24. bölüm / 47
Sahte ve Gerçek23. BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: 23. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime · Okuduğun bölüm
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Alıntı ve duyurular için instagram hesabıma gekebilirsiniz (minabuse_)
Keyifli okumalar..
"Tek bir kişi sağ kalırsa hepinizi gebertirim.!" Kime söylediğini bilmiyordum ama konuştuktan bakışları bir saniye bile benden ayrılmamıştı.
Tuzak benim vurulmamdı.
Emir'in gözleri önünde vurulmamdı.
~~~~~~~~~~~~
"Geç Emir.!" Çağan'ın sesini duyduğumda Bilal'in kızların yanına gittiğini anlamıştım.
Emir'in kucağında arkaya koltuğa oturduğumuzda araba hızla yola çıkmıştı.
"Duru." Yüzüme gelen saçları çektiğinde acıyla ona bakıyordum. Bir eli saçlarımı okşarken diğer eliyle belimi tutuyordu.
"Bilinci açık mı.?" Diye sordu Çağan.
Emir cevap vermeden bana bakıp alnımdaki terleri sildi.
"Emir.!"
"Açık.! Bilmiyorum konuşmuyor.!" Bağırmıştı.
Elimi yanağına doğru çıkarttığımda gözlerini kapattı.
Yanağı kan olunca elimi çekecekken izin vermeden yanağını elime yasladı.
"Bir şey olmayacak söz veriyorum." Dedi sessizce.
O'nu ilk defa böyle görüyordum.
"Söylemiştin."
Konuşmamla gözlerini açtı.
"Bilerek kabul ettim...belki de hak etti.."
"Sus."
Yüzümü göğüsüne doğru gömdüğünde bana sarılıyordu.
"Seni seviyorum Duru...çok seviyorum seni. Ölüyorum lan sana.!" Son cümleyi bağırarak söylediğinde gülümsedim.
"Uyandığında konuşacağız bunları." Alnımı tekrar sildi.
Araba o kadar hızlı gidiyordu ki...onlara da bir şey olmasından korkmuştum.
"Hızlan Çağan." Dediğinde canım acımasa ona söylenirdim.
"Son hızdayım."
"Seni seviyorum." Dedim gözlerim dolu dolu. Sözlerim onun yolda olan telaşlı bakışlarının bana dönmesine sebep oldu.
Eğilip dudaklarını alnıma yasladığında gözlerimi kapattım.
"Çok seviyorum seni çiçek bahçesi, çok seviyorum."
Tekrar aynı konumuna döndüğünde yutkunarak yüzünü incelemeye başladım. Karnımdaki yanmayı ilk defa bu kadar çok hissettiğimde derin bir nefes almaya çalıştım ama olmadı.
Emir gözlerini kapatıp açtıktan sonra yüzümdeki saçlarımı çekti.
"Bir şey olmayacak, sana bir şey olamaz." Diyordu kendi kendine.
Elimi koluna attığımda elini elimin üzerine koyarak hızla çekmeye çalıştı ama ben elime gelen kanla hızla yerimden doğrulmaya çalışmıştım.
"Emir." Dedim vurulmama rağmen akmayan gözyaşlarım akarken.
Vurulmuştu.
Emir'de vurulmuştu.
"Emir vurulm."
"Bir şey yok, bir şey yok bir tanem sen daha önemlisin."
"Emir." Hıçkırdığımda alnımdan öptü.
"Vuruldun mu lan.!" Çağan bağırdığında arabada sadece benim hıçkırıklarım yankılanıyordu.
"Vurulmuş Çağan." Dedim son gücümle.
Elimi ensesine koyup onu kendime bastırdığımda aynı zamanda ağlıyordum.
"Ağlama iyiyim ben."
Başımı olumsuz anlamda sallamıştım.
Vurulmuştu ama söylememişti.
"Hay anasını bacısını siktiğimin evladı." Çağan bağırarak daha da hızlandığında Emir'e sıkıca sarılmaya çalışıyordum ama o benden ayrılarak karnıma bastırmaya başlayınca ayrılmıştık.
"Acıyor mu.?" Dedim hala ağlarken.
"Çağan hızlan çok kanaması var hızlan." Öne doğru seslendiğinde sorumu cevaplamadan karnıma bakmaya başlamıştı.
Nefesim kesilir gibi olduğunda elini tutmak için kolumu uzatmıştım ama saplanan ağrıyla inleyerek elimi indirdim.
Emir az önce ona doğru kaldırdığım elimi tutarak öptükten sonra yanağına yaslamıştı.
"İyisin bir şey olmayacak." Gözlerim yavaş yavaş kapanmaya başladığında ondan ayrılmak istemediğimi fark ettim.
Bu durumda onu tek bırakmak istemedim.
"Emir." Sesim kısık ve boğuk çıktığında terlediğimi yeni yeni hissediyordum.
Gözlerimi kapatıp Emir'in elini sıkmaya çalıştım ama olmadı. Sanırım bilincim kapanıyordu.
"Bir şey olmayacak Duru. Söz veriyorum bir tanem...bir şey olmayacak iyileşeceksin." Duyduğum son cümleler bunlardı.
"2 saat önce karnından vuruldu çok kanaması var." Emir'in telaşlı ve korkulu sesini duyduğumda gözlerimi hafifçe açtım ve akıp giden tavanla sedyede olduğumu anladım.
"Emir." Dediğimde herkes bir yandan konuşmaya başlamıştı.
"Hocam Duru Aksoy, kadın hasta silahla yaralanma bilinci açık...karnından vurulmuş."
"Emir." Parmaklarımı kıpırdattığımda sonunda görüş açıma girmişti. Biraz geride olduğu için bizi duymuyordu.
"Emir." Dedim daha yüksek bir sesle ve bu onun bana dönmesini sağlamıştı.
Doktorun yanında hızla bana doğru geldiğinde gözlerimi ağır bir şekilde tekrar kapatıp açtım.
