyorum evin oradaki elektrik direği devrilmiş bize doğru geliyorlar Sinem'le beraber beş dakikaya oradalar...Duru.!" Son cümlesinde ismimi söyleyip hafif sesini yükselttiğinde başımı sallamaktan başka cevap veremiyordum.

"Emir ev çok karanlık ." Dedim etrafa bakarak.

Telefondan bir şeylerin düşme sesi geldiğinde gözlerimi sıkıca kapattım. Emir bir şeyleri deviriyordu.

"Siktim o Yusuf'un belasını Murat...ulaştığında söyle beni uğraştırmadan kafasına sıksın.! Sokturmayın lan direği kendinize. Beş dakika içinde yapılacak.!" Yanındaki birine bağırıyordu.

Gelen sesle beraber ağzımdan hıçkırık sesi kaçtığında kendimi durdurmaya çalıştım ama ne ağlamamı ne de titrememi durduramadığımı fark etmiştim.

Korkuyordum.

Bugün Sedat'ın gelmesi..

Uykumdan gök gürültüsünü duyup sıçrayarak uyanmam ve elektriğin olmaması..

Hepsi kabus gibiydi.

"Duru." Dedi çaresiz ses.

"İyiyim...iyiyim bir şey yok..İyiyim Emir."

"İyisin sorun yok sadece beş dakika daha bekle geliyor herkes."

Şiddetli bir gök gürültüsü geldiğinde titreyen ellerimle odamın açık olan kapısını kapattım.

Emir duymasın diye ağlamamı tutuyordum.

"Hızlı ol Çağan.!" Sanırım onlarla da konuşuyordu.

"Duru."

"Efendim." Dedim anında.

"Evimizin yoluna döndü Çağanlar geliy.."

"EMİR." Evin ışıkları gelip gittiğinde korkuyla güçlü bir çığlık attım.

Elimden düşen telefondan bağırma sesleri geliyordu ama telefonu elime alamamıştım.

"Duru.!"

Ağlama sesim dışında başka ses çıkartmıyordum.

"Emir niye gittin." Hıçkırıklarımın arasından konuştuğumda onun telefondan gelen sesi durmuştu.

Artık konuşmuyordu.

Gök yine gürledi.

"Niye gittin." Dedim tekrardan. Burada olsaydı Sedat gelemezdi. Bana bunları yaşatmazdı bugün.

Dizlerimi kendime çekmiş sesli bir şekilde ağlarken dış kapının açılması ve ismimi bağıran adamla yerimde dikleştim.

"Duru.!" Sinem'in sesiydi.

"Emir.." Burnumu çektim.

"Geldiler Emir...Sinem'ler geldi." Ayağa kalktığımda telefonu orada bırakıp bağırdım.

"Sinem.!" O kadar acı bir bağırıştı ki kendime acımıştım.

Sesimden muhtaçlık akmıştı.

"Duru.! Geldik korkma sakın." Merdivenlerden çıkıyordu.

Karanlıkta Sinem'i gördüğümde yanıma eğilip beni kolları arasına alması bir olmuştu.

Tamam tek değildim.

Ona sarılı bir şekilde ağlarken o sakinleşmem için bir şeyler söylüyordu.

"Şşş tamam Duru...ağlama kuşum buradayım...geldik."

Karanlıkta önüme sürekli Sedat'ın yüzü çıktığı için çok korkmuştum.

"Tamam Emir izin ver biraz sakinleşsin titriyor...evet." Çağan yan tarafımızda durup bizim gibi yere oturmak yerine merdivenin basamağına oturmuştu.

İkisinin de saçlarından sular damlıyordu.

"Bizde korktuk amına koyayım...Duru bu hale gelene kadar Yusuf piçleri neredeymiş...ebesini siktiğim istemesek dibimizde biter." Çağan hala Emir'le konuşuyordu.

Derin bir nefes verdiğinde Sinem'de onlara doğru konuştu.

"Emir, konuşmuyor sadece ağlıyor hastaneye gidelim mi.? titriyor hala." Yaklaşık beş dakikadır kollarından titriyordum.

Durduramıyordum kendimi.

