29. bölüm / 37
YAKARIŞ29
Bölümler 37Şu an: 29
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime · Okuduğun bölüm
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Beni buradan ve instagram hesabımdan takibe alabilirsiniz.
Keyifli okumalar..
Ateş bana döndüğünde kolunu omzuma atıp yürümemizi sağlamıştı.
Duru'yla az önce vedalaşmıştık zaten.
Arabaya binip özel yerimize gelince Ateş'e baktım.
Başlıyorduk.
~~~~~~~~~~~~
Ellerimi tuttuğunda başımı karşımızdaki denize çevirdim.
Bizim yerimizdeydik.
Deniz kenarına gelmiştik.
"İyi gelmiyorum artık sana." Diyerek söze başlamıştı.
"Onunla alakası yok."
Başını iki yana salladığını ona bakmasam da görebiliyordum.
"Ayrı kalıyorum olmuyor, yanına geliyorum hiç olmuyor. Ben ne yapacağımı bilmiyorum Efsun.."
"Buradan Newyorka gittiğim gün eve adımı atar atmaz arkamdan Kaya gelmişti." Ateş'in başı hızla bana dönerken ona bakmadım.
"Bana saldırdı...dokunmaya çalıştı ama bir şekilde ona zarar verip evden çıkarttım. Taşındım ama yeni evide buldu."
Ona bakarsam konuşamayacağımı bildiğim için hiç bakmadım.
Ağlamamak için gökyüzüne bakıp tekrar konuştum.
"Sonraki günlerde Gizem buldu beni aslında bağırıp çağırmaya gelmişti ama ben fenalaşınca hamile olduğumu söyledim o da beni hastaneye götürdü. Kızımızı kurtardı."
Dudaklarım titrediğinde tekrar ona bakmadan konuştum.
"Sonra...beni bırakmadılar onlara her şeyi anlattığımda göstermelik olarak yaşadığım yere gidip geri yanlarına dönüyordum...bir kaç ay sonra Kaya bana tekrar zorla dokunmaya çalıştı...4 aylık hamileydim." Gözlerimden akan yaşlarla ona döndüm.
Ateş bana bakmadan sertçe önüne bakıyordu.
"Kafasına bir şeyle vurup onu bayılttıktan sonra zorla Gül teyzelere gittim...ertesi gün ağrılarım yüzünden doktora gittiğimizde erken doğum riskim olduğunu söylediler...çok korktum Ateş." Hıçkırdığımda ellerimle yüzümü kapattım.
"Çok korktum yemin ederim çok korktum o da benden gidecek diye...karnım belli olmaya başladığında evden hiç çıkmadım Gül teyzelerde durdum. Doktor Gizem'in arkadaşı olduğu için bazı zamanlar eve gelip kontrol ediyordu...8 aylık hamileyken seni merak ettiğim için haberlerine baktım."
Ağladığım için kesik kesik konuşuyordum.
Karşımızdaki denize bakarak beni dinliyordu.
Öylece dinliyordu.
Yutkunup burnumu çektim.
"Senin fotoğraflarını görünce sancılarım arttı...doktoru aradık ama doğum yaklaştığı için olduğunu söyleyip kapattı...seni gördüğüm için çok ağladım diye oldu sanıyordum ama düşündükçe ağlamamı durduramamıştım...gece kanamam olunca telaşla hastaneye gittik...Sonra." Diyip tekrar hıçkırdığımda Ateş'in sol gözünden akan yaşı gördüm.
"Sonra Duru'yu kontrol ettiler...doğum kanalına girdiği için doktorun başta söylediği gibi doğum erken başlamıştı."
Gözlerimi kapatıp açarken hıçkırıklarımın arasından konuşuyordum.
"Bir kaç saat sonra bizi korkutsada Duru doğdu." Elimle ağzımı kapattım ama hıçkırığımı engelleyemedim.
"Çok küçüktü Ateş....çok küçüktü hemen küveze aldılar. Doğumdan sonra kanamam olduğu için bayılmışım...bir kaç saat sonra uyandım."
Bana dönüp gözyaşını sildiğinde ellerime bakarak devam ettim.
"19 gün küvezde durdu...hastaneden ayrılmadım iyi olana kadar hep başında bekledim."
"Annem sanki hissetmiş gibi sürekli arıyordu doğum yaptıktan sonra....arkadaşlarımla olduğumu söyleyip geçiştiriyordum ama o gün ısrarla geleceğini söylediği için kabul ettim...geldiğinde bir kaş saat ayrılmıştım sadece hastaneden. Gece uyuduğunda hastaneye gidip sabah erkenden eve dönerek iki gün idare ettim sonra zaten tekrar tatile çıkacağımı söyleyince o da gitmişti."
Ağlayarak konuştuğum için sesim boğuk çıkıyordu.
"Annem gittikten sonraki gün Duru küvezden çıktı."
Bedenim sarsıldığında derin bir nefes alıp burnumu çektim.
