9. bölüm / 47
Sahte ve Gerçek8. BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: 8. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime · Okuduğun bölüm
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar.
Bu bölüm aşk tanemm kleopatrazihniyeti için.
♥️♥️♥️♥️♥️♥️♥️♥️♥️
----------------------------
Olamazdı.
Kesinlikle olamazdı.
Emir ve ben dünyada bir araya gelmemesi gereken iki kişiydik.
Mutfaktan uzaklaşırken duyduklarımı düşünüyordum.
Işıklar gidip geldiğinde ağzımdan korkuyla bir ses çıkmıştı.
Komple gittiğinde gözlerimi sıkıca kapatıp olduğum yere doğru çöktüm. Nerede olduğum hakkında hiçbir fikrim yoktu ve gözlerim korkudan dolmuştu.
Karanlıkla sınanmak istemiyordum.
Herkese göre hafif bir durum olabilir ama benim için öyle değildi.
Karanlıkta durmak istemiyordum.
Telefonun ışığını açmak için ekrana dokunmamla yere düştü. Elimle yerde düşen telefonu ararken ekranı yanan telefonu hemen elime aldım.
Mesaj gelmişti.
Sırma: Akşam geliyorsun değil mi.? 💋
Öpücük.
Öpücük?
Sırma kimdi Allah aşkına.
Ekranı açmak istedim ama şifre vardı.
Yanımda açarken çok kez gördüğüm için hızla şifreyi yazıp mesajı açtım.
270822
Başka mesaj yoktu.
Silinmişti hepsi.
Sadece şimdi gelen mesaj vardı.
"Duru.!"
"Nereye gitti." Emir'in kızgın ve sert sesini duyduğumda mesajı silerek ekranı kapattım ve ışığı açtım.
Mesaj sayesinde karanlığı bile unutmuştum resmen.
Şu an yanımda olmasını istiyordum ama okuduğum bu mesajdan sonra onu çağıramazdım.
Başkası vardı.
Ne kadar anlaşmalı olarak evlensekte sözümüz vardı ve o tutmamıştı. Şevval, Filiz,Sırma ve sürekli karşıma çıkan geçmişindeki başka kadınlar.
Gözlerimi sıkıca kapatıp duvara daha çok yaslandım.
"Duru.!"
Sesi yakınlaşıyordu.
Flaşı kapatamadım. İnadına yapmak istesem de korkum daha ağır basıyordu.
Korkarken ona sarılmaya alışmış olmalıyım ki şu an deli gibi sarılmak istiyordum.
Ama yapmayacaktım.
Doğru değildi.
"Duru." Kollarıma dokunan ve benimle aynı hizaya gelen adama bakmadan yere bakmaya devam ettim.
"Geldim." Diyip beni kendine çekmesiyle onaylamaz bir ses çıkartıp ondan ayrıldım.
"Neden seslenmiyorsun seni bulamadım." Elleri yüzümdeyken gözlerine baktım.
Çok yakınımdaydı burunlarımızın arasında milim vardı.
Nefes nefese kaldığından dolayı nefesi yüzüme vuruyordu.
"Ben gitmek istiyorum...karanlık olmayan bir yer yok mu.? Gitmek istiyorum."
Gözleri konuşmamla bir kaç saniye kapandı.
"Tamam bir saat sonra ışıklar artık gitmeyecek."
Başımı iki yana salladım.
"Senin olmadığın bir yere gitmek istiyorum." Elleri çenemde kalakaldı.
Konuşmadı.
Gözbebekleri küçüldüğünde bakışlarımı kaçırdım.
Onu, telefonun flaşı sayesinde net bir şekilde görebiliyordum.
"Hiçbir sikime gidemezsin...benim olmadığım bir yere hiç gidemezsin unut bunu." Ayağa kalktığında ışıklar tekrar gidip gelmişti.
"Seninle durmak istemiyorum." Dedim net bir şekilde.
Öz önce uzaklaşırken ayağa kalkmamla dibime kadar gelmişti.
"Beni delirtme.!"
Sesi baskın ve sert çıkmıştı.
"Asıl sen beni delirtme.!" Ben onun aksine ince sesimle bağırdığımda bir kaç saniye gözlerindeki şaşkınlığı gördüm.
İçeridekilerin bizi net bir şekilde duyduğunu biliyordum.
