11. bölüm / 37
YAKARIŞ11
Bölümler 37Şu an: 11
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime · Okuduğun bölüm
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
Duyuruları panoya yapıyorum haberdar olmak için takip edebilirsiniz.
Keyifli okumalar...
"SEN BİR DAHA BENİMLE KONUŞMA EFSUN....GERİ ZEKALI."
"Bırak anne ya sinirliyim.!"
Sezen teyzenin ne dediğini duymuyordum ama Can'a kızıyorlardı.
Dudaklarım titrediğinde sarsıla sarsıla ağlamaya başlamıştım bile.
Hızlıca dış kapıyı kapatıp odama çıktım.
Kapımı kilitleyip telefonumu yatağa attım.
Can ile bir daha konuşmayacaktım.
O da artık bitmişti benim için.
************
Sabah annem bir kaç kere odama geldi ama kapıyı açmadım. Dün duş aldıktan sonra direkt olarak uyumuştum.
Şarjdan telefonu çekip çantama attım.
Parfümümü sıktıktan sonra aynada kendime baktım.
Normaldim.
Son kez her şeyi kontrol edip odadan çıktım. Merdivenlerin başındaki annemle adımlarım durdu.
"Efsun." Yanıma geldi hemen.
"Günaydın aşkım." Yanaklarımı öptü ama benden bir tepki alamadı.
"Günaydın." Dedim sadece.
"Küs müyüz biraz konuşalım mı.? Söz bir daha istemediğim hiçbir şey olmayacak." Bilmiyorum der gibi dudaklarımı büzdüm.
"Sonra konuşalım mı anne." Bir şey demesini beklemeden hızla merdivenlerden inmeye başladım.
"Akşam konuşalım arayacağım." Arkamdan sesleniyordu.
"Tamam."
Arabanın kapısını açıp kucağımdaki poşeti ön koltuğa yerleştirdim.
Tabletim vardı. Yani dün Gamze ve ablamın kırdım sandığı tabletim.
Can'ın tabletini kırmıştım ve o iki geri zekalının gözleri parlamıştı.
Planımdan haberleri olmadığı için onlara sadece gülüyordum.
Ön kapıyı kapatıp kendi tarafıma geçeceğimde abimin sesiyle arkamı döndüm.
Gözlerimi kısıp ona ve yanındaki kadına baktım.
Gamze.
Bir elinde simit bir elinde telefon bir şey yapıyordu. Güldüm ikisine bakıp.
Biraz daha etrafa bakındım Ateş ya da ablam var mı diye.
Bir kaç adım atıp abimin yanına yaklaştım.
"Aferin sözümü dinliyorsun." Dedim arkasındaki Gamze'den bahsederek.
Ona bir mesaj atmıştım.
"Bir bok çıkacağından değil sadece haksız olduğunu tekrar kanıtlamak için kabul ettim." Alayla güldüm.
"Tamam." Tekrar arkamı dönüp arabaya doğru yürümeye başladım.
Gözüm istemsizce yan eve takılıyordu.
Can'la aramızda hiçbir gelişme olmamıştı.
Olmazdı da artık.
Bitmişti.
Sıkıntılı bir nefes alıp arabaya geçtim.
Yola çıkmadan önce son kez abime baktım. Biraz uzunca gözlerine bakıp işaret parmağımı kaldırdım.
Gamzeyi göstermiştim ona.
Başını salladı bir kere. Gözlerimi kapatıp açtım.
Arabayı çalıştırıp bahçeden çıkmıştım.
Tabletimi kontrol edip duruyordum.
Telefonum çaldığında gözlerimi yoldan ayırmadım. Arayanı o kadar da merak etmiyordum.
Yoluma devam ettim. Israrla çalan telefonuma baktım.
Aslı arıyordu.
"Efsun."
Bir şey demediğimde devam etti.
"Can gece bendeydi, anlatmadı tam olarak ama tartışmışsınız sanırım...neredesin sen bana gelsene biraz konuşuruz."
Kelimleri tek tek çekinerek ağzından çıkartıyordu.
"Çekime gidiyorum evden çıktım."
Bir süre konuşmadı.
"Efsun...Can sabah dedi ki tablet onda mıymış." Can onun tabletini kırdığımı anlamıştı.
"Bende." Dedim.
"Süper merak ediyordu geceden beri ayrıca flashları da öyle hepsi sende değil mi bir sorun yok." Aslı'nın tavrı samimi geliyordu.
"Sonra konuşsak olur mu Aslı araba kullanıyorum."
"Tamam tabi ki rahatsız etmeyeyim ben görüşürüz dikkatli ol." Onu reddetmeme rağmen kibardı.
"Görüşürüz." Onun kapatmasını bekledim ve kapattı.
Stüdyonun önüne gelince eşyalarımı alıp hızla içeriye geçtim. Bugün sabahtan başlayarak akşama kadar çekim yapılacaktı.
İçeriye geçerken bir kaç kişiye selam verip telefondan bir şeylere bakıyordum. Can ve Aslı'nın haberini görünce hızla okumaya başladım.
@GAZETEMAGAZİN:
CAN ÇAĞLAYAN VE ASLI TOPTAŞ AŞKI RESMİ OLARAK BELGELENDİ. ÇİFTİMİZ SABAH ERKEN SAATLERDE TOPTAŞIN EVİNİN ÖNÜNDE AŞKA GELDİ. SİZ İKİLİ HAKKINDA NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ.?
288.180 beğenme. 11,920 yorum
@instagramkullanıcısı: Sevdim
@instagramkullanıcısı: Lan bunlar ne kadar rahat böyle amk
@instagramkullanıcısı: Yakışmıyorlar
@instagramkullanıcısı: Can ve abisinden hızlısı mezarda
@instagramkullanıcısı: Çağlayan erkekleri yine şaşırtmadı.
