Sahte ve Gerçek kitap kapağı

8. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

7. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 7. BÖLÜM

Keyifli okumalar..

Emir karşıda arkadaşlarıyla içkisini içerek bir şeyler konuşurken ben de Sinem ve Betül'ü dinliyordum.

Kendimi istemsizce Emir'e bakarken buluyordum ve her seferinde onunla göz göze gelip bakışlarımı kaçıran taraftım.

O da aynı şekilde.

Ona baktığımda bakışlarımız buluştuğu an bazende o kaçırıyordu kahvelerini.

"Çok saçma." Dedim sessizce mırıldanarak.

Çok saçmaydı bu olanlar.

Emir'le kendimi kurtarmak için evlenmiştim. Yüzsüz gibi gidip ona benimle bir yıl evli kalmasını teklif ettiğimde beni tersleyerek neredeyse kovmuştu.

Daha sonra Serpil teyzeyle konuşmuştum. Serpil Doğan...Emir'in annesiydi.

Bilerek konuşmamıştım annesiyle.

Ben ağlarken karşılaşmıştık ve o gün bir patlama yaşayarak ağlaya ağlaya her şeyi ona anlatmıştım.

Bana sevgilim olup olmadığını sorunca ona Emir'e yaptığım teklifi anlattım. Biraz düşündükten sonra çözeceğini söyleyip numaramı aldı ve yanımdan gitti.

Bunlar olurken onun oğlu olduğunu bile bilmiyordum.

O günün gecesinde Emir bize geldi ve bağırıp çağırdıktan sonra gitti.

Zaten ertesi gün de evlenmiştik.

Serpil teyze ona kabul ettirmişti.

Ben düşüncelerimle boğuşurken koluma dokunulmasıyla korkuyla sıçradım.

Yanımda duran ve kolumu tutan Sinem'e korkulu gözlerle bakarken o bana karşıyı işaret ediyordu.

Hızla dediği yere baktım.

Emir kaşlarını çatmış bir şekilde bana bakıyordu.

"Emir seslendi iki kere duymadın mı.?" Sinem'di konuşan.

"Efendim." Dedim ona doğru.

Koyu gözleri üzerimden bir saniye ayrılmazken o heybetli bedeniyle yanıma doğru geliyordu.

Ayağa kalktım.

"Bir sorun mu var.?" Dedi ortada buluştuğumuzda.

Başımı hemen hayır anlamında salladım.

"Duru." Dediğinde elleri omuzlarıma tutundu.

Göz ucuyla kızlara baktığımda hepsinin kaçamak bakışlarla bize baktığını görünce hızla Emir'e döndüm.

"Bir şey düşünüyordum." İkna olmamıştı ama ısrar etmedi.

"Bir kaç saat çocuklarla dışarıda olacağız sorun çıkmasın."

Kaşlarım havalandı.

"Söyle arkadaşlarına o zaman sorun çıkartmasınlar." Dedim gıcık bir ifade ile.

Tek kaşının havalanmasıyla yüzünü yine bana yakınlaştırdığında istemsizce gözlerim kapanmıştı.

"Ben sana söylüyorum ama...sorun çıkartma ustası bir karım var." Dedikleriyle gözlerimi açtım.

Dudaklarım kıvrılacağında birbirine bastırdım.

Kendimi tutamayacağımı anladığımda hemen yalandan gülüyormuş gibi yapıp içimdeki gülme hissini götürmeye çalıştım.

"Çok komiksin boş zamanlarında stand-up yapmayı düşünür müsün.? Hem kanalında var ayarlasınlar bir program."

Dudağının kenarı kıvrıldığında bende gülüyordum.

Aptal.

"Düşünmüyorum şimdilik." Dediğinde ciddi ciddi cevaplamasına yine gülmüştüm.

Sesli bir şekilde gülmüyordum..gülmemi sadece o duyuyordu.

"Git Emir." Dedim iki adım geri çekilirken. Yüzüme derin derin bakarken bir şey demeden hızla yanımdan geçip gitmişti.

Şimdi salonda kızlar olarak kalmıştık.

