3. bölüm · Sahte ve Gerçek

2. BÖLÜM

Buse Mina

Keyifli okumalar

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

Sabah üzerimdeki tedirginlikle beraber erkenden uyanıp kendimi tekrar duşa attıktan sonra hızla hazırlanmıştım çünkü bana göre erken olan saat Emir'e göre akşam olmak üzereydi.

Şafak operasyonuna gider gibi her gün sabahın beş buçuğunda uyanıyordu.

Salona bakındığımda onu göremeyince bahçeye çıktım.

Burada da yoktu.

Dış kapıya yürürken Sultan ablayı görünce selam verdim.

Kapıyı zorlukla iteklerken bir anda itmeme gerek kalmadan açılmıştı. Ben yaptım sanıp gülümserken karşımda kapıya dokunan adamla yüzüm düşmüştü.

Emir açmıştı kapıyı.

"Arabaya geç." Derken üzerimi süzüyordu.

Kıyafetlerime hiçbir zaman karışmazdı. Karışamazdı çünkü birbirimizin özeline karışmama kararımız vardı.
Evlilik sürecinde ne o bir kadınla kaçamak yapacaktı ne de ben bir adamla.

Hoş ben bekarken de kaçamak yapmazdım.

Bu kural sadece Emir için konulmuştu yani.

Kapı bir koruma tarafından açıldığında hemen Emir'in arabasına yerleşmiştim. Karşıya baktığımda elleri cebinde beni izleyen adamı görünce çantamla uğraşmaya başladım.

Sigara içerken Serhat ve Yusuf'la konuşuyordu.

Sigarasını yere attığında arabaya doğru yürümeye başladı. Serhat ve Yusuf önden arabayla çıktıklarında artık bu görüntüye alışmıştım.

Korumalar önümüzden ve arkamızdan giderdi bizde ortalarında giderdik.

"Kemerini tak." Dedi arabayı yola çıkartırken.

Kendi kemeri takılı değilken bana karışmasına bugünlük laf etmeyecektim. Nefret ettiğim eve gidiyorduk ve onunla tartışarak moralimi iyice bozmak istemiyordum.

Camdan onun yansımasına bakarken aklım iki yıl öncesine gitmişti.

"Yeme şunları aç karnına Duru." Açelya elimdeki kurabiyeyi aldığında ona sinirle baktım.

Ağzımı açıp konuşacağım zaman o kapı tarafına bakıp ayağa kalkmıştı.

"Ablanlar gelmiş." Kolumu sandalyenin kenarına koyup hızla arkamı döndüğümde gelen kişilere baktım.

Kalabalıklardı.

Ablamla beraber sekiz kişiydiler.

Gözlerim Emir'in üzerinde gezinirken onu, beni görmemesinin rahatlığıyla süzmüştüm.

Dört kadın dört erkek olan grupta hepsinin sevgili olduğunu anlamamla önüme dönmem bir olmuştu.

Onun'da sevgilisi vardı.

Bu sefer yanında esmer kısa boylu bir kız görmüştüm. En son iki ay önce yanında başkasını görmüştüm ve sanırım Emir Aksoy'un aşk hayatı baya aktifti.

İstemsizce iç çektiğimde masadaki pipetlerin birisini alıp bükmeye başlamıştım.

Saçmaydı sinirlenmem.

"Duru.!" Açelya'nın sesiyle gözlerimi sıkıca kapatıp açtım ve onlara doğru döndüm.

Açelya eliyle beni gösterip onlara bir şeyler anlatırken çağırmasına rağmen yerimden kalkmamıştım.

Bakışlarını hissetmeme rağmen Emir'e bakmadım.

Ablam masadan kalkıp bana doğru gelirken tekrar önüme dönmüştüm.

Masadaki eşyalarımı çantama koyarken ablam gelmeden kalkmayı düşünüyordum ama koluma dokunmasıyla sinirle ona döndüm.

"Defol." Diyerek ayağa kalktığımda geçmeme müsade etmemişti.

