YAKARIŞ kitap kapağı

5. bölüm / 37

YAKARIŞ

5

Vaveyla Yazarı: Buse Mina

Uygulamada Aç
Bölümü paylaş
Bu sayfayı paylaş
WhatsApp

Kitap sayfası
Bölümler 37Şu an: 5

İyi okumalar...

Olan bana olmuştu bundan sonrasının ne önemi vardı ki.

Ben mahvolduktan sonra, geceleri kabus göreceğim korkusu ile uyuyamadıktan sonra ne önemi vardı.

Karanlıkta bile kalamıyordum artık.

Çok korkuyordum. Her şeyden, herkesten korkuyordum.

Ben böyleydim işte.

Enkaz.

*************

Karakola giriş yaptığımızda Can ve beni ifadeye almışlardı. Abim ve Ateş zorla Can ifade verirken odaya girmişlerdi.

Bana sormamışlardı bile. Tektim ifade verirken.

Can ifadeden çıkmıştı ben de şu an ifade vermiştim ve çıktısını bekliyordum.

İmzalayıp yarın savcılığa da gidecektim.

"Şuraya imza atabilirsiniz Efsun hanım." Kalemi ondan alıp dediği yere imzamı attım.

"Tamamdır çok geçmiş olsun en kısa sürede sonuç alırız merak etmeyin." Tebessüm ettim.

"Çok teşekkür ederim iyi geceler."

"İyi geceler Efsun hanım geçmiş olsun tekrardan." Dedi ve ben hızlıca odadan çıktım.

Kapıyı açtığım an karşımda gördüğüm babamla kollarımı onun boynuna doladım.

"Prensesim."

Sıkı sıkı sarılıyordum.

"Baba çok özür dilerim aptalın tekiyim." Başımı okşuyordu.

"Sana daha sonra kızacağım önce bir şoku atlat." Başımı omzuna gömdüm.

"Çok kızdın mı." Dedim sessizce.

"Kızdım." Dedi ama sesi kızmamış gibiydi.

"Efsun." Annemin yan taraftan gelen sesiyle hemen babamdan ayrılıp anneme baktım.

Gözleri dolu dolu bana bakıyordu.

Hızlıca ona da sarıldım.

"İyi misin bebeğim." Başımı salladım.

"İyiyim anne ağlama sakın bir şey olmadı." O da başını salladı.

"Bıktık Can ve senin şu olaylarından Efsun kalbime indireceksin annem." Haklıydı.

"Anne gerçekten fark etmedik her zaman gittiğimiz ıssız bir yerdi." Benden ayrılıp koluma vurdu.

"Eve geçelim geberteceğim seni." Bir şey demedim.

Sezen teyze ve Kıraç amcada gelmişti. Onlar biraz sesli bir şekilde Can'a kızıyorlardı.

Can'da hızlı hızlı açıklama yapıyordu.

Kıraç amca Can'ın kalkan koluna vurunca Can bir iki adım geriye gitti.

Babam da onların yanındaydı.

Abim ve Ateş'i görememiştim.

"Anne hadi.!" Derken abimin sesini karakolun girişinde duyduk.

Can'lar önden giderken ben de annemden ayrılıp hemen arkadan onun koluna girdim.

"Kızdılar mı.?" Dediğimde başını salladı.

"Bir şey olmaz bugün bizde kal." Dedim.

"Esin teyzeye söyle de anneme söylesin bunlar beni öldürecekler Efsun." Elimle dudaklarımı kapattım.

Gülmemi bastırdım.

"Tamam aynı arabaya binelim bekle." Dışarıya çıktığımızda yüzüme vuran rüzgarla donmuştum.

Başımı kaldırdığımda gördüğüm ilk şey sigarasını içerek babasıyla konuşan Ateş'ti.

Hemen annemlerin hangi arabayla geldiğine baktım.

Babamın arabası ve Ateş'in arabası vardı sadece.

Can'ın kolundan tutup direkt bizim arabaya doğru yürürken abimin sesini duyduk.

"Anne bu ikisini aynı yerde tutmayın bak babamın arabasına kaçıyorlar.!"

Geri zekalı ya.

"Efsun.!" Babam sesli bir şekilde ismimi söyleyince ona döndüm.

"Baba Can'ın telefonu arabada kaldı ona bir kaç numara vermem gerekiyor eve gidene kadar ona bakacağız." Yalan söylediğimi buradaki herkes biliyordu.

Annem ve Sezen teyze söylene söylene yanımıza geldiler.

"Bu son siz iyice tepemize çıktınız biraz akıllı durun hep bir karakol maceramız oluyor vallahi bıktım Sezen ya." Diyordu annem.

Sezen teyze önce bana sarıldı sonra da kızdı.

Sonuç olarak Can ve ben babamın arabasıyla eve dönecektik.

Yani babamlarla beraber.

Kıraç amca ve Sezen teyze de Ateş'in arabasına doğru geçmişlerdi.

Abim de oradaydı.

Onlar dörtlü biz de dörtlü gidecektik.

Bizim araba hareket etmeye başladığında diğerleri hala arabanın dışında bir şeyler konuşuyorlardı.

Babam korna çalıp onların önlerin geçtiğinde Kıraç amca eliyle selam verdi.

En son gördüğüm Sezen teyzenin arka koltuğa oturmasıydı.

Can ile kafa kafaya vermiş ne yapacağımızı düşünüyorduk.

"Söyledin mi.?" Evde kalma mevzusunu diyordu.

"Anne." Dedim koltuktan sarkıp öne uzanırken.

"Konuşma Efsun.!" Dediğinde Can'a baktım. Sonra tekrar anneme döndüm.

"Anne bugün Can bizde kalacak.?" Bir şey demedi.

"Sezen teyzeye söylesen indiğimizde Can'a çok kızarlar yarın biraz ortalık sakinleşsin lütfen anne." Yanağımı onun yanağına sürtüyordum.

"Tamam bakarız inince sırnaşma Efsun." Dediğinde yanağından öpüp Can'a döndüm.

Elini uzatmıştı çak yapmam için.

"Kurtlar vadisi operasyonu bitmiştir." Dediğinde güldük.

"Tavandan çıkıp fotoğraf çekelim." Dediğinde babamlar duyunca gülmüşlerdi bir kaç saniye sonra da sunroofu açmıştı babam.

Can'la beraber vücudumuzun üst kısmını dışarıya çıkarttığımızda yüzüme vuran rüzgarla gözlerimi kapattım.

"Dondum.!" Dedim biraz yüksek sesle.

Rüzgardan sesim gitmiyordu.

"Telefon nerede." Onu koltukta unutmuştum.