@instagramkullanıcısı: Daha geçen hafta başkasıyla değil miydi bu kız
@instagramkullanıcısı: Çok tatlılar lan
@instagramkullanıcısı: Gece Aslıda kalınmış belli
@instagramkullanıcısı: Arabaları çok güzel ya of
@instagramkullanıcısı: Efsun ve Can kankiler küser bu gidişle
@instagramkullanıcısı: Canı seviyorum ya çok tatlı
@instagramkullanıcısı: Bunlar niye sürekli öpüşüyor ya da yataktalar
@instagramkullanıcısı: Güzel bir çift ama ayrılırlar.
@instagramkullanıcısı: Can bu sefer ciddi gibi sanki.
Beni aradığında Can sanırım yanındaydı.
Ekranı kapatıp Sertaç'ın yanına geçtim.
"Hoş geldin Efsun, önce kahvaltıya geçelim sonra da çekimlere başlayalım uygun mudur.?"
Gülümseyerek başımı salladım.
"Olur tabi." Dostane bir şekilde kolumdan tutup beni terasa götürmeye başladı.
"Can yok mu.?" Diye sorduğunda bir an duraksadım.
"Bugün olmayacak."
Anladığını belirtir gibi başını sallıyordu.
Hızlı bir kahvaltıdan sonra direkt çekime geçmiştik.
"Efsun hanım bir de yukarıya bakar mısınız...süper boynunuz öne çıksın."
"Sırt dekoltesini de alalım son kez ve bitirelim." Video çekimini yapmıştık şu anda fotoğraf çekimini yapıyorduk
Saat akşam 8 olmuştu ve biz hala çekime devam ediyorduk.
"Hafif öne eğer misiniz başınızı..tamam böyle kalalım...bitti arkadaşlar elinize sağlık."
Herkes alkışlamaya başladığında yorgunluktan halim kalmamasına rağmen ben de alkışladım.
"Efsun gel hemen kahve söyledim içelim." Sertaç'ın yanına doğru ilerlemeye başladım.
"Fotoğraflar olay oldu." Kameradan gösterdiği fotoğraflarıma bakıyordum.
Çok güzeldi gerçekten.
"Şunu bana da atar mısın.?" Dedim.
"Hemen atarım al hadi kahveni." Uzattığı kahveyi alıp yanına oturdum.
"Ben çıkayım birazdan Sertaç." Bakışları kamera ekranından bana döndü.
"Yemek yiyelim diyecektim kaç saattir bir şey yemedin." Gülümsedim.
"Aç değilim merak etme gideyim eve gideyim dinleneceğim." Elimin üstüne elini koydu.
"Bırakayım mı.?"
"Arabayla geldim hiç gerek yok." Dedim.
Ben kahvemi içerken o da resimlere bakıp düzenliyordu.
Kahvemden son kez içip sehpaya bıraktım.
"Ben üzerimi değiştirip çıkarım Sertaç çok sağ ol her şey için." Beraber ayağa kalktığımızda benimle yürüyordu.
"Bugün durgun gibisin bırakabilirim seni."
"Yoruldum 10 saattir çekimdeyiz sorun yok merak etme telefonumda kapanmış merak etmişlerdir." Çantamdan şarjımı çıkartıyordum.
Sertaç'tan ayrılıp giyinme odasına geçtim ve telefonu şarja taktım.
Getirdiğim diğer kıyafetlerimi giyinip hemen telefona baktım. Anneme haber vermemiştim geç geleceğimi ve o da 36 kere aramıştı.
Babamda öyle.
Hemen önce annemi aradım.
"Efsun, neredesin sen kızım telefonlara bakmıyorsun nereye gittiğini söylemiyorsun."
"Anne bir saate geleceğim telefonum kapanmış merak etmeyin babam yanındaysa ona da söylersin." Dedim hızlıca.
"Baban ve Kıraç amcan şirketteler bugün sabaha karşı geleceklermiş Sezen teyzenle oturuyorum bahçede...Evde kimse yok yemek hazırlayayım mı sana beraber yeriz."
Derin bir nefes alıp verdim.
"Olur geliyorum bir saate." Onayladıktan sonra kapattık.
Şarjımı tekrar çantama atıp stüdyodan çıktım.
Arka koltuğa eşyalarımı koyup kapıyı kapattığım an ağzıma kapanan ellerle kalbim yerinden çıkacaktı.
"Efsun hanım." Arkamdaki Sinan'ın pis nefesiyle çığlık atmaya çalıştım.
"Kaya abim nerede lan.!" Sırtımı arabaya sertçe yaslayıp bana baktı.
"Siktirme belanı kızım ne yaptın adama söyle.!" Hem bağırıp hem de etrafına bakıyordu.
Elindeki çakıyı karnıma bastırdığında inledim.
"Kaya abim nerede Efsun.!"
Elini hafifçe çekince güçlükle konuşabildim.
"Bilmiyorum, yapma şunu.!" Bıçağı resmen karnıma saplamıştı.
"Delik deşik ederim lan seni Kaya nerede söyleyeceksin." Eğilmiş kulağıma söylemişti.
"Sinan bağırırım defol git bilmiyorum.!" Şu anda resmen bağırıyordum.
Güldü.
Bıçağı biraz daha ittiğinde çığlık attım.
Birazı karnımın içindeydi hissedebiliyordum.
"Abim yarın yanımda olmazsa seni öldürürüm hatta....seni değil Can piçini öldürürüm Efsun'cum." Acıdan tepki veremiyordum.
"ÇEK ŞUNU." Ağzımı kapattığında alnımdan terler süzülüyordu.
"Orospu çocuğu kes lan sesini delirtme beni Efsun...yarın kıyametinin olmasını istemiyorsan Abinin yerini söyle."
Sesim çıkmıyordu. Hatta artık nefes almamı da engelliyordu.
Çırpındıkça daha çok sıkıyordu.
