Sahte ve Gerçek kitap kapağı

31. bölüm / 47

Sahte ve Gerçek

30. BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 47Şu an: 30. BÖLÜM

KEYİFLİ OKUMALAR

"Senden ayrılacakmış...babam senden ayrılacakmış anne.!" Bağırarak söylediklerinden sonra gözlerim Emir'i bulmuştu.

Ona nasıl baktım bilmiyorum ama gözlerini kaçırdı.

Bunu Rüya'ya söylemesine gerek var mıydı.?

Benimle konuşsa ben zaten uygun bir dille küçük kızımıza anlatırdım.

"Anne." Rüya kıpkırmızı olunca oturduğum yerden ayağa kalkıp eve doğru yürümeye başladığımda suratı babasına dönük olan Rüya çığlık atarak bacaklarını karnıma vurduğunda adımlarım durdu.

"Gelmesin.!"

Emir olduğu yerde durduğunda omzumun üstünden ona baktım.

"Biraz sakinleşsin haber veririm." Diyerek tekrar yürümeye başladığımda Rüya ağlayarak itiraz ediyordu.

"Bağırma annecim...bağırmadan konuş Rüya." Dediğimde kısık sesle ağlayarak omzuma sinmişti.

Hıçkırıkları ağzını omzuma koyduğu için boğuk ve sessiz gelirken eve girip hemen odamıza çıkmıştım.

Yatağa oturup onu kucağımdan indirmediğimde çenesini tutup bana bakmasını sağladım.

"Baban mı söyledi sana bunu." Başını iki yana sallayıp ağlamaya devam etti.

"Deniz abla babama sordu...Ne zaman ayrılacaksın Duru'dan dedi."

Bunlar gerçekten sevgiliydi.

"Babamın elini tuttu."

Elimi havaya kaldırıp okşayarak tuttuğunda sanırım yine canlandırmasını yapıyordu.

"Böyle yaptı." Diyerek tekrar gözyaşlarını akıtırken ne diyeceğimi şaşırmış bir şekilde kızıma bakıyordum.

Odamızın kapısı hızla açıldığında telaşla ve nefes nefese gelen kadınla ona bakmadım.

"Babaannem." Diyip hemen yan tarafıma oturduğunda elini Rüya'nın saçlarına attı ama kızım kendini geri çekerek bana yapıştığında gözlerim kapandı.

"Sen yanlış anlamışsın güzel meleğim öyle bir şey yok. Baban niye annenden ayrılsın." Gözlerimi açarak anneme döndüm.

Emir'den habersiz böyle bir şey söylemeyeceği için bunları o söyletmişti.

Rüya annemin sözlerine kanarak başını kaldırıp ona baktığında gözyaşlarını silerken karşısındaki kadın ona içi gider gibi bakıyordu.

"Duydum." Dedi sesini yükselterek.

"Sesini yükseltme Rüya." Tekrar uyardığımda üzgün gözlerle bana bakmaya başlamıştı.

"Biz seni zaten duyuyoruz bağırarak konuşma annecim...kötü çocuklar öyle konuşur."

Alnını bu seferde yanağıma yasladığında bir eli de diğer yanağımı tutuyordu.

"Yanlış anlamışsın sen." Annem konuştuğunda Rüya hemen konuştu.

"Sen orada değildin ne duyduğumu da bilmiyorsun babaanne..ne zaman ayrılacaksın dedi, annem hakkında konuştu."

Yanağımı sıkıca tuttuğunda beni korumaya çalışıyor gibiydi.

"Baban annenden ayrılmaz ki bir tanem o zaman Deniz ablan yanlış konuşmuş."

"Ablam değil o benim." Sesi tekrar yükseldiğinde eliyle ağzını kapatıp hemen bana döndü.

"Özür dilerim anne."

Derin bir nefes verip kızımı sakinleştirmek için konuşurken o omzuma başını yaslayıp sıkıca tshirtümden tutunuyordu.

"Bunu yıkayalım." Kolunu bana uzatıp dövmesini gösterdiğinde kucağımda onunla beraber banyoya geçtiğimde annem suyu ılığa ayarlıyordu.

"Saçların nemlenmiş bir tanem banyoya girmemiz lazım." Kendini sıkarak ağladığı için terlemişti.

Sıcağında etkisiyle saçları nemlenmişti.

Zar zor banyo için ikna ettiğimde kolundaki dövmeyi annemle beraber lifleyerek çıkartmıştık.

Onu bornozuna sarıp boynunu öptükten sonra kıyafetlerini ve iç çamaşırını alarak odaya döndüğümde annem saçlarını kurutuyordu.

Rüya ona zorluk çıkartarak kaçmaya çalışırken annem peşinden giderek saçlarını kurutmaya çalışıyordu.

Onları odada bırakıp aşağıya indiğimde hızla yan eve geçmiştim.

Bahçeye doğru yürürken gördüğüm ikiliyle sessizce iç çektim.

Emir elinde içki bardağını tutarak sigarasını içerken avukat kızda onun gibi sigara içiyordu.

Küllüğe sigarasını bastıran adam gözlerini anında bana çıkarttığında elindeki bardağı masaya bırakıp hızla ayağa kalkmıştı.

"Ağlıyor mu hala." Dediğinde aramıza mesafe koyarak masanın önünde durmuştu. Avukatın yanında.

O kadında bana döndüğünde dikleşip Emir'e baktım.

"Biraz konuşalım mı.?"

"Otur." Diyip tekrar kalktığı yere yürürken adım atmadan konuştum.

"Yalnız."

Kadın beni baştan aşağıya süzdükten sonra gözlerini kısarak konuştu.

"Ben avukatıyım detayları zaten bana anlatacak, duysam daha iyi."

Tek kaşım havalandı.

"Boşanmayla ilgili konuşacağımı sana kim söyledi ya da nerenden uydurdun sen bunu." Bu kadına zaten kızımı ağlattığı için sinirliydim hala konuşmasına daha çok sinirlenmiştim.

"Boşanma dışında konuşacak konunuz yo.."

"Deniz bizi yalnız bırakır mısın.?"

Deniz ağzı açık bir şekilde karşısındaki adama dönerek çantasını almadan ayağa kalkıp salona gideceği sırada çantasını elime alıp konuştum.

"Çantanı unuttun...bizim konuşmamız uzun sürer boşuna bekleme sen." Son cümleyi duraksayıp söylediğimde mesaj yerine ulaşmış gibi sinirden gözlerini kısmıştı.

"Beklerim ben tatlım sorun yok."

Çantayı elimden almayıp içeriye gittiği için arkasından içeriye doğru attığımda Emir hızla konuşmuştu.