"Allahım kıza nazar değdi resmen." Sinem ağlamaya başladığında Çağan neredeyse bağırarak konuşmuştu.

"Saçma saçma konuşma Sinem.! Kız ne halde hala nazar diyorsun amına koyayım.!"

"Ne bağırıyorsun.!" Sinem'de ona karşılık tiz sesiyle bağırdığında burnumu çektim.

"Hasbinallah..Sinem zaten şu kızın haline delirmek üzereyim sus." Dedi ellerini saçlarından geçirip.

Normalde Sinem'in üzerine titreyen adam şimdi niye kötü davranıyordu.

"Çağan." Dedi Sinem ağlarken.

"Yemin ederim söyleyecektim Özge yemin ettirdi." Kaşlarımı çattım.

Ne dönüyordu burada.

"Seninle sonra konuşacağız şimdi kes sesini Sinem.!" Çağan sinirle bağırdığında telefon hala kulağındaydı.

"Bir şey yok kardeşim Sinem ve Özge'nin siktiri boktan davranışlarına sinirliyim." Demişti Emir'e açıklama yaparak.

Bir süre ses gelmediğinde karşı tarafı dinlediğini anlayabiliyordum.

"Sedat'ın sana yaptıklarını öğrendi...Betül benim önceden bildiğimi ona söyleyince Çağan delirdi." Sinem bana açıklama yaptığında olayı şimdi anlamıştım.

Evin elektriği tekrar gelip gittiğinde Sinem'den ayrılmaya çalışırken çırpınmıştım.

"Tamam bir şey yok buradayız Duru." Dedi bana sarılmaya devam ederken.

"Emir, ev sıkıntılı elektrikler gidip geliyor daha çok korkuyor...yapıyorlar mı.? Direk devrilmiş hemen bitmez lan...bize gidelim sen direkt oraya gel." Son cümleyle başımı kaldırıp Çağan'a baktım.

"Gelecek mi.?" Dediğimde sesim Emir'e de ulaşmıştı.

"Geliyor...üç dört saat sonra burada olacak merak etme." Başımı sallayıp Sinem'den biraz ayrıldım.

Elektrikler geldiğinde tavandaki büyük avizeye baktım.

Yine gidecek miydi.?

"Tamam geldi Emir sakinleş." Bu adam aynı anda kaç şeyle uğraşıyordu.

Hem benimle uğraşıp hem elektriği yaptırmıştı. Biz konuşurken Çağan'larla da konuşuyordu.

Hem de İtalya'dayken yapıyordu bunları.

"Tamam sen bin uçağa biz buradayız...Açelya kim amına koyayım." Demişti Çağan.

Telefonu bana uzattığında şaşırmıştım.

Sinem'den uzaklaşıp sırtımı duvara yasladığımda telefonu alıp tekrar avizeye baktım.

"Emir." Dedim titrek sesimle.

"Üç saat...üç saate eve geliyorum ve ağlamadan beni bekliyorsun."

"Çabuk gel." Dediğimde nefesini sertçe dışarıya verdi.

Herkesi ayağa dikmişti.

Açelya..Çağanlar.

Elektriği yapanlar.

"Ağladığını duyarsam gelince elektriği ben keserim...duydun mu.?"

"Tamam ağlamıyorum." Sinem her konuşmamda şaşkınlıkla dönüp bana bakıyordu.

"Açelya yaklaşmış iki dakikaya yanında olacak odama geç ve ağlamadan beni bekle."

"Tamam hemen gel ağlamıyorum."

"Çağan piçine verir misin telefonu." Sanki beni görecekmiş gibi başımı sallayıp telefonu Çağan'a uzattığımda ellerim hala titriyordu ama ışıkların gelmesiyle biraz sakinleşmiştim.

"Boğazına ne oldu senin." Sinem eliyle boğazıma dokunduğunda başımı eğdim.

"Bir şey olmadı." Dedim ama o çenemden tutup başımı kaldırdı ve boynuma yaklaşarak bakmaya başladı.

"El izi var kızım boynunda...Duru sana birisi mi saldırdı."

"Hayır Sinem saçmalama...alerjim var kaşıdım."

