Sahte ve Gerçek kitap kapağı

33. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

32. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 32. BÖLÜM

Selam.
Bölümü geciktirdiğim için kusura bakmayın lütfen. Telafi amaçlı size upuzun bir bölümle geldim.

Oy sınırı 1k yorum sınırı 650

(Lütfen emoji ya da noktalama işaretleri kullanmayın kitap hakkındaki düşüncelerinizi öğrenmek için yorum istiyorum ♥️)

Yaptığım duyuruları çoğunuz görmemişsiniz beni instagramdan ya da whatsapp kanalımdan takip edebilirsiniz.

Alıntıyı instagram hesabımdan ya da whatsapp kanalımdan paylaşıyorum.

(İnstagram: minabuse_)

İYİ OKUMALAR

Bizim kocamıza mı dedi o.

Canım kime dedi bu kadın.

Emir omzuma çarparak yanımdan geçtiğinde kucağımdaki kızımı daha sıkı tuttum.

O kadına doğru gidiyordu.

Bizi arkada bırakıp o kadına gidiyordu.

~~~~~~~~~~~~~

Emir'den.

Duru'nun yanında geçip öldürmek istediğim kadının yanına doğru sert adımlarla yürüdüm.

Öldürtecekti şimdi kendini.

"Niye geliyorsun buraya Deniz." Annemi sakince dinleyen kadın, gelmemle beraber gülümseyerek bana dönmüştü.

"Ne işin var burada.!" Sesimi ilk defa bu kadar sert duyduğu için dudakları düz bir hal aldığında gözlerinde de şaşkınlık belirdi.

"Ben senin yanında olm.."

"Deniz sen kimsin.? Sen kimsin de benim kardeşimin yanına haber vermeden geliyorsun.!" Sesim yükseldiğinde annem kolumu tuttu ve sessiz olmam için bir şeyler söyledi ama sinirden onu duyamamıştım.

"Emir ben anlam.."

"Anlamayacak bir şey yok, sabah sana açık açık anlattım. Bana yardım ettin ben de sana teşekkür ettim ve bitti...bu kadar." Ellerimi birbirine vurup iki yana açtığımda karşımdaki kadın hemen anneme baktı.

"Annemden gaz alıp alıp bana gelme, yanaşma...avukatımsın sadece işini yap ve gereksiz temaslarda bulunma."

"Abi." Serhat yanıma gelip uyarmak ister gibi boğazını temizlediğinde karşımdaki kadını öldürmek istedim.

Kardeşim babası yüzünden buradayken bu kadının burada ne işi vardı.

Hangi yüzle gelmişti.

Ona hiçbir zaman yakın olmamıştım, planımda zaten bu yoktu. Duru varken mümkün de değildi.

Deniz benden hoşlanıyordu.

Son zamanlarda annemin onu planlı olan dolduruşlarından gaza gelerek elimi tuttuğunda delirsem de ses çıkartmadım çünkü çok az kalmıştı. O şerefsizi bulmama çok az kalmıştı.

Bu kadını elimizden kaçıramazdım ama buraya gelmesi son noktaydı.

"Git buradan hemen." Dediğimde Serhat başını iki yana salladı.

"Abimin sinirleri bozuk Deniz..gel."

Bir şey dememek için kendimi zor tuttum.

Serhat Deniz'i uzaklaştırdığında kenardaki ağaca yumruğumu yasladım.

"Emir n'apıyorsun sen.!" Konuşan kadına döndüm sinirle.

" Sus anne."

"Kendine gel Emir, bir iki güne bitecek zaten yapma."

"Rüya'nın yanına gelmiş lan.! Kardeşimin katilinin kızı buraya gelmiş." Delirecektim.

"Tamam sakinleş iki gün daha sa.."

"Anne sus kalbini kıracağım."

Aklıma gelenle hızla ona döndüm.

"Eğer sen söylediysen si.."

"Saçmalama." Dediğinde tekrar önüme döndüm.

Duyduğum araba sesiyle göz ucuyla giden arabaya bakıp önüme döndükten sonra başımı bu sefer hızla çevirip tekrar baktım.

"Senin de belanı sikmezsem Yusuf."

(DURU'DAN DEVAM)

Biz evliyken bunları yapan bir adamla bir daha muhattap olmayacaktım.

Yarın kapısına boşanma kağıtları gittiğinde artık o da benim avukatımla muhattap olurdu.

Avukat seviyor.

Derin bir nefes alıp verdiğimde bir kaç adım ilerleyip arabanın yanında konuşan ikiliye baktım.

Emir ellerini cebine koymuş karşısında konuşan kadını sinirli bir ifadeyle dinlerken Rüya kıpırdandığında yerimde sallandım.

Taş yola çıktığımda gözleri bana takılan Yusuf hızla yanıma doğru gelirken Emir'e son kez bakarak Serhat ve Yusuf'un arabasına ilerlemeye başladım.

"Diğer arab."

"Kapıyı aç Yusuf." Dediğimde ikiletmeden arka kapıyı açmıştı.

"Abim ebemi siker...şu adama karşı beni bir kere de dövdürmesen, bir kere de savunduğunu görsem dişimi kıracağım."

Rüya yan bir şekilde kucağımdayken kemeri onun belinden geçirerek taktım ve Yusuf'a döndüm.

"Bin şu arabaya eve gidiyoruz."

"Abime söy.."

"O abinin belasını si.."

"Tamam sakin." Diyerek sözümü kestiğinde sinirle ona bakıyordum.

"Bin şu arabaya...eğer ona hesap verirsen ben senin hesabını keserim."

Yusuf sıkıntılı yüz ifadesiyle arkaya bakıp tekrar bana döndüğünde kapımı kapatıp kendi tarafına geçerek arabayı çalıştırmıştı.

Hala seni dinliyorlar. Tüm onlanlara rağmen seni tutuyorlar.

"Anasını satayım bıktım lan..canımdan bezdim sizin elinizde.." Arabayı yola çıkarttığında arkadan gelen korna sesiyle aynadan bakıp küfür etti.

"Abim birazdan peşimize takılacak." Demek ki daha yola çıkmamıştı.

Geri zekalı.

Aptal.

"Ben biliyordum zaten böyle bir şey olacağını..ben senin yüzünden yakın zamanda dayak yiyeceğimi tahmin ediyordum." Söylene söylene mezarlıktan çıktığında sinirden ayağımı sallıyordum.

Benim yanımdan geçip o kadına gitmişti.

"Silahın yanında mı.?" Aynadan bana baktığında başını salladı.

"Noldu.?"

"Abini vuracağım." Dediğimi duyduğu an söylenmeyi bırakmıştı.

"Yenge sen iyi misin.? Gerçi benimki de soru...manyağın tekine iyi misin diye soruyorum."

"Manyağım Yusuf...o aptal abin yüzünden." Sesim yükseldiğinde kucağımda kıpırdanan kızımın sırtını okşadım.

Bana yenge mi demişti o.

"Bunu o avukatın yanında da söyle."

"Neyi." Dedi aynadan bana bakıp tekrar yola dönerken.

"Bana o kadının yanında yenge demezsen abinle beraber seni de alnının ortasından vururum."

Şaşkın yüz ifadesiyle arabayı sürmeye devam ederken arkamızdan gelen arabalarla Yusuf küfür etti.

"Yeminle bıktım lan sizden."

"Abinden de mi bıktın." Bir araba önümüze kırdığında Yusuf arabayı durdurup sinirle bana baktı.

"Ondan da bıktım manyak karısından da bıktım."

"Abinin karısı olduğumu yedi yirmi dört yanında olan avukata hatırlat sana zahmet şam korkuluğu gibi boş boş dur.."

Yusuf'un kapısı açıldığında daha ne olduğunu anlamadan kolundan çekilerek dışarıya çıkartıldığında Emir'in Yusuf'u yakalarından tuttuğunu görmüştüm.

"Abi beni tehdit etti...yemin ederim tehdit etti." Emir Yusuf'un suratına kafa attığında hızla önüme dönüp Rüya'ya daha sıkı sarıldım.

Bağırma sesleri boğuk boğuk gelirken Serhat koşarak gelip ikiliyi ayırmıştı.

Emir eliyle burun kemerini sıkıp başını ovuşturduğunda gözleri arabaya döndü.

Yerime biraz daha sindim.

Şu an az önceki gibi cesaretim kalmamıştı.

Olduğumuz tarafın kapısı açıldığında ona bakmadan önüme bakmaya devam ettim.

"La havle, la havle...in şu arabadan." Sesi kısıktı. Kucağımda uyuyan kızımız için. Benim tek kozum zaten Rüya'ydı.

"Kapat kapıyı biz eve gidiyoruz. "

"Bak sabrımın sınırındayım, delirttin beni iki dakika içinde in şu arabadan." Dedi.

"Türkçe konuşuyorum kapat kapıyı."

"Abi tamam eve gidiyorlarmış Rüya uyanmasın." Serhat'tı konuşan.

