44. bölüm · Sahte ve Gerçek

43.BÖLÜM

Buse Mina

KEYİFLİ OKUMALAR

Yarın ki sınav için bölümü yine erken yayınlıyorum. Umarım biraz olsun sizin için motive olur.

Sınava girecek olan herkese şimdiden başarılar ♥️

"Kim bu." Diyerek eline uzandığımda telefonu bana vermeyince ağzım hafif açılmıştı.

"Eğer telefonu vermezsen seni boşarım Emir." Telefonu elinden çekip aldığımda açıp hoparlöre aldım.

"Sonunda Emir...ortağımla bir konuşamıyorum ama."

Duyduğum sesle yüzümde hayalkırıklığına uğrayan bir ifade oluşmuştu.

Filiz'in sesiydi.

Emir'in eski nişanlısı olan Filiz.

Telefonu göğüsüne doğru fırlatıp arabadan indiğimde onun da kapısı hızla açılmıştı.

"Bekle anlatayım Duru."

"Defol." Yola doğru yürüdüğümde dirseğimden tutmuştu ama onu göğüsünden bastırarak hızla itekledim.

"Bir dinle.!"

"Taksi çağır bana.!" Ona karşı haykırdığımda eliyle yüzünü sıvazladı.

"Anlatmama izin verecek misin.?"

"Hayır.!"

Arabaya doğru yürüyünce az önce onun indiği kapıyı açtım ve koltuğa oturup arabayı kilitlediğimde cama vurdu.

"Sen görürsün." Diyerek ben de onun gibi cama vurduğumda küfür ediyordu.

Telefonunun ekranını açtığında arabayı çalıştırmıştım.

"Sen o eve gel bak ben sana neler yapıyorum...KAPIDAN ADIM ATARSAN BOĞARIM SENİ."

"BİR DİNLE LAN DELİRTME İNSANI.!"

Elimle ona orta parmak yapacakken kendimi son anda tutmuştum.

"Siktir oradan." Diyip arabayı geriye doğru çıkarttığımda hala camın önündeydi.

"Arka kapıya gel lan hemen." Birisine bağırdığında sesini boğuk duymuştum.

Gözleri üzerimdeyken ona işaret parmağımı ve başımı sallıyordum.

"Bittin sen duyuyor musun beni." Fısıltıyla konuştuğumda cama vurdu.

"NE DİYORSUN DUYMUYORUM."

"Sen bundan sonra sesimi zor duyarsın zaten." Yine fısıltıyla konuşmuştum.

"DURU."

Direksiyonu kırarak yola çıktığımda hala koşuyordu. Gaza biraz daha yüklenip onu arkamda bıraktığımda sinirden dolan gözlerimi kırpıştırdım.

Çantamdaki telefon çalmaya başladığında son sürat eve doğru gidiyordum.

Telefon yol boyu bir saniye susmazken başım çatlamak üzereydi.

O kadın yine hayatımıza girmişti.

Emir yine buna izin vermişti.

Arkamdan selektör atarak yol boyu beni takip eden arabayla hızımı daha da arttırdığımda bundan vazgeçmişti.

Evin önüne geldiğimizde ben önde Emir arkadaki arabadaydı.

Bahçe kapısı ağır ağır açıldığında arabayla dış kapının dibine kadar girerek hızla indiğimde arkamdaki arabanında kapıları kapanmıştı.

"Duru.!"

"Ben göstereceğim sana Duru'yu." Merdivenlerden çıkarken elini karnımdan geçirince çığlık attığım için bırakmıştı.

"Ben senin eski nişanlından çok sıkıldım Emir. Duyuyor musun beni.! Çok sıkıldım.!" Baştan aşağıya onu süzdüğümde sinirle tekrar konuştum.

"Yoksa ayrı olduğumuz üç yılda onunl.."

Öyle bir bakmıştı ki cümlemi yarıda kesmek zorunda kalmıştım.

Kolumu sertçe tutup sıktığında dişlerini de aynı şekilde sıkıyordu.

"Sınırımı aşma." Dedi alnında çıkan damarlarla.

"Eski sevgilin hala seni ararken bana ne yapıp ne yapmayacağımı söyleyemezsin."

Kolumu bıraktığında arkamızda olan Yusuf boğazını temizlemişti.

"Yenge bir dinl.."

"Ben bugün senin olduğun evde kalmayacağım." Dedim gözlerinin içine bakarken.

Gözlerindeki korkuyu görünce omzuna çarpıp bir adım çıktığım merdiven basamağından indim ve evden çıktım.

"Geç şu eve."

Bahçenin dış kapısına yürüdüğümde yola çıkmıştım.

Arkamdaydı.

"Tamam ben gideceğim geç içeriye."

Karşıdan karşıya geçtiğimde nefesini saçlarımda hissetmiştim.

"Duru."

Gaye'nin bahçesine giriş yaptığımda ona hiç bakmadım.

Kapıyı çaldığımda hala arkamda bekliyordu.

"Rüya'yı bırakıp nereye gidiyorsun.!"

"Rüya babasıyla da gayet mutlu...karışma bana."

Kolumu tutup beni kendine çevirdiğinde Gaye kapıyı açmış şaşkın şaşkın bize bakıyordu.

"Gençler n'oluyor.?"

Kolumu sertçe çekip ondan kurtardığımda Gaye'ye döndüm.

"Bugün burada kalabilir miyim.?"

Kaşları telaşla çatıldığında kapıyı sonuna kadar açmıştı.

"Onu içeriye alırsan seninle asla konuşmam." Diyerek ikisini de arkamda bırakıp içeriye geçmiştim.

Ben salona yürürken merdivenlerden üzerinde sadece bir havluyla ıslık çalarak inen Serhat'ı gördüğüm gibi çığlık atıp arkamı döndüm.

"Yenge.!"

"Serhat.!"

"Yenge senin ne işin var burada gözüne seveyim." Sesi uzaklaştığında merdivenlerden çıktığını anlamıştım.

"Asıl senin gecenin bir yarısı burada ne işin var."

Koşarak yukarı çıkmıştı.

Kendimi romantik anları bozan kaynana gibi hissediyordum.

Salona geçerek başımı ellerimin arasına aldığımda Gaye hala ortada yoktu.

"Gaye.!" Dedim sesimi yükselterek.

"Bekle.!" Emir'le konuşuyorlardı hala.

