47. bölüm · Sahte ve Gerçek
FİNAL
•KEYİFLİ OKUMALAR•
3 buçuk ay sonra..
Nerede miydik.?
Gelen sancılardan dolayı apar topar hastaneye gelmiştik ama Arzu hanım ikizleri kontrol ettikten sonra henüz doğum için hazır olmadıklarını söyleyince tekrar eve dönüyorduk.
Emir oldukça gergin bir şekilde arabayı kullanırken yaptığım esprilere bile gülmüyordu.
Sancım olduğunu söylediğimde gözlerinde gördüğüm korkuyla kendime etmediğim küfür kalmamıştı.
Benim yüzümden böyleydi.
Korkuyordu.
Adamda travma bıraktın.
"En geç üç haftaya kucağımızda olacaklar." Diyerek eline uzandığımda ellerimi hemen avucuna almıştı.
"Olacaklar bir tanem." Dedi bana bakmadan.
Artık son düzlükte olduğumuz için her hafta kontrole gidiyorduk. Aslında daha iki gün önce gitmiştik ama Mira ve Mert bize fake atmışlardı.
Annem doğum çantamı alarak hastaneye geldiğinde bir süre bozulan sinirlerimle beraber gülmüştüm.
Rüya artık kardeşleri gelmediği için her gün onlara küsüp tekrar barışıyordu.
Serhat ve Gaye evlenmeye karar vermişlerdi ve üç gün sonra düğünleri vardı. Eve geldiğimizde Emir benim iyi olduğuma emin olup şirkete gitmişti.
Rüya'yla birlikte bahçede dururken gelen sancıyla gözlerim kapandı.
Arzu hanım artık son günlerde olduğumuz için normal olduğunu söylediği için rahattım.
Ben yatakta uzanırken minik kızım karnıma bir şeyler yapıştırıyordu.
"Bu da sana olsun Mira...anne hangisi sağdaydı."
"Mira diğer tarafta aşkım...burada Mert var." Diyerek sağ tarafımı gösterdim.
Mert sağda Mira'da soldaydı.
Rüya karnıma sarılıp iki taraftan öptüğünde kalbim yumuşacık olmuştu.
Annem akşam yemeği için bizi çağırdığında zar zor yataktan kalktım ve Rüya'nın da yardımıyla merdivenlerden indim.
Emir geç geleceği için biz yemeklerimizi yedikten sonra sohbet edip odalarımıza geçmiştik.
Rüya'yı uyutup kendi odama gittiğimde duşa girip bornozla yatağa uzandım ve bir haftadır çok fazla şişen ayaklarıma baktım.
Yan dönerek rahat bir pozisyon bulduğumda bir süre uyumaya çalıştım ama ikisi de kıpır kıpır oldukları için pek mümkün olmamıştı.
Geçen saatlerin ardından hala uyuyamadığım için gözlerimden yaşlar akarken duyduğum kapı sesiyle gözyaşlarımı hemen sildim.
Burnumu çektiğimde sessiz olmaya özen gösteren adamın adımları hızlandığında beni hemen kendine çevirmişti.
"N'oldu.?" Sesi telaşlı çıktığında yüzümü okşadı.
"Uyuyamadım." Diyerek kollarımı ona uzattığımda beni hızla kendine çekip sıkıca sarıldı.
"Uyuturum ben her şeyimi."
"Emir."
Söyle der gibi sırtımı okşayan hareketleri durdu.
"Benim canım karpuz çekti."
"Şimdi mi.?"
Kaşlarımı çattım.
"Yok çocuklar doğduktan sonra çekecek...bebeklerin canı karpuz istiyor.."
Emir'in şaşkın bakışları beni bulduğunda gözlerim tekrar dolmuştu.
"Kışın karpuz mu istiyorsun.?"
Ağzımdan çıkan hıçkırıkla beni tekrar kolları arasına aldı.
"Bulamaz mısın ki." Dedim ağlamalarımın arasından.
"Bulurum her şeyim...sen istiyorsan hemen bulurum." Daha çok ağladım.
"Ben istemiyorum senin çocukların istiyor."
"Hanginiz istiyorsanız bulurum yavrum." Dedi saçlarımı okşarken.
Cebinden çıkarttığı telefonun ekranını açtığında yaşlı gözlerle onu izliyordum.
"Ali...söyle çocuklara karpuz bulsunlar...evet Ali.!" Dedi sinirle.
Bir yandan da gözyaşlarımı siliyordu.
"Haber ver diğerlerine bulmadan gelmeyin."
Omzuna vurdum.
"Onlar babalarından istiyor." Diyerek karnımı gösterdiğimde Emir derin bir nefes verip telefonu kapattı.
"O zaman bulup geliyorum uyuma güzelim tamam mı.?" Alnımdan öptüğünde başımı salladım.
"Ama seni özlemiştim biraz sarılayım." Kollarımı tekrar ona sardığımda iç çekerek beni kucağına çekti.
Yoruyordum onu.
Ama elimde değildi özellikle bir haftadır her şeye ağlamak istiyordum. Bazen de sadece ona sarılmak.
"Bebekler uyumadan karpuzu bulayım güzelim. Gelince sarılıp uyuruz." Başımı salladığımda beni öpüp hızla gitmişti.
Saat neredeyse sabah olmak üzereydi.
Sıcakladığım için tekrar duşa girdim ve bu sefer pijamalarımı giyerek yatağa geçip kocamı beklemeye başladım.
Telefonumu elime alıp sosyal medyaya girdiğimde geçen hafta gittiğimiz yurtdışından attığım fotoğraflara gelen yorumlara bakındım.
@DURUAKSOY
♥️
8.855.059 beğenme 167.748 yorum
@instagramkullanıcısı: hala doğurmadın mııı
@instagramkullanıcısı: Emir'i daha çok attt
@instagramkullanıcısı: hayat bunlara güzel
@instagramkullanıcısı: ne kadar kaldı ikizlerin gelmesinee
@instagramkullanıcısı: niye hep karnını atmışsın anlamadık?
@instagramkullanıcısı: kışın yaz tatiline gitmişler (çok kıskandım)
@instagramkullanıcısı: Bugün de ayrılmamışlar
@instagramkullanıcısı: hakkınızda bir sürü dedikodu çıkıyor cevap ver artık
@instagramkullanıcısı: Emir çok şanslı aq
@instagramkullanıcısı: Arkadaşını da atması 😍
@instagramkullanıcısı: Ay çok güzel bir dump
@instagramkullanıcısı: tatile çıkılmış
@instagramkullanıcısı: Çok mu şey istedim bir tane Emir istedim.
@instagramkullanıcısı: Kızınız çok tatlı.
@instagramkullanıcısı: Bu ne şimdi anladık hamilesin
@instagramkullanıcısı: 😍😍😍
@instagramkullanıcısı: herkes onları konuşurken onların tatile çıkması
@instagramkullanıcısı: Karnını niye açıyorsun.?
Yorumların bir kısmını beğendikten sonra telefonu kenara bırakıp uzandım ve elimi karnıma koyarak bebeklerle konuştum.
Onlara Emir'i şikayet ederken açılan kapıyla heyecanla yerimde doğruldum.
Gördüğüm tabakla güldüğümde bana doğru gelmesini bekledim.
"Al bir tanem."
Uzattığı tabağı yatağa koyup ağzıma hemen bir karpuz attığımda gözlerim kapandı.
"Sen buldun değil mi.?" Dedim ağzımda lokma varken.
Başını sallayıp saçlarımdan öptükten sonra banyoya geçmişti.
Çocuklarımızın alnında leke çıkmasından son anda kurtulmuştuk.
Emir duştan çıkana kadar koca tabağı bitirdiğimde rahatça arkama yaslandım ve giyinme odasına giden adamı süzdüm.
İç çekerek önüme döndüğümde kısa sürede yanıma gelmişti ve sonunda onun kokusuyla uyuyabilmiştim.
•
"Evet.!" Gaye'nin sesiyle alkışladığımızda sabahtan beri gelen sancılardan bir tane daha gelince yüzümü buruşturdum.
"Evet.!" Nikah memuru konuştuktan sonra Serhat'ın da gür sesini duymuştum ama aklım şu an başka yerdeydi.
Emir ve ben şahit olduğumuz için imzaları atmıştık.
Gaye ve Serhat dans için piste giderken Emir'de beni kolumdan tutup annemin yanına oturmamı sağladı.
"Abi.!" Yusuf'un sesiyle ikimizin de bakışları onu bulunca Emir yüzümü elleri arasına aldı.
"İyi misin.?" Elleri karnıma değdi ve parmağıyla okşadı.
"Süperim." Diyerek içini rahatlattığımda bana son kez bakıp Yusuf'un yanına gitmişti.
Sancı geçtiğinde derin bir nefes verip kocama baktım.
Karşı tarafta Yusuf ona bir şeyler anlatırken o sigara içiyordu.
Giren sancıyla nefesim kesildiğinde annemin elini tuttum.
"N'oldu.?" Dedi telaşla.
"Sancım var." Diyerek konuştuğumda bir sancı daha girmişti.
Annem ayağa kalkıp telaşla bana baktığında gözleri Emir'i arayınca elimle olduğu yeri gösterdim.
"Emir.!"
Emir bize bakıp elindeki sigarayı atarak koştuğunda hızla önümde eğilmişti.
"Sancısı var ben Arzu'yu arayayım gidelim hemen."
"Sen burada kal anne...gel meleğim." Beni yavaşça kaldırdığında kucağına almasına izin vermedim.
"Arabayı kapıya getirin çabuk." Telefonla konuştuğunda herkes beni fark ederek yanımıza geliyordu.
"N'oldu.?"
"Duru.!"
"Sancısı var." Diyordu annem hepsine açıklama yaparak.
Herkes bana bir şeyler diyordu ama acıdan odaklanamıyordum.
Hissettiğim baskıyla elim karnıma gitti.
"Bana bak meleğim...on dakikaya gideceğiz derin nefes al."
Arabaya bindiğimde anneme ve diğerlerine baktım.
"Rüya." Demiştim ki annem hızla konuştu.
"Tamam o ben de merak etme...telefonlarınız açık olsun haber verin sürekli." Dedi.
Gaye'de ona benzer bir şeyler söylerken Emir hızla yola çıkmıştı.
"Valiz." Dedim sancı biraz geçerken.
"Arabada." Dedi korku dolu sesiyle.
Bana derin nefesler almam gerektiğini söyleyip hızlı bir şekilde hastaneye geldiğinde Arzu hanım bizi karşılamıştı.
Ve doğum başlamıştı.
Üzerime hastane önlüğü giydirdiklerinde bir kaç saat sonra ikizlerin bizimle olacağını anlamıştım.
Geliyorlardı.
Gelen sancıyla inlediğimde Reyhan hanım yani ebemiz pilates topuna oturmamı söyledikten sonra Emir beni yavaşça kaldırıp topa oturmama yardım etti.
"Kasma kendini gevşet...birazdan bebeklerin pozisyonuna bakacaklar sonra da doğuma karar verecekler."
Derin bir nefes verip Emir'e baktığımda onun da telaşlı olduğunu görünce başımı koluna yasladım.
Geçen yarım saatin ardından sancılar iyice artarken odaya Arzu hanım geldi.
"Nasılsın bakalım...bebeklere bakalım sonra da artık seni doğum için hazırlayalım."
Emir alnımdan öptüğünde gözlerim kapandı.
