Sahte ve Gerçek kitap kapağı

10. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

9. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 9. BÖLÜM

İyi okumalar..

Sarsak adımlarla Sinem'in yanından çıktığımda kendi odama gidiyordum.

Gözlerim dolu dolu olduğu için etrafı çok göremesem de bildiğim kadarıyla yürüyordum. Odamın kapısını açtığımda arkamdan kapatıp yere çöktüm ve sırtımı yatağa dayadım.

Bacaklarımı kendime çekip kollarımı etrafına sardığımda başımı da dizlerime koymuştum.

Gözyaşlarım yavaş yavaş akmaya başlamıştı.

Bu yaşadıklarımı hak ettiğimi düşünmüyordum ama neden ben sorusuna da engel olamıyordum. Neden ben. Neden herkes tarafından kolayca bırakılan taraf ben oluyordum.

Neden herkesin vazgeçtiği seçenek bendim.

Tek başımaydım.. kendi kendimi korumam lazımdı.

Kimsem yoktu.

Hayalimdi bir ailemin olması.

Anne ve babamdan bahsetmiyorum. Onlar gibi bir aile değil. Kendi ailemi kurmak istemiştim. Beni seven aşık olduğum bir eş, çocuklarımız ve ben.

Dudaklarım titrerken ağzımdan bir hıçkırık çıktı.

Olacaktı. Emir'le her şey bittikten sonra bunun için çabalayacaktım. Kendi ailem olacaktı ve ben artık yalnız olmayacaktım.

Eşim ve çocuklarım olacaktı.

Mutlu bir ailem olacaktı benim.

Kalbim neden bunun Emir'le olmasını istiyordu hiçbir fikrim yoktu ama bu fikir beni korkutuyordu. Emir bir süre sonra olmayacaktı...adamı yeterince zorlamıştım ve hiçbir hakkım yokken zorlamaya devam ediyordum.

Emir, sen ve çocuklarınız..

"Hayır." Dedim sessizce.

Emir olmazdı.

Burnumu çektiğimde kaç saattir odada olduğumu artık idrak edemiyordum. Kapımı bu saate kadar kimse çalmamıştı.

Birisinin aklına geldiğimi bile düşünmüyordum. Ki doğruydu. Kimsem yoktu beni düşünecek..ben bu düşünceler arasındayken bir şey oldu.

Kapım tıklatıldı ve aynı saniye açıldı.

Yalnızlığımı düşünüyorken onun sesini duydum.

"Duru." Yanıma doğru geliyordu hem de hızlı adımlarla.

Benim gibi yere çöktüğünde koluma dokundu.

"Buz gibi olmuşsun...gittiğimden beri burada mı oturuyorsun.!" Sesi kızgın çıktığında hala ona bakmıyordum.

Başım yan tarafa dönüktü.

"Duru." Dedi daha sakin sesiyle ve yüzümü tuttu.

"Birisi bir şey mi yaptı...ne zamandır odadasın, içeride değil miydin.?" Cevap vermememle diğer eliyle de dokundu.

"Ne söylediler söyle belalarını sikeyim.." Kendi arkadaşları için böyle konuşmasına şaşırarak bakışlarımı ona çıkarttım.

Gözlerime bakmasıyla elleri yüzümden çekildi ve kaşları çatıldı.

"Kaç saattir ağlıyorsun sen..Salonda kızlarlasın sanıyordum." Elleri tekrar çenemi bulduğunda bu sefer baskısı sertti.

"Kalk şuradan.!" Sesi de sertti.

İç çektiğimde vücudum sallandı.

Benim kalkmayacağımı anlamış olacak ki beni aynı pozisyonda tutarak kucağına aldı.

Kollarımı boynuna sardığımda başımı onun boynuna koyduğum gibi hıçkırarak ağlamaya başlamam bir olmuştu.

Emir'in bedeni kasıldı. Hareketleri durdu.

"Duru." Dedi ama devamını getiremeden sustu.

Yürümeye başladığında saniyeler içerisinde yatağa oturmuştu. Ben de onun kucağında durmaya devam ederek ağlıyordum.

Dayanamamıştım.

Gelmişti. Beni düşünmüş ve gelmişti.

Saçlarımı önümden çekmeye çalışsa da izin vermedim.

Ellerini sırtıma ve belime attı.

Boynuna daha sıkı sarıldım.

"Birisi bir şey mi söyledi...sakin kalabilmem için konuşman lazım." Sesi az öncekine göre daha yumuşaktı.

"Duru."

