Sahte ve Gerçek kitap kapağı

20. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

19. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 19. BÖLÜM

20. Bölüm kesitini instagram hesabıma atacağım takip edebilirsiniz.

Kullanıcı adım: minabuse_

İyi okumalar..

Süsen'in odasından çıktığımız gibi ablamın yanına gelmiştik.

Emir Sinan abiyi arayıp hastaneye çağırmıştı, şimdi de hepimiz onu bekliyorduk.

Ablam ağlıyordu.

"Ağlama kuşum Sinan gelsin konuşuruz hallederiz." Şevval ona sarılmış destek verirken o hala ağlamaya devam ediyordu.

"İstemez." Dedi ablam.

"Nasıl istemez kendi canından olan masum bir bebek var ortada. Sinan böyle birisi mi Allah aşkına."

Ablam hıçkırarak ağlamaya başladığında odanın kapısı açılmıştı.

Sinem ve Çağan gelmişti.

"Özge...doğru mu..? Çok sevindim aşkım." Sinem ona sarıldığında Çağan'da Emir'e bir şeyler diyordu.

"Siktim öldü Çağan." Emir'in sesiyle onlara döndüm.

"Sordum lan nasıl olduğunu ne bağırıyorsun."

"Sorma amına koyayım." Telefonu çaldığında sinirle ekrana bakıp açtı ve karşısındaki kişiyi dinledikten sonra bir şey söylemeden kapattı.

Serpil anne ablamı sakinleştirmeye çalışırken kapı tekrar açılmıştı ve bu sefer gelen beklediğimiz kişiydi. Sinan abi.

Gözleri ablama takıldığında ne kadar kızgın olsada adımları ona doğru gitmişti.

"Noluyor." Dedi ablamın elini tutarken.

"Niye ağlıyorsun Özge."

Ablam bir şey demeden ona sarıldığında omzunda hıçkıra hıçkıra ağlıyordu.

"Bir şey mi oldu." Sesi telaşlıydı.

"Biz çıkalım hadi çocuklar." Serpil anne kalktığında hepimiz ayaklanmıştık.

Koridora çıkınca Emir kolumu tutarak beni koltuklardan birisine oturttuğunda ona baktım.

Sinirle Çağan'a bakıyordu.

"Emir Yusuf'a söyle de beni eve bıraksın annem...misafirim vardı ilgilenemedim hem Rüya'da gelmiştir." Dudaklarımı birbirine bastırıp başımı eğdiğimde gülmek istemiştim.

Misafiri Emir'in üvey babasıydı.

Ağzımdan ufak bir gülme sesi kaçtığında hemen ifademi düzeltip başımı kaldırdım.

Hepsi bana bakıyordu.

"Pardon." Serpil anneyle göz göze geldiğimizde kendi tutan haline dayanamayıp başımı tekrar eğip gülerken, ondan da gülme sesi gelmişti.

"Siz bir şeye gülüyorsunuz noldu bana da söyleyin." Sinem yanımıza geldiğinde Emir söylene söylene karşı koltuklarda oturan Çağan ve Şevval'in yanına geçmişti.

"Bir şey yok sinirlerimiz bozuldu gülüyoruz öyle." Dedi Annem.

Başımı sallayarak onu onayladığımda ayağa kalkıp koluna girdim.

"Ben annemi Yusuf'un yanına götürüp geleyim." Emir'e bakarak söylemiştim ama cevabını beklemeden yürümeye başladık.

Serpil anne koluma vurduğunda kendimi tutamadan güldüm.

"Ne deseydim cici baban tek kaldı sıkılmıştır yanına gidiyorum mu deseydim."

Cici baba lafını duyduğum an yüksek sesle gülmüştüm.

Elimle ağzımı kapattım ama sesim yankılanmıştı bile.

Serpil anne gülerken arkasını kontrol edip sıkıca koluma tutundu.

"Emir sinirli sinirli bize bakıyor sen git yanına ben de Yusuf'u bulayım gideyim anneciğim." Sarılıp vedalaşmıştık.