Gözlerim Yusuf'u ararken kenardan bana bakarak bir şeyler dediğini görünce dudağımın kenarı kıvrıldı.

Küfür ettiğine yemin edebilirdim.

"Benim arabaya geç Serhat...Yusuf'u da al."

Emir kapıyı yavaş bir şekilde kapatmadan önce göğüsüme sinerek uyuyan kızımıza bakıp şoför koltuğuna geçip zaten çalışan arabayı beklemeden yola çıkartmıştı.

"Sen dur.."

"Ne diyorsun Duru." Sesi yüksek çıktığında dikiz aynasından gözlerimiz buluştu.

"Bekle sen diyorum."

"Rüya uyuyor susuyorum bunun hesabını eve gidince soracağım."

"Sen bana şu saatten sonra hiçbir şey soramazsın." Sessiz kaldığından devam ettim. "Hesap soracağın kişi arkada...sana dedim, aldatılan kadın konumuna düşüremezsin beni dedim ama dinlemedin."

"Aptal aptal konuşup delirtme beni."

"Delirsen de umrumda değil delirmesende.... senin bu gel gitlerini artık buraya kadar gelen aptal sarışın çeksin."

"Gel gitlerimi.?" Dedi sert sesiyle.

"Benim gel gitlerim niye var Duru.? Benim sana gel gitlerim niye var.!" Sesi yükseldiği an Rüya'nın sağ gözü tedirgin bir şekilde açılmıştı.

"Baban telefonda konuşuyor bir tanem uyu." Mavileri tekrar kapandığında Emir'e baktım.

Dikiz aynasını kıracak şekilde alta doğru eğdiğinde artık beni göremiyordu.

Burada sinirlenmesi gereken kişi ben değil miydim.? Buna ne oluyordu.

Kendine dokunmasına izin verdiği kadın kardeşimin mezarına kadar gelecek ve ben sakin mi kalacaktım.

Hem de omzumuza çarparak gitti.

Evet.!

Araba evlerimizin sokağına girdiğinde kemeri çözüp Rüya'yı sıkıca tuttum.

Yan bir şekilde kucağımda yatıyordu.

Durduğumuzda etrafıma baktım.

Emir bahçe kapılarının açılmasını beklediği için durmuştu. Açılan büyük kapıyla içeriye girdiğimizde arkamızdan iki araç daha yanımıza park etmişti.

Ne Emir ne de ben arabadan inmemiştik ve ikimizde tek kelime etmiyorduk. Yan tarafımızdaki arabanın arka kapısı açıldığında annemi gördüm.

Diğer kapıdanda avukat kadın inmişti.

Adı Deniz.

Avukat kadın işte.

Emir'de kapısını açıp arabadan indiğinde Serhat annemin kapısını kapatıp bize doğru geldi ve benim kapıma uzandı ama az önce inen adam onu durdurarak kapıyı kendisi açtı.

"İn."

"Nasıl ineyim.?" Dediğimde içeriye doğru uzanıp kollarımda uyuyan meleğimi dikkatli bir şekilde almaya çalışırken nefesi saçlarımı okşamıştı.

Kokusu burnuma dolduğunda gözlerimi kapatmamak için kendimi zor tuttum.

"Uyu bir tanem eve gidiyoruz." Rüya mırıldandığında Emir hemen konuşmuştu. Yüzlerimiz fazla yakınken kendini toparlayıp hızla dışarı çıkmıştı.

Diğer taraftan inerek arabanın arkasına yürüdüğünde kapının orada bekleyen avukatla gözlerim Yusuf'a takıldı.

O bana bakıp sinirli bir şekilde başını sallarken Emir'in yanından geçip ona doğru yürümeye başlamıştım. Avukatın yanından geçerken doğrudan Yusuf'a bakıyordum.

"Bak yine geliyor başımı yakmaya. Canlı bomba." Dedi Yusuf.

Serhat'ta arkamdan gelmişti.

Üçümüz karşı karşıya dururken göz ucuyla Emir ve diğerlerine baktım. Emir ve annem doğrudan buraya bakarken avukat kadın kocama bakıyordu.

"Bir daha yenge de." Konuşmamla birlikte ikisi birbirine bakıp tekrar bana döndüklerinde Yusuf güldüğü için bacağına vurdum.

"Ben sana görüşürüz dediğimde sende görüşürüz yenge diyeceksin."

"Deliriyorsun değil mi, Deniz abimin yanında diye deliriyorsun." Dedi Serhat.

Sinirli bakışlarım konuşan Serhat'ı buldu.

"Çok konuşma sen Serhat." Tekrar Yusuf'a döndüm.

"Tamam mı.? Belli etme doğaçlama gibi olsun." Yusuf sabır çekerken beni yarı yolda bırakmayacağını bildiğim için arkamı dönüp yürümeye başladım.

"Manyak bu diyorum kimse bana inanmıyor." Serhat arkamdan bir şeyler diyordu.

"Yine ne karıştırıyorsun Duru." Annemin yanından geçerken söylediği şeyle ona göz ucuyla bakıp Emir'in yanına geçtim.

"Biz eve gidelim...alayım. Uyandığında gelir zaten yanına." Rüya'ya uzandığımda bir şey söylemeden yavaşça kollarıma bırakmasına şaşırmadım desem yalan olurdu.

"Hadi görüşürüz.." bir iki adım atıp arkamı döndüğümde Serhat ve Yusuf'a baktım.

"Görüşürüz." Diye ikisine de seslendiğimde Serhat otuz iki diş gülüyordu.

Annem ve avukat beni izlerken Yusuf'a gülümseyerek bakıyordum. Gözlerimi biraz açıp onu uyardığımda sonunda sesini duymuştum.

"Görüşürüz yenge.!"

Annemin başı şaşkınlıkla Yusuf'a döndüğünde gülümseyerek tekrar konuştum.

"Yengesinin canı canı." Önüme döndüğüm an omzumun çarptığı bedenle başımı biraz kaldırıp Emir'e baktım.

Ellerini pantolonunun ceplerine koymuş dikkatlice bana bakıyordu.

"Nasıl birisin ben bir türlü çözemiyorum ki amına koduğumun yerinde."

Emir konuştuğunda gözlerimi kaçırdım ve yan tarafından geçip hızlı adımlarla yürümeye başladım.

Emir'lerin bahçelerinden çıkıp bir adım atmıştım ki adımın seslenilmesiyle durdum.

"Duru." Karşıdan Ali geliyordu.

O spor kıyafetleriyle bana doğru koşarken omzumun üstünden arkaya baktığımda Emir'in hala aynı pozisyonda durmuş bana baktığını görünce hızla önüme döndüm.

"Nasılsın.?"

Gülümsedim gergin bir şekilde.

"İyiyim sen nasılsın.?"

Ali'yle Gaye sayesinde tanışmıştık. Onun arkadaşı ve Kaan'ın doktoruydu. Bu sitede oturduğu içinde ara sıra karşılaşıp konuşuyorduk.

Elini Rüya'ya doğru uzatıp yanağına dokunacağı sırada Yusuf'un sesiyle ikimizde yanımıza gelen adama bakmıştık.

"Yenge...eve kadar eşlik edeyim." Yusuf omzumu tutup beni neredeyse zorla yürütmeye başladığında mahçup bir şekilde Ali'ye baktım.

"Kusura bakma, iyi akşamlar Ali."

Ali ne oluyor der gibi bir bana bir de arkada bizi izleyen adama bakıyordu.

"Görüşürüz." Dediğini duymuştum sadece.

"Yengeymiş...yengen batsın senin." Yusuf omzumu tuttuğu için omzumu oynatıp sinirle ona baktığımda elini çekmişti.

"Görüşürüz Duru yenge." Kapı açıldığı an hızla arkasını dönüp yürümeye başladı.

"Bak sanki başka yengesi varmış gibi Duru yenge diyor." Arkasından söyleniyordum.

"Ruh hastaları." Diyerek odamıza geldiğimde kızımı hemen yatağa bırakıp üzerini örttüm.

Duşa girip çıktıktan sonra geceliklerimi giyinip Rüya'nın yanına uzandım ve kollarımın arasındaki meleğimin kokusuyla uyuya kaldım.

Bir kaç gün sonra.

"Ama sen böyle yaparsan ben üzülürüm."

Rüya'ya yemek yedirmeye çalışıyordum.

Emir bir haftadır gelmediği için Rüya hepimize küstü.
Haberleri çıkıyordu ama hemen kaldırtıyordu. Son bir kaç gündür haberleri de çıkmamaya başlamıştı.

Çatalı bırakıp elime telefonumu aldığımda yanlışlıkla gelen bildirimlerden birine tıkladım.

Dün dışarıya çıktığımda maalesef bir kaç magazin muhabirine yakalanmıştım.

