48. bölüm / 47
Sahte ve GerçekÖZEL BÖLÜM
Bölümler 47Şu an: ÖZEL BÖLÜM
- 1 GİRİŞ237 kelime
- 2 1. BÖLÜM2.523 kelime
- 3 2. BÖLÜM2.600 kelime
- 4 3. BÖLÜM2.210 kelime
- 5 4. BÖLÜM3.688 kelime
- 6 5. BÖLÜM2.667 kelime
- 7 6. BÖLÜM2.680 kelime
- 8 7. BÖLÜM2.942 kelime
- 9 8. BÖLÜM1.982 kelime
- 10 9. BÖLÜM2.087 kelime
- 11 10. BÖLÜM3.014 kelime
- 12 11. BÖLÜM4.959 kelime
- 13 12. BÖLÜM3.501 kelime
- 14 13. BÖLÜM3.044 kelime
- 15 14. BÖLÜM2.391 kelime
- 16 15. Bölüm2.313 kelime
- 17 16. BÖLÜM4.966 kelime
- 18 17. BÖLÜM4.203 kelime
- 19 18. BÖLÜM3.234 kelime
- 20 19. BÖLÜM2.891 kelime
- 21 20. BÖLÜM3.175 kelime
- 22 21. BÖLÜM5.107 kelime
- 23 22. BÖLÜM6.061 kelime
- 24 23. BÖLÜM4.399 kelime
- 25 24. BÖLÜM4.439 kelime
- 26 SEZON FİNALİ PART 14.868 kelime
- 27 SEZON FİNALİ PART 25.705 kelime
- 28 27. BÖLÜM5.938 kelime
- 29 28. BÖLÜM5.307 kelime
- 30 29. BÖLÜM4.586 kelime
- 31 30. BÖLÜM5.071 kelime
- 32 31. BÖLÜM6.327 kelime
- 33 32. BÖLÜM6.821 kelime
- 34 33. BÖLÜM3.989 kelime
- 35 34. BÖLÜM5.796 kelime
- 36 35. BÖLÜM4.681 kelime
- 37 36. BÖLÜM4.513 kelime
- 38 37. BÖLÜM4.644 kelime
- 39 38. BÖLÜM5.608 kelime
- 40 39.BÖLÜM6.845 kelime
- 41 40. BÖLÜM4.560 kelime
- 42 41.BÖLÜM6.385 kelime
- 43 42. BÖLÜM5.600 kelime
- 44 43.BÖLÜM4.676 kelime
- 45 44. BÖLÜM6.088 kelime
- 46 FİNAL8.595 kelime
- 47 ÖZEL BÖLÜM7.845 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
•KEYİFLİ OKUMALAR•
1.5 yıl sonra...
Yüzümdeki kıpırtıyla gözlerimi açtığımda gülümseyip geri kapattım.
"Güzelim."
Kollarımı iki gündür görmediğim kocama sıkıca doladığımda boynuna başımı gömmüştüm bile.
"Çok özledim." Diyordu saçlarımı okşarken.
"Ben de." Dedim boğuk sesimle.
Mira'nın dün gece ateşi çıktığı için hiç uyuyamamıştım.
"Çocukları buraya almışsın." Benden ayrıldığında önce yan tarafımda yanağını karnıma yaslayarak yatan oğlumuza gitti.
Mira diğer taraftaydı ve babasının yastığında uyuyordu.
Rüya artık büyük bir kız olduğu için bizimle yatamazmış...yani kendisi öyle söylediği için odasındaydı.
"Oğlum...aslan parçam." Mert tek gözünü açıp babasına bakınca Emir ona öyle bir bakıyordu ki her seferinde bu adama tekrar aşık oluyordum.
Minik bey babasını görür görmez ellerinden destek alarak ayağa kalktığında ikisinin sarılmasını izliyordum.
"Baba."
Çok konuşamasalarda dertlerini anlatabiliyorlardı.
İki gün önce iki yaşına girmişlerdi.
"Günaydın Mert."
Mira uyuyor diye sessiz konuşuyordu.
Onlar baba oğul aşk yaşarken ben de elini karnıma koyarak uyuyan diğer meleğime döndüm. Elimi yüzüne koyup ateşine baktığımda azaldığını anlayıp derin bir nefes verdim.
"Anne."
Mert babasından ayrılarak bana sarıldığında onu hemen kollarımın arasına aldım.
"Annem." Boynunu koklayarak öperken Emir kızımızın yanına geçmişti.
Yanağını yavaş bir şekilde öpüp anında bana baktığında endişelenmesin diye kolunu tuttum.
Ateşi olduğunu anlamıştı.
Dün geceki kadar olmadığı için endişelenecek bir durum yoktu.
"Gece ateşi vardı ama şimdi iyi...telaşlanma diye söylemedim."
Ateşinin düştüğünü söylememe rağmen gözlerindeki korkuyla kızımızı kontrol ediyordu.
"Mira." Dedi sessize ve onu tombul yanağından öptü.
"Güzelliğim."
Mira kıpırdamamıştı bile.
Uykusuna ve babasına düşkün bir bebekti.
Mert kucağıma çıktığında alttan bana bakarken saçlarını okşuyordum.
"N'oldu annecim."
"Anne babba."
"Baba aşkım...bak geldi baban." Mert uykulu ve şiş gözlerine rağmen gülerek Emir'e baktığında göz göze gelmişlerdi.
Mira'yı uyandıramayan Emir kucağımda ona bakan oğlumuzu hızla kolları arasına aldığında ayağa kalkıp sıkıca sarıldı.
Mert başını babasının omzuna koyduğunda ben de Mira kuşa baktım. İyiydi.
Dün gece annem ve beni çok korkutmuştu ama iyiydi.
"Hastaneye gitmemize gerek var mı.? Ya da doktor eve gelsin."
Başımı iki yana salladım.
"İyi merak etme...ateşi düşmüş..kızın çok nazlı."
Dudağının kenarı kıvrıldığında kucağında mayışan oğlumuzu öptü.
"Rüya'yı gördün mü.?" Dediğimde gözleri bana değdi.
"Onun yanından geliyorum. Mira ve Mert'i odasında göremeyince direkt buraya geldim."
Ne zaman bir yere gidip dönse ilk çocuklarımıza gidiyordu.
Sonra da yanıma gelip bana cenneti yaşatıyordu.
Mert onun kucağında tekrar uyuduğunda Mira'nın yanına bıraktı ve beraber odadan çıktık.
Kapının biraz ilerisinde buraya doğru gelen kadın yanımdaki adamı görür görmez sarıldı.
"Mira'nın ateşi düştü mü diye bakmaya geliyordum." Dedi bana doğru.
"Düştü anne merak etme."
"Sen ne zaman geldin annem." Diyerek Emir'e baktı.
"Yarım saat önce."
Emir, annem ve beni bir daha böyle bir şey olursa ilk ona haber vermemiz gerektiği konusunda kibarca! uyarırken salona gelmiştik.
Hazır olan kahvaltı masasına oturduğumuzda duyduğum ağlama sesiyle kalkmam bir oldu.
Emir'le beraber tekrar odamıza geldiğimizde ağlayan kızımız babasını görür görmez daha çok ağlamaya başladığında ağzının içinden konuşuyordu.
"Baba gel."
Bu çağrıya dayanamayan kocam hızla onun yanına gittiğinde ben de Mert'i kucağıma aldım.
"Mama."
"Yiyelim hemen annecim." Diyip saçlarını arkaya atıyordum.
Az önce ağlayan küçük kızımız şimdi kahkaha atarken Emir'le aralarındaki bağa hayran hayran bakıyordum.
Benim aksime Emir üçünü de anında sakinleştirebiliyordu.
Seni de.
Beni de.
"Ateşin var mı her şeyim...ölürüm sana, ölürüm."
"Baba öp."
Mira yanağını gösterdiğinde Emir onu bekletmeden sertçe öptü.
Mert başını boynuma koyarak ellerini de doladığında sıkıca sarıldım.
"Hadi ablanızı da uyandıralım."
Hep birlikte Rüya'nın odasına gelmiştik.
Yavaşça kapıyı açıp beş buçuk yaşındaki kızımızın odasına girdiğimde Mert heyecanla ellerini çırpmıştı.
"Abla abla."
Yüzüme koyduğu ellerini öpüp arkamda kalan ikiliye baktım. Mira hayran bakışlarını babasından çekmezken başımı sallayarak güldüm.
Hep beraber odaya girdiğimizde Rüya'nın örtünün altına girmiş bedenini görünce hemen ona doğru yürüdüm.
Kendine tamamen örtüyordu ve bu beni korkutuyordu. Her gece gelip böyle yapmış mı diye kontrol ediyordum.
Mert ablasını görüp çığlık attığında Rüya kıpırdandı ve üzerindeki pikeyi çekerek bize baktı.
"Günaydın bir tanem." Dedim elimi yüzüne koyarak.
Uykulu gözleri kapanıp açıldıktan sonra yan tarafımda duran kişiyi görüp tıpkı Mert gibi çığlık attı ve yataktan uçarak babasına gitti.
"Çok özledim seni baba."
Emir onu öpmekten bir şey diyememişti.
"Mira'yı annem tutsun ben sarılacağım sana."
Kardeşini seviyordu...ama babası olmadığı sıralarda.
Emir varken Mira ve Rüya sürekli bir rekabet halinde oldukları için huysuzluk çıkıyordu.
"Hadi Mira anneme git."
Mira'ya uzanmıştım ama o çığlık atarak Emir'e sarıldığında işimizin zor olduğunu tekrar anladım.
"Baba." Rüya ağlak bir şekilde konuştuğunda Emir ikisini de kucağında tutuyordu.
"Kardeşin de dursun biz yine sarılırız güzelliğim." Dedi Emir.
Rüya kaşlarını çatsa da ona sıkıca sarıldı.
"Ama ben daha çok özledim seni."
"Biliyorum her şeyim ben de seni çok özledim." Diyerek karşılık verdi kızına.
"Onlar annemle hep oyun oynadılar ama ben seni özlediğim için üzgündüm."
Şikayet ediyordu.
Emir ne yapacağını şaşırmış bir şekilde iki kızının arasında kalmışken Mira babasının çenesine çıkan süt dişlerini batırmıştı.
"Baba ba."
"Ben sarılamıyorum Mira biraz dur." Demişti Rüya.
"Babanız burada aşkım, sıra sıra sarılırsınız olmaz mı.?" Diye sordum rahat bir tavırla.
Sonuçta benlik bir sorun yoktu Emir bey çocukları kendine hayran bırakmadan önce düşünecekti.
