39. bölüm / 47
Sahte ve Gerçek38. BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: 38. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime · Okuduğun bölüm
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alıntı ve duyurular için beni instagramdan takip edebilirsiniz (minabuse_)
Oy sınırı 1.2k
Yorum sınırı 600
(Bölümün hızlı gelmesi sizin elinizde, sınır geçtiğinde yeni bölüm gelecek)
Emeklerimin karşılığı olarak yıldıza tıklamayı unutmayın 🤍
KEYİFLİ OKUMALAR
"Yenge, şeyler yok mu.?" Serhat'a baktım.
"Kimler Serhat." Dedim gıcık bir ses tonuyla.
Geleli bir hafta oluyordu ve her gün olduğu gibi bugün de hep beraber kahvaltı yapıyorduk.
"Arkadaşın." Ağzıma zeytin attım.
"Hangi arkadaşım.?" Dedim salağa yatarak.
Sinirleniyordu.
Emir'e baktığımda onun zaten bana baktığını görünce hemen gülümsedim.
Rüya benim kucağımdaydı ve Emir sürekli ikimizde yemek yiyor muyuz diye gözlerini bizden ayırmıyordu.
"Kaan'lar." Serhat'ın sesiyle ona döndüm.
"Kaan.!" Rüya kollarını kaldırarak sesini yükselttiğinde Serhat hemen ona bakıp gülümsemişti.
"Amcam, kahvaltıya Kaan'ı çağırmak ister misin.?" Rüya sevinçli bir çığlık attığında Serhat yan gözlerler Emir'e bakıyordu.
"Çağıralım mı abi...yani Duru çağırsın."
Serhat sen bittin oğlum.
"Biz birazdan onlara gideriz gerek yok çağırmamıza." Dediğimde kızımın saçlarını okşadım.
"Babana söyle beni bir daha ararsa onu şikayet edeceğim." Annem'in bir anda giriş yapmasıyla hepimiz şaşkınlıkla ona baktık.
Telefonu masaya bırakıp sinirle sandalyesine oturduğunda neler olduğunu merak etmiştim.
"Konuşmayın diyorum anne." Emir'in sert sesiyle hızla oğluna döndü.
"Onunla konuşan kim.? Peşime adam takmış!" Sesi yükseldiğinde Rüya dikkatle babaannesine bakıyordu.
"Büyükbabam buraya gelsin."
"Ben o büyükbabanın sıfatına tük.."
Emir boğazını temizlediğinde annem susmuştu.
"İşleri varmış şimdi gelemez bir tanem." Rüya onu tanıyordu ama annem kadar yakın değillerdi.
Zaten çok fazla Türkiye'de durmuyordu.
Geçen ay iki hafta buradaydı ve annemle de görüşmüşlerdi ama sonra geri dönmüştü.
"Babana bir çare bul bir daha Türkiye'ye gelmesin yoksa sana hakkımı helal etmem."
Emir'in yüz ifadesiyle başımı hızla tabağıma eğip gülmemek için dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Yemekten sonra baş başa konuşalım anne." Demişti Emir.
Annem ağzının içinden bir şeyler derken duymuyorduk.
"Gel bir tanem annen de biraz yemek yesin." Rüya kucağımdan alındığında yüzümdeki gülümsemeyi hızla kestim.
Rüya'nın saçlarıyla kendimi gizliyordum ama Emir'in bir anda onu almasıyla kabak gibi ortaya çıkmıştım.
Boğazımı temizleyip çatalı tekrar elime aldım.
"Yenge, Gaye hanım iki gündür ortalarda yok bir sorun yoktur inşallah."
Yusuf konuştuğunda bir ona bir de Serhat'a baktım.
Dinlemiyormuş gibi yapıyordu.
"Oğuz'un yanında o." Ve Serhat'ın başı kopacak derecede hızlı bir şekilde bana döndü.
Oğuz'un yanında falan değildi.
Hatta Oğuz oğlunu bile bırakıp o kadınla yurtdışına gitmişti ve Gaye Kaan için fazlasıyla üzgündü.
Henüz dört yaşındaydı ve babası onu terk etmişti.
Gaye ve Oğuz evliyken de babasıyla arası çok iyi değildi ama yine de babam var diyordu.
"Amcam beni zorla Kaan'lara gönderdi baba."
Emir sinirli bir şekilde Serhat'a döndüğünde araya girdim.
"Ben oradaydım...Serhat'a Rüya'yı getir demiştim onu söylüyor."
Serhat yatsın kalksın benim gibi bir yengesi olduğuna dua etsindi.
"Şundan da ye annecim." Rüya'nın ağzını yemeklerle doldurduğumda artık konuşamıyordu.
Emir'in telefonu çaldığında göz ucuyla bakıp açtı.
"Şirkete geç beni bekle beraber gideriz." Ses tonu sert çıkınca Rüya başını eğerek babasına çevirmişti.
O kızımıza göz kırpıp gülümsedikten sonra bana bakıp Rüya'yı işaret edince uzanıp aldım.
İçeriye gitmişti.
"Bugün denize gidemez miyiz anne."
"Gidemeyiz bir tanem baban bu aralar çok yoğun."
Yüzü asıldığında Serhat'ın uzattığı ekmeğe bakıp kıkırdadı.
Rüya için ekmeğe çikolata ve reçelden yüz yapmıştı.
"Teşekkürler amca." Serhat onun burnuna dokunup geri çekildiğinde gülümsüyordum.
Rüya gerçekten şanslı bir çocuktu.
"Sen benim odamı gördün değil mi amca." Serhat gözlerini devirdiğinde sesli bir şekilde gülmüştüm.
"Yedi kere gösterdin amcam."
"Sen görmüş müydün amca." Bu sefer muhattabı Yusuf'tu.
O da hızla başını salladı.
"Bana da beş kere gösterdin prensesim."
Başı bana döndü.
"Anne Çınar'ın annesine söyle bize gelsin ona odamı gösterelim...babamın benim için özel yaptırdığını da söyleyelim." Yanaklarını sıkıştırıp öptüm.
Henüz haberi yok ama Çağan ve Çınar zaten akşam buraya geleceklerdi.
Çağan ve Sinem boşanmıştı.
Yani Rüya'nın verdiği dedikodu doğru çıkmıştı.
Çınar Sinem'de kalıyordu ama Çağan sık sık görmeye gidiyordu...Emir böyle söylemişti.
Bilal'le de görüşüyordu ama başka kimseyle görüşmüyordu. Betül ve Şevval'le bile arasına mesafe koymuştu.
Bilal ve Çağan'la da öyle eskisi gibi yakın değillerdi. Aralarına soğukluk girmişti.
Yurtdışında bir arkadaşı geliyordu bugün ve Emir onu ailesiyle birlikte bize davet etmişti.
Adını hep duymuştum ama hiç tanışamamıştım. Bugün hepsiyle yemek yiyecektik. Yurtdışındaki arkadaşı evliydi yani eşiyle gelecekti.
İki gün sonra da meleğimizin doğum günüydü.
Her şeyi ayarlamıştık...organizasyon şirketine istediğimiz konsepti söyleyip yemek şirketiyle de anlaşmıştık.
Meleğimin hatırlayacağı ilk doğum günü partisi tam da hayallerindeki gibi olacaktı.
Diğer meleğimin yanına neredeyse iki haftadır gitmiyordum. Emir bir süre aydan aya gideceğimizi ve bunun beni daha az etkileyeceğini söylüyordu ama ben zaten onunla barıştığım günden beri eskisinden daha iyiydim.
Sadece on günde bile ruhumu iyileştirmişti.
