Sahte ve Gerçek kitap kapağı

36. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

35. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 35. BÖLÜM

Alıntıyı birazdan instagrama atacağım beni oradan takip edebilirsiniz.
Hesabım: minabuse_

Duyurular için buradan da takibe alabilirsiniz

Bu bölüm için yorumlarınızı çok merak ediyorum 🤍

KEYİFLİ OKUMALAR

"Delirtme insanı otur şuraya." Emir konuşa konuşa yanıma gelip koluma girdiğinde tüm yükümü ona verdim.

Hastaneden çıkalı bir hafta oluyordu.

Emir ilk dört gün bizimle beraber kalmıştı...belki onunla biraz olsun yakınlaşırız diye düşünmüştüm ama hala bana karşı olan kırgınlığını gözlerinden ve bazen hareketlerinden anlayabiliyordum.

Yavaş yavaş koltuklara doğru yürürken karnımı tutarak onun da yardımıyla oturmuştum.

"İki dakika sigara içmeye gidemiyorum." Diyerek karşı koltuğa oturdu.

"Rüya'ya bakacaktım."

"Tek başına merdivenlerden çıkmayı sana düşündüren nedir.?" Kaşları çatıktı.

Dün gece Emir'le aramız hala düzelmedi diye bir kaç saat ağlamıştım. Gözlerindeki kırgınlık geçsin diye her şeyi yapardım ama geçmiyordu.

Aramızdaki duvarı çok net hissediyordum.

Eve geçtiğimizden beri uyumadığım zamanlar dışında beni bir an bile yalnız bırakmamıştı. Acaba zorunluluk olarak mı görüyordu.

Yoksa kızının annesiyim diye miydi.?

"Duru." Kolumu tutan ve çeneme dokunan parmaklarla daldığım düşüncelerden sıyrılıp yanımdaki adama baktım.

"Noldu.?" Dedi sesindeki telaşla.

Gülümsedim biraz.

"Emir, ben iyileştim."

Yüzüme devam et anlamadım der gibi bakıyordu.

"Yani artık bakmak zorunda değilsin...zaten şu an da zorunda değilsin art.."

"Siktireceksin şimdi zorunluluğu da aptal düşüncelerinide." Ağzım hafif açık ona bakıyordum.

"Yanımda durmak mı istiyorsun gerçekten."

"Benim yanım zaten senin yanın Duru...saçma saçma konuşup sinirlendirme insanı." Dedi.

Elimi sakallarına atıp hafifçe okşamıştım.

"Gözlerinden niye anlayamıyorum bunu." Derin bir iç çekti.

"Çünkü ben aşık olduğum kadına çok kırgınım...ama onsuz da yapamıyorum."

Ne onunla ne onsuz diyor.

"Ne yapmam lazım. Her şeyi yaparım böyle bakmaman için." Eğilip alnımdan öptü.

"Bana biraz zaman ver, kızım olduğunu ve ona nasıl davranmam gerektiğini bilmediğimi sindirmeye çalışıyorum."

Gözümden bir damla yaş aktığında başımı salladım.

Kolum boynuna dolandığında onu hemen öptüm.

Kokusunu içime çekerek öptüm.

"Özür dilerim Emir...hiçbir şeyi düzeltmeyecek ama çok özür dilerim." Tepki vermedi.

Sadece ensemden tutarak alnımdan tekrar öptü.

"Rüya gelecek birazdan ağlama."

Başımı salladım.

İki hafta sonra Rüya'nın doğum günüydü.

İki gün sonra ise kardeşimin ölüm yıldönümü.

Aralarında sadece on iki gün vardı.

Bir meleği kaybedip, diğer meleğimi kazanmıştım.

Emir hatırlıyor muydu acaba.

Gelen sesle beraber o ayağa kalkarken ben de karnımı tutarak geriye yaslandım ve gözyaşlarımı sildim.

"Babama çok yaklaşmadan oyna Kaan." Duyduğum cümleyle şaşkın bir şekilde Emir'e bakmıştım.

"Abartma Rüya." Demişti Kaan.

"Bencede abartma babaannem."

"Ya o benim babam ben ne istersem onu yapar...Oğuz abi Kaan için yapıyorsa babamda sadece benim için yapar." Emir'in omuzları düştüğünde benim de gözlerim dolmuştu.

"Tabii ki öyle sarı papatyam biz zaten aksini söylemedik ki değil mi Kaan." Dedi annem.

"Ben zaten Emir abiden korkuyorum çok yaklaşmıyorum ki Serpil teyze."

Göz ucuyla Emir'e baktığımda başını eğdiğini görüp elini tuttum. Gözleri anında beni buldu.

"Ben bu eksiği nasıl kapatacağım Duru." Sesinde beni suçlar değil de yardım ister bir ton vardı.

"Beraber yapacağız." Dedim kısık sesimle.

İfadesi hala değişmemişti.

Elimi bırakıp yüzünü sıvazladığında saçlarını karıştırıp arkasını döndü.

"Baba!" Rüya salona girdiği gibi arkası ona dönük olan adama doğru koşarken Emir onun sesini duyduğu an dizlerinin üzerine eğilip kollarını açmıştı.

Rüya Emir'in kolları arasına girdiğinde ayağa kalkıp kızını öpmeye başladı.

"Baba biz dün beraber uyuduk değil mi.?" Rüya göz ucuyla Kaan'a bakıp konuşmuştu.

"Evet bir tanem." Dedi Emir.

Babasının onu onaylamasıyla başı Kaan'a döndü.

"Gördün mü inanmamıştın bana." Emir onu yanağından öptüğünde yan tarafımda duran Kaan'a sarılıp kendime çektim.

"Sen bakma bizim cadıya babasını görünce şımarıyor." Diyip saçlarından öptüğümde başını sallayıp bana sarılmıştı.

"Ben zaten ona bir şey demiyorum ki Duru abla babamla uyudum dediğinde tamam dedim."

"Biliyorum aşkım." Dediğimde duyulan öksürme sesiyle hızla Emir'e baktım.

Bana ve Kaan'a sinirli bir şekilde bakarken annemin gülme sesiyle ona döndüm. O biraz daha sesli gülerken kendine hava yaparak dışarıya çıkmıştı.

Normal değildik.

"Gel Kaan oturalım şuraya." Emir ona karşıdaki koltuğu gösterdiğinde Kaan hemen onun yanına gitmişti.