"Bulaşma otur."

Sana da çarpıcam bir tane.

Geri zekalı.

"Bizim bahçeye gidelim o kadın buradayken konuşamam."

Derin bir nefes alıp sinirle sandalyesinden kalktığında arkamdan geliyordu. Söylene söylene bizim bahçeye girdiğimizde oturma grubuna geçip oturmuştu.

Karşısına oturdum.

"Çocuğu ağlatmanıza ya da karıştırmanıza gerek yok. Gelip bana adam gibi boşanmak istiyorum desen ben zaten bir şey demem...diyemeyeceğimi çok iyi biliyorsun." Tepki vermeden bana bakıyordu.

"Ağlıyor mu hala." Ben ne diyorum bu adam ne diyor.

"Yarın avukatımla konuşacağım davayı açsın...ya da sen söyle o kadına siz açın nasıl istiyorsan öyle yapalım."

"Benden boşanabileceğini sana düşündüren nedir.?" Duyduğum cümleyle bakışlarım anında onu bulurken kalp atışım dengesizleşti.

"Arkamdan ayrı yüzüme ayrı mı konuşmaya başladın."

Sinirle çenesini okşadığında bana doğru eğildi.

"Benim sabrımla oynama Duru...benimle sakın oynama kaybeden sen olursun."

Ellerimi iki yana açtım.

"Kim seninle oynuyor, küçücük çocuğun yanında sevgilinle benim dedikodumu yapan sensin."

"Duru.!" Masaya vurup bağırdığında sinirlendiğini gözlerinden anlamıştım.

Bağırmasından anlamadın yani.

Yok gözlerinden anlıyordum.

"Bu mu kestiğin ceza." Dediğimde ne diyorsun der gibi başını yana atarak baktı.

"Boşanmayacağız ama sevgilin olacak...ben de sürekli aldatılan kadın olacağım."

"Ben ceza kesmem o senin işin."

Yutkundum söylediği cümleyle.

Bir kaç dakika ikimizde konuşmadığımızda artık az önceki gibi güçlü değildim.

"Özür dilerim...böyle olacağını düşünmedim. Düşünemedim hapse gideceğini."

"Sikerler özrünü Duru."

Ayağa kalktı ve yanıma gelip önümde dizlerini kırdığı an çenemden tuttu.

Sıkmadı. Sadece başımı kaldırmam için tutmuştu.

"Özrünü sikerler.!" Dedi bastıra bastıra.

"Ben yukarıda ağlayan o çocuktan üç yıl ayrı kalmışken senin özrünü sikerler."

Gözlerim kapalıydı.

Çenemi sertçe bırakıp tekrar ayağa kalktığında derin bir nefes almıştı.

"Rahatladın mı.? İçin soğudu mu.? Beni üç yıl görmedin rahatladın mı Duru.!"

"Kızımla yabancı gibiyim, ona nasıl yaklaşıp, nasıl davranacağımı, ne bok yiyeceğimi bilmiyorum rahat mısın.? oldu mu istediğin.?" Sesi iyice yükselmeye başladığında tırnaklarımı avucuma bastırdım.

Böyle olsun istememiştim.

İyi değildim bunları yaparken.

Kardeşimin boğazını keserek kendini öldürdüğünü görmüştüm. Nasıl iyi olabilirdim. Tüm bunlar Sedat öldüğü için başımıza gelirken Sedat'ı öldürdüğü için tüm suçu ona atmıştım.

Neredeyse 9 aylık hamileyken bunları yaşamıştım ve düşünememiştim. Hiçbir şey düşünmeden ilaçların ve acımın etkisiyle yapmıştım.

"Özür dilermiş.!"

Geldiğinden beri ilk defa benimle konuşuyordu ve ilk defa gözleri hissiz değilde sinirle bakıyordu.

"Rüya bana geldiğinde sende onun yanında ol...kızım bana alışana kadar biraz yardımcı ol...onu tanıyana kadar bana yardım et."

Ona başımı sallarken burun kemerini sıkarak tek elini beline attı ve arkasını döndü.

"Yanına götür beni. Yanlış anladığını boşanmayacağımızı söyle."

"Neden.?" Dediğimde hızla bana doğru dönüp gözlerime baktı.

"Ne neden Duru.! Ne neden lan.!"

"Bilsin ayrı olduğumuzu şimdiden alışsın." Boynunu kütletip alt dudağını yaladığında sabır dilermiş gibi bir hali vardı.

"Sen benden boşanamazsın."

"Tamam o zaman sen benden boşan." Dedim karşılık vererek.

Başını sinirle olumsuz anlamda sallayarak dibime kadar gelip işaret parmağını şakağıma bastırdı.

"Konuyu kapat, boşanma yok."

Delirtecekti beni.

"Tamam evliyken yolumuza bakabiliriz o zaman...okey anladım." Çenemi tutup hafifçe sıktığında burnundan soluyordu.

"Yolu siktirtme.."

Fazla sinirlendirdiğimi anladığım için sustum. Yanımdan bir kaç adım uzaklaştığında kendimi tutamayarak tekrar konuştum.

"Benimle evliyken sevgili yapamazsın."

"Kalk kızımın yanına gideceğiz." Kolumdan tutup sertçe kalkmamı sağladığında itiraz etmeme vakit bile vermedi.

"Duyuyor musun beni." Dedim onun çekiştirmeleriyle yürürken.

"Emir." Dediğim an adımları durdu.

İç çekip bana döndüğünde yutkunup tekrar konuştum.

"Ya sevgilinden ayrıl, ya da benden boşan."

"Boşanma yok." Dedi tekrar sertçe ve kolumdan sürüklemeye devam etti.

"O zaman sevgilinden ayrılıyorsun."

"Öyle bir şey yok." Sabır.

"Hem ayranım dökülmesin hem bilmem ne zıkkım." Sesim yükseldiğinde merdiven basamaklarını çıkıyorduk.

Sinirle durup bana baktığında ben de aynı şekilde sinirle bakıyordum.

"Bunu bana yapamazsın Emir, gözümün önünde başkasının sana dokunmas.."

"Başkası yok diyorum.!"

"Sana dokunuyor.!" Diyip kolumu sertçe elinden çektiğimde derin bir nefes aldı.

"Gel şuraya." Geri geri yürüdüğüm için uzanıp tekrar kolumu tutmuştu.

"Başka adamlar benim elimi kolumu ellediğinde ben de sana aynı şeyi söyleyeceğim başkası y.."

"Gel şuraya delirtme beni.!" Bağırmıştı.

"O kadınla aranda bir şey mi var.? Bir şey mi yaşad.."