"Yarın seni arayacağım öldürtme kendini." Çenemden sıkarak beni arabaya tekrar ittiğinde biraz uzaklaştı.
"Siktir git Sinan.!" Bağırmamla boğazıma yapışması bir oldu.
Öyle bir sıkıyordu ki.
"Belanı sikerim lan senin...Dua et abi sana bir şey olmasını istemiyor Efsun sikmiştim yoksa seni." Nefes alamıyordum.
Kıpkırmızı olmuş bir suratla gözlerimi kapattım.
Beni öldürmesini istedim.
Sinan'ın beni burada öldürmesini istedim ben.
Boğazımdaki eller çekildiğinde yere çöküp öksürmeye başladım.
"Seninle sonra görüşeceğim." Arkasını dönüp uzaklaşmaya başladığında gözyaşlarım aynı anda aktı.
Öldürecekti beni az kalsın.
İşin tuhaf tarafı ben bunu istemiştim.
Öldürsün istemiştim.
Karnımdan akan kana elimi sürüp kaldırdım.
Tshirtümü kaldırıp yaraya baktım.
Derindi.
Gözlerimi kapatıp acının geçmesini bekledim ama geçmiyordu.
Yana kayıp kapıyı tekrar açtım ve telefonumu aldım.
Arayacağım tek bir kişi vardı.
Hızla telefonu kulağıma tuttum ama cevaplanmadı.
Açmadı telefonumu. İlk defa.
10-15 saniye sonra yükselen telefon sesiyle ağlarken ekrana baktım.
Arıyordu.
"Efendim Efsun." Sesi hala sinirliydi.
"Atacağım konuma gelir misin."
"Ne bu ses.! Noluyor." Hışırtı sesleriyle ayaklandığını anlayabiliyordum.
"Can." Dedim sessizce.
"Sinan beni bıçakladı." Bir dakikaya yakın ses gelmedi.
Acıdan boğuk boğuk nefes seslerimden başka ses çıkmıyordu.
"Ne...ne dem...NE DEMEK BIÇAKLADI LAN." Gözlerimi kapatıp yerime sindim.
"Can." Diyebildim.
"Konumu at çabuk.!"
Hemen dediğini yaptım.
"Geliyorum 10 dakikaya arabada bekle kapatma sakın.!" Gelen acıyla telefonu hızla kapatıp çığlık attım.
Tshirtümü bastırıyordum ama o bile çoktan kan olmuştu.
Telefonu yere bırakıp etrafıma baktım.
Gelen giden kimse yoktu.
Alnım acıdan nokta nokta ter olmuştu. Telefonum tekrar çaldığında elimle yeri aradım.
Bulduğumda kaldırıp ekrana baktım.
Nil arıyordu.
Telefonu tekrar yola bıraktım.
Gözlerimi kapatıp acının geçmesini bekliyordum.
Doktora gitmem gerekiyordu ama gidemezdim. Babamlar öğrenirlerdi.
Telefon tekrar çaldığında arayan yine Nil'di.
"Ne var Nil.!"
"Efsun, Kartal yanımda bir şey sormak için arattırdı...Sen iyi misin.?"
"Dinliyorum." Dedim ve işaret parmağımla dişlerimi sıktım. Gözyaşlarım akıyordu.
"Kaya piçi yaptığımız onca şeye rağmen itiraz ediyor Efsun.! Son bir şans dedim ya belki doğru söylüyordur bir kere daha şans vereyim dedim." Sustu birden.
"Kapatıyorum." Dediğimde bu sefer daha yüksek bağırdı.
"KAYA'NIN ÇOCUĞUNU MU ALDIRDIN."
Her şey üstüme gelmek zorundaydı...
Kaya'sı, Sinan'ı hepsi üst üste gelmek zorundaydı değil mi.?
"Hayır." Dedim boğuk sesimle.
"Ne bu ses." Diye sorduğunda gözyaşlarımı tek elimle silmeye çalışıyordum.
"Kapatıyorum." Bir şey demelerini beklemeden kapattım.
"Ah." Telefonu yanıma bırakıp bağırdım. Nil'den tekrar aramalar gelmeye başlamıştı.
Bıçaklanmıştım ben.
Küçükte olsa karnıma bıçak girmişti.
Hatta hiçte küçük değildi.
Yüksek fren sesiyle gözlerimi açtım.
"EFSUN." Can'ın sesiyle ağlamalarım arttı.
Arabanın diğer tarafındaydı.
Etrafını tarafından dolanıp beni gördüğünde önce şokla baktı.
Hızla yanıma eğilip karnımı açtı.
"Hastane, hastaneye gidiyoruz gel." Kollarını bacaklarımdan geçirdiğinde acıdan inledim.
"Eve gidelim ben halledicem." Diyordum ısrarla.
"SUS LAN SUS BIÇAKLANMIŞSIN." Onun arabasına doğru yürüdüğünde iyice halsizleşiyordum.
"Arka koltuktaki eşyalarımı da al." Dedim.
Dikkatle koltuğa uzandırdı beni.
Kapıyı kapatmadan benim arabanın kapısını açtı. Eşyalarımı ön koltuğa koyup beni bulduğu yere gitti.
Elinde telefonumla beraber gelince hızlıca benim kapımı da kapatıp kendi koltuğuna geçti.
Sık sık nefes alıyordum. Can arabayı öyle bir kullanıyordu ki gözlerimi kapatmış acımın geçmesini bekliyordum.
"Kartal Abi." Can'ın sesiyle gözlerimi açtım.
"Can sakın.!" Uzanıp telefonu kulağından almaya çalıştım.
"Nil'e verir misin açmıyor benim telefonumu." Artık acıdan duramadığım için eski yerime geçtim.
"Beni dinle geri zekalı.! Hızlıca Efsun'un odasına geç ve bizi bekle..yanına ilk yardım çantası da al."
"Kes Nil.! Soru sorma.!" Nefes nefese konuşmayı bitirmesini bekliyordum.