@GAZETEMAGAZİN

DURU AKSOY ÜÇ YIL SONRA İLK DEFA KAMERALARA YAKALANDI.! ARKADAŞI İLE BİR MEKANDA OTURAN AKSOY FARK EDİLDİĞİ AN HIZLA ARKA KAPIDAN ÇIKTI AMA EKİP ARKADAŞLARIMIZDAN KAÇAMADI. KENDİSİNE EŞİ EMİR AKSOY VE KIZLARINI SORAN EKİPLERİMİZE HİÇBİR ŞEY DEMEZKEN KARDEŞİ RÜYA ALTIN İÇİN BAŞ SAĞLIĞI DİLENDİĞİ AN HIZLI VE RAHATSIZ BİR ŞEKİLDE ARABASINA BİNEREK UZAKLAŞTI. BU ARADA ÇİFT KIZLARINA AKSOY'UN VEFAT EDEN KARDEŞİ RÜYA ALTININ ADINI VERDİ.

687.297 beğenme 28.829 yorum

@instagramkullanıcısı: mal mısınız niye kardeşini sorup insanı üzüyorsunuz.
@instagramkullanıcısı: Kadın hayata küstü lan hiçbir yerde yok çalışmıyor.
@instagramkullanıcısı: Ay hiç değişmemiş ya.
@instagramkullanıcısı: hala çok güzel.
@instagramkullanıcısı: Kardeşini niye sordunuz.?
@instagramkullanıcısı: Şaşırdım lan haberi görünce özlemişiz Duru Aksoyu ve onu ekranda görmeyi.
@instagramkullanıcısı: Ya hala zayıf bu kadın üf.
@instagramkullanıcısı: İlk defa değil kardeşi öldükten iki ay sonra da görüntülenmişti.
@instagramkullanıcısı: Ay Emir'le boşanıyorlardı en son noldu.?
@instagramkullanıcısı: Ay çok güzel hala.
@instagramkullanıcısı: Kızlarının adı şaka mı gözlerim doldu yazz
@instagramkullanıcısı: Peki kadının kardeşinden sonra hayata küsmesine ne diyorsunuz.
@instagramkullanıcısı: niye artık modellik yapmıyor.?
@instagramkullanıcısı: Duru sana çok üzülüyorum ya.
@instagramkullanıcısı: Bana bir psikolog borcu olan o ünlü.
@instagramkullanıcısı: Emir asla açıklama yapmıyor niye ikisi yan yana hiç görünmüyor.
@instagramkullanıcısı: Abla kızını göster ya.

Yorumları çok okumadan ekranı kilitledim.

Serhat ve Yusuf burada değillerdi. Annem'de üç gündür yoktu.

Hiçbirinden haber alamıyordum. Bazen Emir'in korumalarının bizim eve bakarak telefonla konuştuklarını görünce rapor verdiklerini anladığım için evden çok çıkmamaya çalıştım.

Biz ondan haber alamıyorsak o da bizden alamasındı.

"İstemiyorum.!" Rüya çığlık atarak konuşup çatalını elime vurduğunda gelen acıyla elimi kendime çekip gözlerimi kapattım.

"Anne." Sandalyesinden atlayıp yanıma geldiğinde bacağıma sarılıp kucağıma çıkmaya çalıştı ama yapamadı.

"Anne özür dilerim." Sesi boğuk çıktığında gözlerimi açtım.

"Bir şey yok." Dediğimde elime gelen kana bakmaya çalışıyordum.

"Anne." Rüya ağlamaya başladığında elimi kanayan elimin üstünden çekip onu kucağıma aldığımda yüzüm yine acıyla buruştu.

Çatal kemiğime denk geldiği için acıdan gözlerim yaşarmıştı..

"Özür dilerim." Yüksek sesle ağlamaya başladığında çenesinden tuttum ama o daha sesli ağlayıp başını kaldırmadı.

"Bir şey olmadı Rüya...bakar mısın bana." Elleriyle yüzünü kapatıp başını hayır anlamında salladığında elime baktım.

"Acıyor mu.?" Ağlamalarının arasından zar zor seçebildim söylediği şeyi.

"Acımıyor aşkım bir şey olmadı."

Ağlaması çoğaldığında masadaki peçeteyi elimin üstüne bastırmaya çalıştım ama tek elimle yapamamıştım.

"Rüya bakar mısın bana."

"Noldu.?" Sema teyze Rüya'nın sırtına dokunduğunda kızım bana daha çok yapıştı.

"Tamam babanı arayacağım ağlama...Sema teyze telefonumu verir misin.? Şurada." Elimle az önce bıraktığım telefonu gösterdiğimde telaşla bize bakan kadın hemen getirmişti.

Numarası yoktu.

Yani yeni numarası yoktu.

Rüya'nın fotoğraflarını kayıtlı olan numarasına attığımda görüldü olduğu için bunu kullanıyordum.

Emir'in numarasını tuşlayıp kulağıma yasladığım telefonun anında meşgule atılmasıyla engellendiğimi sanıp tekrar aradım.

Bu sefer iki kere çalıp öyle meşgul olunca hala bu hattını kullandığını da anlamış oldum.

Hani değiştirmişti.

"Baban açmıyor işi varmış bir tanem."

Yaşlı gözleriyle bana baktıktan sonra elimi tuttu.

"Özür dilerim anne yanlışlıkla yaptım."

Yüzümdeki parmaklarını öptüm.anne

"Biliyorum aşkım...hem niye bilerek zarar vermek isteyesin ki." Burnunu çekip başını salladığında saçlarını alnından çekip öptüm.

Onu kucağıma alıp bahçeye doğru yürümeye başladığımda yüzüne üfledim.

Kıpkırmızı olmuştu.

"Kızım ben buz getireyim eline koyalım." Sema teyzeye başımı salladığımda kızımla birlikte bahçeye çıkmıştık.

"Niye Zeus'un yanına gitmedin bugün." Gözleri kulübesinden çıkan Zeusa kaydı.

"Anne elin acıyor mu.?" Başımı hemen iki yana salladım.

"Acımıyor, hızlı atmadın." Aslında oldukça hızlıydı ve elimi kanatmaya yetmişti.

"Gaye abla baksın mı.? Hadi onlara gidelim."

Gaye'ler dün gelmişti.

"Gidelim ama elime bakmasın sen Kaan'la oyna." İtiraz eder gibi ses çıkarttı.

"Kızım, geç otur şunu koyalım biraz."

Kucağımda Rüya'yla beraber geniş sandalyeye oturduğumda Sema teyze elimi sardıktan sonra üstüne buz torbası koydu.

Bebeğimin alnına dudaklarımı bastırıp derin bir nefes aldığımda sertçe öpmüştüm.

Dün onu evde bırakıp Gaye'yle kahve içmeye gitmiştim. Kaan ve bakıcısı buraya gelmişti ve biz eve gelene kadar ikisinin başında durmuştu.

Dünden beri telefona bu yüzden bildirimler geliyordu. Hatta durmuyordu.

"Acıyor mu.?"

"Acımıyor Rüya. Anneler yalan söylemez demiştim unuttun mu?" Elleri yüzüme çıktığında yavaş yavaş yanaklarımı okşadı.

Telefonum çaldığında tekrar elime alıp arayana baktım.

Annem.

Artık ex annemiz.

"Duru, az önce Emir'i aradın ama o burada değil önemli bir şey mi var."

"Rüya, Emir'i istiyor." Dediğimde karşı taraftan sıkıntılı bir nefes verme sesi geldi.

"Telefon hoparlörde mi.?"

Yerimde dikleşmiştim.

"Noldu.?" Dedim telaşla.

"Rüya beni duyuyor mu.?"

"Hayır noldu.?" Sesim merak ve telaş doluydu.

"Emir iki gün önce karnından vurulmuş...Serhat ameliyata alındığını söyleyince onun yanına geldim."

Kalbim göğüsümden çıkmak ister gibi atıyordu.

"İyi mi.?"

"Bugün sabah uyandı dinleniyor odasında."

Rüya'yı sandalyeye bırakıp ayağa kalktım.

"Neredesiniz.? İyi mi emin misin.? Neden o konuşmuyor.?" Nefes nefese konuşmuştum.

"Sabah bir iki saat uyandı yemek yedi geri uyudu durumu şu an iyi sakinleş...kötü olsa ben böyle mi konuşurum seninle."

"Neredesiniz.?"

"Evdeyiz, Rüya öğrenmesin diye dışarı falan çıkmadık."

"Bana niye söylemediniz.?" Kırgın çıkmıştı sesim.

"Bilmek istemezsin diye söylemedik Duru."

"O benim kocam.!" Sesim yüksek çıktığında omzumun üstünden Rüya'ya bakıp tekrar önüme döndüm.

Annem konuşmadığında telefonu sinirle kapatıp Rüya'nın yanına gittim.

"Bir tanem ben bir Gaye ablanın yanına gidip geliyorum sıkılmazsın değil mi.?"

"Ben de."

Başımı hayır anlamında iki yana salladım.

"Gelince seninle beraber gideriz tamam mı.?" Sema teyzeye baktım.

"Ben bir iki saate gelirim sana emanet Sema teyze." Güliz bugün izinliydi.

"Tamam kızım sen git nereye istiyorsan kuzucuk bende."