Çok akıllı bir çocuktu.

Yaramazlık nedir bilmeyen Kaan Rüya'yla bir araya gelince değişsede genel olarak çok sakin ve uslu bir çocuktu.

Bizimki yoldan çıkartıyor.

Rüya fena bir çocuktu.

Nerede bir yaramazlık varsa kızım çok şükür hiçbirinden geri kalmazdı.

Zeus'u bile delirtiyordu.

"O zaman biz Kaan'la bahçede oynayalım baba." Rüya babasının kucağından hızlı bir şekilde inip elini Emir'in yanında oturan Kaan'a uzattığında gözlerimi devirdim.

Babasını kıskanıyordu.

İkisi el ele tutuşup dışarıya çıktığında şaşkın şaşkın arkalarından bakıyorduk.

"Seni kıskanıyor." Dediğimde bakışları beni buldu.

"En yakın arkadaşından mı.?"

Başımı salladım.

"Herkesten." Emir buruk bir şekilde gülümseyip kızımıza baktığında Rüya ona el sallamıştı.

Üç yaşına giriyordu.

Üç.

Üç yılda ne çok şey yaşamıştım onunla.

İlk bir yılı çok hatırlamasam da iki yılda anne olmayı, Rüya'nın annesi olmayı çok sevmiştim.

Bir tanemdi o benim.

Gelen kokuyla başımı kapıya doğru döndürdüm.

"Noldu.?"

"Et mi kokuyor, birisi mangal mı yakmış.?" Normalde iştahım çok olmazdı ama şu an canım deli gibi Emir'in yaptığı etlerden çekmişti.

"Hayır." Dedi karşımdaki adam dikkatle bana bakarken.

Çalan telefonuyla ayağa kalktığında benimde gözüm bayadır bakmadığım telefonumu aradı. Yavaşça ayağa kalkıp masanın üstündeki telefona uzandığımda ekrandaki bildirimlerle ne olduğunu anlamaya çalıştım.

Birisine tıkladığımda çıkan haberle kaşlarım derinden çatılmıştı.

Boşanma haberlerimiz çıkmıştı ve neredeyse herkes bunu konuşuyordu.

@MAGAZİNSEL
AŞK BİTTİ!
AKSOY ÇİFTİ BOŞANIYOR.! GEÇEN HAFTA TRAFİK KAZASI GEÇİREN DURU AKSOY'UN DURUMU HEPİMİZİ KORKUTURKEN SANIRIM EMİR AKSOY'U PEK KORKUTMAMIŞ. AKSOY'UN BOŞANMAK İÇİN EŞİNİN İYİLEŞMESİNİ BİLE BEKLEMEDEN MAHKEMEYE BAŞVURDUĞU KESİNLEŞİRKEN TARAFLARDAN NET BİR AÇIKLAMA BEKLENİYOR. BU ARADA ÇİFTİN ÜÇ YAŞINDA BİR KIZ ÇOCUKLARI VAR. ASLINDA BEN BU EVLİLİĞE BEŞ AY VERMİŞTİM BEŞ YIL SÜRMESİ BİLE BİR MUCİZE DİYEBİLİRİM. EMİR AKSOY EVLİLİK İNSANI DEĞİL. ORTADA BİR TANE DE ÇOCUK VAR EN ÇOK ONA ÜZÜLÜYORUM ÇÜNKÜ MAALESEF EMİR AKSOY ÇOCUKLARDAN NEFRET EDİYORMUŞ.

643.920 beğenme 46.720 yorum

@instagramkullanıcısı: Oha ben şok.
@instagramkullanıcısı: Haber doğru mu.
@instagramkullanıcısı: İnanmıyorum zaten hissediyordum ama kesinleşince şok oldum.
@instagramkullanıcısı: Duruyu çocuk bile kurtaramadı desenize.
@instagramkullanıcısı: Ay hayır 😟
@instagramkullanıcısı: Başıma bir şey gelmeyecekse sevindim.
@instagramkullanıcısı: Ya ama çok yakışıyorlardı nedenn
@instagramkullanıcısı: Benim best çiftim boşanıyor mu şimdi.
@instagramkullanıcısı: Duru bile bile lades dedin tatlım iyi oldu sana.
@instagramkullanıcısı: Emir şimdiden yeni sevgili yaptı zaten.
@instagramkullanıcısı: Duru sana çok iyi oluyor zengin koca avcısı.
@instagramkullanıcısı: Lan kadın iyileşseydi de öyle boşasaydın amk.
@instagramkullanıcısı: Erkeklerin hepsi aynı.
@instagramkullanıcısı: Sonundaa be.
@instagramkullanıcısı: Kızlarına ne annesi ne de babası bakıyor çocuk resmen ortada kaldı.
@instagramkullanıcısı: Ay üzüldüm sanırım.

Haber doğru muydu.?

Emir dava mı açmıştı?

Avukatımdan gelen mesaj var mı diye bakarken gördüğüm ekran fotoğrafıyla kalbim hızla atmaya başladı.

Fotoğrafı yakınlaştırıp okumaya çalıştım.

Boşanma dilekçesiydi ve davacı kısmında Emir'in adı yazıyordu.

Bana boşanma davası açmıştı.

Başımı telefondan kaldırıp bir cam ötemde telefonda konuşan adama baktığımda onun gözleri zaten benim üstümde olduğu için hızla göz kırpmıştı.

Boşanmak istiyor gibi görünmüyordu.

Öyle davranmamıştı.

Böyle bir şey söylememişti bana.

Emir yüz ifademe bakıp kaşlarını çattıktan sonra telefonu kapatıp tekrar salona gelmişti.

"Noldu.?" Ben ona hayalkırıklığıyla bakarken o konuşmayacağımı anlayıp elimdeki telefonu aldı ve ekrana bakmaya başladı.

"Siktiğimin orosp.." Derin bir nefes verip sustuğunda yüzümü ellerinin arasına aldı.

"Haberim yoktu, ben sana boşanma davası açabilir miyim.?" Açmaz mıydı.?

Erkekler kapatılsın.

Emir kapatılsın.

"Ben açmadım diyorum Duru...bir kez olsun bana inan!" Sesi yükseldiğinde gözlerimi kapatıp kendime gelmeye çalıştım.

Ona güveniyordum.

"İnanıyorum." Dediğimde yüzümü tutan elleri sıkılaştı.