"Tamam Emir sende biraz sakinleş sen gelene kadar buradayız kardeşim." Çağan'a bakarken o da bana bakmıştı.

"Bana emanet." Dediğinde ellerimi birbirine bağladım.

Titremem yeni yeni geçiyordu.

"Tamam." Diyordu.

Sinem koluma tutunduğunda yanımda olduğunu hissettirmek için okşuyordu.

"Hadi sana melisa çayı yapayım..nane limonda yapabilirim boğazına iyi gelir." Sesim çatallı çıktığı için böyle söylüyordu.

Hayır demedim çünkü boğazım resmen yanıyordu.

Bugün yaşananlar ve Attığım çığlıklardan dolayı tahriş olmuştu. Burnumu çektiğimde Çağan telefonu kapatmıştı. Sinem'le beraber merdivenlerden inerken boğazımı temizleyerek konuştum.

"Sizi uğraştırdım gece gece kusura bakmayın."

Sinem koluma vurdu.

"Saçma saçma konuşma Emir'in emanetisin sen." Dedi.

"Bizi sen değil telefonlarımıza bakmayan piçler uğraştırıyor Duru."

Yusuf ve Serhat'tan mı bahsediyordu anlamıyordum.

Salonun kapısından geçtiğimiz an çalan kapıyı Çağan açmaya gidince bizde girişte durduk.

"Duru.!" Açelya bağırdığında koşar adımlarla kapının oraya doğru yürümeye başladım ama o zaten yarı yolu tamamlamıştı.

Kolları arasına girdiğimde titremem artık tamamen geçmişti.

"İyi misin.? Bir şey olmadı değil mi.?"

"İyiyim." Dedim sadece sıkı sıkı sarılırken.

Açelya'yla beraber mutfağa geçerken Çağan'da arkamızdaydı. Sinem elindeki cam demliğe bir şeyler atarken bizde masaya oturmuştuk.

Oturduğumuz an evin açılan kapısıyla Çağan tekrar kalkmıştı.

"Emir aradı bir saat önce, bizim eve git dedi hiçbir şey anlamadım şu halime bak yataktan çıktığım gibi geldim...evde yokum yağmur yağıyor dediğinde hemen geldim...çok korktun mu bir tanem."

Ne demek bir saat önce. Emir yağmur başladığında mı aramıştı onu. Ben uyurken. İki senedir onsuz bunları yaşarken şimdi korkumu bildiği için herkesi yanıma göndermişti.

"Korktum." Dedim elini tutarken.

Beni tekrar kendine çekip sarıldığında içeriden gelen bağırma sesleriyle Açelya'dan ayrıldım.

Sinem ve Açelya'yı orada bırakıp kapının oraya geldiğimde Yusuf'un yakasına yapışan Çağan'ın kolunu tuttum.

"Lan adam delirdi İtalya'da...belamızı sikecek sizin yüzünüzden.!" Diyordu Çağan.

"Abi, Sedat piçiyle ilgileniyorduk depoya aldık Bilal ellerini çivilerken nasıl telefona bakalım."

Yusuf bunu dediğinde Çağan onu bırakmıştı.

"Sikip atsaydınız orospu dölünü." Dedi Çağan.

"Daha beter yaptık." Göz ucuyla bana baktı.

"Emir geliyor nasıl açıklayacağınızı düşünün...Bilal piçini ara buraya gelsin hemen bir kaç saate Emir gelecek bir şeyler düşünelim."

Yusuf biraz uzaklaştığında artık tartışmadıkları için tekrar mutfağa geçtim. Bir saat sonra Betül'de gelmişti.

Saat sabaha yaklaşırken Sinem ve Betül ısrarlarıma rağmen yemek hazırlamıştı. Bana yaptırmamışlardı ama Açelya ikisine yardım ediyordu.

Havanın aydınlanmasına bakarken aklımda olanlar ve bunları Emir'e nasıl anlatacağım vardı.

Yarım saate evde olurdu.

Uçağı inmişti.

Salonda kahve içen adamlara baktıktan sonra yerimden kalktım. Kızlar kahvaltı için masayı hazırlarken yanan gözlerimi ovuşturdum.

Yusuf, Emir'i havalimanında bekleyeceğini söyleyip bir saat önce oraya geçmişti.