Çantamı karşı koltuğa atıp tekrar ayağa kalktığımda bahçe kapısını açtım.

"Kuşum." Gaye koşar adım karşıma geçip bana sarıldığında sinirle konuşmaya başlamıştım.

"Benim yanımda...yanımda değil ismimin yanında bir erkek gördüğünde deliriyor ama eski nişanlısıyla konuşuyor."

"Dinlememişsin Emir'i."

"Ne dinleyeceğim ya onu...resmen arkamdan iş çeviriyor."

Ellerimi saçlarımdan geçirip karnımı gösterdim.

"Bari karnımdakilerden utan...ortak olmuşlar ne ortağı Allah bilir."

Gaye ağzını açıp konuşacağı sırada ayak sesleri duyunca ikimizinde başı hızla kapıya doğru çevrildi.

"Tamam abi geliyorum hemen." Telefonu kapattığında cebine atıp bize baktı.

"Serhat." Dedim tek kaşımı kaldırarak.

"Yenge."

"Serhat." Gaye'de konuştuğunda bozulan sinirlerimle beraber sertçe nefesimi verip onlara arkamı döndüm.

"Gaye."

"İsimleri ezberlediyseniz konuşun artık." Dedim sinirimi onlardan çıkartarak.

"Yenge sen abime küstün mü.?"

"Sana da abine de başlayacağım şimdi." Ağzımın içinden konuştuğum için duymuyordu beni.

"Ortalık elli altı olmuş Emir'de beni aradı bağırdı çağırdı...ben gideyim güzelim."

Güzelim.

Başımı kaldırıp şaşkınlıkla bu ikiliye baktığımda Gaye hızla öksürüp ona doğru yürümeye başlamıştı.

"Git sen git...sonra şey yaparız."

"Ne yaparsınız." Dedim Gaye'nin telaşına bakarken.

"Şey yaparız yani haberleşiriz, konuşuruz...git hadi."

Aptal gibi ikisinin planlarını bozmuştum.

"Serhat sen gitme." Ona doğru yürüdüm. "Ben diğer eve geçiyorum siz takılın geldim böyle.."

Gaye kolumdan tutup birazsa vurduğunda beni tekrar içeriye çekmişti.

"Saçma sapan konuşma geç içeriye.." Serhat'a baktı. "Sonra konuşuruz o zaman tamam mı.?"

Serhat başını sallayıp onun belinden tutarak kendine çektiğinde bahçeye baktım.

Bunlar olmuştu.

"Görüşürüz."

"Güle güle." Dedi Gaye.

Serhat bana seslendiğinde ona bakmadım.

Şöyle kötü bir huyum vardı ki Emir'le küstüğümde etrafımızdaki herkesle küsüyordum.

"Serpil teyze." Serhat'ın dışardan gelen sesiyle yerimde dikleştim.

"Çıkarsan kızımın yanına gideceğim Serhat." Annemin kızgın sesiyle ikimizde girişe bakmaya başlamıştık.

"Duru, sen Emir'i bir dinle ondan sonra konuşmazsan yine konuşma ama bırak adam derdini anlatsın kendini açıklamasına izin ver." Gaye konuştuktan sonra annem salona girmişti.

İkimize de kızgın bir şekilde bakıp karşımıza oturduğunda üstündeki geceliklerle başımı eğdim.

"Manyak kocan beni araya araya yatağımdan kaldırıp senin yanına gönderdi."

Hala ellerime bakıyordum.

"Ne yaptı.?" Dedi merakla.

"Kavga etmişler." Gaye'nin sesinden sonra başımı kaldırıp anneme baktım.

"Filiz aradı...defileden öncede aradı ama Emir bana söylemedi."

Aslında sana anlatmam gereken bir şey var demişti.

O an anlatması lazımdı.

"Ne yapmaya çalışıyor bu kadın, derdi ne hala bırakmıyor oğlumun peşini."

"Senin oğlunda izin veriyor." Dedim kaşlarımı çatarak.

"Babasına çekmiş." Diyerek geriye doğru yaslandığında dişlerimi sıktım.

"Senin babasını boşadığın gibi ben de onu boşayayım da görsün o zaman kime çektiğini."

Derin bir nefes verdiğinde Gaye salondan çıkmıştı.

"Niye aramış ne dedi Emir."

Gözlerimi kaçırdım.

"Bir şey söylemedi."

"Nasıl bir şey söylemedi.? Açıklama bile yapmadı mı.? Bu çocuk babasına benzerse kahrımdan ölürüm."

Benim açıklamasını dinlemediğimi söylemeli miydim bilememiştim.

"Yapmadı." Dedim Emir'i suçlayarak.

"Yapmasına izin vermemiş ki Serpil teyze. Adamı konuşturmamış basmış gelmiş eve." Gaye içeriden bize seslendiğinde bu sefer kaşlarını çatan taraf annemdi.

Emir onu da kandırmıştı.

"Bir derdini anlatsaydı Duru."

"Dert falan yok anne, Filiz'le ortak olmuş senin oğlun."

"Tövbe yarabbim." Diyordu sinirle.

"Emir'i çağırayım gelsin anlatsın neden o kadının numarası kayıtlıymış niye arıyormuş hepsini anlatsın."

Aslında numarası da kayıtlı değildi ama fark eder miydi.?

"Ne ortaklığıymış bu Gaye sen biliyor musun.?" Bu sefer annem içeriye doğru seslenmişti.

"Yok Serpil teyze sadece Duru beni dinlemedi dedi...bir de benlik bir şey yok, yanlış anladı dinlemeden gitti dedi."

Annem ayağa kalkıp yanıma oturduğunda tırnak etlerini soyduğum elimi tutmuştu.

"Gel gidelim anlatsın o kadının neden aradığını."

Omuz silktim.

"Gitmem."

"Of Allahım of." Elimi bırakıp tekrar ayağa kalktığında söyleniyordu.

"Tatile çıkacağım ve iki ay dönmeyeceğim...stresten her yerim kırıştı bu ne ya...yapma şunu." Son cümlesini elimi tırnaklarımdan çekip söylemişti.

Gaye elindeki ahşap tepsiyle salona girdiğinde gördüğüm portakal suyuyla hemen elimi uzatıp aldım.

"Al Serpil teyze gece uzun zaten birebir kahve içelim."

Annem ve kendisine kahve yapmıştı.