Derin bir nefes alıp kucağımdan ne ara indiğini bilmediğim kızıma bakındım.
Yusuf'la havuz kenarında bisiklet sürmeye çalışıyordu.
Enerjisine bazen yetişemiyordum.
"Anne...Ahmet bey gelec.."
"Anma şunun adını...yüzsüz şerefsiz." Cümlem ağzıma tıkılmıştı.
"İyiydiniz." Dediğimde sinirle bana baktı.
"O adam bir daha bu eve girerse ikinizde yüzümü göremezsiniz...sen onunla görüşmeyeceksin hatta Rüya'yı bir daha görmemesini sağlayacaksın."
Şaşkınlıkla ona bakıyordum.
Fazla sinirliydi.
"Oğlu yaşındaki kadınlarla görüntülenmiş hem de benimle görüşürken."
Gözlerim kocaman açılmıştı.
"Siz görüşüyor muydunuz.?" İlk defa kabul etmişti.
İkimiz konuşurken bir şeyin suya düşme sesini duyduğumda korkuyla Rüya ve Yusuf'a baktım.
Yusuf ileride arkası dönük telefonla konuşurken Rüya ortalarda yoktu.
Sandalyemin geriye düşmesini sağlayacak kadar hızlı kalkıp az önce Rüya'nın bisiklet sürdüğü tarafa koşarken yere düştüğümde Serhat diğer taraftan hızla gelip havuza atlamıştı.
Kalbim çıkacak kadar atarken annemin çığlığı bahçeyi inletmişti.
Serhat Rüya'yla beraber havuzdan çıktığında bu sefer bahçede Rüya'nın ağlaması yankılanıyordu.
Dizlerimin üzerine çökmüş bir şekilde elimi kalbimin üstüne koyduğumda gözlerim Serhat'ın kucağında ağlayan kızımdaydı.
Korkudan ayaklarımın bağı çözülmüştü ve ben yanına gidememiştim.
"Bir şeyi yok tamam...kalk annem bir şeyi yok çok şükür." Annem yanıma eğilip kolumu tuttuğunda kalkamıyordum.
Ödüm kopmuştu.
Ciddi anlamda korkudan dilim tutulmuş gibi konuşamıyordum.
"Duru.!" Emir'in sesiyle annem yanımdan kalkıp ağlayan kızıma doğru gitti.
Emir'de yanımdan koşarak Rüya'nın yanına gittiğinde hızla kucağına aldı. Babası onu kucağına aldığı an ağlamaları resmen çığlığa dönüşmüştü.
"Baba!"
"Ağlama bir tanem bir şey yok...noldu Serhat." Sesi korkuluydu.
"Abi bisiklet sürüyordu havuza düştü ben diğer taraftaydım ses gelince geldim." Serhat konuştuğunda Emir'in adımları yanımda durmuştu.
Rüya hala yüksek sesle ağlıyordu.
"Anne su getirir misin.?" Emir'e başını sallayıp onaylayan kadın koşturarak içeriye gitmişti.
Yerden destek alarak ayağa kalkmaya çalıştığımda Emir kolumdan sıkıca tutarak beni kaldırdı.
"Bir şey yok sakinleş." Yüzümü okşadığında ağlayan kızımıza sıkıca sarılıyordu.
"Rüya." Sesim kısık çıktığında boğazımı temizledim.
"Ağlama bir tanem biz burdayız."
Korkmuştu...ben ondan daha çok korkmuştum.
"Baba düştüm!" Emir'e bakarak ağlarken bacaklarını tutup omzundan öptüm.
Emir'de alnından öpüyordu.
"Bir yerin ağrıyor mu her şeyim." Dedi.
Rüya onun yüzüne iki eliyle dokunup ağlarken başını iki yana sallayıp göz ucuyla da bana baktı.
"Bisikletten düştüm." Hıçkırdı.
Emir kucağında ağlayan kızımıza öyle bir bakıyordu ki onun elini tutup sıktım.
Rüya'nın canı yandığı için çaresiz ve suçlu bir şekilde bakıyordu karşısındaki meleğe.
"Görmedim bir tanem çok özür dilerim." Rüya ağlayarak başını hemen onun boynuna gömüp sıkıca sarılmıştı.
"Oğlum." Annem elinde suyla yanımıza geldiğinde Emir derin bir nefes alıp elimi bırakıp suyu aldı.
"Çok korkmuş benim meleğim...sudan bir kaç yudum iç bir tanem." Rüya babasına zorluk çıkartmadan suyu içtiğinde yüzüne yapışan ıslak saçları çekiyordum.
"Üstünü değiştirelim üşütmesin...sizde şöyle durmayın çocuk bu düşe kalka büyüyecek hadi." Annem kolumdan tutup getirdiği diğer suyu bana uzattığında içtim.
"Aklım çıktı." Dediğimde başını salladı.
"Benim de benim de...rahat durmuyor ki bir bakıyorum yanımda bir bakıyorum ortada yok." Göz ucuyla bana bakıp koluma dokunduğunda noldu der gibi başımı salladım.
"Denize gitmek istiyordu bu bahaneyle yüzmüş oldu."
Bozulan sinirlerimle beraber güldüğümde tek elimle yüzümü kapattım.
Kalbim hala hızlı hızlı çarpıyordu.
"Havuzun kenarlarına korkuluk yaptıralım ya da üstünü kapatalım siz gireceğiniz zaman açarsınız." Başımı salladığımda bana sarılmıştı.
"Bir şey oldu mu düştüğünde." Başımı yine iki yana salladım.
Serhat olmasa olacakları düşünmek bile istemiyordum. Anında atlamıştı.
"Biraz serinlemiş oldu bir şey yok hadi geç otur." Koltuklara oturacağım sırada göz ucuyla arkamızda kalan ikiliye baktım.
"Üstünü değiştireyim hasta olmasın."
"Ben yapayım mı.?" Dedi annem.
"Ben hallederim sen otur." Kolumu okşadıktan sonra oturup derin bir nefes almıştı.
Rüya hala ağlıyordu.
"Rüya ağlama bir tanem bizi üzüyorsun." Yanlarına gidip konuştuğumda daha çok ağladı.
Bu aralar sadece Emir'i dinliyordu.
"Meleğim." Başını kaldırıp konuşan adama baktı.
"Benimle şirkete gelmek ister misin bugün.?" Burnunu çekip gözyaşlarını sildi.
"O ne demek.?"
Her şeyi bilip şirketi bilmemesi ilginçti.
"Benim iş yerime götüreyim mi seni."
Konu ilgisini çekmiş gibi hemen başını sallayıp ağlamasını kesmişti.
"Kaan'da gelsin mi.?"
Emir ağzının içinden bir şeyler diyip tekrar kızımıza döndükten sonra başını salladı.
"Gelsin bir tanem." Kaşlarımı çattım.
Rüya'yı mı kıskanıyordu o.
"O zaman ona haber verelim."
"Böyle üstün ıslak ıslak mı haber vereceksin annecim...ben Gaye ablanı ararım önce üstünü değiştirelim."
Başını sallayıp tekrar başını babasının omzuna koydu.
"İyi misin.?" Dedi yürümeye başladığımızda.
Başımı sallayıp koluna girdim.
"Gidemedim yanına, ödüm koptu." Belimden tuttu.
Emir beni kendine çektiğinde annemin söylediklerini dinleyip gülümsedim.
"Emir her gün ağaç tepelerinden düşüyordu bu kadar üzülmüyordum.... kız çocuk gerçekten farklı oluyormuş." Demişti.
"Babaanne."
"Söyle babaannesinin bir tanesi."
