3 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 93Şu an: 3 BÖLÜM
  1. 1 GİRİŞ404 kelime
  2. 2 1 BÖLÜM1.173 kelime
  3. 3 2 BÖLÜM1.159 kelime
  4. 4 3 BÖLÜM1.043 kelime · Okuduğun bölüm
  5. 5 4 BÖLÜM1.028 kelime
  6. 6 5 BÖLÜM1.019 kelime
  7. 7 6 BÖLÜM662 kelime
  8. 8 7 BÖLÜM1.915 kelime
  9. 9 8 BÖLÜM1.103 kelime
  10. 10 9 BÖLÜM1.233 kelime
  11. 11 10 BÖLÜM1.248 kelime
  12. 12 11 BÖLÜM1.003 kelime
  13. 13 12 BÖLÜM855 kelime
  14. 14 13 BÖLÜM886 kelime
  15. 15 14 BÖLÜM900 kelime
  16. 16 15 BÖLÜM1.046 kelime
  17. 17 16 BÖLÜM979 kelime
  18. 18 17 BÖLÜM907 kelime
  19. 19 18 BÖLÜM796 kelime
  20. 20 19 BÖLÜM1.110 kelime
  21. 21 20 BÖLÜM1.129 kelime
  22. 22 21 BÖLÜM1.016 kelime
  23. 23 22 BÖLÜM1.022 kelime
  24. 24 23 BÖLÜM1.498 kelime
  25. 25 24 BÖLÜM923 kelime
  26. 26 25 BÖLÜM1.058 kelime
  27. 27 26 BÖLÜM1.292 kelime
  28. 28 27 BÖLÜM959 kelime
  29. 29 28 BÖLÜM1.290 kelime
  30. 30 29 BÖLÜM423 kelime
  31. 31 30 BÖLÜM924 kelime
  32. 32 31 BÖLÜM846 kelime
  33. 33 32 BÖLÜM1.075 kelime
  34. 34 33 BÖLÜM902 kelime
  35. 35 34 BÖLÜM1.043 kelime
  36. 36 35 BÖLÜM1.101 kelime
  37. 37 36 BÖLÜM1.113 kelime
  38. 38 37 BÖLÜM957 kelime
  39. 39 38 BÖLÜM1.494 kelime
  40. 40 39 BÖLÜM859 kelime
  41. 41 40 BÖLÜM1.197 kelime
  42. 42 41 BÖLÜM1.110 kelime
  43. 43 42 BÖLÜM1.081 kelime
  44. 44 43 BÖLÜM1.079 kelime
  45. 45 44 BÖLÜM1.248 kelime
  46. 46 45 BÖLÜM985 kelime
  47. 47 46 BÖLÜM923 kelime
  48. 48 47 BÖLÜM1.205 kelime
  49. 49 48 BÖLÜM908 kelime
  50. 50 49 BÖLÜM896 kelime
  51. 51 50 BÖLÜM1.346 kelime
  52. 52 51 BÖLÜM1.396 kelime
  53. 53 52 BÖLÜM942 kelime
  54. 54 53 BÖLÜM1.146 kelime
  55. 55 54 BÖLÜM762 kelime
  56. 56 55 BÖLÜM1.119 kelime
  57. 57 56 BÖLÜM1.400 kelime
  58. 58 57 BÖLÜM1.210 kelime
  59. 59 58 BÖLÜM932 kelime
  60. 60 59 BÖLÜM1.226 kelime
  61. 61 60 BÖLÜM1.116 kelime
  62. 62 61 BÖLÜM1.029 kelime
  63. 63 62 BÖLÜM1.733 kelime
  64. 64 63 BÖLÜM1.053 kelime
  65. 65 64 BÖLÜM1.142 kelime
  66. 66 65 BÖLÜM1.449 kelime
  67. 67 66 BÖLÜM1.321 kelime
  68. 68 67 BÖLÜM838 kelime
  69. 69 68 BÖLÜM1.195 kelime
  70. 70 69 BÖLÜM1.016 kelime
  71. 71 70 BÖLÜM939 kelime
  72. 72 71 BÖLÜM917 kelime
  73. 73 72 BÖLÜM1.105 kelime
  74. 74 73 BÖLÜM971 kelime
  75. 75 74 BÖLÜM1.118 kelime
  76. 76 75 BÖLÜM1.394 kelime
  77. 77 76 BÖLÜM1.264 kelime
  78. 78 77 BÖLÜM915 kelime
  79. 79 78 BÖLÜM1.025 kelime
  80. 80 79 BÖLÜM868 kelime
  81. 81 80 BÖLÜM1.031 kelime
  82. 82 81 BÖLÜM1.077 kelime
  83. 83 82 BÖLÜM888 kelime
  84. 84 83 BÖLÜM790 kelime
  85. 85 84 BÖLÜM846 kelime
  86. 86 85 BÖLÜM1.078 kelime
  87. 87 86 BÖLÜM1.279 kelime
  88. 88 87 BÖLÜM952 kelime
  89. 89 88 BÖLÜM919 kelime
  90. 90 89 BÖLÜM761 kelime
  91. 91 90 BÖLÜM1.306 kelime
  92. 92 91 BÖLÜM962 kelime
  93. 93 92 BÖLÜM1.002 kelime

