Sahte ve Gerçek kitap kapağı

28. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

27. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 27. BÖLÜM

SELAM HERKESE

YENİ SEZONA GİRİŞ YAPIYORUZ HAZIR MISINIZ.!

İYİ OKUMALAR.

Lana Del Rey- Say yes to heaven

2 yıl 8 ay sonra...

Arabayı park edip arka koltuktan aldığım çiçeklerle yürümeye başladım.

Meleğime gelmiştim.

Derin bir nefes alıp çiçekleri sıkıca tutarken ezbere bildiğim yollardan tökezlemeden yürüyordum.

Önünde durduğum mezar taşındaki yazıya baktım.

Rüya Altın.

Meleğim.

"Ablacım." Diyerek mezara dokunduğumda dolan gözlerimi kırpıştırıp gülümsedim.

"Ben geldim ama bugün tekim...cadıyı getirmedim."

Kıkırdadığımda ellerimle toprağı eşmeye başlamıştım.

Yeni çiçekler için yer açıyordum.

"Bir değişiklik yok Rüya'nın cadılıklarıyla uğraşıyorum. Geçen gün ablamlar bize geldi...şaşırdın değil mi.? Senden sonra ilk defa gördüm onu...iyiydi Rüya, çoktan toparlanıp normal hayatına dönmüş ailesiyle mutluydu...senin konun hiç açılmadı...Kuzey ve Sinan abi konuşurken Rüya'nın ikisine olan bakışlarını gördüm."

Gözlerim dolduğunda başımı yukarıya kaldırıp topraklı elimle saçlarımı önümden çektim.

"Onları öyle görünce Emir'i sordu."

"Benim babam ne zaman gelecek Kuzey'inki burada dedi."

Çiçeğin kökünü açtığım yere yerleştirip etrafını tekrar toprakla kapatmaya başladığımda dudaklarım titredi.

Derin bir nefes alıp toprağı sevdim. Ne kadar orada durup oturdum bilmiyorum ama geç olmuştu.

"Ben gidiyorum ablacım, Rüya'nın biraz huysuzdu aklım onda kaldı...bir kaç güne onunla beraber gelirim." Mezar taşını öpüp yürümeye başladığımda adımlarım durdu ve arkamı döndüm.

"Görüyor musun bizi Rüya...izliyor musun birebir senin kopyan olan kızımı." Kendimi tutamadığımda elimle dudaklarımı kapatıp hızlı bir şekilde arabanın yanına gelmiştim.

Ağlamak istemiyordum ama oluyordu işte. Tutamıyordum kendimi.

Arabada bıraktığım telefon oturduğum an titrerken gördüğüm isimle hemen açtım.

"Efendim Güliz."

Rüya'nın bakıcısı ve benim büyük yardımcımdı.

"Duru hanım, Rüya sizi merak etmiş konuşmak istedi." Gülümseyip burnumu çektiğimde onaylamıştım.

Yola çıktığımda bir yandan da gelecek olan sesi bekledim.

"Anne neredesin sen.?"

"Geliyorum annecim."

"Anne." Evet gelmişti çikolata isteme ses tonu.

"Hayır Rüya."

"Anne sadece bir parmak, hatta en küçükcük parmağımla alayım nolur."

Ekmeğe sürdüğümüz çikolatadan bahsediyordu.

"Ben geldikten sonra yiyebilirsin." Sevinçle çığlık attığında gülümsedim.

"Anne, Güliz bana çikolata verebilirmiş seni beklememize gerek yokmuş ki."

"Duru hanım valla ben öyle bir şey demedim." Güliz telaşla konuştuğunda Rüya'nın yaptığına güldüm.

"Güliz ben gelene kadar bir şey verme o cadıya."

"Anne." Dedi huysuzca.

"Yok anne falan kandıramazsın beni Rüya, uslu uslu bekle beni geliyorum bir saate."

Mırın kırın ederek tamam dediğinde telefonu kapatmıştı.

Söylediğim gibi çok cadıydı.

Sapsarı saçları ve mavi gözleriyle teyzesinin aynısıydı. Bizim değil Rüya'nın çocuğu gibiydi.

Sarışın ve mavi gözlü olma ihtimali söylediğin gibi çok yüksekmiş ablacım.

Teyzesi burada değildi ama onun adıyla yaşayan ve tıpatıp kopyası olan başka bir melek gelmişti.

Herkesi parmağında oynatıyordu.

Kuzey ondan büyük olmasına rağmen çocuğa bir günde yapmadığı kalmamıştı. Çınar'a da aynı şekilde.

Sinem ve Çağan'larla arada bir görüşüyorduk.

Rüya Çınar'a kök söktürüyordu.

Şevval ve Betül'de sürekli gelip Rüya'yı görüyorlardı.

Şevval evlenmişti.

Betül'ün altı aylık bir kızı olduğu için Rüya'yla birlikte sık sık Eliz bebeği görmeye gidiyorduk.

Annem.

Artık ona sesli bir şekilde anne dememe izin vermese de tek dayanağım oydu.

Sürekli bizdeydi ve sürekli Rüya'yla vakit geçiriyordu ama bunu genelde benim olmadığım zamanlarda yapıyordu. Ya da evdeysem onlar bahçede takılıyorlardı.

Görmek istemiyordu beni.

Rüya'yı babasının yanına götürmek istedikleri bir gün kabul etmiştim ama Emir istememişti.

Kızının onu orada görmesini istememişti.

Aklıma gelen adamla elim istemsizce kalbime gitti.

Onu neredeyse üç yıldır hiç görmemiştim. Değişmiş miydi.? Zayıflamış mıydı yoksa kilo mu almıştı hiçbir şey bilmiyordum.

Rüya'yla beraber yaşadığımız evin bahçesine girdiğim an gördüğüm araçlarla gerildim.

Annem buradaydı.

Kapının önünde bekleyen Serhat'ın sert bakışları eşliğinde arabadan indiğimde gözlerini devirip başını başka tarafa çevirdi.

Alışkındım bu tavırlarına.

Yusuf'un ve Serhat'ın benimle asla muhattap olmamasına alışmıştım.

Onlara bir kaç kere o'nu sorduğumda suratıma küfür eder gibi bakıp hiçbir şey demeden gitmişlerdi.

Kapıyı açıp içeriye girdiğimde gelen kahkaha sesleriyle burukça gülümsedim.

Çok seviyordu babaannesini.

En sevdiği üçüncü kişi olduğunu söylüyordu.

"Seni çok seviyorum her şeyim, yakın zamanda yanına gelip saçlarını koklayarak öpeceğim." Annemin konuşması bittiğinde Emir'in yazdığı kısa mektupları okuduğunu anlamıştım.

"Babam gelecek mi babaanne.! Babam beni öpecek mi.!" Görüş açıma girdiklerinde Rüya'nın ona atlayarak sıkıca sarıldığını görünce kapının kenarında durup ikiliye baktım.

Annem gözleri dolu bir şekilde kucağındaki bedenin sarı saçlarını okşarken bir yandan da boynundan koklayarak öpüyordu.

Aklıma bunu Emir'in istediği gelince nefesim kesildi.

Kızımı benim yerime koklayarak öp dediğine emindim.

Rüya o'nu görmesede babasına aşık bir çocuktu. Emir bir yana biz bir yanaydık. Oyuncak alırken babasına göstereceği güzel ve ilginç olanları açmayıp saklıyordu.

"Ne zaman gelecekmiş...beni öpecek mi gerçekten." Gözlerimi kapattım acıyla.

"Baban seni kocaman öpüp hiç bırakmayacakmış sarı papatyam. Bu sarı saçları tek tek öpecekmiş." Dedi annem.

Rüya heyecanla çığlık atıp tek eliyle saçlarına dokunduğunda mavi gözlerini kocaman açmış anneme bakıyordu.