"Yok diyorum lan yok hiçbir şey daha on gün önce çıktım nasıl birisi olsun."

Kaşlarımı çattım.

"Senin hızına kim yetişebilir." Tamam daha da sinirlenmişti.

"Serhat ve annem sana o kadını ayarlamaya çalışıyor kör müsün görmüyor musun.?" Devam ettiğimde o da konuşmuştu.

"Rüya dışında herkese körüm artık. Anlıyor musun, şu an tek derdim bir saattir benim yüzümden ağlayan kızım...tekrar söylüyorum Deniz avukatım ar.."

"Sen geç onları Emir, avukatıymış...sen hangi çalışanının eline dokunmasına izin veriyorsun...artık beni sevmediğini biliyorum, sadece diyorum ki başkası varsa çirkinleşmeden boşanalım."

"Seni sevmediğimi biliyorsun demek." Dediğinde sesindeki alaylı tınıyla gözlerine baktım.

"Biliyorum."

İşaret parmağını sert bir şekilde başıma bastırıp tekrar konuştu.

"Her boku benimle konuşmadan kafanda kurup yanlış anladığın için bu haldeyiz ve sen bu huyundan hala vazgeçmemişsin."

Bu ağır olmuştu.

Haklı gibi.

"Kafamda mı kuruyorum." Tepki vermeden sinirle yüzümü inceliyordu.

"Elini tutuyor, senin benden boşanmak istediğini ima ediyor ama ben kafamda mı kuruyorum."

"Ben sana bu konuyu mu kafanda kuruyorsun dedim." Dedi hemen.

Hangi konuyu demişti.

Sevmediğini söylediğim için mi söylemişti bunları. Yani seviyorum sen kafanda kuruyorsun mu diyordu.

Beklentiyle gözlerine baktım.

"Benden nefret etmiyor musun.?"

Konuşmadı.

"Yürü." Diyerek kolumdan çekiştirdiğinde yürümeye başlamıştık.

"Rüya o kadını yanında görürse bir daha seninle konuşmaz." Gözleri kısıldı ama bana yine dönmedi.

"O görmeden görüşürüm sıkıntı yok."

Tek kaşım havalandığında kolumu sertçe çekmeye çalıştım ama bırakmadı.

"Hani aranızda bir şey yoktu.?" Yine cevap vermedi.

"Sana diyorum ne bu avukat aşkı hayırdır.?" Adımları durduğunda hızla bana döndü.

"Hayırdır derken."

"Hayırdır diyorum türkçe anlamıyor musun.?" Dedim gözlerine bakarak.

"Sınırımdayım...sınırımdayım ve patlarsam sen üzülürsün. Kimseyle aramda hiçbir sik yok, türkçe anlamıyor musun.!"

Ben zaten bitiğim Emir daha fazla üzemezsin.

"Bak ben sana ne yapıyorum." Dedim kısık sesimle.

Güldü sinirle.

"Sen bana daha ne yapabilirsin...hayatımızı siktin attın daha ne yapabilirsin."

Bunu o kadar umursamazca söylemişti ki..sözleri kalbime ok gibi saplandı.

"O anlamda söylemedim." Dediğimde bir kaç saniye cevap vermedi.

"Ne anlamda söylediğinle ilgileniyor gibi miyim.?" Bu kadar gıcık olmak zorunda mıydı.?

Basamakları bitirdiğimizde duyduğumuz müzik sesiyle Emir'in kaşları çatılırken ben normal karşıladım.

A patı patı a patı patı.

Emir müziği duyduğu an bana döndü ama aklına başka bir şey gelmiş olacak ki tekrar konuştu.

"Şu tavrını bırak." Kaşlarım çatıldı.

"Birisi sana bir şey dediyse susmayacaksın. İkimizin arasındaki olaya annem dahil kimse karışamaz...herkes haddini bilsin ve mümkünse bunu sen yap, hepsine haddini bildirip seslerini kesmelerini sağla." Dediği şeyle kalp atışım hızlandı.

Cevap vermediğimde tekrar konuşmuştu.

"Bana da istediğini diyebilirsin."

Emir, sana sarılmam lazım.

"Bir daha birisi sana laf atarsa ve sen susarsan bu siteyi yakarım."

Ağlayacağımı anladığım an hemen başka bir konu hakkında konuştum.

"Müzik açıp dans etmeyi seviyor...sudan nefret ediyor, banyo yapmaktan da öyle...çikolata bağımlısı, sakın seni kandırmasına izin verme bu konuda da oldukça başarılı."

Dikkatle beni dinlerken başını sallamıştı.

"Başka." Sesi merak dolu çıkmıştı.

"Seni çok seviyor, işin gereği gelemediğini söyledim bunları zaten biliyorsundur." Bir tepki vermedi.

"Seninle vakit geçirmek istiyor, samimi bir şekilde. İkinizde birbirinize alışamadığınız için birbirinizi yanlış anlıyorsunuz muhtemelen...bir kaç haftaya bana nasılsa sana da öyle olacak."

Hüzünlü gözleri bana döndü.

"Öyle olmayacağını biliyorsun." Dedi boğuk bir sesle.

"Neden olmasın, sen onun babasısın ve o hep seni bekledi. Sana aşık bir çocuk var karşında."

Gözleri ilk defa umut dolu bakınca ağlamak istedim.

"Seni benden daha çok seveceğine eminim sadece bir kaç hafta ver ikinize de...bir de o kadını yanında görmesin."

Tek kaşı kalktığında gözlerimi kaçırıp ellerimi teslim olur gibi havaya kaldırdım.

"Sen bilirsin görürse senden uzaklaşır eğer bunu istiyorsan yanında gezdirmeye devam et."

"Karışma işime."

Koroşmo oşomo. Dengesiz.

"O zaman kendin hallet ve benden yardım isteme tamam mı.?"

Arkamı dönüp gideceğim sırada yine kolumdan sertçe tutmuştu.

"Sabrımın sınırındayım canımı daha fazla sıkma gir şu odaya dediklerimi söyle."

Suçlu olduğum için dediğini yaparak kapıyı açtım.

O ne derse desin haklıydı ve benim ona küsüp trip atmaya hakkımda yoktu özellikle Rüya konusunda. Bu gerçeği bir an unutmuştum ama tekrar yüzüme çarpması uzun sürmemişti.

Kapıyı açtığım an yükselen müzik sesleriyle omzumun üstünden arkamdaki adama baktım.

Merakla kızını görmeye çalışıyordu.

"Hadi babaanne böyle yapacaksın...bak böyle." Belini kıvırdığında annemden de aynı performansı bekliyordu ama karşısındaki kadın istediği gibi yapamadığından dolayı zorla öğretmeye çalışıyordu.

