37. bölüm / 37
YAKARIŞFİNAL ✨
Bölümler 37Şu an: FİNAL ✨
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime · Okuduğun bölüm
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
KEYİFLİ OKUMALAR
Annem hariç diğerlerinin ne dediği umrumda değildi. Sadece anneme üzülmüştüm.
Ateş boşta olan elini omzuma attığında beni kendine çekip başımın üstünden öptü.
Birlikte yeni bir hayata başkayacaktık.
O, ben ve kızımız.
Yeni evimizde ve herkesten uzakta çok mutlu olacaktık.
::::::::::::::::::
@atescaglayan: Efsun'um, can içim.
12.356.842 beğenme. 276.943 yorum
@instagramkullanıcısı: ŞAKA MI
@instagramkullanıcısı: lannnn
@instagramkullanıcısı: evlenmişler oha
@instagramkullanıcısı: abi biraz erken mi evlendiniz acaba bebeğiniz daha liseye başlamadı.
@instagramkullanıcısı: İnanmıyorum.
@instagramkullanıcısı: ikinci bi şok geliyor
@instagramkullanıcısı: Şaka mı bu post
@instagramkullanıcısı: lan ayrılıkları beni sabahlara kadar ağlatan çift evlenmiş
@instagramkullanıcısı: omg
@instagramkullanıcısı: inanmıyorum size nasıl oldu bu komple mi barıştınız şimdi.
@instagramkullanıcısı: ben şoklardayım
@instagramkullanıcısı: Vay başıma gelenler
@instagramkullanıcısı: O yüzden mi bodruma yerleşti bunlar
@instagramkullanıcısı: Efsun yine mi hamile.
@instagramkullanıcısı: Lan çok sevindim
@instagramkullanıcısı: Açıklama şaka mı.? Ülkece düştük.
@instagramkullanıcısı: Bizi ağlatmaya hakkınız yok.
@instagramkullanıcısı: Uyanır uyanmaz hiç bu kadar mutlu olmamıştım.
@instagramkullanıcısı: lan bebek nerede.
Gözümü açar açmaz gelen bildirimlerin sayısıyla instagrama girmiştim ve Ateş'in yaptığı paylaşımla biraz duygusal anlar yaşamıştım.
Tabi magazin haberleriyle bu uzun sürmemişti.
@MAGAZİNİMSİ:
ATEŞ ÇAĞLAYAN VE EFSUN GEDİZ ÇİFTİ EVLENMİŞ ARKADAŞLAR AN İTİBARİ İLE ŞOKUM.
O ARTIK EFSUN ÇAĞLAYAN.! BU ARADA ÇİFTİMİZİN HİKAYESİ GERÇEKTEN ZOR. İKİ BUÇUK YIL ÖNCE AYRILIYORLAR VE EFSUN YURTDIŞINA GİDİYOR. TABİ BU SÜREDE NE ATEŞ ÇAĞLAYANDAN NE DE EFSUN GEDİZDEN HİÇBİR ŞEKİLDE HABER ALAMIYORUZ ATEŞ ÇAĞLAYAN BİR YIL SONRA TOPARLANIP İŞİNİN BAŞINA DÖNÜYOR AMA TOPARLANMASI TAM BİR YIL SÜRÜYOR. BİR YIL.! SONRASINDA EFSUN GEDİZ TEKRAR ÜLKEYE GELİYOR. TABİ GELDİĞİNDE ATEŞ ÇAĞLAYAN'IN İSMİ HER GÜN FARKLI BİRİSİYLE ÇIKIYOR (MAGAZİN SÖYLENTİLERİ) DAHA SONRA İKİLİNİN BİR BEBEĞİNİN OLDUĞUNU VE EFSUN GEDİZİN BUNU ATEŞ ÇAĞLAYANDAN SAKLADIĞINI ÖĞRENİYORUZ. O KADAR OLAYLI BİR ÇİFT Kİ İNANILMAZ :) SONRADA ARALARINDA NE OLUP BİTTİĞİNİ BİLMİYORUZ AMA ATEŞ ÇAĞLAYANIN EFSUNA DELİ GİBİ AŞIK OLDUĞUNU SAĞIR SULTAN BİLE DUYMUŞTUR. VE BUGÜNDE EVLENMİŞLER. UMARIM HEP MUTLU OLURLAR ÇOK SEVDİĞİM BİR İKİLİ VE AŞKLARI BANA HER ZAMAN GEÇİYOR. BU ARADA ÇİFT İSTANBULDAN BODRUMA TAŞINIYOR. BEBEKLERİYLE YEP YENİ BİR HAYATA GEÇMEK İSTEMİŞ OLACAKLAR Kİ BÖYLE BİR KARAR ALMIŞLAR.
562.027 beğenme. 61.930 yorum
@instagramkullanıcısı: Resmen nostalji yapmış gibi hissettim.
@instagramkullanıcısı: Ay nereden nereye gerçekten.
@instagramkullanıcısı: Exten next oldu mu yani.
@instagramkullanıcısı: Bence çok güzel bir karar İstanbuldan taşınmak
@instagramkullanıcısı: Ben bu ikiliyi hiç sevmiyorum ya eski sevgiliden olmaz.
@instagramkullanıcısı: Bebekleri için evlendiklerini düşünüyorum.
@instagramkullanıcısı: ikisi de çok acı çekti ve sonunda birbirlerine tekrar döndüler.
@instagramkullanıcısı: Evlenmeden bebek yapmaları neden hiç konuşulmuyor.
@instagramkullanıcısı: Ay ben hala şokum kızlar ya.
@instagramkullanıcısı: Ateş çağlayan evlenmiş.
@instagramkullanıcısı: Efsun hala soyadını değiştirmemiş yeni gelinlerin bunu anında yapması lazımdı.
@instagramkullanıcısı: Efsun hamile olabilir mi.?
@instagramkullanıcısı: bence Efsun her şeyin en güzelini hak ediyor.
@instagramkullanıcısı: Size dedikodu vereyim mi? Düğüne kimseyi çağırmamışlar.
@instagramkullanıcısı: Bebeklerinin olduğunu şu an öğrendim.
@instagramkullanıcısı: Ay mutlu olsunlar
Yaşadıklarımızı okumak tuhaf hissettirmişti.
"Efsun.! Hadi kızım çocuk ağlıyor." Annemin seslenmesiyle yatak odamızdan çıkarak merdivenlerden inmeye başladım.
Bodrum'daki evimizdeydik.
Yaklaşık bir haftadır buradaydık ve iki gün önce annemler hem evimizi hem de bizi görmek için kısa süreliğine misafirliğe gelmişlerdi.
"Tırtılım, geldim anneciğim." Duru yerde oturmuş elindeki boboya bakarak ağlarken onu hemen kucağıma alıp mutfağa geçtim.
Sezen teyze yemek yapıyordu.
"Annem, derin tencereleriniz nerede bulamadım." Dediğinde olduğu yeri işaret ettim ona.
"Boncuğum, niye ağlıyorsun sen babaannem."
Duru huysuzca başını omzuma koyduğunda gülerek hemen meyvelerini doğradım.
Mama yerine yemek yedirmeye başlamıştık artık.
"Sezen teyze ben yaparım sen uğraşma." Bulaşıkları makineye yerleştiriyordu.
Bir şey demeden toplamaya devam etti.
"Baba gel."
"Baban birazdan gelecek anneciğim." Dedim merakla bana bakan kızıma.
"Gel gel."
Her gün yeni bir şeyler öğreniyordu ve ben onu yemek istiyordum.
"Gelecek bebeğim." Dedim alnından öperken.
Mutfağımız denize açılan tarafta olduğu için bu evde en çok sevdiğim şey yemek yapmaktı.
Duru'yu tezgaha bırakıp meyveleri kaba aldığımda tekrar kucaklayıp masaya geçmiştim.
Yerinde durmuyordu artık. Fazla hareketliydi. Yürümeye başlamasıyla onu tutamaz olmuştuk. Her gün bahçede koşturup duruyordu. Aslında bu bizim için iyiydi erkenden uyuyordu.
Bizde Ateş'le biraz baş başa kalıyorduk.
Ben Duru'ya yemek yedirirken mutfağa annemde gelip Sezen teyzeye yardım etmeye başlamıştı.
Gizem ve Batuhan gelecekti bugün.
Can ve Aslı zaten annemlerle gelmişlerdi.
"Amcasının tripli tırtılı gel bakalım." Duru kucağımdan alındığında önümdeki kahveden bir kaç yudum aldım.
Can onu sırtına alıp bahçede koştururken Aslı'da fotoğraflarını çekiyordu.
Akşama doğru Duru uyuyunca Can ve Aslı'yla sahile inmiştik. Zaten 5 dakikalık yerdi.
"Kartal abi gidiyormuş." Dedi Can.
Başımı salladım hafifçe.
"Ben de temelli falan sanmıştım bir aylığına gidiyormuş adam." Güldüm söyleme tarzına.
Yurtdışına gidecekti.
Ateş, onu evde istemediğim için abim buraya geldikçe dışarıda buluşuyordu.
Şu an buradaydı ama eve gelmesini istememiştim, Ateş'te onunla buluşmak için gitmişti.
İkisinin eskisi gibi samimi olmadığını hissediyordum ve kesinlikle doğruydu. Ateş'ten kaynaklanan bir soğukluk girmişti aralarına.
Can, Aslı'yı sırtına almış sahilde yürürken ben de arkalarından onları takip ediyordum.
