11 BÖLÜM

Vaveyla Yazarı: Keskin Kalem

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 93Şu an: 11 BÖLÜM
  1. 1 GİRİŞ404 kelime
  2. 2 1 BÖLÜM1.173 kelime
  3. 3 2 BÖLÜM1.159 kelime
  4. 4 3 BÖLÜM1.043 kelime
  5. 5 4 BÖLÜM1.028 kelime
  6. 6 5 BÖLÜM1.019 kelime
  7. 7 6 BÖLÜM662 kelime
  8. 8 7 BÖLÜM1.915 kelime
  9. 9 8 BÖLÜM1.103 kelime
  10. 10 9 BÖLÜM1.233 kelime
  11. 11 10 BÖLÜM1.248 kelime
  12. 12 11 BÖLÜM1.003 kelime · Okuduğun bölüm
  13. 13 12 BÖLÜM855 kelime
  14. 14 13 BÖLÜM886 kelime
  15. 15 14 BÖLÜM900 kelime
  16. 16 15 BÖLÜM1.046 kelime
  17. 17 16 BÖLÜM979 kelime
  18. 18 17 BÖLÜM907 kelime
  19. 19 18 BÖLÜM796 kelime
  20. 20 19 BÖLÜM1.110 kelime
  21. 21 20 BÖLÜM1.129 kelime
  22. 22 21 BÖLÜM1.016 kelime
  23. 23 22 BÖLÜM1.022 kelime
  24. 24 23 BÖLÜM1.498 kelime
  25. 25 24 BÖLÜM923 kelime
  26. 26 25 BÖLÜM1.058 kelime
  27. 27 26 BÖLÜM1.292 kelime
  28. 28 27 BÖLÜM959 kelime
  29. 29 28 BÖLÜM1.290 kelime
  30. 30 29 BÖLÜM423 kelime
  31. 31 30 BÖLÜM924 kelime
  32. 32 31 BÖLÜM846 kelime
  33. 33 32 BÖLÜM1.075 kelime
  34. 34 33 BÖLÜM902 kelime
  35. 35 34 BÖLÜM1.043 kelime
  36. 36 35 BÖLÜM1.101 kelime
  37. 37 36 BÖLÜM1.113 kelime
  38. 38 37 BÖLÜM957 kelime
  39. 39 38 BÖLÜM1.494 kelime
  40. 40 39 BÖLÜM859 kelime
  41. 41 40 BÖLÜM1.197 kelime
  42. 42 41 BÖLÜM1.110 kelime
  43. 43 42 BÖLÜM1.081 kelime
  44. 44 43 BÖLÜM1.079 kelime
  45. 45 44 BÖLÜM1.248 kelime
  46. 46 45 BÖLÜM985 kelime
  47. 47 46 BÖLÜM923 kelime
  48. 48 47 BÖLÜM1.205 kelime
  49. 49 48 BÖLÜM908 kelime
  50. 50 49 BÖLÜM896 kelime
  51. 51 50 BÖLÜM1.346 kelime
  52. 52 51 BÖLÜM1.396 kelime
  53. 53 52 BÖLÜM942 kelime
  54. 54 53 BÖLÜM1.146 kelime
  55. 55 54 BÖLÜM762 kelime
  56. 56 55 BÖLÜM1.119 kelime
  57. 57 56 BÖLÜM1.400 kelime
  58. 58 57 BÖLÜM1.210 kelime
  59. 59 58 BÖLÜM932 kelime
  60. 60 59 BÖLÜM1.226 kelime
  61. 61 60 BÖLÜM1.116 kelime
  62. 62 61 BÖLÜM1.029 kelime
  63. 63 62 BÖLÜM1.733 kelime
  64. 64 63 BÖLÜM1.053 kelime
  65. 65 64 BÖLÜM1.142 kelime
  66. 66 65 BÖLÜM1.449 kelime
  67. 67 66 BÖLÜM1.321 kelime
  68. 68 67 BÖLÜM838 kelime
  69. 69 68 BÖLÜM1.195 kelime
  70. 70 69 BÖLÜM1.016 kelime
  71. 71 70 BÖLÜM939 kelime
  72. 72 71 BÖLÜM917 kelime
  73. 73 72 BÖLÜM1.105 kelime
  74. 74 73 BÖLÜM971 kelime
  75. 75 74 BÖLÜM1.118 kelime
  76. 76 75 BÖLÜM1.394 kelime
  77. 77 76 BÖLÜM1.264 kelime
  78. 78 77 BÖLÜM915 kelime
  79. 79 78 BÖLÜM1.025 kelime
  80. 80 79 BÖLÜM868 kelime
  81. 81 80 BÖLÜM1.031 kelime
  82. 82 81 BÖLÜM1.077 kelime
  83. 83 82 BÖLÜM888 kelime
  84. 84 83 BÖLÜM790 kelime
  85. 85 84 BÖLÜM846 kelime
  86. 86 85 BÖLÜM1.078 kelime
  87. 87 86 BÖLÜM1.279 kelime
  88. 88 87 BÖLÜM952 kelime
  89. 89 88 BÖLÜM919 kelime
  90. 90 89 BÖLÜM761 kelime
  91. 91 90 BÖLÜM1.306 kelime
  92. 92 91 BÖLÜM962 kelime
  93. 93 92 BÖLÜM1.002 kelime