Bakışlarımız kesiştiğinde onunda gözlerinden yaşlar aktığını görmüştüm.
"Sonra." Elimin kenarıyla burnumu silip konuştum.
"Gül teyzelere geçtik hemen, orası hastaneye yakındı ve kimse bilmiyordu."
"Bu sırada Gizem, Kaya'nın evin önüne durduğunu kameralardan bakıp bana söylüyordu...artık daha çok korkuyordum Ateş. Duru'yu koruyamayacağım diye çok korkuyordum, çok küçüktü."
"Emziremedim onu." Yüksek sesle hıçkırdığımda beni hızla kollarının arasına almıştı.
Titreyerek ağlarken ona sarıldım.
"Nasıl bakılır bilmiyordum ki...çok korktum ona zarar vereceğim diye Ateş...çok korktum bir şey olacak diye."
Başımın üstüne dudaklarını koyduğunda öpmeden öylece durdu.
"Eşyalarımı almak için gittiğim bir gün gizlice eve girmiş...izlediğin görüntüdeki gün."
"O gün tüm gün karakolda ifade verdim...erkek arkadaşım olduğunu ve tartıştığımız için şikayetçi olduğumu söyleyip polisleri inandırmıştı...zaten bundan sonra da Gül teyze Türkiyeye dönüp annemlere söylemem konusunda beni ikna edince geldim...geldim ama söyleyemedim."
Sırtımdan tutarak beni kendine biraz daha çekti.
"Sen bana öyle bakarken ben kimseye Duru'yu söyleyemedim...beni unutup yeni bir hayat kurmuşken bozmak istemedim." Çenesini başımın üstüne koyarak yine denize dönmüştü.
"Hamileliğimde ve Duru doğunca hep seni düşündüm. Öğrensen ne tepki vereceğini düşünüp durdum...Duru'yu isteyip istemeyeceğini düşündüm.."
"Düğünümüzden iki hafta önce öğrendim. O zamanda çok korktum istemezsin diye çünkü çocuğu hiç yakın bir zaman için konuşmuyorduk...ilk Can'a söyledim." Ağlarken güldüm.
"Hamileyim diyip ağlamaya başladığımda o da benimle artık evin en küçüğü olmayacağı için ağladı."
Ateş gülmemişti.
"Sonra." Diyip tekrar sustum.
Çok fazla sonra demiştim.
"Sonrasını zaten biliyorsun."
Hiçbir tepki vermiyordu.
"Kolay şeyler yaşamadım ben Ateş...hiçbir tecrübem yokken anne oldum...sen yanımda yokken anne oldum ben...sensiz bir şey yapmayı bilmiyordum ki ben. Nasıl anne olacaktım."
19 yaşımdan beri onunla olduğum için çoğu şeyi beraber yapıyorduk. Beraber yaşıyorduk.
Benim yerime her şeyi o hallediyordu.
Benim yerime beni düşünüyordu.
Bir anda onsuz kalınca afallamıştım.
"Duru doğduktan sonra seni o kadar çok aramak istedim ki. Tek başıma onu beklerken yanımda sen ol isteyerek ağladım...çocuk gibi Gül teyzenin omzunda seni istediğim için ağladım."
"Kendi içimde bunları aşamıyorum, aşmak istiyorum ama aşamıyorum Ateş, yemin ederim çok istiyorum." Diğer kolunu da bana sardığında elini enseme atıp okşadı.
"Tek kaldığım günlerin acısını senden çıkartmak istiyorum. Bizi yalnız bıraktığın için senden intikam almak istiyorum ama onu da yapamıyorum."
"22 yaşımda sen yanımda yokken anne oldum."
Beni belimden tutup kucağına çektiğinde bacaklarım iki yanda dururken kucağına yerleşip başımı boynuna gömdüm.
"Geberttim orospu çocuğunu...sana dokunan ellerini yakıp geberttim."
Gömleğini istemsizce avucumda topladığımda kasılmıştım.
Ateş'in tehlikeli bir adam olduğunu kendimi bildim bileli farkındaydım ama böyle duyunca ürperdim.
"Ben sana o piçten daha çok zarar vermişim Efsun...ölsem rahatlamam."
"Sus." Dedim hemen.
"Senin şu an kollarımın arasında olman bile mucize. Senin bana kızımızı göstermen mucize Efsun."
"Konu sen olunca delirdim gözüm hiçbir şeyi görmedi yemin ederim senden sonra bir an olsun mutlu olmadım...bir gün değil bir saat mutlu olmadım...yemin ederim can içim."
"Kendimi öldürmek istiyorum." Dediğinde başımı yasladığım boynundan çekmeye çalıştım ama izin vermedi.
"Böyle konuşacaksan gideceğim." Bir şey demedi.
İç çekti ve sustu.
"Sana içimi döküp tüm yaşadıklarımı anlatmak istiyorum...her şeyi anlatmak istiyorum."
Başımın üstünden öptü ama yine konuşmadı.