"Kuzey'in babası gibi mi.? O da Sinan amca gibi kocaman mı babaanne."

"Baban, Sinan amcandan ve herkesten daha kocaman Rüya." Diyerek salona giriş yaptığımda annemin kucağında olan kızım zıplayarak bana doğru koşarken onun hizasına eğilip kollarımı açtım.

Kollarımın arasına girdiğinde saçlarımı hemen parmaklarına dolamıştı.

"Babam beni öpecekmiş anne." Gözlerini böyle heyecanla açıp konuştuğu zamanlarda onu yemek istiyordum.

"Babam için bana kıyafet seçelim." Gözlerim anneme kaydığında bu tarafa hiç bakmadığını görünce düşen moralimi kucağımdaki sarı cadıya yansıtmamaya çalıştım ama zordu.

Ellerini yüzüme koymuş okşarken yanaklarımdan öpmüştü.

"Babam bana mektup yazmış bir de bana yine güzelim demiş." Eliyle dudaklarını kapatıp utangaç bir şekilde gülerken ağlamak istedim ama güldüm.

"Babanın güzelisin sen annecim tabii ki öyle diyecek."

Utanarak başını eğdiğinde içeriye doğru yürüyüp annemin karşı koltuğuna oturdum ama asla bana bakmadı.

"Hoş geldin." Dediğimde istifini bozmadı.

"Bir şey içer misin.? Açsan yemek hazırlayayım hemen." Annem sorduğum hiçbir soruya cevap vermemişti.

Kucağımda olan miniğin sesi çıkmadığında çenesinden tutarak yüzünü görmeye çalıştım ama izin vermedi.

Kaşlarımı çatarak onu omzumdan ayırdığımda gözlerinden akan yaşlarla telaşlandım.

"N'oldu.? Niye ağlıyorsun aşkım." Minik elleriyle yüzünü kapatıp yine omzuma yaslandığında hıçkırıkları salonda yakınlanınca annem hemen yanımıza gelmiş benim gibi Rüya'nın ellerini yüzünden çekmeye çalışıyordu.

"Babaannem, noldu benim dünya güzelime, niye ağlıyorsun papatyam."

Sırtını okşuyordum.

"Rüya, niye ağlıyorsun söyler misin her şeyim." Dedim.

"Babam gelsin." Diyerek ağlamaya devam ettiğinde annemle göz göze gelmiştik.

İkimizin de gözlerinde acı vardı.

Annem beni suçlayarak acı dolu bakışlar atarken ben de suçumu kabul ederek acı bakışlarımı ona gönderiyordum.

"Babam beni öpsün artık anne." Kolları bu sefer sıkıca boynuma sarıldığında anneminde gözünden bir damla yaş akmıştı.

"Baban gelecek Rü.." Sözümü kesti.

"Kandırıyorsun beni." Sesi kısıktı ama duyuyorduk.

"Papatyam baban yakın zamanda gelecek söz verdi sana." Annem konuşmuştu.

Başını kaldırıp yaşlı gözleriyle anneme baktığında kolları hala bana sarılıydı.

"Ne zaman." Dedi yine kısık sesle.

"Tam tarih vermedi ama çok yakında geleceğimi söyleyin kızıma dedi." Burnunu çekip minik parmağıyla yüzünü sildiğinde bana döndü bakışları.

"Annemle babam neden Gaye abla ve Oğuz abi gibi konuşmuyorlar."

Gaye ben psikoloğum ve arkadaşımdı. Arkadaş olduktan sonra artık psikoloğum olmamıştı ve başka birisiyle devam etmeye başlamıştım.

Annem bakışlarını kaçırıp yerden kalkarak az önce oturduğu yere geçtiğinde cevap verme sırasının bende olduğunu anlamıştım ama konuşamamıştım.

"Uzakta çünkü baban. Telefonun çok çekmediği bir yerde."

Rüya bana kaşlarını çatarak baktığında kucağımdan da inmişti.

"Onlar küs mü.?" Dedi anneme beni gösterirken.

"Yoksa annem beni babamdan saklıyor mu.?" Gözlerim kocaman açıldığında onun gerçekten cadı olduğuna emin olmuştum.

Daha üç yaşında bile değildi ama sürekli böyle şeyler soruyordu.

"Rüya'm o nasıl söz...annen doğru söylüyor baban telefonların çekmediği bir yerde söylemiştik sana."

"İyi." Diyerek yanımızdan ayrıldığında bahçeye çıkmıştı.

"Beğeniyor musun eserini.." Yan taraftan çantasını alıp ayağa kalktığında başımı kaldırmadan oturmaya devam ettim.

"Bu çocuk bu haldeyse senin yüzünden...baba baba diye sayıklıyor. Bir bilse babasını annesinin oraya gönderdiğini."

Gözlerimden yaşlar akarken sesimi çıkartmadım.

Haklıydı.

"Ama sana kötü bir haberim var Duru." Yanıma doğru gelmişti. "Emir üç güne o tıktığın yerden çıkıyor daha erken çıkardı da neyse.."

Çantasını omzuma çarparak Rüya'nın arkasından bahçeye çıkmıştı.

Çıkıyor muydu.?

Tanışacak mıydı kızıyla.

Canlı bir şekilde görecek miydi minik bebeğini.

İkisi de sadece fotoğraflardan tanıyordu birbirlerini.

Gülümsedim hüzünle.

Tanışacaklardı.

Havuz kenarına baktığımda annemin eğilerek Rüya'ya bir şeyler dediğini görmüştüm. Rüya ona başını sallayarak elini anlaşma yapar gibi tokalaşmak için uzatırken annem gülerek ona karşılık verdi.

"Babama onu beklediğimi ve çok sevdiğimi söyle babaanne...ben de onu koklayarak öpüyorum."

Dolu dolu gözlerimle kızımı izliyordum.

Koklayarak öpmeyi de öğrenmişti.

Annem Rüya'yı yüzünün her yerinden öpüp giderken Rüya bacaklarını küçük havuzun içine doğru uzatıyordu.

Dirseklerini bacaklarına yaslamış havuza bakarak bir şeyler düşünmeye başladığında telefonuma mesaj gelmesiyle elime alıp ekranı açtım.

Ekranda Rüya vardı.

İç çekip Şevval'in yazdığı mesaja dönüş yaptığımda Rüya'ya baktım. Aynı yerde göremememle hızla ayağa kalkıp bahçeye çıktım.

"Rüya.!"

Zeus yüksek sesimle havladığında etrafımda dönerek kızımı aradım.

Yoktu.

"Rüya.!"

"Anne.!" Sesini duyduğum an tuttuğum nefesi vererek ön tarafa doğru neredeyse koşmuştum.

Kahkaha sesi geliyordu.

"Amca sakın beni bir daha öpme..ikinizde."

Yusuf ve Serhat karşılarındaki minik kızı dikkatle dinlerken beni görmeleriyle gülen ifadeleri bozulmuştu.

"Niye amcam." Dedi Serhat.

"Çünkü beni babam öpecekmiş o yüzden bir daha öpemezsin...ama siz giderken el sıkışırız."

Söylediği şeye gergin olmama rağmen güldüğümde karşısındaki adamlarda benimle aynı şekilde gülüyorlardı.

"Çınar'ı da artık size değil babama söyleyeceğim..babam ona haddini bildirir."

Kaşlarım çatıldı.

Çınar bir şey mi demişti.

Rüya pot kırmış gibi eliyle ağzını kapatıp bana döndüğünde gözlerini kaçırmıştı.

"Canım daraldı benim." Dediği an dudağımın kenarı istemsizce havaya kalktı.

Öldürecekti beni.

Yusuf kahkaha atarak onu kucağına aldığında Rüya huysuz bir şekilde kıpırdanınca Yusuf onu mecburen yere bırakmıştı.

