63 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 93Şu an: 63 BÖLÜM
  1. 1 GİRİŞ404 kelime
  2. 2 1 BÖLÜM1.173 kelime
  3. 3 2 BÖLÜM1.159 kelime
  4. 4 3 BÖLÜM1.043 kelime
  5. 5 4 BÖLÜM1.028 kelime
  6. 6 5 BÖLÜM1.019 kelime
  7. 7 6 BÖLÜM662 kelime
  8. 8 7 BÖLÜM1.915 kelime
  9. 9 8 BÖLÜM1.103 kelime
  10. 10 9 BÖLÜM1.233 kelime
  11. 11 10 BÖLÜM1.248 kelime
  12. 12 11 BÖLÜM1.003 kelime
  13. 13 12 BÖLÜM855 kelime
  14. 14 13 BÖLÜM886 kelime
  15. 15 14 BÖLÜM900 kelime
  16. 16 15 BÖLÜM1.046 kelime
  17. 17 16 BÖLÜM979 kelime
  18. 18 17 BÖLÜM907 kelime
  19. 19 18 BÖLÜM796 kelime
  20. 20 19 BÖLÜM1.110 kelime
  21. 21 20 BÖLÜM1.129 kelime
  22. 22 21 BÖLÜM1.016 kelime
  23. 23 22 BÖLÜM1.022 kelime
  24. 24 23 BÖLÜM1.498 kelime
  25. 25 24 BÖLÜM923 kelime
  26. 26 25 BÖLÜM1.058 kelime
  27. 27 26 BÖLÜM1.292 kelime
  28. 28 27 BÖLÜM959 kelime
  29. 29 28 BÖLÜM1.290 kelime
  30. 30 29 BÖLÜM423 kelime
  31. 31 30 BÖLÜM924 kelime
  32. 32 31 BÖLÜM846 kelime
  33. 33 32 BÖLÜM1.075 kelime
  34. 34 33 BÖLÜM902 kelime
  35. 35 34 BÖLÜM1.043 kelime
  36. 36 35 BÖLÜM1.101 kelime
  37. 37 36 BÖLÜM1.113 kelime
  38. 38 37 BÖLÜM957 kelime
  39. 39 38 BÖLÜM1.494 kelime
  40. 40 39 BÖLÜM859 kelime
  41. 41 40 BÖLÜM1.197 kelime
  42. 42 41 BÖLÜM1.110 kelime
  43. 43 42 BÖLÜM1.081 kelime
  44. 44 43 BÖLÜM1.079 kelime
  45. 45 44 BÖLÜM1.248 kelime
  46. 46 45 BÖLÜM985 kelime
  47. 47 46 BÖLÜM923 kelime
  48. 48 47 BÖLÜM1.205 kelime
  49. 49 48 BÖLÜM908 kelime
  50. 50 49 BÖLÜM896 kelime
  51. 51 50 BÖLÜM1.346 kelime
  52. 52 51 BÖLÜM1.396 kelime
  53. 53 52 BÖLÜM942 kelime
  54. 54 53 BÖLÜM1.146 kelime
  55. 55 54 BÖLÜM762 kelime
  56. 56 55 BÖLÜM1.119 kelime
  57. 57 56 BÖLÜM1.400 kelime
  58. 58 57 BÖLÜM1.210 kelime
  59. 59 58 BÖLÜM932 kelime
  60. 60 59 BÖLÜM1.226 kelime
  61. 61 60 BÖLÜM1.116 kelime
  62. 62 61 BÖLÜM1.029 kelime
  63. 63 62 BÖLÜM1.733 kelime
  64. 64 63 BÖLÜM1.053 kelime · Okuduğun bölüm
  65. 65 64 BÖLÜM1.142 kelime
  66. 66 65 BÖLÜM1.449 kelime
  67. 67 66 BÖLÜM1.321 kelime
  68. 68 67 BÖLÜM838 kelime
  69. 69 68 BÖLÜM1.195 kelime
  70. 70 69 BÖLÜM1.016 kelime
  71. 71 70 BÖLÜM939 kelime
  72. 72 71 BÖLÜM917 kelime
  73. 73 72 BÖLÜM1.105 kelime
  74. 74 73 BÖLÜM971 kelime
  75. 75 74 BÖLÜM1.118 kelime
  76. 76 75 BÖLÜM1.394 kelime
  77. 77 76 BÖLÜM1.264 kelime
  78. 78 77 BÖLÜM915 kelime
  79. 79 78 BÖLÜM1.025 kelime
  80. 80 79 BÖLÜM868 kelime
  81. 81 80 BÖLÜM1.031 kelime
  82. 82 81 BÖLÜM1.077 kelime
  83. 83 82 BÖLÜM888 kelime
  84. 84 83 BÖLÜM790 kelime
  85. 85 84 BÖLÜM846 kelime
  86. 86 85 BÖLÜM1.078 kelime
  87. 87 86 BÖLÜM1.279 kelime
  88. 88 87 BÖLÜM952 kelime
  89. 89 88 BÖLÜM919 kelime
  90. 90 89 BÖLÜM761 kelime
  91. 91 90 BÖLÜM1.306 kelime
  92. 92 91 BÖLÜM962 kelime
  93. 93 92 BÖLÜM1.002 kelime