Sancılar sık gelmeye başlamıştı.
"Sancılar sıklaştı Arzu...biraz yürüyüş yapalım sonra bebeklere bak." Arzu hanım, Reyhan hanımı onayladığında Emir'le beraber koridora çıkarak yürümeye başlamıştık.
"Çok mu sancın var...elimden bir şey gelm.."
"Yanımdasın Emir. Yanımdasın...bebeklerde bir kaç saate yanımızda olacak ve senin gibi bir babaları olduğu için bana dua edecekler." Son cümlemi gülmemiz için söylemiştim ama o gülmemişti.. yükümü ona vererek yürüdüm.
Merdivenlerden inip çıktığımız on beş dakikanın sonunda nst'ye bağlanmıştım.
Arzu hanım ve Reyhan hanım ekrana baktığında aynı anda konuşmuşlardı.
"Sezaryene alalım."
Arzu hanım gülümseyerek bana döndü.
"Bebeklerden birisi ters duruyor, riske atmaya gerek yok...doğumhane zaten hazır alalım hemen seni."
Emir'in bedeni gerildiğinde elimi sıktı.
"Arzu hanım, her şey yolunda gidecek mi? Yani hem bebekler için...hem benim için? Sezaryen güvenli ama... bilmiyorum. Korkuyorum...sanki bu şekilde doğurunca anneliğim sorgulanacak gibi hissediyorum." Dedim içimdekileri söyleyerek.
Hem Arzu hanım hem de Reyhan hanım anlayışla bana baktılar.
"Doğum şekli kimseyi daha az anne yapmaz Duru. Vajinal ya da sezaryen... her doğum bir mucizedir. Sen bu çocuklar için aylarca savaştın. Onlara kalbinle can verdin. Şimdi sıra, onları sağlıklı bir şekilde kucağına almada." Arzu hanım kolumu okşayarak konuştuğunda sancılarımın arasında tebessüm ettim.
Doğru söylüyordu.
"Ne yazık ki insanlar hala doğum şekillerini yarıştırıyor. Ama biz doktorlar biliriz ki doğumun normali, annenin ve bebeğin sağlıklı çıkabildiği yoldur. Gerisi sadece bakış açısı." Diyerek ekledi Reyhan hanım.
Arzu hanım yanımda gergin bir şekilde duran kocama baktı.
"Hiçbir sıkıntı yok Emir...epidural yapacağız ve doğuma gireceğiz...Duru uyanık olacak."
"Emir'de girecek doğuma." Dedim derin bir nefes vererek.
Arzu hanım başını salladığında Emir çenemi okşayıp avuç içimi öptü.
"O zaman doğumhaneye gidelim bu sabırsızları da artık buraya getirelim." Gülümsemiştim ama fazlasıyla korkuyordum.
Rüya'nın doğumunu hatırlamıyordum bile. Ve şu an sanki ilk defa doğum yapacakmış gibi korku doluydum.
Doğumhaneye geldiğimizde Emir sakinleşmem için sürekli güzel şeyler söylüyordu ama ben hem sancılardan hem de bıçak altına yatacağım için fazlasıyla gergindim.
"Epidurali takalım mı hocam." Hemşirelerden birisi konuştuğunda ameliyathanede ikizler için hazırlıklar yapılıyordu.
"Ben hallederim." Arzu hanım arkama geçerek beni öne doğru eğdiğinde belimde baskı ve yanma hissedince inlemiştim. Emir kaşlarını çatarak Arzu hanımın yaptıklarını izliyordu.
"Sancıların azalacak bir kaç dakika içinde merak etme...uyuşma başladığında doğuma geçeceğiz."
Başımı karşımda ayakta duran Emir'in karnına koyarak sarıldığımda o saçlarımı okşuyordu.
Açılan damar yoluma hemşire bir şeyler yaparken kalbim heyecanla atıyordu.
"Emir." Bakışları bana döndüğünde dizlerini kırarak önümde oturmuştu.
"Biraz korkuyorum galiba." Gözlerim dolduğunda elleri hızla yüzüme çıkmıştı.
"Bir kaç dakika sonra burada olacaklar niye korkuyorsun bir tanem...ben buradayım. Size bir şey olmasına izin verir miyim Duru...niye korkuyorsun meleğim."
Arzu hanımın dediği gibi sancılar hafiflediğinde bacaklarımı da pek hissedememeye başlamıştım.
Hareket ettirebiliyordum ama hissedemiyordum.
"Yanımdan ayrılma tamam mı.?" Elimi öptü.
"Buradayım." Ve sıkıca tuttu.
Ameliyat masasına yattığımda göğüs hizama kadar bir perde çekilmişti.
"Hazır mısın bakalım bebeklerinle tanışmaya." Reyhan hanım yanıma geldiğinde gözlerimi Emir'den ayıramamıştım.
Kolunu sıkıca tutup ondan güç alıyordum.
"Hazırım...Emir."
"Söyle bir tanem." Diyerek Arzu hanımda olan bakışlarını bana çıkarttığında kalbim hızla çarpıyordu.
Arzu hanım doğuma başlamıştı bile.
"Önce hangisi doğacak sence Duru." Reyhan hanım konuştuğunda bakışlarım onu bulmuştu.
"Bilmiyorum." Diyerek kısa cevaplar verirken Emir alnımdan öptü.
Geçen bir kaç dakikanın ardından Arzu hanım konuşmuştu.
"Baskı hissedeceksin biraz Duru." Emir yüzümü okşayarak hafifçe gülümsemişti ama bu gülümsemesi içten gelen bir şey değildi.
Beni rahatlatmak için kendini zorluyordu.
Arzu hanımın dediği gibi bir baskı hissettiğim an yüzümü buruşturup korkuyla Emir'e baktım.
"Sorun yok merak etme." Diyordu Reyhan hanım diğer tarafa bakarken.
Emir iç çekerek dudaklarını alnıma koyduğunda tekrar bir baskı hissetmemle dudaklarımdan korku dolu bir nida çıkmasıyla duyulan ağlama sesi aynı anda olunca gözlerim kocaman açıldı.
"Emir." Dediğimde gözlerim hızla dolmuştu.
"Mert sizinle tanışmak istiyormuş annesi." Emir'in bakışları Arzu hanımın olduğu taraftayken duyduğum ağlama sesiyle gözlerim kapandı.
"Emir kucağına alsın." Diye konuştuğumda Reyhan hanım hızla başını sallayarak yanımdan gitmişti.
"Doğdu." Emir konuştuktan sonra bebeğimizde olan bakışları bana dönünce dolu gözleriyle öyle bir gülümsemişti ki...kalp ritimlerimi bozacaktı.
Yukarıdan bana uzatılan ve ağlayan bebeği gördüğümde ağlıyordum.
Reyhan hanım onu göğüsüme koyduğunda tutman için destek veriyordu.
"Emir'de kucağına alsın." Dediğimde ona tshirtünü çıkarttırmışlardı bile.
"Oğlum." Dedi Emir bize doğru eğilip onu öperken.
"Temizleyip hemen getirsinler." Reyhan hanım onu kucağımdan alıp hemşireye verdiğinde Emir'le şaşkınca birbirimize bakıyorduk.
Doğmuştu.
"Oğlumuz doğdu Duru." Gözlerimi kapattığımda hissettiğim diğer baskıyla Arzu hanım tekrar konuşmuştu.
"Yine baskı hissedeceksin Duru...küçük hanımı da annesiyle tanıştıralım."
Emir bana doğru uzanıp akan gözyaşlarımı silerken hissettiğim diğer baskıyla Mert'in ağlama sesine başka bir ağlama sesi karıştı.
Mira.
Doğmuşlardı.
"Hoş geldin güzellik." Diyordu Arzu hanım.
"Gel bakalım." Arzu hanım bu sefer elleri arasında duran ve ağlayan kızımı göğüsüme koyduğunda onu inceliyordum.
O kadar küçüktü ki... ama kalbi, benim kalbimle aynı ritimde atıyordu. Derisinin sıcaklığı, ağrılarımı unutturdu. O an anladım... artık her şey farklı olacaktı.
Gözüme ilk çarpan siyah saçları olurken dudaklarımı ıslatarak gülümsedim ve meleğimi öptüm.
Dikişlerim atılıyordu.
"Mert nerede.?" Dedim boğuk sesimle.
Ağlıyordum.
"Onu doğum sırasında kıpırdamaman için direkt temizlemeye aldık...kızlar Mert'i de annesine getirin."
"Emir alsın kucağına." Dedim şaşkınlık dolu gözlerle bana ve Mira'ya bakan adama bakarak.
Kıpırdamıyordu. Ağlayan kızımızı izliyordu.
"Emir bey." Hemşirelerden birisi seslendiğinde görmeye çalıştım ama göremiyordum.
"Duru alsın." Bana dönüp şaşkınlıkla konuştuğunda gülümsedim. "Çok küçükler Duru."
"Mert babasıyla tanışsın....Emir sen Mert'i al sonra da Mira'yı kucağına vereyim." Dedi Arzu hanım.
Arzu hanım bize bebeklerin ilk doğduğunda tene temas etmeleri gerektiğini önceden anlattığı için Emir tshirtünü çıkartmış kızının ona gelmesini bekliyordu.
Ağlaması biraz duran kızımı göğüsümden aldıklarında yine aynı saç rengine sahip diğer meleğimi gördüğümde gözlerimden tekrar yaşlar aktı.
"Oğlunu al bakalım annesi." Dedi Arzu hanım.
Mert'i göğüsüme koyup tutmama yardım ettiğinde uyuşan kolumu kaldırıp yüzüne dokundum.
"Annecim...merhaba Mert." Arzu hanımın yardımıyla onu tutarken gözlerim yan tarafımızdaki adamda durdu.
Kucağında tuttuğu kızımıza öyle bir bakıyordu ki çocuklarımızın ne kadar şanslı olduğunu bir kez daha bana hatırlatmıştı.
Onların, mükemmelin ötesinde bir babaları vardı.
"Çok küçüksün." Diyordu meleğimize.
Gözleri bize kaydığında sanki görmüyormuşum gibi Mira'yı gösterdi.
"Çok küçük Duru." Bir yandan da göğüsümde duran Mert'e bakıyordu.
İkisi de artık ağlamıyordu.
Elleri yüzleri buruş buruş olmalarına rağmen o kadar güzellerdi ki. Kollarına bir şey takıldıktan sonra biraz daha bizim göğüsümüzde durup sağlık kontrolü için alınmışlardı.
Hemen yan tarafta yapıldığı için Emir ayakta durup elimi tutarken gözleri onlardaydı.
"Dikişlerini attık odaya gidebiliriz...bir saate hafif hafif ağrıların başlayacak.."
Elimi tutan adam dizlerini kırarak benim hizama eğildiğinde gözyaşlarımı silerek yüzümün her yerini öptü.
"İyi misin meleğim."
Başımı salladığımda dudakları alnımda durdu.
"Çok güzeller...çok küçükler Duru. Aklımı oynatacağım amına koyayım."
Onlara bakmak için tekrar ayağa kalktı ve bir kaç saniye izledikten sonra tekrar dizlerini kırarak bana eğildi.
"İyisin değil mi.?."
Nefesi yüzüme değerken dudaklarımı öpüp bir kaç saniye benden ayrılmadığında gözlerim kapanmıştı.
"Fazlasıyla iyiyim." Dememle dudağımdan tekrar öptü.