"Ben babamın iş yerine gidiyorum hem de Kaan'la." Ağzında bakla ıslanmıyordu ve bunu ağlarken yapıyordu.
Annem güldüğünde Rüya ıslak yüzüyle bana döndü.
"Biz bugün babamla olacağız sen bizi merak etme anne." Ağzım açık ona bakıyordum.
"Ben de geleyim sizinle." Dedim bilerek.
Tepkisini merak etmiştim.
Yüzü şekilden şekile girdiğinde gözlerimi kısık onlardan ayrıldım ve önden yürümeye başladım.
Doğurduğumuza trip atmayacaksak neden doğuruyoruz ki.
Kocamı küçük bir miniğe kaptırmıştım.
"Duru." Onlardan önce Rüya'nın odasına girip dolaptan güzel bir elbise ve iç çamaşırı çıkarttım.
"Anne tamam sen de gel şaka yaptık ki biz."
Gözlerimi kısarak konuşan cadıya döndüm.
"Banyoya giriyoruz." Başı hızla babasına döndü.
"Babam banyo yaptırsın bana."
"Tamam güzelim ben hallederim." Emir elimdeki elbiseyi kenara koyup odadaki banyoya yürüdüğünde yatağın üstüne oturup geriye doğru uzandım.
Her zaman düşüyordu ama bugün çok korkmuştum. Aklım çıkmıştı.
Elimi kalbime koyup gözlerimi odada gezdirirken bir kere daha hayran oldum. Tüm düşündüklerim dağılmıştı. O kadar güzel bir odaydı ki benim bile burada kalasım geliyordu.
Rüya zaten gördüğü gün sevinçten sabaha kadar uyumamıştı...hep beraber odada sohbet edip arada oyun oynadıktan sonra sabaha karşı uyumuştuk.
Gördüğü andan itibaren benimle yatmıyordu. Bebeklerini yatağa koyup onlarla uyuyordu. Sadece iki gün önce gece uyanıp bizim yanımıza gelmişti.
İkisini beklerken duyduğum gülme sesleriyle gözlerimi devirdim. Banyoyu sevsin diye yapmadığım hiçbir şey kalmamıştı.
Demek ki Emir'in gelmesi lazımmış.
Kesinlikle.
Emir..
Bir tanem.
Aklıma gelenle hemen Gaye'yi aradım. Yarım saate Kaan'ı getireceğini söylediğinde vedalaşıp kapattık.
Banyonun kapısı açıldığında gelen ikiliye baktım. Rüya'yı kırmızı bornozuna sarıp kucaklamıştı.
Üstü sırılsıklam olmuştu.
"Bundan sonra görevi ben devralıyorum.." Kızımızı kucağıma aldığımda hemen boynuma sarılmıştı.
"Ben de üstümü değiştireyim çıkarız...şu sarı oğlana haber verdin mi.?" Kendimi tutamadan güldüğümde başımı salladım.
"Hazırlanıyor sarı oğlan." Yine gülmüştüm.
Kızımızı kıskanıyordu.
Sarı oğlan.
Sarı kız.
Emir'in elleri kalçalarıma doğru kaydığında alnımdan öptü.
Rüya'yı da öpüp odadan çıktığında kucağımdaki cadının saçlarını kurutup elbisesini giydirdim.
Prenses gibi olmuştu.
"Çok güzel oldun bir tanem."
"Ama saçlarım kıvırcık oldu anne."
Saçları kendi şeklinde dalgalıydı.
"Düz mü istiyorsun." Başını salladığında saçlarına zarar vermeden hafifçe fön çektim.
"Oldu mu.?" Gülümseyerek başını salladı.
Çok süslüydü.
Teyzesi gibi.
Aynı Rüya gibiydi...hamileliğimde sürekli o yanımda olduğu için sanırım kızım teyzesine çekmeye karar vermişti.
"Teşekkür ederim anniş."
Yanağından sertçe öptüğümde geriye düştü.
Onu hemen kaldırıp kendimi tutamadan güldüğümde benimle beraber gülüyordu.
Bizim analık.
Elini tutup aşağıya indiğimizde Emir'in hazır olduğunu görünce yanına doğru gittik.
Serhat ve Yusuf'la konuşuyordu.
"Baba." Emir hızla bize dönmüştü. "Nasıl olmuşum?" Rüya elimi tutarak etrafında döndüğünde herkesi güldürmüştü.
Kelimeler çoğu zaman düzgün çıkmıyordu ama anlaşılıyordu.
"Her zamanki gibi çok güzelsin meleğim." Güzel olmuşsun değil, çok güzelsin.
Emir dünyaya kız babası olmak için gelmiş olabilir miydi.?
Bahçeye el ele giren ikiliyle gülümseyip göz ucuyla Serhat'a baktım. Gülerek Rüya'yı dinliyordu ve sırtı Gaye'lere dönük olduğu için geldiklerini görmüyordu.
Boğazımı temizleyip yürümeye başladım...yanlarına geldiğimde eğilip Kaan'a kocaman sarıldım.
"Ne kadar yakışıklı olmuş benim aşkım." Utangaç bir şekilde gülerek bana tekrar sarılmıştı.
"Yerim seni Kaan." Yanaklarından öpüp ayağa kalktım ve Gaye'ye sarıldım.
"İşin var mıydı.?" Başını iki yana salladı. Suratından iyi olmadığını anladığımda moralim bozulmuştu.
"Çocuklar gitsin kahve içelim olur mu.?" Hafifçe gülümseyip başını salladığında arkama baktım.
Serhat bize doğru dönmüş Gaye'ye bakıyordu.
Rüya henüz arkadaşını görmemişti.
Kaan elimi tuttuğunda bu çocuğu gerçekten yemek istiyordum...çok akıllı ve usluydu.
"Bugün Emir abin sizi iş yerine götürecekmiş." Mavi gözleriyle bana bakıp dinlerken çekingen bir şekilde başını salladı.
"Rüya, bak burada kim var." Serhat konuştuğunda Kaan'ın gözleri onu bulmuştu.
Serhat'ı gördüğü an kocaman gülümseyip elimi bıraktığında ona doğru koşmuştu. Serhat onun için dizlerini yere koyup kollarını açtığında ona sarılan çocuğa sıkıca sarılarak karşılık vermişti.
"Aslan parçası hoş geldin." Diyordu saçlarını karıştırırken.
Kaan'ın ne dediğini duymamıştım ama Serhat içten bir şekilde gülmüştü.
Serhat Gaye'den hoşlanıyordu...çok emin olmasam da Gaye'de de bir şeyler vardı.
Gaye yanımda durduğunda beraber karşımızdaki ikiliye bakıyorduk.
"Şu çocuğa Oğuz bile böyle içten sarılmadı." Duyduğum cümleyle hızla ona döndüm.
Şaşırmıştım.
Oğuz'u bu kadar kötü bilmiyordum.
Ya çok iyi rol yapmıştı ya da benim gözüm Emir gelmeden önce kimseyi görmediği için anlayamamıştım.
"İyi anlaşıyorlar diyordun."
Derin bir nefes verdi.
"Sen o haldeyken bir de kendi dertlerimi mi anlatsaydım Duru." Yüzümü buruşturdum.
Söyledikleriyle gerçekten şok geçiriyordum.
Görmemiştim...Gaye'nin mutsuz olduğunu anlamamıştım.
"Emir...ne zaman çıkıyorsunuz." Dedim Gaye'yle hemen konuşmak istediğim için.
"Çıkıyoruz şimdi güzelim...gel bakalım yakışıklı." Rüya kucağındayken ilk başta tutması için elini uzattı ama Kaan başını kaldırıp Emir ve Rüya'ya baktığında boşta olan eliyle onu da kucağına aldı.