Hemen içeriye girip telefonu aldım ve tekrar ayağımı koltuğun kenarına koyarak tavana doğru uzandım.

Bizim evin yoluna girdiğimiz için yollarda araba yoktu. Sadece arkamızda Ateş'in arabasının far ışıkları vardı.

Can telefonu elimden alıp kamerayı açtığında bağırdım.

"Eğer düşürürsen seni arabadan atarım.!" Dediğimde omzuma vurdu. Ama ben hazırlıksız olduğum için yana doğru kaymıştım. Bunu görünce tekrar yakamdan tutup beni eski halime getirdi. Arkamızdan gelen korna sesiyle oraya bakıp geri önümüze döndük.

"Hemen bayıl Efsun." Dediğinde telefonu biraz bizden uzaklaştırdı.

Kolunu omzuma attığında gülümsedim. Fotoğrafımızı çektikten sonra bir de video çekti.

Ateş'ler hemen arkamızdaydı.

Neden geçmiyor babam zaten yavaş gidiyordu.

"Can dondum hadi.!" Dediğimde içeri girecekken saçlarımdan tuttu.

"Can.!" Dedim bağırarak.

"Dur bir benim fotoğrafımı çek iki saniye." Elinden telefonu alıp onu çektim.

"Arabayı çaldırdıktan sonra biz.!" Dediğimde yine güldük.

Ben öne doğru uzanarak gülerken Can'da sırtıma hafifçe vuruyordu.

Arkadan gelen korna sesiyle ikimiz de aynı anda tekrar arkamızdaki arabaya baktık.

Ateş ile göz göze geldiğimde sinirle bana baktığını gördüm. Yanındaki abime baktım. El kol hareketi yapıyordu bize.

Neyi kutluyorsunuz der gibiydi.

Bakışlarından korkup hızlıca koltuğa oturdum.

Arabalar kapıların önünde durduğunda Can ve ben hızlıca içeriye girecekken arkamızdan Ateş seslendi ama biz onu takmayıp hızımızı kesmeden devam ettik.

Kapıyı kapatmamıza rağmen bağırışlarını duyuyorduk.

Can tereddüt etse de kolundan tutup odama çıktık.

Hızlıca balkona çıkıp koltuklara oturduk.

"Araban gitti lan." Dediğinde dudaklarımı büzdüm.

Üzülmüştüm ama yapacağımız bir şey yoktu. Başıma gelen olaylardan sonra buna üzülemiyordum.

Ama sanırım uzun bir süre arabam olmayacaktı.

"Nasıl duymadık Can ben anlamıyorum kamerada yok dağın başı." Dedim.

O da sıkıntılı duruyordu.

"Siktir et benim arabam emrine amade Efso." Gülümsedim.

"Sabah bizi öldürecekler." Esnemiştim bunu söylediğinde.

Üşümüştüm. Grip olacak gibiydim.

Can benim yatağıma kurulduğunda ben de o uyuduktan sonra yan odaya geçecektim ama ablamın odasından gelen seslerle oraya doğru ilerledim.

"Canın mı sıkkın senin güzelim niye durgunsun kaç gündür." Abimin sesiydi. Hafifçe uzanıp odanın içine baktığımda ablamın yatakta oturmuş abimin de onu kollarının arasına aldığını görüp hemen geri çektim başımı.

Şimdi onlara bakmadan sadece dinliyordum.

"Bir şey yok abi her zamanki şeyler işte..ayrıca evet Efsun geldiğinden beri moralim bozuk annemlerin nasıl davrandığını görmüyor musun o size ihanet eden birisi değil mi.? Bunca şeyi hak ediyor mu sence." Ablam konuşmasını bitirdikten abimin ne cevap vereceğini düşündüm.

Önce bir öpme sesi duydum. Burukça gülümsedim.

"Önemsiz şeyleri düşünüp moralini bozma bir tanem onlar da anlayacak bir gün yaptığı şeyin iğrençliğini ama anlasalar bile o onların çocuğu sen ister konuş ister konuşma onlar onunla iletişimde olmak zorundalar." Dudaklarıma gelen kan tadıyla dişlerimi sıktığımı anladım.

Ben bundan hiç kurtulmayacaktım değil mi.?

Her zaman suçlu olacaktım.

Önemsiz biri.

İğrençliği yapan kişi.

Ablamın söyledikleriyle sırtıma bir tane daha çizik atılmış gibiydi.

Sadece gülümsedim.

Onlara çok şey söylemek istiyordum ama istemiyordum da.

Kendimi anlatmayı çok istiyordum beni dinleyecek birine. Beni bu şekilde bilmelerini istemiyordum ama bir yandan da gerçeklerin benim çabamla ortaya çıkmasını istemiyordum.

Ben bir şey yapmadım.

Suçsuzum.

Yapmadım.

Yapmadın.

Elim otomatik olarak kalbime gitmişti. Yutkundum. Boğazım ağrımıştı.

"Aynı evde kalmak bile istemiyorum nasıl bizimle beraber yemek yiyebilir anlamıyorum hiç mi gururu yok abi onca şey olduktan, yaşandıktan sonra nasıl bizimle yemek yer." Sitemliydi ablamın sözleri.

"Artık aynı masaya oturmayacaksın güzelim merak etme ve tekrar söylüyorum canını sıkma değmez." Onları daha fazla dinlemek istemeyerek merdivenlerden yavaşça indim.

Nefesim daralıyordu.

Ben henüz bu olayları atlatamamışken onların arkamdan bunları söylemesine dayanamıyordum.

Benim yanımda kimse yoktu.

Annem ve babam vardı bunu biliyordum ama ben onların çocuğuydum onlar o yüzden arkamda.

Mecburiyet olmadan arkamda olan kimsenin olmamasından bahsediyordum.

Can vardı bir de. O zaten benim kardeşimdi. İlkokul, ortaokul, lise biz hep beraberdik onunla.

Canımdı o benim.

Salondan geçip bahçe kapısını açtım.

Gözyaşlarımdan önümü çok göremiyordum ama oturma grubuna oturmayı başarabilmiştim.

Orası da dar gelince tekrar ayağa kalkıp biraz ileride olan salıncağa doğru ilerledim.

Salıncağa oturmak yerine direkt uzandım.

Burnumun üstünden gözyaşlarım akıyordu.

Konuşmalarını düşünmemeye çalıştım ama aklımda dönüp duruyordu.

Ablam bana inanmış gibiydi.

İnanıyorum sana demişti.

Sen yapmazsın demişti.

İnanmıştı bana.

Başımı iki yana salladım.

İnanmıyorlar sana Efsun. Bizim bir şeyler yapmamız lazım.

Ayağımla farkında olmadan kendimi sallıyordum.