"Ben açmadım...hiçbir şeyden haberim yok şimdi gidip bunu yapanın anasını sikeceğim."

Avukat mı yapmıştı.

Ne zamandır görmüyordum da.

"Onunla aranda bir şey var mıydı.?"

Kaşları çatıldı.

"Kiminle.?"

"O kadınla."

"Hangi kadınla Duru." Sinirlendiğini ses tonundan anlayabiliyordum ama o şu an beni daha çok sinirlendirmişti.

"Sen kaç tane kadın tanıyorsun da hangisi diye soruyorsun.?"

Gözleri şaşkınlıkla açıldığında ellerini yüzümden çekmişti.

"Yok ben delireceğim...ben senin elinde delireceğim.!" Arkasını döndüğünde hala sinirle ona bakıyordum.

"Önce soruma cevap ver sonra deliriyorsan delir."

"Hangi kadın diyorum amına koyayım hangi kadın.!"

"Emir sen gerçekten canına susadın sanırım." Dediğimde ellerini saçlarından geçirdi.

"Deniz'i mi diyorsun."

Ben bu adamı birazdan boğazlayacaktım.

"Aranızda bir şey geçti mi.?"

Gözlerime yine hayalkırıklığıyla baktığında cevabımı almıştım ama onun ağzından duymak istiyordum.

Üç yıl...biz ayrıyken kimsenin olmadığını söylesin istedim.

"Kapında yatarken başka kadınlara vakit ayıramadım."

Yani kapımda yatmasaydı ayıracak mıydı demek istedi.

"O kadın seni öpecek kadar yakınına giriyordu, elini tutuyordu ama aranızda bir şey olmadı.?" Son cümleyi soru sorar bir şekilde söylediğimde onu daha çok sinirlendirmiştim.

"Bu yüzük parmağımda olduğu sürece başkası olamaz. Eğer sen bunu bilmeyecek kadar körsen ve bana güvenmiyorsan biz bu evliliği gerçekten bitirelim."

İleri mi gitmiştim.

Bana öyle bir bakıyordu ki kalbim sızlamıştı.

"Kızımı tanımıyorken, karımın ne halde biliyorken başka kadınlarla olacağımı mı düşündün gerçekten..hayatım sikilmişken benim tek derdim birisiyle takılmak mıydı sence?"

Yanıma yaklaşıp omuzlarımdan tuttuğunda dolu gözlerimle ona bakıyordum.

"Anlamak istemediğin şeyi sana tekrar söylüyorum iyi dinle....Ölen kişi sadece senin değil benim de kardeşimdi. Onun yasını tutup, tek üzülen kişi sen değildin...önce bunu idrak et biz sonra siktiğimin sorunlarını halletmeye çalışırız."

Ve gitmişti.

Aptaldım. Ben aptalın tekiydim.

Emir'i kıskandığım için yine aptal aptal konuşmuştum.

Söylediği cümleler tek tek kalbime otururken gözlerim kızımızla konuşan adamdaydı. Salondan çıkıp dış kapıya doğru hızlı adımlarla yürüyüp kapıdan çıkınca Emir'in arka bahçeden gelmesini bekledim.

Ona sürekli haksızlık yapıyordum.

O ne kadar alttan almaya çalışıyorsa ben üzerine gidiyordum.

Duyduğum adım sesleriyle hemen taş yola gidip karşısına çıktım. Beni görünce adımları durur gibi oldu ama sonradan tekrar hızlı adımlarla yürümeye başlamıştı.

"Emir." Durmadı.

Özür dilerim Emir.

"Ah.!" Karnımı tutup acı dolu bir inleme çıkarttığımda koşar adım bana gelen adamla kafamda bir şeyleri artık netleştirmiştim.

"Sen gerçekten benim imtihanımsın lan, ne koşuyorsun.!" Bağırdığında koluna sıkıca sarılıp ona baktım.

O ellerini bacaklarımdan geçirip beni kucağına aldığında gözlerindeki korkuyla yüzüne dokunup konuştum.

"Sen yanıma gel diye yaptım bir şeyim yok." Siniri geçer diye söylemiştim ama o daha çok sinirlenmişe benziyordu.

"Emir özür dilerim, özür dilerim çok aptalım. Seni o kadınla düşününce mantıklı düşünemiyorum...sadece o kadın da değil senin başkasıyla olma fikrin beni delirtiyor..ama bir daha gereksiz kıskançlık yapmayacağım sen beni affedene kadar karışmayacağım bak gerçekten söz veri.."

Dudaklarımı esir alan dudaklarla parmaklarımı yüzünün iki yanına yerleştirip onu kendime bastırarak öpmeye başladım.

Bacaklarım yan bir şekilde sarkarken ellerimle onu resmen kendime yapıştırmıştım.

Emir alt dudağımla ilgilenirken ben de üst dudağını öpüyordum. Bir kaç dakikanın ardından nefes nefese birbirimizden ayrıldığımızda alnını alnıma yasladı.

"Bir daha beni kendinle sınayacak bir şey yapma." Dudağımı tekrar öptü ama bu sefer ki uzun değildi.

"Bir daha bana arkanı dönüp gitme." Dedim nefesim dudaklarına değerken.

"Abi!" Serhat'ın sesiyle gözüm büyük kapının oraya kaymıştı. Koşarak bize doğru gelirken Emir'de ona döndü.

"Romantizminizi bölüyorum ama, abi acil gelir misin.?" Gözleri biz dışında her yerde gezinirken ayağımla koluna hafifçe vurdum.

"Abin bugün gelemez."

Serhat bir bana bir Emir'e bakarken kollarında olduğum adam konuşmuştu.

"Bulaşma Duru...şu baş belasını bırakayım geliyorum Serhat."

"Tamam abi bekliyoruz." Serhat sinsi gülüşüyle bana döndüğünde tekrar konuşmuştu "Natasha seni bekliyor acele et."

Arkasını dönüp yürümeye başladığında gözlerimi sonuna kadar açmış Emir'e bakıyordum.

"Ne diyor bu." Ayağımdaki ayakkabıyı çıkartıp Serhat'a doğru fırlattığımda Emir yan dönüp engellemeye çalıştı ama sırtına değmişti bile.

"Ne diyorsun oğlum sen.!" Tekrar bağırdığımda Serhat arkasını dönmeden diğer bahçeye geçmişti. Güldüğünü omuzlarının hareket etmesinden anlayabiliyordum.