"Burdayım güzelim, hastanedeyiz ameliyata alınacaksın." Sağ gözümden yanağıma doğru yaş aktığında öperek silmişti.
Aklıma gelen şeyle hızla yataktan kalkmaya çalıştığımda karnıma bastırdıkları bezler sedyeden düştü.
"Duru sakin ol bir şey olm.." Emir'in sözünü kesmiştim.
"Eşim vuruldu kolu kanıyor ona bakın nolur." Bir kaç saniye kimseden ses çıkmadığında hemşirelerden birisi Emir'in yanına gelmişti ama o eliyle istemediğini söyleyip tekrar bana doğru eğildiğinde bu sefer bağırarak konuşmuştum.
"Kolu kanıyor o da vuruldu bir şey yapın.!" Diğer tarafta olan hemşirelerde Emir'in yanına geçerken sedye tekrar hareket etmeye başlamıştı.
"Gelme yarana baksınlar." Ağlayarak konuştuğumda birisi karnıma tekrar bir şeyler koyarak bastırdı.
Emir çaresiz şekilde bir karnıma bir bana bakarken yanına Çağan gelmişti.
"Emir gel kolundan kan akıyor sarsınlar en azından." Dedi ama Emir onu takmadan yürümeye devam ediyordu.
"Ameliyattan çıksın halledeceğim." Diyordu Çağan'a.
"Eğer şimdi o koluna baktırmazsan seni boşarım." Son kalan gücümle nefes nefese konuştuğumda başımızda duran hemşire ve doktorlar birbirlerine bakmaya başlamıştı.
"Emir bey ben size yardımcı olayım." İnce sesli bir hemşire kocamı süzerek konuştuğunda Emir'in kolunu tutuyordum.
O olmazdı. Başka birisi baksın.
"Hadi Emir." Dedi Çağan.
Bu seferde ben onun kolunu bırakmadım. Kadın heyecanla ona bakarken gitmesini istemedim.
Öleceksin hala ne diyorsun.
"Emir bey." Dedi tekrar ince sesli ve Emir'e heyecanla bakan kadın.
"Karım önce ameliyata alınsın."
"Emir." Dediğimde hızla yanıma geçmişti.
Ön tarafa gelip sedyeyi iten kadının yerine geçtiğinde şimdi bir eliyle beni tutup diğeriyle sedyeyi itmeye başlamıştı.
"Başkası baksın koluna." Sesimi duyduğu an önce şaşırdı sonrada yanımızdaki insanlara baktı.
"Tamam bir tanem." Diyerek elimi tuttuğunda elini sıktım.
"Ona baktırma sakın seni üstsüz görmesin."
Narkoz falan almış olabilir miyiz.?
Kimse konuşmadığında derin bir nefes almaya çalıştım ama sonuç yine acı bir şekilde inlememle sonuçlandı.
"Ameliyathane hazır mı.?"
"Hazır hocam bizi bekliyorlar."
Gözlerim kapandığında bu sefer bir kaç saniye açmak için zorlanmıştım.
"Emir bey eşinizi ameliyata alıyoruz lütfen sizde gidip kolunuza baktırın vurulmuşsunuz belki sizi de ameliyata alabiliriz." Başka bir doktor konuştuğunda yarı açık yarı kapalı bilincimle sevdiğim adama bakıyordum.
"Karımı iyileştirin Nihal hanım." Demişti.
Tanıyor muydu doktoru.
Alnıma dokunan elle gözlerimi zorlukla tekrar açtım.
"Bir tanem...burada bekliyorum seni tamam mı.?"
Cevap veremedim.
Ağzımdan anlamsız bir şekilde adı çıkarken tek hissettiğim yüzümdeki dudaklardı.
"Hadi çocuklar gidiyoruz."
Sedye tekrar hareket ettiğinde konuştum.
"Koluna baksınlar lütfen...eşim vuruldu."
"Emir beye yardımcı olacağız ama benim önceliğim sizsiniz Duru hanım kurşun iç organlarınıza zarar vermiş olabilir."
Doktor konuştuktan sonra Emir'in sesini duyduğumda sadece işaret parmağımı oynatabildim.
"Bırak diyorum lan bırak.!" Bir şeylerin kırılma sesi geldiğinde sedye soğuk bir yere girmişti.
"Emir bey buraya giremezsiniz işimizi zorlaştırıyorsunuz lütfen çıkın."
"İç organlarına bir şey mi olmuş." Nefes nefese bir ses tonuyla.
"Birazdan öğreneceğim ama öyleyse zor ve uzun bir ameliyat olabilir. Size duruma göre bilgi verilir."
"Emir beyi dışarıya çıkartalım."
"Buradayım güzelim seni bekliyorum korkma." Gözlerim kapalı olmasına rağmen sanki duyduğumu hissedip konuşmuştu.
Bir kaç dakika sonrada bilincim komple kapanmıştı zaten.
(Emir'in ağzından.)
"Emir geç otur şuraya." Çağan'a cevap vermeden ameliyathanenin kapısının önünde tur atmaya devam ediyordum.
Ona bir şey olursa yaşayamazdım.
Bunda yıl kendimden korumak için yanına bile yaklaşmamışken olmazdı.
Çiçek bahçesine bir şey olamazdı.
Koridordan gelen çığlık ve ağlama sesleriyle Çağan hemen seslere doğru gitmişti.
Özge'nin sesiydi.
Ellerimi başımın arasına alıp aklımdan bir an bile çıkmayan kadının söylediklerini düşünüyordum.
"Seni üstsüz görmesinler."
Bir tanemdi o benim dokunmaya, konuşmaya kıyamadığımdı. O kadar güzel ve tatlı ki aklımı oynatmama sebep oluyordu.
Kendimi ona fazla aşık olurken bulunca uzaklaşmak için sürekli terslemiştim narin çiçeğimi.
Kendimle savaş veriyordum o anlarda ve bu ona yansımıştı.