Nil sağlık okumuş ama yarım bırakmıştı.
Can sanırım benim hastaneye gitmeyeceğimi bildiği için onu aramıştı. Trafikte durunca arkasına dönüp elimi tuttu.
"On dakika kaldı çok mu derin Efsun." Kendimi sıkmaktan bir şey diyemiyordum. Gözleri boynuma kaydığında elini oraya attı.
"Boğazınıda mı sıktı." Sadece gözlerimi kapatmıştım.
"SANA SÖYLE DİYORUM EFSUN SÖYLE YETER LAN YETER.!" Önüne dönüp öyle bağırdı.
Can'dan hıçkırık sesi gelmesiyle ben de sesli bir şekilde ağlamaya başladım.
"Sikicem lan orospu çocuğunu." Yan taraftaki emniyet şeridine geçip son sürat sürmeye başladığında ayaklarımı birbirine vuruyordum.
"Gerçekten aptalın tekisin seni eve bıraktıktan sonra o piçi ebesinin amına sokacağım DUYDUN MU.?"
Derin bir nefes aldım.
Sancı öyle çok vuruyordu ki kıpırdayamıyordum.
Can yolda o kadar çok küfür edip kornaya basıyordu ki bir ara başımın ağrısından gözlerimi kapatıp öyle bekledim.
Başım çatlayacak gibiydi. Titriyordum.
Eve geldiğimizde biraz toparlanmaya çalışmıştım. Can hızla inip benim kapımı açtı.
"Kimse yok kucağıma alacağım odana çıkacağız bize de gidebiliriz hatta biz.."
"Odaya çıkalım Can çabuk." Zar zor konuşuyordum.
"Gel." Omuzlarımdan tutup çektiğinde acıyla dişlerimi sıkıyordum.
"Birazdan Oğuz'da gelecek sana söylemiştim hani tıp okuyan bir arkadaşım diye." Hatırlıyordum.
Kucağından benimle beraber hızla yürümeye başladığında şansımıza dış kapı açıktı. Zaten genelde hep açık olurdu.
Canlarınki de öyle. Sürekli girip çıkıyorduk iki eve de.
Odamın önüne geldiğimizde kapıyı açmamızla Nil'in sesini duymamız bir oldu.
Pardon çığlığını.
"Noldu.!"
Can beni yatağa bırakırken Nil kolumdan tutuyordu.
"Efsun! Noldu." Karnıma bakıp iki eliyle ağzını kapattı.
"Ne oldu Can bir şey söyleyin." Fısıldayarak konuşuyordu artık.
Can yavaşça tshirtümü kaldırınca ağzımdan inleme sesi çıktı.
"Can."
"Tamam tamam özür dilerim yapışmış Efsun." Ağlar gibi bir ses çıkarttığımda Nil sanırım alnımı peçeteyle silmişti.
Terliyordum.
"Nil bir şey yap hemen birazdan Oğuz gelecek ama sen pansumanı yap önden mikrop kapar mı işte ne sikimse bak Nil.!"
Nil titreyen elleriyle karnıma dokundu.
"Can ilaç getir çekmecede." Konuşmamla hızla oraya gitti.
Nil karnıma pamuk bastırıyordu.
"Dikişlik gibi duruyor Efsun ne yapalım bilmiyorum dikiş atamam ben."
Dişlerimin sıktığımdan dolayı kırılacağını hissediyordum.
"Sadece pansuman yap halledeceğim ben." Diyebildim.
"Elinden gelenin fazlasını yap işte nil hadi.!" Can'ın sesi bana göre daha gür çıkmıştı.
"Bağırma.! Bağırma aklımı toparlamaya çalışıyorum." Yanımdan kalkıp banyoya doğru koştu.
Can onun kalktığı yere oturup kolumu tuttu.
"Ağrı kesici getireceğim tamam mı.?" Başımı salladım.
"Hemen geliyorum." Hızla odadan çıktı.
Nil tekrar koşarak yanıma gelip dizlerinin üstüne çöktü. Burnunu çektikten sonra elinde çantayı açıp içinden bir şeyler çıkartmaya başladı.
Sadece tavana bakıyordum.
"Biraz yanacak üfleyeceğim ama merak etme sen elimi sık." Sol elini avcuma sarmıştı bile.
Ben de elimi onun koluna sardım ve gelecek olan acıyı beklemeye başladım.
Çığlık attığımda bir elimle ağzımı kapattım.
Ölmek üzereydim.
"Tamam tamam özür dilerim alkol döktüm özür dilerim Efsun." Bir yandan konuşup diğer yandan üflüyordu.
Nefes nefeseydim.
Odanın kapısı açıldığında ellerimi ağzımdan çekip gelene baktım.
Can.
Yavaşça kapıyı kapatıp elindeki ilaç ve suyu bana uzattı.
"Yavaş Nil yavaş görmüyor musun kızın halini."
Suyumu içerken onlar tartışıyordu.
"Can bağırıp durma bana canı acımasın diye uğraşıyorum karışma işime."
"Oğuz gelecek sonra defolup gideceksin zaten.!"
"Can tamam tartışmayın lütfen başım çatlayacak gibi." Sesim çok kötüydü.
Can kenara oturup başımın üstünden öptü. Nil hala yarama bir şeyler yapıyordu.
Bana göre çok uzun geçen dakikaların ardından Nil sonunda sargıyı sarıyordu.
"Kanayabilir yara derin hala açık dikiş lazım söyle arkadaşına hızlı gelsin.!" Artık Nil'de bağırarak konuşuyordu.
"Uzatma Nil çık şu odadan hadi." Can fazla sert konuşuyordu.
Nil bana bakınca ben de bakışlarımı Can'dan çektim.
"Özür dilerim dikkatli olmaya çalıştım ama yine de acıttım....yemekten sonra kontrole geleceğim yani...gelebilir miyim.?"
