Sahte ve Gerçek kitap kapağı

29. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

28. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 28. BÖLÜM

KEYİFLİ OKUMALAR

Emir önümüzdeki arabadaydı ve bizim yan tarafımızdaki eve giriyordu.

Oraya taşınmıştı.

Emir bizim yanımıza taşınmıştı.

Rüya'nın acı dolu çığlığını duyduğum an kendime gelip kızıma baktım.

Serhat koluna dokununca bağırmıştı.

Gözlerim tekrar önümüzdeki arabaya kaydığında camın hafif açık olduğunu görmüştüm.

Duyuyor muydu kızının sesini.

İlk kez canlı bir şekilde görmüştü Rüya'yı.

"Anne." Diyerek kollarını boynuma doladığında algılarım durmuş bir şekilde Zeus'un arabaya doğru gidişine bakıyordum.

"Ben bir bakayım olmazsa hastaneye gideriz." Diyerek yanımdaki adamların yanından geçip eve girdiğimde Rüya'nın ağlaması bahçede yankılanmıştı.

Emir buradaydı.

Rüya aşık olduğu adamın on adım ilerisinde olduğunu bilse delirirdi.

Hızla salona girip Rüya'yı koltuğa bıraktığımda Yusuf'ta bizimle beraber gelmişti.

"Acıyor anne."

Kolundaki bazı noktalara bastırıp kırık olup olmadığını anlamaya çalışırken ellerim titriyordu.

"Burası ağrıyor mu.?" Dedim titrek sesimle.

Başını salladığında telaşla ve dolu gözlerimle Yusuf'a dönmüştüm.

"Ağzını aç annen dişine baksın amcam."

Rüya hem ağlayıp hem ağzını açtığında dişinin değil dudağının içinin patladığını anlamıştım.

Ufak bir şeydi ama çok kanıyordu.

"Dişi değil dudağının içini ısırmış." Diyip yanlarından kalktığında hemen mutfağa gidip su aldıktan sonra tekrar karşısına oturmuştum.

Yusuf dizine gazlı bez sürüp kanı temizlerken ben de yüzüne üfleyip saçlarını geriye doğru çektim.

"Suyunu iç bir tanem." Rüya'nın ağlaması biraz azalmıştı...suyunu içtiğinde tamamen sesler kesilince dizine baktım.

Bant yapıştırıyordu amcası.

Bahçe kapısından giren adama baktım göz ucuyla.

"Bir şey var mı.? Hastaneye gidelim mi.?" Dedi Serhat telaşla.

"Bir şey yok." Dedim koluna bastırırken.

Artık ağrımıyor olacak ki sesini çıkartmadan yavaş yavaş suyunu içiyordu.

Derin bir nefes alıp sertçe yüzümdeki yaşları sildiğimde ne zaman ağladığımı bile bilmiyordum.

"İyi misin amcasının güzelliği." Rüya yaşlı gözleriyle Serhat'a başını sallarken Serhat onun fotoğrafını çekip arkasını dönmüştü.

Sesimi çıkartmadım.

Emir'e atacaktı fotoğrafı.

Emir gelmişti.

Yan evimizdeydi.

Üç yıldır görmediğim adam yan evdeydi.

Aramızda sadece elli metre vardı.

"Neden Rüya'nın yanına gelmedi." Serhat'ın yanına gidip konuştuğumda telefondaki bakışlarını hemen bana çıkartmıştı.

Cevap vermedi.

"Gelmeyecek mi.?" Dedim yine kısık sesimle.

"Gelecek." Dedi saçlarını karıştırıp tedirgin bir şekilde Yusuf'a baktıktan sonra bahçeyi gösterdiğinde önden o, arkasından ben çıkmıştım.

"Korkuyor." Dediği an adımlarım durdu.

Serhat derin bir nefes alıp gözlerime nefretle baktıktan sonra tekrar konuşmuştu.

"Nasıl yaklaşması gerektiğini bilmiyor...Rüya ondan kaçarsa diye korkuyor."

"Kaçmaz." Dediğimde hüzünle gözlerime baktı.

"Bunların hepsi senin yüzünden Duru...senin yüzünden o adam az önce kızının yanına gelemedi ve şu an kendini yiyip bitiriyor."

"Biz gidelim yanına." Düşünür gibi gözlerini kapatıp açtı.

"Bilmiyorum." Dedi sinirle.

"Rüya'ya ben anlatırım yanına gideriz birazdan." Dedim tekrardan.

"Abime söyleyeyim."

"Söyleme, sadece evde olsun yeter. Rüya onun için deliriyor Serhat sence kaçması mümkün mü.?" Sadece Emir bunu bilmiyordu.

Konuşmadığında içeriye girip amcasına gülen kızıma baktım.

"Annecim, iyi misin bir tanem."

Başını sallayıp elindeki şekeri benden saklamaya çalıştığında gözlerimi kısarak Yusuf'a baktım.

Yine şekerle kandırmıştı.

"Yürüyebiliyor musun.?" Dediğimde dudağını geriye doğru kaldırıp az önce kanayan yere baktım. Durmuştu kanaması.

Başını salladığında elini tutup ayağa kalkmasını sağladım.

"Rüya, babana gidelim mi.?" Rüya elindeki şekeri atıp anında başını sallarken Yusuf bana seslendi ama Serhat onun koluna dokunarak susturmuştu.

"Nerede.? Hadi anne gidelim. Babam gelmeyecek mi biz mi gideceğiz." Diyerek elimden çekiştirmeye başladığında yırtılan taytına baktım.

"Üzerini değiştirelim mi.?"

"Hayır babama gidelim hemen." Sesi yüksek ve heyecanlı çıktığında dudaklarım titredi.

Onu kucağıma alarak bahçeden çıkıp yan evin ön kapısından girdiğimde bahçe girişindeki kulübeye baktım.

Zeus'u alacak mıydı.

"Babam burada mı.?" Dedi boynumu sıkıca tutarken.

"Burada, baban sen ona küssün sanıyormuş Rüya."

"Neden." Dedi telaşla.

"Küs değilim ki anne valla küs değilim sabah ağladım diye mi öyle sanmış." Bazı kelimeleri tam olarak söyleyemiyordu ama ben anlıyordum.

"Seni arayamadığı için küstüğünü zannetmiş." Başını hızla iki yana sallarken Serhat eliyle bahçe yolunu gösterince orada olduğunu anlamıştım.

Adımlarım arka bahçeye giden yola yöneldiğinde dizlerim titredi.

"Hadi annecim gel gidelim tanış artık kızınla." Annemin sesini duyduğumda geldiğimizi anlamaları ve Emir'in kendini hazırlaması için sesli bir şekilde konuştum.

"Babanla tanışacaksın hazır mısın Rüya."

"Hani nerede." Dediğinde sonunda arka bahçeye gelmiştik.

Sol tarafta bahçe takımında oturan adam görüş açıma girdiğinde kirpiklerim titredi.