"Sadece iki dakika konuşalım. Evde odana gelemiyorum kilitliyorsun. Telefonlarıma bakmıyorsun seni arıyorum Açelyayı arıyorum bakmıyorsunuz." Onu biraz itekleyip geçmeye çalıştığımda Açelya onların masasından koştura koştura yanımıza geliyordu.

"Özür dilerim."

"Özrünü bir tarafına sokabilirsin." Sinirle konuştuğumda omzundan iteklemiştim.

Bir iki adım geriye giderken onu Açelya tuttu.

"Duru." Dedi beni uyarırcasına.

Ablamla karşı karşıya dururken ikimizde arkadaşlarının görüş açısındaydık.

Sağ yüzüm onlara dönüktü.

"Bunca şey yaşandıktan sonra...bunca şeye sustuktan sonra benimle konuşmaya çalışma." Ona uzattığım işaret parmağımı indirip diğer tarafa döndüğümde masalarına baktım.

Hepsi bize bakıyordu.

Emir'e göz ucuyla bakıp gözlerimi kaçırdığımda yanındaki esmer kıza baktım.

Emir'e bakarken onun baktığı yeri takip ederek gözleri benimle buluştuğunda göz göze gelmiştik.

Masadakilerin bir Emir'e bir bana baktıklarını görünce başımı eğerek sağ taraftaki kapıya uzanacağım sırada koluma değen ellerle dayanamayıp ablamı sinirle ittim.

Bana dokunmasını istemiyordum.

"Özge abla tamam dokunma biraz sakinleşsin sonra konuşursunuz." Açelya yanıma gelip kolumu tuttuğunda ablam dolu gözleriyle bize bakıyordu.

"Konuşacak bir şey olmadığını o çok iyi biliyor Açelya." Kapıyı sertçe açıp dışarı çıktığımda Açelya'da peşimden geliyordu.

Açelya, ablamla olanları bilmediği için o gün ona her şeyi ağlaya ağlaya anlatmıştım.

Benimle ağlayıp teselli verirken polise gitmem için ikna etmeye çalışmıştı.

Ben de ona neden gidemeyeceğimi anlatmıştım.

Yol, onun bir kaç telefon görüşmesiyle geçmişti ve şu an 22 yılımın geçtiği evin önündeydik.

Emir indiğinde dolanıp benim tarafıma geldi ve kapımı açtı.

"İnsene Duru." Dedi neden hala inmediğimi anlamaya çalışarak.

"Emir bugün gelmeseydik keşke." Gözlerini kıstığında bakışlarımı kaçırdım.

"Bir sorun mu var." Dedi elini bacağımın üzerine koyduğunda.

Başımı olumsuz anlamda salladığımda tırnaklarımı avucuma batırıyordum.

"Duru, bir sorun mu var.?"

Yine başımı sallayacağım zaman çenemden tutarak başımı kaldırmıştı.

"Sorun ne." Dedi ilk defa gördüğüm anlayışlı haliyle.

"Sorun yok...işlerim var ve geç kalıyorum." Öylesine bir bahane öne sürdüğümde inanmadığını anlamıştım.

"Babanla konuşmam gereken önemli bir mesele var onları görmek istersin diye düşündüm."

"İsterim." Dedim soğuk ses tonumla.

Konuşacağı zaman ondan önce davranarak yanından kayarak indiğimde elbisemi düzelttim.

"Gidelim hadi." Dediğimde önden yürümeye başlamıştım.

O hala benim indiğim kapının oradaydı.

"Emir." Dediğimde bakışları beni buldu. Elimle hadi işareti yaptığımda boynuma baktıktan sonra dişlerini sıkarak kapıyı kapattı ve yanımdan geçerek bu sefer o önden yürümeye başlamıştı.

Ne oluyordu bu adama.

Babamlar görüş açıma girdiğinde sertçe yutkundum.

"Ah benim aşkım gelmiş güzel meleğim." Annem kollarını açarak bana doğru gelirken olduğum yerde kaldım.