"Amca siz beni boyum küçük diye mi dikkate almıyorsunuz." Bazı kelimelere dili dönmediği için değişik çıkıyordu.

"Babam gelecek ve beni kucağına alacak o yüzden siz artık alamazsınız çünkü babam üzülür."

"Niye üzülsün amcam."

Omuz silktiğinde Serhat burnuna dokunup söyle der gibi göz kırptı.

Rüya hızla gelip bacağıma sarıldığında ikisi de merakla Rüya'ya bakıyordu.

Durgunlaşmıştı.

Konu Emir olunca ne düşünüyorsa hep böyle oluyordu.

"Uykum geldi." Dediğinde kafasını geriye atarak bana bakmıştı.

"Amcanları öpmeyecek misin.?" Dedim onun hizasında dizlerimi kırarken.

"Görüşürüz en sevdiğim amcalarım...babam öpecekmiş saçlarımı anne kimse öpmesin o gelene kadar."

"Tamam baban öpsün seni sadece cadı...Görüşürüz." Serhat tekrar konuşmuştu.

Onu kucağıma alıp geldiğim yolu yürümeye başladığımda ikisininde benimle konuşmadığını bildiğim için bir şey dememiştim.

Salon kapısından içeriye girdiğimde üst kata çıkıyordum.

Rüya sessizce boynuma sindi.

"Çınar sana bir şey mi dedi bir tanem." Başını iki yana salladı ama yalan söylediğini anlamıştım.

Aklıma gelenle durup alta inmeye başladığımda tepki vermedi.

"Babanın mektubunu unuttuk." Dediğimde önce salona geçip kare şeklinde ve kenarlarında barbie olan kağıdı alıp ona verdim sonra da verdiğim sözü tutmak için mutfağa girdim.

"En küçükcük parmağını batırabilirsin." Dediğimde yarım ağız gülerek kavanoza baktı.

Bunu o kadar Emir gibi yapmıştı ki bir an karşımda o var sanmıştım.

Tavırları Emir'in kopyasıydı ama bunu ilk defa görmüştüm.

"Anne sen ona inandın mı.?" Dediğinde kaşlarımı çattım.

"Nasıl konuşuyorsun sen annenle sarı cadı." Karnına dokunduğumda güldü.

"Küçükcük parmağımla değil ama az küçük olan parmağımla alsam olur mu.?" İşaret parmağını gösterdiğinde parmağını öpüp başımı salladım.

"Oley." Parmağını açtığım kavanozun içine sokup hemen ağzına götürdüğünde gözlerini kapatmış mırıl mırıl sesler çıkartıyordu.

Alnından öpüp saçlarını geriye attım.

"Meleğim benim." Diyip tekrar öptüğümde gözlerini açıp çikolata olan dişleriyle güldü.

"Sen dünyanın en iyi annesisin." Diyerek çenemi öptüğünde ağzının kenarındaki çikolatalar artık çenemdeydi.

Kenarsan ıslak mendil çıkartıp parmaklarını tek tek sildim.

Sadece işaret parmağıyla yemişti ama tüm parmaklarını pisletmişti.

Ağzının kenarını da temizlerken ellerini öptüm.

"Çikolata verince dünyanın en iyi annesi oluyorum niyeyse." Dediğimde kollarını boynuma sararak kıkırdadı.

"Yatma vaktiniz geldi Rüya hanım...yarın teyzenler bize gelecekmiş." Şevval mesaj atarak ablamın bizi görmek istediğini söylediğinde yarın gelmelerini söylemiştim.

Merdivenlerden tekrar çıkıyorduk.

Tepki vermediğinde dikkatle onu izliyordum.

"Çınar'da gelir belki." Dediğimde yüzünü buruşturdu ama konuşmadı.

"Gelsin mi.?" Dedim bir şeyler anlatması için anlatmadı.

"Gelsin." Dedi yanağını omzuma koyarak.

Çınar, eğer kızıma saçma sapan şeyler söyleyip üzdüyse küçük çocuk olmasını dinlemez onun gözlerini oyardım.

Rüya'yı banyoya götürüp dişlerini fırçaladıktan son gözleri kapanan kızımı hemen yatağımıza yatırdım ve yatırdığım gibi uyudu.

Duvarda asılı olan fotoğraflara baktım.

Kaan'la da fotoğrafları vardı. Gaye'nin oğluydu ve Rüya'nın sevdiği bir arkadaşıydı.

Kızımın yanına uzanıp karnından sarılarak kendime çektiğimde hemen bana doğru dönerek kollarını boynuma doğru uzatmıştı.

Gözlerimi kapatıp her zaman olduğu gibi Emir'i düşündüm.

Tek bir günüm onu düşünmeden geçmiyordu.

Tek bir günüm pişman olmadan geçmiyordu.

Sesimi duymak istemişti.

Yaptığım şeye rağmen sesimi duymak istemişti.

Kerem'le daha önce tanışmasına rağmen kardeşimi kurtarmayı seçmişti.

Emir her zaman beni seçmişti ama ben onu seçmemiştim.

Rüya ve ikisini ayırmıştım.

Belki Rüya'nın gelişiyle toparlanacaktık ama ben bunu bizim elimizden almıştım. İç çekip gözlerimi kapattığımda kendimi her zamanki gibi huzursuz bir uykuya bıraktım.

Kalp çarpıntısıyla uyanıp pembe ışıklı odaya alışmaya çalıştığımda başını boynuma koyan kızımı dikkatle yastığa bırakıp yataktan kalktığımda balkona çıktım ama çarpıntım hâlâ geçmemişti.

Bahçeye çıktım.

Hala devam ediyordu.

Elimi kalbime koyup dizlerimi çimene koyduğumda kulübesinden çıkan oğlumuzla acıyla gülümsedim.

"Zeus." Dedim nefes nefese.

Hızla yanıma gelip etrafımda döndüğünde başını okşayıp gözlerimi kapattım.

Sürekli böyle oluyordu.

Kalp çarpıntısıyla uyanıp bahçeye çıkıyordum. Bazen sadece balkonda hava almak yeterken çoğu zaman şu anki gibi yetmediği için bahçeye iniyordum.

Kolay şeyler yaşamadım Emir'den sonra.

Hala da iyi değildim. Atlatamamıştım Rüya'nın ölümünü. Onu o halde kanlar içinde görmeyi üç yıl olmasına rağmen atlatamamıştım.

Olmuyordu.

Destek almama rağmen olmamıştı.

Kızım için ayaktaydım.

Herkes bana sırtını dönerken bazen dünüyordum...o olsa asla sana sırt dönmezdi diyordum. Sarsak adımlarla meleğimin yanına gidip sabaha kadar aklımdan çıkmayan adamı düşündüm.

Yüzümü öpüp yataktan inen bedenle gözlerimi güçlükle açmıştım. Banyo kapısı kapanmadan önce gördüğüm minik bedenle esneyip ağzımı kapattım.

Rüya yine benden önce uyanmıştı.

Bir iki saat önce uyuduğum için uykusuzdum.

Her zaman ki gibi.

Benim için bu bir rutin olduğu için alışkındım. Uyandıktan sonra bir daha uyuyamıyordum.

"Ya of." Duyduğum tıkırtı sesleriyle beraber yataktan çıktıktan sonra banyo kapısını tıklattım.

"Dolu." Gözlerimi kapatıp güldüğümde onu ısırmayı aklımın köşesine yazdım.

Her gün yeni kelimeler öğreniyordu.

"İyi misin bir tanem."

"Anne gelir misin.?" Hemen kapıyı açıp girdiğimde havluya zıplamaya çalışan bebeğimle havluyu ona uzatıp kucağıma çektim.

