19. bölüm / 47
Sahte ve Gerçek18. BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: 18. BÖLÜM
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime · Okuduğun bölüm
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Kitabımız 25k olmuş bile
Bu bölümü tüm kitaplarıma destek olan bebek aşkım için atmak istedim. kleopatrazihniyeti
Oy veren, yorum yapan herkese çok çok çok teşekkür ederim aşkımsınızz.
İyi okumalar...
"Abi, Duru kötüleşti bizim hastaneye götürüyorum...ev yolundaydım on dakika sürer...Duru telefonumu arabadan attı." O konuşurken bilincim artık komple gitmişti.
Saçlarıma değen ellerle gözlerimi açmaya çalıştım ama olmadı.
"Yusuf.! Kolu kemere sıkışmış çek şu amına soktuğumun malını." Havalandığımda Emir'in sesini duymuştum.
"Tamam abi gidebilirsin." Beni taşıyan beden yürümeye başladığında gözlerimi açtım.
Emir telaşla ve koşar adımlarla yürürken aklıma gelenlerle kıpırdandım ve onu göğüsünden ittirdim.
"Bırak." Dedim boğuk sesimle.
Adımları durdu.
Göz göze geldiğimizde acıyan bedenimle yüzümü buruşturdum.
Emir tekrar yürümeye başladığında itiraz edecek gücüm bile yoktu.
Bizden önce mi hastaneye gelmişti.
"Abi, Süsen odama gelin dedi.!" Arkadan seslenen Serhat'la tekrar yüzümü buruşturdum.
O da mı buradaydı.
"Boşanacağız yarın." Dediğimde beni takmadı bile.
"Başkasıyla evleneceğim." Konuşmam bitince arkadan gelen gülme sesleriyle sert bir nefes verip yürümeye devam etmişti.
"Abi kızdın mı.?" Yusuf'un sesiyle tek gözümü açtım.
"Siktir git şuradan Yusuf sonra keseceğim senin hesabını." Emir tıslar gibi konuştuğunda koluma giren ağrıyla inledim.
"Emir." Dedim acıyla.
Adımları durunca Serhat hemen müdahale etmişti.
"Abi kolundan kan damlıyor çabuk gidelim odaya." Adımları tekrar hızlandığında başımı onun göğüsüne gömerek acının geçmesini bekledim ama geçmiyordu.
"Aç lan kapıyı.!"
"Emir geldiniz mi.? Koy hemen şu yatağa." Sırtım soğuk bir yere değince irkilerek tek kolumu boynuna doladım.
"Emir." Dedim ne dediğimi bilmeden.
"Bir şey yok buradayım." Alnımdan öptüğünde onu hala bırakmamıştım. Ellerimi birisi tutup beni Emir'den ayırdığında çocuk gibi ağlama sesleri çıkarttım.
Zar zor açtığım dolu gözlerim anında onunla buluştu.
Koluma değen ellerle ve gelen acıyla beraber inleyince Emir yere dizlerinin üzerine çökerek elimi tuttuğunda saçlarımı yüzümden çekiyordu.
"Bir şey yok..bir şey yok geçecek birazdan." Derken bana değil kendine söylüyor gibiydi.
Kolumdaki bezleri açan kişi o kadar sert davranıyordu ki canımın acısından gözümden yaşlar geliyordu.
"Yavaş ol Süsen.!"
"Yara enfeksiyon kapmış o yüzden canı yanıyor dokunmuyorum bile sadece makasla bağlanan bezi kesiyorum."
Diğer elimi Emir'in elinden kurtarıp ona doğru uzattığımda elini tekrar avucunun içine almıştı.
"Kızın kolu bu hale gelene kadar neredeydiniz Emir. Yara iltihaplanmış. Ateşi çok yüksek damar yolu açacak şimdi kızlar."
Emir elimi bıraktığında başka birisi tuttu.
"Emir." Dedim yaralı kolumu kaldırıp ona uzatmaya çalışırken.
"Duru sakin ol Emir burada..ateşin çok yüksek, yaran enfeksiyon kapmış o yüzden serum yapıyoruz birazdan da seni uyuşturup koluna dikiş atacağız." Korkuyla gözlerimi açmak istedim ama yapamadım.
"Başım ağrıyor." Elimi bu sefer başımın arkasına atmaya çalıştım ama konuşan kadın sıkıca tuttu.