Onun yüzü ne kadar gülümsese de ben tam tersi somurtarak bakıyordum.

"Annecim." Dedi uyarıyla karışık ve sarıldı.

"Suratını düzelt." O kadar kısık sesle söylemişti ki. Sonra da kahkaha attı.

"Ben de çok özledim aşkım." Derken beni saçlarımı okşayarak öpüyordu.

"Kes şunu." Dedim ağzımın içinden.

Yine sesli bir şekilde güldü ve belimdeki elini sıktı.

"Hazır hazır kahvaltı merak etme." Derken sesini herkes duyuyordu.

"Boğazınızda kalır umarım." Dediğimde onun gibi fısıltıyla konuşmuştum.

Gülümseyerek başını salladığında içinden beni öldürmek istediğini biliyordum.

"Gel anneciğim hemen masaya geçelim." Koluma girdiğinde Emir ve babama baktım.

Babamın gözleri Emir'deyken, onun gözleri bendeydi.

Kaşlarını çatarak annem ve bana bakarken tek gözünü kırpıp başını oynattı. Ben de ona dudaklarımı oynatarak sorun yok dediğimde bu sefer bakışları anneme kaydı.

Yanımda mutluluk pozları kesen kadını bir süre izledikten sonra babamla beraber içeriye geçtiler.
Arkalarından gideceğim zaman annem sertçe kolumdan tutarak engelledi.

"Bana bak gözlerini oyarım senin delirtme beni." Bir kapıya bir bana bakarak konuşuyordu.

"Bu tehditlerin artık söker mi.?" Dediğimde sesim alay içeriyordu.

İyice sinirlenmişti.

"Söktürürüm ben sana...çok güzel söktürürüm Duru hanım." Tuttuğu kolumu sertçe ittiğinde bir adım geriye gittim.

Yüzünde hala nefret dolu ifade vardı.

"Eğer içeride Sedat'a tek bir ima yap seni tekrar bu eve getiririm...duydun mu beni."

Sedat.

Adını duyunca bile tüylerim diken diken oluyordu.

"Duydun mu diyorum." Sesi hafifçe yükseldiğinde hemen etrafımıza baktı. Bir şey demeden yanından geçip kapıya doğru yürürken arkamdan geliyordu.

"Duru." Arkamdan sesleniyordu ama ben hızlı adımlarla Emir'lerin olduğu yere gelmiştim bile.

Onu görünce istemsizce tuttuğum nefesimi bıraktım.

Emir varken bir şey yapamazlar sakin ol.

Yapamazlar.

O varken yapamazlar.

"Geldiniz mi güzel kızım hadi sofraya geçelim." Babamın konuşmasıyla Emir arkasını dönerek bana baktı.

Gözlerimi kaçırarak masaya doğru yürümeye başladığımda hepsi gelmişti.

Benim için gergin geçen yemekte herkes iş konuşuyordu. Ara sıra bakışlarımız Emir'le kesişirken ben hemen gözlerimi kaçırıyordum.

"Güzelim, bugün abi kardeş takılalım mı özlemedin mi beni." Sedat'ın konuşmasıyla bir süre başımı tabağımdan kaldırmadım.

Yavaş yavaş bakışlarımı çaprazımda oturan psikopatta gezdirdiğimde hemen önüme döndüm.

"Bugün olmaz." Derken sesim içime kaçmış gibiydi.

Korkuyordum ondan. Onlardan.

"Neden." Dediğinde elime uzanacakken hızla çatalıma uzanıp elime aldım.

Tek kaşı havalandığında babam yaptığım hareketten dolayı boğazını temizledi.

"Neden Duru." Dedi sorusunu tekrarlayarak.

"Duru bugün bütün gün benimle olacak Sedat. Abi kardeş gününü sonraya erteleyin." Beklemediğim kişi konuştuğunda hemen o'na baktım.

Emir'e.

Anlamış mıydı istemediğimi.

"Tamamdır Emir...ben de bir sorun var sandım. Sorun yok değil mi kardeşim."