Ateş'le aramız iyiydi, hatta ilişkimizi buraya geldikten sonra baya bir toparlamıştık. Ailecek kalmak bize iyi gelmişti.
"Efso hadi denize girelim.!" Can bana bağırıp kucağındaki Aslı'yla beraber denize koştuğunda gülerek çalan telefonumu açtım.
"Güzelim, neredesin.?"
"Sahile geldik, sen neredesin geldin mi.?"
Bir kaç saniye ses gelmeyince kaşlarımı çatmıştım.
"Ateş.?" Dedim soru sorar bir şekilde.
"Buradayım can içim." Sesi çok yakından gelirken hızla arkamı döndüm.
O elini belime atıp beni kendine çekerken kollarımı hızla boynuna dolayıp öptüm.
"Eve gittiğimde annem söyledi buraya geldiğinizi." Saçlarımın arasından derin bir nefes alıp öptüğünde beni kendinden ayırıp yüz yüze gelmemizi sağladı.
"Akşam kızımızı da alıp bir yerlere mi kaçsak."
Güldüğümde başımı hayır anlamında iki yana salladım.
"Herkes evde olmaz, hem bir iki güne gidecekler sonra her gün çıkarız." Çenemden tutarak başımı kaldırdıktan sonra dudaklarımızı buluşturmuştu.
Alt dudağımı emmeye başladığında elleri kalçama doğru giderek beni kaldırdı ve kucağına aldı.
Bacaklarım iki yana doğru sallanırken onu ensesinden tutarak kendime bastırıyordum.
"Meleğim."
Alınlarımız birbirine değerken nefesleniyorduk.
"Eve gidip devam edelim." Yürümeye başladığında sesli bir şekilde gülmüştüm.
"Saçmalama istersen ev dolu."
Boynumdan öptü tekrar.
"Otele mi gidelim diyorsun...olur." Kahkaha atarken omzuna da vurmuştum.
"Saçmalama diyorum Ateş, saçmalama."
Kalçamı okşayıp yürümeye devam ettiğinde denizin kenarında olduğumuz için ayakları suyun içindeydi.
"Bitti mi görüşmeniz, gidiyor mu.?" Dedim merak ettiğim soruyu sorarak.
"Gitti...gidecek beş altı saate"
Sadece başımı salladığımda başımı onun omzuna yaslamıştım.
Abim, hayatım boyunca içimde kapanmayacak bir yara olarak kalacaktı sanırım.
Onu o kadar çok seviyordum ki her şeyimdi benim.
Kız çocuklarının ilk aşkları babaları derlerdi ama benim ilk aşkım abimdi.
Abim ve Ateş'i kendimden çok seviyordum ben. Nasıl bu hale gelmiştik, neden böyle olmasına izin vermişlerdi diye düşünmeyi bir süre önce bırakmıştım.
Olan olmuştu ve bunları geri alamazdım.
Ateş'e bir nebze hak versem de abime veremiyordum.
Aldatsam bile onun benim arkamda durması gerekmez miydi.? Eğer abim, Nil benim yakın arkadaşımken ona böyle bir şey yapsaydı ben onu silmezdim. Kızardım, bağırır çağırırdım ama onu asla silemezdim.
İnsan canını nasıl silerdi ki.
Duru'nun hiçbir zaman bir teyzesi veya dayısı olmayacaktı.
Düşündüklerim gözlerimi doldurduğunda Ateş'e biraz daha sıkı sarıldım.
"Sakın ağlama."
Ateş bunu der demez gözümden bir damla yaş akmıştı.
Geceleri ona içimde kalan her şeyi anlattığım için biliyordu abime karşı ne hissettiğimi.
Nasıl kırıldığımı.
Ateş'e sağlam kanıtlarla aldatıldığını göstermişlerdi. Artı olarak Kaya ve beni yani olayın başrolü olan iki kişiyi el ele görmesi de bu kurguyu fazla gerçekçi kılmıştı.
"Efsun ağlarsan eve götürmem seni...Duru bugün biz olmadan ağlayarak uyur."
"Ona karşı kırgınlığım geçmiyor." Dedikten sonra burnumu çekmiştim.
"Biliyorum bir tanem, biliyorum can içim."
Terapistim abimle konuşmamı ve tıpkı Ateş'e yaptığım gibi ona da içimdekileri anlatıp içimdeki kırgınlıklardan kurtulmamı söylüyordu ama yapmayacaktım.
Abimle konuşmayacaktım.
Duyduğu yalanlarla bana düşman olup Ateş'in de bana düşman olması için elinden geleni yapan adamla muhattap olmayı düşünmüyordum.
O beni kaybetmişti.
"Ben de görüşmeyeceğim. Konuştuk biz her şeyi bugün sondu." Şaşkınca başımı yasladığım yerden kaldırıp ona baktım.
"Ne konuştunuz." Sesim meraklı çıkmıştı.
"Senin onu gördükçe üzüldüğünün farkındayız ikimizde...ben onunla konuşacaktım ama o erken davrandı. Artık konuşmayacağız."
Nedense buna üzülmüştüm.
Onun zaten Ateş'ten başka kimsesi kalmamıştı ve şimdi o da yoktu.
"Ben sizin görüşmenize üzülmüyorum, görüşebilirsin sorun değil." Dediğimde o gözyaşlarımı siliyordu.
"Görüşmeyeceğim Efsun konu kapandı."
"Ateş." Çenesini tuttuğumda derin bir nefes vererek gözlerime baktı.
"Buna gerek yok...zaten kimsesi kalmadı. Ben sana hiçbir zaman görüşmenizden rahatsız oluyorum dedim mi.?"
Burnumdan öptüğünde devam ettim.
"Eğer görüşmezsen ben o zaman üzülürüm...beni zaten kaybetti bir daha abi kardeş gibi olamayız, bu ona en büyük ceza."
"Sonra konuşuruz bunları."
"Hayır şimdi." Dediğimde o yürümeye devam etmişti.
Can ve Aslı'nın çığlıklarını duyup onlara baktığında denizin içinde birbirlerini boğmaya çalıştıklarını görünce tekrar Ateş'e döndüm.
"Ara söyle, böyle bir şeye gerek olmadığını hem zaten o benim umrumda değil varlığı ve yokluğu bir."
"O zaman neden dakikalardır görüşmem için ısrar ediyorsun...madem önemsiz neden tek kalmasın diye uğraşıyorsun Efsun."
Bakışlarımı kaçırdığımda bu sefer alnımdan öpmüştü.
"Nasıl bir hata yaptım ben Efsun. Nasıl görmedim böyle bir kalbin bana ihanet etmeyeceğini."
Bu sefer gözlerini kaçıran taraf o olmuştu.
"Biz neden hep eskileri konuşuyoruz. Konuştuk, yüzleştik ve bitti." Dedim bana bakmasını sağlarken.
Telefonu çaldığında beni yanağımdan öperek açmıştı.
"Geliyoruz." Diyip kapattıktan sonra daha hızlı yürümeye başladı.
"Bebeğimiz uyanmış ve ortalığı yıkıyormuş." Kollarımı boynuna sardığımda alnının kenarından öptüm.
"Dinliyor musun sen beni." Dedim ama yürümeye devam etti.
Sıkıntıyla nefesimi verdiğimde evimizin yoluna gelmiştik bile..
"Sadece o değil ben de suçluyum biliyorsun değil mi.?" Ateş'ten gelen soruyla gözlerimi açtım.
"Yapma Ateş...onun sana neler dediğini tahmin edebiliyorum. Sen ona Efsun yapmaz dediğinde onun sana neler dediğini duydum." Şaşırmıştı söylediklerimle.
"Nereden biliyorsun."
"Konu bu mu.? Ben ikinizin de neler konuştuğunu az çok tahmin edebiliyorum...senin beni her savunuşunda onun sana neler anlattığını biliyorum."
Can bir kere ikisini duymuştu ve hemen anlatmıştı.
Can, Ateş'in dediklerini ve abimin sanki anne babasını öldürmüşüm gibi onu doldurduğunu, sürekli Kaya ve benim beraber olduğumu hatırlattığını duymuştu.
Abim ayrı bir kinle hem bana hem Ateş'e saldırmış onun benden soğuması için her şeyi yapmıştı...ama olmamıştı.
Ateş'in her şeyi duyup, tüm kanıtları görmesine rağmen içinde hala Efsun yapmamıştır şüphesi vardı. Ama abim sürekli engellemişti...onu kinlendirmek için sürekli o şu an Kaya'yla hangi tatilinde diyip durmuştu.
Bu konuşmalarına da ben şahit olmuştum.
Ben düşüncelerimle boğuşurken bahçe kapısından eve girmiştik bile.
Ateş beni hala kucağında taşırken evimizin dış kapısı açılmıştı tabi beraberinde minik bebeğimizin ağlama sesleri de gelmişti.
"Oğlum geldiniz mi.? Durmadı bir türlü." Sezen teyze kapıyı açıp konuşurken arkada annemin kucağında ağlayan kızımı görünce Ateş beni hemen yere indirmişti.
"Tamam anne Efsun'u görünce sakinleşiyor." Ben Duru'ya doğru yürürken Ateş'te Sezen teyzeye bir şeyler diyordu.
"Bir tanem." Duru beni görmesiyle hızla atıldığında annem onu zor tutmuştu.
Kucağıma geldiği gibi boynuma başını koyan meleğimin sırtını okşayarak sakinleştirmeye çalıştım ama hala ağlıyordu.