"Serap saçları çeker misin.?"
Başımın arkasındaki saçlar çekildiğinde acıyla inledim.
"Başının arkası hala kanıyor mu kontrol edin." Diyordu birilerine.
"Kanıyor mu.?" Emir'in telaşlı sesiyle beraber koluma iğnenin girmesi bir olmuştu.
Bacaklarımı oynattığımda hemen tutmuşlardı.
"Buradayım Duru...bir şey yok serum takılıyor." Emir bacaklarıma dokunarak konuştuğunda sanırım serum takılmıştı.
"Hocam başındaki kanama azda olsa devam ediyor, kolundaki iltihaba bağlı yüksek ateş mevcut...seruma ilaç ekleyelim mi.?"
"Seruma ağrı kesici ve sakinleştirici ekle Serap."
Emir'lerin tanıdığı doktordu konuşan.
"Vücudunu kasıyor biraz rahatlasın o uyurken yapacağım dikişi."
Serumu takan kişi yanımdan gittiğinde tanıdık koku tekrar burnuma doldu.
Emir tekrar yan tarafımda duruyordu. Yatağın üzerinde duran elimi kıpırdatmadan tuttuğunda parmaklarımızı iç içe geçirmişti.
"Sana bulaşmasın diye gittim." Cevap vermedim söylediğine.
Bedenim gevşerken elimi öpüp tekrar konuştu.
"Saçma sapan şeyler söyleyecekti bilerek seni arabada bıraktım. Duyuyor musun beni."
Cevap vermediğimde alnımdan öptü.
"Seninle konuşmasın diye gittim Duru beş dakika sonra gelecektim yanına."
Dudaklarımı ıslattım.
"Eski nişanlının yanından çıkıp benim yanıma gelemezsin."
"Yenge haklı gibi." Arkadan duyduğum ses Yusuf'a aitti.
Emir'in elimi tutan eli benden ayrıldığında yanımdan da gitmişti.
"Siktirtme belanı siktir git şuradan." Sesler çok uzaktan gelirken o'nun Yusuf'a bağırdığını biraz idrak edebilmiştim.
Elimi tekrar tutup avcumu öptüğünde kolumu kendime çekmeye çalıştım.
"Dokunma bana."
Önce dudakları sonrada elleri çekilmişti ama hala dizlerini kırarak yatağın yanında oturuyordu.
"Üzülme diye gittim."
Gevşeyen vücudumla beraber özlerimi açtım.
"Üzülmeyeyim diye eski nişanlınla gözümün önünde bir şeyler yaşamana gerek yoktu."
Bir kaç saniye konuşmadı.
"Kiminle ne yaşadım lan, hepiniz bir olup beni delirtmeye mi çalışıyorsunuz." Sert bir şekilde konuştuğunda gözlerimi tekrar kapatıp koluma dokundum.
Hala ağrıyordu.
"Kolum." Dedim birden acı girince.
O'da koluma dokunmuştu.
"Süseni çağırın." Dedi birilerine.
Gözlerimi daha fazla açık tutamadığımda son kez alnımı silen adama baktım. Göz göze geldiğimizde alnımdan öptü.
Alnımdaki dudaklarla beraber bilincim kapanmaya başlayınca kendimi derin bir uykunun kollarına bırakmıştım.
Bedenimdeki acıyla gözlerimi açtığımda ışıklara alışamayan gözlerimi tekrar kapatmak zorunda kaldım.
Işığa alıştığımda olduğum hastane odasıyla kaşlarımı çattım.
Elimdeki, ne olduğunu bilmediğim şeyleri sökerken üzerime giydirdikleri kıyafete baktım.
Hastane önlüğüydü.
Bir kolum serumluyken diğeri de beyaz bir bandajla sarılı haldeydi.
En son olanlar aklıma gelirken Emir'e olan kızgınlığımı hatırladım.
Filiz'le konuşması.
Dudaklarımı ıslattığımda kapı yavaşça açılmıştı.
Uyuduğumu düşünerek yavaş yavaş açılan kapıyla arkasındaki kişiyi çok iyi tanıyordum.
Ablam.
Göz göze geldiğimizde kızarık gözlerini sonuna kadar açıp hızla yanıma koşarken yarı yolda durup arkaya doğru bağırdı.