Sedat manyağına başımı olumsuz anlamda salladığımda annem hafifçe gülümseyerek kolumu tuttu.

Dışarıdan yumuşak görünsede kolumu sıkıyordu.

"Bir gün de anne kız günü yaparız bir tanem." Gözlerimi önce Emir'e çıkarttım.

Gözlerini kısmış bir şeylerden emin olmak ister gibi annemin elini koyduğu koluma bakıyordu. Fazla detaylı baktığında bir şey anlamaması için konuştum.

"Olur." Dediğimde annem yine sesli bir şekilde gülmüştü.

"Anlaştık anneciğim." Kolumu bıraktığında hemen kendime çektim.

"Biz kalkalım artık." Emir birden kimsenin cevabını beklemeden ayaklandığında önden gidecek diye korktuğum için hızla sandalyemi iterek ayaklanmıştım.

Emir bana ve sertçe ittiğim sandalyeme bakıyordu.

Başını noluyor der gibi tekrar hareket ettirdiğinde bir şey demeden koltuğun üstünde duran çantama uzandım.

"Erken kalktınız çocuğum biraz daha kalsaydınız...hem Varollar hakkında biraz daha konuşurduk elimizde daha fazla delil olurdu."

Emir bende olan bakışlarını konuşan babama çıkarttı.

"Şirkete gelirsiniz Mustafa bey orada daha detaylı görüşürüz." Babam Emir'e başını sallarken bana baktı.

"Seninle de sohbet edemedik istersen sen kal kızım." Hızla başımı iki yana salladım.

"Emir'le işlerimiz var bugün belki daha sonra." Derken onların dediği gibi bir şey belli etmemeye çalışıyordum ama gerginlikten ölecektim.

Dış kapının önüne geldiğimizde annem sarılmak istemişti ama Emir sanki beni anlamış gibi elini belime atarak bedenlerimizi birbirine yapıştırdı.

Korkarak Sedat'a baktığımda gözleri belimdeydi. Emir'in belimdeki elindeydi.

"Hoşça kalın en kısa zamanda yine görüşelim çocuklar...Duru seni ararım bir kaç gün sonra buluşalım alışveriş yaparız anneciğim."

Ona başımı salladığımda hala gülümsüyordu. Sadece benim anlayabileceğim o sahte gülüşü.

İnsanı delirtirdi bu kadın.

Emir arabaya doğru yürümeye başladığında ben de ona ayak uydurarak yetişmeye çalışıyordum. Elleri hala belimde olduğu için neredeyse beni o yürütüyordu.

Kapımı açıp koltuğa oturmamı sağladıktan sonra tekrar kapatıp kendi tarafına geçmişti.

Yola çıktığımızda karşımızdaki kadın bize gülümseyerek el sallıyordu.

Karşılık vermedim.

Emir bir şeyler sorar diye beklerken beni şirkete bırakana kadar hiçbir şey sormadı.

Gelen aramaları bile açmamıştı.

İkimizde sadece susuyorduk.

"Annenlerle bir sorun var.?" Gelen soruyla boğazımı temizledim.

"Hayır." Dediğimde kırmızı ışıkta durmamızla bana baktı.

"Bulmam beş dakikamı almaz."

"Ama ben bunu istemiyorum." Konuşmamla beraber gözleri tekrar yola döndü.

"Dediğin gibi olsun." Diyerek arabayı şirkete sürmeye başlamıştı.

Kırmızı ışıkta durduğumuzda başı hemen bana doğru dönünce ben de ona baktım.

Kucağımda duran elime uzandığında öylece ona bakıyordum.

"Bir sorun varsa bana gel, seni rahatsız ediyorlarsa söyle bana...yapabileceklerimi biliyorsun değil mi Duru.."

Burukça gülümsediğimde elimi okşadı.

"Halledemeyeceğim bir şey değil." Dediğimde onunla ilk defa böyle yakın olmak kalbimi hızlandırmıştı.

Gelen korna sesleriyle elimi bırakıp tekrar yola odaklandı.