"Çocuğu ben onu nasıl yapayım yaşlı başlı kadınım."

"Bak böyle kıvıracaksın...annem bile senden güzel yapıyor babaanne ya."

"İyi bilir annesi kıvırmayı." Demişti yanımdaki adam.

Emir'in söylediğine aldırış etmeden odaya girdiğimde beni gören kızım mutlulukla çığlık atıp bornozuyla bana doğru koşarken gözleri arkama takıldığı an kaşları çatıldı ve adımları durdu.

"Bir tanem." Diyerek ellerini tuttuğumda başını eğmiş hiçbirimize bakmıyordu.

"Baban yanlış anlaşılmayı düzeltmeye gelmiş."

Başını kaldırmadan sadece gözleri oynadığında saçlarını okşadım.

"Deniz ablan benden bahsetmiyormuş ki...babanın iş yeri var ve orada bir sürü çalışanı var söylemiştim sana hatırlıyorsun değil mi.?" Başını sallayıp Emir'e kaçamak bakışlar atarken tekrar konuştum.

"Orada benimle aynı isimde birisi varmış ve baban onu işten çıkartıp yollarını ayıracakmış...Deniz ablanda babana onu söylemiş ama sen hemen yanlış anlayıp küstüğün için baban sana açıklama yapamamış."

Patavatsız Deniz ablan diyecektim de arkamdaki adamdan korkmuştum.

"Gerçekten mi söylüyorsun."

Gülümseyip alnından öptüm. Bazen dili dönmüyordu ve gülesim geliyordu.

"Gerçekten söylüyorum annem."

Emir benim gibi yere dizlerinin üstüne oturduğunda annem odadan çıkmıştı.

"Annenle neden ayrılayım bir tanem, Deniz ablan annenden bahsetmiyordu." Bak hala o kadını haklı çıkartıyor.

Yan gözlerle Emir'e baktığımda o beni hiç takmadan kızına odaklanmıştı.

"Ama senin elini tuttu...hem sana çok yakın konuştu onu sadece annem sana yapabilir."

Bunu söylememişti bana.

Ne demek yakın konuştu.

"Nasıl yani." Dediğimde yanımdaki adamın başı hızla bana dönmüştü.

"Bak böyle." Diyerek yine canlandırma yapmak için hazırlanan kızımı anlından öpmek istedim.

Yüzünü yüzüme baya bir yakınlaştırıp elimin üstüne elini koyduğunda kısılan gözlerimle yanımdaki adama döndüm.

"Böyle mi yaptı Deniz ablan annecim."

"Evet anne." Dedi hızla.

Ben o Deniz ablanı..

"Sen yanlış görmüşsündür bebeğim baban ben varken başka kadınlara öyle yapamaz...yaparsa ve sen bunu görürsen bil ki baban ikimizi de sevmiyor."

Emir boğazını temizleyip sertçe baktığında kaşıyla sen ne anlatıyorsun gibi işaretler yapıyordu.

Rüya hızla başını babasına çevirdiğinde Emir'de ne söyleyeceğini bilmez bir ifadeyle ona bakmaya başlamıştı.

"Baban seni ve beni sevdiğine göre hiçbir kadınla öyle olamaz merak etme bebeğim."

Az önce yapamadığım için şimdi alnından öptüm.

Çok akıllı bir çocuktu.

Bazen dili dönmediği için bazı anlattıklarını anlayamasam da çok akıllıydı.

Rüya'ya kaşımla babasını işaret ettiğimde başını sallayıp hemen ona dönmüştü.

"Baba ben seni üzdüm mü.?"

"Üzmedin güzelim, küstün diye üzülmedim ben...sadece ağladığın için üzüldüm."

İşaret parmağını alt dudağına koyup sallana sallana Emir'e bakarken bana baktıktan sonra kollarını hemen babasının boynuna sardı.

"Özür dilerim." Dediğinde Emir iç çekerek gözlerini kapatmıştı.

"Ben de özür dilerim bir tanem...barıştık mı.? Küsmeden değil mi bana." Kıkırdadı Rüya.

"Barıştık...ama bana çikolata alman lazım."

Bana hiç bakmıyordu.

Biliyordu kızacağımı.

"Alırım güzelliğim..alırım her şeyim."

"Rüya." Dedim sertçe.

Hemen kaşları çatılmıştı.

"Çikolata yemiyoruz biz babası. Haftada iki gün hakkı var onun dışında yemiyor."

Yüzünü elleriyle kapatıp babasının boynuna gömdüğünde ağlar gibi ses çıkarttığında Emir'in bu oyuna düşeceğini korkulu bakışlarından anlamıştım.

"Tamam bugün için bir istisna yaparız bir tanem ağlama."

"O ne, çikolata markası mı.?"

Başımı eğerek güldüğümde Emir'in sesli gülüşünü ve kızımızı öptüğünü duyuyordum.

"Sana bugün çikolata serbest demek meleğim."

Rüya başını kaldırıp olmayan göz yaşlarını sildiğinde bana asla bakmadan zıplamaya başladı.

Ayağa kalkıp yatağın üstündeki kıyafetleri elime aldığımda ikisine baktım. Emir onun omzunu ısırmaya çalışırken Rüya kahkahalarla gülüyordu.

Buruk bir tebessümle onları izlerken bakışlarımı elimdeki kıyafetlere indirip yatağa oturup başımı eğdim.

O hep yanımızda olsaydı biz bundan daha mutlu bir aile olacaktık.

Hayatım boyunca bu pişmanlık peşimi bırakmayacaktı. Ondan ne kadar özür dilesem azdı.

Ne kadar kızıyla görüşmesini sağlasam hepsi az kalıyordu.

"Üzerini baban giydirsin mi bugün."

Rüya gözlerini kocaman açarak başını sallarken alttan alttan Emir'in tepkisine bakıyordu.

Emir hevesle başını sallayan kızımızı gördüğü an gözleri titremişti.

"Bu geceliğini giyersin değil mi.?"

İtiraz etmeden başını salladığında Emir'e elimdekileri uzattım.

Kızımıza ilk defa üstünü giydirdiğinde iç çekmelerinden ne kadar üzüldüğünü anlayabiliyordum.

Özür dilerim çok özür dilerim Emir. Çok özür dilerim.

Özür dilerim.

"Baba bugün beraber uyuyalım mı.?" Emir onun saçlarını geceliğin içinden çıkarttığında başını sallıyordu.

Gözleri dolu doluydu.

"O zaman sen babanla git bir tanem sabah gelirsin kahvaltıdan sonra."