Biraz öncede yolda olduklarını söylemişti.

Dalgın dalgın bahçeyi izlerken Zeus'u gördüm.

Her yer ıslak olduğu için kulübesinden çıkmıyordu.

Salonun büyük cam kapısını kendime çekip açtığım an bana doğru koşan Zeus'la kendimi hemen dışarıya attım.

Çimler yaş olmasına rağmen çıplak dizlerimi koyarak bana sarılmasına izin verdim. Elleri dizlerimin üzerinde dururken yüzümü kokluyordu.

"Anneciğim." Dedim başını iki elimle tutarken.

Kafasının üzerinden öptüğümde havladı.

Ön ayaklarını dizlerimden çekip etrafımda hızlıca dolandığında ayakları şimdide omzumdaydı.

Arkadan sırtıma çıkmaya çalışıyordu.

Gülümseyip ayaklarını omzumdan çekmeye çalışıyordum. Arkamda olduğu için zorlanıyordum ama o bunu oyun sanmış olacak ki etrafımda tekrar dönüp üzerimi kokladı.

Ayağa kalktığımda ön ayakları şimdi de karnımın üzerindeydi.

"Baban gelsin oyun oynarız tamam mı.? Şimdi değil Zeus." Yüzüme doğru havladığında eğilip tekrar başından öptüm.

Şortlu bol pijama takımım rüzgara karşı koyamadığı için uçuşurken Zeus ayaklarını karnımdan çekti.

İçeriye doğru yürüyeceğim zaman bacaklarımın oraya oturduğunda dayanamayıp yine dizlerimin üzerine oturdum.

Bacaklarım ıslandı ama umursamadan yanımdan ayrılmayan oğlumuzu sevdim.

"Yorgunum Zeus sonra oynayac.."

"Duru.!" Duyduğum sesle beraber hızla arkamı dönerek salondan çıktığım cam kapıya baktım.

Emir gelmişti.

"Emir." Dedim fısıltıyla.

Salondan çıkıp bahçeye doğru yürümeye başladığında ona doğru koşuyordum.

Yalın ayak ve ıslak bacaklarımla ona doğru hızla koşarken Zeus'ta benimle beraber arkamdan koşuyordu.

Kollarını açıp aramızda bir metre kala durduğunda hızla ona sarılıp kollarımı boynuna doladım.

Zeus'ta yanımızda havlıyordu.

Elleri ensemde beni kendine bastırıyordu.

"İyi misin.?"

Başımı sallarken daha sıkı sarıldım.

"Sesini duymam lazım." Sesi öyle bir çıkmıştı ki.

"İyiyim." Dedim kısık sesimle.

Emir ben ona sarılırken dikleştiğinde ayaklarım yerden bir kaç santim kesildi. Zeus'un kulübesine doğru yürümeye başladığında bacaklarımı onun kalçasına doladım.

Elleri belime geldiğinde beni tutmak için bir elini kalçamın biraz altına koymuştu.

Gözlerimi açtığımda salon camına neredeyse yapışıp bize bakan Açelya, Sinem ve Betül'ü gördüğümde gülesim gelmişti.

Sinem sürekli Açelya ve Betül'ü dürterken Emir durduğu için gözlerimi onlardan ayırdım.

Başımı omzundan kaldırıp yüz yüze gelmemizi sağladığımda bacaklarım hala kalçasına dolanmıştı.

"Çok korkak bir karım var."

Dediğine hafifçe tebessüm ettiğimde başımı tekrardan omzuma koydum.

"Dün gece artık seni bırakıp bir yere gidemeyeceğimi öğrendim."

"Özür dilerim." Dediğimde belimi okşamıştı.

"Dileme...yağmurun yağacağı belliydi önlemimi almam gerekiyordu."

"Benim önlem almam lazımdı." Dedim.

"Kocan varken sana düşmez bu işler." Beni güldürmek için söylediğini biliyordum ve başarılı da olmuştu.

"Tüm sorumluluğu kocana yık mı diyorsun yani."

Eli saçımı okşadığında beni onaylıyordu.

Tekrar yüz yüze gelmemizi sağlamıştım.