Şirketin önüne geldiğimizde bu sefer ben ona döndüm. Doğrudan karşıya bakıyordu. "Teşekkür ederim." Başı konuşmamla beraber bana dönmüştü.

"Dikkat et kendine, çıkışta Yusuf'u göndereyim alsın seni, araban yok."

"Gelirim ben sorun değil."

Sesini çıkartmadığında gözleri saniyelik dudaklarıma inip hızla gözlerime çıkmıştı. Eğer ona bu kadar dikkatli bakıyor olmasaydım bunu uydurduğumu zannederdim ama bakmıştı.

"Görüşürüz o zaman." Cidden mi.? Bunu dedim mi.? Salak mısın kızım sen.

"Dikkatli ol." Dediğinde arabadan indim ve hızla girişe doğru yürüdüm.

"Hoş geldiniz Duru hanım." Güvenlikler bir ağızdan konuştuğunda onlara gülümseyerek elimi kaldırdım.

Omzumun üstünden arkama baktığımda Emir'in arabasının hala yerinde durduğunu görünce hemen önüme döndüm.

Döner kapıdan geçtikten sonra bir daha baktım ve hala oradaydı.

Neyi bekliyordu bu adam.

Bir kaç saniye sonra araba hareket ettiğinde ben de onu izlediğim yerden çıkarak odama doğru ilerledim.

Stüdyoda anlaşmalı olduğum marka için bir kaç çekim yaparken vaktin nasıl geçtiğini anlamamıştım bile.

"Süpersin yeter bugünlük Duru'cum yorduk seni kusura bakma." Gülümsedim İlkin'e.

Çekimin günlerini karıştırdığı için bugün üç günlük bir çekim yapmıştık.

"Ellerine sağlık...herkese teşekkür ederim arkadaşlar." Hepsi bir ağızdan cevap verdiğinde eşyalarımı alarak odama doğru gidiyordum.

Editlenen fotoğraflar paylaşılmış olacak ki telefonuma bildirimler yağıyordu.

@VOGUETURKEY:
BU HAFTA DURU AKSOY RÜZGARIYLA SAVRULMAYA HAZIR MISINIZ.? BİRBİRİNDEN GÜZEL FOTOĞRAFLAR VE HEYECAN VERİCİ RÖPORTAJ İÇİN PAZARTESİ ÇIKACAK OLAN SAYIMIZA BİR GÖZ ATIN. DURU AKSOY'UN "VOGUE BENİMLE HAZIRLAN" VİDEOSU YAYINDA. İZLEMEK İSTEYENLER İÇİN LİNK BİO'DA.

899.258 beğenme 43.628 yorum

@instagramkullanıcısı: ÇOK GÜZEL LAN.
@instagramkullanıcısı: Oha çekimlere bayıldım.
@instagramkullanıcısı: Duru tarzıyla.
@instagramkullanıcısı: Bu ne aq mendebur suratlı karı.
@instagramkullanıcısı: Duru Aksoy bir ikondur.
@instagramkullanıcısı: Lan bu kız bu kadar güzel miydi.?
@instagramkullanıcısı: öncelikle Emir abiye selamlar. @emiraksoy Karın olay abi tadını çıkart
@instagramkullanıcısı: Lan bayıldım ilk defa düzgün poz veren birisi.
@instagramkullanıcısı: Kıyafetlerin linkini ne zaman paylaşırsınız.
@instagramkullanıcısı: Oha Duru'mu var sayıda.
@instagramkullanıcısı: @emiraksoy karın olay
@instagramkullanıcısı: Duru çok güzelsin aq
@instagramkullanıcısı: Rekor beğeni hepsi Emir sayesinde.
@instagramkullanıcısı: Neden mutsuz duruyor bu kız.
@instagramkullanıcısı: Boşanacaklar mıymış sordunuz mu.?
@instagramkullanıcısı: Abi evli olmasaydın varya....

Markanın paylaştığı gönderiyi beğenip hikayeme eklediğimde eve geçince benimde paylaşmam gereken bir kaç fotoğraf vardı.