Tekrar onların yanına yürürken Emir'in sesini duymuştum.

"Aptal mısınız lan siz..madem çocuk istemiyorsunuz korunun amına koyayım."

Çağan ve Sinem içinde söylüyordu sanırım çünkü Sinem'de hamileydi.

"Tecrübe konuşuyor." Çağan cümlesini kurduktan sonra benimle göz göze geldiğinde telaşla gözleri büyüdü.

"Duru ben laf olsun diye söyledim." Çağan'ın sesini duyan Emir başını arkaya çevirip beni gördüğünde ayağa kalkmıştı ama ben yanından geçip karşı koltuklara oturdum.

Emir'in ağzının içinden ettiği küfürleri duyarken tepki vermedim.

Onun Filiz'le ya da Şevval'le bir şeyler yaşamış olmasına canımın bu kadar yanmaması lazımdı ama olmuyordu.

Aptal.

Öncesi beni ilgilendirmez diyordum ama şu an ilgilendiriyordu.

İlgilendirmemesi gerekiyordu.

Emir'de geçmişi de umrumda değildi.

Olmamalıydı.

Sinan abi odadan çıktığında Emir hemen yanına gitmişti.

"Çocuğum oluyor lan." Hafifçe gülümsediğimde Emir ve Sinan abi erkekçe sarılmışlardı.

Emir onu tebrik ederken Çağan'da aynı şekilde sarılıp sırtına vurmuştu.

"Çocuk istemeyen Sinan'a bak sen, fazla mutlu." Sinem gülerek konuştuğunda o da sarılıp tebrik etmişti.

Sinan abi herkesle sarıldıktan sonra ayağa kalktığımda bana da sarıldı.

"Özür dilerim." Dediğinde onu sadece ben duyuyordum.

"Dileme, ablamla benim aramda olan olay için özür dileme ve ona küsme...tebrik ederim." Konuşmamla daha sıkı sarılmıştı.

"Sağ ol abim." Dediğinde gülümseyip ondan ayrıldım.

Gözlerim Emir'e kaydığın onun zaten buraya baktığını görünce tekrar önüme döndüm.

Aptal adam.

"Eski arkadaşınız olmadan kutlama mı yapıyorsunuz...tebrik ederim Sinan'cım, halası oluyorum sanırım öyle diyordun eskiden değil mi.?" Gelen kadın herkesin yüzündeki gülümsemeyi sildiğinde tepkisini görmek için Emir'e baktım.

Bana bakıyordu.

Filiz onun yan tarafına geçip elini Emir'in omzuna attığında dayanamayarak ayağa kalktım ve Filiz'in kolunu tutarak sertçe duvara doğru ittirdim.

Gülerek ve şaşırarak bana bakarken Şevval'de yanıma gelmiş ikimizin arasına girmişti.

Emir kolumu tuttuğunda onun ellerini ittirdim.

"Sabrımı sınama." Dediğimde alayla güldü.

"Gidiyoruz." Emir karnımdan tutarak beni havaya kaldırdığında Filiz'in gözleri beni tutan ve kendine yaslayan ellerdeydi.

Karnımda.

"Ne bakıyorsun kızım oydurtma gözlerini." Şevval benim yerime Filiz'e bağırdığında o, orada durmuş hala bize bakıyordu.

"Bırak Emir." Dedim ağzımın içinden.

Ellerimi karnımı tutan ellerin üstüne koyduğumda ondan kurtulmaya çalışıyordum ama böyle bir şey imkansızdı.

"Hani temas sevmiyordun." Filiz'in söylediği uzun cümleden sadece bu kısmı duyabilmiştim.

"Benden başkasına dokunamıyordun hani.!" Emir'in adımları durduğunda benim de hareketlerim durmuştu.

Filiz bize doğru yürüdüğünde Şevval ve Sinem önüne geçmişlerdi ama Filiz onları ittirerek yakınımıza gelmişti.