"Anne al hadi." Rüya ısrarla bana Mira'yı işaret etti ama almadım çünkü bu sefer küçük kızımın ağlaması durmuyordu.
Emir'den ayrıldığında kıyameti kopartıyordu.
Mert ve ben onları izlerken oldukça keyifliydik.
Mira'nın babasına olan düşkünlüğü gibi Mert'te aynı şekilde bana düşkündü.
"Ne diyor ablan annecim...hadi gel karnınızı doyuralım." Mert'in saçlarından öptüğümde Mira ilk defa çığlık atarak bana uzandığında bu sefer şaşırma sırası bendeydi.
"Gel annecim." Zaten kollarını bana uzattığı için hızla diğer koluma da onu aldım.
Rüya sonunda istediği olmuşcasına babasına yapıştığında Emir bakışlarıyla bana, ikisini taşıyıp taşıyamadığımı soruyordu.
Ona sorun yok der gibi bakıp konuştum.
"Hadi kahvaltıya gidelim çok acıktım."
Hep birlikte masaya oturduğumuzda ben Mira ve Mert'in ortasına geçmişken Rüya babasının kucağındaydı.
İkizler bebek sandalyesinde oturuyorlardı.
"Sonra Kaan onu düşmekten kurtardı." Rüya, Eliyle Mira'yı gösterdi.
"Aferin ona." Emir gergin bir şekilde konuştuğunda dudaklarımı birbirine bastırdım.
Rüya sonunda babasından sıkılmış olacak ki amcasıyla beraber Gaye'lere gitmişti. Bizde bahçedeydik.
Telefonuma bildirim gelince instagrama girip etiketlendiğim habere baktım.
@GAZETEMAGAZİN
"EMİR AKSOY'DAN DUBAİ'DE DEV YATIRIM!" 📰
ÜNLÜ İŞ İNSANI EMİR AKSOY, İŞ DÜNYASINDA YİNE ADINDAN SÖZ ETTİRECEK BİR HAMLE YAPTI! GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE DUBAİ'YE GİDEN AKSOY'UN, ŞEHRİN EN PRESTİJLİ BÖLGELERİNDEN BİRİNDE MİLYON DOLARLIK BİR YATIRIM ANLAŞMASINA İMZA ATTIĞI ÖĞRENİLDİ. KULİSLERDE KONUŞULANLARA GÖRE, YATIRIM; LÜKS REZİDANS VE TİCARİ ALANLARDAN OLUŞAN DEV BİR PROJE... ÜSTELİK AKSOY'UN BU HAMLEYLE ULUSLARARASI ARENADA YENİ BİR SAYFA AÇACAĞI İDDİA EDİLİYOR. ARTI OLARAK ANLAŞMADAN SONRAKİ GÜN KUTLAMA DAVETİNE KATILAN AKSOY'UN BİR YATIRIMCININ KIZIYLA OLAN YAKIN GÖRÜNTÜSÜ DİKKAT ÇEKTİ.EŞİ DURU AKSOY İSE ŞU SIRALAR ORTALARDA GÖRÜNMÜYOR... ANCAK YAKIN ÇEVRE, ÇİFTİN BU YATIRIMI BİRLİKTE PLANLADIĞINI SÖYLÜYOR.
356.828 beğenme 7.629 yorumu
@instagramkullanıcısı: Abartmayın.
@instagramkullanıcısı: Kısa özet zenginliğine zenginlik katmış yani.
@instagramkullanıcısı: Duru'nun genişlik.
@instagramkullanıcısı: Çocukları niye hiç göstermiyorlar ya offf
@instagramkullanıcısı: Hala boşanmamaları peki.
@instagramkullanıcısı: Emir benimle evlen.
@instagramkullanıcısı: Kız güzelmiş.
@instagramkullanıcısı: Emirin üç çocuğunun olmasını hala aşamıyorum.
@instagramkullanıcısı: Karısından sıkılınca yurtdışına çıkıyor sanırım :)
@instagramkullanıcısı: Bizene bu haberden.
@instagramkullanıcısı: kız fan gibi foto çektirmiş abartmayın ya insanların arasını bozmayın.
@instagramkullanıcısı: Duru şu an alacağı milyonluk çantayı sipariş ediyordur.
@instagramkullanıcısı: Ay çocuklarını göster bize ikizleri merak ediyoruzz.
@instagramkullanıcısı: Boşanır bunlar.
@instagramkullanıcısı: Fotoda bir şey yok ki.?
@instagramkullanıcısı: abartmayın cidden adam fotoğraf çektirmiş fanıyla.
Bozulan sinirimle telefonu kenara bıraktım.
"Evet git annecim." Mira eliyle Zeus'u gösterip bana bakarken konuşuyordum.
İkisi de yürüyordu. Hatta fazla hızlı yürüyorlardı.
Zeus Mira'yı görür görmez heyecanla havladığında bu minik kızımı korkuttuğu için çığlık atarak bana koşmasını sağlamıştı.
"Anne." Diyerek kollarımın arasına girdiğinde ağlayacağını anladığım için hemen onunla beraber ayağa kalktım.
"Bir şey yok meleğim...o seni sevdiği için havlıyor." Dolu gözleriyle bir bana bir Zeus'a bakarken kafasını hızla boynuma gömmüştü.
Ben onun sırtını okşayıp sakinleştirmeye çalışırken Zeus bize doğru koştu ve kucağımdaki minik insanı korkuyla ağlattı.
Mira'nın bahçede yankılanan ağlamasıyla bize merakla banan köpekten koşar adım uzaklaştım.
"Ağlama Mira bak gitti annecim." Daha çok ağladı.
"Duru.!" Emir'in sesini duyunca ona doğru yürümeye başladım.
"N'oldu.!" Korkuyla ağlayan kızımıza bakıp onu benden aldığında Mira bu sefer babasına şikayet etmeye çalışıyordu.
"Baba cıs."
Emir onun gösterdiği yere bakıp olayı anladığında derin bir nefes verip Mira'yı alnından öptü.
"Düştü sandım...aklım çıktı."
Art arda öpüp onun açık kahve saçlarını okşadı.
"Zeus sana zarar vermez meleğim." Kızımız onu dinlemeyip itirazlarını dile getirmeye çalışıyordu.
"Hayır." Diyip başını usulca babasının omzuna koyduğunda derin bir iç çekmesi beni üzmüştü.
Zeus'tan korkuyordu.
Mert bahçeye çıktığı her fırsatta Zeus'a giderken nazlı kızımız korkup ağlıyordu. Emir Zeus'u bir süreliğine diğer eve götürmüştü ama bu sefer de Rüya itiraz etmişti.
Yani biz bu üç küçük insanın arasında kalmıştık.
Şu an sorunsuz bir şekilde öğlen uykusuna yattığından anlayacağınız üzere Mert en ılımlı olanlarıydı.
Bazen huysuzluğu tutuyordu ama Rüya ve Mira kadar sık değildi.
"Uyuyalım mı meleğim...uykun mu gelmiş her şeyim."
Kapanan gözleriyle odamıza çıktık.
Emir kızımızı her zamanki gibi kucağına yan bir şekilde alıp uyumasına yardımcı olurken Mira yarım saatin sonunda uyumuştu.
Onu Mert'in yanındaki beşiğe bırakıp bir süre ikisini de izledikten sonra yanıma geldi ve beni kucağına aldı.
"Şimdi sıra diğer bebeğimde." Söylediği cümleyle sesli bir şekilde gülünce elimi hemen dudaklarıma bastırdım.
"Bizi yakalatmak mı istiyorsun güzelim."
Başımı iki yana salladığımda öpücükleri boynuma inmişti.
Üzerimdeki bol tshirt hızlı bir şekilde çıkarken Emir göz ucuyla beşiklere bakıp tekrar bana döndü ve beni kucağına alarak odadan çıktı.
Onun çalışma odasına geldiğimizde artık buraya alıştığımız için öpüşmemizi derinleştirdik ve ikimizde birbirimizi tükettik.
Emir beni havluya sararak kucakladığında banyodan çıkarttı. Kendisi tekrar girip bornozunu giydiğinde yanıma gelmişti.
"Miden ağrıyor mu hala."
Başımı iki yana salladım.
Ağrıyordu.
Aslında dün Mira gibi benimde ateşim vardı ama duş alıp düşürmüştüm.
O beni kendine çekip yan bir şekilde kucağına aldığında ellerimi boynuna doladım.
"Hamile olamam değil mi.?" Diyerek güldüğümde başı hızla bana çevrildi.
"Olabilir misin.?" Heyecanlı sesiyle omzuna vurdum.
"Saçmalama istersen."
Şaka yapıyordum ama onun gözlerindeki istekle şaşırmıştım.
Evdeki curcunaya rağmen başka bir çocuk istiyordu ama ben bir kaç yıl daha bu toplara girmek istemiyordum.
Yanımda annem ve Sema teyzenin olmasına rağmen iki çocukla çok yorulmuştum çünkü ikisi de gündüz sadece benimle uyuyup, benimle oyun oynuyorlardı.
Emir geldiğinde işler tam tersi oluyordu ama o işe gittiğinde yoruluyordum.
Ne Sena teyzede ne de annemde çok durmuyorlardı.
Emir sürekli yanımızda olmaya çalışıyordu ama ikizler yemek yeme, oyun oynama, banyo yapma gibi ihtiyaçları için sadece bana izin veriyorlardı.
Babalarında karınları tokken ve keyifleri yerindeyken duruyorlardı.
"Çocuk konusunda sana karışmıyorum tamam bir tanem."
Yanağından öptüm.
"İkizler biraz daha büyürse belki bu konuyu tekrar düşünürüz olur mu.?"
O da yüzümden öpüp beni onaylayınca odamıza gelmiştik ama kapıyı açtığımız an gördüğümüz Mert'le ağzım şokla açıldı.
"Lan." Emir beni kucağından indirip hızla yerdeki bebeğimizi kucağına aldığında ben buraya nasıl geldiğini anlamaya çalışıyordum.
"Nasıl indin sen beşikten Mert." Diyerek korkulu bir ses tonuyla konuştuğumda beşiğin yanına gelmiştim.
Yüksekti.
"Baba." Diyordu gülerek.
"Annem indirmiş olabilir mi.?" Dediğimde Emir hala şaşkınlıkla oğlumuza bakıyordu.
"Annem evde değil...Mert kendisi inmiş." Diyerek kucağında gülücük saçan çocuğumuzu öptü.
"Bize üç çocuk yeter tamam mı.? Görmüyor musun hiç durmuyorlar Emir."
Dudakları kıvrıldığında şaşkınlıkla giyinme odasına girip üzerime kısa tayt ve yine bol tshirt geçirdim.
