6. bölüm / 37
YAKARIŞ6
Bölümler 37Şu an: 6
- 1 1.BÖLÜM4.210 kelime
- 2 24.354 kelime
- 3 34.508 kelime
- 4 44.524 kelime
- 5 54.981 kelime
- 6 64.765 kelime · Okuduğun bölüm
- 7 74.055 kelime
- 8 83.612 kelime
- 9 93.568 kelime
- 10 104.519 kelime
- 11 114.340 kelime
- 12 123.441 kelime
- 13 134.450 kelime
- 14 145.196 kelime
- 15 156.272 kelime
- 16 163.154 kelime
- 17 173.978 kelime
- 18 185.879 kelime
- 19 194.145 kelime
- 20 203.823 kelime
- 21 213.994 kelime
- 22 223.362 kelime
- 23 234.464 kelime
- 24 243.946 kelime
- 25 253.630 kelime
- 26 263.170 kelime
- 27 272.757 kelime
- 28 283.003 kelime
- 29 293.715 kelime
- 30 303.290 kelime
- 31 312.785 kelime
- 32 323.232 kelime
- 33 333.002 kelime
- 34 343.680 kelime
- 35 353.271 kelime
- 36 363.426 kelime
- 37 FİNAL ✨7.015 kelime
Bu aramayla eşleşen bölüm bulunamadı.
İyi okumalar...
Oy sınırı 100
Yorum sınırı 50
Can'ın koluna girip bizim bahçeye yürürken üstümdeki tshirtü düzelttim.
Masadakiler görüş açımıza girmeye başladığında Ateş'in yanında gördüğüm sabah ki kadınla adımlarım durur gibi oldu ama Can kolumu sıktı.
"Siktir." Dedi ağzının içinden.
"Efsun, Can." Annem ve Sezen teyze ayağa kalkıp sırayla bize sarıldılar. Ben o sırada masaya bakmamak için büyük bir çaba sarf ediyordum.
Kız arkadaşını getirmişti.
Kız arkadaşıyla karşı karşıyaydım.
****************
"Ben geçiyorum eve." Annem başını salladığında ondan ayrılıp arkamı dönecektim ama babamın sesiyle durdum.
"Efsun." Babamdan sonra ablamda konuştu.
"Efsun sen Gamze ile tanışmadın değil mi.?" Sandalye çekilme sesiyle ablama baktım. Ayağa kalkmış o kadını gösteriyordu.
Bakmadım kadına. Bakamadım.
"Gamze, Efsun...Efsun, Gamze." O kadın da ayağa kalktığında Can'a bakıp öne doğru bir kaç adım attım.
Şu an herkes pür dikkat bizi izliyordu.
Ateş'e baktığımda anında göz göze geldik. Şu an ne yapacağımı bilmiyordum. Gözlerini benden çekmeden dikkatli bir şekilde bakıyordu.
Bakışmamızı bölen ben oldum.
Çünkü o kadın bana doğru elini uzatıyordu.
"Memnun oldum." Dediğinde öylece eline baktım.
Bakışlarım tekrar Ateş'i bulduğunda alayla güldüm.
Sikerler böyle işi.
Ablama dönüp kolunu sıktım.
"Ne yapmaya çalışıyorsun abla.! Amacın ne.!" Sesim yükselince babam ayağa kalktı ve bize doğru yürümeye başladı.
"Tanışın di."
"BAŞLATMA TANIŞMASINA." Kolunu tuttuğum elim annem tarafından çekilince bir kaç adım geriye gittim.
Gamze denilen kadın gülerek elini yumruk yapıp geri çekti.
"Komik mi.?" Dedim bu sefer ona doğru düz sesimle sorarak.
Dudaklarını bükerek bana baktı ve konuştu.
"Biraz." Ne bu olgun davranmaya mı çalışıyordu geri zekalı.
Kaşlarımı kaldırıp ben de gülümsedim. Can kolumu tutup ona bakmamı sağladığında ağzının içinden küfürler ettiğini gördüm.
Annem ablamın yanına gitmiş gözleriyle uyarıyordu.
Babamda yan tarafta duruyordu.
"Biraz değil fazla komik." Dedim gözlerinin içine bakarken. Fıldır fıldırdı gözleri.
"Sevgilinin eski sevgilisiyle tanışırken nasıl memnun olabiliyorsun anlayamadım tam olarak." Şaşırarak Ateş'e baktığında ben de baktım.
Bana bakıyordu.
Şerefsiz.
Gamze Ateşin bana baktığını gördükten sonra tekrar hızla bana baktı. Ben de tekrar bakışlarımı ona çıkarttım.
"Efso uğraşma babamlar burada." Can dudaklarını bile kıpırdatmadan söylemişti bunları.
"Kibarlık nedir biliyor musun.?" Dediğinde sesli bir şekilde güldüm.
Can'a bakıp güldükten sonra tekrar kıza döndüğümde yüzümde ciddi bir ifade vardı.
"Yok bilmiyorum bir öğr.."
"Efsun yapma annecim Sezen teyzenlere ayıp olmasın lütfen bir tanem." Annem sadece benim ve Can'ın duyacağı şekilde konuşmuştu.
Gözlerimi kapatıp açmam bir salise sürdü.
Bir şey demeden arkamı dönüp eve doğru yürümeye başladığımda ablamın arkamdan açıklama yaptığını annemin de durumu yatıştırmaya çalıştığını duyuyordum.
Babam Can ve benim arkamdan eve doğru geliyordu.
Ön bahçeye geldiğimiz de babam durdurdu.
"Ben ilgileneceğim Elif'le sen sakin ol Efsun, her zaman sevgilisini getirdiğinde bunu mu yapacaksın." Sinirle babama döndüm.
"Konuşmayalım tamam mı baba. Ben suçluyum her zaman ki gibi o geri zekalı kızın bir şey yapmadı ben suçluyum.!" Ses tonumu ayarlayamıyordum.
"Haberleri de o geri zekalı kaldırtmasın ben hallederim göt herifin teki.!" Umarım sesim arka bahçeye gidiyordur.
Babam ne yapacağını şaşırmış gibi bir bana bir arka bahçeye baktı.
"Birazdan geleceğim konuşacağız güzelim biraz sakinleş kıpkırmızı oldun." Yanıma geleceği zaman geriye doğru iki adım attım.