"Bana inat mı yapıyorsun...yapma sevmezsin sen böyle temaslar." Elini karnıma doğru uzatınca Emir bir elini karnımdan çekerek onu engellediğinde ben hala yerden yüksekteydim.

İçinde olmak isteyeceğim en son senaryo buydu ve ben tam ortasına düşmüştüm.

Ne saçmaladığına dair hiçbir fikrim yoktu.

"Etrafımda dolaşma Filiz." Emir'in sakin sesiyle başımı hemen ona çevirdim.

Ne bu kibarlıklar.

Filiz güldüğünde tekrar ona baktım.

Emir'de ona bakıyordu.

"Etrafında değilim zaten kalbinin tam içindeyim...aklındayım." Kendinden o kadar emin konuşuyordu ki buna şaşırmıştım.

Belli etmedim.

Şevval bu sözlerle gözlerini devirirken Sinem tedirgin bir şekilde bana bakıyordu.

"Hala aynı şizofrenlik." Demişti Şevval.

Filiz gözleri dolu dolu olsa da gülümseyerek omzunun üstünden Şevval'e bakmıştı.

"Bu kız, sizin Emir'le hiçbir zaman sevgili olmadığınızı, sadece abim senin peşini bıraksın diye durumu böyle gösterdiğini biliyor mu.?" Emir'in beni tutan elleri sıkılaştığında öğrendiğim bilginin şokundaydım.

Şevval Filiz'e doğru atıldığında saçlarını tutunca onları Sinem ayırıyormuş gibi görünüyordu ama o da Filiz'in saçlarını çekiyordu.

Sinan abi ve Çağan araya girip kızları ayırdığında ben beni tutan adamın kollarından kurtulmak için çırpınıyordum.

Şevval ve Emir eski sevgili değiller miydi.?

Olmamışlar mıydı.?

Koridorda oluşan çığlık sesleri büyüdüğünde Serhat'ta gelmişti.

Filiz'i Şevval'in elinden kurtarmaya çalışan Serhat başarısız olduğunda Emir beni bırakıp oluşan karmaşaya küfür ederek girdiğinde Şevval ve Sinem'i tutarak Serhat'a işaret verdi.

Serhat, Filiz'in koluna girip bu hengameden kurtardığında onu bir numaralı düşmanım listesine eklemiştim bile.

Emir zaten o listeye adını altın harflerle yazdırmıştı.

"Ruh hastasına bak.! Şizofren diyorum sana.!" Şevval Emir'e doğru bağırdığında Sinem'de ona katılır gibi başını sallıyordu.

"Lan siz eşkiya mısınız.? Ne saldırıyorsunuz kıza.!" Çağan bağırdığında Sinem başını öne eğmişti.

Emir karşıda durmuş bana bakarken ona nasıl baktım bilmiyorum ama bir an şaşırıp yanıma doğru adımlarını attığında gelmesine izin vermeden yan taraftaki kapıyı açarak içeriye girdim.

Ablam gözleri açık bir şekilde yatakta uzanırken beni görünce hemen oturur pozisyona gelmişti. Kapıyı kilitlediğimde arkadan birisi açmak için zorluyordu.

Emir.

Kapının arkasından gelen seslerden anladığım cümleler hepsinin Emir'i kapıdan uzaklaştırmaya çalıştırmasıydı.

"Noldu.?" Dedi telaşla.

Düşen omzularımla beraber yatağın karşısındaki koltuğa oturduğumda ellerimle yüzümü kapattım.

"Duru." Ablam yataktan çıkıp yanıma geldiğinde ona baktım.

"Emir ve Şevval sevgili değiller miydi.?"

Şaşırmıştı.

"Kim söyledi."

"Niye bana söylemedin...niye sürekli arkadaşlarını benim önümde tutuyorsun." Bir şey demediğimde ona baktım.

Kızarık ve dolu gözleriyle bana bakıyordu.

"Onu seviyor musun.?"