"Günaydın bir tanem." Boynundan öptüm. Koklayarak.

"Günaydın anniş."

Anniş.

Bir kaç gündür yeni kelimemizdi.

Yanağından da öptükten sonra banyodan çıkıp kahvaltıya indik.

Bugün ablamlar geleceği için evdeydim.

Rüya'nın elbise seçmesi yaklaşık bir buçuk saatimizi aldığında odamızın penceresinden görünen karşı eve baktım.

Birisi taşınıyordu.

"Hazırım anne."

Giydiği etek ve tshirte bakıp saçındaki tokayı düzelttikten sonra kucağıma alarak aşağıya indirdim.

Ablam ilk defa bize geleceği için tek kalmamak için kızlarıda çağırmıştım.

Betül ve Şevval'de gelecekti.

Ablamlar bir kaç dakika sonra geldiğinde fazla samimi olmayan bir sarılmayla selamlaşmıştık.

İkimizde eskisi gibi değildik.

Rüya'dan sonra aramıza mesafeler girmişti.

Rüya...Güzel meleğim.

Umarım bizi görüyorsundur ablacım.

Umarım kızımı izleyip sana ne kadar benzediğini görüyorsundur.

"Sinem'lerde gelecek...Betül geldi mi.?"

Başımı iki yana salladım.

İlk gelen ablamdı.

"Kelebeğim...yerim seni ne kadar güzel olmuşsun sen teyzem." Ablam Rüya'nın hizasına eğilip sarıldığında ben de bacaklarıma sarılan Kuzey'e baktım.

Rüya ablama karşı o kadar samimi değildi ama Kuzey beni gördüğü gibi bacaklarıma sarılmıştı.

Saçlarını okşayıp yanaklarını öptüm.

"Nasılsın Kuzey." Dediğimde hala bana sarılıyordu.

"Teyze biz dün pikniğe gittik." Gülümseyerek başımı salladığımda ablamla Rüya'ya baktım. Kızım ona umursamaz şekilde başını sallarken Kuzey'in gülmesi herkesin ona dönmesine sebep olmuştu.

"Babam odunların üstüne düştü." Dedi.

Ablam boğazını temizleyerek oğluna baktığında Rüya'nın yanına gidip kucağıma aldım.

"Benim kızım size çok güzel kurabiyeler yaptı teyzesi...gösterelim mi.?" Son cümleyi meleğimin kulağına fısıldamıştım.

Başını sallayıp gülümsediğinde yanağını öptüm.

Güzelim benim.

Mis kokulum.

Ablam yapılan yemekleri servis için çıkartırken ben kucağımda Rüya'yla bardakları çıkartıyordum.

Zayıf bir çocuk olduğu için pek zorlandığım söylenemezdi.

"Sen hangisinde içersin bir tanem." Diğer dolabı açıp Rüya'nın fincan koleksiyonuna baktım.

Hepsi renkli ve sevdiği çizgi filmin karakterlerinin olduğu minik kupalardı.

"Bu." Dedi eliyle Elsa'lı bardağı göstererek.

"Bu." Diyip aldığımda başını sallıyordu.

Kapı tekrar çaldığında yardımcımız Sema teyze açmıştı bile.

"Rüya.! Kuzey.!" Çınar'ın sesi görüntüsünden önce gelirken çaktırmadan kucağımdaki kızımı izliyordum.

Kaşları ufaktan çatıldığında göz ucuyla bana baktığını görüp hızla mutfak kapısına bakarak çaktırmadan gülümsedim.

Belli etmeden neler olup bittiğini öğrenecektim.

"Hoş geldin." Ablam Sinem'le sarıldığında ben de Rüya'yı yere bırakıp sarılmıştım.

Sofrayı hazırladığımızda çocuklar bahçede gözümün önünde top oynuyordu. Yani Kuzey ve Çınar oynarken benim minik kuşum onlara bir şeyler anlatıyordu.

Muhtemelen Emir'le ilgili şeylerdi.

Telefonum titrediğinde tabakları masaya taşıyordum.

Betül ve Şevval'de geldiğinde Rüya'nın tüm ilgisi Eliz olmuştu.

"Bu kız her seferinde nasıl güzelleşiyor Duru." Şevval gülerek Rüya'ya baktığında dayanamamış olacak ki yanına gidip bir şeyler söyledikten sonra sarılmıştı.

Rüya pek memnun olmasa da sarıldı.

Kalabalığı seven bir çocuk değildi.

Herkes aralarında bir şeyler konuşup yemekleri hazırladığında aklıma gelen kişiyle tezgaha bakmaya başladım.

Ne yapıyorsun acaba şu an Emir.

Nasılsın.

"Duru hadi.!" Ablam bahçeden seslendiğinde önlerinden geçip bana doğru gelen bedenle hızla eğilip kucağıma aldım.

"Anne...ben acıktım." Alnından öpüp masaya doğru yürüdüm.

"Şimdi doyururum ben bebeğimin karnını." Onu yanımdaki sandalyeye oturtup altına iki tane yastık koyduğumda güldü.

Seviyordu böyle yapmamı.

Tabağına sevdiği şeyleri koyup çatalı eline verdiğimde yemeye başlamıştı. Saçlarını öpüp onu izlerken yemek yememiştim. İştahım çok yoktu zaten.

"Anne babam bizi dün sinemaya götürmedi mi.?" Çınar'ın sesiyle Rüya'da olan bakışlarım onu buldu.

Sinem bize bakıp Çınar'a gelişi güzel kafasını salladığında Çınar Rüya'ya bakarak kaşını kaldırdı bak der gibi.

Ne yapıyordu bu çocuk.

Her zaman taktığı numaralı gözlüğünü düzeltip yemeğine döndüğünde alttan alttan gülüyordu.

Göz ucuyla Rüya'ya baktım.

Yemeğiyle oynarken iç çektiğinde ön bahçeye giren arabayla hemen oraya döndü bakışlarım.

Annem gelmişti.

"Allah, Serpil teyze geldi." Betül konuşmuştu.

Rüya heyecanla ve benim yardımımla sandalyesinden inerek ona doğru koşarken ben de peşinden gidiyordum.

"Ben seni nasıl bu kadar çok özlüyorum prensesim."

Kıkırdamıştı Rüya.

"Kızlar burada." Dediğimde bana bakmadan başını salladı.

"Ben sana tabak hazırlayayım oturursun değil mi.?" Yine başını salladığında onları arkada bırakıp mutfağa gittim ve annem için tabak hazırladım.

Rüya'yı kucağına almış baş köşede otururken tabağı önüne koyduğumda göz ucuyla bana bakıp hızla önüne dönmüştü.

"Nasılsın Serpil teyze."

Annem ablama cevap vermedi.

Masada bir anda soğuk rüzgarlar esmeye başladığında boğazımı temizleyerek Rüya'ya patates uzattım.

O kıkırdayarak aldığında Kuzey ve Çınar gülmüştü.

Rüya benim gibi göz ucuyla onlara baktıktan sonra verdiğim patatesi dikkat çekmeden bırakıp masanın altına attı.

Kaşlarım çatıldığında kızıma bakarak gülen iki çocuğa baktım. Annemde benim gibi sertçe onlara bakmıştı.

"Biz babamla bu hafta sonu kampa gideceğiz değil mi anne." Çınar tekrar konuştuğunda tek kaşım istemsizce havalanmıştı.

"Evet Çınar, yemeğini ye oğlum." Dedi Sinem gergin bir ses tonuyla.

Kuzey alttan alttan gülerken Çınar'da aynısını yapıyordu.

Annem Rüya'nın yanağını öpüp kulağına bir şeyler derken ayağa kalkıp sinirle Çınar ve Kuzey'in önündeki tabakları alıp içindeki yemekleri yere döktüğümde ablam ve Sinem hemen yanıma gelmişlerdi.