Sinem karnını tutarak karşıdaki duvarı izlerken tekli koltukta oturarak hepsine bakma fırsatı yakalamıştım.

Ablam benden uzakta bir köşede oturmuş ellerini yüzüyle kapatmıştı ve yere doğru eğiliyordu.

Betül'de hepimizi konuşturmaya çalışıyordu.

"Hatırlıyorum ben." Ses Şevval'den çıkmıştı.

Arada Sinem ve Betül'e cevap veriyordu.

"Birinizde yorgan ya da battaniye var mı.?" Emir'in hangi cehenneme gittiğini bilmiyordum ve ablamla aynı yerde daha fazla kalamayacaktım.

Ha bir de Şevval'le.

"Niye canım...hava sıcak üşüyor musun, klimalar açık ama sizin odadakini sıcağa ayarlayalım hemen."

Betül birden yerinden kalkınca ben de kalkıp onu durdurdum.

"Üşümüyorum." Ne diyeceğimi bilemedim.

Şevval'in dikkatli bakışları bendeyken güzel ve etkili bir yalan düşünüyordum.

"Kışın gelsek bir şey lazım olur mu diye söyledim. Battaniye yorgan var mı.?" Sıvamıştım.

Ama sanırım inanmışlardı.

"Bilmiyorum ki buraya ilk defa geliyoruz...kışın da yorganını yastığını alıp gelirsin canım ne olacak." Betül yalanıma inanmıştı.

Ona yalandan hafifçe gülümsediğimde Sinem ve Betül'le vedalaşıp odama geçtim.

Bizim odamız diğer odalardan biraz daha uzak taraftaydı. Onlar salona yakındı ama bizimki en sondaki koridordaydı.

Yatağın üstündeki pikeyi kaldırıp içine girdiğimde tavana baktım. Çok güzel bir yerdi ama pencere olmaması beni korkutuyordu.

Güneş ışığı ya da ay ışığı yoktu bir kere.

Ben dışarıyı izleyerek uyumayı severdim.

Yatakta yarım saat dönüp durduktan sonra sıkılıp getirdiğim kitabı okumaya başlamıştım.

Sayfayı çevirirken ışıkların kesilmesiyle yatakta doğruldum.

Aklıma gelenlerle sesli şekilde konuştum.

"Bir"

Gelmedi.

"İki."

Hala gelmedi.

"Üç."

Ayağa kalkmaya bile korkuyorum çünkü kapkaranlık etraf. Üç saniye daha bekledim...yine gelmemişti.

Cesaretimi toplayıp ayağa kalktığımda kapıya doğru yürümeye çalıştım ama kapıya ulaşana kadar iki kere yere kapaklandım.

Kapıyı açıp içeriye doğru seslendiğimde ses yoktu. Kızlarda mı gitmişti.

"Emir." Kısık sesle konuştuğumda kalbim çok hızlı atıyordu.

Kapıyı açık bırakarak tekrar yavaş adımlarla yatağa ilerlerken bacağımı bu seferde yatağın kenarına vurmuştum.

İçeriden sesler geliyordu ama hala Emir'in sesini duyamıyordum.

Elimi korkudan hızlı hızlı atan kalbimin üzerine koyup bu sefer biraz sesli bağırdım.

"Emir.!"

Üç demişti.

Üç olunca gözlerini aç dedi ama yoktu. Kaç dakika geçti hala ışık yoktu.

Yatağın yanına yere tekrar kapaklandığımda sürüne sürüne duvar kenarına geçtim ve bacaklarımı kendime çekerek kollarımı kendime sardım.

"Bir...iki...üç." Gözlerimi açtım bir umut.

O varken olmuştu.

Odada derin derin nefes alma seslerim yankılanırken ablamın bağırmasıyla yerimde dikeldim.

"Duru.!"

Gözlerimi tekrar kapattım.

"Bir, iki, üç."

Kısık sesle çığlık attığımda gözlerimden yaşların aktığını hissedebiliyordum.

Korkuyordum. Sedat'ın bir yerden çıkıp gelme ihtimali yüzünden çok korkuyordum. O hep gece gelirdi. Karanlıkta.