İyi değildim. Gülüyordum. Eğleniyormuş gibi yapıyordum. Kendimi bile kandırıyorum ben.

İyiyim diyorum kendime.

İyiyim.

Değilim..

Tekrardan yutkundum.

Gözlerimi kapattığımda ağlamam biraz olsun durmuştu.

Bacaklarımı kaldırıp cenin pozisyonuna geçtim ve salıncağa daha çok sindim.

Dönmeyi düşünüyordum.

Tekrardan dönmeyi istemiyordum ama burada da kalmak bana iyi gelmeyecekti.

Korkuyordum. Kaya'dan korkuyordum.

Beni tek gördüğü an içinden başka birisi çıkıyordu.

Başımı iki yana sallayıp bu şıkkı eledim.

Düşündüm. Düşündüm.

Gece sabaha kadar ne yapacağımı düşündüm. Sabah etraf aydınlandığında hala düşünüyordum.

Elim çok güçsüzdü. Ben de öyle şekilde.

Telefonumdaki ses kayıtlarını kimseye dinletmek istemiyordum.

O şekilde inanmalarını istemiyordum.

Son çaremin o ses kayıtları olduğunu bilmeden çözüm yolu arıyordum. Bilsem aramazdım.

"Yok Cihan yok delireceğim bir şey yap.!" Annemdi.

"Esin teyze tamam buralardadır sabah çıkmıştır." Can'da mı uyanmıştı.?

"Can misafir odasında kaldı diyorsun örtüsü bozulmamış.!" Babam yüksek sesle konuşmuştu.

"Noluyor anne.!" Abimin sesi biraz yüksekten geliyordu. Sanırım odasındaki terastan seslenmişti.

"Efsun'u gördün mü Kartal.!" Babam beklemeden sormuştu.

Burada olduğumu söylemek istedim ama sadece önümdeki çimlere odaklanmış bakıyordum.

"Yok mu.?" Dedi abim.

Kimse bir şey demedi ama sesler yükselmişti.

"Cihan amca Efsun mu yok.!" Ateş'in sesiyle yine tepki vermedim.

"Gece çıkmış gitmiş Can uyumuş ama Efsun yok.!"

"Can.! Nerede Efsun.!" Ateş sanki Can biliyormuş gibi ona sesini yükseltmişti ve sesi gittikçe yakınlaşıyordu.

"Abi ben uyumuşum o yandaki odaya geçecekti bilmiyorum söylemedi bana da."

"Arayın baba.!" Abimin sesi artık yakından geliyordu.

Sanırım hepsi bahçedeydi.

"Telefonu bende, film izliyordum." Can konuştuktan sonra bir kaç saniye tüm sesler kesildi.

"Kartal yürü gidip siteye bakalım yürüyüş yapıyordur." Ateş'i babam yanıtladı.

"Yatağı bozulmamış."

Bir kaç saniye tekrar ses gelmeyince uyuşan bedenimle doğruldum.

Onlar arkamda kalıyordu.

Çıplak ayaklarımla çimlere basıp onlara doğru yürümeye başladığımda annemin çığlığını duydum.

Üstümde şortlu bir pijama takımı vardı. Her yerim buz tutmuştu.

Annem yanıma doğru koşup kollarımdan tuttu.

"Cihan hırka..donmuş hırka getirsinler." Annem bunu dedikten sonra abim üstündeki hırkayı çıkartıp anneme verdi.

Annem bana giydirmeye çalışırken onun elinden alıp hırkayla beraber abime döndüm.

Kızardığına emin olduğum gözlerimle ona baktığımda bir an afallasada bakışları yine sertti.

Hırkayı ona doğru sertçe fırlattığımda kimse bir şey demedi.

Annemin kolumu tutan elleri titredi.

Sadece abime bakıyordum.

"Ben ihanet etmedim." Ateş'e döndü bakışlarım. "Kimseye ihanet etmedim." Sesim o kadar kötü çıkmıştı ki.

Babam abimin yakasına yapıştığında donmuş gibi onları izliyordum.

"Ne yaptınız lan yine, ben ne söyledim sana Kartal ne söyledim lan.!" Abim şok uğramış ve bunu beklemiyormuş gibi hala bana bakıyordu.

Duyduğumu anlamıştı.

"İğrenç olan sizsiniz sen, ablam, Ateş hepiniz iğrençsiniz asıl ben sizden tiksiniyorum." Abimin yanına doğru yürüyeceğim zaman annem kolumdan tuttu.

Ama yine de bir kaç adım atıp tam önünde durdum.

"Gerçekler ortaya çıktığında ben de sizin hayatınızdan çıkacağım abi." Dudaklarım titrese de kendimi ağlamamak için tuttum.

Gülümseyip başımı iki yana salladım.

"Keşke bana inansaydınız." Sol gözümden bir damla yaş aktığında babama döndüm.

Annem kolumu hiç bırakmıyordu.

"Defol git gözümün önünden Kartal." Annem abime karşı konuştu.

"Dayanamıyorum artık baba...izledikten sonra inanacaklar bana gidip Kaya'yı öldürecekler ben bunu istemedim ki, kanıt olmadan yapmayacağımı bilsinler istedim." Sesimi hepsi duyuyordu.

Kimseden çıt bile çıkmıyordu.

Babam kolunu bana dolayarak yürümemi sağladı.

"Ne kanıtı lan ne kanıtı Efsun.! Lan sen o adamla...baba kızın o adamla sevgiliydi. Ateş'i alda.."

Babamın benden ayrılıp abime yumruk atmasıyla herkesten bir ses çıktı.

"Kes sesini.!" Babam abime hem işaret parmağını salladı hem de konuştu.

"Baba fotoğraflar telefonumda pişman olacaksın.!" Abim de bağırmıştı.

Fotoğraflar mı.?

Abim elini cebine attığında istemsizce ona doğru yürüyüp yanında durdum. Fotoğrafları gösterecekti. Ateş sertçe abimin kolunu tuttu ama abim göstermekte ısrarcıydı.

Bir şeyler yaptıktan sonra babama uzattığı ekrana ben de bakıyordum.

Gördüklerimle gözlerimi sıkıca kapatıp tekrar açtım. Gerçekti.

Kaya ve benim fotoğraflarım vardı.

"ŞUNLARA BAK BABA.!" Kükrediğinde babam elini telefona uzatıp aldı.

Beraber şokla telefona bakıyorduk.

Şok olmuş şekilde başımı kaldırıp Ateş'e baktım.

Boynundaki tüm damarlar çıkmış bana bakıyordu.

"Yalan...gerçek değil bunlar Ateş." Ateş dişlerini sıkıyordu.