"Bana bak dört göz benim canımı sıkma çocuk mocuk demem kafanı havuza sokarım." Çınar'a işaret parmağımı sallayarak sesimi yükselttiğimde masada bağırdığım çocuğun ağlaması dışında çıt çıkmamıştı.

"Babalarınıza da başlarım size de başlarım." Diyip boş tabağı tekrar önlerine attığımda tabaklar kırılmıştı.

"Duru ne yapıyorsun sen." Ablam kolumdan tuttuğunda sertçe ittim.

"Sende canımı sıkma seninde o sarı kafanı havuza sokup sokup çıkartırım...çaki seni." Kuzey'e hitaben konuştuğumda sesim sert çıkmış olacak ki ablamın bacaklarını sarılarak o da ağlamaya başlamıştı.

"Şeytanlara bak." Diyip arkamı döndüğümde Betül, Şevval ve annemin şaşkın bakışlarını görüp kızıma döndüm.

Güler bir ifadeyle bana bakarken ona göz kırpıp iki şeytanın önünde durdum.

"Bir daha o hiçbir boka yaramayan babalarınızla benim kızıma hava atmaya kalkın bak ben size ne yapıyorum." Bu söylediğimi sadece ikisi ve ablam duyuyordu.

"Siz Rüya'nın babasının kim olduğunu biliyor musunuz çaki yavruları."

"Duru." Ablam kolumdan tuttuğunda hala ikisine bakıyordum.

"Bir daha böyle bir şey göreyim kendinizi o havuzda boğulurken bulursunuz."

Şeytanlar.

Konu Rüya'ysa herkesi harcardım. Kimse umrumda olmazdı. Onu üzecek ya da babasıyla ilgili üstüne gelecek herkesi mahvederdim.

"Yen...Duru, n'oluyor.?" Serhat yan taraftan bize doğru gelirken önce ağlayan çocuklara sonra da anneme bakmıştı.

"Duru bir daha Çınar'a bağırırsan aramız bozulur."

"Eğer o dört göz bir daha benim kızıma en ufak bir ima yapsın dediğimi yaparım Sinem." Elimle havuzu gösterdiğimde Çınar gösterdiğim yere bakıp daha yüksek sesle ağlamaya başladı.

"Duru, onlar çocuk farkında mısın.?"

Ablama döndüm hayretle.

"Benim kızım çocuk değil mi.? Başlatmayın çocuklarınıza."

Sesim yükseldiğinde annem kucağında Rüya'yla beraber uzaklaşmıştı.

"Tamam biraz sakinleşin...Duru doğru söylüyor Çınar sofraya oturduğumuzdan beri babasıyla ilgili imalar yapıyor." Betül konuştuğunda Şevval'de başını sallıyordu.

"Anne ben bir şey yapmadım." Çınar konuştuğunda ona sinirle bakıp konuştum.

"Sen sus çaki." Dediğimde Serhat olayı anlamak ister gibi bize bakarken arkamı dönüp annemle Rüya'ya baktım.

"Duru tamam abartma." Dedi ablam.

"Çocukların yemeklerini döküp tabaklarını kırdın." Sinem Çınar'ın sırtını okşayıp konuştuğunda Şevval başını sofraya eğerek gülmeye başlayınca kırılan tabaklara baktım.

O anlık sinirle bu kadar sert attığımı fark etmemiştim.

"Küçücük çocuklar bu imaları nasıl akıl edip yapıyorlar." İkisine de baktım.

"Emir'in burada olmamasıyla dalga geçecek kadar nasıl konuya hakimler."

İkisi de sustuğunda gülümsedim.

Bol bol konumuz dönüyordu anlaşılan.

"Çakilerinizi de alıp evimden gidin."

"Çocuklara çaki diyip durma Duru.!" Sinem bağırdığında onu takmadan Çınar'ın yanına gidip gözlüğünü çıkarttım.

"Duru."

"Duru yeter."

"Gidip kızımdan özür dilemeden bu gözlüğü alamazsın." Çınar annesinin bacaklarına sarılarak ağladığında gözlükle beraber uzaklaştım. Sinem almak için yanıma gelirken Betül onu tutmuştu.

Onlarla görüşmem baştan sona hataydı.

O kadar sık olmasada neredeyse üç yılda Sinem'le beş altı kere görüşmüştüm. Çağan bana şirket hakkında bilgi verip imza atmamı sağlıyordu.

Emir şirketin %50 hissesini haberim bile olmadan üstüme yapmış.

"Git özür dile yoksa gözlüğünü havuza atarım." Çınar bana bakarak hayır diye bağırdığında elimdeki gözlüğü havuza doğru sertçe fırlattım.

"Duru çocukların arasında olan şeye karışman ne kadar doğru. Hala çocuk gibisin...hadi Özge gidelim." Sinem Çınar'ın elinden tutup bahçeden çıkarken yanımdan geçecek olan Çınar çığlık atarak annesine sarıldığında gözlerimi devirdim.

"Evine gelen misafire ne yaptığının farkında mısın.? Özellikle üç buçuk yaşındaki çocuğa."

"Çocuk benim kızım gibilerine denir sizinkiler şeytan...oğlunu da alıp git evimden."

"Geri zekalı." Diyerek yanımdan geçtiğinde Kuzey yüzüme bile bakmadan annesinin peşinden koşuyordu.

Ablam görüş açımızdan çıktığında annemlere doğru adım attığım an Şevval'in kıkırtısını duydum.

Şevval kadar sesli olmasa da Betül'de gülüyordu.

"Üzülme sakın, iyi oldu özellikle Sinem'e." Şevval konuşmuştu.

"Bir şey mi dediler size." İkisi de birbirine bakıp başlarını hayır der gibi salladıklarında anladım.

Arkamızdan konuşmuşlardı ve ben bunları evime çağırmıştım. Kimseye bir şey demeden tekrar arkamı döndüm.

Annemin kucağında bilmiş bilmiş bir şeyler anlatan kızım, onlara doğru yürürken beni gördüğü gibi el sallayıp gülmüştü.

"Anne." Rüya babaannesinin kucağından bana atıldığında onu hemen alıp boynunu öptüm.

"Hadi gel yemeğine devam et anneciğim."

Elini anneme uzatıp yan yana yürümemizi sağladığında göz ucuyla bana bakan kadını görüyordum.

Kucağımda Rüya'yla beraber önden ilerlerken annemde arkamızdan geliyordu.

Annemin yanındaki sandalyeye kucağımdaki meleği bıraktıktan sonra bir şey demeden mutfağa geçtim ve dolu gözlerimi kırpıştırdım.

Rüya benim yüzümden bunları yaşıyordu.

Ellerimi tezgaha dayayıp derin nefesler alırken gözyaşlarımı daha fazla tutamamıştım. Ağzımdan ağlama sesi çıkarken hala aynı pozisyondaydım.

Ona ihtiyacım vardı. Ona çok fazla ihtiyacım vardı.

Omzuma dokunan ellerle hızla gözyaşlarımı silip arkamı döndüm ve şaşkınlıkla karşımdaki adama baktım.

Serhat yanıma gelmişti.

"Ben Sinan ve Çağan'la konuşacağım çocuklar bir daha asla böyle bir şey ima etmeyecekler." Başımı sallayarak gözlerimi kaçırmıştım.

"Rüya seni böyle görmesin toparlan." Destek mi oluyordu bana.

Sesi hala soğuktu ama sanki destek olmak için yanıma gelmiş gibiydi. Eskiden olsa ablam ve Sinem'i o kovardı ama artık yakın olmadığımız için karışmıyorlardı.

"Abim çıkıyor yarın." Başımı hızla kaldırıp sonuna kadar açılan gözlerimle ona baktığımda etraf bir kaç saniyeliğine kararmıştı.