Kucağında titreye titreye ağlamaya devam ettim. Çok yorulmuştum. Arkamda kimsenin olmamasından her zaman tek başıma olmaktan çok yorulmuştum.

Saçlarımı okşamaya başlayan ellerle ben de boynuna sardığım ellerimi ensesindeki saçlara çıkarttım.

Hıçkırdığımda bedeni kasıldı.

"Onunla kalmak istemiyorum lütfen gidelim..nolur Emir gidelim nolur." Her cümlemde hıçkırdığım için bedeni kas katı kesilmişti.

Ağlamamı durduramayarak yüzümü tekrar omzuna gömdüm.

"Sadece bir gece daha dayan sabah gideceğiz...tamam mı evimize götüreceğim seni sabah." Başımı salladığımda o da az önce yaptığım gibi beni ensemden nazikçe tutarak kendine bastırdığında sıkıca sarıldım.

"Ağlama sabah götüreceğim seni söz. Senin için odaya ışık yaptırdım...bu sefer bomba patlatsan da sönmeyen bir ışık." Son cümlesiyle hafifçe güldüğümde onun da dudaklarının kenarının kıvrıldığını biliyordum.

"Benim için mi.?" Derken ağlamam biraz olsun dinmişti.

"Karanlıktan korkan bir karım var." Gülümsedim.

"Benim odama gidelim mi.? Işıklar Yapılana kadar çocukların başında durdum, seni salonda herkesle beraber oturuyorsun sandığım için yanına uğramadım...ağladığını bilmiyordum."

Derin bir iç çektiğimde vücudum sallandı.

"Tek olduğunu da bilmiyordum ırzını siktiğimin yerinde."

"Gidelim mi.?" Dedi daha sakin bir sesle.

Başımı salladığımda tekrardan kucağında benimle beraber ayağa kalkmıştı.

Normalde ona bırak derdim ama şu an sarılmaya ihtiyacım vardı. Birisine değil. Emir'e sarılmaya ihtiyacım vardı. Çok yanlıştı ama alışmıştım sanırım ona.

"Bir daha tek başına odaya çekilip ağlarsan sonuçları iyi olmaz...ne olursa olsun haber vereceksin."

"Ağlıyorum haberin olsun mu diyeyim."

"De." Dedi anında.

Bir şey söylemedim.

22 yaşımdan beri onunlaydım.

Bir buçuk yıl olmuştu aynı evde yabancı gibi yaşayalı. Son bir kaç haftadır sürekli birbirimizle konuşma içerisindeydik. Hatta ilk defa tenlerimiz birbirine değmişti.

Elim eline dokunmamıştı daha önce.

Tenim tenini bilmiyordu.

Biz onunla yan yana bile gelmezdik.

İlk defa bu kadar yakındık.

Ona sarılacağımı ya da onun kucağında olacağımı hayal bile edemezdim. Birisi söylese saçmalama derdim ama şu an bu adamın kucağında ona koala gibi sarılmış bir haldeydim.

Emir odanın kapısını açtığında içerideki beyaz loş ışığa baktım.

Koridordaki ışık sürekli titreyip gidecek korkusu yaratırken buradaki ışık sabitti.

Ve çok güzel bir ışıktı.

"Sana göstermek için bitmesini bekledim ama sen kim bilir hangi siktiğimin saçma sebebi yüzünden odada ağlıyormuşsun."

Kızıyordu.

Sinirleniyordu.

"Ben korkuyorum diye mi yaptırdın burayı."

Bir kaç saniye konuşmadı.

"Hayır ben korktuğum için yaptırdım...kimin için yaptıracağım Duru, senin için yapıldı burası...her yere yapılacaktı ama tadilat uzun sürüyor o yüzden şimdilik sadece burası...idare edersin değil mi.?"

Tavandaki ışıklara bakıyordum.

Başımı ona doğru çevirdiğimde beni izlediğini gördüm ve içimden gelen şeyi yaparak ona sarıldım.

Kollarım boynuna sarılıyken o kasıldı.

Daha sıkı sarıldım.

"Teşekkür ederim...çok teş.."

"Etme...bu benim görevim korkmana izin vermem." Dudaklarım titrediğinde birbirine bastırdım.

Görevi değildi. Hiçbir zorunluluğu yokken evliliği kabul etmişti.

Korkmana izin vermem.

Şu cümlesinin bende yarattığı etkiyi bir bilseydi.

Bilseydi böyle bir cümle kurmazdı.

"Şuradan istediğin ışığı ayarlıyorsun." Yatağın kenarındaki düğmeyi eliyle gösterdiğinde oraya baktım.