Telefonu ona fırlattığımda tek eliyle havada tuttu.
"Ya sen defolup gidersin ya da ben...ikimiz burada kalmayacağız." Tek kaşı havalandığında yüzü korkutucu bir hal aldı.
Onu sinirlendirmiştim.
Fazla sinirlendirmiştim.
"Sen kim olarak benimle bu şekilde konuşuyorsun...kimsin sen.!"
Sağ elimi hava kaldırıp yüzüğümü gösterip bağırdım.
"BAK BAKALIM BEN KİMİM."
Emir şaşkınlıkla bana bakarken tekrar konuştum.
"Bir anlaşma yaptık...üçüncü kişiler yok dedik.!"
"Sesini alçalt...yok zaten ne saçmalıyorsun sen."
Benim aksime sesi yumuşaktı. Bakışlarıda öyle.
Bağırdığımdan beri bakışları öfkeyi terk etmiş yerini şaşkınlığa bırakmıştı. Ne olduğunu anlamaya çalışıyordu.
Güldüm sinirle.
"Üçüncü kişiler yok demek..bir bakalım." Düşünüyormuş gibi yaptığımda gözleri benden bir saniye ayrılmıyor aksine her hareketimi detaylı bir şekilde inceliyordu.
"Şu an eski sevgilin on metre uzağımda duruyor...sırma denilen kadın akşam gelip gelmeyeceğini soruyor hem de öpücük atarak.?" Gülerek kollarımı iki yana açtım.
"Gerçekten de başkası yokmuş Emir ya."
Emir'in gözleri kısıldığında ilk şaşırsa da sonradan dudağının kenarı kıvrılmıştı.
Gülüyordu.
Bildiğiniz gülüyordu.
Sertçe omzuna vurdum.
"Emir, ben seni küçük düşürecek bir şey yapmıyorsam sen de bana yapamazsın...böyle anlaşmamıştık. Seni mahv.." Mahvederim.
Mahvedemezdim tabii ki ona hiçbir şey yapamazdım.
Kimse yapamazdı.
Az önce eliyle tuttuğu telefonun önce kapanan flaşını açtı daha sonrada ekranı açarak bir şeyler yaptı.
Telefonu bana uzattığında sırma denilen kadını aradığını ve hoparlöre aldığını görünce sinirle konuştum.
"Bir de utanmadan yanımda sevgilini mi arıyorsun..sen gerçekten iğrenç bir ad.."
"Abi.?" Telefondan gelen sesle sustum.
"Sırma." Dedi gözlerini benden ayırmadan.
"Efendim abim." Dedi telefondaki enerjik ses.
Erkekti.
Sırma erkekti.
"Söylediğim işleri hallettin mi.?" Dedi hala gözlerini benden çekmeden. Yüzünde eğlenen bir ifade vardı.
"Evet abi hepsini hallettim sana mesaj attım akşam gelecek misin..? bu lavuğun ırzını sikelim."
"Akşam depodayım bir yere ayrılmayın." Ve kapattı.
Tek kaşı havalandığında öylece bana bakıyordu.
Boğazımı temizleyip yere bakmaya başladığımda bu rezilliği nasıl kapatacağımı düşünüyordum.
"Metresinle tanıştın mı karıcığım." Gözlerimi kapatıp benimle dalga geçmesine izin verdim.
Gülme sesini duyduğumda gözlerimi hala açmamıştım.
"Evliliğimiz devam ettiği sürece başka bir kadın hayatımda olmayacak." Yani boşandığımızda olacaktı.
Buna mı takıldın.
"Seninde verdiğin sözü tutacağını düşünüyorum...aramızda bir daha bu şekilde konuşma geçmesin."Dedi sonlara doğru sertleşen ses tonuyla.
Yanımdan geçip gideceği zaman bir adım atmıştı ki durup aklına bir anda gelmiş gibi kolumdan tuttu.
"Işıklar gelene kadar benimle duruyorsun." Eli bileklerimden belime geçince artık yan yana yürüyorduk.
Çok utanıyordum.
O kadar utanıyordum ki. Erkek birisini kız sanıp sinirlenmiştim.
Sırma kız ismi herkes öyle anlardı boşver. Ayrıca öpücük kesinlikle yanlış anlamaya müsaitti.