"Uyanmış.!"
Yanıma gelip dizlerinin üzerine çöktüğünde elleri yüzümdeydi.
"Ay çok şükür." Kapıdaki Sinem yanımıza doğru gelirken arkasından Çağan ve Bilal'de odaya gelmişti.
Hepsi onun arkadaşlarıydı.
Acaba Filiz'le de arkadaşlar mıydı.?
"Duru geçmiş olsun korkuttun bizi." Kapıya gözlerim takıldığında içten içe beklediğim kişiyi göremeyince gözlerimi kapattım.
Yaptığım çok büyük saygısızlıktı ama içimden şu an sadece çocuk gibi oturup ağlamak geliyordu.
Dudaklarım titrediğinde kendimi tutamadım.
Filiz ve Emir olayının devamını yaşıyordum.
Beni onun abisi vurmuşken Emir o kızın yanına gitmişti. Elimle yüzümü kapattığımda bedenim sallansa da sessiz bir şekilde ağlıyordum.
"Duru, bir yerin mi ağrıyor ağlama söyle." Ablam elimi yüzümden çektiğinde şimdi ona bakarak ağlıyordum.
"Özge sen geç istersen." Sinem yanımıza gelip ablamı kaldırdığında galiba onun yüzünden ağladığımı sanmıştı.
Sorun ablam değil aptal kocamdı.
Yan döndüğümde koluma giren ağrıyla daha çok ağladım.
"Duru Süsen'i çağırdılar gelecek ağlama..kıpırdama." Kolumu tuttuğunda izin vermedim.
"Duru konuş artık.!" Ablam bağırdığında ağlamamı azalttım.
Dudaklarımı birbirine bastırıp yatakta oturur pozisyona geldiğimde Sinem beni tutsada kolumdaki serumu çekip attım.
"Duru.!"
"Yapma şunu.!"
Ablam diğer yanıma geldiğinde kolumdan akan kana elini bastırmıştı.
"Dikiş atılan yeri de kanıyor." Sinem konuştuğunda ablam telaşla uzanıp koluma baktı.
Çağan ve Bilal odadan çıkmışlardı.
Betül ve Emir ortalarda yoktu.
"N'oluyor." İçeriye giren kadınla başımı kaldırdım.
"Tamam kızlar siz çekilin yarasına bakayım." Yatağın kenarındaki kırmızı düğmeye bastığında göz göze geldik.
"Ben Süsen, tanışamadık ama Emir ve çocukların yakın arkadaşıyım." Gözlerimi kapatıp açtığımda yan tarafıma geçerek sargımı açıyordu.
"Dikişlerin açılmış nasıl başardın bunu."
"Bir şey söyle." Ablam ben konuşmadıkça delirdiği için sustum.
Süsen kolumu acıttığında acıyla inlemem dışında sesim çıkmıyordu.
Sinem ablamın yanına geçmiş ona bir şeyler derken içeriye hemşire girmişti.
"Serum yapıp ağrı kesici verelim bir de dikiş için malzemeleri hazırlayın." Kız bana tekrar damar yolu açtığında yatakta uzanır pozisyonda duruyordum.
Başımı yan tarafa çevirdiğimde bana bakan iki kadınla sonunda konuşmuştum.
"Emir, beni bu hale getiren adamın kardeşinin yanında mı.?"
Ablam bakışlarını kaçırdığında tekrar düz dönerek tavana bakmaya başlamıştım.
"Emir buralardaydı beş dakika önce telefonla görüşmek için kapının önünden ayrıldı şansa sen uyanmışsın." Süsen konuştuğunda başımı oynatmadan ona baktım.
"Yirmi üç yaşındayım, üç değil." Dediğimde o da gözlerini kaçırarak işini yapmaya devam etti.
"Arkadaşınız mıydı Filiz."
Hiçbiri cevap vermedi.
"Ablamın kankasıdır o kesin de sizi soruyorum."
Sinem ellerini kaldırdığında hızla konuştu.
"Yemin ederim Çağan'la tanışmadan önce varmış o kız ben masumum...ama bu ikisi tanıyor." Eliyle ablam ve Süsen'i gösterdiğinde gözlerimi kapattım.
Ablam bana istese de istemese de sürekli ihanet ediyordu.
Bilerek ya da bilmeyerek sürekli ondan kazık yiyordum.