"Anni gel."
"Geldim anneciğim, geldim bir tanem....Bak babanı da getirdim." Gülerek konuştuğumda o anlamış gibi hızla başını kaldırıp etrafına baktıktan sonra Ateş'i görünce elini yüzüne götürüp gözyaşlarını sildi.
Babasına bakarken dudağının kenarı kıvrıldığında şaşkınlıkla küçük kızıma bakıyordum.
"Baba." Kollarını Ateş'e doğru uzatıp kendinide öne atınca Ateş onu hemen kucağımdan alarak havaya attığında şimdi evde onun çığlıklı kahkahaları yankılanıyordu.
"Ölürüm lan sana." Boynunu öpüp tekrar havaya atıp tuttuğunda ben dikkatle onlara bakıyordum.
Korkuyordum yukarıya attığında.
Ateş onu asla düşürmezdi ama korkuyordum işte.
"Baba öp." Duru'nun söylediklerini duyan annemler hayretle bebeğimize bakıyordu.
"Bu çocuk yürümeye başlasın Ateş'in peşini bırakmaz Sezen." Demişti annem.
Sezen teyze gülümseyerek karşımızdaki manzaraya bakıyordu.
Annemin gözleri bana takıldığında yanıma gelerek koluma girmişti.
"Sen bu kadar babacı değildin ama bu kız fena Efsun." Gülüp koluna girdiğimde beraber içeriye doğru yürümeye başlamıştık.
Annemler sofrayı çoktan kurmuşlardı.
"Gizem'den haber var mı.? Arayayım mı.?" Dedim.
"Beş dakikaya buradalar." Sezen teyzeye başımı sallayıp içeriye geçtiğimde evde hala Duru kuşun kahkahaları yankılanıyordu.
"Söyle bir tanem...söyle yapayım ne istiyorsan, dünyayı önüne sereyim her şeyimin."
Yanlarına gidip onlar gibi halıya oturduğumda Ateş kolunu bana uzatarak beni de Duru gibi kendine çekmişti.
"Her şeylerim." Diyip başımın üstünden öptüğünde Duru eliyle kolumdan ittirdi.
"Bana bak." Diyerek onu Ateş'ten aldığım gibi ayağa kalktığımda boynundan öpüp yan bir şekilde kucağıma aldım. Öptükçe oyun oynadığımızı sanarak gülüyordu. Uçak yaparak onu babasına uzatıp geri çekerken kahkahası evde yankılanmaya devam ediyordu.
"O ikimizin." Dediğimde yine güldü.
Hala kollarını Ateş'e uzatıyordu.
"Benim o benim duyuyor musun beni." Yüzünden tutup konuştuğumda heyecanla bacaklarını sallayarak çığlık attı.
"Söyle kimin olduğunu." Ateş başını geriye atarak güldüğünde tekrar konuştum.
"Söyle hadi o da duysun ve bu gerçeği kabullensin artık." Hala gülüyordu.
"Delirdi bizim kız." Sezen teyze konuştuğunda tekrar Duru'ya baktım.
Kollarını boynuma doğru kaldırıp sarılmaya çalıştığında hemen kollarımın arasına alıp kucağımdaki küçük bedene sıkıca sarılmıştım.
Boynundan öpüp koklarken onun mırıltılarını dinliyordum.
"Jan." Duyduğum kelimeliyle kahkaha atmıştım.
Can burada olmadığı için kafayı yiyecekti.
"Can aşkım, amcan."
"Ajo."
"Amca." Dedim düzeltmeye çalışarak.
Tekrar Ateş'in yanına gidip Duru'yu halıya bıraktım ama o durmayarak babasına gitmişti.
"Jan jan ja."
"Bugünlük bu kadar konuşma yeter kızım." Ateş kıskanç bir ses tonuyla konuştuğunda tekrar gülmüştüm.
"Baba jan."
Duru inadına yapar gibi susmadığında Ateş sinirleniyordu.
"Can anneciğim, söyle hadi Can."
"Can." Tek seferde söylediğinde elimle alkış yaptım ama Ateş hemen elimi tutarak beni durdurmuştu.
"Çocuğumuz başka isimleri söylüyor farkında mısın.?"
Ona şaşkınlıkla baktıktan sonra dudaklarımı birbirine bastırıp başımı eğdim.
Şu an o kadar komik duruyordu ki.
"Siktir et Can'ı güzelim."
"Sijir."
"Ateş." Diyerek omzuna vurduğumda o da şaşırarak Duru'ya bakıyordu.
Kaşlarımı çattım.
"Söylediğimiz şeyleri tekrar ediyor sürekli küfür etme."
"Can sijir." Gözlerimi kocaman açıp Ateş'e bakarken o da aynı şekilde bana bakıyordu.
Sinirle Ateş'e vurduğumda o Duru'ya bunun kötü olduğunu söylüyordu ama küçücük çocuğun anlayacağını hiç sanmıyordum.
"Gizem'ler geldi kızım." Annemin sesiyle hemen ayağa kalkıp kapıya doğru neredeyse koşar adım gitmiştim.
Arabadan iniyorlardı.
Batuhan onun alnından öpüp çantasını elinden aldığında Gizem uzun elbiseninin eteğinden tutup yürümeye başlamıştı.
Batuhan'ın gözleri onun üzerindeyken ikisine de bakıp gülümsedim.
Çok güzellerdi.
Buraya geldiğimizden beri Batuhan'la daha iyi tanışmıştık ve onun Gizem için yapacaklarının sınırı olmadığını anlamıştım.
Batuhan Gizem'e deli gibi aşıktı.
Gizem şimdilik onun kadar olmasa da artık onu seviyordu. Konuşmuştu benimle.
Abimden dolayı üzülüp üzülmeyeceğimi sorduğunda onunla neredeyse birbirimize girmiştik.
Umrumda bile değildi Kartal Gediz.
Günün sonunda herkes kalbinin ekmeğini yemişti.
"Yavaş güzelim." Batuhan onu belinden tutarak dış kapıyı açtığında dudaklarını öpmeyi de ihmal etmemişti.
Gizem önüne dönüp beni gördüğü an elini sallarken arka taraflardan gelen çığlık ve sevinç sesleriyle hepimiz kapının önüne toplanmıştık.
"Evleniyorum.!" Can Aslı'yı sırtına almış koşarak eve doğru gelirken şaşkınlıkla ellerimle ağzımı kapattım.
Sırtında Aslı varken deli gibi koşarak bağırıyordu.
"Anne evleniyorum.!"
Sezen teyze şok olmuş bir şekilde anneme bakarken Ateş ve Duru salon kapısından bahçeye çıkmıştı. Biz üstte kalırken onlar havuz kenarındaydı.
"Bağırma lan kızım korkuyor.!" Ateş ondan daha fazla bağırdığında bir yandan da Duru'nun kulaklarını kapatıyordu.
Kızımız mızmızlanmış olacak ki başından öperken bir şeyler diyordu.
"Efso.! Ben de evleniyorum lan..!" Yanlarına inip ikisine de sarıldığımda Gizem'de yanımıza gelmişti.
"Gizo gördün mü bak evleniyorum."
Evleniyorum sayacı açmamıza çok az kalmıştı.
Aslı'yla sarılırken Gizem'de Can'la sarılıyordu.
Annemlerde onları tebrik etmek için geldiklerinde kenardaki merdivenlerden hemen bahçeye inip benimkilerin yanına geçtim.
Ateş Duru'nun bacaklarını havuza soktuğu için minik tırtılım kahkahalarla gülüyordu.
"Can içim." Arkasını dönmeden geldiğimi anlamıştı.
Elimi sırtına koyup yanağından öptüğümde diğer eliyle de hızla beni kavrayıp kucağına alınca gülerek boynuna sarıldım.
Duru mavilerini dikmiş bana bakarken aynı az önce yaptığım gibi Ateş'in yanağını öpmüştü.
Ya da çalışmıştı.
Ben şaşkın şaşkın kızımıza bakarken Ateş onu öpücük yağmuruna tutuyordu.
"Lan delirtecek beni bu bebek."
"Seni mi beni mi.?" Dediğimde ikimizle beraber yemek masasına doğru yürümeye başlamıştı.
"Abi evleniyorum.!"
"Görmemişin şeyi olmuş çekmiş si.."
"Ateş." Dedim uyararak.
"Küfür yasak babacım." Konuştuğunda gülümsemiştim.
"Baba." Diyordu Duru babasının çenesini dişlerken.
Dişleri çıkıyordu ve geceleri asla uyuyamıyorduk.
Bazen ateşi çıktığında hastaneye gidiyorduk.
Ağır geçiyordu diş çıkarma evremiz.
"Hadi geçin hepiniz...başka gelecek var mı.?" Sezen teyze konuştuğunda gelenlere baktım.
Herkes yerlerine geçerken ortamda huzurlu bir gürültü vardı.
Anneme kaydı gözlerim.
Hüzünle masadaki boş olan sandalyelere bakıyordu.
Ateş sandalyemi çektiğinde Duru kucağıma gelmek istemişti. Herkes yemeğe başladığında gündemde Can ve Aslı'nın düğünü vardı.
Can'a kalsa hemen şimdi gidip evlenecekti ama Aslı ağırdan almak istiyordu.
"Esin." Annem ayağa kalktığında Sezen teyze hemen ona seslenmişti ve ben de dikkatimi oraya verdim.
Ateş ve Batuhan konuşurken Gizem'de onlara katılıyordu.