"Duru.!" Özge ve diğerleri görüş açıma girdiklerinde Bilal hemen yanıma gelip omzuma dokundu.
"İyi misin.?" Onu cevaplayamadan Özge yakalarıma yapıştı.
"Nasıl koruyamazsın onu.! Nasıl bir şey olmasına izin verirsin Emir.!" Ağlayarak ve neredeyse çığlık atarak konuştuğunda gözlerimi kapatıp açtım.
Haklıydı.
Koruyamamıştım en değer verdiğim kişiyi.
Kıymetlimi koruyamamıştım.
"Özge sakin ol gel otur şuraya...Emir'in bir suçu yok adamlar tuzak kurmuş." Çağan onu yanımdan alıp koltuklara götürdüğünde kendimi öldürmek istiyordum.
"Nasıl vurulur ya nasıl.! Emir'in yanında nasıl zarar görebilir.!"
Koluma dokunan kişiye bakmadım.
"Kriz geçiriyor senin suçun olmadığını hepimiz biliyoruz." Şevval'di konuşan kişi.
"Benim yüzümden."
"Saçmalama Emir senin yüzünden değil. Adamlar Betül ve Duru'ya sana bir şey yapacaklarını söylemişler sonra da senin geldiğini görüp Duru'nun ayaklarındaki ipi çözmüşler...sana gelmesi için."
Elimi duvara dayayıp yumruklarımı sıktım.
"Her şeyi o şerefsiz ayarlamış sen bir şey yapamazdın."
Daha hızlı yanına gitseydim koruyabilirdim meleğimi.
"Bu kadar çok mu seviyorsun onu Emir."
"Çok seviyorum Şevval, çok seviyorum. İlk defa birisini çok seviyorum."
Elimi saçlarımdan geçirip derin bir nefes verdiğimde elini kolumdan çekmişti.
"Aşık olmadan bu dünyadan siktir olup gideceğimi sanıyordum...Filiz'le evlenir yaşar giderim, aşık olacağım birisini zaten bulmam zor diyordum ama oldu..Duru çıktı karşıma. Beynimi sikip attı. Hiç çabalamadan kendine aşık etti."
"Haksız sayılmazsın çok güzel ve tatlı bir kız." Dudağımın kenarı kıvrıldığında kokusu burnuma gelmişti sanki.
"Çok güzel." Dedim kendi kendime ama Şevval'de duyuyordu.
"Hadi gel koluna baktıralım Duru seni böyle görmesin üzülür."
"Çıksın baktıracağım."
Benim gibi nefes verdiğinde yanımıza bu seferde ağlayarak Betül gelmişti.
"İyi misin.? Bir şey olmayacak merak etme."
Bilal'de arkasındaydı.
"Kardeşim, gel koluna baksınlar çok kanıyor." Demişti Bilal.
"Çıkınca baktıracakmış Bilal boşuna ikna etmeye çalışmayın o sadece Duru'nun sözünü dinler." Şevval hafif gülerek söylendiğinde ameliyathanenin kapısına bakıyordum.
Doğru söylüyordu.
Bana sadece karımın sözü geçerdi.
Bir tek o varken yıkıyordum duvarlarımı.
Sadece ona. Sadece onun için.
"Yakaladınız mı orospu evlatlarını." Dediğimde Bilal hemen başını sallayıp onaylamıştı.
"Hemşirelerden birisi buraya gelsin baksınlar şu yarana oğlum kan kaybından geberip gideceksin amına koyayım." Çağan ileriden konuşarak gelirken kanayan koluma baktım.
Acısını hissetmiyordum.
Duru o haldeyken acısını hissetmem mümkün değildi.
Cevap vermediğimde hepsi birbirine bakıp anlaşmış gibi bir daha konuyu açmadılar.
Üç saat geçmişti.
Hala bekliyorduk.
Özge serum'la yanımızda dururken öylece kapıya bakıyordu.
Ben de aynı şekilde.
Onun ağlaması dışında hiçbirimizden ses çıkmazken kapının açılmasıyla hızla çıkan hemşirenin yanına gittim.
"İyi mi.?"
Gülümsediğinde içimdeki sıkıntı bir nebze geçmişti.
"Merak etmeyin Emir bey, ameliyat bitti ve eşiniz iyi dikişleri atılıyor. Hocalarımız birazdan açıklama yapacaklar."
Gözlerimi kapatıp sırtımı duvara dayadığımda iki elimle yüzümü sıvazlarken Bilal ve Çağan yanıma gelip dostça sırtıma vurmuşlardı.
"Ağlama lan iyi işte karın." Dedi Bilal.
"O kız seni bırakır mı lan...Senin haberin yok bir tane hemşire Emir'e yaranıza bakayım dediğinde Duru sedyede resmen canlandı amına koyayım." Çağan kahkaha attıktan sonra Bilal'de gülmüştü.
"Siktir oradan." Dedi Bilal gülerek.
"Lan gözleri yerinden çıkacaktı kızın Emir'in kolunu tuttu bırakmadı." Kendimi tutamadan güldüğümde Çağan tekrar kahkaha attı.
Bilal'de ona katıldığında Duru'ya sarılmak istemiştim.
O an bu nasıl aklına gelmişti hiçbir fikrim yoktu ama beni kıskanmıştı.
"Bakma sen bunun böyle cool takıldığına Duru adam edecek bunu...kız eşime bakın diye bağırıyordu sonra hemşire geldi Emir bey gelin dedi bu seferde Duru adamın kolunu bırakmıyor."
"Hayır sen o halde kıskanacak vakti nasıl buldun. Vurulmuşsun ameliyata alınacaksın hala Emir'i kıskanıyor." Çağan yanımızda durup her şeye şahit olduğu için tüm detaylarıyla Bilal'e olayı anlatıp gülüyordu.
Bunu birazda beni rahatlatmak için yaptığını bildiğim için bir şey demiyordum.
"Boku yemiş bu o zaman." Diyordu Bilal.