"Ya sen nasıl indin oradan Mert." Diyerek yataktaki ikilinin yanına geçtiğimde hala şaşkın şaşkın oğluma bakıyordum.
Kapıya biraz daha gelseydi belki açarken ona sertçe çarpacaktık. Bu düşünceyle onu hemen kucağıma aldığımda sıkıca sarılıp boynundan öptüm.
"Ben sana çok uslusun diyordum annecim...nazar mı değdi acaba sana."
Emir gülerek giyinme odasına gitmişti.
"Hiç kimseye de göstermiyorum ki sizi." Kendi kendime konuşarak dudaklarımı büzdüğümde Mert çenemi öptü ve yeni çıkan dişlerini bastırdı.
Onları artık sosyal medyada paylaşmıyordum çünkü kıyamıyordum.
Çok güzellerdi.
Üçünü de paylaşmıyordum.
"Bir daha yapma tamam mı.?" Diyerek beşiği gösterdiğimde o bana 'yapıcam' der gibi bakıyordu.
"Beşikten tek inme Mert."
Dişlerini tekrar çeneme bastırıp bir şeyler söyledi.
"Öyle dersen yaparlar demişti Gaye." Emir odaya geldiğinde onu süzdüm.
Altına eşofman giymişti ama üstü çıplaktı.
Bu adamda bu ara fazla yakışıklı olmaya başladı.
"Benim oğlum annesi ne derse onu yapar değil mi Mert."
"Hayır."
Aldığım cevapla gözlerim büyürken Emir kahkaha atıp onu kucağımdan alıp havaya attı.
"Yerim lan seni."
Mert'in kahkahası odada yankılandığında kızımın yanına doğru gidip kontrol ettim.
Emziğiyle ve oyuncağıyla beraber uyuyordu.
Yanağından hafifçe öpüp doğrulduğumda tekrar yandaki beşiğe baktım ve Mert'in nasıl indiğini düşündüm.
İnerken düşmüş ve kafasını çarpmış olabilir miydi.?
Hemen yanlarına gidip onu kontrol ettim ama bir yeri acıyormuş gibi durmuyordu.
Rüya'da da sürekli evham yapıyordum ama ikizlerden sonra bu iyice artmıştı.
"Duru...düşüp yaralanabilirler onlar daha çocuk. Ben beşik için önlem alacağım düşünme artık...sürekli düşüyorlar ve düşecekler biliyorsun."
Bir elinde Mert varken belimi sarmıştı.
Biliyordum ama üçünün de canının yanmasını istemiyordum.
Gözlerim dolduğunda hızla ona sarıldım.
Bu ara duygusal bir dönemdeydim.
Ben Emir'e sarılırken Mert saçlarımı tutuyordu.
"Biraz yürüyüşe çıkalım mı.?" Dediğimde hemen beni onaylamıştı.
"Çıkalım her şeyim."
O Serhat'ı arayıp Rüya'yı getirmesini söylerken ben de Mert'in altını değiştirmiştim.
Mira rekor sayılacak kadar uzun bir öğlen uykusundan uyandığında babasını görür görmez sevinçli bir ses çıkarttı ve hemen ona ellerini uzattı.
Onun da altını kontrol ettikten sonra hep beraber aşağıya inmiştik.
Rüya Serhat'ın elini bırakıp koşar adım bize doğru gelirken bacaklarıma sarıldı...onu kucağıma alıp yüzünün her yerini öperken gülüyordu.
"Dışarı mı çıkacağız anne." Bebek arabasındaki kardeşlerine baktı.
"Yürüyüş yapalım mı hep birlikte." Hızlı hızlı başını salladığında Serhat bana doğru geliyordu.
"Yenge." Başının arkasını kaşıyıp gözlerini kaçırdığında kaşlarım merakla çatıldı.
"N'oldu.?"
"Geldikten sonra bir Gaye'ye uğrar mısın.?"
Dün Gaye'yle biraz tartışmıştık ama bu kız kardeşlerin arasında olan bir tartışmaydı.
"Bir şey mi oldu.?" Dedim koluna dokunup.
"Teyzem ağladı anne."
Rüya'nın sesiyle birlikte telaşla Serhat'a baktım. .
"Çocuk mevzusu." Demişti karşımdaki adam.
Bizde dün bu yüzden tartışmıştık. Yani Gaye tartışmıştı ben dinlemiştim.
Rüya babasının yanına gittiğinde Serhat bebek arabasındaki Mira ve Mert huysuzlanmasın diye hafifçe sallayarak konuştu.
"Kafasına çok takıyor...sanki benden bir çocuğu olmazsa ayrılacağımızı düşünüyor."
"Öyle düşünmüyor. Sadece bir tane daha çocuğu olsun istiyor...ben şimdi onun yanına gideyim hatta siz akşam bize gelin."
Başını olumsuz anlamda salladı.
"Yemek yapıyor akşam sizi bize çağıracak." Dedi.
"Ben bir gideyim yanına." Derin bir iç çekip başını salladığında Emir'e doğru gittim.
"Ben Gaye'ye uğrayıp geliyorum biraz bekler misiniz.?" Çocuklara baktım.
"Bir sorun mu var." Dedi Gaye'yi kastederek.
"Morali bozukmuş görmezsem rahat edemem." Başını salladığında Rüya hemen elimi tuttu.
"Ben de seninle gelebilirim miyim anne."
"Gel aşkım."
En azından Emir sadece ikizlerle ilgilenirdi ve çok sorun olmazdı.
Rüya babasını paylaşmak istemediği için üçü bir arada olunca sorun çıkıyordu ve Emir bensiz zorlanabilirdi.
Rüya'yla birlikte karşı evin bahçesine girmiştik bile.
"Onu da şuraya koy Kaan." Gaye'nin sesini duyduğumda moralinin düne göre daha da bozulduğunu anlamıştım.
"Biz geldik." Camı tıklatıp konuştuğumda Gaye hemen bize döndü.
Dudakları titrediğinde Kaan ve Rüya'yı bahçeye gönderip kollarımı ona sarmıştım.
"Dün için özür dilerim." Ağlamaya başladığında daha sıkı sarıldım.
"Ben bir şey hatırlamıyorum ağlama." Diyip gülümsediğimde o ağlamaya devam etti.
"Bir kaç gündür dengesizleştim farkındayım ama elimde olmadan yapıyorum gerçekten...Serhat'ta sıkıldı zaten benden."
Ellerini ada tezgaha koyduğunda hemen yanında durdum.
"Serhat senden sıkılmaz Gaye bunu biliyorsun...o sadece sen üzülme diye Kaan bize yeter diyor ama sen adamı yanlış anlıyorsun."
Burnunu çekip tezgaha doğru eğildi.
"Çocuk istemiyor gibi konuşuyor."
Kolunu tuttum.
"Sen üzülüyorsun diye öyle davranıyor anlamıyor musun.? Mira ve Mert'i ne kadar sevdiğini hepimiz görüyoruz...o da istiyor ama sen bir de buna üzülme diye çok fazla dile getirmiyor."
Hıçkırınca ne kadar yıprandığını bir kez daha görmüştüm.
"Hadi bize gidelim ya da ben hemen kahve yapayım biraz konuşalım olur mu.?"
Elini karnına atıp konuştu.
"Canım bir şey istemiyor."
Sıkıntılı bir nefes verip sırtını okşadığımda o iç çekiyordu.
"İkizler uyuyor mu.?" Dedi gözyaşlarını silerken.
"Emir'e bıraktım."
Başını sallayıp doğruldu.
"Ben sana kahve yapayım olur mu.?"
"Sen içmezsen ben de içmem." Dediğimde yanaklarını şişirip ofladı.
"Oflama bana." Diyerek kahve makinesinin önüne geldiğimde ikimize de kahve yapmıştım.
Gaye düşünceli bir şekilde masayı izlerken fincanı önüne bırakıp yan tarafına oturdum.
"Serhat orada mı.?"
Başımı sallayıp onu onayladım.
"Çocuklarımı üç tane oduna bıraktım inşallah başlarına bir şey gelmez."
Sonunda onu güldürmeyi başardığımda yan bir şekilde sarıldım.
Eli karnında dururken yüzünü buruşturdu.
"Kahveyi aromalı mı yaptın.?"
"Hayır normal işte her zaman içtiğimizden." Dedim fincanları koklayarak.
"Yok dayanamayacağım." Ayağa kalkıp koşar adım gittiğinde şaşkınlıkla arkasından bakmayı kesip onu takip ettim.
"Gaye...iyi misin.?" Lavabonun kapısını tıklatıyordum ama ses vermedi.
"İçeri giriyorum."
"Gaye." Kapıyı açıp içeri girdiğimde korkuyla onun yanına diz çöktüm.
Bayılmıştı.
Yanağını tutup konuştum ama tepki vermiyordu.
Telefonumu yanıma almadığım için hızla mutfaktan Gaye'nin telefonuyla Serhat'ı aradım.
"Güzelim."
"Serhat Gaye bayıldı buraya gelin.!"
Tekrar lavaboya girdiğimde telefonu nereye attığımı hatırlamıyordum bile.
Serhat ve Yusuf koşturarak geldiklerinde hızlıca arabaya binmiştik...Yusuf çocukları alıp bize götürürken Emir'de ikizlerin yanındaydı.
On dakika sonra hastaneye geldiğimizde Gaye kontroller için odaya alınmıştı ve biz Serhat'la beraber koridorda onu bekliyorduk.
Serhat korkuyla odanın kapısına bakarken ben de yanında duruyordum.
Yarım saat geçmesine rağmen hala kimse açıklama yapmadığı için Serhat sinirli ve gergin bir şekilde gözlerini ayırmadan kapıya bakmaya devam ediyordu.
"Duru." Koridorun başında bize doğru gelen adamı görünce biraz olsun rahatlamıştım.
Emir gelmişti.
"Bir şey var mı.?"
"Hala söylemediler bekliyoruz." Diyince Serhat'ın yanına gidip bir şeyler söylemişti.
Emir bana çocukları anneme bıraktığını söylerken odanın kapısı açıldı.
Serhat hızla doktorun karşısına dikilirken endişeyle ona bakıyordum.
"Hastanın eşi k.."
"Benim."
"Eşiniz sizi bekliyor." Ve Serhat hızla odaya girmişti.
Doktor güleç bir ifadeyle bize döndüğünde durumunu soracağım an önce davranıp konuşmuştu.
"Gaye hanım iyi sadece bundan sonra kendine biraz daha dikkat etmesi gerekiyor."
Kaşlarımı çattım.
"Niye."
"Gaye hanım beş haftalık hamile."
Gözlerim şokla açılırken ellerim dudaklarıma kapandı.