Emir öyle bir adamdı ki...ona her gün yeniden aşık oluyordum.
Rüya arkadaşına sarılmaya çalıştığında Emir boğazını temizleyip ikisini de uyarınca Gaye'ye döndüm.
Gülümseyerek Emir'in kucağındaki çocuklara bakıyordu.
"Ya baba Kaan'a sarılacağım." Rüya tekrar kolunu arkadaşına uzattığında Emir yine başını ortaya koyarak engelledi.
"Yürürken kıpırdamayın yoksa düşersiniz." Kahkaha atmama az kalmıştı.
Fazla komiklerdi.
Serhat gözlerini Kaan'dan ayırıp Gaye'ye çevirdiğinde hızla bana baktı.
Başını merakla ne oldu der gibi çaktırmadan oynattığında cevap vermedim. Onu sinir edeceğim derken şaka yapmıyordum.
Emir yanımdan geçerken beni öptüğünde yürümeye başlamıştı...Rüya ve Kaan el sallayarak bize bakarken yanımdaki arkadaşımla onlara el sallıyorduk.
Yusuf onlarla giderken Serhat yanımıza doğru geliyordu.
"Bir sorun mu var.?" Soruyu doğrudan Gaye'ye sormuştu.
"Hayır." Dedi Gaye gözlerini kaçırarak.
"Bir şey mi oldu Gaye." Serhat onun kolunu tuttuğunda Gaye sadece Serhat'ın kolundaki eline bakıyordu.
"Olmadı diyorum bırakır mısın.?" Kolunu çekti ama Serhat bırakmadı.
"O piç mi canını sıktı." Dedi sert sesiyle.
Serhat'ı ilk defa böyle görüyordum.
"Bir şey yok diyorum Serhat bırak.!" Gaye'nin sesi yükseldiğinde kolunu çekip içeriye doğru yürümeye başlamıştı.
İkimizde arkasından bakarken Serhat'ın yüzü sıkıntılı bir hal aldı.
"Piç yüzünden mi canı sıkkınmış."
"Bilmiyorum." Dedim haline üzülerek.
"Konuşurum birazdan." Gözleri bana dönmüştü.
"Bana haber verir misin yenge."
Başımı salladığımda mahçup bir tavırla bahçeden çıkmıştı.
Gaye ve annemin yanına gittiğimde bir kaç dakika üçümüz oturduktan sonra annem bağışçısı olduğu derneğe gitti.
"Anlat bakalım Gaye." Bacaklarımı bağdaş yapıp onun ellerini tuttuğumda derin bir nefes verdi.
"Evliliğimiz senin sandığın kadar mükemmel değildi...ben Oğuz'dan zaten uzun zamandır şüpheleniyordum ama işte kanıt bulamıyordum. Kaan için görmezden gelmeyi bile düşünmüştüm ama o fotoğrafları görünce zaten evliliği içimde önceden bitirdiğimi anladım...oğlum için bile dayanamadım o pisliğe."
Burnunu çektiğinde elini sıktım.
"Bakma Kaan'a babalık yaptığı falan da yoktu...hele Emir'i görüp tanıdıktan sonra bu adamla nasıl bunca yıl yaşadığımı sorguladım."
Ağlıyordu.
"Ben zaten biliyordum beni aldattığını hissediyordum. Daha kesin olarak bilmeden bitirmişim zaten onu kafamda..kalbimde."
"Nasıl anladın.?" Dedim peçeteyle yüzünü silerken.
Başını eğdiğinde elini tekrar tuttum.
"Gaye."
"Serhat'tan etkileniyorum sanırım." Kolunu okşadım.
"Onu anladık zaten aşkım." Gözyaşlarını silerken gülümsedi.
"Ama olmaz." Kaşlarımı çattım.
"Niye olmuyor." Dedim hemen.
Elini iki yana açtı.
"Benim çocuğum var farkında mısın.? O zaten manyağın teki...kısacası bizden olmaz."
"Serhat senden hoşlanıyor Gaye, belki daha fazlası."
Gözleri bir yere daldığında hafifçe gülümsemişti.
"Kaan'ı çok seviyor...Babası bile onunla böyle ilgilenmiyordu." Gözleri tekrar beni buldu.
"Belki de benim gözümü boyamak için Kaan'ı kullanıyor...çok saçma Duru....Oğuz'un yapmadığı şeyleri onun yapması çok saçma...benim aklımı çelmek için oğlumu kullanıyor."
Başımı hızla iki yana salladım.
"Serhat öyle birisi değil."
Gözleri kısıldı.
"Sana kötü davranıyordu."
"O ayrı bir konu Gaye biliyorsun...Emir'e yaşattıklarımdan dolayı ikisi de bana duvar örmüştü ve haklılardı o konuyu katma...Serhat eğer Kaan'ı sevmeseydi yanına bile yaklaşmazdı."
Derin bir iç çekip eliyle yüzünü kapattı.
"Bana inandırıcı gelmiyor..babası bu kadar düşünmüyordu Serhat kim olarak bu kadar düşünüyor..ya bizi oyun okuluna kadar takip ediyor Duru." Gözlerim açılmıştı.
"İçeri girdiğimizde arabasını gizli bir yere çekip iki saat bekliyor."
Serhat'a bak sen.
Serhat abayı yakmış geçmiş olsun.
Gaye'de abayı yakmış ona da geçmiş olsun.
"Çok saçma." Diyordu kendi kendine.
"Değer veriyor ikinize de." Güldü.
"Aynen." Alayla söylemişti.
"Gaye şu an ne düşünüyorsun bilmiyorum ama Serhat'ı çok iyi tanıyorum o öyle düşündüğün gibi birisi değil...istemediği hiçbir şeyi yaptıramazsın ona."
Kafası iyice karışmış görünüyordu.
"Bu normal mi yani." Dedi tekrardan.
"Senden hoşlanıyor çok normal."
Yine eliyle yüzünü kapattı.
"Çocuğu olan birisini seviyor." Koluna vurdum.
"Gerçekten saçma sapan konuşuyorsun çocuğu olan kişiler sevilemez mi.?"
Ofladı.
"Duru ben boşandım, Serhat daha önce evlenmemiş."
Dışarıdan gelecek tepkilerden korktuğunu o an anlamıştım.
"Olabilir bu normal bir şey...Emir'de önceden nişanlanmıştı." Başını iki yana salladı.
"Aynı şey değil."
"Birisiyle nişanlanmış ve ayrılmış, sende evlenmişsin ve boşanmışsın ne var bunda Gaye...senin düşündüğün kadar büyütülecek bir durum yok."
"Çocuğum var."
"Allah Allah hiç haberimiz yok bundan." Bu sefer koluma vuran oydu.
"Serhat bunu bilerek senden hoşlanıyor ve Kaan'a bayılıyor...ağzından düşürmüyor sürekli onunla bir yerlere gidip vakit geçirmek için benim kızımı kullanıyor." Son cümlemde ikimizde gülmüştük.
"Tek gitmeye korktuğu için araya sürekli Rüya'yı attığının farkında değil misin.?"
Başını eğdi. Farkındaydı.
Kolunu okşadım.
"Bunlar sizin konuşup görüşmeniz için bir sorun değil Gaye, kendini kötü hissedeceğin bir durum yok."
Başını kaldırmadı.
Onu kendime çekip sıkıca sarıldım.
"Ben Serhat'ın Kaan'a olan duyguları konusunda kefilim...eğer onu sevmeseydi dediğim gibi yanına yaklaşmazdı."