Durdu.
"Tamam Cihan amca biz bir yukarıya çıkalım sakinleşir sinirli şu an." Can sustuktan sonra hızla eve doğru yürüyüp dış kapıdan içeriye girdim.
Bahçedekiler benim merdivenlerden çıktığımı görebilirdi ama ben o tarafa hiç bakmadım çünkü Ateş'in oturduğu koltuk direkt olarak evin içine bakıyordu.
Odaya çıkıp dinleyecektim onları.
"Efsun beklesene lan." Can sessizce bağırmıştı.
"Şu odaya girelim." Dediğimde kaşlarını çatarak baktı ama ben odanın kapısını açınca susarak takip etti.
Yavaşça pencerenin önüne geçip nokta kadar olan bir yerden masaya baktım. Kimse buraya bakmıyordu. Yavaşça camı açıp kapalıymış gibi durmasını sağladım.
Can koluma vurdu.
"Kusura bakma tekrardan Gamze o biraz asi sanırım hala atlat.."
Sezen teyzenin öksürmesiyle ablam sustu.
Can omzumun üstünden ablama küfür edip duruyordu.
"Elif bence sen biraz sus kızım." Annemdi.
Abim ve Ateş asla konuşmuyorlardı.
Bu kızla sevgili miydi bilmiyordum. Ateş'in bu davranışlarından dolayı tam emin olamamıştım.
"Sezen teyze." Gamze konuşunca dikkatle onu dinledik.
"Bir ara beraber kahve içebiliriz eğer sizde müsaitseniz bu haftasonu ne dersiniz." Hafifçe eğilip Sezen teyzeyi görmeye çalıştım.
Can perde kıpırdamasın diye alttan tutuyordu ben de masadakilere bakıyordum.
"Haftasonu biraz işlerim var daha sonra müsait bir zamanımda yaparız tatlım." Dudaklarımı birbirine bastırdım.
Sezen teyze kızı sevmemişti.
Gamze bozulmuş bir ifade ile konuştu.
"Tabii ki siz bana haber edersiniz." Sezen teyze sadece başını sallayınca Can sırtıma vurdu.
"Güldürme sus." Dedim sessizce.
Babam masaya döndüğünde Kıraç amca konuştu.
"Sorun var mı Cihan." Kıraç amca bunu sorunca masadan kafasını kaldırmayan Ateş direkt olarak babama baktı ve cevabını bekledi.
Babam eliyle varla yok arası gibi bir işaret yapınca Kıraç amca nefesini verdi.
Ateş'te karşısındaki abime bakmaya başladı.
Biraz eğilip abime baktım. Tek kaşını kaldırıp indirdi. O da Ateş'e bakıyordu.
Ateş elini yumruk yapıp telefonu eline alınca gözlerimi kısmış ona bakıyordum.
Bu ikisi konuşmadan nasıl anlaşıyor.
Arada masadakileri de kontrol ediyordum.
Hayır anlamadığım şey bu kızın bizim evimizde bizim bahçemizde ne işi var. Madem Ateş'in sevgilisi bize ne.
Ablam durur mu o getirmiştir.
Pislik.
Ateş başını kaldırdığında hemen perdeyi düzeltip çekildim.
"Sakın kıpırdatma Ateş bakıyor." Can perdeyi alttan iyice çekti. Kıpırdamıyordu perde.
Arkamızdan duyduğumuz sesle hızla aynı anda döndük.
Fatma teyzeydi. Ağzını açacağı zaman başımı iki yana salladım ve sustu.
Can'ın alnından terler akınca dudaklarımı birbirine bastırdım.
"Gülme." Dedi bana.
İkimiz de perdeye yapışmış bir haldeydik.
"Akşam yemeğine kalacaksın değil mi Gamze o kadar hazırlık yapılıyor iptal etme." Geri zekalı ablam yemeğe mi çağırmıştı.
"Bu kız mal ya." Dedi Can.
"Geri zekalı." Dedim perdeyi biraz aralayıp.
Kimse buraya bakmıyordu.
"Bizde yeriz yemeği Elifcim siz zahmet etmeyin." Sezen teyzenin alnından öpmek istedim.
"Ben davet ettim arkadaşımı bir dahakine sizde yeriz Sezen teyze." Şeytan kılıklı.
Kimse Gamzenin yanında bir şey diyemedi.
"Akşam aç kaldık." Dememle Can'ın sesli gülmesi bir olunca perdeyi bırakıp hemen elimle onun ağzını kapattım. Diğer elimle de omzuna vuruyordum.
Geriye doğru gitsin diye itekledim ama ayaklarımız birbirine takılınca düştük ve baya bir ses çıktı.
Bahçeden babamın bana seslenmesiyle ikimizde emekleye emekleye benim odama doğru yürümeye başladık.
Kapının önüne geldiğimizde hızla ayağa kalkıp kendimi odama attım. Can'da arkamda gelmişti.
"Odanın camını kapatmadık" dedim telaşla.
"Çıkmazlar yukarıya boşver." Biraz rahatlayıp yatağa oturdum ama koridordan duyduğumuz ayak sesleriyle birbirimize bakmaya başladık.
Can eline raftan bir kitap alıp yatağa uzandığında ben de hemen makyaj masamın oraya gidip oturdum ve aynadan kendime bakmaya başladım.
Kapı tıklatılıp açıldığında babam ve Kıraç amca ile yüzyüze geldik. Önce Can'a sonra da bana baktılar.
"Burada mıydınız.?" Dedi babam. Başımı salladım.
"Noldu.?" Dedim.
"Gamze akşam misafirimiz." Dediğinde sinirle gülümsedim.
"Afiyet olsun o zaman size." Dedim.
Kıraç amca bana göz kırpıp dışarıya çıktığında Can'ı da çağırdı ama Can çıkmadı.
Babam karşıma gelip dizlerini büktüğünde ona döndüm.
"Senin için zor bir durumdur ama yemeğe sende geleceksin Efsun." Ellerimi tuttu.
"Sonra bana teşekkür edeceksin bir tanem." Noluyordu bu aşağılık yerde.
"Baba ben gelmem." Dedim direkt.
"Efsun. Gel babacım sıkıldığında geri git tamam mı.?" Nefesimi sesli bir şekilde verip aynaya tekrar döndüm.