Bu kadar erken mi.?

Rüya'yı görmeye gelecek miydi.?

Boğazımı temizleyip konuşmaya çalıştım ama olmadı. Zaten Serhat'ta daha fazla bir şey demeden çekip gitti.

Görecek miydim sonunda.

Gözlerimi kapatıp tekrar tezgaha tutunduğumda kalp atışım hızlanmıştı.

Akan gözyaşlarımı sildikçe yenileri ekleniyordu.

"Duru." Annemin ağzından iki buçuk yıldır adımı duymadığım için şaşırmıştım.

Hızla toparlanıp bahçeye doğru yürüdüğümde görüş açıma giren kadınla gözlerim hemen Rüya'yı aradı.

Abisinin yanındaydı.

Zeus'un.

"Efendim a.." Devamını söylemedim.

"Bana bir daha anne dersen sana olan hakkımı helal etmem. Sakın bana bir daha anne deme."

"Efendim." Dedim ikimizde durgunlaştığımızda.

"Betül sana seslendi duymadın. Bilal geldi gittiler." Kaç dakikadır mutfakta durduğumu hesap edememiştim.

Sanırım yarım saatten fazladır mutfakta onu düşünüyordum.

"Baş başa kaldınız yani." Dedim masadan bir kaç tabak alıp içeriye giderken.

O da aynı benim gibi iki tabak alıp peşimden geldiğinde itiraz ettim ama attığı bakışlarla sustum.

"Emir yarın çıkıyor...o çocuklar da artık bizim kızımızın babasının kim olduğunu anlarlar." Dedi sinirli ses tonuyla.

"Benim babam Sinan amca gibi mi diyor...Sünepe Sinan kim senin baban kim diyemedim tabi küçük çocuğa." Annem onları sevmediğini her fırsatta belli ediyordu.

Dudaklarım kıvrıldığında diğer tabaklarıda aldım.

Masayı topladıktan sonra yukarıdan inen Sema teyze bizi gördüğü gibi mutfaktan çıkartmıştı.

Üst katları temizlediği için biz yapmıştık.

Annemle beraber yan yana masaya tekrar oturduğumuzda ikimizde konuşmuyorduk.

"Yarın Rüya'yı almaya gelirim babasına götürürüm." Kalbim heyecanla atmaya başlamıştı.

Ben göremeyecek miydim.

"Kaçta." Dedim boğuk sesimle.

Bakışları beni bulmuştu.

Yıllar sonra ilk defa yüzüme bakıyordu.

"Sabah erkenden çıkacak biz biraz vakit geçirdikten sonra Rüya'yı görmek ister zaten." Başımı salladım hepsine.

"Öğlene doğru gelir alırım." Yine başımı salladım.

Emir gelmez miydi buraya.

Eve gelmez miydi.?

"Rüya belki yarın onunla kalmak ister...eğer izin vermezsen onunla konuşurum söyl.."

"Kalabilir." Dedim sözünü keserek.

Emir kızımızla istediği kadar vakit geçirebilirdi.

"Tamam." Dedi soğuk sesiyle.

"Onca yıl ayırdın ikisini...bencede bir gün babasında kalabilir."

Başımı eğdim tekrardan.

"Oğlum üç yaşındaki kızıyla yeni tanışacak. Umarım biraz olsun kalbin acıyordur. Umarım çocuğunuza söylenen imalarla vicdan azabı çekiyorsundur.."

Kalbim çok acıyor anne merak etme.

Sandığından daha fazla acıyor.

"Emir geldiğinde boşanma konusunda zorluk çıkartma." Başımı kaldırmadan gözlerimi kapattığımda bir an nefes alamadım.

"Çocuğum yeni bir hayat kuracak...belki tekrardan yuvasını kuracak. Engel olma."

Anne...yapma.

"Ha yanlış anlama tekrardan yuvasını kuracak derken seninle değil. Kocasına sahip çıkan ona sonsuz güvenip çok seven ve merhameti olan birisiyle kuracak bu yuvayı."

"Senin gibi sözde seviyorum diyenle değil yani."

Yutkunamadım bile.

Başımı eğmiş öylece bacaklarıma ve fayanslara bakıyordum.

"Yarın gelip alırım torunumu."

Çantasını alıp ayağa kalktığında ben de onunla beraber ayağa kalktım.

Bana soğuk soğuk bakarak Rüya'nın yanına yürümeye başladığında parmak uçlarımla masaya tutundum.

Rüya annemin ona geldiğini görerek Zeus'un tuttuğu bacağını bıraktığında koşarak babaannesinin kucağına atlamıştı.

Annem ona ne dediyse o gözleri parlayarak başını sallıyordu.

Gözleri bana takıldığında kocaman gülümseyerek öpücük atınca gülümseyerek aynısını yaptım.

Annem omzunun üstünden bana bakıp ayağa kalktığında Rüya elini tutmuş onunla beraber ön kapıya doğru yürürken ben de iki adım arkalarındaydım.

"Gidiyor muyuz Serpil annem." Serhat annemi görüp konuştuğunda Rüya'nın saçlarını okşayıp arabanın kapısını açmıştı.

"Yarın görüşürüz babaannem."

"Görüşürüz babaanne eğil de yanağını öpeyim." Rüya konuştuğunda üçümüzde gülmüştük.

Annem iç çekerek dizlerini kırdığında Rüya onun yanaklarını öptü.

"Dikkat et kendine sarı papatyam...dediğimi de unutma."

"Merak etme babaanne annem bana emanet." Annem hızla boğazını temizleyip uyarı niyetinde torununa baktığında Rüya pot kırmış gibi elleriyle ağzını kapatıp yan gözlerle bana bakıyordu.

"Ay Zeus diyecektim aklım şaştı galiba babaanne." Onu ısıracaktım birazdan.

Aklım şaştıyı kimden öğrendiğini çok iyi bildiğim için sustum.

"Zeus sana emanet papatyam." Son kez saçlarını okşayıp Rüya'yı öptüğünde göz ucuyla bana bakıp Serhat'ın açtığı kapıdan arabaya binince, Rüya tek eliyle dizimi tutup diğer eliyle de anneme el sallıyordu.

Elimi uzattığımda hemen tuttu.

Biraz geri çekilip arabanın hareket etmesine izin verdiğimizde Serhat kornaya basarak bahçeden çıkmıştı.

"Gel bakalım Rüya hanım." Onu kucağıma alıp boynunu öptüğümde kıkırdadı.

"Demek aklın şaştı." Dedim alnının kenarından öperken.

Başını boynuma gömüp güldüğünde sıkıca sarılıyordum.

"Aslında babaannem seni bana emanet etti anne...ama galiba onun da aklı şaştı.." kaşlarını çatarak saçlarını kaşıyormuş gibi yaptı.

"Beni sana emanet etmesi gerekiyordu ama o karıştırdı." Eliyle dudaklarını kapatıp kıkırdadığında kısılan gözlerini izledim.

Göz rengi değil ama yapısı Emir'e benziyordu.

"Karıştırmış babaannen aşkım." Hava kararmıştı.

"Anne Çınar'lar bir daha bize gelmeyecek mi.?"

"Gelirler annem neden.?"

Omuzlarını indirip kaldırdı.

"Babam gelmeden onlar bize gelmesin." Sırtını okşadım.

Babanla yarın kavuşacaksın Rüya.

Odamıza geldiğimizde perdeleri örtmek için pencereye doğru yürüdüğümde yan evin yanan elektrikleriyle taşındıklarını anlamıştım.

Ben bu kadar kısa sürede elektrik aboneliğini bile açtıramamıştım.

"Anne hadi beni banyo yaptıralım." Kaşlarım çatıldığında gözlerimi kısarak kızıma baktım.