İçi biraz olsun rahatlamış görünüyordu.
Bir kaç saat daha konuştuğumuzda akşam gelecek olan misafirlerimiz için alışverişe Gaye'yle beraber çıktık.
Market alışverişi bizim moralimiz bozukken yaptığımız terapi gibi bir şeydi ve bugün de Gaye için buradaydık.
Evden aldığımız listeye bakarak rafları gezerken çarptığım bir bedenle geriye sendelediğimde adamın kolumu tutmasıyla hızla geri çekildim.
"Pardon." Bana bakmadan konuşurken göz göze geldiğimizde susmuştu.
"Canınız acıdı mı.?" Kaşlarımı çatarak karşımda sırıtan adama baktım.
"Ne diyosun kardeş." Gaye konuşurken kolumdan tutup beni kendine doğru çekti ve gevşek gevşek gülen adamdan uzaklaştırdı.
"Cennetten diyorum...düşerken canınız acıdı mı melek gibis.."
Yıl 2017
"Defol git şuradan çantamdaki biber gazını yüzüne gözüne sıktırma." Gaye tekrar sertçe konuştuğunda sinirle karşımdaki adama bakıyordum.
Adam hala gülerek bana bakarken Gaye ona atıldığında kolundan tuttum.
"Defol git belanı arama." Diyip hala ona atılan arkadaşımı tutmaya devam ettim.
Elini kalbine koyup geriye doğru sendelemiş gibi yaptığında ikimizde şaşkınlıkla ona bakıyorduk.
"Duydunuz mu.?"
"Ne diyorsun oğlum sen.?" Dedi Gaye.
"Kalbimin kırılma sesini duydunuz mu hanımlar...adınız neydi bu arada." Aksanlı konuşmasıyla çattık der gibi Gaye'ye bakıp hızla kolunda tutup uzaklaştırmaya çalıştım.
"Sapık." Diyordu arkadaşım.
"Daha vücuduna iltifat etmeden sapık mı oluyorum." Adam bedenimi süzmeye başladığında bu sefer ben ona vurmak için atılırken beni tuttan Gaye'ydi.
"Gözlerini oydurtma bana şerefsiz...seninle ben değil kocam uğraşacak." Telefonumu çıkarttığımda adam hemen elimden almıştı.
"Evli olduğunuzu bilmiyordum kusura bakmayın. Sizde kusura bakmayın hanımefendi mevzu uzamasın iyi günler." Telefonumu tekrar uzatıp koşar adım marketten çıkmıştı.
Bir kaç kişi buraya bakarken biz hala giden adamın arkasından bakıyorduk.
Ne yaşadık az önce.
"Vay piç." Gaye arkasından söyleniyordu.
"Şerefsiz." Dedim aynı şekilde.
"Ara Emir'i belasını si.." Etrafına bakınıp devamını söylemedi.
"Tamam Gaye, gitti zaten karıştırmayalım şimdi onları."
"Bak duyarsa siz kötü olursunuz." Dedi beni ikna etmeye çalışarak.
"Duymaz merak etme."
Kol kola girmiş hala şaşkınlıkla adamın gittiği yere bakarken biz çarpışmadan önce elinde olan şarabıda bizim arabaya bıraktığını görmüştüm.
Nefret ediyordum böyle insanlardan.
Gaye'yle söylene söylene alışverişi yaptıktan sonra dışarıdaki magazinle derin bir nefes aldım.
Arka çıkışı sorduğumuzda olmamasıyla arkadaşım önden arabaya gitmişti bile. Arkasından çıktığımda etrafım hızla çevrildi.
"Duru hanım eşiniz Emir beyle ilgili ayrılma iddialarınız doğru mu.?"
Hızla yürümeye başladığımda korumalardan birisi yanıma gelip benimle yürümeye başladı.
"Emir bey tarafından boşanma davası açılmış bir şey söylemek ister misiniz.?"
"Duru hanım.?"
Arabanın arka koltuğunu benim için açan adama gülümseyip bindiğimde kapım tekrar kapanmıştı.
"Duru hanım Emir beyin boşanma davası açt..adamın attığı fotoğraflarıda mı görmüyorsun kör.!" Gaye tüm siniriyle camdan bakarak konuşurken gülüp sırtıma attığım kazağı yanıma koydum.
Aslında buraya benim arabamla gelmiştik ama şu an korumalarla dönüyorduk.
Gaye'yi sakinleştirdikten sonra eve gelip kahve içtikten sonra o gitmişti.
Emir'i aradığımda açmayınca Yusuf'u aradım. O da açmadı.
Serhat'ı aradığımda anında açılmıştı.
"He yenge." Dedi anında.
"Serhat Emir'ler yanında mı.?" Sesim telaşlıydı.
"Biraz uzağımdalar götüreyim mi telefonu abime."
Elime kalbime koyup derin bir nefes aldığımda telefondaki adama cevap verdim.
"Ne yapıyorlar.?"
"Rüya'yı bulabilirse eve geleceğiz." Sesi kendini gülmemek için zor tutuyormuş gibi çıktığında gülmüştüm.
"Dolaplara giriyor söyle oraya baksın."
"Zaten dolaba girdi ama abim bunu bilmiyor." Gülmüştüm söylediğine.
"Serhat telefonu ona verir misin.?" Bir şey demeden yürümeye başladığını seslerden anlıyordum.
"Ne var lan!" Emir'in yüksek sesiyle irkilip telefonu hafifçe kulağımdan uzaklaştırdım.
"Yenge telefonda abi."
Ve bir saniye sonra aşık olduğum sesi duymuştum.
"Güzelim."
"Emir." Söyleyeceğim şeyleri unutmuştum.
"Bir şey mi oldu bir tanem." Dedi.
"Sizi merak ettim telefonunu açmadın."
"Rüya bir yere saklandı onu bulmaya çalışıyorum telefonum odada." Gülümsedim.
"Etrafında dolap var mı.?" Dediğimde hemen onayladı.
"Kızımız onlardan birinin içindedir bir tanem." Dediğim an Rüya'nın çığlık seslerini de duymuştum.
Bulmuştu.
Kıkırdadım.
Söylediğim an açtığı dolapla Rüya'yı bulmuştu.
Telefonuma gelen bildirimlerle göz ucuyla bakıp tekrar kulağıma koydum.
"Seni o kadar çok seviyorum ki." Duyduğum cümleyle iç çektim.
"Ben seni asıl o kadar çok seviyorum ki." Diyerek karşılık vermiştim kocama.
"Bu çocukla nasıl baş ediyorsun Duru." Kahkaham yankılandığında bir kaç saniye boyunca gülmeye devam ettim.
Emir'de gülüyordu.
"Baba sarılmak istiyorum." Rüya'nın sesini de duymuştum.
"Gel her şeyim."
Sanırım onu kucağına almıştı.
"Kaan yok mu.?" Diye sordum.
"O Serhat'ın yanında uslu uslu duruyor...çocuğa o kadar laf ettim izinsiz bir yere bile dokunmadı."
Canım Kaan.
Öyleydi...Rüya bozuyordu onu.
Kaan tek olduğunda dünyanın en akıllı çocuğuydu ama benim yerinde duramayan kızım onu da yoldan çıkartmayı başarıyordu.
"Anne!"
"Annecim, çok özledim seni...hemen eve gelin."
Kıkırdadı.
"Annem beni çok özlemiş baba...çikolata alıp eve gidebilirmişiz."
Gözlerimi devirdim.
"Rüya." Dediğimde telefonu hemen babasına uzatmıştı.
"Çikolata mı istiyorsun yavrum."