Kaşları çatıldı hemen.

"Hayır beraber burada uyuyacağız..baba." Dedi teyit etmek ister gibi.

İtiraz edeceğim sırada Emir onun alnından öperek onayladı.

"Olur bebeğim."

Yerinde zıplayıp sevincini belli ederken Emir onu omzuna alıp kaldırdığı an kahkahası tüm evde yankılanıyordu.

"Baba sen kocaman uzunsun inanmıyorum sana." Ellerini tavana uzatmaya çalıştığında gülümsedim.

"Anne bak." Heyecandan dolayı sesi yüksek çıkıyordu.

"Ben sana babanın herkesten uzun olduğunu söylemiştim ama inanmamıştın gördün mü.?"

Emir'in saçlarından öptüğünde bu anın fotoğrafını çekmek istedim. Onlara çaktırmadan telefonumu çıkartıp ikisini çekip fotoğrafı Emir'e attım ama telefonu burada değildi.

"Ölürüm sana lan."

Emir Rüya'yı kolları arasına alıp minik cep boy kızımıza hayranlıkla bakıyordu.

"Çok güzelsin bir tanem."

Rüya eliyle yüzünü kapattığında Emir iç çekiyordu.

Arada Rüya'ya bakıp sessizce şükürler olsun dediğini duyuyordum.

"Siz yatağa geçin ben bebekleri getireyim."

Emir anlamayarak bakınca beklemeden yan odaya yani oyuncak odamıza girip beş tane bebeği alarak odaya döndüm.

"Bunlar olmadan uyumuyor." Diyerek bebekleri Rüya'nın yanına bıraktığımda Emir benim yattığım tarafta oturur pozisyonda duruyordu.

Bacaklarını uzatmış sırtını yatak başlığına yaslamıştı.

"Ben de bir anneme bakıp geleyim." Onları baş başa bıraktığımda Rüya'nın odasından yastık alıp aşağıya inmiştim.

Annem salonda televizyon izlerken yan tarafındaki koltuğa yastığımı bırakıp uzandım.

Ben tavana bakarken yan tarafımdaki kadında şaşkınlıkla bana bakıyordu.

"N'oldu.? Emir gitti mi.?"

"Bugün beraber uyuyacaklar...ben de buraya geldim."

"Geçen gün için özür dilerim."

Gözlerim ona döndü.

"Dileme, üç yıldır senin oğlunu görmemen, oğlunun da kızını görmemesi benim suçumken benden özür dileme.."

O da derin bir iç çekmişti.

Emir gibi.

Bakışlarım tekrar tavanı bulduğunda sessizce konuştum.

"Çok pişmanım...onları ayırdığım için, Emir'in boş yere üç yıl orada olmasından dolayı çok pişmanım." Devam ettim.

"Sizi kaybettiğim içinde öyle."

Sesi çıkmayınca sırtımı ona dönerek gözlerimi kapattım.

"Bu yaptığım haksızlık benden çıkar merak etme...Emir'in hakkı bend.."

"Aptal aptal konuşma saat kaç olmuş gelmiş ne diyorsun." Sinirlenmişti.

Çıkacaktı. Biliyorum.

"O adama yaptığım haksızlığın bedelini illaki ödeyeceğim."

"Duru." Bağırdığında bacaklarımı kendime çekip küçüldüm.

"Bu saatten sonra bedel medel yok bitti hepsi." Dedi bir kaç dakika sonra.

Başıma ne gelirse hak ediyordum ben.

Böyle bir adamı, bebeğimizi çok istemesini bilmeme rağmen kızından ayırmıştım.

Yıllarını çalmıştım.

Gocunmadan öderdim bedelini.

Kendi canımla bile olsa gocunmazdım.

Hem belki ikisi bensiz daha mutlu olur. Belki annemin dediği gibi başka bir hayat kurar Rüya'yı da yanına alırdı.

Bir kaç dakika sonra bilincim kapandığında kendimi aptal düşüncelerimle uykunun kollarına atmıştım.

EMİR'DEN.

Daldığım uykudan huzursuz bir şekilde uyandığımda burnuma gelen kokuyla bir kaç saniye nerede olduğumu idrak etmeye çalıştım.

Kollarımda bana sıkıca sarılarak uyuyan kızımla gözlerim kapandı.

Kızım.

Bana sarılarak uyuyan kızım.

Bana baba diyen bir çocuk.

Her baba diyişinde içimi nasıl titrettiğinden haberi yoktu. Dış görünüş olarak ikimize de benzemiyordu ama hareketleri ve tavırları aynı annesiydi.

Duru.

Kızımın annesi.

Karım.

Nefret ettiğim ve çok sevdiğim kadın.

Nefret ediyordum beni böyle bir melekten bunca yıl ayırdığı için.

Çok seviyordum böyle bir meleği her şeye rağmen dünyaya getirip bu kadar güzel yetiştirdiği için.

Tüm olanlara rağmen ona sırtını dönmediği için bile seviyordum.

İçi biraz olsun soğusun diye gitmiştim oraya. Biraz olsun acısı dinsin diye ama anlatılanlara göre acısı hafiflemek yerine daha da artmıştı.

Derin bir nefes verip burnuma gelen kokunun tadını çıkartmaya çalıştım.

Kızımız aynı onun gibi kokuyordu.

Çiçek bahçesine yeni bir çiçek eklenmişti.

Rüya..

Güzel meleğim.

Kızım. Bebeğim.

Küçücüktü.

Çok minikti.

Uzaktan izlemek gibi değildi...sarılıp kokusunu içime çekmek çok başkaydı.

O kocaman mavi gözleri her baktığımda içimi titretiyordu. Nasıl yaklaşıp, nasıl konuşacağımı bilmiyordum. Benden soğuması istediğim son şey bile değildi.

Teyzesinin aynısıydı.

Rüya.

Güzel melek.

Abisinin güzeli. Can'ı.

Çok kızgındım ona. Çok kızgın ve çok kırgın.

Karakolda Konuşup içini rahatlatmıştım ama o bana oyun oynamıştı.

RÜYA'NIN ÖLDÜĞÜ GÜN (KARAKOL)

Odaya girdiğim an oturduğu yerden kalkıp kollarıma atılan kıza hemen karşılık verdim.

"Emir abi." Diyerek ağlamaya başladığında sırtını okşuyordum.

"Rüya, ağlama abim bir iki saate çıkacaksın niye ağlıyorsun."

Ağlaması daha da arttı.

"Affedemiyorum kendimi, aptallığımı affedemiyorum Emir abi."

Gözlerim acıyla kapandı.