"Kızımız büyüyor ve bizim artık toparlanıp ona çok iyi anne baba olmamız lazım."
"Benim iyi bir baba olduğumu mu sanıyorsun.?" Hala kendini suçluyordu.
"Öylesin."
"Hiçbir sikim değilim ne iyi bir babayım ne de adamım...en değerliğimi koruyamamışken ona nasıl iyi baba olacağım."
Zaten olmuştu.
Ateş çok iyi bir baba olmuştu ama kendine olan sinirinden dolayı kabul etmiyordu.
"Oldun zaten."
Beni duymuyordu bile.
"Bunları yaşamamızı sağlayanlar gün yüzü göremeyecek...oyunu kuran, oynayan herkesi sikip atacağım."
Sesi çok sertti.
Bana değilde kendi kendine konuşuyordu.
"Biz bunları yaşadıktan..tüm bu acıları çektikten sonra onların ne olacağı umrumda değil. Bir şekilde hayatlarına devam edecekler ama biz yaşayacağımızı yaşadık...mahvolduk."
Gözünden bir damla yaş aktığında dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Sana bilgisayarı vereceğim içinde bir dosya var onu izler misin."
Bedeni kasıldı.
Anlamıştı sanırım.
"16 tane dosya var. Her aya bir dosya."
Duru'nun her ayı için bir video vardı.
Gözlerim dolunca kapatıp yutkundum.
Ateş kaskatı kesilmişti.
"Daha fazla öldürme beni."
Burnumu çektim.
"Ölmeni değil, kızının kaçırdığın her halini görmeni istiyorum."
"Bu kadar iyi olma Efsun." Derin bir nefes verdi. "Olma güzelim."
Ateş'te yeterince yıkılmış görünüyordu.
Bazen bencilce düşünüp onu üzmek istiyordum ama o zaten üzgündü. Ateş'in gözlerindeki ışıkta tıpkı benimki gibi sönmüştü.
Ne onunla ne de onsuz oluyordu.
Hiç konuşmadan bir kaç saat o şekilde durduk.
Ateş sigara yakarken ben de kokusuyla düşüncelere dalmıştım.
"Nasıl düzeleceğiz biz Efsun. Nasıl geçecek bunca yaşadığın şey."
Saatler sonra boğuk sesini duyunca hızla gözlerimi açmıştım.
"Benimle olunca rahatsız oluyorsun...gidince de rahatsız oluyorsun siktiğimin aklını oynatacağım."
Öyleydi.
Durum tam olarak buydu.
Bir sigara daha yaktı.
Bir saatte bir paket bitirmişti.
Birini söndürüp diğerini yakıyordu.
"Çift terapisine gidelim mi.?"
Göğüsü titrediğinde güldüğünü anlayınca başımı kaldırdım.
Ateş sesli bir şekilde gülünce doğruldum. Sigarasını benden uzaklaştırıp gülmeye devam ettiğinde bozulan sinirlerimle beraber ben de güldüm.
"Çift terapisti." Diyip sesli bir şekilde güldüğünde dudaklarımdaki gülümsemeyle onu izliyordum.
Biz gerçekten iyi değildik.
"Kapıdan girdiğimiz an terapisti delirtiriz biz güzelim."
Dediği şeye güldüğümde kucağından kalkıp yanına oturdum.
"O zaman normal terapiye gidelim." Güldüğünde burun kemerini sıkıp sigarasını içmeye devam etmişti.
"Gidelim terapiye.." Dediğinde sigara olmayan elini bana uzatıp bedenimi kendine çektiğinde tek kolunu omzuma atmış bana sarılıyordu.
Başımı omzuna koyduğumda beraber denizi izledik.
"Bizim yaşadıklarımıza çözüm bulacak bir insan evladı varsa alnından öpeceğim." Gözlerimi devirdim.
O böyleydi işte.
Dağ ayısı gibi bir şeydi.
"Tespitlerin yine aklımı başımdan alıyor." Dediğimde dudağının kenarı kıvrılmıştı.
"İki yıl senden ayrı kaldım.." Devam edeceği sırada sıkıntıyla nefes verip susmuştu.
"Uzak durmamı istiyorsan dururum...beni görmek istersen telefon et gelirim. Sen ne istiyorsan onu yapacağım."
"Ne istediğimi bilmiyorum...bana bu konuda yardımcı olman gerekiyor."
Başımın üstünden öptüğünde sigarasını kayaya bastırıp söndürdü.
"Kızımız çok güzel." Derken iç çekmişti.
"Çok güzel." Dedim onun gibi iç çekerek.
"Sana benziyor...akıllı çocuk kime benzemesi gerektiğini bilmiş." İkimizi de güldürmüştü bu cümlesi.
"Bana benziyor değil mi.?"
Başını sallayıp hafif yan döndüğünde alnımın kenarından öptü.
"Benim küçük Efsun'uma benziyor." Burukça gülümsedim.