Hayır.

Tüm vücudum titredi.

Biz onlara doğru yürürken Emir'in hareketleri durmuş öylece bana ve kucağımdaki kızımıza bakıyordu. Ellerinde bizim yolda düşürdüğümüz kozalaklar vardı.

Rüya Emir'i gördüğü an titrek bir nefes alıp ağzından wow gibi hayranlık dolu bir ses çıkarttığında annem ikisine bakarken gözyaşlarını akıtıyordu.

Olduğum yerden adım atamadığımda Rüya gözünü bile kırpmadan babasına bakıyordu.

Ben de öyle.

Değişmemişti.

Hala aynıydı.

"Kocaman." Kızımın sesini duyan Emir başını eğip gözlerini kapattığında annem onun omzuna dokunup sessizce bir şeyler söyledi ama o yine başını kaldırmadı.

Hadi Emir.

Bak artık.

"Anne." Rüya'nın sesiyle annem konuşmayı kestiğinde ikisininde onu dinlediğini anlamıştım.

"Çirkin mi olmuşum...bana bakmıyor." Rüya'nın kısık sesini duyan adam anında kafasını kaldırıp sonra da ayağa kalktığında Rüya kucağımda olmasına rağmen başını biraz kaldırıp babasına bakıyordu.

Emir'in kırmızı gözlerini gördüğüm an neden başını kaldırmadığını anlamıştım.

Ellerindeki kir ve toprak dikkatimi çekerken aklıma gelenle yüreğime ağır bir ağrı saplandı. Rüya'nın yanına gitmiş olabilir miydi. İlk oraya mı gitmişti gerçekten.

Kardeşimin yanından mı geliyordu.

İkisi birbirine bakarken Emir'le bakışlarımız buluştu.

Gidip boynuna atlamak istiyordum. Sıkıca sarılıp kokusunu içime çekmek.

"Baban biraz çekiniyor acaba sen mi ona gitsen." Dediğimde Rüya dışında kimse duymamıştı beni.

Kucağımdaki minik kıkırdayarak elini dudaklarının üstüne koyduğunda onu yere indirdim. Emir'e doğru yürürken karşısındaki adamın gözlerinin titrettiğinden habersizdi.

"Sinan amcayla Çağan abi senin yanında halt etmiş." Rüya konuştuğunda gözlerim kocaman açılmıştı.

Anneminde aynı şekilde.

Ondan duyuyordu bunları.

Emir'in dudağının kenarı kıvrıldığında dizlerini kırarak küçük kızımızla aynı boya gelmeye çalıştı ama olmadı.

Hala fazla uzundu.

"Rüya." Emir'in sesini duyduğum an gözlerim benden bağımsız kapanmıştı.

"Geri gidecek misin.?" Diyen kızımızla onun gözleri saniyelik olarak bana döndü.

Emir konuşamıyordu.

Onu ilk defa böyle çaresiz görürken Duru'nun yanına yürüyüp Emir gibi dizlerimin üzerine çöktüm.

"Baban bir daha gitmeyecek."

Rüya kaşlarını çatarak tereddütle Emir'e bakarken ona doğru bir adım daha atıp durmuştu.

"Hani beni koklayarak öpecektin, sarılmıyorsun bile." Dediği an karşısındaki adam hızlı bir hareketle minik kızımızı kolları arasına aldı ve başını boynuna gömerek kokusunu içine çekti.

Gözümden akan yaşları silerken annemde arkasını dönmüş omuzları sarsılarak ağlıyordu. Omuzları sarsılan adamın da ağladığını anlayınca ne yapacağımı bilemedim.

"Çok güzel kokuyormuşsun." Rüya konuştuktan sonra Emir kendini tutamamış ve gözünden bir kaç damla yaş akmıştı.

Rüya'nın boynundan öpüp az önce düştüğü için soyulan çenesini okşarken kızımız başını babasının boynuna gömüp kollarını da boynuna sarmıştı.

"Az önce düştüm baba, bak bacağım kanadı ama merak etme geçti şimdi."

Rüya omzunun üstünden bana bakıp kontrol ettikten sonra Emir ondan ayrılıp yüz yüze gelmelerini sağladı.

Şaşkın bir ifadeyle kızımızın saçlarına ve yüzüne bakıyordu.

Ezberlemek ister gibi bakışlarını onun yüzünden ayırmadığında Rüya babasının yüzüne dokunarak Emir'in gözlerinin kapanmasını sağlamıştı.

"Sen gerçekten çok kocamanmışsın baba." Gergin bir şekilde kıkırdayarak tekrar beni kontrol etmişti.

Utanmasına rağmen babasının gerginliğini almak için konuşuyordu.

"Bir daha öper misin.?" Diyen küçük bedenle Emir bıcır bıcır konuşan kızımıza şaşkınlıkla bakıyordu. Sanırım onun bu kadar konuşkan olduğunu bilmiyordu.

Annemler anlatmamış mıydı.?

"Hep öperim bir tanem, hep öperim ben seni her şeyim." Saçlarını okşadıktan sonra dudaklarını tekrar Rüya'nın boynuna bastırdığında kızımızı şimdiden mest etmişti.

Sesini duyduğum an kalp atışlarım hızlanıyordu.

"O zaman bende seni öpeyim mi.?"

Emir onun her konuşmasında şaşırsada belli etmemeye çalışıyordu.

"Öpebilirsin güzelim."

Güzelim.

Rüya onun boynundan öptükten sonra utanarak bakışlarını kaçırdığında Emir çenesini tuttuğu an başını hemen babasının boynuna gömmesiyle ne yapacağını bilemeyen adamın kolları hareketsiz kalmış öylece ona sarılan bedene bakıyordu.

Rüya'nın sarılışını çok bekletmeden ona karşılık verdiğinde karşımdaki adamı ne kadar özlediğimi şu an anlamıştım.

Rüya'nın yerinde olup ona sımsıkı sarılmayı o kadar çok istedim ki.

"Ben senin için elbise giymiştim ama babaannem annemi arayıp haber vermediği için çıkarttım...göstereyim mi.?"

"Rüya yarın gösterirsin elbiselerini baban bugün dinlensin."

Rüya ellerini hemen dudaklarının üstüne koyup gözlerini kocaman açarak babasına bakınca Emir onun neye bu kadar telaşlandığını anlamaya çalışır gibi kızına bakıyordu.

"Yorgun olduğun için mi benimle çok konuşmuyorsun. Ben de beni sevmediğini düşünmüştüm."

Hangi ara bunları düşünüyordu bu çocuk.

Emir bana bakıp derin bir nefes aldıktan sonra tekrar kızımıza döndüğünde dudaklarını onun başının üstüne bastırıp bir süre orada tuttu.

Rüya ellerini sonuna kadar açıp kollarından ona sarılmaya çalıştı ama yapamadı.

"Çok kocamansın baba."

Emir hala konuşmuyordu.