Ben cevap vermeden Can konuşmuştu.
"Gelemezsin hadi Nil git sevgilinin yanına Efsun'u kötüle...Kartal abiye git ve öz kardeşini kötüle." Kaşlarım çatıldı.
Can sanırım bir şey duymuştu.
Nil şok olmuş bir ifadeyle Can'a bakıp ayağa kalktı. Ağzı bir kaç kere açılıp kapandı ama konuşamadı.
"Son uyarım çık hadi ha bu arada olanları sevgiline yetiştirirsen ben de bazı şeyleri yetiştirebilirim...yat partisinde olanlar."
Acımı unutmuş pür dikkat Can'ın nefret kusmasını dinliyordum.
Nil bir şey yapmıştı ve Can onun açığını biliyordu.
Nil hızla odadan çıktığında Can'ın kolunu tuttum.
"Ne yapmış partide." Elini benden kurtarıp balkona doğru yürüdü.
"Acıttı mı yaparken o beyinsiz." Sigarasını yakıyordu.
"Can ne yaptı." Dedim tekrardan.
"Birisiyle sarhoşken flört etti büyütülecek bir mevzu değil." Gözlerim kocaman açıldı.
Yerimde kıpırdandım.
"Hamile Can...daha bir kaç hafta önce gittik o partiye hamileyken..." ellerimle yüzümü kapattım.
"Ne derece bir flört." Dedim.
Şu an duyduklarımdan sonra acımı boşvermiştim.
"Can.!"
"Öpüşüyordu adamın biriyle." Ellerimi dudaklarıma bastırdım.
"Aldatmış mı.?" İstemsizce fısıldamıştım.
"Öpüştü sadece Efsun." Dedi.
"Ha öpüştüyse sorun yok... AYNI ŞEY.!" Yataktan kalkmaya çalıştığımda omuzlarımdan tuttu.
"Uzan şuraya daha Sinan orospusunun yanına gideceğiz Nil'i siktir et." Başımı iki yana salladım.
"Git söyle abime." Kartal'a.
Abi değil Kartal.
"Siksen söylemem daha beterini yaşasın senin o piç abin." Bunu dedikten sonra transa girmiş gibi karşıya bakmaya başladım.
Doğru söylüyordu.
Bu benim değil abimin sorunuydu.
Söylemezsem canı daha çok yanardı.
Peki ben neden söylemek istiyordum. Bilsin istiyordum onu kardeşi değil sevgilisinin aldattığını.
Omuzlarımı düşürüp geriye yaslandım.
"Siktir et şunu iyi yapıyor Nil...yakında patlar bu olay zaten boşver." Sigarasını söndürüp tekrar yanıma geldi.
"Suratını düzelt Efsun siktir et düşünme şunları abimde Kartal abide boklarında boğulsunlar." Dolu gözlerimle ona bakınca dikkat ederek kollarını bana sardı.
Anında kollarımı ona doladım.
Hıçkırarak ağlamaya başladığımda Can saçlarımı okşuyordu.
"Halledeceğiz ortaya çıkartacağız tamam mı Efsun herkes senin suçsuz olduğunu bilecek...Lütfen Efsun Allah aşkına biraz hatrım için ev.."
"Tamam."
Şaşırmıştı tamam dememe.
"Ne." Benden ayrılıp yüzüme baktı.
Canımın acısıyla yüzümü buruşturdum.
"Tabletteki görüntüler hala duruyor mu benim tabletimi kırmışsın." Başımı salladım.
"Arabamdaki tablet değil mi." Ona da başımı salladım.
"Tamam görüntüleri izlemem lazım." Başımı eğdiğimde çenemden tuttu.
"Sadece bir kaç tanesini Efsun." Dudaklarımı birbirine bastırarak başımı salladım.
"İlaç etki etti mi ağrın azaldı mı.?"
Azalmıştı.
"Biraz." Diyebildim.
"Oğuz gelecek o geri zekalı yapamamıştır. Aslı'da gelecek."
"Tamam." Dedim.
"Çabuk iyileş görüntüleri izleteceksin bana." Çeneme işaret parmağıyla iki kere bastırdı.
Başımı yana çektim.
"Halam geldi bugün." Bugün daha ne kadar şaşırabilirdim.
"Nurgül hala mı.?" Hızla başını salladı.
"Annenler bizde oturuyorlar beraber."
Ev o yüzden sessizdi demek ki.
"Masaya sofra kuruluyor annen belki seni çağırabilir bugün iyiysen yarım saat oturalım sonra da Aslı'lara gidelim." Biraz düşünecektim bunu.
"Şu an o kadar iyi değilim Can, yara felaket bir şekilde zonkluyor." Ben bunu dedikten sonra cebinden telefonunu çıkartıp birini aradı.
"Nerdesin on saattir piç işimiz acil dedim."
Karşı tarafı dinledikten sonra yumruklarını sıktı.
"Oğuz gözüme gözükme gördüğüm yerde sikeceğim seni.!" Telefonu kapatıp bu sefer başka birini aradı.
"Neredesin Aslı." Ona da sinirli konuşmuştu.
Camın oraya yürüyüp perdeyi araladı.
"Direkt Efsunlara gel iniyorum ben aşağıya." Diyip kapattı.
"Aslı geliyor onu alıp geliyorum hemen tamam mı.? Bu arada Oğuz piçi eğer gidersek bir kaç saat sonra Aslı'lara gelecek gitmezsek buraya gelecek." Hepsini başımla onaylıyordum.
Ağrım ilaç sayesinde hafif hafif geçiyordu. Az önceki gibi kıvranmıyordum.
Can çıktığında ben de kenardaki suya uzanıp biraz daha içtim. Nefes nefese kalmıştım.
Karnımdaki yaraya son kez bakıp üstünü örttükten sonra acımın hafiflemesiyle ayağa kalktım.
Banyoya yürürken kapım açıldı.
Abim.