"Çocuğumuzun olmasının hayalini kuruyordum ama bu kadar güzel bir şey olacağını hiç düşünmemiştim can içim."
Başımı salladım.
Gözlerim tekrar dolarken Ateş biraz daha sıkı sarıldı.
"Seninle yeni bir sayfa açmak istiyorum ama bunun şu an mümkün olmadığını biliyorum.." dudaklarım titrediğinde kendime kızdım.
"Hazır olmadığını biliyorum güzelim tamam mı.? Ağlama Efsun'um."
"Beni siktir etmediğine mi şükretsem yoksa Duru'ya mı şükretsem bilmiyorum...konu sen olunca çok fazla şükür sebebim oluyor."
Saçlarımı okşayıp beni sakinleştirirken kendimi ona bırakmıştım.
Eskisi gibi.
Eskisi gibi.
"Sen benim evimsin Efsun ve ben ne olursa olsun evime geleceğim...hazır olmanı bekliyorum...siktiğimin terapilerine gidelim ne istiyorsan yapalım bir tanem."
Koluna vurdum.
"Küfür etme terapiye."
Bir şey demedi.
Bunları saçma bulduğunu bildiğim için bu zamana kadar teklif etmemiştim zaten.
"Gideriz güzelce terapilere." Gülmek istemiştim değişen ses tonuna.
Bunları benim iyi hissetmem için yapacak olmasına daha çok seviniyordum.
Beni önemsiyordu.
Eskisi gibi.
Eskisi gibi.
Telefonumu çıkarttığımda ne yaptığımı görmek için bana dönmüştü.
Galeriye girdiğimi görünce yerinde kıpırdandı.
Üste çıkmadan önce ona baktığımda bakışlarımız birleşmişti.
Hamilelik fotoğraflarımı gösterecektim ona.
Dudaklarım tekrar titrediğinde bir şeyler göstereceğimi anlayıp elini yüzüme attı.
"Bilgisayardan izlerim ağlayacaksan gösterme."
"Bunlar izleyeceğin görüntülerde yok." Dediğimde kaşlarını çattı.
Üstlere çıkıp tanıdık fotoğraflara geldiğimde Ateş'in yüzümde olan eli düşmüştü.
Beni ilk defa karnım şiş bir şekilde görüyordu.
Telefonu elimden alıp kendine yaklaştırdığında kafasını resmen ekrana gömdü.
"Orada 5 aylıktı...öyle durmuyor diyordu herkes." O büyülenmiş gibi ekrana bakakalmışken koluna dokundum.
Ateş ağlıyordu.
Hamileyken çok fotoğrafım yoktu ama biraz olan fotoğrafları da saklıyordum.
Can ve Gizem zorla çekiyorlardı. O zamanlar kızsam da şu an minnettardım.
Fotoğrafları kendine attığında hala benim telefonumdan bakma devam ediyordu.
Göz ucuyla baktığı fotoğrafa baktım.
"Burada 7 buçuk aylık hamileydim."
Yakınlaştırıp bakıyordu.
Bıraksam sabaha kadar aynı fotoğrafa bakacağı için telefonu elinden alıp yana kaydırdım.
"Bu fotoğraftan bir hafta sonra doğum yaptım."
Ateş telefonu tekrar elimden aldığında burukça gülümsedim.
Bir kaç dakika fotoğrafa baktıktan sonra yine az önceki fotoğrafı açtı.
Pijamalarımla çektiğim fotoğrafa uzunca bir süre baktığında bu sefer karışmadım.
Yana kaydırınca hastanedeki fotoğrafıma geçmişti.
"Doğumdan bir kaç saat öncesi." Dediğimde gözleri dolu dolu diğer fotoğraflara bakıyordu.
"Doğumdan bir gün önce evde sancılarımın olduğu an." Tüm fotoğrafların açıklamasını yapıyordum.
Artık doğum fotoğraflarına geçmişti.
Bu fotoğrafla ilgili hatırladığım tek şey çok korktuğumdu. Hastaneye telaşla gitmiştik ve benim için kötü anlardı.
Duru'nun doğduktan sonraki fotoğrafına uzunca bir süre baktı.
Sesimi çıkartmadan onu izliyordum.
Bazen gözünden yaşlar aksada gülümsüyordu.
Gülümseyerek onsuz biriktirdiğim anılara bakıyordu.
"Saçları dediğin gibi koyuymuş." Yutkunup başımı salladım.
"Sonradan bu kadar açıldı." Dediğimde baktığı fotoğrafı yakınlaştırdı.
"Çok güzelsin Efsun...çok güzelsin."
Israrla gözlerine bakıyordum ama o bana hiç bakmamıştı.
"Hamileyken yanında olamadım...ben kendimi nasıl affedeceğim."
Koluna dokunduğumda sonunda bana bakmıştı.
Yanağındaki yaşı silip yüzünü tuttum.
"Benim sana şu an daha çok ihtiyacım var." Gözleri bir kaç saniye kapandığında tekrar telefona dönmüştü.
