89. bölüm / 93
ATEŞ TANRILARI: ERLİKİN GÖLGESİ88 BÖLÜM
Bölümler 93Şu an: 88 BÖLÜM
- 1 GİRİŞ404 kelime
- 2 1 BÖLÜM1.173 kelime
- 3 2 BÖLÜM1.159 kelime
- 4 3 BÖLÜM1.043 kelime
- 5 4 BÖLÜM1.028 kelime
- 6 5 BÖLÜM1.019 kelime
- 7 6 BÖLÜM662 kelime
- 8 7 BÖLÜM1.915 kelime
- 9 8 BÖLÜM1.103 kelime
- 10 9 BÖLÜM1.233 kelime
- 11 10 BÖLÜM1.248 kelime
- 12 11 BÖLÜM1.003 kelime
- 13 12 BÖLÜM855 kelime
- 14 13 BÖLÜM886 kelime
- 15 14 BÖLÜM900 kelime
- 16 15 BÖLÜM1.046 kelime
- 17 16 BÖLÜM979 kelime
- 18 17 BÖLÜM907 kelime
- 19 18 BÖLÜM796 kelime
- 20 19 BÖLÜM1.110 kelime
- 21 20 BÖLÜM1.129 kelime
- 22 21 BÖLÜM1.016 kelime
- 23 22 BÖLÜM1.022 kelime
- 24 23 BÖLÜM1.498 kelime
- 25 24 BÖLÜM923 kelime
- 26 25 BÖLÜM1.058 kelime
- 27 26 BÖLÜM1.292 kelime
- 28 27 BÖLÜM959 kelime
- 29 28 BÖLÜM1.290 kelime
- 30 29 BÖLÜM423 kelime
- 31 30 BÖLÜM924 kelime
- 32 31 BÖLÜM846 kelime
- 33 32 BÖLÜM1.075 kelime
- 34 33 BÖLÜM902 kelime
- 35 34 BÖLÜM1.043 kelime
- 36 35 BÖLÜM1.101 kelime
- 37 36 BÖLÜM1.113 kelime
- 38 37 BÖLÜM957 kelime
- 39 38 BÖLÜM1.494 kelime
- 40 39 BÖLÜM859 kelime
- 41 40 BÖLÜM1.197 kelime
- 42 41 BÖLÜM1.110 kelime
- 43 42 BÖLÜM1.081 kelime
- 44 43 BÖLÜM1.079 kelime
- 45 44 BÖLÜM1.248 kelime
- 46 45 BÖLÜM985 kelime
- 47 46 BÖLÜM923 kelime
- 48 47 BÖLÜM1.205 kelime
- 49 48 BÖLÜM908 kelime
- 50 49 BÖLÜM896 kelime
- 51 50 BÖLÜM1.346 kelime
- 52 51 BÖLÜM1.396 kelime
- 53 52 BÖLÜM942 kelime
- 54 53 BÖLÜM1.146 kelime
- 55 54 BÖLÜM762 kelime
- 56 55 BÖLÜM1.119 kelime
- 57 56 BÖLÜM1.400 kelime
- 58 57 BÖLÜM1.210 kelime
- 59 58 BÖLÜM932 kelime
- 60 59 BÖLÜM1.226 kelime
- 61 60 BÖLÜM1.116 kelime
- 62 61 BÖLÜM1.029 kelime
- 63 62 BÖLÜM1.733 kelime
- 64 63 BÖLÜM1.053 kelime
- 65 64 BÖLÜM1.142 kelime
- 66 65 BÖLÜM1.449 kelime
- 67 66 BÖLÜM1.321 kelime
- 68 67 BÖLÜM838 kelime
- 69 68 BÖLÜM1.195 kelime
- 70 69 BÖLÜM1.016 kelime
- 71 70 BÖLÜM939 kelime
- 72 71 BÖLÜM917 kelime
- 73 72 BÖLÜM1.105 kelime
- 74 73 BÖLÜM971 kelime
- 75 74 BÖLÜM1.118 kelime
- 76 75 BÖLÜM1.394 kelime
- 77 76 BÖLÜM1.264 kelime
- 78 77 BÖLÜM915 kelime
- 79 78 BÖLÜM1.025 kelime
- 80 79 BÖLÜM868 kelime
- 81 80 BÖLÜM1.031 kelime
- 82 81 BÖLÜM1.077 kelime
- 83 82 BÖLÜM888 kelime
- 84 83 BÖLÜM790 kelime
- 85 84 BÖLÜM846 kelime
- 86 85 BÖLÜM1.078 kelime
- 87 86 BÖLÜM1.279 kelime
- 88 87 BÖLÜM952 kelime
- 89 88 BÖLÜM919 kelime · Okuduğun bölüm
- 90 89 BÖLÜM761 kelime
- 91 90 BÖLÜM1.306 kelime
- 92 91 BÖLÜM962 kelime
- 93 92 BÖLÜM1.002 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Karanlık diyarın en derin, en kasvetli vadisinde, zamanın ve yaşamın akışının tamamen durduğu o lanetli tahtın çevresinde mühürler kırılmıştı. Ölüler ordusu, fani dünyanın ötesinden gelen o acımasız ve dondurucu nefesle tamamen dirilmişti; zifiri karanlığın içinde parlayan mavi ve soluk yeşil göz bebekleri, çürümüş zırhları ve ellerinde tuttukları paslı kılıçlarıyla dağları kaplayan o devasa ordu, mahşerin sessizliğini fısıldıyordu.
