35. bölüm / 47
Sahte ve Gerçek34. BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: 34. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime · Okuduğun bölüm
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Beni duyurular ve alıntılar için instagram hesabımdan takip edebilirsiniz (minabuse_)
Bölümü bugün atıp atmama konusunda kararsız kaldım ama çok fazla kişi mesaj attığı için paylaşıyorum.
Depremi yaşayan herkese çok geçmiş olsun daha kötüsü olmaz umarım 🙏🏻
KEYİFLİ OKUMALAR
"Beni duyuyor musunuz.?"
Gelen sesle gözlerim açıldığında gözüme ışık tutulması bir olmuştu.
"Hocam hasta kendinde." Olduğum yer sallandığında nerede olduğumu anlamaya çalışıyordum.
Ambulanstaydım.
Telaşla yerimden kalkmaya çalıştığımda burnuma tuttukları maske yan tarafa düştü.
"Sakin olun bir kaza geçirdiniz şu an hastaneye gidiyoruz...başınızda ciddi bir kesik var hastaneye gittiğimizde dikiş atılacak." Başka bir ses konuşmuştu.
"Emir." Dediğimde kalbim korkuyla hızlı atmaya başlamıştı.
"Hocam tansiyonu yükseliyor."
"Lütfen sakin olun...uzanın." Omzuma bastırıp beni yatırdığında beyin fonksiyonlarım durmuş gibi hiçbir tepki veremiyordum.
"Eşimi arayın...Emir'i arayın lütfen."
"Hastaneye gittiğimizde ailenize haber verilecek." Gözlerim dolduğu için konuşan kadını buğulu görmeye başlamıştım.
"Emir'i istiyorum." Dediğimde içinde bulunduğum araç durmuştu ve kapılar anında açılmıştı.
Bulunduğum sedye sallandığında kalbim dışarı çıkacak kadar atıyordu.
"Hocam 26 yaşında kadın hasta, başında derin bir kesik var bilinci beş dakika önce açıldı bir buçuk saattir baygındı...aracın direksiyonu karın bölgesine büyük bir baskı uyguladığı için iç kanamadan şüpheleniyorum."
"Aileye haber verip hemen mr'a alalım."
"Hocam Duru Aksoy Emir Aksoy'un eşi." Sedye hastaneye girdiğinde gözlerimi kapamış sadece konuşan kişileri dinliyordum.
Sağ yüzümü doğru inen sıcak sıvıyla elimi yüzüme atacağım sırada birisi tarafından engellendi.
"Sargıyı yenileyin."
Sedye o kadar hızlı gidiyordu ki tavanı net göremiyordum.
"26 yaşında kadın hasta iç kanama şüphesi ve alnında derin bir kesik var, cam kesiği." Tekrar bilgilerim verilmişti.
"Bekletelim şu an mr dolu."
Duyduğum şeyle gözlerimi açtım.
"İç kanama riski var biraz öne ala.."
"Şu an kazadan dolayı gelen elli kişi var ve mr dolu bu hastayı anca bir saate alırız...acile götürün."
Sedye tekrar hareket etmeye başladığında başımdaki hemşireyle göz göze gelmiştik.
"Eşimi arar mısınız."
Şu an Rüya ve Emir'den başka bir şey düşünemiyordum beynim donmuş gibiydi.
"Dikişiniz atılsın hemen haber vereceğim."
Gözlerimi tekrar kapattığımda neden hiçbir acı hissetmediğimi ve tepki veremediğimi düşünüyordum.
Sadece kalbimin çok hızlı attığını hissedebiliyordum.
"Duru Aksoy burada mı.!" Birisi adımı uzaktan bağırdığında gözlerim tekrar açıldı.
"Benimle.!" Demişti yanımdaki hemşire kız. Kalabalık bir yerdeydim.
"Ailesi burada.! Geliyorlar." Kız elime damar yolu açarken yerimde dikleştim.
Emir gelmişti.
Gözlerim az önce seslenen kızın çıktığı kapıya takıldığında dolu gözlerimle aşık olduğum adamı bekledim.
Bir kaç saniye sonra kapıdan nefes nefes giren adam ve arkasındaki kişilerle hıçkırmıştım.
"Emir.!" O kalabalıkta beni ararken çığlık atar gibi korkuyla bağırdığımda o koşarak bana doğru geliyordu.
"Emir.!" Yanıma yaklaşmasına rağmen adını bağırarak söylediğimde bir kaç saniye sonra kolları arasındaydım.
"İyisin..iyisin ağlama geldim..geldim." Damar yolu takılmayan kolumu ona doladığımda sesli bir şekilde ağlıyordum.
Ben hala uzanırken o beni biraz kaldırıp kolları arasına almış boynumdan öpüyordu.
Annemin ağlama sesini duyduğumda Emir'e sardığım kolumu ona uzatıp elini tutmuştum.
Emir benden ayrılıp yüzümü ellerinin arasına aldığında alnıma baktıktan sonra hızla hemşireye döndü.
"İyi mi.? Kontrolleri yapıldı mı.?"
"Duru hanımı yeni getirdik...bilinci 15 dakika önce açıldı. Başında derin bir kanama var ve iç kanama şüphesiy.."
"İç kanama mı.?" Annem telaşla ve ağlak bir ifadeyle konuştuğunda hemşire üzgün bir şekilde başını salladı.
Emir duyduğu cümleyle bana dönüp telaşla yüzümü inceliyordu.
"Mr'a alacağız ama maalesef tüm hastalar buraya getirildiği için sıra var bir saat so.."
"Serhat.!" Emir biraz ileride duran Serhat'a seslendiğinde Serhat sadece başını sallayarak gitmişti.
"Ağrın var mı.?" Ona başımı iki yana salladığımda hemşire kız tekrar konuştu.
"Emir bey, Duru hanım tahminimce şokta. Şu an alnındaki yaranın acısını bile hissetmiyordur o yüzden hemen mr'a alınması gerekiyor."
Emir korkulu bir ifadeyle bana bakarken annem yanımda ağlayıp bana bakıyordu.
"Uzanması daha iyi olur durumu belli olmadığı için hastayı kıpırdatmayalım."
Kolları bana sarılı olan adam dikkatle uzanmamı sağladığında Serhat'ın sesini duymuştuk.
"Abi mr hazır yengemi bekliyorlar."
"Yusuf, hastaların aileleriyle görüş yardımcı ol bizim hastaneye nakledilsinler.." Sedye giderken Emir elimi tutarak konuşmuştu.
"Tamam abi hallediyorum."
Çok kalabalık olduğu için herkes sıra bekliyordu.
"İkinizden birisi bir gün beni öldürecek." Konuşan kadına baktığımda kalbini tutarak yanımızdan yürüdüğünü görünce konuşacağım sırada karnıma saplanan ağrıyla gözlerimi kapattım.
"Duru Aksoy."
"Evet hocam iç kan.."
"Hızlı olun karımın ağrısı var." Emir'in sert sesiyle kimse konuşmamıştı ve biz başka bir odaya girmiştik.
Annem dışarıdaydı.
"Emir bey siz burada bekleyeceksiniz."
"Hayır." Dediğimde tuttuğum eli sıktım.
Emir bana doğru eğilip alnımın kanamayan tarafından öptüğünde yüzüme damlayan sıvıyla fazla kanadığını anlamıştım.
"İç kanaman olabilir ben buradayım sadece beş dakika yalnız kalacaksın güzelim."
Başımı korkuyla iki yana sallıyordum.
"O da gelsin." Dediğimde Emir sıkıntıyla iç çekip dudaklarını yanağıma sürttü.