Yıkık dökük evin içerisini dolduran o ağır ölüm sessizliği, tık nefes alınan köhne odada bir kabus gibi asılı duruyordu. Cafer, iki evladını toprağa vermiş o zavallı adamı güçlükle köşedeki yatağa yatırdı; omuzlarına eski ve kirli bir battaniye örttükten sonra, mırıltılarla karışık gözyaşları içinde kendinden geçen adamın başında bir süre sessizce bekledi. Adam, bitkin düşmüş zihninin ve acının baskısına daha fazla dayanamayarak sonunda derin ve hırıltılı bir uykuya teslim oldu. Odada, aynı lanetli hastalığın pençesinde kıvranan, derisi sararmış ve dudakları çatlamış kadın ise çaresizlik içinde duvara bakıyordu. Ne bir kelime edecek dermanı kalmıştı ne de dökülecek gözyaşı; o sadece kaçınılmaz sonunu bekleyen yaşayan bir cesetti.

Cafer, asırlardır katettiği o kanlı yollarda, devirdiği ulu tanrıların ve kıydığı canların arasında nice trajediler görmüştü; lakin ilk defa, bütün bu ilahi gücüne ve tanrısal geçmişine rağmen böylesine derin bir çaresizliğin ortasında kalıyordu. Eli kolu bağlanmış gibi hissediyordu. Bu insanların ne kılıçla kesilebilecek bir düşmanı vardı ne de yalvararak durdurulabilecek bir felaketi; onları içeriden kemiren şey, doğrudan yeraltının o karanlık efendisinin nefesiydi. Göğsündeki o sıkışmayı daha fazla taşıyamayarak sessizce geriye çekildi, tahta kapıyı aralayıp dışarıdaki soluk ve zehirli havaya adım attı.

Sokaklar hayalet kasabalarını andırıyordu. Kapı eşiklerinde çömelmiş, gözleri feri kaçmış halde boşluğa bakan hastere insanlara, bir deri bir kemik kalmış çocuklara baktı. Kimse onu fark etmiyor, kimse başını kaldırmaya bile tenezzül etmiyordu. Cafer, o acılı ve sessiz bakışların arasından hızla sıyrılarak köyün sınırlarından dışarı adım attı, ormanın derinliklerine doğru rastgele yürümeye başladı.

Zihni o kadar dalgındı, o acının ve çaresizliğin yarattığı öfkeyle o kadar dolmuştu ki, adımlarının nereye gittiğini, patikadan ne zaman sapıp sarp kayalıkların arasına düştüğünü bile fark etmedi. Yolu tamamen şaşırmıştı; tek istediği, bu dünyanın o boğuk gürültüsünden ve insan çığlıklarından uzaklaşmak, biraz olsun yalnız kalmaktı. Ne kadar yürüdüğünü bilmediği o uzun ve karanlık patikanın sonunda, önünde akıp giden sarp bir nehrin kıyısına vardı. Nehrin suları bile o gri ve hastalıklı havadan nasibini almış, bulanık ve köpüklü akıyordu.