"Ne diyor bu!" Bu sefer bana şaşkınlıkla bakan adama bağırdığımda az önceki konuşmanın yalan olduğunu belli etmiş oldum.

"Natasha kim.? Türk bitti şimdi de rus mu başladı.?" Emir hala şaşkın gözlerle bana bakarken gözlerimden alev çıktığına emindim.

"O Serhat'ı gebertmezsem bana da Duru demesinler."

"Az önce söylediğin şeyleri hatırlıyor musun.? Gereksiz kıskançlık yapmayacağ.."

"Bu gereksiz mi..Natasha ismindeki bir kadının seni beklemesine gereksiz mi diyorsun sen.!"

Kucağından inmeye başladığımda bırakmadı.

"Öyle birisi yok Duru." Sesi hala şaşkın bir tondaydı.

"Yok mu.?" Dedim sesimi biraz alçaltarak.

"Sen az önce...sen ayakkabını mı attın." İnanamıyormuş gibi bana ve ayağıma bakarken yine inmeye çalıştım ama izin vermedi.

Kafamı yastığa gömüp utanç çığlığı atmam lazımdı.

"Bırak içeri gideceğim." Bırakmadı.

"Beni daha ne kadar şaşırtacaksın amına koyayım...ayakkabını niye atıyorsun.?" İçeriye girdiğimizde tekrar salona doğru yürüyordu.

"Yerinden kalkmadan otur bir iki saate geleceğim."

Koltuğa bıraktığı bedenimi hızla pikeyle örttüğümde bir süre gitmedi. Adım seslerini duyduğumda onu görmek için kendime bir delik açıp baktım.

Salonun giriş kapısında Sema teyzeye bir şeyler diyordu. Sema teyze ona başını sallayıp onayladığında Emir tekrar buraya dönünce hızla kendimi kapattım.

Kızımla aynı yaştaydım.

Gittiğinden emin olduğumda pikenin altından çıkıp Rüya ve Kaan'a baktım. Annem havuz kenarındaki masada oturmuş birisiyle görüntülü konuşurken gözlerimi kısarak ona bakmıştım.

Ahmet beyle konuşma olasılığı yüksekti.

Emir az önce koltuğa attığı telefonumu alıp tekrar uzandığımda Sema teyze elinde ilaçlarla gelmişti.

"Sema teyze yemek var mı.?"

Başını hemen iki yana salladı.

"Akşam hazırlayacağım kızım." Kaşlarım çatıldı. Normalde her öğün bana yemek yedirmek için uğraşan kadına da bir şeyler olmuştu.

Bizimle takılan bir süre sonra normallikten çıkıyordu.

"Ne zamana hazır olur." Dedim ilaçları içerken.

"İki iki buçuk saate hazır." Başımı salladığımda gülümseyip gitmişti.

Telefonda bir şeylere bakarken bastıran uykuyla kendimi daha fazla tutamadım ve uykunun kollarına bıraktım.

"Güzelim."

"Güzelliğim.." Yanağıma değen parmaklarla sağ gözümü zorla açabildim.

Emir'in yüzünü gördüğümde dudaklarım kıvrıldı. Gözlerim tekrar kapandığında elimi havaya kaldırmıştım.

Parmaklarıma değen elle hemen tutup koluna doğru sarıldım.

"Kızımız yemek için seni bekliyor uyan hadi." Gözlerim hemen açılmıştı. Esnediğimde ağzımı kapatıp şimdi daha net gördüğüm adama baktım.

"Ben de çok açım." Elleri saçlarımda gezerken öylece beni seyrediyordu.

"Doyuralım hemen." Dediğinde sinsice gülümsedim.

"Doyuralım." Diye karşılık verdiğimde başını yan tarafa atıp ağzının içinden bir şeyler diyordu.

"Karnını." Dedi bastırarak.

"Ben de karnımdan bahsediyorum sen ne anladın ki."

Gözlerini kapatıp açtıktan sonra beni kucağına almıştı. Altımda beyaz bir şort ve uzun kollu sweat vardı.

Emir üstünü değiştirmişti. Beyaz tshirt ve siyah eşofman giymişti.

"Bitti mi işlerin." Dedim boynuna sokularak.

Bizim bahçeden çıkmıştık.

"Bitti." Başını bana çevirdi. "Şimdi de karımın karnını doyaracağım."

"Ama ben çok açım." Hafif alayla konuştuğumda o yine ağzının içinden küfür etmeye başlamıştı.

Aslında bu eskiden bizim aramızda bir şifreydi ve o hala unutmamıştı.

Arka bahçeye yaklaştığımızda gelen çocuk sesleriyle gülümserken aldığım kokuyla gözlerim kocaman açıldı.

"Et mi yaptın." Alnımdan öptü.

"Canın çekmemiş miydi.?"

"Emir." Sol elimi yüzüne koyup dudağının kenarını sertçe öptüğümde tekrar konuştum. "Seni çok seviyorum."

Yanağımdan öptü ama bir şey demedi.

Sorun değildi.

Bana kendimi affettirmek için şans vermesi bile yeterdi. Beni sevdiğini söylemese de olurdu.

"Ölüyorum sana." Sesini duyduğumda ona sıkıca sarıldım.

O beni affetse bile ben kendimi asla affetmeyecektim. Böyle bir adama yaptıklarım için kendimi affetmeyecektim.

Bahçedeki kişiler görüş açıma girdiğinde Gaye ve Kaan'a baktım. Kaan Rüya'yla oynarken Gaye Yusuf'a eliyle mangalın başında olan adamı gösterip sinirli sinirli bir şeyler anlatıyordu.

Mangalın başında Serhat vardı.

"Oğlum geldiniz mi.?" Annem yan taraftaki sandalyesinden kalkıp baş köşenin yanındaki sandalyeyi geriye doğru çektiğinde Emir'in adımları da oraya yönelmişti.

Annemin çektiği sandalyeye oturtulduğumda başımdan öpüp gitti.

"İyi misin.? Ağrın var mı.?" Dizlerinin üzerine eğilen kadına baktım.

Ellerimi tutmuştu.

"İyiyim merak etme." Dedim gülümseyerek.

Derin bir nefes verdi.

"Kalbime indireceksin de ne zaman bilmiyorum."

"Özür dilerim." Dediğimde kaşlarını çattı.

"Şaka yapıyorum."