"Bırak yesin bizimle dalga geçiyordu şimdi nasıl hanımcı oluyor izle."
Omzuna vurduğumda Çağan hâlâ gülüyordu.
"Bırakmadı lan adamı kadın hemşireye."
Onlar gülerken ameliyathanenin kapısı bir kere daha açılmıştı ve tekrar önüne gelmiştim.
Yatakta yatan bedenle adımlarım durduğunda kirpiklerime kadar titrediğimi hissettim.
Duru yüzü bembeyaz bir şekilde yatarken hareket edemedim.
"Duru.!" Özge onun elini tutup kolundan öperken hemşireler uyardı ama o dinlemeden öpmeye devam etti.
"Emir bey."
"Emir."
Seslenenlere bakmadan adımlarımı yatağa doğru attığımda dizlerimi kırarak meleğimin baş ucuna eğildim.
"Çiçek bahçesi."
Dokunamadım bembeyaz olan tenine.
Bembeyaz ve solgun duruyordu.
"Duru." Dediğimde parmaklarımı sonunda zayıf koluna değdirmiştim.
Buz gibiydi.
"Çok soğuk...üşümüş çok soğuk." Doktora baktığımda bizi uyarmıştı.
"Emir bey dokunmayın eğer mikrop kaparsa daha kötü olur lütfen izin verin yoğun bakıma alalım sonra camdan izleyebilirsiniz eşinizi.."
Ayağa kalkarken kaşlarımı çatmıştım.
"İyi dediler ne yoğun bakımı."
"Ameliyat iyi geçti ama herhangi bir komplikasyon durumuna karşı Duru hanımı 24 saat yoğun bakımda tutacağım...çok şanslısınız ki kurşun karın boşluğuna geldiği için organlara zarar vermemiş. Kurşunu çıkartıp yarayı kapattık."
İçeriden iki doktor daha çıktı.
Birisi Nihal hanımdı.
Tanıdık doktordu.
"Emir bey, geçmiş olsun çok şükür Duru hanım iyi. Kurşun karın boşluğuna gelmiş, hastayı fazla zorlamadan kurşunu çıkarttık ama bu gece yoğun bakımda tutacağız sabaha karşı uyandırıp normal odaya alacağız merak etmeyin." Nihal hanım az önceki doktorun söyledikleriyle aynı şeyleri söylediğinde derin bir nefes alarak yan tarafa baktım.
Duru'yu yoğun bakıma götürmüşlerdi.
Hemen karşı taraf olduğu için şu an bile onu görebiliyordum.
Oksijen maskesi takıyorlardı karıma.
"Tekrardan geçmiş olsun biz iki saatte bir kontrol için geleceğiz gecede nöbetçi doktorlarımız kontrol edecekler bilginiz olsun...sabaha kadar hastayı uyandırmayacağız eğer evinize gitmek isterseniz sabah uyandırdığımızda sizi çağırırız."
Saçma sapan konuşan doktora bir şey demeden yoğun bakım camının önüne geldiğimde Çağan ve Betül adama burada kalacağımızı söylüyorlardı.
Cebimdeki telefon titrerken arayana baktım.
Derin bir nefes vererek telefonu açtığımda ağlama seslerinden Rüya'nın konuşmasını duyamıyordum.
"Rüya, ağlama abim...Duru iyi ameliyattan çıktı konum at Çağan gelip alsın seni."
Hıçkırarak ağlıyordu.
"Emir abi doğruyu söyle bir sürü haber var durumu ağır diyorlar." Tekrar hıçkırdı "Bir şey olmadı değil mi.?"
"Rüya eğer durumu ağır olsaydı ben telefonu açar mıydım abim, konumunu at gelip alayım seni."
Cevap vermeden ağlamaya devam ediyordu. Duru'ya fazla düşkündü, Duru'da aynı şekilde ona.
"Durumu ağır olsaydı başından ayrılır mıydım Rüya bak gelip alacağım seni diyorum ablan iyi, yeni çıktı ameliyattan şu an uyutuyorlar ve sabah uyandıracaklar sakinleş."
"Bir şey olmasın nolur ben onsuz yaşayamam Emir abi."
"Ben de onsuz yaşayamam Rüya. Şu an seninle sakin sakin konuştuğuma göre korkulacak bir şey yok demektir değil mi abicim."
Yavaş yavaş ağlaması kesilirken konum atmıştı.
Konuma bakmak için whatsapp'a girdiğimde sosyal medyadan gelen bildirimlere de baktım.
@GAZETEMAGAZİN
AKSOY ÇİFTİ BUGÜN BÜYÜK BİR SALDIRIYA UĞRAMIŞ VE DURU AKSOY'UN DURUMU MAALESEF AĞIRMIŞ. EMİR AKSOY DAHA HAFİF YARALAR ALIRKEN DURU AKSOY ACİL OLARAK AMELİYATA ALINMIŞ. SALDIRIYI YAPANLARIN AKSOY'UN DÜŞMANLARI OLDUĞU KONUŞULUYOR. YAYIN YASAĞI GELMEDEN SİZE AKTARABİLDİĞİM KADAR BİLGİ AKTARAYIM. AKSOY ÇİFTİ HASTANEYE GİRDİKLERİNDE BİR TARTIŞMA YAŞAMIŞLAR VE TARTIŞMANIN SEBEBİ EMİR BEYİN YARASINA BAKTIRMAYIP KARISIYLA İLGİLENMELERİNİ SÖYLEMESİYMİŞ. DURU AKSOY'DA ÖNCE EŞİME BAKILSIN DEDİĞİ İÇİN ÇİFTİMİZ O HALDEYKEN BİLE TATLI BİR ATIŞMA İÇERİSİNE GİRMİŞ. BİRBİRLERİNİ SEVDİKLERİNİ DÜŞÜNMÜYORDUM AÇIKÇASI AMA DUYDUKLARIMDAN VE DM'DEN GELEN BİR KAÇ BİLGİDEN SONRA KESİNLİKLE İKİSİNİNDE BİRBİRİNE DEĞER VERİP AŞIK OLDUKLARINI ANLADIM. (KAYNAK: HASTANE ÇALIŞANLARI)
789.628 beğenme. 39.636 yorum
@instagramkullanıcısı: Haber doğru bu arada hastane polis ve gazeteci kaynıyor.