Rüya'yı saçlarından öptüğümde kollarını boynuma doladı.

"Anne ben de geleyim nolur."

"Sema teyzen senin kıyafetlerini değiştirsin ben de birazdan gelip seni alayım tamam mı.?"

Başını salladığında sonunda ikna edebilmiştim.

Onların bahçesine girdiğimde koşarak dış kapıya gelmiştim. Kapı sonunda birisi tarafından açıldığında kim olduğuna bile bakmadan merdivenlerden çıktım.

Merdivenin başında beni bekleyen kadınla dolu gözlerimi kırpıştırdım.

"Sana o kadar sinirliyim ki." Diyerek omzundan ittirdiğimde ilk defa bir şey demeden gitmeme izin verdi.

Titreyen ellerimle onun odasının kapısını açıp bir adım attığımda sonunda kalp çarpıntımın sebebini görebildim.

Sırt üstü uzanmış yatıyordu.

Pencere kenarındaki Serhat beni gördüğü an oturduğu koltuktan kalkmıştı.

"Duru." Beni burada görmeyi beklemiyormuş gibi konuştuğunda ben gözümdeki yaşları silerek yatağın kenarına oturdum.

Ağzımdan hıçkırık sesi çıktığında solgun yüzüne baktım. Bembeyazdı.

"Emir." Elini tutup yataktan kalktığımda dizlerimin üzerine çökerek yere oturdum.

Parmaklarımızı iç içe geçirmiştim.

"Bana haber vermediler bilmiyordum." Sesli bir şekilde ağlamaya başladığımda elinin tersini yüzüme değdirdim.

"Bilmiyordum Emir yemin ederim bilmiyordum." Avuç içini öptükten sonra elini tekrar yanağıma koydum.

Üstü çıplak olduğu için örtüyü kaldırıp karnına baktım.

Sargıdaydı ama üstünde kan lekesi vardı.

"Emir." Ağlama sesim odada yankılandığında elimi yarasına dokunmak için uzattım ama dokunamadım.

Ne yapacağımı bilmez bir şekilde tekrar yatağın kenarına oturup dikkatle ona bakmaya başladım.

Kapının kenarında duran Serhat'a baktım.

"Doktor burada mı.? Niye eve getirdiniz.? Ne zaman uya."

"Sakin ol durumu iyi sadece kendini yormaması lazımmış. Sabah uyandı ilaçlardan dolayı geri uyudu." Dudaklarım titremişti.

"Bana niye söylemediniz Serhat." Önüme dönüp tekrar elimi tuttum.

"Uyutuluyordu zaten boşuna canını sıkm.."

"O benim kocam.! Ne boşunası ne saçmalıyorsunuz siz yettiniz artık.!" Tekrar ona döndüm.

"Söylediğiniz her hakarete sustum ama ona bir şey olmuşken bana haber vermemenize susmam Serhat.! Bir şey olduğunda ilk önce benim bilmem lazım." Emir'e döndüm.

"Bana söylemeniz lazım...hakaretlerinize devam edin ama bunu yapmayın nolur...ona bir şey olursa ben bu sefer yaşayamam...bana haber vermeniz lazım." Eğilip tekrar Emir'in avuç içini öptüm.

"Yaşayamam ben." Elini sıkıca tutuyordum.

"Özür dileriz." Omzuma dokunan elle ağlamaya devam ettim.

Bacaklarım titriyordu.

Rüya var diye belli etmemiştim ama aklım çıkmıştı.

Canım acımıştı.

"Duru, bir şeyi yok durumu ağır olsaydı söylemez miyiz hiç." Annemin sesini duyduğumda aynı şekilde durup ağlamaya devam ettim.

"Siz bana hiçbir şey söylemezsiniz." İkisi de iç çekmişti.

Parmaklarımızı ayırdığımda tekrar doğrulup yüzüne baktım.

Alnındaki saçları geriye çekip dudaklarımı saçlarının arasına bastırdığımda derin bir nefes aldım.

Aldığım kokuyla gözlerim kapandı. Çok özlemiştim onu. Kokusunu. Tenini.

Çok özlemiştim.

"Ağlama bir şeyi yok sadece uyuyor, yemeğini yedi bizimle konuştu sonra ilaç içip uyudu."

"İki gündür bu halde ama ben yeni öğrendim." Dedim onlara dönüp burnumu çekerken.

İkisine de kırgın bir şekilde bakıp tekrar yanımdaki adamın yüzüne eğilip alnından öptüm.

Ateşi vardı.

"Emir." Saçlarını okşadım.

Sesli bir şekilde iç çektiğimde bedenim titremişti.

"Ateşi var, normal mi.?" Dedim boğuk sesimle.

"Çıkması normalmiş ben kontrol ediyorum merak etme." Annemdi konuşan.

Başımı onun omzuna koydum ama yükümü vermedim.

Bir elim göğüsündeydi.

Tekrar iç çektim.

Çok korkmuştum. Hala korkuyordum.

"Serhat." Dedim başımı kaldırmadan.

"Efendim."

"Rüya'yı alıp gelir misin.?" Anında odadan çıkmıştı.

Annem kapıyı kapatıp az önce Serhat'ın kalktığı koltuğun yan tarafına oturduğunda ben gelmeden önce ikisinin başında durduğunu anlamıştım.

Emir'e sarılı bir şekilde kokusunu içime çekerken odada ses çıkmıyordu.

Kalp atışlarım biraz normal haline döndüğünde kapı çaldığı an oturur pozisyona geldim. Serhat kucağında Rüya'yla beraber odaya girdiğinde gözyaşlarımı sildim.

"Anne, babam hasta olmuş." Amcasının kucağından bana doğru atıldığında elindeki malzemelere baktım. Oyuncaklarını getirmişti.

Doktor seti olan oyuncaklarıyla gelmişti.

Annemde yanımıza geldiğinde konuşmamı bekleyen kızıma baktım.

"Evet bir tanem, babanın karnı ağrıdığı için uyuyor." Gözleri kocaman açılmış yatakta yatan babasına bakıyordu.

"Babanın karnına dokunma tamam mı.?" Başını salladığında onu Emir'in yanına bıraktım.

Elleri hemen babasının yüzünü bulmuştu.

Emir'in göğüsüne bastırıp yükünü verdikten ona sonra diğer tarafa geçerken eğilip tutmak istedim ama geç kalmıştım.

Yanımdaki kadınla kollarımız öne doğru gitmişti bile.

"Rüya."

"Ay Allahım." Annem ve benim sesim birbirine girdiğinde babasının boynuna başını gömerek yatağa uzanan kızıma bakıyordum.

"Babana çok dokunma Rüya...öyle yapma bir daha annecim ayağın karnına değecekti." Dedim ama o babasına sarılıp bir şeyler demekle meşguldü.

Annem korktuğu için kalbini tutuyordu.

"Kızamıyoruz da lan bücüre." Diyordu Serhat.

Az önce oturduğum yere oturup Emir'in elini tuttuğumda Rüya gibi başımı Emir'in omzuna koydum.

Bir tarafında Rüya diğer tarafında ben vardım.

"Ayakkabılarını çıkartalım." Annem Rüya'nın yanına gidip ayakkabılarını çıkarttığında kızım hala sessizdi yüzünü gömdüğü için göremiyordum.

"Rüya." Dedim kolumu ona uzatırken.

Gelen ağlama sesiyle Serhat hemen dolanıp onun olduğu tarafa geçerken meleğime bakıyordum.

"Babamın kolu kanamış." Hemen koluna baktım. Sağ kolunda bir şey yoktu Rüya sol tarafta kaldığı için orada olan bir yarayı görmüştü sanırım.

"Amcam o kan değil ki. Baban senin için böğürtlen toplamıştı sonra karnı ağrıyınca geldi uyudu."

Serhat'a minnetle baktım.

Bu halde ona bir yalan bulamazdım ama Serhat olayı çözmüştü.

"Gerçekten mi söylüyorsun."

"Gerçekten amcam..ağlama baban çok iyi."

Rüya ve ben Emir'in iki yanında durmuş ağlıyorduk.

O babasına bakarak amcasının söylediklerini dinlerken annemde benim yanıma oturup koluma dokunmuştu.

Bakmadım.

"Sen ağladığın için Rüya korkuyor." Hızla gözyaşlarımı sildim. Doğru söylüyordu.

Amcasını dinleyen kızımın bakışları bana döndüğünde gülümsedim.

"Baban iyi aşkım sadece ateşi olduğu için uyuyor merak etme." Biraz rahatlamış gibi olsa da Emir'e hala korkuyla bakıyordu.

Eğer onu getirmeseydim evde de gelmediğim için ağlayacaktı. Emir'in yanından ayrılamayacağım için Rüya'yı getirtmiştim.

Geçen bir kaç dakikanın ardından Rüya başını babasının omzuna koymuş ona sarılarak mayışmış uyukluyordu.

Ben de ateşine baktıktan sonra başımı tekrar omzuna koyup gözlerimi kapattım. Annem yanımızdan kalkarken Serhat odadan çıkmıştı.