Arkalarında bıraktıkları o korkunç ölüm kalım mücadelesinin ardından sarp kayalıkların arasından uzaklaşan yedi çocuk, nihayet o boğucu ölüm sessizliğinden ve üzerlerindeki canavar kabusundan kurtulmuşlardı. Peşlerinde artık havayı koklayan o öfkeli TepeGözler yoktu; rüzgâr sadece dağın serin esintisini ve onların yorgun adımlarının sesini taşıyordu.

Yürüyüşleri uzun sürdü; patikalar onları dik yamaçlardan aşağıya, devasa kayaların arasına gizlenmiş olan o eski ve ürkütücü TepeGöz mağarasının girişine kadar getirdi. Anne TepeGöz henüz ortalıkta yoktu, mağara tamamen terk edilmiş gibi ıssız ve derindi. Çocuklar tereddütle içeri adımladıklarında, içerideki büyük taş masanın üzerinde devasa boyutta yapılmış, adeta birer tepeyi andıran ekmek çuvallarını ve hamur teknelerini fark ettiler.

Mert, gözlerini o devasa ekneklere dikerek şaşkınlıkla güldü ve elini saçına götürerek grubun sessizliğini bozdu.

— Mert (Şaşkın ve inanmaz bir sesle): Hayatımda ilk defa bu kadar garip bir manzara görüyorum... Baksanıza, buradaki ekmeklerin boyu nerdeyse bizim boyumuzdan bile büyük! Demek ki o TepeGözler sadece insan eti yiyip durmuyormuş, bu devasa ekmekleri de o dişi dev elleriyle bizzat yoğurup pişiriyormuş.

Ceren, Mert’in gösterdiği o dev ekmek yığınına yaklaşarak etrafında biraz döndü; kokusunu içine çektiğinde yüzündeki o yorgunluk ve açlık ifadesi daha da belirginleşti.

— Ceren (Burnunu çekerek, merakla): Kokusu da acayip güzel geliyor ama... İnsan elinin değmediği, o devlerin elleriyle yaptığı bir şeyi yemeye cesaret edebilir miyim, bilmiyorum. Ya zehirliyse ya da midemizi bozarsa?

Elif, Ceren’in bu endişesine göz devirerek devasa ekmeklerden birinin yanına çömeldi ve elini üzerinde gezdürdü.

— Elif (Kararlı ve pratik bir tonla): Zehir falan değil, Ceren... Günlerdir o kafeste açlıktan ölmek üzereydik. Mide bozmaktan korkacak lüksümüz yok artık. Hem bak, taze pişmiş gibi sıcacık duruyor.