"Sen kocamın eski sevgilileriyle arkadaş olma derneği misin.?"
Bir şey söylemedi.
Ben de yapılan serumun etkisiyle yavaş yavaş bilincimi kaybederken odanın kapısı hızla açılmıştı.
"Uyudu mu.?" Duyduğum sesle beraber gözlerimi yavaşça açtım.
Emir nefes nefese kapının orada durmuş bana bakarken gözlerimi açmamla yanıma doğru gelmişti.
"Günaydın." Dediğinde dizlerinin üzerine çökmüş elimi tutuyordu.
"İyi misin.?" Cevap vermediğimde yüzüme dokundu.
"Duru."
Ona eski nişanlısıyla konuştu diye küstüğümü bilse yanlış anlayacağı için bir şey belli etmemeye çalıştım.
İyi ki, iyi ki belli etmemeye çalıştın ya etseydin.
"İyiyim...gidebilirsin Filiz'in yanına."
Evet bu belli etmemeye çalışmış ve kendimi tutmuş halimdi. Emir arkasını dönüp ablamlara baktıktan sonra tekrar bana bakmıştı.
"Ne demek istiyorsun." Sinirlenmişti ama kendini tutuyordu.
Başımı diğer tarafa çevirdiğimde çenemden tutarak tekrar ona bakmamı sağladı.
"Ne demek Filiz'in yanına gidebilirsin."
"Ne duyduysan o demek sağır mısın.?" Dediğimde gözlerini kapatıp açtı.
"Bizi yalnız bırakın."
Emir'in sesiyle Süsen dahil hepsi odadan çıkmıştı.
Ayağa kalkıp odayı turladığında üstüme çöken yorgunlukla gözlerimi kapattım.
"Ne siktiri boktan şeyler düşünüyorsun bilmiyorum ama Filizle keyfi konuşmak için yanından ayrılmadım. Kapını kapattım çünkü bilerek canını sıkacak şeyler söylemesini istemedim...inip gitmişsin lan.!" Bağırınca sesinin odanın dışına çıktığına emindim.
"Beni bıraktın." Dediğimde gözlerime öyle bir baktı ki. Bakışlarındaki karanlıktan korktum.
"Her yerde seni aradım, tekrar kaçırıldın sandım.! Ne yaşatmaya çalışıyorsun sen bana Duru.! Amacın ne.?"
Burun kemerini sıktıktan sonra arkasını dönmüştü.
"Siktiğimin kızı umrumda değil ve bunun için seni ikna etmeye çalışmayacağım."
"Eminim çalışmayacağına, Şevval'i nasıl açıklamakla uğraşmıyorsan Filiz'i de öyle yaparsın." Bir şey demeden derin bir iç çekmişti.
Ellerini saçlarından geçirip tekrar bana döndüğünde gözlerimi açık tutamadığımı görmüş olacak ki daha fazla bir şey söylemedi.
Odanın kapısını açıp Süsene seslendiğinde durumumu soruyordu. Daha fazla açık tutamadığım bilincim yavaş yavaş kapanırken elimi tutan eli sıkmıştım.
Emir'in eliydi.
"Şevval'le sevgili değildim, şu an yeri değil iyileş anlatacağım hepsini...konuşacağız güzelim."
Söylediklerini zar zor seçebilmiştim.
Yanağımda gezinen dudaklarla kendimi karanlığa bıraktım.
Ablam tshirtümü kollarımdan dikkatlice geçirdiğinde sonunda giyinmiştim.
Dün gece ısrarlarımla çıkış yapıp eve geldiğimizde ablamda bizimle gelmişti.
Emir'le beraber gelmiştik ama o beni bıraktıktan sonra sabaha karşı evden çıkmıştı.
Uyandığı saatte çıktı.
Evden sabah 5.30 gibi çıkmıştı.
Sanırım uyumamıştı.
Normalde o saatlerde uyanıyordu ama bugün daha erken uyanmış olacak ki tam o saatte çıkmıştı. Ya da dediğim gibi uyumamıştı.
Ben de uyumadığım için çıktığını görmüştüm.
Serhat'ı evde bırakmıştı.
Yusuf'u göremiyordum o olaydan beri.
Serpil anne hastanede uyandığımda yanımdaydı ve eve kadar gelmişti. Rüya'da onunla gelmişti ama geç uyandığı için hâlâ odasında uyuyordu.