Benim yattığım tarafa koydurmuştu düğmeleri.

"Şuradan kapatabiliyorsun...şurada renkleri var..diğer taraftan da ışığın ayarını yapabilirsin."

Gözlerimi kapattım.

Daha fazla ağlamayacaktım.

"Teşekkür ederim Emir, unutmayacağım bunu." Hala kucağından inmemiştim.

"Unutma."

Beni yatağa bıraktığında kendisi de gömleğinin bir kaç düğmesini açıp çalışma masasının önündeki dosyalarını kenara çekerek kol düğmelerini bıraktı.

"Özge ve Sinan'ın seninle bir ilgisi var mı.?"

Sustum.

"Cevapsız kalmaktan hoşlanmam."

"Yok." Dedim düz sesimle.

Arkasını dönmedi. Sadece sırtını görebiliyordum.

"Yok." Dedi beni tekrarlayarak.

"Sinan ısrarla seni görmek istiyor ama sen yok mu diyorsun."

Yine sustum.

Derin bir nefes alıp arkasını döndüğünde göz göze geldik.

"Bulmam iki dakikamı almaz, sen anlat diye saygı duyuyorum ama hiçbir sikim anlattığın yok." Sesi sertleştiğinde bakışlarımı kaçırdım.

"Anlatmıyorsam istemiyorumdur bu kadar ısrarcı olma." Hareketleri durduğunda başımı kaldırıp ona bakamadım.

Sessizliğinden korkuyordum.

O sessiz olunca iyi şeyler olmuyordu.

Beni burada bırakıp kapıya doğru yürüdüğünde sertçe açtı ve geri sertçe kapattı. Gitmişti.

Onun kapıyı çarparak kapatmasıyla ben de gözlerimi kapatıp olduğum yerde sıçramıştım.

Telefonu hala burada olduğundan yanan ışığı söndürmek için elime aldım ama gelen bir kaç bildirimle merakıma engel olamayarak şifreyi girerek instagramına baktım.

9.8 milyon takipçisi vardı.

Bildirimler kendi attığı fotoğraflara gelirken fotoğrafa tıkladım.

@emiraksoy: Hb my boy.! Z

7.638.936 beğenme 134.839 yorum

@instagramkullanıcısı: Oha ilk defa karısını paylaştı.
@instagramkullanıcısı: Lan Duru değil mi o.!
@instagramkullanıcısı: Sonunda paylaştın karını amk.
@instagramkullanıcısı: Hayır hayır olamaz sil şu kadını hemen.
@instagramkullanıcısı: Ya çocuğunun doğum gününü annesiyle çekilen fotoğraflarla kutlamış.
@instagramkullanıcısı: Ben şok.
@instagramkullanıcısı: Boşanın artık.
@instagramkullanıcısı: İlk defa Duru'yu paylaşması kaç puan.
@instagramkullanıcısı: Bu kadın kim.?
@instagramkullanıcısı: Ya ama şu an yıkıldım işte hani boşanacaktınız.
@instagramkullanıcısı: Ya olamaz of
@instagramkullanıcısı: Çok şanslı bir adamsın bu fizik kimin karısında var lan.
@instagramkullanıcısı: Fotolar şaka mı.?
@instagramkullanıcısı: Duru ve Zeus'un bu kadar iyi anlaştığını bilmiyorduk.
@instagramkullanıcısı: Çocuğunuzu yerim sizin.
@instagramkullanıcısı: Lan bunlar çok zengin amk evlere arabalara bir bakın.
@instagramkullanıcısı: Ya Duruuuu
@instagramkullanıcısı: Abla boşan şundan artık ifşalarını yayınlamış.
@instagramkullanıcısı: Bayıldım kutlama şekline.

Zeus ve benim olduğum fotoğrafları görünce ekrana şokla bakakalmıştım.

Bunların hiçbirinden haberim yoktu.

Hatırlamıyordum bile bu anları.

Bu adam nasıl fotoğraflarımı çekebilmişti. Hem de ruhum bile duymadan.

Yorumların bir kaç tanesi ekrana düşerken fotoğraflara tekrar baktım. Her an yanımızda mıydı yani. Ya da korumalar çekip mi ona atıyordu.

Aklım karışmış bir halde fotoğraflara bakmaya devam ederken gönderiyi sabah attığını görmüştüm.

Beğeni ve yorumlar çok hızlı geliyordu. Burada sabah akşam kavramım resmen karışmış durumdaydı.

"Duru." Kapının oradan gelen sesle telefonu panikle yatağa attım.