"Geliyorum." Diyerek içeriye geçtiğinde kucağımda kızımla beraber ben de kalkmıştım.
"Geliyorum hemen." Diyerek Ateş'e haber verdikten sonra annemi takip ediyordum.
Mutfağa girdiğinde bir süre bekleyip arkasından girmiştim.
Kenardaki sandalyeye oturmuş gözyaşlarını silerken dudaklarım titremişti.
Neden üzüldüğünü çok iyi biliyordum.
Kim çocuklarının bu hale gelmesini isterdi ki.
Onu özellikle Duru'dan sonra çok iyi anlamıştım ama haksız olduğu yerleri de çok iyi anlamıştım.
Duru bunları yaşasaydı onu asla eski sevgilisinin olduğu masaya oturtup acı çekmesini sağlamazdım. O bana sorun değil dese bile bunu ona yapmazdım.
Uzak kalmaları için elimden geleni yapardım ama annem bunu yapmamıştı.
Her şeyi öğrendikten sonra abimle ya da ablamla asla konuşmadığını biliyordum ve bunun bir anne için ne kadar kötü bir şey olduğunu da biliyordum.
"Anne." Dediğimde kaba bir şekilde yüzünü silerek bize döndü.
"Ne oldu bir tanem."
"Abim hala burada uçağı üç saat sonra kalkacakmış...gidelim mi.? Görmüş olursun." Dediğimde arkasını dönerek tekrar ağlamaya başlamıştı.
"Gerek yok."
Derin bir nefes alıp Duru'yu mama sandalyesine bıraktığımda kızımı annemin yanına çektikten sonra ben de yanındaki sandalyeye oturup ellerini tuttum.
"Olan oldu biliyorsun değil mi.? Yaşananlar yaşandı. O bizi kaybetti." Hıçkırdığında kalbini tutup elimi sıkmıştı.
"Ben senin onunla konuşmanı istiyorum." Yaşlı gözleriyle bana baktığında yüzündeki yaşları sildim.
Başını iki yana salladığında tekrar konuştum.
"Ben çok mutluyum anne, yemin ederim çok mutluyum...evlendim, sevdiğim adamla başka bir şehire taşındım, başka bir hayat kurduk kendimize. Ben onu affedip asla eskisi gibi olmayacağım ama o senin çocuğun. Sen doğurdun senin canından bir parça o."
Sesim titrediğinde yutkunup öyle devam ettim. Annem dudaklarını birbirine bastırıp hıçkırmamak için kendini zor tutuyordu.
"Her insan gibi o da hata yaptı, çok büyük bir hata yaptı ama ben zaten onu sildim...Sen onun annesisin silemezsin çocuğunu. Hata yaptı ve bunu zaten benim aileme istediği gibi yaklaşamayarak, istediği gibi bizi göremeyerek ödeyecek...sevdiği kadın başkasıyla mutlu hatta belki evlenecek." Başını omzuma koyarak ağladığında sırtını okşadım.
"Sen onun annesisin yanında ol çünkü sen ve babamdan başka kimsesi kalmadı."
Hıçkırıkları mutfakta yankılandığında dolu gözlerimle bizi izleyen bebeğime baktım.
Ona gülümsediğimde hemen bacaklarını kıpırdatıp kollarını bana uzatmıştı.
"Bekle anneciğim alacağım birazdan."
"Anni."
Annem başını kaldırıp bize baktığında gözyaşlarını tekrar sildim.
"Hadi seni kaldığı otele götüreyim zaten bir iki ay yurtdışında olacakmış küs ayrılmayın."
Annem çok üzülüyordu.
Bu durumda olmamızdan abimle konuşmadığından dolayı çok üzülüyordu ve ben artık üzülmesini istemiyordum.
Evim, şehrim zaten onlardan ayrıydı. Abim'e de artık içimde eskisi gibi bir kim yoktu açıkçası.
Bu onu affettiğimden dolayı değildi, bu artık onu o kadar da önemsemediğim içindi. Bitmişti kinim, kızgınlığım.
Hepsi bitmişti.
Hayatımdan ve kafamda silip atmıştım.
Ama kimsenin benim yüzümden görüşmemesini istemiyordum özellikle annemin.
Çocuğu ve başka bir çocuğu arasında seçim yapmıştı zaten ve ben artık böyle olmamasını istiyordum. Anlayacağımı anlamış, göreceğimi görmüştüm.
Annem ve babam abimi silip benim yanımda olmuşlardı.
Ama artık gerek yoktu. Benim bir ailem vardı.
Çok güzel bir ailem vardı.
"Hadi çantanı al çıkalım uçağa az kaldı biraz konuşursunuz." Annem mahcup bir şekilde bakarken gülümseyerek yanaklarından tuttum.
"O da senin çocuğun istediğin gibi konuş görüş benim için artık sıkıntı değil...ben senin kimin tarafında olduğunu zaten gördüm." Kollarını boynuma doladığında omzundan öptüm.
"Babama hala kızgınım orası ayrı."
"Ben de anneciğim ben de kızgınım." Ablam ve Azra'yı bize söylememişti. Kimseye söylememişti ve benim minik papatyam onlar yüzünden zarar görmüştü.
"Ben Duru'yu Ateş'e bırakayım çıkalım hadi."
Başını salladığında hâlâ gözyaşlarını siliyordu.
Ondan ayrılıp Duru'yu kucağıma aldığımda başını hemen boynuma gömünce bırakmak istemedim.
Tekrar salona geçip bahçeye çıktığımda Ateş bizi gördüğü gibi hemen ayağa kalkmıştı.
"Ateş.."
"Noldu güzelim."
"Annemi abimin yanına götüreceğim uçağı akşam demiştin çıkmamıştır değil mi.?"
Saatine bakıp telefonundan abimi aradı.
"Otelde misin.?" Dediğinde dikkatle onu dinliyordum. Pardon dinliyorduk. Duru'da babasına bakıyordu.
"Tamam geliyorum bir yere ayrılma."
Kapatmıştı.
"Dört buçuk saati varmış."
Başımı salladığımda beni kendine çekmişti.
"Kalbine ölürüm senin."
Duru aramızda ezildiğine dair sesler çıkartınca Ateş onu hemen kucağına alıp boynundan öptü.
"Ben götüreyim mi Esin teyzeyi." Aslında daha iyi olurdu.
Abimi görmek istemiyordum.
"Olur...sana söylediklerimi uygula ve onunla konuş. Artık o kadar da önemli değil benim için. Görüşmene üzülmem."
"Bunu daha sonra konuşuruz Esin teyzeyi bırakıp geleyim bebeğim." Dudağımdan öpüp çekildiğinde Duru tekrar benim kucağıma gelmişti.
"Efsun, nereye gidiyor Ateş." Sezen teyze seslendiğinde onun yanına gidip oturdum.
"Annemi abimin yanına götürecek." Söylediğim gibi gözleri dolduğunda annemin onunla bu konuyu konuştuğunu anlamıştım.
Doğru bir karar verdiğimi düşünüyordum. Kimseyi evladından ayırmaya gerek yoktu. Annem bana desteğini zaten göstermişti.
Üzülmesine daha fazla gerek yoktu.
Gizem'le sohbet ederken saat neredeyse gece yarısı olmak üzereydi ve annemlerden hala ses yoktu.
Sanırım onu havaalanına bırakmışlardı.
Kızım kucağımda rahat bir şekilde uyurken uzanıp yanaklarını öptüm.
Can ve Aslı bir heyecanla İstanbula gitmişti.
Aslı'da ailesine söylemek isteyince iki manyağı tutamamıştık.
"Efsun biz odaya geçelim yolda çok yorulduk Batuhan'da biraz dinlensin." Ona başımı sallarken omzumu hafifçe sıkmıştı.
"Yarın konuşuruz tamam mı.?"
"Tamam tamam siz gidin dinlenin hemen o kadar yoldan geldiniz konuşmaya dalmışız."
Odalarına gittiklerinde bahçede minik bebeğimle baş başa kalmıştık. Telefonu elime alıp bir kaç habere baktım.
Tüm Türkiye bu haberle çalkalanıyordu.
Emir Aksoy hapisten çıkmıştı.
Adını çokça duyuyorduk hatta Ateş'in iş yaptığı adamlardan birisiydi.
@GAZETEMAGAZİN
Ünlü Mafya Lideri Tahliye Oldu! Onu Şikayet Eden Kişi Şok Etti!
İki yıl önce Türkiye'nin en büyük suç örgütlerinden birinin lideri olarak tutuklanan Emir Aksoy, bugün sabah saatlerinde tahliye edildi. Suç dünyasında "Buz Kral" lakabıyla tanınan Aksoy'un hapishaneden çıkışı büyük yankı uyandırırken, onu şikayet eden kişinin karısı Duru Aksoy olduğu ortaya çıktı!
İhanet mi? Adalet mi?
2013 yılından itibaren yeraltı dünyasında büyük bir güç kazanan Emir Aksoy, yasa dışı bahis, kara para aklama ve yasa dışı silah ticareti suçlamalarıyla gözaltına alınmıştı. Ancak asıl bomba, ona karşı en büyük delilleri sunan kişinin eşi Duru Aksoy olduğu öğrenildi.
Göz kamaştıran lüks hayatıyla sık sık magazin gündemine gelen çiftin arasındaki iplerin neden koptuğu bilinmezken, Duru Aksoy polisle iş birliği yaparak eşini hapse göndermesi büyük tartışmalara yol açmıştı.