"Onun için değil yaptıklarım için, yaşattıklarım için özür dilerim." Elimi biraz daha sıktı.

"Ben de özür dilerim her şey için." Dedi kolumu okşayarak.

"Bir şey yapmadın ki sana yanlış yapan benim...töreye ilk ihanet eden benim." Kıkırdadığımda o da gülmüştü.

İkimizin töresi vardı.

Şaka değildi.

Kendi aramızdaydı ama yaptığım şeyden sonra her şey gibi bunu da mahvetmiştim.

"Çok kırgındım sana...Emir'i kahrolmuş gördükçe hırsımı senden çıkartmaya çalıştım hiçbirinde cidd."

"Burada açıklama yapması gereken kişi sen misin sence Serpil Doğan." Dedim elini tutarken.

"Hepsinde haklıydın, yaptığım affedilir bir şey değil zaten ben kend.."

Bu sefer o sözümü kesmişti.

"Konuşmayalım bunları..Emir canın et çekti diye herkesi uğraştırdı durdu...buradaki herkes şu an sana gıcık." Gülümsedim.

Kaan'ın kahkahasını duyduğum an gözlerim havuz başına kaydı.

Serhat Kaan'ı omzuna almış kollarını kaldırarak koşarken Kaan çığlık atarak gülüyordu.

Gözlerim ikisini gülerek izleyen kızıma takıldı. Böyle konularda kıskançlık yapmıyordu ama Emir konusunda çok kıskançtı.

"Amca daha hızlı koş." Diyordu meleğim.

Serhat etrafında daire çizerek daha da hızlanınca Rüya yerde, Kaan ise Serhat'ın onuzlarında kahkaha atarak gülüyordu. Gözlerim bu seferde arkadaşıma takıldı.

Kaan ve Serhat'ı izliyordu.

Hafif gülümseyerek izlerken Serhat ondan tarafa döndüğünde gülümsemesini bıçak gibi kesti.

Emir etlerin başına geçtiğinde ben de onu izlemeye başladık. Sonunda beni fark eden minik kızım bağırarak yanıma gelirken hemen ona doğru dönüp kollarımı açtım.

Yüzümü buruşturarak kucağıma aldığımda Emir buraya doğru seslenmişti.

"Napıyosun.!" Rüya'yı kucağıma almamdan bahsediyordu.

"Tamam ben buradayım Emir." Annem ona doğru seslendiğinde o sinirle etlere geri dönmüştü.

Gaye'de masaya geldiğinde iyi olup olmadığımı soruyordu.

"Beni bırak sen nasılsın Gaye'cim." Dediğimde gözlerimle Serhat'ın olduğu tarafı işaret edip imayla gülümsedim.

Gözleri kocaman açılmıştı.

"Sussana kızım ne diyorsun sen." Bir bana bakıyor, bir de etrafı kontrol ediyordu.

"Bilelim yani diyorum." Gaye gözlerini kocaman açarak elini ağzıma doğru uzatıp kapattığında güldüm.

"Alma şunun adını ağzına...ben birisinden yeni kurtulmuşum o toplara girer miyim.?"

Girersin Gaye dememek için kendimi zor tuttum.

Emir elindeki tabakla masaya gelirken Serhat ve Yusuf'ta arkasından geliyorlardı.

Hepsi yerlerine geçip oturduğunda Rüya kucağıma oturmuştu.

"Gel bana bir tanem." Emir masanın üstünden geçirerek kızımızı kucağına aldığında ben de önüme bıraktığı tabağa iştahla bakıyordum.

Eti hızla bölüp ağzıma attığımda önüme ekmekte bırakıldı.

Emir.

İkisine baktığımda Rüya'nın babasına tek tek maydanoz seçtirdiğini görünce kaşlarımı çatarak kızıma baktım.

Babasıyla oynuyordu.

Uzanıp elimle tabağına koyduğumda o da bana kaşlarını çatmıştı.

"Uğraştırma babanı." Başını sallayıp başını geri attı ve babasına tersten bakarak güldü.

Emir'e istediği her şeyi yaptırıyordu.

Herkes yemeğini yerken Yusuf'la göz göze geldiğimde başını eğerek gülmeye başladığında yanındaki Serhat'a da baktım.

O da bana bakıp hemen başını eğmişti.

Öldürecektim ikisini de.

Serhat öğlen olan olayı anlattığı için Yusuf böyle gülüyordu.

"Hayır en çok sen ye babaanne...sende unutkanlık başlamış annem söyledi."

Gözlerim kocaman açıldığında karşımdaki kadına bakmadan başımı tabağıma eğdim.

"Annen başka ne diyor Rüya." Dediğinde anneme baktım. Ağzımı açıp konuşacağım sırada minik cadı tekrar konuşmuştu.

"Senin gözün görmüyor mu babaanne."

Annem kaşlarını çattığında yutkunup Rüya'ya baktım. Masadan çıt çıkmıyordu.

"Bu nereden çıktı babaannem."

"Annem dedi ki babaannen yaşlandı iyice gözleri de görmüyor."

Yusuf'tan çıkan ses hızla kesilmişti. Elini ağzına bastırıyordu.

"Ben onu öyle söylemedim." Dediğimde korkarak Emir'e baktım.

Yusuf ve Serhat gibi başını eğmiş gülüyordu.

"Baba bunak ne demek." Gaye eliyle ağzını kapattığında Yusuf dayanamamış olacak ki hızla masadan kalkmıştı.

"Öyle bir şey demedim." Dediğimde anneme bakıyordum.

Gözleri görmüyoru Deniz'i kocama yapmaya çalıştığı sırada dalgınlıkla söylemiştim ve Rüya duymuştu.

"Ekmek ver şu çocuğun ağzına." Dediğimde Serhat ve Gaye'de hızla masadan kalkmışlardı. Gaye'nin gülme sesi uzaktan duyulduğunda masada kalan ikiliye bakıyordum. Kaan ve Rüya dışında yetişkin olarak annem ve Emir kalmıştı.

"Yemeğini ye Rüya." Dediğimde bu kıza gerçekten anne terliğini öğretmenin zamanı geldiğini düşünüyordum.

Annem tabağındaki eti bölüp ağzına attığında çiğnerken bana bakıyordu.

Yani seni de böyle çiğneyeceğim demek ki bu.

Sanırım tam olarak bunu diyordu.

"Yemeğini ye Duru." Annem bana bakmadan konuştuğunda yan gözlerle Rüya'ya baktım.