İçeriden duyduğumuz bağırma sesiyle haberin Serhat'a da ulaştığını anlamıştık.
"Geçmiş olsun tekrardan."
Ve gitmişti.
Hala aynı ifadeyle Emir'e döndüğümde gülümsediğini görünce konuştum.
"Sanırım ağlayacağım." Diyerek ona sarıldığımda gözlerimden yaşlar akmaya başlamıştı bile.
Gaye çok beklemişti ve ben bu bekleyişin neredeyse her anına tanık olmuştum.
Hıçkırdığımda Emir beni kendine biraz daha çekti.
"Çok sevindim." Dedi sırtımı okşarken.
Ben bile böyleysem Gaye'yi düşünemiyordum.
"Çocuklara bir arkadaş daha geliyor." Dediğimde ağlarken gülmüştüm.
Serhat'ın sevinç çığlıkları hala gelirken gülümseyerek kapıya bakıyorduk. Serhat'ta en az Gaye kadar çok istiyordu ama olmadığı için karısı üzülmesin diye söylemiyordu. Bazen Emir'e söylerken kulak misafiri oluyordum.
Yarım saate yakın olduğumuz yerde ikisinin sevincini paylaşmasını beklerken kapı birden açılmıştı.
Serhat gözyaşlarını silerek bize bakmadan konuştu.
"Abi Gaye hamileymiş." Emir ona doğru gidip dostça omzuna vururken Serhat birden sarılmıştı.
Ağlıyordu.
Çok mutlu olmuşlardı.
Biraz daha yanlarında durursam ağlayacağım için odaya girdiğim ve yatakta gördüğüm kadının yanına koşarak gidip sarıldım.
"Duru." O da aynı Serhat'ın Emir'e yaptığı gibi bana sarılıp ağlayınca gözlerim tekrar dolmuştu.
"Duydun değil mi.?" Başımı salladım.
"Çok sevindim...gerçekten çok sevindim Gaye."
Hıçkırdığında destek olmak için daha sıkı sarıldım.
"Bak dedim sana gördün mü.?" Yüzünü ellerimin arasına aldığımda başını sallayarak ağlıyordu. Elleri bileklerimi bulduğunda uzanıp yanaklarından öptüm.
"Sanki ilk hamileliğim." İkimizde güldük.
"İkinizin adına da çok sevindim Gaye. Sağlıkla doğsun, büyüsün ve hemen bizimkilere katılsın."
Burnunu çekip dudaklarını titrettiğinde kaşlarım şaşkınlıkla yukarı kalktı.
"Kaan'a bu kadar çok sevinmedim diye şu an kendime kızıyorum."
Ağzımı açıp konuşacağım zaman o devam etti.
"Serhat'tan bir çocuğum olması fikri beni daha çok heyecanlandırdı ama Kaan'ı da çok seviyorum o benim her şeyim."
Ellerini tuttum.
"Bunun zaten Kaan'la ilgisi yok aşkım...tabii ki Kaan'ı çok seviyorsun onu hepimiz görüyoruz. Sen sadece Serhat'a çok aşıksın ve ondan çocuk istedin doğal olarak."
Ağladığında tekrar sarıldım.
"İkisini de çok seviyorum." Başımı sallayarak onu onayladım.
"Biliyoruz senin nasıl bir anne olduğunu...bunları düşünme sadece bebeğini düşün." Dedim.
Gaye biraz sakinleşince Emir ve Serhat odaya gelmişti.
"Çok sevindik Gaye, bebeğiniz sağlıkla gelsin." Emir benimle aynı cümleleri kurarken gülümsedim.
Sanırım biz iyice birbirimize benzemiştik.
"Sağ ol Emir." Diyerek gülümsedi arkadaşım.
Doktor Gaye'nin kontrollerini yapacağı için Emir'le beraber çıkıp ikisini baş başa bırakmıştık.
İçimdeki sevinçle beraber yola çıkmıştık.
Araba bahçeye girdiğinde Emir kapının önünde gördüğü kızımızla kaşlarını çatarak hemen arabadan indi.
"Rüya." Emir ona seslendiğinde ben de elimdeki suyu bırakıp hemen peşine takıldım.
"Sobe.!" Kaan arka bahçe tarafından gelip bağırdığında Rüya kaşlarını çatarak Emir'e döndü.
"Baba niye ismimi söyledin bak beni buldu." Hem kızıp hem de onu kucağına alsın diye kollarını babasına uzatmıştı.
"Tamam ben söylerim tekrar bulsun seni." Dedi Emir.
"Gerçekten mi.?"
Onu babasının kucağındayken öptüm.
İkisi bahçeye giderken ben de eve girip Sema teyzeyi aradım. İkizlerin bahçede olduğunu söyleyince salondan bahçeye çıkmıştım.
Emir, Mira'yı kucağına almış Yusuf'la konuşuyordu.
"Anne."
Annem sesimle beraber bana döndüğünde hemen Gaye'yi sordu.
"Hamileymiş." Sessizce söylemiştim ama o şaşkın bir ses çıkartıp benim gibi eliyle ağzını kapattı.
"Allahım çok şükür sonunda."
Birbirimize sarıldığımızda annem hala şükür ediyordu.
"O zaman güzel bir kutlama yemeği yapalım bahçede." Başımı sallayıp Emir'e baktım. O da annemi onaylıyordu.
Emir Mira'yı tek koluna alıp diğer kolunu onun bacaklarının arasından geçirdiğinde minik bebeğimin yanakları artık babasının kollarına değiyordu.
"Aşkım." Ona öpücük attığımda bana dilini çıkartarak karşılık vermişti ama emziğini düşürmüştü.
"Ben hallederim." Annem emzikle birlikte içeri gittiğinde ben de Zeus'a doğru yürüyen hatta koşan oğluma doğru koştum.
Rüya ve Kaan'ın peşinden koşuyordu.
"Mert." Adımlarını durdurup bana baktığında çığlık atarak tekrar koşmaya başladı.
Birisi bebeklerin nasıl bu kadar hızlı koştuğunu açıklayabilir mi.?
Zeus Mert'i görüp havladığında ona doğru heyecanla geldi ve burnuyla karnına dokunup onu yere düşürdü.
Ben ağlayacak diye beklerken Mert kahkaha atıp, kendini çimenlere doğru sırtüstü bırakınca yanına oturup karnını öptüm.
"Seni ısırırım çocuk." Her yerini öpe öpe yüzüne çıktığımda çığlıkları bahçede yankılanıyordu.
"Zeus bizimle gel." Rüya geldiğinde Zeus burnunu Mert'in kolundan çekip ona baktı ve ikilinin arkasından gitti.
"Anne gitti." Dedi eliyle Zeus'u gösterip.
"Evet bir tanem, gitti."
Omzumun üstünden Emir'e baktığımda onun bize doğru baktığını görüp gülümsedim ve Mert'i de önüme çektim.
"Gitti." Hala Zeus'a bakmaya çalışıyordu.
"Birazdan gelecek annecim."
"Baba.!" Sesi ince ve yüksek çıktığında Emir dayanamamış olacak ki buraya doğru gelmeye başlamıştı.
Mira hala onun tek kolunda dururken bizi görünce bacaklarını çırptı ve Mert gibi bir şeyler söylemeye çalıştı.
"Aşklarım." Mira'ya uzanıp onu kucağıma aldığımda boynunu sertçe öpüp kokladım.
"Bal ya bunlar bal."
Huysuzlanınca onu da çimlere bıraktım.
Emir bacaklarını açarak arkama oturduğunda sırtımı hemen göğüsüne yasladım...bacakları iki yanımdaydı.
"Çok mu çabuk büyüyorlar yoksa bana mı öyle geliyor." Başımı yana atıp ona bakmaya çalışıyordum.
"Hala bebekler." Dediğinde elleri karnımdaydı.
"Yaramaz iki bebek."
Gülmüştük.
Mert yerdeki oyuncağı alıp dizime koyduğunda oynaması için tekrar yere koymuştum.
Mira ayağa kalkıp havuza doğru koşunca Emir hızla kalkıp onu tekrar yanıma getirdi.
Mira'nın kolundan tutarken bu sefer Mert havuza doğru koşmaya başlamıştı.
"Lan."
Emir bu sefer diğer kaçağı kucağına alıp bana teslim ederken ikisini de sıkı sıkı tutuyordum.
"Bana bakın...artık bu evde yaramazlığı yasaklıyorum." İkisi de gülüp çığlık attığında elimden kurtulup koşmaya başladılar.
Emir ve ben ikisini yakalayıp kucağımıza aldığımızda gülüyorduk.
Mira ben de, Mert babasındaydı.
Rüya ve Kaan da Zeus'la oynuyorlardı.
"Kızacağım ama." Bunu derken bile kızamıyordum onlara.
Çok tatlılardı.
Kızım boncuk boncuk ela gözleriyle bana bakarken yanağını öptüm.
Emir'le beraber ayakta durmuş ikimizde kucağımızdaki minikleri durmaları için sallarken bahçede turluyorduk.
"Gel bir tanem." Emir belimden tutup bahçe takımına oturmamı sağladığında Mira'yı yana bırakmıştım.
Mert'in gözleri kapandığında uzanıp sarkan elini öptüm.
Emir onu pusetine yatırıp yanıma geldiğinde Mira'da bacağıma başını koymuştu.
Onu kucağıma alıp başının göğüsüme gelmesini sağladığımda kollarını iki yana bırakıp o da kardeşi gibi kendini uykuya bıraktı.
"Uyudu." Emir telefonunu bırakıp, başı ona dönük olan kızımızı öptüğünde konuşmuştu.
Onu da pusetine bıraktığımda Emir'in yanına oturup sarıldım.
"Gaye'ler evde mi.?"
Başını salladı.
Sanırım yemekler hazırdı çünkü neredeyse üç saattir ikizlerle oynuyorduk.
Arada Rüya ve Kaan'da bize katılmıştı ama onlar sıkıldığı için tek oynamayı tercih ediyorlardı.
Emir'e sarılmış yan tarafımızda uyuyan bebekleri izlerken uyanmalarını istemiştim. Daha az önce yorulduğumu söylüyordum ama uyuduklarında onları çok özlüyordum.
Kafayı yemiştim.
Bahçe tarafından giren ikiliyi görünce hızla kalktım ve arkadaşıma sarıldım.
"İyi misin.?"
Heyecanlı gözlerle bana bakarken kocaman gülümsedim ve elini tuttum.
"Bebek iyi miymiş.? Ultrasondan baktılar mı.?"
Başını salladığında masaya doğru yürüyorduk.
"Turp gibiymiş hiçbir sorun yok."