Tekrar telefona bakıp yana kaydırdım.

Kaya'ya sarılmış gülümsüyordum.

"Baba bir şey yap." Kısıktı sesim. Bunlar ben değildim. Ben böyle bir şey yapmamıştım.

Ama ekrandakiler bendim. Gerçek gibiydi.

"Ben değilim bir şey yap baba.!" Sesim bu sefer yüksekti.

Babamdan telefonu alıp yakınlaştırdım.

"Hala ne diyor amına koyayım lan gerçek bunlar gerçek sen anca annen ve babanı kandır.!" Abime baktım.

Kalbim o kadar hızlı atıyordu ki.

"Can." Dedim ona dönüp. Hemen yanıma geldi.

Telefonu ona tuttum.

"Can bir şey yap...ben değilim..bir şey yap." Can elimden telefonu almış şaşkınlıkla fotoğraflara bakıyordu.

"Hassiktir." Dedi kısık sesiyle.

Babama döndüm hızlıca.

"Baba." Dediğimde o sinirle abime bakıyordu.

"Ben değilim baba yem.."

Babam yanıma gelip beni kollarının arasına aldı.

"Sus Efsun...biliyorum bir tanem sen değilsin araştıracağım tamam mı meleğim ağlama inanıyorum sana." Hıçkırdım.

"Nasıl, aklım almıyor delireceğim baba bir şey yap." Ağlamalarımın arasından kısık kısık konuşuyordum.

Babam başımın üstünden öptü.

"Sakinleş bir tanem içeri geçelim öyle konuşacağız hadi babacım." Başımı iki yana sallayıp ondan ayrıldım.

Annem ve Sezen teyzenin baktığı telefonu titreyen ellerimle tekrar alıp baktım.

Bendim. Kaya ile sarılmış gülüyordum.

O da bana bakıyordu.

Yine üstümde pijamalarım varken yapıyordum bunu.

Gerçek gibiydi. Beynim sorguluyordu böyle bir an olup olmadığını.

Herkes konuşuyordu ama ben transa girmiş gibi fotoğraflara bakıyordum. Tekrar Ateş'e bakmak istedim ama önümde abim duruyordu.

Bakışlarımı ona çıkarttım.

"Abi, ben değilim bu araştıralım tamam mı ben yapmam onu tan.."

Abimin alayla gülmesiyle susmak zorunda kaldım.

Titreyen dudaklarımla başımı biraz kaldırıp yüzüne baktım.

"Aynen öyledir sen dediğim gibi babamları inandır biz senin ne mal olduğ.."

"KARTAL.!" Babam abimin yakasından tutup benden uzaklaştırdı.

Telefonun ekranına tekrar baktım ama kapanmıştı. Yandan düğmeye bastığımla gördüğüm ekranla gözümden akmak için direnen yaş aktı.

Ablam ve Nil'in beraber abimle güldüğü bir fotoğraf vardı. Şifre olduğu için telefonu elimden bıraktım.

Çimlere düşmüştü.

Burnumu çekip etrafa baktım.

Annem gözleri dolu dolu bana bakıyordu.

Gözlerini açıp kapatınca bana inandığını anlamıştım.

Ateş'e baktım tekrardan.

Babam ve abimi ayırmış konuşuyorlardı.

Neden bana bu kadar oyun oynanmıştı.

Ne yapmıştım ben onlara. Fotoğraflar o kadar gerçekti ki...Artık kendimden şüphe ediyordum.

Belki de bendim gerçekten.

Hatırlamıyordum sadece.

Koluma dokunan parmaklarla anneme baktım.

"Hadi annecim içeriye geçelim üşüme daha fazla." Onu dinlemeden ısrarla Ateş'e bakmaya devam ettim.

Gözlerimiz bir an denk düşünce o da bana baktı.

Anlardı benim sevgilim. Gözlerimden anlardın beni Ateş. Neden görmek için bakmıyorsun.

Gözleri bana karşı çok boş bakıyordu.

"Ben o adamla böyle bir şey yaşamadım gerçek olamaz bu fotoğraflar." Ona karşı konuştuğum için daha çok sinirlenmişti.

İğrenerek bakıyordu şimdi.

Başımı iki yana sallayıp bakışlarımı ondan çektim.

Şu an, şu dakika ölmek istiyordum.

Gerçekler ortaya çıkmadan ölmek.

Şu an kendimi o kadar çaresiz hissediyordum ki..o kadar utanıyordum ki.

Fotoğrafları herkes görmüştü.

Sezen teyze, Kıraç amca.

Annem babam.

Herkes görmüştü.

Kalbime giren sancıyla beraber aynı anda gözlerim de karardı. Kendimi fazla sıkmıştım.

Gözlerimi kapattığımda koluma giren birine ağırlığımı verdim.

"Taklitlere bakar mısınız ben kardeşimi nasıl tanımamışım lan kız resmen beni kandırmış seni Elif'ten ayrı tutup sevdiğim zamanlara yazık Efsun."

"Sus artık Kartal defol git şuradan.!" Annem konuşunca koluma giren kişinin o olduğunu anladım.

Abim yine güldü.

"Pişman olacaksınız anne her şey ortada sizin kızınız kaş.."

Ateş'in boğazını temizlemesiyle abimde sustu.

Kızınız kaşar.

Gözlerimi açtım ama kimseye bakmadan hızlıca eve doğru yürüdüm.

Arkamdan abim hala bir şeyler diyordu.

Hızlıca odama çıkıp kapıyı arkamdan kilitledim.

Yatağıma oturup ellerimi saçlarıma attım.

Bir şeyler yapmalı mıyım diye düşünüyordum. Bunca şey olduktan, bunca laf edildikten sonra kendimi ispatlamak istiyor muydum bilmiyorum.

Kapım tıklatıldığında ses çıkartmadım.

"Sabah bu kapı açılmamış olursa seni gebertirim Efsun. Benim kızım böyle bir şey yapmaz biliyorum sadece senin söylediklerine inandığımı bil ve sakin ol annecim seni çok seviyorum. Yarın her şeyi konuşacağız bebeğim."

Bir süre daha kaldıktan sonra annem kapının arkasından gitmişti.

Fotoğraflar gerçek gibiydi. Sadece ne yapacağımı düşünüyordum.

Bir an aklım karıştı ve bende gerçek mi diye yanılgıya düşmüştüm.

Kaya ve ben fotoğraflarda öpüşüyorduk.

Acıyla ve utançla gözlerimi kapattım.

Gerçek gibiydi.

Çok gerçekçiydi.

Sızlanarak ağladım.

Aklımı oynatacaktım. Bize nasıl bir oyun oynanıyordu.

Neden oynanıyordu.