Sırma diye erkek ismimi olur.
"Buldun mu kaçağı." Çağan'ın sesiyle salona giriş yapmıştık.
Başımı kaldırdım hemen.
Hepsinin yüzünde kendilerini gülmemek için zor tutan bir ifade vardı.
Bizi duymuşlardı.
Sırmayı tanıdıkları için gülmüşlerdi.
Hepsinin suratındaki eğlenen ifadeyle bunu kolayca anlayabiliyordum.
"Emir, Seçkin geliyor birazdan." Emir benimle beraber boş koltuğa otururken Bilal'i de başıyla onaylamıştı.
Gözlerim kızlara kaydığında Şevval'e baktım. Emir'de olan bakışları bana döndüğünde gözgöze gelmiştik.
Hemen gözlerini kaçırıp ablama baktığında ablam ona gülümseyerek karşılık vermişti.
"Geri zekalı." Dedim sessizce.
"Bana mı saydırıyorsun sen hala." Yanımdaki adam kulağıma eğilerek fısıltıyla konuştuğunda hafifçe ona döndüm.
"Yok." Dedim onun gibi sessiz bir şekilde.
Sana değil kendime saydırıyorum.
O yüzümü incelerken bakışlarını kaçıran taraf yine ben oldum.
Çok yakından ve dikkatli bakıyordu. Kollarımız birbirine değerken iki elimi birleştirmiş parmaklarımla oynuyordum ve bunu yaparken neredeyse kolum Emir'e yaslıydı.
Bilal'le Çağan ayaklandığında Emir bu sefer onlara baktı.
"Seçkin gelmiş." İkisi salondan çıktığında Emir hala buradaydı.
"Kahve yapmayı biliyor musun.?" Emir'in sorusuyla aralarında konuşan Betül ve ablamın başları bize dönmüştü.
"Türk kahvesi mi.?" Dediğimde başını sağa çevirince dudakları kıvrıldığında tekrar bana baktı.
Başını salladığında saf saf sordum.
"Şekerli mi.?"
"Tuzlu." İrice açılan gözlerimi görüp eğlendiği o kadar belliydi ki.
"Başkası yapsın sana tuzlu kahveyi." Kaşlarını havaya kaldırdı ama hala dudağının kenarındaki kıvrılma duruyordu.
"Başkaları yapmayı çok istese de ben evlendim ve sadece karımdan istiyorum." Çok istese de..
Bu sefer benim dudağımın kenarı kıvrıldı.
"Başkaları da benim onlara tuzlu kahve yapmamı çok istese de...ben de evlendim ve sadece kocama yaparım." Artık gülmüyordu.
"Benim sabrımla oynama." Bunu fısıltıyla söylediğinde tebessüm ederek başımı salladım.
Suratımda o kadar sinir bozucu bir tebessüm vardı ki kendime gıcık olmuştum.
O sırada elektrikler gelmişti.
"Oyun oynamayı hiç sevmem." Dediğimde gözlerime dikkatle bakmaya devam ediyordu.
Mesajı aldığını düşünüyordum.
Yanımdan sinirle kalkıp salondan çıktığında kız kıza kalmıştık.
Diğerlerine döndüm.
Ağzıları açık bir şekilde bakıyorlardı.
Şevval'de dahil.
Betül başını sallayarak kendine geldiğinde bu sefer şaşkın şaşkın bakmaya başlamıştı.
"Ben az önce yanlış mı gördüm yoksa Emir flört mü etti." Gözlerimi kocaman açtığımda konuşan Sinem'e bakmıştım.
"Emir az önce karısına cilve yaptı." Betül konuştuğunda ağzımdan istemsizce gülme sesi çıkınca hızla dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Saçmalamayın." Dedim parmaklarıma bakarken.
"Emir senin beline dokunuyor farkında mısın.?" Betül şaşkın şaşkın konuşurken neden bu kadar şaşırdıklarını düşünüyordum.
"Karanlıkta yürüyemiyorum diye beni tutuyor sadece." Başını itiraz ederek iki yana salladığında eliyle ablamı gösterdi.
"Özge söylemediniz mi Emir'in kimseye dok.."
"Betül." Şevval onun sözünü kestiğinde başımı kaldırıp ona baktım.
Uyarı niyetinde konuşmuştu ve Betül susmuştu.