Sevmiyordum karanlığı.

"Abla.!" Bağırdım ama sanırım onlarda karanlıkta yürüyemiyorlardı.

"Geliyorum sakin ol." Dedi ablam telaşla.

Gözyaşlarımı silerek burnumu çektiğimde odanın kapısı arkaya doğru çarpınca yine kısık sesle çığlık attım.

"Geldim...neredesin Duru." Emir'in sesini duymamla rahatlamam bir olmuştu.

"Emir." Dediğimde adım sesleri sağ tarafa giderken sesimi duymasıyla beraber yanıma doğru gelmeye başlamıştı.

"Sorun yok buradayım."

"Emir." Dedim tekrar korkuyla.

Ağladığımı ses tonumdan anladığını biliyordum.

"Buldum seni." Elleri koluma değdiğinde tabiri caizse Emir'in boynuna atlamıştım.

Elleri sırtımı bulup beni sarmalarken onun kucağında nefes nefeseydim.

"Say." Dediğimde bedeni kasıldı.

"Say açılsın." Dememle sarılışı sıkılaştı.

"Açılsın." Dedim direterek.

"Açılacak birazdan."

"Emir aç ışığı." Ağlak bir şekilde konuşmamla Emir görmesemde yüzlerimizi karşı karşıya getirdi. Elleri yanaklarımda yerini aldığında gözlerimi sıkıca kapattım.

Burunlarımız birbirine değiyordu.

"Emir.."

"Tamam sayacağız...dışarıdaydım. Dışarıda fırtına var evin elektriğini kopartmış Yusuf hallediyor."

Ona başımı anladım der gibi salladıktan sonra yüzümü yan çevirdim ve ellerinin çekilmesini sağlayıp kollarımı boynuna doladım.

Bir süre beni karşılıksız bıraktıktan sonra sonunda elleri belime yerleşmişti.

"Ne zaman sayacağız."

Emir'in çenesi omzumun üzerinde hareket ettiğinde biraz daha sokuldum ona.

"Birazdan."

"Kahvaltı hazırlamayı biliyor musun.?"

Başımı olumsuz anlamda iki yana salladığımda tekrar konuştu.

"Çalışanlar yok yarın sabah kızlarla beraber hazırlaman lazım." Bu sefer başımı tamam der gibi salladığımda vücudumun titrediğini hissettim.

Ne zamandır titriyordum.

Aklımı dağıtmak için beni konuşturuyordu.

Emir ellerimi sırtımda gezdirirken ve konuşurken titremem biraz olsun durmuştu.

"Omlet yapmayıda mı bilmiyorsun."

"Hayır. Omlet mi istiyorsun." Dedim.

"Omlet...yaparsan yerim."

"Denerim."

Sırtımdaki kolları bir kaç saniye durdu. Sonra benim titremem artınca tekrar ellerini hareket ettirdi. Sırtımı okşayınca rahatlıyordum.

Tek değilim. Emir var. Kimse gelmezdi yanıma.

Sedat yok sakinleş.

"Doktorları kapının önünde hazır bekletmem lazım mı.?"

Bir an ne dediğini anlamamıştım ama omlet için dediğini sonradan algıladım.

"Yapmayı bildiğin yemek var mı.?"

Kafam karanlıkla meşgulken ona cevap verdiğimde unutuyordum ama sustuğunda tekrar başlıyordu.

"Emir ne kadar kaldı." Yüzümü onun boynuna gömdüğümde gözlerimde sımsıkı kapalıydı.

"Yatağa taşıyacağım seni." Bunu dedikten sonra cevap vermeme izin vermeden havalanmıştım.

Sırtım soğuk yatakla buluştuğunda ellerim hala çenesindeydi. Yerimi beğenmeyip doğrulduğumda şimdi neredeyse yan bir şekilde kucağındaydım.

"Sayalım mı.?" Dediğimde yine cevap vermedi. Yine olmamıştı.

"Sayacağız birazdan...kahvaltı da en çok neyi seviyorsun." Daha önce aklıma hiç gelmemişti.