Odamın kapısı tekrar tıklatıldığında gözlerimi biraz açtım.

"Efsun." Abimin sesiyle yerimde dikleştim.

"Ateş yanımda kapıyı açar mısın sadece bir şey sorup çıkacağız." Burnumu çekip ayağa kalktım.

Hala onların dediğini ikiletmeden yapıyorsun.

Anahtarı çevirdiğimde kapı açıldı.

İlk abimle sonra Ateş'le göz göze geldim.

Abim bana dikkatlice bakıp yatağımın oraya doğru yürüdü.

Ateş hemen girmemişti. Yüzümün her yerine bakıp en sonunda gözlerini kızardığına emin olduğum gözlerime çıkarttı.

Bu odada çok fazla anımız vardı.

Onun ben çekilmeden girmeyeceğini anladığımda abimin yanına doğru yürüdüm. Ateş'te çok geçmeden kapıyı kapatıp makyaj masamın oraya geçti.

Abim ve ben yan yanaydık. Ateş'te karşımızdaydı.

Ateş derin bir nefes verdiğinde abim konuştu.

"Bize Kaya'nın yerini söyler misin, biliyoruz sevgilini satmazsın ama söylemek zorundasın." Ben...benim aptal kalbim abimin beni dinlemek için geldiğini sanarak heyecanlanmıştı. Aptal Efsun. Aptal.

Öylece yüzüne baktım.

"İnkar edecek bir şey yok geçti gitti..olan oldu biz zaten karşılıklı olarak birbirimizi sildik sadece o piçin yerini söyle." Karşılıklı olarak birbirimizi sildik.

Onlar beni silmişti.

Bakışlarımı abime çıkarttığımda önce şaşırdı. Sonra tekrar eski haline döndü.

Ateş'e de baktım.

Kollarını göğüsünde bağlamış bana bakıyordu.

Acıyla ve burukça tebessüm ettim.

"Bilmiyorum sevgilimin yerini." Dedim.

Abim yine şaşırdı. Hep inkar edip şimdi kabullenmeme şaşırdı.

Alayla gülümseyip baştan aşağıya beni süzdü.

"Babamların yanında inkar başbaşa kalınca itiraf." Dedi abim.

Başımı salladım.

"Evet." Dedim cılız sesimle.

Ateş hala kaşlarını çatmış benim tepkilerimi izliyordu.

Abim yine güldü.

"Süpersin sen Efsun ya gerçekten bak süpersin." Dedi elini omzuma attı.

Düz ifademle omzumdaki eline baktım.

Gülen ifadeden sıyrılıp birden kaşlarını çatarak sinirle bakmaya başlamasıyla alayının bittiğini anladım.

"Senin Nil ile görüşmeni istemiyorum." Omzuma bastırıyordu. Sanki, sanki tehdit eder gibi.

Dudaklarımın titreyeceğini anladığımda birbirine bastırıp başımı eğdim.

"Kartal.!"

"Tamam mı Efsun." Ateş ve ikisi aynı anda konuşmuşlardı.

Başımı salladım.

"Aferin, sana artık anladığın dilden konuşacağım." Çenemde titremeye başlamıştı.

"Tamam çıkar mısınız odamdan." Dedim normal çıkması için çabaladığım sesimle.

Ateş yaslandığı yerden doğruldu ve yanıma gelmeye başladı.

Ben yatakta oturduğum için önümde dizlerinin önüne çöküp yüzüme bakmaya başladığında gözlerimi kaçırdım.

Çenemden tutup ona bakmamı sağladığında ise gözlerimi kapattım. Tutuşu çok yumuşaktı.

"Bir şey diyemiyorum ki sana amına koyayım...sadece evlenmeden bana bu yüzünü gösterdiğin için teşekkür ederim düğünümüze bir hafta kala bunlar ortaya çıktığı için mutluyum." Başımı salladım.

"Rica ederim." Dediğim de ikisi de şaşırmışa benziyordu.

Artık böyle yapacaktım.

Yaptım diyecektim.

"Çıkar mısınız diğer sevgilimi arayacağım." Ateş'in çenemdeki elleri sertleştiğinde yüzümü buruşturdum. Anında çenemdeki eller yok oldu. Ateş hızla ayağa kalkıp odamı terk etti.

Abime dönüp çık diyecekken beni izlediğini gördüm. Tiksinir bir ifade vardı suratında.

"En kısa zaman bu evden siktir olup gitmen için elimden geleni yapacağım.

Son sözleri bu oldu.

Hızla arkasını dönüp çıktığında kapıyı da evde yankılanacak şekilde çarpıp çıkmıştı.

Ellerim titreye titreye yorganımı kaldırmaya çalıştım ama gücüm yetmedi.

Öylece yatağımın üzerine yatıp cenin pozisyonuna geçtim.

Gözümden tek tek yaşlar akıyordu.

Fotoğraflar ya da oynanan oyun için değildi bu ağlamam.

Canım dediğim iki kişinin bana böyle sözler sarf etmesinden dolayıydı.

Bunları düşüne düşüne sabaha karşı uyuyakalmışım.

Şu an ailecek! Bahçemizdeki masada oturmuş kahvaltı yapıyorduk. Evet herkes masadaydı. Abim ve ablam karşımda oturmuş birbirlerinin tabaklarına sevdikleri şeylerden koyuyorlardı.

Geri zekalılar.

Annem de benim tabağımı zorla dolduruyordu ama ben ağzıma bir lokma bile atmadım.

Babam sanırım ikisini kahvaltıdan önce uyarmıştı çünkü sesleri çıkmıyordu.

Babam ve annem arada beni konuşturmaya çalışıyordu ama hiç keyfim yoktu.

Sessiz geçen kahvaltıdan sonra kalkacağım zaman yan evden gelen kapı açılma sesiyle göz ucuyla oraya bakmaya başladım.

Dış kapıdan çıkan ikiliyi görünce oturup ağlamak istemiştim.

Ateş ve haberlerde görüntülendiği kadın onların evinden çıktılar. Hemen önüme döndüm ama dönmeden önce Ateş'in kadının beline eline koyduğunu görmüştüm.

Dayanamayıp tekrar baktığımda Sezen teyzenin kapının arkasından onlara baktığını gördüm.

Mutlu muydu mutsuz muydu pek anlayamadım.

Biraz ileriye baktığımda ikilinin Ateş'in arabasına bindiğini gördüm.

"Ateş.!" Abim yerinden kalkıp çitlerden atladığında Ateş'te kapatacağı kapıyı biraz daha açıp indi.

"Gamze mi geldi.!" Uzaktan seslendiği için sesli konuşuyordu abim.

Gamze.

İsmi Gamzeydi kadının.