@instagramkullanıcısı: Lan oha neler olmuş.
@instagramkullanıcısı: çalıştığım hastaneye geldiler. Emir bey yarasına bakılmasına izin vermediğinde Duru hanım onu seni boşarım diyerek tehdit etti o kadar tatlılardı ki anlatamam size.
@instagramkullanıcısı: Okula gelmediğim gün olan olaylar.
@instagramkullanıcısı: İyiler mi peki şu an.
@instagramkullanıcısı: Duru hanımın durumu maalesef ağırmış karnından vurulmuş ve iç organları zarar görmüş.
@instagramkullanıcısı: Ya gözlerim doldu iyiler mi.
@instagramkullanıcısı: Ay hastane çalışanlarının yorumları şaka mı oha yani şokum çift çok güzelmiş yeni inandım.
@instagramkullanıcısı: Oha amk kitaplardaki gibi bir aşk yaşıyorlar.
@instagramkullanıcısı: Durumlarını bilen var mı.?
@instagramkullanıcısı: Ay ilk defa bir habere üzüldüm geçmiş olsun.
@instagramkullanıcısı: Yorumlar ünlü kaynıyor.
@instagramkullanıcısı: Haber doğru mu.?
@instagramkullanıcısı: Arkadaşlar bizim hastaneye geldiler ve bende aynı şekilde ikisinin reklam aşkı olduğunu düşünüyordum ama bugün ikisini o şekilde gördükten sonra kesinlikle sırılsıklam aşık olduklarını söyleyebilirim.
Ne ara yayılmıştı bu haberler amına koyayım.
Sırma'ya mesaj atıp haberleri kaldırtmasını söyledikten sonra beş dakika içerisinde hepsi kaldırılmıştı.
Çağan, Rüya'yı almaya gittiğinde hepimiz yoğun bakımın önünde içeriye bakıyorduk.
Hemşireler içeriye girip seruma bir şeyler eklerken içeri girip giremeyeceğimizi sordum ama Duru için zararlı olduğunu söylediklerinde ısrar edemedim.
O iyi olduktan sonra her gün buradan izleyebilirdim.
Saatler iyice ilerlerken hepimiz hâlâ buradaydık kimse bir yere gitmemişti.
Rüya bana sarılı bir şekilde uyuklarken Özge'de yanımda oturmuş elini koluma koymuştu.
İkiside farklıydı benim için.
Duru'nun ailesiydi ikisi de ve benimde ailemlerdi.
Rüya biraz daha farklıydı sabahtan beri ablası için ağlayan ufaklık Duru gibi benimde küçük kız kardeşimdi.
Duru'dan bağımsız ben de onu her iki üç günde bir arayıp soruyordum.
Annem karşı koltukta oturur bir şekilde başını arkaya attığında onunda Rüya gibi tedirgin bir şekilde uyuduğunu görmüştüm.
Annesi ve babası gelmemişti.
Aralarındaki sorunu hala tam olarak anlamasamda Duru'nun anlatmasını sabırla bekliyordum. Kızlarının vurulduğunu duymamaları imkansızdı ve onlar arayıp nasıl olduğunu bile sormamışlardı.
"Annemler gelmedi." Yan tarafımdaki kadın içimi okumuş gibi konuştuğunda Rüya'yı rahatsız etmemek için kıpırdamadan Özge'ye baktım.
"Gelmesinler zaten Duru istemez onları burada."
"Neden.?" Dediğimde burukça gülümsemişti.
"Sevmiyor üçünü de...Aslında benide sevmiyor bakma şimdi böyle olduğumuza hamileyim diye iyi davranıyor...beni üzmemek için."
Merak ederek bakmaya devam ettim.
"Duru bizi sevmiyor Emir...Rüya dışında hiçbirimizi sevmiyor. O bu aileyi istemiyor. Kendi ailesi olsun kendi çocuklarıyla huzurlu yuvasında herkesten uzakta yaşamak istiyor."
Duru.
Seni o kadar çok seviyorum ki. Hepsini gerçekleştireceğim bir tanem. Ne istiyorsan olacak.
"Emin misin çocuk istediğinden." Dedim merakla.
Hızla başını salladı.
"Çok."
"Onun tek istediği bizim gibi bir ailesinin olmaması. Huzurlu ve mutlu bir aile kurmak istiyor."
Ne yaşattılar sana bir tanem.
Bu kadar mı üzdüler seni.
"Aşık olmak istiyordu...olmuş." Dedi son kelimesini gülerek söyledi.
"Çok aşık olmuş benim kardeşim." Dudaklarım istemsizce kıvrıldığında Duru'yu düşünüyordum.
Onun heyecanla konuşmasını, yakalandığında suratının kızardığını, kokusunu, kendinden emin dik bakışlarını, bana her seferinde korksa da kafa tutmasını.
Ben onun her şeyine aşık olmuştum.
Duru Aksoy beni kendine tutsak etmişti. Ne yapsamda kopamamıştım çiçek bahçesinden.
"Sende aşık olmuşsun...hala inanamıyorum sen ve aşık olmak...hem de benim kardeşime şaka gibi."
"Hiç kimseye aşık olmayacağını düşünüyorduk biliyor musun.?"
"Neden.?" Dedim yine merak ettiğim için.
Omuzlarını kaldırıp indirdi.
"Filiz'leyken gözlerinde Bilal'de olan ışıktan yoktu...benim Sinan'a baktığım gibi ya da Bilal'in Betül'e baktığı gibi bakmıyordun ama nişanlandın. O zamanda söylemiştik sana 'gözlerin parlamıyor Filiz'le gerçekten evlenecek misin' demiştik. Seviyorum dedin ama sevmiyordun Emir."