"İyi tamam." Dediğimde babam ellerimi öpüp ayağa kalktı.
"Bir iki saate sofra kurulur Elif bize çağırmış kızı burada yenilecek yemek." Biraz şaşırmış gibi yaptım.
Bildiğimizi belli edemezdim.
"Senin bu kızın şeytan biliyorsun değil mi baba." Bir şey demedi.
Gözlerimi devirip Can'a baktım.
Neyse ki o da olacaktı sofrada.
"Yemekte olay istemiyorum." Tepki vermedim.
Bilemezdik ne olacağını.
"Efsun." Dedi uyarır gibi.
"Tamam." Dedim sinirli bir şekilde.
Babam odadan çıktığında hemen Can'ın yanına geçtim.
"Kalp krizi geçireceğim senin yüzünden aptal." Elindeki kitabı odanın bir yerine attığında gülümsedim.
"Aksiyon iyi oluyor." Sinirli sinirli yataktan kalktı.
Camın oraya geçtiğinde hızla bana döndü.
"Abimler." Ben de hemen kalkıp yanına geçtim.
Sağ tarafta kalıyorlardı.
"Gel ablamın odasına geçelim dinleriz." Önce başını olumsuz anlamda sallasa da sonradan kabul etti.
Koridoru kontrol edip yan taraftaki lavaboyu geçip ablamın odasına girdik.
Ben hemen camın oraya geçip sessizce araladım.
Sesleri gelmeye başlamıştı.
"Saçmalama Ateş belki hala sevd.."
Ateş bakışlarıyla abimi susturunca birinin duyup duymadığını kontrol etmek için etrafına baktı. Hızla perdeden çekildim. Can yine alttan perdeyi tutuyordu.
"Sikik sikik konuşma amına koyayım...Sadece yalan söylüyor diyorum sevgilisi falan değildir belki sadece bir iki kere takılmıştır Kartal bilmiyorum.!" Sesi hafiften yüksek ve sinirliydi.
Benden mi bahsediyorlar anlayamamıştım.
"Fotoğrafları gördün ne değişti o gelince mi yalan söylüyor diyorsun." Dedi abim.
Benden bahsediyorlar sanırım.
"Kartal gözleri...siktiğimin gözleri öyle bir bakıyor ki, tanıyorum lan ben onu yalan söylüyor suçlamaları kabul ederek." Ateş'in sözleri kalbimi hızlı hızlı attırmaya yetmişti.
"Ateş sen hala duygusal bakıyorsun ama gerçekler ortada." Abim. Bu adam abim olamazdı değil mi.?
Ateş elini saçlarından geçirip arkasını döndü.
"Bakışlarından anlıyorum Kartal bir şey var..Bir şey olmuş.!" Canla beraber şaşkınlıkla ikisini dinliyorduk.
"Olan tek şey seni aldatması bize ihanet edip şirketimizi batırmaya çalışması." O da sinirliydi.
Ateş sigarasını çıkartıp yaktığında derin bir nefes çekti içine.
"Eğer dediğin gibi değilse beni öldürmüş olursun Kartal. Eğer Efsun yalan söylemiyorsa.." Devamını getirmedi.
Söylemiyorum Ateş.
"Yalan söylüyor diyorum mal mal konuşma.! Her şey kanıtlarıyla elimde Kaya piçini bulup konuştururuz bir ara." O da sigarasını yaktı.
"Aklımı karıştırıyor amına koyayım." Dedi Ateş.
"Biliyordum bunu yapacağını belki de sana oynuyor evde yüzüne bakmadığımız için sana oynuyordur bilemiyorum." Seni affetmeyeceğim abi. Asla affetmeyeceğim.
Gözlerim dolunca Can ayağa kalkıp benide kaldırdı.
Odadan çıkıp benim odama geçmiştik.
Direkt kendimi yatağıma bıraktım.
"Piç." Dedi Can sinirle.
"Abimi senin piç abin manipüle ediyordur belki de Efsun..Abim sana inanmak istiyor ama abin düşüncelerini söylediği için vazgeçiriyordur."
Aynen böyle yapmıştı az önce.
Ateş'e katılıp olayların üstüne gitmek yerini beni suçlamak daha kolay gelmişti ona.
Gözlerimi kapattığımda Can yanıma oturup elini omzuma attı.
"Efsun ağlama sakın güzelim belasını sikelim diyorum lan gerçekleri ortaya çıkartalım plan yapalım Efsun.!" Gözlerimi açıp bir süre Can'a baktım.
İstiyor muydum.
Kabul etmesem de hep içten içe bunu istiyordum aslında.
"Onunla yüz yüze gelmek istemiyorum." Dedim sessizce. Kaya'dan korktuğumu biliyordu.
"Tamam ben de olacağım yanında diyorum ben varken sana ne yapabilir sence." Yine de korkuyordum.
"Babana söyleyelim o da olsun yanımızda şu orospu çocuğunu tıktıralım hapse Efsun yeter artık lan sana böyle demelerine ben katlanamıyorum sen nasıl kabul edersin.!"
Başımı iki yana salladım.
"Olmaz." Dedim fısıltılı sesimle.
"Siktir git Efsun.!" Ayağa kalkıp yanımdan uzaklaşınca arkasından baktım. Odanın kapısını açtığı an şaşkınlıkla bana döndü.
"Abi." Dediğinde hızla yerimden doğruldum.
Kapıya baktığımda bana bakan Ateş'le gözlerimi kaçırdım.
Ateş ikimize de şüpheyle baktı.
"Noluyor." Dedi sertçe.
"Bir şey yok konuşuyoruz." Dedi Can.
Tek kaşını kaldırdığında ben de ayağa kalktım.
"Ne vardı Ateş, niye geldin." Dediğim de Can'ın omzuna elini atıp dışarıya çıkması gerektiğini belli etti. Can bana bakınca gözlerimi açıp kapattım.
Ateş, Can çıktıktan sonra arkasından kapıyı kapatınca kollarımı göğüsümde bağlamış ona bakıyordum.
Bana döndüğünde alnındaki damara baktım. Sinirliydi.
"Kitabı ver.!" Kaşlarım şaşkınlıkla yukarıya kalktı.
Bir şey demediğimde tekrar konuştu.
"Kitabı ver diyorum bağırtma beni Efsun.!" Şu an bağırdığını birisi ona söyleyebilir mi.?