Rüya sudan nefret ediyordu.

İki günde bir zorla duş aldırıyordum ama ağlama krizlerine girecek kadar beni uğraştırıyordu.

"Yaptıralım bir tanem...ben küveti doldurayım ördeklerini de yüzdürürüz."

Memnuniyetsiz bir şekilde başını sallarken dikkatle ona bakıyordum.

Annem bir şey mi demişti.

Belki yarın için hazırlanmasını söylemiş olabilirdi.

Banyoya geçip küveti doldurduğumda suda eriyen renkli köpüklerle ve ördeklerle eğlenceli bir hale getiriyordum ama ona rağmen sevdirememiştim.

"Rüya." Diyerek seslendiğimde minik ayak sesleriyle yüzümde gülümseme oluştu. Üzerini hızlı bir şekilde çıkartıp kucağıma aldığımda mırın kırın ederek sonunda küvete girdi.

Saçlarını yıkadıktan sonra bedenini de yıkıyordum ama söylenmeye başlayınca hemen çıkarttım.

"Bitti küçük hanım."

Suratı hiçte mutlu gibi değildi.

Küçük bornozuna sarıp odaya gönderdiğimde küvetin suyunu açıp arkasından gittim.

Pencerenin kenarına gitmiş karşı eve bakıyordu.

"Anne, çocukları mı var bak park yapmışlar bahçeye." Bizim odamız onların arka bahçesine bakıyordu.

"Acaba çocukları kız mıdır.? Arkadaş oluruz."

"Belki kızdır bir tanem..taşınsınlar annesiyle gider tanışırız." Başını salladığında hızla saçlarını kuruttum.

Bunu da sevmiyordu.

Banyo ve saçlarıyla ilgili hiçbir şey sevmiyordu.

Sadece taratmayı seviyordu.

Yıkama ve kurutmadan nefret ediyordu.

"Anne tamam." Diyerek yataktan indiğinde minik adımlarla giyinme odasına gitmişti.

Arkasından gidip pijamalarını giydirdikten sonra her zamanki gibi kollarımın arasında uykulu uykulu konuşuyordu.

"Ben de Çınar'ın gözlüğünü atsam kızar mısın.?"

"Kızarım." Dedim hemen.

"Ama sen yaptın."

"Onu sadece anneler yapabiliyor Rüya."

Kaşlarını çatıp bacağını yukarıya kaldırdığında elimle ayağını tutup salladım.

Gülüyordu.

"Peki Kuzey'e yapsam."

"Kimseye yapamazsın aşkım...sadece anneler yapabilir."

Başını eğip bebeğini okşadı. Bir şey düşündü ve gözleri doldu.

"Babam beni seviyor mu?" dedi.

Kalbim sıkıştı.

Gözlerim yandı.

Yutkundum.

"Çok seviyor," dedim. "O kadar çok ki, her gece seni düşündüğüne eminim."

Yüzü aydınlandı. Gülümsedi.

"O zaman onu artık görebilir miyiz?" dedi büyük bir merakla.

"Görebiliriz anneciğim babanla konuşayım gelsin artık."

Gözlerime öyle bir bakış attı ki suçluluğum yüzüme sertçe çarptı.

"Valla mı.?"

Saçlarından öptüm.

"Valla." Dediğimde iki bacağını da havaya kaldırıp başını boynuma gömdü.

"Arayalım mı şimdi."

"Bu saatte çekmez telefonları." Başını salladı doğru der gibi.

"O zaman sabah erkenden arayalım olur mu.? Kaçta uyanmamız lazım."

"Yarın akşama doğru ararız tamam mı.?" Diyerek çok büyük bir şey söylemiştim.

Gözlerindeki heyecanı kırmak istemedim ama Emir ilk gün onu görmek isterdi zaten.

Sabah tüm ülke aynı haberlerle uyanmıştık.

Emir Aksoy çıkmıştı.

Gerçekten çıkmıştı.

İki saattir elimdeki telefondan fotoğrafına bakıyordum.

@GAZETEMAGAZİN

Ünlü Mafya Lideri Tahliye Oldu! Onu Şikayet Eden Kişi Şok Etti!
İki yıl önce Türkiye'nin en büyük suç örgütlerinden birinin lideri olarak tutuklanan Emir Aksoy, bugün sabah saatlerinde tahliye edildi. Suç dünyasında "Buz Kral" lakabıyla tanınan Aksoy'un hapishaneden çıkışı büyük yankı uyandırırken, onu şikayet eden kişinin karısı Duru Aksoy olduğu ortaya çıktı!

İhanet mi? Adalet mi?

2013 yılından itibaren yeraltı dünyasında büyük bir güç kazanan Emir Aksoy, yasa dışı bahis, kara para aklama ve yasa dışı silah ticareti suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı. Ancak asıl bomba, ona karşı en büyük delilleri sunan kişinin eşi Duru Aksoy olduğu öğrenildi.

Göz kamaştıran lüks hayatıyla sık sık magazin gündemine gelen çiftin arasındaki iplerin neden koptuğu bilinmezken, Duru Aksoy polisle iş birliği yaparak eşini hapse göndermesi büyük tartışmalara yol açmıştı.

Tahliye Sonrası İlk Sözleri!

İki yılın ardından özgürlüğüne kavuşan Emir Aksoy, hapishane çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtsız bırakırken, yüzündeki sert ifadeyle dikkat çekti. Yanında yakın adamları bulunan ünlü mafya lideri, yalnızca tek bir cümle kurdu:

"Herkes yaptığının bedelini öder."

Bu sözlerin kime yönelik olduğu merak konusu olurken, Duru Aksoy'un güvenlik önlemlerini artırdığı ve yurt dışına çıkmak için hazırlık yaptığı iddia ediliyor.

Duru Aksoy Ortaya Çıkacak mı?

İhanet, intikam ve suç dünyasının gölgesinde yaşanan bu olayın nasıl sonuçlanacağı ise büyük merak konusu. Emir Aksoy'un tahliye sonrası nasıl bir adım atacağı, Duru Aksoy'un bu duruma nasıl karşılık vereceği magazin ve suç dünyasında uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.

Gelişmeler için takipte kalın!

Herkes bunu konuşuyordu.

Aslında orada yazan hiçbir suçtan girmemişti ama medyaya öyle yansıtmışlardı.

Rüya sabahtan beri altı elbise değiştirirken ben de telefona bakarak bana defile yapmasına izin veriyordum.

Saat öğlen iki olmasına rağmen annem gelmemişti.

Rüya'nın ısrarlarıyla iki kere aradığımda da açmamıştı.

Emir onun yanına gitmiş miydi.?

Görmüş müydü annesini.

Annem her hafta onun yanına gidiyordu ama dışarıda görmesi ayrıydı.

"Anne babaannem yarın hazırlan çok sevineceğin bir şey olacak dedi ama aramıyor." Kollarını birbirine sarıp başını eğdiğinde yanına eğilip elini tutmaya çalıştım ama izin vermedi.

Sema teyze bize üzgün gözlerle bakıp yanımızdaki sehpayı silerken derin bir nefes alıp vermiştim.

"İşi çıkmıştır Rüya yoksa babaannen her gün senin yanına geliyor biliyorsun."

Dolu gözleriyle bana baktı.

"Sende babamı arayacaktın ama hala aramadın."

"Aradım ama çekmedi."

Elleri iki yana düştüğünde yüzündeki hüzünle kendimi bir yerlerden atmak istedim.

"Ben odama çıkıyorum ve seni de bir kaç dakika görmek istemiyorum anne." Arkasını dönerek yanımdan gittiğinde öylece arkasından bakıyordum.

"Emir bey gelir görürse hırçınlığı da biter kızım merak etme." Sema teyzeye başımı salladığımda oturduğum yerden zar zor kalktım.