Odamdaki koltukta uyuyakalan kadına baktım...Serpil anneye.
Çok seviyordum onu.
"Tamam mısın.?" Demişti ablam.
Başımı salladım sadece.
Üzerimi giyinmeme yardım etmişti.
Sabah herkes uyanıp ayaklandığında hepimiz kahvaltıya geçmiştik.
Serpil anne Serhat'ı kahvaltıya çağırdığında ona sorular sorup sıkıştırıyordu.
"Çocuğum benden sır çıkmaz...çıkarsa Duru'ya çıkar başka da kimseye çıkmaz sen söyle bakayım Emir nereye gitti."
Serhat göz ucuyla bana baktığında ben de ona söyle der gibi bakıyordum.
"Abim beni öldürür Serpil anne."
"Eğer söylemezsen de ben öldüreceğim çocuğum."
Hafifçe güldüğümde konuştum.
"Ölümlerden ölüm beğen Serhat...hem Serpil anne Emir'e nerede olduğunu senden öğrendiğimizi söylemez ki."
"Merak ettiğimden değil de kadın annesi yani merak ediyor...sevap işle biraz." Ara verip devam ettiğimde Serpil anne koluma vurdu.
"O öyle mi olur kız."
Serpil anne konuştuktan sonra ayağa kalkıp Serhat'ın önüne geçtiğinde nereden bulduğunu bilmediğim bir silahı çıkartıp Serhat'ın alnına dayadığında çığlık atarak sandalyemden kalktım.
"Serpil teyze ne yapıyorsun Allah aşkına bırak şunu." Serhat konuştuğunda karşısındaki kadın hiç ikna olmuşa benzemiyordu.
"Anne, çek silahı Serhat zaten söyleyecek. Değil mi Serhat."
Serhat hala kararsız bir şekilde bana baktığında bacağına vurdum ve tekrar konuştum.
"Değil mi Serhat."
"Evet..evet Serpil teyzem söyleyeceğim indir hadi şu silahı."
Serpil annenin kolunu tuttuğumda silahı indirmişti.
Serhat ve ben derin bir nefes alırken silahı tekrar kaldıran kadınla yine çığlık atmıştım.
"Öldürecek misin beni Serpil teyze bu ne ya canımdan bezdim. Oğlu biter anası başlar...anası biter karısı başlar." En son bana bakarak konuştuğunda tekrar bacağına vurdum.
"Beni niye kattın şimdi sen." Dediğimde Serhat alnındaki silaha bakarak konuştu.
"Senin yüzünden bu kadın bana silah çekiyor. Abimin Filiz'le işi olmaz onun yanına falan gitmedi yani hanımlar."
"Bizene senin abinden Serhat." Dedim ama o bana inanmaz gözlerle bakınca Serpil annenin kolunu bıraktım.
"Vurabilirsin anne." Serpil anne bana göz kırpıp silahın tetiğini çektiğinde Serhat'ın kapanan gözlerine bakıyorduk.
Hala dimdik duruyordu.
Bu yüzden Emir'in sağ koluydu işte.
"Tamam git hadi bu seferlik seni affediyoruz." Annem konuştuğunda Serhat yanımızdan söylene söylene ayrılmıştı.
Gülümseyerek yanıma gelince beni kolları arasına çekip başımın üstünden öptü.
"Hadi sana ıhlamur yapayım sever benim güzel meleğim." Yüz yüze gelince ona baktım.
Kollarımı kaldırdığımda gülerek bakıp tekrar sarıldı.
Beraber mutfağa geçtiğimizde masada oturan ablamla bir an geri dönmek istemiştim ama halini görünce karşısına oturdum.
Ellerini başının arasına almış öylece oturuyordu.
"Özge, noldu.?" Serpil anne konuştuğunda hemen yanına gitmişti.
"Özge." Dedi tekrardan ama ablam cevap vermeden ayağa kalktığında kaşlarımı çatmış olanları anlamaya çalışıyordum.
"Bir şey yok." Diyip kapıya doğru yürümeye başlamasıyla dengesini kaybedip yere düşmesi bir olurken koşarak yanına gidip yaralı olmayan kolumla başını tutmuştum.
"Serhat.!" Serpil anne mutfaktan çıkıp Serhatı ararken ben ne yapacağımı bilmez bir şekilde saçlarını yüzünden çekiyordum.