"Bal...haşlanmış yumurta...üstüne de pul biber." Dediğimde hafifçe güldü.

"Bal ve haşlanmış yumurta." Dedi benim gibi.

Buradan bile ne kadar zıt karakterler olduğumuz anlaşılıyordu.

O omlet severken ben haşlanmış yumurta seviyordum.

Gözlerimi açmadan ona sarılı bir şekilde dururken o da oturur şekilde yan tarafıma geçmişti. Ellerimi karnından dolayıp başımı da boynuna koyduğumda gözlerimi açtım.

Gördüğüm karanlıkla tekrar kapattım.

"Az kaldı." Dedi ama ben korkudan mı yoksa onun kokusundan mı bilmiyorum mayışmaya başlamıştım.

"Emir." Dedim boğuk sesimle.

"Söyle." Sesi ne sert ne yumuşaktı.

Sesi ne yapacağını bilmeyen çaresiz birisi gibi çıkmıştı.

"Korkuyorum açılsın lütfen...sayalım."

Ses gelmedi.

Emir bir elini benden çektikten sonra bir kaç saniye içerisinde odada bir ışık yayıldı.

Telefonun flaşını açıp ters çevirmişti.

"Birazdan yapacaklar...bir kaç dakika daha."

Başımı salladığımda gömleğini elimde sıkıyordum. Elim gömleğini kavramış göğüsünün üzerinde duruyordu.

"Emir...iyi mi.?" Ablamın sesi kapının oradan geldiğinde gözlerimi tekrar kapattım.

"Emir." Emir ablama cevap vermeyince tekrar konuşmuştu.

"İyi, uyuyor." Sanırım benim rahatsız olmamdan dolayı gitsin diye böyle söylemişti.

"Uyuyamaz o ışık yokken...karanlıktan çok korkuyor Emir." Sesi yaklaşırken uyuma numarasına devam ediyordum.

"Çok korkar...atak geçirecek kadar korkuyor duramaz karanlıkta...gök gürültüsü..." Doğruydu söyledikleri.

"O evde ne oldu.?." Emir'in sesiyle tüm vücudum titremişti.

Ablamdan çıkan hıçkırık sesiyle Emir'in de bedeni kasıldı.

"Benim hatam...Emir hepsi benim yüzümden Se.."

"Gider misin uyuyacağım." Konuşmamla sözü kesilmişti.

Emir'in bilmesini istemiyordum.

İlk başlarda ne kadar istesem de şimdi istemiyordum.

"Söyle Emir'e...söyle Duru."

Emir yerinden kalkacağı sırada onu tuttum.

Ablam bir şey demeden hızla yanımızdan gittiğinde şimdi patlamaya hazır bir bomba ile başbaşa kalmıştım.

"Konuş hemen."

Sustum.

Kollarını benden çekip ayağa kalktığında burnundan soluduğunu net bir şekilde anlayabiliyordum.

Odadan gitmek istiyordu ama ben korkuyorum diye gidemiyordu.

"Işık açık kalınca korkuyor musun.?" Sesi o kadar sertti ki.

Korkuyordum ama başımı iki yana salladım.

Bu hareketimle ışık açtığı telefonunu odada bırakarak çıkmıştı.

Yatağa uzandığımda pikeyi boynuma kadar çektim. İçeriden bağırma sesleri gelmeye başladığında onları düşünecek durumda olmadığım için yanlarına gidemedim.

"Söyle.!" Emir'in yüksek sesi yankılanıyordu.

Sonrasında ne konuştular ne yaptılar bilmiyorum ama kendimi zorlayarak uykunun kollarına bırakmaya çalıştım ama başarılı olamadım.

Bir kaç dakika sonra ışık geldiğinde rahatlayarak vücudumu gevşettim.

Gece odama gelen Emir'i hatırlıyordum ama ne konuştuğumuzu bilmiyordum...benimle uyumayıp gece boyunca sandalyede oturduğunu biliyordum.

"Duru sen otur canım biz hallediyoruz." Masaya çatalları dizmiş ve mutfağa gelmiştim.