Tahliye Sonrası İlk Sözleri!
İki yılın ardından özgürlüğüne kavuşan Emir Aksoy, hapishane çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtsız bırakırken, yüzündeki sert ifadeyle dikkat çekti. Yanında yakın adamları bulunan ünlü mafya lideri, yalnızca tek bir cümle kurdu:
"Herkes yaptığının bedelini öder."
Bu sözlerin kime yönelik olduğu merak konusu olurken, Duru Aksoy'un güvenlik önlemlerini artırdığı ve yurt dışına çıkmak için hazırlık yaptığı iddia ediliyor.
Duru Aksoy Ortaya Çıkacak mı?
İhanet, intikam ve suç dünyasının gölgesinde yaşanan bu olayın nasıl sonuçlanacağı ise büyük merak konusu. Emir Aksoy'un tahliye sonrası nasıl bir adım atacağı, Duru Aksoy'un bu duruma nasıl karşılık vereceği magazin ve suç dünyasında uzun süre konuşulacak gibi görünüyor.
Gelişmeler için takipte kalın!
879.629 beğenme 153.937 yorum
@instagramkullanıcısı: ŞAKA MI.
@instagramkullanıcısı: But mama i am in love with a criminal
@instagramkullanıcısı: Oha lan çıktı mı.?
@instagramkullanıcısı: İnanmıyorum çıktı mı.?
@instagramkullanıcısı: Emir'im çıkmış ben şokum şu an.
@instagramkullanıcısı: Deliriyorum şu an oha Duru şok.
@instagramkullanıcısı: Emir çıktıysa her an ülkeyi yakabilir dikkat edin.
@instagramkullanıcısı: NEEE
@instagramkullanıcısı: kocam çıkmış ve benim haberim yok.
@instagramkullanıcısı: Duru şimdi ölümlerden ölüm beğenebilirsin o güvendiğin kozu Emir elinden alınca görürüz seni.
@instagramkullanıcısı: Olaylı günler bizi bekliyor.
@instagramkullanıcısı: Duru canını seviyorsan zaten gidersin bu ülkeden ama önce Emir'in olanı bırak.
@instagramkullanıcısı: İşte şimdi sıçtık arkadaşlar.
@instagramkullanıcısı: Duru'yu nasıl bilirdiniz arkadaşlar.
Haberler karışıktı. Daha doğrusu Emir Aksoy'un çıkmasıyla ülke karışmış durumdaydı.
Duru'nun poposuna hafifçe vurarak sallanırken kaç dakika geçti bilmiyorum ama araba sesiyle geldiklerini anlamıştım.
Bir kaç dakika sonra görüş açıma giren annemle bu uzaklıktan bile kırmızı gözlerini gördüm.
"Uyumadın mı bir tanem." O konuşup yanıma gelirken arkasından Ateş'e geliyordu.
Alnımdan öpüp sarıldığında ellerim dolu olduğu için sadece başımı göğüsüne yaslayabildim.
"İyi misin.?" Dediğimde başını sallayıp tekrar öptü.
"Gitti." Sesi titrediğinde bir süre daha sarılı durduk.
"Gelecek bir ay sonra." Ağzından ağlama sesi kaçtığında ona baktım.
Gelmeyecekti.
Temelli gitmişti.
Annem ağlamaya başladığında Ateş onun kolundan tutup içeriye götürüyordu.
Gözlerim dolu dolu arkalarından bakarken dudaklarım titredi.
Duru'yla beraber ayağa kalktığımda hızla odamıza çıkıp uyuyan meleğimi yatağa bıraktım.
Akmak için hazırda bekleyen gözyaşlarım yanağımı ıslattığında hızla sildim.
Odamızın kapısı açıldığında halimi gören Ateş beni hızla kolları arasına alınca ona sıkıca sarılmıştım.
"Biliyor muydun.?" Dediğimde sessiz kaldı.
Biliyordu.
O yüzden itiraz bile etmeden annemi götürmüştü.
"O kadar aptal ki, kendinden başka hiç kimseyi düşünmüyor...nefret ediyorum ondan."
Hem ağlayıp hem konuşuyordum.
Ateş saçlarımı yüzümden çekerken balkona çıkmıştık.
"Gelir bir kaç aya yapamaz orada." Dedi sırtımı okşarken.
"Defolsun, cehennemin dibine kadar gitsin."
Ateş'in kollarında biraz durulduktan sonra kenardaki tekli koltuğa oturduğunda ben de kucağındaydım.
Bacaklarımı eliyle kendine doğru çektiğinde yüzüm boynundaydı ve yan bir şekilde kucağında oturuyordum.
İç çektiğimde anneme üzülüyordum.
"Ben konuşurum yarın onunla..anneni gördüğünde zaten gitmekten vazgeçmiş gibiydi, çok sevindi. Döner merak etme."
"Etmiyorum." Dedim hemen.
"Etmiyorum, annem üzülüyor."
Ensemden öptüğünde kaç saat orada durup konuştuk bilmiyorum ama güneş doğarken daha fazla dayanamayarak kendimi uykuya teslim etmiştim.
2 yıl sonra
"Anne.!"
Gözlerimi Duru'nun sesiyle açarken hızla yataktan kalkıp koşar adımlarla aşağıya iniyordum.
"Anne uyan..bebek ağlıyor."
Uyku sersemi sesin nereden geldiğini anlayamadığım için indiğim merdivenleri tekrar çıktım.
Lara'nın kaldığı odadaydı yaramaz kızım.
"Duru." Lara'nın hafif ağlama mırıltılarını duyduğumda beşiğin kenarındaki sandalyeye çıkan Duru'yu indirip minik bebeği kucağıma aldım.
Gizem ve Batuhan'ın kızlarıydı.
Gül teyze kayak tatilinde bacağını ve kalçasını kırınca herkes İstanbul'a gitmişti.
Bu minik bebekte Duru ve bana emanet edilmişti.
"Anne uyanmadın bak nasıl ağladı ben susturdum." Elimi ona uzatıp emzirme koltuğuna oturduğumda o da hemen koltuğun kenarına çıkıp boynumdan tutunmuştu.
"Duymamışım bir tanem çok mu ağladı."
Başını sallarken bir yandan da Lara'yı kontrol ediyordu.
"Bebek acıkmış mı anne."
Duru'nun yanağından kocaman öptükten sonra kucağıma aldığımda susan miniğe baktım.
"Acıkmış anneciğim, gel mamasını verelim."
Lara 2 aylıktı.
Gizem dün akşam sütünü ayarlayıp öyle gitmişti.
Batuhan ve Gizem bir buçuk yıl önce ani bir kararla evlenmişti yedi ay sonra da hamile olduğunu öğrenmiştik.
Gizem ve Batuhan'da burada yaşıyorlardı. Bodrum'da.
Can ve Aslı'da evlenmişti ama onlar hala İstanbul'dalardı.
Sık sık buraya gidip geliyorlardı ama Aslı'nın işleri için orada yaşıyorlardı.
Değişen pek bir şey olmamıştı aslında.
Emin misin.?
Bizim dışımızda.
Duru bir kaç ay sonra 4 yaşına girecekti.
Mutluydum.
Çok mutluydum.
Annemler'de Can gibi sık sık buraya gelip gidiyorlardı.
Geçen ay abim dönmüştü. Temelli.
En fazla iki yıl dayanabilmişti...benim gibi.
"Anne bugün bir tane çikolata yiyebilir miyim.? Amcamın getirdiklerinden." Duru'nun elini tutmuş merdivenlerden inerken kucağımdaki Lara huysuzca mırıldanıyordu.
Nefes nefese kaldığımda Duru'ya baktım.
"Dün yerde çikolata paketi bulunca hevesini aldın sanmıştım anneciğim."
Gözleri kocaman açıldığında ben de onun taklidini yapıyordum.
"Yoksa sen yemedin mi.? Yine mi baban yemiş."
Başını eğdiğinde hala elimi tutuyordu.
"Dün benden izinsiz yediğin için bugün yiyemeyiz." Devam ettiğimde o kabullenmişlikle başını sallıyordu.
"Amcam gelecek mi.?"
"Akşam gelecekler."
"Peki ona kurabiye yapabilir miyiz.? Kalpli olanlardan." Gülümsediğimde başımı salladım.
"Yaparız tırtılım."
Zıplayarak elimi bıraktığında mutfağa koşmuştu. Yavaş adımlarla onun arkasından giderken onun dolabı açmaya çalışmasını izliyordum.
"Anne açılmıyor." Son gücüyle tekrar kendine çektiğinde bu sefer kapak açılmıştı ama o da poposunun üstüne düşmüştü.
Hızla yanına gidip elimi uzattığımda gülerek tuttu.
"Acıdı mı.?" Eğilemediğim için telaşla ona bakıyordum.
"Açtım anne gördün mü.?. Dolabı ben açtım..bebeğin mamasını da ben çıkartacağım."
Yüzüne gelen saçları çektiğimde o tekrar dolabın önünde durdu.
"Yüksekteler ben alayım ilk."
Heyecanla bana bakıyordu.
Üst raftaki sütü alıp alt rafa koyduğumda hemen almıştı.
"Al anne."
Dolabı kapatarak sütü Duru'dan aldığımda Lara'yı kenarda duran pusetine yatırdım.
Çok güzel bir bebekti.
Batuhan gibi kumraldı. Gözleri ise annesi gibi maviydi.