Konuşamıyordu.

"Uyuyacak mısın.? Biz gidelim mi.?"

Rüya her konuştuğunda Emir'in bedeni titriyordu.

"Sıkıldın mı.?." Dedi Emir.

Rüya'nın dudağının kenarı kıvrılınca Emir'in gözleri hemen oraya kaydı.

Ona benziyordu bazı hareketleri.

"Sen sıkıldın mı benden." Gözlerini kaçırarak sormuştu bu soruyu.

"Asla." Dedi Emir onun yüzünü inceleyip gözlerine bakarken.

Çizilen çenesinin üstünü tekrar öpüp Rüya'nın gözlerinin kapanmasına sebep olduğunda içim titredi.

Çok güzellerdi.

"Her şeyimsin sen benim nasıl sıkılayım senden...bu kadar güzel olduğunu bilmediğim için şaşkınım sadece."

"Gerçekten mi.? Sevdin mi beni."

Emir iç çekerek başını salladığında boğuk sesiyle konuştum.

"Şimdi sevmedim bir tanem, ben seni doğduğun andan beri zaten çok seviyorum...bir tanemsin sen benim. Güzel meleğimsin...güzel kızımsın."

"Ben de seni çok seviyorum biliyor musun.? Sen beni öp diye amcamların beni öpmesine izin vermedim. Onlar öperse sen üzülürsün diye hiç öptürmedim baba."

Tıpkı Emir'in daha Rüya doğmadan başka bebekleri kucağına almadığı gibi Rüya'da babasından başkasını öpmüyordu. Öpmelerine izin vermiyordu.

"Ya sen nasıl bir şeysin lan." Serhat onların yakınına gidip konuştuğunda gözyaşlarımı silmekten yorulmuştum.

Emir kızının kucağında olduğuna inanamıyormuş gibi kendini sorgularken Rüya onun yanağından öpüp karşısındaki adama hiç yardımcı olmadı.

"Babalar ayrı evde mi duruyor...Gaye ablayla Oğuz abi aynı evde yaşıyorlar ama...teyzemle Kuzey'de Sinan abiyle aynı evde yaşıyor."

Bana döndüğünde olayı anlamaya çalışır gibi başını kaşımıştı.

"Eve gidince anlatayım sana olur mu.?" Dediğimde başını sallayıp tekrar Emir'e dönmüştü.

"Bunları benim için mi yaptırdın.?" Eliyle havuzun arkasındaki çocuk parkını gösterdiği an Emir başını salladığında Rüya heyecanla gözlerini açıp yüzünü babasının yüzüne koyarak havuza doğru döndüğünde Emir'e sımsıkı sarıldığının farkında değil gibiydi.

"Sen gerçekten annemin dediği gibiymişsin." Diyerek hala parka bakarken annem ve Emir'in gözleri beni bulmuştu.

Emir bakışlarını hızla çekerken annem hala bakıyordu.

"Siz küs müsünüz.?"

Başımı iki yana salladığımda Emir kucağında Rüya'yla beraber ayağa kalktığında meleğimizin dudakları şaşkınlıkla aralanmıştı.

"Baba çok uzunsun." Diyerek yüksek ve heyecanlı bir sesle konuşup ellerini sıkıca onun boynuna sardığında Emir onu öpüp koklamakla meşguldü.

"Sen tanıdığım herkesten daha uzunsun ve benim babamsın inanamıyorum aklım şaştı."

Emir duyduğu cümleyle öpüşlerini kesip Rüya'ya baktığında geldiğimizden beri ilk defa sesli bir şekilde gülmüştü.

Biz alışkın olduğumuz için o kadar komik gelmiyordu ama o ilk defa duyuyordu.

"Ölürüm sana." Dedi boynundan öperken.

"Sen git biz getiririz Rüya'yı bir kaç saat sonra." Serhat'ın konuşması ortamı buz gibi yaparken kendimi çok kötü hissetmiştim.

İstenmiyordum bunu biliyordum ama herkesin içinde açık açık duymak kalbimi ağrıtmıştı. Kimseden ses çıkmadığında bir şey demeden arkamı dönmüştüm ki onun sesini duydum.

"Rüya'yla beraber gidersin Duru."

İsmimi onun ağzından duyduğumda adımlarım durdu.

Giderken son kez sesimi duymak istediğinde konuşmadığım adam şu an beni Serhat'a karşı ezdirmemişti.

Onca yaptığıma rağmen.

"Şimdi mi gidelim baba."

"Hayır bir tanem...biraz olsun sana doymadan bırakamam. Uyuduğunda ben seni bırakırım eve tamam mı.?" Biraz biraz konuşmaya başlamıştı Rüya'yla.

Gözleri bana döndüğünde kaşıyla az önce kalktığı koltuğu gösterince başımı olumsuz anlamda salladım ama bu sefer Rüya'yla konuştuğunun aksine sert bir ses tonuyla konuşmuştu.

"Geç Duru."

Anneme baktığımda normal bir ifadeyle bana baktığını görünce çekine çekine yanındaki koltuğa oturdum.

Şimdi baba kız tam önümde duruyorlardı.

Emir kucağında Rüya'yla beraber yürümeye başladığında ona bir şeyler derken kucağında duran küçük beden kafasını sallayarak onu onaylıyordu.

Rüya ellerini dudaklarına götürüp güldüğünde utandığını anlamıştım.

"Çok sevinme bugün ilk gün diye abim yanlarında durmana izin verdi." Bir şey demedim Serhat'a.

"Yoksa istenmiyorsun." Diye devam etmişti.

"Bırak bunları o söylesin avukatı mısın.?" Dedim kendimi tutamayarak.

Bunca yıl edilen her lafın altında kalırken Emir geldiği an kendimi tutamamıştım.

Ondan güç alıyordum.

"Neyse sen son günlerinin tadını çıkart yakında abimin yanında birisini görünce zaten kendin gelmeyeceksin."

Hızla anneme baktım.

Gözlerini kaçırıyordu.

Birisi mi vardı hayatında.

Hangi ara.

"Birisi mi var.?" Dedim kendimi tutamayarak.

Serhat güldüğünde annem boğazını temizledi.

"Olacak inşallah uğraşıyoruz."

"Uğraşıyorsunuz." Dedim sessizce.

"Görürsün yakında...abimin etrafında çok dolanma yeter."

Annemde dün aynı şeyleri söylediği için ikisinin bir şeyler yaptığını anlamıştım.

İkisi Emir'e birisini ayarlamaya çalışıyordu.

Kendimi tuttum ve Serhat'a bir şey demedim.

"Biz boşanmadan ona birisini mi buldunuz.?" Kendimi tuttum mu demiştim. Unutun.

"Haftaya o da olur inşallah." Serhat'ı boğmak istedim.

Ona sinsi sinsi bakıp başımı salladığımda gözlerini kısarak bakmaya başladı.

Şeytan.