Ağlama sesi duyduğumuzda Emir benden ayrılıp hızla ikizlerin yanına giderken beni de yatağa almışlardı.
Emir ve hemşireler arkada bir şeyler konuşurken yatağın hareket etmesiyle gözlerimi kapatıp açtım ve elimi artık o kadar da şiş olmayan karnıma koydum.
Doğurmuştum.
Hem de iki tane.
İki tane.
Başımı yana çevirip arkamdan gelen adama baktığımda gördüğüm görüntüyle gözlerim hızla dolmuştu.
Emir'in bir kolunda Mira, diğer kolunda ise Mert vardı ve arkamdan geliyorlardı.
Beyaz otomatik kapı açıldığında duyduğum şaşkınlık dolu sesle hızla önüme döndüm ve elleriyle dudaklarını kapatarak bize bakan kadına baktım.
Annem Emir ve kucağındaki bebeklerimize baktıktan sonra gözleri hızla bana çevrilmişti.
Gelmene gerek yok demiştim ama o dayanamayıp gelmişti.
"İyi misin annem." Yanıma gelip saçlarımı okşadığında eğilerek alnımdan öptü.
"Ağrın var mı.? Sorun yok değil mi.?" Son cümlesini arkamda duran Arzu hanıma bakarak söylemişti.
"İyiyim merak etme...saçlarına bak." Diyerek karnımdaki elimle Emir'in kucağındaki minikleri işaret ettiğimde dolu gözlerle onlara doğru yürüdü.
Rüya'nın ilk üç dört ay saçları olmadığı için oldukça şaşırmıştım.
İkisinin de saçları vardı ve gürdü.
Mira'nın saçları açık kahverengiyken Mert'in saçları siyahtı.
"Oy Allahım şükür olsun şunlara bak...babaannem hoşgeldiniz...kurban olurum size." Temizleyip üstlerini giydirmişlerdi.
Emir ve benim seçtiğimiz zıbınlı takımlar vardı üstlerinde.
"Küçücükler." Emir hala şoku atlatamamış gibi aynı şeyi söylerken Arzu hanım onlara bir şeyler anlatıyordu.
Yatak tekrar hareket ettiğinde vücudumdaki uyuşuklukla gözlerim kapandı.
Odaya geldiğimizde hemşire serumu asıp iyi olup olmadığımı sorarken Emir hızlı adımlarla bana doğru gelip baş ucuma geçtiğinde artık kucağında olmayan bebeklerimizi merak etmiştim.
"Getirecekler şimdi." Emir ben konuşmadan derdimi anlayıp merakımı giderdikten sonra alnımdan öptü.
"Yarım saate uyuşma hissiniz geçecek ve yavaş yavaş ağrılarınız başlayacak...ben tekrar gelip sizinle ilgileneceğim." Konuşan hemşireye başımı salladığımda annem ve bebeklerde odaya gelmişti.
İkizleri başka bir hemşire küvezde getirdiğinde yerimde dikleşmeye çalıştım ama yapamadım.
"Dur meleğim...başlığı biraz kaldırsak ağrısı olur mu.?" Emir arkaya dönüp sorduğunda Arzu hanımda bize doğru geliyordu.
"Sorun olmaz ben ayarlayayım şuradan." Ve hafif dik konuma gelmiştim.
"İyisin değil mi.?" Dedi Arzu hanım.
Şu an iyi miyim değil miyim hiçbir şey bilmiyordum, sadece Mert ve Mira'yı kucağıma almak istiyordum.
"İyiyim."
Emir derin bir nefes verirken annem dudaklarını büzmüş küvezde yatan yeni aile üyelerimize bakıyordu.
"Sen babana mı benzedin...babaannen sizi yesin."
"Annelerinin kucaklarına verelim artık bebişleri." Demişti Arzu hanım.
Küvezden Mert'i çıkartıp bana doğru yürürken kalbim heyecandan çok hızlı atıyordu.
Kollarımı açmış oğlumu beklerken gördüğüm kapalı gözlerle yüzünü incelemeye başlamıştım. Doğduktan sonra da bakmıştım ama şu an farklıydı.
"Annecim." Kollarımın arasına bırakıldığında büyülenmişcesine ona bakıyordum.
Çok güzeldi.
İkisi de çok güzeldi.
Yanağını elimin tersiyle okşarken elleri havaya kalktığında alnından öptüm.
Mis gibi kokuyordu.
"Prensesi de al bakalım." Arzu hanımın sesiyle başımı kaldırdığımda hemen yanımızda bize bakan adamı görünce gülümsedim.
Emir öylece durmuş bizi izliyordu.
Arzu hanım Mira'yı kucağıma koyarken Emir yardım etmişti.
Kolumu tutarak bana destek olurken ben diğer meleğime bakıyordum.
İkisi de Emir'e benziyordu.
"Sana benziyorlar." Diyerek Emir'e baktığımda dudaklarımı Mira'nın alnına bastırdım.
Bana benzemiyorlardı ama önemli olan benzemesi değil önemli olan benim tasarımımdı.
"İyiler değil mi Arzu...sorun yok." Diyordu annem.
"Hiçbir sorun yok merak etme."
Mira gözlerini biraz açıp dudaklarını titrettiğinde ikimizde onun her hareketini izliyorduk.
"Gözlerini açamıyorlar mı.?" Dedi Emir merakla.
"Açıyorlar...birazdan tam açarlar." Arzu hanım cevap vermişti.
"Kolum ağrıdı." Diyerek Mira'yı biraz havaya kaldırdığımda Emir hızla onu kolları arasına alıp sanki tuhaf bir şey inceliyormuş gibi bakıyordu.
"Çok küçüksün lan."
Söylediği şey beni güldürdüğünde karnımda hissettiğim sızlamayla gözlerimi kapatıp açtım.
Kızımızın yanağını öpüp tekrar ona baktığında Mira ilk saatlerden tarafını belli etmiş gibi gözlerini açıp mırıldanmaya başladı.
Emir'e aşık olacak bir kız çocuğu daha doğurmuştum.
Mert kucağımda sakin sakin uyuklarken Arzu hanım ikisini de emzirmem gerektiğini söyleyip bana yardımcı olurken beş saat geçmişti bile.
Emir'in uzattığı çorbadan bir kaşık daha aldığımda odamızın kapısı tıklatılmıştı.
"Duru hanım biraz yürüyüş yapalım." Saat gece yarısını geçiyordu ve ben altı saat önce doğum yapmıştım.
Mira ve Mert altı saatlik olmuşlardı.
Emir hemşireye yemeğimi yedikten sonra yürüyeceğimizi söylediğinde kız başını sallayarak çıkmıştı.
Bir saat önce Mira ve Mert'i kontrollerini yapmak için yanımızdan götürdüklerinde annem onlarla gitmişti. Emir'de o arada bana yemek yediriyordu.
"Gaye aradı, annem gelme gerek yok dedim ama dinlemedi birazdan burada olur."
Saçlarımdan öpüp tekrar kaşığı uzattığında sonunda karnım biraz doymuştu.
"Ağrın var mı.?" Elindeki çorba kasesiyle ayağa kalkıp masaya bıraktığında yanıma gelip ayağa kalkmama yardım etti.
Ağrım yoktu. Arzu hanım bir iki saate başlayacağını söylemişti ama şu an gayet iyiydim.
Koridora çıktığımızda Emir bir eliyle beni diğer eliyle serum askısını tutuyordu.
"Çok güzeller değil mi.?" Dedim heyecanlı sesimle.
Karnımı tutarak yürüyordum.
"Çok...çok güzeller. Rüya görünce delirecek." Güldüğümde yüzümü buruşturdum.
Dikişli yerlerim ağrıyordu.
"Duru.!" Duyduğumuz sesle karşıya bakarken bize doğru koşar adım gelen kadınla gülümsedim.
"İyi misin.?" Gaye kollarını dikkatli bir şekilde bana doladığında ben de aynı şekilde ona sarıldım.
"Emir hayırlı olsun." Emir'e de sarıldığında tekrar bana dönüp kolumu tuttu.
"Gördün mü ikizleri." Dedim heyecanlı sesimle.
"Direkt senin yanına geldim zaten birazdan odaya getireceklermiş Serpil teyze söyledi."
"Ağrın var mı nasılsın.?"
"İyiyim iyiyim yarın daha iyi olurum her yerim uyuşuk."
Kolumu okşadığında gördüğüm kişilerle Gaye'ye kaşımla arkasını işaret ettim.
Annem ve hemşire, ikizlerle beraber geliyorlardı.
Gaye şaşkınlık dolu bir ses çıkartıp hızla o tarafa yürümeye başladığında Emir beni yine alnımdan öpüp yürümeye başlamıştı.
Bizde onlara doğru gidiyorduk.
"Anne ve babasını özlemiş bu melekler bizde hemen getirdik." Dedi annem gülerek Emir'e bakarken.
Gözleri sürekli onun üstündeydi. Benim gibi.
Tepkilerine bakıp dünyanın en mutlu insanı oluyordum. O harika bir babaydı ve her şeyin en güzelini hak ediyordu.
Gaye tıpkı bizim gibi büyülenmiş bir şekilde bebeklere bakarken biz tekrar yürümeye başladık.
Odaya tekrar döndüğümüzde ağrılarımın başlamasıyla bebekleri emzirip uzanmıştım. Gaye biraz daha yanımızda durup bir şeye ihtiyacımız olmadığını anladıktan sonra gitmişti.
Rüya onlarda olduğu için erken kalkmıştı.
Rüya'yla görüntülü konuşup kardeşlerini iki gün sonra getireceğimizi söylediğimizde havalara uçunca bir an önce tanışsınlar istedim.
Annem her ihtimale karşı bizimle bu gece hastanede kalacağını söyleyip karşı koltuğa uzanmıştı. Aslında Emir ona yan taraftaki odayı hazırlatmıştı ama annem bir şeye ihtiyacım olur diye bu odada kalmayı seçmişti.
Emir zaten baş ucumdan bir saniye bile ayrılmazken üstü açık küvezde uyuyan çocuklarımıza bakıp duruyordu.
İlk günümüz beklediğimden kolay geçmişti ve akşam artık eve gitmek istemiştim. Kontrollerim yapıldığını her şeyin normal olduğunu söyleyen Arzu hanım bugün akşam değil ama yarın sabah çıkabileceğimizi söylemişti.
Sabah kendimi daha iyi hissederken üzerime hemşirenin yardımıyla eşofman takımı giyerek Emir'in gelmesini bekliyordum.
Bir buçuk gündür hastanedeydik.
Annem sabah erkenden eve geçmişti.
Şu an kendi başıma ayağa kalkıp yürüyebiliyordum ama ağrım birazda olsa hala vardı.
Kapı açıldığında sonunda beklediğim adam gelmişti.
"Hazır mısın güzelim." Yatağın üstündeki pusetlere doğru gelince, Mira ve Mert'i kontrol ettikten sonra kollarımdan tutup ayağa kalkmamı sağladı.
"Hazırız." Sesim canlı çıkarken kendime dikkat ederek kollarımı ona dolamıştım.
"Ölürüm sana." Başımın üstünden öpüyordu.
"Serhat'la Yusuf kapıda seni görmeye gelmişler."
"Zaten gidiyorduk eve." Dedim ondan ayrılırken.
Emir pusetleri alarak konuştu.