"Kitap senin değil."
"SENİN DE DEĞİL.!" Hayvan.
"Çık odamdan." Dediğimde kolumu kavradı. Sıkmıyordu sadece tutuyordu.
"Efsun.! Kitabı ver." Başımı olumsuz anlamda salladım.
Dişini sıkıp arkasına döndü.
Gözleri odada bir tur gezdi ama sonra tekrar bana döndü.
İşaret parmağını bana doğru uzattığında alayla ona bakıyordum.
"Türkçe söylüyorum odamdan çık.!" Benim de sesim yükselmişti.
"Efsun ver siktiğimin kitabını fena olur.!" Tekrar hayır anlamında başımı sallayınca bağırdı.
"EFSUN...VER DİYORUM LAN VER ŞUNU." Odamın kapısı hızla açıldığında gelene baktım. Ateş'in sırtı kapıya dönüktü.
Sezen teyze şaşkınlıkla bize baktı.
"Efsun..Ateş noluyor niye bağırıyorsun." Sessizce konuşup kapıyı kapattı.
Ateş bizden uzaklaşıp odada volta atmaya başladı.
"Kitabı istiyor...vermeyeceğimi bir de sen söyle Sezen teyze oğlun anlamıyor vermem bir daha sana o kitabı." Ateş hızla yanıma gelirken Sezen teyze önüme geçti.
"Zor tutuyorum kendimi Efsun...çok zor tutuyorum.!" Gülümsedim.
"Tamam." Bunu dememle daha da çıldırdı.
"Ateş kız almış sana zaten kitabı şimdi de geri alıyor karışma." Sezen teyze Ateş'e nazaran sessizdi. Bizi birinin duymasından korkuyordu.
"O almadı kitap bizimdi lan.!" Dudaklarım şaşkınlıkla açıldığında gözlerimi Ateş'ten çekemedim.
Sezen teyze de şaşkınlıkla bir bana bir Ateş'e bakıyordu.
"Ateş." Dedi sessizce Sezen teyze.
Ateş annesinin kolunu tutan elinden kurtulup sertçe kapıyı açıp çıktı. Çıkarken de tüm mahallenin duyacağı şekilde çarpmıştı.
Sezen teyze hala şaşkınlıkla Ateş'in biraz önce olduğu yere bakıyordu.
Dengesiz piç.
Elim ayağım titriyordu.
"Efsun siz...sen yani Ateş." Kadın şoktan konuşamıyordu.
"Ben sana verir miyim o kitabı geri zekalı.!" Kapıya doğru bağırarak konuştum.
"Pişkin ya bir de kitabı istiyor kıza vermişsin kitabı kıza beyin yoksunu.!" Sinirle yatağa oturdum.
"Aptal.!"
Sezen teyze hala kapıya doğru bakıyordu.
"Efsun sizin ortak kitabınız mıydı ben.." Sezen teyzeye nasıl açıklama yapacağımı düşündüm.
Derin bir nefes aldım.
"Önemli bir kitaptı bizim için Sezen teyze o yüzden sehpada görünce aldım." Dediğim de hemen yanıma oturup konuştu.
"Ateş saklamış şimdi de istiyor mu?." Başımı salladım.
"Çok güzel saklamış sevgilisine vererek geri zek.." Sustum.
Annesinin yanında neler diyordum.
Sezen teyze tek kaşı kalkmış bana bakıyordu.
Ayağa kalktığında bir şey demeden odadan çıktı.
Bir kaç dakika sonra ben de arkasından çıktığımda annem ve Sezen teyzeyi mutfakta konuşurken gördüm.
Yönümü bahçeye çevirdim.
Yine hepsi masada oturuyorlardı ama babam ve Kıraç amca yoktu.
Ateş ve abim beni gören ilk ikiliydi.
Can'ın oturduğu sandalyenin arkasından tutup ittirince herkesin bakışı bana döndü.
Can küfür ederek arkasını dönerken benim olduğumu anlayıp sustu.
Göz kırpıp ne oldu dedi ama bir şey demedim.
"Sende otur Efsun." Ablama baktım.
Bir tane değil ki hepsi geri zekalı.
Can hızla oturduğu yerden kalkıp kolumdan tuttu.
"Bizim bir işimiz var hiç oturmayalım hadi Efso." Dediğinde bu sefer masadan bir kişi alayla güldü.
Gamze.
Yürüyeceğim zaman durup ona baktım. Can'ın kolundan bu sefer ben tutup kalktığı sandalyeye oturtturdum. Ben de yanındakine oturdum. Şu an Ateş ve abimle karşılıklı oturuyordum.
Mükemmel.
Ateş gözlerimin içine baka baka sandalyesini itekleyip kalktığında Gamze de ona baktı.
Abim de kalkacağı zaman Ateş onu durdurup mutfağa doğru yürümeye başladı.
Annemler sanırım Sezen teyzelerin evine geçmişlerdi. Daha demin mutfaktalardı ama şu an yoklardı.
Ateş'in arkasından bakıyormuş gibi görünmemek için önüme döndüm.
Can telefonunu açmış gruplardan gelen mesajlara cevap veriyordu.
Ablam ve Gamze yeni sezon kıyafetlerden ve ayakkabılardan bahsederken on on beş dakika geçmişti ki Ateş mutfak kapısından tekrar çıktı ama buraya uğramadan direkt kendi evlerine gitmeye başladı. Çitlerden geçtiğinde Can koluma vurdu.
"Kitabı sen mi verdin." Kaşlarımı çatarak ne demek istediğini anlamaya çalıştım. Eliyle Ateş'i işaret ettiğinde çamların arkasına geçtiği sıra elindeki kitabı görür görmez kan beynime sıçradı.
Şimdi onun arkasından kalkarsam çok belli olacağı için arkadan dolanıp onların evlerine geçecektim.
"Can ben senin abini öldüreceğim bak yemin ederim." Dedim sessizce.
Abimin telefonu çaldığında Nil'in aradığını anlamıştım.
"Çok sıkıcısınız ben gidiyorum biraz sitede turlayacağım." Ayağa kalktığımda Can'ın elini sıkıp tek kaşımı kaldırıp indirdim.
Sen burayı kontrol et demek istediğimi anlayıp gözlerini açıp kapattı.