Tahtın merkezinde duran Karakan’ın yüzü, açılan ölüler ordusunun kudretiyle tamamen değişmişti; hatları daha keskin, gözleri ebedi bir karanlığın girdabına dönmüş, üzerinde taşıdığı kadim kürkler ve kemik zırhlar korkunç bir ihtişam kazanmıştı. Karakan’ın hemen etrafında, bu kıyamet ordusunun komutanları olan altı oğlu ve ölüm ordusu sıralanmıştı. Onların varlığı, etraftaki havanın bile donmasına neden oluyordu. Lakin bu dehşet tablosunun ortasında büyük bir eksiklik vardı; kardeşlerinden cesaret tanrısı Alper ortalarda yoktu. Bir süre önce onun ölüm haberi saraya ulaşmış, ruhunun sönüp gittiği anlaşılmıştı. Hangi elin, hangi yabancının bu darbeyi vurduğu henüz bilinmiyordu, lakin bu kayıp kardeşlerin kalbindeki öfke ateşini körüklemişti.
Ölüler ordusunun yaydığı o acımasız uğultunun ortasında, Güç Tanrısı Küç Teng, kalın ve gök gürültüsünü andıran sesiyle sessizliği bozdu.
— Küç Teng (Öfkeyle soluyarak, gür bir sesle): Alper’in kanı yerde kalamaz, baba! Kim olduğunu bilmediğimiz o yabancılar, bizim toprağımızda hüküm sürmeye cüret ediyor! Ölüler ordusu arkamızdayken beklememizin anlamı yok, buyur et de gidelim!
Korkusuz Tanrı Korkmaz, demir tokmak gibi sıktığı yumruklarını birbirine vurarak kardeşini destekledi; gözlerinde sönmeyen bir hırs parlıyordu.
— Korkmaz (Sert ve meydan okuyan bir tonda): Küç Teng haklı! Korkunun ne olduğunu o yabancılara biz öğreteceğiz. Alper’in intikamı bu dağların tepesinde yankılanmalı, ordularımız hazır!
Gözüpek Tanrı Kök Bakış, ileriye doğru bir adım atıp keskin bakışlarını uzaklardaki Gök Saray’ın silüetine dikti; sesindeki o sabırsız tını havayı yırttı.
— Kök Bakış (Hırslı ve sabırsız bir sesle): Gözümüzün önünde kardeşimizin canını aldılar. Daha fazla beklemek zayıflıktır, Karakan! Bırak, ölüler ordusu o sarayın mermerlerini kana bulasın!
Yenilmez Tanrı İinlik Teng, üzerine giydiği ağır çelik zırhın tok ses eşliğinde öne çıkıp kılıcının kabzasını kavradı.
— İinlik Teng (Kesin ve buyurgan bir tonda): Hiçbir güç bizim yenilmezliğimizi sınayamaz. Alper’in katili hangi delikte saklanırsa saklansın, bu ordu o deliği başına yıkacak. Sadece bir işaret bekliyoruz.
Kahramanlık Tanrısı Bamsı Qoşun, kardeşlerinin bu taarruz çağrısına katılarak göğsünü kabarttı ve gür bir nâra ile öne atıldı.
— Bamsı Qoşun (Heyecanlı ve vahşi bir tonda): Kahramanlık, düşmanın üzerine yürümekle yazılır, baba! Beklemek ruhumuzu paslandırır, ordumuzu serbest bırak ve zaferin sesini duyuralım!
En uçta duran Kaos Tanrısı Türk Kargaşası ise etrafında dönen karanlık girdapları parmaklarıyla oynatarak alaylı ve şeytani bir gülümsemeyle konuştu.
— Türk Kargaşası (Fısıltılı, tehlikeli ve kargaşa dolu bir tonda): Bırakın ortalık birbirine girsin... Zaten dünyanın sonu bizim ellerimizde yazılacak. Neden bu ziyafeti uzatıyoruz ki?