Gamze denilen kadın abimi görünce bindiği arabanın kapısını açıp abime selam verdi.

Gülümseyip önüme döndüm. Tabağıma bakmaya başladım.

"Gamzeye selam verip geliyorum." Ablam da kalktığında annem sıkıntılı bir nefes verdi.

Çatalımı elime alıp üstten üstten tabaktakilerle oynamaya başladım.

"Efso.!" Can'ın sesiyle gözlerimi kapatıp açtım. Önce Ateş'lerin olduğu tarafa baktım. Onun gözleri ilk Can'ı buldu. Sonra onu takip ederek bana baktı. Ben zaten ona bakıyordum.

Gözlerimi hızlıca çekip ayağa kalkıp Can'ı yarı yolda karşıladım.

Can kolunu omzuma atıp beni tekrar kalktığım masaya doğru götürdü. Bu sefer beraber yan yana oturduk.

Can başımın üstünden öpüp annemlere selam verdi.

"Günaydın gençlik." Gülümseyip annemlere baktım.

Onlar da bana bakıyordu.

Sanırım Ateş'i başkasıyla görünce tepkimin kötü olacağını düşünmüşlerdi.

"Güno." Dedim gülümserken.

Can ellerini birbirine sürtüp sofraya baktı.

"Çok açım Efso ver tabağını yemeyeceksen." Tabağımı onun önüne ittim.

Hemen bir çatala tabaktaki her şeyden koydu ama kendisi yemek yerine bana uzattı.

Ağzımı açıp bana yedirmesine izin verdim. Bu masada yediğim ilk lokmaydı.

"Yarasın tosunuma." Koluna vurup güldüm ama hemen ağzımı kapattım.

Annemler gülümseyerek yemeklerine devam ediyorlardı.

"Şunu da ye bakalım." Ekmeği de ağzıma tıktığında yavaş yavaş çiğnemeye başladım.

"Sen olmasan aç aç kalkacaktı Can." Annem söylenmeye başlamıştı.

"Ben onun hakkından gelirim Esin teyze sen beni çağır yeter." Bir anne edasıyla ağzımdaki biter bitmez tekrar çatalı doldurup ağzıma tıkıyordu.

Can olmasa acıktığımı anlamayacaktım.

Yedikçe ne kadar acıktığımı anlıyordum.

Duyduğumuz araba sesleriyle Can'la beraber onların kapısının önüne baktık.

Kimse yoktu.

Sanırım hepsi Ateş'in arabasıyla beraber gitmişti.

Can çenemden tutup ağzıma patates doldurdu.

Sesimi çıkartmadan ne verirse yiyordum.

"Şunu da içsin Can." Babam portakal suyumu gösterince Can onu da eline aldı. Elinden alıp kendim içtim.

Doymuştum.

"Doydum." Dediğim de Can emin olmuş gibi başını sallayıp tabağımda kalanları yemeye başladı.

Seviyordum onu.

Gerçekten Can benim her şeyimdi.

Çok seviyordum.

Kahvaltıdan sonra biraz daha oturup Sezen teyzenin çağırmasıyla onlara geçtik.

İlk başta Can'la hemen odasına çıktık ama sonra Can dedikodu almak için annemlerin yanına salona inelim dediği için şimdi de annem ve Sezen teyzenin yanında anlattıkları cemiyet dedikodusu dinliyorduk.

Kollarımı birbirine bağlayıp geriye yaslanacağım zaman salonun orta sehpasının üstünde gördüğüm kitapla hızla ayağa kalktım.

Kitabı titreyen ellerimle elime alıp arkasını çevirdim.

O olmasın. O olmasın.

Son sayfasını açıp baktığımda gözlerimi sıkıca kapattım. Oydu.

Belli etmeden gülümseyerek arkamı döndüm.

"Bunu kim koymuş buraya." Dedim içini inceliyormuş gibi yaparak. Sadece Sezen teyzenin ağzından laf almaya çalışıyordum. Kitabı zaten ezbere biliyordum.

Sezen teyze anneme bakıp cevap vermeyince tekrar sordum.

"Sezen teyze.?" Derin bir nefes alıp verdi.

"Ateş geçen gün Gamzeye vermiş o da bugün getirdi Ateş'in odasına çıkartmaya unutmuşum." Tebessüm ettim.

"Ben alayım bunu." Dediğimde telaşlandı.

"Efsun alma çocuğun kitabını annem tartışma çıkmasın." Anneme baktım.

"Benim hediyemi yeni sevgilisine veriyorsa önemli bir şey olarak görmüyordur anne boşver." İkisi de şaşırmıştı.

Boğazımı temizleyip Can'a baktım.

"Hadi bizde plaja gidelim biraz kafan dağılsın ne dersin." Kitabı sıkı sıkı tutarken başımı salladım.

"Kitap ben de söylersin sen Sezen teyze." Mahçup bir şekilde başını sallayınca yanına gidip yanağından öptüm.

Ben öpüp çekilecekken o birden sıkıca sarıldığında ben de sarıldım.

"Güzel kızım benim seni çok seviyorum maviş biliyorsun değil mi.?" Gülümseyerek başımı salladım.

"Biliyorum Sezen teyze ben de seni çok seviyorum...Ateş'in kız arkadaşına tabii ki iyi davranacaksın." Bunu söylememle kasıldı.

Bunu yanlış anlamamdan korktuğunu sabahta ben sofrada olduğum için kızı geçirmeye çıkmadığından anlamıştım.

"Kusura bakma annem." Dediğinde ses tonu ağlar gibi çıktı.

"Sezen teyze sorun yok diyorum kötü davranırsan o zaman üzülürüm ki ortada kötü davranılacak bir durum yok sen rahat rahat tepkini ver lütfen sakın çekinme...geçti bitti biliyorsun hayatına yeni birileri girecek tabii ki." Burnunu çektiğinde devam edemedim.

"Evlerimiz de yan yana ağlama Sezen illa ki bunlar olacaktı tahmin ediyorduk zaten arkadaşım." Annem de konuşmuştu.

Sezen teyze benden ayrılıp gözyaşını sildi.

"Tamam Efsun siz gidin annecim dikkatli olun." Can'a baktı.

"Sana emanet Can dikkat edin birbirinize." Can hemen annemi onayladı.

"Hadi Efso." Dediğinde Sezen teyzeyi bir kere daha sesli bir şekilde öpünce güldü.

"Görüşürüz Sezoşum." Koluma vurduğunda gülerek ondan ayrıldım.

Annemi de öptüğümde hızla bahçeden çıkıp bize geçtik.

"Ağlayacak mısın.?" Can'ın sorusuyla başımı sallayıp hemen kollarının arasına girdim.