"Bana bırak yenge." Serhat gelip onu kucakladığında ev halimizle arabaya binmiştik.
Evden çıkacağımız sırada bahçeye giren arabayla durduk.
Şevval gelmişti.
Serhat ona eliyle geri git işareti yaparken o arkada baygın yatan ablamı görüp telaşla yol verip peşimize takılmıştı.
"Sabah kötü müydü.? Dün gece senin başında bekledi tansiyonu düşmüştür ay Allahım." Serpil anne Serhat'ın yanına oturmuş konuşurken ben titreyen ellerimle ablamın yüzünü okşuyordum.
Korkmuştum.
Yüzü bembeyaz olmuştu ve mutfaktaki hali iyi değildi.
Kısa sürede hastaneye geldiğimizde Serhat kucağına alıp giderken biz üçümüz arkada onu takip ediyorduk.
Serpil anne, ben ve Şevval.
Süsen onu odaya aldığında biraz olsun rahatlamıştım.
"Abi biz hastaneye geldik...Yok abi Özge bayıldı." Serhat'a baktım.
Telefonla konuşuyordu.
Benimde telefonum çaldığında kardeşimin aradığını görünce hızla açtım.
"Abla neredesin sen ya...hayır bu enerji nereden geliyor size. Serpil teyzede yok...hani bir video vardı 70 yaşındaki anneannem ve yirmi beş yaşındaki ben diye." Kahkaha attıktan sonra tekrar konuşmuştu.
"Tam olarak oradaki genç kız ben oluyorum...neredesiniz.?"
"Hastaneye geldik kontrol için birazdan geleceğiz eve." Dedim telaşlandırmamak için.
O korkardı hastanelerden.
"Tamam ben burada bekleyeyim o zaman sizi..abla." Sesi durgunlaştığında gözlerimi kapatıp açtım.
"İyisin değil mi.? Kolun ağrımıyor."
"Ağrımıyor ablacım sadece kontrole geldim zaten bir iki saate de yanına geleceğim."
"Tamam...bekliyorum çabuk gel." Bir şey dememe izin vermeden kapattığında derin bir nefes almıştım.
Koluma dokunan ellerle sağ tarafıma döndüm.
Şevval bana destek olmak ister gibi bakıp kolumu okşuyordu.
"İyi misin.? Olanları duydum beni görmek istemezsin diye yanına gelmedim, geçmiş olsun."
"Teşekkürler." Diyip önüme döndüğümde Şevval kolumu hala bırakmamıştı.
Bir süre kapının önünde bekledikten sonra Süsen sonunda içeriden çıktı.
Ayağa kalkıp yanına geçtiğimde o da Şevval gibi kolumu tuttu.
"Sakin ol bir şeyi yok...kan testi istedim sonuçları bir saate çıkacak ne olduğunu o zaman anlayacağız ama şu an için iyi bir anormallik yok. Muhtemelen yorgun olduğu için bedeni kaldıramadı."
Derin bir nefes verdiğimde biraz olsun rahatladım.
Geri zekalı korkutmuştu beni.
Annem onu kontrol için içeriye girdiğinde ben odadan biraz uzaklaşıp koridora çıktım.
Yanımda hiçbir şeyim yoktu.
Ne telefonum ne üzerime alabileceğim hırkam. Öylece çıkmıştık. Karşıdan gelen topuklu ayakkabı sesiyle dikkatimi oraya verdim.
Gelen tanıdık kadınla beraber gözlerimi kıstım.
Beni gördüğü an tek kaşı havalandığında dudakları da aynı hızda kıvrıldı. Üzerinde dar kısa bir elbise vardı ve hastaneye göre fazla aykırı duruyordu.
Filiz karşımdaydı.
Evet Emir'in büyük aşkı ve eski nişanlısı olan Filiz.
Bunların neden ayrıldığını bir ara birinden öğrenmem lazımdı sanırım.
Yüksek topuklu ayakkabılarıyla yanıma doğru yürümeye başladığında tam karşımda durdu. O bu kadar şıkken karşısında böyle tayt ve cropla durmak rahatsız etmişti.
İstemsizce kendimi kıyaslamaya başlıyordum ve bu çok saçmaydı.
O da Emir'de umrumda değiller.