Deniz, ekmeklerden birinin devasa kabuğunu parmaklarıyla yokladıktan sonra kafasını sallayarak onayladı.

— Deniz (Nefesini vererek): Elif haklı. Eğer buradan sağ salim çıkmak istiyorsak güce ihtiyacımız var. Yürümeye devam etmek için bir şeyler yemeliyiz, başka çaremiz yok.

Kerem, elindeki meşe mızrağını taş duvara yasladı; devasa ekmeğin sert kabuğunu kırmak için yerden aldığı temiz bir taşı balyoz gibi kullanmaya başladı.

— Kerem (Güçlükle vurarak, nefes nefese): Şikâyet etmeyi bırakın da yardım edin. Bu ekmeklerin boyutu bizim gibi çocuklara göre değil, sanki dağ devleri için tasarlanmış. Hadi, şunun bir kenarını koparalım da karnımızı doyuralım.

Birkaç sert darbenin ardından o dev ekmeklerden birinin yarısı büyük bir gürültüyle yarıldı; içinden mis gibi taze un ve odun ateşi kokusu yayıldı. Umut, hemen ileri atılıp o devasa ekmekten elleriyle kocaman bir parça kopardı ve heyecanla arkadaşlarına uzattı.

— Umut (Gözleri parlayarak, neşeyle): Bakın! İnanılmaz... Dışı ne kadar sert görünse de içi pamuk gibi yumuşak! Hayatımda yediğim en tuhaf ama en lezzetli ekmek bu olmalı.

Dilara, eline aldığı o büyük ekmek parçasından bir lokma koparıp çiğnerken, mağaranın dışındaki sarp yollara ve uzakta parlayan güneşe doğru baktı. İçindeki o liderlik duygusu, çocukların bu neşeli anıyla birlikte biraz daha pekişti.

— Dilara (Ağzındaki lokmayı yutup hafifçe gülümseyerek): Karnımız doyduğuna göre burada fazla kalmamalıyız. O dişi dev her an dönebilir. Ekmeğimizden büyük parçalar koparıp yanımıza alalım ve bu lanet mağaradan hemen uzaklaşalım.

Yedi çocuk, o devasa ekmekten kopardıkları büyük parçaları ceplerine ve kıyafetlerinin arasına sıkıştırıp mağaradan dışarı çıktılar. Karınları doymuş, içlerindeki o umut ateşi yeniden yanmaya başlamıştı; şimdi önlerinde uzanan yeni yolda yürümeye, bu dağlardan kurtulmanın bir yolunu bulmaya tamamen hazırdılar.

Mağaranın o devasa ekmek yığınlarından karınlarını doyurub kopardıkları büyük parçaları yanlarına alarak ayrılan yedi çocuk, sarp kayalıkların arasından uzanan dar patikada sessiz ama kararlı adımlarla ilerlemeye başladılar. Güneş yavaşça dağların ardına süzülürken, gökyüzü turuncu ve mor tonlarına bürünüyor, yürüyüşlerini daha da hüzünlü ve ağır bir atmosfere büründürüyordu. Saatler süren yorgun tırmanışın ve kayalık yolların ardından, vadinin en alçak noktasında, dumanları tüten küçük ve sakin bir dağ köyü nihayet göründü. Evlerin bacalarından yükselen o sıcak duman, günlerdir canavarların ölüm kokusunu soluyan çocuklar için adeta güvenli bir limanın habercisiydi.

Köyün sınırına, ahşap çitlerin başladığı yere geldiklerinde adımları yavaşladı. Hepsinin yüzünde hem o kurtuluşun verdiği hafiflik hem de yollarının ayrılacak olmasının yarattığı o burkulma vardı.