"Korkmuyoruz artık o bakışlardan...eskiden abime söylersin diye korkuyorduk ama artık arkanda abim olmadığına göre."

Gerçekten benden nefret ediyordu.

Emir'e baktım.

Gülerek Rüya'yı dinlerken bir yandan da parmaklarını öpüyordu.

Annem sesini çıkartmıyordu. Demek ki Serhat'ın dediklerinin hepsine katılıyordu. O da benden nefret ediyordu.

Buradaki herkes benden nefret ediyordu. Emir de dahil.

Emir karşıdaki hamağa oturup Rüya'yı kolları arasına aldığında kızımız hala konuşuyordu.

Ne anlatıyordu bu kadar.

Hiç yabancılık çekmeden anında samimi olmuştu. Gerçekten babasına aşık bir çocuktu.

Dili de tam dönmüyordu ama konuşuyordu işte.

Serhat yanımızdan gittiğinde yaklaşık bir iki saattir annemle hiç konuşmadan oturuyorduk.

"Eğer boşanmak istemezse sen konuyu aç ve boşanmak istediğini söyle." Yan taraftaki kadın sessizliği bozarak konuştuğunda bakışlarım hala hamakta uyuklayan ikilideydi.

"Hayatında birisi varsa neden boşanmak istemesin." Dedim ona bakmadan.

"Hayatında birisi yok ama olacak sen dediğimi yap."

Beni hiç tanımamıştı.

Onların biri de gelse kulu da gelse varya ayıramayacaklar be ayıramayacaksınız.

"Bir kaç güne zaten kendin açarsın davayı." Bir şey söylemedim iddialı konuşan kadına.

Emir'i birisiyle sevgili yapmaya çalışıyorlardı ve sanırım Emir'in bundan haberi yoktu.

Olsaydı niye boşanmak istemezse desin ki.

Emir kucağında uyuyan kızımızla buraya doğru gelirken havanın karardığını ve ışıklandırmaların yandığını yeni görüyordum.

Ayağa kalkıp Emir'i beklerken o gözlerini bir saniye bile benden ayırmadan tam karşımda durduğunda bir süre ikimizde birbirimize baktık.

Çok özlemişim Emir...sana bakmayı, sarılmayı, seni çok özlemişim.

Gelen kokuyla gözlerim dolmaya başladığında bakışlarımı kaçırıp boğazımı temizledim.

"Gidelim biz." Dediğimde hiçbir şey demeden Rüya'yı öptükten sonra yavaşça kucağıma bıraktı ve arkasını dönerek içeriye girdi.

Annem gördün mü der gibi bana baktığında hızla yürümeye başlamıştım.

Emir ne yaparsa haklıydı.

O yüzden ona sinirlenmeye ya da kızmaya hakkım yoktu.

Ön kapının oraya geldiğimde Yusuf arkamızdan geliyordu. Dolanarak bizim evin kapısından girdiğimizde hala arkamızdaydı.

Sesimi çıkartmadan hızla yürüdüm.

Sema teyze kapıyı açtığında Yusuf arkasını dönerek tekrar Emir'in evine doğru yürümeye başlamıştı.

Rüya'yı yatağın üstüne koyarak hızla pencereye gidip perdeyi kıpırdatmadan biraz açıp bahçeye baktığımda Emir'in Serhat'a el kol yaparak sinirle bir şeyler dediğini görünce dikkatle izlemeye başlamıştım.

Bana söylediği yüzünden kızıyor olamazdı herhalde.

O devir bitmişti. Farkındaydım.

Duşa girip bugün olanları düşündüğümde başım çatlamak üzereydi.

Emir gelmişti.

Görmüştüm. Kokusu burnuma dolmuştu.

Ona bakmaya yüzüm yoktu ama bakmıştım işte. Yüzüne bakarak biraz da olsa özlem gidermiştim.

Derin bir iç çekip banyodan çıktıktan sonra giyinme odasına giderken Rüya'nın fotoğraflarına bakarak gülümsedim.

Geceliklerimi giydikten sonra bebeğimin yanına uzandığımda elleri hemen karnıma sarılmıştı.

Saat erken olmasına rağmen Emir'in yan evde olduğunu bilerek ilk defa deliksiz bir şekilde uyumuştum.

Rüya'nın saçlarını örerek aşağıya gönderdiğimde pencereye gidip ufacık bir delik açarak Emir'leri kontrol ettim.

Hepsi birlikte kahvaltı yapıyorlardı.

Serhat, Yusuf ve annem konuşurken Emir elindeki kahveye bakıp onları dinliyordu. Dinliyormuş gibi değilde bir şeyler düşünüyormuş gibiydi.

Odanın kapısı tıklatılıp açıldığında gelene bakarak tekrar karşı bahçeyi dikizlemeye devam ettim.

"Duru hanım, Rüya yemek yemiyor babasıyla yiyeceğini söylüyor."

Güliz'in konuşması bittikten sonra karşı bahçeye giren beyaz lüks araçla gözlerim kısıldı.

"Tamam ben birazdan hallederim Güliz, sen sevdiği omletten yap yeter benim yaptığımı yemiyor biliyorsun." Dediğimde arabadan inen sarışın kadına takıldı gözlerim.

Kimdi bu.?

"Tamam ben hallediyorum şimdi Duru hanım." Güliz gittiğinde arka bahçeye doğru yürüyen kadını takip ediyordum.

Arka bahçeye girdiği anda ilk gören annem olurken ayağa kalkıp bir şeyler dediğinde Emir'de dahil hepsinin başı o tarafa dönmüştü.

Annem ve sarışın kadın birbirlerini samimi bir şekilde öptükten sonra Emir'in ayağa kalkmasıyla kaşlarım iyice çatıldı.

Kadın elini onun koluna koyarak öpüyormuş gibi bir sağ tarafına bir de sol tarafına başını uzattığında tek kaşım havalandı.

Serhat gülerek bir şey dediğinde Emir hariç hepsi gülmüştü.

Kadın gülerken Emir'e bakıyordu.

Kim olduğunu deli gibi merak ederken bir yandan da hakkım var mı diye düşünüyordum. Hakkım yoktu tabii ki bu yüzden düşünmeye de gerek yoktu.

Düşünmek ne kafayı yeriz.

Kadın onun sağ tarafındaki boş yere geçip oturduğunda hemen önüne servis açılmıştı.

Emir'in gözleri buraya doğru kayarken perdeyi kıpırdatmadan hızla geri çekildim.

Eğilerek diğer tarafa geçtiğimde bu sefer yere çökmüş bir şekilde en alttan kendime bir delik açıp tekrar baktım. Önüne dönmüştü.

Ama bu sefer de kadınla konuşuyordu.

Kadın elini Emir'in elinin üstüne koyduğunda odanın kapısı tekrar açılmıştı.

"Anne."

"Annem." Diyerek eğilmiş bir şekilde ona döndüğümde olduğum pozisyona bakarak güldü.