"Sen neler yapıyorsun Can." Gamze'nin gıcık sesiyle çıkış kapısına hızla yürümüştüm bile.
Görünmeden Ateş'lerin bahçesine geçip arka bahçeden dolandım.
Eve girdiğimde ortalıkta kimse görünmüyordu.
Salonda gördüğüm annemlerle onlara bakmadan hızla yukarıya doğru çıkmaya başladım.
"Efsun.!" Annem arkamdan sesleniyordu ama ben hızımı kesmeden Ateş'in odasına doğru yürüyordum.
"Delirtecek bunlar bizi Esin ben anladım." Sezen teyze de konuşmuştu.
Koridorun sonuna doğru yürüyüp Ateş'in odasının kapısını çalmadan açtığımda banyodan elinde bir havlu ile çıktığını gördüm.
Yüzünü yıkamıştı sanırım.
Şaşkınlıkla bana baktı.
"Ver kitabı.!" Dedim bağırarak.
"Çık dışarı." Dedi elindeki havluyu yatağın üstüne atarak. Etrafa göz gezdirip tekrar ona baktım.
Annem ve Sezen teyze de gelmişti.
"VER DİYORUM ATEŞ.!" Çığlık atar gibi konuştuğumda kaşlarını çatarak benim yaptığım gibi kollarını önünde birleştirip arkasındaki duvara yaslandı.
"Efsun.!" Annem koluma dokunduğunda hırsla çekip odayı aramaya başladım.
Yatağın altına eğilip baktım ama yoktu.
"Sezen bir şey söyle şu kıza vallahi şuraya bayılacağım." Ben ne diyorum annem ne diyor Allahım.
Odasında pek eşya yoktu. Genişti ama eşya pek yoktu.
"Almadan çıkmayacağım kitabı bana ver Ateş.!" Saklayabileceği yerlere bakıyordum.
"Ateş ver kitabı kıza.!" Sezen teyzede sesini yükseltmişti.
Ateş'ten hala ses yoktu.
Yanından geçip giyinme odasına gireceğim zaman kolumu tutup beni geri çekti.
"O kadar uzun boylu değil hangi hakla giriyors.." Kolundan kurtulup giyinme odasına daldığımda bir şey yapmadı.
Burnuma gelen kokuyla bir kaç saniye gözlerimi kapatıp açtım.
Elime gelen her şeyi fırlatarak kitabı arıyordum.
Arkalara doğru gittiğim de yukarıya uzanıp bir rafa elimi attım ama başımdan aşağıya dökülen kutunun içindekilerle hemen gözlerimi kapatıp ellerimi yüzüme sardım.
"Lan Efsun.!" Ateş kolumdan çekip oradan uzaklaşmamı sağladı ama ben yüzümden ellerimi çekip yine aynı yere gittim.
"Ver kitabı.!" Hem arayıp hem bağırıyordum. Çekmeceyi açtığımda gördüğüm saatlerle bir tanesini elime alıp yere fırlattım. Sesini çıkartmadı.
Raflara elimi sürüp hepsini aşağıya indirdim.
İkinciyi çekmeceye elimi attığımda beni resmen kucaklayıp tersi yöne çevirdi.
Oradaydı.
"BIRAK.! SEZEN TEYZE BİR ŞEY YAP." Sezen teyze şaşkınlıkla kapının oradan bize bakarken konuşmamla hemen içeriye girip Ateş'i benden uzaklaştırmaya çalıştı.
Ateş bırakmıyordu.
"Karışma anne kitap benim alamaz.!" Bağırdı.
"Hayır benim, sen saygısız iğrenç bir insansın kitabı Gamzeye vermişsin.!" Ben bağırdıktan sonra kimseden ses soluk çıkmadı.
"Pislik.!" Dedim bacağına vurarak.
"O kitabı almadan gitmem odayı başına yıkarım Ateş düzgünce ver.!" Hala bağırıyordum.
"Efsun daha demin sendeydi şimdi nasıl Ateş'te bu kitap çocuğum." Sezen teyzeye baktım.
"Çünkü bu pislik odamdan kitabımı çalmış.!" Ateş'in dudakları kıvrılınca şokla ona baktım.
Benim kitabı nereye saklayacağımı iyi biliyordu.
Başımı salladım.
"Tamam bırak gideceğim." Dediğimde kollarını biraz gevşetip kenara çekildi ama ben hızla gidip ikinci çekmeceyi açtım.
Ateş kolunu uzattığında son anda kurtulmuştum ama çekmecedekilerle keşke dedim...keşke kurtulmasaydım kolundan. Engel olsaydı.
Bir Ateş'e bir çekmeceye baktım.
Açılan ağzımı kapatıp dizlerimin üzerine çöktüm.
Benim eşyalarım.
Eşyalarım buradaydı.
Tokam tshirtüm tarağım hırkam bilekliğim hepsi buradaydı. Titreyen ellerimle bir tane tokamı elime aldım.
Takılarım bile buradaydı.
Atmamış mıydı eşyalarımı. Gözlerimi kapatıp tekrar açtığımda Sezen teyze ve annem odadan çıktıklarını gördüm.
Ateş sertçe kolumdan tutup çekmeye çalıştığında çekmeceye tutundum.
Elim bir yere çarpınca çıkan sesten dolayı beni çeken kolları durdu.
Gözümü çekmecenin içindekilerden ayırmıyordum.
Diş fırçam..uyku bandım bile buradaydı.
Eskiden onda kalan tüm eşyalarım buradaydı.
Burnumu çektiğimde ağladığımı anladım. Hızla gözyaşlarımı silip elimi hırkama attım ama Ateş kolumu sertçe yarı yolda tuttu.
"Dokunma...sakın dokunma Efsun sınırını aştın.!" Dişlerinin arasından konuşmuştu.
"Niye sakladın." Diyebildim içime kaçan sesimle.
Cevap vermedi.
"NİYE SAKLADIN ATEŞ SENİ ALDATIP GİTMEDİM Mİ NİYE SAKL.."
"SUS LAN SUS EFSUN SUS KES SESİNİ LAN SİKTİRME EŞYALARINI.!"
Bağırtısıyla içime sindim.
Elini bir rafa vurduğunda orası devrildi.
Akan gözyaşlarımı siliyordum.
"Çık git şurdan.!"
Dizlerimi kendime çekip elimle yüzümü kapatarak başımı dizime koydum.