Emir doğrudan bana bakarken attığım telefona gözünün ucuyla bile bakmamıştı.

"Emir." Diyerek yataktan kalktığımda göz ucuyla telefona baktım.

Ekranı açık öylece duruyordu.

Elini burnunun üstüne atıp geri çektiğinde bakışları şimdi soru işareti doluydu.

"Ben saate bakıyordum." Tek kaşını kaldırıp öyle mi der gibi alt dudağını ıslattığında bakışlarım bir kaç saniye dudaklarına kaydı.

"Kolundaki saat bozuk mu.?" Sol elimle saatimin üzerini kapattığımda gülümsedim.

"Bu biraz önde." Bu sefer onun da dudağının kenarı kıvrıldı.

"Önde." Başımı salladım onaylayarak.

"Sırma'yı aramam gerekiyor...telefonumu alabilir miyim.?"

"Evet.!" Dedim biraz yüksek çıkan sesimle.

"Alabilirsin tabii ki senin telefonun niye soruyorsun..al." Yana çekilip geçmesi için elimle işaret ettiğimde bir adım atmıştı ki aklıma gelenlerle onu durdurdum.

"Emir sen dur ben getiririm telefonunu zaten yeterince yoruldun." Geriye dönüp yatağın yanına gittiğimde ekranı açık olan telefonu elime alıp Emir'e çaktırmadan son baktığım sekmeleri kapatırken hafifçe öksürdüm.

"Ekranı siliyorum." Ekranı kapatıp tshirtümün ucuyla silerken ona döndüm.

Gözlerim telefondayken onun nereye baktığını göremiyordum.

"Şaka mı yapıyorsun Duru.! ver şunu." Eli görüş açıma girdiğinde ona baktım.

Sinirlenmişti.

Telefonu ona doğru attığımda ben de sinirlenmiştim.

"Sana iyilik yapıyorum ekranını siliyorum..pis."

Sertçe arkasını döndüğünde yürürken söyleniyordu.

"Ekranı siliyormuş..kör müyüm lan ben."

"Buldun mu bari bir şeyler...anlaşmaya sadık kalmış mıyım Duru hanım.!"

"Bazı sıkıntılar olsa da yüzde doksan kalmışsın." Sabır dileyerek bana bakınca tekrar yatağa doğru yürüdüm.

O da sinirle odadan çıkmıştı.

Gözlerim yan taraftaki aynaya takıldığında yüzümdeki gülümseyle karşılaştım. Şaşırdım. Onun arkasından bakarken gülümsüyordum.

Yüzümü ifadesiz hale getirip arkasından çıktığımda salona doğru yürüyordum.

"Siktirtme geç kalmanı.." Emir'in sesini duyduğumda adımlarım durmuştu.

Mutfakta konuşuyordu.

"Sırma belanı sikerim senin şimdi."

Kaşlarımı çattım.

"Eğer ev bir saate hazır olmazsa kendini ölü bil."

Hangi evden bahsettiği hakkında hiçbir fikrim yoktu.

"Bilmiyorum amına koyayım...yarın şirkete getir orospu çocuğunu." O kadar çok küfür ediyordu ki şaşırmıştım.

Kapattı mı diye düşünürken birden sesini duymamla irkildim.

"Üç oldu Duru."

Hızlı adımlarla oradan uzaklaşıp salona geldiğimde ablam ve Betül'ün tartışmasına denk gelmiştim.

Betül benim salona girmemle elini bana uzatıp sinirle konuştu.

"Sen bu kıza ne yaptığını biliyor musun.? Ne yaşatmışsın bu kıza Özge." Sinem'e döndü.

"Sende bunu duyup sustun mu.?" Eliyle alkış yaptığında etrafımızı kontrol ettim.

Kimse yoktu.

"Betül sorun yok b.."

"Ne demek sorun yok Duru.! Resmen seni bile isteye göz göre göre taciz ettirmiş bu." Sesi ilk cümlesine göre kısık çıktığında ben kapıyı kontrol ediyordum.

Betül'ün yanına ilerleyip koluna dokunduğumda o hala sinirle ablama bakıyordu.

"Sinan'la konuşmalarını duydum." Dedi bana bakarak.

"Gittim Sinem'e anlattım ama hanımefendi zaten biliyormuş.!"

İçeriye giren Bilal'le beraber Betül'e yapma der gibi olumsuz anlamda başımı salladım. Anlayışla kolumu sıktıktan sonra kocasına doğru ilerledi ve ona sarıldı.

Arkamı dönmeden ablama baktım.