"Ver kızım ver...aradı beni anne kalk diyor." Kahveden bir yudum alıp devam etti.

"Duru'yla tartıştık evden gitti diyince yataktan nasıl kalktığımı bilemedim...Daha yarım saat önce instagrama attığı fotoğrafı beğenip uyumuştum ne ara kavga ettiler diyorum kendi kendime."

"Kuşum sen üzerini değiştir gel hadi...girişteki odaya pijama takımı koydum." Başımı sallayıp dediği gibi odaya gittiğimde üzerimdeki elbiseden kurtulup yerine şortlu pijama takımı giydim.

Gaye'yle bedenlerimiz aynı olduğu için tam olmuştu.

Salona adımlarken annemin kahkahasıyla gözlerimi devirdim.

Oğlunu boşayacağım diyorum kadın kahkaha atıyor.

Sen de inanarak boş yapma.

"Burada bir aile yıkılıyor siz gülün tamam mı.?" Diyerek annemin yanına oturduğumda geriye yaslanıp ellerimi karnıma koydum.

"Şu çocuklardan da utanmıyorsunuz...onlar her şeyi duyuyor."

Karnımı gösteriyordum.

Annem az önce benim ona yaptığım gibi gözlerini devirdiğinde kenardaki pikeyi alıp bacaklarıma ve karnıma örttü.

"Sen ne dedin." Dedi Gaye'ye heyecanla.

"Kudur köpek dedim."

İkisi tekrar kahkaha attığında koltuğa uzanıp başıma yastık koydum.

"Anne." Sesim sinirli çıkmıştı.

"Annem." Dedi söyle der gibi.

"Ben ne diyorum siz ne diyorsunuz...bir şey yap." Ağlamaklı sesimle konuştuğumda bacağımı tuttu.

"Getireyim konuşun diyorum yok diyorsun annem ben ne yapayım...her şeye yok diyorsun."

Doğru.

"Ya hamileyim ben." Diyerek ağlamaya başladığımda ellerimle yüzümü kapatmıştım.

Annem dizlerini kırarak yanı başıma geldiğinde kollarımı boynuna sararak ağlamaya başladım.

"Gel gidelim konuş kocanla anlatsın her şeyi...hem Gaye'ye benlik durum yok demiş, suçlu olsa niye böyle bir şey desin."

Yine omuz silktim.

"Saçların ne güzel olmuş senin..kurban olurum ben sana meleğim benim." Alnımın kenarından öptüğünde hala ona sarılıyordum.

"Söyleyeceğim söyleyeceğim konusu değil diye susuyorum. Çok güzel olmuşsun aşkım...defileye zaten diyecek kelimem yok mükemmeldi."

Burnumu çektim.

Emir'i istiyordum ama istemiyordum da.

"Hamile karısına yalan söylüyor." Konudan alakasız konuştuğumda ikisi birbirine baktı.

"Hamileyim ben, acaba oğlun bunun farkında mı anne....iki çocuk birden taşıyorum beni üzmemesi lazım ama onun şu yaptığına bakın."

"Kuşum, ama sen biraz hormonlardan dolayı duygusal davranıyorsun...bırak adam gelsin açıklasın sana derdini." Demişti Gaye.

"Açıklasaydı."

"İzin vermemişsin çocuğa." Annem konuya dahil olduğunda inanmaz gözlerle ona baktım.

"Oğlunu mu savunuyorsun...sen kimin tarafındasın."

Koluma vurdu yavaşça.

"O ne demek öyle taraf maraf ben ikinizin tarafındayım."

"Öyle bir şey yok ya haklının yanındasın." Kendimi göstermiştim. "Ya da haksızın." Şimdi de bizim evin olduğu tarafı göstermiştim.

Annem sustuğunda kolları arasından çıktım.

"Ama dersen ki ben Filiz'i gelinim olarak ist.."

"Ya sabır, ya sabır...Duru bir sus annecim bir sus."

İkisine de sinirle baktım.

"Sen de mi annem gibi bana ihanet edeceksin." Dedim Gaye'ye bakarak.

Ellerini teslim olur gibi kaldırıp konuştu.

"Ben tamamiyle senin tarafındayım...ama Emir'i bir dinle."

Konuşmasını bitirdikten sonra kapı çaldığında Gaye açmaya gitmişti.

Saat gece ikiye geliyordu.

Bu saatlerde ona sarılıyor olmam lazımdı ama şu an nerelerdeydim.

Elinde poşetle salona dönen Gaye bana doğru yürüyüp poşeti kucağıma bıraktığında yerine geçmişti.

"Kocan göndermiş...alman gereken vitaminler varmış, içsin mutlaka demiş."

"Düşünceli çocuğum benim...yok yok babasına benzemiyor benim oğlum."

Gözlerimi kaçırdığımda annem akşam almadığım vitaminleri çıkartıyordu.

"İç şunları kızım." Tepsinden su aldığında vitaminlerle beraber elime vermişti.

"Emir'in başkasına bakmayacağını biliyorum...bu yüzden küsmedim ben ona. Sadece sıkıldım."

İkisi de susmuştu.

"Eski sevgilileri ona bu kadar kolay ulaşamamalı...benim hangi eski sevgilim karşısına çıktı.? ya da hangi eski sevgilim beni gecenin bir yarısı taciz boyutunda durmadan aradı...o beni kıskanabilir ama ben onu kıskanamaz mıyım.? Ben ondan daha çok kıskanıyorum sadece belli etmiyorum."

"Belli etmiyorsun.?" Gaye'ye kenardaki yastığı fırlattığımda vitaminleri ağzıma atmıştım.

"Şunu da iç."

Diğer vitamini de alıp içtiğimde suyuda kafama diktim.

"Hamile karısını üzüyor."

"Ya belli ki kadın ruh hastası numarayı bulup aramışsa Emir'in burada suçu ne...belli ki bilerek yapıyor, seninle arası açılsın diye gece arıyor çünkü göreceğini biliyor."

"Engelleseydi." Dedim.

"Başka numaradan aramışsa nasıl engellesin hemen."

"Gaye." Ne var der gibi baktı.

"Mantıklı konuşmayı keser misin.?" Sırtımı koltuğun kenarına yaslayıp bacaklarımı annemin üst bacaklarının üzerine uzattım.

"Tamam sen nasıl istiyorsan öyle yap biraz burnu sürtsün."