Onlar aralarında bir bakışma yaşarken rahatsız olarak yerimde kıpırdandım, yakamı çekiştirerek ayağa kalktığımda ablamda benimle beraber ayağa kalktı.
"Konuşalım mı biraz." Ses tonu çok ılımlıydı.
"Sende bir rahat bırak beni ya." Omzuna çarpıp yanından geçtiğimde Sinem'in sesini duyuyordum.
"Hak ediyorsun."
Ablama söylüyordu bunu.
Bunu değil daha fazlasını hak ediyordu.
Onun yüzünden hayatım kararacaktı. Eğer ben kendimi korumasaydım hayatım kararacaktı. Sedat'ın başına bulduğum bibloyla vurmasaydım büyük ihtimalle kendimi öldürmüş olurdum.
Yapardım.
Bana dokunsaydı yapardım.
Tüylerim diken diken olmuş bir şekilde yürüyordum.
Işıklar aydınlık bir şekilde daha fazla açılmıştı. Gidip duruyordu ve ben bir an önce buradan gitmek istiyordum.
Abimin bana dokunmasına göz yuman ablamla aynı yerde durmak istemiyordum.
"Duru, bekle sadece beş dakika dinle." Ablam kolumdan tuttuğunda sertçe çektim.
"Bak, dokunma diyorum dokunma."
Ellerini geri çektiğinde ayakları bir iki adım arkaya gitti.
"Beni de tehdit etti diyorum sana yemin ederim tehdit etti yoksa ben seni...sana." Cümleyi tamamlayamıyordu.
Bu konuyu ne zaman düşünsem ya da açılsa gözlerim doluyordu.
Gözlerim dolduğunda ellerini bana uzattı ama dudaklarım titriyordu ve o yaklaşırken ben arkaya doğru bir iki adım atıyordum.
"Ne olursa olsun beni bıraktın...Sedat'ın bana dokunmasına izin verdin...eğer başarılı olsaydı ben o gün kendimi öldürecektim abla." Sesim titreye titreye zar zor cümle kurmuştum.
"Tehdit etti yemin ederim gitmek zorunda kaldım."
"Kalmayacaktın.! Kalmayacaktın sen o sapığın bana dokunmasına izin verdin çektin gittin." Omzuna vurduğumda üzerine yürüyordum.
Başını yere eğerek ağlamaya başlamıştı.
"Yemin ederim böyle olsun istemedim Duru."
Gözlerim dolu dolu gülümsedim.
"Aynen."
"Sen ne olsun istedin biliyor musun.? Sen istedin ki Sedat amacına ulaşsın...üzgünüm ama bana dokunamadı abla. İzin vermedim...kafasını yardım ama izin vermedim gerekirse öldürürdüm ama yine de izin vermezdim." Son cümlemde sağ gözümden akan yaşı hızla sildim.
"Duru." Dedi ağlarken.
"Bir daha buna cesaret ederse onu öldürürüm...onu da, göz yumup susan seni de öldürürüm...beni tehdit ettin ya sen...o pisliği Emir'e söylememem için beni tehdit ettin hala nasıl konuşuyorsun sen."
"O da beni tehdit etti.!"
Güldüm.
"Sana böyle bir şey yapılsa ben o adamı alnının ortasından vururdum bana sakın bahane üretme."
Ağlamaya devam ederken arkamızdan duyduğum sesle gözlerimi kocaman açtım.
"Bunu yaptın mı gerçekten Özge."
Sinan abi bizi duymuştu.
Ablam panikle öne atıldı ama Sinan abi geriye doğru adımladı.
"Sen bu kıza bunu yaşattın mı.?" Sesi o kadar şaşkın çıkıyordu ki.
Gözlerini ablamdan ayırmıyordu.
"Sinan lütfen açıklayayım gel konuşalım lütfen." Kolunu tuttuğunda Sinan abi onu itekledi ve ondan uzaklaşmasını sağladı.
"Özge sen öz kardeşine tecavüz edecek olan adamı mı korudun...Özge sen,sen nasıl bir inansın Özge."
"NASIL BİR İNSANSIN LAN SEN." Bağırdığında kapattığım gözlerimi açarak yerimde sıçradım.
Ablamda öyle.
Evi inletmişti bağırışı. Emir'in duymaması imkansızdı.