Yeryüzünün o aydınlık gökleri, rüzgârın özgürce dolaştığı dağ zirveleri ve insan sesleriyle dolup taşan vadiler asırlar önce unutulmuştu. Bilinmeyen, zamanın dahi donup kaldığı o kadim çağlarda, Erlik bir zamanlar gök yüzünün en görkemli saraylarında, ulu Tengri’nin hemen yanında yer alıyordu. Lakin içindeki o tükenmez gurur, göklerin hakimliğine ortak olma hırsı ve dizginlenemez ego, onu mutlak otoriteye karşı çıkmaya zorlamıştı. Göklerin o saf nûrundan düşüşü sert ve acımasız olmuştu; tanrıların kınayan fısırtıları eşliğinde gök kubbeden kovulmuş, yeryüzünün en derin, en karanlık deliğine, güneşin ve nefesin bile ulaşamadığı Tamag’ın o kömür karası dehlizlerine sürgün edilmişti. Yerin altının mutlak hakimi, karanlığın ve ölümün efendisi böyle doğmuştu.

Asırlar boyunca o kör kuyularda, katran nehirlerinin kıyısında oturdu. Taş tahtının üzerine sinen o ağır sükûnet, zamanla yerini bastırılamaz bir sabırsızlığa bıraktı. Yeraltının o boğucu karanlığı artık ona dar geliyordu; gözlerini yeryüzünün o yeşil örtüsüne, insanların yaktığı o aciz tütsülere ve göğün hâlâ kendi adını unutmamış o saf boşluğuna dikmişti. Yeraltındaki hakimiyetini artık yeryüzüne taşımanın, mülkünü genişletmenin vakti gelmişti.

Erlik taş tahtından ağır hareketlerle ayağa kalktı. Üzerindeki o kadim, duman ve toprak kokan ağır kürkünü düzeltti; yüzündeki asırlık çizgiler, intikamın ve zaferin o soğuk ışığıyla aydınlandı. Derin bir nefes aldığında, Tamag’ın o sönük meşaleleri titredi, yerin yedi kat dibindeki taş duvarlar inledi.

— Erlik (Gür ve yerin dibinden gelen boğuk bir fısıltıyla): Yeter. Asırlarca bu soğuk taşların arasında beklenen o şafak sökülmüştür. Göklerin bize kapattığı kapıları, şimdi biz yeryüzünün kalbinden kırarak açacağız. Çocuklarım... Hazırlanın.

Erlik’in bu tek emriyle birlikte, yer altının o dipsiz dehlizlerinde yüzyıllardır bekleyen o karanlık ordu harekete geçti. Savaşın, kaosun ve korkunun demir demir işlendiği dokuz oğlu ve zihinleri bulandıran hastalıkların, çözülmez büyülerin efendisi olan dokuz kızı, babalarının arkasında gölge gibi belirdiler.