"Ne yapıyorsun yerde."

"Tokanı düşürmüşsün onu aldım."

"Hangi tokamı." Dedi merakla ellerime bakarken.

"Çekmeceye koydum şimdide başka düşmüş mü diye bakıyordum sen geldin."

Başını salladığında onu kendime çekip sarıldım.

"Niye yemek yemiyorsun bakalım sen."

"Anne babam burada mı.?"

"Burada bir tanem belki kahvaltıdan sonra senin yanına gelir."

"Arayalım mı.?" Dediğinde derin bir nefes aldım.

Numarası bile yok.

"Gel seni ona götüreyim ama ben geri eve döneceğim çünkü işlerim var sen babanla vakit geçirirsin olur mu.?"

Gözlerini kocaman açarak başını salladığında elimden tuttuğunda aşağıya inmiştik. Bizim bahçeden çıkıp onların bahçesine girdiğimizde ellerini bıraktım.

"Sen gidersin değil mi.?" Başını sallayıp yüzümü öptüğünde sıkıca sarıldım.

"Babaannene söyle sen yanlarına gittiğinde bana mesaj atsın. Ben burada bekliyorum tamam mı.?"

Başını sallayarak koşa koşa bahçeye giderken arkasından bakıyordum.

Görüş açımdan çıkıp yana döndüğünde Emir'in tam şu anda onu gördüğünü biliyordum. Görmemesi imkansızdı çünkü direkt onun karşısına çıkıyordu.

Bir kaç dakika mesaj bekledim ama gelmedi. Söylemeyi unutmuştu sanırım. Gideceğim sırada arka bahçeden kucağında Rüya'yla çıkan adamla onlara baktım.

Emir orada durmuş bana bakarken Rüya elini sallıyordu.

Ona karşılık verip elimi salladığımda Emir'e son kez baktım ve arkamı dönerek onun bahçesinden çıktım. Kargoyu teslim etmiştim.

Aklımda hala o kadının kim olduğu vardı.

Bahçeye hazırlanan kahvaltıya tek başıma oturduğumda öğlene kadar maillere cevap verip işlerimi halletmiştim.

Rüya hala gelmemişti.

Nasıl bir çocuktu bu kız...normalde çekinmesi lazımdı ama o ilk günden tek başına babasına gitmişti.

Ona her gün Emir'i anlattığım için çok iyi tanıyordu babasını...onu ne kadar sevip değer verdiğini annemle beraber anlattıklarımızdan çok iyi bildiği içindi bu yabancılamaması.

Ara sıra kızımın kahkaha sesleri bizim bahçeye gelirken annemi aradım.

"Efendim." Dedi soğuk ses tonuyla.

"Ben çıkıyorum, Rüya'yı alayım mı yoksa sizinle kalsın mı.?"

O kadın hala orada mıydı acaba.

"Emir burada, kalsın akşam getiririm."

"Tamam görüşürüz." Dediğimde bir şey demeden kapatmıştı.

Garaja giderken onların arka bahçesine denk geldiği için zıplayarak bahçeye bakmaya çalıştım ama olmadı.

Yeni gelen çiçek fidelerini bagaja koyup arabaya bindiğimde ezbere bildiğim yollarla kısa sürede meleğimin yanına gelmiştim.

Yeni aldığım renkli gül fidelerini elime alarak Rüya'nın yanına geldiğimde mezarda gördüğüm çiçeklerle gözyaşlarım akmaya başlamıştı bile.

Emir daha geçen gün ektiğim çiçeğin yanına iki tane gül dikmişti.

Toprak yaştı ve mezar taşı tertemizdi. Silinmişti.

"Ablacım...Emir abini görmüşsün." Diyerek dizlerimin üzerine çöktüğümde kızımın teyzesine aldığı rüzgar gülünün dönmesini izledim.

"Çıktı."

Toprağını okşadım.

"Rüya babasıyla tanıştı ablacım." Hıçkırarak ellerimi yüzüme kapattığımda Emir'in ektiği güzel ve renkli güllere baktım.

Aynılarını almıştım ama o benden önce dikmişti.

Üç dört saate yakın Rüya'ya olanları anlatıp içimi döktüğümde toprağa uzandığımı yeni fark ediyordum.

Yüzümün yarısı toprağa değiyordu.

"O kadar kızgınım ki sana...o kadar kızgınım ki sana Rüya."

Buraya geldiğim an gözyaşlarım hiç durmuyordu.

"Diğer gelişimde Rüya'yı da getireceğim söz...babasıyla olduğu için getiremedim."

Derin bir nefes alıp son kez toprağını okşadıktan sonra mezar taşını öperek ayağa kalktım.

"Geleceğim bir iki güne meleğim...seni çok seviyorum."

Yalpalayarak arabaya geldiğimde gözyaşlarımı silerek dikiz aynasından kendime baktım.

Her yerim çamur içindeydi ve hava neredeyse kararmıştı.

Titreyen ellerimi kalbime bastırıp gözlerimi kapattığımda nefes alamadığım için camı sonuna kadar açtım.

Mahvettin beni Rüya.

Mahvettin beni bir tanem.

Hala titremeye devam eden ellerimle arabayı çalıştırdığımda vakit kaybetmeden yola çıkmıştım.

Kalabalık olduğu için eve gelmem bir buçuk saat sürmüş ve saat akşam dokuz olmuştu.

Neredeyse öğlen çıkmıştım ve bu saate kadar durmuştum.

Siteye giriş yapıp eve yaklaştığımda Emir'lerin kapısının önündeki bedenleri gördüğümde yavaşça yokuşu çıkıyordum.

Sabah gördüğüm sarışın kızın beyaz lüks aracı kapının önünde duruyordu. Emir ve kadın karşı karşıya konuşurken annemde Rüya'nın elinden tutmuş onların yanında duruyordu. Arabamı gören kızım zıplayarak eliyle beni işaret edince hepsinin bakışları bana dönmüştü.

Hiçbirine bakmayıp Rüya'ya gülümsediğimde bizim bahçeye girdim.

"Annem geldi annem geldi.!"

Aynadan annemle ikisinin buraya geldiğini görünce kemerimi çıkartıp kapımı açtığımda hızla inip onlara doğru yürümeye başladım ve bana doğru gelen bebeğimi kucağıma alarak kokusunu içime çektim.

"Anne neden telefona bakmıyorsun kaç kere aradı babaannem seni biliyor musun.?"

Telefonumu arabada bıraktığım için duymamıştım.

Bakmamak için çaba sarf ettiğim kadınla bakışlarımız kesiştiğinde gözlerinde gördüğüm soğukluk yerini eskisi gibi bir ifadeye döndürdüğünde hemen Rüya'ya bakıp gülümsedim.

"Duymamışım aşkım özür dilerim."

Gözleri yüzümde bir yere takılıp elini oraya attığında gözlerimi kapattım.