"Gözlerinde hala korku görüyorum." Dedi yüzümü incelerken.

"Korktum." Dedim hemen.

"Geldim Duru, korkulacak bir şey kalmadı bir daha tek kalmayacaksın...sil şu korkulu ifadeni."

"İşlerin bitmeden geld.."

"Karım karanlıktan korkarken işleri sikerim." Kendimi tutmaya çalışırken ağzımdan birden gülme sesi çıktığında bu sefer alnımı omzuna koydum.

Gülmeye devam ederken başımı tekrar kaldırdım.

"Karanlıktan korktuğum için mi geldin." Dediğimde onun da yüzünde gülmesini tutan bir ifade vardı.

"Çok aptalım." Dedim gülmemi durdurup ağlak bir ifadeye geçmiştim.

Gözlerim dolu dolu ona bakarken o çenemden tuttu.

"Sen korkarken evde tek bırakan benim bir daha kendine hakaret edersen yağmur yağınca yanına gelmem...iki yıl boyunca tek başına evd..."

"Teşekkür ederim Emir." Dedim minnet dolu bir sesle.

Onun bir şey demesine izin vermeden kollarımı tekrardan boynuna dolayıp sıkıca sarıldığımda yanağım artık ensesine değiyordu.

"Teşekkür ederim." Dedim tekrar ederek.

Zeus birden havladığında başımı kaldırmadan ona baktım.

Yan tarafımızda durup bize bakıyordu.

Ön ayakları Emir'in kalçasının üstünde duran ayaklarıma değiyordu.

İkimizde Emir'e yapışmıştık.

"Dur Zeus bir şey konuşuyoruz şurada." Dediğimde yine havladı.

Bir elimi ensesinden çekerek Zeus'a uzattığımda hemen koklamıştı.

"Hadi git annenle baban konuşsun." Emir'in bedeni sallandığında hemen ona baktım.

Gülüyordu.

"Oğlumu neden kovuyorsun Duru." Gülümseyip tekrar Zeus'a döndüm.

Kulaklarını indirmiş aşağıya bakıyordu.

"Tamam Zeus yanımızda dur ama sessiz ol...özür dilerim." Elimi onun başına uzattığımda Emir dokunabilmem için biraz eğilmişti.

"Zeus." Birden yüzüme doğru havladığında korkuyla Emir'e sarıldım.

Gülüyordu.

"Seni görünce bana kötü davranıyor."

"Zeus annesini çok seviyor öyle bir şey yapmaz." Dediğinde iki eli de kalçamın biraz altında duruyordu.

"Beni seviyor musun.?" Yüzüme doğru tekrar havladığında gülümsedim.

"Emir'i seviyor musun.?" Zeus şiddetle üç kere havladığında yüzümü buruşturdum.

"Artık favori çocuğum değilsin Zeus."

Emir'e eğlence çıkmıştı çünkü gülümsüyordu.

Ve ben hala onun kucağındaydım.

"Bizim başka çocuğumuz mu var güzelim?" Dedi gülen ses tonuyla.

"Doğacak olan çocuğumuzdan bahsediyorum."

Cümlem bittikten sonra ne dediğimi fark edip sustum.

Emir'in kasları kasılmıştı.

"Yani benim demek istedim...ayrı ayrı senin ayrı benim ayrı olursa...o favori olacak anlamında..senin çocuğun ayrı benim çocuğum ayrı yani." O kadar güzel sıvamıştım ki.

"Tamam Duru kapat konuyu."

Hareketlendiğimde inmek istediğimi anlayıp beni bırakınca açılan göbeğimi kapatıp ona baktım.

Boynunda çıkan damarıyla beraber Zeus'a bakıyordu. Niye sinirlenmişti şimdi.

"Emir.! Duru.!" Sinem'in sesiyle karşıya baktım.

Emir'in yüzü oraya dönük değildi.

"Sofra hazır hadi.!" Sinem geri içeriye girdiğinde boğazımı temizledim.

"Geç geliyorum." Bir şey demeden yürümeye başladığımda Zeus arkamdan havlıyordu.

Hafif yan dönüp Zeus'a baktığımda ikisinin de bana baktığını görünce gözlerimi Emir'den çekip Zeus'a el sallayarak yürümeye devam ettim.