Duru'yu düşünüyordum. Ben böyleysem o ne haldeydi bilmek bile istemiyorum.

Her şey onun için..

Her şey Duru içindi. Tüm çabam. Arkadaşımı yok saymam ve Rüya'yı kurtarmam hepsi onun içindi.

Ellerimi tutan kıza karşılık verdim.

"İki saate evimizdeyiz abim bunların hepsini oturup kon.."

"Emir abi." Derin bir nefes verdim.

"Ablan dışarıda kahroldu, onu düşün ve ağlama güzelim. Şu an çok hassas ve seni böyle gördükçe üzülüyor."

Başını iki yana sallayıp göz yaşlarını sildi.

"Sen benim abimsin biliyorsun değil mi.? Çok seviyorum seni...ablama olan aşkını, onu el üstünde tutmanı hep hayranlıkla izleyeceğim."

Ses tonunu beğenmemiştim.

"Emir abi, ablama kızma olur mu.? Eğer bir aptallık yaparsa lütfen ona kızma." Kaşlarım çatıldığında tekrar ellerimi tuttu.

"Sana deli gibi aşık...lütfen ona kızma."

"Ablan bir şey mi dedi sana Rüya, bir şey mi yapacak.?"

Başını hemen hayır der gibi iki yana salladı.

"Yapmadı, yapmadı hiçbir şey yapmadı..eğer benim için bir aptallık yaparsa ona kızma lütfen...benim için onu affet."

"Bunları düşünme Rüya birazdan eve gideriz ablana kendin söylersin."

Burukça gülümseyip bana baktığında burnunu çekip konuştu.

"Sana ne kadar teşekkür etsem az Emir abi...bunca yıl her konuda bana destek olduğun için teşekkür ederim, ablamı sevdiğin için teşekkür ederim...ona kızma. Seni çok seviyor."

"Hapse girecekmiş gibi konuşup canımı sıkma Rüya...dışarıda bir avukat ordusu var ve hepsi işinin en iyi, seni buradan çıkartmak için uğraşıyorlar." Dediğimde sesim yükselti.

"Teşekkür ederim, hala benim için çabalıyorsun."

"Sen benim kardeşimsin tabii ki çabalayacağım. Değerlimizsin sen bizim. Ablanın ve benim her şeyisin."

"Öyleyim değil mi.?" Dedi gülümseyerek.

Yanağını sıkıp bıraktığımda iç çekerek güldü.

"Ablam ve seni çok seviyorum...siz benim best çiftimsiniz...Özge ablam öz olmasına rağmen öyle hissedemiyorum ama sen sanki benim öz abim gibisin çok seviyorum seni...Serpil teyzeye zaten ne desem az."

"Ablam ve bana aile oldunuz...bizim ailemiz iki kişilikti Emir abi, sonra siz geldiniz. Ablama ışık oldun, yol oldun."

Söyledikleri gözlerimi kapatmama sebep oldu.

Neden içeri girecekmiş gibi konuşuyordu bu kız.

"Ablamın benden başka kimsesi yok, benimde aynı şekilde..benim hala ondan başka kimsem yok ama onun yanında artık sen varsın..Serpil kankim var. Bebeği olacak...bebeğiniz olacak Emir abi." Dedi heyecanla.

"Hayatını bana adadı...bana o kadının yapamadığı anneliği yapmak için çok uğraştı...aramızda dört yaş varken o bana bunları yapıyordu, halbuki o da daha küçük çocuktu...çok yük oldum , kendisini hep bana bakmak zorundaymış gibi hissetti."

Ellerimi sıkıca tuttuğunda ayağa kalkıp karşımdaki kızı kollarımın arasına aldım.

"Bunları düşünüp canını sıkma güzelim evde konuşuruz hepsini, ablan sana baktığı için çok mutlu yük olarak gördüğü yok bunları unut."

Duru bana ikisinin neler yaşadıklarını sürekli anlatıyordu.

"Ona kızma lütfen.."

On gün sonra şu cümleleri anlayacağımı bilemezdim.

Rüya yapacağı şeyi bildiği için ablasının da ne yapacağını tahmin etmişti.

"Korkmana gerek yok Rüya eğer çıkamayacağını bilsem sana yalan söylemem abicim." Başını sallayarak sıkıca sarılıyordu.

"Ablanla tekrar konuşmak ister misin.?"

"Yok...onu çok seviyorum söylersin değil mi.? Bu zamana kadar yaptığı her şey için onunla gurur duyuyorum. Hakkını asla ödeyemem ama helal etsin."

"Rüya korktuğun için mi saçmalıyorsun abim."

"Bebeğinizi çok merak ediyorum, umarım bana benzer." Güldü gerginlikle.

"Huy olarak değil tip olarak benzesin sadece." Dedi.

Saçlarını okşadım.

"Ablama iyi bak Emir abi o sana emanet."

Saçmalıyordu. Korktuğu için saçmalıyordu.

Bir şey demeden başının üstünden öptüm.

"Ablana eve gelince kendin sahip çıkarsın Rüya, malum ben artık onunla uğraşamıyorum." Göz kırptığımda gülümsedi.

"Sana emanet ablam."

Normal bir günde olsak söylediği şeylere üzülmezdim ama şu an her kelimesi kalbimi ağrıtıyordu.

"Aklından nasıl bir aptallık geçiyor bilmiyorum ama sakın yapma Rüya...avukatlar hallediyor sakın saçma bir itirafta bulunma."

Başını sallayıp benden ayrıldığında derin bir nefes aldı.

"Ablamı çok yalnız bıraktık yanına git istersen."

Son kez saçlarından öpüp geri çekildim.

"Birazdan tekrar geliriz sonra da eve gideriz abim tamam mı.?"

Yüzüme dikkatle bakarak başını sallamıştı.

"Ağzını açmayacaksın Rüya, söz ver güzelim."

"Söz veriyorum." Dedi anında.

"Korkmana gerek yok arkanda ben varken sana bir şey olmaz." Kollarını tekrar boynuma doladığında sıkıca sarılıp bu sefer hemen ayrılmıştı.

"Seni çok seviyorum Emir abi."

"Ben de seni çok seviyorum abim."

Kapıya elimi attığım an sesi tekrar duyulmuştu.

"Ablama kızma abi...o sadece kimse beni sevmediği için üzerime düşkün."

"Ablana kızmam mümkün değil güzelim merak etme ve dediklerimi unutma. Bir iki saate evdeyiz güven bana."

Başını sallayıp gülümseyerek gitmemi seyretmişti.

Nereden bilebilirdim ki..

Nereden bilebilirdim Rüya.