Bundan sonra hep Duru ve benim fotoğraflarımdı.
Son fotoğrafı görünce dudağının kenarı kıvrıldı.
"Kurban olurum ben size." Alnımı koluna koyduğumda tekrar iç çektim.
Telefonun ekranını kapatıp sinirle sıktığında kendine sinirlendiğini anlayabiliyordum.
Kızgındı.
Yanımızda olamadığı için kızgındı.
Beni üzmemek için konuşmuyordu ama onu anlayabiliyordum.
Bana da kızıyordu haber vermediğim için bununda farkındaydım.
"Fotoğraflar fazla ağır oldu." Dediğinde elini tuttum.
"Üzülmen için göstermedim." Cümlem biter bitmez elini tuttuğum elimi alarak dudaklarına götürdü.
"Biliyorum...biliyorum sana bir şey demiyorum can içim ben kendime kızıyorum sana değil."
"Kızma, kızmakla geçmiyor hiçbir şey ikimizde suçluyuz. Sağlıklı ve dünyalar güzeli bir bebeğimiz var. Anne babayız biz Ateş...bize ihtiyacı olan bir meleğin anne babasıyız ve kendimizi toparlamamız lazım." Ona söylüyordum ama ben daha kötü durumdaydım.
"Dediğin kafa doktoruna gidelim."
Gözlerimi devirdim.
"Terapist." Dediğimde de o gözlerini devirdi.
"Deliymişiz gibi kafa doktoru deme...bize yol gösterecek bilir kişi de."
"Tamam Efsun amına koduğumun yolunu gösterecek olan doktora gidelim işte."
Ona yine kınayıcı bakışlar attığımda elimi kurtarıp ayağa kalktım.
"Bir şey demiyorum artık sana nasıl biliyorsan öyle de."
Arabaya doğru yürümeye başladığımda arkamdan küfür ederek geliyordu.
"Kötü bir şey mi dedim...kafa doktoru ve terapist aynı şey."
"Bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesine yatmıyoruz Ateş, sadece bir uzmandan durumumuzla ilgili görüş alacağız gelmiş kafa doktoru diyorsun."
"Hala aynı şey." Dedi.
Sinirle ofladım.
"Tamam benim yanımda deme şunu."
Arabanın kilitleri açıldığında onu beklemeden bindim.
Gerçekten ayı olabilirdi.
Ön koltuğa yerleşip tam o anda çalan telefonumu hızla açtım.
Ateş'te kemerini takıp arabayı çalıştırmıştı.
"Annem...ne yaptınız geliyor musunuz.?"
Arkadan duyduğum ağlama sesiyle yüzümü buruşturdum.
"Geliyoruz anne, durmadı mı niye ağlıyor.?"
"Yok kızım yok gözleri kızardı ağlamaktan. Baban ve Kıraç arabayla bile dolaştırdı ama durmuyor."
Ateş dikkatle beni dinlerken arabayı durdurmuştu.
Sesi hoparlöre aldığımda Duru'nun ağlayan sesini duyduğu gibi arabayı tekrar yola çıkarttı.
"Görüntülü mü arasan anne çok ağlıyor.?"
"Seni şimdi görmesin daha çok ağlar...Can'ı çağırdık o gelecek şimdi belki durur."
Sıkıntıyla bir nefes verdim.
"En azından sesimi duysun." Dediğimde onayladı ve ağlama sesinin kaynağına doğru telefonu yaklaştırdı.
"Kuzucuğum bak annen telefonda."
"Duru." Dedim hafif yüksek sesimle.
Sesimi duymuş olacak ki ağlama sesi o kadar tiz gelmiyordu.
"Bir tanem geliyorum anneciğim ağlama tamam mı aşkım."
Ağlamaya devam ediyordu.
"Duru geliyorum her şeyim bak yoldayım...babanda yanımda."
"Babacım, geliyoruz meleğim ağlama." Ateş telefona doğru seslendiğinde bu sefer ağlama sesleri durmuştu.
"Ta ta."
"Tata bir tanem tata geliyor şimdi seni yemeye." Ateş'in söyledikleriyle Duru çığlık atınca gülümsedim.
"Oy kuzum benim kurban olurum sana." Sezen teyze konuşmuştu.
Sanırım hepsi bir araya gelmiş kızımızı sakinleştirmeye çalışıyorlardı.
Ateş biraz daha hızlandığında Duru'yla konuşuyordum.
"Beni özlemedin mi sen.?" Dediğimde annemler güldükten sonra Duru'nun çığlığını duymuştuk.
"Babanla uyursun o zaman bugün."
"Ta ta tu."
Ateş'in dudakları kıvrıldığında siteye girmiştik bile.
Çok uzakta değildik zaten eve beş dakikalık bir yerdi. Sahil kenarına inmiştik.
Bizim yerimiz olan kenara.
"Ölürüm lan sana." Ateş'in dediğini sadece ben duydum.
"Anne biz bir dakikaya evdeyiz Sezen teyzelerde misiniz.?"