Benim kızım olduğunu bu kadar belli etmek zorunda mıydı.?

"Bunak demedim." Dediğimde Emir'den gelen sesle yavaşça ona döndüm. Gülüyordu.

"Diğerlerini kabul ediyor musun.?" Diyen annemle önce başımı olumlu anlamda sallayıp sonra hızla hayır anlamında salladım.

"Avukatla ilgili olaylarda kendi kendime konuşurken yanlışlıkla duydu." Annem yine bir şey demedi.

Yusuf masaya tekrar gelirken boğazını temizleyip sessizce annemin yanına oturdu ama bana baktığı an tekrar başını eğip gülmüştü.

Ben yüzümü buruşturmuş üzgün bir ifadeye bürünmüşken Emir ve Yusuf gülüyordu.

Gaye ve Serhat'ta tekrar geldiğinde sessizce devam etmiştik ama Rüya susmuyordu.

"Baba bir kere Ali abi'de bize böyle et pişirmişti ama orada çok yemedim seninkiler en güzeli."

"Ali.?" Dedi ciddileşen ses tonuyla.

"Rüya yemeğini sessizce ye bir tanem." Dedim uyarı niyetinde ama o gülerek başını salladı.

"Ali Kaan'ın doktoru bizim yani benim de arkadaşım." Gaye beni kurtarmak ister gibi söze girmişti.

Yani benden hoşlandığı detayını söylemesekte olurdu.

Beni şaşırtarak bir şey demeden yemeğine devam ettiğinde nefesimi vererek Gaye'ye döndüm.

"Krize girdim." Dediğinde yüz ifadem yine ağlamaklıydı.

"Rüya'yı havuza atacağım." Gaye güldüğünde tekrar önüme döndüm.

Yemekler bittiğinde Gaye kalkmıştı.

Bizde kahvelerimizi içtikten sonra Rüya'nın uyumasıyla eve geçmiştik.

Emir ve Rüya yan odada uyurken ben kendi odamdaydım.

Benimle uyumuyordu.

Rüya'nın ayakları bana değmesin diye onun da benimle uyumasına izin vermiyordu.

Telefonumu elime alıp sosyal medyada gezinmek istedim ama kendi fotoğrafımı görünce hızla haberi okumaya başlamıştım.

@GAZETEMAGAZİN
EMİR AKSOY VE EŞİ DURU AKSOY'UN ARKADAŞLARINDAN BOŞANMA YOK PAYLAŞIMI GELDİ.! GÜNDEM İKİLİNİN BOŞANACAĞI DEDİKODULARIYLA MEŞGULKEN ARKADAŞLARININ ATTIĞI FOTOĞRAF AKILLARI KARIŞTIRDI. KEYİFLERİ GAYET YERİNDE OLAN ÇİFTİMİZ HAKKINDA YİNE YALAN HABER ÇIKTIĞINI TEYİTLEMİŞ OLALIM. BEN İKİLİYİ ZATEN YAKIŞTIRIYORUM VE EVLİLİKLERİNDEKİ SORUNLARI DA ÇÖZECEKLERİNE İNANIYORUM :)

830.190 beğenme 72.920 yorum

@instagramkullanıcısı: Peki herkes onlara boşanacak derken mangal keyfi yapmaları..
@instagramkullanıcısı: Hayallerim yıkıldı.
@instagramkullanıcısı: Peki gayet mutlu olmaları.
@instagramkullanıcısı: ikiliden kaç aydır fotoğraf alamıyorduk bence böyle düşünmemiz normaldi.
@instagramkullanıcısı: Herkesi kudurttuktan yengemin verdiği poz.
@instagramkullanıcısı: Ay bence bu ikisi deli gibi aşık.
@instagramkullanıcısı: Kızları var boşanmamalarına sevindim.
@instagramkullanıcısı: Benim best çift.
@instagramkullanıcısı: kardeşinin ölümünden sonra Duru'yu ilk defa böyle görenler.
@instagramkullanıcısı: Emir sen mükemmel bir eşsin.
@instagramkullanıcısı: Duru'nun yerinde olmayı hayal eden kaç kişiyiz.
@instagramkullanıcısı: Cidden üzüldüm bu habere hani boşanıyorlardı.
@instagramkullanıcısı: Hani ilgisiz bir eşti.? Karısına mangal yakıyor aq
@instagramkullanıcısı: Emir'im..

Gaye fotoğrafı hikayesine attığı için oradan yayılmıştı.

Fotoğrafı ekran alıp bir süre baktım.

Kendimi uzun zaman sonra gülerken görmek tuhaf hissettirmişti.

Annem Rüya'nın ona kurduğu tuzakları anlatırken çekilmiş bir fotoğraftı.

Emir yemekten sonra yine et pişirmişti. Benim için.

Eğer gece canım çekerse yemem için fazladan pişirip Sema teyzeye dolaba koymasını söylemişti.

Onu o kadar çok seviyordum ki..

Bir tanemdi.

Fotoğrafımıza bakarak yüzümdeki gülümsemeyle uyuya kaldığımda iki gün sonra olacakları bilmiyordum.

Rüya'nın ölüm yıl dönümü

Sabah göğüsümdeki ağrıyla uyandığımda hızla yataktan çıkıp bahçeye indim. Hava henüz aydınlanmamıştı. Sabahın en erken saatlerindeydik.

Bugün o gündü.

Üç yıl önce her şeyin başıma yıkıldığı o gün.

Gözyaşlarım benden bağımsız akmaya başladığında dizlerimin üzerine çökerek oturdum. Ağlamalarım sesli bir hal aldığında ellerimi yere koyarak biraz eğildim.

"Rüya." Hıçkırıklarımın arasında sadece onun ismini söylüyordum.

Bir elimi ağrıyan karnıma koyacağım sırada bedenimi kendine çeken kişiyle ağlamalarım daha sesli bir hal aldı.

Emir beni kendi kucağına alıp yerle bağlantımı kesmişti.

Daha iki üç saat önce onunlaydım. Beraber uyumuştuk yanımdaydı ama uyandığımda görememiştim.

"Meleğimizin yanına gidelim mi bir tanem."

Başımı olumlu anlamda sallayıp onu onayladığımda saçlarımdan öptü. Sırtımı okşayarak beni sakinleştirmeye çalışırken sıkıca sarılıyordum.