Benim paylaşacaklarım daha editlenmemişti. Son çekimi paylaşacaktım.

Arabama binip hızla eve geldiğimde çalışanlar bizim için masayı kurmuştu ama Emir ortada olmadığı için tek başıma yemiştim.

Yemeğim bittikten sonra oturmaya devam ederek instagrama girdim. İki tane fotoğraf paylaşıp duyuruyu yaptıktan sonra bir kaç saçma habere bakarken arkamdaki nefes sesiyle hızla kapıya doğru döndüm.

Emir gelmiş mutfak kapısının orada duruyordu.

Bir şey demeden tekrar önüme döndüğümde o da masaya gelip her zamanki gibi baş köşeye oturmak yerine karşıma geçti.

Bakışlarım hala telefondaydı.

"Annenlerle ilgili başka bir sorun mu var.?" Fazla kurcalıyordu. Arabada sorduğunda zaten söylemiştim.

Sorduğu soruyla kalbim hızlanmıştı ve onun bunu anlamaması lazımdı.

Bir şey mi öğrendi acaba.

Olabilir.

"Bu nereden çıktı...sabahta söyledim bir sorun yok hatta sen gelmeden önce annemle konuşuyordum yani bir sorun yok." Dedim ama hiç inanmış gibi durmuyordu.

Telefonunu masanın üzerine koyduğunda bakışlarım oraya kaysa da tekrar gözlerine baktım.

"Seni tehdit mi ediyorlar.?"

Sinirle gülüp sandalyemden kalktım.

"Hayır diyorum Emir ned.." Telefonu çalmaya başladığında gözüm tekrar ekrana takıldı.

Şevval.

Emir'in eski sevgilisi olan Şevval.

O da göz ucuyla telefona bakıp yandan sesi kapattığında kaşlarımı çattım.

Şevval'e hayır diyemezdi o.

"Telefonunu aç bekletme kızı." Tek kaşı havalandığında yüzünde her zamanki umursamaz ifadesi vardı.

"Otur şuraya Duru."

Onu dinlemeden arkamı dönüp yürümeye başlamıştım. Arkamdan gelmiyordu. Gelmezdi de.

O kimsenin arkasından gitmezdi.

Odama girdiğimde kendimi yatağıma attığım gibi uyumuştum.

Yarın yorucu bir gün olacaktı..

Sabah evden Emir'i görmemek için erkenden çıkmıştım ama o zaten benden önce çıktığı için karşılaşmamıştık.

Çekimden çıkmış eve geldiğimde kendimi duşa atmıştım. Saate bakıp üzerimi giyindiğimde hemen aşağıya indim.

Kapının orada Yusuf vardı.

Yusuf eğlenceli birisiydi. Biraz uğraşmaktan zarar gelmezdi sanırım.

"Yenge abim beni gebertir yeminle köpeklerin önüne atar yoksa ben sana izin vermez miyim ama abim..."

Yusuf'a üçüncü kez gözlerimi devirdim.

"Abine de sana da başlayacağım artık Yusuf nerede o mağara kaçkını."

Ellerini önünde birleştirdiğinde başını da eğmişti.

Bense yanımdaki duvara yaslanıp konuşmaya devam ettim.

"Kendisi gece çıkıyor ama bana izin vermiyor Yusuf düşünebiliyor musun aklın alıyor mu bu olayı...birisi duysa...ben bunu magazine mi versem haberlerini yapsınlar karısını evden çıkartmıyor diye linçletsem bana yardım eder misin.?." Son cümlelerimi gülerek söylediğimde refleksle Yusufun koluna vurdum.

"Ay çok komik." Kıkırdadığımda Yusuf başını kaldırmadan alttan alttan gülüyordu.

"Ama bu sefer de beni gebertir..senin gibi beni de köpeklerin önüne atabilir...gerçi senin abinden başka köpek yok.." Yusuf öksürdüğünde sessizce güldüm.