"Serhat çok ağladı." Dediğinde gözlerim Emir'le sarılan adama kaydı.
Çok sevinmişti...o Gaye'den bile çok istiyordu ama karısı üzülmesin diye belli etmiyordu.
"Hadi gelin bakalım."
Annemin sesiyle beraber herkes sandalyelere geçerken ben havuzun kenarında tek başına oturan meleğimin yanına yürüyordum.
"Bir tanem." Onu koltuk altlarından tutup kucağıma aldığımda boynundan sertçe öptüm.
"Bugün neden hiç kucağıma gelmedin." Dedim mavilerine bakarken.
"Kaan'la oynadım anne...küstün mü.?"
Başımı evet anlamında sallayıp dudaklarımı büzdüğümde yanaklarımdan tutup yüzümün her yerini öptüğünde güldüm.
"Affetmek üzereyim biraz daha öp."
Kıkırdayıp biraz daha öptüğünde ben de ona aynısını yaptım.
"Barışmana yeter mi anniş."
"Yetsin bakalım Rüya hanım." Burnumu boynuna gömdüm ve mis kokusunu soludum.
"Duru." Emir'in sesiyle ikimizde masanın başında duran adama bakmıştık.
"Geliyoruz."
Kucağımdaki kızımla masaya yürürken Rüya yemek yememek için mırın kırın ediyordu.
"Tamam biraz yiyeceksin sadece Rüya."
Emir'in sol tarafındaki sandalyeye onun yardımıyla oturduğumda küçük meleğim kucağımdaydı.
Babası onun tabağını doldurup yemesine yardımcı olurken Rüya tüm huysuzluğuyla bize karşı geliyordu.
"Ama yemezsen açlıktan başın döner." Dedim.
"Aç değilim." Başını boynuma gömdüğünde Emir elindeki kaşıkta olan yemeği bana doğru uzatıp yememi sağladı.
"Tamam ben kızıma birazdan omlet yaparım." Emir konuşmuştu.
Rüya hızla başını kaldırıp babasına baktığında gözlerinin parıldadığına şahit olmuştum.
"Omlet yerim." Dedi heyecanlı sesiyle.
Masadaki herkes ortak bir konu konuşurken biz kızımıza yemek yedirmeye çalışıyorduk.
Duyduğum ağlama sesiyle pusetlere baktığımda Emir hemen kalkıp Mira'yı sofraya getirdi.
Daha yeni uyumuştu.
"Tamam güzelliğim...annen burada bak." Mira'yı bana doğru döndürdüğünde onun tatlılığıyla iç çektim.
Her şeyimdi onlar benim.
Bizim.
Emir ve benim her şeyimizdi onlar.
"Anne."
"Aşkım." Dedim Mira'ya doğru.
"Baba mama."
Emir onunla beraber masaya tekrar geldiğinde annem ve Gaye Mira'yı almayı teklif etti ama benim kocam kızımızı kimseye vermedi.
Vermezdi de.
Emir'in olduğu zamanlarda kimse ikizleri kucağına alamıyordu.
"Al meleğim."
Mira babasının ona verdiği patates püresini iştahla yiyordu.
"Hadi bizde yiyelim biraz." Rüya'ya doğru konuştuğumda ilk defa itiraz etmeden başını sallayınca hızla yemeğini yediriyordum.
Rüya ikizlerin aksine iştahsız bir çocuktu.
Mira ve Mert çok iştahlıydı.
"Bunu yer mi amca." Kaan'ın Emir'e uzattığı etle gülümsedim.
İkizleri çok seviyordu.
"Onu yiyemiyor daha." Dedim Rüya'ya çorba içirirken.
"O zaman benim tabağımdaki püreyi de yesin."
Isıracaktım Kaan'ı.
Emir onun tabağındaki püreden birazını aldığında bunu gönlü olsun diye yaptığını biliyordum.
"Baba ver." Diyordu Mira.
"Al meleğim."
Rüya'ya et uzattığımda onu da yemişti.
Sanırım bugün iyi günündeydi ve bize acıdığı için sesini çıkartmıyordu.
"Bunu yiyebilir mi anne." Pilavı gösterdiğinde başımı sallayıp onayladım.
Bazen bir iki çay kaşığı yediriyordum.
"O zaman benimkini ona verelim." Rüya tabağını Emir'e doğru uzattığında başından öptüm.
"O kadar yiyemez annecim...şu kadarını yedirsin baban." Kaşığın yarısına pilav alıp Emir'in tabağına döktüğümde Rüya heyecanla kardeşine bakıyordu.
Mira iki elini ağzına sokmuş parmaklarını yerken Emir hemen bunu engellemişti.
Minik kızımız başını yana çevirip, kaşlarını çatarak babasına baktığında Emir kızımızı burnunun üstünden öptü ve Rüya'nın verdiği pilavdan yemesini sağladı.
"Ye hadi güzelim." Diyordu onu öperken.
Mira onu ikiletmeden pilavı yerken ben de Rüya'nın karnını doyurmuştum.
Annemle Yusuf, Gaye ve Serhat için ne kadar mutlu olduğunu dile getirirken havuz kenarında kahvelerimizi içiyorduk.
Bu sefer Mert hariç tüm çocuklar uyumuştu.
Mert babasının kucağında amcasının konuştuklarını dinlerken biz kadınlarda onlardan biraz uzakta sohbet ediyorduk.
Annem Gaye'yi sorularıyla sıkıştırırken gözlerim sürekli Emir ve Mert'e takılıyordu.
Mira'da pusetinde, babasının ayağının yanında uyuyordu.
Çok güzellerdi.
Başı bacaklarımda duran kızımı öpüp üstündeki pikeyi düzelttiğimde ellerim onun sarı saçlarındaydı.
Yüzümdeki tebessümle onu izliyordum.
İkizlerden sonra kıskançlık yapıp sorun çıkartacağını düşünmüştüm ama benim meleğim aksine bana yardımcı olmuştu.
Kardeşlerini çok seviyordu ama henüz onlarla konuşup oynayamadığı için sürekli Kaan'la vakit geçiriyordu.
"Duru ben Rüya'yı odasına çıkartayım." Annem ayağa kalkıp bize doğru geldiğinde Rüya'yı kucağına almasına yardım ettim.
Serhat ve Yusuf'a iyi geceler diyerek gitmişti.
Emir giden kadının ve kızının arkasından baktıktan sonra bana döndü.
"Rüya'yı odasına götürüyor." Dediğimde tamam der gibi bir işaret yapıp kucağında duran oğlumuzu başından öptü ve Yusuf'u dinlemeye başladı.
Herkes yavaş yavaş kalktığında şimdi bahçede sadece ikizlerle ben kalmıştım.
Mira hala uyuyordu.
Mert benim kucağımda saçlarımla oynarken onu öpmekle meşguldüm.
Saat gece ikiye geliyordu ve oğlum her zamanki gibi uyumuyordu.
Mira erken yatıp erkenden uyanıyordu. Mert'de geç yatıyordu ama garip bir şekilde erkenden uyanıyordu.
Rüya hem erken yatıp hem de geç uyanarak bana en büyük iyiliği yapıyordu.
"Uyuyalım mı annecim...bence de uyuyalım artık Mert."
Mayışmanın aksine enerjik bir şekilde kahkaha attığında istemsizce ben de gülmüştüm.
"Mert." Diyerek karnından öptüğümde gülücükleri bahçede yankılanıyordu.
"Güzelim." Boynuma değen dudaklarla gözlerim kapandı.
"Gittiler mi.?" Dedim uykulu sesimle.
"Gittiler." Benden ayrılıp karnımda oturan ve bizi izleyen bebeğimizi kucağına alıp onu da boynundan öptü.
Emir diğer eliyle de Mira'nın pusetini eline aldığında bana bakmıştı.
"Odaya çıkalım meleğim...Rüya'ya da iyi geceler diyemedim, uyumuş." Dert ettiği şeyle gülümseyip ayağa kalktığımda Mira'yı almak istedim ama vermeden kaşıyla evi gösterdi.
Ben önde onlar arkamdan gelirken odaya çıkmıştık.
Emir ikizleri bana bırakıp Rüya'nın yanına gittiğinde ben de Mert'i kucağımda sallayarak uyutmaya çalışıyordum.
On dakikaya yakın odayı turladığımda oğlum sonunda uyumuştu.
Mert'i Mira'nın yanındaki beşiğe bıraktığımda ikisini de öpüp odadan çıktım.
Rüya'nın odasından gelen konuşma sesleriyle kapı aralığında ikiliyi dinledim.
"Anneme küstüm ama sonra benimle barışmak için çok uğraştı ben de hemen barıştım."
Rüya uyanmıştı.
Ve bizi babasına şikayet ediyordu.
Sanırım her zaman ki gibi durum değerlendirmesi yapıyorlardı.
"Ama annen bilerek yapmamış ki meleğim o seni çok seviyor." Diyordu Emir.
Rüya iki gün önce yaşadığımız olayı şimdi anlatıyordu çünkü o zaman Emir burada değildi.
"O da öyle söyledi sonra bana aynı senin yaptığın gibi omlet yapmaya çalıştı." Gözlerimi kapattım. Bunun aramızda kalacağını sanıyordum.
Emir'in gülüşü kulaklarıma geldiğinde gülümsedim.
"Güzel yapmış mıydı.?"
Rüya cevap vermek yerine eliyle ağzını kapatıp başını iki yana salladığında ona bakıp ben de başımı salladım.
Bu cevap Emir'i daha çok güldürmüştü.
"Sana bir sır vereyim mi baba...ama anneme söyleme tamam mı.?"
Emir merakla ona baktığında başıyla söyle der gibi işaret yaptı. Ben de merak etmiştim.
"Onlar annemi üzüyor...dün annemi ağlattılar."
Kim diye düşünürken Emir'de hemen bu soruyu sormuştu.
"Mert ve Mira." Dedi küçük kızım.
Kaşlarım şaşkınlıkla havaya kalktı.
Dün ikizleri uyuttuktan sonra boşalan sinirlerimle beraber ağlamıştım ama Rüya'nın bunu gördüğünü bilmiyordum.
"Niye ağladı.?" Emir konuştuğunda Rüya eliyle bilmediğine dair bir işaret yaptı.
"Galiba onlar anneme bir şey yaptı." Elimde olmadan güldüğümde elimle alnıma dokundum.
"İkisi de çok küçük bir tanem annene bir şey yapamazlar."
"Ama annem ağladı."
"Başka bir şeye ağlamıştır annen...Belki teyzeni özlemiştir." Rüya ona katılır gibi başını sallamıştı.