"Dün gece de buradaydılar müsait değilsin diye girmediler."
Gülümsedim.
"Hadi." Diyerek benim önden geçmemi sağladığında yürümeye başlamıştık.
Kapıyı açtığımda karşıma çıkan bedenlerle tekrar gülümsedim.
"Yenge hayırlı olsun."
"Hayırlı olsun yengem." İkisi de aynı anda konuştuğunda hemen sarıldık.
"Abi birisini ben alayım." Serhat konuştuğunda Emir ona hayır anlamında bir işaret yapmıştı.
"İkizleri gördünüz mü.?" Dediğimde Yusuf'un koluna girmiştim ve hep beraber yürüyorduk.
"Yok yenge görmedik daha...abim göstermedi." Yusuf son cümlesini kısık bir şekilde söylediğinde karnımı tutarak güldüm.
"Eve gidelim tanışın hemen bebeklerimle." İkisi de başını salladığında önce Serhat'ın koluna, sonra da Yusuf'un koluna vurdum.
Emir bir iki adım önden yürürken ikisi de bana bakıyordu.
"Ben doğurdum diye demiyorum ama çok güzeller."
Yusuf kahkaha attığında Serhat'ta ona katılmıştı.
Kısa sürede eve geldiğimizde arabadan inecekken Rüya'nın kapıda olduğunu görünce gülümsedim ama dudaklarım titredi.
"Delirtecek bu kız beni." Emir söylenerek arabadan indiğinde kapımı açıp yavaş bir şekilde kollarımdan tutarak yere basmamı sağlamıştı.
"Baba.!"
Emir pusetleri eline alarak yanıma geldiğinde beraber kızımıza doğru yürümeye başlamıştık ama o bize doğru koşuyordu bile.
"Bunlar mı kardeşler anne.!" Çığlık atarak heyecanla konuştuğunda Mira ve Mert'in uyanmasından korkup yüzümü buruşturdum ama uyanmamışlardı.
Rüya, Emir'in önünde durmuş elindeki pusetlere bakmaya çalışırken Emir ikisini de yavaşça yere koyarak dizlerinin üzerinde durdu.
"Kardeşlerini getirdik meleğim."
Rüya'nın ağzı şaşkınlıkla açıldığında tepkilerini izleyip hafızama kazıyordum.
"Ama şimdi uyudukları için çok ses olmaması lazım."
Babasını dinleyen meleğim başını sallarken sağ taraftaki pusetin yanına gidip Emir gibi dizlerini kırıp içine bakmaya çalıştı ama örtü örttüğümüz için göremiyordu.
"Bakayım mı bir kere baba." Fısıltıyla konuştuğunda ona sıkıca sarılmak istedim.
"Bakalım her şeyim." Emir hemen örtüyü kaldırıp Rüya'nın kardeşini görmesini sağladığında onlara doğru yürüdüm.
İlk önce Mert'le tanışmıştı.
"Ama çok küçük ki." Elleriyle dudaklarını kapatıp pusetin içine doğru eğilmişti.
Kendisi de küçüktü ama haberi yoktu hanımefendinin.
"Evet meleğim...seninle birlikte büyümek istedikleri için geldiler."
"Gerçekten mi söylüyorsun." Dedi mutlu olduğu belli olan ses tonuyla.
Mert'e dikkatle bakarken odağı bu sefer diğer Pusete, yani Mira'ya kaydı.
"Ona da bakalım mı baba."
Emir hemen Mira'nın da örtüsünü kaldırdı ve Rüya'nın görmesini sağladı.
Rüya yine ellerini dudaklarına kapattığında onu gerçekten yemek istedim. Tepkileri o kadar tatlıydı ki.
Ördek gibi dizlerini kırarak Mira'nın yanına yaklaşıp, elini içeri uzattığında Emir'de bir şey olmaması için elini uzatmıştı.
Kızımızın eli, kardeşinin yanağında yavaşça hareket ettiğinde kahkaha atarak güldü.
"Çok şeker." Diyerek biraz sesli konuştuğunda Mira'nın gözleri kıpırdayıp hafifçe açılınca Rüya korkuyla geriye gidip bana baktı.
"Uyandı anne."
Bacaklarıma sarıldığında eğilemediğim için ağlamak üzereydim.
"Uyansın annecim bir şey olmaz ki." Başını kaldırıp bana baktı.
"Kızmaz mı.?"
"Kızmaz aşkım...ablasının sesini duyunca tanışmak için uyanmıştır."
Gözlerindeki korkulu ifade gittiğinde saçlarını okşuyordum.
"Yarın benimle peri evinde oynarlar mı...hem onlara kahve yaparım."
Emir Mira'nın pusetini hafifçe sallarken Rüya'nın dediklerine gülüyordu.
Ben de aynı şekilde.
"Ama çok küçükler onlar şimdi yürüyemiyor ki annecim...biraz büyüsünler her yere birlikte gidersiniz."
Gözleri kocaman açılmıştı.
Serhat kızımızı kucağına alıp içeri geçerken Emir'de ikizleri alıp benimle beraber yürümeye başlamıştı.
Annem, Rüya kardeşleriyle tanışırken ağlayıp içeri girdiği için burada değildi.
Biz Emir'le ikizleri yukarı çıkartırken Rüya amcasıyla bahçeye girmişti.
Yavaş yavaş merdivenleri çıktığımda ağrımı da artık hissetmeye başlıyordum.
Odamıza geldiğimizde Emir puseti yere koyup sırayla Mira ve Mert'i de yatağımıza dikkatle bırakınca uyuyan ikiliyi izliyordum.
Hala şaşkındım çünkü çok güzellerdi ve bizimlerdi.
Emir yatağın diğer tarafına oturup tıpkı benim gibi onları izlerken benden farksız olmadığını biliyordum.
O da hala şaşkındı.
"Çok güzel değiller mi.?" Sessizliği böldüğümde bakışları beni buldu ama tekrar hızlı bir şekilde bebeklerimize geri dönmüştü.
Konuşmayıp iç çektiğinde elimi ona doğru uzatıp sakallarını okşadım.
"Sanırım onların güzelliğine bir kaç gün daha alışamayacağım." Dediğinde gülümsedim.
Mira'dan gelen seslerle ikimiz de ona bakıyorduk.
Gerçekten Emir'e benziyorlardı...saçları çok güzeldi.
"Annecim...bebeğim." Elleri havaya kalktığında tutup öptüm.
Uyanmamıştı.
Emir onu karnından tutup hafifçe sallarken öyle bir bakıyordu ki...sonra Mert'e döndü.
Ben de elimi oğlumun karnına koydum ve alnından öpmek için üzerine uzandım.
"Oğlum...yerim seni Mert."
Dün gece Mira huysuzlanıp uyansa da Mert hiç uyanmamıştı...Emzirmek için biz onu zorla uyandırmıştık.
"Aslanım." Diyen adamla dudaklarım kıvrıldı.
Emir'le birlikte onları inceleyip yorum yaparken sessiz dediğim oğluma nazar değdirip uyanmasını sağlamıştım.
Emir onu kucağına alıp susturmaya çalışırken ben de yatağın üstündeki kızımı hafifçe sallıyordum.
"Bana getir istersen." Büyük adımlarla bana doğru gelip bebeğimizi kucağına verdiğinde ağlayan oğluma baktım.
"Mert." Alnından öpüp kokusunu içime çektiğimde kucağımda hafifçe salladım.
"Yerim senin ağzını yüzünü..çok tatlısın." Onunla konuşurken ağlamaları durduğunda yarım açık olan gözleri de kapanmıştı.
Sanırım Mert anneci bir çocuk olacaktı.
Henüz bir buçuk günlük olmasaydı ona sıkıca sarılırdım.
"Aslan parçası tarafını belli etti." Onun söyledikleriyle kendimi tutamadan güldüğümde Emir tekrar yatağa oturmuştu.
O günün gecesinde ben uyusam da Emir onların başından ayrılmamıştı.
Beni olduğu gibi çocukları da kendine aşık ediyordu..
1 ay sonra..
@DURUAKSOY
Geç gelen dump 🩷🩷🩵
12.729.927 beğenme 203.639 yorum
@instagramkullanıcısı: Çok güzel bir aile oldunuz
@instagramkullanıcısı: Güzelliğinizden bayılmışım.
@instagramkullanıcısı: Fazla güzel bir aile.
@instagramkullanıcısı: Emir Aksoyu baba olarak görmekte varmış.
@instagramkullanıcısı: Ağlayacağım sanırım.
@instagramkullanıcısı: Abi çok güzelsiniz lan.
@instagramkullanıcısı: Hayalimdeki hayatı yaşıyorsun.
@instagramkullanıcısı: Siyah poşet komple bize girsin.
@instagramkullanıcısı: Tebrikler bebekler için.
@instagramkullanıcısı: Ama siz çok güzel olmuşsunuz.
@instagramkullanıcısı: Adam evli kendinize gelin aq
@instagramkullanıcısı: Emir boşar mısın şu kadını.
@instagramkullanıcısı: Hanginiz hanginize cenneti yaşatıyor karar veremiyorum.
@instagramkullanıcısı: 😭😭 tebrikler
@instagramkullanıcısı: Ay ne güzelsiniz siz ya.
@instagramkullanıcısı: Sağlıkla büyüsünler.
@instagramkullanıcısı: Emir'in fotoğraflarını yakınlaştırıp baktım..🚬
@instagramkullanıcısı: Hayali saç beyazlatır.
Telefonumu kenara bırakıp duran arabayla etrafıma bakındım.
Rüya'nın yanına gelmiştik. Mezarlığa.
"Teyze.!" Rüya bizi beklemeden annemle beraber arabadan indiğinde Emir pusetleri alarak yanımda durmuştu.
Koluna girip yürümeye başladığımda gözlerim dolmuştu bile.
"Bak sana kardeşleri getirdik teyzoş."
Yutkunup Emir'in kolundan çıktığımda mezara dokunduktan sonra toprağa elledim.
Ağzım açtım ama konuşamadan geri kapattım.
"Abim...sana yeğenlerini getirdik." Emir konuştuğunda dudaklarımı birbirine bastırıp başımı eğdim.
Annem tıpkı benim gibi ağlıyordu.
"Birisinin adı Mira, birisinin adı Mert, teyze."
Toprağı okşuyordum.
"Ablacım." Diyerek sonunda konuştuğumda Emir yanıma gelip pusetleri mezar taşına koymuştu.
"Sana tanışmanız için ikizleri getirdik." Diyerek konuştuğumda dudaklarım titriyordu.
"Gerçi sen onlarla tanışmışsındır...ilk teyzeleriyle tanışıp sonra bize gelmiş olabilirler." Dediğimde ağlarken gülümsedim.
"Çok güzeller Rüya...ama bu sefer sana hiç benzemiyorlar." Yine güldüğümde Emir'in de dudağının kenarı kıvrılmıştı.
"Babalarına benziyorlar. Resmen dualarım kabul olmuş." Bu sefer Emir'i güldürmüştüm.
Gözyaşlarımı silerek ona son bir ayda olan bitenleri uzun uzun anlattığımda annem ve çocuklar arabaya geçmişti.
Bizde duygusal bir vedalaşmadan sonra mezarlıktan ayrılmıştık..
•
"Rüya.!"
Bahçeye çıkıp elimdeki bebek telsiziyle yaramaz kızımı ararken duyduğum ağlama sesiyle ofladım.