"Sen buradayken işlerimi halledeyim ateşi için kontrole gelirim." Annem de bunları söyleyerek gidince üçümüz kalmıştık.

Ailecek.

Terliklerimi çıkartıp bacaklarımı uzattığımda başımı Emir'in yastığına koydum.

Saçlarım onun yanağına değiyordu.

Elimi Rüya gibi onun göğüsüne attığımda gözleri kapalı olan kızımın nefes alışını kontrol ettim.

Uyumuştu.

Emir'le parmaklarımızı tekrar iç içe geçirip göğüsünden öptüm. Onun üstündeki örtüyü biraz Rüya'nın üzerine çektiğimde derin bir nefes aldım.

İyiydi.

Şükürler olsun ki iyiydi.

Gözlerimi kapatıp kokusunu içime çekerken üçümüzün böyle bir sebeple ilk defa birlikte uyuyacağını tahmin bile edemezdim.

Başımı yanımdaki adamın boynuna gömerek kendimi özlediğim kokusuna bırakarak mayışmıştım.

Alnıma değen dudaklarla uykumun en tatlı yerinde kıpırdandım.

Yüzümü koyduğum omuza daha çok bastırırken, elimin altındaki bedene refleksle biraz daha sarıldım.

"Uyandırma Emir."

"Yanımdalar." Emir'in sesini duymamla bilincim açıldı.

"Bilmediği için gelmedi dedim inanmadın. Söylediğim an geldi Rüya'yı da getirdi." Annem konuşmuştu.

"Anne bizi biraz yalnız bırakır mısın.?"

Adım seslerinden ve kapı kapanmasından annemin çıktığını anlamıştım.

Emir kıpırdandığında üstümde bir şey hissettim. İnce pike örtülmüştü bedenime.

"Ölürüm size." Bunu o kadar sessiz söylemişti ki eğer uyanmamış olsaydım ya da biraz daha uzakta olsaydım duyamazdım.

Öpme sesi geldiğinde Rüya'yı öptüğünü anlamıştım.

Bizi öpmediğine göre.

Uyandığımı anlamaması için nefesimi kontrol ederek alıp veriyordum.

Rüya'nın yerinde olmak isterken saçlarımdaki dudaklarla kalp atış hızım değişti. Beni de öpmüştü.

Emir beni saçlarımdan öpmüştü.

Bir şey anlamaması için biraz kıpırdanıp ona daha sıkı sarıldığımda dudakları bu sefer de alnımdaydı.

Beni iki kere öptü.

Mutluluktan ağlamak istedim.

Adama yapmadığın kalmadı o hala seni öpüyor.

Gözlerim dolduğunda düşünmemeye çalışıp kendimi Emir'in öpücüklerine ve sarılışına bıraktım.

"Her şeylerim."

Beni birazdan ağlatacaktı.

"Ya yapma." Rüya'nın sesiyle nefesimi tuttum.

Emir'in başı sol tarafa yani kızımıza doğru dönmüştü çünkü artık nefesi alnıma değmiyordu.

"Bir tanem, ölürüm sana Rüya...ölürüm senin için her şeyim."

Derin bir iç çekmeden sonra nefesi tekrar alnıma değmeye başladığında bana döndüğünü anlamıştım.

Emir beni tekrar alnımdan öptüğünde zaman dursun istedim. Tam şu an üçümüz birlikteyken zaman dursundu.

Dudakları alnımın kenarında bir süre hareket etmeden durmuştu.

Daha sıkı sarıldım.

Elim Rüya'ya değdiğinde onu rahatsız etmeden yavaşça çekip parmaklarımı Emir'in koluna değdirdim.

Onun kokusuyla kendimi tutamadan tekrar uyuyakaldığımda kendimi dünyanın en güzel uykusuna bırakmıştım.

Çeneme değen elle tek gözümü açıp sarıldığım minik bedene baktım. Uyuyan kızımın eli yüzümdeyken, kolunu belimden arkaya atarak sıkıca sarılmıştı.

Onu kendime çekip sıkıca sarıldığımda saçlarından öpüp esnediğimde görüş açıma giren yatak ve farklı renk duvarla gözlerim sonuna kadar açıldı.

Emir.

Emir yaralanmıştı.

Rüya'dan ayrılıp telaşla yatağa baktığımda onun olmadığını görüp telaşlandım. Bir şey mi olmuştu.?

Hastaneye gitmiş olabilirler miydi.?

Hafifçe doğrulmuş yatağa bakarken duyduğum sesle arkamı döndüm.

"Aramaya devam edecek misin.?" Emir karşıdaki koltukta oturuyordu.

Altında eşofmanı varken üstü çıplaktı. Sadece karnı sargıdaydı.

"Ne.?"

Kaşıyla yatağı işaret edip eline kenardaki sigarasını aldı.

"Beni diyorum...aramaya devam edecek misin.?"

Neden burada olduğumu yeni yeni hatırlarken hızla ayağa kalkıp yanına gittim.

"İyi misin.?...ağrın var mı.?" Koluna dokunarak konuştuğumda başımı eğmiş karnına bakıyordum.

Sargısı değiştirilmişti.

Pencereye gözüm takıldığında havanın karanlık olmasıyla saati merak ettim.

"Saat on bir." Gözlerine baktığımda onunda dikkatle beni izlediğini görmüştüm.

"İyi misin.?"

"Umrunda mı.?"

"O nasıl söz Emir tabii ki umrumda." Dudağının kenarı alayla kıvrıldığında sigarayı parmakları arasında döndürdü.

"Çok korktum bana söyl.."

"Tamam Duru, iyiyim sağ ol korktuğun için."

Kalbimi parçaladığının farkında mıydı.?

"Yapma bunu." Dedim sessizce.

"Tamam." Diyerek yanımdan geçip balkona doğru yürümüştü.

Arkasından sigara içmesini izlerken az önce kalktığı koltuğa oturup ellerimi saçlarımın arasından geçirdim.

Gözlerindeki kırgınlığı her gördüğümde kendimden nefret ediyordum.

Eskisi gibi bakmıyordu.

Sanki hapse attırdık.

Tekrar Emir'e baktım.

Sırtı bana dönüktü.

"Anne."

Başım hızla yatağa döndü.

"Aşkım." Yanına yürümeye başladığımda o eliyle gözünü ovalıyordu.

Kollarımın arasına alıp başının üstünden öptüğümde boynuma sarılmıştı.

"Babam nerede.?"

"Gelecek birazdan." Dedim. Sigara içtiğini görmesini istememiştim.

"Tuvalet." Kucağımda onunla beraber ayağa kalkıp banyoya gittiğimde kapıyı kapatıp geri çıktım.

Emir balkon kapısını açarken yatağa bakıp kaşlarını çatmıştı.

"Nerede.?"

Elimle banyoyu gösterdiğimde rahatlamış gibi surat ifadesi düzeldi.

"Anne."

"Efendim." Kapının hemen arkasındaydım.

"Elimi yıkamaya boyum yetmiyor."

Yüzümdeki gülümsemeyle yan tarafımda duran adama baktığımda onunda dudağının kenarının kıvrıldığını görmüştüm.

"Gireyim mi içeriye."

"Girebilirsin." O ağzını yiyecektim.

Başını kaldırmış mavileriyle bana bakarken musluğu açıp onu kucağıma aldım.

Rüya sabunu eline döküp köpürttüğünde hızlıca yıkamıştı.

"Yüzünü de yıkayayım mı.?"

Suratını buruşturduğunda onu tek koluma alıp lavaboya eğilmesini sağladım.

"Ya anne yapma."

"Bir kere yapacağım." Ağzından istemediğine dair sesler çıkıyordu.

Rüya suyu gerçekten sevmiyordu.

Her sabah bu şekilde söylene söylene zorla yüzünü yıkıyordum.

"Of anne ya."

"Bitti." Kenardaki havluyu alıp yüzünü sildiğimde hala huysuzdu.

"Babam gelecek mi.? Hani hastaydı nereye gitti ki."

Banyodan çıktığımız an kapıda bekleyen babasını görür görmez çığlık atarak kollarını ona doğru uzatmıştı.

"Meleğim." Emir onu zorla benim kucağımdan aldığında ikisinin birbirlerini öpmelerini izliyordum.

"Emir ben de dursun." Dedim ama o beni takmadı.

"Rüya ayaklarını yan tarafa at babanın karnına değmesin." Rüya dediğimi yapacakken Emir engel olup onu boynundan öptü.

"Çok özlemişim ben seni güzelim."

Rüya gülerek babasına bakıyordu.

"Ben de seni bu kadar özledim." Kollarını açmıştı.

Emir dudaklarını onun alnına bastırıp bir süre çekmediğinde minik kızımız kıkırdadı.

Üstü az önceki gibi çıplak değildi. Rüya sargıyı görmesin diye tshirt giymişti.