Emir düşünceli bir şekilde kızımıza bakarken birden ayaklandı.
"Annenin yanına gidelim bizimle uyu bugün." Rüya heyecanla başını sallarken ben de hemen odamıza döndüm.
İkizlere bakıp giyinme odasına girdiğimde onların odaya geldiğini duyabiliyordum.
"Duru." Giyinme odasının kapısı açıldığında gelen adama dönüp gülümsedim.
Beni baştan aşağıya süzüp yanıma gelince ellerini hemen belime yerleştirip vücutlarımızı birbirine yapıştırdı.
"Bekliyorum." Dedi yüzümü incelerken.
Ona anlamamış gibi bakmaya çalışırken tek kaşını kaldırdı.
Dinlediğimi biliyordu.
"Bir şey olmadı.." Çenemden tutup ona bakmamı sağladı.
"Anlatmadan buradan çıkmayacağız ve kızımız odada bizi bekliyor." Dedi.
"Bir şey olmadı ki...biliyorsun beni duygulanıp ağladım onu da Rüya görmüş."
"Şimdi gerçek sebebini söyle Duru."
Gözlerimi kaçırdım.
"Çocuklarla tek kalınca onlara yetemediğimi düşündüm."
Derin bir iç çekip başımı göğüsüne yasladığında bana sıkıca sarılıyordu.
"Sen dünyanın en iyi annesi olduğunun farkında değil misin meleğim...nasıl bir anne olduğunu görmüyor musun.? Onlar için neler feda ettiğini bilmiyor musun.?"
Gözlerim dolduğunda ona daha sıkı sarıldım.
Son günlerde fazla duygusaldım.
"İşinden gelen binlerce teklifi düşünmeden onlar için reddettin...annemin ya da başkasının bakmasını istemiyorsun. Onları kendin büyütmek istediğin için kariyerine ara verdin, üç saat bile onlardan ayrılmıyorsun, her gece aynı saatte kalkıp çocukları kontrol ediyorsun...Rüya'yı kontrol ederken orada uyuyakalıyorsun."
Her anlarına şahit olmak istediğim için yalnız bırakmak istemiyordum. Bunu Gaye'yle konuştuğumda yanlış bir şey olduğunu ve benim kendime alan yaratmam gerektiğini söyledi ama şu an sadece onlarla ilgilenmek istiyordum.
Dudaklarım titrediğinde gözümden bir damla yaş aktı.
Yine de bazen kendimi yetersiz hissediyordum.
"Sen dünyanın en mükemmel annesisin Duru. Karım olduğun için söylemiyorum, öyle olduğun için söylüyorum."
Burnumu çektiğimde başımın üstünden öptü.
"Yoruldum diye saçmalıyorum bazen." Dedim ağlamamı durdururken.
Rüya'nın bir kere daha beni ağlarken görmesini istemiyordum.
Emir derin bir nefes vererek yüzümü ellerinin arasına aldığında gözyaşlarımı sildi ama yenileri aktı.
"Çocuklarımız senin gibi bir anneleri olduğu için ne kadar şanslı olduklarını ileride daha çok anlayacaklar ve hepsi sana bunu söyleyecek."
Dudaklarım kıvrıldığında yine burnumu çekmiştim.
"Baba."
Rüya'nın sesiyle ondan biraz uzaklaşıp gözyaşlarımı sildim. Emir'in gözleri düşünceli bir şekilde üzerimdeyken rahatlaması için gülümsedim.
Giyinme odasının kapısı kızımız tarafından açıldığında bedenini görür görmez önüne eğilip ona sıkıca sarıldım.
"Niye uyumadın sen cadı."
Güldüğünde birlikte odaya geçtik ve onu ortamıza alarak uzandık.
İkizler mışıl mışıl uyurken Emir ve ben, kızımızla uzun uzun konuşmuştuk.
En sonunda uykusuzluğa dayanamayıp gözlerini kapattığında ikizimde eli onun karnındaydı.
"Yarın ufak bir imza işi var şirkete gelmen lazım." Başımı salladığımda saçlarımı okşadı ve uzanıp dudağımdan öptü.
"Saat bir gibi gelip seni alırım."
Yine başımı salladığımda bu sefer ben de dayanamayıp kendimi huzurlu bir uykunun kollarına bıraktım.
•
Sabah beni öpen dudakları hayal meyal hatırlıyordum...çocuklardan önce uyanmıştım ama Emir benden de önce uyanmış olacak ki gitmişti.
Uyandığımda aradım ama açmadı onun yerine mesaj atıp iki saate beni almaya geleceğini yazdı.
İkizleri mama sandalyelerine koyduktan sonra ben de ortalarına oturup karınlarını doyururken paytak adımlarla ve tüm huysuzluğuyla minik kızımda gelmişti.
"Günaydın bir tanem."
"Günaydın." Benden sonra kardeşlerine döndü.
"Günaydın kardeşler." Dediğinde ikisininde ayakları heyecanla sallandı.
Rüya'yı seviyorlardı.
Ona da bir tabak hazırlayıp hep beraber kahvaltımızı yaptığımızda Emir'in mesajıyla hazırlanmaya başladım.
Üzerime kırık beyaz kısa bir tulum giyip çantamı aldığımda Rüya yere bağdaş kurarak oturmuş beni izliyordu.
Ayağa kalkıp onu aynı pozisyonda yatağın üstüne bıraktığımda makyaj masama oturup dudağıma biraz ruj sürdüm.
"Nasıl oldum.?" Dedim ona dönüp.
"Çok güzel oldun anne..bunu ben de giyeyim mi.?" Yan taraftaki topuklu ayakkabımı göstermişti.
"Onlar büyükler için bir tanem."
Dudaklarını büzdüğünde üzülmesin diye denemesine izin verdim.
Emir arayıp on dakikaya geleceğini söyleyince ikizlerin yanına inmiştik.
İki saatliğine annem bakacaktı.
Zil çaldığında Emir geldi sanmıştım ama gelen Gaye ve Kaan'dı.
İkisini öpüp Mira'yı kucağıma aldığımda öpüp bıraktım ve bu sefer Mert'i aldım.
Gideceğimi anlamış gibi huysuzdu.
"Hemen geleceğim annecim sadece iki saat tamam mı.?" Sanki beni anlıyormuş gibi ciddi bir şekilde söylemem annemi güldürmüştü.
"Acaba çocuklarda mı gelse zaten Rüya sorun çıkarmaz...Mira'yla Mert'te bebek arabasında uyumuş ol.."
"Hayır."
"Hayır ya."
Annem ve Gaye aynı anda konuştuğunda bu fikrin mantıksız olduğunu anlayıp sustum.
İki saat için çocukların düzenlerini bozmaya gerek yoktu.
Bahçedeki hareketlilikle Rüya'ya sarıldım.
İkizleri de son kez öpüp annem ve Gaye'ye döndüm.
"Size emanetler bir şey olursa ararsınız...Mira'nın ateşine arada bakın tamam mı huysuz gibi."
"Tamam hadi git artık." Dedi annem.
Rüya el sallarken ben de geri geri yürüyüp ona el sallıyordum.
"Görüşürüz anne." Kızımın sesiyle ona öpücükler attım.
"Görüşürüz bir tanem."
Yürürken çarptığım beden beni hızla sarmalamıştı.
"Güzelim...sen arabaya geç çocukları öpüp geliyorum."
Başımı salladığımda Yusuf'un arabaya küçük bir valiz koyduğunu görüp kaşlarımı çattım.
Emir yine bir yere mi gidecekti.
Beş dakikanın sonunda hızlı adımlarla arabaya gelen kocam direksiyonun başına oturunca ona baktım.
"Bir yere mi gideceksin Yusuf arabaya valiz koydu."
Boynumdan öpüp arabayı çalıştırdığında keyifli haline bakıp gözlerimi kıstım.
"Emir."
"Efendim güzelliğim."
"Gitmiyorsun değil mi.?" Dediğimde hafif çalan müziğin sesini açtı.
Evdeki Saat- Sustum
Bana bakıp göz kırptığında gülüp telefonumu çıkarttım. Tam anneme bir sorun olup olmadığını soracağım sırada telefon elimden çekildi.
"N'apıyorsun.?"
Yine cevap vermedi.
"Emir çocukları soracağım."
"On dakika oldu bir sorun yok merak etme."
Yaptığımız u dönüşüyle şaşkınlıkla yanımdaki adama bakıyordum.
"Karımı iki günlüğüne kaçırıyorum."
Duyduğum cümle ağzımın şaşkınlıkla açılmasını sağlamıştı.
"Çocukl.."
"Annem ve Gaye yanlarında olacak...eğer bir sorun olursa hemen döneriz söz veriyorum."
Bir bana bir de yola bakıp ellerimi tuttu.
"Ama özlerim."
"Sadece iki gün Duru." Ses tonu o kadar içten çıkmıştı ki derin bir nefes alarak kendimi ona bırakmaya karar verdim.
Uzanıp omzundan öptüğümde eli bacağımın üstündeydi.
Ben sevdiğim için arabanın üstünü açıp hızlandığında kahkaha atarak ellerimi yukarı kaldırıp gözlerimi kapattım.
Emir'e deli gibi aşıktım.
"Koş dedi koş dedi kaçana kadar."
"Yüksek dağları aşana kadar koştum.."
Şarkıya eşlik ettiğimde Emir'de direksiyona parmaklarını ritimli bir şekilde vurup bana katılıyordu.
Yolun boş olmasıyla daha da hızlandığında ben kısık sesle çığlık atıp güldüm.
"La la la la la la la la la la la."
Saçlarım birbirine karıştığında yanımdaki adamın gözleri sürekli üstündeydi...Marinaya gelince arabanın üstünü kapatmıştı.
"Gel güzelim." İnip benim kapımı açtığında kucağına alacağını tahmin etmediğim için korkuyla kollarımı boynuna doladım.
"Ya Emir."
"Söyle her şeyim." Diyerek yürümeye başladığında yatın önüne gelmiştik.
İçeriden çıkan koruma Emir'e başıyla selam verdi.
"Bavulları odaya bıraktım abi."
"Eyvallah Osman."
Ve adam gitmişti.
Beni kucağından indirmeden bindiğinde ipleri de birisi çözmeye başladı.
Hazırlanan sofraya bakıp gülümsediğimde her şeyi düşünmesi beni ağlatacaktı.
O tekneyi çalıştırdığında ben arka tarafta bizim için hazırlanan şeylere bakıyordum.
Yatak odasına girince gördüğüm güllerle sesli bir şekilde gülmüştüm.
Deliydi bu adam.
Sanki yeni evli bir çifttik ve şu an balayına çıkmışız gibi hissetmiştim.