"Söyleme abine dedikodusunu yaptığımı eve giriş saatimi öğlen 12 yapar." Tekrar güldüğümde başımı hafifçe arkaya attım.

"Aman sende sanki duvara konuşuyorum biraz gül, bir yorum yap Yusuf." Güldüğünü görüyordum ama başını kaldırmıyordu.

"Eğer benimle Emir'in dedikodusunu yapmazsan seni Emir'e söylerim...ona, Yusuf bana senin hakkında köpek diyor derim." Gülmekten çene kaslarım ağrımıştı.

Saat akşam 10 du ve ben hava almak için dışarı çıkacağım sırada Yusuf tarafından yakalanıp durdurulmuştum.

"Yenge abim bizi öldürür." Dediğinde saçlarımı yan tarafa attım.

"Aman sende öldün diye ne söylendin Yusuf."

Buna ilk gülen Yusuf olurken ben de onu takip etmiştim.

Elimi onun omzuna koydum.

"Hiçbir şey yapamaz sana...onu köpeklere yediririm." Yusuf dişlerini sıkarken ben kahkahama engel olamamıştım.

Emir aklıma geldikçe bu sözlere gülüyordum. O böyle güçlü olduğu sürece tüm bu söylediğim ihtimaller boştu.

Emir korumaları olmasa bile güçlü bir adamdı ve ona kimse kolay kolay yaklaşamazdı.

"Yusuf yengene çekirdek getir koçum iyi gider." Arkamdan duyduğum sesle gözlerimi kocaman açarak elimi Yusuf'un omzundan çektim ama arkamı dönemedim.

"Abi hoş geldin."

Gözlerim birazdan açılmaktan yere düşecekti.

"Hoş bulduk koçum...siz hep böyle benim dedikodumu mu yapıyorsunuz Yusuf." Gözlerimi sıkıca kapattığımda onun sesi artık yan tarafımdan ve çok yakından geliyordu.

Karşıma yani Yusuf'un yanına geçtiğini hissettiğimde gözlerimi açıp ona baktım. Bana bakıyordu.

Alayla.

"Biz senden bahsetmiyorduk." Dudağının kenarı kıvrıldı.

"Öyle mi.?"

Başımı salladım hızlıca.

"Öyle." Derken sesim kısıktı.

O da benim gibi elini Yusuf'un omzuna attığında artı olarak sıkıyordu.

"Hakkımda köpek diyormuşsun Yusuf." Başımı eğerek gözlerimi kapattım.

"Estağfurullah abi."

Sanırım Yusufun omzuna vuruyordu.

"Benden başka köpek yokmuş Yusuf."

Yer yarılabilir mi.? Tam şu an yarılsın ve ben içine gireyim.

Yusuf'un ağzından gülme sesleri kaçtığında anında kendini toparlamıştı.

"Ben gideyim." Hızla arkamı döndüğümde bir şey demeden gitmeme izin vermişti.

Yüzüm alev alev yanıyordu.

Merdivenleri koşar adım çıkarken nefes nefese kalmış bir şekilde odama atmıştım kendimi.

Neler söylemiştim adama.

İlk defa Emir'le bu kadar uğraşmıştım. İstemsizce dedikodusunu yapmıştım.

Odamın kapası tıklatıldığında hızla bağırdım.

"Gelme.!"

"Bekliyorum." Gür sesini duyduğumda yutkundum.

"Duşa girdim..giriyorum. Noldu.!"

Ses gelmedi.

"Aç şu kapıyı Duru." Dediğinde dudaklarımı birbirine bastırdım.

Rezil olmuştum durduk yere.

Tut şu çeneni işte,tut.

Dudaklarımın üstüne hafifçe vururken kapım açıldığında önce göz göze geldik daha sonra onun gözleri dudaklarımın üstündeki parmaklarıma kaydı.

Dudaklarımın üstündeki elimle öylece ona bakıyordum.

BÖLÜM SONU

Duru'yu sevenler..?

Oy ve yorumları unutmayın lütfen.