Sesli bir şekilde ağlamaya başladığımda iki yıl önce yaşadıklarımız aklıma geliyordu.
Yine aynı şekilde ona suçsuz olduğumu anlatmaya çalışıyordum.
"AĞLAMA DEFOL GİT LAN.!" Daha sesli ağladım.
"Ateş ben seni aldatmadım yemin ederim seni aldatmadım Ateş." Hem ağlayıp hem konuşuyordum.
"Biz evlenecektik seni nasıl aldat.."
"Konuşma.!" Dedi ve o da karşı rafın oraya doğru çöktü.
Karşılıklı giyinme odasında oturmuş yıkılmış halimize bakıyorduk.
"Aldatma yok." Dedim ama o karşıya bakmaya devam etti.
"Kaya beni hala rahatsız etmeye devam ediyor aldatmadım seni Ateş...fotoğraflar var ama yapmadım, yapmam." Tepki vermiyordu.
"Beni mahvettin Efsun." Dediği an şaşkınlıkla ona baktım. İlk defa bu konu hakkında konuşuyordu.
"Beni öldürdün sen Efsun."
Burnumu bile çekemedim.
"Ben senin için ölmeye hazırken sen başkası için beni öldürdün." Gözlerimi sıkıca kapattım.
"Aldatmadım." Dedim.
"Beni dünyanın en yüksek uçurumundan aşağıya attın." Başımı olumsuz anlamda sağa sola salladım.
"Önce sen beni oradan attın." Dedim.
Bir şey demedi.
"Mahvettin beni." Söylediğiyle Gözlerimi açtım.
Dizlerimin üstünde yanına doğru yürüdüm.
"Sen beni mahvettin." Dişlerimin arasından konuşmuştum.
"Uçurumdan atan da beni mahveden de sensin.!" Omzuna vurmuştum konuşurken.
Tepki vermedi bir dizini kırıp kolunu koydu diğer bacağını uzatıyordu.
İki elimi yüzüne koyup bana bakmasını sağladım.
"Ben seni aldatır mıyım Ateş...Efsun'un seni aldatır mı.? Canını vereceği adama bunu yapar mı söyle.!" Öylece gözlerime baktı.
Yüzünü sertçe ittim.
"Siktir et...evet aldattım Ateş bir kişiyle değil on kişiyle aldattım tamam mı bunu mu duymak istiyorsun." Kollarımı iki yana açtım.
"Tamam yaptım fotoğraflar da gerçek Kaya ile sevgiliydim evet doğru her şey." Gözlerini kapatıp elini başına attı.
"Çık şu odadan." Dedi saçlarını çekiştirirken.
Telefonum yanımda olsa ona Kaya'nın bana saldırdığı görüntüleri izlettirecek kadar duygusaldım şu an.
İç çektiğimde gözleri bana döndü.
Tebessüm ederek başımı iki yana salladım. Neden inanmadın ki Ateş.
"Keşke bana inansaydın Ateş. Keşke herkes inanmasaydı da bir tek sen inansaydın Efsun yapmaz deseydin." Gözlerimden akan yaşları artık silme gereği duymadım.
"Bizi sen mahvettin Ateş." Yerden destek alıp ayağa kalktığımda ilk başım dönsede sonra toparladım.
Yavaş ve yıkılmış adımlarla giyinme odasından çıktığımda odada gördüğüm iki kadına bakmadan hızla dışarıya çıktım.
Duymuşlardı bizi. Yüzleşmemize şahit olmuşlardı.
Merdivenlerden inerken gözümden akan yaşlarla öylece karşıya bakıyordum.
Dış kapıyı açıp çıktığımda hızla eve doğru yürümeye başladım.
Kimseye görünmeden eve girdiğimde yine aynı yavaşlıkla odama doğru yürüdüm.
Kapıyı açtığımda odamdaki dağınıklığa bakmadım bile. Yatağın üstündeki kutuyu elime alıp baktım. Kapağı açılmıştı.
Ateş içine bakmış ve görmüştü.
Onun bana aldığı hediyeler ve onun bir kaç kişisel eşyası vardı.
İkimiz de birbirimizin sakladığı eşyaları görmüştük bugün.
Ben hala aptal olduğum için saklıyordum. O neden saklıyordu. Hatta neden çekmecesindeydi.
Yatağa neredeyse yığıldığımda hemen üstündeki örtüyü kafama kadar çektim.
Gözlerimden istemsizce akan yaşlarla ardı arkası kesilmedi.
Uyumak istedim ama uyuyamadım.
Sadece ağladım. Nefret ettim kendimden. Nefret ettim güçsüzlüğümden.
Odamın kapısı açıldığında annemin sesini duyunca hemen üstümdekini atıp ona baktım. Yatağa oturup kollarını açtığında hızlıca ona sarıldım.
Saçlarımı okşuyordu.
"Ağlama annem o da çok kötü Sezen'le ikimiz sakinleştiremedik sen gittikten sonra." Konuşmadım.
"Elindeki kanıtları Ateş'e göster Efsun lütfen annecim bilsin...sen yine onunla olmayacaksan olma ama bilsin." Yine sustum.
"Ateş...Kaya'yı öldürür." İstemsizce konuştuğumda annem kasıldı.
"Eşyalarını saklamış." Dedi.
"Saklamış." Diyebildim.
"O kızla yani Gamze ile ciddi değillermiş sevgili bile değillermiş takılıyorlar dedi Sezen."
Ne hissedeceğimi bilmiyordum ki.
Umrumda değil bile diyemiyordum.
Dünyanın en geri zekalı insanı olduğum için siktir edemiyordum.
Evimdi Ateş benim.
Güvenli alanımdı.
Ben evsiz kaldım. Korunaksız kaldım...
Kimsesiz kaldım. Dünyam başıma yıkılmıştı tekrar toparlamaya enkazlardan çıkmaya çalışıyordum.
Kendim böyle olmasını sağlamıştım. Bir erkeği hayatımın merkezine koyduğum için hak etmiştim.
Hak ettim bu da bana ders olsun.
Öylece odamın kapısını izliyordum.
"Giyinme odasını yaktı yıktı Efsun sadece senin eşyalarına dokunmadı."
Burnumu çektim.
"Ben bir duşa gireyim anne." Ondan biraz ayrılıp yüzüne baktım.