Mezarlıktan geldikten sonra oyun oynamak için bahçeye inmişti ama şu an ortalarda yoktu.
"Rüya nereye saklandıysan gel yoksa sana bir daha çikolata vermem.!" Yine çıkmamıştı.
İçeriye girerken tekrar konuştum.
"Bizimle uyumak istemiyorsun sanırım.!"
İkizlerden gelen ağlama sesleri artınca mecburen içeriye girmiştim.
"Kuzularım...geldim babaannem ağlama." Telsizden annemin sesini duyduğumda tekrar bahçeye baktım ve gözlerimle taradım.
"Rüya şu an yanıma gelmezsen ağlarım."
Çocuğu tehdit etmesene.!
Onunla baş edemiyordum.
Zaten bozulan sinirlerimle beraber ağlamam gerçekten zor olmazdı.
"Anne.!" Sonunda duyduğum sesle beraber arkamı dönüp, koşarak bana gelen kızımı görünce dizlerimi kırarak yere oturdum ve onu kollarımın arasına aldım.
"Niye cevap vermiyorsun Rüya.."
Telsizden ağlama sesleri gelmediği için rahatça burada duruyordum.
"Şaka yaptım ki anniş."
Onunla beraber ayağa kalktığımda yanaklarımdan öpüyordu.
"Kardeşinin emziğini sen mi aldın bir tanem."
Başını iki yana salladığında dikkatle onu izliyordum.
Ellerini öne uzatıp konuştu.
"Bak ben de yok." Yüzünü tutup yanağından sertçe öptüm.
"Tamam aşkım..?." Saçlarından da öpüp son merdiven basamağından çıktım.
Emir neredeyse bir aydır benimle beraber ikizlere bakmak için şirkete gitmiyordu ama bugün çıkan krizlerden dolayı gitmek zorunda kalmıştı.
Üç çocukla ilk defa baş başa kaldığım için hepsine yetişememiştim.
Mira ve Mert geceden beri huysuz oldukları için gözüme bir gram uyku girmemişti ve haliyle oldukça gergindim.
Miniklerimin iki gün sonra kırkı çıkıyordu.
İkizlerin odasına girdiğimizde annemin onları kucağına alıp salladığını görünce Mira'yı hemen ondan aldım.
Rüya'da bacaklarıma sarılmıştı.
Emzirme koltuğuna oturup Mira'yı göğüsüme koyduğumda Rüya'da kucağıma çıkıp dizlerimin üstüne oturdu.
Geriye yaslanıp gözlerimi kapattığımda dünyanın en huzurlu ama en yorgun insanıydım.
İki gündür neredeyse beş saatlik uykuyla duruyordum.
Rüya uzanıp göğüsümdeki kardeşinin ensesinden öptüğünde gözlerim hemen açıldı...bu anlarını kaçırmak istememiştim.
"İstersen kalayım gitmeyeyim derneğe." Anneme baktım.
"Git anne önemli bir gece...biz bu miniklerle bizim odaya geçeriz."
Tereddüt ederek bana bakarken tüm yorgunluğuma rağmen gülümsedim.
"Sema teyze yardımcı olur...hem birazdan Güliz'de gelecek merak etme."
"Ben bakarım kardeşlere babaanne sen git." Annem onun konuşmasıyla güldüğünde kardeşinin sırtını okşayan meleğimi izliyordum.
İkizlerle ilgilenirken Rüya bir saniye bile yanımdan ayrılmıyordu.
Bazen onlara peri evine gitmedikleri için küsse de çok seviyordu.
Annem Mert'i beşiğe koyarak hazırlanmaya gittiğinde ben de kızları alarak bizim odaya gelmiştim.
Mira'yı büyük yatağın ortasına bırakıp yanına Rüya'yı koyduğumda konuştum.
"Mert'i alıp geliyorum kardeşine dikkat et tamam mı.?" Başını salladığında koşar adım odadan çıkıp çaprazdaki odaya girdim.
"Annecim." Beşiğe doğru eğilip uyuyan meleğimi kucağıma aldığımda boynundan öptüm.
"Aşkım benim...annesinin balı."
Mert'le beraber odaya girdiğimde kızlarımın hala aynı pozisyonda durduğunu görünce gülümsedim.
Kucağımdaki oğlumla beraber Rüya'nın yanına geçtiğimde sırtımı yatak başlığına dayadım.
Bir tarafımda Mira diğer tarafımda Rüya varken kucağımda da Mert vardı.
Rüya karnıma sarılıp alttan bana baktığında gülümsedim ve tek elimi saçlarına attım.
"Babam ne zaman gelecek."
"Üç dört saat sonra gelir aşkım." Başını salladığında bacaklarıma doğru yattı.
Üçüde uyuklarken ben de gözlerimi kapatmıştım.
Dün gece neredeyse Emir'le birlikte hiç uyumadığımız için uykusuzluktan bayılmak üzereydim...Mira gaz konusunda şanslı bir bebekti ama Mert maalesef öyle değildi. Tüm gece üçümüz beraber evin her köşesini gezerek sabahlamıştık.
Ve Emir o halde şirkete gitmişti.
Gözlerimi açıp Rüya ve Mira'ya bakarken kucağımdaki bebeğimin ensesinden öpüyordum.
İkisini kontrol edip gözlerimi tekrar kapattığımda niyetim on dakika gözlerimi dinlendirmekti ama bir süre sonra kucağımdan alınan oğlumla tek gözümü yorgunca açtım..
"Emir." Dedim kısık ve boğuk sesimle.
"Uyu meleğim." Sesi uzaklaştıktan bir kaç dakika sonra belimden tutup beni yatağa uzandırdığında yan dönüp bacaklarımı kendime çektim.
Yanağımdaki dudaklarla beraber gülümserken kendimi tekrar uykuya bırakmıştım.
•
Gözlerimi ovuşturarak merdivenlerden inerken evdeki sessizlik dikkatimi çekti.
"Emir."
En son onun gelip çocukları aldığını hatırlıyordum.
Çocuklar...çocuklarımız.
Beş kişilik bir aile olmuştuk.
İç çekerek son basamağı da indiğimde esneyerek salona girdim ama burada değillerdi.
Yönümü mutfağa çevirdiğimde gelen seslerle beraber gülerek kapıyı açtım ve aşık olduğum kişileri sonunda buldum.
Gözüm ilk önce ada tezgahta yatan minik bebeklerime ve onların ortasına oturmuş ellerini tutan ablalarına takılmıştı.
Emir ikizleri minderli yataklarıyla beraber tezgaha koymuş yemek yapıyordu.
"Aşklarım." Diyerek onlara yürürken heyecanla bana bakan kızımın yanına gidip kucağıma aldım.
"Biz sana yemek yapıyorduk anne niye geldin ki...bak onlarda bize yardım ediyor." Eliyle iki tarafta yatan kardeşlerini gösterince parmaklarını öptüm.
"Ben kardeşlerini alıp gideyim o zaman olur mu.?"
"Sen git anne ama onlar babama yardım ediyor." Gülerken aşık olduğum adama baktım.
Bir şeyler yapıyordu.
"Ellerini tutunca ağlamıyorlar anne beni tekrar oraya bırak." İkizlerin ortasına bıraktığımda bağdaş kurarak tekrar Mira ve Mert'in elini tuttu.
"Dikkat et tamam mı düşme." Başını salladığında önce Mert'e doğru eğilip kokusunu içime çekerek boynundan öptüm.
Aynısını Mira'ya da yapıp aşık olduğum adamın arkasından sarıldığımda beni hızla önüne doğru çekmişti.
"Uykunu aldın mı biraz." Dudağımdan öperken hafifçe başımı salladım.
"Çok uyumuşum niye uyandırmadın."
Ellerim göğüsündeydi.
Saçlarımın üstünden öptükten sonra kalçamdan tutup sıktığında kıkırdadım.
Onun sırtı Rüya'ya dönük olduğu için görünmüyorduk.
"Emir."
Devam etmem için alnımdan öpüp bana baktı.
"Ben seni çok ama çok seviyorum."
Dudağının kenarı kıvrıldığında elleri belime doğru çıkıp beni kendine biraz daha bastırdı.
"Çok seviyorum seni." Dedi benim gibi.
İç çekip kollarımı ona sıkı bir şekilde sardığımda ayaklarım yerden kesilince omzuna vurdum.
"Yapma."
Beni de tıpkı çocuklara yaptığı gibi tezgaha oturtunca başımı eğerek onlara baktım.
Rüya kardeşlerine sessiz sessiz bir şeyler anlatıp ellerini tutuyordu.
"Çocukları iki gün anneme bırakalım karımı özledim." Yüksek bir sesle güldüğümde o tavada kızarttığı yumurtalı ekmekleri çevirdi.
Rüya'nın sevdiği yumurtalı ekmeği yaptığını şu an fark ederken yandaki omlete baktım.
"Hem omlet hem bunu mu yaptın."
"Kızım istedi."
Kolundan öptüm.
"Sen dünyanın en iyi babasısın Emir Aksoy." Dudağının kenarı kıvrıldığında duyduğum ağlama sesiyle kendimi tezgahtan atacakken Emir benden önce davranarak Mert'e doğru gitti ve onu yavaşça kucağına aldı.
"Ama baba ben sadece Kaan'ın yaptıklarını anlattım o hemen ağladı."
Emir bebeğimizi kucağına alıp sırtına vururken darmadağın olan hormonlarım yüzünden gözlerim dolmuştu.
Doğumdan sonra Emir'in onlara nasıl babalık yaptığını görünce sürekli duygulanıyordum.
Tavadaki ekmeği çevirip tekrar onlara baktığımda aynı benim yaptığım gibi durduğu yerde sallanarak oğlumuzun boynunun kenarını öptüğünde gülümsedim.
Onları izlemeye dalmışken aldığım kokuyla tavaya baktığımda dumanlar çıkan ekmeği görüp hızla tezgahtan inerken ocağın altını kapatmak istedim ama yapamadım.
"Emir.!" Diyerek telaşla konuştuğumda kucağında oğlumuzla bana doğru gelen adama baktım.
"Altını kapat."
"Hangisi." Dediğimde tek elini uzatıp kapatmıştı.
"Annem yemeğimi yaktı." Rüya'nın sesini duyduğumda kaşlarımı çatarak ona baktım.
"Baban yaktı." Elimle Emir'i gösterip tüm suçu ona atarken bir gram bile utanmadım.
Benim suçlarımı üstüne almayacaksa neden evlenmiştik.
"Hayır anne, babam buradaydı sen yaktın."
"Rüya." Diyerek ona sahte bir kızgınlıkla konuştuğumda eliyle ağzını kapatıp Mira'ya doğru eğildi ve bir şeyler söyledi.
Sanırım beni şikayet ediyordu.
"Bana bak." Diyerek yanına giderken başını kaldırıp ufak bir çığlık attı.
Onu kucağıma alarak karnını öperken kahkahası evde yankılanıyordu.
"Söyle ekmekleri kim yaktı." Dedim nefes almasına izin vererek.
"Sen.!" Diyerek kahkaha attığında onu biraz yukarı kaldırdım ve bu sefer karnını canını acıtmayacak şekilde ısırdım.
Daha büyük kahkaha atarken ben de gülüyordum.
"Söyle kim yaktı.!"
"Babam.!" Diyerek elimden kurtulduğunda sonunda onu serbest bırakmıştım.