Şu an onu özleyen ben olduğum için sanırım burnu sürtecek kişi de bendim.

Konu Gaye ve Serhat'a geldiğinde önümdeki çerezden ağzıma attıktan sonra esneyerek annemin kolunu dürttüm.

"Ben salona yürürken Serhat'ta merdivenlerden inmesin mi.?" Annem eliyle ağzını kapatmıştı.

"Hem de altında sadece havluyla inmesin mi.?"

Gaye bana yastık fırlattığında annem iki eliyle de ağzını kapatıyordu.

Yanımdaki kadın şoku atlatmış olacak ki kahkaha atmıştı. Gaye bana ikinci yastığı gönderirken elimle kafamı koruyordum. O yarım saatte bir kalkıp Kaan'ı kontrol ederek tekrar yanımıza gelirken hava aydınlanmıştı.

Dört saattir konudan konuya atlayıp dedikodu yapıyorduk ve onlar ikinci kahveden sonra çaya geçmişlerdi.

Esneyerek başımı geriye doğru attığımda annem Gaye'ye hala bir şeyler anlatıyordu.

Bilincim yavaş yavaş kapanırken ellerim annemin elleri arasındaydı.

Kendimi uzun bir süreden sonra ilk kez huzursuz bir uykuya bırakmıştım.

Bugün tüm gün Gaye'de kalmıştım ve Yusuf isteğim üzerine Rüya'yı buraya getirmişti.

Emir yüzlerce kere arasa da telefonu açmıyordum.

Rüya, akşam annemle birlikte eve tekrar döndüğünde ona Kaan hasta olduğu için burada kalacağımı ve Gaye'ye yardım edeceğimi söyledim.

Huysuzlansa da kabul etmişti.

Emir kızımızı kapının önüne beklerken içeriye girmesine izin vermemiştim....Şimdi de Gaye ben ve Kaan akşam yemeği yiyorduk.

Yarın kontrolüm vardı.

Emir'de gelecekti ama henüz geleceğinden haberi yoktu.

Ona bebeklerin her şeylerini göreceğine dair söz verdiğim için kanlı bıçaklı da olsak birlikte gidecektik.
Ne olursa olsun, ne yaşarsak yaşayalım bebeklerini ondan ayırmayacaktım.

Emir anneme olanları anlattığında, annemde bana anlatmak için hemen yanıma gelmişti ama anlatmasını istememiştim.

Beni kırmıştı.

Kocamı gecenin bir yarısı eski sevgilisi sarıyordu.

Adam anlatacağım dedi.

Anlatsaydı o zaman.

Gaye Kaan'ı uyutmaya gittiğinde ben de bahçedeki salıncağa uzanmıştım.

Emir'i özlediğimi fark ederken yan taraftan telefonumu alıp numarasının üstüne tıkladığımda tırnaklarımı kemirerek açmasını bekliyordum.

"Duru.?" Telaşlı sesiyle boğazımı temizledim.

"Yarın sabah 10'da kontrol var."

Yutkunma sesini duyduğumda tekrar konuştum.

"Çocukları tek başıma yapmadığıma göre sen de geliyorsun."

"Seni almaya geleyim mi.?" Dedi hızla...sanırım yürüyordu.

"Sabah kon.."

"Şimdi diyorum...evimize gel." Sözümü kestiğinde sesindeki isteği de net bir şekilde anlamıştım.

"Hayır." Dedim gözlerim dolarken.

"Duru bak boşuna trip atıyorsun Allah belamı versin bir şey yok...manyak ruh hastası beni aradı numarasını engelledim ama akşam başka num.."

"Anlatma diyorum Emir, anlatma.! Ne Filiz'miş ya kadın hala aramıza girebiliyor."

"Senin yüzünden aramıza giriyor.!" Bağırdığında yerimde dikleştim.

"Bağırma bana ben hamileyim.!"

Sustuğunda tekrar konuştum.

"Hem de iki tane hamileyim."

Derin bir nefes verdiğini duyduktan sonra ikimizde bir süre konuşmadık.

"Kapat telefonu zaten konuşmuyorsun da. Filiz olsa muhabbet kuşuna dönersin."

"Kapat Duru delirtme beni daha fazla."

"Sen kapat asıl.!" Sesim yükseldiğinde Emir'in küfürlerini duyuyordum.

"Kapat şu telefonu."

"Defol git." Diyerek kırmızıya bastığımda telefonu salıncağın minderine atmıştım.

Geri zekalı iki dakikada sinirlerimi bozmuştu.

Gaye yine elinde dolu tepsiyle yanıma geldiğinde oturur pozisyona geçip tepsiyi elinden aldım ve bacaklarımın üstüne koydum.

Yanıma oturduğunda tepsideki kaşığı alıp yaptığı tatlıdan yedim.

Sabahtan beri canım o kadar çekmişti ki resmen ilk defa aşermiştim.

"Dinlenmiş mi bir bak öyle ye."

"Dinlenmiş dinlenmiş." Tekrar kaşıkladığımda o bu halime gülüyordu.

"Duru."

"Hı." Dedim ağzımda tatlı olmasına rağmen bir kaşık daha tıkmaya çalışırken.

"Biz Serhat'la birlikte olduk."

Gözlerim kocaman açıldığında boğazıma kaçan lokmayla öksürmeye başlamıştım.

"İç şunu." Tatlıyı boğazımdan getirmişti resmen.

"Ne diyorsun sen.!" Koluna vurduğumda o dudaklarını dişleyerek bana bakıyordu.

"Valla." Diyerek tekrar konuştuğunda suyumdan bir yudum daha aldım.

"Oha." Dediğimde eliyle yüzünü kapatıp salıncakta arkaya yaslandı.

"Oha Gaye." Şoktan çıkamıyordum.

Aslında şaşırmam saçmaydı çünkü aralarındaki enerjiyi zaten görüyordum ama duyunca ister istemez şaşırmıştım.

"Ne zaman.?"

Elleri hala yüzündeydi.

"İki gün önce işte."

Tepsiyi çimlerin kenarındaki taşa bıraktığımda kolunu tuttum.

"Nasıl."

Ellerini yüzünden çekti.

"Nasıl yaptığımızı mı anlatayım Duru, tövbe yarabbim."

"Onu mu diyorum Gaye."

Yüzünü kapattığında tekrar kollarından tuttum.