"Her yerin çamur olmuş anne...teyzemin yanına mı gittin.? Hani beraber gidecektik." Dedi küskün bir tavırla.

Ayakta zor dururken imdadıma yanımdaki kadın yetişti.

"Annen sen babanla vakit geçir diye söylemedi kuzucuğum...gel biz babana gidelim annende dinlensin olur mu.? Uykusu gelince de getiririm." Son cümleyi bana bakarak söylediğinde başımı salladığım an koluma dokundu.

Üç yıldır ilk defa bana dokunmuştu.

Hatta ilk defa gözlerindeki kini atarak bakmıştı.

"Hadi ver bana cimcimeyi."

Rüya onu almak isteyen babaannesine gitmeyip boynuma daha sıkı sarıldığında annem derin bir nefes aldı.

"Babanla durmak istemiyor musun.?"

"Hayır bugün annemi hiç görmedim onunla oyun oynamak istiyorum."

"Babaannem görmüyor musun annenin oyun oynayacak hali kalmamış gel babanla oyna."

Rüya kaşlarını çatarak bana daha çok yapıştığında anneme baktım.

"Tamam anne bir şey olmaz kalsın." Cümlemi duyduğum an hızla düzelttim.

"Serpil teyze."

Gözleri acıyla kapandığında başını sallayarak hızla arkasını dönerek yürümeye başlamıştı.

"Yarın gelirim babaanne tamam mı.?" Rüya bir şey söylemeden giden kadının arkasından bağırdığında annemde arkasını dönmeden boğuk sesiyle ona seslenmişti.

"Tamam meleğim, öpüyorum çok." Ağlıyor muydu.?

Rüya bakmamasına rağmen arkasından el sallarken onun minik parmaklarını öperek eve girdim.

"Anne ben büyüyünce avukat olacağım." Merdivenlerden çıkarken bakışlarım kızımı buldu.

"O nereden çıktı." Dedim boynunu öpüp.

"Deniz abla avukatmış ve babamı bir şeyden kurtarmış amcam öyle söyledi...bir şey olursa ben de seni kurtarmak istiyorum o yüzden avukat olacağım."

Deniz sanırım o kadındı.

Emir'in avukatıydı.

Her avukatla bu kadar yakın olmadığını bilecek kadar tanıyordum onu ve bu kadın sadece avukat değildi.

"Sadece avukatlar kurtarmıyor ki Rüya." Sesim sert çıktığında boğazımı temizleyip tekrar konuştum.

"Yani beni kurutabileceğin başka güzel mesleklerde var demek istedim...doktor ol mesela."

Düşünür gibi elini çenesine koyduğumda resmen avukatlığı ona kötülüyordum.

"Ama Deniz abla babamı kurtarmış anne bence çok havalı."

"Aynen." Diyip onu yatağa bıraktığımda ellerimi tuttu.

"Sen küstün mü bana anne tamam avukat olmayacağım."

Yanına oturup onu tekrar kollarımın arasına aldığımda başının üstünden bir sürü öptüm.

"İstediğin mesleği yapabilirsin aşkım...sadece ben avukatları sevmiyorum." Merakla beni dinliyordu.

"Hiç güzel bir meslekte değil bana göre." Resmen kadına kuruldum diye tüm avukatları harcamıştım.

"O zaman ben astronot olayım."

"O olur bak." Dedim kendime temiz kıyafetler çıkartırken.

"Hem uzaya giderim Jüpitere giderim."

"Avukatlıktan iyidir." Dediğimde kıkırdadı.

"Ne yaptınız bugün...babanla mı en çok oynadın babaannenle mi.?"

"Babamla." Dedi düşünür gibi gözlerini tavana dikti.

"Başka."

"Amcamla."

"Başka." Dedim istediğim kişiye gelmesini beklerken.

"Babaannemle."

"Bu kadar mı.?"

"Bir de Deniz ablayla...zaten o hep babaannemleydi."

Bu kadın kesin Emir'e ayarlamaya çalıştıkları kişi.

Bencede.

"Sevdin mi Deniz ablanı."

Başını olumlu anlamda salladığında hemen yanına gidip başını tuttum.

"O kadar sevmemişsindir."

"Biraz sevdim." Dedi saçlarındaki örgütü açmaya çalışarak.

Örgüsünü açmaya yardım ettiğimde elleri hemen yüzümü bulmuştu.

"Ama ben en çok seni seviyorum anniş." Tüm yorgunluğuma ve tükenmişliğime rağmen içten bir şekilde gülümsediğimde yüzüme dokunan parmakları öpüyordum.

Örgüsünü açıp saçına masaj yaptığımda yaptıklarını anlatıyordu.

"Sonra biz babamla onun odasına çıktık."

"Hep orada mı durdunuz." Dediğimde başını salladı.

"Aşağıya inmediniz mi babaannenin yanına." Deniz ablanın dersem bir şeyler anlar diye annemi öne atıyordum.

"Hayır onları sadece kahvaltı yaparken gördüm bir de giderken."

Alnından öptüm.

"Şükürler olsun."

Rüya bana o ne demek der gibi baktığında gülümsedim.

"Benim kızım olduğun için şükürler olsun dedim yani." Kıkırdayıp bebeklerine geri döndüğünde hızlı bir duş alıp yanına tekrar dönmüştüm.

Gerçi duş alırken de kapıdan bana bir şeyler anlattığı için yalnız kalmamıştı.

Üzerimi giyinirken Rüya tüm bebeklerini yatağa koymuş beni bekliyordu.

Hemen iki tanesini elime alıp sesimi değiştirerek konuşmaya başladığımda bu onun geriye yatarak gülmesine sebep olurken devam etmiştim.

Gülmesi için.

O da benim gibi sesini değiştirerek elimdeki bebeğe doğru bebeğini yaklaştırıp konuşurken bu sefer gülen taraf bendim.

Kendimi geriye doğru attığımda kolum boşluğa geldiği için yataktan ters dönerek düşerken Rüya telaşla yanıma geldiğinde onu kucağıma çekip güldüğümde o da gülmeye başlamıştı.

"Bir şey oldu mu.?" Dediğinde boynundan öpüyordum.

"Bebek ezildi." Dedim.

"Nerede."

Elimle belimi gösterdiğimde hemen bebeği çekmek için uzaklaşmıştı.

"Anne bunun üstüne mi düştün." Eliyle giydiğim bluzun ucundan kaldırıp belime bakmaya çalıştığında uzandığım yerden doğruldum.

"Bir şey olmadı bir tanem."

"Bakayım."

Çok inatçı bir çocuktu.

Ona hızlı bir şekilde belimi açıp gösterdiğimde kızarıklığı görmüş olacak ki suratı asılmıştı.

"Kırmızı olmuş anne."

"Orayı dün kapıya çarptığım için öyle." Çenesinden tutup saçlarını öptüğümde hala sıkıntıyla bana bakıyordu.

"Babana aldığın oyuncakları gösterdin mi.?"