Biraz açıldığımızda durmuştuk.
Ben ona yürürken o da bana doğru geliyordu.
Yarı yolda koşarak onun kucağına atladığımda dudaklarımızı buluşturdum. Kalçalarımdan tutup yürümeye başladığında dudaklarını talan etmekle meşguldüm.
Yemek masasının önüne geldiğimizde dudakları tüm yüzümde geziniyordu.
Beraber sohbet ederek yemek yerken bir kaç saat geçmişti bile.
Bikinimi giyerek Emir'in yanına döndüğümde onu aynı yerde bulamamıştım.
"Emir."
Arka taraflara gidecekken birden kucağa alınmam ve denize atlamamız bir olunca çığlığım yakınlandı.
Yüzeye çıkarken belimdeki eli hala yerindeydi.
"Ödümü koparttın." Diyerek yüzüne su sıçrattığımda konuşmuştu.
"Burnunu tıka."
"Sakın böyle bir ş.."
Başımdan bastırıp beni suya gömdüğünde burnumu tutuyordum.
Çok tutmadan tekrar yukarı çektiğinde bacaklarımı beline sararak aynısını ona yaptım. Hatta kafasının üstüne oturmuştum.
"Gördün mü gününü." Diyerek ondan uzaklaşmaya çalıştığımda beni ayağımdan yakalayıp tekrar kendine çekerken yüzünde keyifli bir ifade vardı.
"Şimdi sen göreceksin...gününü." Diyerek benimle beraber yüzdüğünde suratını öpücük yağmuruna tutuyordum.
"Bacaklarını belime dola." Dediğinde arkadan ona sarıldım ve o benimle birlikte merdivenlerden çıkıp içeriye yürümeye başlamıştı.
Dudaklarımızı birleştirdiğimde onun elleri tulumun düğmelerindeydi. Hepsini açtığında üzerimden hızla çıkarttı ve beni yatağın üzerine atıp parlayan gözlerle baktı.
Her gün gözlerindeki bu ifadeyle bana bakarken tüm kalbim bu adama eriyip gidiyordu.
Onu öyle çok seviyordum ki tarif etmem imkansızdı.
Gün doğana kadar odadan çıkmadığımızda artık gözlerim kapanmak üzereydi.
Çıplak sırtımda gezinen parmaklarla gülümseyip eline uzandım.
Yüz üstü ve çıplak bir şekilde yatakta yatarken Emir sırtıma dokunup öpüyordu.
"Emir." Dedim uykulu sesimle.
Üzerime ince bir örtü örtüp yanıma uzanıp beni kendine çekince çıplak göğüsüne sarıldım.
"Söyle her şeyim."
"Sana bir şey söylesem bana kızar mısın.?" Dediğimde aklıma gelenlerle gözlerim dolmuştu.
"Kızmam."
Dolu gözlerimden düşen bir damla yaşla yüzümü hızla elleri arasına aldı ve korkuyla konuştu.
"Canını mı acıttım.?"
Başımı iki yana salladığımda gözlerimi kapatıp ağlamaya başladım.
"Duru."
"Ben çocukları özledim." Hıçkırıklarım arasından konuştuğumda rahatlamış gibi diğer tarafıma geçip beni kucağına aldı ve banyoya girdi.
"Uyansınlar görüntülü ararız olur mu.?"
Suyun sıcaklığını ayarlayıp ıslanmamızı sağladığında ona sıkıca sarılmış ağlıyordum.
"Çok salağım değil mi.? Seni çok ihmal ed.." Dudaklarıma kapanan dudaklarla sözlerim yarım kaldı.
"Benim değerlilerimi büyütüyorsun...istediğin kadar ihmal edebilirsin." Alnımdan öptüğünde gözyaşım akan suya karışıyordu.
"Kocan seni asla ihmal etmez güzelim."
Kendine aşık etmekten başka seçenek bırakmıyordu.
Çoğu gece yorgun ve uykusuz olduğum için erkenden uyuyordum ve onun eve geldiğini göremiyordum. Beni öptüğünü sabah hatırlıyordum ama onu göremediğim için sinirlenip ağlıyordum.
İki aydır işleri çok yoğundu ve birbirimize fazla vakit ayıramamıştık...yani ben ayıramıyordum. Emir her fırsatta beni öpüp kokluyordu ama dediğim gibi uykulu oluyordum.
"Ben seni ih.."
Yine cümlemi yarıda kesip beni öptü.
"Sinirleniyorum." Diyip saçlarımı şampuanladığında gözlerimi kapatıp çenesinin ucuyla dudağından öptüm.
"Emir."
Söyle der gibi bir 'hım' dediğinde saçlarımı çoktan yıkamıştı bile.
"Seni çok seviyorum."
Dudağının kenarı kıvrıldığında bacaklarımı ona daha sıkı doladım ve bu sefer ben onun saçlarına şampuan döktüm..
Masaj yapar gibi saçlarını köpürttüğümde beni daha fazla uğraştırmak istemez gibi suyun altına girmiştik.
Bedenimi yere indirip beni bornoza sardığında burnumu çekip ıslak olan yüzümü sildim ve onun beline havlu takışını izledim.
Fazla yakışıklıydı.
İşini bitirdikten sonra beni tekrar kucağına aldığında gülümsedim.
Bebek gibi davranıyordu bana.
Beni yatağa bırakıp bornozumu çıkarttığında kenarda duran kendi tshirtünü üzerime geçirdi ve alnımdan öptü.
"Saçlarım böyle kalsın." Dediğimde başını salladı ve havluyla ıslaklığını almaya başladı.
Altına eşofman giyip yatağa geldiğinde ona sıkıca sarılıp göğüsüne sinmiştim.
"Birazdan çocukları arayalım tamam mı.?" Dedim uykulu sesimle.
Gün doğmuştu..
Saat sabah 06.40'tı ve biz hala uyumamıştık.
"Arayalım bir tanem." Saçlarımdan öptü.
Parmaklarım onun karın kaslarında gezerken alttan ona baktım.
Emir ona baktığımı anlayıp bana bakınca gülümseyip çenesinden öptüğümde derin bir nefes verip bedenimi sıkıca kendine bastırmıştı.
"Dün çıkan haberleri biraz kıskandım." Diyerek gözlerimi kaçırdığımda bir tepki vermemişti.
Dün yurtdışında yaptığı toplantıdan bir kaç kare basına düşmüştü ve yanındaki kadınları çok kıskanmıştım.
"Neden.?" Dedi aynı şaşkın ses tonuyla.
"Yanında kadınlar vardı."
"İş yaptığım adamların kızları ya da eşleri oluy.."
"Biliyorum Emir...senin onlarla alakan olmadığını da biliyorum ama kıskandım işte."
Dudağının kenarı kıvrıldığında omzuna vurdum.
"Gülme."
Gülüşü biraz daha büyüdüğünde bozulan sinirlerimle beraber ben de güldüm ama hala suratım asıktı.
"Kıskanma ölürüm lan senin." Boynumun kenarından sertçe öptüğünde omzunu tuttum.
"Ölürüm sana Duru."
"Bu ara biraz saçmalıyorum değil mi.?" Diye sorduğumda kaşları çatıldı.
"Şu an saçmalıyorsun."
Beni belimden tutarak kaldırdığında yüzümü elleri arasına alıp hemen konuştu.
"Aklındaki saçma sapan düşünceleri at...bir kaç ay şirkete gitmeyeceğim."
Şaşkınlıkla ona bakarken kolunu tuttum.
"Saçmalama Emir bu söylediklerim yüzünden böyle bir şey yapm.."
"Karımla beraber çocuklarımı büyütmek istiyorum." Dudağıma ufak bir öpücük bırakıp geri çekildiğinde onun gibi birisine sahip olduğum için tekrar şükür ettim.
"İşlerin.?" Dedim merakla.
"Senden ve çocuklardan daha önemli işim yok..onları bir kaç saatliğine bile başkasına bırakmıyorsun ve yoruluyorsun."
"Yorulmuyorum." Dedim inatla ama o anlamıştı.
"Bir kaç ay beraber hallederiz ondan sonrasında da şirkete gittiğimde evden geç çıkıp erken gelmeye çalışırım...iş için yurtdışına ben gitmem, Yusuf'u gönderirim."
Kollarımı boynuna sardığımda sıkıca sarılmıştım.
Ben dünyanın en şanslı insanıydım.
Bir şey söyleyememiştim ama o yine anlamıştı.
Kokusuyla mayıştığımda bir kaç dakika içinde uyumuştum..
•
Denizden çıkıp havluya sarıldığımda kenardaki havluyu alıp arkamdan gelen adama uzattım.
Burada ikinci günümüzdü ve akşam eve dönecektik.
Aslında Emir yarın sabah dönelim dedi ama çocukları özlediğim için akşam olsun demiştim.
Yatın diğer kısmına doğru yürürken birden ayaklarım yerden kesilince çığlık atıp kollarımı Emir'in boynuna doladım.
"Emir ya." Dedim sitemle.
"Söyle meleğim."
Fotoğraf makinesini masaya bıraktığında bizde sandalyeye oturmuştuk. Yani Emir oturmuştu ben de onun kucağındaydım.
Bıraktığı makineye uzanıp aldığımda fotoğraflara baktım.
Bunu az önce çekmişti.
"Bu çok güzelmiş." Diyerek ona gösterdiğimde tek kaşı havaya kalktı.
"Bir yere mi atacaksın."
Başımı hayır anlamında iki yana salladığımda rahatlamış bir ifadeyle bakınca dikkatle ona bakıyordum.
"Ya da atarım bilmiyorum." Dedim bilerek.
Sesi çıkmadığında çenesini kaşıyarak karşıya doğru baktı.
Atma deseydi atmazdım ama demiyordu.
Ben ona rahatsız olduğum ve kıskandığım şeyleri söylediğim anında gerekeni yapıyordu. O yüzden ben de onun için aynısını yapardım ama bir şey demiyordu.
"İnstagrama atayım o zaman bunu." Telefonuma uzandığımda hala sesini çıkartmadı.
Aslında önce bilgisayardan aktarmam lazımdı ama Emir bunu unutmuş gibi telefonu elimden aldı ve kenara attı.
"N'apıyorsun.?"
"Anı olsun diye çektim herkes görsün diye değil."
"İstediğimi atarım Emir biliyorsu.."
"Kıskanıyorum."
Çatık duran kaşlarım düzeldiğinde çenemden tutup yüzünü yüzüme yanaştırdı.
"Senin güzelliğini çok kıskanıyorum ve birilerinin görmesini istemiyorum."
Cevap vermediğimde tekrar konuştu.