"Evet anneciğim buradayız hepimiz durmadı sizinki."
Sizinki.
Ateş ve benim kızım olan sizinki.
Bizim bebeğimiz.
"Tamam kapatıyorum geldik zaten." Kapattığımda göz ucuyla Ateş'e baktım.
"Noldu."
"Bir şey yok." Dedim hemen.
Sağ elini kucağımda duran elime uzattığında başım tamamen ona döndü.
"Noldu Efsun."
"Bir şey olmadı annem sizinki diyince duygulandım sadece." Göz ucuyla bana baktıktan sonra bahçeye girip arabayı park etmişti.
Kemerimi çözüp ineceğim sırada kolumdan tutulup çekilmemle beraber neredeyse ona yapışmıştım.
"Duru bizim meleğimiz, senin ve benim kızımız. Eğer benimde kızım olduğu için üz.."
"Saçmalama." Dedim lafını keserek.
Parmakları yüzüme dokunduğunda gözlerimi kapattım.
"Bugün için teşekkür ederim meleğim...yarın tekrar gidelim mi.? konuşuruz biraz."
Başımı salladığımda gözlerimi açtım.
"İçeride sakinleştirmen gereken bir bebek var." Güldüğümde dudağımın kenarından öpmüştü.
Dudakları dudaklarıma değmemişti ama eskisi gibi öpünce kalp atışlarım hızlandı.
"Hadi." Çıktığında hızla gelip kapımı açınca elimden tuttu.
Beraber eve doğru yürürken duyduğumuz ağlama sesiyle adımlarımız hızlandı.
Her zamanki gibi hafif açık olan kapıdan geçtiğimizde ağlama sesi evin içinde resmen yankı yapıyordu.
"Hay Allahım çocuk çatlayacak şimdi." Diyordu Sezen teyze.
"Kuzumun kuzusu kıyamam ben sana ne istiyorsun güzel kızım...oyuncağıda yanında anlamadım ki Sezen."
Annemin konuşması bitince bizde salona girmiştik.
"Sonunda be Efso çocuk burada perişan oldu anasıyla babası da gezsin dursun." Kıraç amca Can'ın kafasına vurduğunda hafifçe gülümsedim.
Ateş hemen Duru'nun yanına adımlarken onu annemin kucağından hızla alıp boynundan öpünce bebeğimin ağlamaları biraz olsun kesilmişti.
Bu sefer Ateş'in yüzüne bakarak ağlamaya başladığında elindeki ayısını hırçın bir şekilde yere attı.
"Bir tanem." Ateş onun saçlarını alnından çekip yüzüne üflerken o hala ağlıyordu.
Yanlarına gitmek için hareketlendiğimde Can kolumu tuttu.
"Noldu." Dedikodu moduna geçiş yapmış olduğunu görünce omzuna vurdum.
"Çocuğum ağlıyor oturup seninle dedikodu mu yapayım."
"Çocuk bu ağlar sen taze dedikodu verirsen ben de sana süper dedikodu veririm." Gülmemin bıçak gibi kesilmesini sağlayan şey var gücüyle çığlık atarak ağlayan kızım oldu.
Telaşla onlara baktığımda Ateş'in kucağından kollarını bana uzatarak çığlık attığını görünce çantamı yere bırakıp hemen yanlarına geçtim.
Duru beni gördüğü için çığlık çığlığa ağlıyordu.
Minik kollarını bana gelmek için uzatırken ağlamaktan kıpkırmızı olmuş suratına çok bakmadan onu hemen Ateş'ten alıp sıkıca sarıldım.
"Geldim...geldim anneciğim..geldim her şeyim." Başını boynuma gömüp iç çektiğinde annem gözleri dolu dolu bana bakıyordu.
Kucağıma gelince ağlaması durmuştu.
Saçlarının üstünden öpüp salonda yürümeye başladığımda elleriyle tshirtümü kavramış sıkıyordu.
"Anne kuzusu daha." Sezen teyzeyi duyuyordum ama başımı kızımın boynuna gömdüğüm için bakamıyordum.
Duru sanki gidecekmişim gibi parmaklarını tshirtüme sıkı sıkı sardığında sırtını okşamaya devam ettim.
"Abi nasıl satıldın ama." Can gülerek konuştuğunda Duru'nun her yerini öpmekle meşguldüm.
Kucağıma gelince anında susmasıyla vicdan azabı çekmeye başlamıştım.
Beni istediği için o kadar ağlamıştı ve biz Ateş'le yaklaşık 3-4 saattir yanında yoktuk.
Annemlerde ona hala yabancı geldiği için korkmuştu.
"Tamam oğlum durma öyle annesini özlemiş bizim sıpa." Kıraç amca konuşunca arkamı döndüm.
Ateş durmuş doğrudan bize bakıyordu.
O da üzülmüştü.
Tedirgin ve üzgündü bakışları.
Gelince fark etmediğim abimi köşede görünce gözlerimi hızla ondan çektim.