"Ekmekleri götüreyim...Sinem sen dur ben götürürüm." Sinem'in elindeki tabaklarıda alıp mutfaktan tekrar çıktığımda fırının yanında yaptığı yemeği kontrol eden ablama değmeden yanından geçtim...bugün hiç konuşmamıştık.

Uyandığımdan beri yüzüme bakmamıştı. Zaten şu an burada değildi.

Buraya girdiğimiz kapının oradan sesler geldiğinde kaşlarım çatıldı. Elimdekileri masaya bıraktıktan sonra arkamdaki hareketlilikle Bilal ve Çağan'ın sesinide beraberinde duymuştum.

Emir önden onlar arkadan geliyorlardı.

"Günaydın." Diyen Çağan'la onlara günaydın demek için arkamı döndüğümde Emir hızla yanımdan geçip gitmişti.

Tekrar hafifçe arkama dönüp arkasından baktığımda gömleğinden bile gergin sırt kaslarını görebiliyordum.

"Günaydın." Dedim karşımdaki ikiliye karşı.

"Sinirleri bozuk sana özel değil." Bilal arkasından baktığım adama benim gibi bakarken konuşmuştu.

Ona hafifçe başımı salladığımda Betül ve ablam içeriye girmişti.

"Aşkım geldiniz mi.? İstediklerimi getirdin mi.?" Betül elindekileri masaya bırakıp kocasına sarıldıktan sonra ablamda Çağan'a Sinan abiyi soruyordu.

"Getirdim bebeğim."

Ablam yanımdan geçip Emir'e doğru yürümeye başladığında tekrar arkama dönerek bu sefer onu izledim.

Ablam, Emir'in oturduğu koltuğun karşısına oturduğunda yüzü bize dönüktü.

Emirin sadece sırtını ve ensesini görebiliyordum.

Ablam yüzünü sıkıntıyla buruşturduğunda gözlerimi kısıp dudaklarını okumaya çalıştım ama yapamadım.

"Hadi herkes sofraya...Emir, Özge Hadi.!" Betül onlara doğru seslendiğinde ablam başını sallamıştı ama karşısındaki adama hala bir şeyler diyordu.

Kimseyi beklemeden masaya oturduğumda Emir'in baş köşeye oturacağını bildiğim için ondan en uzak köşeye geçmiştim.

Herkesin içinde günaydın bile demeden yanımdan geçip gitmesine istemsizce kırılmıştım. Dün kollarında korkumu paylaştığım adamla sabahki adam aynı mıydı.?

Hep böyleydi. Bir gün iyiysek bir ay kötüydük biz.

Kimseye bakmadan tabağıma bir şeyler doldurmaya başladığımda bunları yiyemeyeceğimi biliyordum.

Karşımdaki sandalye çekildiğinde çatalımla tabağımı karıştırıyordum. Peyniri yavaş yavaş parçalara ayırıyordum.

"Emir yerine geçmiyor musun.?" Çağan'ın sesiyle başımı kaldırıp karşıya baktım.

Karşımda gördüğüm Emir'le kaşlarım havalanmıştı.

Tam karşımda oturuyordu.

"Buradayım." Derken gözleri gözlerimden ayrılmamıştı.

Dudaklarımı ıslattığımda bakışlarını çekinmeden dudaklarıma indirdi ve bir süre orada tuttu.

"Tabağını oraya hazırlamıştık...al bakalım." Betül Emir'in önündeki boş tabağı alıp yerine dolu bir tabak koyduğunda ben tabağımı izliyordum.

"Sağ ol Betül." Dedi kalın sesiyle.

"Afiyet olsun...Duru sende çayını al kuzum." Betül'ün elindeki çaya uzandığımda sanki ev sahibi Betül'dü ve biz ona misafirliğe gelmiş gibiydik.

Her şeyle o ilgileniyordu.

"Teşekkür ederim." Dedim çekingen bir tavırla.

"Afiyet olsun canım. İstediğin başka bir şey varsa söyle hazırlarım dolapta her şey var."

Gülümsedim mahcup bir şekilde.