Bir şey söylemeden bana bakıyordu. Yüzümü buruşturduğumda gözlerini kısıp dikkatle bakmaya başladı.
"Noluyor sana ne bu hal." Bir adım atmış tam karşımda durmuştu.
"Çıkar mısın duş alacağım." Banyoya doğru bir adım atınca kolumdan tuttu.
"Nil aşağıda ağlıyor odandan çıktı en son ne söyledin.?"
Sıkıntıyla nefesimi verdim.
"Ateş'te sende başımdan siktirin gidin." dedim Sesim yükselince kolumu sıktı.
"Biz değil sen siktirip gideceksin Efsun." Gözlerinde ayrı bir öfke vardı.
Başımı salladım.
"Tamam bırak şimdi kolumu babamı aramayayım." Hala bırakmadı.
İşaret parmağını yüzüme doğru salladığında gözlerimi kapattım.
Onun bana böyle davrandığını görmek istemiyordum.
"Hala deli gibi aşık olduğun adamın Gamzeyle evlendiğini görmeden hiçbir yere gitmek yok Efsun." Gözlerimi açıp ona baktım.
Bir şey demeden sadece bakıyordum.
"Kolumu bırak." Bırakmadı.
"KOLUMU BIRAK BIRAK BIRAK BIRAK.!" Sesimin tüm sitede yankılandığına emindim.
Kolumu hırsla bırakıp benim bir iki adım geri gitmemi sağladıktan sonra yaram sızlamıştı.
"Piçin tekisin." Dedim dişlerimin arasından.
"Sevgilisini aldatan abisinin işlerini baltalayan sen ne oluyorsun bu durumda.?" Güldüm.
"Size az bile yapmışım şerefsiz or.." Cümlemi tamamlayamadan bağırdı.
"KES LAN.!"
Aynı anda kapının açılması da bir oldu.
Ateş...Arkasında da annemler.
"Kartal geç şuraya." Abimi tutup arkaya çekmişti.
Dibime girmişti piç.
Nil'de geldiğinde ekip tamamdı.
Can ve Aslı eksikti pardon.
"Biz seninle ne konuştuk Kartal neden Efsun'un odasındasın.!" Annemde ilk defa böyle sinirliydi.
"Çünkü oğlun beyinsizin teki bir boktan anladığı yok geri zek.."
Abim duvara yumruk atınca yerimden sıçradım.
Yumruklarına devam ederken Ateş onun kolunu tuttmuştu.
"Efsun.!" Can'ın sesi merdivenlerden geliyordu.
"Yürü Kartal.!" Ateş abimi çekti ama o hala bana bakıyordu. Uzun bir bakışmadan sonra anneme döndü.
"Kaya kızını kullanıp bırakmış bundan haberin var mı kızını altına al." Odada yankılanan tokat sesiyle herkesin gözleri kocaman açılmıştı. Tokatımı ben atmıştım.
"SİKTİR GİT LAN ŞURADAN." Ateş bu sefer tüm gücüyle abimi dışarıya doğru savurmuştu. Gözümü bile kırpmadan sızlayan elimle olanları izliyordum.
Kolumdaki ellerin sahibine baktım. Nil.
Hızla kolumu çekip odadan çıktım.
Abim ve Ateş merdivenlerden inerlerken ben de arkalarından gidiyordum.
Annem ve Sezen teyzeden ses çıkmıyordu. Sanırım hala olayın şokundan çıkamıyorlardı. Abimin söyledikleri benim tokat atmam hepsi çok hızlı gelişen şeylerdi.
Arkadan omzumu tutan kişiyle durdum.
Sinirden sesli nefes alıp veriyordum. Nefes alamıyordum. Zorlanıyordum.
Çok zorlanıyordum artık.
"Sakinleş bize gidelim gel." Elleriyle yüzümü kavramış ona bakmamı sağlıyordu. Aslı da saçlarımı alnımdan ve yüzümden çekip arkaya atıyordu.
İfadesiz gözlerle onlara bakıyordum.
"Bahçe." Diyebildim zar zor.
Hızla başını salladı.
"Tamam çıkalım hemen hadi." Koluma girip yükümü ona vermemi sağlıyordu.
Aslının elleri destek olmak ister gibi sırtımda geziyordu.
Kapının önüne geldiğimizde ablamın abime ne olduğunu sorduğunu duyuyorduk.
Ön bahçede onlar olduğu için arka bahçeye geçtik.
Sarsak adımlarla havuzun yanındaki şezlonglara kendimi attım.
Öylece durup çimlere bakıyordum. Ne Can'ı ne Aslı'yı kulaklarım duymuyordu.
Kızını kullanıp attı. Altına aldı.
Beni Kaya'nın altına giren birisi olarak görüyorlardı.
Gülümsediğimde ikisininde sesleri kesildi.
Biraz daha sesli güldüğümde kimseden ses çıkmıyordu. Kahkaha atmaya başlamıştım.
Kaya bana saldırdığında ona direndiğim anlar gözümün önüne gelince üzülüp ağlamam gerekiyordu değil mi.?
Peki ben neden gülüyorum.
Kendi kahkahamı duyduğumda biraz daha güldüm.
Kayanın altına girdiğimi sanıyorlardı. Onunla seviştiğimi düşünüyorlardı. Hatta fazlası. Çocuğunu aldırdığımı düşünüyorlardı.
Can sertçe çenemden tutup eğildiğinde ona baktım ama hala gülüyordum.
"Kendine gel.!"
Gözlerimi kapattım ona bakmak istemiyordum.
"Efsun.!"
Gülmem biraz duruyordu.
"EFSUN DİYORUM KENDİNE GEL LAN AĞZINA SIÇTIRMA.!" Bağırışıyla gülmem tamamen kesildi.
Tebessüm ederek ona bakıyordum.
Ayağa kalktım ama omzuma bastırınca tekrar sertçe oturmak zorunda kaldım.