Başını olumsuz anlamda sallayıp ayağa kalktı.

Makyaj masamın önündeki pufa çıkıp masanın önünden bir şey alıp yere zıpladığında yanıma gelip elindeki kremi açınca onu ısırarak sevmek istedim.

Krem getirmişti.

"Süreyim mi.? Sen bana sürüyorsun hemen geçiyor şimdi ben sana süreceğim."

Boynuna eğilip öptüğümde bir kaç saniyeliğine gözlerimi kapatmıştım.

Giydiğim geceliğin ucundan kaldırıp el kremimi belime sürerken ben sadece onu izliyordum.

"Sen kesinlikle doktor olmak için doğmuşsun..avukatlığı unut." Göz ucuyla bana bakıp kıkırdadığında içimdeki tarif edilemez bir hisle onu izledim.

"Bitti." Diyip bir de bluzu indirdikten sonra öptüğünde onu hemen kollarından tutup kucağıma alarak sımsıkı sarılmıştım.

"Çok seviyorum seni."

"Bende seni çok çok çok seviyorum anne."

Kokusunu içine çekerek kucağımda onunla beraber ayağa kalktığımda perdeyi çekmek için camın önüne gittiğimde bahçedeki adamı gördüğüm gibi adımlarım durmuştu.

Emir bahçede annemle oturup sigara içerken buradaki hareketliliği hissetmiş gibi gözleri pencereye kaydığında anında göz göze geldik.

"Baba.!" Rüya cama dokunup bağırdığında Emir'in dudağının kenarı kıvrıldı.

"Anne sesimi duymuyor camı açalım." Bana söylüyordu ama kendisi cama uzanıyordu.

Kolları yetmiyordu gerçi.

Camı açtığımda onu sıkıca tutup tekrar bahçeye bakarken bu sefer annemde buraya bakıyordu.

Rüya'yı gördüğü gibi iki eliyle kızıma el salladığında meleğimin tek odağı babasıydı.

"İyi geceler baba.!"

"İyi geceler güzelim.!" Emir'den karşılık aldığı için neredeyse havalara uçacak olan kızım ona isyan eden kadına döndü.

"Bana niye demiyorsun." Diyordu annem.

Rüya ellerini dudaklarına götürüp gülerken başını omzuma koymuştu. Annem ve Emir'in bakışları bana kaydığında yüzümdeki tebessümle konuştum.

"Hadi ikisine de iyi geceler de uyuyalım geç oldu."

Saat on iki olmuştu ve normalde bu saatte çoktan uyumuş olması lazımdı.

"İyi geceler ikinize de annem beni uyutacak.!" Dönmeyen dilini yerim senin çocuk.

"İyi uykular meleğim seni seviyorum." Dedi göz kontağı kurmadığım adam.

Rüya ona eliyle kalp yapmaya çalışırken annemde iyi geceler dediğinde camı kapattım ama perdeyi çekmedim.

İkisinin de suratı Rüya'yı odaya doğru döndürdükten sonra düştüğünde Emir hala buraya doğru bakıyordu.

Rüya'yla beraber dişlerimizi fırçaladıktan sonra ışığı kapatıp sonunda yatağa uzanmıştık. Kızımın pembe gece lambasını açtığımda odada artık pembe ve hareket eden ışıklar vardı.

Rüya bir şeyler anlatarak uyuyakaldığında üstünü örtüp saçlarını öperek ben de kendimi uykunun kollarına attım.

Geçen üç günde Rüya sabahları Emir'e giderken akşama doğru eve geliyordu ama bugün Çağan'lar orada olduğu için gitmemişti.

Çağan'la hep görüşüyor muydu.?

Hiçbir şey bilmiyordum.

"Ben götüreyim mi seni babana." Hava kararmaya başladığında oflayıp puflayan kızıma hitaben konuşmuştum.

Laptop'tan işlerimi hallederken Rüya evde tur atıyordu.

"Babam Çınar'la konuşuyor mudur anne."

"Konuşmuyordur bence...biliyor musun baban onu küçükken hiç sevmiyordu." Mavilerini açarak yanımdaki sandalyeye oturduğunda düşündüğü şeye için acıdı.

O burada dururken aklında sürekli Emir'in kendisiyle dalga geçen çocuğu sevip sevmediği vardı.

"Hiç mi sevmiyordu.?"

Başımı olumsuz anlamda iki yana salladım.

"Sıfır."

"Gerçekten mi.?" Tekrar başımı salladığımda önümdeki bilgisayarı kapatıp ayağa kalktığımda elimi uzattığım an hemen tutmuştu.

"Hadi seni babana götüreyim."

Sevinçle zıpladığında evden çoktan çıkıp Emir'in bahçesinden içeriye girmiştik bile. Kapıdaki adamlar bizi tanıdığı için tepki vermeden geçmemize izin veriyorlardı.

Arka bahçeden yükselen seslerle Rüya elimi sıkmıştı.

İkimizde gergin ve tedirgin adımlar atarken Rüya için adımlarımı güçlendirip başımı dikleştirdim. Rüya'nın onlardan çekinmeden babasına gelmesi gerektiğini ona gösterecektim.

Görüş açımıza giren kişilerle kaşlarım çatıldı.

Sinem ve Çağan. İkisi de buradaydı.

Annem köşede oturmuş telefonuyla ilgilenirken Çınar etleri pişiren Emir'e bir şeyler sorarak gülüyordu.

Gözlerim bir kişiye daha takıldığında anında omuzlarım düşmüştü.

Avukat olan sarışın kadın buradaydı.

Sanırım aralarında yaptıkları mangal partisini bölmüştük.

Sinem ve Çağan çift olarak gelmişlerdi.

Emir ve o kadının arasında da sanırım gerçekten bir şeyler oluyordu.

Bakışlarım kızımı bulduğunda omuzları düşerek babasıyla konuşan çocuğa baktığını görünce hemen konuştum.

"Biz geldik." Emir sesimle beraber hızla arkasını dönerken annemde oturduğu yerden kalkmış koşturarak bize doğru geliyordu.

"Size kimi getirdim." Emir bir kaç adımda yanımıza gelip dizlerini kırdığında ona kırgınca bakan kızına şaşırdı ve ne olduğunu anlamadığı için kaşlarını çatarak çenesinden tuttu.

"Bebeğim...ölürüm sana bir tanem hoş geldin babacım."

Rüya onun omzunun üstünden Çınar'a bakarken bende dört göze baktım.

Gülerek buraya doğru bakarken bakışları beni bulduğu an gözlerimi belerterek ona bakınca hızla annesinin yanına gitmişti.

"Duru." Sinem sinirle bana seslendiğinde annem yanıma gelip benimle beraber Sinem'e baktı.

"Ama bu dört göz hala akıllanmamış." Onlara doğru yürümeye başladığımda Çınar bu seferde koşarak babasının arkasına geçti.