"Eline sağlık her şey çok güzel ." Gülümseyip yerine geçtiğinde herkes yemeğe başlamıştı.

Betül ve Bilal'in kahkahasını duyduğumda başımı kaldırıp baş köşedeki ikiliye baktım.

Çok tatlılardı.

Betül kocasının sakallarını okşayıp çenesinden öptüğünde çaktırmadan Emir'e baktığım sırada onunla göz göze gelmiştik.

Beni izliyordu.

Emir'in bakışları masaya inince Sinem'in yanındaki küçük tabağa uzanıp benim önüme koyduğunda kaşlarımı çatıp ne olduğunu anlamaya çalışıyordum.

Tabağı elime aldığımda içindeki haşlanmış yumurtaya baktım. Hem dilimlenmişti hemde üzerinde pul biber vardı...Emir'e baktım.

Bana bakmıyordu. Yemeğine devam ettiğini gördüğümde o görmesede gülümsedim.

Silik bir gülümsemeydi bu.

Dün akşam ışıkların olmadığını unutmam için bana sorular sorarken bal ve yumurta sevdiğimi söylemiştim ve o bunu aklında mı tutmuştu.?

Başımı tabağıma eğdiğimde hala gülümsüyordum.

Omlet yaparsan yerim demişti ve ben yapmamıştım. Ama o bana yumurta hazırlatmıştı.

Derin bir nefes aldığımda karşımdaki adam hareketlendi.

Önce tabağına sonra ona baktım.

Tabağını bitirmişti. Çok hızlıydı.

Masanın üzerindeki sigara paketinden bir tane alıp ayağa kalktığında ceplerini yokladı. Sanırım çakmak arıyordu.

Tabağın kenarına kaçtığı için göremiyordu. Bana dönük olduğu için görebiliyordum.

"Emir." Bana döndü.

Onun tarafına uzanıp tabağın kenarındaki çakmağı uzattığımda elime bakıyordu.Bir adım atıp elime uzandığında çakmağı alırken parmaklarımız birbirine değince tenim ürperdi.

Çakmak parmaklarımın arasından çekildiğinde kolumu hemen kendime çekmiştim.

Emir elini hala parmaklarımızın değdiği yerde tutuyordu.

Çağan boğazını temizlediğinde Emir'de arkasını dönüp yürümeye başlamıştı.

"Doydun mu gülüm." Çağan Sinem'e hitaben konuştuğunda Sinem'de cevap vermişti.

Benimse aklım az önce kalkıp giden adamdaydı.

Gelip karşıma oturmasıyla aklımı karıştırmamış gibi bir de yumurtayı önüme bırakmıştı.

Yüzümü ellerimin arasına alıp ovuşturarak çektiğimde ayağa kalktım.

"Duru, tabağın öylece duruyor bitir lütfen." Betül'e bakmak için sol tarafıma döndüğümde Emir'i de görüyordum.

Oturduğu koltukta Betül'ün sesini duyduğu an başını bu tarafa doğru çevirmişti.

"Ellerinize sağlık doydum...uykusuzum biraz uzanacağım." Ben bunu derken ışıkların gidip gelmesiyle kalp atışım hızlandı.

"Emir." Dediğimde o zaten oturduğu yerden kalkmış masaya doğru geliyordu.

Ablamda ayağa kalkmıştı.

"Bir şey yok gitmedi." Diyordu ablam.

İki saniye karanlık olduktan sonra düzelmişti.

Koluma dokunan parmaklarla sırtım bir göğüse çarptı.
Arkamdaydı. Beni arkamdan sarmış ve kendisine çekmişti.

"Bir şey yok...arada böyle oluyor." Ona başımı sallarken elim hala kalbimin üzerindeydi. Kimseden ses çıkmadığında arkamızdakilere baktım.

Hepsi Emir'e ve beni saran kollarına bakıyordu.

"Gel." Emir omuzlarımdan tutarak beni yürütmeye başladığında bir eli belime yerleşmişti.

Sanırım bunu istemsizce yapmıştı çünkü elleri belimi bulduğu an ikimizde duraksadık. Tekrar yürümeye başladığımızda ışıklar yine gider gibi oldu ama gitmedi.