Kardeşlerin bu öfkeli, sabırsız ve intikam yeminleri vadide yankılanırken, ölüler ordusu da mızraklarını yere vura vura bir ağızdan hırlamaya başladı. Lakin Karakan, elindeki asasını toprağa saplayıp ellerini üzerinde birleştirdi; yüzündeki o korkunç ifadeyle çocuklarına doğru döndü. Sessizliği, dağları titreten o derin ve buyurgan sesiyle böldü.
— Karakan (Ağır, buz gibi ve karşı çıkılamaz bir tonda): Henüz değil... Alper’in intikamı alınacak, o yabancılar dize getirilecek, evet. Lakin zafer, acele edenlerin değil; sabırla ağı örenlerin elinde kalır. Ölüler ordusu uyandı, lakin o büyük savaşın vakti henüz gelmedi. Bırakın o yabancılar biraz daha nefes alsınlar; çünkü o savaş başladığında, kaçacak hiçbir delikleri kalmayacak. Hazırlıklarınızı tamamlayın; o gün yakındır.
Karanlık vadinin gökyüzünü kaplayan ağır bulutları arasından süzülen soluk ay ışığı, Karakan’ın önünde diz çökmüş olan devasa ordunun üzerine lanetli bir pelerin gibi seriliyordu. Zamanın ve mekânın büküldüğü o kadim ocakların başında Karakan, elinde tuttuğu kör ocağın çekicini, yel taşını ve yağmur taşını birbirine çarparak büyük bir ritüel gerçekleştirmişti. Bu üç ilahi güç birleştiğinde ortaya çıkan saf enerji, ölüler ordusunun paslı kılıçlarını ve baltalarını tamamen yenilemişti; artık bu silahlardan dökülen demir, ilahi tanrıların bile kalkanını delip canını alabilecek kadar kudretli bir zehirle bilenmişti.
Karakan, elindeki ağır çekici yere vurarak sessizliği yardı ve bakışlarını ölüler ordusunun önünde duran, Türk tanrılarının bekçisi **Törü**’ye çevirdi. Törü, heybetli duruşu, omzuna attığı kalın kurt postu ve yanındaki azılı kurt yoldaşıyla birlikte sarsılmaz bir dağ gibi duruyordu.
Karakan, gözlerinde parlayan o hırslı ve acımasız ateşle Törü’ye doğru bir adım attı; sesindeki o buz gibi otorite vadide yankılandı.
— Karakan (Ağır, derin ve buyurgan bir tonda): Vakit tamamdır, Törü... Tanrıların o yüksek saraylarında sürdürdükleri sükûnet son bulacak. Yanına seçkin bir grup al, bu ölüler ordusunun öncüsü ol ve o mermer salonlara adım atıp tanrıların kalbine korkuyu sal. Onlara bu diyarın gerçek sahibinin kim olduğunu göster!
Törü, elindeki alem başlı sancağı yere vurarak başını hafifçe eğdi; yüzündeki o sert ve kararlı çizgiler, verilecek olan görevin büyüklüğünü açıkça gözler önüne seriyordu.
— Törü (Tok, net ve sarsılmaz bir sesle): Emrin başüstüne, Karakan. O sarayın kapılarını kırıp tanrıların o kibirli yüzlerindeki rengin nasıl solduğunu bizzat göstereceğim. Hiçbir tanrı bu öfkenin elinden kaçamayacak.
Törü’nün bu hamlesi üzerine, arkalarında duran diğer oğullar; Küç Teng, Korkmaz, Kök Bakış, İinlik Teng, Bamsı Qoşun ve Türk Kargaşası öne atılarak bu sefere katılmak istediklerini belirttiler. Lakin Karakan elini kaldırarak onlara kesin bir dille mani oldu.
— Karakan (Sert ve itiraz kabul etmeyen bir tonda): Durun! Hepiniz aynı anda gitmeyeceksiniz. Bu ilk darbe sadece bir başlangıçtır; asıl fırtına henüz kopmadı. Siz burada kalıp ordunun geri kalanını hazırlayacaksınız. Bu seferin lideri Törü’dür, başı o çekecek.
Diğer kardeşler öfkeyle soluyup geriye çekilirken, Törü arkasına dönüp seçtiği kalabalık ve teçhizatlı ölüler grubuna işaret verdi. Karakan asasını havaya kaldırarak mühürleri serbest bıraktı; zifiri karanlığın içinde, Gök Saray’ın mermer avlularına doğrudan açılan devasa, girdaplı bir kara boyut kapısı kükreyerek açıldı. Törü, kılıcını çekip önde yürüyerek bu karanlık geçitten içeri adım attı; arkasından gelen binlerce ölüm nefesli askerle birlikte tanrıların diyarını kana bulamak üzere yola çıktılar.
Bölüm etkileşimi