"Hayır Emir sakın çikolata almayın...kızımız gerçekten çok cadı."
Cadı ve akıllı.
"Serhat çocukları al geliyorum."
"Tamam abi...gel amcam." Demişti Serhat.
"Duru, Rüya beni hep kandırıyor." Elimle dudaklarımı kapatıp gülmemi engellemeye çalıştım.
"Beni de kandırıyor...o herkesi kandırıyor."
Derin bir nefes verdi.
"Emir bey."
Başka bir ses duyduğumda kaşlarım çatıldı.
"Odama bırak Ceren."
Ceren kimdi.
"Onaya göndereceğim acil demiştiniz."
"Bir tanem ben seni birazdan arayacağım kapatmam lazım." Sesini duyduğumda başımı salladım görecekmiş gibi.
"Öpüyorum."
Kapattım.
Ceren kimdi? Adını daha önce duymamıştım.
Hazırlıklara bakıp üzerimi değiştirdiğimde aynadan kendime bakıyordum.
Siyah uzun ve şık bir tulum giyinmiştim.
Arkadaşı ve eşiyle ilk defa tanışacaktım ve fazlasıyla heyecanlıydım.
Telefonum titrediğinde ekrana bakıp gelen bildirimlerden birisine tıklayınca marketten çıkarken yapılan haberleri okudum.
@GAZETEMAGAZİN
DURU AKSOY KAMERALARA YAKALANMIŞ. EVLERİNE YAKIN BİR MARKETTEN ÇIKAN AKSOY MUHABİLİRLERİMİZİN SORULARINA YANIT VERMEDEN HIZLA UZAKLAŞMIŞ. KENDİSİNE EŞİ İLE ÇIKAN BOŞANMA HABERLERİ SORULMUŞ AMA CEVAPLAMAMIŞ. GERÇİ EMİR AKSOYUN ATTIĞI FOTOĞRAFLARLA BU İDDİALARIN ASILSIZ OLDUĞUNU ANLAMIŞTIK AMA YİNE DE BELLİ OLMAZ. EMİR AKSOY'UN BİRİSİNE BU KADAR AŞIK OLUP ÜSTÜNE ÇOCUK YAPMASI BİZE DE SÜRPRİZ OLDU.
435.628 beğenme 21.729 yorum
@instagramkullanıcısı: Emir mi daha şanslı yoksa Duru mu karar veremiyorum
@instagramkullanıcısı: Kadını Emir yokken asla görmememiz.
@instagramkullanıcısı: bence boşanırlar
@instagramkullanıcısı: Ay ben bu kadını seviyorum ya çok safe place.
@instagramkullanıcısı: Çok tatlı kombini
@instagramkullanıcısı: Emir'i hak etmiyor
@instagramkullanıcısı: MESLEĞE GERİ DÖN.
@instagramkullanıcısı: Duru çok güzelsin ya çocuğunda çok güzelll
@instagramkullanıcısı: Hamile mi sizce.?
@instagramkullanıcısı: Emir için fazla sıradan birisi.
@instagramkullanıcısı: Bence abartılıyor.
@instagramkullanıcısı: Duru Aksoy yine yakıyorsun.
@instagramkullanıcısı: Kardeşine hala üzülüyorum.
@instagramkullanıcısı: Arkadaşlar kaynanasıyla arası büyük bozuk (kesin bilgi)
@instagramkullanıcısı: Bir markayla anlaşmış bunu niye haber yapmıyorsunuz saçma sapan şeyleri paylaşıyorsunuz.
Yorumların bazıları tuhaftı.
Emir'in aracı bahçeye girdiğinde koşarak kapıyı açtım ve ikisini beklemeye başladım.
Serhat telefonda Kaan'ı eve bırakacağını söylemişti.
Arabanın kapısı açıldığında Yusuf hemen inip arka kapıyı açınca Emir'e doğru yürüdüm ama o telefonunda bir şeye bakıyordu.
Yaklaştığımda benim bir saat önce baktığım haberler olduğunu görünce gülümsedim.
"Gerçeği burada." Bakışları bana dönünce belimden tuttu ve hızla kendine çekip sarmaladı.
"Güzelliğim." Boynunun kenarından öptüm.
"Hoş geldin." Diyip tekrar öptüm.
"Hoş buldum her şeyim." Belimi okşadığında huzurla gülümseyip kokusunu içime çektim.
Bu adamı bir kaç saatte bu kadar özlemem normal miydi.?
"Çok özlemişim." Dediğinde güldüm.
Aynı şeyleri düşünüyorduk sanırım.
"Anne!" Bacaklarıma sarılan meleğimi hemen kucağıma alıp yanaklarını öptüm.
"Hoş geldin bal tanem."
O da beni öpüyordu.
"Bir sürü kişiyle tanıştım." Ellerini açtığında ben de gözlerimi kocaman açtım.
"Gerçekten mi annecim." Dedim şaşırmış gibi.
Heyecanla başını sallıyordu.
"Anlat hemen kimlerle tanıştın." Biz konuşa konuşa içeriye girerken Emir'de Serhat ve Yusuf'la bir şeyler konuşmaya başlamıştı.
Üçünün yüz ifadelerine bakılırsa konu ciddi ve can sıkıcıydı.
"Sıkılmadın değil mi.?" Dudağının kenarındaki lekeyle gözlerim kısıldı. Çikolata lekesiydi.
"Hiç sıkılmadım babam hep beni gezdirdi."
Elimi çaktırmadan dudağına atıp siler gibi yaptığımda dikkatle onu izliyordum.
"Yemek falan yemediniz değil mi.? Ya da çikolata.?"
Mavileri irice açıldığında tepkisini ezberliyordum.
O kadar tatlıydı ki kızamıyordum.
"Hiçbir şey yemedik anne."
"Tamam o zaman." Dediğimde saçlarından öptüm.
Sabah havuza düştüğü için bir şey demeyecektim.
Kolları boynuma sıkıca sarıldığında yanağımdan öpüp tekrar yüzüme bakmaya başladı.
"Anne." İtiraf geliyordu.
"Efendim annecim."
"Belki amcam bana zorla çikolata yedirmiş olabilir."
Dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Zorla mı yedirdi." Başını salladığında ben de başımı salladım.
"Zorla yedirdiyse sana değil ona kızarım." Kaşları yine çatıldı.
Eli bir şey düşünüyormuş gibi başına gidip kaşıdığında tekrar konuştu.
"Anne."
İkinci itirafta geliyordu.
"Söyle annecim."
Yalan söylemiyordu, geçte olsa bana gerçeği her zaman anlatıyordu.
"Amcam zorla yedirmedi ona kızma ben hepsini kendim yedim."
Alnının kenarından öptüm.
"Benden habersiz çikolata yeme bir daha annecim...benden iste."
"Ama sen vermiyorsun ki." Dedi hemen.
"Çünkü sen daha çok küçüksün ve çikolata zararlı bir şey." Dikkatle beni dinliyordu.
"Özür dilerim." Başını omzuma koyup kollarını boynuma sardığında sırtını okşayarak sarıldım.
"Bir daha yapma tamam mı.?"
Başını salladı.
"Duru." Bana seslenen adama döndüm.
"Yusuf, sen Rüya'yı Zeus'un yanına götür biraz oyala." Emir'in sesi kısıktı ama duymuştum.
Kaşlarımı çattığımda Yusuf bana doğru gelip kucağımdaki meleği alınca Emir'de beni hızla kendine yasladı.
"Çok özlemişim meleğimi." Gülümseyip ona doğru döndüğümde beni hızla kucağına almıştı bile.