Karnıma saplanan ağrıyla dişlerimi sıktım.
"O kadar geri zekalısın ki o sikik abin ne dese haklı sen o kadar aptal bir ins.."
"YETER CAN.!" Ayağa kalktığımda o da öfkeyle karşıma geçti.
"Sana yeter lan sana yeter ne yapmak istiyorsun Efsun kendine daha ne kadar orospu dedirtmek istiyorsun.!" Tamam bu canımı acıtmıştı işte.
Yutkundum.
"Ne yapalım biliyor musun dünkü gibi konuşmayalım hatta biz artık hiç konuşmayalım Can." Kolumu sıkıp sağ tarafa doğru attı.
"Siktir git.! SİKTİR GİT EFSUN CEHENNEME KADAR YOLUN VAR DEFOL."
Onu göğüsünden sertçe ittim ama kıpırdamadı.
"SEN DEFOL ASIL APTAL DEFOL GİT.!" Ben ona vurmaya devam ederken Aslı kolumdan tuttu.
"Can.! Ne yapıyorsunuz siz sakin olun hepsi size bakıyor derdiniz ne sizin iki gündür yapmayın Allah aşkına gelin başka bir yerde konuşalım ben giderim hatta siz ikiniz konuşun halledin hadi." Aslı beni ondan ayırmış öyle konuşuyordu.
"Aptala pansuman yap Aslı yarası kanıyor." Can karnıma bakınca bende baktım.
"Gel Efsun çabuk saralım yaranı."
Aslı'yı sertçe ittirip bir kaç adım geriye gittim.
Can'a bakıyordum sadece.
"Defol git." Dememle işaret parmağını bana salladı. Ağzını açıp açıp kapattı ama konuşamadı.
"Sen gerçekten bunu hak ediyorsun etrafındaki herkesin defolup gitmesi lazım...o kadar aptalsın ki...acıyorum sana." Dinlerken gözlerimi kapattığım için konuşması bitince tekrar açtım.
"Bittiyse git şimdi." Dedim.
"Yürü Aslı." Bunu derken bile bana öfkeyle bakıyordu.
"Can ben Efsunla kalayım akşam gelirim yan."
"Git Aslı." Konuşmamla Aslı'da şaşkınca bana baktı.
"Hepiniz gidin istemiyorum kimseyi rahat bırakın beni." Aslı dolu dolu gözleriyle bana bakınca bakışlarımı kaçırdım.
"Bırak şunu Aslı insanlık yaramıyor bu geri zekalıya." Can'a bakıp başımı salladım.
"Aynen öyle hadi insanlığın yaradığı kişilerin yanında ol." Başını olumsuz anlamda iki yana sallayıp Aslı'nın elinden tuttu.
"Efsun emin misin kalabilirim."
"Sus Aslı yürü gidiyoruz." Kolundan tutup çektiği için Aslı'da mecbur gitmek zorunda kalmıştı.
Can bir kaç metre uzaklaştıktan sonra arkasını dönüp benim arkama baktı.
"Esin teyze, Efsun karnından bıçaklandı yarası kanıyor doktora gitmesi lazım halledersiniz.!" Bunu söyleyip hızla kendi bahçelerine geçti.
Annem ufak bir çığlık atarak yanıma geldiğinde ben hala Can'ın arkasından bakıyordum.
"Bakacağım aç şunu Efsun.!"
Boş bakışlarım anneme döndü.
"Bir şey yok anne öne."
"AÇ DİYORUM AÇ...ÇILDIRTTIN BENİ YORULDUM EFSUN AÇ ŞUNU...AÇ.!" Sezen teyze onu kolundan tutuyordu ama annem kıpkırmızı olmuş suratıyla bana bakıyordu.
"Babanı ara Kartal.!" Annem hafifçe arkasını dönüp konuştu ama abimden ses çıkmadı.
"BABANI ARA DİYORUM SANA DELİRTMEYİN BENİ BABANI ARA.!" Annem bu seferde abimin yanına gidip bağırınca Sezen teyze çenemden tutup ona bakmamı sağladı.
"Acıyor mu güzelim. Annen sinirli çok dolmuş üzülme sakın hepimiz şu an sinirliyiz...şaşkınız." Yarama bakıp söylemişti son cümleyi.
Başım çatlayacak gibiydi.
Arkada abim ve annem arasında bir kavga dönüyordu ama kulaklarım uğulduyordu.
Bacaklarım artık kendini taşıyamaz duruma gelince kendimi bırakmıştım.
"ESİN.!" Sezen teyze benimle beraber yere çökmüş başımı tutuyordu.
"Esin.! Efsun.!" Arkadaki sesler kesilmiş bu sefer adım sesleri geliyordu kulaklarıma.
"Efsun...Kartal bir şey yap..bir şey yapın aklımı oynatacağım BİR ŞEY YAP.!" Annem önce kısık sonra yüksek sesle konuşunca tshirtümün kaldırıldığını hissettim.
"Allahım.!" Sezen teyzenin yakarışı herkesin susmasını sağladı.
"Bıçaklanmış lan bıçaklanmış kızın anne, ne bok yiyorsun sen Efsun ne bok yiyorsun lan sen.!" Bacaklarıma dolanan kollarla havalandığımı hissediyordum.
"Arabayı çıkart.!" Ateşin kucağındaydım.
"KAPIYI AÇ LAN.!" Ateşin bağırması annemin ağlama seslerine karışıyordu.
"Kanıyor karnı Sezen."
"Bana bir şey söylemediler sadece pansuman yap dediler Kartal yemin ederim bilmiyorum ne olduğunu."
Annem ve Nil'in sesi geliyordu.
"Seninle sonra görüşeceğiz." Arabanın kapısı açıldığında ne ara hastaneye geldiğimizi hatırlamıyordum bile. Hızla karnıma uyuşturulup dikiş atılmıştı.