Kırmızı ve gülen suratıyla babasına bakıp kollarını bizi izleyen adama uzattığında Emir kucağındaki oğlumuzu tezgahın üstündeki minik minder yatağa bıraktı ve hızla Rüya'yı elimden aldı.
"Annem yaktı." Rüya babasına gider gitmez konuştuğunda bu sefer bacaklarını ısırıyordum.
"Baban yaktı." Dedim direterek.
"Babam bana yanık yemek yedirmez anniş."
"Ben yedirir miyim.?" Dedim gözlerimi kısıp bakarken.
Cevap vermediğinde ağzım açılmıştı.
Gözlerim Emir'e takıldığında beni izlediğini görünce Rüya'yı rahatsız etmeden sol tarafından da ben sarıldım.
"Senin baban dünyanın en mükemmel babası olduğu için size yanık bir şey yedirmez Rüya." Emir'e kollarımı sıkıca sardığımda o iç çekerek çenesini başımın üstüne koymuştu.
İkizler bizim bu seslerimize alışık oldukları için uyanmıyorlardı. Sese alışkınlardı.
Uyandığımda Emir'e ikizleri dolaptaki yedek sütümle doyurup doyurmadığını sormamıştım çünkü zaten cevabı biliyordum.
"Ya anne." Kocamdan biraz ayrılıp mızmızlanan kızıma baktım.
"Ne anne.?" Dedim sahte kızgınlıkla.
"Babama tam sarılamıyorum." Dediğinde Emir'den uzaklaşacaktım ki o ayrılmadan önce beni kendine çekip alnımdan öpmüştü.
Bu adam bize abayı yakmış.
Bizde ona.
"İyi al senin olsun baban." Diyerek minik bebeklerimin yanına geldiğimde gözleri açık olan oğlumu görünce hemen onu kucağıma aldım.
"Annecim...ne diyor ablan bir tanem...sen en çok beni seviyorsun değil mi.?" Mert yanağını göğüsüme yaslayıp gözlerini kapattığında dudaklarımı büzerek onun tatlılığına baktım.
Mert iki kızımın aksine sadece benim kucağımda uyuyordu.
O yüzden geceleri hep beraberdik. Mira Emir'de de uyuduğu için sorun yoktu ama Mert uyumuyordu.
"Annen seni yesin mi Mert."
Emir ve Rüya yanımıza geldiğinde başımı kaldırıp kucağımdaki bebeğimizi izleyen adama baktım.
Anında gözleri bana döndü.
Bahçeden buraya seslenen kişiyle Rüya hızla babasının kucağından inip Yusuf amcasına doğru koştu.
"Annem yemeğimi yaktı amca." Yusuf onu kucağına alıp bir şeyler dediğinde Rüya kahkaha atmıştı.
"Benim dedikodumu yapıyorlar." Diyerek Emir'e döndüğümde ellerini hala biraz şiş olan karnıma sarıp başını boynuma gömdü.
"Yusuf öyle bir şey yapamaz."
"Nereden biliyorsun yapıyor işte." Dedim ağlamaklı çıkan sesimle.
"Yaparsa onu bu bahçeye diri diri gömeceğimi biliyor."
Mert kucağımda olmasaydı ona sıkıca sarılırdım.
"Mert...ben galiba babana tekrar aşık oluyorum annecim."
Emir güldüğünde boynumdan öpmeye hala devam ediyordu.
Mira'yı aldığında beraber odamıza geçmiştik.
Sema teyze yemek hazırladıktan sonra biz onları yerken Rüya babasının tekrar yaptığı yumurtalı ekmeği ve omleti yedi.
Ertesi günler Gaye ve annemin yardımıyla zorlanmamaya başlamıştık.
Gündüz bebeklere onlar bakarken ben bir kaç saat uyuyabiliyordum..Gece'de Emir'le bir şekilde hallediyorduk.
İki bebek bizi sandığımızdan daha çok zorlamıştı.
1.5 ay sonra..
İkizler iki buçuk aylık olurken artık hepimize alıştıkları için herkesin kucağında ağlamadan duruyorlardı.
"Benim de bir tane sendenim olsun mu Mira." Gaye'nin sesini duyduğumda arkadaşıma baktım. İkimiz bizim evde havuz kenarında oturuyorduk.
Gaye bir tane de kız bebek istiyordu.
"Çok tatlısın sen teyzoşum...yiyeyim mi yanaklarını.?" Mira ona sevinçli bir çığlık attığında gülümsedim.
Gaye'yi çok seviyordu.
Diğerlerini de seviyordu gerçi.
Yusuf'un kucağında kaç kere uyuyakaldığını bilmiyordum...Emir artık onun Mira'yı kucağına almasına izin vermiyordu.
Hatta Mira'ya neden başkasının kucağında uyuyorsun diye ciddi ciddi kızıyordu.
Ve Mira sadece iki buçuk aylıktı.
Kendimi tutamadan Emir'in bu hallerine güldüğümde ağlayarak bana doğru gelen kızımla telaşla ayağa kalkıp ona doğru koştum.
"Noldu.!" Çenesini tuttuğu elini çektiğimde gördüğüm görüntüyle kalbim sızladı.
Çenesi kanıyordu.
"N'oldu Kaan.!" Kaan'da ağlayarak yanımda duruyordu.
"Peri evinin balkonundan düştü teyze."
Yanımıza gelen Gaye'den korku ve şaşkınlık dolu bir ses çıkınca iyice korkmaya başlamıştım.
"Bakayım bir tanem." Elini çenesinden çektiğimde yere damlayan kanla gözlerim doldu.
"Hastaneye gidelim hemen." Gaye konuşmuştu.
"Çocuklar." Diyerek içeriye baktığımda omzumu tuttu.
"Onlar ben de merak etme."
Kalbim korkuyla atarken Rüya'yı kucağıma alıp hemen kapıda duran Yusuf'un yanına doğru koştum.
"Yenge.!"
"Tahta evin balkonundan düşmüş." Dediğimde arabaya doğru yürüyorduk.
"Fıstığım bakayım bir."
"Amca düştüm."
Yusuf onun bacaklarını sıkarak başka bir şey var mı diye kontrol ederken ben de dikkatle kızıma bakıyordum.
"Acıyor mu böyle yapınca amcam." Dedi yumuşak ses tonuyla.
Başını iki yana salladı ama hala ağlıyordu.
"Şu bezi al yenge." Elime verdiği beyaz bez kısa sürede kırmızıya dönerken Yusuf birinden havlu istemişti.
"Burası acıyor mu.?" Kollarını sıkıyordu şimdi de.
"Başını çarptın mı bir tanem." Dedim elimdeki bezi çenesine tutarken.
"Çarptım." Dedi ağlamalarının arasında.
Korumalardan birisi bize doğru koşarak gelirken elindeki havluyu alıp hemen arka koltuğa yerleştim.
Yusuf şoför koltuğuna geçip arabayı çalıştırdığında Rüya'nın ağlamaları arasında hızla hastaneye gelmiştik.
Bizi özel odaya aldıklarında doktor hızla eldivenlerini takıp yanımıza geldi.
"Nasıl düştün küçük hanım."
Rüya konuşmadan sadece ağlıyordu.
"Bir ya da bir buçuk metre yüksekten düştü. Başını da çarpmış." Dedim titrek sesimle.
Rüya boynuma yapışmış başını kaldırmıyordu.
Kadın doktor eğilerek onun çenesine bakarken ben meleğimi sakinleştirmek için bir şeyler söylüyordum.
"Yarası biraz açık dikiş atılması lazım."
Başımı salladığımda çenesine bir şeyler sürmeye başladı.
Kızıma hep dikiş atılıyordu. Alnına da atılmıştı...onun izi şimdiden geçmişti ama her seferinde içim gidiyordu.
"Şuraya geçelim Duru hanım."
Gösterdiği yere geçmek için ayağa kalktığım an sertçe açılan kapıyla hızla arkamı döndüm ve şu an en ihtiyacım olan adamla göz göze geldim.
"Bir şeyi var mı.?"
Telaşla bize gelirken onun sesini duyan Rüya ağlamaya başladı.
"Baba." Kollarını babasına uzatırken Emir onu bekletmeden kolları arasına alıp vücuduna bakıyordu.
"Ağlama her şeyim...başka bir yerin ağrıyor mu.?"
Cevap gelmedi.
"Rüya." Dedi kollarını kontrol ederken.
"Burası acıyor." Çenesini gösteriyordu.
"Dikiş atacağız Emir bey." Doktor konuştuğunda Emir hemen bana bakıp elimi tuttu.
Rüya'yı sabit tuttuğumuzda uyuşturulan yere üç dikiş atılmıştı bile.
"Çocuk doktorumuz kontrol ettikten sonra çıkabilirsiniz." Doktoru onayladığımda odada üçümüz kaldık.
Rüya babasına nazlanırken diğer kontrolleri de yapıldı.
Çenesi dışında bir sorun yoktu.
Odadan çıktığımızda Emir'in koluna girmiştim.
"Abi, geçmiş olsun." Yusuf ve Serhat aynı anda konuştuğunda yorgunca başımızı salladık.
Üç saattir hastanedeydik.
"Yenge bitti mi işiniz." Yusuf yanıma geldiğinde yine başımı salladım.
"Gaye'yle konuştunuz mu.? İkizler durmuş mu.?" Serhat'a bakmıştım.
"Durmuş yenge durmuş, merak etme Gaye hallediyor."
Rüya uyuduğu için Emir onu hafifçe sallıyordu.
"Hadi güzelim." Yolu göstererek konuştuğunda önden ilerlemiştim. Yusuf yanıma gelirken ikisi arkadaydı.
Yusuf'un koluna girdiğimde kısa sürede arabaların oraya gelmiştik.
Sanırım bunu da atlattık.
"O evin de ırzını sikmezsem." Emir'in sesini duyduğum an bozulan sinirlerimle birlikte güldüm.
Rüya'nın alnından öperek konuşuyordu.
Serhat ve Yusuf önde otururken biz arkadaydık.
Emir beni kendine çekip başımı göğüsüne koyduğunda gözlerimi kapattım.
Bu kız benim aklımı alacaktı...her gün bir yerlerden düşüp kendine zarar veriyordu ve bunu engelleyemiyorduk.
Yerinde durmuyordu.
"Kızımız çok yaramaz." Dedim ağzımın içinden.
"Enerjisini atıyor."
Başımı biraz kaldırıp ona baktığımda saçımın üstünden öptü.
Eve geldiğimizi anlamış gibi gözlerini açan cadıyı hemen kucağıma aldım.
"Anne."
"Aşkım." Dedim çenesinin üstündeki banttan öperek.
Bir şey demeden sadece boynuma sarıldı.
"Kaldırtın o evi Serhat."
Emir'in sesiyle kucağımdaki kızımız hemen itiraz etmeye başladı.
"Baba hayır. Bir daha üste çıkmam gerçekten bak...kaldırtma n'olur."
Bu ses tonuna Emir'im hayır diyemeyeceğini öğrenmişti sanırım.
"Tamam Serhat kalsın."
Yürümeye devam ettiğimde kapının önünde bizi bekleyen kişilerle Rüya onlara el salladı.
"Kaan bak bana dikiş attılar hem de bu kadar tane." Eliyle üç yaptığında annem hemen onu kucağına almıştı.
Rüya'nın iyi olduğunu gördüklerinde hepimiz içeriye geçtik.