"Nasıl derken...ne oldu yani hani istemiyorum diyordun.?"

"Şimdi hani Serhat vuruldu ya...işte o gün sabah Vedat geldi Serhat'ın kolunu sardı..sonra ben de dedim ki gel bize geçelim hani çok zorlama kolunu."

"Kolunu zorlamasın dediğin adamı yatağa mı attın.?" Ellerimle dudağımı kapattığımda o da dudaklarını birbirine bastırdı.

"Utançtan ölmemi istemiyorsan sus...sonra biz geldik işte buraya." Eliyle salonu gösterdi.

"Geldik dedim ki sen uzan ben de çay, çorba bir şeyler yapıp geliyorum."

Başımı sallıyordum hepsine.

"Sonra şey oldu."

"Ne oldu.?"

"İlaçlardan dolayı bir baktım gözleri kayıyor...dedim ki sen benim odama geç orada biraz uzan ben geliyorum."

Elimi tekrar dudaklarıma götürdüğümde koluma vurmuştu.

"Sus."

"Konuşmuyorum.!" Dediğimde ufak bir çığlık atıp eliyle yine yüzünü kapattı ve açtı.

"Sonra." Dedim merakla.

"Sonra ben ona hasta çorbası yaptım önce Kaan'a içirdim o uyuduktan sonra da yukarıya çıktım...Ateşi var mı diye bakmak için yatağa oturup alnına dokunduğunda irkilerek gözlerini açtı...elimi de sıkarak sertçe tuttu."

Sonra der gibi bir işaret yaptım.

"Sonrası işte şey."

"Ne." Dedim bilerek.

"Tamam sus sakın bir daha bu konuyu açma tamam mı.? Hem biz aramızda kapattık bitti gitti."

"Nasıl kapattınız.?" Diye sordum kaşlarımı çatarak.

"Hataydı dedik ve bitti ."

"Dediniz mi yoksa sadece sen mi dedin Gaye."

Başını eğdiğinde derin bir nefes verdim.

"Serhat seni seviyor, sen de onu seviyorsun. Şu kafandaki düşünceleri at...böyle düşünen bir insan değilsin sen Gaye. Aç artık gözünü."

"Kaan var."

"Kaan onu çok seviyor görmüyor musun.? Bize gelince ilk Serhat'ı soruyor.." Ellerini tuttum. "Serhat seni gerçekten çok seviyor...Kaan'ı senden bile çok seviyor." İkimizde gülmüştük.

"Ayıp mı etmişim."

"Yani." Dedim bilemiyorum der gibi bir ses tonuyla.

"Biraz ayıp etmişsin aşkım...adamı resmen kullanmışsın." Güldüğümde koluma vurdu.

"Şey yaptın mı peki yastığın kenarına para bıra.." Çığlık attığında ben gülüyordum.

"Rezil olmuşum değil mi.?" Dedi ağlak ses tonuyla.

"Saçmalama, Serhat zaten senin bu ikileminin farkında ve ona göre davranıyor...yarın yanına git, konuşun netleştirin artık aranızdaki durumu."

O kararsız kalmış bir şekilde bana bakarak telefonunu eline aldığında mesaj yazmaya başladı.

Sanırım Serhat'tan özür diliyordu.

Ben de elime telefonu alıp Gaye'nin bugün attığı fotoğrafa baktım.

@GAYESEZGİN
Bizimkiler @duruaksoy

18.629 beğenme 298 yorum

@duruaksoy: Aşklarım 💛💛
@instagramkullanıcısı: Çok tatlılar abla.
@instagramkullanıcısı: Emir'in kızı mı.?
@instagramkullanıcısı: Yerim ben bunları.
@instagramkullanıcısı: Abla Duru ve Emir ayrılacaklar mı.?
@instagramkullanıcısı: Çok güzeller.
@instagramkullanıcısı: Emir'in kızı değil mi bu çocuk.
@instagramkullanıcısı: Oğlunuz ne kadar tatlı.
@instagramkullanıcısı: Emir neden kızının paylaşılmasına sesini çıkartmıyor.?
@instagramkullanıcısı: Duru yorum yapmış.
@instagramkullanıcısı: Zengin sarıları.
@instagramkullanıcısı: Abla bu çocuğun babasını neden hiç paylaşmıyorsun.
@instagramkullanıcısı: Annesinden izin aldın mı paylaşırken.?
@instagramkullanıcısı: Duru ve Emir'in kızı 😍
@instagramkullanıcısı: Ay minnoşlar.
@instagramkullanıcısı: kostümleri çok tatlııı.
@instagramkullanıcısı: Hesabı takibe alın Duru'nun yakın arkadaşı ve hep bizimkilerin kızlarını paylaşıyor.

Gaye'nin son postuna yorum yapıp sayfasına girdim.

Çoğunluk kendisi ve Kaan'dı ama arada kızımda fotoğraflarda yer alıyordu.

Hatta şimdi fark etmiştim de Rüya neredeyse her fotoğrafta vardı.

@GAYESEZGİN
🍦🍦🍦

2378 beğenme 26 yorum

@duruaksoy: aşklarım ❤️❤️❤️

Gönderideki yorumlar sınırlandırılmıştır.

@GAYESEZGİN
Rüya kuş teyzesine sürpriz yapmış.

11.738 beğenme 106 yorum

@duruaksoy: Yerim sizi bak 🤍

Gönderideki yorumlar sınırlandırılmıştır.

@GAYESEZGİN
Bir tanem ❤️

3547 beğenme 46 yorum

@duruaksoy: ❤️❤️❤️

Gönderideki yorumlar sınırlandırılmıştır.

@GAYESEZGİN
Dumpy dumpy 🩷

26.638 beğenme 2689 yorum

@duruaksoy: benim favori üçlüm 😍♥️

Gönderideki yorumlar sınırlandırılmıştır.

Yüzümdeki gülümsemeyle fotoğraflara bakarken hepsinde biraz oyalanmıştım.

Gaye'nin hesabı Kaan ve Rüya'yla doluydu.

Kendini bile o kadar sık paylaşmıyordu ama bizim ikiliyi düzenli olarak paylaşıyordu.

Beni aradıkları ve facetime yaptığımız fotoğrafa bakıyordum.

Meleğimin yanından çıktığımda onları aramıştım..Rüya'nın yanına mezarlığa gittiğimizde annem ya da Gaye kızımızı oyalıyorlardı.