Cahit amca serumumu çıkartıp karşıma geçti.
Herkes dışardaydı.
"İyi misin."
Gözlerimi kapatıp açtım.
"Cihan on dakikada bir arıyor Efsun. Senin için endişeleniyor." Bir şey demedim.
"Annenleri içeriye almıyorsun babanın telefonlarını açmıyorsun."
Derin bir nefes alıp verdim.
"Nasıl yaralandığını anlatır mısın.?" Anlatmazdım.
Cahit amcada derin bir nefes aldı.
"Peki...anneni içeri alacağım." İtiraz edeceğim zaman bana baktı.
"Kartal koridorda delirmiş gibi bağırıyor Efsun en azından birisinin seni görmesi lazım."
"Sadece annem." Dedim titrek sesimle.
Koluma dokunduktan sonra gülümseyip odadan çıktı.
Ona kapıyı kilitlettirmiştim.
Kapı hızla tekrar açılıp kapandığında gözlerimi kapattım.
Annem kızacaktı biliyorum.
Bir kaç dakika geçmesine rağmen annem hala yanıma gelmediğinde gözlerimi açıp kapıya doğru baktım ama gelen annem değildi.
Ateş.
Orada öylece durmuş bana bakıyordu.
Gözleri karnım ve yüzüm arasında mekik okuyordu.
Yavaş adımlarla karşıma geldiğinde her hareketini dikkatle izliyordum.
Konuşmayıp sadece bana bakıyordu.
"Kim." Dedi normal bir sesle.
Cevap vermeden bakmaya devam ettim.
"Kim yaptı.!" Sesi yükselmeye başlıyordu.
Yanımdaki koltuğun yanına gelince oturacak sandım ama o koltuğu alıp karşıdaki televizyona doğru fırlatınca çığlık attım.
"KİM DİYORUM EFSUN KİM YAPTI BUNU KONUŞ LAN.!" Yüzündeki damarları sinirden çıkmış bir halde dibime kadar gelip omuzlarımdan tuttu.
"Kim canını yaktı Efsun." Sen.
Sen yaktın canımı.
Sen öldürdün beni.
Ellerime bakınca yüzümden sertçe tutup ona bakmamı sağladı.
"Yine yalan mı söyleyeceksin Kaya yaptı mı diyeceksin Efsun." Buruşça gülümsedim.
Onun sayesinde olmuştu demek gelmiyordu içimden.
Bir kişi bile beni anlamıyordu.
Kanıt olmadan inan bana Ateş. Kanıt yokken yapmazsın sen de bana.
Dayanamıyorum.
Nefes alamıyorum Ateş.
"Kaya'nın adamı yaptı." O da sinirle gülüp yanımdan kalkınca tekrar dünyam yıkıldı.
"Bıkmadın mı.? Bıkmadın mı Efsun. Ben kabullendim senin...senin o adamla..kabullendim bunu Efsun, artık doğruları söyle yaptım de seni aldattım de ben kabullendim sende kabullen.!"
Yutkundum.
Gözlerimden bir kaç damla yaşı tutamamıştım.
Neyi kabullendiğini bile söyleyemeyip kabullendim diyordu.
O adamla beni aldattığını kabullendim bile diyemezken kabullendim diyordu.
"Seni Kaya'yla aldatmadım, kimseyle aldatmadım seni." Sesimi duymasıyla arkasını döndü.
Sinirle tekrar yanına geldi.
"Bitir şu oyunu kes artık Efsun kaç yıl geçti kabullen doğruyu söyle geriye biz diye bir şey kalmadı bitti, bitirdin sen bizi söyle artık gerçeği."
Yanaklarımdaki yaşları sildim.
"Seni aldatmadım."
Gözlerimi uzunca bir süre bakınca gözbebeklerinin titrediğini gördüm.
"Ben seni aldatmam aldatmadım Ateş. Dosyaların yerini bilmiyordum bir kere bile merak edip nereye koyduğunuza bakmadım."
Hala gözlerimin içine bakmaya devam ediyordu.
"İnanman lazımdı bana." Burnumu çektim.
"Yapmaz demen lazımdı Ateş...iddia ettiğin gibi ben bizi bitirdiysem sen öldürdün...sen beni öldürdün Ateş yemin ederim öldüm ben." Yaşıyor sayılmazdım.
Buna yaşamak denmezdi.
Ateş yutkunduğunda gözlerimden bir şeyleri anladığını biliyordum.
Yalan söylemediğimi anlamıştı ama içinde hala bir şüphe vardı.
"Abime ihanet etmedim, seni aldatmadım, Kaya'yla beraber olmadım...onunla yatmadım Ateş sevişmedim onu.."
Ateş'in ensemdeki eliyle ne olduğunu anlamadan dudaklarımda hissettiğim dudaklarıyla gözlerim kapandı.
Kalbimin iki yıldır ilk defa attığını hissederken Ateş beni öpüyordu.
Ağlama seslerimden başka ses duyulmuyordu.
O beni öperken ben ağlıyordum. Dudaklarımızı ayırdı.
Alnını alnıma koyduğunda hıçkırmıştım.
O öperken karşılık vermemiştim ama biraz daha devam etseydi kendimi kaybedip karşılık verecek kıvama gelmiştim.
Kokusunu eskisi gibi yakından içime çekmek...
Aşık olduğum kokusunu yıllar sonra tekrar solumak.
Uzun süre sonra ilk defa ciğerlerime hava gidiyormuş gibi hissettirmişti.
Yüzsüzlüktü bu.
Gurursuzluktu.
Ama böyle hissetmiştim.
Dudakları beni son kez öpmüştü. Anlamıştım.
Bir şeyler anlamış ve bana veda etmişti Ateş.
Veda öpücüğüydü bu.
Bitmişti.
BÖLÜM SONU
OY SINIRI 500
Yorum sınırı 250
Sizi seviyorum.
Bölüm etkileşimi