Kerem, elindeki mızrağı yere doğru indirip durdu; gözlerini Dilara’ya çevirerek merakla ve hafif bir şaşkınlıkla sordu:

— Kerem (Yüzünde sorgulayan ama dostane bir ifadeyle): Köy burası işte... Bizim için güvenli bir yer bulduk gibi duruyor ama sen durdun, Dilara. Bizimle gelmiyor musun? Neden köyün girişinde durdun?

Dilara, ellerini birbirine sürtüp derin bir nefes aldı; gözleri köyün evlerinden çok dağın daha yükseklerine, o ulaşılamaz demir diyarın ve babasının olduğu tarafa doğru kaydı.

— Dilara (Sakin ama kararlı bir sesle, gözlerini çocuklardan kaçırarak): Benim evim orada değil, Kerem... Benim gitmem gereken bambaşka bir yer, bulmam gereken bir babam var. Benim yolum bu dağlardan ve o metalik diyardan geçiyor, bu köyde kalamam.

Deniz, Dilara’nın bu sözleri üzerine bir adım öne çıktı; günlerdir birlikte ölümün eşiğinden döndükleri bu cesur kızın gitmesine gönlü razı gelmiyordu.

— Deniz (Samimi ve yalvaran bir tonla): Bizimle kalabilirsin, Dilara... Birlikte o kafesten kaçtık, o tepe gözü birlikte yendik. Bu köyde bize katılsan, hepimiz güvende oluruz. Neden tek başına tekrar o tehlikelerin ortasına dönüyorsun ki?

Ceren, gözleri dolarak Dilara’nın yanına yaklaştı ve ellerini tuttu; aralarındaki o bağın ne kadar derinleştiğini hissettiren titrek bir sesle konuştu.

— Ceren (Gözyaşlarını tutmaya çalışarak): Deniz haklı... Sen olmasan o kafesten asla çıkamazdık, belki de o tencerede can vermiştik. Şimdi bizi bırakıp tek başına nereye gideceksin?

Elif, başını hafifçe sallayarak Dilara’nın içindeki o kararlılığı ve ateşi çok iyi anladığını belli eden derin bir bakış attı.

— Elif (Yumuşak ama saygı dolu bir sesle): Onu durduramayız, Ceren... Dilara’nın gözlerindeki o ateşi görmüyor musun? O bizim gibi sadece kaçan biri değil; o kendi hikayesini yazmak zorunda olan biri. Babasını bulmadan durmayacağını biliyoruz.

Mert, ellerini cebine sokup başını öne eğdi; ardından başını kaldırarak hayatı boyunca unutamayacağı o on beş yaşındaki cesur kıza minnetle baktı.

— Mert (İçtenlikle gülümsemeye çalışarak): Haklısın... Seni burada tutmaya hakkımız yok. Ama bil ki, biz bu köyde yaşasak bile, o mağarada bize liderlik eden o cesur kızı asla unutmayacağız. Yolun açık olsun.

Umut, grubun en küçüğü olarak dayanamayıp Dilara’ya sıkıca sarıldı; boynuna sarılırken sesindeki o çocuksu titreme herkesin içini sızlattı.

— Umut (Sarılırken hırlayan bir sesle): Teşekkür ederim Dilara... Hayatımızı kurtardın. Kendine çok dikkat et, lütfen...

Yedi çocuk, sırayla Dilara’ya teşekkür edip veda ettiler; her birinin bakışlarında derin bir vefa ve dostluk vardı. On beş yaşındaki Dilara, arkasına dönüp kendisi gibi hayatta kalmayı başarmış o yaştındaki çocuklara son bir kez baktı. İçindeki o küçük sızıya rağmen başını dik tuttu, arkasını dönerek dağların o sarp ve karanlık yollarına doğru tek başına yürümeye başladı. Çocuklar ise arkasından el sallayarak, köyün sıcak ışıkları altında yavaşça gözden kayboluşunu izlediler.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

9okunma 1beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18