"LAN SEN...LAN SEN BU KIZA." Eliyle beni gösterirken kolları güçsüzlükle düştü.
"Özge sen ne yaptın.!" Diyordu sürekli.
"Sinan abi." Diyerek koluna dokundum ama bana bakmadı.
"Abim çok özür dilerim...Özge adına çok özür dilerim abicim ben bilmiyordum." Bana bakmadan konuşuyordu.
"Sinan." Yan taraftan önce sesi sonra kendisi gelen adamla tüm kaslarım kasıldı.
Emir gelmişti.
Diğerleride arkasındaydı.
"Noluyor." Sinan abiye bunu sorduktan sonra bana baktı. Gözleri üzerimde gezindikten sonra kaşları çatıldı.
"Sinan.!" Dedi bu sefer daha baskın ve yüksek bir sesle.
"Emir...Özge mahvetti her şeyi...her şeyi mahvetti bu kadın Emir." Sesi o kadar yıkılmış bir tonda çıkıyordu ki ona sarılmak istedim.
"Sinan lütfen dinle nolur." Ablam ağlayarak konuştuğunda elini Sinan abinin koluna tekrar koydu ama karşılığını yüksek bir bağırtı ile aldı.
"DOKUNMA LAN." Ablam duyduğu sözlerle dizlerinin üzerine çöktüğünde her şey korkunçtu.
Yere eğilip ablamı kaldıracağım sırada Sinan abi izin vermedi.
"Dokunma ona...sakın acıma ve dokunma."
"Sinan ırzını siktirme ne olduğunu söyle." Emir, Sinan abinin karşısına geçmişti.
"Emir.." diyip susmuştu.
"Sinan bir daha sormayacağım.!"
"Bu kadın Duru'nun t.."
"Sinan abi." Sözlerini kestim.
Gözlerime bakıp söylememesi gerektiğini anlamıştı.
"Bu kadınla artık hiçbir iletişimim kalmadı bunu herkes böyle bilsin."
Emir öfkeli gözlerle bir bana bir Sinan abiye bakıyordu. Betül ablamı yerden kaldırıp odaya götürürken Sinan abiyi de Çağan götürmüştü.
"Yürü Seçkin." Gözleri bendeyken konuştuğunda arkasında daha önce görmediğim adam başını sallayarak salondan çıktı.
Emir öfkeli gözlerini benden çekip tekrar odasına doğru yürürken diğerleri de arkasından gidiyordu.
Herkes gittiğinde Sinem'le beraber kalmıştık.
Omzuma dokundu.
"Olayın hepsini bilmiyorum ama duyduklarım kadarıyla Özge'nin haklı hiçbir yanı yok ne kadar yakın arkadaşım olsa da bu konuda asla onun tarafında değilim olmam da." Omzumdaki eli güç vermek ister gibiydi.
Ona buruk bir şekilde baktım.
"Teşekkür ederim." Diyebildim sadece.
Konuşacak halde değildim.
Bu konuda ne kadar yardım alsam da yaşadığım o korkuyu atlatamıyordum. Hala bir yerlerden çıkıp beni sıkıştıracak sanıyordum.
Kimsem yoktu benim. Tek başımaydım bu hayatta. Çok korkuyordum bazı şeylerden.
Onlar yüzünden bazı şeylerden abartılı derecede çok korkardım...karanlıktan.
Sedat'tan.
Gök gürültüsünden. Şimşekten.
Yalnız başıma evde kalmaktan çok korkardım.
Yardım alıyordum bu konuda ama bir işe yaradığı yoktu.
Tek başıma olduğum sürece korkmaya devam edecektim. Sırtımı yaslayacağım birisi yoktu ki benim.
Hep yalnızdım.
Tek bildiğim mücadele etmekten yorulmuştum.
BÖLÜM SONU
Kitap nasıl ilerliyor.?
Bu bölümler biraz kısa bir tık daha uzatmaya çalışacağımm..
Yorumlarınızı okuyorum hepinizi yerim çok tatlısınız teşekkür ederim aşklarımm.
Oy sınırı 150
Yorum sınırı 110
kleopatrazihniyeti ♥️♥️♥️
Oy veren ve yorum yapan herkese kocaman sarılıyorum.
Bölüm etkileşimi