Her zaman yanımızda götürmek istemiyorduk.

"Arıyor." Gaye'nin sesiyle ekranı kilitleyerek ona döndüm.

Ayağa kalkıp yerinde zıpladığında güldüm.

"Aç o zaman."

"Ben açamam..sen aç." Telefonu bana attığında ekrana baktım.

"Adı ve soyadıyla mı kaydettin gerçekten." Dedikten sonra telefonu tekrar ona atmıştım.

"Duru aç uyuyor de nolur."

"Az önce mesaj atmadın mı kızım adama manyak mısın.?" Ve telefon tekrar benim elimdeydi.

"Gaye şu an utançtan ölüyor de...hadi aç."

Kıkırdadığımda elimdeki telefon çalmayı bırakmıştı.

Bu ikisi manyağın tekiydi.

Gaye bana doğru gelirken telefon bir kere daha çaldığında tekrar zıpladı.

"Aç hadi uyuyor de."

Telefonu açıp hoparlöre aldığımda Gaye yanıma oturmak yerine dizlerini kırarak önümde durmuştu..

"Güzelim...kapının önündeyim gelsene iki dakika."

Karşımdaki kadın koluma vurup hayır der gibi elini kaldırdıktan sonra ellerini yanağına koyarak uyuma işareti yaptı.

"Serhat." Dediğim an bir kaç saniye ses gelmedi.

"Yenge...yeminle özel diye bir şey yok arkadaş."

"Gaye seni bekliyor hemen buraya gel." Ayağa kalkıp koşarak konuştuğumda Gaye'de arkamdan koşuyordu.

Telefonu kapatıp ona doğru attığımda havada tutup peşimden koşmaya devam etti.

"Hamileyim ben.!"

"Gel buraya.!" Dediğinde havuz kenarında turluyorduk.

"Gelsin konuşun işte...savaşmayın sevişin." Dediğim an hızla gelip beni tuttuğunda çığlık atarak güldüm.

"Ne diyorsun kızım sen ne sevişmesi...ahlaksız." Bedenimi yere, çimlerin üstüne bıraktığımda o da kalkmamı engelleyecek şekilde beni tutarak omzuma vuruyordu.

"Yaparken ahlaksız değ.."

"Duru." Ağzımı kapattığında kahkaham bahçede yankılanıyordu.

"Gaye." Serhat'ın şaşkın sesini duyduğumuz an ikimizde başımızı evin salon kapısına çevirdiğimizde pozisyonumuza gülmek istedim.

Ben yerde uzanırken Gaye neredeyse üstüme çıkmış ağzımı kapatarak boğazımı tutuyordu.

Sıkmıyordu bilerek tutuyordu.

"Serhat." Diyen arkadaşımın elleri saçlarına gittiğinde yan dönerek onun yanından uzaklaşmaya çalıştım ama son anda ayağımdan tutarak izin vermedi.

"Sakın bizi yalnız bırakma." Sessizce konuşurken Serhat'ta yanımıza geliyordu.

"Baş başa kalınca ne yaptığ.." Eliyle yine ağzımı kapattığında Serhat şaşkınlık dolu ifadesiyle bize bakıyordu.

İkimizde yerde olduğumuz için ona başımızı baya bir kaldırarak bakıyorduk.

"Yenge n'apıyorsunuz siz Allah kitap aşkına." Gaye'nin kollarından tutup onu üstümden aldığında gülüyordum.

"Konuşuyorduk." Dediğimde beni de kolumdan tutarak kaldırmıştı.

Bir yanında aşık olduğu kişi bir yanında da ben duruyordum.

"Biliyorsunuz ki ben hamileyim...o yüzden erken uyumam gerekiyor." Geri geri yürürken Gaye sen bittin der gibi el işaretleri yapıyordu.

"Ben odadayım hemen uyurum zaten siz konuşun...hadi iyi geceler." Koşar adım içeriye geçtiğimde yarın Gaye'nin beni mahvedeceğini biliyordum.

Odaya geçtiğimde Rüya ve Emir'i özlediğim için gözlerim dolunca telefondan ikisinin fotoğraflarına bakıp uykuya dalmıştım.

Sabah alarmdan önce uyanıp hızla hazırlandığımda etrafa bakındım.

Gaye uyanmamıştı.

Mutfağa gideceğim sırada merdivenlerden gelen adım sesleriyle gülümsedim ama gördüğüm kişiyle gülümsemem şaşkınlığa dönüştü.

"Serhat.?"

"Yenge."

Bu sefer üstü giyinikti ama gömleğinin düğmelerini takmaya çalışıyordu.

"Burada mı kaldın.?" Diyerek saçma bir soru sorduğumda başını sallamıştı.

Arkadan gelen adım sesleriyle ikimizin de başı oraya çevrildi.

"Serhat saatini unutt.."

Gaye üstünde kalçalarına kadar gelen bir tshirtle aşağıya inerken beni gördüğü an duraksamıştı. Serhat onun inmesine izin vermeyip merdivenlerden çıkarken ben de Gaye'ye Serhat'ı gösterip kaş göz yapıyordum.

"Sağ ol güzelim..görüşürüz birazdan."

"Görüşürüz." Serhat onu alnından öptüğünde bir şeyleri hallettiklerini anlayarak gülümsedim.

Merdivenden inen adam bu sefer bana döndüğünde hemen normal ifademe gelerek ona baktım.

"Görüşürüz yenge...sana da ayıp oluyor sürekli böy.."

"Görüşürüz Serhat." İçtenlikle gülümsediğimde o da aynı şekilde karşılık vermişti.

"Görüşürüz...görüşürüz güzelim." Önce bana sonra Gaye'ye bakarak konuşmuştu.

Daha kaç kere vedalaşacaklar.

"Güle güle." Arkadaşımın cılız sesiyle tekrar gülümsedim.

Serhat evden çıktığında Gaye yanıma gelmeyip üstten bana bakıyordu.

"Gaye."

"Hı." Dediğinde kafamı salladım.

"Düğün ne zaman.?"

Eğdiği başını kaldırıp basamaklardan inmeye başladığında hızla mutfağa geçmiştim.

"Barıştık biz...bir de sanırım sevgili olduk."

Kahve makinesiyle uğraşırken yanıma gelmişti.

"Nasıl sanırım.?"