Kızlar, karanlığın en ücra köşelerinden süzülerek öne çıktılar. Zihinleri ele geçiren, en cesur adamı bile bir gecede deliliğin eşiğine getiren o lanetli güçleriyle biliniyorlardı. **Kişyey Ana**, gözlerindeki o donuk ve boş bakışla kurbanlarının akıl iplerini çözerken; **Erke Solton**, nefesiyle en güçlü iradeleri bile diz çöktürüyordu. **Kara Taacı**, gölgelerin arasından sinsi fısıltılarla insanlara ölümcül hastalıkların tohumlarını ekerken, **Sübeçi**, yürüdüğü topraklarda çürümeyi ve vebayı tetikliyordu. **Kök Ayaz**, insanların içini donduran o acımasız kabusları zihinlere kazırken, **Al Ana**, lohusa anaların ve savunmasız yavruların üzerine karabasan gibi çökmek için sabırsızlanıyordu. **Yalgızak**, yalnızlığın ve kimsesizliğin o zehirli sarmaşığını insan kalbine sararken; **Kürat**, gözlerindeki kanlı ferle yasak ve karanlık büyülerin kapılarını aralıyor; **Tamga** ise ruhlara silinmez mühürler vurarak onları iradesiz birer köle haline getiriyordu. Bu dokuz kız, yeryüzüne ayak bastıkları an zihinlerin ve bedenlerin çürüyeceğinin yaşayan kanıtıydılar.

Onların hemen arkasında, yeryüzünün kıyametini ellerinde tutan dokuz oğlu duruyordu. Savaş meydanlarını kan gölüne çeviren, demir zırhları karton gibi yırtan o yıkıcı kudretin sahipleriydi onlar. **Karaş Han**, savaşın o kör ve sağır eden gürültüsünü çağırırken; **Badış Han**, kılıçların ve mızrakların hedef şaşırmadan can almasını sağlayan o vahşi kan susuzluğunu tetikliyordu. **Kümür Han**, ortalığı katran karası bir dumana ve boğucu bir karanlığa boğarken; **Tamu Han**, yeraltının o en sıcak, en acımasız ateşini yeryüzüne kusmaya hazırdı. **Karasu Han**, dağları taşları yerinden oynatan coşkun ve zehirli sel sularını yönetirken; **Yada Han**, gökyüzünü karartıp yıldırımları ve doluları başlarına yağdırmak için ellerini ovuşturuyordu. **Böğrü Han**, toprağın altından gelip insanları boğan o sinsi depremleri tetiklerken; **Odun Han**, ormanları ve yuvaları bir anda kül eden o vahşi yangınların nefesini taşıyordu. Ve en sonda, o devasa kütlesiyle karanlığın en sadık bekçisi **Kara kurt Han**, kana susamış dişlerini göstererek ordunun en ön saflarında yerini aldı.

Erlik Han, dokuz oğlu ve dokuz kızından oluşan bu korkunç orduyla birlikte Tamag’ın o devasa demir kapılarının önüne geldi. Yeryüzüne açılan o kadim mühür, asırlardır ilk kez bu kadar şiddetli bir şekilde sarsıldı. Yerin altından yeryüzüne doğru yükselen o ağır, boğuk uğultu bozkırın topraklarını titretti. Sürgün bitti; karanlık, şimdi kendi tahtını geri almak için yukarıya doğru tırmanıyordu.

Tamag’ın o dipsiz ve katran karası dehlizlerinde, asırlardır unutulmuşluğun külüyle örtülmüş çamur deryası, yeraltının en derin katmanlarında sabırsızlıkla kabarıyordu. Yeryüzüne çıkışın o mukaddes ve korkunç emri verildiği an, o karanlık bataklığın içinde yatan kadim orduların kemikleri, çürümüş zırhları ve pas tutmuş demir kılıçları titreşmeye başladı. Orası sadece bir toprak parçası değil; geçmiş çağlarda yapılan o kanlı savaşlarda yere düşen, bedeni çürüyüp çamura karışmış ama intikam ateşi sönmemiş binlerce acımasız savaşçının mezar sahasıydı.