Ben hemen minik bebeklerimin yanına çıkarken dört saatte onları özlediğimi fark ettim.
Yavaşça odamıza girdiğimde banyoda elimi yüzümü yıkayıp hızla meleklerimin yanına gittim. Gaye yatağın kenarına korumalık yapıp ikisini de ortaya bırakmıştı.
Mira'nın boynundan öpüp altını kontrol ederken gözlerim uyumayan oğluma takıldı.
Hızla diğer tarafa geçip onu kucağıma aldığımda ağzından sesler çıkarttı.
"Aşkım." Dudaklarımı yanağına bastırıp bir süre orada tuttum.
"Uyumadın mı annecim...beni mi bekledin bir tanem.." dilini dışarı çıkarttığında onu ısırmak istedim.
"Yerim seni Mert." Odanın kapısı açıldığında ikimizde gelen adama baktık.
"Uyanıklar mı.?"
"Sadece benimki uyanık." Diyerek gülümsediğimde o da aynı şekilde gülümsedi.
"Sen yoksun diye uyanıktır."
Başımı sallayarak oğlumu boynundan öptüğümde yanağını göğüsüme bastırıp gözlerini kapatınca dudaklarımı büzerek Emir'e baktım.
Çok tatlıydı bu hareketi.
"Aslanım...ölürüm sana." Emir'de onun yanağından öptüğünde yine sesler çıkartıyordu.
Koltuğa geçip onu emzirdiğimde bir kaç dakika sonra uyuyakalmıştı.
Emir onu yatağa götürdükten sonra yanıma geldi ve beni kucağına çekti. O koltukta otururken kucağında ata biner pozisyonda duruyordum. Elleri kalçalarımı bulduğunda boynunun kenarından öptüm.
"Bugün ben bakarım ikizlere sen uyanma." Dedim yüzünü ellerimin arasına aldığımda.
"Tamam." Dediğinde gözlerimi devirdim.
"Hep bunu diyip beni uyandırmıyorsun...ciddiyim Emir uyanma bugün çok yoruldun tamam mı.?" Yanağını öptüm.
"Beni başka şeylerle yormak isters.." Omzuna vurup güldüğümde o ensemden tutup dudaklarıma kapandı.
"Terbiyesiz."
"Dün öyle demiyordun."
Tekrar omzuna vurdum.
"Ondan önceki günde öyle demiy.."
"Emir." Elimi ağzına koyarak dudaklarını kapattığımda gülüyordu adi.
"Çocuklar duyacak." Gür kahkahası odada yankılandığında ben de gülmüştüm.
Göz ucuyla bebeklerimizi kontrol edip tekrar kucağında olduğum adama döndüm.
"Senin çığlıklarını duymuyorlarsa bunu da duym.." Tekrar sözünü kestiğimde bu sefer kısık bir çığlık atmıştım.
"Sus artık...utanıyorum." Elimle yüzümü kapattığımda gülerek elimi çekmeye çalışıyordu.
"Tamam susacağım aç yüzünü.."
Aralık parmaklarımdan ona baktığımda ciddi olduğunu görünce tamamen elimi yüzümden çektim.
Beni sertçe öptüğünde kollarına tutundum.
"Ölürüm sana lan."
Dudaklarıma saldırdığında ben de ona hızla karşılık vermiştim.
Ayıp olmasın diye!
Kesinlikle.
Emir beni alta alıp üstüme çıktığında öpüşmemiz baya bir ilerlemişti. Kapımız tıklatıldığında kendini yan tarafa atıp üstümden çıkmıştı.
"Anne.!" Rüya gelmişti.
"Gel annecim."
Ve kapı açılmıştı.
Ona kapıyı çaldıktan sonra açmasını öğretmiştik.
Güvendeyiz o zaman.
Koşarak bize doğru gelip Emir'in kucağına çıktığında ben de mırıldanan diğer kızıma bakmak için ayağa kalktım.
"Acıyor mu bir tanem." Dedi Emir.
Ses gelmeyince Rüya'nın cevabını görmek için Mira'yı kucağıma alıp onlara döndüm.
"Acımıyor ki.."
Onlara sırtımı dönüp bana mayışmış gözlerle bakan kızımı öptüm. Mira'yı emzirirken Emir'de Rüya'yı oyalıyordu.
"Uyuyacak mısın meleğim." Diyerek yanağını okşadığımda o karnını doyurmakla meşguldü.
İç çekip her saat olduğu gibi yine şükrettim.
Onlara sahip olduğum için binlerce kez şükrediyordum.
Rüya biraz daha bizimle durup aşağıya indiğinde bizde ikizlerin telsizini alıp salona gelmiştik.
Rüya'nın çığlıkları kulağımıza geldiğinde bahçede Kaan'ın peşinden koşan kızımıza bakarken o yüz üstü düşünce ikimizde koşar adım bahçeye çıktık ama Rüya kalkıp koşmaya devam edince durduk.
"Bir saniye durmuyor." Dedim geri içeri geçerken.
Hep beraber sofraya geçtiğimizde Serhat ve Gaye ortalarına Kaan'ı almış oturuyorlardı.
Emir baş köşedeydi, ben de onun yanındaydım. Yanımda annem ve Yusuf varken cadı kızım babasının kucağındaydı.
"Anne benim kardeşlerim Kaan'ın da kardeşleri olsun mu.?"
"Olsun annecim.." Dediğimde Gaye hafifçe öksürüp bana kaş göz işareti yapınca güldüm.
Gaye, Mira kuşu Kaan'la yapmakta kararlıydı.
İleride bunun gerçekleştiğini tahmin edemezdim.
Emir hafifçe ayağıma vurup tek kaşını kaldırdığında dudaklarımı birbirine bastırıp başımı eğdim.
Bunu onun yanında söylediğimizde evde biri varken Mira'yı bir hafta aşağıya indirmemişti.
Kıskanıyordu.
Telsizden duyduğum ağlama sesiyle hızla kalkarken annem de arkamdan geliyordu.
Odamıza girip ağlayan miniklerimin yanına gidip kendimi gösterdim.
"Aşklarım."
Mert kollarını kaldırırken ikisini de karnından tutup kıpırdattım.
"Geldim." Annem geldiğinde Mert'i kucağıma aldım.
Annemde Mira'yı aldığında beraber aşağıya indik.
"Size kimleri getirdim." Salona girdiğimde Emir kucağında duran kızımızın saçlarından öpüp oğlumuza bakıyordu.
Annemde arkamdan gelince onun gözleri bu sefer minik kızımıza takıldı.
"Anne ben de alayım." Rüya bacaklarımın önüne geldiğinde onunla beraber koltukların oraya yürüdüm.
"Otur sen meleğim."
Koltuğa oturup kollarını açtığında Mert'i yavaşça ablasının kollarına bıraktım.
Rüya her gün onları bu şekilde kucağına aldığı için artık alışmıştı.
Benim yaptığım gibi yanağını okşayıp bir de saçlarından öptüğünde gülerek diğerlerine baktım.
"Gel Kaan." Diyerek onu da çağırdığımda hızla gelmişti.
O da Rüya'nın yanına oturup kollarını açtığında Mira'yı annemden alıp onun kolları arasına bıraktım.
"Çok güzel." Diyerek yanağını okşadığında Mira kahve gözlerini açmış Kaan'ın mavilerine bakıyordu.
"Günaydın Mira." Dediğinde beni güldürmüştü.
"Ne zaman bizimle oynayacaklar teyze."
"Biraz daha var aşkım." Saçlarını okşadım.
O da aynısını Mira'nın saçlarına yaptı.
İkisinin ortasına geçip ikizlerden sıkılana kadar oynamalarına izin verdiğimde yaklaşık on dakika sonra bahçeye gitmişlerdi.
Gaye Mira'yı kucağına aldığında Mert'de benimleydi.
Hep beraber bahçede oturup çay ve kahve içerken her zamanki gibi sohbet ediyorduk.
Ve her zamanda bu bahçe sohbetlerimiz devam edecekti.
"Yaptın mı testi." Dedim Gaye'ye fısıltıyla.
Mira'nın sırtına vururken konuştu.
"Negatif...galiba henüz erken. Uzun bir süre test yapmayacağım." Mira'ya döndü.
"Ben bu güzellikten bir tane de benim olsun dedim ama erken davrandım galiba...değil mi teyzecim." Mira ona güldüğünde Gaye boynundan öpmüştü.
"Her yerini yerim senin...nasıl tatlısın sen Allahım." Mira ona dilini çıkartıp, bacaklarını sallayarak cevap verdiğinde tekrar öptü.
Elimdeki çay bardağını masaya koyup Mira'ya uzandığımda bacağını sertçe öptüm.
"Mira...çok mu tatlısın sen annesin balı."
Mert uyuduğu için kısık sesle konuşuyorduk.
"Duru...sen bir Serhat'ın ağzını arasana çocuk konusunda." Kaşlarımı çattım.
"Niye."
"Ne bileyim isteyip istemediğine emin değilim. İstiyorum diyor ama ne bileyim...test negatif çıkınca üzülmüyor gibi."
Gözlerimi devirdim.
"Saçmalama Gaye. Sen üzülme diye tepki vermiyordur."
Öyle mi der gibi bakıp Mira'ya döndü. Mira ona dikkatle bakıyordu.
"Nasıl bir tatlılıksın sen Miroş."
Mira yine ayaklarını heyecanla kıpırdatıp teyzesine tepki vermişti.
Aklıma gelen haberle düşüncelere daldım.
Dün ablam ve Filiz'in haberi yapılmıştı.
Hem takipleşmeye başlamaları hem de alışveriş yaparken görüntülenmelerine üzülmemiştim ve neden diye de düşünmüştüm.
Karşımda oturan kadını ablamla kıyaslayamazdım bile...ve buna ablam sebep olmuştu.
Gözümde küçücük bir değeri bile kalmamıştı. Bundan sonra gelse bile yüzüne dahi bakmazdım.
Aynı şekilde Sinem ve Betül'de Filiz'le takipleşmişti. Yani hepsi tekrardan arkadaş olmuşlardı.
Şevval'den haberim yoktu ama muhtemelen o da barışmıştı.
"Aşkım." Gaye'nin sesiyle ona döndüm.
"İyi misin.?" Başımı sallayıp çayımı tekrar elime aldım.
"Bu minikler beni çok yoruyor teyzesi." Mira'nın kolunu öptüm.
Mert başını göğüsüme yaslamış kolumda uyuyordu. Ben de tek elimle poposundan tutuyordum.
Emir'lerden yükselen gülme sesleriyle Mira'nın şaşkın ve korkulu bakışları onları bulunca kucağımdaki oğlumda ağlamaya başlamıştı.
"Lan...yenge özür dileriz." Yusuf şaşkın bir şekilde konuştuğunda Emir hemen yanıma gelmişti.
"Aslan parçam...gel oğlum." Mert ağlayarak babasına gittiğinde Emir onu da alarak ayağa kalktı.
Tekrar Yusuf ve Serhat'a doğru yürürken Yusuf'a vuracağı sırada Yusuf hızla uzaklaşınca Serhat gülmüştü.
"Amcam özür dileriz." Serhat'ta ayağa kalkıp Mert'le konuşurken üçünün de bir bebeği susturmaya çalışması komik geldiği için gülümsedim.
"Duru, Miroş sana atılıyor."
Hemen kızımı kucağıma aldım.