"İyi mi.?" Ateş konuştuğunda hemen başımı salladım.
"İyi merak etme. Annemleri hala çok tanımadığı için korkmuş." Can'a döndüm.
"Yeni mi geldin.?" Hemen başını sallayıp yanımıza geldi ve Duru'nun başının üstünden öptü ama o başını boynumdan kaldırmıyordu.
Kucağımda zıplatıp kaymasını engellediğimde yine iç çekmişti.
Böyle yapması suçlu hissetmeme sebep oluyordu.
"Özür dilerim aşkım." Dedim kulağıma doğru fısıldayarak.
Hızla başını kaldırınca başı çeneme çarpmasın diye yüzümü aynı hızda geri çekmiştim.
Duru'nun mavileri yüzümün her tarafını incelerken göz ucuyla Ateş'e baktım.
O da dahil salondaki herkes merakla kucağımdaki meleğe bakıyordu.
Elinin birisi yüzümü bulduğunda gözlerim bir kaç saniyeliğine kapandı.
"Mamu."
Alnından öptüğümde ellerini boynuma dolayıp başını tekrar boynuma gömdü.
Bu sefer yanağını yan bir şekilde koyduğunda yüzü anneme dönük olduğu için hemen konuşmuştu.
"Nasıl bakıyor bize Cihan."
Onu babasına doğru döndürdüğümde Ateş'le göz göze gelmiştik.
Bana bakıp gurur duyar gibi dudağının kenarını kıvırdığında burukça gülümsedim.
Gözleri bu sefer boynuma doğru yani kızımıza kaydı.
Duru kuş boynumdan az önce ağlamaları yüzünden ayağa diktiği kişilere bakarken eğleniyor olmalıydı.
"Nasıl gülüyor Allahım bu nasıl bir çocuk Esin." Sezen teyze annemin yanına giderken söylemişti bunları.
Başımı yana doğru eğip ona baktığımda hızla kafasını kaldırıp tekrar benimle yüz yüze geldi.
Ağzını birden çeneme bastırdığında güldüm.
Çıkacak dişlerini kaşımaya çalışıyordu.
Salyaları çeneme akarken saçlarını okşadım.
"Annesini yiyecek şimdi, bir o kalmıştı amcam." Kıraç amca tekrar Can'ın kafasına vurduğunda Duru çığlık atmıştı.
Şımarık bir çığlıktı bu.
Ateş yanımıza gelip çenemi peçeteyle sildiğinde Duru bu sefer başını dikmiş dikkatle ona bakıyordu.
Ateş çenemi silerken ona doğru bakan kızımızı fark edip Duru'ya dönünce kızımız bizi şaşırtarak Ateş'in elini çenemden ittirdi ve başını tekrar boynuma gömdü.
Gülsem mi üzülsem mi ikileminde gidip gelirken Ateş'in çatık kaşlarını görünce kıkırdadım.
Can zaten kahkaha atmaya başlamıştı.
"Lan resmen intikamımı alıyor." Dediğinde Kıraç amca tekrar vuracakken o kaçmıştı.
Annemlerde gülüyordu.
"Kıskanıp büyü mü yaptırdın çocuğa Efso." Yanımıza doğru gelirken Ateş sinirle ona bakınca Can arkasını dönüp yürümeye başlamıştı.
"Aman ağlamasında, ben kahve yapayım size." Sezen teyze ve annem mutfağa doğru gittiklerinde Ateş koluma dokundu.
"Otur durma ayakta...ağlamaz değil mi oturunca."
"Ağlamaz ağlamaz." Dediğimde sertçe nefesini verip alnını sıktı.
Can'ın yanına oturduğumda Ateş'te kapıya doğru gidip sigara yakmıştı.
Bizden uzakta olduğu için sorun yoktu.
"Küçük şeytan sen benim abimin elini nasıl itersin ha." Duru'nun burnuna dokununca kızım ortalığı ayağa kaldıracak bir çığlık attığında Can, Kıraç amca ona vurmadan koşarak salondan çıkarken Ateş'te onun peşinden gidiyordu.
"Ateş." Dediğimde sinirle döndü.
"Bir şey yapmadı Duru huysuz bugün o yüzden bağırdı." Can'ın gittiği yere dönüp arkasından sinirle baktıktan sonra tekrar yerine geçmişti.
Kucağımdaki asi kızımla arkama yaslandım.
O da aynı şekilde kucağımda bacakları iki yanda yatma pozisyonunda duruyordu.
Sırtını okşarken mayıştığını görmesem de biliyordum.
"Çok mu ağlamış benim bir tanem." Sesimi sadece Duru duyuyordu.
"Yerim ben senin ağzını yüzünü." Görmeden yanağına dokunup sıktığımda başı tekrar bana bakmak için kalkmıştı.
Uykulu ve kızarık gözlerle bana bakarken yanaklarını sıkıp ağzını balık gibi yaptığımda hafifçe gülüp tekrar başını boynuma gömdü.