Bir şey demeyerek yanından kalktığımda oturduğu yerden bana bakıyordu.

"Emir kimseye temas etmez Duru...etmez dediğime bakma sevmez. Dokunmaz...seni kucağına alıyor, sürekli elleri senin üzerinde."

Beraber uyuduğumuzu hatta öpüştüğümüzü söylesem şaşkınlıktan ölecek gibi duruyordu.

"O kimseye Filiz'e baktığı gibi bakmaz..dı. Bakmazdı diye biliyorduk ama Emir şu an sana kimseye bakmadığı gibi bakıp dokunuyor."

"Ne anlamam lazım bundan." Dedim sinirle.

"Sana karşı bir şeyler hissediyor.." Emir'de bunları söylemişti.

Gülerek başımı salladım.

"Hıhı aşık olmuş bana...ölüyor benim için." Ellerimi saçlarımdan geçirip bana söylediklerini alayla söyledim...sinirle odada volta atarken ablam arkasına yaslanıp konuşmaya devam etti.

"On yıllık arkadaşımı tanıyorum ve o senden hoşlanıyor...belki hoşlantıyıda geçmiştir."

"Aşık diyorum ya." Dedim yine alayla.

Yalamcının tekiydi. Bana beni sevdiğini söyleyip böyle yapması ona inanmamı zorlaştırıyordu.

Sinirle nefesini verdi.

"Şevval anlamak için ona seninle ilgili her gün kışkırtıcı şeyler söylüyor ve Emir deliriyor. Sen inanmamaya devam et ama durum bu, o seni seviyor. Kaçırıldığında delirdi."

Merakla ona döndüm.

"Adamlar seni aldıktan sonra kamera kayıtlarından vurulduğunu görünce yakaladıkları adamların hepsini bacaklarından vurdu...kafana silahı vuran adamı öldürdü."

Ürpermiştim.

O tehlikeli birisiydi.

"Tarif ettiğin adamları tanıdığımız için bulması zor olmadı ama delirdi Duru...her yeri yakıp yıktı."

Egosundandır o.

Emir Aksoy'un karısını kaçırdıklarından dolayı egosu zedelendiği için delirmiştir.

Benimle ilgisi olduğunu sanmıyordum.

"Siz..yani sizin aranızda bir şey mi geçti Duru." Ne dediğini anlamadığım için kaşlarımı çattım ama onun utangaç bakışlarını görünce hemen bağırdım.

"Saçmalama.! Sadece beraber uyuduk." Dediğimde başı hızla hareket etmişti.

Öpüştüğümüzü ve yaşadıklarımızı bilmese de olur.

"Nasıl uyudunuz.?" Dedi şaşkınlıkla.

Tamam ne yaptınız diyen Esra Erol gibi olmuştu bu soru.

"Ne demek nasıl uyudunuz...o bir tarafta ben diğer tarafta uyudum...yağmur yağıyordu." Yanına tekrar oturduğumda merakla bana bakıyordu.

"Başka bir ş.."

Gözlerimi kocaman açtım.

"Başka bir şey yok diyorum sadece sarıldık...sarılmadık ben korktuğum için beni kendine çekti başka bir şey olmadı." Beyaz yalandan bir şey olmazdı.

"Daha ne olsun." Dediğinde yanından tekrar kalktım.

Şaşırmıştı.

"Bir şey geçmedi aramızda diyorum." Dedim sinirle.

"Emir kimseyle uyumaz Duru." Kaşlarım çatıldı.

Ne demek uyumaz.

"Filiz.." Dedim hemen.

"Emir Filiz dahil kimseyle uyumaz...bir şeyler yaşamışlardır tabi ki ama aynı yatakta uyumaz."

Ne kadar saçma.

"Kadınlarla sevişiyor ama birlikte uyuyamıyor mu..sizde buna inandınız yani.?"

Ablamda ayağa kalkmıştı.

"Bize bunu Filiz anlattı." Şimdi şaşırmıştım işte.