Eğilip Duru'ya sarıldığımda tekrar kalkıp sütü ısıttım.
Lara'nın karnını doyurduktan sonra altını da değiştirip uyutmuştum. Duru'da kucağıma yatmış televizyondaki çizgi filme bakıyordu.
Telefonum çaldığında hemen açtım.
"Bir tanem, uyandırdım mı.?"
"Uyanmıştım aşkım...Gül teyze nasıl.?"
"Pek iyi değil kırıkları ciddiymiş, siz iyi misiniz can içim.?" Başımı salladığımda arkasından konuşmuştum.
"İyiyiz merak etme hem beb.."
"Anne ben de konuşacağım." Duru sözümü kestiğinde gülerek telefonu ona verdim.
Konu babasıyla konuşmak olunca hiç susmuyordu.
"Babacım, güzel meleğim iyi misin.? Sıkılıyor musun.?"
"Baba ne zaman geleceksin bu bebek hiç benimle konuşmuyor sadece ağlıyor bizim bebekte mi böyle olacak."
Dillenmişti yine.
Elimi belirginleşmeye başlayan karnıma koyup okşadığımda Duru'nun gözleri hemen buraya kaymıştı.
"Kardeşin ilk doğduğunda öyle olacak her şeyim ama büyüdükçe seninle oyunlar oynayacak." Ateş'i duyan kızımız dudaklarını büzdü.
"Ama bizimki böyle olmasın baba o benimle hemen oyun oynasın beraber bahçedeki kedileri yakalayalım."
Söyledikleri beni güldürürken onu kendime çekerek sert bir şekilde öpmüştüm.
"Sipariş mi veriyorsun sen." Karnından öpmemle kahkaha atması bir oldu.
"Anne." Ellerini karnıma koyarak uzaklaştırmaya çalıştığında kollarını ısırıyordum.
"Efsun, annen seni görmek istedi benimle gelecek...gelsin mi.?"
"Olur ben de görmüş olurum." Dedim Duru'yu kendime çekerken.
"Kartal'da burada, o da Duru'yu görmek istedi."
"Anne amcamı da sor."
"Amcanda gelecek bir tanem." Ateş benden önce cevaplamıştı.
"Tamam gelsinler hepsi Ateş..abim Duru'yu gördükten sonra gitsin."
"İstersen dışarıda görsün götürürüm Duru'yu."
"Burada görsün." Dediğimde onaylamıştı.
Onu iki yıldır hiç görmemiştim. Ateş'le bazen konuşmalarına şahit oluyordum ama ne sesini duymuştum ne de görmüştüm.
"Bulantın var mı Efsun."
"İyiyim diyorum merak etme oğlumuz çok iyi." Böyle söylemem onu güldürmüştü.
"Kızımız demek istedin sanırım."
Gözlerimi devirdim.
Henüz cinsiyetini öğrenmemiştik ve ikimizde istediğimiz şekilde ona sesleniyorduk.
"Oğlum olacak." Diyip karnımı okşadığımda Duru'da minik elini karnıma koyup kulağını karnıma yasladı.
"Söyle bakalım minik bebek kız mısın erkek misin.?" Ateş ve ben onu dinledikten sonra kahkahayı basmıştık.
Neden bu kadar tatlıydı.
"Konuşmuyor anne." Duru başını kaldırıp alttan alttan baktığında onu yanaklarından tutup tekrar öptüm.
"Baban gelsin yarın öğreneceğiz kardeşinin cinsiyetini." Aslında bugün öğrenecektik ama Gül teyze için hepsi apar topar İstanbula gitmişti.
"Şimdi." Dedi kaşlarını çatan kızımız.
"Baban olmadan öğrenirsek kardeşin üzülür ama." Saçlarıyla oynarken biraz yumuşamış gibi baktı.
"O zaman babam şimdi gelsin." İnatçılığına güldüm.
"Çıkacağım birazdan babam bir kaç saate oradayım." Gözleri parladığında heyecanla karnıma sarıldı.
"Babamız geliyor." Dudakları büzerek ona baktığımda söylediği bazı şeyler beni duygulandırıyordu.
Gelip bıcır bıcır kardeşiyle konuşması, ona oyuncaklar alması ve kendi oyuncaklarını gelip onun odasına koyması beni bazen ağlatıyordu.
"Ölürüm sana Duru, bir tanem benim."
"Baba ben amcama kalpli kurabiye yapacağım çok sevinir değil mi.?"
Ateş ağzının içinden bir şeyler dedikten sonra onu uyardım.
Duru'yu Can'dan kıskanıyordu.
Can bunun olması için elinden gelenin fazlasını yapıyordu ve aramızda kalsın çok başarılıydı.
"Baba." Dedi ses gelmeyince.
"Buradayım her şeyim, gerek yok kurabiyeye ben gelirken alırım sen yapma." Güldüğümde başımı diğer tarafa çevirmiştim.
"Olmaz baba amcama özel olarak yapacağım."
"Tamam kızım yap amcana hepsinden yap tamam mı.?" Duru gülümseyerek başını sallarken uçak saati yaklaştığı için kapatmıştık.
Meleğim yerde bebekleriyle oynarken ben de Lara'yı tekrar doyuruyordum. Biberonu kenara bırakıp gazını çıkarttıktan sonra Gizem'le de görüntülü konuşmuştuk.
O da geliyordu.
Abim ve o karşılaşacaktı.
Sorun değildi çünkü Gizem Batuhan'a deli gibi aşıktı. Çocuk istemiyordu ama sırf Batuhan istiyor diye yapmaya karar vermişti.
Can'da çocuk istiyordu ama Aslı istemediği için henüz bekliyorlardı.
Herkes iyiydi. Hepimiz kendi ailelerimizi kurmuştuk.
Abim dışında. Duyduğuma göre orada tek başınaydı. Şu an dönmüştü ama iki yıldır yanında hiç kimsesi yoktu.
Gözlerim bahçeye takıldığı an hızla yerimden kalkıp koşar adım havuz kenarına gittim.
Duru bahçedeki hortumu açmış kedilere su tutuyordu.
Onlar sudan kaçarken benim yaramaz kızım koşarak onları kovalıyordu.
"Duru.!" Dediğimde elindeki hortumu bırakıp hemen bana döndü.
"Gerçekten kızacağım artık." Onu kollarından tutarak kucağıma aldığımda üstü sırılsıklamdı.
"Benimle oynasınlar diye yaptım."
"Böyle yaparsan seninle oynamazlar aşkım senden kaçarlar onlar suyu sevmiyor." Dudaklarını büzdüğünde içeriye geçmiştik.
"Buradan ayrılma kıyafetlerini alıp geliyorum."
"Anne ben de geleyim seninle." Lara'yı kontrol edip elini tuttuğumda beraber yavaş yavaş merdivenlerden çıkmıştık.
Duru'ya kıyafetlerini giydirip saçlarını kuruttuğumda mutfağa geçip Can için kalpli kurabiyeler yapıp içlerini de reçelle doldurduk.
"Amcam bayılacak değil mi anne." Heyecanlı sesiyle yaptığımız kurabiyelere bakarken bir tanesini bölüp ona yediriyordum.
"Bayılır anneciğim amcan senin yaptığın her şeye bayılır."
Geçen bir kaç saatin ardından kapının çalmasıyla Duru çığlık atarak koşmaya başladı.
Kapıya doğru gitmeden bacaklarımı tuttu.
"Hadi açalım hadi anne." Kapıyı biz olmadan açması yasak olduğu için beni bekliyordu.
Kapıyı açtığımda Duru'nun çığlık atarak kollarını kaldırması bir olmuştu.
Ateş önde annem ve abim arkada bekliyorlardı.
Ateş kızımızı kucağına alıp boynundan öperken Duru sıkıca babasına sarılmıştı.
"Annem." Annem beni kolları arasına aldığında bir elini de hemen karnıma koymuştu.
"Kocaman olmuş bebişimiz." Güldüm.
En son iki aylıkken görmüştü. Şimdi dört buçuk aylıktı.
Kaçamak bakışlarla abime baktığımda onun zaten bana bakıyor olmasıyla hemen Ateş'e bakmıştım ama abim hala bana bakıyordu.
"Hoş geldiniz geçin hadi." Dediğimde annem abimin koluna girerek salona götürmüştü.
Ateş bir kolunda Duru'yu tutarken diğer kolunuda bana uzatınca hemen ona sarılmıştım.
"Güzelliğim...bir tanem." Boynumdan öptükten sonra dudakları yavaş yavaş yanağıma çıktı.
"Bir gün lan, bir günde nasıl böyle özleyebilirim." Ben de onu boynundan öpmüştüm.
"Baba amcam nerede.?"
"Gelecek on dakikaya prensesim." İçeriye doğru yürürken Duru sanki annemi yeni görmüş gibi heyecanla babasının kucağından inip ona doğru koştuğunda annem onu kolları arasına almış öpüyordu.
"Babanı gördün bizi unuttun meleğim."
"Anneanne neden gelmedin ben seni bir sürü bekledim." İki aydır gelmemişti annem.
"Oy kurban olurum ben sana..gelemedim anneannem işlerim vardı."
Abim geldiği için biraz onunla vakit geçirmek istemişti sanırım.
Duru abime baktığında abimin de dolu gözlerle ona baktığını görünce dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Ben seni hatırlıyorum." Dediği an abim şaşkınlıkla ona bakıyordu.
Akan gözyaşını hızla silerek Duru'ya gülümsediğinde elini tutmuştu.