"Sevmiyordum." Dedim.
"Sevsen onu önemserdin, hasta olduğunda o evde dururken sen bizimleydin ya da ne bileyim o arkadaşlarıyla dışarı çıktığında arayıp sormuyordun bile ama seviyorum diyordun."
"Şu an Duru arkadaşlarıyla dışarı çıksa onu takip edersin ya da sürekli arar sorarsın. " diye devam ettiğinde yine gülümsedim.
Yapardım.
"Karanlıktan korkuyor diye bir günde özel oda yaptırdın."
"Hakkında bir haber çıkacak ve Duru yanlış anlayacak diye diken üstündesin...kimse için bunları düşünüp yapmadın ama kardeşim için yapıyorsun...çok güzel seviyormuşsun Emir, hala şaşırsamda inkar edemem."
Üzülmemesi için her şeyi yapmaya çalışıyordum ama yetemiyordum ona. Yine üzülüyordu.
Birileri çıkıp üzüyordu onu ve ben engel olamıyordum.
Özge iç çekip Rüya gibi kafasını omzuma koyduğunda ikisini de kollarımla sardım.
Ailemdi ikiside. Benimde kardeşlerimdi.
Özge'de uyumaya başladığında bu sefer annem uyanmıştı.
"Gel biraz hava alalım annem." Dediğinde Özge'yi Sinan'ın omzuna yatırıp Rüya'yı kucağıma alarak yan taraftaki bir odaya yatırmıştım.
Annemle beraber çok uzaklaşmadan bu kattaki terasa çıktığımızda saatlerdir içmediğim sigaradan hızlı bir nefes çektim.
"İyi misin.?" Anneme başımı salladığımda koluma dokunup gülümsedi.
"Yine ödümüzü patlattı deli kız." Diyerek güldüğünde onuda kollarımın arasına almıştım.
"Sana iyi geleceğini biliyordum...hatırlar mısın bilmiyorum ama davet günü seni ona bakarken gördüm...çok güzel bakıyordun Emir. Gitmesine rağmen sen hala büyülenmiş gibi arkasından bakıyordun ve ben orada anladım bu kızın sana hayat olacağını."
"Hayatsız mıydım ben anne." Diye sordum sigaramı içerken.
"Hayatsızdın...ne sevmeyi ne de sevilmeyi biliyordun." Kaşlarımı çattığımda önümüzdeki manzaraya bakıyordum.
"Önce sevmeyi sonra da sevilmeyi öğrendin."
"Seni seviyordum babamı seviyordum...çocukları da seviy.."
"Ama kalbinle gönlünle sevmiyordun oğlum. Kalbine birini almıyordun...takılmak için takılıyordun ve bitiyordu. İlişkilerin için demiyorum bunu her şeyi böyle yaşıyordun. Hayattan zevk almıyordun ne olursa olsun diyordun, canını bile önemsemiyordun ki sen annem."
"Duru'ya kadar." Dedi.
Duru'ya kadar.
"Duru'dan sonra kendi canını da önemsemeye başladın...eğer sana bir şey olursa onu görememekten, koruyamamaktan korkmaya başladın. Onu tek bırakmak istemedin Emir."
Öyleydi.
Duru'dan önce yaptığım işleri ondan sonra bırakmıştım.
Akşam eve gidip onu görmek için tehlikeli işlerin çoğunu bitirmiştim.
Güzel yüzünü seyretmek için.
Annem iç çektiğinde kollarını belime doğru doladı.
"Değil mi.?" Dedi onay almak ister gibi.
"Öyle." Dedim bir sigara daha yakarken.
"Çok seviyorsun onu."
"Seviyorum." Hızlıydı cevabım.
Gülmüştü beni kitap gibi okuyan kadın.
"Duru'da seni seviyor üzülme." Diyerek bana teselli vermeye çalıştığında bu sefer ben gülmüştüm.
"Seviyor değil mi.?" Dedim beni sevdiğini başkasından duymak hoşuma giderken.
"Yani şaşırsam da evet seviyor." Güldüğümüzde saçlarından öptüm.
"Sen aklına girdin benimle konuşması için değil mi.? Onun aklında bile yoktu."
Güldüğünde cevabımı almıştım.
"Oğlumun ot gibi yaşayıp gitmesini istemedim...ona nasıl baktığını da görünce.." Omuzlarını kaldırıp indirmişti yaptım işte der gibi.
"İyi ki yapmışsın anne...iyi ki ikimizin yollarını birbirine bağlamışsın." Sarılışını sıkılaştırdı.
"İyi ki yapmışım annem."
Sigaramdan son bir nefes daha alıp tekrar içeriye girdiğimizde güzel meleğimi kontrol ettim. Saat sabahın beş buçuğuydu ve bir iki saat sonra güzel gözlerini açacaktı.
Rüya uyanıp yanımıza geldiğinde hiç konuşmadan Duru'ya baktıktan sonra sessizce yanıma oturdu.
"İyi misin güzelim."
Bakmadan başını salladığında kolumu omzuna atıp kendime çektim.
"Ablan bir kaç saate uyanacak."
"Uyanacak mı.?" Dedi meraklı sesiyle.
"Uyanacak tabi niye uyanmasın uyuyan güzel mi bu kız." Annem konuştuğunda Rüya hafifçe gülmüştü.
Bilal ve Betül ellerindeki çay ve kahve tepsisiyle buraya gelirken Bilal enerjik ve yüksek bir sesle konuştu.
"Herkese benden çay ve kahve."
Seviyordum piçi.
Herkese bir şeyler diyerek tepsidekileri dağıttıklarında Rüya'nın sevdiği smoothieyi ve filtre kahveyi almıştım.
"Sen hala koluna baktırmadın mı lan." Dedi Bilal.