"Lütfen Duru...beni daha fazla öldürme kalbim durmak üzere, iyi değilsin ve zaman kaybediyoruz gir şu siktiğimin aletine lütfen."
Elimi yüzüne çıkarttığımda gözlerindeki korkuyla başımı salladım.
Ona daha fazla zorluk çıkartmayacaktım.
"Buradayım bekliyorum bir tanem." Alnımı öpüp ayağa kalktığında ondan uzaklaşmış ve kapsül gibi bir yere girmiştim.
Gözlerimi kapatıp kızım ve kocamı düşündüm.
Kaza yaptığım anı şimdi yavaş yavaş hatırlıyordum ve aklımda yine sadece ikisi vardı. Onlardan ayrılmak istemediğimi düşünmüştüm sadece. Sonrasında yaşadığım acıyla bayılmıştım.
Beş dakikanın sonunda kapsülden çıkartıldığımda tekrar sedyeye konulmuştum ve bu sefer hemşire kızdaki panikle gerildim.
Kapı açıldığı an dolu gözlerle beni bekleyen Emir'in elini tutmak için uzandım ama omuzları düşmüş bir şekilde bana bakıyordu.
"Emir Rüya'yı arayalım sesini duyayım." Dediğimde iç çekti.
Emir sopa yutmuş gibi bana bakarken az önceki doktor yanımıza gelmişti.
"Ameliyathaneyi hazırlayın acil olduğunu da belirt...on dakikanız var."
Korkuyla Emir'e baktım.
"Emir." Dizlerini kırarak bana doğru eğildiğinde parmakları yüzümdeydi.
"Duru hanım maalesef iç kanamanız var sizi ameliyata alacağız." Korkuyla Emir'e baktım.
"Beni affetmeden olmaz." Dudaklarım titredikten sonra ağlamaya başladığımda Emir omzumdan tutarak kalkmama engel oldu.
"Emir olmaz." Yanımızdaki doktor alnıma bir şeyler bastırırken konuşmayan kocama bakıyordum.
"Ölmek istemiyorum siz varsınız ben si.."
"Bir şey olmayacak." Dediğinde odaya annem geldi.
"Duru." Diyerek ağlamaya başladığında onun da haberinin olduğunu anlamıştım.
"Ben kızım ve onu seçtim ölmek istemiyorum nolur."
Emir ayağa kalkıp yanımdan uzaklaştığında annem hemen ellerimi tuttu.
"Sadece ameliyata alınacaksın böyle şeyler söyleyip bizi kahretme." Gözyaşlarını silmesine rağmen yenileri ekleniyordu.
"Ben Emir'den ayrı kalmak istemiyorum...olmaz anne." Annem saçlarımı okşarken hıçkırdı.
"Duru hanım sakinleşin lütfen...iç kanamanız var ve hastanemizdeki en iyi doktorlarımız sizi iyileştirecekler."
Gözlerim acıyla kapandığında dudaklarım titriyordu.
"Beni affetmeden ölmek istemiyorum nolur ameliyat istemiyorum iyiyim ben."
Hıçkırığım yankılandığında Emir tekrar baş ucuma eğilmişti.
Derin bir nefes almaya çalıştım ama olmadı.
"Emir istemiyorum."
Dudakları üç yılın sonunda dudaklarımla buluştuğunda ağlayarak öptüm onu.
Ağlama sesim yükseldiğinde dudaklarımızda ayrılmıştı.
"Emir kızımla konuşayım son kez."
"Duru sus. Allah aşkına sus delirtmek üzereyim sus bir tanem nolur sus." Onu ilk defa bu ses tonuyla duyduğum için ağlamamı durdurmaya çalıştım.
Emir iyi değildi.
Sabah gördüğüm adam şimdi tüm gücü çekilmiş gibi karşımdaydı.
"Rüya'yla konuşmak istiyorum." Dediğimde yutkunarak cebinden telefonu çıkarttı.
"Emir abi." Güliz'in sesini duyduğumda ona samimiyetle abi demesine şaşırmıştım. Numarasının olmasına da.
"Güliz, Rüya uyuyor mu.?"
"Dişlerini fırçalıyor...Duru hanım iyi mi.? Bir şeyi var mı.?"
"Güliz, Duru Rüya'yla konuşacak telefonu kızımıza götürür müsün.?" Alnımdan dikkatle öptüğünde tuttuğum elini sıkıyordum.
"Hemen götürüyorum abi." Bir kaç hışırtıdan sonra sonunda aşık olduğum sesi duymuştum.
"Ya annem ne zaman gelecek Güliz onu bekliyorum uyumak için."
"Annen telefonda canım." Dedi Güliz.
Emir gözlerini kapatmış dudaklarını alnıma bastırırken daralan nefesimle yine iç çektim.
"Anne.!"
"Rüya." Diyip elimle ağzımı kapattığımda Emir telefonu uzaklaştırmıştı.
"Anne seni bekliyorum neredesin.? Küstün mü bugün Kaan'la çok oynadığım için."
"Bir tanem ben bugün gelemeyeceğim sen uyu tamam mı.?"
Dudaklarım titrediğinde ağlayacağımı anlayan Emir sesi kapatmıştı.
"Ama ben bugün seni hiç görmedim." Üzgün çıkan sesiyle beni ağlatıyordu.
Korkuyordum bir daha sesini duyamayacağım için.
"Rüya seni çok seviyorum." Gözümden yaşlar akarken kendimi toparlamaya çalıştım ama olmadı.
Şu an ne yaptığımı bile idrak edemiyordum.
"Ben seni daha çok seviyorum ki anniş."
"Baban yarın yanına gelecek sana her şeyi an.." Emir sesi kapatıp sinirle bana baktığında telefonu anneme vermişti.
"Ölmeyeceksin sakinleş." Yüzümü tuttu.
"Ben seni affetmeden bir yere gidemezsin." Dudaklarım titrediğinde boştaki kolumu ona dolayıp başımı boynuna gömdüm.
"Özür dilerim...çok özür dilerim Emir."
"Sus." Dedi güçsüz bir ses tonuyla.
"Tamam prensesim annen yarın gelecek eve merak etme bebeklerini al uyu tamam mı.?"
"Ben annemi istiyorum babaanne.!" Rüya'nın sesiyle ayrıldık.
"Bir tanem." Telefonu Emir almıştı.
"Yarın anneni getireceğim bugün benimle kalsın olur mu.?"
"Siz birlikte misiniz baba...beni neden yanınıza almadınız.?"
Sesi ağlamaklı geldiğinde hemen konuştum.
"Annecim sana sürpriz hazırladığımız için bugün gelemiyoruz."
Sevinçli çığlığını duyduğumda acıyla gülümsemiştim.
Kapı açıldığında az önceki hemşire kız geldi. Yanımızdaki doktora ameliyathanenin hazır olduğunu söylediğinde Emir hemen konuştu.
"Bir tanem biz şimdi kapatıyoruz seni çok öpüyoruz yarın görüşürüz tamam mı.?"
"Ben de sizi kocaman öpüyorum baba...anne.?"
"Aşkım."
"Seni de çok çok çok seviyorum."
"Ben de seni çok seviyorum...bir tanemsin sen benim."
Annem bir şeyler daha söyledikten sonra kapatmıştı.
"Ameliyathane hazır vakit kaybetmeden hazırlayalım sizi."
Emir yutkunarak bana baktığında ağlarken gülümsedim.
"Yemin ederim o zamanlar kendimde değildim öz.."
Tuttuğu elimi öptüğünde susmuştum.
"Konuşacağız, halledeceğiz hepsini."
Aklımın kalmaması için böyle diyordu.
Affetmemişti.
"Belki bir gün affed.."
Bu sefer sözümü kesen dudaklarıydı.
Kana kana öptüm.