ŞU AN (EMİR'DEN DEVAM EDİYOR)

Mahvetmişti bizi Rüya'nın kaybı.

Herkesi ayrı, Duru'yu ayrı mahvetmişti.

Onun hepimizden daha çok acı çektiğini bilmeyecek kadar aptal değildim. Sadece yanında olmak istemiştim. Yanında olup karıma destek çıkmak istedim.

Duru, beni acımadan gözden çıkartmıştı.

Bunu sindiremiyordum.

Ben onun için siktiğimin dünyasını yakacakken o beni kolayca gözden çıkartmıştı. Yediremediğim konu buydu.

Konu hapse girmem ya da orada kalmam değildi. Konu bana bunu aşkından ölüp bittiğim kadının yapmasıydı.

Bana öl dese ölecek kadar çok seviyordum.

İlk defa bir kadını canımdan vazgeçecek kadar çok sevmiştim ama karşılığında çocuğumdan üç yıl ayrı kaldım.

Büyüdüğünü, konuştuğunu, yürüdüğünü her şeyini görmüştüm ama yanına gelememiştim. Uzaktan bakıp özlem gidermiştim.

Kendi canımdan olanı hiç konuşmadan tanımıştım.

Hoş, tanıdığım da söylenemezdi.

Kızım benden nefret ediyordu.

Saçlarını koklayıp öptükten sonra yatakta oturur pozisyona gelip Duru'nun yastığını elime aldım.

İç çekip yapmak istediğim şeyi yapmadım. Koklamayacaktım. Tekrar kokusuna bağımlı hale gelmeyecektim.

Rüya'yı son kez öpüp odadan çıktığımda saatin kaç olduğunu bile bilmiyordum.

Duru'nun nerede olabileceğini düşünüp tek tek tüm odalara baktıktan sonra aşağıya indim.

"Emir." Annem seslendiğinde salona doğru yürümeye başlamıştım.

Görüş açıma önce annem sonra da koltukta huzursuzca uyuyan kadın girdiğinde kaşlarım çatıldı.

Burada mı uyumuştu.

Annemin yaşlı gözleriyle olup biteni anlamaya çalışıyordum. Tartışmışlar mıydı.?

"Niye ağlıyorsun anne." Dedim kısık tutmaya çalıştığım ses tonumla.

Annem eliyle yüzünü kapatıp ağlarken Duru'nun baş ucuna geçmiştim.

Çok güzeldi..çok güzel bir anne olmuştu. Rüya'yı onun kucağında gördüğüm her an delirecek gibi oluyordum.

Nasıl oluyorda bu kadar sinirli olup aynı zamanda kıyamıyordum.

Ne yapmıştı bu kadın bana.

Beni gözden kolayca çıkartmaktan başka ne yapmıştı. Niye bu kadar bağımlıydım ona.

"Çok kötü...çok kötü Emir." Annem konuşurken gözlerimi uyuyan kadından bir saniye ayırmadım.

"Ne yapacağımı bilmiyorum, bağırsam üzülüyorum, kızsam kahroluyorum, Duru iyi değil Emir."

Biliyordum.

Görüyordum.

"İyi değil, Rüya var diye belli etmiyormuş Emir...ben bu kadar kötü olduğunu bilmiyordum annem...ölmek isteyecek kadar kötü olduğunu bilmiyordum."

Bakışlarım annemi bulduğunda duyduğum cümleyle kan beynime sıçramıştı.

"Ne diyorsun anne."

Başını iki yana sallayıp ağlıyordu.

"Yaşamak istemiyor...ölmek istiyor gibi konuşuyor."

Bir şey mi demişti.

"Ne söyledi." Dediğimde gözlerime baktı.

"İyi değil."

Sert bir nefes verdim.

"Keyfi yerinde dediğiniz kadın bu mu anne...bu mu her şey yolunda dediğiniz ortam."

"Aklın karışmasın işine odaklan diye söylemedik." Dedi.

Duru'yu kontrol edip annemi bahçeye çıkarttığımda delirmek üzereydim.

"Size yüz kere sordum." Suçunu bildiği için başını sallayarak ağlıyordu.

"Kızgındık...o adamla uğraşırken aklın karışsın istemedik. Çocuklar da aynı şekilde ."

Delirecektim.

"Anne." Diyerek ellerimi saçlarımından geçirdiğimde çözüm bulmaya çalışıyordum.

Duru iyi değildi.

Annemlerin anlattıklarına göre içi soğumuştur, acısı hafiflemiştir diye düşünmüştüm ama sanki acısı daha da artmış gibi bakıyordu.

Böyle olduğunu bilsem daha erken gelirdim yanına ama annem ve it herifler hiçbir şey söylememişti.

Gelen kimse Duru'nun ne halde olduğunu anlatmamıştı.

Her gün Rüya'nın mezarına gitmesi iyi değildi. Üzüldüğü an direkt onun yanına gitmesi hiç iyi değildi.

Kimseye gidemediği için kardeşine gidiyordu. Bu kadar mı yalnızdı.

Üç yıldır kimse destek olup dinlememiş miydi onu. Arkadaşları vardı eve geliyorlardı.

Derdini anlatacak kimsesi yok muydu.?

Gözlerimi kapattım.

Yoktu.

Herkes sırtını dönmüştü.

Annem dahil herkes cephe almıştı. Konuşmamıştı kimseyle.

Bahçedeki koltuğa oturup ne yapacağımı düşündüm. Duru için ne yapabilirim, nasıl yapabilirim hiçbir fikrim yoktu ama her şeye rağmen bir şeyler yapacaktım.

O gözleri böyle hüzünlü görmek her gün kalbimi ağrıtıyordu.

"Sikik oyununuza son verin, Deniz'i sürekli yanıma gönderme. Ben gerektiği zamanda gidip onunla konuşturuyorum. Kızım ve karımla ilgileneceğim...araya başkasını sokmuş gibi göstermeyi aklının ucundan bile geçirme anne."

Başını hızla iki yana salladı.

"Sadece kıskansın diye yaptım. Senin kadar ben de kırgınım ona Emir. Beni acımadan senden ayırdı...sen sürekli geldin ama o bunu bilmiyordu. Oradan çıkabileceğini bilmeden yaptı bunu...konuşmadı benimle, yüzüme bakmadı derdini anlatmadı. Anne olarak görse bunları yapar mıydı.? Bunca yıl anne olamamışım ona...hiçbir zaman annesi olarak görmemiş beni."

"O seni çok seviyor biliyorsun." Dedim karşıya bakarken.

"Sevse bana böyle yapar mıydı.? Oğlumdan ayırır mıydı beni. Rüya gitti diye herkesten intikam aldı...bizi sensiz bırakıp dağılmamızı sağladı."