Elinin birisi omzuma doğru tutunduğunda başının üstünden öptüm.
Gözü Ateş'i bile görmediğine göre çok korkmuştu.
Gül teyze olsa biraz olsun sakinlerdi ama etrafında tanıdığı kimse olmayınca sonuç böyle olmuştu.
Ateş sigarasını içip yanında ona bir şeyler soran abime cevap verirken annem ve Sezen teyze herkese kahvesini dağıtıyordu.
Gözlerimi bir kaç saniye kapattığımda yanımıza gelip duran ayak sesiyle tekrar açtım.
Annem eğilmiş yandan Duru'ya bakıyordu.
"Uyumuş." Dediğinde bir şey demedim.
"Kurban olurum ben size." Uzanıp alnımdan öptükten sonra Sezen teyzenin yanına geçmişti.
Sezen teyzeyle ikisi Duru hakkında konuşurlarken tekrar gözlerimi kapattım.
Kahve ya da çay istemediğim için bana getirmemişlerdi.
Duru yanımıza kimseyi yaklaştırmadığı için üç kişilik koltukta sadece ben otururken o da kucağımda uyuyordu.
"Kızım uyuma burada eve geçin Duru'da rahat rahat uyusun." Gözlerimi açmadan babama cevap verdim.
"Biraz daha dalsın kalkacağım."
O da bir şey demediğinde Kıraç amcayla sohbetine geri dönmüştü.
Esnediğimde kucağımdaki kızıma biraz daha sarıldım.
Uyumasına rağmen elleri hala tshirtümü tutuyordu.
Henüz çok küçüktü ve onu yalnız bırakmam doğru değildi ama bazen elimde olmuyordu.
Koltuğun diğer tarafı çöktüğünde yanıma oturan bedeni gözlerimi açmadan, kokusundan tanıdığım için pozisyonumu bozmadım.
Tam yanıma oturduğu için başımı omzuna koyduğumda önce tepki vermesede bir kaç saniye sonra kolunu başımın üstünden geçirerek beni dikkatlice kendine çekti.
Başım onun omzuna yaslıyken Duru'da kucağımda uyumaya devam ediyordu.
Salondaki sesler bir süreliğine kesildiğinde Ateş'in parmakları kolumu sarmış okşuyordu.
"Çok güzelsiniz Efsun." Dedi sessizce.
Hafifçe gülümsedim.
"O kadar güzelsin ki aklımı oynatmak üzereyim."
Gözlerimi açıp ona bakacağım sırada bizim bahçe tarafından buraya kadar gelen bağırma sesleriyle Ateş kaşlarını çattı ve hemen yanımızdan kalkarak evden çıkmıştı.
Babam ve Kıraç amcada onun peşinden giderken Duru'yu yavaşça koltuğa yatırdım.
Ne ara mutfağa gittiklerini bilmediğim annem ve Sezen teyzeye kızımı emanet ettikten sonra koşar adım bizim ön bahçeye doğru geldim.
Abim yerde bir adamı ölesiye döverken Ateş'te onları ayırıyordu.
Gözlerim yan tarafta babamın kolları arasında çırpınan Gizem'i bulunca telaşla yanına gidip yüzünü ellerimin arasına aldım.
"Noldu niye ağlıyorsun.?" Sesim nefes nefese ve telaşlıydı.
Ağzından bir hıçkırık çıkarken babamın kollarından çıkıp bana sarılmıştı.
"Noldu Gizem korkutma beni." Sırtını okşadığımda hıçkırdı.
"Gizem." Dedim ama o konuşmadan ağlıyordu.
"Bırak lan.! Etrafında görürsem öldürürüm demedim mi oğlum sana.! Bırak Ateş.!" Abim siteyi inletecek derecede bağırdığında Gizem hızla benden ayrılmıştı.
"SANA NE.!" Gizem birden bağırdığında herkesin hareketi durmuştu.
Abimde nefes nefese ona bakıyordu.
"Sana ne benim hayatımdaki kişiden.! Sana ne benden.!" Haykırdığında olayları şimdi anlamıştım.
Abim, Gizem'in görüştüğü çocuğu dövmüştü.
Batuhan'ı Gizem'in anlattığı kadar biliyordum ama hiç görmediğim için abim onu döverken tanıyamamıştım.
"Delirtme beni Gizem, siktirtme hayatındaki kişiyi.!"
Gizem karşısına geçip abime tokat attığında babam Gizem'i geri çekeceği sırada abimin dur işaretiyle durmuştu.
"Hayatımdaki kişi ya da kişilere bir kere daha bu şekilde karışırsan seni öldürürüm Kartal...şimdi nişanlımdan özür dile."
Sözleriyle şokla ona baktım.
Nişanlım mı demişti o.?
Abim alaylı bir kahkaha attığında bu olayın daha yeni başladığını ve başımıza bir iş geleceğini anlamıştım.
BÖLÜM SONU
Bölüm etkileşimi