Ağlıyordu ama başı eğikti.

Salonda birden Betül'ün hıçkırığı yankılandığında hızla arkamı döndüm ve sarılan çifte baktım.

"Bilal ne zaman alacaklar adamları depoya evimize gidelim artık."

Ne adamı, ne deposu.

Bilal karısının saçlarını okşarken içeriye Emir girmişti. Gözleri önce beni bulsa da sonradan ağlayan Betül'e baktı.

"Bilal.?" Dedi ne olduğunu anlamak ister gibi.

"Sinirleri bozuldu kimseye iyi gelmedi aynı evde durmak.." Demişti Bilal.

Emir ona bir şey demeden salonun kenarına doğru yürüyüp içki standının önünde durduğunda artık sadece kaslı sırtını görebiliyordum.

"Tamam güzelim ağlama...Emir halletti meseleyi bir saate evimize götüreceğim seni."

Biz Emir'in düşmanları yüzünden mi buradaydık.

"Bana neden kimse bir şey söylemiyor." Konuşmamla Emir elindeki viski bardağıyla beraber bana doğru döndü.

Ona doğru bir kaç adım attım.

"Düşmanların yüzünden buradayız ve sen bana bu iki cümleyi bile kurmadın.!"

"Sesini kıs." Dedi sert sesiyle.

"Emir hazretleri başka bir şey istiyor mu.?" Kollarımı iki yana açıp alayla konuştuğumda boynunu yana çevirip kütlettikten sonra tekrar bana bakmıştı.

Ama bu sefer alnında sinirden çıkan damarlarla ve kısılan gözbebekleriyle bakıyordu.

"Duru tamam gel hadi bir de siz tartışmayın." Sinem koluma dokunduğunda biz hala bakışlarımızı çekmemiştik.

"Bir açıklama bile yapmadan beni buraya getirdin. Sus Duru, bana karışma Duru, otur Duru, kalk Duru.!"

Emir daha fazla yüksek sesime dayanamamış olacak ki kolumdan tuttuğu gibi yürümeye başlamıştı.

Ben de peşinden sürükleniyordum.

"Emir tamam sakin." Diyordu Bilal.

"Emir sen Bilal'le git biz Duru'yu sakinleştirelim." Sinem'i de takmadan yürümeye devam ederken artık hepsi arkamızda kalmıştı.

Odanın kapısını açıp beni içeriye doğru savurduğunda kolumu hızla onun elinden kurtardım.

"Söyle...SÖYLE TEKRAR.!"

İrkildiğimde kollarımı birbirine bağladım.

"O sesin bir daha bana karşı yükselirse olacaklara karışmam."

Arkasını dönüp elini saçından geçirdiğinde onu fazla sinirlendirdiğimi anlamıştım. Söylediklerimin hepsinin arkasındaydım.

"Bir daha bana açıklama yapmadan hiçbir yere götüremezsin..gelmem.!"

Bağırmamla tekrar bana döndü.

"Bana bak Duru.." Dibime kadar girdiğinde başımı kaldırıp gözlerimi ayırmadan ona bakıyordum.

"Bakıyorum."

Gözleri kısıldığında yüzümü inceliyordu. Bir şeyler söyleyip bağırmak istiyordu ama kendi tutuyordu. Nefesini yüzümde hissederken bakışlarım bir kaç saniye dudaklarına kaydı.

Gözlerine tekrar baktığımda onunda bakışlarının dudaklarımda olduğunu görünce yutkundum.

Emir'in kendi tutmaya çalıştığını gördüğümde şaşırmıştım. Bana bağırmaktan ya da kırmaktan çekinmeyen adam kendini tutmuştu.

Bir elini yüzüme atıp burunlarımızın birbirine değmesini sağlarken gözlerimi kapatmıştım. Ensemdeki parmakları kıpırdandığında dudaklarımızın arasında neredeyse mesafe kalmamıştı.

"Hazırlan siktir olup gidiyoruz buradan.!"

Arkasını dönüp odadan çıktığında kapıyı sertçe açtığı için duvara vurmuştu. Bedenim sinirden ve az önce yaşadığımız yakınlaşmadan dolayı kaskatı olsa da sonunda gidiyordum karanlık yerden.

Evde beni neler beklediğini bilmeden yine Emir'in peşine takılmıştım.

BÖLÜM SONU

Nasıl ilerliyorrrr

Oy sınırı 160
Yorum sınırı 120

Oy ve yorumlarını eksik etmeyen herkese kocaman sarılıyorumm. ♥️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.748okunma 76beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18