Cafer nehrin kenarındaki kayalardan birine çöktü; başını ellerinin arasına alıp nasırlı parmaklarıyla şakaklarını ovdu. İçindeki o mühürlenmiş güç, o altı elementin kadim ve yıkıcı potansiyeli, sanki uykudan uyanmak ister gibi damarlarında sinsi bir sızıyla kıpırdıyordu. Kendi kendine, rüzgârın uğultusuna karışan o boğuk ve isyankar fısıltıyla konuşmaya başladı:

— Cafer (Kendi kendine, dişlerinin arasından acıyla mırıldanarak): Eğer... Eğer bütün o mühürleri kırarsam, o altı elementi yeniden parmaklarımın ucunda dans ettirirsem... Tıpkı o eski günlerdeki gibi, o acımasız tanrı katili adam olurum yine. Öfkeme yenik düşerim, içimdeki o cehennemi bu dünyaya salıveririm.

Yüzünü nehrin o bulanık suyuna doğru çevirdi; sudaki yansımasında o yorgun, çizgilerle dolmuş yüzünü gördü. Derin bir nefes alarak başını kaldırdı, gözlerini karşıdaki sisli dağlara dikti.

— Cafer: Hayır... Bunu yapamam. O lanetli yola geri dönmem demek, elimi bir kez daha masumların kanına bulamak demektir. Ama... Ama bu insanların gözümün önünde yavaş yavaş eriyip gitmesine, göz göre göre ölmelerine de izin veremem. Bir yol olmalı... Bu çemberi kırmanın başka bir yolu olmalı.

Nehrin kenarındaki o sessiz ve yalnız kayalıkta, rüzgârın o dondurucu ıslığı eşliğinde başını öne eğdi. İçindeki o devasa güç ile omuzlarındaki insanlık yükü arasında sıkışıp kalmıştı; ya her şeyi yakıp yıkacak bir canavara dönüşecekti ya da bu masumların ölümünü çaresizce izleyen bir korkak olacaktı.

Nehrin o bulanık, ağır akan sularına dalıp gitmiş olan Cafer, zihnindeki o karanlık hesaplaşmalarla boğuşurken aniden suyun yüzeyinde garip bir dalgalanma hissetti. Yüzeydeki o hafif hareketlilik kısa sürede şiddetli bir girdaba dönüştü. Saniyeler önce akıp giden o gri su, sanki zehirli bir mürekkep damlamış gibi aniden kapkara bir renge büründü, köpükleri pas rengi bir balçığa dönüştü ve etrafa genzi yakan ağır bir çürüme kokusu yayıldı. Bu sıradan bir doğa kirliliği değildi; bu, Erlik’in o belalı dokuz kızından birinin, uzaktan saldığı o uğursuz lanetin ve kötülüğün doğrudan nehre kusulmuş haliydi.

Su yüzeyi gürültüyle yarıldı. Karanlık ve katran rengi sulardan ardı ardına o dehşet verici figürler tırmanmaya başladı. Bunlar suyun çürümüş ruhlarından ve bataklığın dibindeki kemiklerden yoğrulmuş olan kirli suyun savaşçılarıydı. Üzerlerinde sudan ve paslanmış demirden örülmüş sümüksü, yosun kaplı zırhlar vardı; derileri yer yer erimiş, yüz hatları tamamen kemikleşmişti. Ellerinde sudan süzülüp katılaşmış akışkan mızraklar ve paslı kılıçlar tutuyorlardı. Nehrin kıyısını saran bu ucubeler, hırıltılı seslerle doğrudan Cafer’in üzerine doğru yürümeye başladı.

Cafer, içindeki o derin düşünce dalgasını bir anda söküp attı; gözlerindeki o melankolik ifade yerini buz gibi, keskin bir savaşa odaklanmaya bıraktı. Sırtındaki iki ucu mızraklı ağır baltasını şimşek hızıyla kavrayıp havaya kaldırdı. Demir sapından yayılan o soğuk titreşim, havadaki o çürük kokusunu bıçak gibi kesti.

— Cafer (Kendi kendine mırıldanarak, dişlerinin arasından): Demek rahat yok... Demek nehre kadar geldiler.