Emir anneme ne olduğunu sorarken ben Çağan'ın arkasına saklanan Çınar'ın yanında durup ona baktım.

"Biz seninle ne konuşmuştuk çaki Çınar." Elimi omzuna koyduğumda Çağan kolumu tutunca hala kızıma küçümseyerek bakan çocuğa bakıyordum.

Karşımdaki küçük çocuğa gözümle havuzu gösterdiğimde Sinem yanımıza gelip Çınar'ı kolundan tutarak uzaklaştırmıştı.

Yanıma gelip bu seferde benim kolumu tuttuğunda Çağan'da oğlundan uzaklaşmam için omzuma dokundu ama kıpırdamadım.

"Duru küçücük çocukla uğraşma." Çağan'a bakarken dikkatim sert adımlarla buraya doğru gelip tam yanımda duran adama kaydı.

Emir gelmişti.

"N'oluyor.? Çekin ellerinizi." Emir sert bir tonda konuştuğunda bakışlarım önce onu buldu.

Rüya'ya baktığımda babaannesiyle masada bir şeyler yediğini görünce tekrar Çağan'a döndüm.

"Anlat hadi." Dedim alaylı ses tonumla.

"Bir daha sormayacağım." Diyen Emir'le Çağan saçlarını karıştırıp konuştu.

"Duru, Çınar'ın yemeğini yere döküp, tabağını kırdıktan sonra gözlüğünü havuzu atmış."

Tek kaşım havaya kalktığında hızla sözünü kestim.

"Rüya'ya söylediklerini de anlatsana.!"

Ben istemsizce Çağan'a doğru atıldığımda omzuma dokunan el bedenimi geriye doğru çekmişti.

"Serhat'ı çağır sana anlatsın Çınar'ın ne bok yediğini." Emir'e dönerek söylemiştim bunları.

Gözlerim tekrar masaya kaydığında sol taraftan, kızımın olduğu masaya giden Çınar'la hızla oraya doğru yürümeye başlamıştım.

Emir'in sert sesini biraz biraz duyarken masaya gelip annemin yanına oturdum. Rüya zaten kucağında olduğu için hemen elini tutarak göz kırptım.

Gözlerindeki kırgınlığı gördüğümde derin bir nefes aldım. Keşke bahçeyi önceden gelip kontrol etseydim.

Çınar ve Emir'i gülerken gördüğünde babasını kıskanmıştı. Hem de onu babasıyla zorbalayan çakiyle görmesi iyi olmamıştı.

Emir sert yüz ifadesiyle bize doğru gelirken Çağan etleri çeviriyordu.

Rüya babasına bakmayıp beni izlerken Emir annemin diğer yanındaki sandalyeyi çekip oturduğunda Rüya'nın sırtına dokundu ama kızımız hala beni izliyordu.

"Emir abi, balık tutmaya gidecek miyiz.?" Çınar tekrar konuştuğunda Rüya bana bakarak mavilerini doldurduğu an hızla ayağa kalkıp onu annemden aldığımda başını boynuma gömdü ve sessizce ağlamaya başladı.

Rüya'nın ağladığını anlayan Emir gözlerindeki korkuyla yanıma gelirken gelen kısık hıçkırık sesiyle adımları durmuştu. Ben kucağımda kızımla masanın etrafından dolanıp Çınar'ın olduğu taraftan geçerken bir elimi kızımın sırtından çekip Çınar'a uzattığımda Sinem yetişmek için geç kalmıştı.

Gözlüğünü çıkartıp ayağımla ezdiğimde Rüya görmediği için rahattım.

"Duru."

"Anne yine yaptı.!" Çınar ağlayarak bağırdığında bir tane kafasına patlatmak istemiştim.

Rüya bir şey anlamasın diye konuşmamıştım ama Çınar'ın tabağını kafasına atıyormuş gibi yapıp devireceğimde Sinem elini hızla koluma uzattığı sırada başka bir el tarafından engellendi.

Emir onun kolunu tutup geriye doğru çekerken Çağan'da bu tarafa geliyordu.

"Gözlüğünü kırdı çocuğun Emir. Geçen günde havuza attı." Beni şikayet ediyordu.

"Dua et kafasını kırmıyorum." Diyerek Çınar'ın sandalyesine ayağımla sert bir şekilde vurup korkuttuktan sonra hızla yürümeye başlamıştım.

Çocuğunu uyaracağı yerde hala gözlük diyordu.

Aptal.

"Baban onunla hiçbir yere gitmeyecek ki Rüya niye ağlıyorsun bir tanem."

Onların yanından uzaklaştığımızı anlayıp sesli bir şekilde ağlamaya başladığında annem arkamızdan geliyordu.

Bahçeden çıkıp bizim bahçeye girdiğimizde boynuma sıkıca sarılan kızımın sırtını okşayarak sakinleştirmeye çalıştım.

Salona geçip kucağımda ağlayan kızımla beraber koltuklara oturduğumda başını kaldırmaya çalıştım ama izin vermedi.

"Babaannem, sen babanı yanlış anladın...o çocuk seni kıskandığı için sinir etmek istedi."

Ağlamaları daha sesli bir hal aldığında benimde gözlerim dolmuştu.

"Babanın senden daha çok değer verdiği kimse yok ki meleğim ağlama." Dinlemiyordu.

Gidelim dediğim için kendimi suçluyordum.

Bir dahaki sefere elimde kalacaktı o çaki.

"Baban onları sevmiyor en ç." Salona giren adamla cümlem yarıda kaldı.

"Rüya." Diyerek telaşla ve şaşkınlıkla önümüzde dizini kırarak oturduğunda Rüya'nın ağlamaları anında sessizleşti.

"Her şeyim." Diyip kucağımdaki kızın sırtına dokunduğunda Rüya hemen rahatsız olur gibi omzunu oynatınca Emir elini çekmişti.

"Rüya, baban sen yanlış anladın diye geldi annecim."

"Anne." Ağlamalarının arasında konuştuğunda kalbim sıkıştı.

"Efendim bir tanem."

"Babam niye böyle." Dediği an Emir'le göz göze geldik.

"Rüya." Dediğim an tekrar konuştu.

"Beni sevmiyor, hep ben konuşuyorum o benimle çok konuşmuyor.!" Son kelimesinde sesini yükseltince Emir'in dolu gözlerine baktım.

Birbirlerine alışma süreçleri sandığım kadar kolay olmamıştı.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldıı.?

Sizi bekletmemek için bölümü erken atmak istedim ama diğer bölüm için iki bölümünde sınırı geçmesini bekleyeceğim aşklarım.

Emir'in tavrı hakkında ne düşünüyorsunuz.?

Oy sınırı 780
Yorum sınırı 500

(Lütfen harf ve emoji olmasın yorumları düşüncelerinizi öğrenmek için istiyorum.)
Alıntıyı instagram hesabıma ya da kanalıma atacağım.

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.644okunma 44beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18