Niye kucağına atlıyorsun.

Kafamı kenardaki taşlardan birisine vurmak istiyordum.

Aptal Duru. Aptal aptal aptal.

Salonun bahçeye açılan kapısının önüne geldiğimde herkes görüş açıma girmişti.

Görüş açıma giren diğer kişilerle kaşlarım çatıldı.

Ablam ve Şevval masada yan yana oturmuş öylece konuşan Betül'e bakıyorlardı.

Bahçe kapısını hızlıca açıp arkamdan sertçe kapattığımda evde büyük bir ses çıkmıştı.

Tabi herkesin kafası buraya dönmüştü.

"Hoş geldin Şevvalcim...özel olarak istediğin bir şey var mı, kocam dışında." Şevval kaşlarını çattığında başını eğmişti.

Arkamı kontrol ettim.

"Sen bir şey ister misin canım ablam..beni sapık abinin önüne atmak dışında başka bir şey ister misin.?" Konuştuktan sonra tekrar arkama bakarak Emir'i kontrol ettim.

Hala Zeus'un yanındaydı.

Ablamda başını eğince elimle sabır işareti yaptım.

Artık herkes bildiği için açık açık konuşuyordum.

"Duru sonra söylersin ne söyleyeceksen Emir geliyor." Sinem arkama bakarak konuştuğunda uzatmadan Şevval'in karşısına geçip oturdum.

Kim nereye oturacak umrumda değildi.

Salonun bahçe kapısı açıldığında Bilal ve Çağan hareketlenmişti. Sinem elindeki kupayı bana uzattığında gelen ıhlamur kokusuyla hemen bir kaç yudum içtim.

"Teşekkür ederim Sinem." Dedim zar zor gülümseyerek.

Rezil oldun hala gülebiliyor musun.?

Baş köşedeki sandalye sertçe çekildiğinde hiç o tarafa bakmadan tabağıma salatalık domates ekledim

Açelya yanıma oturduğunda koluma vurup ağzını oynatarak ne oldu gibi bir şeyler yapmıştı.

"Sonra anlatırım." Dedim fısıltıyla.

"Şimdi." Dedi bacağımı iki eliyle sıkıştırdığında.

"Rezil oldum Açelya beni boş bir mezara göm." Ağlak bir ifadeyle sadece onun duyacağı şekilde konuştuğumda Açelya benim aksime güldü.

"Ne yaptın." Sesi fısıltı şeklinde çıkmıştı.

Herkes tabağına bir şey aldığı için biz çok dikkat çekmiyorduk.

"Emir'e çocuğumuz olacak dedim." Onun gibi sessiz konuşmuştum ta ki tepkisine kadar.

"NE.!" Açelya bağırdığında onu tanımıyormuş gibi bir ifadeye bürünüp önüme döndüğümde göz ucuyla masadakilere baktım.

Hepsi işlerini bırakmış buraya bakıyordu.

Dikkat çekmiyoruz mu demiştim.

Mimiklerim ve ellerimle benimle alakası yok gibi bir şeyler yapıp tabağıma bakarken Açelya boğazını temizledi.

"Ne demek masada sucuklu yumurta yok." Dediğinde yüksek çıkan sesiyle gözlerimi kapatıp başımı eğdim.

Rezil olma günümdü bugün.

"Sucuklu yumurta mı.?" Dedi ablam.

"Sucuklu yumurta." Dedi hemen canım arkadaşım.

"Tamam Açelya onu da sonra ki kahvaltıda yaparız." Dediğimde sesim yine kısıktı ama herkes duyuyordu.

"Tamam madem." Dediğinde kolumu sıkmıştı.

"Allah senin belanı vermesin rezil olmuşsun." Açelya eliyle ağzını kapatıp kulağıma eğildiğinde kısık bir ağlama sesi çıkarttım.

"Unutulur boşver aşk bahçem." Ağzına salatalık attığında ben elimdeki kupayla ona bakmaktan boyun fıtığı olacaktım.

"Duru yesene kuşum."