Odamda Can'ın kollarında ağlıyordum. Elimde bizim kitabımız vardı.

Bizimdi bu kitap. Benim ya da onun değildi. İkimizindi.

Okurduk birbirimize.

Sezen teyzeye ben aldım demiştim ama ben almamıştım. Sadece bizim kitabımızı o kıza verdiği için öfkelenip almıştım.

Can'dan ayrılıp kitabı yatağımın altına sakladığımda dolabımdan bikini ve pareo seçtim.

Plaj çantasına da krem ve gerekli bazı şeyleri koyup arkamı döndüm.

Can telefonunda bir şeylere bakıyordu.

"Gidelim hadi." Dedim.

Hemen ayağa kalkıp beni kolunun altına aldı.

"Benim arabayla gidiyoruz değil mi.?" Göğüsüne vurdum.

"Öldürürüm seni." Gülüyordum.

"Senin araban yoktu unutmuşum Efso." Alaylı bir sesle söylüyordu bunları.

"Babam ayarlayacağım demişti." Dudaklarımı büzdüm.

"Ben özel şoförün olurum boşver." Saçlarımı karıştırdı.

Arabaya atlayıp hızlı bir şekilde plaja giriş yaptık.

Can ben yokken takıldığı bir kaç arkadaşını da arabada çağırmıştı.

Onların olduğu tarafa geçmeden önce üstümüzü değiştirdik. Şimdi de hep beraber şezlonglarda oturmuş sohbet ediyorduk.

Eda ve Mert'i sevmiştim.

"Bilekliğin çıkmış gel." Eda'nın sesiyle kolumu ona uzattım.

"Paslanmıyor mu bunlar suya değince." Dediğimde güldüm.

"Üç senedir paslanmadı." Dikkatle inceliyordu.

"Ben taksam yakışmaz sen takınca elit duruyor." Buna da güldüm.

Tatlı bir kızdı.

Can'la beraber biraz denize girip vakit geçirdik.

O çıkınca ben biraz daha kalmaya devam ettim.

Suyun altına girip iki dakikaya kadar nefesimi tutuyordum. Biraz daha yüzdükten sonra sudan çıktım.

Can havluyla kıyıda bekleyince koşarak yanına gittim.

"Katya maaşına zam yapacağım." Bunu dememle havluyla bacağıma vurdu. Gülerek havluyu bedenime sardım.

"Salaksın." Dedi ve önden önden yürümeye başladı.

"Katya tamam gel barışalım." Arkasını dönüp yanıma gelince geri geri yürüdüm ama o beni omzuna atıp denize doğru koşmaya başlayınca kahkaha atmadan duramadım.

Burnumu tutarak düşmeyi bekledim çok beklemeden öyle de oldu.

Beni suda boğmaya çalışıyordu. Kafamı sudan çıkartınca tekrar konuştum.

"Katya sen na.." Tekrar başımı suya soktu.

Gözlerim kapalı suyun altında bile gülümsüyordum.

Biraz kıpırdanınca başımı hemen çıkarttı.

"Ölücem geri zekalı.!" Elimle su attım ona.

"Gel bakalım Beşir." Bunu demesiyle sesli bir şekilde güldüm.

"Mobese Beşir." Dediğimde o da gülmeye başladı.

Biraz daha böyle aptal aptal denizde espriler yapıp herkesin yanına döndük.

Biraz daha onlarla oturup kalktık. Üstümüzü değiştirip arabaya doğru yürümeye başladık.

Bir kaç kişi fotoğrafımızı çekiyordu ama görmezden geldim.

Magazine çıkacak kadar haber değeri taşımıyordur sanırım.

Can eşyalarımızı arka koltuğa koyup sürücü koltuğuna geçti. Ben de o sırada kemerimi bağlamakla meşguldüm.

Yolda sessiz sakin ilerlerken telefonuma gelen bildirimlerle ekranı açtım.

Hepsi sosyal medyadan geliyordu.

Haberimizi mi yapmışlardı.

Hızla birine tıkladım.

@GAZETEMAGAZİN:
EFSUN GEDİZ YAKIN ARKADAŞI CAN ÇAĞLAYAN VE BİR KAÇ KİŞİ İLE PLAJDA GÖRÜNTÜLENDİ. EFSUNU BEN ATEŞ'İN GAMZE İLE HABERLERİNİN ÇIKMASINA RAĞMEN İYİ GÖRDÜM. DEMEK Kİ HER İKİ TARAF İÇİN DE BU AŞK BİTMİŞ BEYBİLER. BEN BİTMEZ SANIYORDUM ORASI AYRI. AZ HABERLERİNİ YAPMADIM İKİLİNİN ÇOKTA YAKIŞTIRIYORDUM AMA SANIRIM BU AŞKI AŞMAM GEREKEN KONULAR VAR. BU ARADA EFSUN'UN FİZİĞİ ŞAKA MI BU KIZ HİÇ YEMEK YEMİYOR MU ARKADAŞ ELİMDEKİ CİPSLE BİR BAKIŞTIK. SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ YORUMALARA GELİN.

355.826 beğenme. 21.628 yorum

@instagramkullanıcısı: Oha çok güzel lan
@instagramkullanıcısı: Taş amk
@instagramkullanıcısı: Gamze ve Ateş'in de orada olmasını isterdim.
@instagramkullanıcısı: Lan böyle karım olsa gece gündüz altımdan çıkartmazdım
@instagramkullanıcısı: Oha Efsunn
@instagramkullanıcısı: Cidden sevmem ama güzel kadın
@instagramkullanıcısı: Çok seksi lan
@instagramkullanıcısı: Bu kadınsa benim konuştuklarım ne
@instagramkullanıcısı: Bunu elime verecekler varya yürütmezdim daha.
@instagramkullanıcısı: Bu arada başıma bir şey gelmeyecekse Efsun Gamzeden çok daha güzel
@instagramkullanıcısı: Ölmüşüm güzelliğinden Efsun Gediz.
@instagramkullanıcısı: Efsun seni bir kere siiii...
@instagramkullanıcısı: Can nerede Cann.
@instagramkullanıcısı: Hem açık saçlı hem de toplu saçlı güzel olamazsın ya
@instagramkullanıcısı: Sıfır makyaj bile bebek gibi olması şaka mı.
@instagramkullanıcısı: Estetik dolu yüzü aq bizimkiler yine abartmış
@instagramkullanıcısı: Ateş buradaysan ses ver kanka.
@instagramkullanıcısı: Yorumlar ne kadar terbiyesiz amk.
@instagramkullanıcısı: At gibi karı lan.

İğrenç yorumları ss alıp başka habere geçtim.