"Annesinin balı bu kız balı...oh." Saçlarından öptüğümde güldü.
Gözlerim havuzun diğer tarafındaki koltuklarda oturan Rüya ve Kaan ikilisine takılınca tekrar Mira'ya döndüm.
Mızmızlanmaya başladığında Emir gibi ben de ayağa kalkıp miniğimi salladım.
"Babana gidelim mi.?" Emir'in bakışları bizi bulduğunda Serhat ve Yusuf yerine oturmuşlardı.
"Kim var burada Mira." Onu Emir'e uzatıp geri çektiğimde gülmüştü.
Tekrar aynısını yapınca dilini dışarı çıkartarak gülüyordu. Boynundan sertçe öptüğümde Mert'i de eğilip öptüm.
Herkes otururken Emir ve ben kucağımızdaki ikizlerle ayakta sallanıyorduk.
Gaye benim telefonumu masadan alıp fotoğraf çektiğinde Emir'de ona baktı.
Beni kendine biraz daha yaklaştırıp kameraya baktığında otuz iki diş gülümsüyordum.
"Nasıl güzel çıktınız...maşallah." Fotoğrafları yanındaki anneme gösterdiğinde annem ağzının içinden bize bir şeyler diyerek üflediğinde dua ettiğini anlamıştım.
Başımı Emir'in koluna koyup ona baktığımda alnımın kenarından öpmüştü.
"Baba. Baba." Rüya koşarak bize doğru gelirken Yusuf onu hemen kucağına alıp havaya kaldırdı.
Mert ve Mira dikkatle karşımızdaki ikiliyi izlerken bizde onların saçlarını okşuyorduk.
"Ya amca.!"
"Paşam." Serhat'ta Kaan'ı kucağına aldığında Gaye bu sefer kendi telefonundan onların fotoğrafını çekiyordu.
Neredeyse her gün bizim bahçede hep beraber oturuyorduk ve bundan gayet mutluyduk.
Hepsi bebekler konusunda bize çok fazla destek olmuşlardı.
Annem hepimize iyi geceler diyerek yanımızdan ayrılırken omzumdan öpmüştü.
"İyi geceler anne." Diyerek yanağından öptüğümde gitmişti.
Gaye ve Serhat'ta kalktığında Yusuf' onlarla beraber kalkmıştı.
Kaan'ı öptüğümde kollarını boynuma doladı.
"İyi geceler teyze."
"İyi geceler aşkım."
Hepsi gittiğinde baş başa kalmıştık.
"Hadi havuzun yanındaki koltuklara gidelim." Diyerek ayaklandığımda Emir ve Rüya'da peşimden geliyorlardı.
Mert'te babasının kucağında bizi takip ediyordu.
Mira'yı yavaşça yumuşak koltuğa koyup karnını öptüğümde sesler çıkartarak yıldızlara bakıyordu.
Emir'de aynı şekilde Mert'i onun yanına bıraktığında dizlerimi kırarak ikizlerin karşısında durup çimenlere oturduğumda Rüya hemen yanıma gelmişti.
"Acıyor mu çenen bir tanem." Her beş dakikada bir sorduğum için yanaklarını şişirip başını iki yana salladı.
"Oflama bana." Çenesinden öptüm.
"Ama acımıyor ki anne bak acımıyor hiç." Öptüğüm yeri elleyip ispatlamıştı.
"İyi tamam." Diyerek minik bebeklerime döndüğümde Rüya hemen karnıma sarıldı.
"Onları havuzda yüzdürelim mi.?" Heyecanla ayaklandığında ben gülerken Emir onu kucağına aldı.
"Şimdi çok küçükler biraz büyüsünler hep beraber denize gideriz olur mu güzelliğim."
Emir'in ağzından çıkan son kelimeyle Mira'nın ağlamalı sesler çıkartması bir olmuştu.
"Bak iki oldu." Emir heyecanla konuşup Mira'ya döndü.
O ne zaman Rüya'ya güzelim dese Mira huysuzca sesler çıkartıyordu...yani şu ana kadar iki kere olmuştu. Ya tesadüftü ya da Mira kuş babasını kıskanıyordu.
Mert işaret parmağımı avcunun içine alıp sıkarken karnına dokunuyordum.
"O zaman onlarla saklambaç oynayalım baba."
Bu sefer ben araya girdim.
"Ama ikisi daha yürüyemiyorlar ki annecim...biraz daha bekle istediğin her şeyi oynayacaksınız."
Uslu uslu başını salladığında Mert'in karnından öptü.
Mira dikkatle Emir ve Rüya'ya bakarken güldüm. Bu kız cidden babasını kıskanıyor gibiydi.
Emir'de gözünü kırpmadan ona bakan Mira'ya bakıyordu ama Rüya kucağında olduğu için tam olarak ilgilenemiyordu.
"Rüya gel ben de biraz sana sarılayım." Ve hemen bana gelmişti.
Emir ondan gözlerini ayırmayan kızımızı kucağına alarak gözlerini kapattığında öpüyordu.
Bir şeyler diyordu ama Rüya konuştuğu için duyamıyordum.
Mira'dan sonra Mert'i de kucağına aldığında oğlum huysuzlanınca onu bırakmıştı.
"Ay ağlama kardeşçik." Rüya Mert'in yüzünü okşarken bizde gülümseyerek kardeşini sakinleştiren kızımızı izliyorduk.
"Eğer ağlamazsan babam sana çikolata verecekmiş."
"Rüya." Dedim sahte bir kızgınlıkla.
Ellerini dudaklarına kapatıp babasına dönmüştü.
"Ay bu bizim sırrımızdı baba."
Emir uyarı niyetinde öksürdüğünde gözlerimi kısarak ikisine bakıyordum.
Emir sanki kucağındaki Mira ağlamış gibi ayağa kalktığında ona yapacaklarımı düşünüyordum.
Arkamdan iş çeviriyorlardı.
"Anne ben şaka yaptım."
"Ben evdeki tüm çikolataları saklayınca yine şaka yapacak mısın bakalım Rüya kuş." Dediğimde dudaklarını büzmüştü.
"Rüya." Emir ona seslendiğinde ikimizde ona dönmüştük. Babasının ona göz kırpmasıyla ellerini çırpan kızımızın saçlarını açıp diplerine masaj yaptım.
Mert iyice huysuzlandığında kucağıma almıştım.
Üçünün de uyku saati gelmişti ama bugün onlarla biraz daha durmak istiyordum.
Mert'i yavaş yavaş öperken Rüya'da onun bacaklarına dokunuyordu.
"Bak ben bugün ne öğrendim anne." Yanımdan kalkıp hızla ortaya geçtiğinde attığı taklayla korkulu bir şekilde ona gidecekken gülme sesini duyduğum an nefesimi bıraktım.
Emir'de benim gibi ona doğru yürürken tek eliyle yaramaz kızımızı kucağına aldı.
Bir kolunda Mira, diğer kolunda Rüya vardı.
"Güzel yaptım mı baba."
Emir ona bir şeyler derken o heyecanla başını sallıyordu.
"Hadi yatalım artık." Dedim Mert'in poposuna hafifçe vurarak.
"Ben bugün sizinle uyuyacağım."
Emir onu saçlarından öpüp onayladığında hep beraber odaya gelmiştik.
Rüya takla atmayı bitirdiğinde sonunda uykuya yenik düşmüştü. O yatağın ortasında yatarken Mira ve Mert'te iki yanındaydı.
Emir bir uçta ben diğer uçtaydım.
Mert'i emzirirken o da Mira'yla ilgileniyordu.
"Ölürüm sana...ölürüm. Güzelliğim."
İkisini izlerken gülümsedim.
Mira'nın çıkarttığı seslerden babasının dediklerinin hoşuna gittiğini anlayabiliyordum.
Zaten Emir saçma bir şey söylese bile onun hoşuna giderdi...babasına aşık bir kız daha doğurmuştum.
Neyse ki Mert vardı ve dışlanmıyordum.
Başından öptüm oğlumun.
"Mis bu çocuk mis." Tekrar öptüm.
Sonunda hepsi uyuduğunda Emir'le beraber her zamanki yerimize yani yatağın karşısındaki koltuğa geçmiştik.
Genelde burada uyuyakalıyorduk.
Pardon.
Emir burada uyuyakalıyordu ben de onun üstünde.
"Mira bana nasıl bakıyor gördün değil mi.?"
Hızlı hızlı başımı sallarken heyecanla konuştum.
"Sen Rüya'yı kucağına aldığında gözlerini size dikiyor." Saçlarını karıştırıp güldüğünde elimi yanağına attım.
"Çok güzel amına koyayım." Dedi.
Başını kaldırıp yatağa baktığında birden ayağa kalktı ve Mira'yı öptü.
Mira'dan sonra sırayla Rüya ve Mert'i de öptüğünde ben de hemen oğlumun tarafına gidip hepsini öptüm.
Merti öptükten sonra sırayla Rüya ve Mira'yı da öptüğümde Emir'in kucağına çıkmıştım.
Emir ayakta ben de onun kucağındayken yatakta yatan mucizelerimize bakıyorduk.
"Çok güzeller Duru."
Gülümseyip boynundan öptüm.
Emir iç çekerek koltuklara yürüdüğünde her zamanki pozisyonda oturduk.
Ben hala kucağındaydım.
"Halletin mi önemli olan işini."
Başını salladıktan sonra dudağımdan öptü.
"Hallettim yavrum...yarın gitmeyeceğim. Hiçbir şeylerini kaçırmak istemiyorum."
"Gitme." Dedim hemen.
"Bundan sonra nasıl çalışacağım ben amına koyayım."
Kısık sesli bir kahkaha attığımda başımı omzuna koydum.
"Mert ben de uyudu gördün mü.?" Sesi yine heyecanlı çıkmıştı.
"Gördüm...ilk defa bensiz babasının kucağında uyudu."
"Aslanım benim." Dedi yatağa bakarken.
Onunla bugün olanlar hakkında konuşup yorum yaparken saatin nasıl geçtiğini anlamamıştık.
Emir'in üzerine uzandığımda elleri hemen kalçalarımı bulmuştu.
"Ölüyorum sana lan...bitiyorum."
Duyduğum sözlerle uykulu bir şekilde gülümsedim.
"Ölüyorum sana." Dedim onun gibi.
Saçlarımın üstünden öptü.
Emir Aksoy benim bu dünyaki şansımdı.
Ve
Emir Aksoy benim için dünyaları yakacak bir adamdı..
FİNAL
Duru ve Emir'in sahte başlayan ama gerçek aşkla biten yolculuğuna eşlik ettiğiniz için sonsuz teşekkür ederim.
Onlarla güldünüz, ağladınız, belki kırıldınız... ama hiç yalnız bırakmadınız.
Bu sadece bir kitap değildi.
Her satırda, her sayfada bir duygu gizliydi.
Hep birlikte büyüdük, affettik, sevdik...
"Sahte ve Gerçek" artık son buldu. Ama onların aşkı kalplerimizde yaşamaya devam edecek.
Bana inandığınız, yazdıklarıma değer verdiğiniz için teşekkür ederim ♥️
Yeni hikâyelerde yeniden buluşmak dileğiyle...
Bir yolculuğumuz bitti ama başka bir yolculuğumuz başlayacak.
Yeni hikayem 'GÖZLERİM KAPALIYKEN' için oldukça sabırsızım ve yakın zamanda yayınlayacağım...