Betül konuştuğunda ona döndüm ama dönerken kupadan bir kaç damla bacağıma düştüğü için inleme sesi çıkartıp bacaklarıma dokununca Emir ayağa kalkmıştı.

"Yok bir şey." Dedim o yarı yoldayken.

"Sen kendine zarar vermeden duramıyor musun.!" Sert bir şekilde konuştuğunda alttan alttan ona baktım.

"Yok duramıyorum hoşuma gidiyor canımı yakmak."

Şevval'in olduğu masada bana bağırıyordu.

Elini saçlarına atıp karıştırdığında bacaklarıma bakıp bir şey olmadığını anlayınca yerine geçmişti.

"Herkes biraz sakin olabilir mi.?" Demişti Sinem.

"Gerçekten ya ne bu gerginlik." Karşımda oturan Şevval konuştuğunda ona baktım.

Emir'e bakıyordu.

Tövbeler olsun.

"Emir erken döndün adamlarla görüşebildin mi.?" Dedi konuşmasına devam ederken.

Benden daha çok detaya sahipti.

Emir cevap vermediğinde sevinmiştim ama bu sevincim kısa sürmüştü.

"Halledemedim Şevval." Dedi.

Açelya koluma bak der gibi vurduğunda elimdeki çatal tabağa düşmüştü. Bir kaç kişinin bakışını üstümde hissederken sadece tabağıma bakıyordum.

Kocamın eski sevgilisiyle aynı sofraya oturmuş yemek yiyordum.

Ne bok yapıyordum ben.

Çatalı bırakıp sandalyemi hızla itip masadan kalktığımda merdivenlere doğru yürümeye başlamıştım.

Emir arkamdan bağırsa da durmadım.

"Sana diyorum." Kolumdan çekilmemle göğüsüne yapışmam bir olmuştu.

"Bırak." Dedim sertçe.

"Geç yemeğini ye delirtme beni."

Kolunu sertçe savurmaya çalıştım ama olmadı.

"Asıl sen beni delirtme.!" Yüksek çıkan sesimle içeridekilerin duyduğuna emindim.

"Eski sevgilinle aynı sofrada oturup yemek yemeyeceğim hatta eski sevgilinin olduğu evde durmayacağım.!"

Kolumu sıkıca tuttuğu için bir yere kıpırdayamıyordum.

"Bak sınırımı çok fazla zorlamaya başla..."

"SENDE." Dedim bağırıp sözünü keserken.

"Sende benim sınırımı zorluyorsun hoşuna mı gidiyor çok eşlilik.!" Şevval'le öpüşmüş olmaları düşüncesiyle delirecek gibiydim.

"Harem mi kuracaksın eve Emir!."

Öylece bana bakıyordu.

Tamam öylece değil.

Beni öldürecek kadar sinirli bir şekilde bakıyordu.

Sözünün kesilmesinden nefret ettiğini bile bile yapmıştım. Pişman değildim.

Ona tekrar bağıracağım sırada dış kapıya tekme atılıp yumruklanmaya başlanmasıyla beni arkasına alarak belindeki silahı çıkarttı.

Kapıya bakarak beni daha çok arkasına çektiğinde Çağan ve Bilal'de salondan çıkmış buraya gelmişlerdi.

"Çağan." Emir bana bakarak Çağan'a işaret verdiğinde Çağan kolumdan tutup beni salona götürürken duyduğum sesle beraber hareket edemedim.

Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki.

"OĞLUM NEREDE LAN.!"

Babam evimizin kapısına o kadar şiddetli vuruyordu ki.

Hem de dün Bilal ve Yusuf'un ölesiyle dövdüğü oğlu için yapıyordu bunu.

Hiçbir şeyden haberi olmayan Emir'le korkum daha da çoğalıyordu.

Sedat'ı öğrenecekti.

BÖLÜM SONU

Nasıl gidiyor kızlarrrr.

Oy sınırı 320
Yorum sınırı 130

Oy sınırını yükseltiyorum çünkü günlük olarak değil 3-4 günde bir atmak istiyorum ama siz hemen sınırı geçiyorsunuzz 😄

Destek olmak için oy ve yorumlarını esirgemeyen aşklarımı kocaman öpüyorum..

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.776okunma 70beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 138

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18