"Ben sana küsmedim ki affedeyim. Sen hala benim bir tanemsin..bir tanemsin Duru."
"Emir bey, izin verir misiniz.?" Diğerleri bizi duymuyordu.
Emir ayağa kalktığı an sedye hareket edince ellerimiz tekrar birleşmişti.
"Anne." Yan tarafa döndüğümde ağlamaktan perişan olmuş kadınla göz göze geldim.
"Seni çok seviyorum." Dediğimde hıçkırmıştı.
"Sus artık." Diyerek kızdığında giren ağrıyla yüzümü buruşturdum.
Yavaş yavaş acılarımı hissetmeye başlamıştım.
"Yenge bekliyoruz hepimiz seni." Serhat'ın sesiyle Yusuf ve ona baktım.
"Beni sinir etseniz de sizi de çok seviyorum ."
İkisi de bir şey demediğinde geniş asansöre binmiştik. Gülmemişlerdi bile. Bu kadar mı ciddiydi durum.
Emir tekrar dizlerini kırarak bana doğru eğildiğinde kulağıma bir şeyler fısıldıyordu.
"Seni hala çok seviyorum...her şeyimsin benim. Tüm sorunlarımızı konuşup düzelteceğiz tamam mı.?"
"Öleceğim diye böyle söylüyorsun."
Sinirle nefesini verip ayağa kalktı.
"Delirtecek beni anne.!" Sesi yükseldiğinde hepimiz ona bakıyorduk.
Onlara Rüya size emanet demeyecektim çünkü zaten kızıma nasıl baktıklarını biliyordum. Söylememe gerek bile yoktu.
Asansörden çıktığımızda Emir arkamdan yürüyordu.
Ağzımın kenarından akan bir şey hissettiğimde elim hemen oraya gitmişti. Parmaklarıma bulaşan kanı görmek için elimi kendime doğru kaldırdığımda Emir hızla yanıma gelerek kolumu tutmuştu.
"Ağzı kanıyor." Telaşla doktora doğru konuştuğunda bir an etraf kararmıştı.
Emir çenemden tutarken doktor yanımıza gelmişti.
"Ağzı kanamıyor ciğerlerinden kan geliyor...hızlı olalım hastamızın durumu riskli." Riskli dediğinde Emir'in yüz ifadesi daha da sıkıntılı olmuştu.
Eliyle ağzımın kenarını sildiğinde karnımda hissettiğim acıyla neredeyse kıvranacaktım.
"Ekip hazır mı.?"
"Hazır hocam Duru hanımı bekliyorlar."
Emir yutkunup tekrar bana eğildiğinde dudağımdan öptü ama kısa bir öpüştü.
"Burada bekliyorum." Saçlarımı da okşayıp alnımdan öptü.
"Oğlum bizde bir konuşalım."
"Çıkınca anne, zaman kaybettirmeyin iyi değil." Sedye hareket ederken anneme bakıp burukça gülümsediğimde tekrar Emir'e baktım.
"Bekliyorum bir tanem."
Durmuştu. Gelmiyordu artık sedyeyle.
Annemide tutmuştu.
Önümüzde bir kapı açıldığında sedye biraz daha hızlandı ve ben ameliyat masasına gelmiştim.
Bir kaç saniye sonra içimdeki korkuyla birlikte uyutulduğumda aklımda sadece iki kişi vardı.
Duyduğum cihaz sesleriyle gözlerimi açtım. Kuruyan boğazımla beraber dudaklarımı yalayıp hafifçe öksürdüğümde karnımdaki ağrıyla dişlerimi sıktım.
Etrafıma baktığımda hiçbir pencere göremeyince gözlerimi tekrar kapattım.
Yaşıyordum.
Emir ve Rüya'yı bırakmamıştım.
Elimi karnıma atıp mide bulantımın geçmesini beklediğimde üstümdeki yorgunluğu yeni yeni hissetmeye başlamıştım.
Geçen bir kaç dakikanın sonunda kapı açılma sesi duyduğum an bakışlarım sağ tarafa döndü. Hemşire kız yüzündeki şaşkın ifadeyle olduğu yerde durduğunda korkmuştum.
Kaç gündür uyuyordum.
"Duru hanım uyanmışsınız." Gözleri bir serumumda bir de bendeydi.
"Ne zamandır uyuyorum."
"Sizi bir hafta uyutmamız gerekiyordu ama uyanmışsınız...ameliyattan dün sabaha karşı çıktınız. Şu an saat gece yarısına geliyor bir buçuk gündür uyuyorsunuz."
Gözlerim yine yorgunlukla kapanıyordu.
"Emir burada mı.?"
Başını salladı.
"Ailenize sizi uyutacağımız için eve gitmelerini söyledik ama hepsi burada." Burukça ve yorgun bir şekilde gülümsedim.
"Ciğerleriniz yırtılmıştı ve iç kanamanız vardı...başaralı ama ağır bir operasyon geçirdiğiniz için doktorumuz Tuncay bey sizi yedi gün yoğun bakımda tutmak istedi...ameliyat olduğunuz hastaneden bizim hastanemize nakil oldunuz. Emir beyin isteğiyle."
Emir'in hastanesindeydim yani.
"Şu an için birisiyle görüşmeniz yasak..doktor beye sormamız lazım." Emir'i görmek istiyordum.
"Eşime uyandığımı söyler misiniz.?"
Seruma bir şeyler ekliyordu.
"Duru hanım muhtemelen vücudunuz hala şokta ve bu yüzden uyandınız...sizi tekrar uyutmamız gerekiyor."
"Emir'i göreyim önce."
Odanın kapısı tekrar açıldığında içeriye birisi daha girmişti.
"Sude aile hastanın durumun... Duru hanım uyanmışsınız." O da şaşkınlıkla sorduğunda bu sefer ona doğru konuştum.
"Eşime haber verir misin.?" Kız koşarak çıkmıştı
Tekrar uyumadan önce onu görmem lazımdı.
"Başınıza ve alnınızın kenarına toplam yirmi dikiş atıldı. Ameliyatınız sekiz saat sürdü doktorumuz birazdan sizi kontrol edecek."
Gözlerimi kapattığımda Rüya'yı düşündüm. İki gün bensiz ne yapmıştı. Elimle karnımı okşarken duyduğum düğme sesiyle hızla gözlerim açıldı.
Emir kıyafetlerinin üstüne giydiği mavi hastane önlüğüyle bana doğru yürüyordu. Dudaklarım titrediğinde kendimi sıktım. Onu görünce sürekli ağlıyordum.
Düşük omuzlarıyla yürürken onu ilk defa bu kadar güçsüz gördüğüm için şaşırmıştım.
Tam karşımda durup beni ve bedenimi süzerken yüzümün bazı bölgelerinde fazla oyalandı.
"Tuncay bey gelip kontrol ettikten sonra eşinizi tekrar uyutacağız Emir bey. Bu kadar erken uyanması iyi değil."
Emir dizlerinin üzerine çöküp elimi tuttuğunda diğer eliyle de yüzüme dokunmuştu.
"İyisin." Dediğinde yanağımı eline doğru bastırıp elini sıktım.
"İyiyim."
Yüzüme doğru eğilip dudaklarını yanağıma bastırdığında ben de diğer elimi yüzünün kenarına atmıştım.
"İyisin bir tanem...iyisin."
"Sen iyi misin.? Rüya nasıl, durmamıştır."
"Rüya burada." Gözlerim şaşkınlıkla açıldı.
"Durmadı yanıma getirmek zorunda kaldım." Tekrar öptü.
Bu sefer dudağıma çok yakındı öpücüğü.
"Her şey yolunda mı.? Değerlerine bakacağız dediniz düzelmiş mi.?" Hemşireye soruyordu.