"Selam Filiz ben." Elini uzattığında kollarımı göğüsümde bağlamış ona bakıyordum.
Gülerek elini çektiğinde yüzünü inceliyordum.
"Yani haklısın ben de kocamın eski nişanlısıyla tokalaşmak istemezdim." Güldüğünde saçlarını düzeltip tekrar konuştu.
"Abim sana biraz kaba davranmış sanırım...ona sadece Emir'in karısını merak ettiğimi söylemiştim ama o işleri biraz abartm..."
"Duru.!" Sözünü kesen sesin sahibi Şevval'di.
"Konuşma şu yılanla." Şevval kolumu tutup çekiştirdiğinde Filiz abartılı derecede kahkaha atmıştı.
"Bana olan sevgin gözlerimi yaşarttı Şevval ya." Eliyle bizi gösterip devam etti.
"Ne bu exlerin dayanışması mı.? Ama pardon sen o kategoriye girmiyorsun değil mi Şevval'cim." Hala ifadesiz bir şekilde karşımdaki kadına bakıyordum.
Şevval girmiyor derken.?
Ex olan kendisi olmuyor muydu.?
Tehlikeli birisi olduğunu dün Emir bana bakacağı sırada engel olmasından anlamıştım ama şu an onun çok tehlikeli birisi olduğunu kesin bir şekilde görmüş oldum.
Gözlerinden dahi anlaşılıyordu bu.
"Elimde kalırsın defol git.!" Şevval ona bağırdığında hafifçe omzundan ittirdi.
Geriye doğru yalpaladığında bilerek yaptığını anlamıştım.
O kadar sert itmemişti.
"Ya bak ne yapıyor aptal...kızım sen hala şizofrensin tedavi olmaya gidip iyileşmeden dönen ilk kişi olarak senin adını tarihe mi yazdırsak Filiz."
Tedavi için mi gitmişti.
Filiz ona gözlerini kısarak baktığında gözleri bu sefer ben de durmuştu.
"Emir'in eski yabani sevgilisiyle kanka olup nişanlısıyla selamlaşmamak yakışıyor mu sana." Gülmüştü.
Eski...eski nişanlısı diyecekti karıştırdı sanırım.
O kadar boktan bir durumun içindeydim ki.
"Bak seni öldürürüm elimden kimse alamaz.!" Şevval ona atıldığında kolundan tuttum.
Filiz sinir etmeyi çok iyi biliyordu. Ama bilmediği şey benim bu oyunlara düşmeyeceğimdi.
"Gel saldır hadi...hala aynı yabanilik.! Sen abimi de elinden böyle kaçırmıştın zaten."
Ne.
Şevval bu kızın abisiyle mi sevgiliydi.
"Filiz bak hadi siktir git elimde kalma." Şevval kolumdan tutup beni peşinden sürüklediğinde arkamızdan gelen acı dolu inleme sesiyle durduk.
Ağlıyordu.
Hayır. Kendini yere atmış ağlıyordu.
Karşı taraftan buraya doğru yürüyen adamı görünce sebebini anlamıştım.
Kendimi kolonun arkasına attım. Görünmüyordum.
Emir gelmişti.
Filiz onu görüp kendini yere attığında tüm suç bize kalacaktı. Emir'in gözleri yerde ağlayan kadına takılınca adımları yavaşlamıştı.
Duvarın önünden biraz daha çekilip kolona doğru kaydığımda Emir'in beni görmesine izin vermedim. Şevval onlara doğru sinirle gittiğinde bende görünmeden izlemeye başladım. Köşeden gizli ve rahat bir şekilde Emir'in her hareketlerini izliyordum.
Emir, Filiz'e baktığında omuzlarım düştü.
Onu kaldıracaktı.
Belki kucağına bile alacaktı.
Gözleri Şevval'i bulduğunda kaşlarını çattı.
Bir şeyler dediğinde onu duyamıyordum. Şevval eliyle emir'e arka tarafı yani ablamın kaldığı odayı işaret ediyordu.
Emir, tekrar Filiz'e bakıp onu yerden kaldırmadan direkt olarak yürümeye başladığında bana doğru geldiği için duvarın diğer tarafına geçtim. Beni hala görmemişti.
Yanımdan hızla geçtiğinde şaşkınlıkla arkasından bakmıştım. Filiz'e döndüğümde yüzündeki dumura uğramış ifadeyle Emir'in arkasından baktığını görmüştüm.