"Onunla bile uyumuyordu diyorum sana.. uyumaz."

"Bir hastalığı mı var."

Başını olumsuz anlamda iki yana salladı.

"Temas sevmiyor." Dediğinde sürekli belime ve koluma dokunmaları aklıma geliyordu.

Öpmesi..

Rüya'ya da sarılmıştı.

Nasıl sevmiyordu.

Bu sevmemiş hali miydi.?

"Sevişirken seviyor ama normal hayatta sevmiyor öyle mi.?"

Pencereyi açıp temiz havayı içime çektim.

"Eğer Filiz'le muhattap olmak gibi bir düşüncen varsa olduğum yerlere sakın gelme."

"Saçmalama...Şevval benim en yakın arkadaşım. Eğer Emir'le aralarında gerçekten bir şeyler geçseydi onunla asla konuşmazdım...sen benim için hepsinden önemlisin yemin ederim."

Arkadan omzuma dokunduğunda tepki vermedim.

"O yüzden mi ikisinin sevgili olmadığını ben başkasından öğrendikten sonra açıklıyorsun."

Bir şey demedi.

Yatağa tekrar uzandığında göz ucuyla karnına baktım.

Hamileydi ve anne olacaktı.

Teyze olacaktık. Ben ve Rüya.

Ablam yatağa uzandığında ben de ona bakacak şekilde koltuğa uzanmıştım. Bir süre konuşmadan durduğumuzda sessizliği bozdum.

"Kimseyle uyumuyor mu.?"

Ablam sinsi bakışlarını atarak güldüğünde ona sinirle bakıp arkamı döndüm.

"Uyumuyor ablacım...ne uyuyor ne de temas seviyor ama sana maşallah dokunmadık hücresi kalmamış." Hızla arkamı döndüm.

"O ne demek hücre dokunmak falan terbiyesiz terbiyesiz konuşma." Güldükten sonra ağzına fermuar çekiyormuş gibi işaret yaptığında uzandığım geniş koltukta cenin pozisyonuna geçmiştim.

"Filiz'e aşık mıydı.?" Dedim gözlerimi kapattığımda.

Ablam bir kaç saniye sonra cevapladı beni.

"Seviyordu...aşık mıydı bilmiyorum ama bence değer veriyordu."

İçime oturan öküz uzun süre kalkmayacak gibiydi.

"Cehennemin dibine gitsin." Dedim ağzımın içinden.

Ablam hafifçe kıkırdağında ona arkamı dönerek yorgun bedenimi ve zihnimi uykuya teslim ettim.

"Ne zamandır uyuyor." Uzandığım koltukta duyduğum seslerden rahatsız olarak kıpırdandığımda başımın sert bir omuzda olduğunu hissetmeme rağmen bilincim çok fazla açılmadı.

"Yarım saattir sesi çıkmıyor o zaman uyumuştur...yorgundu zaten iyi oldu." Ablamdı konuşan.

Saçlarımın okşanmasıyla başımı oynattım.

Burnum bir yere sürtünmüştü ama nereye olduğunu algılayamadım. Belimdeki kollar kıpırdandığında beni kolları arasına alan bedene doğru istemsizce sokuldum.

Ben ona yaklaşmadan belimdeki kollar beni kendine çekerek yardımcı olduğunda kolumun birisini arkaya atıp sarılmıştım.

Başımın üzerine batan sakallarla çenesinin saçlarımda olduğunu anlayabildim.

"Hangisi." Dediğimde odadaki sesler kesilmişti. Ne dediğimi bilmiyordum.

"Bazen konuşuyor öy.."

"Dur Özge." Demişti Emir'in olduğunu anladığım ses.

Dudaklarımı ıslatıp bacaklarımı kıpırdattım ama bedenimi saran bedenle alanım kısıtlıydı.

"Yapma." Dedim ama kime dediğimi bilmiyordum.

Yüzümdeki saçlar çekilirken saçlarımda okşanıyordu.