Tshirtün eteklerini sıkıyordu.

"Olduk galiba...ikimizde birbirimizi sevdiğimizi söyledik ama o hiç ne olduğumuzla ilgili bir şey ima etmedi...sadece takılmak mı istiyor sence.?"

Kaşlarımı çattım.

"Serhat senin kapında yatıyor, o tarz bir ilişki düşünse böyle bir şey yapmaz...sadece biraz öküz olduğu için tam detay vermemiştir."

Biraz onunla konuşup rahatlattığımda Emir'in aramasıyla meşgule atıp kapının önüne gitmiştim.

Araba çıktığım evin kapısının önünde duruyordu.

Kendi tarafındaki kapıya yaslanmış beni baştan aşağıya süzerken iki gündür onu görmediğim için deli gibi özlediğimi karşıma çıkınca daha iyi fark etmiştim.

Çok yakışıklıydı.

Ona bakarken istemsiz bir şekilde iç çektiğimde sarılmak istemiştim ama kendimi tuttum.

"Günaydın...miden bulanıyor mu.?"

Cevap vermeden yürümeye başlayınca o da benimle beraber yolcu tarafına yürüyüp kapımı açtığında trip atar bir şekilde oturmuştum.

Kontrolden sonra eve geçip akşama kadar Rüya'nın yanında kalacaktım.

"Kahvaltı yaptın mı.?"

Cevap vermedim.

"Duru." Bir şey diyecekken susup arabayı yola çıkartmıştı.

Onun bir kaç sorusu yine benden yanıt almazken hastaneye gelmiştik.

Belimden tutarak beni yönlendirmesine izin verdiğimde fırsattan istifade boynumdan öpüp koklamıştı.

"Yapma şunu." Diyerek çekileceğim sırada bedenimi daha çok kendine çekti.

"Ölüyorum lan sensiz."

"Sen böyle devam edersen daha çok bensiz kalırsın."

Tekrar boynumdan sertçe öptü.

Bir şey demesine izin vermeden kapıyı tıklattığımda içeriye geçmiştik.

"Hoş geldiniz...nasılsın bakalım.?" Dedi Arzu hanım.

Onunla ufak bir sohbet edip kontrol yatağına uzandığımda Emir hemen yanımdaydı.

Karnıma dökülen jelle irkildiğinde yanımdaki adam hızla elimi tutup dizlerini kırarak eğildi. Elim onun dudaklarına değerken ikimizde karşımızdaki ekrana bakıyorduk.

Arzu hanım eliyle bir yeri gösterdiğinde iki keseyi de görmüştük.

Büyümüş gibilerdi.

"Şunun fotoğrafını alalım...hiçbir sorun görünmüyor. Bebekler biraz daha büyümüş, iyiler...kalp atışlarını duyabiliriz."

Elimi Emir'in omzuna attığımda bir kaç saniye ona gülümseyerek bakıp tekrar ekrana döndüm.

Tuttuğu elimi öpüyordu.

Odada duyulan sesle gözlerim dolmuştu.

"Bunu kaydedebiliyor muyuz.?" Diye sordu yanımdaki adam.

"Tabii ki." Arzu hanım yandan bir tuşa bastığında gözümden bir damla yaş aktı.

Rüya'da bu kadar duygusal değildim aslında ama bu hamileliğimde her şeye ağlamak istiyordum.

"Vitaminleri kullanıyorsun değil mi.?" Başımı salladım.

"Gelişimlerinde şu anlık hiçbir sıkıntı yok diğer ay tekrar randevu oluşturuyorum...hem bebeklerin çift yumurta ikizi mi yoksa tek yumurta ikizi mi olduğunu öğreniriz, hem de eğer şanslıysak cinsiyetlerini öğreniriz."

Emir'in dudakları alnımdayken parmaklarıyla da gözyaşlarımı siliyordu.

"Tamamdır Arzu hanım." Yandan peçete alarak karnımı sildikten sonra dudaklarını bu seferde karnıma bastırmıştı.

"Kanaman olursa ya da kasıklarında ağrı hissedersen haberim olsun."

Başımı salladığımda ikimize bakarak tekrar konuştu.

"İlişki konusunda şu an için bir risk yok."

Bizim için var.

"Teşekkür ederiz." Dediğimde vedalaşıp hastaneden çıkmıştık.

"Yemeğe gidelim mi.?" Saat neredeyse öğlen olmuştu.

"Rüya'nın yanına gideceğim, kızımı özledim."

Yine sıkıntıyla bir nefes verdi.

"Ben de karımı özledim."

"Sen daha çok eski sevgilini özlemiş gibisin." Dediğimde ağzının içinden bir şeyler söyledi.

"O günün sabahında beni aradı açtım ama onun ol.."

"Dinlemek istemiyorum." Sözünü kestiğimde çaktırmadan ona bakmaya çalışıyordum.

Araba kullandığı için bana bakamıyordu.

"Dinleme amına koyayım.! Böyle ayrı kalalım dinleme Duru.!"

Bağırdığında kaşlarımı çatarak ona döndüm.

"Bana bağırma.!"

Bir şey demeden arabayı hızla eve doğru sürmüştü.

Yolun kenarında durmasını söylediğimde beni dinlemeden bahçeye kadar girmişti.

"Hem suçlusun hem güçlüsün." Dedim kapıyı açtığımda.

Yine konuşmadı.

"İnsan bir gönlümü almak için bir şey yapar." Arabadan indiğimde doğrudan karşıya bakıp konuşmuyordu.

"Hamileyim ben farkındaysan."

Neden belirttin bunu.

Dişlerini sıktığını görünce kapıyı sertçe kapatıp eve doğru yürüdüm.

Rüya ve annemi bahçede kahvaltı yaparken gördüğümde hızla yanlarına gidip meleğimi kollarımın arasına aldım.

Onunla uyku saatine kadar vakit geçirdikten sonra uyutmuştum.

Gece yarısına kadar Emir'in gelmesini beklediğimde amacım o geldiğinde ben de çıkıyormuş gibi yapıp biraz görmekti ama beyefendi ortalıkta yoktu.

Annemin hazırladığı meyveli çayımdan bir yudum daha alarak ayaklandığımda kaşları çatılmıştı.

"Noldu.?"

Dergiyi kenara bırakıp yanıma geldi.