@MAG:
HERKES EFSUN GEDİZİN FİZİĞİNİ KONUŞMAYA BAŞLAMIŞ. FELAKET GÜZEL BİR KIZ OKEY AMA BEN BİR TÜRLÜ SEVEMİYORUM ÇOK NEGATİF GELİYOR BANA. SANIRIM ATEŞ VE GAMZE ÇİFTİNİ YAKIŞTIRDIĞIM İÇİN BİRAZ ÖNYARGIM VAR. NEYSE ARKADAŞI CAN ÇAĞLAYAN İLE PLAJDA GÖRÜNTÜLENMİŞLER ÇEVREDEKİLER İKİLİNİN BAYA EĞLENDİĞİNİ VE BOL BOL ARKADAŞLARIYLA SOHBET ETTİKLERİNİ YAZMIŞLAR ARTI OLARAK EFSUNUN DAHA GÜZEL OLDUĞUNU DA YAZMIŞLAR. SEVMESEM DE EVET GÜZEL BİR KIZ. AYRICA BEN ATEŞ VE GAMZE HABERLERİNDEN SONRA BİLEREK ORTALARDA GÖRÜNDÜĞÜNÜ DÜŞÜNÜYORUM.

376.927 beğenme. 29.279 yorum

@instagramkullanıcısı: Kız çok güzel lan.
@instagramkullanıcısı: Ateş şu an pişman olmuştur amk
@instagramkullanıcısı: Efsun bir tur da bize ver güzel binerim sana merak etme :)
▶️@kartalgediz: Ben bineceğim sana orospunun dölü.
@instagramkullanıcısı: Ay bu kız bizim hakkımıza girmiş aq
@instagramkullanıcısı: Lan Kartal yorum yaptı.
@instagramkullanıcısı: Vay anam babam
@instagramkullanıcısı: Yollarına ölünür be zalimin kızı
@instagramkullanıcısı: Oha Kartal yorumlarda koşun.
@instagramkullanıcısı: Annesi babası yok mu bu kızın nasıl geziyor çıplak
@instagramkullanıcısı: Buraya ait değil Türkiyeye fazla bu kız
@instagramkullanıcısı: Koşun kartal yorum yapmış
@instagramkullanıcısı: Of yavru
@instagramkullanıcısı: Herkes binmiştir buna.
@instagramkullanıcısı: Üç gün oturamazsın elimde olsan.
@instagramkullanıcısı: Kızın abisi geldi lan açılın.
@instagramkullanıcısı: Efsun seni bir kere s.
@instagramkullanıcısı: Abisi sikecek sizi şimdi ahahahhaa
@instagramkullanıcısı: Oha lan noluyor ortalık karışmış.
@instagramkullanıcısı: Üf alev ateş aq kızı
@instagramkullanıcısı: Çok güzelsin lan benim olsan varyaaa
@instagramkullanıcısı: Lan kıza neler yazmışsınız amk sapıkları keşke sizi şikayet etseler.

Abim bir yoruma yanıt vermişti. Şaşkınlıkla okuyordum. O kadar kötü ve pis şeyler yazılmıştı ki.

"Can." Dediğimde ne var gibi ses çıkarttı.

"Fotoğraflarımı çekmişler altına kötü kötü şeyler yazılıyor." Kaşlarını çatıp bana bakmaya çalıştı.

"Eve gidelim sikerim belalarını." Dedi sinirle.

"Abim birine yanıt vermiş..o kadar kötü şeyler ki düşün abim bile kendini tutamayıp yanıt vermiş Can." Derin bir nefes aldı.

"Kaldırtalım haberleri." Başımı sallayıp hemen babamı aradım.

"Efsun." Sanırım kalabalık bir yerdeydi sesler geliyordu arkadan.

"Baba." Nasıl söyleyeceğimi bilemedim.

"Korkutma kızım ne oldu." Arkadaki sesler kesilince evde olduğunu anladım.

"Baba haberlerim çıkmış." Dediğimde sesim kısıktı.

"Ne haberi.!" Diyerek bağırdı.

"Plajda bir kaç fotoğraf." Tam konuşacağım zaman babam abime seslendi.

"Kartal, Efsun'un haberini yapmışlar aç oku bana." Dediğinde nefesimi tutmuş ikisini dinliyordum.

"Sikik sokuk şeyler baba haberde bir şey yok yorum yapıyorlar soktuğumun evlatları." Abimin söylediklerine hayret etmiştim.

"Baba haberleri kaldırtabilir misin." Diye sordum.

"Kıraç, senin bir arkadaşın vardı haberleri kaldıralım Efsun rahatsız olmuş." Kıraç amcada mı oradaydı.

Allahım elimi alnıma attım.

"Ateş ara hemen Dila'yı kaldırtsınlar hangi haberse." Ateş diyor. Allahım.

Hepsi orada mıydı.

Ateş'in sesini duymadım ama sanırım Kıraç amcayı onaylamıştı.

"Tamam kızım hallediyoruz birazdan canını sıkma yazılanları okuma." Dedi babam.

"Tamam baba biz geliyoruz zaten yarım saate." Dememle uzatmadan kapattım.

"Abin de oradaymış ona söylediler birini ara kaldırt diye." Başını salladı.

"Bir arkadaşı bu işlerle uğraşıyor o yüzden ona demişlerdir direkt siliyor tüm sosyal medyadan girilen haberi sanırım telif atıyor." Bir şey demedim.

Yol boyunca çıkan diğer haberlere bakıyordum. Haberlerde bir şey yoktu ama abimin dediği gibi yorumlar çok fazla kötüydü.

Can'ların bahçesine hızlıca girdiğimiz de bizim bahçede oturduklarını gördüm.

Can'ın koluna girip bizim bahçeye yürürken üstümdeki tshirtü düzelttim.

Masadakiler görüş açımıza girmeye başladığında Ateş'in yanında gördüğüm sabah ki kadınla adımlarım durur gibi oldu ama Can kolumu sıktı.

"Siktir." Dedi ağzının içinden.

"Efsun, Can." Annem ve Sezen teyze ayağa kalkıp sırayla bize sarıldılar. Ben o sırada masaya bakmamak için büyük bir çaba sarf ediyordum.

Kız arkadaşını getirmişti.

Kız arkadaşıyla karşı karşıyaydım.

BÖLÜM SONU

Yorumlarınızı bekliyorummmm

Kitap nasıl ilerliyor.

Bölüm etkileşimi

Okurlar bu bölümle etkileşime geçti

1.976okunma 70beğeni 6yorum
Bu iki tercih yalnızca bu tarayıcıda saklanır; yukarıdaki Vaveyla sayaçları gerçek uygulama verisidir.