"Gitmiyor korkma." Dedi nefesini kulağımda hissederken.

Bir şey demeden beni yönlendirmesine izin veriyordum.

Bir koridordan geçtiğimizde etrafa bakıyordum.

"Nereye gidiyoruz."

"Uzanacağım demedin mi.?" Dediğinde başımı salladım.

"Benimde bir kaç dosyaya bakmam gerekiyor." Taş bir duvarı ittirdiğinde bizi karşılayan geniş ve güzel bir odayla kaşlarım tekrar havalandı.

"Sen uzanırken ben de dosyalara bakacağım." Ondan önce içeriye girdiğimde açılan ağzımı kapattım.

Etrafımda dönerek odayı incelerken kaşlarımı çatarak ona baktım.

"Başka oda yok demiştin." Başını eğerek güldüğünde omzuna vurdum.

"Bu kadar pislik olma." Başını kaldırdığında dudağının kenarı kıvrılmış bir şekilde beni izliyordu.

Ona gözlerimi devirip tekrar odaya baktığımda daha önce böyle bir yer görmediğime yemin edebilirdim.

İçerisi mağara gibiydi ama çokta moderndi.

"Burası senin doğduğun yer olabilir mi.? Mağaraya benziyor."

Emir'in gülen yüzü yerini sert bir ifadeye bıraktığında bu sefer gülen taraf bendim.

Şaka şaka korkma.

O, az önce elini okutarak açtığı kapıyı kapattığında bu sefer onu izlemeye başlamıştım.

"Rahatına bak isted.." Işıklar gittiğinde ona doğru adım atmıştım ama o daha hızlı atmış olacak ki bir adımda koluna dokunabilmiştim.

"Flaşı açacağım." Cebinden telefonunu çıkarttığında ışığı hemen açmış tavana doğru tutmuştu.

Ağzının içinden küfürler ederken kolunu sıktığım adam elini tekrar belime attı.

"Uzan sen...birazdan gelecek, gelene kadar ışığımız var tamam mı sorun yok." Başımı sallarken tırnaklarımın neredeyse derisine girdiğini fark edip parmaklarımı kaldırdım.

Avuç içim hala kolundaydı.

"Özür dilerim."

"Sorun yok...gel." Yatağa oturunca ayağımdaki terlikleri çıkarttım.

Bacaklarımı uzattığımda sırtımı başlığa dayamıştım. Işıklar gelip tekrar gittiğinde ikimizde tavana bakıyorduk.

"Pike getireyim uzan sen." Gideceği zaman kolundan tuttum.

"Gerek yok gitme." Bana bakarak derin bir nefes aldığında dün geceki gibi yatağın kenarına oturmuştu.

O dosyalara yanımda bakarken ben de bir elimle koluna tutunmuş uyumaya çalışıyordum. Karanlıkta asla uyuyamayan ben Emir odada olduğu için Sedat'ın gelmeyeceğine emin olup mayışmıştım.

Kağıt sesleriyle kısa sürede uykuya dalmam uzun sürmemişti.

"Ana elektrikle ilgisi var mı bu bağlantının."

"Tamam 15 metre al hızlı bir şekilde buraya gel." Emir'in sesi artık duyulmadığında telefonda konuştuğunu anlamıştım.

Gözlerimi açtım.

Etraf hala karanlıktı.

"Emir." Dedim yan dönerken. Görüş açıma girmişti.

Odanın diğer tarafında çalışma masasının oradaydı.

"Buradayım." Dedi ama yanıma gelmedi.

Başını kağıtlardan kaldırıp bana baktıktan sonra geri kağıtlarına dönmüştü.

Yatakta doğruldum.

Esnediğimde ellerimle ağzımı kapatıp ona bakmaya devam ettim. Kaşlarını çatarak kağıtlara bakıyordu.
Bir sorun var gibiydi çünkü yüz ifadesi her an birini öldürecekmiş gibi duruyordu.

"Bir şey mi oldu.?"

Cevap vermedi. Bakmadı da.