"Sen bana aynı şeyleri söylediğinde karşı çıkmıyorum."
"Aynı şey değil." Dedim yalandan itiraz ederek.
"Aynı şey." Dedi sertçe.
Ufak bir kahkaha atıp ona sarıldığımda bedenini olduğu yerde sallamaya çalıştım ama olmadı.
"Rahatsız oluyorsan zaten atmam ki...şaka yapıyordum."
Karnımdan tutup benimle beraber ayağa kalktığında üstümdeki havluyu sinirle denize atmıştı.
Ben hala gülerken o söyleniyordu.
"Göstereceğim sana kıvrandırmayı." Diyerek odamızın kapısını açtığında hafiften tırsmıştım.
Beni yatağın üstüne atıp ellerimi yukarıdan tuttuğunda merakla kocama bakıyordum.
"Ne yapacaksın bana."
Dudakları dudağıma yapıştığında ona dokunmak istedim ama ellerimi bırakmadan bikini üstümü çıkarttı.
"Ellerim." Dedim huysuzca.
Dudakları beni kıvrandırmaya yetecek yerlerde gezerken şaka yaptığım için kendime küfürler ediyordum.
Kendimi Emir'e bıraktığımda akşam eve gideceğimiz saate kadar odadan çıkmamıştık.
•
Eve giderken Emir'in çıkmadan önce attığı fotoğrafa bakıp duruyordum.
@EMİRAKSOY
Beni dünyanın en mutlu adamı yaptığın için teşekkürler...seni sonsuz seviyorum ♥️
11.464.954 beğenme 57.795 yorum
@instagramkullanıcısı: Neeee!
@instagramkullanıcısı: Duru Emirin hesaptan çık kanka
@instagramkullanıcısı: benim fav çiftim.
@instagramkullanıcısı: duru yeniden aşık oldu.
@instagramkullanıcısı: bu kadar romantik olamazsın değil mi.?
@instagramkullanıcısı: Emirin bu kıza aşık olduğuna ikna oldum artık ya kötü yorum yapmayacağım.
@instagramkullanıcısı: Duru artık sektöre dön özlendin.!!!
@instagramkullanıcısı: Resmen reklam aşkı.
@instagramkullanıcısı: Kızı sevemiyorum.
@instagramkullanıcısı: Üç çocuk doğurup böyle fizikte olmakta biraz şov be Duru.
@instagramkullanıcısı: Karısına fena aşık.
@instagramkullanıcısı: Abimiz instagramını çok verimli kullanıyor.
@instagramkullanıcısı: İkizleri gösterin.
@instagramkullanıcısı: Duru çok güzel ya.
@instagramkullanıcısı: Boşanın artık bu kadar yeter.
@instagramkullanıcısı: Gözümün önünde birbirlerini seviyorlar.
@instagramkullanıcısı: Duruuuu
Ona uzanıp yanağından öptükten sonra biraz yorumlara bakındım..
Kapımı açan korumaya gülümseyip arabadan indiğimde neredeyse koşar adım bahçeye doğru gidiyordum çünkü Mira'nın eğlenceli çığlığını duymuştum.
"Anne geldi." Mert beni gören ilk kişi olurken onun sesini duyan Rüya ve Mira'da annemden ayrılıp bana doğru koşmaya başlayınca dizlerimin üzerine çöküp bana gelmelerini bekledim.
Rüya bağırarak bana doğru koşarken Mert kucağıma atlamıştı bile.
"Anne."
"Aşkım." Dedim boynundan öperken.
"Anne.!" Rüya sağ taraftan gelip sıkıca boynuma sarıldığında Mira'nın ağlama sesini duymuştum.
"Gel meleğim." Emir bana sarılamadığı için ağlayan kızımızı kucağına alırken Mira başını hemen onun boynuna gömmüştü.
"Çok özledim sizi." Dedim Rüya'nın saçlarını öpüp Mert'i kucağıma çekerken.
"Ben daha çok özledim anniş...bu kadar özledim." Kollarını sonuna kadar açmıştı.
Rüya beni son kez öpüp babasına doğru gittiğinde şimdi tüm odağım dolu gözlerle bana bakan oğlumdaydı.
"Annecim...çok özledim ben seni."
"Anne." Dedi ağlak sesiyle.
"Sen özledin mi anneyi." Kucağımda yan yatırıp her yerini öperken arkadan yine Mira'nın huysuz sesi gelmişti.
Rüya babasına sarıldığı için kızıyordu.
"Mira." Dediğimde odağı hemen bana kaymıştı.
"Gel bir tanem öpeyim seni...çok özledim."
Kolları bana doğru atıldığında Emir onu dikkatli bir şekilde kucağıma bırakmıştı.
Rüya ve Mert'e yaptığım gibi onun da mis kokusunu içime çekip sertçe öptüğümde elleri yüzümdeydi.
"Anne geldi."
"Geldi aşkım." Dedim alnından öpüp.
Mert başını göğüsüme yaslayıp uyuklarken Mira yüzüme şaşkın şaşkın bakıyordu.
Rüya'nın kahkahası yankılandığında arkamı dönüp ikiliye baktım.
Emir onu karnından gıdıklıyordu.
"Ben sana pasta yaptım baba biliyor musun.?" Gözleri bana değdiğinde hızla cümlesini düzeltti.
"Yani size."
Babasına aşık derken şaka yapmıyordum.
Onun için herkes bir yana Emir bir yanaydı.
"Hadi beni indir de hediyeni getireyim baba." Havuzun etrafından dolanıp salona girdiğinde Emir hemen karşıma geçip benim gibi çimlere oturdu ve kucağımdaki Mert'e uzanıp aldı.
"Aslan parçam." Oğlumuzun yanağından öperken gözleri kapanan kocama, sanki karşımda tablo varmış gibi bakıyordum.
İyi ki çocuklarımın babası Emir'di.
"Ölürüm size...çok özlemişim." Diyordu oğlumuzu öperken.
Mira yanağını göğüsüme yaslayıp alttan bana bakarken yüzündeki şaşkın ifade hala yerli yerinde olunca güldüm.
Bana gücü yettiği kadar sıkıca sarılıyordu ama hala burada olduğuma ikna olmamış gibi bakıyordu.
"Geldim annecim." Diyerek yanağını okşadığımda gözleri kapanmıştı.
Emziğini taktığımda başını sağ koluma alıp kucağıma yatmasını sağladım.
Annem ileriden bizi izlerken gülümseyerek bakıyordu.
Ona öpücük attığımda aynı şekilde karşılık vermişti.
"Baba.!" Rüya elindeki tabakla yanımıza gelirken Emir'in kucağında uyuklayan oğluma baktım.
Üçünü de yemek istiyordum.
"Bak ben yaptım.!" Koşarak gelmesiyle o tabağı nasıl düşürmediğine hayret ederken sonunda yanımıza ulaşmıştı.
Emir bir eliyle Mert'i tutup diğer eliyle kızımızın elindeki pasta tabağını aldığında ortamıza bıraktı.
Rüya cebinden çatal çıkarttığında onu kendime çekip yanağından öptüm.
"Hadi tadına bak...sende ye anne."
Emir pastaya çatalı batırıp ilk bana uzattığında hemen yemiştim.
Ona gözlerimle güzel olduğunu söylediğimde bu sefer Rüya'ya yedirdi.
İkizler bizim kucağımızda uyuklarken üçümüz havuz kenarındaki çimlere oturmuş pasta yiyorduk.
Hem de Rüya'nın yaptığı pastayı.
Annemin de yardım ederek yaptığı pastayı.
"Çok lezzetli olmuş ımm." Abartılı sesler çıkartıp başımı salladığımda Rüya iki eliyle dudaklarını kapatmıştı.
"Gerçekten mi söylüyorsun." Diye sordu heyecanla.
"Mükemmel olmuş annecim."
Mira'nın poposuna hafifçe vurup iyice uykuya dalsın diye sallanıyordum.
"Hayatımda yediğim en güzel pasta." Emir'den gelen cümleyle Rüya yerinde zıpladı.
"Beğendin mi baba.!"
"Bayıldım meleğim...ellerine sağlık." Kızımızın tüm parmaklarını tek tek öptü ve bana bakarak tekrar konuştu.
"En azından bu konuda annene çekmemişsin."
Kaşlarımı çatıp ona bakarken Rüya kahkaha atmıştı.
"Baba ya." Diyerek elini babasının omzuna attığında kendi doğurduğum haine bakıyordum.
Bu küçük cadı beni hemen satmıştı.
"Öyle mi Rüya."
Babasından ayrılıp hemen bana geldiğinde kucağımdaki kardeşine dikkat ederek boynuma sarıldı.
"Şaka yaptık ki anne...gerçekten şakaydı babam göz kırptı bana." Saçlarından öptüm.
O babana gösteririm ben.
Emir pastadan bir çatal daha uzattığında ona sinirle bakıp yedim.
Kızım yapmıştı sonuçta ve hepsini bitirmemiz lazımdı.
Rüya mum üflemek istediği için Sema teyzenin getirdiği mumu yarısı yenmiş pastanın üstüne koyup yaktıktan sonra dilek tutarak üfledi.
Mira ve Mert uyuyor diye alkışlayamamıştık ama Rüya bunu sorun etmedi.
Pastanın yanına yani Emir ve benim ortamıza oturup iki gün boyunca neler olduğunu bize detaylarıyla anlatırken merakla onu dinliyorduk.
Tüm dedikodular Rüya'daydı.
Başımı kaldırıp gökyüzündeki yıldızlara baktığımda minnetle gülümsedim ve teşekkür ettim.
Bana böyle bir aile verdiği için Allah'a teşekkür ettim..
SON
🥹
Aksoy ailesini özlediğinizi düşündüğüm için size özel bölüm hazırladım.
Umarım beğenmişsinizdir.
|YENİ KİTABIMLA İLGİLİ|
Yeni kitabın ne zaman yayınlanacağını hepiniz soruyorsunuz buradan da sizi bilgilendirmek istedim.
-Kitabımızın adı 'Gözlerim kapalıyken'
-Karakterlerimizi Alara ve Karan.
-Yayınlanma tarihi henüz belli değil çünkü şu an hala yazım aşamasındayım....biraz konusunu ilerletip öyle yayınlamayı düşünüyorum. (Bölümleri atarken ve sınır geçtiğinde fazla bekletmemek için bu şekilde yapıyorum.)
-Duyuruları genelde instagramdan veya Whatsapp kanalımdan yapıyorum beni takip edebilirsiniz.
-Merak ettiğiniz sorular varsa bana instagramdan ulaşın.
Hesabım: minabuse_
Sizi çok seviyorum
Bölüm etkileşimi