"Tamam." Demiştim öylesine.

Kapı açılma sesiyle bir daha konuşmadım.

Bir elimi gözüme atıp kaşıdığımda Sinan abinin sesini duymuştum.

"Uyandı mı.?"

"Uyuyor...bir şeyler söylüyor uyurken." Demişti ablam.

"İlk defa konuşuyor." Dedi beni kolları arasına alan beden.

"Huzursuz olduğunda bazen anlamsız şeyler söylüyor...iki günde çok şey yaşadı. Kaçırıldı, üstüne bir de Filiz geldi."

Ablamın açtığı konuyu duyduğumda uykum hafif hafif açılmıştı.

Filiz diyordu.

Kaçırılma diyordu.

Uykumun açılmama ihtimali yoktu.

"Eskileri açıp durmayın bitti gitti...onun yanında Filiz konusunu açmıyorsunuz bir daha. Sorarsa da bir şey bilmiyorsunuz."

Kaşlarımı çatmamak için kendimi zor tuttum.

"Sen konuyu açtıracak hareketler yapmazsan bizde açmayız Duru'da sormaz." Ablam ilk defa doğru bir şey söyleyince onu alkışlamak istemiştim.

Bozuk saat bile günde iki kere doğruyu gösteriyor.

"Uzatma Özge. Detay vermeyin, konusu açılmasın."

"Niye." Dedi ablam.

"Üzülüyor, ve benim onu üzenin sülalesini sikeceğimi anladığınızı düşünüyorum."

"Üzülsün sana ne." Dedi ablam direterek.

Yaslandığım beden kasıldığında ablam amacına ulaşmıştı.

"Çok konuşma sen. Ne diyorsam onu yap. Bilgi verme geçmişle ilgili."

Kaşlarımı çatıp kıpırdandığımda bacağımı hareket ettirmek istedim ama onun bacaklarının arasında olduğum için kıpırdatamayınca ağzımdan bir kaç mırıltı çıktı.

Emir bacağını biraz kaldırıp hareket etmeme izin verdiğinde başımı diğer tarafa çevireceğim sırada elini emseme koyarak okşadı ve yüzümü boynunun hemen altında tutmamı sağladı.

"Uyu güzelim."

Sanki vücudum bu komutu bekliyormuş gibi mayıştığında bir süre sonrada tekrar bilincim kapanmıştı.

Olduğum yerden havalandığımda rahatsızca mırıldandım.

"Ceketi üstüne ört Şevval." Emir'in sesini duyduğumda üzerime bir şeyler örtüldü.

Beni tutan beden yürümeye başladığında kapı sesinden sonra gelen rüzgarla beraber ürperdim.

Emir'in kucağında biraz daha küçülüp ona sokulduğumda dudaklarını başımın üzerinde hissediyordum.

"Araba hazır abi...istersen ben yengeyi arabaya götüreyim sen yorulma." Tanımadığım birisi konuştuğunda Emir'in adımları durdu.

"Sülaleni siktirtme bana Faruk."

"Tamam abi." Diyen ses yanımızdan uzaklaşmıştı.

Ağzının içinden bir şeyler diyen adam tekrar yürümeye başladığında üşüdüğüm için yüzümü onun göğüsüne gömdüm.

Dışarı çıktığımızı esen rüzgarla hissetmiştim.

"Abi....Filiz hanım karşıda seninle konuşmak istiyormuş." Serhat'ın sesini duyduğumda bilincim tamamen açılmıştı.

Emir'in adımları durduğunda karşımızda olan kadına baktığını tahmin ettim ama o beni şaşırtarak yürümeye devam etmişti.

"Kapıyı aç ve direksiyona geç belanızı da, Filiz hanımınızı da siktirmeyin."

Son cümleyle kaşlarım çatıldı.

Aptal Emir.

"Buyur abi."

Emir kucağında benimle beraber arabaya bindiğinde kısa sürede araç hareket etmişti. Telefonu çalıyordu.