Sürekli yeni bir haber var mı diye akışı yeniliyordum.

Neredeydi ve neden kızımızı görmeye gelmemişti hiçbir fikrim yoktu.

Giden herkes ona kızının fotoğrafını, videosunu gösteriyordu ve o belki de bundan çekinmiştir.

Kızımız konusunda çok hassas olduğu için nasıl karşısına çıkacağını düşünüyordur belki de.

Geçen yarım saatin ardından Rüya elinde kalemler ve boyama defteriyle gelip yanıma oturduğunda alttan alttan bana bakıp önüme kalem koyunca elime aldığım an başını kolumu sürtmüştü.

Küs olup olmadığımı öğrenmek için böyle yapıp tepkime baktıktan sonra bana yanaşıyordu.

Kalemi bırakıp onu kollarımın arasına aldığımda sıkıca sarılmıştım.

"Özür dilerim bağırdığım için." Dedi boynumu öptükten sonra.

"Ben de özür dilerim annecim."

"Sen bağırmadın ki özür dileme." İç çektim.

"Zeusu gezdirelim mi.? Hem yürüyüş yaparız." Hızla başını salladığında ayağa kalkıp elini uzatmıştı.

Üzerimde beyaz hafif bol tshirt ve kısa siyah bir tayt vardı.

Rüya'nın üstüne baktım....uzun pembe taytı ve pembe thsirtü vardı.

Bahçeye gidip Zeusa tasmasını takarken Sema teyze Rüya'ya ayakkabısını giydiriyordu.

Ön bahçeye gittiğimde kapıdan Rüya kuş çıkmıştı.

Zıplaya zıplaya yanıma geldiğinde hemen elinden tuttum.

Bir elimde oğlumuzu diğer elimde kızımızı tutuyordum.

"Anne yarın buraya gelip boyama yapalım mı.?" Sitenin ormanlık alanındaki süs havuzunu gösteriyordu.

"Gelelim bir tanem." Derken etrafa bakınıyordum.

Bu taraflara bende ilk defa geliyordum.

Rüya kozalak toplarken koyacak bir şey bulamadığı için tshirtünü içe katlayıp ona biriktirmeye başladığında sesimi çıkartmadım.

Bankta otururken onu izliyordum.

Telefonumu dakika başı kontrol etmeme rağmen arama yoktu.

"Gidelim mi artık." Dedim ayaklanıp Zeusa tekrar tasma takarken.

Bir buçuk saattir buradaydık.

Hemen kucağındaki kozalaklarla yanıma gelip boştaki elini uzattığında tuttum.

Etrafta kimse yoktu ama yine de elimi tutup yanımda yürüyordu.

Zeus önden bizde arkasından giderken evin yoluna girmiştik ve hafif yokuş olan yolu çıkıyorduk.

Yanımızdan hızla arabalar geçip bizim bahçenin yanındaki eve girdiklerinde gözlerim onlardaydı.

Yedi araba girmişti eve.

Rüya durunca başımı yana çevirip elimi tutan meleğime baktım.

"Susadım." Dediğinde Zeus'un tasmasına dikkat ederek Rüya'yı kucağıma almıştım.

Bir eli boynuma dolandığında diğer eli kendi tshirtünün önünü tutuyordu.

Hala düşürmemiş olmasına güldüm.

"Beş dakikaya evdeyiz içersin suyunu aşkım... yanıma almayı unutmuşum." Yanağını öpüp arkamızdaki arabaya göz ucuyla baktığımda arkada kalan evin karşısındaki yolda durduğunu görüp yürümeye devam ettim.

Yanımızdan geçen arabaların aynısıydı ama başka kapının önünde durmuştu.

Yorulduğum için yavaş adımlarla yokuşu çıkarken beklediğim olmuştu ve Rüya kozalakların hepsini düşürmüştü.

"Ya of anne." Diyerek kucağımdan aşağıya atıldığında onu yere indirdiğim gibi tshirtünü tekrar açarak düşen kozalakları toplamaya başlamıştı.

Uzağa gidenleri alırken arkamızdaki arabanın bu seferde az önce önünden geçtiğimiz evin karşısında durduğunu görmüştüm.

"Hadi Rüya." Diyip iki adımda yanına giderken o yola düşen kozalak için adım attığı an tshirtünün ense kısmından tutup durdurdum ama ben Zeus'un tasmasına takıldığım için yola doğru tökezlemiştim.

"Anne araba yok kontrol ettim ki." Diyerek sağ bacağıma tek kolunu korkuyla doladığında ayağımı kaldırıp dolanan tasmadan kurtardım.

"Birden atlama Rüya korkuyorum bir tanem." Dediğimde elini uzattı ama ben onu tekrar kucağıma almıştım.

Bu sefer hızlı adımlarla kapının önüne yaklaştığımızda arkamızdaki araba bizi geçerek yan villa'nın bahçesine döndü ama içine girmedi.

Araba yan bir şekilde dururken oraya çok bakmadan Zeus'u tutmaya çalıştım.

Öne atılınca Rüya gülmüş ve iki tane kozalağı yine düşürmüştü.

"Anne alalım." Diyerek elini uzattığında onu tekrar kucağımdan indirdim ve arkamı dönüp düşen kozalakları aldım.

Kızımı kucağıma alacağım sırada arabanın hala aynı şekilde kapıdan girmediğini görünce Rüya'ya baktım.

Arabanın içindeki kişi acaba bize mi bakıyordu.

"Ben yürürüm anne." Diyip iki eliyle tshirtündeki kozalakları tutarken önden Zeus'la beraber yürümeye başlamıştı.

Evimize beş metre olduğu için karışmadım.

İkisi önde ben arkalarında yürürken bahçeye gireceği sırada Zeus ona çarpıp kaldırıma doğru düşmesini sağlayınca Rüya elleri dolu olduğu için dengesini kuramayıp taşın üstüne doğru düşerken, düşmeden önce ellerine doğru refleksle ayağımı uzatıp düşmesini hafifletmiştim ama yine de düşüşü sert olmuştu.

"Rüya.!"

Ağlayan kızımı yerden kaldırıp kolunu yavaşça kendime çevirdiğimde kanadığını görünce hala tuttuğu kozalakları bırakmasını sağlayarak çenesine baktım.

Yan tarafı soyulmuştu.

"Ağzını aç bir tanem." Dedim telaşla.

Ağladığı için zor olmamıştı.

Dişinin kanadığını görünce onu hemen kucağıma aldım ve Zeus'un tasmasını bıraktım.

"Acıyor mu.?"

"Acıyor.!" Dediğinde gözyaşlarını silerek bir iki adım attığımda önümüzde duran ve hala bahçe kapısından içeriye girmeyen arabanın ön kapısı açılmıştı.

"Rüya." Arabadan inen Yusuf hızla bize doğru yürürken adımlarım durdu.

Şoför tarafının da kapısı açıldığında bu sefer Serhat'ı görünce kalbim deli gibi çarpmaya başlamıştı.

Gözlerim arka koltukta oturan adamı görmek için can atarken filmli camlardan dolayı hiçbir şey görememiştim.

Emir önümüzdeki arabadaydı.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı.?

Geçiş bölümü gibi düşünebilirsiniz artık diğer bölüm Emir'li bölümlere geliyoruz.

Yeni bir kaç karakter ekledim onları da ilerleyen bölümlerde tanıyacağız.

Beni buradan veya instagram hesabımdan takip edebilirsiniz.

Hesap: minabuse_

Oy sınırı 750
Yorum sınırı 500

(Lütfen yorumlarda harf, emoji kullanmayın ben çok yorum gelmesini değil sizin düşüncelerinizi merak ediyorum ve ona göre ilerliyorum.)

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.657okunma 41beğeni 3yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18