"Kalp ritimlerini doktorumuz kontrol edecek Emir bey." Kalp ritmi mi.?
"Bir şey mi var." Başını sallayıp elimi öptü.
"Bir şey yok sadece kontrol." Dedi ama yalan söylüyordu.
"Bir tanemsin..bir tanemsin benim." Burukça gülümsedim söylediklerine.
O benim bir tanemdi.
Üstteki makinelerden bir ses yükseldiğinde Emir korkuyla hemşireye bakıyordu.
"Sorun yok...Duru hanım kalbinizde baskı hissediyor musunuz.?"
Korkuyla Emir'e bakıyordum.
"Emir." Diyip elini tutmaya çalıştığımda titrediğimi fark edince daha çok korkmaya başlamıştım.
"Tansiyonunuz yükseliyor sakin olun lütfen şu an için hiçbir sorun yok."
"Sakinleş bir şey yok." Emir saçlarımı okşadığında gözlerim dolu dolu ona bakıyordum.
"Tuncay bey."
Bir adam bize doğru yürürken yüzümü buruşturdum.
"Güzel hastamız uyanmış." Yaşlı bir adamdı.
Emir'in omzuna elini koyduğunda ikisinin tanıştığını anlamıştım.
"Korkuttun bizi." Elindeki kalem ışıkla gözlerime baktıktan sonra dosyaya bir şeyler yazıp ekrandaki değerlere baktı.
"İyi mi.?" Dedi Emir elimi bırakmadan.
"Bir sorun görünmüyor değerleri normale dönmüş." Adam merakla bana bakınca Emir'in elini sıktım.
"Sadece hastamız çok erken uyanmış."
"Uyutacak mısınız abi." Dedi.
Adam başını salladığında gözlerimi kapatıp yüzümü buruşturdum.
"Duru bu gece uyusun duruma göre sabah tekrar uyandıralım."
Emir nefesini dışarıya vererek bana baktı.
"Kızımı görebilir miyim." Emir hemen gelen doktora baktı.
"Rüya'yı da getirelim Tuncay abi beş dakika görsün Duru'yu."
Doktor bana tekrar baktı.
"Çok nazlı bir kızın var Duru, küçük hanım hastaneyi ayağa kaldırdı." Panikle ikisine bakıyordum.
"Ağladı mı.?"
Gülmüştü doktor ve hemşire.
"Meltem siz Rüya'yı hazırlayıp getirin sonra da dosyaları alıp odama gelin." Yanımızdaki hemşire hızla çıktığında doktor tekrar konuşmuştu.
"Rüya çıktıktan sonra geleceğim tekrar geçmiş olsun uyanmana çok sevindik." Göz ucuyla yanımdaki adama bakıyordu.
"Teşekkür ederim." Dedim.
"Teşekkürler abi."
Emir'in omzuna tekrar dokunup çıkmıştı.
"Gerçekten üzülürmüşsün." Diyerek ona baktığımda başını kaldırıp bana döndü.
"Ölsem üzülürmüşsün." Hafifçe güldüm ama o gülmüyordu.
Hatta sinirlenmişti.
"Bilerek yapıyorsun değil mi.? Hala köpek gibi aşık olduğumu bildiğin için beni kendinle sınıyorsun."
Hala aşık olduğum dedi.
Bu adam beni hala seviyor.
Benim onu sevdiğim gibi.
Vazgeçmemiş.
"Ben de sana köpek gibi aşığım." Dediğim an bakışları sinirli halinden çıkmıştı.
"Söylediğim cümleden sadece bunu mu seçtin."
Başımı salladığımda elini alnımdaki dikiş atılan yere götürüp okşadıktan sonra yüzünü yaklaştırınca bu sefer onu ensesinden tutarak ben dudaklarına uzandım.
Karşılık verdiğinde elim yüzündeydi.
"Aklımı aldın." Dudakları çenemi öptüğünde burukça gülümsedim.
"Aklım gitti Duru."
"Korktun mu bana bir şey olacak diye." Ses tonumu duyduğu an dudağının kenarı kıvrıldı.
"Mahvettin beni amına koyayım." Bu sefer gülen bendim.
"Çok özledim, yemin ederim çok özledim." Bir şey demedi.
Sanırım bu konuda hala kırgındı.
Bir zahmet izin ver adama kırılsın.
"Beni affetmen için ne yapmam lazım..yanına yaklaştırmıyorsun, yüzüme bakmıyorsun."
"Bunları hastaneden çıkınca konuşuruz." Dedi saçlarımı okşarken.
"Dışarıda yüzüme bakmıyorsun burada konuşalım." Nefeslerimiz birbirine karışırken o tekrar dudağımı öptüğü an kızımızın uzaktan gelen sesiyle heyecanla kapıya baktım.
"Anne anne anne.!"
Sesli bir şekilde güldüğümde Emir'in omzuna tutunarak başımı biraz kaldırdım.
"Anne.!" Kapı açıldığı an gördüğüm sarı saçlarla gözlerim bir kaç saniye kapandı.
Çok korkmuştum onu annesiz bırakırım diye.
"Annecim." Rüya bana doğru koşarken Emir onu kucağına alıp yüzüme doğru yaklaştırdı ve öpmemi sağladı.
İki kolumla da dikkatli bir şekilde ona sarılırken hıçkırığım yankılanmıştı.
Kendimi tutamadan hıçkırarak ağlıyordum.
"Annen seni çok özlemiş meleğim."
"Anne ağlama." Onun sesi de ağlamalı çıktığında tek elimle gözyaşlarımı silip güzel yüzüne baktım.
"Çok özledim seni." Dedim boğuk ve kısık sesimle.
"Ben de seni çok özledim anne. Seni göstermedikleri için ağladım ve o doktora kızdım." İşaret parmağı havaya kalktığında öptüm.
Boynundan öpüp kokusunu içime çektiğimde bir kez daha şükrettim.
"Sonra babaannem de bana kızdı bağırdığım için." Tekrar öptüm.
"Hepsine küstüm...ben artık seninle burada kalacağım."
Rüya tüm şikayetlerini bana anlatırken ben onu öpüp koklamakla meşguldüm.
"Babaannenle eve gitmen lazım aşkım." Suratı hemen asılmıştı.
"Hayır ben seninle kalacağım." Kollarımı boynuma dolandığında Emir onu yatağın kenarına oturmuş belinden tutuyordu.
"Rüya, ben de geleceğim ama burası çocuklar için uygun bir yer değil bir tanem...beni üzecek misin.?"
"Seninle kalmak istiyorum bak burada uyurum." Yanımı gösterdiğinde gözlerim doldu.
"Rüya anneni üzmeyelim meleğim hem zaten hasta oldu söylemiştim sana."
Rüya dudakları titreyerek bana bakarken ben de ona dolu gözlerimle bakıyorum.
"Ben artık annemle uyumak istiyorum." Ağlamaya başladığında başını boynuma gömüp kollarıyla de beni sıkıca sarmalamıştı.
Ağlama sesi yükseldiğinde bu seferki ağlamasının gerçek olduğunu bildiğim için benimde gözlerimden yaşlar akıyordu.
"Duru, ağlama güzelim ben konuşacağım onunla." Emir Rüya'nın sırtını okşarken benim de yanağıma dokunup gözyaşlarımı siliyordu.
"Ben annemle kalacağım." Daha sıkı sarıldı.
Ben de ona.
"Rüya annen üzülüyor lütfen meleğim...onun üzülmemesi lazım ama sen ağlıyorsun diye ağlıyor." Rüya hızla başını kaldırıp bana baktığında ağladığımı görünce daha çok ağlamaya başladı.