Nefesimi sertçe dışarıya verdim.

"İyi değildi anne biliyorsun bunları ayrıca yanına geldim ayrı kalmışız gibi konuşma." Annem yaşlı gözleriyle bana dönmüştü.

"Biz iyi miydik Emir. Ben iyi miydim.? Onun kardeşiyse benimde kızım öldü.!" Bağırdığında ağlamaya başlamıştı.

"Biz üzülmedik mi.? Rüya benim canımdı. Geldiğinden beri sürekli benimle kalıyordu ben üzülmedim mi kızımın ölmesine.!"

Hıçkırıklarını duyunca yanına gidip kollarımın arasına aldım.

"Aynı şey değil anne, Rüya onun her şeyiydi. Onun yaşadığı acıyla bizimki bir değil."

Bu sefer bir şey demeden ağlamıştı.

"Ona kötü mü davrandınız anne." Hıçkırıp başını omzuma gömdüğünde gözlerim acıyla kapandı.

Bana hiçbir şey söylememişti. Sadece kırgınım diyordu.

Ben yokken çok üstüne gitmişlerdi.

Serhat ve Yusuf'un tavırlarından da anlaşılıyordu ama hangi boyutta olduğunu anlayamıyordum.

"Deniz'le artık Duru görmeden görüşeceğim...duyuyor musun beni anne. Duru'nun haberi olmayacak sikik sokuk şeyler düşünmesine izin verme."

Başını salladı sadece.

Deniz avukatım falan değildi. Sadece öyle düşünüyordu.

Sedat ve o adamları öldürmüştüm ama diğer ortaklarını bir türlü bulamıyordum. Deniz'in babasını.

Rüya'nın videosunu saklayan ve dağıtan diğer adam. Bulamamıştım piçi. Sedat ve Mustafa piçinin ortağıydı.

Deniz ona ulaşma biletimizdi ve her şeyi ayarlamıştım. Beni kendisinin hapisten kurtardığını sanıyordu.

Çocuklarda, annemde o kadından ve babasından nefret ediyordu. Tabi karıma öyle göstermeden akıllarınca sinir edip benim intikamımı alıyorlardı.

Her şey fazla karışıktı ve halletmeye çalışıyordum.

"Seni çok seviyor, zaten bunu anlaması için Deniz'le ilgili oyun oynadım."

"Anne...Deniz kim benim karım kim. Duru eğer biraz iyi olsaydı zaten kendisinin ve o kadının farkını anında anlardı..benim öyle birine bakmayacağımı anlardı....planınız tutuyorsa karım iyi bir dönemde olmadığı için tutuyor."

"Sadece sinirlendirmeye çalışıyorduk." Dedi.

"Halini görmüyor musunuz.! Siktirmeyin sinirlendirmesini şimdi...o iki piçinde anasını sikeceğim." Serhat ve Yusuf piçleri.

Annem burnunu çekerek bana baktığında gözlerini kaçırdı.

"Sen hala onu seviyor musun.?"

Ağzımda hayır gibi bir ses çıktı.

"Sevmiyorum anne."

Kaşları şaşkınlıkla havaya kalkmıştı.

"Ben ona hala ölüyorum...beni çocuğumdan ayıran ve kolayca gözden çıkartıp vazgeçen kadına hala ölüyorum."

Annem iç çekip bana sarıldığında başımı yukarıya doğru kaldırdım.

"Hala nefesimi kesiyor...öldürüyor beni."

Sevgim azalmak yerine her geçen gün artmıştı. Ondan vazgeçemiyordum.

Tüm kırgınlıklarıma rağmen onun için ölürdüm.

"Ben de çok seviyorum..uğraşmak için yapıyorum ben ona kıyar mıyım.? Senin başkasıyla olmana izin verir miyim.?"

Gözlerim uzaklara doğru takıldı.

"Çok güzel değil mi anne." Annem benden ayrıldı.

"Çok güzel amına koyayım." Sesim fısıltılı çıkmıştı.

Yanımdaki kadın güldüğünde iç çektim.

"Üç yıldır onu görmediğimi sanıyor. Ben seni görmeden üç yıl yaşayabilir miyim lan...kızımızı üç yıl görmeden yaşayabilir miydim ben. Üç gün sizsiz yaşayamıyorum üç gün."

"Haberi yok." Dedi annem.

Biliyordum.

Olsaydı böyle olmazdı. Arkasında olduğumu bilseydi kimsenin karşısında güçsüz durmaz ağzına geleni söylerdi.

Rüya'nın karşısına çıkamamıştım. İkisini de uzaktan izleyip hapishaneye geri dönmüştüm. Duru beni görmek istemediği için ona süre vermiştim.

Derin bir nefes alıp verdim.

Ben de de hata vardı. Çıkmamıştım karşılarına. Uzaktan izlerken Duru hep mutluydu, öyle duruyordu ama kızımın yanında rol yaptığını anlayamamıştım.

Anlayamamıştım karımı.

Suçluydum.

(DURU'DAN.)

Huzursuz bir uykuya daldığımda alnımdaki terleri hissederek korkuyla uyandığımda gözlerimi açmadım.

Nefes nefeseydim.

Bacaklarımdan geçen ellerle gözlerimi açıp korkuyla beni kucaklayan kişiye baktım.

Emir.

Onu gördüğüm an başımı omzuna koyup kolumu boynuna doladığımda nefes almaya çalıştım.

Sık sık böyle ufak krizler geçiriyordum.

Başım onun güvenli omzundayken sesli bir şekilde nefes almaya çalıştım ama yapamamıştım.

"Nefes al her şeyim."

Belli belirsiz sesini duyduğumda gözlerimi açmak istedim ama olmadı.

"Duru duyuyor musun beni...buradayım bana bak."

Gözlerim açılmadı ama sonunda nefes alabildiğimi hissetmiştim.

Alnıma değen dudaklarla beraber kendimi yarın neler olup biteceğini bilmeden derin bir uykuya bıraktım.

BÖLÜM SONU

Bölüm nasıldı.?

Emir hakkında ne düşünüyorsunuz.?

Duru hakkında ne düşünüyorsunuz.?

Bu bölüm Emir'in bakış açısından olduğu için geçiş gibi düşünebilirsiniz aşklarım. Olayları öğrendik, Emir'in bizim kız hakkında ne düşündüğü öğrendik..

Bakalım neler olacak.

Alıntıyı birazdan instagram hesabıma atacağım
Hesabım: minabuse_

Oy sınırı 860
Yorum sınırı 700

Sizi seviyorum.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.722okunma 50beğeni 2yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18