O da ağlamıştı.
Tebessüm etmeye çalışarak yanağından öptüm.
"Seni çok seviyorum." Dedim.
O olmasa ben toparlanamazdım. Babam da çok fazla ilgileniyordu ama annem ayrıydı.
Sabahlara kadar başımdan ayrılmayıp konuştuğunu biliyorum. Ne yapmam gerektiğini anlatmıştı.
Dinlemedim.
Ateş'e anlatamayacağım için onu dinlemedim.
"Ben de seni çok seviyorum güzel meleğim çok seviyorum bebeğimi." O da yanaklarımdan öptü.
Yataktan kalkıp kendimi banyoya attığımda üstümdekileri çıkartıp kendimi buz gibi suya teslim ettim.
Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama annem kapıya vurup yemek yediklerini söyleyince çıkmak zorunda kaldım.
Yaklaşık bir buçuk saattir banyoda olduğumu çıktıktan sonra görmüştüm.
Kıyafetlerimi giyindikten sonra saçlarımı kurutmadan aşağıya indim.
Bizim bahçenin loş ışıkları açılmış herkes masanın etrafında toplanmıştı.
Ateş'te buradaydı.
Herkesin görüş açısına girdiğimde kimseye bakmadan Can'ın yanına oturdum.
Telefonu tabağın yanına koyup başımı Can'ın omzuna koydum.
Sanki herkes ne yaşadığımızı biliyormuş gibi konuşmuyorlardı.
Babam ve Kıraç amca masada yoktu.
Öğlen ki ekip buradaydı.
Gözlerimi kapattığımda fotoğraf sesini duyup hemen açtım. Gamze sofranın fotoğrafını çekmişti.
Geri zekalı.
Ateş'e bakamıyordum şu an.
Nasıl olduğuna bakmak istesem de bakmadım.
Abimin Ateşin omuzuna vurup ne olduğunu sorduğunu duymuştum. Can'da duymuştu.
"Aldın mı kitabı." Dediğinde gözlerim kapalıyken tebessüm ettim.
"Almadım." Dedim sessizce.
"Hadi çocuklar başlayın niye bekliyorsunuz." Annem konuşmuştu.
Ablam ve Gamze zaten başlamıştı sanırım kalan dörtlüye söylüyordu.
Can, ben, abim ve Ateş.
Derin bir nefes alıp Can'ın omzuna iyice yerleştim.
Yine kimse yemeğe başlamadı.
"Efsun." Sezen teyzenin sesiyle gözlerimi açtım.
"Yesene senin sevdiklerin var kuzum." Sezen teyzeyi de çok seviyordum.
"Midem ağrıyor biraz." Dedim. Doğruydu.
Mideme kramp giriyordu.
"Ellerinize sağlık Esin teyzecim." Gamzenin sesiyle ona döndüm. Çekinmeden narin narin yemeğini yiyordu.
"Afiyet olsun." Dedi annem gülümseyerek.
Gözlerim merakla Ateş'e kaydığında anında göz göze gelmemizle hızla gözlerimi kaçırdım. Bana bakıyordu.
Gamze varken gözlerini dikmiş sertçe bana bakıyordu.
Bizim ön bahçeye giren kırmızı arabayla Nil'in geldiğini anlamıştık. Abim yerinden kalkıp ona doğru yürümeye başladı.
Serpil teyze ile yaşadığımız olaydan sonra ne o beni aramıştı ne de ben onu.
İkimiz de birbirimizle konuşmuyorduk.
"Merhaba herkese." Nil'in çekingen sesiyle annem ayağa kalkıp ona sarıldı.
Sezen teyze sarılmadan selam verdi.
"Hoş geldin canım geç hemen otur sana servis açtırayım." Mutfağa doğru gitmişti annem.
Nil suratıma bile bakmadan abimin yanına oturdu.
"Naber Can." Dedi neşeyle.
Tek kaşımı kaldırmış ona bakıyordum.
Can cevap vermeyince gülmek istedim.
"Can, Nil sana söyledi." Ablamın da olaya dahil olmasıyla tekrar Can'ın omzuna başımı koyup gözlerimi kapattım.
"Efsun mu konuşma dedi." Nil alayla sorunca gözlerimi açmadan yine gülümsedim. Hatta neredeyse kıkırdamıştım.
O üçlünün bana baktığını biliyordum.
Konuşmadım sadece güldüm.
"Seninle bir sorunumuz yok Can biliyorsun değil mi.?" Hala konuşuyordu.Bizim ne sorunumuz vardı merak ediyordum.
Can alttan elimi tutup sıktı.
Ağlatacaktı bu çocuk beni. Gerçekten çok seviyordum. Abim ve ablamdan daha çok kardeşti bana.
"Efsun yokken bir ara konuşalım mı.?" Dedi tekrar Can'a karşı. Hala gözlerim kapalıydı.
Can elini başıma atıp okşadıktan sonra saçlarımın üstünden öptü.
Nil susmuştu.
Sanırım bu cevap yeterlidir.
Tuttuğu elimi sıkıp kolunu okşadım.
Can kulağıma bilerek sertçe üfleyince hızla sandalyemi geriye itip hızlı bir şekilde ayağa kalktım.
Kulağımı tutuyordum.
"Aptal.!" Diyip omzuna vurdum.
"Can.! Noluyor ne yaptın kıza." Sezen teyzede sandalyesinden kalkmış bize doğru yürüyordu.
Can kahkaha attığında gidip tekrar omzuna vurdum.
Sandalyem hızlı kalkmamdan dolayı arkaya düştüğü için onu kaldırıyordu.
"Malsın." Dedim onun duyacağı şekilde.
Gülüp omzuma vurdu o da.
"Efsun niye ayaktasın..Sezen noldu." Annem elindeki tabaklarla bir bana bir Sezen teyzeye baktı.
"Can ve Efsun'un şakaları işte Esin durmuyorlar." Sezen teyze yanıma gelip kulağıma baktı.
"Üfledi bir şey yok Sezen teyze." Dediğimde rahatlayıp yerine geçti.
Ben de tekrar sandalyeme oturacağım zaman sandalyenin arkamdan çekilmesiyle yeri boylamam bir oldu.
"CAN.!" Bağırmamdan sonra masadan bir kaç gülme sesi ve herkesin ayağa kalkması bir oldu.