Erlik Han, devasa ve çatallı asasını o koyu çamurun tam ortasına sapladığı an, yerin yedi kat dibinde gök gürültüsünü andıran boğuk bir patlama koptu.

Çamur deryası kaynamaya, kabarcıklar çıkararak inlemeye başladı. Bataklığın derinliklerinden gelen o gargara sesleri, taş duvarlarda yankılanan diş gıcırtılarına karıştı. İlk önce toprağın altından kocaman, etleri erimiş ama sinirleri hâlâ demir gibi gergin eller uzandı. O eller, etrafı saran koyu kahverengi balçığı ve yapışkan çamuru yırtarak dışarıya doğru tırmandı. Ardından kafatasları, üzerlerinde hâlâ kurumuş kan ve toprak kalıntıları taşıyan demir miğferleriyle birlikte birer birer karanlıktan başlarını kaldırdılar.

Çamurdan doğan bu ordu, yaşayan insanlara benzemiyordu; onların göz çukurlarında ateşten birer kor yanıyor, nefes aldıkları her an ağızlarından ve burunlarından koyu bir duman ve bataklık kokusu yayılıyordu. Üzerlerindeki zırhlar yüzyılların pasıyla kuşanmıştı ama ellerinde tuttukları mızraklar, baltalar ve eğri kılıçlar en az ilk günkü kadar keskin ve ölüm saçıyordu. Bir kişi, on kişi, yüz kişi derken; Tamag’ın o uçsuz bucaksız çamur havuzlarından fışkıran binlerce lanetli savaşçı, o dar dehlizleri tamamen doldurdu. Koca bir ordu, ses çıkarmaz, acı duymaz ve ölümden korkmaz bir iradeyle Erlik’in arkasında kusursuz bir hizada dizildi.

Oluşan bu muazzam kalabalığın yaydığı o ağır, çürümüş toprak ve ölüm kokusu, yeraltının taş duvarlarını çatlattı. Dokuz oğlun vahşi hırıltıları ve dokuz kızın zihinleri uyuşturan fısıltıları, bu çamurdan doğan ordunun çıkardığı o metalik tıkırtılarla birleştiğinde ortaya dünyayı sarsacak bir kıyamet senfonisi çıktı.

Erlik Han, sırtını döndüğü o karanlık sürgün yerine, yeryüzüne açılan o en üstteki devasa demir kapıya doğru ağır, emin adımlarla yürümeye başladı. Arkasında duran o milyonluk çamur ordusu, kızları ve oğullarıyla birlikte adeta yürüyen bir felaket bulutu gibi yükseliyordu. Artık yeraltında kalmanın, karanlığa mahkûm olmanın bir anlamı kalmamıştı; asırlar süren o bekleyişin, o dondurucu sessizliğin sonu gelmişti.

Gözlerini yeryüzünün o masum bozkırlarına, insanların kaygısızca uyuduğu köylere ve göğün o saf maviliğine dikti. Yerin üstü de artık onların olacaktı.

Erlik’in asasını yeryüzüne açılan son kapının kilit taşlığına vurmasıyla birlikte, dağların zirveleri sarsıldı, toprağın damarlarındaki sular kana ve zehire döndü. Gökyüzü bir anda ağır, kurşuni bulutlarla kapanırken, yeryüzünün üzerine o kaçınılmaz hastalık dalgası ve ruhları kemiren o büyük kaos yavaş yavaş inmeye başladı. İnsanlar daha neye uğradıklarını anlayamadan, bozkırın rüzgârı ölümün ve çürümüşlüğün o ağır kokusunu taşımaya çoktan başlamıştı.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

33okunma 12beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 144

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramdüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceenemies to loversFantastikGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıkaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurtadamKüçük KasabaLanetliseLise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikapsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18