"Duru uyandığında bu sefer Emir'i bekleyeceğiz yoğun bakımda." Annem sinirle söylenip çayını içerken Rüya'nın içeceğine pipet batırıp uzatmıştım.
"Al bakalım."
İtirazlarını reddettiğim için içmek zorunda kalmıştı.
"Aç mısın.?" Başını iki yana sallamıştı ama aç olabilirdi.
Duru'nun emanetine iyi bakmam lazımdı.
"Birazdan kantine inip bir şeyler yiyelim çok acıktım gelirsin değil mi.?."
Başını salladığında iç çektim.
Sinem'in ağrısı olunca Çağan ve ikisi kadın doğum doktoruna girmişlerdi ben de Rüya'yla kantine gelip ona tost yaptırmıştım.
"Eğer yemezsen ablan beni boşar." Söylediğim şey onu güldürdüğünde hala tereddütle tosta baktığını görünce peçeteye sarıp eline verdiğimde yemeye başladı.
Acıkmıştı.
"Sen."
"Ben birazdan yiyeceğim." Dedim yalan söyleyerek.
Karım yukarıda yatarken yemek yiyemezdim.
Rüya tostunu yerken saate baktım.
Sekiz olmuştu.
Az kaldı güzelim.
"Bitti Emir abi."
Kalkıp tekrar Duru'nun yanına geldiğimizde herles camın önünde olunca bizde hızla yanlarına gittik.
"Noldu.?" Dedim içerideki doktorlara bakarken.
"Uyandıracaklarmış ilacı kesiyorlar." Betül cevapladığında telaşla cama yapışan Rüya'yı tekrar kollarımın arasına aldım.
"Ablan uyanıyor ufaklık." Dediğimde dudakları titreyerek ağlayınca sıkıca sarılmıştım.
"Çok korktum bir şey oldu diye." Ben de Rüya ben de.
"Bir şey olmadı ama bak uyanacak birazdan." Dedi annemde Rüya'nın sırtını okşarken.
Doktorlar çenesini sıktığında dikkatle onları izliyordum. Duru uyanmadığında seruma tekrar bir şeyler ekleyerek kapıya doğru gelmişlerdi.
"İyi mi.?" Dedim hala Rüya'yı kollarımın arasında tutarken.
"İlaçları kestik, uyandırmayı denedik ama uyanmadı. Bir kaç saate uyanır diye düşünüyoruz. Şimdilik olumsuz bir durum yok Duru hanımın değerleri iyi. Uyandığında normal odaya alacağız."
"Bugün uyanacak ama değil mi.?" Dedi Rüya.
Doktorlar ve hemşireler gülümsedi.
"Birazdan hastamız uyanır merak etmeyin korkulacak bir durum yok. Ağrıları olacak ama seruma zaten antibiyotik ekleyeceğiz onun dışında herhangi bir olumsuz durum söz konusu değil." Kolundaki saate baktı.
"En geç on gibi uyanmış olur...hatta belki daha erken."
Doktor gittiğinde annem hepimize sarılmıştı.
Saat onu geçmişti ama Duru hala uyanmamıştı.
"Hani uyanmıyor saat on bir olacak."
Derin bir nefes verdiğimde ayağa kalkıp Rüya'nın yanına geçtim ve uyuyan kadına baktım.
Hadi Duru sesini duymam lazım yavrum.
"Ben bir şu doktorları çağırayım kaç saat oldu hala uyanmadı kızım." Annem sinirle söylenerek gittiğinde Rüya ben ve Özge neredeyse cama yapışmıştık.
Sinem ve Çağan'da gelmişti.
Bir şey yoktu sadece kasılmaları olmuş.
"Hastamız uykucu çıkmış." Yan taraftan annemle beraber gelen doktora bakıp tekrar Duru'ya döndüm.
"Kontrol edip geliyorum uyanması lazımdı şimdiye kadar...ilaçların dozu yüksek gelmiştir hemen korkmayın lütfen."
Elini yan tarafa okutup içeriye girdiğinde tekrar Duru'nun çenesinden tutup sıkmıştı.
Serumu kontrol ettikten sonda bakışları yatağa döndüğünde dudaklarının oynamasıyla Duru'ya bir şeyler dediğini görüyorduk ama duymuyorduk.
Duru'nun parmakları hareket ettiğinde Rüya ve Özge cama elini dayamışlardı.
"Uyanıyor galiba Emir abi." Dedi heyecanlı sesiyle.
"Uyanıyor güzelim." Dedim ikisini de kollarımın arasına alırken.
Duru yataktaki elini gözleri kapalı olmasına rağmen havaya kaldırıp karnına koyduğunda sonunda nefes alabilmiştim.
Uyanmıştı.
Diliyle dudaklarını ıslattığında gözlerini hala açmadı.
Doktor gözlerini eliyle açıp ışık tuttuktan sonra bize dönerek iyi işareti yaptığında Özge ve Rüya kollarını bana dolayıp sıkıca sarılmıştı.
"Uyandı Emir." Dedi Özge ve annem aynı anda.
Bilal ve Çağan sırtıma vururken bakışlarımı ondan ayırmıyordum.
Hala açmamıştı gözlerini.
"Abla." Rüya cama vurduğunda bizi duymadıklarını biliyorduk.
Dudakları kıpırdadığında doktorla konuştuğunu anlayıp gergince gülümsedim.
Gözlerini aç çiçek bahçesi.
Korkuyordum bir şey olmasından.
Bir sıkıntı mı vardı.? O yüzden mi açmıyordu güzel gözlerini.
Doktor Duru konuştuktan sonra bana bakınca elimle ne oldu gibi bir işaret yapmıştım ama o Duru'yu dinleyip başını sallıyordu.
Özge Sinan'ın yanına gittiğinde Rüya'yı da annem yanına çekip kolları arasına almıştı.
"Hadi." Dedim kendimi tutamayıp sesli bir şekilde.
Doktor konuşup gözleri kapalı olmasına rağmen ona bizi işaret ettiğinde Duru sonunda aşık olduğum gözlerini açmıştı.