Önümde masa olduğu için göremiyordum.
"CAN gözükme gözüme.!" Sezen teyzede bağırmıştı.
"Can siktir git şuradan.!" Ateş'te aynı şekilde.
Ablam ve Gamze hala gülüyordu.
Abim benim şaşıracağım şekilde önüme gelip elini uzattığında bir ona bir eline baktım.
Ben değil herkes bakıyordu.
Anneme döndüğümde umut dolu gözlerle benim abimin elini tutmamı beklediğini gördüm.
Ateş'te görüş açıma girdiğinde iki elimi yere koyup ayağa kalktım.
Etrafa bakıp Can'ı bulmaya çalıştığımda çitlerin orada olduğunu gördüm.
Benden uzaklaşmış buraya bakıyordu.
Sen ölmedin mi oğlum.
Hızlı bir şekilde o tarafa yürüyeceğim sırada abim önüme geçti ama ben onu sertçe iterek Can'a doğru yürümeye başladım.
Benim ona yürüdüğümü görünce koşarak evlerine doğru gitmeye başladı. Ben de hızlı bir şekilde koşmaya başladığımda annem ve Sezen teyzenin seslenmelerini takmadım bile.
Can sen bittin.
Gamze var diye arkasından seslenmiyordum ama onu öldürecektim.
"Yine birine bir şey olacak Esin iyi izle hep aynı sahne."
"Efsun yine yaralanıp gelir otur sen yemeğini ye." Annem ve Sezen teyze arkamızdan bunları diyordu.
Kapılarının önüne geldiğimde hızlıca dış kapıyı açıp içeriye girdiğimde Can'ın odasına doğru çıktım.
Kapıyı hırsla açıp yatağın üstünde yatan ona baktım.
"Geri zekalı sandalye çek mi dedim sana Can seni öldürmek istiyorum şu an." Tamam her şeyi biz beraber planlamıştık yemekten kaçmak için ama sandalye çekeceğini söylememişti. Tartışıp eve geçeriz konuşmak barışmak için diye bir plan yapmıştık.
"Kalk seni öldürme işini sonraya bırakıyorum kitabı alacağız." Gülerek ayağa kalktı.
"Altıma sıçacaktım." Dedi önden önden yürürken.
Ateş'in odasına girdiğimiz de ben hemen giyinme odasına girdim ama annemin dediği gibi benim eşyalarımın olduğu çekmece hariç hem tüm çekmeceler çıkmış ve duvara fırlatılmıştı hem de tüm raflar boştu.
"Siktir.! Ne olmuş lan buraya." Dedi Can.
"Kavga ettik." Dediğimde anlat dermiş gibi bakınca hem odanın her yerinde kitabı aramış hem de bugün Ateş'le olan olayı anlattım.
"Siktir amına koyayım bu ne lan böyle senin eşyalarını hala saklamış ona şaşırıyorum." Ben de Can ben de.
Yatağın altını kaldırdığımda burası da boştu.
Ateş'in balkonuna çıkıp eğilerek masaya doğru baktım.
Hepsi hala orada oturuyordu.
Sesleri bile duyuluyordu.
"Efso burada yok hiçbir şey şu raflara da bakayım belki ters psikoloji yapmıştır gözümüzün önündedir." Gözlerimi devirip tekrar odaya girdim.
Yatağının yanındaki çekmeceleri açıp iyice karıştırdım.
Bir kaç ilaç ve kitap vardı. Ama başka kitaplar.
Sinirle gözlerimi kapatıp açtım. Yatağın yanında yere çömelmiştim.
Halının altına bile bakmıştık. Can yatağa oturup yerdeki bana bakarak arkamı dönmemi sağladı. Ona arkamı dönünce omuzlarıma masaj yapmaya başladı.
O masaj yaparken ben de düşündüm.
"Nerede bu kitap Can delireceğim şimdi." Dedim.
"Bulamazsak sen yarın onu oyalarsın ya da işe gittiğinde ben tekrar gelir ararım odanın ırzını sikmiş toplansın yine arayalım." Başımı sallayıp dizimi kendime çektim.
Masajı bitirince ayağa kalkıp son kez bir kaç yere baktık.
Aşağıdan gelen seslerle tekrar koşarak balkona çıkıp masaya baktım. Kimse orada değildi.
"Siktir.!" Can benden önce görüp hemen bağırdı.
"Can evdeler mi bahçedeler mi." Dedim panikle.
Merdivenlerden gelen sesle evde olduklarını anlayıp kendimizi balkona attık.
"Şuradan ineceğim sende benim indiğim gibi in." NE.
"Delirdin sen iyice ben nasıl ineyim Can." Dedim bir aşağıya bir odanın kapısına bakarak.
Can hızla balkon duvarının kenarındaki borulara basarak aşağıya doğru inmeye başladı.
"Arkamdan gel tutacağım seni hadi acele et." Dediğini yapıp ben de borulara bastım ama ayağım kayıyordu.
"Sakın düşme öldürürüm seni." Dedi yavaş yavaş inerken.
Şu an ki halimizi birisi kameraya alsa tıklanma rekorları kazanacağımızı biliyordum.
"İniyor musun." İnemiyordum. Hala aynı yerde duruyordum.
Kalbim çok hızlı atıyordu. Sadece Gamze'ye rezil olmak istemiyordum.
Biraz ayağımı kaydırıp indim.
"Efsun.!" Dedi Can sinirle.
"Yavaş in kaymadan adım at." Öyle yapıyordum işte geri zekalı.
"Can sus." Dediğimde o biraz yan tarafa kayıp diğer boruya tutundu.
Şimdi alt tarafta Can değil direkt olarak çim ve toprak vardı. Bir de çiçekler.
Sezen teyzenin yeni ektiği çiçekleri.
Şu an balkonun görüş mesafesinde değildik. Baya inmiştik.
Bir adım atıp Can'ın geçtiği yere geçeceğim zaman ayağımın kayması ve çığlık atarak düşmem bir oldu.
"Efsun." Can'ın sesini sırtımdaki acıdan duyamamıştım bile.
Fena bir şekilde Ateş'in balkonundan aşağıya düşmüştüm. Ve sanırım belim kırılmıştı.
BÖLÜM SONU
Aşklarım oy sınırı 100
Yorum sınırı 50
Bölüm etkileşimi