"Biz senin yanına geldik sen uyuyordun bekledik bekledik uyanmadın. Karnın ağrıyor mu.?." Göz ucuyla da bana bakıyordu.

"Özür dilerim bir tanem."

Rüya tekrar kıkırdadı.

"Niye ki...annemde uyuyor ben onu hep bekliyorum şimdi de seni bekledim." Emir konuşan ve dili pek dönmeyen kızımıza inanılmaz bir varlıkmış gibi baktığında derin bir nefes verdi.

"Sabah çok erken kalktığın için olabilir mi.?" Dediğimde bakışları bana döndü.

Emir gibi sabahın köründe kalkıyordu.

"Annem çok uykucuymuş baba...hem Mert abi de söyledi."

Emir'in gözleri bana döndüğünde ne söyleyeceğimi bilemedim.

"Mert.?"

"Mert abi annemin arkadaşı hem de Gaye ablanın kardeşi."

Emir başını noluyor der gibi salladığında ben de ona aynı şekilde karşılık verdim.

"Annenin uykucu olduğunu nereden biliyormuş o pi.."

"Emir." Diyerek araya girdiğimde Rüya bir bana bir babasına bakıp eliyle ağzını kapattı.

"Kötü mü yaptım ben."

"Hayır bir tanem." Saçlarını öptü. "Neden annene öyle söyledi."

Rüya göz ucuyla bana baktı.

"Annem geç uyanıyor çünkü." Tedirgindi sesi.

"O nereden biliyor."

"Emir." Beni takmadan hala Rüya'ya bakıyordu.

"Yemek yerken ben söyledim." Dedi minik kuşum.

Tekrar alnından öpüp kucağındaki kızın gerginliğini biraz olsun aldı.

"Tamam güzelim."

"Anne." Rüya'nın bacağını tutuyordum.

"Aşkım." Dedim hemen.

"Acıktım." Başımı sallayıp elinin üstünü öptüm.

"Eve gidel.."

"Söylerim hazırlarlar şimdi." Sözümü kesen adam kucağındaki kızımızla beraber odadan çıktığında onun nasıl bir şey olmamış gibi yürüdüğünü düşünüyordum.

Arkalarından çıktığımda evdeki sessizlik dikkatimi çekmişti. Onlar önden giderken ben de merak ettiğim odaların içine bakıp geri çıkıyordum. Tüm odalarda eşya vardı. Hiçbiri boş değildi.

Annem neredeydi acaba.

Merdivenlerden inip salona geçtiğimde kimseyi göremediğim için bahçeye baktım. Orada da yoklardı.

Mutfakta olacaklarını düşünmeden oraya yürümeye başladım ve gelen seslerle ikiliyi bulmuştum.

Emir mutfağa çok girmediği için şaşırmıştım. Hatta daha önce hiç girmemişti.

"Başka ne seversin."

"Sucuk.!" Rüya bağırarak konuştuğunda gülümsedim.

"Başka."

"Baba bir de ekmeğime çikolata mı sürsek." Sesi babasına istediği her şeyi yaptırabilir bir tarzda çıkmıştı.

"Sürerim güzelim, reçel seviyor musun.?"

Çok seviyordu.

"Evet evet evet." Demişti Rüya.

"Omlette seviyorum ama Güliz abla yok..annem de yapamaz."

"Neden.?" Diye sordu Emir.

Ben de merak etmiştim.

"Çünkü annem omlet yapamıyor baba." Ne.!

Bunu ilk defa duyuyordum.

Tamam yaptıklarımı beğenmiyordu ama Güliz'in yaptıkları daha güzel diye sanıyordum.

Emir'in gülüş sesini duyduğumda gözlerim kısıldı.

"Annem yemek yapmakta kötü biraz." Rüya.

Annen gösterecek sana birazdan annecim.

Emir hâlâ keyifle gülüyordu.

"Güliz abla yapınca içinde sert şeyler olmuyor ama annem yapınca ağzımıza sert bir şeyler geliyor."

Emir'in daha sesli güldüğünü duyduğumda orada olmak istedim. Onu gülerken yakından görmeyi çok istedim.

Öpme sesi gelince kızımızı öptüğünü anlamıştım.

"Ama anneme söyleme tamam mı.? Küsebilir çünkü küsmeyi seviyormuş babaannem öyle söylüyor."

Resmen arkamdan yapılan tüm dedikodular gün yüzüne çıkıyordu.

"Aramızda bir tanem merak etme." Demişti keyifli sesiyle.

"Bir kere annem yemek yaparken tavayı yaktı biliyor musun.?" Anlat annecim her şeyi detayıyla anlat babana.

"Annen biraz beceriksiz mutfak konusunda."

Bu sefer kıkırdayan Rüya'ydı.

"Sema teyzede böyle diyor."

Ne.!

Ev, ev değil yılan yuvası olmuş resmen.

"Peynir de çıkartayım mı.?" Sanırım ona kahvaltılık bir şeyler hazırlıyordu.

Daha fazla burada durmadan içeriye girdim.

"Ne yapıyorsunuz bakalım." Rüya tezgahta oturup babasını izlerken Emir'de sucuk doğruyordu.

"Babam bana yemek yapıyor." Sesi o kadar mutlu çıkmıştı ki onu ısırmak istedim.

"Yardım edeyim mi.?" Rüya'nın gözleri büyüdüğünde ona sahte bir sinirle bakıyordum.

"Omlet yapayım ben sana." Dediğim an ellerini salladı.

"Ben sucuk yiyeceğim bak babam yapıyor." Emir başını eğmiş bana bakmadan sırıtırken tekrar Rüya'ya döndüm.

"Ama bu sefer güzel yapacağım." İkna olmamış gibi başını iki yana salladı.

"Babam yapsın anne sen otur yorulma."

"İyi yapsın baban. Yarın sabahta baban yapsın o yedirsin sana yemeğini." Diyerek cam duvarın yanındaki masaya yürüyüp sandalyeye oturup ikisine arkamı döndüm.

Emir'in kısık sesini duyuyordum ama ne dediği anlaşılmıyordu.

"Anne." Bir kaç dakika sonra bacağıma dokunan kızımla hemen yan taraftaki adama baktım. O indirmişti tezgahtan.

"Küstün mü.? Tamam omlet yapabilirsin." Yüzünü tutup burnundan öptüm.

Emir onu benim yanıma göndermişti.

"Kahvaltılık şeyler çıkartırız omlete gerek yok aşkım." Belli etmemeye çalışsa da bunu duyunca gözleri parlamıştı.

Omletimi gerçekten sevmiyordu.

Niye acaba.

"Hadi masayı kuralım bizde...buna da bir şey demezsin değil mi.?" Başını iki yana salladığında Emir'in yanından geçerek dolaptan bir şeyler çıkarttım.

Dolaptaki kahvaltılıklar Rüya'nın sevdiği şeylerden oluşuyordu.

Emir ayakta dururken sürekli kontrol edip nasıl olduğuna bakıyordum ama yüz ifadesinden hiçbir şey anlayamıyordum. Ayağa kalkmasını şaşırırken o resmen kızımıza yemek hazırlıyordu.

Her şeyi masaya götürürken gelen kokuyla omzumun üstünden ilk defa mutfakta gördüğüm adama bakıyordum.

Emir sucuklu yumurta yapmıştı.

Kokuyu aldığım an guruldayan karnımla ben de acıktığımı anlamıştım.

"Emir önce, yerde onun ayağının üstüne oturan kızımızı kucağına alıp masaya getirdi. Ardından, benim içeriden getirip yastıklarla hazırladığım sandalyeye oturtup başından öptü. Sonra da ocaktaki tavayı getirip ortaya koydu."

"Kenardan ekmeği versene." Bana dediğini anlayıp eliyle işaret ettiği kapağı açıp ona uzattım.

Emir ekmeği ortadan ikiye böldükten sonra kenarını koparttı ve ufak bir dilimi yumurtaya batırıp üfledikten sonra, ağzını açarak babasının ona yemek yedirmesini bekleyen kızımıza uzattı.

Rüya elini uzatmadığı için Emir onun çenesinden tutarak yemesini sağladı.

Kızımız ağzındaki lokmayı başını oynaya oynata çiğnerken Emir yine aynı şeyi yaparak ekmeği üfledi ve gözlerimin dolmasını sağlayan şeyi yaptı.

Bana uzatmıştı.

Yutkunup ona bakarken o aynı Rüya'ya yaptığı gibi bana da yedirmişti.

Dolu gözlerimle ekmeği çiğnerken başımı eğdim.

"Çok güzel olmuş." Rüya beğendiğine dair sesler çıkartırken Emir ona bu sefer sucuk vermişti.

Elimi kenardaki suyu almak için kaldırdığım sırada önüme uzatılan ekmekle tekrar ona baktım.

Bir Rüya'ya bir de bana yediriyordu.

"Sende ye." Dediğimde bir şey demeden ekmeği ağzıma doğru yaklaştırdı.

"Aç ağzını."

Ve yine yememi sağlamıştı.