"Anne yanında kalayım nolur." Elleri yüzümde dolaşırken kolunu tutup avucunu öptüm.
"Sadece iki gün daha bensiz uyu sonra geleceğim tamam mı.?" Başını hayır anlamında iki yana salladı.
"Ama ben zaten birazdan uyuyacağım sabah uyanacağım."
"Ben de seninle uyurum babam çıksın ikimiz uyuyalım olmaz mı.?" Sanki Emir'le küs gibi konuşuyordu.
Onu dinlemiyordu da.
İkisi küsmüş müydü.?
Emir'in kaşları çatıldığında Rüya'ya bakıyordu ama kızım sadece bana bakıp çenemden tutuyordu.
"Olur mu anne."
"Bugün babanla uyu söz veriyorum sabah beraber uyuyacağız annecim lütfen üzme beni." Gözyaşlarını siliyordum.
"Ben onlara küsüm.!" Çığlık atar gibi konuştuğunda Emir'e baktım.
"Neden." Ellerini yumruk yaparak gözyaşlarını sildi.
"Seni istiyorum." Tekrar ağlamaya başladığında kaşlarımı çatmış olayı anlamak ister gibi Emir'e bakarken Rüya başını tekrar boynuma gömerek bana sarılmıştı.
"Noldu.?"
"Sana getirmedim diye küstü."
"Bana kızdığınızı da söyle.! Annem varken bana kimse kızmıyor."
Rüya'nın söyledikleriyle neredeyse yaşadığım acıyı unutmuştum.
"Emir niye kızdınız.?" Bana sığınan kızımın sırtını okşayıp sarılıyordum.
"Kızmadım..annen hasta gidemeyiz dedim diye bana küstü. Barışmıyor da." Emir'in çaresizliğini de görünce nefesimi verdim.
"Rüya baban kızmamış sadece stresli olduğu için sesi sinirli çıkmıştır."
"Kızdı."
"Kızmadım Rüya." Dedi Emir.
"Beni anneme getirmediniz." Saçlarından öptüm.
"Baban seni getiremezdi bir tanem...buraya kimseyi almıyorlar çünkü."
Gözlerim ağırlaşmaya başladığında minik bebeğime bakıyordum.
"Rüya buraya çocuklar giremez zararlı annecim." Yan gözlerle babasına bakıyordu.
"Ama ben seni çok özledim o her şeyi yapabilir demiştin ama yapmadı." Şimdi de kaşlarını çatarak kızgın bir şekilde bakarken Emir şaşırarak bir bana bir de kızımıza bakıyordu.
"Özür dilerim Rüya." Şaşırmıştım böyle demesine.
Emir konu uzamasın diye özür diliyordu. Şimdi bayılacaktım.
Bu kulaklar bunu da duydu.
"Affetmem için bana süre ver baba." Gözlerim açılarak nazlı bazlı konuşan kızıma baktığımda Emir zaten inanılmaz bir şey duymuş gibiydi.
Ben bu kızı çok hafife mi alıyordum.
"Lan böyle lafları nereden öğreniyor bu çocuk." Sessiz bir şekilde bana bakarak konuştuğunda halsiz bir şekilde omzumu oynattım.
Gözlerimi kapattığımda elimi tutan sıcak ellerle ben de hemen sıkıca tuttum.
Emir elimi okşadıktan sonra alnımın kenarından öpmüştü.
"Annenin biraz daha dinlenmesi lazım...öp hadi gidelim güzelim."
Gözlerimi açamadım.
Emir'in elini sıkamamaya başladığımda sesleri de yavaş yavaş boğuklaşmıştı.
Rüya'nın ağlamasına ve çığlık atmasına ne kadar tepki vermek istesem de yapamadım. Elleri omzumu tutuyordu ama bir süre sonra hissetmemiştim.
Sesler uzaklaşmıştı.
Kendimi ikisini gördüğüm için rahat bir şekilde uykuya bıraktığımda son hatırladığım gülümsediğimdi.
(Emir'in ağzından)
Kucağımda ağlayan kızımla beraber yatakta yatan kadına bakarken onu tekrar öpmek istedim ama Rüya Duru'ya yaklaştığı an boynuna sarılıp bırakmıyordu.
İyiydi.
Her şeyim iyiydi, uyanmıştı.
"Uyansın evimize gideceğiz bir tanem." Rüya çığlık çığlığa ağlarken Duru'ya uzanmaya çalışıyordu ama o verilen ilaçlardan dolayı çoktan uyumuştu.
"Annem...annemle uyuyacağım.!" Yüzü kıpkırmızı olduğunda son kez yatakta yatan meleğime bakıp kapıya doğru yürümeye başladım.
Rüya başını boynuma gömmüş, uzaklaştıkça daha çok ağlıyordu.
"Anne.!"
"Annemle duracağım.!"
Yoğun bakımın kapısı açılır açılmaz koridordaki kişilerle derin bir nefes verdim. Annem ve Serhat önde Yusuf ve Gaye arkada duruyorlardı.
"Emir noldu." Annem telaşla yanımıza gelip Rüya'nın bacağına dokunduğunda minik kızım bana daha sıkı sarıldı.
"Babaannem niye ağlıyorsun."
Sadece ağlıyordu ve ben ne bok yiyeceğimi bilmiyordum. Duru olsa şu an on kere sakinleştirmişti ama ben yapamıyordum.
"Rüya ne oldu fıstığım." Gaye konuştuğunda yine pas vermedi.
"Duru'yu gördü bırakmadı."
"Anneme gitmek istiyorum." Ağlamalarının arasından bir şeyler söylemişti.
Sırtını okşarken boynunu öptüm.
"Güzelim annenin sabaha kadar orada kalması lazım yoksa mikrop kapar."
Son cümlemle başını kaldırıp şiş ve kırımızı gözleriyle bana bakmıştı.
Yüzüm acıyla buruştu.
Alnından öpüp tekrar yüzüne baktım.
"Mikrop mu kapar."
"Evet bir tanem annenin bir gün daha orada kalması lazım yoksa iyileşemez." Dedim kolunu öperken.
"Ben bugün banyo yaptım bak tertemizim mikrop yok."
Annem gözyaşlarını silip gülümsediğinde, Rüya'nın cümlesi iç çekmeme sebep olmuştu.
Çok akıllıydı.
İnanılmaz bir çocuktu.
"Öyle değil babaannem...kimsenin annenle aynı odada durmaması lazım." Burnunu çekerek anneme baktığında gömleğimin yakasını sıkıca tutuyordu.
Ellerini yumruk yaparak gözlerine götürdüğünde onu yan bir şekilde kucağıma alıp yanağını öptüm ve ilerideki koltuklara doğru yürümeye başladım.
"Abi yengem iyi mi.?" Yusuf yanımdan yürürken diğerleri arkamızdaydı.
"İyi Yusuf, daha iyi olacak."
"İnşallah abi, güçlüdür zaten yengem."
Rüya elini omzuma atıp yüzündeki yaşları gömleğime silerken onu daha sıkı tuttum.
Delirtecekti ikisi de beni.
Her hareketlerine hayran olmam mümkün olmamalıydı ama öyleydi.
İkisinin de her yaptıklarına hayran olarak bakıyordum.
Rüya.
Minik kızım.
Bir tanem, meleğim.
"Babaannenle eve gidecek misin güzelim."
Başını iki yana salladı.
"Sabah annemle uyuyabilir miyim.?"
Boğazı acıyormuş gibi öksürdüğünde kaşlarım çatıldı.
Ne yapmam gerekiyordu.
"Boğazın mı ağrıyor."
Başını hayır anlamında salladı ama sesinden ve öksürmesinden belliydi.