"Gaye'ye gidiyorum." Saat gece bir buçuktu ve uykum gelmişti.

"Gitme şimdi bugün burada kal annem...dinle Emir'i bak olmuyor böyle."

Dudaklarımı büzdüm.

"Özür bile dilemiyor sadece bağırıyor." Gözlerim dolduğunda beni kolları arasına aldı.

Annem kalmam için ısrar etse de Gaye'ye gelmiştim.

Onunla da biraz sohbet ettikten sonra bana verdiği odaya geçip nerdeyse başımı yastığa koyar koymaz uyudum.

Uykumun arasında bacaklarıma dolanan ellerle havalanmam bir olmuştu.

Alnıma değen dudakları yüzümün her yerinde hissettiğimde aldığım kokuyla kendimi aşık olduğum adama bıraktım.

Annem ve Gaye'nin sesleri bulanık gelirken, tenime çarpan rüzgarla dışarı çıktığımızı anlayıp Emir'e sokulmuştum.

"Anne şalını üstüne örtsene."

Ve üstüme atılan şeyle rüzgardan biraz korunmuştum.

"Aman dikkat et oğlum düşmeyin." Merdivenlerden çıkıyorduk.

"Duru'yu yatırayım biraz konuşalım anne."

"Tamam annem bekliyorum içeride...uyku falan bırakmadınız zaten insanda...karının gönlünü al yeter artık olmuyor böyle."

Ve sesler kesilmişti.

Sırtım soğuk yatağa değdiğinde beni tutan bedene daha sıkı sarıldım.

Boynumdaki dudaklar çenemden yüzüme çıktığında uyku sersemi kıpırdanmıştım.

"Duru."

Saçlarımı okşayan eli yüzümde geziniyordu.

"Seni üzecek bir şey yapar mıyım ben hiç Duru." Dudakları alnıma değdi.

"Meleğimi üzer miyim.?"

Uykum yavaş yavaş açılırken Emir yatağa uzanıp beni göğüsüne çekmişti.

"Bir tanemsin sen benim." Fısıltıyla söylüyordu bunları.

Derin bir iç çekip tekrar saçımın üstünden öptüğünde kolumu ona dolamıştım.

Ne yapayım seviyordum.

Hamile olduğum için de dayanamıyordum.

"Anlat." Dedim boğuk sesimle.

Uyanık olmama şaşırdığını kasılan vücudundan anlamıştım.

Çenemi tuttuğunda göğüsüne iyice sokulup başımı kaldırmasına izin vermedim.

"Tamam bakma." Diyerek saçlarımı okşadığında beni öptükten sonra konuşmaya başlamıştı.

"Dün sabahtan başladı aramaya...numara olduğu için açtım, onun olduğunu anladığımda direkt engelledim zaten kontrol edebilirsin...bu sefer başka numaradan aradı."

Ruh hastası.

"Onun olduğunu anlamadan açtım. O numarayı da engelledim..sana söylemedim çünkü sahneye çıkmadan önce kafana bir şey takmanı istemedim. Eve gelince zaten anlatacaktım ama aynı şeyi sana açıklayamadan tekrar yapmaya başladı."

"Ortak dedi sana." Dedim sinirle.

"Senin yanımda olduğunu bildiği için saçmaladı işte Duru...gelmişini geçmişini siktiğimin ruh hastası."

Bir şey demeden sarılmaya devam ettiğimde o tekrar sinirli bir nefes verdi ama konuşmadı.

"Arayacağını tahmin edip telefonunu kapatsaydın."

Saçlarımı okşayan eli durduğunda başımı arkaya atıp ona baktım. Şok olmuş bir şekilde bana bakıyordu.

Ne var gibi başımı salladığımda kaşlarını kaldırıp indirdi ve elini burun kemerine atarak sıktı.

"Bir şey diyeceğim beni günaha sokacaksın." Dediğinde kaşlarım daha çok çatıldı.

"Haksız olduğunda normal konuşmuyorsun zaten."

"Lan Allah mıyım kızım ben nereden bileyim beni kimin arayacağını...tövbe estağfurullah."

Bir şey demeden yüzümü tekrar göğüsüne sakladım.

"Bileceksin."

"Tamam Duru...tamam amına koyayım buna da tamam."

"Küfür etme bana...diğer sevgililerin yanında küfür ediyor muydun yoksa bana mı özel."

Ağzının içinden ettiği küfürler, küfür yarışmalarında kullanılabilir cinstendi.

"Hala yapıyorsun." Diyerek sesimi titrettiğimde çenemden tutup ona bakmamı istedi ama elini tutup izin vermedim.

"Duru biz kaç yıldır evliyiz...altı yıl."

Aferin unutmamış.

"Seninle evlenmeden iki yıl önce ben Filiz'le ayrılmadım mı.?"

"Bilemem." Dediğimde yine sabır çekti.

"Ayrıldım...sekiz yıl önce bitmiş bir mevzu yüzünden ben niye iki gündür seninle uyuyamıyorum."

"Biten derken...bu bitmiş halimi.? Kadın seni hala arıyor demek ki onda bitmemişsin Emir. Bir daha o kadın seni ararsa ve sesini duyarsan seni boşarım."

İşaret parmağımı ona uzatarak konuştuktan sonra parmağımın ucunu öpmesiyle tüm sinirim geçmişti.

"Söz veriyorum." Dediğinde eğilip karnımdan da öptü.

"Ne kadar üzüldüler bir fikrin var mı.? Üç kişiyi aynı anda üzdün." Sesim yine ağlamaklı çıktığında o beni hızla kolları arasına alarak yüzümün her yerini tek tek öptü.

"Özür dilerim bir tanem...özür dilerim üçünüzden de."

Affedelim artık.

"Düşüneceğim." Dediğimde dudağının kenarı kıvrılmıştı.

Beni kolları arasına aldığında ben de sonunda kokusunu soluyarak gözlerimi kapattım.

Çok özlemiştim.

Deli gibi özlemiştim.

"Bana özür hediyesi de alacaksın değil mi.?"

Saçlarımdan öptü.

"Alacağım her şeyim."

Biraz daha ona sokuldum ve iki günün sonunda gözlerimi huzurla kapattım.

Barışmıştık.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı bebekler.

Sınava girecek olan herkese şimdiden başarılar ♥️

Duyuru ve alıntı için;
instagram: minabuse_

Sizi seviyorum.