Annemi arayıp Rüya'nın yanında durmasını söylemişti.

Emir kucağında benimle beraber ayağa kalktığında boynuna sarılıp ağlamaya devam ettim. Yola çıktığımızda aklımı dağıtmak için söylediği şeyler işe yarıyordu. Ağlamıyordum artık.

"Mahvetti beni bir günde." Gülümsedim ona dönerek. Kızımızdan bahsediyordu.

Başımı omzuna yaslayıp koluna sarıldığımda susmuştu.

"Bugün üçümüz bir şeyler yapalım mı? Senin çok sevdiğin deniz kenarındaki restorana gideriz olur mu? Ya da tekneyle açılalım." Omzunu öptüm.

"Olur."

Cevabımdan sonra iç çekmişti.

Mezarlıkta duran arabayla gözlerimi kapatıp açtım. Emir indikten sonra kapımı açtı ve yükümü ona vermemi sağlayarak beni de indirdi. Beraber yürümeye başladığımızda gördüğüm isimle onun elini sıktım.

Dudaklarım titrerken kendimi tutmaya çalıştım ama olmuyordu. Sabah saatleri olmasına rağmen her yer karanlıktı.

Sabah beşte kardeşimin yanına gelmiştik.

Mezara bakarken ağzımdan çıkan hıçkırıkla Emir'e döndüm.

"Emir ben ne yapacağım Rüya yok artık ben ne yap.." Cümlemi bitiremeden ona sıkıca sarıldığımda hıçkırıklarım dışında ses çıkmıyordu.

"Bir şey yap Emir nolur!" Daha sesli ağladım.

"Geri gelsin çok özledim." Tshirtü benim gözyaşlarımla sırılsıklam olurken kendimi daha fazla tutamadan dizlerimin üzerine çöktüm.

"Ben varım...onu özlediğinde bana geleceksin artık."

Daha sıkı sarıldım.

İkimizde yerde oturuyorduk ama ben Emir'in dizlerinin üstündeydim.

"Gitti beni bıraktı...yapamıyorum ben ya.."

"Yapacaksın Duru...ben varım, kızımız var yapacaksın!" Sesi yükseldiğinde saçlarımı okşamaya başlamıştı.

"Yanında olmama izin vereceksin beraber yapacağız."

Omzundan ayrılıp gözlerine baktım.

Gözleri dolu doluydu.

Sakallarını okşayıp gözlerimi kapattığımda yine hıçkırmıştım.

"Kardeşim gitti Emir."

Mezara baktıktan sonra yüzümü buruşturup hızla Emir'in göğüsüne yapıştım.

"Onu affetmeyeceğim beni mahvetti onu aff.."

"Rüya bizi duyuyorsa üzülür." Diyip beni susturdu.

Kollarımı daha sıkı sardım ona.

"Çok özledim." Sayıklar gibi hep aynı şeyi söylüyordum.

"Emir çok özledim." Ağlamalarım tekrar yükseldi.

Üç yıl önce bugün hayatımız mahvolmuştu.

Bebeğimizi kucağımıza alacağımızın sevincini yaşamamız lazımken biz mahvolmuştuk.

Ailemiz dağılmıştı.

Ailemizi dağıtmıştım.

Kardeşim öldü diye şu an kolları arasında can bulduğum adamı üzmüştüm.

İhbar etmiştim.

Emir'i kızından ayırmıştım.

"Emir özür dilerim çok özür dilerim özür dilerim." Tekrar yüzüne bakıp yüzünü iki elimin arasına aldığımda gözünden akan yaşla dudaklarımı yüzüne bastırdım.

"Affedilmeyecek bir şey yaptım ama beni affet nolur." Sesim yalvarır tonda çıkmıştı. Ensesinden tutarak onun yüzünü göğüsüme doğru bastırdığımda saçlarını öptüm.

"Özür dilerim."

Emir'in gözyaşını hissettiğim an kendimi tutamadan daha çok ağladım.

"O beni delirtti Emir, Rüya beni delirtti!" Elimle mezarı gösterdiğimde bağırmıştım.

"Öldürdü beni kendimden değildim yemin ederim kendimde değildim."

Bu sefer beni kolları arasına alan oydu.

Çenesini başımın üstüne koyup sırtımı okşarken konuşmamıştı.

"Vicdan azabından öleceğim."

"Sus artık buraya bunları konuşmaya gelmedik." Dedi boğuk sesiyle.

Hala bana sıkıca sarılıyordu.

"O da duysun ne yaşadığımı...beni ne hale getirdiğini görsün!" Yine mezara bakarak bağırmıştım.

"Kocamı kızından ayırdım...sen bana bebeğimizle ilgili gelecek planlarını anlatırken ben seni ondan ayırdım."

"Onun yüzünden!" Ayağa kalkmaya çalıştığımda izin vermedi.

"Boğazını kesip beni delirtti.!"

Rüya'ya gitmeme izin vermiyordu.

"Delirtti beni hiçbir şey hatırlamıyorum." Hıçkırarak tekrar ona sarıldığımda tek sığınağımın o olduğunu anlamıştım.

Ben hayatta tek sığınacağım adamı üç yıl kendimden uzaklaştırdım.

Üç yıl.

"Rüya'nın doğumunu hatırlamıyorum Emir." Sesim fısıltı gibi çıktığında Emir yüzümü okşayıp gözyaşlarımı silmeye çalıştı.

"Kızımın doğduğu anı hatırlamıyorum."

Tekrar hıçkırdım.

"Sadece onun boğazını kestiği halini hatırlıyorum...saçlarındaki kanl." Elim saçlarıma gittiğinde hemen tutmuştu.

"Bana gel istedim...acını benimle yaşa istedim." Konuştuğunda ağlamayı kesip onu dinlemeye başladım.

"Senin için ölmeye hazırken bunu gör istedim Duru beni gör, bana gel istedim...ben en ufak bir olayda sana sığınırken sende bana sığın istedim." Saçlarımı okşamayı bırakmıştı.

"Sadece senin kardeşin ölmedi...Rüya benim canımdı olmayan kardeşim yerine koymuştum ben onu." Biliyorum. Biliyorum Emir.

"O gidince tek üzülen senmişsin gibi herkesi uzaklaştırdın...kızımı." Yutkundu.

"Kızımı göstermedin...üç yıl boyunca ne bok yediğim aklına geldi mi hiç.?"