"Senin anneannemlerin evinde resimlerin var hatta bizim evde de var annemle olan bir fotoğraf." Bana bakmıştı son cümlesinde.
Söylediği fotoğrafı biliyordum.
Ateş'in çalışma odasındaydı ve ara sıra gidip ona bakıyordum.
"Sen annemin abisi misin yoksa." Şaşkınlık dolu sesiyle abime bakıyordu.
"Evet." Diyebildi karşısındaki adam.
Abim değişmişti. Saçlarını ve sakallarını kısaltmıştı ve çok değişmişti.
Yüzü solgun duruyordu.
Kendisi de öyle.
"Sende mi benim amcam oluyorsun."
"Hayır çiçeğim o senin dayın." Dedi annem.
"Dayım." Diyerek annemi tekrarladığında abim tekrar gözyaşını sildi.
Duru ona bir şeyler sorarken Lara'nın huysuz mırıltılarıyla arkadaki koltuklarda uyuyan bebeğin yanına gidip kucağıma aldım.
"Lara burada mıydı.?" Anneme başımı salladığımda abimin de gözleri buradaydı.
Biliyordu Lara'yı.
Bakışlarından anlamıştım.
"Bizimle kaldı." Dedim Ateş sırtıma yastık getirip koyarken.
"Yoruldun mu.? Gizem huysuz demişti durmamıştır şimdi zaten kötüydün keşke dün gelseydim."
"Huysuzlanmadı anne merak etme." Ateş onun yanağını okşarken Duru hemen abimin yanından kalkıp buraya doğru koşmuştu.
"Baba, niye onu seviyorsun." Ateş ne yapacağını bilemez bir şekilde bana bakarken bende şaşkın şaşkın kızımıza bakıyordum.
Annem güldüğünde abiminde gözleri buradaydı.
"O senin çocuğun değil ki sen sadece kendi çocuklarını sevebilirsin beni ve onu." Onu derken karnımı göstermişti.
Ateş dayanamayıp, onu kucağına çekip öptüğünde Duru rahatlamış gibi babasına sarılmıştı.
Bu kızın bu halleri bizi yumuş yumuş yapıyordu.
"Görüyor musun cadıyı." Annem abime söylediğinde abim gülümseyerek başını sallıyordu.
"Çok büyümüş." Dedi abim.
"Büyüdü dayısı kocaman kız oldu baksana..Ateş'e kök söktürüyor." Gülmüştük anneme.
Lara'yı annem aldığında Duru hemen başını karnıma koydu. Sonra aklına bir şey gelmiş gibi hızla Ateş'e gitmişti.
Ateş onu kendine çekip diğer eline bana doğru uzattığında parmakları karnımda duruyordu.
"Dayın seni görmek için geldi Duru biraz onunla konuşsana." Ateş'in söyledikleriyle bakışlarım karnımı buldu.
Abim hiç konuşmuyordu.
Sadece dolu gözlerle Duru'ya ve bana bakıyordu.
"Ben şu kurabiyelere bakayım siz konuşursunuz." Diyerek ayaklanmıştım ama salona Can'ın girmesiyle durmuştum.
"Ana kraliçe." Ona doğru yürüyüp sarıldığımda Duru henüz amcasını görmemişti.
"Nabersin Efso'm, ya sen ne kadar kilo almışsın Duru'da böyle değildin." Gözlerimi kısarak omzuna vurduğumda gülüyordu.
"Aslı gelmedi mi.?" Dedim.
Cıkladı.
"Annesiyle kalmak istedi ben de bir şey demedim." Aslı'nın hep annesiyle kalması aralarında tartışma konusuydu ve morali biraz bozuk gibiydi.
Bir ara konuşsak iyi olurdu.
"Amca.! Amcam gelmiş baba.!" Duru'nun çığlıkları salonu inlettiğinde Can hemen yanımdan geçerek yere eğilmişti.
"Amcan ölsün lan sana sarı papatyam."
Duru onun kolları arasına girdiğinde amcasının yanaklarından öpüyordu.
"Büyümüş benim prensesim oh şu yanaktan da öpeyim...amcan sana neler aldı biliyor musun papatyam."
Duru elleriyle alkış yapıp tekrar Can'a sarıldığında abime takıldı gözlerim.
Durgun bakışlarla ikisini izliyordu.
Duru onu tanımıyordu bile.
Dayısını tanımıyordu benim kızım.
Derin bir nefes alıp elimi karnıma koyduğumda stresten sancı girmişti.
Abimi görünce ister istemez üzülmüştüm. Umrumda değil desem de üzülüyordum..
Gözleri benimle buluştuğunda yine buruk bir ifadeyle gülümsemişti bana.
Bense ona öylece bakıyordum.
Kendisi yapmıştı.
Söyledikleri ve yaptıkları sineye çekilir tarzda değildi ki. Affedemiyordum onu.
Affedemeyecektim de.
Küs ayrılacaktık bu dünyadan.
Belki başka bir evrende barışmışızdır kim bilir. Ama orası kesinlikle burası değildi.
Duru amcasını görüp hepimizi unuttuğu için rahat bir şekilde sofrayı hazırlamıştım.
Gizem abimin burada olduğunu öğrendiğinde Batuhan'ı gönderip Lara'yı aldırdı. Gelmemişti kendisi.
Annemin gözlerindeki isteği görünce abim yemeğe kalmıştı. İtiraz etmemiştim.
"Dayı sen neden hiç bize gelmedin ki. Biz sizin evinize geldiğimizde de yoktun."
Abim elindeki çatalla Duru'ya bakıyordu.
"Yurtdışındaydım." Dedi.
Duru gözlerini kocaman açıp sandalyesinden zıplayarak indiğinde koşarak salondan çıkmıştı.
Ateş olanı anlamak ister gibi bana bakınca ben de aynı şekilde ona bakıyordum.
Ayağa kalkıp arkasından gideceği sırada Duru elindeki tabletle koştura koştura tekrar salona girmişti ama bu sefer abimin yanında durup ona kolunu uzatmıştı.
Abim şaşkınca Ateş'e baktıktan sonra Duru'yu tek bacağının üzerine oturttu.
"Dayı sen burayı biliyor musun.? Bak biz diğer hafta buraya gidecekmişiz...sende bizimle gelsene hem sen yurtdışından gelmişsin biz hiç kaybolmayız."
Ateş'in ona gösterdiği haritayı o da abime gösteriyordu.
"Annenle baban zaten buraları biliyor güzelim...yani ben olmadan da kaybolmazsınız."
Duru elini çenesine koymuş hayran hayran dayısını dinliyordu.
"Olsun bence sen yine de bizimle gel. Annemler gezerken sende benimle gezersin olmaz mı.?"
Duru'nun sorusu hepimizi şaşırtmıştı.
İlk başta abimden çekinmişti ama şu an baya ona kur yapıyordu.
Konuşurken saçlarıyla oynaması, elini çenesine koyarak ona bakması..
Ateş uyarı niyetinde boğazını temizlediğinde Duru hala abime bakıyordu.
"Oraya gelemem ama istersen burada gezebiliriz...yani annen izin verirse."
Duru hızla bana döndüğünde ben hala ikiliye şaşırarak bakıyordum.
Abim elini kızımızın beline koyup kendine çektiğinde Duru bize bakarak onun göğüsüne yaslanmıştı.
"Annem izin verir ki, hem sen onun abisisin bence iki gün bizimle kal hı."
Ateş tekrar boğazını temizlediğinde Can ona önündeki suyu uzatıp gülüyordu.
"Pabucum bu kadar kolay mı dama atılacaktı be." Diyordu Can.
"Sus Can." Dedi Ateş hafif kızgın bir tonda.
"Birazdan gideceğim ama başka bir zaman tekrar gelirim olur mu.?"
Bunu hiç inanarak söylememişti.
Duru'nun suratı asıldığında abim onun sarı saçlarını okşayıp öpmüştü.
Yemekten sonra biraz daha Duru'yla vakit geçirdikten sonra uyuya kalan kızımızla beraber abimde gitmişti.
Konuşmamıştık.
Giderken bana ve karnıma içli içli bakmıştı ama aramızda konuşma geçmemişti.
Geçmeyecekti de.
Ateş ya da annemler görüşebilirdi ama ben onunla görüşmeyecektim.
Belki arada Duru'yu görebilirdi.
Bu kadar.
Can ve annem Gizemlere gittiğinde baş başa kalmıştık.
"Alın bakalım Efsun hanım, çikolatalı sütünüz." Ateş'e gülümsediğimde boynumdan öperek kupayı önüme bırakmıştı.
"Teşekkür ederim." Diyerek dudaklarından öptüğümde o da karşılık vermişti.
Öpüşmemiz çokta derinleşmeden ayrılıp nefeslendik.
Yatak odamızdaydık ve benim canım süt istediği için hemen yapıp getirmişti.
"Beni mi paylaştın." Derken gülüyordum.
Biliyordum beni paylaştığını.
"Hayır, can içimi paylaştım." Gülümsediğimde telefonumu elime alıp paylaştığı fotoğrafa tekrar baktım.
@atescaglayan: Her şeyim.
8.739.820 beğenme. 51.639 yorum
@instagramkullanıcısı: Neee
@instagramkullanıcısı: Hamile mi lan oha.
@instagramkullanıcısı: Ayrıldılar sanmıştım sesleri çıkmıyordu.
@instagramkullanıcısı: Ay demek ki Efsun'u bu yüzden göremiyorduk.