En az onun kadar ben de şaşırmıştım.
Kucağına alacağına çok emindim ama o Filiz'i yerden bile kaldırmadı. Resmen göz ucuyla bakıp geçmişti.
Şevval hala orada durup Filiz'e bir şeyler derken Filiz gözünü kırpmadan kocamın arkasından bakmaya devam ediyordu.
Olanların şaşkınlığıyla ben de Emir'in gittiği tarafa yürümeye başlamıştım. Odanın önüne geldiğimde Emir burada yoktu, ablamın yanına girmişti büyük ihtimalle.
Yusuf buradaydı ve beni görünce telaşla konuşmaya başladı.
"Duru neredesin sen." Telefonunu çıkartıp kulağına tuttuğunda koltuğa oturmuştum.
"Abi yenge geldi şimdi, odanın önündeyiz." Kapattığında tekrar bana baktı.
"Serpil teyze lavaboya gitmiştir diyince abim sana bakmaya lavaboya gitti...geliyor."
Koridorun diğer tarafına döndü bakışlarım.
Gözlerimiz buluştuğunda yürürken takım elbisesinin ceketini çıkartıyordu.
"Neredesin sen." Daha yanımıza gelmeden konuşmaya başladığında bir şey demeden göz temasımızı kestim ama o oturduğum koltuğun önüne gelip dizlerini kırarak yüzümü tutmuştu bile.
"İyi misin.?"
"İyiyim." Dediğimde Şevval'de yanımıza gelmişti.
"Emir bak ben bu kadını öldürürüm gider bahçeye gömerim, söyle o orospu çocuğuna kardeşine sahip çıksın." Şevval sinirle karşımdaki koltuklara oturduğunda olayı anlamaya çalışıyordum.
Ne oluyordu burada.
Emir yaralı koluma dokunduğunda Şevval'deki bakışlarım tekrar onu bulmuştu.
Yaralı yeri okşuyordu.
"Süsen kontrol etsin gel." Elimi tutup beni yavaşça kaldırdığında itiraz etmedim.
Ellerimize bakarken o beni şaşırtarak parmaklarımızı iç içe geçirdi ve sanki her zamanki halimizmiş gibi yürümeye devam etti.
"Gel bakalım." Bedenimi kendine çektiğinde elini belime atıp parmaklarını karnıma doğru koymuştu.
Süsen'in odasına geldiğimizde koluma pansuman yapılırken Emir dikkatle bana bakıyordu.
"Aslında yarın da pansuman yapılsa iyi olur...ilaçları içiyorsun değil mi.?"
"Bugün içmedim."
Süsen onaylamaz bir şekilde bana bakınca Emir'e döndü.
"İlaçları içmezse ağrısı olur ve yara hemen iyileşmez kontrol edin mutlaka." Emir onu dinlerken sinirli bir şekilde bana bakıyordu.
"Tamamdır bitti benim işim, koluna dikkat et Duru ufak bir yara değil üzerine yatmamaya çalış uyurken de dikkatli ol."
"Sağ ol Süsen."
"Teşekkürler." Dedim ben de.
Kolumu okşayıp sandalyesine oturmuştu.
Biz çıkmaya hazırlanırken kapı tıklatılıp açılmıştı.
İçeriye giren kız önce Emir ve bana sonrada Süsen'e baktı.
"Hocam Özge Altın'ın sonuçları." Dosyayı Süsen'e uzattıktan sonra tekrar Emir'e bakmıştı.
Şaşırmıştı sanırım görünce.
"Çıkabilirsin Sema."
Sema bana gülümseyip çıktığında ben de ona gülümsemiştim.
"Bakalım neyi varmış bizim kızın."
Dosyayı açıp okuduğunda değişen yüz ifadesiyle telaşlanmaya başlamıştım.
"Noldu.? Kötü bir şey mi var.?" Emir elimi tuttuğunda hala telaşlıydım.
"Sinan burada mı.?"
"Değil." Dedi Emir.
"O zaman ara haber ver...baba oluyor."
Siktir.
BÖLÜM SONU
Nasıldı bölüm bacım bir yorumlarda yazınn
Oy sınırın 470
Yorum sınırı 200
Öptüm kocamannn.
Bölüm etkileşimi