"Söyle." Emir'in sesiyle tek gözümü açıp hafifçe başımı kaldırdım ve alttan ona baktım.

Göz göze gelmeyi beklemediğim için şaşırsam da bakışmayı bölmedim.

Telefonla konuşuyordu.

Esnediğimde elimle ağzımı kapatmıştım ama o gözlerini bir saniye bile üstümden ayırmıyordu.

"Halledin ben gelene kadar." Dedikten sonra telefonu kapatmıştı.

Diğer eli hala belimi okşadığı için şaşırıyordum.

Ablamın sözleri aklıma geldiği için daha çok şaşırıyordum.

"Eve gidiyoruz uykunu bölme."

Gözlerim arabanın karanlık camına takıldı.

Tekrar esnediğimde bu sefer gözlerim kapanmıştı.

Gözlerimi açıp Emir'e baktığımda dudağının kenarının kıvrılmış olduğunu görünce istemsizce tebessüm ettim.

"Günaydın." Dediğimde başını geriye atıp gülmüştü.

Hava karanlık ve günaydın mı diyorsun.

Sesli olmasada gülmüştü.

"Günaydın güzelim." Derken başı hala arkadaydı.

Kucağında durmaya devam ederken o bacaklarımı tutarak beni biraz daha kendine çekmişti.

Elleri saçlarımdayken olduğumuz konumu düşündüm.

Ablamın dediği gibi bana sanki değerli bir şeymişim gibi bakıyordu.

Bakışları öyleydi ama bazı davranışları öyle değildi.

Hangisine inanmam lazımdı.

"Ablamlar çıktı mı.?"

"Çıktılar, Sinanla eve gidiyorlar."

Bir şey demeden başımı göğüsüne yasladığımda çenesini başımın üstüne koyup parmaklarını koluma sürtüyordu.

"Uykunu aldın mı.?" Dediğinde baş parmağını tutmuştum.

"Aldım."

Beni kendine çekip sıkıca sarıldığında başımı biraz kaldırıp gözlerine baktım.

O zaten bana bakıyordu.

Bir şey söylemesi için ona beklentiyle bakıyordum.

Bir şey söyle Emir.

"Eğer yeni uyandığında her zaman bu kadar güzelsen bu kadar geç kaldığım için kendime küfür edeceğim."

Söylediğine güldüğümde onun dudakları alnımda geziniyordu.

"Güzel miyim gerçekten.?" Şımarık çıkan sesimle anında cevap vermişti.

"Çok, çok fazla güzelsin."

Yüzümde oluşan gülümseme donup kalınca beni iyice kucağına çekti.

"Eve gidelim konuşalım olur mu.? Her şeyi anlatayım sana."

Ensemdeki eli yüzümü onun yüzüne doğru yaklaştırdığında burunlarımız birbirine değecek kadar yakındı.

Nefeslerimiz birbirine karışırken Emir dudaklarını dudaklarıma bastırdığı sırada arabanın sert bir frenle durması ve Serhat'ın bağırarak küfür etmesiyle kendimize gelmiştik.

Emir'in beni tutuşu sıkılaştığında gergin bir şekilde belimi okşadı.

"Arabada dur." Bedenimi yavaşça yan tarafa bırakıp arabadan indiğinde telaşla dışarıya baktım.

İki lüks araç önümüzü kesmişti.

Korkuyla Emir'e bakarken önümüzü kesen arabadan inen bedenle kasıldım.

Filiz.

Arabayı Filiz sürüyordu ve şu an inmiş ona doğru gelen adama bakıyordu.

Serhat ağzının içinden küfür ettiğinde tanıdık gelen senaryo ile gözümü kırpmadan Emir'in sırtını izliyordum. Filiz'e doğru yürüyüp önünde durduğunda kasıldığımı hissedebiliyordum.

"Yanına git." Konuşmamla Serhat arabadan inmişti.