Elini gözüne çıkartıp hafifçe okşadıktan sonra önce doktora bakmıştı. Bizim burada olduğumuzu biliyormuş gibi başını hızla bu tarafa çevirdiğinde kalbim duracak sandım.
Sonunda bir tanem.
Sonunda.
"Abla.!"
"Yenge.!"
Rüya ve Çağan bağırdığında Duru hepimize bakıp gözlerini bende sabitledikten sonra bir koluma bir de yüzüme baktı.
Baktı baktı...sonra gözlerini daha fazla açık tutamıyormuş gibi kapatıp ağzını oynatmaya başladığında doktora bir şeyler diyordu.
"Emir'i gözleriyle dövdü lan kız."
Bilal konuştuktan sonra hepsi güldüğünde doktor kapıya gelirken önünde durdum.
Çıkmıştı.
"Ne oldu.? Ne dedi.? İyi mi.?"
Sorularımla gülümsediğinde tekrar Duru'ya baktım.
Uyuyordu.
"Niye uyuyor yeni uyandı." Özge konuşmuştu.
"Sakin olun lütfen Duru hanım gayet iyi dediğim gibi ilacın dozu hastamızı fazla yormuş ve halsizleştirmiş kendinizi nasıl hissediyorsunuz diye sordum ama o uyandığı ilk an Emir beyi sordu." Gözlerimi kapatıp açtım.
"Yaralıymışsınız sanırım eşime yardım ettiler mi dedi bilgim yok dediğimde gelip bakmamı istedi, eğer size bakmazsam kendisinin iyi olup olmadığını bana söylemeyeceğini söyledi...gözlerini acıdığı için açamadığını söyledi ki bu normal merak etmeyin ameliyat güzel geçse de ağır bir ameliyat geçirdi. Sizin dışarıda onu beklediğinizi söylediğimde hemen gözlerini açtı." Çekinerek bana baktıktan sonra merakla devamını bekledim.
"Başka ne söyledi." Dedim.
"O adama söyleyin şu an gidip koluna baktırmazsa boşanma kağıtlarını hazırlasın dedi...bir de eğer gidecekseniz size söylediği hemşireye gitmeyecekmişsiniz."
Güldüm.
Hatta sesli bir şekilde kahkaha attığımda bu kadını daha ne kadar sevebileceğimi düşündüm.
Siktir.
Duru Aksoy beni mahvediyordu.
Çağan ve Bilal'de benim gibi gülerken annem araya girmişti.
"Tekrar mı uyudu."
"Evet ama bir kaç saate tamamen uyanacak...birazdan normal odaya alacağız akşama doğruda durumuna bakıp taburcu edebiliriz tekrardan çok geçmiş olsun...Emir bey isterseniz kolunuza baktırın çünkü Duru hanım kolunuzu gördükten sonra ağladı."
Gülümsemem bıçak gibi kesildi.
"Geçmiş olsun tekrardan."
Yanımızdan gittiğinde Duru'ya bakarak hızla kontrol için acile gittiğimde erkek bir hemşir'e durumu anlatıp koluma bakmasını söylemiştim.
Kurşun derin bir şekilde sıyırmıştı ve dikiş atılıp kolumu sarmışlardı.
Gömleğimi öylesine üstüme atıp üst kata çıkarken Çağan ve Bilal'de yanımdaydı.
"İyi misin lan bir şey var mı.?"
Ona başımla yok gibi işaret yaptığımda tekrar camın önüne gelip çiçek bahçesine baktım.
Bir buçuk iki saate yakın yoktum ama o hala uyuyordu.
Rüya telefonundan bir şeyler yaparken Özge yaşlı gözleriyle kardeşine bakıyordu.
"Annem dikiş mi attılar." Annem giymediğim gömleği üstümden çıkartıp koluma baktığında kolumdaki geniş sargı dışında üstsüz duruyordum.
"Bir şey yokmuş anne merak etme."
Gömleği tekrar üstüme attığında derin bir nefes verip içeriye giren hemşirelere baktım.
Biten serumu çıkartıp yatağın ayaklarını indirdiklerinde kaşlarımı çatarak kapıya gittim ve çıkmalarını bekledim.
Yoğun bakım kapısından çıkan yatakla hızla meleğimin elini tuttum.
Özge ve Rüya'da diğer elini tutmuşlardı.
"Bir tanem." Dedim dizlerimi tekrar kırarken.
Parmaklarını tek tek öptüm.
"Meleğim."
"Normal odaya alıyoruz hastayı Emir bey orada görebilirsiniz eşinizi." Hemşirelerden birisi konuştuğunda yatan kadının saçlarını okşadım.
"Abla burdayız hepimiz."
Rüya onu öptüğünde gözleri titremişti.
"Emir." Ağzından çıkan boğuk sesle elim saçlarında kaldı.
"Buradayım Duru, buradayız güzelim."
"Koluna baksınlar." Hala uyuyordu ama konuşuyordu.
"Baktılar bir tanem..baktılar iyiyim." Tek gözünü yarım bir şekilde açıp hızla geri kapattığında annem dua ediyordu.
"Rüya." Dedi bu seferde.
"Buradayım abla."
"Emir'in koluna baktılar mı.?" Delirtecekti bu kadın beni.
Aklımla oynuyordu.
"Dikiş atmışlar sadece baktılar abla merak etme Emir abi iyi."
Sustu.
Bir daha da konuşmadı.
Uyanmıştı Çiçek bahçesi.
O gün o hastanede kendime Duru'nun tüm hayallerini gerçekleştirmek için söz vermiştim.
Aile kurmak istiyorsa kuracaktık.
BÖLÜM SONU
Bölüm nasıldııı.?
Hastane bölümlerini çok uzatıyorsun diyordunuz diğer kitaplarımda ama bu sefer Emir'in duygularını daha iyi anlatmak için uzattım 🥰
Oy sınırı 700
Yorum sınırı 300
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