"Ben de kocamı çok özlemişim." Boynundan öptüğümde Emir derin bir nefes vermişti.
"Çok güzel olmuşsun bir tanem." Boynundan öptüm.
"Yoruldun mu.?" Dediğimde dudağının kenarı kıvrılmıştı.
"Ona üç yıl tek başına nasıl baktığını düşünüp kafayı yedim."
Yüzünü okşadığımda koltuğa oturmuştu. Ben de kucağında duruyordum.
"Bu dönemler böyle çok hareketli yoksa uslu bir bebekti...Emir hani açmayacaktık bu konuları." Yüzü düştüğünde ben de üzülmüştüm.
Yanağımdan sertçe öpüp bedenimi iyice kendine çektiğinde kucağında yan bir şekilde duruyordum.
"Açmıyorum tamam asma suratını hemen...benim karım artık hep gülecek." Söyledikleri zaten gülümsememe yetmişti.
Dudağını bir kaç saniye öpüp geri çekildiğimde gözlerine baktım.
"Çok seviyorum seni...çok se.." Dudaklarıma kapanan dudaklarla ben de onun ensesinden tutarak öpüşlerine karşılık veriyordum.
Birbirimizi tükettiğimizde nefes nefese ayrılmıştık.
Alnımı alnına yaslayıp nefeslenirken o hala karnımı okşuyordu.
"Rüya bugün kesinlikle odasında uyuyor." Söylediği cümleyle kahkaha attığımda boynuna sıkıca sarılıp yanağımı omzuna koydum.
"Odasına da kilitleyelim mi çıkmasın." Dedim gülerek.
"O kadar da değil." Yine kahkaha attım.
"Tabi ki o kadar değil Emir şaka yapıyorum zaten...ben gaddar bir anne miyim.?" Gözlerimi kısarak ona baktığımda o gülümseyerek beni izliyordu.
"Sen benim bir tanemsin, meleğimsin...dünyanın en mükemmel annesisin."
Boynumu öptüğünde aşk sarhoşu gibi ona bakıyordum.
"Ben de öpeyim şuradan...buradan da öpeyim." Yüzünün her yerini öperken o sadece beni izliyordu.
"Eğer biraz daha devam edersen odaya çıkmak zorunda kalacağız." Gülmemek için kendimi tutmuştum ama surat ifadesini görünce gülmüştüm.
"Hadi çıkalım ben kocamı çok özledim."
Emir'in gözleri parladığında koltuktan kalkması da bir olmuştu.
Gülüşlerim evin içinde yankılanırken omzuna vurdum.
"Emir saçmalama şaka yapıyorum misafirlerimiz gelecek."
"Siktir et misafiri."
Yine güldüm.
"Aşkım.." kıpırdanıp kucağından indiğimde ellerini tuttum.
"Hadi sen hazırlan ben de kızımızın yanına gideyim..Gece de.." Göz kırpıp bir şey demediğimde gözlerini kapatıp açtı.
"Gece de ne Duru." Yürürken arkamdan sesleniyordu.
"Senin hayal gücüne bırakıyorum geceyi." Hızlı adımlarla dışarı çıktığımda arkamda sinirli bir adam bırakmıştım.
Rüya'nın çığlıklarını duyduğumda koşar adım yanlarına gidip arkadan gözlerini kapattım.
"Ben kimim.?" Dedim sesimi kalınlaştırarak.
"Anne.!" Ellerini havaya kaldırıp arkasını döndüğünde hızla boynuma sarılmıştı.
"Annen seni yesin yesin yesin." Kollarını ısırdığımda gülüyordu.
"Çok seviyorum ya ben bu kızı." Yanağından sertçe öptüğümde geriye doğru sendelemişti.
"Ben de bu kızı çok seviyorum." O da benim gibi söyleyip yanağımdan öptüğünde Yusuf'a baktım.
Gülümseyerek bizi izliyordu.
"Naber Yusuf."
"İyidir yenge ne olsun."
"Senin ikizin nerede.?" Dediğimde tekrar güldü.
"Kaan'ı annesine teslim etmeye gitti hala gelmedi."
Rüya'nın saçlarını okşayıp başının üstünden öptüm.
"Ben götürürdüm niye o gidiyor.?" Serhat'ın ona bir şeyler söyleyip söylemediğini anlamaya çalışıyordum.
"Biliyorsun yenge."
"Neyi.?" Dedim kaşımı şaşkınlıkla kaldırarak.
"Serhat'ın Gaye'yi sevdiğini."
"Hiç haberim yoktu öyle miymiş.?" Diyip güldüğümde Yusuf birisi duydu mu diye etrafa bakınıyordu.
"Aman diyeyim söyleme kimseye Serhat öldürür beni."
Elimle ağzıma fermuar çektiğimde rahat bir nefes vermişti. Bir ara Serhat'ın da ciddi olup olmadığını öğrenmek için konuşmamız lazımdı.
Rüya'yı hazırlamak için odaya çıktığımda duş aldırıp elbisesini giydirmiştim.
"Mis gibi kokuyormuş benim her şeyim." Saçlarını iki yandan örerken o da oyuncak bebeğinin saçlarını tarıyordu.
"Oldum mu.?" Başımı sallayıp yanağını öptüm.
"Çok güzel oldun annecim."
Odanın kapısı çaldığında iki saniye sonra açılmıştı.
Rüya gördüğü kişiyle çığlık atıp kalktığında saçını tutarak peşinden gidiyordum.
Tokasını takıp geri çekildiğimde babasının kucağına yerleşmişti bile.
"Olmuş muyum baba."
Eliyle saçına dokunup Emir'e sorarken onu gerçekten ısırmak istedim. Çok tatlıydı.
Emir sinirle bir nefes alıp verdiğinde gülüp aynaya döndüm.
"Çok güzel olmuşsun meleğim...niye bu kadar güzel hazırladı annen seni. Şimdi herkes benim güzel meleğimi görecek."
Aynada kendime bakarken sesli bir şekilde güldüğümde Emir'in bu hallerinin hoşuma gittiğini fark etmiştim.
Kıskanç bir babaydı ve ben bunu çok seviyordum.
Emir'i çok seviyordum.
"Hadi aşağıya inelim gelirler zaten." Onları beklemeden odadan çıktığımda masayı kontrol etmek için salona girdim ama annem zaten hazırlıklarla ilgileniyordu.
"Annem ne güzel olmuşsun sen." Yanıma gelip yanağımı tuttuğunda ben de onu süzüyordum.
"Sizde çok şık olmuşsunuz Serpil hanım." Gülüp koluma vurduğunda Emir'lerde salona girmişti.
"Serhat ve Yusuf'ta bizimle olacak." Emir konuştuğunda annem ve ben başımızı sallamıştık.
Hep beraber oturup misafirlerimizi beklerken bahçeye giren arabalarla ayaklanıp kapıya gittik.
Öndeki arabadan inen adam Emir'e doğru gelirken eşinin kapısını korumalardan birisi açmıştı.
Çağan'ın da arabası bahçeye girdiğinde göz ucuyla ona bakıp tekrar önüme döndüm.
Rüya babasının kucağında merakla gelenlere bakıyordu.
"Kardeşim." Emir'le sarıldıklarında gözleri hemen Rüya'ya dönmüştü.
"Prenses...ben Ulaş senin adın ne bakalım." Adını biliyordu ama yine de Rüya'yla tanışmak için soruyordu.
"Rüya."
"Memnun oldum Rüya." Diyip kızımın elini sıktığında bana dönmüştü.
"Yenge Ulaş ben memnun oldum."
"Hoş geldin ben de memnun oldum." Diyip elimi uzattığımda başını sallayıp tekrar Emir'e dönmüştü.