"Emir."

"Çalışıyorum Duru." Sesi sertti.

Yüzüm istemsizce düştü.

Dengesiz adam.

Bana yardımcı olduğu için sorununu merak etmiştim ama o bağırmıştı. Tamam bağırmamıştı ama sesi sert çıkmıştı.

Yataktan kalktığımda flaşı açık olan telefona doğru gittim ve alıp alamayacağımı sormadan onun telefonuyla beraber odadan çıktım. Şimdi karanlıkta bakabilirdi dosyalarına.

Aptal.

Koridorda yürürken gidip gelen ışıkla telefonu indirdim.

Az da olsa gelmişti ama telefonu yanımdan ayırmayacaktım.

"Duru günaydın...kahvaltıya çağırdık ama Emir senin uyuduğunu söylediği için sensiz yaptık." Sinem'e başımı salladım.

O kadar çok mu uyumuştum.

"Aç değilim zaten." Bunu dememle Betül hemen yanıma gelip koluma girdi.

"Aç olsan da olmasan da sana yemek ayırdım gel mutfağa gidelim." Beni yönlendirmesiyle mutfağa gelmiştik.

"Şevval sende mi buradaydın.?" Dedi Betül.

Masada yemek yiyordu.

Çekingen bir şekilde ayağa kalkarken Betül'ün kolundan çıktım.

"Bölme yemeğini ben çıkıyorum." İkisinin de bir şey demesine izin vermeden çıktım.

Işıklar komple gelmişti.

"Gördün mü Emir'i." Bilal'in sesiyle telefonun flaşını kapatıp duvarın arkasına geçtim.

"Çıkmadı dünden beri...Duru, odasında kalmış. Duru'yu odasına almış Bilal." Çağan bunu o kadar kısık sesle söylemişti ki nefesimi tutmuş onları dinliyordum.

"Emin misin.?"

"Sabah kapısını çaldım Duru uyuyor gelme dedi."

"Siktir." Dedi Bilal.

"Kaç gündür çatacak yer arıyor, sinirli...diyorum ki.."

"Saçmalama amına koyayım." Dedi Bilal kısık ama baskın bir sesle.

"Şevvali bile siklemedi sende gördün...kızı itti lan Duru bağırınca."

Kaşlarım çatıldı.

Ne itmesi ve hangi bağırmamdan bahsediyordu hiçbir fikrim yoktu.

Bilal bir süre konuşmadı.

"Seçkin'i aramış sabahın kördünde, ana elektriğe bağlı olmayan elektrik istemiş odası için...ışığın gitmemesi için başka bir bağlantıdan elektrik çektirmiş çocuklara Seçkin birazdan gelip takacakmış." Bilal sessizliğini bozarak uzun bir cümle kurmuştu.

"Geçmiş olsun." Dedi Çağan,

Vurma sesi geldi. Sanırım Bilal Çağana vurmuştu.

"Mal mal konuşma Çağan...böyle bir şey olsa iki yıldır olurdu."

Onlar şu an Emir'in benden hoşlandığını mı ima ediyorlardı.

"Kaç aydır farklılığı görmüyor musun.? Adam odaklanamıyor. Lan kızın çıkan tüm haberlerini kaldırtıyor daha ne olsun amına koyayım."

Ağzım açık bir şekilde ikisini dinliyordum.

"Çağan kes sesini yürü hadi Seçkin gelecek." Adım seslerinden sonra uzaklaşmışlardı.

Duyduklarımın şokuyla duvara yaslı bir halde duruyordum.

Emir benden hoşlanıyor olamazdı ki.

Olabilir miydi.?

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıl olmuş bacımm bir yorumlarda yazın 😄😄😄

Emir hakkında ne düşünüyorsunuz.?

Ve kitap nasıl ilerliyor.?

Oy sınırı 110
Yorum sınırı 120

Öpüyorum hepinizii.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.770okunma 75beğeni 1yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 136

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan AşkaaskerAskeriaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurgublBüyücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurgugenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgücHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİş Yeri AşkıkaderKaosKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililiksavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıTeodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18