"İki yıldır aklımdan çıkmıyorsun yemin ederim."

Derin bir nefes verdi.

"Neden beni görmek için bir şey yapmadın...neden gelip kızımızı görsün demedin."

"Hapisteyd.."

Güldü alayla.

"Hapiste olmadığımı biliyordun Duru."

Gözlerimi kapattım.

İçten içe hep biliyordum ama kabul etmek istemedim. Onu hapse gönderdim ve suçluyum diyerek kodlamıştım kendimi.

"Sen miydin geceleri ben.."

"Bendim." Dedi anında.

Gözyaşlarım tekrar akmaya başladı.

Çoğu gece nefesim daraldığı için bahçeye çıkıyordum, çimlere uzanıyordum ve uyuyakalıyordum ama sabah salondaki koltukta uyanıyordum.

Oraya kendim gittiğimi ve hatırlayamadığımı düşüyordum ama içten içte hep Emir'in yaptığını biliyordum...biliyordum ama kabul etmiyordum.

Ben ona neler yaşatmışken o bana gelmez diyordum hep.

"Ben senin her zaman bir adım ötendeydim...kızımı uzaktan izliyordum. Seni koltuğa bıraktıktan sonra bir kere bile odanıza girmedim...giremedim. Onu yakından görürsem her şey daha da zorlaşır diye yapamadım...Sen beni kendinle tehdit etmişken yapamadım."

Kolunun üstünü öpüp kafamı omzuna doğru bastırdım.

"Sana hayatım sikile sikile saygı duydum."

Hıçkırdım.

"İki yıldır aklımdasın diyorsun...neden çağırmadın, neden her şeyi erkenken düzeltmedin Duru..neden iyice mahvettin beni..bizi."

"Sen içinden bile gelmemi istediğini düşünseydin ben gelirdim. İstemiyordun."

O konuştukça ben ağlıyordum.

"Bana sığınman lazımdı...beni istemen lazımdı."

Sesi o kadar acı dolu bir tonda çıkmıştı ki daha sıkı sarıldım.

"Utandım..seni suçsuz yere tüm ülkeye rezil ettiğim için utancımdan ölüyordum!" Bağırmıştım.

Başımı boynuna gömdüğümde bedenim titreye titreye ağlıyordum.

"Çok utanıyorum senden...seni kıskanmaktan, sana sarılmaktan çok utanıyorum."

Emir yine iç çekti.

"Emir, ben deliriyorum galiba."

Yüz yüze gelmemizi sağladı.

"Aptal aptal konuşma." Bu sefer sesi sinirli çıkmıştı.

"Destek alıyorum olmuyor, iyileşemiyorum."

"Ben iyileştireceğim seni...bu sefer izin vereceksin yanında olmama..ben iyileştireceğim karımı."

Alnımı alnına koydum.

Ellerim tekrar yüzünün iki yanını bulduğunda nefes nefeseydim.

"Ben...sen yanımda olmadığın için iyileşemiyorum Emir."

O da benim gibi yüzümden tuttu.

Ellerimi onun bileklerine koyduğumda dudağımdan öpüp çekildi.

"Yanındayım artık."

Gözümden yaşlar akarken dudaklarım titriyordu.

"Her şeye rağmen mi.?" Dedim hıçkırırken.

Başını sallayıp dudağımdan tekrar öptü.

"Her şeye rağmen." Dedi beni daha çok ağlatırken.

Kollarımı onun boynuna sararak ağlamaya başladığımda izin verdi. Ağlayıp rahatlamama izin verdi.

"Başın her sıkıştığında Rüya'yı rahatsız etmeyeceksin, beraber çözeceğiz sonra yine beraber meleğimizin yanına geleceğiz." Sadece sarsılarak ağlıyordum.

"Beraber." Dedim sessizce.

"Beraber bir tanem...bundan sonra her şey beraber ben yanındayım."

Gözlerim kardeşime takıldı.

"Ona çok kızgınım Emir..çok kızgınım o aptala."

"Ben de." Diyip o da mezara baktı.

"Ben de çok kızgınım o aptala." Dedi benim gibi.

Yanağımı onun yanağına koyduğumda ikimizde sessizce mezara bakıp iç çektik.

"Ama yine de çok seviyorum." Dediğinde başımı salladım.

"Ablasını da onu da çok seviyorum." Gözlerimi kapatıp onu öptüm.

"Onlarda seni çok seviyor." Dedim burukça gülümserken.

"Ablasından şüpheliyim ama kardeşinin sevdiğini biliyorum."

Yine gülümsedim.

"Ablası senin için canını bile verirmiş." Kasılmıştı.

"Ben dururken ablası sussun bence." Yine gülümsedim ve gözlerimi açıp ona baktım.

"Rüya'nın ablası seni çok seviyormuş." Dudağının kenarı kıvrılmıştı.

"Ben onun ablası için ölüyorum." Dudaklarımız buluştuğunda bu seferki öpüşmemiz kısa değildi.

Hatta tüm öpüşmelerimizin aksine daha uzun ve tutkuluydu.

Kaç dakikadır öpüşüp birbirimizi tüketiyorduk bilmiyorum ama nerede olduğumuz aklımıza gelmiş gibi birbirimizden nefes nefese ayrıldığımızda ona bakıp yaşlı gözlerimle gülümsedim.

Beni her öptüğünde ağlamıştım.

O benim bir tanemdi.

Emir benim her şeyimdi.

Yaptığım yanlışı telafi etmek için her şeyi yapacaktım. Artık sadece onunla ve kızımla mutlu olmak için yaşayacaktım.

Başım sıkıştığında Rüya'ya değil kocama gidecektim.

"Seni seviyorum."

"Her şeye rağmen mi." Dedim dudağının kenarından öperken.

"Her şeye rağmen amına koyayım.!" Sesi yükseldiğinde istemsizce kıkırdadım.

"Seni çok seviyorum." Dudaklarını tekrar öptüm.

Rüya'nın yanında içimizdeki her şeyi dökmüştük.

Ayrılığımız onunla başlayıp, onunla bitmişti.

BÖLÜM SONU.

Bölüm nasıldı.?

Sizce Emir Duru'yu erken mi affetti.?

Barışmaları nasıldı.?

Oy sınırı 1.3k
Yorum 700

Alıntıyı birazdan instagrama atacağım beni oradan takip edebilirsiniz.
Hesabım: minabuse_

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.800okunma 54beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18