Tuhaf bir adamdı.
Bize yaklaşan kadın ve elinden tuttuğu küçük kız çocuğuyla kocaman gülümseyip bir adım öne çıktım.
"Hoş geldiniz." Onunla el sıkışmak yerine sarıldığımızda konuşmaya başlamıştı.
"Hoş bulduk Sare ben memnun oldum."
Gözlerim küçük kıza takıldı.
Kumral yeşil gözlü küçük bir melekti.
"Bu küçük hanımın adı ne acaba." Dizlerimin üzerine eğildiğimde merakla bana bakıyordu.
"Afra." Dedi gülümseyerek.
"Memnun oldum Afra...gel seni Rüya'yla tanıştırayım." Elimi uzattığımda hemen tutmuştu.
Sare'ye bakıp gülümsediğimde o da gülümseyerek kızına bakıyordu.
Rüya ve onu tanıştırdığımda, Emir'le Sare'de tanışmıştı.
Çağan yanında Çınar'la beraber geldiğinde gözlerim elinden tuttuğu çocuktaydı.
Gözleri fıldır fıldır dönerken sanki aradığını bulmuş gibi güldüğünde baktığı yere baktım.
Kızıma bakıyordu.
Afra'ya gülerek bir şeyler anlatan kızıma bakan çocukla derin bir nefes verip yanına gittim.
"Hoş geldiniz Çağan...hoş geldin Çınar." Çınar sesimi duyup bana baktığında gözlüklerini düzeltmişti.
"Naber Duru."
Tekrar konuşan adama baktım.
"İyiyim...üzüldüm ikinizin adına." Dedim kısık sesle.
"Ben üzülmedim emin ol böyle daha iyi sen de üzülme." Ayrılan birine göre fazla mutlu duruyordu.
Emir ve Ulaş'ın yanına gittiğinde Çınar'da peşinden gidiyordu.
Herkes salona geçtiğinde kısa kısa sohbetlere katılıyordum ama gözüm Rüya'nın üstündeydi.
Karşı koltukta Afra'yla birlikte bebeklerle oynuyorlardı.
Çınar ikisine kaşlarını çatarak baktığında gözlerimi devirip bu çocuğun elimde kalmaması için dua ediyordum.
"Çeto yok mu.?" Çağan'ın sorusuyla karşımdaki adamlara baktım.
"Bir arkadaşı buralarda oturuyormuş o sabahtan geldi buraya aslında...gelmesi lazımdı ama arayayım şerefsizi." Kardeşine şerefsiz diye hitap etmesi Çağan'ı güldürmüştü.
Annem ve Sare sohbet ederken hepimiz sofraya geçtiğimizde Rüya benim yanımdaki sandalyeye çıkmaya çalışıyordu...Emir yerine geçeceği sırada kızımızı görüp kucağına aldıktan sonra boynundan öptü ve birlikte baş köşeye oturdular.
"Yenge." Serhat yanıma oturduğunda Yusuf'ta onun yanına oturmuştu.
"Söyle yengesinin gülü." Diyip gıcık bir şekilde kıkırdadığımda dişlerini sıkmıştı.
"Gaye seninle hiç konuştu mu...benimle ilgili."
"Seninle ilgili niye konuşalım ki." Diyip çatalımı elime aldığımda o boynunu kütletmişti.
"Zorlaştırma Allah aşkına."
"Serhat sen en son benim kocama birini ayarlamaya çalışıyordun yanlış mıyım.?" Biz kendi aramızda konuştuğumuz için sesimiz duyulmuyordu.
Masadan kahkaha sesleri yükseldiğinde Emir'lere döndüm.
Gülüyordu.
Sanırım Ulaş'ı gerçekten seviyordu.
"Kuran çarpsın onların hepsi oyundu kadından bilgi alm.."
"Benim alnımda geniş mi yazıyor Serhat ne anlatıyorsun sen.?"
İki eliyle yüzünü sıvazladı.
"Seni gıcık etmek için yaptım yoksa abimin yanına dişi kuş bile yaklaştırmadım inanmıyorsan Yusuf'a sor." Biraz eğilip bizi dinleyen Yusuf'a baktım.
"Bu hain doğru mu söylüyor Yusuf." Dediğimde başını sallamıştı.
"Emin misin.?" Yine başını salladığında göz ucuyla Serhat'a baktım.
Yalvaran gözlerle bana bakıyordu.
"Çok mu merak ediyorsun Gaye'nin senin hakkında ne dediğini."
"Çok." Dedi hızla başını sallarken.
"Etmeye devam et Serhat'cım." Tabağıma dönüp etimi kesmeye başladığımda Yusuf'un gülme sesini duymuştum.
Kapı çaldığında Ulaş'ın kardeşinin geldiğini anlamıştık.
"Selamın aleyküm millet.!" Sesi duyunca kaşlarımı çatarak arkamı döndüğümde gördüğüm kişiyle gözlerim kocaman açıldı.
Markette gördüğümüz adamdı.
Gözleri Emir'den kopup bana döndüğünde yüzündeki ifadeyi silerek hızla gözlerini kırpıştırdı.
"Şaka mı bu.? Seni yerde ararken gökte buldum." Gülerek bana doğru gelmeye başladığında hızla Emir'e baktım.
Rüya'yı anneme vermiş sinirle karşımızdaki adama giderken kolundan tuttum.
"Ne diyorsun oğlum sen.!" Emir bağırdığında annem ve Sema teyze çocukları salondan çıkartıyordu.
"Emir otur anlatayım." Bu sefer sinirle bana döndü.
"Hani kardeşin yoktu Emir abi...bu güzelliği bizden niye saklıy.."
Emir koşar adım karşımızdaki adamın yanına gidip suratına yumruk attığında Çağan ve Ulaş'ta onları ayırmak için salonun girişine gitmişlerdi.
"Yenge ne diyor bu piç.?" Yusuf yanıma geldiğinde ona ve Serhat'a hızlı bir şekilde markette olanları anlatıp Emir'i sakinleştirsinler diye yanına gönderdim ama ikisi kavgaya girip ortadaki adamı Emir'le birlikte dövmeye başlayınca ağzım açık kalmıştı.
Emir'in adamları da tıpkı onun gibi manyağın tekiydiler.
"Lan piç ben senin çenenin yayını sikmez miyim.!" Emir'in bağırışı evde yankılanırken Sare'de olanları öğrenmek için yanıma gelmişti.
"Belliydi bir gün başına böyle bir şey geleceği...bırak dövsünler." Diyordu bana.
"Abi o senin karın mıydı.?"
"Karım lan! o benim karım, amına koduğumun yavşağı.!"
Ulaş ikisini ayırmaktan vazgeçip kenara geçtiğinde bahçe kapısını açıp sigarasını yakınca şaşkınlıkla olanları izliyordum.
Biz şu an ne yaşıyorduk.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldı.?
En çok hangi kısmı sevdiniz.?
Emir Duru'yu kıskansın kıskansın dediniz ben de bu daha başlangıç diyerek bombayı patlatıyorum.
Oy sınırı 1.2k
Yorum sınırı 700
(Lütfen emoji, noktalama işaretleri kullanmayın düşüncelerinizi merak ettiğim için yorum istiyorum...bir de yorumların çoğunluğu sürekli 'yeni bölüm gelsin' tarzında oluyor ve yine düşüncelerinizi okuyamıyorum...lütfen gidişat hakkında düşüncelerinizi de yazın. ♥️)
Beni instagram hesabımdan takip edebilirsiniz
Hesabım: Minabuse_
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