Onlara doğru bir kaç adım attığında Filiz ona bakıp nereden çıkarttığını bilmediğim silahı Serhat'a uzatınca korkuyla yerimde dikleştim.

Gözleri beni bulduğunda silahı bu seferde arabaya doğru çevirmişti. Emir onun eline uzandığı sırada Filiz silahı havaya kaldırıp ateşledi.

Korkuyla kulaklarımı kapattığımda Emir ve Serhat'ı kontrol ettim.

Emir bana bakıyordu.

Gözleri benden sonra Serhat'ı bulduğunda ona tek kaşını kaldırıp işaret vermişti. Serhat başını sallayıp arabaya bindiğinde omzuna dokundum.

"Napıyosun." Dediğimde arabayı çalıştırmıştı.

"Hayır.!" Kapıya uzanacağım sırada kilitlediğinde ağlak bir ifadeyle Emir'e baktım. Filiz bağırarak konuşurken o ifadesiz bir şekilde onu dinliyordu.

Gözleri bağırarak konuşan Filiz'den Serhat'ın çalıştırdığı arabaya doğru kayınca, Filiz silahı bu seferde ona doğru tutmuştu.

"Serhat gitmeyelim o da gelsin." Derken gözlerim dolu doluydu.

Sözlerimle ikilimde kalan Serhat, Emir'e baktığında onun Serhat'a sinirle baktığını görünce dudaklarım titredi.

"Nolur gitme Serhat bir şey yapmasın ona."

Serhat beni dinledikten sonra tekrar Emir'e baktı.

Bu sefer Emir sinirli bir şekilde eliyle işaret verdiğinde Serhat başını sallayarak yola çıkmamızı sağlamıştı.

Araba sesini duyan Filiz elindeki silahı bize doğru çevirip bağırdığında Emir'in ona bir şeyler söylediğini kıpırdayan dudaklarından anlayabiliyordum.

Bakışları arabadan Emir'e döndüğünde Serhat neredeyse tozu dumana katarak yanlarından geçince bir kaç saniye sonra arkamızdan sıkılan silahla çığlık atarak başımı eğmiştim ama arka cam kırılmıştı.

"Duru.!"

Çığlığım Serhat'ın sesine karıştığında göz ucuyla bana baktığını gördüm.. Az önce Emir'in kucağında huzurla otururken şimdi korkuyla ve ağlayarak aynı koltukta duruyordum.

Hayat çok garipti.

Araba biraz daha uzaklaşıp durduğunda Serhat hemen yanıma gelip kontrol etmişti.

"Abim gelecek birazdan korkma." Kolumdan tutup beni arabadan indirdiğinde ön koltuğa oturmamı sağladı.

Arka cam kırıldığı için hepsi oturduğum koltuğa dökülmüştü. Serhat tekrar yerine geçip arabayı çalıştırdığında bu sefer daha hızlıydı.

Çalan telefonunu cebinden çıkarttığında hızla konuştu.

"Bir şey olmadı abi, Duru iyi merak etme."

Emir kapatmış olacak ki o da telefonu kapatıp yola odaklanmıştı.

Bu kadın bize rahat vermeyecekti.

Sürekli etrafımızda olması bile beni huzursuz ederken bunları yapmasıyla korkuyordum.

Emir'e ya da bana zarar verebilirdi.

Tehlikeli bir kadındı.

Ve hala Emir'e aşık bir kadın.

Öyleydi.

Yapamayacağı hiçbir şey yoktu.

Serhat bahçeye giriş yaptığı an duran arabayla hızla indim ve koşar adım odama çıktım.

Dolabın alt tarafındaki valizi çıkartıp yatağın üstüne koyduğumda ağlayarak eşyalarımı içine atıyordum.

Gidecektim bu evden.

BÖLÜM SONU

Bölümü nasıl buldunuz.?

20. Bölüm kesitini instagram hesabıma atacağım takip edebilirsiniz (minabuse_)

Oy sınırı 530
Yorum sınırı 220

Öpüldünüz ♥️

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.749okunma 71beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18