Rüya ve ben lokmalarımızı çiğnerken o da sonunda bize yaptığı gibi ekmeğini batırıp ağzına attı.

"Baba sen omleti de güzel yaparsın değil mi.?"

"Sen ne istiyorsan yaparım ben bir tanem." Bunu sadece yemek için söylemediğini ses tonundan anlamıştım.

Rüya elini çenesine koymuş babasına bakarken Emir ona tekrardan sucuk yedirdi.

"Çok güzel, çok güzel."

Eliyle işaretler yapıp babasının gülmesini sağlarken gülümseyerek ikisini izliyordum.

Emir önümdeki tabağı alıp tavadaki yumurtanın birazını içine koyduktan sonra geri önüme bıraktı.

"Teşekkür ederim." Sesim kısıktı.

Resmen bana eliyle yemek yedirmişti.

Eskiden olduğu gibi.

"Al bir tanem." Şimdi tüm ilgisi kızımızdaydı.

"Bir daha acıktığında bana da söyle tamam mı.?" Rüya hemen başını salladı.

Saat neredeyse gece on ikiyken biz mutfakta yemek yiyorduk. Kahvaltı yapıyorduk.

"Babaannem nerede o da acıkmamış mıdır baba."

"Burada değil sabah gelecek güzelim."

Emir önüme çatal bıraktığında ona baktım. Kaşıyla tabağı işaret ettiğinde gözlerimi kaçırdım.

Ona yapmadığım kalmamışken bir de yaptığı yemeği yiyordum. İç çekip elimi kucağıma indirdiğimde aynı şekilde karşımdan da bir iç çekme sesi geldi.

"Yemeğini yer misin?"

Soru sormuyordu. Soru sormuş gibi yapıyordu.

"Aç değilim."

Kızımıza döndü.

"Annen aç olmasına rağmen yemek yemiyor." Gözlerim açılmıştı.

Beni üç yaşındaki kızımıza mı şikayet etmişti yoksa yanlış mı anlamıştım.

"Anne küserim sana...hem babam bize yemek hazırladı niye yemiyorsun." Kollarını küskün bir şekilde göğüsünde bağladığında bir ona bir de Emir'e bakıyordum.

"Tamam yiyorum." Diyerek çatalı elime aldığımda Emir bu seferde önüme dilimlenmiş kepek ekmek koydu.

Tabağımı bitirdiğimde hayatımda bu kadar güzel bir masada oturmadığımı anlamıştım. Ben hayatım boyunca böyle güzel bir sofrada yemek yememiştim. İlkti.

Üçümüz ilk defa yemek yemiştik.

Baş başa.

Ailecek.

Tabağım bitince elime alıp tezgaha bıraktıktan sonra dolaptan süt çıkarttım. Bir kaç çekmece karıştırıp cam cezve bulduğumda sütü ısıtıp kupaya aldım.

"Emir." Başı anında bana dönerken yutkunup konuştum.

"Bal nerede."

Gözleriyle etrafa baktı. O da bilmiyordu.

Tekrar dolapları karıştırmaya başladığımda sonunda bulmuştum.

Sıcak süte ekleyip erimesini sağlayana kadar karıştırdıktan sonra masaya geçip Rüya'nın önüne bıraktım.

"Sütünü de iç aşkım."

"Anne hayır." Süt sevmiyordu.

"İç Rüya." Dedim direterek.

"Baba." Diyerek ağlayacakmış gibi Emir'e baktığında kollarını babasına uzatmasıyla hemen karşılık alarak istediğini yaptırmıştı.

"Baba içmek istemiyorum." Sesi ağlak bir şekilde çıktığında gözlerimi devirdim. Numaracı kuş.

"Tamam bir tanem içme." Gözlerimi sonuna kadar açarak Emir'e baktım.

"İçmesi lazım." Dediğimde ikisi de bana döndü.

Rüya benim ona sütü içireceğimi bilerek üzgün gözlerle Emir'de aklı karışmış bir şekilde bakıyordu.

"Baban içirsin." Omuz silkti.

"Kaçış yok Rüya." Bana kaşlarını çattıktan sonra başını babasının boynuma gömdü.

Sahte bir ağlama sesi geldiğinde Emir bana baktı.

"Bugün içmesin." Kaşlarımı hayır anlamında kaldırıp başımı salladım.

"Ağlamıyor merak etme." Dedim.

"Ağlıyor." Dedi kısık sesiyle.

"Kızın çok numaracı Emir." Rüya söylediklerimden sonra başını kaldırıp göz ucuyla bana baktıktan sonra tekrar ona inanmaya yakın olan babasının boynuma gömüldü.

"Bir tanem ağlama." Emir'in sesi üzgün ve şaşkın çıkarken ayağa kalktım.

Boş yere üzülüyordu.

İkisinin yanına gidip Rüya'yı belinden tuttuğumda Emir ne yapıyorsun der gibi bana bakıyordu.

Rüya'yı ondan ayırıp sandalyesine bıraktığımda bu sefer de gülerek babasına bakıyordu.

"Babanı kandırma Rüya." Kupayı tutmasını sağladığımda Emir şaşkın gözlerle gülen kızımıza bakıyordu.

"Kandırmıyorum."

Ayakta durmuş başında bekliyordum.

"İç hadi göreyim." Sütü koklayıp yüzünü buruşturduğunda Emir'e döndüm.

Hala olayı anlamamış gibi bize bakıyordu.

"Çikolata istediğinde de böyle yapıyor...istemediği bir şey olunca yalandan ağlama sesi çıkartıp istediğini yaptırıyor...bu taktiği özellikle annemde deniyor o da kıyamayıp hemen inanıyor."

Kaşlarını yukarı kaldırdıktan sonra gözlerini açıp kapattı.

"İnanılmaz bir çocuk." Dediğinde Rüya'ya döndüm.

Sütünü içerken bakışları bizdeydi.

"Bugün babamla uyuyalım."

Başımı salladım.

"Seninle kalsa bir şey olur mu.?" Dedim onun yanına oturup ikisinin ortasına girdiğimde.

"Kalabilir tabii ki."

Başımı salladım.

"Sütünü içsin ben gide.." Cümlemi bitirmeden sözümü kesti.

"Sen de burada kal...gece uyanıp seni isteyebilir."

Yeni uyanmıştı ve birazdan tekrar uyursa asla uyanmazdı.

"Gece uyanmıyor." Dediğimde Rüya'ya baktı.

"Yerini yadırgayıp uyanabilir bana alışana kada.."

"Tamam." Dedim bu sefer ben onun sözünü keserek.

Bana alışana kadar diyordu ama kızımız ona zaten çoktan alışmıştı.

"Birazcık kaldı anne." Kupayı göstermek için bana doğru eğdiğinde bardaktaki süt masaya dökülmeye başlarken hemen uzanıp kupayı aldım.

"Özür dilerim baba." Eliyle ağzını kapatıp telaşla konuşmuştu.

Bizim evimiz olmadığı için Emir'den özür diliyordu.

Emir onun sesini duyduğu an sandalyesinden kalkıp onu öperek kucağına aldı.

"Özür dileme bir daha Rüya." Dedi saçlarını okşarken.

Bu cümlesi kızımızın hoşuna gitmiş olacak ki utanıp bakışlarını kaçırmıştı. Peçeteyle masayı silip tabakları tezgaha bıraktığımda bez alarak masayı tekrar sildim.

İkisi mutfaktan çıkmıştı.

Bulaşıkları makineye yerleştirip salona doğru giderken bahçede duyduğum seslerle oraya doğru yürümeye başladım.

Rüya kahkaha atarak gülüyordu.

Görüş açıma giren ikiliyle ben de güldüm.

Emir Rüya'yı omzuna almış, ellerini tutarak hızlı hızlı yürürken kızımız fazla eğleniyordu. Zeus'ta buradaydı ve onlara doğru havlıyordu.

Emir kızımızı Zeus'a uzatıp geri çektiğinde Rüya kahkaha atıyordu.

Bahçenin ışıklarının hepsi açık olduğu için etraf gündüz gibi aydınlıktı.

"Baba.!" Çığlık atarak güldüğünde telefonumun olmadığına üzülmüştüm. Fotoğraflarını çekerdim. Kenarda gördüğüm telefonla hızla elime alıp fotoğraflarını çektim. Emir'in telefonuydu.

Emir'e göz ucuyla bakıp telefonun şifresini girdiğimde yanlış olmasıyla kaşlarım çatıldı.

Değiştirmiş miydi.?

Belki yanlış yazmışımdır diye dikkatle tekrar girdim ama olmadı. Değiştirmişti.

Telefonun kilit ekranındaki kızıma bakarak şifreyi düşünürken boğaz temizleme sesiyle hızla koltuğa attım.

"Fotoğrafınızı çektim" Elimdeki telefonu ona uzattığımda bana şüpheyle bakıp aldı.

"İyi misin.? İlaç alman gerekiyor mu.?" Cevap vermedi.