İlk su savaşçısı üstüne atıldığında, Cafer baltasını savurduğu gibi yaratığın yosun kaplı boynunu gövdesinden ayırdı. Lakin düşen parça suya değdiği an tekrar eriyip başka bir şekle bürünmeye çalıştı; Cafer bunun üzerine çizm着的 ayağıyla yaratığın kafatasını nehir taşlarına ezerek yok etti. İkinci ve üçüncü savaşçı iki yandan saldırdı. Biri elindeki paslı kılıcı Cafer’in böğrüne doğru saplamaya çalışırken, diğeri mızrağını kaldırmıştı. Cafer ustaca bir manevrayla eğildi, kılıcın darbesini baltanın demir gövdesiyle karşıladı ve ardından baltanın diğer ucunu mızrak gibi kullanarak yaratığın göğsüne sapladı. Yaratığın içi boş kemik kafilesi ve sudan ibaret bedeni darmadağın oldu.

Nehrin kıyısındaki o kayalık zemin kısa sürede kana bulanmış siyah su birikintileriyle doldu. Cafer bir fırtına gibi esiyordu; her balta darbesinde yosunlar havada uçuşuyor, zırhlar parçalanıyordu. Onu çembere almak isteyen savaşçılara karşı iki ucu mızraklı baltasını bir değirmen taşı gibi döndürdü. Önüne gelenin bacağını biçiyor, kafatasını ufalıyor, yaratıkları tekrar nehrin o kara sularına gömüyordu. Kasları yanıyor, nefesi boğazını tırmalıyordu ama elleri zerre kadar bile titremiyordu.

Son kalan iki su savaşçısı da caferin ardı ardına indirdiği o acımasız ve ağır balta darbeleriyle paramparça olup suya gömüldüğünde, etrafta sadece nehrin o boğuk şırıltısı ve kendi soluk sesleri kaldı.

Cafer soluk soluğa, elleri siyah balçıkla kaplanmış halde baltasına yaslanarak nehir kenarında öylece durdu. Gözlerini o akmaya devam eden kara suya dikti. İçindeki o acı gerçeği, asırlık tecrübesiyle çok net biliyordu: Onları bu kez de yense de, bu böyle devam edemezdi. Her köşe, her nehir, her dağ başı bu pislikle doluydu; o tek başına koştukça, o masumları korumaya çalıştıkça bu karanlık dalga üstüne gelmeye devam edecekti. Çember daralıyor, nefes alacak alan hızla tükeniyordu.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

18okunma 3beğeni 0yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.

Kategoriler ve Temalar

Okumak istediğin dünyayı bul.

Kitap Kategorileri 36

Kitap Temaları 152

abiabilerabilerimabimin arkadaşıabiminarkadasiacıAileAile SırlarıajanAkademi / OkulaksiyonAnlaşmalı Evlilikanneanonimarkadaş grubuArkadaşlıkArkadaştan Aşkaaskeraskerîaskeri kurguaskerikurguaşiretAşkAşk/ Romantikaşk üçgeniAvukatayrılıkb×bbabaBerdelBilim KurgubilimkurguBiyografiblBüyübüyücücadıCinayetçocukluk arkadaşıÇocukluk Aşkıdark romancedarkromanceDistopyadoğaüstüdoktorDostluk#DramDuygusaldüşmanDüşmandan Aşkaeğlenceejderhaenemies to loversFantastik#felsefefutbolGeçmişgenckurguGenç edebiyatgenç kurgugençlikgerçek ailegerçek ailemgerçekailemgerilimgizemGizli KimlikgüchayatHayran KurguhukukHuysuz x NeşeliHüzünihanetİkinci Şansİlk görüşte aşkimkansızintikamİsFadİş Yeri AşkıKaderKaradenizKardeşlikkatilKehanetkomediKomşudan AşkakorkuKraliyetkrallıkkurgukurtadamKüçük KasabaLanetliselise aşkılise kurgusumaceraMafyamahalleMahalle KurgusuMardinmektupmitolojimizahmutluluknefretNefretten AşkaOkulölümörgüt#özlemPatron x ÇalışanpolisPolisiyePolitik EntrikaPsikolojiPsikolojikPsikolojik GerilimromantikRomantik komediromantizmSahte SevgililikSaraysavaşSeçilmiş KişiSenkul Hobi Yazar:MaviduslersokagimSenKul:Maviduslersokagimsevda#sevgisırSırlarslowburnSporsuç#Şiir#takıntıteodenTers KöşetextingtravmaTutkuüniversiteVampirwattpadyalnızlıkYasak AşkyetimhaneZıt KutuplarzorbalıkZorunlu Yakınlık+18