"Oğlum Duru iyi miydi.? Konuştunuz mu.?"
Annem yanımıza geldiğinde telaşla konuştum.
"Rüya'nın boğazı ağrıyor...bağırdığı için galiba."
"Yusuf ballı süt bulabilir misin biraz boğazı yumuşasın çocuğun." Yusuf başını sallayıp gittiğinde kızımın saçlarını alnından çekiyordum.
Bize ayrılan alana gelip oturduğumuzda Rüya kucağıma sinmişti.
Saat gece iki olmasına rağmen uyumuyordu.
Evde durmadığı için mecburen buraya getirmek zorunda kalmıştık.
Annem elini omzuma koyup sıktığında ona baktım.
"İyi miydi.?"
Rüya mayışmış bir halde uyuklarken sessizce konuştum.
"Ağrısı vardı çok iyi değildi...beni sevdiğini söyledi."
Gülümsedi.
"Sanki bilmiyoruz deli mi ne.?" Dedi kolumu okşarken.
Dudağımın kenarı kıvrıldı.
"Ben onsuz ne yapacaktım anne.." Kucağıma takıldı gözlerim. "Ne yapacaktık." Diyerek tamamladım cümlemi.
"Bir iki güne evimize gideceğiz şükürler olsun ki Allah korudu kızımı."
"Emir konuştunuz mu bir şeyler dedi mi.?". Gaye karşı koltuklara oturduğunda Serhat'ta ona sinirli sinirli bakarak yanıma geldi.
"İyiydi, erken uyanmış tekrar uyuttular."
"Sizi kontrol etmek için erkenden uyanmıştır o manyak." Serhat'ın cümlesi annem ve Gaye'yi güldürürken onlarla beraber gülen adama sinirle baktığımda gülmeyi kesmişti.
"Uyandığında Emir demiş sürekli...hemşire kız söyledi." Hemen anneme döndü başım.
Beni mi sormuştu.
"Anne Rüya'ya sütü içir ben bir Tayfun abinin yanına gideyim."
Kontrol için Duru'nun yanına gidecekti ama o uyumuştu.
"Ver bana." Yavaşça hareket ettirdiğimde hemen gözlerini açan kızım kaşlarını çatarak gömleğimi avuçlarının içinde sıktı.
"Baba." Dediğinde sesi uykuluydu.
Alnının kenarını öptüm.
"Her şeyim...buradayım bir tanem."
Yüzüne parmağımın tersiyle dokunurken o tekrar gözlerini kapatmıştı.
"Duru'dan ayrılmadı." Dedim anneme sessizce.
"Oy yavrum benim...her gün birlikte uyuyorlardı alışık değil."
Hiç ayrı uyumamışlar mıydı.? Rüya kendi odasında kalıyor, bazen de Duru'yla uyuyor sanmıştım ama ikisi hep beraber uyuyormuş.
Sanırım karımı bu miniğe kaptırmıştım.
"Seni de çok seviyor sadece annesini görmeyip, onunla uyuyamadığı için hırçın." Başımı salladım yavaşça.
"Abi." Yusuf ileriden elinde bardakla gelirken kızıma baktım.
"Rüya." Tek gözü açılmıştı. Tam uyumuyordu.
"Sütünü içelim mi güzelim."
Yüzünü buruşturdu.
"Bu sefer sen içsen olur mu baba."
Böyle konuşması delirtiyordu beni. Ona sıkıca sarılmak istiyordum.
"Bir kaç yudum içelim boğazın yumuşasın." Onu kollarından tutup yatar pozisyondan oturur pozisyona getirdiğimde ellerini ağzına kapatıp kocaman esnemişti.
Gözleri hala kırmızıydı.
Uyumuyordu.
Sürekli ağlıyordu.
Hiçkimse susturamıyordu sadece bana sarılıp ağlıyordu.
"Al abi." Yusuf'un uzattığı bardağı alıp yavaş yavaş Rüya'ya içirmeye başladığımda onun gözleri annemdeydi.
Aklına bir şey gelmiş gibi sütü içmeyi bırakıp başını bardaktan geriye doğru çektiğinde hemen konuşmuştu.
"Ben yarın annemle uyuyacağım babaanne."
Annem ona başını sallayarak onay verdiğinde ileriden gelen adamla yerimden kalkmak istedim ama Rüya sıcak sütü dökmesin diye yapamadım.
"Tuncay abi." Seslendiğimde bana dönen adam buraya doğru yürümeye başlamıştı.
"İyi geceler gençler...ve genç hissedenler." Son cümlesini anneme bakarak söylemişti.
"İyi mi değerlerine baktın mı abi...kalp ritmi düzensiz diyordun." Dedim.
"Şu an için düzelmiş ama ek bir muayeneye almam gerekiyor ona göre sonucu söyleyebilirim, şu an her şey normal...uyanması bana da sürpriz oldu açıkçası." Gülümsemişti.
"Sabah tüm değerlerini kontrol ederim duruma göre normal odaya alırım...bu cimcime de artık annesiyle aynı odada uyur." Rüya ona kaşlarını çatarak bakıyordu.
Tuncay abi kızıma anneni göremezsin dediği için onu düşman olarak görüyordu.
Sütünü içtikten sonra bardağı bana verip tekrar omzuma sindiğinde kucağıma yan bir şekilde yatırdım.
"Ben yarın annemle uyuyacağım...annem öyle söyledi." Dedi Tuncay abiye doğru.
"Annen doğru söylemiş cimcime o zaman şimdi barışabilirsin benimle değil mi.?" Rüya hala kucağımdan konuşan adama bakıyordu.
"Annemi tam iyileştirmemişsin hala uyuyor iyileştiğinde barışırız Tuncay amca." Öldürecekti bu çocuk beni.
Böyle konuşmasıyla benim başıma çok dert açacaktı.
Annem ve Tuncay abi gülerken Gaye ve diğerleri şaşkın şaşkın kucağımdaki meleğe bakıyorlardı.
"Tamam o zaman anneni tam iyileştirdiğimde barışacağız sözümü aldım şimdi annenin yanına gidiyorum." Rüya son cümleyle kucağımdan kalkmaya çalıştığında belinden tuttum.
"Annemin yanına ben de geleceğim."
"Rüya, yarın gideceğiz annenin yanına söyledim bir tanem." Saçlarını okşadığımda yine dudakları titremişti.
"Ben de gideceğim." Sesi yükselince yine başladığımızı anlamıştım.
"Papatyam annen uyuyor ve yanına giremeyiz az önce baban söyledi sende tamam dedin ya."
"Tuncay amca gidiyor beni de götürsün." Annemi de dinlememişti.
Duru ben yokken nasıl başa çıkmıştı Rüya'nın inadıyla.
Beni de böyle yanında istemiş miydi.?
"Rüya annenin mikrop kapmaması lazım güzelim o yüzden sadece doktorlar yanına girebiliyor." Dediğimde gözleri dolu dolu tekrar kucağıma çıkıp başını boynuma gömdü.
Kolları beni sıkıca sararken duyduğum ağlama sesiyle gözlerim kapandı.
Ben de ona sıkıca sarılıyordum.
"Söz veriyorum yarın sabah annenle uyuyacağız tamam mı ağlama güzelim." Saçlarını okşarken hala ağlıyordu.
Tuncay abi eliyle işaret yaptığında gözümle onu onaylamıştım.
Duru'nun yanına gidiyordu.
Her şeyimin.
"Abi biz sarı cadıyla kantine gidelim hatta ona çikolata alayım."
Rüya Serhat'ı duymamış gibi ağlamaya devam ediyordu.
"Gidelim mi amcam."
"Çikolata bana yasak." Dediğinde alnının kenarından öptüm.