"Emir." Dediğimde telefondan birisine mesaj atıp ekranı kilitledikten sonra bana döndü.

"İyiyim."

"Sana Rüya'nın fotoğraflarını atayım mı.? Eski fotoğrafları."

Gözleri buruk baktığında gözlerini kapatıp açarak cevap vermişti.

"Amca yapma ya of.!"

Gözlerim tekrar bahçeye döndü.. Yusuf Rüya'yı kucağına almıştı.

"Baba amcam saçlarıma çirkin dedi." Rüya bu tarafa doğru konuştuğunda Yusuf korkuyla Emir'e baktı.

"Abi yeminle öyle bir şey demedim."

"Hayır dedin." Ağlayacak gibi çenesini titrettiğinde Emir elindeki telefonu koltuğa atıp Yusuf'a doğru sinirle yürürken hemen arkasından koşturmuştum.

"Emir n'apıyorsun." Dedim ama beni dinlemedi.

"Yusuf siktirtme belanı bir daha bu çocuğu ağlatırsanız beni uğraştırmadan sıkın kafanıza."

Yusuf ona başını salladığında Rüya'ya baktım.

Hala numaradan ağlayacakmış gibi babasına bakarken Emir onu kucağına alıp Zeus'un yanına yürümüştü.

Yusuf'un yanına geçtim.

"Kocası bittiğinde karısı başlıyordu şimdi karısı da bitiyor bu sefer kızı başlıyor." Onun konuşma tarzına hafifçe güldüğümde bana baktı.

"Aile boyu bıktım sizden."

"Efendim Yusuf duymadım.!" Yüksek sesle konuşmam Emir'in ilgisini bu tarafa çektiğinde Yusuf ağzının içinden küfür ediyordu.

"Abi ben gideyim yemek yiyeyim olur mu.?" Ona sinirle bakan adama elindeki karton poşeti uzattı. İlk başta fark etmemiştim. Emir başını sallayıp onayladığında Rüya ve Zeus'un yanına yürüdüğünde Yusuf bana baktı.

"Her şeye rağmen abim sadece sizin yanınızda böyle...Rüya tek başına geldiğinde belli etmesede bir burukluğu oluyor ama ikiniz gelince gözleri parlıyor."

"Gerçekten mi.?" Diye sevinçle sordum kendimi tutamadan.

"Görmüyor musun.?"

Emir'e baktım.

"Nefret ediyor benden."

Yusuf hafifçe koluma vurduğunda dolu gözlerimle ona baktım.

"Kendine gel artık Duru. Toparlan...toparlan ki aileni de toparlayabilesin."

Sağ gözümden akan bir damla yaşı hızla sildim.

"Yanında olmamdan rahatsız mı.?"

"Eğer rahatsız olsaydı emin ol sen şu an bu evin kapısından adımını atamazdın."

Burukça gülümsedim.

"O kadınla sevg.."

"Abim sana daha sonra açıklar ama ben yine de söyleyeyim..Deniz'le işi yok olamazda. Gerisini de sorma."

Şaşırmıştım buna.

Arkasını dönüp gitmek için bir adım attığında konuşmuştum.

"Sağ ol Yusuf."

Bana dönmeden başını oynatıp yürümeye devam etmişti. Derin bir nefes alıp her şeyim olan ikiliye doğru yürüdüm.

"Hadi baba uyuyalım hemen."

Emir kucağındaki kızın alnından öptükten sonra ayaklanıp bana baktı.

"Odaya." Diyip yanımdan geçtiğinde gözlerimi devirip suratını taklit ettim.

Odoyo.

Dağ ayısı.

Arkalarından oyalana oyalana giderek odaya girdiğimde Rüya'nın gözlerini kapatmış yatakta sabit durduğunu görünce nefes alışverişlerini kontrol ettim.

Uyumuyordu.

Emir yanında oturup onun saçlarını okşarken niye bu halde olduklarını anlamaya çalıştım.

"N'oldu.?" Diyip yatağın diğer ucuna oturduğumda tüm ilgisi kızımızda olan adam bana dönmeden konuştu.

"Çalışma odasına gitmiştim geldiğimde uyuyordu."

Emir gerçekten çok saflaşmıştı.

Ağzımdan çıkan sesle bakışları bana döndü.

Nefesleri düzensizdi ayrıca kirpikleri oynuyordu ve Emir bunları göremiyordu.

"Bak şimdi sen Rüya'nın kolunu tut." Kaşlarını çatarak bana baktı.

"Tut." Dedim tekrar.

Tuttu ama bana hala sert sert bakıyordu.

"Kaldır yukarı."

Bir şeyler söyleyerek kızımızın kolunu yavaşça kaldırdığında gülmemek için kendimi zor tutuyordum.

"Şimdi eğer Rüya'nın kolu sen bıraktıktan sonra böyle yukarıda kalırsa gerçekten uyuyor demektir." Emir'in yüzündeki sert ifade kırıldığında dudağının kenarı hızla kıvrılmıştı.

"Ama eğer aşağıya düşerse numara yapıyor demektir...bırak şimdi."

Emir elini çektiğinde Rüya'nın kolu yukarıda durmaya devam ettiğinde elimle dudaklarımı kapatıp yatağın diğer tarafına kendimi bıraktım.

Emir'in kısık bir şekilde gülme sesini duyduğum an ona baktım. Bu adamın böyle güzel gülüyor olması beni mahvediyordu.

Hala havada olan kola gözüm kaydığında ben de karşımdaki adam gibi sesli bir şekilde gülmeye başladım.

Gözlerimden yaş gelirken karnıma ağrı girmişti.

Emir yere oturmuş gülerken ben yatakta kıvranıyordum.

"Tamam Emir gerçekten uyuyormuş kızımız." Rüya'nın yüzüne eğilip yanağını öptüğümde hala havada duran kolunu güle güle indirdim.

Bu çocuğu ısırmak istiyordum.

"Uyuduysa onu eve götüreyim ben." Emir gülerek bize bakarken Rüya'nın tek gözü açılmıştı.

"Anne." Dedi sanki uykudan yeni uyanmış gibi nazlı bir ses tonuyla.

"Aşkım." Sesim güldüğüm için kısık çıkmıştı.

"Burada duralım."

Kolu aklıma geldikçe gülmek istiyordum.

"Kalalım aşkım uykunu bölme sen."

Babasına bakıp ona elini tutturduktan sonra gözlerini tekrar kapatmıştı.

Gerçekten fena bir çocuktu.

Emir yüzündeki güleç ifadeyle Rüya'ya bakarak ayağa kalktı, ardından banyoya girdi. Ben tekrar Rüya'yı öptüm.

Keşke bunu videoya alsaydım diye düşünüyordum.

Yarın yine yaparız.

"Yerim seni." Omzundan da öptüm.

Rüya bu sefer gerçekten mayışmış bir şekilde kafasını karnıma gömdüğünde saçlarını okşayarak uyumasını sağladım.

Emir üstündeki tshirtü değiştirmiş bir şekilde banyodan çıktığında, karşı koştuğun üstündeki sigarasını alıp balkona gitmişti...ben de Rüya'nın başını yastığa koyarak uzanıp belinden tutarak kendime çektim ve elimi karnına atarak sarıldım.

Yediğimiz yemeği ve Rüya'nın numara yapmasını düşünürken yüzümde kocaman bir gülümseme vardı. Meleğimin saçlarından koklayarak öptüm.

"Babana kendimi nasıl affettireceğim Rüya." Dedim fısıltıyla.

Affeder miydi.?

Böyle bir şey istemem yüzsüzlük müydü.?

Emir'i geri kazanmak için her şeyi yapacaktım.

Eğer o da hala beni bitirmemişse barışmak için kırk takla atmam gerekse de yapacaktım.

Yüzüne bakmıyor.

Suçlu olduğum için her şeye sustum ve ona yaklaşmadım ama bugünden sonra ondan uzak kalmak istemiyordum.

Emir'in hep yanımızda olmasını, her akşam beraber uyuyup beraber uyanmak şu an için en büyük hayalimdi.

Yarından itibaren Emir'i geri kazanmak için operasyon düzenleyecektim ve bu operasyonda Rüya bana bol bol yardım edecekti.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı.?

Artık Duru sessiz durmayacak ve kocası için savaşacak ne diyorsunuz Emir Duru'yu süründürür mü yoksa karısına kıyamayıp barışır mı.?

Oy sınırı 1k yorum sınırı 650

(Lütfen noktalama işaretleri ya da emoji atmayın ben sizin yorumlarınıza göre gidişatı belirliyorum o yüzden düşüncelerinize ihtiyacım var ♥️)

Açıklamaları sosyal medya hesabımdan yapıyorum beni oradan takip edebilirsiniz. Ya da eğer instagramdan ayrı özel olarak alıntıları okumak isterseniz whatsapp kanalıma katılabilirsiniz.

İnstagram: minabuse_

Whatsapp kanal linkini birazdan storyde paylaşacağım.

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.711okunma 63beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18