@instagramkullanıcısı: ŞOKUM 2. Bebek mi.?
@instagramkullanıcısı: Efsun 🥹
@instagramkullanıcısı: 🧿🧿🧿🧿
@instagramkullanıcısı: ağlamak serbest mi.
@instagramkullanıcısı: Bir dönem herkese travma bırakan çift şimdi ikinci bebeklerini bekliyorlar.
@instagramkullanıcısı: Çok güzelsiniz.
@instagramkullanıcısı: Abi biliyordum ya tahmin etmiştim haberlerinizin çıkmamasından.
@instagramkullanıcısı: Hürrem yine gebe
@instagramkullanıcısı: Resmen ikinci bebekleri oluyor şaka gibi.
Yorumlara güldükten sonra bir de yapılan haberlere baktım.
@MAG
EFSUN GEDİZ HAMİLE.! ATEŞ ÇAĞLAYAN AZ ÖNCE YAPTIĞI PAYLAŞIMLA İKİNCİ BEBEKLERİNİ BEKLEDİKLERİNİ RESMİ OLARAK AÇIKLADI. ASLINDA HEPİMİZ TAHMİN ETMİŞTİK AMA BİRDEN GÖRÜNCE ŞAŞIRMADIM DESEM YALAN OLUR. ÇOK SEVİNDİM..BARIŞTIKTAN SONRA SESSİZ SAKİN TAKILAN VE ÇOK SEVDİĞİM BİR ÇİFT. DURU ÇAĞLAYAN ABLA OLUYOR.!!!
387.926 beğenme 20.739 yorum
@instagramkullanıcısı: O kadar sevindim ki.
@instagramkullanıcısı: Ben exime yazmaya gidiyorum.
@instagramkullanıcısı: Lan Ateş dünyadaki cenneti yaşıyorsun aq
@instagramkullanıcısı: Ya bu çift bana hiç samimi gelmiyor.
@instagramkullanıcısı: Tebriklerrr
@instagramkullanıcısı: Efsun o kadar güzel ki.
@instagramkullanıcısı: İkinci bebekleri olaysız geliyor şaşırdım.
@instagramkullanıcısı: Ay nasıl sevindim ya bunlar mutlu olmayı hak ediyor.
@instagramkullanıcısı: Sağlıkla gelsin.
@instagramkullanıcısı: şanslı bir bebek olacak.
@instagramkullanıcısı: Ay çok mutlu oldum ikisini de çok seviyorum.
@instagramkullanıcısı: Hala Bodrumda yaşamaları peki.
@instagramkullanıcısı: Ne demek kocam başka bir kadından çocuk yapmış.
Telefonu yan tarafa bıraktığımda beni izleyen adama döndüm.
"Sütünü iç öyle bak yavrum." Beni kendine çektiğinde ellerim yüzünü bulmuştu.
"Yarın cinsiyeti öğreniyoruz." Heyecanla konuştuğumda beni resmen kucağına almıştı.
"Kızımız olacağını artık kabul mü etsen can içim."
Güldüm.
"Sen oğlumuz olacağını kabul mü etsen acaba aşkım."
Beni kolları arasına alıp dikkatle yatağa uzandığında kollarını hemen karnımdan geçirip sarılmıştı.
Ağzını açıp bir şey diyeceği sırada odamızın kapısı önce çaldı sonra da hemen açıldı.
Duru paytak adımlarla yatağa gelirken Ateş hemen ayağa kalkıp onu kucağına almıştı.
Elindeki boboyu görünce korkup geldiğini anlamıştım.
"Benim güzel meleğim uyanmış...gel bir tanem uykunu açmadan uyuyalım hemen."
"Baba rüya gördüm." Ateş ona sıkıca sarılıp boynundan öptüğünde ortamıza bıraktığı tırtılı hızla kollarımın arasına aldım.
"Anlatmak ister misin.?" Dediğimde karnıma sarılarak başını iki yana sallamıştı.
"Tamam uyutalım seni o zaman." Başını salladığında Ateş onun beline elini uzattı.
Duru bana sarılı bir şekilde tekrar uykuya daldığında Ateş rahat etmesi için ortaya doğru çekmişti.
Elini Duru'ya dikkat ederek bana uzattığında parmaklarımızı iç içe geçirdi.
Bir elim Duru'da diğeri sevdiğim adamdayken uykuya dalmam çokta zor olmamıştı.
"Ağlama Efsun gider okurum kağıdı."
Gözyaşlarımı silerek Ateş'e baktığımda kaşlarımı çattım.
"Okursan seni öldürürüm." Dedim sinirle.
Önümüzdeki pasta ve elimizdeki kadehlerle cinsiyeti öğrenecektik ama ben ağlamaya başladığımda yarım kalmıştı.
"Tamam ağlamıyorum yapalım hadi..bakma sakın bana bak."
"Ben senden başka bir yere bakabilir miyim zaten Efsun." Gülümseyerek yanağından öptüğümde Duru pastaya elini daldıracağı sırada hemen tutmuştuk.
"Hadi yapalım şunu yoksa olmayacak."
Başımı sallayıp ona baktığımda hazırdık.
"1.2.3." Birbirimize bakarken pastaya batırdığımız kadehleri kaldırmıştık ama hala bakmıyorduk.
"Anne pastayı mavili yaptırmışsınız ama ben çikolatalı seviyorum."
Duru'nun sesiyle hızla pastaya baktığımızda bu sefer gülümseyerek Ateş'e bakıyordum.
"Oğlumuz mu olacak." Dedi sessizce.
Şaşırmıştı.
"Biliyordum." Dediğimde o hızla beni kendine çekerek sarıldı.
"Bir kızımız bir de oğlumuz mu olacak Efsun."
Gülümseyerek kollarımı daha sıkı sardım.
"Anne bebek mavi mi.?" Duru'nun meraklı sesi ikimizi de güldürürken aramıza onu da alıp tekrar sarılmıştık.
"Erkek kardeşin olacakmış Duru." Dediğimde Duru gözlerini kocaman açarak bana baktı.
"Benimle barbie oynayacak mı.?" Başımı salladığımda kollarını hemen bana doladı.
"O zaman söyle hemen gelsin anne hem babamla ona barbie evi almıştık." Kahkaham bahçede yankılandığında Ateş bizi kolları arasına almıştı.
Erkek bebeğimize barbie evi almıştı.
"Arabalı evler alacağım oğluma." Dedi sessizce.
"Seni çok seviyorum can içim."
"Seni çok seviyorum Ateş." Dudaklarımız kısa bir süre birleşti.
Kız diyordu ama ne kadar sevindiğini gözlerinden anlayabiliyordum.
Zaten kız ya da erkek fark etmezdi. Sağlıklı olsun yeter bizim için. Onu çok seven ve sabırsızlıkla bekleyen üç kişi vardı ve cinsiyeti hiç önemli değildi.
O gün o bahçede bebeğimizle ilgili hayaller kurarken Duru'da kardeşiyle oynayacağı oyunları sıralıyordu.
Hayat tam da şu an dursun istemiştim.
Tam şu anda duralım istemiştim ama bebeğimiz gelene kadar bundan vazgeçmiştim.
O geldikten sonra hayat durabilirdi.
Çabuk gel anneciğim....annen, baban ve ablan seni sabırsızlıkla bekliyor.
Hikayemize tanık olan herkesi kocaman öpüyoruz ve teşekkür ediyoruz. Çağlayan ailesi sizi çok seviyor.
@efsuncaglayan: İt's a boy.! 🩵
8.639.820 beğenme 70.629 yorum
@instagramkullanıcısı: Ağlıyorum amk
@instagramkullanıcısı: Lan çok güzeller
@instagramkullanıcısı: sizin bize kastınız mı var ya karı koca.
@instagramkullanıcısı: Delirdim çok güzelsiniz.
@instagramkullanıcısı: O kadar soft bir aileki.
@instagramkullanıcısı: Tebrik ederim.
@instagramkullanıcısı: Ama siz çok güzelsiniz
@instagramkullanıcısı: Ay Efsun'da tam erkek annesi vibeı var.
@instagramkullanıcısı: 🥹
@instagramkullanıcısı: Ateş çok şanslısın çünkü çocuklarının annesi Efsun gibi birisi.
@instagramkullanıcısı: Ekran bulanıklaştı.
@instagramkullanıcısı: Hayalimi yaşıyorlar.
@instagramkullanıcısı: siz bir daha sakın ayrılmayın tamam mı.?
@instagramkullanıcısı: İsmi ne oldu.
FİNAL
(Bu fotoğraftaki bölümü belki özel bölümde okuruz.)
Bu çiftin finalini yazarken o kadar zorlandım, o kadar duygulandım ki size anlatamam.
Oylarınızı son kez Çağlayan ailesi için, Efsun ve Ateş için kullanır mısınız.? 🥹
Bölümde geçen Emir Aksoy'lu haber yeni kitabım Sahte Ve Gerçek'ten bir alıntıdır (Bu kitaptaki Duru ile ilgili değildir.)
Eğer magazinli kitapları seviyorsunuz yeni kitabıma mutlaka bir göz atın derimmm ♥️
Kitap boyunca beni destekleyen, anlayan herkese çok teşekkür ediyorum ve size gerçekten kocaman sarılıyorum.
Kendinize çok iyi bakın ve yeni kitaplarda görüşmek için beni buradan ya da instagramdan takibe alınn.
Sevgiyle kalın ♥️
Bölüm etkileşimi