"İşine gelince hiç yasak yok ama." Serhat konuştuğunda Gaye uyarı niyetinde öksürmüştü.
"Çocuğu çikolata ile mi kandıracaksın gerçekten." Dediğinde ikisine baktım.
Serhat sinirle konuşan kadına döndüğünde ağzının içinden bir şeyler diyordu.
"Fikrini sorduğumu hatırlamıyorum."
Gaye sinirle ona bakmaya başladığında ikisinin arasındaki gerginliğe bir anlam veremedim.
"Sorsan böyle aptalca bir fikir ortaya atmazdın zaten."
"Bana bak bayansın diye susuy.."
"Ay ne bayanı be dağdan mı indin sen...hangi yüzyıldasın önce kadın demeyi öğren."
Serhat sinirli bir şekilde bana döndüğünde dikkatle ona bakıyordum. Çok kolay sinirlenen bir tip değildi ama şu an fazlasıyla sinirli duruyordu.
"Abi bir şey söyle şu bayana." Son kelimeyi bilerek sesli ve bastırarak söylediğinde Gaye de ayağa kalktı.
"Sen kantine gitme Serhat'cım gel ben sana bir yer tarif edeyim sen doğrudan oraya git." Serhat'ın kolunu tutan kadın eliyle ileriyi gösterdiğinde Serhat ve annem dikkatle oraya bakmıştı.
"Şuradan sağa dön asansörden üçüncü kata çık orada ruh ve sinir hastal.."
"Bana bak Gaye.!" Serhat bağırdığında Rüya başını kaldırıp karşımızdaki kişilere baktı.
"Baktım buyur."
Rüya'daydı bakışlarım.
Mavileri beni bulduğunda kendimi zorlayarak hafifçe gülümsedim.
"Odaya gidelim mi uyuruz." Başını salladığında kimseye bir şey demeden kalkıp yan tarafta bize ayırtılan odaya girdik.
Tek kişilik ama geniş bir hastane yatağı vardı.
Rüya'yı yatağa bırakıp yan taraftaki koltuğa oturduğumda üstünü örten minik kızımla düşüncesizliğime küfür ettim.
Onu bazen normal bir birey sanıyordum ve bu kesinlikle onun suçuydu.
Örtüyü yarı yolda tutup üstüne örttükten sonra ona doğru eğilerek oturmuştum.
Çok iyi bakamıyorum kızıma. Duru gibi bakamıyordum.
Bilmiyordum.
Bir çocuğa nasıl bakılır, nasıl davranılır hiçbir bok bildiğim yoktu.
Boğazı ağrıdığında ne yapacağımı bile bilmiyordum.
"Baba." Minik parmakları yüzümde hissettiğimde elini tutup öptüm.
"Meleğim."
"Gözlerin kırmızı olmuş." Dedi uykulu sesiyle.
"Annen geldikten sonra düzelir bir tanem."
Omzunu silkip ayaklarını örtünün altından yukarıya doğru kaldırdığında dikkatle onu izliyordum.
"Annem gelince her şeyi düzeltiyor...biliyor musun onun galiba sihirli güçleri varmış." Ellerini ağzına koyarak sanki söylememesi gereken bir şeyi söylemiş gibi gözleri kocaman açıldığında onu ısırmak istedim.
O kadar güzel ve tatlıydı ki.
Bazen nasıl benim kızım diye düşünmeden edemiyordum.
"Neden." Dedim merakla.
"Çünkü annem tüm sorunları çözüyor...benim oyuncaklarımı hep o buluyor, en güzel kıyafetlerimi o seçiyor. Güliz onun sihirli olduğunu söyledi ama kimseye söyleme."
Duru..
"Hem sen yokken beni herkesten korudu hem de." Cümlesini uzatmıştı. "Ben ona hiçbir şey söylemeden korudu." Bacaklarını indirip tekrar kaldırdığında elleriyle ayak parmaklarını tuttu.
"Kimden korudu." Boğuk çıkmıştı sesim.
Şu iki günde çocuk bakmanın ne kadar zor olduğunu çok iyi anlamıştım ve Duru'nun bunu nasıl tek başına üç yıl boyunca yaptığını düşünmüştüm.
Rüya onun sözünü dinliyordu.
Duru ona yapma diyince yapmıyordu ama beni dinlemiyordu.
"Herkesten." Dedi tekrar.
Bir şey mi olmuştu.
Birisi bir şey mi yapmıştı.
"Herkes kim bir tanem."
"Ben düştüğümde dizimi hemen iyileştiriyor." Ellerini ayağından çekti ama bacakları hala örtünün altında havadaydı.
"Beraber uyuyalım mı baba." Diyip yüzümü ellediğinde yine iç çekmiştim.
Bu kadın nasıl bir şeydi böyle herkesi kendine hayran bırakıyordu.
Ben annemi bu kadar sevdiğimi hatırlamıyordum ama Rüya neredeyse annesine aşık bir çocuktu.
Bunun tam tersi olması lazımdı.
Kız çocukları hakkında okuduğum kitaplarda daha çok babaya düşkün oldukları yazıyordu ama Rüya annesine düşkündü.
Dolanarak diğer tarafa geçtiğimde korkuluğu indirip meleğimin yanına uzandım.
O hızla kollarımın arasına girerken sıkıca sarıldım.
Çok güzeldi.
Çok güzel bir çocuktu.
Çok zekiydi.
"Annemi sende özledin, o yüzden gözlerin kırmızı değil mi.?"
Bir de çok konuşkandı.
Bıraksak sabaha kadar konuşabilirdi.
"Çok özledim." Dedim saçlarını öperken.
"Sen annemi çok seviyorsun değil mi.?"
Gözlerim kısıldı.
Göz göze geldiğimizde yüzünü hemen omzuma gömünce onun bizi duyduğunu anlamıştım.
Annemle konuşurken ona Duru'yu çok sevdiğimi ve özlediğimi söylemiştim ve bu minik fare onları duymuştu.
Annesi gibiydi.
Tıpatıp Duru'nun özelliklerindeydi.
Dış görünüş olarak ikimize de benzemiyordu ama tavırları küçük bir Duru'ydu.
"Sen bizi mi dinledin."
Bir şey demediğinde boynumdaki eli kıpırdandı.
"Ben birisi konuşunca uyuyamıyorum ki sessiz olmamız lazım."
Ulan Rüya.
Benim gibi bir adama neler yaşattığından gram haberin yok her şeyim.
"İyi geceler bir tanem...annen de ben de seni çok seviyoruz."
"Ben sizi kocaman seviyorum." Elleri yüzümü okşuyordu.
Onun saçlarından öperek geçen bir kaç dakikanın ardından uyuduğunu anladığımda numara yapıp yapmadığını kontrol ettim.
Duru gibi hemen anlayamıyordum.
Hatta bazen hiç anlayamıyordum.
"Duru sen mi geldin.?" Hafif kısık sesimle konuştuğumda bir tepki alamayınca gerçekten uyuduğunu anlamıştım.
Rüya'nın yanında bir kaç dakika daha durup kalktığımda kapıyı açık bırakıp annemin yanına gittim.
"Tuncay abi çıktı mı.?" Dediğimde başını iki yana salladı.
"Çocuklar nerede.?"
"Serhat Gaye'yi eve bırakmaya gitti, Yusuf'ta kapının orada bekliyor bilgi almak için."
Ona başımı sallayıp yürümeye başladığımda yoğun bakım kapısının önünde bekleyen adamı görünce her şeye rağmen gülümsedim.
"Yusuf."
"Abi." Diyip yanıma geldiğinde omzuna iki kere dostça vurdum.
"Tuncay abiyi bekliyorum sen Rüya'yla ilgil.."
"Eyvallah Yusuf." Diyip kolunu sıktığımda başıyla karşılık vermişti.
"Yenge iyi miydi abi."
"Çok değil, solgundu...yüzü de beyazdı." Dalgınlıkla kapıya baktım.
"Sanki birazda zayıflamış gibiydi."
Yusuf beni dinlerken ikimizde kapıdan çıkacak adamı beklemeye başlamıştık.
"Abi haddim değil ama...Duru seni çok seviyor."
Göz ucuyla ona baktım.
"Yaptıkları hafif şeyler değil ama Rüya onun canıydı be abi, canı gitti onun...bir canı mezara diğer canı ondan uzağa gidince kendini toparlayamadı."
Elimi saçlarıma atıp karıştırdım.
Duru'yu haklı çıkartmak için kendimle çok fazla savaş veriyordum.
"Dokuz aylık hamileydi, sağlıklı düşünemedi. Sen onun en sevdiği kişisin sana bunu bilinçli bir şekilde yapmazdı...evet sen olsan böyle yapmazdın yengeye ama hepimiz duygularımızı farklı yaşıyoruz abi. Sen bir şey olduğunda hemen ona anlatırsın ama o anlatmaz çünkü böyle alışmamış."
Derin bir nefes aldığında tamamen bana döndü.
"Duru bir şansı daha hak ediyor bence abi.."
"Onun ben de bir şansı yok Yusuf, sonsuz şansı var."
Yusuf yarım ağız güldüğünde hemen ifadesini düzeltip başını sallamıştı.
Tekrar omzunu sıktım.
"Eyvallah Yusuf."
"Siz yeter ki mutlu olun abi."
Bu yüzden ikisi de benim en güvenilir adamındı.
Kardeşimdi ikisi de.
Serhat her ne kadar Duru'yu gördüğü an ona bulaşsa da her gün yanıma gelip Yusuf'un az önce yaptığı konuşmanın benzerlerini yapıyordu.
İkisi de beni adım atmam için ikna etmeye çalışıyorlardı.
Yoğun bakımın kapısı açıldığında gördüğüm kişiyle hızla onlara doğru yürüdüm.
Duru'yu çıkartmışlardı.
"Abi." Dedim telaşla.
"Sakin ol karın iyi..değerleri normale dönmüş kalp ritminde bir sıkıntı yok zaten bundan korktuğum için yoğun bakıma almıştım ama çok şükür iyi."
Üstümden öyle bir yük kalkmıştı ki.
Tuttuğum nefesi verdim.
Yatakta solgun yüzüyle uyuyan kadına bakıyordum.
Bir tanemdi o benim. Bana ne yaşatırsa yaşatsın vazgeçemiyordum.
"Normal odaya alıyorum...yani Duru yarın kızının yanında olacak."
Gözlerim bir kaç saniye kapandığında tekrar Duru'ya baktım.
Onu öpmem lazımdı.
"Ne zaman uyanır."
"Bedeni hala bitkin zor bir ameliyattan çıktı biliyorsun...öğlene kadar uyutacağım sonra duruma göre ağrı kesiciler dışında diğer ilaçları keserim."
Yatak hareket etmeye başladığında annemlerin görüş açısına girmiştik.
"Annem." O Duru'nun elini tutup yüzüne bakarken ben de kollarındaki çiziklere bakıyordum.
Her yerinde çizik vardı.
"Odaya mı alıyorsun Tuncay noluyor."
Tuncay abi anneme başını salladığında hep beraber yatakla yürüyorduk.
Rüya'nın kaldığı odanın karşısındaki kapı açıldığında Duru'yu odaya almışlardı.
"Odada iki kişiden fazla bulunmayalım gün içinde de geçerli...sabah ilaçları keseceğim öğlene doğru uyanır iki kişi yanında kalabilir bir sorun olursa ararsınız beni." Ona başımı salladığımda gözlerim karımdaydı.
Gözbebekleri kıpırdadığında dikkatle ona bakıyordum.
"Şu an uyanması mümkün mü.?"
"Sabaha bile mümkün değil gece verilen ilaçlar diğerlerine göre daha ağır yani Duru hanım bir kaç saat uyanmaz."
Derin bir nefes verdim.
"Geçmiş olsun tekrardan sabah konuşuruz yine." Annem Tuncay abiyle konuşarak dışarı çıktığında hemşirelerde peşlerinden gitmişti.
Alnının kenarını öpüp yatağın kenarına dizlerimi kırarak eğildim.
"Ne yapacağım ben seninle."
Saçlarını okşadım.
"Çok kırgınım sana...çok kızgınım."
Elinin üstünü öptüm.
"Çok seviyorum amına koyayım."
Kapı çaldığında boğazımı temizleyip seslendim.
Önce hemşireyi sonra da elinden tuttuğu kızımı görünce hızla ayağa kalktım.
"Emir bey kızınızı koridorda tek başına görünce yanınıza getirdim." Hemşire kız dikkatle bana bakarken Rüya yanıma gelerek kolunun birisini bacağıma dolamıştı.
"Tamam teşekkürler." Eğilip yerdeki kızımı kucağıma alınca uykulu yüzünü boynuma gömdüğünde kapı kapanmıştı.
"Niye odadan çıktın güzelim...uyandığında ben yoksam çıkma demiştim."
Bir şey demedi.
Beni dinlemiyordu. Duru söyleseydi korkudan adım atamazdı ama beni takmıyordu.
"Annem.!" Duru'yu görmüş olacak ki sesi yükselmiş, kucağımdan yatağa doğru eğiliyordu.
Onu Duru'nun yanına getirip yandaki boşluğa bıraktığımda karnından ani bir şey yapmaması için tutuyordum.
"Anne." Minik elleri yüzünde gezerken başını annesinin boynuna koydu.
Onu buraya getirmem bile doğru değildi ama durmamıştı. Duru olsa ne yapardı bilmiyorum ama kesinlikle hastaneye getirmezdi.
Çocuk bakmak konusunda hiçbir fikrim ve bilgim yoktu.
Eğer doğduğu günden itibaren yanında olsaydım belki iyi bir baba olabilirdim ama şu an çuvallıyordum.
Yarım giydiği ayakkabılarını çıkartıp etrafa bakındığımda koltuğun üstündeki pikeyi alıp üzerine örttüm.
Duru'ya sarılmış bir şeyler diyordu.
"Ben de ona kızdım."
Neyi anlatıyordu hiçbir fikrim yoktu.
"Bir tane daha var onu da sabah konuşuruz." Yanağından öptü.
Dudaklarım kıvrılmıştı bu görüntüye.
Her şeyim olan iki kişi karşımda duruyordu.
Sandalyeyi Rüya'nın olduğu tarafa çekip oturdum ve meleğimi belinden tutup Duru'ya değmesini engelledim.
Rüya konuşmayınca ben de konuşmadım.
Geçen bir kaç dakikanın ardından annesinin kokusuyla uyuyan kızımı ve güzelliğime bakarak yaşadıklarımızı düşünüyordum.
Nasıl düzeleceğimizi.
Ailemi nasıl toplayacağımı, en önemlisi Duru'yla ne yapacağımı düşünüyordum.
BÖLÜM SONU
BÖLÜM NASILDI.
Artık daha soft bölümlere geçiyoruz.
Oy sınırı 1.3k yorum sınırı 700
(Yorumlara emoji, noktalama işaretleri yazmayalım lütfen bölüm hakkındaki düşüncelerinizi merak ettiğim için istiyorum)
Bundan sonra bölümler (eğer sınır geçerse) çarşamba günleri gelecek.
Duyurular alıntılar ya da spoiler için beni instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.
Hesabım: minabuse_
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
